Şeker Hastalığında Kalp Problemleri

Şeker hastalığı cinsel yaşamı nasıl etkiler?

Şeker Hastalığında Kalp Problemleri

Kalp ve damarlarda hasara yol açan diyabet, cinsel yaşamı da olumsuz etkiliyor.

Kalp ve damarlarda hasara yol açan diyabet, cinsel yaşamı da olumsuz etkiliyor. Erkeklerde cinsel isteksizlik, boşalma sorunları ve ereksiyon sorunu ortaya çıkarken; kadınlarda ise vajinal kuruluk, cinsel isteksizlik ve genital bölge enfeksiyonlarını tetikliyor.

Vücuttaki insülin eksikliği ve insülin direnci şeker hastalığına yol açar. Kan şekerinin uzun süre yüksek seviyede kalması, vücutta başta kalp ve damarlarda olmak üzere birçok probleme yol açar.

Diyabetin cinsel sorunlar yaratmasının başlıca sebebi damar hastalıklarına yol açmasıdır. Kalp damarlarında sorun yaratabilen diyabet, aynı şekilde genital bölge damarlarında da daralmalara yol açar.

ERKEK VE KADINDA HANGi SORUNLARA YOL AÇAR?

Er­kek­te da­mar ya­ta­ğı­nın iç yü­zü­nü dö­şe­yen en­do­tel hüc­re­le­ri­nin cin­sel fonk­si­yon­la­rı dü­zen­le­yen çok önem­li en­dok­rin bir ya­pı ol­du­ğu bi­lin­mek­te­dir. Er­kek­te cin­sel fonk­si­yon bo­zuk­la­rı bü­yük oran­da da­mar­sal kö­ken­li­dir.

Nor­mal erek­si­yon fonk­si­yo­nu; psi­ko­nö­ro­je­nik, da­mar­sal, ya­pı­sal ve hor­mo­nal kom­po­nent­le­rin bir bü­tün ha­lin­de ve ko­or­di­nas­yon­lu ça­lış­ma­sı so­nu­cu or­ta­ya çık­mak­ta­dır.

Da­mar sert­li­ği, di­ya­bet, hi­per­tan­si­yon, ko­les­te­rol yük­sek­li­ği, si­ga­ra gi­bi da­mar bü­tün­lü­ğü­nü bo­zan has­ta­lık ve du­rum­lar­da erek­si­yon bo­zuk­lu­ğu ile kalp da­mar has­ta­lık­la­rı sık­tır.

Ko­ro­ner an­ji­og­ra­fi ya­pı­la­rak ko­ro­ner kalp has­ta­lı­ğı ol­du­ğu sap­ta­nan  di­ya­be­tik er­kek ve ka­dın­lar­da cin­sel fonk­si­yon bo­zuk­luk­la­rı sık­tır. Er­kek­te en sık gö­rü­len cin­sel bo­zuk­luk, is­tek az­lı­ğı ve erek­til fonk­si­yon bo­zuk­lu­ğu­dur.

Tüm erek­til dis­fonk­si­yon­lu ki­şi­le­rin yüz­de 40'ı şe­ker has­ta­sı­dır. Tüm şe­ker has­ta­sı er­kek­le­rin yüz­de 30-40'ın­da im­po­tans (ik­ti­dar­sız­lık)  mev­cut­tur.

Di­ya­be­tin im­po­tan­sa ne­den ol­du­ğu­nun bi­lin­me­si de or­ga­nik bir ne­den ol­ma­dan psi­ko­lo­jik ola­rak ki­şi­yi olum­suz et­ki­le­ye­rek im­po­tan­sa ne­den ola­bi­lir. Psi­ko­lo­jik fak­tör­le­rin ya­nı sı­ra şe­ker has­ta­lı­ğı­nın yol aç­tı­ğı yay­gın da­mar ve si­nir ha­sa­rı; şe­ker has­ta­lı­ğı ile bir­lik­te var olan hi­per­tan­si­yon, obe­zi­te gi­bi du­rum­la­rın yol aç­tı­ğı tes­tos­te­ron ek­sik­li­ği de or­ga­nik im­po­tan­sa ne­den ol­mak­ta­dır.  Ka­dın­da da ay­nı şe­kil­de or­ta­ya çı­kan yay­gın da­mar­sal ve si­nir­sel ha­sar ka­dın cin­sel­li­ği­ni de olum­suz et­ki­le­mek­te­dir.

iŞTE EN ÖNEMLi NEDENLER…

Her iki cinste cinsel disfonksiyona (bozukluklara) yol açabilen durumlar başta şeker hastalığı olmak üzere kalp-damar hastalıkları, genitoüriner (idrar ve üreme yolları) hastalıklar, psikolojik ve psikiyatrik bozukluklar ve başta kanser olmak üzere diğer kronik hastalıklardır.

Erkekte sigara ve hormonal bozukluklar da önemli risk faktörüdür. Sigara erkek için önemli ve bağımsız bir risk faktörüdür. Kadında ise sigaranın cinsel yaşama etkisi belirsiz olmakla birlikte, genel sağlık durumunu etkileyerek olumsuz yönde rol oynamaktadır.

Kadınlarda diyabet ve hipertansiyonla, genital kuruluk arasında yakın bir ilişki söz konusudur.

DiKKAT! Cinsel problem yaşayan şeker hastaları, bu problemleri göz ardı etmeyip mutlaka doktora başvurmalıdır.

RiSKiNiZi NASIL AZALTIRSINIZ?

Diyabet riskinizi azatmak için beslenmenizde ve yaşam alışkanlıklarınızda bazı düzenlemeler yapmalısınız.
İşte dikkat etmeniz gereken noktalar…

– Ailenizde şeker hastası yaygın olarak görülüyorsa veya şeker hastalığı belirtilerine uygunsanız düzenli aralıkla doktora danışmalı ve gereken tahlilleri yaptırmalısınız. Eğer mevcut bir şeker hastalığınız varsa gecikmeden tedavisine başlamak oldukça önemlidir.

– Normal kilodaysanız ideal kilonuzu korumalı, şişmansanız bir an önce kilo vermeye çalışmalısınız.– Şeker tüketiminizi mümkün olduğu kadar azaltmalısınız. Özellikle sık sık çay ve kahve tüketen kişiler mutlaka bu içecekleri şekersiz içmelidirler. Ayrıca asit ve yüksek miktarda şeker içeren içeceklerden de kaçınmalısınız.

– Tansiyon hastası olup olmadığınızı düzenli aralıklarla kontrol ettirmelisiniz. Şeker ve tansiyon hastalıkları birbirine tetiklediği için özellikle yüksek tansiyondan kaçınılmalıdır.– Günde 1 çay kaşığını geçmeyecek şekilde tuz tüketmelisiniz.

Ayrıca turşu, hazır yiyecekler gibi içerisinde yüksek oranda tuz barındıran yiyeceklerden uzak durmalısınız.– Öğünlerinizde sebze, kuru baklagil ve tam tahıllı yiyeceklere daha fazla yer vermelisiniz.– Yağ oranı yüksek yiyecekler yerine daha sağlıklı yiyeceklerde beslenmelisiniz.

– Vücuda büyük zararları bulunan sigara ve aşırı alkol tüketiminden kaçınmalısınız.

– Her gün mutlaka yaklaşık 45 dakika boyunca hızlı tempo ile yürümelisiniz. Düzenli spor ve egzersiz yapmak diyabet riskini yüzde 30 oranında azaltmaktadır.

Источник: https://www.sozcu.com.tr/hayatim/yasam-haberleri/seker-hastaligi-cinsel-yasami-nasil-etkiler/

Diyabet, Kalp Hastalıkları Ve Hipertansiyonda Beslenme

Şeker Hastalığında Kalp Problemleri

Vücudunuzda pankreas adlı salgı bezinin yeterli miktarda insülin hormonu üretememesi ya da ürettiği insülin hormonunu etkili bir şekilde kullanamaması durumunda gelişen ve ömür boyu süren bir hastalıktır.

Sonuç olarak kişi, yediği besinlerden kana geçen şekeri yani glukozu kullanamaz ve kan şekeri yükselir (hiperglisemi).

Açlık kan şekeri (AKŞ) ölçümü veya Oral glukoz toleransı testi (OGTT) yapılarak saptanır. AKŞ ölçümü 100-125 mg/dl olması gizli şeker (prediyabet) sinyalidir. AKŞ ölçümünün 126 mg/dl veya üzerinde çıkması diyabetin varlığını gösterir.

TİP1 DİYABET (IDDM)

Çoğunlukla çocuklar ve ergenlik çağındakilerde gelişen fakat yetişkinlerde de görülebilen otoimmün bir hastalıktır. Bu tip diyabette insülin üretimi ya çok azdır ya da hiç yoktur, bu yüzden insüline bağımlı diyabet tipi denilir.

TİP2 DİYABET (DM)

Tip2 diyabet; üretilen insülinin vücutta yeterli olmaması veya gerekli dokulara ulaştırılamaması sonucu ortaya çıkar.

40 yaşın üstündekilerde daha sık görülür.

Herkeste, her yaşta diyabet tespit edilmesinin yanı sıra; ailesinde diyabetli yakını olanlar, şişman kişiler, 4 kg’dan ağır bebek doğuran kadınlar, stres altında yaşayan kişilerde görülme riski daha yüksektir.

Diyabet Belirtileri Nelerdir?

Aşırı susama, ağız kuruluğu, sık idrara çıkma, açlık hissi, kuru ve kaşıntılı bir cilt, açıklanamayan kilo kaybı sık görülen belirtiler olmakla birlikte hiçbir belirti gözlenmeyebilir.
Özellikle Tip 2 diyabetin ortaya çıkışı daha yavaştır ancak başlangıçtan birkaç yıl sonra çeşitli belirtilerin ortaya çıkmasıyla teşhis edilir.

Diyabeti olan kimselerde bazı sağlık sorunlarının ortaya çıkma riski daha fazladır. Bunlar arasında;

Böbrek hastalıkları, Göz problemleri, Kalp rahatsızlıkları sayılabilir. Bu belirtilere hem TİP1 hem de TİP2 diyabetlilerin yakalanma riski vardır.

!!! DÜZENLİ BESLENME VE FİZİKSEL AKTİVİTE İLE DİYABETLE DOST YAŞAMANIZ MÜMKÜNDÜR !!!

DİYABETLİ BİR BİREY NASIL BESLENMELİ?

Unutmayınız ki; DİYET ve EGZERSİZ başarılı bir diyabet yönetiminin temel taşlarıdır. 
‘Artık yemekten ze almayacağım’ ve ya ‘hoşlanmadığım yiyecekleri yemek zorundayım’ diye düşünüyor olabilirsiniz. Ancak yapmanız gereken diyabeti olmayanlardan farklı değildir.

Sadece ölçülü olarak ve doğru besinleri seçerek kan şekeri kontrolünü sağlayabilirsiniz. 
Basit şekerleri(kesme şeker, bal, reçel, marmelat, çikolata, vb )yerine; nişasta ve bileşik yapıdaki şekerleri (sebzeler, bazı meyveler ve kuru baklagilleri) tercih etmelisiniz.

Yüksek lif içeren besinleri (çavdar, yulaf, kepekli ekmek, kepekli makarna, taze sebze ve meyveler) bağırsaklardan şekerin emilimini yavaşlatır.

Sık sık ve az az yemek çok önemlidir. Önerilenden fazla yemek kan şekerini yükseltir.
Glisemik indeksi düşük besinleri tercih etmelisiniz.

GLİSEMİK İNDEKS(GI): Besinlerin vücuda alındığında kan şekerini yükseltme hızına göre belirlenen bir indekstir.Glisemik indeksi düşük besinler kan şekerini daha yavaş yükselterek özellikle şeker hastalığına karşı koruyucu etki sağlar.

KALP DAMAR HASTALIKLARI

En sık görülenleri; KORONER KALP HASTALIĞI (kalp krizi ya da anjina denilen göğüsteki ağrı), HİPERTANSİYON (yüksek kan basıncı) ve KAN YAĞLARININ YÜKSEKLİĞİDİR. 
Kalp hastalıklarının başlıca nedeni DAMAR SERTLİĞİDİR (atheroskleroz). 

Normalde esnek yapıda olan damarlar zamanla yüksek kolesterol, sigara, tansiyon, beslenme alışkanlıkları, genetik yapı, aşırı stres ve hareketsizlik gibi pek çok faktörün etkisiyle hasar görür. Damarla organları kanla besleyemez hale gelir.

Erkekleri daha genç yaşta yakalayan damar sertliği; kadınlarda kadınlık hormonu sayesinde menapoza kadar gecikebilmektedir.

KOLESTEROL

Kalp hastalıklarına neden olan başlıca etmendir.

Kolesterolü; %85 oranında vücudumuz üretirken; et, tavuk, süt ve süt ürünlerinden, yumurta gibi HAYVANSAL KAYNAKLI besinlerden de alırız.

Kolesterol yağa benzer bir yapıda ancak yağdan farklıdır ve vücudumuz için mutlaka gereklidir. Kanda ancak LDL (kötü huylu kolesterol) ve HDL denilen taşıyıcılarla (lipoproteinler) gerekli dokulara ulaştırılır.

LDL; kolesterolü taşırken damar çeperlerinde birikme yaparken, HDL fazla kolesterolü taşımakla ve damarlarda birikmiş olan kolesterolü süpürge gibi çekmekle görevlidir.

Şişmanlık ve hareketsiz yaşam tarzı HDL kolesterol düzeylerinin düşmesine neden olur.
TRİGLİSERİTLER; enerji sağlayan yedek yakıt niteliğindeki yağlardır. Damarların tıkanmasına neden olmaz ancak; kanda yüksekliği risk faktörüdür.

Şişmanlık, fazla şeker tüketimi, alkol ve yetersiz egzersiz trigliserit düzeyini olumsuz etkiler.

KOLESTEROL VE TRİGLİSERİT DÜZEYLERİNİ İSTENİLEN SEVİYELERDE TUTMAK İÇİN GERÇEKTEN İŞE YARAYAN TEK YOL; SAĞLIKLI VE DENGELİ BESLENME VE FİZİKSEL AKTİVİTE YAPMAKTIR !!!

KALBİNİZİ KORUYUN

Kalp hastalıklarından korunmak için tüm yaşamınız boyunca sağlıklı ve dengeli bir şekilde beslenmeli; bunun yanı sıra sigara, alkol gibi alışkanlıklardan uzak durmalı ve stresle başa çıkmayı öğrenmelisiniz.

Beslenme alışkanlıklarının bir sürelik değil, yaşam boyu uygulanacak şekilde zelerinize ve kültürünüze uygun hazırlanması için diyetisyeninizden destek almanız çok önemlidir.

Kolesterol ve kan lipit düzeylerinin korunmasında beslenme ile aldığınız yağ miktarından çok tercih ettiğiniz yağ tipi etkilidir.

!!! İlk adım; doymuş yağ asitleri ve kolesterol içeriği yüksek besinlerin alımını sınırlayıp, doymamış yağ içeren besinleri tercih etmektir.

Zeytinyağı, yağlı tohumlar (fındık, ceviz), bitkisel sıvı yağlar (mısırözü, soya, ayçiçeği, yağı vb.), yağlı balıklar (somon, uskumru, alabalık) ve yeşil yapraklı sebzeler doymamış yağ asitlerinden zengindir.

Doymamış yağ asitleri LDL’nin ve trigliseritin düşmesinde etkilidir.

Süt yağı, yağlı peynirler, sakatatlar, yağlı koyun ve dana etleri, yağlı etlerden yapılan şarküteri ürünleri, tavuk ve benzerlerinin derileri doymuş yağlardan zengindir.

Margarinlerden, tüm hazır gıdalardan, bisküvi, kraker, kızartılmış ve fast-food gibi yiyeceklerdeki yağ asitleri LDL kolesterolünün yükselmesine neden olur.

!!! İşlenmemiş (tam) tahıl, sebze ve meyvelerden zengin bir beslenme tarzı oluşturmalısınız.

Bu tür besinler içerdikleri çözünür posa, karmaşık karbonhidrat ve antioksidanlar sayesinde damar sağlığınızı korumanıza yardım edecektir.

HİPERTANSİYON

Tansiyon kanın atardamar üzerinde yaptığı basınçtır. Kalbin çarptığı andaki basınç büyük tansiyon; kalbin dinlendiği andaki basınç ise küçük tansiyon olarak adlandırılır.

Büyük veya küçük basınçtan herhangi birisinin normalden yüksek olması durumuna HİPERTANSİYON denir. Hipertansiyon daha çok genetik olmakla beraber, yaş ve kilo en önemli risk faktörleridir.

KAN BASINCININ KALBİNİZİN DÜŞMANI OLMASINA İZİN VERMEYİN!

Kan basıncı gün içinde tercih ettiğiniz besinlerden, psikolojik durumunuzdan, hava koşullarından, aktivite düzeyinizden kolayca etkilenmektedir.

Sürekli yüksek seyreden kan basıncı damarlarınızın zarar görmesine ve kalbin aşırı çalışmasına, yük altında kalmasına neden olmaktadır.

Basınç değişimlerinin her zaman belirti vermemesinden dolayı, DÜZENLİ ARALIKLARLA KAN BASINCINIZI ÖLÇTÜRMELİSİNİZ!

TUZ: hayatınızdan çıkarmalısınız. Aşırı tuz tüketimi böbreklerin çalışma yükünü arttırır ve tuzun vücuttan atımını güçleştirir. Dolayısıyla hipertansiyonun ortaya çıkmasında veya tedavisinin güçleşmesine neden olur.

SARIMSAK: hipertansiyonun doğal ilacı olarak tanımlanır. Sarımsağın damarlar üzerinde oldukça olumlu etkileri vardır. Her gün mutlaka 1 diş; eğer kokusundan rahatsız oluyorsanız sarımsak tabletleri tüketmeniz tansiyonunuzun düşmesine yardımcı olacaktır.

Источник: https://www.diyetkolik.com/diyabet-kalp-hastaliklari-ve-hipertansiyonda-beslenme/

Gizli Şeker Belirtileri

Şeker Hastalığında Kalp Problemleri

Gizli şeker, kan şekerinin yüksek olması ama teşhis koyacak düzeyde yüksek olmamasıdır. Gizli şeker şüphesi uyandıracak faktörlerin başında, öğünlerin tüketimi sonrasında yorgunluk vardır. Kan şekerinin normal düzeyden daha fazla olması hastanın yorgun ve bitkin olmasını sağlar.

Kan şekeri hastalar üzerinde agresif tavırlara neden olur. Baş dönmesi ve ani terlemeler yaşar. Şeker hastalarında kilo problemi vardır. Kilo verme konusunda da zorluk yaşarlar.  Gizli şeker hastalarında kalıtsal yolla aktarım oldukça fazladır.

Gizli şeker normal şeker hastalarına yapılan testler gibi saptanamaz. Bunun için farklı bir kan testi yapılmalıdır. Gizli şeker hastaları bu hastalığı belli bir süre saptayamazlar ise diyabete dönüşebilir. Gizli şeker 2.

Tip diyabete dönüşmüş ise kalp rahatsızlıklarından diğer hastalıklara ciddi sağlık problemleri yaşanır.

Gizli Şeker Nedir?

Gizli şeker hastaları, açlık kan şekeri normal seviyedeyken tok olduğu durumlarda normal seviyeden farklı olması ile ortaya çıkar. Gizli şeker hastalığı için kan testi açlık kan şekerine bakılarak tespit edilmesi güçtür.

Karbonhidrat tüketimi, yağlı ve şekerli yiyeceklerin tüketimi ardından yapılan testler sonrasında daha doğru sonuçlar alınabilmektedir. Gizli şeker için pre-diyabette denilmektedir. Diyabet öncesi gelişen bir dönemdir. Bu evre diyabet hastalığına dönüşmeden erken tedavi için fırsattır.

Gizli şekerin diyabete dönüşmesi oldukça elverişlidir. Pre-diyabet olan kişiler düzenli beslenme, kilo verme, düzenli spor yapma gibi önlemler ile sağlıklarını dengede tutabilirler. Gizli şekeri tespit edilen kişilerin kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riski de fazladır.

Gerekli tanı konduktan sonra tetkikler yapılmasında ve dikkat edilmesinde fayda var.

Gizli şekerin net belirtileri yoktur. Şeker hastalığı temelli bir hastalık olduğu için diyabette yaşanan belirtiler yaşanır genellikle. Gizli şeker olan kişilerin vücutlarında en çok etkilenen bölgeler, boyun, koltuk altı, dirsek ve dizlerdir. Sıklıkla tuvalete çıkma ihtiyacı duyulur. Vücut fazla miktarda glikoz tutması sonrasında vücutta aynı oranda idrar üretir.

Diyabette de en belirgin özellik olan idrara çıkma sıklığı gizli şekerde de görülür. Böbrekler, glikozu seyreltmeye çalışır. Böbrekler bu evrede kanı kullanır. İdrar torbası da bu esnada dolmaya başlar ve idrar torbası dolar. Susuzluk hissinde artış yaşanır. Tip 2 diyabet ve gizli şeker sorunu yaşayan hastalar sık tuvalete çıkmayla birlikte su kaybı yaşar.

Su takviyesi vücuda yeteri kadar olmazsa susuzluk hissi oluşur. Yorgunluk ve bitkinlik hissi de bu hastalarda baş gösteren belirtilerdendir. İnsülin yeteri salgıyı yapmıyor ise bu durumda hücreler üzerine glikoz giremez. Vücut yeterli enerjiyi alamadığı zaman ise yorgunluk hissi oluşur. Göz dokuları bulanık görmemizi sağlayabilir.

Gözlerin görme duyusu olumsuz etkilenir gizli şekerde de.

Gizli şekerin 10 ila 15 sene arasında sessiz ilerleyen bir oluşum dönemi vardır. Gizli şekeri anlamak amacıyla kan şekerini ölçtürmek önemlidir.

Açlık kan şekerlerinin değeri 100 – 125 mg/dl, tokluk şekerinin 140 – 199 mg/dl arasında olması durumunda gizli şeker riskiniz var demektir.

Şeker hastalarının insülin direnci düşük olduğu için bu durumun kontrol altına alınması önemlidir. İlerleyen dönemlerde bu durum diyabete dönüşecektir.

Gizli Şeker Hastalığı Testi Nasıl Yapılır?

Gizli şekerin tespiti için bazı testler yapılmaktadır.

A1C testi: 2 ile 3 ay içindeki kan şekeri değeri ölçülür. Elde edilmiş olan sonuçlarda 5.7’lik değerden daha az ise normal seyirdedir. 6.4’e kadar ulaşmış ise gizli şeker gözlemlenir. Eğer 6.4’den daha fazla bir oran çıkmış ise diyabet hastalığına işarettir.

Açlık kan şekeri testi: İsminden de fark edildiği gibi aç olunduğu zaman yapılan bir testtir. 100 ila 125 mh/dl değerinden daha az ise çıkan sonuç gizli şeker hastalığına işaret eder. Bu değer üzerinde sonuçlar ise diyabet hastalığına işarettir.

Oral glikoz tolerans testi: 2 saat süren bu test yemek öncesinde ve yemek sonrasında içilen bir içecek ile gerçekleştirilir. Oral glikoz tolerans testi ile şekerin vücutta da eğilimi gözlemlenir. 140 mg/di – 199 mg/dl arası gizli şeker oluşumu söz konusudur.

Gizli Şeker Nasıl Beslenmeli

Gizli şeker hastaları ya da diyabet hastaları kilo ile barışık değildirler. Bu hastalıklar zaten kiloyu sevmezler ve tedaviyi engelleyen bir faktördür. Bu hastalar beslenme konusunda şekeri aniden yükseltmeyen türden olmalıdır.

İnsülin direnci kırılmalı ve şeker değeri normal düzeyde tutulmaya çalışılmalıdır. İşlenmiş olan gıdaların tüketimi şeker hastaları için oldukça risklidir. Karbonhidrat tüketimi insülin direncini zorlar. Özellikle sanayilerde işlenen gıdaların içeriği karbonhidratlı dır.

Bu da sağlık sorunu oluşturur. Beyaz un, beyaz pirinç gibi yiyeceklerde karbonhidrat yönünden baskındır ve dikkatli tüketilmesi gerek. Gizli şeker için önerilen yiyecekler ise, yağsız olmalıdır.

Et, balık, tavuk, yumurta, bakliyat, şeker içermeyen yoğurt ve peynir, süt ürünü ve kuru yemiş gibi yiyecekler bu hastaların sağlığı açısından önerilmektedir.

Gizli Şeker Diyeti

Gizli şekerden korunmak amacıyla metabolizma diyeti uygulanır. Rafine edilmiş olan karbonhidratlı yiyecekler yani tahıllar, beyaz unlar ve bunlardan yapılmış besinler Glisemik indekse sahip. Beyaz ekmekte glisemik endeks oldukça yüksek iken çavdar, tam buğdaylı ekmeklerde bu indeks daha düşüktür. Besinlerin içinde ki lif oranı yükseldikçe glisemik indekslerde azalma yaşar.

Lifli yiyecek tüketimi de gizli şeker hastaları için gerekli besinlerdir. Asitli gıdalarında glisemik indeksi düşüktür. Diyabet ve gizli şeker hastalarının yaptıkları diyetlerde glisemik indeksi düşük olan yiyecekler tüketmeleri daha yararlıdır. Et, tavuk, balık gibi et ürünleri tüketmek şeker hastalarına faydalıdır. Doğal ürünler de bu hastaların vücut direncine iyi gelmektedir.

Gizli Şeker Bitkisel Tedavi Yöntemleri

Alternatif tıp olarak nitelendirdiğimiz ve bitkilerin sırrına inandığımız tedavi şekline bitkisel tedavi demekteyiz. Her ilacın ve her bitkinin iyi geldiği bir sırrı elbette ki vardır. Bitkisel ürünler doğru kullanıldığı zaman bazı rahatsızlıklara da iyi gelebilmekte. Şeker hastaları içinde bazı uzmanlar bitkisel önerilerde bulunmuştur.

Tabi ki bu tür bitkisel tedavi yollarına başvurmadan önce doktorunuza danışmanız daha doğru olur. Şeker hastaları için önerilen bir tedavi yöntemine göre kekik sıcak suyun içerisine atılır ve 10 dakika kadar beklenir. Suyu kaynarken değil kaynaması durduktan sonra kekik ile buluşturulur. Demlendikten sonra tüketiyoruz.

Her gün 5 – 6 adet ceviz tüketimi ile hastalığın ilerlemesi durdurulmakta. Bir başka tedavi kürü ise 100 gram kadar çam sakızı, 100 gram çörek otu, 100 gram kadar da arpa ve buğday, 4 fincan su ile karıştırılıp kaynamaya bırakılır. Bu hazırlanmış kür 4 gün boyunca içilir. Şeker hastalarının kekik tüketmesi oldukça önemlidir.

Kekik, kanda şeker miktarını azaltır.

Gizli Şeker Tedavisi

Gizli şeker hastalarının düzenli beslenmesi ve düzenli egzersiz yapmaları tedavinin önemli taşlarındandır.

Gizli şeker hastalarının yedikleri besinler sayesinde hastalığın ilerlemesi kontrol altına alınabilir. Yapılan testler sonucunda da doktorların ilaç tedavisi de gerçekleştirilir.

İlaç tedavisi kan şekerinin artışını engelleyecektir. İnsülin direncini arttırmanıza yardımcı olacaktır.

Источник: https://www.belirtileri.com/gizli-seker-belirtileri/

Şeker Hastalarında Diş Problemleri

Şeker Hastalığında Kalp Problemleri

Son yıllarda en sık görülen hastalıkların başında gelen diyabet sorunu beraberinde birçok sorunu da

getirmektedir. Bunların başında diş sorunları gelmektedir. Diyabet hastaları üzerinde yapılan

araştırmalarda diş çürüklerinin oluşması ve diş eti hastalıklarından dolayı kanlı tükürük sorunları çok

sık görüldüğü tespit edilmiştir.

Diyabet hastalarında damarlarında görülen hasarlardan dolayı bağ dokularından yapısal

bozulmalarından dolayı özellikle diş etlerinde çok sık ve geçmeyen iltihap oluşmasının yanında iltihap

kaynaklı başka hastalıklarda görülmektedir. Diş etlerinde iltihaplar zamanla diş çürümesi, kemik kaybı

ve diş sallanmaları gibi birçok soruna neden olmaktadır.

Şeker ve türevinin barındıran gıdalar vücudumuzun enerji kaynağı olmaktadır. Fakat şeker içerikli

besinleri sürekli tüketimi durumunda kan şeker düzeylerinde kontrolsüz oluşmasına neden

olmaktadır.

Kan şekerinin hızlı yükselmesine neden olan en etkin gıdalar

 Sofra şekeri

 Meyve suları

 Aşırı şerbetli tatlılar

 Dondurma ve çikolata

Bu tür gıdaların içinde bulunan karbonhidratlar basit sınıf karbonhidrat olmasından dolayı kan

şekerinde düzensizlik oluşturmaktadır. Bu tür gıdalar kan şekeri yükselmesine neden olmasının

yanında ciddi oranda diş çürüklüğüne neden olmaktadır. Aşırı şeker tüketimi kilo problemini de

beraberinde getireceğinden kalp ve bağırsak hastalıklarını da neden olmaktadır.

Şekerin vücut enerjisi için gerekli olduğunu fakat fazla tüketiminde de kan şekerini dengesini

bozmasından dolayı dikkat edilmesi gerektiğini vurguladık. Bu konu sürekli olarak kafa

karıştırmaktadır.

“Şeker almazsak vücudumuz enerjiyi nasıl alıyor“

Bu sorunun cevabını aslında kompleks karbonhidrat sınıfı vermektedir. Vücudumuzun gerekli enerjiyi

alması için kullanacağımız şeker ürünleri kompleks karbonhidrat barındıran gıdalardan oluşması

gerekmektedir. Bu tür gıdalar kan şekerinin daha geç sürede ve yavaş bir ivmede yükselmesine katkı

sağlamaktadır.

Kompleks karbonhidrat besinlerine örnekler

 Sebze ve meyveler

 Ekmek

 Pilav

 Makarna

 Kuru baklagiller

Kompleks karbonhidratların şeker parçalanma hızları basit karbonhidratlara göre daha yavaş

olmasından dolayı kan şekerinin daha yavaş yükselmesine etki etmektedir.

Şeker Hastalığı Diş Sorunlarına Nasıl Etki Etmektedir?

Diş sorunları her insanda görülebilecek türde sorunlardır. Düzgün bakımı yapılan dişlerde dahi bu

sorunlar görülebilmektedir. Dişlerimizi düzenli fırçalayıp temiz tuttuğumuzda zamanla herhangi bir

diş sorunu kalmamaktadır. Şeker hastalığı yüksek kan şeker etkisi olduğundan dişimizde oluşan plak

mikroplarının daha hızlı çoğalmasına neden olacağından diş eti sorunları başlamaktadır. Plakları

oluşturan mikroplar zamanla dişlerin çürümesine neden olmaktadır.

Dişlerde sorun görülmesinin en büyük belirtileri arasında diş fırçalama esnasında kan gelmesi

olmaktadır. Aynı şekilde diş fırçalama ve yemek yeme esnasında diş etlerimizde sürekli ağrı durumları

oluyorsa belirti olarak görülmektedir. Şeker hastası olan kişilerde kan şekeri yüksek olacağından bu

tür diş eti kanamaları çok yüksek oranda ve rahatsız edici seviyede olmaktadır.

Diyabet hastalarında diş ve diş eti sorunları kontrol altına alınmadığı takdirde zamanla dişlerin

kaybına kadar olumsuz süreçlere gitmektedir. Diş eti sorunları tedavi edilmediği zaman dişlerin

kenarları daha çok meydana çıkacağından dolayı görüntü olarak bozulacaktır. Bu tip sorunlar en

sonunda dişlerin çekilmesine kadar varabilmektedir.

Tip-1 ve Tip-2 Diyabet Dişlere Aynı Oranda Mı Etki Eder?

Temel olarak diyabet hastalığı iki tür olarak bilinmektedir. Tip-1 insülin eksikliğinden Tip-2 ise insülin

düzensizliğinden oluşmaktadır. Ülkemizde en sık görülen diyabet hastalığı Tip-2 türüdür ve insülinin

etki etmemesi sorununu göstermektedir. Tip-1 diyabet hastalığı genelde çocuk yaştan itibaren

başladığından dolayı çok sık görülmemektedir.

Kan şekerinin normal düzeyde tutulmasının diş sorunlarının önüne geçmesinin yanında göz, kalp krizi,

böbrek hasarları gibi birçok rahatsızlığın oluşmamasını sağlamaktadır.

Şeker Hastalığının Neden Olduğu Diş Sorunları Nasıl Tespit Edilebilir

Diş ve diş eti sorunları birçok kişide görülebilmektedir. Fakat şeker hastalığının neden olduğu diş

sorunlarını tespit etmek için aşağıda belirtilen etkilerin bazılarının aynı anda görülmesi durumunda

tespit koyulabilmektedir.

 Takma dişi olanlarda yerine oturmama durumu

 Ağızda sürekli koku oluşması

 Diş fırçalama esnasında normal orandan fazla kanamaların oluşması (Diş eti kanaması birçok

insanda görülmektedir.)

 Diş etlerinde ileri seviyede çekilmeler olması ve dişin kök bölümünün ortaya çıkması

Şeker Hastalarında Diş ve Dişeti Sorunlarının Tedavisi

Diş tedavisi normal şartlarda şeker hastalarında da sorunsuz bir şekilde yapılabilmektedir. Fakat diş

tedavisinde anestezi uygulaması yapılacaksa bazı hastalarda epinefrinden dolayı sorun oluşmaktadır.

Bu tür hastalarda özellikle anestezi yapılması durumunda kalp ritim bozukluğu ve çarpıntı durumları

görülmektedir. Kan şekeri düzeyinin kontrol edilemediği hastalarda diş tedavisi uygulanmadan önce

kesinlikle sağlık kontrolleri yapılması gerekmektedir. Şeker hastalarının en büyük sorunları kanama

sorunlarının sürekli olması olmaktadır. Diş çekiminde kanama olması durumunda ciddi sorunlar

oluşabilmektedir.

Şeker hastalarında diş tedavisine başlanmadan önce mümkün olduğunca kan şekerinin düzene

girmesi sağlanmalıdır. Şeker hastaları diş sorunlarında doktorlarının onay vermesi durumunda

antibiyotik kullanabilmektedir. Dişlerde oluşacak sorunlar şeker hastalığına da etki edeceğinden

dolayı vakit kaybetmeden erken müdahale edilmesi gerekmektedir.

Şeker Hastalığı Ameliyatı Sayesinde Diyabet Sebepli Diş sorunlarında Düzelme

Son yıllarda tıp alanında yaşanan gelişmeler sayesinde Tip-2 diyabet hastalarına uygulanan şeker

hastalığı ameliyatı sayesinde hastaların kan şekeri seviyesi çok hızlı ve kalıcı bir şekilde

düzenlenebilmektedir. Özellikle operasyondan hemen sonra düzene giren kan şekeri sayesinde

diyabet sebepli diş ve dişeti sorunlarında da hızlı bir şekilde iyileşme olabilmektedir.

Diş ve Dişetlerinin Korunması ve Sağlıklı Olması İçin Neler Yapılması Gerekir.

 Kan şekerinin düzenli tutulması dikkat edilmesi gerekmektedir.

 Diş temizliğinde diş ipi kullanılmasına özen gösterilmelidir. Diş fırçası yerine kullanılacak diş

ipleri hem plak oluşumuna hem de diş fırçasının diş etlerine verdiği hasarı önlemektedir.

 Gün içinde sürekli diş ipi kullanılmayacağı için mutlaka dişlerin fırçalanması aksatılmaması

gerekmektedir. Yumuşak fırça yardımı ile her öğünden sonra diş fırçalanmasına özen

gösterilmelidir.

 Diş temizliği takma diş kullanan hastalarda da önemli bir konudur.

 Şeker hastalarının dişlerinde herhangi bir sorun fark etmeleri durumunda vakit kaybetmeden

doktora kontrol olmaları gerekmektedir.

 Rutin bir şekilde diş kontrolü yapılmalıdır.

 İlk defa diş doktoruna gitmeniz durumunda mutlaka şeker hastası olduğunuzu diş

doktorunuza bildirmeniz gerekmektedir.

 Sigara ve alkol kullanımının hem kan şekerinin düzenlenmesi hem de diş sağlığı için kesinlikle

bırakılması gerekmektedir.

Şeker Hastalarının Sağlığını Korumak İçin Nelere Dikkat Etmesi Gerekmektedir?

 Doktorun önereceği beslenme ve egzersiz programlarına uyulması

 Dişlerin düzel bir şekilde temizlenip kontrollerinin yapılması

 Kan şekeri ölçümünün düzenli bir şekilde yapılıp gerekli önlemlerin alınması

 Sigara ve alkol kullanımının bırakılması

 Şeker hastalarında çok sık görülen deri çatlamaları, kızarıklıklar, tırnak batması ve iltihapların

oluşmasının sürekli kontrol edilmesi gerekmektedir.

Источник: http://www.drerolvural.com/seker-hastalarinda-dis-problemleri-gorulmesi/

Şeker hastalığının belirtilerini dikkate alın!

Şeker Hastalığında Kalp Problemleri

Prof. Dr. GÜRSEL TURGUT

Çok su içmek, çok acıkmak, sık idrara çıkmak kan şekerindeki dengesizlik nedeniyle oluşan diyabetin tipik belirtileri. Ayrıca iştahsızlık, halsizlik, çabuk yorulma, bulanık görme, açıklanamayan kilo kaybı, kaşıntı, inatçı enfeksiyonlar ve başka birçok bulgu da bu hastalığın sinyallerini veriyor olabilir.

Şeker hastalığı nedir?

Şeker hastalığı, kan şekeri seviyelerinin yüksekliğinden kaynaklanır. Şeker, vücudumuz için önemli ama özellikle beyin dokusunun temel enerji kaynağını oluşturuyor. Bununla birlikte kan şekeri belli seviyelerin üzerine çıkarsa dokulara zarar vermeye başlıyor. İşte bu durum hastalığa neden oluyor.

Yüksek şeker neden tehli?

Yüksek şeker, başta damarlar olmak üzere dokular ile etkileşime geçerek bunların yapısını bozar. Bu da uzun zamanda farklı organlarda, farklı derecelerde hasarlara yol açar. Özellikle damar yapısını bozuyor olması kalp, böbrek, göz ve sinir gibi önemli yapıların beslenmesini engeller.

Tip 1 diyabette kanda insülin miktarı ya çok azdır ya da yoktur.

Oluşma şekli, zararlı etmenlere karşı savaşan ve onları öldüren savunma hücrelerinin pankreasta bulunan ve insülin salgılayan hücrelere saldırıp onları yok etmesi sonucu oluşur.

Bu savaş sonrasında hücreler ya yok olmuştur ya da çok az kalmışlardır. Bu da şeker hastalığının gelişmesine neden olur. Daha çok 30 yaş öncesinde görülür ve şikâyetler aniden başlar. Hastalar genellikle zayıf veya normal kilodadır.

Gestasyonel diyabet (Gebelik şekeri)

Gebelik şekeri denilen gestasyonel diyabette, gebeliğin devamı için salgılanan hormonlar, insüline karşı bir direnç meydana getirirler.

Normalde vücudumuz bu direnci daha fazla insülin salgılayarak yenerken, gebelik şekeri bulunan kişilerin pankreas hücreleri bu yanıtı oluşturamaz, bu da şeker hastalığına neden olur. Genellikle doğum sonrası düzelen gebelik şekeri diğer gebeliklerde de tekrarlar.

Gebelik şekerinde de genetik yatkınlık yüksektir. Gebelik şekerine yakalanan kişilerin doğum sonrası normale dönseler bile ilerleyen dönemlerde Tip 2 Diyabet olma riskleri yüksektir.

Diyabet tanısı nasıl konulur?

Diyabet tanısında kullanılan temel iki ölçüm, açlık kan şekeri ve şeker yükleme testidir. Sağlıklı bireylerde açlık kan şekeri düzeyi ortalama 70-100 mg/ Dl arasında değişkenlik gösterir. Açlık kan şekerinin iki farklı zamandaki 126 mg/Dl'nin üzerinde olması, diyabet tanısının koyulabilmesi için yeterlidir.

Bu değerin 100-126 mg/Dl arasında olması durumunda bozulmuş açlık glikozu vardır ve bireyin tokluk kan şekeri araştırılır.

Öğün başlangıcından 2 saat sonra kan şekerinin ölçülmesi sonucunda kan glikoz seviyesinin 200 mg/ Dl'nin üzerinde olması diyabet hastalığının, 140-199 mg/Dl aralığında olması “gizli şeker” adı verilen pre-diyabet döneminin göstergesidir.

Hatalığın nedenleri…

• Obezite (aşırı kilo),

• Ebeveynlerde diyabet öyküsünün bulunması,

• İleri yaş,

• Hareketsiz yaşam tarzı,

• Stres,

• Gebelik sırasında gestasyonel diyabet oluşumu,

• Normal kilodan fazla bebek dünyaya getirme.

Belirtileri neler?

Şeker hastalığının belirtileri kan şekerinin yüksekliği ile ilişkili olarak değişiyor. Bunlar genellikle şöyle görülüyor…

• Ağız kuruluğu

• Çok su içme

• Sık idrara çıkma

• Çok yemek yeme veya iştahsızlık

• Artan ve açıklanamayan halsizlik

• Çabuk yorulma

• Sinirlilik

• Açıklanamayan kilo kaybı

• Bulanık görme

• Yavaş iyileşen yaralar

• Sık enfeksiyon geçirme

• Diş etlerinde ağrı, kızarıklık ve hassasiyet

• Erkeklerde cinsel fonksiyon bozukluğu

• Ellerde ayaklarda yanma, uyuşma, karıncalanma

Birçok hastalığa neden oluyor

Şeker hastalığı vücutta başka birçok sorunun oluşmasına ortam yaratıyor. Bunların başında kalp hastalığına yakalanma ve kalp krizi geçirme riski geliyor. Şekeri olan kişilerde bu risk her zaman daha yüksek seyrediyor.

Ayrıca şeker hastalarında görme problemlerine daha sık rastlanıyor. Diğer riskleri de şöyle sıralayabiliriz: Şeker böbreklerin fonksiyonlarında bozulma veya böbrek yetmezliğine neden olabilir. Vücudumuzdaki sinirlere hasar verebilir.

Sinir hücrelerini besleyen küçük kan damarlarında daralma veya tıkanıklık yaparak çeşitli sinirsel belirtilere neden olur. Ayaklarda gelişen hissizlik sonucunda oluşan küçük yaralar hissedilmez ve bu yaralar mikrop kapar.

Aynı zamanda küçük damarlarda oluşan bozukluk sonucu bu enfeksiyonlu yaralar çok yavaş iyileşir ve ciddi sorunlara neden olur.

İlaç takibi hayati önem taşıyor

Diyabetli hastaların günlük hayatta yapması gerekenler sağlıklı yaşamak isteyen herhangi bir kişiden çok da farklı değil. Diyabetli bir insan sağlıklı beslenmeli, sigara içmemeli, alkol tüketimi kısıtlı olmalı, düzenli egzersiz yapmalı, ilaçlarını düzenli kullanmalı, sağlık kontrollerini aksatmamalıdır. Diyabet hastası durumun farkında olup kullandığı ilaçları iyi tanımalı.

Gerektiğinde acil çözümler üretebilmeli, hastalığın yönetiminde sorumluluk almalı. Bunun için de hastalığı ile ilgili yeterli bilgi sahibi olmalı ancak sağlık profesyonelleri ile sıkı iletişimi de aksatmamalı.

Gizli şeker nedir?

Gizli şeker, kişinin şu anda şeker hastası olmadığını ancak şeker testlerinin sınırda geldiğini ifade eder. Bu durumun ilerde şeker hastalığına ilerleyebileceğini gösterir. Bir anlamda şeker hastalığının habercisidir. Gizli şeker belirtileri nelerdir?

• Tatlı krizine girmek, devamlı tatlı yeme isteği veya açlık atakları yaşanması,

• Gebelikte kan şekerinin bozulması,

• Aşırı kilo alınması veya zayıflama hali,

• Şekerde ani düşüşler,

• Gündüzleri uyuklama halinin tekrarlaması,

• Öfkelenme, ani sinirlenme atakları,

• Görmede bulanıklık,

• Terlemenin artması (gece terleme, gece baş terlemesi),

• Halsizlik, yorgunluk,

• Sabah zor kalkmak, zor uyanmak

• Huzursuzluk, sıkıntı, psikolojik değişiklik,

• Kolay depresyona girme,

• Anne, baba veya kardeşlerde şeker hastalığı olması,

• Susuzluk hissinin artması.

Diyabetliler için püf noktaları

• Beslenmenize dikkat edin.

• Fazla kilonuz varsa kilo verin.

• Egzersiz yapın.

• İlaçlarınızı tanıyın ve düzenli kullanın.

• Diyabetin kısa ve uzun dönemde getirebileceği ek sağlık sorunlarını bilin ve gerekli tedavileri uygulayın.

• Doktor kontrolünüze düzenli gidin.

Источник: https://www.dunya.com/iyilik-saglik/seker-hastaliginin-belirtilerini-dikkate-alin-haberi-414558

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.