Şeker Hastalarında Göz İçi Kanamaların Tedavisi

içerik

Şeker Hastalığının Göze Etkisi (Diabetik Retinopati)

Şeker Hastalarında Göz İçi Kanamaların Tedavisi

Şeker hastalığı,pankreas dokusundan salgılanan insülin hormonunun eksikliğine veya etkisizliğine bağlı kan şekerinin yükselmesine sebebiyet verdiği gibi, aynı zamanda bir küçük damar hastalığıdır.Tip1 diabet genelde 30 yaşından önce başlar. İnsülin eksikliği mevcuttur.İnsülin enjeksiyonları gerekir.

Tip2 diabet genelde 40 yaşından sonra görülür,vücutta insülin eksik veya kullanımında bozukluk vardır.Diet,ağızdan alınan antidiabetik ilaçlar ve bazı hastalarda insülin enjeksiyonları gerektirir.

Diabetik retinopati, şekere hastalığına bağlı olarak gözün arka bölümünde ışığa hassas bir doku olan retina tabakasının(ağ tabaka) damarlarının etkilenmesi ile ortaya çıkan ve körlüğe sebebiyet veren bir durum olup, diabetin tek tedavi edilebilir komplikasyonudur. Genelde iki göz de etkilenir.

Hastalığın başlangıcında hastanın hiç şikayeti olmayabilir, bulgular zamanla ortaya çıkar.Hafif veya ağır, ancak muayene edilen diabetli bir hastada retinopatinin görülme oranı %40-45 civarındadır.Bu oran hastalığın süresi ile artış gösterebilir. Erken safhada yakalanan hastaların tedavileri mümkündür.

Bu sebeple hastaların hiç bir şikayeti olmasa da yılda 1 kez retina muayeneleri olması gerekir. Buluğ çağı,gebelik,katarakt ameliyatı,insüline yeni geçiş gibi dönemlerde muayene sıklaştırılmalıdır.

Diabetin sıkı kontrolü, gerektiğinde insüline geçiş, kan lipid ve kolesterolünün ve diğer dahili problemlerin kontrol altına alınması,sigarayı bırakmak hastalığın ilerlemesini yavaşlatır,ancak durdurmaz.Bu sebeple kan şeker düzeyleri çok iyi kontrol edilse bile,retina muayeneleri ihmal edilmemelidir.Şeker hastalarında kan şekerinin hızlı değişiklikleri ile geçici görme bulanıklıkları da gelişebilir.Katarakt oluşumu da normal topluma göre daha sıktır.Görme sinirinin küçük damarlarının tıkanması nadir görülen bir durum olup,optik nöropati adını alır.Bu yazıda diabetik retinopati üzerinde durulacaktır.

Diabetik retinopatinin evreleri nelerdir?

  1. Zemin diabetik retinopati:Ağ tabaka damarlarının tıkanması ve duvarlarının bozulması ile küçük damar genişlemeleri(mikroanevrizma),kan elemanlarının retinaya sızması ile küçük retina içi kanamalar,sert eksuda adı verilen sarı birikintiler görülür.

    Retinanın makula adı verilen en hassas bölgesi etkilenmedikçe görme yakınması olmaz.

  2. Makulopati: Zamanla makula bölgesi damarları etkilenince,bu bölgedeki damarların zedelenmesi ile, beslenme bozukluğu(iskemi),sıvı sızması(ödem),ve bu bölgeye yerleşen kanama ve eksudalar görmeyi etkiler.Hasta bulanık ve az görmeden yakınmaya başlar.

  3. Proliferatif diabetik retinopati:Diğer bulgulardan daha az görülür.Beslenme bozukluğuna(iskemi) cevap olarak retina bazı sinyaller ve kimyasal maddeler oluşturur ve istenmeyen yerlerde yeni damarlar gelişir.

    Bu yeni damarlar göz içine yoğun kanamaya(vitreus hemorajisi),etraflarında gelişen ve gözün içini dolduran yumurta akı kıvamındaki jele(vitreus) doğru uzanan bantların yaptığı çekinti ile retinanın yerinden kabarmasına(dekolman),göz tansiyonunun yükselmesine(glokom) sebebiyet verir.Bu gelişmeler ise körlükle sonuçlanır.

Diabet gözde nasıl kanama yapar?

Diabet gözün ağ tabakasındaki (retina) damarları etkileyerek kılcal damarlarda baloncuklara ve tıkanmalara neden olur. Bu değişikliklerin sonucunda da retina içinde kanamalar, ödem, yeni damar oluşumları ve göz içine (vitreus) kanamaalr görülebilir.

Gözdeki diabete bağlı kanamalar geçici midir ?

Retina içindeki kanamalar 6 hafta-4 ay içinde kendiliğinden düzelebilir ancak yeni kanamalar oluşabilir.

Göz küresinin içine olan kanamalar (vitreus kanamaları) yeni damarlardan kaynaklanır, bunlar da bazen 6 ay içinde vücut tarafından emilebilir ancak yeni damarlar var oldukça tekrar kanama olabilir.

Yeni damarların gerilemesi için laser ışık tedavisi gereklidir.

Gözün arka tarafı hekim tarafından hiç görülemiyor ve dik konumda istirahat ile kanama açılmıyorsa vitrektomi adı verilen göz ameliyatı gerekebilir.

Diyabetik Retinopatideki Görüntüleme Yöntemleri  Nedir, Nasıl uygulanır?

Fundus Floresein Anjiyografisi (FFA); Retina anjiografisi,flöresein adı verilen bir boyanın 5cc kadar kol toplardamarlarından birine verilmesi, 8-10 saniye içinde göze ulaşan boyanın gösterdiği retina damarsal sisteminin fotoğraflanması esasına dayanır.Retina hastalıklarının tanısı ve tedavi edilecek bölgelerin gösterilmesinde kullanılmaktadır.

Damarları açma özelliği yoktur.Radyoopak madde kullanılmaz.İşlem sırasında bazı hastalarda geçici bulantı olabilir.İşlemden sonra 2 gün kadar hastanın cilt rengi sararır, idrar rengi koyulaşır.Çok nadir olarak boya allerji yapabilir.Ağır karaciğer ve böbrek hastalarında, hamilelerde kullanımı önerilmez.

                                              

Optikal Koherens Tomografi (OCT)

FFA sızıntının yerini gösterirken, OCT ise bu sızıntı yerindeki retinanın kesiti hakkında bize bilgi verir. İlaç alınımına gerek yoktur. Kısa ve zahmetsiz bir yöntemdir. FFA ile göremediğimiz bazı oluşumlarda bize ciddi fayda sağlayan bir yöntemdir.

Nasıl tedavi ediyoruz? Laser ışık fotokoagülasyonu nasıl uygulanır?

Hastanın yakınması olmadan göz hekimine başvurması çok önemlidir.Erken evrede LASER ışık koagülasyonu ile,tedavi edilen hastaların %80-90 civarındaki bir gurubunda körlüğü engellemek mümkündür.Tedavinin etkinliği ve yöntemleri, yaklaşık 40 yıllık çalışmalarla ortaya konulmuştur.Tedavide, artık yerleşmiş olan bu prensipleri uyguluyoruz.

Tedavi için gözün üzerine bir kontakt lens yerleştirilir.Laser ışığı bu lens vasıtası ile tedavi edilecek bölgelere ulaştırılarak yanıklar oluşturur.İşlem genelde tolere edilebilir,ancak bazı durumlarda ağrı duyulabilir.Bu sebeple ağrı kesici bir tablet alınması uygundur.LASER tedavisinin amacı, görmeyi hastanın başvurduğu düzeyde tutmaya çalışmaktır.

Ancak işlemden sonra bir miktar görme azalması olabilirse de,ileride görülecek daha şiddetli görme azlığının engellenmesi açısından bu kabul edilebilir.İşlemden hemen sonra görme yakınmaları artabilir, ancak bir süre sonra eski düzeye döner.Laserin uygulandığı bölgeye göre merkezi veyaçevresel görme,karanlık-aydınlık uyumunda,renk görmede etkilenmeler gelişebilir.

Laser tedavisi tıkanmış olan küçük damarları açamaz, sadece sızıntı(ödem) bölgelerine ve yeni gelişen damarlara etki edebilir.

Laserin başarısı,hastanın erken başvurusu ile doğru orantılıdır.

Şeker hastalığında vitrektomi ameliyatı ile ne amaçlanır?

Şeker hastalığında kan şekeri düzeyi kontrol edilmez ise genellikle hastalık başladıktan 5 yıl kadar sonra ağ-tabakası (retina) kanamaları, ağtabakası içine yağ ve sıvı sızması ve bu tabakanın kalınlaşması, ilerleyen dönemlerde kanamanın göz içine yayılması ve ağtabaka ayrılmaları ve yırtılmaları gelişebilir.

Bu sorunların giderilmesinde vitrektomi teknikleri kullanılır. Bu ameliyat ile kanamalar temizlenir, retina ayrılmaları tamir edilir, ağ-tabakadaki yağ ve sıvı birikiminin azaltılması için ağtabaka üzerindeki zarlar çıkartılır.

Unutulmaması gereken nokta şeker hastalarının bu döneme gelmemesi için kan şekerlerini düzenli olarak normal sınırlarda tutmalarının gerektiğidir.

Vitrektomi ameliyatı nedir?

Vitrektomi ya da diğer ismi ile pars plana vitrektomi 1 mm den daha ince çaplı kesici ve emici bir aletin gözün içine sokularak, göz arkasındaki jelin çıkartıldığı bir ameliyat şeklidir. Bu teknik ile birçok göz hastalığı tedavi edilir.

Tedavi için geç kalmış ve bazen laser tedavisine rağmen ilerleme gösteren hastalarda,gözün içine 1 mm den ince özel alelerle girilerek uygulanan bir cerrahidir.Çoğunlukla proliferatif safhanın komplikasyonları sebebi ile uygulanır.

Göz içi sıvısı(vitreus) içindeki kanamaların ve çekinti yapan bantların temizlenmesi ve retinanın tekrar eski anatomik yapısına kavuşması hedeflenir.Temizlenen göz içi sıvısı yerine seum fizyolojik veya başka bir sıvı ile göz içi doldurulur.Bu tedavi için de bir süre olup, başarısı yine zamanlamaya bağlıdır.

Ameliyatın anatomik başarısı,belirlenen bu hedeflere ulaşmaktır,fonksiyonel başarıya,yani erişilecek görme düzeyine gelince bir sinir dokusu olan ve yenilenmeyen retinada elde edilebilecek görme düzeyi ancak ameliyattan sonra belirlenebilir.Ameliyat sırasında gözün içine hava,gaz,silikon gibi tampon maddeler verilmesi gerekebilir.

Bu maddeler içinde silikonun tekrar geri alınması söz konusudur.Diğerleri kendiliklerinden emilir.Ameliyatın en sık görülen yan etkisi katarakt gelişimini hızlandırmasıdır.yeniden kanama da gelişebilir.Bu gibi durumlarda yeniden cerrahi gerekebilir.

Göz İçerisine İlaç Enjeksiyonu Uygulamalarının Diyabetik Retinopatideki Yeri Nedir?

Usulüne uygun ve doğru zamanlanmış yukarıda bahsedilen tedaviler ve hastanın dahili problemlerinin kontrole alınması ile, diabetik retinopati sebebi ile gelişen körlük oranları %5 e düşmüştür.

Ancak en keskin gören nokta olan makula bölgesindeki sıvı birikimi(ödem) ve eksudalarda görmeyi daha iyi korumak için çalışmalara devam edilmektedir.Bu amaçla, tartışmalı olmakla beraber, göz içine dışarıdan kortikosteroid veya AntiVEGF ilaç enjeksiyonları denenmektedir.

Bu tedavilerin bir süresi olduğundan enjeksiyonların tekrarı gerekebilir.Yan etkileri en sık göz içi basıncının yükselebilmesi(her hastada yükselmez),katarakt,nadiren enfeksiyondur.

Источник: http://bolgehastanesi.com/seker-hastaliginin-goze-etkisi

Diyabette göz sağlığı konusunda dikkat edilmesi gerekenler

Şeker Hastalarında Göz İçi Kanamaların Tedavisi

Yüksek şeker gözde olduğu gibi beyinde de ince damarlarda beslenme bozukluğuna yol açıyor. Hangi damarda sorun yaparsa o damarın beslediği sinir aç kalır. Bunun sonucunda göz kapağı düşüklüğü, gözü içe, dışa, yukarı ve aşağı hareket ettirememe buna bağlı çift görme veya göz kapağını kapatamama ve gülümseyememeye yol açabilir.

Diyabette kan şekeri kontrolü göz sağlığı için hayati öneme sahip!

Küçük damarların hastalığı olan Diyabetin en önemli komplikasyonu, gözün ışığı algılamasını sağlayan retina sinir tabakasının kan damarlarında yaptığı değişikliklerdir.

Şeker hastalığında damar çeperleri tıkandığı için yer yer göz içinde kanamalar meydana gelir. Kanamanın emilmesi de göz içinde o bölgelerde kabarma ve büzüşmelere neden olur. Göz içinde bazı bölgelerde beslenme bozulur.

Böylece retina beyne bozulmuş görüntüler gönderir. Kansız kalan bölgelerde ise, hücrelerin fonksiyonları zayıflar.

Diyabetik retinopati? denilen bu hastalığa zamanında müdahale edilmezse körlüğe kadar ilerleyebilir. Ancak hastalık yavaş yavaş ilerler. Önce retinada tıkanmalar başlar. Daha sonra birbirini takip ederek büyür.

Ayrıca, göz tansiyonu ile görme sinirini etkileyebilir ve göz kaslarında felçlere yol açarak göz kaymasına yol açabilir. Bunun yanı sıra, şeker hastalarında tedavi sırasında katarakt riski ortaya çıkabilmektedir. 15 yıllık diyabeti olan hastada retinopati gelişme riski yüzde 80’dir.

Tedavi edilmeyen diyabet hastalarının, normal bir insana göre 25 kat daha fazla körlük riski bulunmaktadır.

Diyabetik retinopati: Erken tedaviyle hastalık önlenebilir

Henüz damar çeperlerinin yeni bozulduğu dönemde eğer kan şekeri kontrol altına alınabilirse her şey eskisi gibi normale dönebildiğini ifade eden Doğan, eğer göz arkasında kanamalar sıklıkla başlamışsa müdehalenin gerekeceğini belirtti.

Doğan, “Beslenemeyen yeni damarların gelişmemesi için erken müdehale şart. Çünkü beslenemeyen alanlardan salgılanan bazı faktörler yeni küçük damarların oluşmasına yol açar. Bu da normal retina damarından farklı olup kolay kanama eğilimindedir.

Diyabetik retinopati nedir? Belirtileri, tanı ve tedavisi nasıl yapılır?

Göz içindeki bu kanamalar, retinada bir çok tahribatı beraberinde getirir. Eğer kanamalar, çekintiler, büzüşmeler had safhada ise, gözün içinde her şey savaş alanına girmişse o zaman müdahale yapmak gerekiyor. Göz içindeki jel kıvamındaki madde alınıp tazesiyle değiştirilmektedir.

İşlem sırasında kanamalar durdurularak örümcek ağı gibi çekintileri kesip temizlemek gerekebilir. Hastalık evresinde işin bu raddeye gelmemesi tedavi açısından daha iyi olmaktadır. Eğer yeni damarlar zamanında durdurulmamışsa ve göz içi basıncı yükselmişse buna yönelik damla ya da ameliyat tedavisi de gerekebilir.

Gözde sadece katarakt varsa, tedavisi en kolay olan müdahaledir’ diye açıkladı.

Diyabet hastalığında göz hastalıklarının belirtileri

Doğan, sık çıkan arpacıklar ve kirpik dibi iltihapları henüz fark edilmemiş bir şeker hastalığının ilk belirtileri olabileceğine dikkat çekti.

Göz içindeki değişiklikleri saptamak için gözbebeğinin damlalarla büyütülmesinin ardından, göz içine teleskop gibi özel ışıklı büyüteçlerle bakılacağını belirtti.

Şeker hastası olanlarda göz bebeğini büyüten damlaların etkisi biraz geç görülebileceğini Dolaşım bozukluklarını saptamak için kol damarlarından boyalı bir ilaç verilerek göz filmi dediğimiz göz anjiyosunun çekilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

İnsülin kullananların şeker hastalığı tespit edildikten sonra beş yıla kadar yılda bir, beş yıldan sonra her altı ayda bir muayene olması göz sorunları teşhisi için çok önemlidir.

İnsülin kullanmayanların ise şeker hastalığı saptandıktan sonra on yıla kadar yılda bir, on yıldan sonra her altı ayda bir muayene olması gerekir. Hastalığın süresi uzadıkça gözde hasar yapma riski de artar.

İyi kontrol edilmemiş hastalar yüksek risk taşır.

Katarakt nedir? Neden olur? Belirtileri ve tedavi yöntemleri

Diyabete bağlı göz sorunları tedavi edilmezse ne olur?

Diyabete bağlı şeker hastalığında erken teşhis ve tedavinin önemini önemlidir. Genel olarak vücutta ölen hücreler hiçbir şekilide diriltilemez ve bu şekilde hiçbir kayıplar geri getirilemez.

Bu hastalıkta asıl tedavi diyabete bağlı olarak gözde hasar gelişmesini önlemektir. Hasar geliştikten sonra sadece bu hasarı durdurmaya, geriletmeye yönelik tedaviler yapılabilir, ancak giden geri gelmez. Çünkü göz kansızlığa tahammül edemez.

Tedavi edilmeyen ve ilerleyen kayıp geri dönemez ve körlükle sonuçlanabilmektedir.

Şeker hastalarının dikkat etmesi gerekenler:

  • İlacınızı doktor söylemedikçe bırakmayın. İlacı bırakınca şeker yine yükselir.
  • Giderek bulanık görme ya da miyopta artış saptanırsa şekerinizi ölçün.
  • Şekerinizi kendiniz ölçmeyi öğrenin.
  • Tip I dediğimiz yani insülin kullanan şeker hastaları beş yıla kadar bir kez, beş yıldan sona her altı ayda bir göz muayenesi olmalıdır.
  • Tip II dediğimiz yani, insülin kullanmayan şeker hastaları on yıla kadar yılda bir, on yıldan sonra her altı ayda bir muayene olması gerektiğini belirtti.

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/diyabet-goz-hastaliklari-dikkat-edilmesi-gerekenler/

Diyabet (Şeker Hastalığı) Ve Göz

Şeker Hastalarında Göz İçi Kanamaların Tedavisi
Göz Hastalıkları
Memorial Ataşehir Hastanesi

Şeker hastalığının süresi arttıkça gözde hasar yapma riski de artar. Şeker hastalığı iyi kontrol edilmemiş hastalar ise daha yüksek risk altında bulunur.

Şeker hastalığının göz sağlığı üzerindeki Memorial Ataşehir Tıp Merkezi Göz Hastalıkları Bölümü Uzmanları anlattı. Diyabet, insulin eksikliğine veya etkinliğinin azalmasına bağlı kan şekerinin yükselmesiyle (hiperglisemi) karakterize bir hastalıktır.

Göz de dahil olmak üzere birçok organımızda hasar yapabilmektedir. 20 ile 65 yaş arasındaki insanlarda görülen en sık körlük nedenidir.

Kaç çeşit diyabet vardır?

İki çeşit: * İnsuline bağlı diyabet, tip 1 olarak da bilinmektedir. Sıklıkla 10 ile 20 yaşları arasındaki insanlarda gelişmesine rağmen, daha yaşlı insanlarda da ortaya çıkabilir. * İnsuline bağlı olmayan diyabet, tip 2 olarak da bilinmektedir ve sıklıkla 50 ile 70 yaş arasındaki insanlarda gelişir.

Hangi hastalar göz açısından risk altındadır?

Şeker hastalığının süresi arttıkça gözde hasar yapma riski artmaktadır. Şeker hastalığı iyi kontrol edilmemiş hastalar daha yüksek risk altındadır. Bununla birlikte, iyi bir metabolik kontrol gözde hasar yapma riskini ortadan kaldırmamaktadır. Ayrıca, hamilelik, hipertansiyon, böbrek hastalığı ve anemi varlığı şeker hastalarında göz tutulumunu kötü yönde etkileyebilmektedir.

Gözde ne gibi hasar yapmaktadır?

Katarakt, diyabeti olanlarda olmayanlara oranla daha sıklıkla ve daha genç yaşlarda oluşmaktadır. Ayrıca, görme sinirini etkileyebilir ve göz kaslarında felçlere yol açarak paralitik göz kaymasına (şaşılık) yol açabilmektedir. Diyabetin en önemli komplikasyonu retina tutulumudur.

Retinada ödem (su tutulması), kanama odakları ve yeni damarlanmaya yol açabilmektedir. Bu yeni oluşan hassas damarlar da kanayarak göz içi kanama ve retina dekolmanı oluşturabilmaktedir. Hastalığın daha ileri evrelerinde de glokom (göz içi basıncının artması) oluşabilmektedir.

Hastalık ve komplikasyonları tedavi edilmezse körlükle sonuçlanabilmektedir.

Hastalar hangi şikayetlerle doktora başvurur?

Hastalarda, genelde yavaşca ilerleyen görme azalması olabileceği gibi ani görme kayıpları da olabilir. Bununla birlikte, hastaların gözlerinde hasar başlamasına karşın görmeyle ilgili hiçbir şikayetleri olmayabilir.

Bu da, şeker hastalarının muayenelerinin, diyabet uzmani ile birlikte göz doktoru tarafından yapılmasının önemini göstermektedir.

Erken teşhis ve tedavi ve sık kontrollerle birçok diyabetli hastada ciddi görme kayıpları engellenebilmektedir.

Teşhis için yapılan tetkikler nelerdir?

Retinadaki hasarın belirlenmesi ve tedavinin planlanması için fluorescein anjiografisi yapılmaktadır.

Burada, hastanın kolundaki bir damardan boyayıcı bir madde verilerek göz filmleri çekilmektedir. Bu tetkikin göze hiçbir zararı yoktur.

Nadir durumlarda, hastalarda kusma, bulantı ve kaşıntı olabilmektedir. Yan etki olarak, deri ve idrar bir gün boyunca sarıya boyanır ve kendiliğinden geçer.

Retina tutulumunda tedavi nedir?

Tedavi, çoğunlukla lazerle yapılmakta ve ana hatlarıyla ikiye ayrılmaktadır. Birincisi, retinada yeni oluşan damarların gerilemesini sağlayacak şekilde lazer yapılarak göz içine kanama, retina dekolmanı ve glokom oluşması engellenir.

Çoğu hastada istenilen sonuc elde edilmekle birlikte, bazen yapılan etkin lazer tedavisine rağmen bu komplikasyonlar oluşabilmektedir. İkincisi, maküla denilen görme merkezinde ödem (su toplanması) olan hastalarda ödemi azaltmak veya yok etmek için yapılan lazer tedavisidir.

Tedaviyi takiben ödem kaybolsa veya azalsa bile görme artmayabilmektedir. Bunun için, bu lezyonlar ne kadar erken tedavi edilirse, görme o kadar iyi düzeyde kalmaktadır. Bununla birlikte, tedavi sonrası görmenin daha iyileştiği veya daha kötüleştiği de olmaktadır.

Lazer tedavisine rağmen göz içine kanama, retina dekolmanı ve glokom olan veya makula ödeminin devam ettiği durumlarda vitrektomi ameliyatı yapılmaktadır. Günümüzde vitrektomi ameliyatlarıyla başarılı sonuçlar elde edilmektedir.

Neye dikkat etmeliyiz?

Diyabetik hastalar görmelerinde azalma olmasını beklemeden göz doktoruna muayane olmaları gerekmektedir. Erken evrede tespit edilen lezyonlar daha etkin ve güvenli bir sekilde tedavi edilebilmektedir. Kan şekeri düzeyi, hipertansiyon, kolesterol düzeyi ve diğer önemli tetkiklerin de şeker hastalığınızla ilgilenen doktor tarafından kontrol altında tutulması gerekmektedir

Güncellenme Tarihi: 30 Nisan 2009Yayınlanma Tarihi: 30 Nisan 2009

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/diyabet-seker-hastaligi-ve-goz/

Şeker Hastalığının Neden Olduğu Göz Hastalıkları – Diyabetik Retinopati Nedir? – Sağlık Ocağım .NET

Şeker Hastalarında Göz İçi Kanamaların Tedavisi

Şeker hastalığı metabolik bir hastalıktırve tüm vücuttaki kılcal damarları, küçük damarları zaman içerisinde etkiler.

Vücutta insülinin ya yeterince salgılanmaması, buna tip 1 diyabet denilir ve daha erken yaşlarda çocukluk dönemlerinde başlayabilir ya da vücutta insülin salgılanmasına rağmen dokularda yeterince etkili kullanılmaması şeklinde ifade edilebilecek tip 2 diyabet hastalığı bu erişkin yaşlarda ortaya çıkan ve yanlış beslenme, yanlış yaşam tarzı ve daha kilolu kişiler (obezite) ile ilişkilendirilen tip diyabettir.

Zamanla vücuttaki şeker değerinin artması dokulardaki metabolizmayı bozarak küçük kılcal damarların yapısının değişmesine neden olur. Şeker hastalığıkronik bir hastalıktır. Özellikle hastalığın başlamasından 5-10 yıl sonra zaman içerisinde vücuttaki küçük damarları etkiler.

El ve ayaklarda bulunan, sinirleri besleyen ince damarlar etkilenir. Böbrek damarları da bu damarlardan dır. Gözde bulunan retina dokusu, metabolizması en yüksek ve çok hızlı çalışan bir dokudur. Bu nedenle oksijene, beslenmeye ve damar yolu (dolaşım sistemi) ile gelen tüm maddelere ihtiyacı vardır.

Diyabetik retinopati belirtileri

Retinayı besleyen iki tip damar vardır ve bu damarlarda şeker hastalığından dolayı tıkanma, bozulma başlar ve buna bağlı olarak damarlarda dolaşan kan retina içerisine sızma meydana getirir ve retinada özellikle görme noktasında ödeme, sıvı toplanmasına ve görme bozukluğuna yol açabilir.

Ayrıca beslenemeyen, kan gitmeyen retinanın kendisi savunma mekanizması olarak yeni damar yapmaya çalışır fakat bu damarlar hassas, kırılgan çatlamaya ve kanamaya yatkın damarlar olur, bu da retinanın yüzeyinde ve içerideki jel tabakaya doğru kanama oluşması sonucu gözün içinde görüşü etkileyen koyu renkli bir perde şeklinde görülür.

Bu durum görmeyi bir anda çok ciddi bir şekilde azalttığı gibi körlüğe sebep olabilir. Diyabetik retinanın diğer belirtileri ise gözde küçük benekler, çizgiler, bulanık görme, gece iyi görmeme ve parlak ya da loş ışığa uyum sağlayamama gibi belirtilerdir.

Şeker hastalarında göz muayenesi

Şeker hastalığının tanısı tespit edildikten sonra, mutlaka bir göz muayenesinin yapılması ve elde edilen bulguların not edilmesi gerekir. Şeker hastalığı bulguları, bazende göz muayenesinde meydana çıkmaktadır. Şeker hastalığı tanısı ilk konulduğu zamanlarda yılda bir göz muayenesi yapılması önemlidir.

Şeker hastalığında göz muayenesi, gerektiğinde gözün damarlarını gösteren Fundus Flourescein Anjiografisi (FFA), denilen göz dibi anjiyosu muayenesi (damardan bir boyalı madde verdikten sonra hastanın gözünün damarlarının filmini yaklaşık 10 dakika süre ile çeken tetkik) yapılır. Bu tetkik göz muayenesinde çok önemlidir. Bu tetkik gözün sistemini incelemede ve tanıda yardımcı olan değerli bir tetkiktir.

Yine tanıda, özellikle sarı noktada şekere bağlı sıvı birikmesi, ödem, yağ sızması gibi kanamaları gösteren optik koherens tomografi (OCT) denilen, hastaya yan etkisi olmayan yöntem de tanıda yardımcı olur. Bu tetkikler sayesinde şeker hastalığına bağlı göz problemlerinin olup olmadığı, derecesi, şiddeti ve yaygınlığı net bir şekilde anlaşılır ve buna göre tedavi planı yapılır.

Diyabetik retinopati nedir

Şeker hastalığına bağlı göz hastalıklarının tedavisi

Diyabetikretinopati tedavisi çok büyük önem taşımaktadır. Öncelikle evresi belirlendikten sonra, erken evrede ve belli bir tutulum yok ise koruyucu tedavi ve düzenli kontrol, hastanın gerekenleri düzgün bir şekilde uyması ve diğer risk faktörlerini kontrol altına alması ileride oluşacak sorunları geciktirir veya önleyebilir.

Yeni kanamaların olmadığı evrelerde hastaların 3-4 ayda bir muayene yapılması ve göz anjiyografisi çekilerek takip edilmesi gerekir. Eğer gözün retina tabakası içerisindeki damarlarda ani kanama başlama riski olur ise bu durumda 3-4 seanslık lazer tedavi uygulanır. İleri dönmelerde gerekirse bu tedavi tekrar uygulanabilir.

Lazer tedavisinde hasta herhangi bir ağrı, acı hissetmez ve bu işlemin bir seansı genellikle 15 dakika kadar sürer. Bu tedavi sonrası hasta düzenli olarak takip edilir. Düzenli takip ve tedavi edilen şeker hastalarında görme kaybı önlenebilir, bu nedenle şeker hastalarının düzenli olarak göz muayenesi yaptırmaları son derece önemlidir.

Ayrıca retinopatinin ileri aşamalarında göz içine kanamalar ve retinal yüzeyde, sinir ağında zarlar geliştiğinde vitrektomi ameliyatına gerek duyulabilir.

Bu ameliyat, gözün içindeki boşluğu dolduran, viterus adı verilen jelin alınmasıdır. Ameliyat süresi vakaya ve hastaya göre değişiklik gösterdiği gibi yaklaşık 1 saat sürer.

Ameliyattan sonra göz 24 saat kapalı kalır ve hastalar 2 saat sonra taburcu olabilir.

Şeker hastaları gözlerini nasıl korumalı

  1. Öncelikle çok iyi bir şekilde dahiliye (iç hastalıkları) bölümünün kontrolünde olmaları gerekir. Hastalar kendi güvendikleri dahiliye uzmanı tarafından takip edilmelidir.
  2. Şeker seviyelerini korumalı, mümkün olduğunca sabah akşam kan şekerleri ölçülmeli, eşlik edebilecek yüksek tansiyon, yüksek kolesterol gibi rahatsızlıkları kontrol altında tutmaları önemlidir.

  3. Şeker hastalığı tanısı alındıktan sonra mutlaka temel göz muayenesi yapılmalıdır. Tanı konulduktan sonra gözde bir sorun olmasa bile, mutlaka senede 1-2 defa göz muayenesinin yapılması ve gözde belirtiler var ise gereken tedavinin göz doktoru tarafından uygulanması gerekmektedir.

  4. Şeker hastaları hareketli bir yaşam tarzı, düzenli yürüyüş veya egzersiz, sağlıklı ve dengeli beslenme, özellikle glisemik indeksi daha düşük gıdalar ile beslenme sayesinde göz sağlığını ve genel sağlığı koruyabilirler.
  5. Şeker hastalığı körlüğe neden olabilir.

    Eğer hastalar gerekli muayenelerini yaptırmaz, tedavilerini uymaz, beslenmelerini dikkat etmez, egzersizlerini yapmaz, ilaçlarını düzenli kullanmaz ve hareketsiz bir yaşam sürerler ise şeker hastalığı körlüğe sebep olabilir.

Şeker hastalığı ile ilgili benzer sağlık yazıları

Источник: https://www.saglikocagim.net/seker-hastalg-ve-goz-rahatszlklar/

Göz Damarı Kanaması, Nedenleri ve Tedavi Yolları

Şeker Hastalarında Göz İçi Kanamaların Tedavisi

Göz damarı kanamasının nasıl bir hastalık olduğu, hangi sebeplerden ötürü meydana geldiği, nasıl tedavi edildiği ve tedavi yollarının neler olduğu üzerine makale.

Göz damarı kanaması

Retina bulunmakta olan kan damarlarının kanaması sonucu göz küresini oluşturan ve vitreus adı verilen sıvının içerisine doluşarak bu sıvıyla karışarak kendisini gösteren kanamalar genel olarak göz damarı kanaması olarak adlandırılmaktadır. Çoğunlukla kanamaya neden olan durumlar retinadaki damarları etkileyen sebeplerden ortaya çıkar.

Önlem alınmaz ve tedavi olunmazsa çok ciddi rahatsızlıklara sebebiyet verebileceği gibi geçici veya kalıcı görme hasarlarına da yol açabilmektedir.

Kanamalar çoğunlukla retinada bulunmakta olan toplar damarlarda görülür.

Vitreus sıvısına karışmış olan kan kişinin görme yetisi kısmen veya tamamen yitirmesine yol açabilmekte ve aynı zamanda katarakt ve göz tansiyonu problemlerine de neden olabilmektedir.

Çoğunlukla göz damarı kanamaları bir veya iki haftalık süre içerisinde kendi kendine geçse de kimi durumlarda görme kaybıyla beraber daha uzun süreli olarak deneyimlenebilir. Bu nedenle kesinlikle ihmal edilmemeli ve kendi kendine geçmesi beklenmemelidir. Kanama gözlenirse gözler kesinlikle elle ovuşturulmamalı, kontak lens kullanılıyorsa mutlaka çıkarılmalıdır.

Gözde kanama meydana gelen damar yapısı

Göz damarı kanama nedenleri

Göz damar kanamalarının en büyük sebeplerinden birisi ülkemizde sık görülen bir hastalık olan diyabettir. Ülkemizde karşılaşılan göz kanamalarının büyük çoğunluğu şeker hastalığından kaynaklı kanamalardır.

Ortalama olarak her iki diyabet hastasından birisinde göz kanamasının görülmesi oldukça muhtemeldir. Bu nedenle bu hastaların kanama belirtisi görmeseler bile düzenli olarak göz doktoruna muayene olmaları sağlıkları açısından faydalı olacaktır.

Diyabete bağlı kanama tedavi edilmezse körlüğe varan sonuçlar doğurabilir.

Retinada bulunmakta olan damarlarda meydana gelen bir tıkanma da damar kanamasına neden olabilmektedir. Damar tıkanması kaynaklı kanamaların en büyük sebebi hiper tansiyondur. Bu durum diyabetten sonra ülkemizdeki en yaygın göz kanamasının sebebini oluşturur.

Göz damar kanamalarının en büyük sebeplerinden birisi ülkemizde sık görülen bir hastalık olan diyabettir.

Erken doğan bebeklerde henüz gelişimini tamamlayamamış retina damarı sonucu kişide bulunan retina yırtılmasının bir neticesi olarak ilerleyen yaşlarda yaşanan herhangi bir travma sonucu kanama meydana gelebilmektedir. Kimi durumlarda ise retina yırtılması mevcut olmasa bile travmanın kendisi tek başına göz kanamasına yol açabilmektedir.

Bunlar kadar yaygın olmasa da orak hücreli anemi, hiper tansiyon, arka vitreus dekolmanı, retina dekolmanı gibi bir takım hastalıklar da bilinen sebepler arasındadır. Ayrıca alerjik kişilerde meydana gelen alerjik reaksiyonlar da kanlanma sebebidir. Halk arasında göz nezlesi olarak bilinen konjoktivit rahatsızlığı özellikle çocuklar görülen bir diğer etmen olarak göze çarpmaktadır.

Çok kuru hava, tozlu ortamlar, sigara içilen yerlerde dumana maruz kalma, çok rüzgarlı bir alanda rüzgarın taşıdığı yabancı maddelere gözün maruz kalması gibi kimi olası dış çevre kaynaklı etmenler de göz kanamasına sebebiyet veren harici sebepler arasındadır.

Göz damarı kanamasının tedavi yolları

Göz damarı kanamasında tedavi öncelikle altta yatan hastalığın tespit edilmesiyle mümkün olmaktadır. Retina ile ilgili bir rahatsızlık varsa vakit kaybetmeksizin başvurulması gereken tedavi yöntemi ameliyattır. 

Bunun dışındaki diyabet gibi çeşitli sebeplerden kaynaklanan kanamalar hastanın başının dik pozisyonda tutularak dinlenmesinin ve uyumasının sağlandığı tedavi metoduyla giderilmeye çalışılmaktadır.

Kişinin durumuna göre bir ile iki ay süresince devam eden bu tedavide hasta birer hafta gibi sık aralıklarla kontrol edilerek damardaki kanlanmanın azalıp azalmadığı kontrol edilir.

Normal alınan miktardan daha fazla miktarda sıvı almasını sağlanarak kanın kendiliğinden dağılması beklenir. Eğer herhangi bir gerileme görülemez ise cerrahi operasyon uygulanması gerekebilir.

Kanlanmış gözün görünümü

Bu ameliyat seçenekleri arasında lazerli ameliyat, göze silikon enjekte dilmesi, gaz verilmesi gibi seçeneklerden en uygun olanı doktor tarafından değerlendirilerek uygulanmaktadır. Vitrektomi denilen kan temizleme operasyonu bu seçeneklerden birisidir. Lazer ameliyatları gibi ilerlemiş durumdaki kanamalarda etkili olmayan operasyonların yerine tercih edilen bir tedavi yöntemidir.

Kimi nadir durumlarda cerrahi müdahale sonrası kanamadan ayrı olarak gözde tansiyon oluşması, katarakt meydana gelmesi, kanamanın tekrar başlaması gibi nadir yan etkiler görülebilmektedir.

Kullanıcı Yorumları ve Oyları (Sizin oyunuz ilk olsun)
Loading…

Источник: https://damarlari.com/goz-damari-kanamasi.html

Şeker Hastalarında Göz Hastalığı (Diyabetik Retinopati) Nedir?

Şeker Hastalarında Göz İçi Kanamaların Tedavisi

Haber güncelleme tarihi 31.01.2019 10:33

Diyabetik Retinopati Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Diyabetik retinopati şeker hastalığına bağlı göz hastalıkları içerisinde en sık görülenidir ve yetişkinlerde önemli bir görme kaybı sebebidir.

Retina tabakasındaki damar yapısının bozulmasıyla ortaya çıkar bunun sonucu olarak diyabetik retinopatili bazı insanlarda damar içerisindeki kanın sıvı kısmı dışarı sızabilmektedir.

Hastalık ilerledikçe, retina yüzeyinde anormal yeni damar oluşumları meydana gelmektedir. Şeker hastaları bu hastalıkla beraber birçok sağlık sorunuyla daha yüzleşmektedirler. Bu sağlık sorunlarının başında gözle ilgili problemler yer almaktadır.

Gözün ışığı alan 'retina' kısmı şeker hastalığı ile paralel olarak zedelenir. Bu hastalık tıpta 'diyabetik retinopati' olarak adlandırılır. 

Diyabetik Retinopati Belirtileri Nelerdir?

  • Birden veya belirli bir süreç içerisinde görme yeteneğinin kaybedilmesi
  • Görüntüyü tam seçememe durumu
  • Gözde ara ara ışık çakma etkisi
  • Zaman zaman etrafta kara noktalar görmek
  • Bakılan alanlarda karanlıkların belirmesi

Diyabetik Retinopati Hastalığının İlerleyişi

Diyabet hastalığı tüm vücudu etkilediği için vücudun her yerinde, her bir organda belirtilerini hissettirmektedir. En fazla da sinir hücrelerini, kalp, böbrek ve gözü aşındırmaktadır. Gidişatına göre I. tip (kendisini sık göstermektedir) ve II.

tip (kendini geç gösterir) şeker hastalığı olur. I. tip şeker hastalığı teşhisi konulan şahısta 5 yıl içinde gözde problemler ortaya çıkar. Ancak II. tip şeker hastalığı tanısı konmuş kişiler için artık gözde bozulma belirtileri başlamıştır.

Bu nedenle bu hastaların yılda en az iki defa gözlerini kontrol ettirmeleri gerekmektedir. 

Hafif Proliferatif Olmayan Retinopati

Bu en erken evredir ve mikroanevrizmalar oluşur. Bunlar retinanın küçük kan damarlarının duvarlarındaki baloncuklardır.

Orta Proliferatif Olmayan Retinopati

Hastalık ilerledikçe retinayı besleyen bazı damarlar tıkanır.

Şiddetli Proliferatif Olmayan Retinopati

Bu evrede tıkanan damar sayısının artmasıyla birlikte retinada beslenemeyen alanlar ortaya çıkar. Bu beslenmesi bozulan alanlardan bazı sinyaller gönderilerek yeni damar oluşumu uyarılır.

Proliferatif Diyabetik Retinopati

Bu en ileri evredir. Retinanın damar oluşumu için gönderdiği sinyallerin sonucunda yeni damarlar oluşur. Bu durum proliferatif diyabetik retinopati olarak adlandırılmaktadır.

Bu yeni damarlar anormal yapıda olup çok kolay kanayabilirler. Bunlar, retina yüzeyi veya gözün içini dolduran saydam vitreus jeline doğru büyüyebilirler.

Bu damarlar kanadığında ciddi görme kaybı hatta körlük meydana gelebilmektedir.

Göz Damarlarında Zedelenme

Diyabetin tipinden asılı olmayarak bu hastalık esnasında göz damarlarında deformasyonlar meydana gelir. Bu damarların şekil bozukluğu, tıkanma gibi sorunlarla karşılaşmasına da neden olmaktadır.

Göz bu yüzden beslenme sorunu yaşar ve retina bölümünde yağ ve su depolanır. Ardından damarlarda yırtılma ve kanama ortaya çıkar. Retina, beslenmesini sürdürmek için diğer damarlara yönelir ve bu durum görme yetisinin daha da bozulmasına neden olur.

Bu süreçte hasta dayanılması güç ağrılarla karşı karşıya kalır.  

Diyabetik Retinopati Tedavi Yöntemleri

  • Endokrinolog gözetiminde kan şekerinin stabil tutulması
  • Retinaya birikmiş su ve yağ tabakalarının temizlenmesi 
  • Yeni damarların oluşumunu engellemek için lazer kullanımı
  • Tıkanan damarları açmak için göze gerekli ilaçların enjekte edilmesi
  • Gözde oluşan perdenin ve göz içinin eski haline getirilmesi için vitreoretinal işlem 

Önerilen İçerik;

► Şeker Hastalığı (Diyabet)

UYARI !

İçeriğimizde yer alan yazılı ve görsel içerikler farklı kaynaklardan derlenerek oluşturulmuş, öneri ve bilgilendirme yazısıdır. Kesin teşhis ve tedavi niteliği taşımamaktadır. Herhangi bir sağlık sorunu karşısında mutlaka doktorunuza başvurunuz.

 Unutmayın sağlık sorunlarında uygulanan tedavi yöntemleri bireylerin biyolojisi, kalıtsal özellikleri, yaş, boy, kilo farklılıkları, alerjik yönleri ve bunlar gibi onlarca farklı duruma göre değişiklik gösterebilir.

Sağlık sorunlarınızın tedavisinde size ancak ve ancak doktorunuz yardımcı olabilir.

NeOldu.com

Источник: https://www.neoldu.com/seker-hastalarinda-goz-hastaligi-diyabetik-retinopati-7476h.htm

Diyabet (Şeker Hastalığı) ve Göz

Şeker Hastalarında Göz İçi Kanamaların Tedavisi

Diyabetli kişilerin vücutlarında, pankreas dokusundan salgılanan insülin üretim ve kullanımında sorun vardır. Dolayısıyla, diyabetli kişiler aldıkları besindeki şekeri yeterince kullanamazlar. Bu da, kanda şeker miktarının artmasına yani hiperglisemiye yol açar.

Kandaki şeker miktarının devamlı yüksek olması böbrek yetmezliği, kalp-damar hastalığı ve körlük gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Dünyada, her on saniyede bir kişi diyabete bağlı bir nedenden dolayı hayatını kaybetmektedir.

Diyabet, gelişmiş ülkelerde, erişkinlerde görme azalması ve kaybının en önemli nedenlerinden biridir.

 Diyabetli bir gözde görme merkezinde ödem, kanamalar ve yağ birikimleri

Diyabetli Kişilerde Görme Neden Azalmaktadır?

Diyabet, gözün arka bölümünde görme işleminde çok önemli bir yeri olan retina tabakasındaki (ağ tabaka) damarlara hasar verir. Retina tabakasının tutulmasına diabetik retinopati denir.

Retina damarlarında oluşan hasar, makulada (görme merkezi) ödeme (su toplanması) yol açarak yavaş ve ilerleyici bir şekilde görmeyi azaltabilir. Bunun dışında, göz içersine kanama yaparak ani görme kayıplarına yol açabilir.

Ayrıca, retina tabakasına verdiği hasar dışında, erken yaşlarda katarakt oluşumuna ve görmenin azalmasına yol açabilir.

Şeker Hastalığı Gözün Başka Bölümlerinde de Hasar Oluşturabilir mi?

Görme sinirini tutarak görme azalmasına yol açabilir. Glokom dediğimiz göz tansiyonu artışına yol açabilir. Ayrıca, kafa sinirlerini tutarak göz kaslarının felcine yol açabilir.

Diyabetli Kişiler Hastalığın Gözlerine Vurduğunu Nasıl Anlarlar?

Diyabetli kişiler genellikle görmeleri azaldığında göz doktoruna muayeneye gitmektedirler. Ancak, unutulmamalıdır ki gözdeki hasar başladığında hastaların hiçbir şikayeti olmayabilir.

Bu da, diyabetli kişilerin göz şikayetleri başlamadan göz doktoruna gitmelerinin ve doktorun tavsiye ettiği sıklıkta düzenli takip edilmelerinin önemini göstermektedir. Buluğ çağı, gebelik, katarakt ameliyatından sonra, insülin kullanımına geçiş gibi dönemlerde muayeneler daha sık yapılmaktadır.

Hastaların kan şeker düzeyleri çok iyi kontrol altında tutulsa bile, retina muayeneleri mutlaka yapılmalıdır. Erken safhada yakalanan hastaların tedavilerinde daha başarılı olmaktayız.

Diyabete Bağlı Göz Hastalığı Oluşumunda Rol Oynayan Risk Faktörleri Nelerdir?

En önemli risk faktörü diyabetin süresidir. Hastalığın süresi arttıkça, hastalığın retina tabakasına verdiği hasar riski artmakta ve görme azalmaktadır. Kan şekerinin iyi kontrol edilememesi de hastalığın gelişimine ve ilerlemesine yol açmaktadır.

Özellikle glikolize hemoglobin (HbA1c) düzeyinin artması diyabetin göze hasar verme riskini artırmaktadır.

Hipertansiyonun kontrol altına alınamaması, kan yağlarının (kolesterol, trigliserid) yüksekliği, sigara içimi, gebelik ve böbrek hastalığı da hastalığı olumsuz yönde etkilemektedir.

Hangi Tetkikleri Yapmaktayız?

En sık kullandığımız tetkikler retina anjiografisi ve OCT ’dir (Optik Koherenz Tomografi). Bu tetkikler retina hastalıklarının tanı ve tedavisinde uygulanmaktadır. Retina anjiografisinde, koldaki toplardamardan boya verilerek gözün filmleri çekilir.

Retina damar yapısını incelememizi sağlar. İşlem sırasında bazen bulantı olabilir. Ayrıca, 1-2 gün boyunca hastanın cilt rengi sararır ve idrar rengi koyulaşır. OCT’ de herhangi bir madde verilmeden gözün filmleri çekilir.

Retina tabakasını ince kesitler halinde incelememizi sağlar.

Diyabetik Retinopatide Ne Gibi Tedaviler Uygulanmaktadır?

Göze yönelik sorunların tedavisiyle beraber kan şeker seviyesinin iyi kontrolü gerekmektedir.

Kan şekeri seviyesinin sıkı kontrolü diyabete bağlı komplikasyon gelişme riskini azaltır ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatır, ancak durdurmaz. Yüksek kan basıncı ve artmış kan yağlarının kontrolü de çok önemlidir.

Bu risk faktörleri iyi bir şekilde kontrol altına alındığında, göze uygulanan tedavinin sonuçları daha iyi olmaktadır.

Diyabete bağlı retina tabakasındaki hasar için göze en sık uygulanan tedavi, son yıllara kadar lazerdi. Günümüzde ise, göz içi enjeksiyonlardır. Diyabetli kişiler göz doktoruna ne kadar erken başvururlarsa lazer ile elde edilen başarı oranı o kadar artmaktadır.

Lazer tedavisi ile göz içersine kanama, glokom, görme merkezinde ödem (makula ödemi) oluşumu gibi komplikasyonların gelişimi ve ilerlemesi engellenmeye çalışılmaktadır. Görme merkezinde oluşan ödemi gidermek için yapılan lazerde tekrar tedaviler gerekebilmektedir.

Bu tedaviyle hastaların görmelerinin azalması durdurulmaya çalışılmaktadır.

Diyabetli kişilerin gözlerinde yeni anormal damarlar oluşabilmektedir. Bunlar göz içersine kanamakta ve glokoma yol açarak körlükle sonuçlanmaktadır.

Lazer tedavisi, glokom ve göz içersine olabilecek bir kanama riskini etkin bir şekilde azaltmaktadır.

Bu olgularda, çevre retinaya yoğun lazer tedavisi yapıldığından, tedaviden sonra görmede azalma olabilir ama sıklıkla bir süre sonra eski düzeyine döner. Ayrıca, görme alanı daralabilir, renkli görme ve karanlık uyumu kötüleşebilir.

Göz içerisine kanama oluşursa ve belli bir süre içinde kendiliğinden açılmazsa vitrektomi ameliyatı ile göz içersindeki kanama ve kanamaya yol açan yapılar gözden temizlenmektedir.

Son yıllarda, cerrahi aletlerin teknolojik gelişmesine paralel olarak ameliyat sonrası elde ettiğimiz sonuçlar daha da yüz güldürücü olmuştur.

Ameliyat sonrası elde edilecek görme düzeyi, diyabetin retina ve görme sinirinde oluşturduğu hasara bağlı olarak değişmektedir ve ancak ameliyattan sonra belirlenebilir.

 Lazer tedavisi

Yeni Gelişmeler Var Mı?

Görme merkezinde ödemi (makula ödemi) olan ve görmesi azalan hastalara göz içersine özel ilaçlar enjekte etmekteyiz. Bu ilaçlar kortizon ya da anti-VEGF (Vascular Endothelial Growth Factor) ilaçlar içermektedir. Yapılan birçok çalışmada bu ilaçlarla iyi sonuçlar alındığı gösterilmiştir.

Ancak, en büyük dezavantajı belli bir süre sonra etkilerini kaybetmeleri ve tekrarlanma gereksinimidir. Ayrıca, özellikle kortizon bazen göz içi basınç yükselmesi ve katarakt oluşumuna yol açabilmektedir. Nadiren bu enjeksiyonlardan sonra enfeksiyon oluşabilmektedir.

Günümüzde, dünyada en sık anti-VEGF ilaçlar kullanılmaktadır. Ağızdan alınan ilaçlarla diyabetin göze verdiği hasarı azaltmaya yönelik çalışmalar sürdürülmektedir. Bu tedavilere cevap vermeyen ve bazı özel olgularda vitrektomi ameliyatını uygulamaktayız.

Uygun gözlerde, vitrektomi ile başarılı sonuçlar alındığı çalışmalarda bildirilmiştir.

 Göz içine ilaç enjeksiyonu

Источник: https://www.atesyanyali.com/diyabet-seker-hastaligi-ve-goz

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.