Şeker Hastalığı Nasıl Teşhis Edilir?

içerik

Gebelik & Gestasyonel Diyabeti Tanısı ve Tedavisi

Şeker Hastalığı Nasıl Teşhis Edilir?

Diyabet yani daha çok bilinen ismiyle şeker hastalığı pankreasın hiç insülin üretmemesi ya da yetersiz insülin üretmesinden kaynaklanan son derece önemli bir sağlık sorunudur. Özellikle son yıllarda obezitenin de artmasına paralel olarak artış gösteren diyabet bugün global bir sağlık sorunu haline gelmiştir.

Yazımızda; gebelikte tokluk kan şekeri kaç olmalı, gebelikte açlık şekeri kaç olmalı, diyabet gebeliği ve bebeği nasıl etkiler gibi merak edilen soruların cevaplarını bulabilirsiniz.

Gebelik Diyabeti Nedir?

Gebelik diyabeti, hamileyken ortaya çıkan veya ilk defa gebelikte fark edilen şeker hastalığıdır. Daha önce diyabet tanısı almamış bir kadın gebelik döneminde diyabet tanısı alabilmektedir. “Gestasyonel diyabet” olarak tanımlanan bu tablo gebelik bitimiyle birlikte ortadan kalkabilmektedir.

Özellikle ailesinde diyabet hastası olanlar, yüksek tansiyon, kolesterol yüksekliği ve fazla kilo sorunu olanlar gebelikte ortaya çıkan diyabet açısından risk grubunda yer almaktadır. Gestasyonel diyabet tüm gebelerin yaklaşık %3’ünde görülmekle birlikte bu vakaların yaklaşık %10’unda diyabet kalıcı olmaktadır.

Gebelik Diyabeti Nasıl Ortaya Çıkar?

Gebelik döneminde plasenta (göbek kordonu) büyüdükçe salgıladığı hormonlar artar, insülin etkisiz kalır ve kan şekerinde yükselme başlar. Bu etki genellikle gebeliğin 20. ve 24. haftalarında artmaktadır.

Ancak kilo fazlası olan kadınlarda gebeliğin ilk aylarından itibaren kan şekeri yüksek seyredebilmektedir.

Doğumun gerçekleşmesiyle birlikte plasenta atıldığından bu hormonlar kaybolur ve şeker hastalığı da ortadan kalkar.

Gebelikte Şeker Hastalığı (Gestasyonel Diyabet) Nasıl Teşhis Edilir?

Vücudumuzda insülin olmayınca, besinlerle aldığımız şeker ve diğer besin unsurları, ihtiyaç duyan hücrelere giremez. Böylelikle, hücreler şekere ulaşamazken kanda şeker normal değerlerin üstüne çıkar.

Diyabet Tip 1 ve Tip 2 olmak üzere iki farklı şekilde görülür. Tip 1 Diyabet, pankreas bezinin yeterli insülin sağlayamadığı ve tanının genç yaşlarda konulduğu diyabet tipidir. Tip 1 diyabet hastalarının tedavisinde insülin kullanılmaktadır. Tip 2 diyabet ise, insülinden bağımsız diyabet olarak bilinir. Kadınlarda özellikle polikistik over sendromu ile beraber görülebilir.

Gebelik diyabeti kadında hiçbir belirti yapmadığından bütün gebeler mutlaka taranmalıdır. 50 gram şeker yükleme testi gebeliğin 24-28. haftasında yapılır.

Günün herhangi bir saatinde 50 gram glikoz içilir ve bir saat sonra kan şekerine bakılır. 140 mg/dl ve fazla ise şeker hastalığı riski vardır ve bu kişilerde 100 gramlık şeker yükleme testi yapılır.

140 mg/dl’nin altında çıkarsa şeker yok demektir.

Diyabet ve Tansiyon Gibi Hastalıklar Kısırlık Nedeni midir?

Tansiyon ve şeker gibi kronik rahatsızlıklar doğrudan kısırlık sebebi olmasa da kısırlığa sebep olabilen faktörler arasında yer alır. Fakat bundan daha da önemlisi hamile kaldıktan sonra şeker ve tansiyonun nasıl ilerleyeceğidir.

İlk aylarda şekeriniz çok iyi giderken insülin veya ilaç ihtiyacı azalır ama bebek büyüdükçe bu denge tersine dönmeye başlar. Bu süreçte daha çok insüline, diyetisyen kontrollerine ve egzersize ihtiyaç olduğu unutulmamalıdır.

Tansiyon ve şeker, infertilite değerlendirmesinde hamile kalmadan önce mutlaka gözden geçirilmelidir.

Kimler Gebelikte Diyabet Riski Taşır?

• Ailesinde şeker hastalığı olanlar• Fazla kilolu olanlar• Önceki doğumda iri bebek (>4 kg) doğuranlar• Düşük yapanlar• Gebelik yaşı 25’ten büyük olanlar• Önceki gebeliğinde yüksek kan şekeri sorunu yaşayanla

• İdrarda şeker bulunanlar

Risk Grubunda Olanlar Ne Yapmalı?

Gebelik diyabeti açısından risk grubunda olanlar şeker yükleme testini gebeliğin ilk aylarında yaptırmalıdır. Bu testin sonucunda diyabet tanısı konmasa da gebeliğin 20-24. haftalarında şeker yükleme testinin tekrarlanması gerekmektedir.

Gebeliği sırasında diyabet almış kadınlarda kan şekeri genellikle 24. haftada çıktığı için bebekte herhangi bir anormallik yaşanmaz. Ancak gebeliğin ilk üç ayında bu sorun tespit edilirse o zaman çok daha dikkatli olmak gerekmektedir. Gebelik öncesinde diyabet tanısı almış kadınlar da sağlıklı bebek dünyaya getirebilirler.

Ancak bu kadınların gebelikleri boyunca kan şekeri kontrolleri çok büyük önem taşımaktadır.
Gebelikte ortaya çıkan diyabet, bebeğin iri olarak doğmasına neden olduğu için önemli bir risktir. Annenin kan şekerinin yüksek olması nedeniyle bebeğin pankreası da daha fazla insülin üretmektedir.

Bu da bebeğin yağlanmasına ve sonuçta da iri olarak dünyaya gelmesine neden olmaktadır. Bu durumda doğumu sezaryen olarak gerçekleştirilmesi zorunlu hale gelebilmektedir. Bebekte doğumdan sonra kan şeker düşüklüğü yaşanabilmektedir. Bu nedenle bebeğin kan şekerinin düzenli ölçmek gerekir.

Ayrıca bu bebeklerde kan kalsiyum ve magnezyum seviyesi düşük olabileceğinden bu yönden de kontrol edilmeleri gerekmektedir.

Gebelikte Diyabet Takibinde Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar?

Gebelik diyabetinde takip iki yönlüdür. Birincisi annenin kan şekerinin ayarlanması, ikincisi kadın doğum uzmanı tarafından bebeğin gelişiminin incelenmesidir. Diyabet takibinin en önemli noktası ise kan şekeri değerlerinin normal seviyelerde kalmasının sağlanmasıdır.

Düzenli yapılacak kan şekeri ölçümlerinde kan şekeri değerinin 60-120mg/l arasında tutulması sağlanmalıdır. Açlık, tokluk 1.saat ve tokluk 2.saat olmak üzere kan şekeri ölçülmeli, ayrıca akşam yemek öncesi ve gece 22.30’da (bazen gece 03-04.00’te) kan şekeri ölçülerek takibi sağlanmalıdır.

Yapılan bu ölçümlerde, açlık kan şekeri 95 mg/dl ve altında, tokluk 1. saat kan şekeri 140 mg/dl ve altında, tokluk 2. saat kan şekeri ise 120 mg/dl ve altında olmalıdır. Ayrıca zaman zaman idrarda keton ölçümünün de yapılması önemlidir. İdrarda keton diyabet açısından önemli bir belirteçtir.

Diyabetli Kadınlar Hamilelik Sırasında Nelere Dikkat Etmeli?

Şeker hastalığı teşhisi ile izlenen anne adaylarının, gebelik öncesi değerlendirilmeleri çok önemlidir ve takiplerini kolaylaştırır. Eğer fazla kilolu ya da obez iseniz, gebelik öncesinde kilo vermeniz ve şekerinizin dengelenmesi, hamileliğinizi daha rahat geçirmenizi sağlayacak ve doğumu da kolaylaştıracaktır.

Öncelikle dengeli ve doğru beslenme alışkanlıklarını edinmek ve egzersiz hamilelikte çok önemlidir. Hamilelerin haftanın 4-5 günü yürüyüş yapmalarını öneriyoruz. Yürüyüş yapılamadığında aerobik egzersizler (hamilelik yogası) 30-40 dakikaya ulaşacak düzeyde yapılmalıdır. Böylece düzenli egzersiz kan şekerini düşürür, tansiyonu dengeler ve kontrolüne de destek olur.

Gebelikte Diyabet Hastalığı Önemli midir, Takibi ve Kontrolü Nasıl Olmalıdır?

Gebelikte şeker hastalığını iki gruba ayırabiliriz. Daha önceden şeker hastası olduğu bilinen ilk grupta yer alırken 2. grupta 24-28. haftalar arası şeker tarama testleri ile saptadığımız gebeliğe bağlı şeker hastalığı yer alır.

İki şeker hastalığının da gebelikte tanısı ve takibi oldukça önemlidir.

Daha önceden şeker hastalığı olduğu bilinen olgularda özellikle ilk 3 ayda şeker düzeylerinin yeterli olarak kontrol altına alınmadığı olgularda biz çocukta yapısal anomalilere sıkça rastlıyoruz.

En sık karşımıza çıkanlarsa beyin omurilik sisteminde oluşan yapısal anomaliler ve kalpte oluşan yapısal anomalilerdir. Bunların açıkçası telafisi mümkün değil.

Bu nedenle gebeliğin erken dönemlerinde hatta gebe kalmadan önce şeker hastası olduğu bilinen olgularda şeker düzeylerinin düzgün şekilde ayarlanması bu konuda hastaların kadın doğumcu ve endokrin uzmanlarından profesyonel yardım alması oldukça önemlidir.

İkinci gruptaki hastalarda ise yani gebelikte şeker hastalığı saptanan hastalarda yine çok önemli. Özellikle bu grupta aşırı iri bebek gelişimi anne karnında suyun aşırı artması ve bunun tetiklediği erken doğum karşımıza çıkan sorunlar arasındadır.

Ayrıca şeker hastalığı olduğu bilinen olgularda bebek doğar doğmaz kan şekerlerinde ciddi düşmelerle karşılaşabiliyoruz. Bu durum bebeğin hayatını tehdit edebilecek bir sıkıntı olarak karşımıza çıkabiliyor. Bu nedenle şeker hastalığı üzerinde durulması gereken ve gerekli önlemlerin alınması gereken bir rahatsızlıktır.

Gebelikte tokluk kan şekeri

Hamilelikte tokluk kan şekeri kaç olmalı: Yemekten 2 saat sonra Gebelikte açlık kan şekeri

Hamilelikte açlık şekeri kaç olmalı: Kahvaltıdan önce: 60-90 mg/dl

Öğle ve akşam yemeği öncesi: 60-105 mg/dl şeklinde olmalıdır.

Gebelik Süresince Yapılacak Diğer Testler

• Ultrason ile bebeği takip etmek• Bebek kalp atımı takip edilir.

• Amniosentez: Down sendromu için yapılan bu test özellikle yaşı 35’ten büyük kadınlarda uygulanmalıdır.

Beslenme ve Egzersiz

Gebelik süresince 9-12 kg alınması uygundur. Eğer gebeliğe fazla kilo ile başlandıysa 7– 8 kg, düşük kilo ile başlandıysa ise 17–20 kg ağırlık kazanımı normal olarak kabul edilmektedir.

Egzersiz ve hareketli bir yaşam, tüm diyabetliler için büyük önem taşımaktadır. Çünkü egzersiz kan şekeri düşürmeye yardımcı olabildiği gibi kan şekeri kontrolünün sağlanmasında da destek olur.

Gebe kadınların haftanın 4-5 günü yürüyüş yapmalarını önermekteyiz. Yürüyüş dışında aerobik egzersizler de yine her gün 45 dakika olarak yapılabilir.

Gebelikte beslenme çok önemli olmakla birlikte diyabet hastası için bu önem daha da artmaktadır. Beslenmede, daha çok sebze, tam tahıllar, kuru baklagiller, posalı gıdalar tercih edilmelidir.

Zeytinyağı, tam buğday ekmeği, yağsız yoğurt ve yağsız süt tüketmeye özen gösterilmelidir. Margarin tüketilmemeli ve karbonhidrat alımı sınırlanmalıdır.

Karbonhidratlar günlük alınan toplam kalorinin %40’ını aşmamalıdır.

Bir başka önemli nokta da tansiyon değerleridir. Bu nedenle düzenli tansiyon ölçümü ve takibi yapılmalı ve büyük tansiyonun 140’ı, küçük tansiyonun ise 90’ı geçmesi durumunda doktorunuza başvurmanız gerekmektedir.

Gebelik Diyabetinde İnsülin Tedavisi Ne Zaman ve Nasıl Yapılır?

Açlık kan şekeri diyete rağmen 105mg/dl’yi geçerse ve tokluk 2 saat 120 mg/dl’yi geçerse insülin tedavisine geçmek gerekmektedir. İnsülin başlanan gebeler evde kan şeker ölçümü yaparak takip yapmak zorundadır.

İnsülin günde 2 kez yapılabildiği gibi 4 kez de yapılabilir. Buna sizi takip eden hekiminiz karar verir ve sizin için en uygun ve uyum sağlayabileceğiniz bir metodu önerir.

Plasentadan geçtikleri için, oral antidiyabetikler gebelikte kullanılmamaktadır.

Gebelik Şekeri Anne ve Bebek için Hangi Risklere Neden Olur?

Gebelik şekeri, %3 oranında görülmekle beraber, bu annelerin %10’u ilerde şeker hastası olabilmektedir. Bebekte ise şeker hastalığı gelişmez. Ancak tekrar vurgulamak gerekirse anne adayında ilerde şeker hastalığı gelişme riski ilk 10-15 yıl içinde fazladır. Bu nedenle 6 ayda bir açlık ve tokluk kan şekerine baktırılmalıdır.

Gebelikte şeker hastalığı çıkan kadınlarda kan şekeri genellikle 24. haftada çıktığından çocuklarda anormallik olmaz. Çocuklarda anormallik ancak ilk 3 ayda kan şekeri yüksek ise olabilir. Ancak gebelik öncesi şeker hastalığı varsa bu kadınlarda kan şekeri kontrolü büyük önem taşır.

Gebelik şekeri, bebek açısından aşağıdaki riskleri taşır

• HbA1c gebeliğin ilk aylarında 8’in üzerinde ise düşük riski 3 kat artmaktadır.• Diyabetik kadınların çocuklarında engelli oranı %8-13, şeker hastası olmayan kadınlarda %2-4’tür. HbA1c ne kadar yüksek ise engelli çocuk oranı o oranda artar.

• Kan şekeri > 250mg/dl ise erken doğum riski artar.

• Gebeliğin ikinci yarısında yüksek kan şekerleri iri bebek, bebekte zor solunum, bebekte şeker düşüklüğü, sarılık, polisitemi, kalsiyum düşüklüğü ve doğumsal kalp problemlerine neden olur.

Doğum ve Sonrası

Gebelikte diyabet tanısı almış anne adayları da normal doğum yapabilir. Ancak burada kararı vermede çocuğun durumu etkendir. Doğum genellikle 38. haftada yapılır ve doğum sırasında kan şekeri yüksekse serum ile insülin verilir. Düzenli takip ve kontrollerle de sağlıklı bebekler dünyaya getirmek mümkündür.

Doğum sonrasında da annenin beslenmesinin gebelikte olduğu gibi devam etmesi gerekir. Kan şekeri değerleri kendiliğinden düzeldiğinde insülin tedavisi kesilebilir. Bu nedenle doğumun gerçekleştiği gün ve sonrasında kan şekeri ölçümlerinin düzenli olarak yapılmaya devam etmesi gerekir. Eğer doğum sonrası şeker normal ise doğumdan 1-2 ay sonra yine kan şekeri ölçümü yapılmalıdır.

Gebeliğinde şekeri yükselen tüm kadınlarda daha sonraki yıllarda diyabet gelişme riski yüksek (%10) olduğu için düzenli egzersiz ve kilo kontrolü yanında sağlıklı beslenmelerine de dikkat etmeleri gerekir. Ayrıca 6 ayda bir açlık ve tokluk kan şekeri ölçmekte de fayda vardır. Daha sonra tekrar gebe kalacaklarsa önceden takip ve kontrolleri çok önemlidir.

Kilo kadar önemli bir başka faktör de yağın vücutta daha çok nerede toplandığıdır. Kilosu normal bile olsa, bel çevresi 102 cm’yi aşan erkekler ve 88 cm’yi aşan kadınlar çok risklidir.

Bel çevresi 94 cm’yi aşan erkeklerle, 80 cm’yi aşan kadınlar daha dikkatli olmalıdır.

Kişiye özel kilo kontrolü, dengeli ve doğru beslenme ve egzersiz programıyla beraber yaşam biçimi değişikliği sayesinde, şeker hastalığı kontrol edilebilmektedir.

Источник: https://bahceci.com/hizmetler/gebelik-diyabeti/

Şeker Hastalığı: Nedenleri, Belirtileri ve Tedavisi

Şeker Hastalığı Nasıl Teşhis Edilir?
86 / 100SEO Score

Şeker hastalığı, vücudun kan şekeri dengesini sağlayamadığı ve şekerin dokulara zarar verebilecek seviyelere yükseldiği metabolik bir hastalıktır. Özellikle hareketsiz yaşam tarzının benimsendiği çağımızda önemli bir sağlık sorunudur.

Kandaki şekerin temel olarak iki kaynağı vardır; birincisi yediğimiz besinler ikinci ise karaciğerde depo halinde bulunan glikoz(şeker). Uzayan açlık durumunda karaciğerden kana şeker salınırken, yemek sonrası ise kandan karaciğer ve dokulara glikoz (şeker) geçişi olur. Kan şekeri başta insülin hormonu olmak üzere birçok hormonun etkisi altında hassas bir şekilde kontrol edilir.

Şeker Hastalığı Nedir?

Şeker hastalığı tıp dilindeki ismiyle “diyabet” , adından da anlaşılacağı üzere kan şekeri seviyelerinin yüksekliği ile seyreden bir hastalıktır. Şeker (glikoz) vücudumuz için önemli bir enerji kaynağı olmakla birlikte beyin için temel enerji kaynağıdır. Yaşamın devamı için kan şekeri belli seviyelerde tutulur.  Eğer bu seviyelerin üzerine çıkmaya başlarsa dokulara zarar verir.

Bu Hastalık Temelde 2 Mekanizma İle oluşur:

  1. İnsülin hormonunun yetersizliği: Vücutta yeterince insülin üretilemez.
  2. İnsülin hormonuna direnç: Yeterli insülin olduğu halde dokularda bu insüline karşı direnç vardır. Yani insülinin etkisini gösterememesi.

Peki insülin nedir?

İnsülin pankreastan salgılanan, kanda bulunan şekerin dokularımız tarafından kullanılmasını sağlayan bir hormondur. Birçok görevi olmasına rağmen temel olarak kan şekerini düzenler.

Yemek yediğimizde kana geçen glikoza (şekere) karşılık salgılanan bu hormon, şekerin hem dokularımız tarafından kullanılmasını hem de depolanmasını sağlar.

Sonuç olarak kan şekerinin yükselmesini engelleyen bir hormondur.

Yüksek şeker neden tehlidir?

Yüksek şeker, dokular üzerinde toksik etki yapar. Başta damarlar olmak üzere dokular ile etkileşime geçerek bunların yapısını bozar. Bu da uzun süreçte farklı organlarda, farklı derecelerde hasarlara yol açar. Özellikle damar yapısını bozuyor olması kalp, böbrek, göz, sinir gibi önemli yapıların beslenmesini bozar.

Şeker hastalığının temelde 3 türü vardır:

  • Tip 1 Diyabet,
  • Tip 2 Diyabet,
  • Gestasyonel Diyabet(Gebelik şekeri).

Not: Günümüzde birçok şeker hastalığı alt tipi bulunmaktadır. 

Şeker Hastalığının Nedenleri

Vücuttaki iki mekanizmanın bozukluğu şeker hastalığına neden olur.

  • Birincisi pankreastan yeterince insülin üretilememesi,
  • İkincisi ise insülin miktarı normal olduğu halde vücudumuzda buna karşı direnç olması ve olan insülinin kullanılamamasıdır.

Şeker hastalığının şeker tüketmek ile direkt bir ilişkisi yoktur. Yani kişi şeker yediği için şeker hastası olmaz.

Tip 1 Şeker Hastalığı Nedenleri (Tip 1 Diyabet)

Genetik yatkınlığı olan kişilerde çevresel faktörlerin (bazı virüsler, toksinler, stres) etkisi ile ortaya çıkar. Tip 1 diabette kandaki insülin hormonu ya yoktur yada çok azdır.

Oluşma şekli büyük oranda otoümminiteye bağlıdır.

Yani normalde zararlı etmenlere (virüs,bakteri,yabancı maddeler…) karşı savaşan ve onları öldüren savunma hücrelerinin, kendi pankreas hücrelerine saldırıp onları yok etmesi sonucu oluşur.

Sonuç olarak pankrestan insülin salgılayan hücreler ya yok olmuştur yada çok az kalmışlardır. Bu da şeker hastalığının gelişmesine neden olur.

Daha çok 30 yaş öncesinde başlayan tip 1 diyabette şikayetler aniden başlar.  Bu hastalığı olanlar genellikle zayıf veya normal kilodadırlar. Mutlak insülin eksikliği olduğu için tedavide insülin verilir.

Tip 2 Diyabet

Tip 2 diyabette asıl sorun kandaki insüline karşı vücutta direnç gelişmesidir. İnsülin direnci sonucu dokular kandaki şekeri kullanamaz. Yani kabaca insülin var ama yeterince etki etmiyor denilebilir. Bu durum şekerin yükselmesine neden olur. Tip 2 diyabet hastalığının ilerleyen dönemlerinde insülin miktarında da düşme olur.

Tip 2 diyabette genetik yatkınlık çok önemlidir. Bu hastalığa yakalananların çoğu obez veya fazla kiloludurlar. Genellikle sinsi seyreder ve başlangıçta hiçbir belirti vermeyebilir.

Gestasyonel Diyabet (Gebelik şekeri)

Gebelik şekeri olarak bilinen gestasyonel diyabet hastalığının tetikleyicisi gebeliğin devamı için salgılanan hormonlardır. Gebelikle artan hormonlar insüline karşı direnç oluştururlar. Normalde insan vücudu bu direnci daha fazla insülin salgılayarak yener. Ancak gebelik şekeri bulunan kişilerin pankreas hücreleri bu yanıtı oluşturamaz. Sonuç olarak kan şekeri yükselir.

Gebelikte vücut daha fazla insüline ihtiyaç duyar. Ancak bazı kişilerde insülin üreten hücreler sınırlıdır. Üretilen insülin miktarı normal şartlarda yeterli olsa da gebelikte yetersiz kalır.

Genellikle doğum sonrası düzelen gebelik şekeri diğer gebeliklerde de tekrarlar. Gebelik şekerinde de genetik yatkınlık söz konusudur.

Gebeliğin şekeri olan kişiler doğum sonrası normale dönerler. Ancak bu kişilerim ilerleyen dönemlerde tip 2 diyabet olma riskleri yüksektir.

Şeker Hastalığı Belirtileri Nelerdir?

Belirtiler kan şekerinin yüksekliği ile ilişkili olarak değişir. Hiçbir belirti vermemesinden komaya kadar değişen bir tabloya neden olabilir.

Şeker hastalığının en sık görülen belirtileri:

  1. Ağız kuruluğu
  2. Çok su içme
  3. Sık idrara çıkma
  4. Çok acıkma, çok yemek yeme veya iştahsızlık
  5. Artan ve açıklanamayan halsizlik
  6. Çabuk yorulma
  7. Sinirlilik
  8. Açıklanamayan kilo kaybı (genelde  tip 1 diyabette görülür)
  9. Bulanık görme (kan şekerindeki dalgalanmalar sonucu)
  10. Yavaş iyileşen yaralar
  11. Sık enfeksiyon geçirme ve tekrarlayan mantar enfeksiyonları
  12. Diş etlerinde ağrı, kızarıklık ve hassasiyet
  13. Erkeklerde cinsel fonksiyon bozukluğu
  14. Ellerde ayaklarda yanma, uyuşma, karıncalanma

Kimler Şeker Hastalığı Açısından Risk Altındadır?

Tip 1 diyabet için en önemli risk faktörü ailede şeker hastası bireyin olmasıdır. Bebekleri 4 ayından önce inek sütüyle beslemek ve D vitamini eksikliğinin riski arttırdığı söylenmektedir.

Tip 2 diyabet için birçok risk faktörü bulunmaktadır. Bunlardan bazıları:

  • Obez veya fazla kilolu olmak
  • Yüksek tansiyon hastalığı
  • Kötü kolesterolün yüksek olup iyi kolesterolün düşük olması
  • Hareketsiz yaşam tarzı, egzersiz yapmama
  • Ailede şeker hastalığı öyküsü olması
  • Polikistik over sendromu olması
  • Gebelik şekeri (gestasyonel diyabet) geçirmiş olmak
  • İleri yaş
  • İnsülin direnci veya bozulmuş glikoz toleransının olması.

Yukarıdaki faktörlerin birine veya birkaçına sahip olanlar şeker hastalığı için risk taşımaktadır. Bu durum şeker hastası olacakları anlamına gelmez ancak şeker hastalığı belirtileri için daha dikkatli olmalarını gerektirir.

 Şeker Hastalığının Vücuda Verdiği Zararlar (Komplikasyonlar)

Uzun süreli kan şekeri yüksekliği vücuttaki birçok dokuyu ve organı olumsuz etkileler. Zamanla dokuların ve organların fonksiyonunu bozar.

Kişinin kan şekeri ne kadar kontrolsüzse risk de o kadar yüksektir. Yani şekeri sürekli yüksek olan ve düzenli tedavi almayan birinde istenmeyen etkiler daha kısa sürede başlar.

Şeker Hastalığının Vücuda Verdiği Zararlar

  • Kalp hastalığına yakalanma ve kalp krizi geçirme riskini arttırır.
  • Görme problemlerine neden olur . Gözün ışığa duyarlı bölgesinin kan akımının azalması sonucu diyabetik retinopati adı verilen durum gelişir. Görme bulanıklığından tam görme kaybına kadar değişebilen sorunlara neden olur.
  • Böbreklerin fonksiyonlarında bozulma veya böbrek yetmezliğine neden olabilir. Diyabetik nefropati adı verilen bu durum, idrarda protein kaçağı ile kendini gösterebilir.
  • Vücuttaki sinirlere hasar verebilir(nöropati). Sinir hücrelerini besleyen küçük kan damarlarında daralma veya tıkanıklık yaparak çeşitli sinirsel belirtilere neden olur. Ellerde, ayaklarda uyuşma ve duyu kaybı gibi…
  • Ayaklarda gelişen hissizlik sonucunda küçük yaralar gelişir.  Bu yaralar bazen mikrop kapabilir. Bu enfeksiyonlu yaralar çok yavaş iyileşir ve ciddi sorunlara neden olabilir. Bu durumun ilerlemiş haline diyabetik ayak adı verilir.
  • Kan dolaşımını bozduğu için cinsel fonksiyon bozukluğu yapabilir.

Şeker hastalığı bunların dışında birçok dokuyu etkileyerek fonksiyon bozukluğu yapabilir.

Kan şekerini sıkı bir şekilde kontrol altına almak, yukarıdaki durumlara yakalanma riskini düşürür. Ayrıca sigara içme, yüksek tansiyon, yüksek kolestrol, fazla kilolu olmak, hareketsiz yaşam tarı gibi faktörler yukarıdaki durumların gelişme riskini arttırır.

Şeker Hastalığı Teşhisi

Şeker hastalığı kanınızdaki şeker değerinin belli seviyelerin üzerinde olması ile anlaşılır.

Şeker hastalığı belirtileri olan kişide teşhis için:

  • Açlık (8 saat hiçbirşey yememe) kan şekerinin 126 mg/dl üzerinde olduğu iki ayrı testle onaylanması.
  • Herhangi bir dönemde rastgele bakılan şeker seviyesinin 200 mg/dl üzerinde olması. Bu yükseklik 2 ayrı testte onaylanmış olmalıdır.
  • HbA1c değerinin 6.5 mg/dl üzerinde olması. (Bkz: HbA1c nedir?)
  • Şeker yükleme testi (OGTT) sonrası 2. saat şeker seviyelerinin 200 mg/dl üzerinde olması.

Belirtileri olan kişide yukarıdaki dört testten herhangi birinin pozitif çıkması teşhisi için yeterlidir. Şeker hastalığından şüpheleniyorsanız lütfen beklemeden doktorunuza başvurunuz.

Gizli Şeker Nedir? Nasıl Anlaşılır?

Gizli şeker olarak bilinen durum şu isimlerle de anılır; prediabetik, bozulmuş glikoz toleransı, bozulmuş açlık glikozu…

Gizli şekerde, kan testlerinde kişinin şeker hastası olmadığı belirlenmiştir. Ancak test sonuçları ileride şeker hastalığı gelişebileceğini düşündürecek seviyededir.

  • Açlık şekeri 100-125mg/dl arasında olması,
  • Şeker yükleme testi sonrası 2. saat şekerinin 140-199 mg/dl arası olması,
  • HbA1c (3 aylık şeker) seviyesinin 5.7 ile 6.4 arasında olması.

Yapılan testlerde sonuçlar yukarıdaki gibi çıkarsa kişide gizli şeker olduğu söylenir.

Gizli Şeker, kişinin şu anda şeker hastası olmadığını ancak şeker testlerinin sınırda geldiğini ifade eder. Bu durumun ilerde şeker hastalığına ilerleyebileceğini gösterir. Bir anlamda şeker hastalığının habercisidir.

Gizli şekeriniz varsa hızlıca yaşam tarzınızı ve beslenme alışkanlıklarınızı değiştirmeniz gerekir. Hareketli yaşam tarzı(egzersiz) ve fazla kiloların verilmesi, gizli şekeri olan hastaların şeker hastalığına yakalanma ihtimalini %58 oranında engeller veya geciktirir.

Şeker Hastalığının Tedavisi

Şeker hastalığının tipine göre tedavi değişmektedir.

Tip 1 diyabet tedavisi

Tip 1 diyabet hastalarının ömür boyu insülin kullanmaları gerekir. Yaşam tarzı değişiklikleri, egzersiz ve beslenme alışkanlıkları tedavinin bir parçasıdır.

Pankreas nakli (adacık hücre nakli), tip 1 diyabet hastaları için insülin kullanımını ortadan kaldıran bir seçenek olarak görülmektedir. Ancak her zaman başarılı olmaması ve başarılı olsa bile nakil sonucu ömür boyu farklı ilaçlar kullanmak zorunda kalınması bu tedavinin dezavantajıdır. Bu dezavantaj kimi zaman şeker hastalığından daha tehli sonuçlar doğurabilir.

Tip 2 diyabet (şeker) hastalarının tedavisi

Tip 2 diyabetin tedavisi, daha geniş seçenekler içermektedir. İlaç tedavisi, ağızdan alınan haplardan insülin kullanımına kadar değişir. Bu hastalar ilk dönemlerde yaşam tarzı değişikliği ve hap tedavisi ile şekerlerini kontrol altına alabilirler. İlerleyen dönemlerde ise insülin ihtiyaçları ortaya çıkar ve insülin kullanmak zorunda kalırlar.

Ağızdan alınan şeker ilaçlarının üç farklı etki mekanizmaları vardır:

  • Pankreastan insülin salınımını arttıranlar,
  • Vücudun insülin direncini azaltıp dokuların şeker kullanımını arttıranlar,
  • Mide barsak sisteminden şeker emilimini azaltanlar.

Tip 2 diyabet(şeker) hastalarına yukarıdaki mekanizmalara sahip ilaçlardan biri veya birkaçı birlikte verilebilir.  Aşırı kilo önemli bir risk faktörü olduğundan, obez hastalarda zayıflama ameliyatları (bariatrik cerrahi) yapılmakta ve kan şekerleri düşürülmektedir. Bu ameliyatlar her hastaya uygun değildir.

Şeker Hastalarında Egzersizin Önemi

Düzenli egzersiz kandaki şekerin hücreler tarafından alınıp kullanılmasını arttırarak kan şekeri seviyelerinin düşmesine yardımcı olur. Vücuttaki insülin direncini azaltıp, insülin duyarlılığını arttırır. Böylece şeker hastaları daha düşük seviyelerde insüline ihtiyaç duyarlar.

Şeker hastaları nasıl beslenmeli?

Egzersiz, özellikle tip 2 diyabet hastalığının gelişmesini engellemeye yardımcı olur. Ayrıca gizli şeker teşhisi almış kişiler egzersiz yaparak şeker hastalığına yakalanma riskini önemli derecede azaltmış olurlar. Şeker hastalığı dahiliye veya endokrinoloji doktoru tarafından takip edilir.

Источник: https://www.saglikbilgi.net/seker-hastaligi-belirtileri-nedenleri/

Hiperglisemi Nedir Belirtileri Nedenleri Tedavisi Şeker Neden Yükselir?

Şeker Hastalığı Nasıl Teşhis Edilir?

Hiperglisemi yüksek kan şekeri, yani kan şekerinin yükselmesi için kullanılan tıbbi bir terimdir. Hiperglisemi olarak da adlandırılan yüksek kan şekeri kan dolaşımınızda normalden fazla şekere sahip olmanız anlamına gelir.

Bu durum diyabeti (Şeker hastalığı) olan kişilerde görülen yaygın bir problemdir. Amerikan Diyabet Birliği’ne göre, açlık kan şekeri 70 ve 130 mg/dL (3.9 ve 7.2 mmol) arasında olmalıdır ve yemek sonrası kan şekeri ise 180 mg/dL (10 mmol) altında olmalıdır.

Normal değerler bunlardır.

Hiperglisemi (Kan Şekeri Yüksekliği) Belirtileri Nelerdir?

  • Bulanık görme
  • Sık idrara çıkma
  • Asabiyet
  • Ağız kuruluğu
  • Gece idrara çıkma
  • Ayaklarda uyuşukluk  
  • Halsizlik (yorgun ve güçsüz hissetme)
  • İdrarda şeker
  • Kilo kaybı
  • Kan şekerinin 180 mg/dL’den fazla olması
  • Vajinal ve cilt enfeksiyonları
  • İştah artışı
  • Yaraların yavaş iyileşmesi
  • Karın ağrısı
  • Nefeste meyvemsi koku
  • İdrarda yüksek düzeyde şeker
  • Ciltte kaşıntı ve kuruma
  • Baş dönmesi
  • Sık baş ağrısı
  • İdrarda ketonlar (Ketonlar insülin yetersizliğinde ortaya çıkan kas ya da yağın yan ürünüdür)
  • Artan susuzluk
  • Sık idrara çıkma ihtiyacı
  • Sık oluşan enfeksiyonlar (diş eti, cilt, vajina)

Hiperglisemi (Kan Şekeri Yüksekliği) Neden Olur?

  • Diyabet (Şeker hastalığı) yüksek kan şekerinin en yaygın sebebidir.
  • Hareketsiz yaşam, egzersiz yapmama
  • Hamilelik
  • Yeterli miktarda insülin kullanmama veya ilaçları düzenli almama
  • Enfeksiyon, zatürre, grip, idrar yolu iltihabı, sistit gibi enfeksiyonlar
  • Çok fazla yemek yemek
  • Herhangi bir stres durumu (üzüntü, sıkıntı, sinirlilik gibi)
  • İnsülin yapıyorsanız kullanma tarihinin geçmiş olması veya yanlış yapılması.
  • Vücutta herhangi bir enfeksiyon meydana gelmişse, hasta olduğunuz süre boyunca kan şekeriniz kısa süreli de olsa yüksek olabilmektedir
  • İnsülini ya da glikoz düşürücü ilacı unutmak, atlamak
  • Pankreatit (pankreas iltihabı)
  • Pankreas kanseri
  • Hipertiroidi (tiroit bezlerinin fazla çalışması)
  • Cushing sendromu (kanda fazla kortizol)
  • Glukagonom, feokromositoma ya da büyüme hormonu gibi hormonlar salgılayan alışılmadık tümörler
  • Vücut üzerinde kalp krizi, travma, şiddetli hastalık gibi şiddetli baskılar geçici hipoglisemiye yol açabilir
  • Prednizon, östrojen, beta blokör, glükagon, enotiazinler, oral kontraseptifler gibi bazı ilaçlar almak kan şekeri düzeyini arttırabilir.

Hiperglisemi (Kan Şekeri Yüksekliği) Nasıl Teşhis Edilir?

Farklı birçok kan testi hiperglisemiyi teşhis edebilir. Bunlar:

Random kan şekeri: Bu test verilen zaman içindeki kan şekeri düzeyini yansıtır. Normal değerler genellikle 70 ve 125 mg/dL arasındadır.

Açlık kan şekeri: Bu sabahın erke saatlerde 1 gece önceden hiçbir yemeden alınan kan şekeri ölçümüdür. Açlık kan şekerinin normal düzeyi 100mg/dL’den azdır. 100 mg/dL’nin 125 mg/dL’ye kadar üstü prediyabeti gösterirken 126 mg/dL ya da üstü diyabet teşhisidir.

Oral glikoz tolerans testi: Bu bir miktar şeker tükettikten sonra yapılan kan şekeri ölçümüdür. En yaygın şekilde gebelik şekerini teşhis etmek için kullanılır.

Glikohemoglobin A1c: Kırmızı kan hücrelerine bağlı glikoz ölçümüdür ve son 2-3 aydaki kan şekeri göstergesini sağlar.

Hiperglisemi (Kan Şekeri Yüksekliği) Nasıl Tedavi Edilir?

Hafif ya da geçici hipergliseminin sebebine bağlı olarak tedavi edilmesi gerekmeyebilir. Hafif yükselmiş glikoza sahip kişiler glikoz seviyelerini genellikle yaşam şekli değişikliği ve beslenme düzeni sağlamakla düşürebilir. Doktorunuzun verdiği ilaçları düzenli olarak kullanın.

Su için: Yeteri kadar su içmek kan şekerinizi sağlıklı sınırda tutmanıza yardım edebilir.

Stres Düzeyinizi Kontrol Edin: Glükagon ve kortizol gibi hormonlar stres anında salgılanır. Bu hormonlar kan şekeri düzeyinin yükselmesine neden olur.

Yeterli Uyku: İyi uyku kan şekeri kontrolünü korur ve sağlıklı kiloyu destekler. Yetersiz uyku önemli metabolik hormonları bozabilir.

Elma Sirkesi İçin: Elma sirkesinin sağlığınız için birçok yararı vardır. Karaciğerden üretimini azaltarak ya da hücreler tarafından kullanımını arttırarak düşük açlık kan şekeri düzeyini düzenler. Elma sirkesini beslenme düzeninize katmak için salataya ya da 2 tatlı kaşığı sirkeyi 1 bardak suya katabilirsiniz.

Tarçın Tüketin: Araştırmalar tarçının kan şekeri düzeyini %29’a kadar azalttığını göstermiştir. Etkili dozaj günde 1-6 gram ya da yarım tatlı kaşığıdır.

Zahter Tüketin: Zahter, doğu akdenize özgü bir tür kekiktir ve birçok kullanıcı şifasını onamıştır.

diyabethiperglisemişeker hastalığı

Источник: https://selmasultan.com/hiperglisemi-nedir-belirtileri-nedenleri-tedavisi-seker-neden-yukselir

Gizli Şeker Hastalığı

Şeker Hastalığı Nasıl Teşhis Edilir?

Gizli şeker hastalığı kan şekerinin standart miktarına göre yüksek olması fakat tip 2 diyabet teşhisi koyulacak kadar da yüksek olmadığı durumlarda ortaya çıkan hastalığa verilen isimdir. Eğer bir kişiye tip 2 diyabet teşhisi koyulduysa bu kişinin daha önceden gizli şeker hastalığına yakalandığı söylenebilir.

Gizli şeker hastalığı herhangi bir önlem alınmadığı takdirde 5 – 10 yıl içerisinde %30 – 40 oranlarında tip 2 diyabet hastalığına dönüşür. Fakat gizli şeker tip 2 diyabete dönüşmemiş olsa dahi bu hastalığın ortaya çıkardığı sorunlar ortadan kalkmıyor.

Üstelik tip 2 diyabet ortaya çıkmasa dahi özelikle kalp hastalıkları ile birlikte birçok ciddi hastalık tetikleniyor.

Şeker hastalığı oluşmadan önce gerçekleşen safhaya gizli şeker adı verilir. Bu tür kişilerin bir bölümünde açlık bir bölümünde ise tokluk kan şekeri oranı yüksek olur. Bazı hastalarda ise reaktif hipoglisemi adı verilen ve yemek yemedikçe kan şekerinin düşmesine sebep olan bir hastalık söz konusu olur.

Bu tür olayların temelinde insülin hormonunun düzensiz ve normali dışında çalışması, pankreasın glukagon hormonunu olması gerekenden fazla salgılaması ya da glukagon peptide adı verilen ve bağırsaklarda salgılanan hormon salımında ortaya çıkan bozukluklar yatar. Bununla birlikte genetik ya da çevresel faktörler de oldukça önemlidir.

Pankreasta yer alan beta hücre sayısında azalma görülmesi halinde şeker hastalığı da ortaya çıkar.

Yalnızca açlık kan şekeri yüksek olan kişilerde sigara içmek, erkek olmak ve ailede görülen şeker hastalıkları bir risk unsuru taşırken, yalnızca tokluk kan şekeri yüksek olan kişiler boyu kısa olan, sağlıksız beslenen ve hareketsiz kalan kişilerden oluşur.

Fakat her iki durumda da kilo, insülin direnci ve ailesel faktörler etkileyici unsurlar olur. Her iki durumda gizli şeker hastalığı ile ilişkilidir.

Gizli şeker hastalığı, kalp ve damar hastalıklarına sebep olan ve hiç fark ettirmeden organlarımıza zarar veren bir hastalıktır.

Açlık kan şekerinin 90 ile 126 mg / dl arasında olması halinde açlık kan şekeri bozukluğu ortaya çıkar. Kan şekerinin yükleme testi olan ve 75 gram glukoz ile yapılan şeker yükleme testinin 2.

saatinde 140 ile 199 aralığında mg / dl çıkması durumunda ise ortaya şeker tolerans bozukluğu ya da gizli şeker denilen durum çıkar. Hem glukoz tolerans bozukluğu hem de açlık kan şekeri bozukluğu olması halinde pre diyabet adı verilen bir durum ortaya çıkar.

Pre önce anlamına gelir. Bu da bu hastalıkların diyabet öncesi bir ön aşama olduğunu ortaya koyar.

Gizli Şeker Hastalığı Neden Olur?

Normal şartlarda tüketilen gıdaların içerisinde yer alan şeker, pankreasın salgıladığı insülin hormonu tarafından hücrelere taşınır ve bu şekilde şeker enerjiye dönüşür.

Hücreler enerji üretebilmek adına şekerin büyük bir bölümünü kullanacağı için kandaki şeker azalacak ve kan şekeri seviyesi korunacaktır.

Fakat insülin direnci sebebi ile bu işleyiş sekteye uğrayacağı için hücreler şekeri yeteri kadar kullanamayacak ve şekerin fazlası kanda birikmeye başlayacaktır. Bu durumda ortaya gizli şeker çıkar. Gizli şeker hastalığı aynı zamanda tip 2 diyabetin habercisi olur.

Pankreas oluşan bu açığı kapatabilmek adına hücrelerin daha fazla şeker bulmasını sağlamak adına normalden fazla insülin üretmeye başlar. Gizli şeker hastalığına gizli adı verilmesinin sebebi de budur.

Normalin dışında üretilen insülin, yüksek olan kan şekerinin gizlenmesini sağlar.

Fakat belirli bir sürenin geçmesi ile birlikte artık pankreas insülin ihtiyacını karşılayamaz ve bu da kan şekerinin uzun süre boyunca yüksek kalmasına ve bu hastalığın tip 2 diyabete dönüşmesine sebep olur.

Uzmanlar genetik özellikler sebebi ile gizli şeker hastalığının ortaya çıkabildiğini söylemiş olsa da bu hastalığın esas sebebinin ne olduğu bilinmez.

Zira kimi kişilerde insülin direncine bağlı olarak gizli şeker hastalığı ortaya çıksa da bu durum herkes için geçerli olan bir durum değildir. Yetersiz fiziksel aktivite, aşırı kilo ve beslenme bu hastalıkta önemli bir rol oynar.

Gizli şeker hastalığının tip 2 diyabete dönüşmesi bir zorunluluk olmadığı için hayatınızda yapacağınız değişiklikler sayesinde tip 2 diyabetin önüne geçebilirsiniz.

Gizli Şeker Hastalığının Belirtileri

Gizli şeker hastalığı adı üstünde gizli olduğu için pek fazla belirti ortaya koymaz. Bunun sebebi pankreasın olağan dışı insülün salgılayarak kan şekerini normal seviyesinde tutmaya devam etmesidir.

Fakat gizli şeker tip 2 diyabete dönüşme aşamasına geldiği zaman, sık sık idrar yapma, artan susuzluk, bulanık görme ve halsizlik gibi belirtiler ortaya çıkar.

Bununla birlikte açlığın artması, el ve ayaklarda karıncalanma, yaraların normalden daha uzun sürede iyileşmesi ve kilo kaybı gibi tip 2 diyabet hastalığında ortaya çıkan belirtiler de görülebilir.

Gizli Şeker Hastalığı Nasıl Anlaşılır?

Gizli şeker hastalığının spesifik bir belirtisi olmaması sebebi ile bu hastalığın tespit edilebilmesi için çeşitli testlerin uygulanması gerekir.

Türkiye Diyabet Vakfı tarafından yapılmış olan açıklamaya göre 45 yaşını geçmiş olan kişilerin gizli şeker testi yaptırmasında fayda var.

Bununla birlikte, vücut kitle endeksi 25’in üzerinde olan, fiziksel olarak aktif bir yaşam sürmeyen, ailesinde tip 2 diyabet hastalığına sahip olan, 4.

1 kilogramın üzerinde bir bebek dünyaya getiren, hamilelik sırasında gebelik diyabeti yaşayan, polikistik over sendromuna sahip olan, yüksek tansiyona sahip olan, iyi kolesterolü 35 mg / dl’den az olan, trigliserit seviyesi 250 mg / dL’den yüksek olan ve geceleri 6 saatten az ya da 9 saatten yüksek uyuyan kişilerin gizli şeker testi yaptırması gerekir. Bu testler;

A1C Testi: A1C testinde test öncesindeki 2 – 3 aylık kan şekeri değerleri ölçülür. Bu testin sonuçlarının %5.7’den az olması halinde kan şekeri normal, %5.7 ile %6.4 arasında olması halinde gizli şeker ve %6.5 ya da üzerinde olması halinde diyabet söz konusu olur.

Açlık Kan Şekeri: Bu test ile ölçülen şey adından da anlaşılacağı üzere açken kanda bulunan glikoz miktarıdır.

Bu testi yaptıracak olan kişilerin testin 8 saat öncesinden itibaren aç kalması ve teste kadar su haricinde herhangi bir sıvı tüketmemeis gerekir. Bu test genellikle sabah saatlerinde ve kahvaltıdan önce yapılır.

Açlık kan şekeri 100 mg /dl’den düşük olan kişilerin kan şekeri normal, 100 mg / dl ile 125 mg / dl aralığında olan kişilerde gizli şeker ve 126 mg / dl’nin üzerinde olan kişilerde diyabet görülür.

Oral Glikoz Tolerans Testi: Yaklaşık iki saat kadar süren bu test yemekten önce ve yemekten iki saat sonra içilecek olan özel tatlı bir içecek ile yapılır. Burada amaç vücudun şekeri nasıl değerlendirdiğini tespit etmek olacaktır.

Oral Glikoz Tolerans Testi sonuçlar 140 mg / dl’den az ise kan şekeri seviyesi normal, 140 mg / dl ile 199 mg / dl aralığında ise gizli şeker hastalığı ve 200 mg / dl’den yüksek ise diyabet söz konusu olur.

Bu testlere ilave olarak kandaki yağ oranını ölçmek için kullanılan hs – CRP testi ile lipid profil testi istenebilir.

Gizli Şeker Hastalığının Tedavisi

Gizli şeker hastalığının üstesinden gelmek isteyen kişilerin beslenmesine dikkat etmesi, egzersiz yapması, yaşam tarzında değişiklikler yapması ve kilo vermesi gerekir.

Aşırı kilolardan kurtulmak ve kan şekerini birden yükseltecek gıdalar tüketmemek insülin direncini kıracak ve kan şekerinin normal seviyesine düşmesini sağlayacaktır. Bunlara ilave olarak gün içinde 2 – 3 saat kadar egzersiz yapılması gerekir. Düzenli uyku sayesinde gizli şeker hastalığının dip 2 diyabete dönüşme olasılığı azalır.

Erken teşhis edilmesi halinde gizli şeker hastalığı organlarınızı ve genel sağlığınızı olumsuz yönde etkilemeyecek ve başta kalp sağlığınız olmak üzere sizlerin birçok hastalığın önüne geçebilmenizi sağlayacaktır.

Bu noktada doğal bir şekilde beslenerek, işlenmiş gıdalardan uzak durmanız doğru bir davranış olur. Aşırı kiloya sahip olmak herkesin sağlığını tehdit eden bir unsurdur. İnsülin direncini kırmak isteyen kişilerin karbonhidrat aldığı yiyecekleri düzene sokması gerekir.

Günümüzde genellikle karbonhidratlar fabrikada işlenen gıdalar ile alınır. Bu da büyük bir sorun teşkil eder.

Kurabiye, bisküvi, işlenmiş gıdalar, paketlenen atıştırmalıklarlar, beyaz ekmek, beyaz un ve beyaz pirinç gibi besinlerin karbonhidrat oranı yüksek fakat besin oranı düşük olur.

Gizli şeker hastalığına sahip olan kişilerin karbonhidrat oranı yüksek olan yiyecekleri tüketmek yerine lif oranı yüksek olan besinlere yönelmesi gerekir. Ayrıca glisemik indeks değeri düşük olan kepekli ve tahıllı gıdaların tüketilmesi olumlu bir etki yaratır.

Gizli şeker hastalığına sahip olan kişiler diyetlerine şu gıdaları ekleyebilir;

  • Yumurta, kümes hayvanları, balık ve yağsız et
  • Mercimek, soya ürünleri, bezelye ve fasulye
  • Badem, ceviz ve fındık gibi kuruyemişler
  • Şekersiz süzme peynir, az yağlı ya da yağsız yoğurt ve diğer süt ürünleri

Источник: https://evdesifa.com/gizli-seker-hastaligi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.