Şeker Hastalarının Kalp-Damar Sağlığı

içerik

Kalp ve Damar Hastalıklarında Beslenme – Sağlık Ocağım .NET

Şeker Hastalarının Kalp-Damar Sağlığı

Kalp hastalıkları denildiğinde, kalp ve kan damarlarında oluşan hastalıklar akla gelir. Damar sertliği damar duvarlarındaki kalınlaşma, yavaş yavaş seyreden ilerleyici bir kalp damar hastalığıdır.

Kalp hastalıkları denildiğinde, kalp ve kan damarlarında oluşan hastalıklar akla gelir.

Damar sertliği ve kalp duvarlarındaki kalınlaşma yavaş yavaş seyreden ilerleyici bir kalp damar hastalığıdır. Damar sertliğinin en fazla görüldüğü atardamarlar, kalp kasını besleyen ve beyindeki atardamarlardır.

Bu damarların sertleşmesi, kalp krizi ve inme gibi ciddi sorunlara sebep olabilir.

Kalp krizi, yüksek kan basıncı (hipertansiyon), kan dolaşım bozukluğu, ritim bozuklukları, göğüs ağrısı, kalp yetmezliği, yüksek kolesterol, koroner arter hastalığı ve felçler, Türkiye’deki ve dünyadaki ölüm sebeplerinin en başında gelmektedir.

Kalp ve damar hastalığı için risk faktörleri

Yaşın ilerlemesi kalp sağlığını nasıl etkiler? Erkeklerde 45 yaş ve üstü, kadınlarda 55 yaş ve üstü kalp hastalıkları için risk faktörü olarak değerlendirilir.

Genetik faktörlerin kalp ve damar sağlığına etkisi nedir? Birinci derece akrabalardan, erkeklerde 55 yaşlarından önce, kadınlarda 65 yaşlarından önce koroner arter hastalığı bulunması o aileden bir birey için risk faktörüdür.

Sigara içmenin kalp ve damar sağlığına etkisi nedir?: Sigara orta yaşlı erkek ve kadınlarda kalp hastalığına bağlı ölüm riskini 3 kat arttırır. Sigarayı hem aktif, hem de pasif içici olmak damar sertliği ve kalp krizine neden olan kalp hastalıklarının tetiklenmesinde önemli rolü vardır.

Kolesterol değerlerinin kalp ve damar sağlığına etkisi nedir? Kandaki toplam kolesterolün, 200 mg/dl’nin üzerinde olması. LDL kolesterolünün (kötü kolesterol) 130 mg/dl’nin üzerinde olması kalp ve damar sağlığı açısından risk faktörüdür. HDL kolesterolün (iyi kolesterol), 40 mg/dl’nin altında olması kalp ve damar hastalıkları için risk faktörü olarak kabul edilir.

Diyabetin (şeker hastalığının) kalp ve damar sağlığına etkisi nedir? Diyabeti olan bireylerin 10 yıllık süre içinde ciddi kalp hastalıklarına yakalanma riski % 15-25 arasındadır. Kan şekeri düzeyinin korunması kalp hastası olma riskini düşürür.

Şişmanlığın kalp ve damar sağlığına etkisi nedir? Şişmanlık kalbin yapısında ve fonksiyonunda farklı değişikliklere sebep olabilir.

Şişmanlığın, kalp üzerinde yaratmış olduğu yapısal ve fonksiyonel değişikliklerden dolayı tek başına kalp hastalığı riskini yükseltmesi söz konusudur.

Şişmanlık ve hipertansiyonun birlikte bulunması kalbin yapısı ve fonksiyonu üzerindeki olumsuz etkinin iki katına çıkmasına neden olur.

Stresin kalp ve damar sağlığına etkisi nedir? Stres kan basıncını (tansiyonu) yükseltir. Stresin azaltılması halinde kan basıncı yükselmesi ve kalp hastalığı oluşma riski azaltılabilir.

Menopoz dönemleri ve fiziksel aktivitenin az olması kalp ve damar sağlığını nasıl etkiler? Menopoz dönemi ve hareketsizlik koroner kalp hastalığı riskini arttırır.

Yüksek kan basıncı (hipertansiyon) kalp ve damar sağlığını nasıl etkiler?: Kan basıncının 140/90 mm hg’nin (yani 14/9) üzerinde olmasının kalp hastalıkları oluşmasında büyük rolü vardır. Hipertansiyonu olan bireylerin kalp krizi geçirme olasılığı sağlıklı bireylerden iki kat daha yüksektir.

Kalp ve damar hastalığı riskini arttıran faktörler

Kalp ve damar hastalıklarında risk faktörleri önlenebilir mi?

Değiştirilebilir risk faktörleri: Sigara içilmesi, hipertansiyon, yüksek kolesterol, fiziksel aktivite azlığı ve kilo problemi gibi kalp ve damar sağlığını bozan faktörler değiştirilebilir.

Değiştirilemeyen risk faktörleri: Yaşın ilerlemesi, cinsiyet farkı, ailede erken yaşlarda görülen koroner arter hastalığının varlığı, şeker hastalığı (diyabet), bireylerin kişilik yapısı (stresli yaşam) gibi kap ve damar sağlığını olumsuz etkileyen etkenler değiştirilmesi zor faktörlerdir.

Kalp ve damar hastalığı nasıl önlenir?

  • Fazla kilo almayı (şişmanlığı) önlenmek: Çok yağlı ve boş enerji veren yiyeceklerden uzak durmak, kızartma, şeker, sakatatlar ve katı yağlar gibi kilo almayı sebep olan besinlerden mümkün olduğunca uzak durmak ve hareketli yaşam şişmanlamayı önlemek için önemlidir.
  • Beslenme davranışı bozukluğunu önlemek: Aşırı yeme, hızlı yeme ve öğün dışı yeme gibi yanlış beslenme alışkanlığı edinmekten kaçınmak gerekir.
  • Hipertansiyonu önlenmek: Günde 5-6 gramı geçmemesi gereken tuz tüketimi, düzenli fiziksel aktivite, sigara ve benzeri maddelerden uzak durulması, sağlıklı beslenme gibi önlemler ile hem yüksek tansiyon hem de kalp ve damar hastalıkları önlenebilir.
  • Sağlıklı beslenme kurallarına alışmak: Kilo almayı önlemek, hipertansiyon ve yüksek kolesterolü önlemek, sağlıklı ve kaliteli besinler ile beslenmek, öğünlerin düzenli olması, porsiyonların aşırı olmaması gibi önlemler ile sağlıklı beslenmeyi öğrenmek ve alışmak mümkün olabilir.
  • Basit şekerlerden kaçınmak: Reçel,tatlılar, şekerlemeler ve çay şekeri gibi benzeri şekerler tavsiye edilmez. Bal, pekmez gibi besinlerin %100 şekersiz olanlarından az miktarlarda ve dikkatli tüketimi önerilir.

Kalp ve damar hastalıkları nasıl önlenir

Kalp ve damar hastalıklarından korunma yöntemleri

Beslenmede fazla yağ alımı nasıl önlenir?

  • Süt ve süt ürünlerinde, özellikle peynirde az yağlı olanlar tercih edilmelidir.
  • Kızartmalardan uzak durmak gerekir.
  • Sakatatlar, sucuk, salam, sosis, tereyağı, kaymak, krema tüketimi azaltılmalıdır.
  • Yağsız dana, koyun eti ve derisi alınmış kanatlı hayvan etlerini tercih etmek önemlidir.
  • Katı yağların yerine zeytin yağı, fındık yağı başta olmak üzere sıvı yağlar kullanılmalıdır.
  • Satın alınan besinlerin etiketleri üzerindeki yağ oranlarını kontrol etmek gerekir.
  • Arada atıştırma öğünlerinde yağ oranı düşük besinler tercih edilmelidir.
  • Balık yağının kalp ve damar hastalıklarından koruyucu etkisi bulunduğundan, haftada 2 defa balık tüketmenin önemli yeri vardır.

Beslenmede posalı besinlerin önemi nedir?

  • Her öğün sebze veya meyve tüketmeyi özen göstermek gerekir.
  • Haftada en az iki kez kurubaklagil tüketmek önemlidir.
  • Tam tahıllı, yulaflı ve kepekli ekmekler tercih edilmelidir.
  • Pirinç yerine bulgur tüketmek daha faydalıdır.

Kalp ve damar hastalığından korunma

Kalp ve damar hastalıkları riskini azaltan diyet programı nedir?

Karaciğer gibi yüksek kolesterol içeren sakatat yemek azaltılmalıdır. Yumurta haşlanmış olarak iki günde bir yenilmesi normaldir. İdeal vücut ağırlığı korunmalı veya fazla ise kilo vermek gereklidir. Uygun pişirme yöntemleri seçilmeli ve fırında, ızgarada veya haşlama pişirme yöntemleri tercih edilmelidir. Evin dışında yemek yenildiğinde az yağlı yemekler seçilmelidir.

Besin grupları nasıl seçilmeli? 

  • Süt grubu iyi seçim nasıl olmalı? Az yağlı süt, yoğurt ve kefir, yağı azaltılmış sütten yapılan çökelek, lor, peynir ve sütlü tatlılar tercih edilmelidir.
  • Süt grubu yanlış seçim nedir? Tam yağlı süt, yoğurt, yağlı peynirler, kremadan yapılmış dondurmalar, çikolata katkısı olan tatlılar tavsiye edilmez.
  • Et, tavuk, balık ve baklagil grubu en iyi seçim nasıl olmalı? Her türlü balık, tavuk, hindi ve diğer kanatlı hayvanların derisiz beyaz eti, zeytin yağlı kurubaklagil yemekleri tercih edilmelidir.
  • İyi seçim: Tavuk, hindi ve diğer kanatlı hayvanların derisiz siyah eti, yağı iyice ayrılmış dana ve kuzu eti tercih edilebilir.
  • Et, tavuk, baklagil grubu yanlış seçim nedir? Sucuk, salam, sosis, kavurma, yağlı etler, kızartılmış etler, tavuk ve diğer kanatlı hayvanların derisi tavsiye edilmez.
  • Yağ grubu iyi seçim nasıl olmalı? Zeytin yağı, fındık yağı, bitkisel sıvı yağlar ve yağlı tohumlar tercih edilmelidir.
  • Yağ grubu yanlış seçim nedir? Tereyağı, iç yağı, sade yağ ve katı margarinler tavsiye edilmez.
  • İçecek grubu iyi seçim nasıl olmalı? Şeker konulmamış çay, bitki çayı, su, maden suyu, taze sıkılmış meyve suları, domates suyu, bitki çayları (ıhlamur, ada çayı ve benzeri) içecekler tercik edilmelidir.
  • İçecek grubu yanlış seçim nedir? Kola, gazoz, fazla içilen çay ve kahve, şekerli meyve suları, enerji içecekleri gibi benzeri içecekler tavsiye edilmez.
  • Tahıl grubu iyi seçim nasıl olmalı? Kepekli ekmek, tam buğday unu ekmeği, çavdar ekmeği, yulaf ekmeği, bulgur plavı, zeytin yağlı kurubaklagil, bulgur karışımı sebze yemekleri, yulaf ezmesi gibi tahılların tüketilmesi tavsiye edilir.
  • Tahıl grubu yanlış seçim nedir?: Beyaz ekmek, beyaz pirinç ve hamur işleri tavsiye edilmez.
  • Sakıncalı olan unlu mamuller: Yağ ve şeker içeren her türlü unlu mamuller, bisküviler, krakerler, beyaz ekmek ve çikolata ve katı yağ eklenmiş hamurlu tatlılar mümkün olduğunca kaçınılması gereken yiyeceklerdir.
  • Meyve ve sebze grubu: Kalp ve damar hastalıklarında sebze ve meyvelerin tüketilmesinde sakınca yoktur.
  • Yumurta: Kalp ve damar hastalıklarında kahvaltıda haftada 2-3 defa 1’er yumurta yenilebilir.

Besinlerin hazırlanmasında ve pişirilmesinde nelere dikkat etmeli?

Yemek ve salatalarda, zeytin yağı veya sıvı yağ kullanılmalıdır. Yemekler yağda kızartma yöntemi ile değil fırında ya da ocak üstünde mümkün olduğunca kendi suyunda kısık ateşte pişirilmelidir. etleri pişirirken ızgara tercih edilebileceği gibi, et ile ateşin arasında 12-15 cm mesafe olmalıdır.

Hamsi, istavrit gibi yağlı balıklar buğulama yöntemi ile pişirilmelidir. Kıymalı veya etli dolma, sarma ve yemeklere ya daha az ya da hiç yağ konulmamalıdır. Yemekleri bol soğan, sarımsak veya yeşillik koymak faydalıdır.

Sonuç olarak; kalp ve damar hastalıkları düzenli ve çok yorulmadan egzersiz, yürüyüş, fazla kilo probleminin önlenmesi, sağlıklı beslenme ve sigara gibi zararlı maddelerden uzak durulduğunda engellenebilir, bu nedenle genetik deyip bahane edilmemelidir.

Sağlıklı yemekler pişirme önerileri

Kalp hastalıkları ile ilgili benzer sağlık yazıları

Источник: https://www.saglikocagim.net/kalp-ve-damar-hastalklarnda-beslenme/

Omega-3 ve Aspirin kullanımının diyabetli hastalarda kalp damar sağlığına etkileri

Şeker Hastalarının Kalp-Damar Sağlığı

Yazı Boyutu:

Küçült

Sıfırla

Büyült

16.11.2018

Diyabet (şeker hastalığı), organlarımızda uzun dönemde birtakım zararlar verebilen kronik (uzun süreli) bir hastalıktır ve diyabetik hastaların yaşam kaybı nedenleri arasında kalp damar hastalıklarına bağlı ölümler ilk sırada yer almaktadır.

Diyabetik hastalarda artan kalp damar hastalığı riskini azaltmak için halen birçok çalışmalar yapılmaktadır. Son yıllarda tüm dünyada popüler olan omega-3 yağ asidi takviyelerinin faydalı olduğu söylenmekte ve birçok durumda kullanılması tavsiye edilmektedir. Aspirin ise damar tıkanıklığı için koruyucu olduğu bilinmekte ve uzun süredir kullanılmaktadır.

Kalp damar sağlığını korumada faydası olduğu iddia edilen omega-3 takviyeleri ve aspirin kullanarak diyabetik hastalardaki artan riski gerçekte azaltabilir miyiz?

Geçtiğimiz günlerde NEJM adlı dergide bu soruya cevap oluşturabilecek bir çalışma yayımlandı.

Oxford Üniversitesi’nin yürüttüğü ASCEND çalışmasında, aspirin ve / veya omega-3 yağ asitlerinin kalp ve damar hastalığı tanısı almamış diyabetli bireylerde kalp krizi ve felç riskine etkisinin değerlendirilmesi amaçlandı.

2005 yılında başlayan ve 2037 yılında tamamlanması planlanan bu özel çalışmanın 2018 yılı ilk sonlanım sonuçlarını gelin birlikte inceleyelim.

Çalışmanın metodu – özet

ASCEND çalışmasına, 40 yaşın üzerinde olan ve geçmişinde damar hastalığı hikayesi bulunmayan 15.480 diyabet hastası dahil edildi. 4 farklı grupta incelenen kişilere çalışma boyunca 1 gr omega-3 yağ asidi ve 100 mg aspirini ikisi birlikte, ayrı ayrı ve bir gruba da hiç verilmeden (plasebo grubu) olmak üzere toplam 7.4 yıl takip edildi.

Çalışmanın sonuçları

• Omega-3 takviyesi alan grupta kalp krizi ve inme olayı %8.9 oranında gözlenirken omega-3 almayan ve sadece zeytinyağı verilen grupta (placebo grubu) %9.2 oranında görüldü.

• Herhangi bir nedene bağlı ölüm oranları da bu iki grup arasında benzer oranlarda (sırasıyla %9.7 ile %10.2) bulundu.

• Aspirin grubunda, plasebo grubundakilere göre daha düşük oranda (sırasıyla %8.5 ile %9.6) kalp krizi ve inme gibi ciddi damarsal olaylar meydana geldi. Ancak mide bağırsak sistemi gibi ciddi kanama olaylarında da aspirin kullanan grubun riski kullanmayanlara göre riski daha fazla olduğu gözlendi (sırasıyla %4.1 ile %3.2).

• Ayrıca aspririn gurubu ile placebo grubu arasında mide bağırsak sistem kanseri sıklığı (sırasıyla % 2,0 ve % 2.0) veya tüm kanserler (% 11.6 ve % 11.5) arasında da anlamlı farklılık saptanmadı (Önceki çalışmalar, aspirinin özellikle bağırsaktaki kanserlerde bir azalma meydana getirdiğini ve etkilerin zamanla arttığını ileri sürmüştü).

Sonuçta, bilinen kalp damar hastalığı olmayan diyabetli hastalar arasında;

• Omega-3 yağ asidi takviyesi almanın kalp damar hastalığı önleme konusunda takviye almayanlara oranla herhangi bir koruyuculuğu olmadığı gözlendi.

• Aspirin kullanan kişilerde almayan kişilere oranla ciddi damarsal olayları önlemede bir miktar başarılı oldu. Ancak aynı zamanda da almayanlara göre büyük kanama olaylarına daha fazla neden oldu.

• Yine aspirin kullananlarda mide bağırsak kanserleri ve diğer tüm kanserlerin görülme sıklığı oranında anlamlı farklar olmadığı saptandı.

Sonuç / Yorum

ASCEND çalışması devam etmektedir ve herhangi bir etkinin daha sonra ortaya çıkıp çıkmadığını görmek için daha uzun süreli takip gerekmektedir. Ancak çalışmanın 7.4 yıl süren bu ilk ayak sonuçlarında tıp dünyasını heyecanlandıran sonuçlar elde edilmedi.

Sonuçların olumsuz olmasında kullanılan günlük 1gr omega-3 yağ asit takviyelerinin kalp damar sistemlerini korumada yeterli olmadığına dair iddialar da vardır.

Ancak buna karşın birçok doktor da rutin pratiğinde kanıta dayalı olmayan takviyeleri zaten önermediklerini vurgulamışlardır [Amerika Kalp Cemiyeti (AHA) dahil birçok kuruluş çoğu kişide omega-3’ün günlük 1 gr alımının yeterli olacağını tavsiye etmektedir].

Biz de bu vesile ile bir kez daha diyabetik veya değil, herkesin kalp damar sağlığını koruduğu kanıtlanmış olan ve hatta omega-3 gibi diğer takviyelerine gerek kalmadan yaşam boyu uygulanabileceği Akdeniz diyeti tipi beslenmenin sağlığımız için önemli olduğunu hatırlatmak isteriz.

*

– Vitamin ve mineral takviyesi – doktorlar ve kullanıcılar bunları bilmeli

– Bitkisel ilaçla tedavi fitoterapi ve kanseri önleme – hayal mi, gerçek mi?

Sağlıklı ve mutlu kalın…

Kaynak:1. ASCEND trial results announced: bleeds and benefit with aspirin balanced in patients with diabetes and no effect on cancer. Oxford Üni. 20182. Effects of Aspirin for Primary Prevention in Persons with Diabetes Mellitus. (2018). NEJM, 1529-1539.

3. Effects of n−3 Fatty Acid Supplements in Diabetes Mellitus. (2018). NEJM, 1540-1550.

Sayfada yer alan yazılar sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Источник: https://www.drozdogan.com/omega-3-aspirin-diyabet-seker-kalp-damar-hastaligi-etkili-degil/

En sık rastlanan kalp damar hastalıkları ve tedavi yöntemleri

Şeker Hastalarının Kalp-Damar Sağlığı

Ömür boyunca hiç mola vermeden atmaya devam eden bu hayati organımız da yorulup görevini aksatabiliyor. Damar tıkanıklıklarından ritim bozukluklarına, doğumsal anomalilerden kapak hastalıklarına dek kalbin çalışmasını bozan bu rahatsızlıklar, bazen şiddetli bir biçimde ortaya çıkıyor, bazen de belirti vermeden sinsice ilerliyor.

Çok dayanıklı kas grubundan oluşan kalp, bir pompa gibi görev yapıyor. Dakikada 60-70 kez, bir yılda ise 38 milyon kez kasılarak görevini sürdüren kalbimiz, birçok nedene bağlı olarak hastalanabiliyor.

Kalbin çalışmasını etkileyen en önemli kalp damar hastalıklarının koroner hastalıklar, kalp kapağı hastalıkları, büyük damar anevrizmaları ve konjenital kalp rahatsızlıkları.

Nasıl oluşuyor?

Normalde kalbin üç damar sistemi bulunuyor. Bu damar sistemlerinin iç yüzeyleri yıllar içinde yüksek kolesterol, yüksek kan basıncı ya da sigaradan dolayı zarar görüyor ve değişik derecede darlıklar meydana geliyor.

Darlık derecelerinin yüzde 70’in üzerine çıkmasıyla göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çene ağrısı şeklinde belirtiler ortaya çıkıyor.

Bunlarla birlikte ön tanı için efor testi ya da ekokardiyografi gibi teşhis yöntemlerinin uygulandığı bu hastalığa, koroner anjiyografiyle kesin tanı konuluyor ve tedavi seçeneği belirleniyor.

Tedavi yöntemleri

Koroner arter hastalığı tanısı konan hastalar için 3 tedavi yöntemi kullanılıyor:

  • İlaç tedavisi Koroner damar sisteminde kalp krizi riski doğuracak kadar ciddi bir darlık bulunmayan ya da damar yapısı çok kötü olup ameliyata elverişli olmayan hastalarda tıbbi tedaviler uygulanıyor. Bu tedavi grubu içinde aspirin bulunuyor, ayrıca hastanın tansiyon ve kolesterol ilaçları düzenleniyor.
  • Koroner anjiyoplasti ve stent uygulamaları Kalp damarlarındaki darlıkların cerrahi olmayan bir yol ile açılması (balonla damar açılması) işlemine koroner anjiyoplasti adı veriliyor. Kasık atardamarından girilerek, kılavuz tel aracılığıyla darlığın olduğu bölgeye kaydırılan ve dışarıdan basınçla şişirilen balonun yardımıyla tıkalı damar açılıyor. Bazı durumlarda ise, bu balon üzerine önceden yerleştirilmiş bir metal kafes (stent) damar içinde kalıcı olarak bırakılarak, damarın yeniden daralma ihtimali azaltılıyor.
  • Bypass cerrahisi Tıkalı olan damarın sağlıklı bir damarla değiştirilmesine bypass deniyor. Bypass yapmak için kullanılacak olan damar (greft); göğüs, kol ya da bacaktan alınarak tıkalı koroner artere bağlanıyor.

Konjenital kalp rahatsızlıkları

Konjenital kalp rahatsızlıkları doğumsal kalp rahatsızlıkları olarak değerlendiriliyor. Doğuştan gelen kalp anomalileri arasında kalpte delik, damar veya kapakçıklarda darlık ya da bozukluklar bulunuyor. Bu hastalıkların tedavisi, rahatsızlığın özelliğine göre planlanıyor ve cerrahi yöntemler pediatrik kalp cerrahisi ekibi tarafından yapılıyor.

İlginizi çekebilir

Aritmi nedir?

Kalp damar hastalıklarında tanı yöntemleri

Aort anevrizmalarının tedavi tipleri nelerdir?

Paylaş

Источник: https://www.acibadem.com.tr/Hayat/Bilgi/en-sik-rastlanan-kalp-damar-hastaliklari-ve-tedavi-yontemleri

Şeker Hastalığı ve Kalp Ameliyatı: Bilmeniz Gerekenler Bu Yazıda

Şeker Hastalarının Kalp-Damar Sağlığı

Şeker Hastalığı ve Kalp Ameliyatı: Bilmeniz Gerekenler Bu Yazıda

Günümüzde, kalp ameliyatları 50 yıl öncesine göre daha fazla ve eskiye oranla daha güvenli şekilde yapılmaktadır. Bunu sağlayan faktörlerin başında, hasta güvenliğine daha fazla odaklanan teknolojik imkanların eskiye oranla daha fazla oranda kullanılmasıdır.

Tüm gelişen teknolojik imkanlara rağmen, kalp ameliyatları belli gruplar için halen özel riskler içermektedir. Bu riskler, her hasta ve hasta grubu için farklılıklar gösterse de; temel olarak kalp ameliyatı sonrasında sağ kalım ve yaşam kalitesini doğrudan etkilemektedir.

Şeker hastalığı, diğer adıyla diyabet veya tıbbi adıyla Diyabetes Mellitus (Diabetes Mellitus) kalp hastalarını sadece ameliyat oldukları dönemde değil hem öncesi, hem de sonrasında ciddi anlamda etkileyebilen bir durumdur. Şeker hastalığı teşhisi konulan hastaların maalesef yarıdan fazlası, şeker hastası olduklarının farkında değillerdir.

Şeker Hastalığı Neden Bu Kadar Önemli? Ayrıntılar Sayılar İçerisinde

Şeker hastalığının önemi ile ilgili size bazı sayılar vermek istiyorum.

  • Her dört kişiden birisi, şeker hastası olduğunu bilmiyor.
  • Her on kişiden birisi şeker hastası.
  • Şeker hastalığı gelişmesi için risk faktörlerinin en başında; genetik (kalıtım), şişmanlık (obezite), yaşam düzeni ve yaş (40 yaş üzeri) yer almaktadır.
  • Şeker hastalığı olanların; yaklaşık %70’inde kalp hastalıkları, %67’sinde yüksek tansiyon (hipertansiyon), %60 ile %70’inde sinir hastalığı (nöropati), %60’ında dolaşım bozukluğu (kangren, amputasyon), %16’sında ise felç (inme, strok) bulunmaktadır.
  • Şeker hastalığı olanların tıbbi harcamaları bilinen diğer hastalıklara göre oldukça yüksektir.
  • Şeker hastalığı, kronik böbrek yetmezliğinin en önemli nedenidir.
  • Şeker hastalığının ön belirtileri arasında, sık idrara çıkma, fazla su içme, kilo kaybı ve halsizlik bulunmaktadır.
  • Şeker hastalığı sigara içenlerde, içmeyenlere göre %50 oranında daha fazla gözlenmektedir.
  • Şeker hastalığı, şişmanlarda (obez) şişman olmayanlara göre 20 kat daha fazla gözlenmektedir.
  • Şeker hastalığı bulunanların %65’i şehirlerde yaşamaktadır.
  • Dünya yetişkin nüfusunun yaklaşık %10’u şeker hastasıdır.

Bu liste böyle uzar gider… Konumuza dönelim tekrar.

Şeker Hastalığı ve Riskler

Yukarıda da bahsettiğim gibi, şeker hastalığı farklı sistemleri ciddi olarak etkileyen bir hastalıktır. Şeker hastasına uygulanacak ameliyat ve anestezi şekline bağlı olarak ortaya çıkabilecek komplikasyonlar (istenmeyen durumlar) farklı şekillerde karşımıza çıkmaktadır.

Şeker hastalığı teşhisi konulan bir hastaya uygulanacak ameliyat veya cerrahi girişime bağlı olarak ortaya çıkabilecek durumlara kısa da olsa değinmek istiyorum.

  1. Kalp krizi (Myokard İnfarktüsü): Şeker hastalığı teşhisi konulanların çoğunda; aterosklerotik kalp hastalığı ve buna bağlı gelişebilen kalp krizi (myokard infarktüsü) sessiz seyredebilmektedir. Başka bir deyişle, bu hastalar kalp krizi geçirdiklerinin farkına varamamaktadırlar. Bunun en önemli nedeni ise; şekerin özellikle sinir uçlarında ortaya çıkardığı hasara bağlı olarak kriz ağrısının tam olarak hissedilememesidir.
  2. Kalp damarlarına (koroner arterlere) takılan stent ve sonrasında yüksek oranda yan etki görülmesi: Şeker hastalığı; kalp damarlarını (koroner arterleri) doğrudan etkileyen bir durumdur. Özellikle uzun süre kontrolsüz şekilde seyreden kan şekeri yüksekliğine bağlı olarak kalp damarlarında şeker hastalığına bağlı olarak yaygın damar hastalığı oluşmaktadır. Bu hastalara uygulanan koroner stentlerden sonra da erken dönemde stent tıkanması şeker hastası olmayan hastalara göre daha yüksek oranda karşımıza çıkmaktadır.
  3. Şeker hastalığı teşhisi konulan hastalarda böbrek yetmezliği daha sık gözlenmektedir: Şeker hastalığı, tüm atardamar sistemini etkileyen bir hastalıktır. Damarsal yapıların oldukça fazla olduğu böbrek etkilenen bu sistemlerin başında yer almaktadır. Kontrolsüz ve uzun süreli şeker hastalığı bulunan hastalarda ameliyat veya cerrahi bir girişim, böbrek yetmezliği riskini belirgin oranda arttırmaktadır.
  4. Felç (inme, strok): Şeker hastalığının damarsal sistemi etkilediğini daha önce belirtmiştim. İşte, boyun atardamarlarının şeker hastalığına bağlı olarak daraldığı durumlarda beyine giden kan miktarı da azalmış olacağından ve ayrıca beyin atardamar sisteminin en uç damarlarında da karşımıza çıkan damarsal hastalıklardan dolayı bu hastalarda felç (inme, strok) gözlenme riski, şeker hastası olmayanlara göre çok daha fazladır.
  5. Şeker hastalığı, periferik damar hastalığı riskini arttırmaktadır: Şeker hastalığının damarsal yapıları etkilediği bir diğer bölge ise özellikle bacaklar ve ayaklardır. Atardamar sistem hastalıklarının en sık karşımıza çıktığı kasık – diz ve diz altı – ayak bileği arası bölgeler şeker hastalığına bağlı atardamar hastalıklarının da en sık karşımıza çıktığı bölgelerdir. Periferik damar hastalığınız ve riskleriniz ile ilgili daha detaylı bilgi için size periferik arter hastalığı risk faktörleri başlıklı yazımı okumanızı öneririm.
  6. Şeker hastalarında ayaklarda topuk ve parmak ucu yara ve kangren riski yüksektir: Şeker hastalarında, şeker hastalığının atardamarlarda yaptığı hastalık ve yine şeker hastalığının sinir uclarında ortaya çıkardığı tahribata bağlı olarak şeker hastalarının çoğunda ayak topuğunda yara ve parmak uçlarında ise kangren gözlenmektedir.
  7. Şeker hastalarında, ameliyat yaralarında enfeksiyon riski yüksektir: Şeker hastalığı, yara iyileşmesini de olumsuz etkileyen bir durumdur. Özellikle, uzun süren ameliyat veya cerrahi girişimlerden sonra ameliyat yarasının enfeksiyonu şekerin kontrol edilemediği şeker hastaları için oldukça önemli bir risk faktörüdür.
  8. Şeker hastalığı ile idrar yolu enfeksiyonları arasında yakın bir bağlantı mevcuttur: Şeker hastalığı nedeniyle iyi bir besi ortamı haline gelen idrar içerisinde bakterilerin üremesi daha kolay hale gelmektedir. Ayrıca, şekere bağlı sinir hasarına bağlı olarak idrar kesesi boşalmasında da gecikme ortaya çıkabilmektedir. Bu faktörler, idrar yolu enfeksiyon riskini de yükseltmektedir.

Şeker Hastalığı ve Kalp Ameliyatı

Şeker hastalığı, sadece kalp ameliyatı olacak hastalar için bir risk faktörü değildir. Kontrol edilmeyen şeker hastalığı, farklı organ ve sistemleri olumsuz yönde etkiler. Ancak, erken dönemde fark edilebilen şeker hastalığı kontrol altına alındığında riskler belirgin oranda düşmektedir.

Kan şekerinin kontrol edilemediği şeker hastalarında yara enfeksiyonu ciddi sorunların en başında yer almaktadır.

Şeker hastalarının %60’ında karşımıza çıkabilen bu durum için en iyi önlem; ameliyattan önceki dönemde kan şekerinin kontrol altına alınmasıdır.

Kontrol altına alınmış kan şekeri ve süresi ne kadar uzunsa; ameliyat sonrası yara enfeksiyonu gözlenme riski de o kadar az olmaktadır.

Şeker Hastalığı ve Kalp Ameliyatı: Yüksek Kan Şekeri ve Diğer Sorunlar

Kan şekerinin kontrolsüz yükselmesi, sadece yara enfeksiyonu gelişimi açısından risk faktörü olarak kalmamaktadır. Yüksek kan şekeri aynı zamanda; inme (felç, strok), bacak kangreni gelişmesi ve yoğun bakım ünitelerinde daha uzun kalma riskini de arttırmaktadır.

Şeker hastalığı, inme (felç) ile yakın bağlantılı bir durumdur. Şah damarı darlığına da yol açması nedeniyle şeker hastalarının belli aralıklarla kontrol edilmeleri gerekmektedir.

Şah damarı darlığı ile ilgili olan şah damarı daralması başlıklı yazımı kesinlikle okumanızı öneririm.

Kan Şekerinizi Planlı Ameliyatınızdan Önce Kontrol Altına Alın

Kan şekerinizin, plansız ve acil ameliyatlardan önce kontrol altına alınması için yeterince zaman her daim mümkün olmamaktadır. Bu durumlarda da, kısa süre içerisinde kan şekeri kontrol altına alınmalıdır.

Ancak, planlanan ameliyatlardan önce kan şekerinin kontrol altına alınmasına yardımcı olmak için dikkat edilmesi gereken kurallar;

  1. Kan şekeri takibinin yakın ve düzenli olarak yapılması,
  2. Şeker hastalığı nedeniyle doktorunuz tarafından verilen ilaçların düzenli şekilde kullanılması,
  3. Bel çevresi ölçünüzün, önerilen değerler içerisinde kalmasının sağlanması,
  4. Şeker hastalığı ve takibi için; şeker hastalığı konusunda uzman birisi tarafından (tercihen endokrinoloji uzmanı) takip edilmesi,
  5. Şeker hastalığı ile doğrudan bağlantısı olmayan diğer durumların, örneğin yüksek tansiyon, kolesterol yüksekliği, böbrek yetmezliği, yakın takip edilmesi, gerekli önlemlerin önceden alınması önerilmektedir.

scotth23 / Pixabay

Şeker Hastalığı ve Kalp Ameliyatı: HbA1c Nedir ve Neden Önemlidir?

Şeker hastalığı teşhisi sonrasında takip edilmesinde HbA1c oldukça önemlidir. Glikolize Hemoglobin adı verilen HbA1c (Hemoglobin A1c) bize yakın geçmişte kan şeker seviyelerinin durumu hakkında sağlıklı bilgi vermektedir.

Yüksek HbA1c seviyeleri bize kan şekerinin kontrolünün sağlanamadığını, şeker hastalığının kontrolsüz olduğunu ifade etmektedir. Bu tip hastalarda, yukarıda saydığım komplikasyonlar daha yüksek oranda karşımıza çıkmaktadır.

Bu nedenle, şeker hastalığı ve kalp ameliyatı olan hastaların, taburcu edildiklerinde diyabet takibi konusunda tecrübeli doktorlar tarafından yakın takibi gerekmektedir.

Şeker Hastası Olanlarda Muayene Sırasında Nelere Dikkat Ediyoruz?

Şeker hastalığı olanlarda muayene sırasında özellikle dikkat ettiğimiz durumlar;

  1. HbA1c seviyeleri
  2. Kalp ve damar hastalıkları
    1. Kalpte göğüs ağrısı
    2. Bacaklarda atardamar tıkanıklığı (periferik damar hastalığı), aralıklı topallama
  3. Nörolojik hastalıklar
    1. Bacaklarda veya ellerde uyuşma,
    2. Bacaklarda veya ellerde ağrı,
    3. Bacaklarda yara, parmaklarda kangren
    4. Ayak topuğunda yara
    5. Geçici veya kalıcı felç (inme, strok)
  4. Böbrek hastalığı
    1. Aşırı idrara çıkma
    2. İdrar yolu enfeksiyonu

Şeker Hastalığı ve Kalp Ameliyatı: Kalp Ameliyatı Sonrası Nelere Dikkat Etmeliyim?

Başarılı bir kalp ameliyatı sonrasında, kan şeker seviyelerinin yakın takip edilmesi ve güvenli sınırlar arasında tutulması açık kalp ameliyatı sonrasında gözlenebilen cerrahi yara enfeksiyonlarının kontrolü açısından oldukça önemlidir.

Kliniğimizde ameliyat ettiğimiz şeker hastalarını taburcu ettiğimiz zaman bu konu ile ilgili detaylı bilgilendirilmekte yapılmaktadır.

Benzer şekilde bu hastaların, endokrinoloji (şeker hastalığı konusu ile ilgilenen bölüm) uzmanı tarafından da yakın takip edilmeleri sağlanmaktadır.

Şeker hastalığının kontrol altında tutulması, nöropati adı verilen sinir ucu hastalığının önlenmesi açısından da oldukça önemlidir. Uzun dönemde, el ve ayak parmaklarının dolaşım sağlığını olumlu olarak etkileyen bu durum konusunda bilgi talebinde bulunmanızı öneririm. Bu konu ile ilgili olarak bacak kangreni teşhisi başlıklı yazımı okumanızı tavsiye ederim.

Yazınının sonuna geldim. Şeker hastalığı ve kalp ameliyatı ile ilgili kısa bilgilendirici bir yazı olduğunu umuyorum. Sorularınız için bana buradan ulaşabilirsiniz. Ancak, sorunuzu sormadan önce lütfen bu yazımı okuyunuz.

Sağlıkla kalın…

Prof. Dr. Mehmet Ümit Ergenoğlu

Источник: https://mehmetergenoglu.com/seker-hastaligi-ve-kalp-ameliyati/

Böbrek ve Şeker Hastaları; Dikkat! Bilinmeyen Bir Kalp Hastalığınız Olabilir

Şeker Hastalarının Kalp-Damar Sağlığı
Kalp ve Damar Cerrahisi

Memorial Hizmet Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr.. Harun Arbatlı, böbrek ve şeker hastalarında belirti vermeyen kalp hastalığı riski konusunda uyarıyor.

Böbrek hastaları, kalbi zorlayıcı efor harcayamadıkları için ‘bilinmeyen bir kalp hastalığı’ tehsi ile karşı karşıya kalıyor. Bu hastaların büyük bir bölümünde kronik şeker hastalığı da olduğu için ağrı hissedilmiyor ve hastalık, ancak son aşamada kendini gösteriyor. Bu nedenle hastaların ameliyata giden süreçte, kalp hastalıklarına karşı erken önlem alma şansı da kalmıyor.

Günümüzde açık kalp ameliyatları, böbrek yetmezliği nedeniyle diyalize giren hastaların korkulu rüyası olmaktan çıkıyor. Yoğun bakım şartlarında yapılan özel tedaviler ile vücuttaki zararlı maddeler temizlenerek, hasta ameliyata hazırlanıyor. Kanın vücut dışında filtre edilmesi ile yapılan bu tedaviler sayesinde, hastanın bypass sonrası iyileşme süreci de kısalıyor.

Böbrek Hastalarının Kalp Hastası Olup Olmadığı Anlaşılamıyor

Böbrek yetmezliği sorunu, kalp hastalıkları tanısının konulmasına da engel oluşturmaktadır. Bir böbrek hastasının aynı zamanda kalp hastası olup olmadığını anlamak ancak ileri tetkiklerle mümkündür.

Çünkü bu hastaların efor kapasitelerinin düşüklüğü ve günlük aktivitelerinin sınırlı oluşu, kalbinin zorlanıp zorlanmadığının ortaya çıkmasını engellemektedir.

Böbrek hastalarının büyük bir bölümü aynı zamanda diyabet hastası olduğu ve uzun yıllar süren diyabet nedeniyle kronik böbrek yetersizliği de gelişmiş olduğundan ayrıca büyük bir risk altındadır.

Böbrek ve Şeker Hastalarına Kalp Tetkikleri Yapılmalı

Böbrek hastalarının olası bir kalp hastalığı riskine karşı önlem almaları şansı da erken tanı konulamadığı için düşüktür.

Böbrek hastası olan aynı zamanda hastayı kronik böbrek yetmezliğine götüren diyabet de, sinir uçları harabiyetine neden olduğundan, hastanın kalbinde bir sorun olsa bile bu sorunun en önemli belirtilerinden biri olan göğüs ağrısı hissedilmemektedir. Sinir uçları harabiyeti nedeniyle hastalık bu kişilerde ağrı ile kendini belli etmez.

Bu da kronik böbrek hastalıklarında kalp hastalığı tanısının gecikmesine neden olmaktadır. Bu nedenle kronik böbrek yetmezliği olan hastaların mutlaka kalp hastalıkları yönünden değerlendirilmesi çok önemlidir.

Kalp Hastalıklarının Tanısında Kullanılan Girişimsel Yöntemler, Böbrek Hastalıklarını Nasıl Etkiler?

Böbrek hastalarında kalp hastalıklarının tanısı, hastayı yorabilir. Kalp ve damar hastalıklarının tanısında kullanılan ilaç yükü ile yapılan bilgisayarlı tomografi ve koroner anjiyografi, böbrek fonksiyonlarını son derece olumsuz etkileyebilir.

Vücuttaki üre oranı yüksek olan bir hastanın vücuduna verilen kontrast madde ile kalp fonksiyonlarının görüntülenmesi, böbrek fonksiyonlarını ileri derecede bozulabilir, hatta var olmasa bile hastayı böbrek yetmezliğine götürebilir.

O nedenle bu hastalar detaylı ve hassas bir şekilde incelenerek, ön tedavi ile bu tür tetkiklere hazırlanmalıdır.

Fakat artık günümüzde bir çok şey daha kolay takip edilebilir hale geldiği için bir ön tedavi niteliğindeki ‘sıvı tedavisi’ yapılarak, böbreklerin süzme kabiliyeti artırılmakta, böbreklerin erken dönemde bu kontrast maddeleri kolay atması sağlanabilmektir. Böyle olunca da böbreklerin zarar görmesi engellenmektedir.

Böbrek Hastaları İçin Kalp Ameliyatı Sorun Olmaktan Çıkıyor

Günümüzde; böbrek hastalıklarında ya da kalp hastalıkları ile böbrek hastalıkları bir arada olduğunda bu hastalara hayat kurtarıcı bir takım tedavi seçenekleri sunulabilmektedir. Örneğin; Her ne kadar şeker ve böbrek hastalarında stentler çok iyi sonuçlar vermiyor olsa da bu bir kural değildir.

Günümüzde stentlerin gelişmiş olması tedavi imkanlarını artıran ve başarıyı etkileyen çok önemli bir faktördür.

Böbrek yetmezliği hastalarına ameliyat öncesi uygulanan bir takım özel tedaviler ve sonrasında hastanın özel bakıma alınması, koroner bypass ya da bir kapak operasyonunu çok daha kolay hale getirmektedir.

Ameliyattan Önce Diyaliz Tedavisi İle İyileşme Süreci Kısalıyor

Böbrek hastalarına, yoğun bakım şartlarında uygulanan dializ seçenekleri bulunmaktadır. Geçmiş yıllarda kronik böbrek yetmezliği sorunu olan hastalara yoğun bakımlarda diyaliz yapılamıyordu.

Gerek hemodiyaliz sırasında hastanın tansiyonundaki iniş ve çıkışlar, gerek hemodiyaliz makinelerinin taşınılamaz oluşu nedeniyle yoğun bakım şartlarına alınamaması, hastalara bu imkanı verememekteydi. Metabolik olarak çok ihtiyaç duyduğu dönemde hasta hemodiyalizden mahrum kalabiliyordu. Günümüzde bu artık sorun olmaktan çıkmıştır.

Kronik böbrek hastası ameliyattan bir gün önce diyalize girip, ek tedavi görebilmektedir. Ekstrakorporeal tedavilerin gelişmesi ile birlikte hemodiyaliz ya da hemofiltrasyon bu hastalarda uygulanmakta, metabolik yük hastaların üzerinden kaldırıldığında, iyileşme süreçleri de olumlu etkilenmektedir.

Ameliyat öncesi yoğun bakımda uygulanan Ekstrakorporeal tedavilerle vücuttaki su birikiminin çok kolay bir şekilde tahliyesi sağlanmaktadır. Hastanın kanındaki zehirli maddeler uzaklaştırılarak hastaların ameliyat sonrası çabuk iyileşmelerine imkan tanınmaktadır.

Böbrek Hastalarına Kalp Ameliyatı Yapan Önemli Bir Merkeziz

İleri derecede böbrek yetmezliği nedeniyle çok uzun yıllar diyalize girmek zorunda olan hastalar da artık kalp ameliyatı olabilmektedir. Bu da Memorial Hizmet Hastanesi’nin sunduğu önemli olanaklardan bir tanesidir.

Kronik diyalize bağımlı hastalarda bypass ya da kapak ameliyatlarının yapılabiliyor olması çok önemlidir.

Yoğun bakım ünitemizde ekstrakorporeal tedavi cihazlarını çok aktif olarak kullanabildiğimiz için bu hastaları ameliyat ederek, ameliyat sonrası bakımlarını en yüksek düzeyde tutabiliyoruz. Ekstrakorporeal tedavi cihazlarının temelde iki fonksiyonu bulunmaktadır.

Bunlardan biri; kanın oksijenlendirilmesi, diğeri de; vücuttaki zehirli maddelerin atılması ve süzülmesi için kullanılan filtrelerdir. Bir kalp akciğer makinesine bir filtre sistemi bağlayarak, kanı hem oksijenlendirilmesine hem de temizlenmesine olanak tanıyoruz.

Böbrek Hastalarının Kalp Ameliyatı Sonrası Bakımı Çok Önemli

Ameliyat sonrası bakımda ise hemşiresinden yoğun bakım personeline kadar gerçekten çok iyi bir noktada hizmet veren bir merkeziz. Hastanın bakımı bir orkestra koordinasyonu gibi gerçekleştirilebilmektedir.

Özellikle yoğun bakım sürecinde enfeksiyon hastalıkları uzmanı ve hemşiresinin de çok büyük bir önem taşıdığını belirtmek gerekir. Bypass olup iyileştikten sonra böbrek nakli olan çok sayıda hastamız vardır. Hasta böbrek nakli olamasa bile diyaliz sistemlerindeki gelişmeler bu hastalar için büyük konfor sağladı.

Artık birçok hastamız diyaliz merkezlerinde diyalizden çıkıp hastanemize kalbinin kontrolü için gelebilmektedir.

Источник: https://www.hizmethastanesi.com/saglik-rehberi/bobrek-ve-seker-hastalari-dikkat/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.