Şeker Hastalığı Kanseri Tetikliyor

içerik

Şeker hastalığı kanseri tetikliyor mu?

Şeker Hastalığı Kanseri Tetikliyor

Yapılan araştırmalara göre kanser, diyabet hastalarında 2 kat daha fazla görülüyor. Central Hospital’dan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Rafet Yiğitbaşı, Dünya Diyabet Günü sebebiyle diyabet hastalığı ve önemi hakkında bilgiler veriyor.

Diyabet; günümüzde giderek artan kronik bir hastalıktır. Diyabet hastalığındaki bu hızlı artış pek çok komplikasyona neden olduğu gibi, beraberinde başka hastalıkları da tetikleyebiliyor.

Özellikle diyabet hastalığı ile kanser arasındaki ilişki uzun zamandan bu yana tıp dünyasının ilgisini çeken bir konu. Nedenleri hakkında pek çok çalışma yapılıyor.

Yapılan araştırmalarda diyabet hastalarında kansere yakalanma riskinin, diyabet hastası olmayan kişilere oranla iki kat fazla olduğu görülmüştür.

Kansere bağlı ölüm riski yüzde 40’dan fazla

Diyabet hastalarında kanser görülme sıklığında artış olduğu bilinmektedir. Diyabet hastalığı; özellikle meme ve kolon kanseri riskini arttırırken, var olan kanserlerin iyileşme seyrini de olumsuz yönde etkiliyor.

Ayrıca karaciğer, pankreas ve rahim kanserlerinde de bu risk artışı, diyabet hastası olan kişilerde yaklaşık 2 kat kadar fazladır. Araştırma sonuçlarına göre kontrol grubundaki bireylere diyabet tanısı konulmadığı dikkate alınırsa, kanser riskinin daha yüksek olduğu tahmin edilebilir.

Bilinen diyabeti olan hastalarda ise, kansere bağlı ölüm riskinin yüzde 40’dan daha fazla olduğu görülmüştür.

En sık rastlanan karaciğer ve pankreas kanseri

Diyabet hastalarında en sık rastlanılan kanser tipi, karaciğer kanseridir. Diyabetli hastalarda karaciğer yağlanması sık olarak görülür ve böylece karaciğer kanserine eğilim artar. Çünkü karaciğer yağlanması hastalığın bir sürecidir. İlerlediğinde önce hepatit yani karaciğerin kronik iltihabı, sonrasında da siroz ile sonuçlanabilir. Sirozda karaciğer kanseri görülme ihtimali yüksektir.

Pankreas kanseri diyabet hastalarında sık rastlanılan diğer bir kanser türüdür. Risk grubuna girmeyen bir hastada yeni konulan diyabet tanısı, yüzde 15 olguda gizli bir pankreas kanserinin habercisi olabilmektedir. Ayrıca pankreasın nadir tümörlerinden olan glukagonoma, yüksek kan şekeri düzeylerine (diyabet) neden olan bir endokrin doku tümörüdür.

Prostat kanseri görülme riski daha az

Prostat kanserindeki durum ise karaciğer kanserinin tam tersi yönündedir. Diyabetli olan hastalarda prostat kanseri görülme riski normale göre daha az saptanmıştır.

Prostat kanserinin gelişimi testosteron hormonuna bağlıdır. Diyabet hastalarındaki erkeklik hormonunda düşüklük olması prostat kanserine yakalanma riskini azaltmaktadır.

Ayrıca diyabet hastalarının kullandığı ilaçlar da bu duruma katkıda bulunuyor.

İnsülin düzeyinin yükselmesi kanser oluşumunu başlatabilir

Diyabet hastalarında kanserin daha fazla görülmesi ve risk faktörü oluşturmasının birçok sebebi vardır. Bunlardan biri, kan şekerinin kronik olarak yüksek seyrederek, kandaki insülin düzeyinin yükselmesidir.

Ve bu yükselme tüm dokularda kanser oluşumunu başlatabilir ya da ilerlemesine katkıda bulunabilir.

Belli bir doku ya da organa özgü olarak şeker metabolizmasında oluşan değişiklikler de kansere yatkınlığa sebep olmaktadır.

Kilo fazlalığı ve obezite en önemli nedenler arasında

Diyabetli hastalarda metabolize edilemeyen glikoz fazlalığı depo edileceğinden, kilo fazlalığı ve obezite ortaya çıkmaktadır. Tıp literatürü de, obezite ile kanser gelişimi arasındaki ilişkiye dikkat çeken bilgilerle doludur.

Diyabetli hastalarda genellikle çok fazla tıbbi sorun bir arada olduğundan, bu sorunlara yoğunlaşılıp, kanser taramaları aksayabiliyor.

Ayrıca insülin direnci ve diyabet tedavisinde kullanılan yüksek doz insülinin de kanser riski artışına katkıda bulunabileceği gözlenmiştir.

Rutin kanser taramaları özenle yapılmalı

Olası kanserlerin engellenmesi için insülin direncinin önlenmesi, bunun için kilo kontrolü, sağlıklı beslenme ve egzersize mutlaka önem verilmelidir. Bu durum diyabetin seyrini olumlu etkilemekle birlikte diyabete bağlı gelişen diğer organ hasarlarını da önler. Bununla birlikte, diyabetin tedavisinde kullanılan birtakım ilaçların kanser gelişim riskini azalttığı da görülmüştür.

Ayrıca tüm diyabet hastaları, uygun erken tanı yöntemleriyle yakından takip edilmeli ve kanseri olan hastaların diyabet tedavisi, mutlaka bu durum göz önüne alınarak tekrar düzenlenmelidir. İleri yaşlarda ortaya çıkan yeni diyabet durumunda ise, ilk 5 yıl içerisinde rutin kanser taramalarının daha özenle yapılması önerilir.

Diyabette risk faktörleri nelerdir? Doğru egzersiz nasıl yapılır?

Источник: https://indigodergisi.com/2016/11/seker-hastaligi-kanseri-tetikliyor/

Şeker Hastalığı Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi

Şeker Hastalığı Kanseri Tetikliyor

İnsan vücudunda bulunan glikoz yani şeker molekülü, insülin adı verilen bir hormon tarafından kandan hücre içine taşınır. Glikozun yeterince hücre içine taşınamaması sonucu kanda olması gerekenden daha yüksek değerlere ulaşmasına şeker hastalığı (diyabet) denir.Diyabetin 2 çeşidi vardır.

Tip 1 diyabette, insülin hormonu yetersizliği vardır.Tip 2 diyabette ise insülin hormonunun işlevini yeterince yapamaması temel sebeptir.Toplumda sık olarak görülen bu rahatsızlık, ilerleyen dönemde körlük, bacak kesilmesi hatta ölümle bile sonuçlanabilir.

Bu yüzden şeker hastalığının belirtilerine çok dikkat edilmelidir.

Şeker Hastalığı Belirtileri Nelerdir ?

  ->  Yeme isteğinin artması

  ->  Aşırı yemek yemeye rağmen kilo kaybı

  ->  Görme bozuklukları

  ->  Nefeste aseton kokusu

  ->  Aşırı bulantı

  ->  Güçsüzlük, bitkinlik

  ->  Aşırı su içme isteği ve dudak kuruluğu

Yukarıdaki belirtileri yaşayan kişilerin, hastaneye başvurarak glikoz seviyesini ölçtürmesi gerekir.

Şeker Hastalığı Nedenleri Nelerdir?

  -> Pankreasın yeterince insülin üretememesi

  ->  Vücut hücrelerinin üretilen insüline karşı gerekli cevabı verememesi veya

  ->  Bu iki durumun birlikte görülmesi

Şeker Hastalığını Tetikleyen Etkenler

  ->  Aşırı kilolu olmak

  ->  Hareketsiz bir yaşam sürdürülmesi

  ->  Beslenme bozukluğu

  -> Tansiyonun normal değerlerin çok üstüne olması

  ->  Yaşlanma

  ->  Stres

  ->  Hamilelik döneminde kan şekerinin aşırı yükselmesi

  ->  Genetik olarak şeker hastalığına yatkın olunması

Şeker Hastalığı Tanısı Nasıl Koyulur ?

  ->  İdrarda Glikoz Ölçümü: Normal idrarda glikoz seviyesi çok düşüktür.Fakat şeker hastalarında hastalığın şiddetine göre yüksek seviyelere ulaşabilmektedir.

  ->  Kanda Glikoz Ölçümü: Açlık anında ölçülen kan şekeri seviyesi için 127 mg/dl, tokluk kan şekeri için ise 200 mg/dl kritik değerdir.Kan testinde bu değerlerin üstünde bir glikoz miktarı ölçülen kişilere diyabet teşhisi konur.

Şeker Hastalığı Nasıl Tedavi Edilir ?

Şeker hastalığının kalıcı bir tedavisi yoktur. Doktorun öngördüğü hastaların günlük kullandıkları insülin iğneleri, yalnızca kullanıldığı sürece kan glikoz seviyesinin yükselmesini engellemektedir.

Şeker Hastaları Nasıl Beslenmelidir ?

  ->  Tatlı yerine taze meyveler,

  ->  Tereyağı yerine zeytinyağı,

  ->  Beyaz un yerine esmer un,

  ->  Kırmızı et yerine beyaz et tüketmelidir.

  ->  Tuz tüketimini azaltmalıdır.

  ->  Bol su içmelidir

Şeker Hastalarının Yapması Gereken Diğer Şeyler

  ->  Stresten uzak durmalıdır.

  ->  Düzenli spor yapmalıdır.

  ->  Alkol kullanımı da şeker hastalığını ilerletir bu yüzden kesinlikle alkol tüketimini bırakmalıdır.

  ->  Parmaktan ölçüm yapan aletlerle, belli aralıklarla kan glikoz seviyesini ölçerek kontrol altında olmalıdır.

Gizli Şeker Nedir?

Kan şekeri değeri açken ve tokken ölçülebilmektedir. Bu iki durum için de uygun değerler belirlenmiştir.

Kan şekeri ölçümü açken normal, tokken yüksek olan kişiler şeker hastalığı oluşma ihtimali yüksek olarak değerlendirilmektedir.

Şeker hastalığı oluşma riski yüksek olan bireylere ise gizli şeker tanısı konmaktadır. Gizli şeker hataları son derece dikkatli davranmalı ve hastalıktan korunmalıdır.

Gizli Şeker Belirtileri Nelerdir?

  ->  Kısa sürede fazla kilo alınması

  ->  Sürekli yorgunluk ve uyku isteği

  ->  Yemek yedikten sonra oluşan terleme ve baş dönmesi

Gizli Şeker Nasıl Tedavi Edilir?

Gizli şeker hastalığı için herhangi bir ilaç kullanmaya gerek yoktur. Ancak kişi şeker hastalığına yakalanmamak için düzenli spor yapmalı ve sağlıklı beslenmelidir.

0 kişi oy verdi
Ortalama Puan: 0,00 / 5
Loading…

Источник: https://sabahsaglik.com/seker-hastaligi-belirtileri-nedenleri-ve-tedavisi/

Şeker yoksa, kanser de yok! Diyabet, meme kanseri için önemli bir risk

Şeker Hastalığı Kanseri Tetikliyor

Meme kanseri oluşumu ve gelişiminde birçok genetik ve epigenetik faktörler rol oynamaktadır.

Meme kanseri vakalarının yaklaşık % 20’sinin genetik sebeplerden kaynaklandığı, bunun da yaklaşık % 5 ile % 10’nun Monogenik* kaynaklı olduğu biliniyor.

 Kalıtsal monogenik meme kanserine ek olarak multifaktöriyel (polijen), yani kısmen kalıtsal sebeplerden kaynaklanan meme kanserleri de bulunmaktadır.

B6 ve B12 vitaminleri akciğer kanseri riskini yükseltiyor

Bilim ve gen teknolojisindeki gelişmeler her geçen gün meme kanserine sebep olan yeni genler ve bu genler üzerinde bulunan farklı mutasyonlar ortaya çıkarıyor.

Umut veren bu gelişmeler aynı zamanda bu mutasyonların yüksek mi, yoksa düşük mü penetrasyon gücüne sahip olduğunu da anlamamıza ayrıca olanak sağlıyor.

 Artık geldiğimiz noktada meme kanserine sebep olan birçok gen ve bu genler üzerinde birçok mutasyonun var olduğunu biliyoruz.

Meme kanseri için yüksek risk oluşturan genler: BRCA1 ve BRCA2

Kalıtsal meme kanserlerinin en yaygın sebeplerinden biri de BRCA1 ve BRCA2 genlerinde meydana gelen mutasyonlardır. Bu iki genin sebep olduğu meme kanseri tüm meme kanserleri vakalarının %50 ile %60’nı oluşturuyor. Bu mutasyonların toplumda görülme sıklığı ise 1:400’dür.

Hemen belirtelim, Meme Kanseri Geni olarak bilinen bu iki gen bir Onkogen değildir, aksine DNA tamir mekanizmasında görev alan genlerdir, yani asıl görevleri zarar görmüş DNA ları tamir ederek kanseri engellemektir.

Başka bir ifade ile genin mutasyonsuz hali kanseri önlerken, mutasyonlu hali meme kanserine sebep oluyor. BRCA1 için yaklaşık 1000 farklı mutasyon tanımlanırken, BRCA2 için bu rakam yaklaşık 800’dür.

Yine hemen belirtelim bu genlerde meydana gelen her değişiklik kanser anlamına gelmiyor.

https://www.medikalakademi.com.tr/meme-kanseri-nedir-nedenleri-belirtileri-ve-memenin-elle-muayenesi/

Araştırmalar, BRCA1 geninde meme kanseri riski oluşturan 3 bölge (breast cancer cluster regions, BCCR), yumurtalık kanseri riski oluşturan 1 bölge (ovarian cancer cluster region, OCCR), BRCA2 geninde ise en az 3 BCCR ve en az 3 OCCR olduğunu gösteriyor.(1)

  • Meme ve / veya yumurtalık kanseri olan bir ailede eğer BRCA1 geninde bir mutasyon varsa, aile bireyleri ömür boyu % 80’e varan meme kanseri, % 55’e varan yumurtalık kanseri riski taşımaktadır.
  • BRCA2 geni için bu risk biraz daha düşüktür. Bu genlerde meydana gelen mutasyonlar Jinekolojik tümörler dışında prostat ve pankreas kanseri riskinde de bir miktar artışına sebep oluyor.
Kanser/OrganGenel riskBRCA1BRCA2
Meme/Kadın% 12% 50-80% 40-70
Yumurtalık% 1-2% 24-40% 11-18
Meme/Erkek% 0,1% 1-2% 5-10
Prostat% 15< % 30> % 39
Pankreas% 0,5% 1-3% 2-7

BRCA1 geninde meydana gelen değişiklikler genellikle belirli tümör özellikleriyle ortaya çıkar. Örneğin; Üçlü Negatif Meme Kanseri bunlardan biridir(triple negative breast cancer (TNBC)).

Bu kanser türüne negatif denmesinin sebebi üzerinde Östrojen hormon reseptorü(ER), Progesteron hormon reseptoru (PR) ve Human epidermal büyüme faktörü reseptörleri(HER2) yoktur.

Yani bu tümörlerlere hormon tedavisi uygulanamaz, çünkü hormonları yakalayacak reseptörlere sahip değildir. Bu yüzden bu tümörlerle mücadele ışın tedavisi yöntemi ile yapılır.

Kadınlarda BRCA1 ve BRCA 2 genlerindeki mutasyonlar yaşa bağlı olarak değişiklik gösterebiliyor

BRCA1/2 geninde mutasyon bulunan kadınların meme kanserine yakalanma riski yaşa bağlı olarak değişebiliyor. BRCA1 geni için bu risk 40 yaşından itibaren her yıl için yaklaşık % 3 artarken, özellikle 45 ve 49 yaş arasında risk en yüksek seviyelere ulaşıyor.

Tip 2 Diyabete karşı pratik önlemler ve tedavideki yeni gelişmeler

Buna ek olarak mutasyonlu BRCA1 geni taşıyan kadınlar birinci kanser vakasından bağımsız olarak 15 yıl içerisinde % 30’üzerinde ikinci bir kanser riski de taşıyorlar. Yumurtalık kanseri riski biraz daha geç yaşlarda başlıyor. BRCA2 genin için meme kanseri riski yaş arttıkça sürekli yükselirken yumurtalık kanseri riski 60’li yaşlarda azalıyor

Erkeklerde durum

BRCA1 veya BRCA2 genlerinden birinde mutasyonlu erkeklerin genel nüfusa göre prostat kanseri riski daha yüksektir. Buna ek olarak, BRCA2 mutasyonlu erkeklerin genel nüfusa göre meme kanseri riski % 6 daha fazladır.

BRCA1 mutasyonlu erkeklerde bu oran % 1-2 dir(2).

 Kimler test yaptırmalı: Yapılan birçok bilimsel araştırma kimlerin Genetik Risk taşıdığı ve Risk Kriterlerinin ne olduğu büyük ölçüde belirlendi.

Aile bireyleri genetik test yaptırmalılar eğer ailede:

  • en az 3 kadın meme kanseri ise (hastalığın yaşı ne olursa olsun)
  • en az 2 kadın meme kanseri ve bunlardan 1’i 51 yaşından önce ise
  • en az 1 kadın meme kanseri, 1 kadın yumurtalık kanseri ise
  • en az 1 kadın meme ve yumurtalık kanseri ise
  • en az 2 kadın yumurtalık kanseri ise
  • en az 1 kadın 41 yaşın altında yumurtalık kanseri ise
  • en az 1 kadın 51 yaşın altında ikili meme kanseri ise
  • en az 1 kadın 36 yaşın altında tek taraflı meme kanseri ise
  • en az 1 erkek meme kanseri ve 1 kadın meme veya yumurtalık kanseri ise
  • en az 1 erkek meme kanseri ise

Yukardaki kriterlere uyan aile bireylerinin BRCA1 ve BRCA2 genlerinin genetik analizi bir genetik uzmanı tarafından yapılmasında fayda vardır.

(Monogenik mutasyon*: Tek gende meydana gelen bir mutasyondur.

Genellikle yumurta döllendikten sonra başlayan, hücre bölünmesi ile tüm hücrelere yayılan ve doğumdan sonra da devam eden kalıtsal bir rahatsızlıktır.

 Doğumla birlikte Monogenik bir mutasyon taşıyan bir kadın mutlaka günün birinde meme kanserine yakalanacak diye bir kural olmasa da yüksek risk grubu içinde oldukları söylenebilir.)

Kanser hücreleri şekeri çok sever. Özellikle fruktozu

Şeker ve kanser arasında yakın bir ilişki olduğu, kanserli hücrelerin şekeri, özellikle de fruktozu sevdiği biliniyor. Şeker alımıyla birlikte kanda insülin seviyesinin yükselmesi kanserli hücrelerin en sevdiği ortamın oluşmasına sebep oluyor ve bu ortam pasif durumdaki kanserli hücreleri aktif hale geçirerek akciğerlerde metastaz riskinin önemli ölçüde artmasına sebep oluyor(3).

Şeker neden tehli

Şeker bütün hücreler için iyi bir enerji kaynağıdır. Sağlıklı hücreler şekeri kandaki oksijeni kullanarak mitokondrilerde enerjiye çevirirken, kanserli hücrede mitokondriler çalışmadığı için alınan şeker kanserli hücrenin çoğalmasında kullanılır.

Kanserli hücreler çoğalırken bir taraftan da Laktik asit üretirler ve laktik asit üretimi arttıkça bir süre sonra ortam asidik olur ki, bu kanserli hasta için iki kötü durumun oluşmasına sebep olur.

Birincisi asidik ortam hem sağlıklı hücreleri, hem de kanser hücrelerini sıkı bir şekilde bir arada tutan kollajen yapının bozulmasına sebep olur.

Kolajen yapının bozulması ile birlikte hücreler arasındaki bağ zayıflar ve kanserli hücrelerin vücutta serbestçe dolaşmasının önu açılır. Metastaz denilen olay tamda budur.

Şeker hastaları için yeni umut: Yağ hücresinden insülin üreten beta hücresi

Ortamın aşırı asidik olmasının ikinci bir dezavantajı ise bağışıklık sisteminin işlevsiz hale gelmesi. Asidik ortam, kanserli hücreyi adeta bir zırh gibi koruyarak vücudun doğal savunucuları olan antikorların kanserli hücreye ulaşarak onlar ile mücadelesi engeller.

Şeker, meme kanseri vakalarında tümörlerin akciğere sıçramasına sebep oluyor.

Texas Üniversitesi M.D.

Anderson Kanser Merkezi tarafından yapılan ve 1 Ocak 2016 tarihli „Cancer Research“ dergisinde yayınlanan araştırmada şekerin 12-lipoksigenaz(12-LOX) adlı enzimin aktivitesini artırarak tümörün büyümesi ve dağılmasını (metastaz) teşvik ettiği tespit edildi.

Ayrıca kesin olmamakla birlikte fazla şekerin doymamış bir yağ asiti olan 12-HETE‘nin meme kanseri tümörüne bağlanmasını sağlayarak tıpkı 12-lipoksigenaz’de olduğu gibi kanserli hücrelerin hem aktif hale geçmesini, hem de dağılmasını yani metastazıyı teşfik ettiği tahmin ediliyor.

Bu araştırma için yapılan deneyden de kısaca bahsetmeden geçmeyelim. Deney fareler ile yapıldı ve fareler dört farklı diyet grubuna ayırıldılar. Gruptaki farelere 6 ay boyunca çeşitli derecede Sakkaroz(çay şekeri) ve Fruktoz(meyve şekeri) içeren yiyecekler verildi.

Sonuç: Altı ayın sonunda hem yüksek Sakkaroz hemde Fruktoz ile beslenen farelerde %50 ile % 58 oranında daha fazla meme kanseri vakası görüldü. Ayrıca her iki gruptaki Akciğer metastazı oranı Nişasta grubundaki farelere göre ki, bu grup kontrol grubu, daha yüksek çıktı.

Şeker, metastaz için yüksek risk oluşturuyor

Bu çalışma, Sakkaroz ve Fruktozun 12-LOX ve 12-HETE üretimini teşvik ederek meme kanserinin ortaya çıkmasında önemli bir risk faktörü oluşturduğunu göstermesi açısından önem arz ediyor. Özelliklede endüstri ülkelerinde şeker ve şekerli gıda tüketiminin gittikçe artması halk sağlığı tehdit eden bir önemli bir faktör.

Türkiye’de kişi başına yıllık şeker tüketimi 2016/2017 yılları için 32,16 kg ki, bu rakam hiç de az sayılmayacak bir miktar(4). Bu yüzden devletlerin şeker tüketimi konusunda halkı aydınlatmaları ve şeker tüketimini kısıtlayıcı halk sağlığı politikaları üretmesi gerekiyor.

Not: Her ne kadar bu araştırmada 12-LOX sinyal yolunun(signaling pathway) nasıl çalıştığı ortaya çıkarılsa da 12-HETE sinyal yolunun nasıl çalıştığı tam olarak bilinmiyor.

Diyabet hastaları kansere daha yatkın

Diyabet ve prediyabet hastalarında yükselen insülin seviyesi ve buna bağlı gelişen insülin direnci, iltihaplanma reaksiyonlarını başlatarak uyku halindeki kanser hücrelerinin aktif hale geçmesi ve çoğalmasını teşvik edebiliyor. Bu konuda daha önce yapılan çalışmalar, vücutta inflamasyon yani iltihaplanma reaksiyonlarını teşvik eden şekerin kanser gelişiminde önemli bir rol oynadığını göstermişti.

Ayrıca öncü diyabetin de göğüs ve kolon kanseri riskini yüksetiği belirlenmişti… (5) Bu bağlamda düşünecek olursak diyabet ve öncü diyabet hastalarının olası bir kanser riskini minumuma indirmek için mutlaka şekerin kontrol altına alınması gerekiyor.

Sadece şeker değil, fazla kilolar da sorun oluşturuyor

Tabii ki, insülin direncinden sadece şeker sorumlu değil. Kuzey Kaliforniya Duke Üniversitesi’nin yapmış olduğu bir çalışma aşırı kilolu diyabet hastalarının kanlarında, BCAA amino asitlerinin(Valin, İzolosin ve Losin) Metabolik atıkları bulundu.

Araştırmacılara göre bu Metabolik atıklar hücre metabolimasını olumsuz etkileyerek insülin direncinin gelişmesine yol açıyor.

Yani şişman kişilerin hem zengin proteinle, hemde yüksek yağlı gıdalar ile beslenmeleri bir traftan insülin metabolizmasının bozulmasına sebep olurken aynı zamanda kansere de davetiye çıkarıyor. (6).

Şeker yoksa – kanser de yok

Bu söylem pek yeni sayılmaz.

Sağlıklı kalmak için şeker ve şekerli gıdaların aşırı tüketiminden kaçınmak, çok fazla protein tüketmemek, kesinlikle fazla yağlı yiyeceklerden uzak durmak, sigara içmemek ve spor yaparak normal vücut ağırlığını korumak gerekiyor. Bu basit önlemler bile sadece kanser riskini azaltmakla kalmıyor aynı zamanda kendimizi günlük yaşamda çok daha rahat hissetmemizi sağlıyor.

Çünkü şeker sadece kanser riskini arttırmakla kalmıyor aynı zamanda, diyabet, kemik ve eklemlerde kireçlenme, eklem iltihapları, diş çürümesi, kalp damar hastalıkları gibi daha birçok kronik hastalığa da yol açıyor.

Kalıtsal meme kanserlerine sebep olan diğer genlerin listesi

Yukarda belirtildiği gibi kalıtsal meme kanserlerinin çoğunluğu BRCA1 ve BRCA2 genlerin den kaynaklanıyor. Bu iki gen, tüm meme kanserlerinin %50-60 sorumlu. Bu iki gen dışında başka genlerde meydana gelen mutasyonlar da meme kanserine sebep oluyor.

Bunlardan Bazıları:

  • Kalıtsal meme kanserlerinin yaklaşık % 4’ü CHEK2 geninden kaynaklanıyor
  • RAD51C geni, kalıtsal meme kanseri hastalıklarının % 1-4’ünden sorumlu.
  • Son yıllara ait verilere göre, tüm kalıtsal meme ve yumurtalık kanseri hastalıklarının yaklaşık % 0.9’u RAD51D genindeki mutasyodan kaynaklanmaktadır.
  • PALB2 genindeki mutasyonun etkisinin % 0,6 ile 3,9 arasında olması bekleniyor (7). Başka bir araştırmada ise bu oran 50 yaşına kadar % 14, 50-70 yaşları arası % 35 (8).

Bu genlerin dışında başka genlerden kaynaklanan meme kanseleri de bulunmaktadır. Bu genlerden bazıları şunlardır: ATM, CDH1, NBN, TP53, MLH1, MSH2, MSH6, PMS2, BRCA1, BRCA2, TP53, ATM, CDH1, NBN, PTEN.

Benzer konuda hazırlanmış diğer yazılar

Mehmet Saltuerk

++++++++++++++++++++++++Dipl. Biologe Mehmet Saltürk

The Institute for Genetics of the University of Cologne

https://saltuerk.wordpress.com
++++++++++++++++++++++++

Kaynaklar

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/seker-yoksa-kanser-de-yok-diyabet-meme-kanseri-icin-cok-onemli-risk-faktorue/

Diyabet Birçok Hastalığı Tetikleyebilir

Şeker Hastalığı Kanseri Tetikliyor

Diyabet yani şeker hastalığı, günümüzde hızla artış göstererek, beraberinde başka hastalıkları da tetikleyebiliyor. Diyabet özellikle meme, kolon, pankreas, karaciğer ve rahim kanseri riskinin artmasına sebep oluyor.

Yapılan araştırmalara göre kanser, diyabet hastalarında 2 kat daha fazla görülüyor. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Rafet Yiğitbaşı diyabet hastalığı ve önemi hakkında bilgiler veriyor.

DİYABET VE KANSER İLİŞKİSİ

Diyabet; günümüzde giderek artan kronik bir hastalıktır. Diyabet hastalığındaki bu hızlı artış pek çok komplikasyona neden olduğu gibi, beraberinde başka hastalıkları da tetikleyebiliyor.

Özellikle diyabet hastalığı ile kanser arasındaki ilişki uzun zamandan beri tıp dünyasının ilgisini çeken bir konu. Nedenleri hakkında pek çok çalışma yapılıyor.

Yapılan araştırmalarda diyabet hastalarında kansere yakalanma riskinin, diyabet hastası olmayan kişilere oranla daha fazla olduğu görülmüştür.

KANSER RİSKİ DAHA YÜKSEK

Diyabet hastalarında kanser görülme sıklığında artış olduğu bilinmektedir. Diyabet hastalığı; özellikle meme ve kolon kanseri riskini artırırken, var olan kanserlerin iyileşme seyrini de olumsuz yönde etkiliyor.

Ayrıca karaciğer, pankreas ve rahim kanserlerinde de bu risk artışı, diyabet hastası olan kişilerde yaklaşık 2 kat kadar fazladır. Araştırma sonuçlarına göre kontrol grubundaki bireylere diyabet tanısı konulmadığı dikkate alınırsa, kanser riskinin daha yüksek olduğu tahmin edilebilir.

Bilinen diyabeti olan hastalarda ise, kansere bağlı ölüm riskinin yüzde 40’dan daha fazla olduğu görülmüştür.

EN SIK RASTLANAN KARACİĞER VE PANKREAS KANSERİ

Diyabet hastalarında en sık rastlanılan kanser tipi, karaciğer kanseridir. Diyabetli hastalarda karaciğer yağlanması sık olarak görülür ve böylece karaciğer kanserine eğilim artar. Çünkü karaciğer yağlanması hastalığın bir sürecidir. İlerlediğinde önce hepatit yani karaciğerin kronik iltihabı, sonrasında da siroz ile sonuçlanabilir. Sirozda karaciğer kanseri görülme ihtimali yüksektir.

Pankreas kanseri diyabet hastalarında sık rastlanılan diğer bir kanser türüdür. Risk grubuna girmeyen bir hastada yeni konulan diyabet tanısı, yüzde 15 olguda gizli bir pankreas kanserinin habercisi olabilmektedir. Ayrıca pankreasın nadir tümörlerinden olan glukagonoma, yüksek kan şekeri düzeylerine (diyabet) neden olan bir endokrin doku tümörüdür.

PROSTAT KANSERİ GÖRÜLME RİSKİ DAHA AZ

Prostat kanserindeki durum ise karaciğer kanserinin tam tersi yönündedir. Diyabetli olan hastalarda prostat kanseri görülme riski normale göre daha az saptanmıştır.

Prostat kanserinin gelişimi testosteron hormonuna bağlıdır. Diyabet hastalarındaki erkeklik hormonunda düşüklük olması prostat kanserine yakalanma riskini azaltmaktadır.

Ayrıca diyabet hastalarının kullandığı ilaçlar da bu duruma katkıda bulunuyor.

İNSÜLİN DÜZEYİNİN YÜKSELMESİ KANSER OLUŞUMUNU BAŞLATABİLİR

Diyabet hastalarında kanserin daha fazla görülmesi ve risk faktörü oluşturmasının birçok sebebi vardır. Bunlardan biri, kan şekerinin kronik olarak yüksek seyrederek, kandaki insülin düzeyinin yükselmesidir.

Ve bu yükselme tüm dokularda kanser oluşumunu başlatabilir ya da ilerlemesine katkıda bulunabilir.

Belli bir doku ya da organa özgü olarak şeker metabolizmasında oluşan değişiklikler de kansere yatkınlığa sebep olmaktadır.

KİLO FAZLALIĞI VE OBEZİTE EN ÖNEMLİ NEDENLER ARASINDA

Diyabetli hastalarda metabolize edilemeyen glikoz fazlalığı depo edileceğinden, kilo fazlalığı ve obezite ortaya çıkmaktadır. Tıp literatürü de, obezite ile kanser gelişimi arasındaki ilişkiye dikkat çeken bilgilerle doludur.

Diyabetli hastalarda genellikle çok fazla tıbbi sorun bir arada olduğundan, bu sorunlara yoğunlaşılıp, kanser taramaları aksayabiliyor.

Ayrıca insülin direnci ve diyabet tedavisinde kullanılan yüksek doz insülinin  de kanser riski artışına katkıda bulunabileceği gözlenmiştir.

RUTİN KANSER TARAMALARI ÖZENLE YAPILMALI

Olası kanserlerin engellenmesi için insülin direncinin önlenmesi, bunun için kilo kontrolü, sağlıklı beslenme ve egzersize mutlaka önem verilmelidir. Bu durum diyabetin seyrini olumlu etkilemekle birlikte diyabete bağlı gelişen diğer organ hasarlarını da önler. Bununla birlikte, diyabetin tedavisinde kullanılan birtakım ilaçların kanser gelişim riskini azalttığı da görülmüştür.

Ayrıca tüm diyabet hastaları, uygun erken tanı yöntemleriyle yakından takip edilmeli ve kanseri olan hastaların diyabet tedavisi, mutlaka bu durum göz önüne alınarak tekrar düzenlenmelidir. İleri yaşlarda ortaya çıkan yeni diyabet durumunda ise, ilk 5 yıl içerisinde rutin kanser taramalarının daha özenle yapılması önerilir.

Источник: http://ftp.centralhospital.com/Haberler/diyabet-bircok-hastaligi-tetikleyebilir/

Şeker – Kanser İlişkisi | Ben Kanser, Şeker Severim

Şeker Hastalığı Kanseri Tetikliyor

Kanser şeker, kanser şeker ilişkisi, şeker kanseri besler mi, kanserliler şeker yemeli mi, şekerin kansere etkisi, şekerin zararları, kanserden korunmak, kanserle savaş, kanser tavsiyeleri, kanseri önlemek, kansere karşı tedbirler, kansere yakalanmamak için ne yapmalı, kanser yapan şeyler gibi konular hakkında olup korucuyu hekimlik, sağlıklı yaşam, sağlık ve hastalıklar konularıyla ilgili olan bu yazıda kullanılan telif haklarıyla korunan görseller: Cookthinker, Alex E. Proimos ve djwtwo Creative Commons lisanslarına uygun olarak kullanılmıştır.

Şekerim, Şeker Alır Mısın?

Yazan: Ebru Tontaş

Bu konu hakkında çok yazılıp çizildi.

Hatta internette, e-posta zincirlerinde dolaşan ürkütücü bilgiler var, sakın ha şeker yemeyin kansere yol açıyor diye! Öncelikle, sapla samanı birbirinden ayırmak istiyorum bu yazıda.

Çünkü bu felaket çığırtkanlığı bana göre yüzde yüz ispatlı değil ama bir daha ki sefere elinizi şekere atarken sizi düşündürecek, hatta vazgeçtirecek araştırmalar, bilgiler var.

Madde 1: Meyve ve sebzelerin içinde bulunan doğal şekere, vücudumuzun dönüştürdüğü hâliyle glukoza, enerji üretmek için hücrelerimizin ihtiyacı var ve bu besinler bizim için faydalı.

Bu yazının konusu olan, sofralarımıza sinsi şekillerde giren “beyaz zehir” lakaplı sofra şekeri. Şeker kamışının rafine edilmesi sonucu elde edilmiş ve faydalı tüm vitamin, mineral ve enzimlerden arınmış bir maddedir sofra şekeri.

Beyaz şekerin soframızda bazı kullanımları

Kek, pasta, kurabiye çikolatalı ürünler konsantre meyve suları

hazır ve konserve ürünler (mısır ya da glukoz şurubu içeren)

Neden daha fazla şeker tüketir olduk?

Son yüz yılda tüm dünyada şeker tüketimi büyük miktarda arttı.

Yediğimiz tatlıların yanı sıra tükettiğimiz hazır ve konserve ürünlerin, paketlenmiş gıdaların, fast food’ların hemen hepsinde yüksek miktarda şeker var, çoğunlukla da mısır ya da glukoz şurubu adı altında gizli.

Buna konserve meyve suları, gazozlu içecekler de dâhil. Onların içinde de ya yüklü miktarda şeker ya da tatlandırıcı, şekere benzeyen kimyasallar var. (Detaylı bilgiler için şu yazımıza bakınız: Yapay Tatlandırıcıların Zararları)

Örneğin Amerika Birleşik Devletleri’nde 1880’lerde kişi başına yıllık şeker tüketimi 2 kilo civarında iken, 1990’larda bu rakam 13 kiloya çıkmış. Şu anda yıllık 65 kiloya ulaşmış durumda. Hesabı siz yapın artık! Ülkemiz için de benzer oranda bir yükseliş söz konusudur.

Şeker ve kanser

Ne oluyor fazla şeker tüketince? Vücudumuzda birçok yıkıcı etki oluşuyor. Pankreasınız doğal bir hormon olan insulini daha fazla üretmeye başlıyor ve insulin direnciniz azalıyor. Fazla insulin hücrelerde çoğalma ve büyümeyi tetikliyor. (Detaylı bilgi için şu iki yazımıza bakınız: Çağımızın Vebası: İnsülin Direnci ve İnsülin Direncinin Nedenleri)

Peki ya başka?

Şeker tüketimi bağışıklık sisteminin direncini azalttığı gibi, vücutta iltihaplanmayı ve bunlara bağlı kronik hastalıkları artırıyor. Örneğin romatizma, artrit gibi birçok kronik hastalığı tetiklediği kanıtlanmış şeker tüketiminin. Kilo almak kolaylaşıyor, vermek zorlaşıyor. İkinci tip diyabet hastalıkları artıyor.

Kanser hücrelerinin, şekeri normal hücrelerden daha yoğun bir şekilde kullandığını biliyoruz artık. Örneğin PET Scan yapılırken vücudunuza enjekte edilen sıvı radyoaktif glukoz, yani şeker. Kanserli hücreler vücuda verilen şekeri anında emiyor ve glukoz radyoaktif olduğu için parlak çıkıyor, bu şekilde PET Scan’de kanserin nerede olduğu tespit edilebiliniyor.

Bugünkü bildiklerimizle, tıp şimdilik kesin bir dille şeker kansere yol açar diyemiyor, ancak kanser şekeri sever diyebiliyor. Ve de yukarıda bahsettiğim bilgileri, şekerin bağışıklık sistemini zayıflattığını ve enflamasyonu tetiklediğini teyit ediyor.

O zaman…

Ne kadar az şeker, o kadar sağlık. Özellikle de bağışıklık sistemini güçlü tutmaları gereken kanser hastaları şekerden uzak durmalı.

Özetlersek

Doğal hâliyle, meyve ve sebzelerden aldığınız şekeri dengeli bir şekilde tüketebilirsiniz.

Her öğünde tabağınızda protein, yağ, karbonhidrat hepsi beraber ve sağlıklı oranlarda olsun. Bu da araştırmalarla kanıtlanmış, eğer şeker başka maddelerle tüketilirse insulini tek başına tüketildiği şekildeki gibi arttırmıyor.

Konsantre formdaki şekere yanaşmayın, kutudaki meyve suları ve gazlı içeceklerden bahsediyorum. (Detaylı bilgi için mutlaka bakınız: Meyve Suları ve Gazlı İçeceklerin Zararları)

Tatlısız yaşayamam ille de pasta, kek yerim diyorsanız ve hâlâ gözünüz korkmamışsa en azından haftada bir, iki sefere ve küçük bir porsiyona indirgeyin.

Size az şekerli günler dilerim.

http://www.integrativeoncology-essentials.com/ioeblog/the-roles-of-sugar-insulin-in-the-risk-of-cancer-development-and-growth Food, Nutrition and the Prevention of Cancer: Washington, DC: American Institute for Cancer Research; 1997.

Heber D, Bowerman S. Applying science to changing dietary patterns. J Nutr. 2001;131:3078S-3081S.

Источник: https://www.bodytr.com/seker-kanser-iliskisi

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.