Şeker Hastalığının (Diyabetin) Tedavisi

içerik

Diyabet (Şeker) Hastalığı Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

Şeker Hastalığının (Diyabetin) Tedavisi

Kan şekerini düzenleme görevinde olan pankreas bezi, midenin arka kısmında bulunan bir organdır. Vücudun ihtiyacına göre çeşitli hormonları salgılayan pankreas bezi, insülin hormonunu da salgılamaktadır. İnsülin hormonunun salgılanmaması durumunda hücrelerin şekersiz kalması sonucunda şeker kanda birikir.

Hücrelere ulaşamayan şekerin kanda birikmesi ile kan değerlerinde şeker olması gerekenden yüksek çıkar. Bu durum da hücrelerin zarar görmesine neden olur. Şekerin vücut için zararlı olması, fazlasının da zehir etkisi oluşturmasına neden olur.

Karaciğer Yağlanması Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

Şeker hastalığı tüm dünyada çok yaygın bir hastalık olmakla birlikte, nedenleri arasında en fazla riski genetik yatkınlık oluşturmaktadır.

Kanda fazla miktarda bulunan şekerin vücuda pek çok zararı bulunmaktadır. Bu hastalıkların en başında gelen şeker hastalığı, yaş faktörüne bakmaksızın her yaş grubunu tehdit eden bir hastalıktır.

Sonrasında vücuttaki tüm organlar zarar görebilir.

Diyabet (Şeker) Hastalığı  Nedir?

Oluştuğunda kronik boyutta görülen diyabet hastalığı vücuda giren şekerin ulaşması gereken hücrelere ulaşamayıp kanda birikmesi durumudur. Bu sebeple tüm insanlar için insülin hormonunun normal şekilde salgılanması oldukça önemlidir. Kana ulaşan şeker pankreas bezinin beta hücrelerinden salgıladığı insülin hormonu aracılığı ile hücrelere ulaşmaktadır.

Pankreasın yeterli seviyede insülin hormonu üretememesi veya üretilen insülinin etkili şekilde kullanılamaması sonucu kanda birikmektedir. Bu sayede kan şekeri düzeyi yükselmektedir. İnsülin hormonunun sağlıklı bireylerdeki gibi normal düzeyde olmaması durumunda şekerin kanda kalması birçok hastalığa davetiye çıkarmaktadır.

Diyabeti olmayan bir bireyin kan şekeri düzeyi açlık halinde; max.120 mg/dl, tokluk halinde (yemekten 2 saat sonra) max.140 mg/dl şeklindedir.

Diyabet Hastalığının Çeşitleri Nelerdir?

Diyabet hastalığı Tip 1 ve Tip 2 olmak üzere iki çeşide ayrılmaktadır. Her iki türde de belirtiler yaklaşık aynı olmasının yanı sıra teh ve risk boyutları farklılık göstermektedir.

Tip 1 Diyabet Nedir?

Tip I diyabet; 30 yaşından önce başlamaktadır. Hastalar, genellikle normal kiloda ya da zayıf olarak gözlenmektedir.

Tip 1 diyabet vücudumuzdaki pankreasın hasar görmesi sonucunda insülin üretemez hale gelmesi ile ortaya çıkan bir durumdur.

İnsülin üretilemediği için Tip 1 diyabette insülin tedavisi mutlaka gereklidir ve bu hastaların yaşamları boyunca insülin kullanmaları gerekir. Kullanmadıklarında hayatlarını sürdüremezler.

Tip 2 Diyabet Nedir?

Tip 2 diyabet genellikle genetik faktörler sebebiyle ortaya çıkmaktadır. Bu hastalarda insülin direnci bulunur ancak insülin salgılama mekanizmasında bozukluk mevcuttur.

Hastalar genellikle kiloludur. Tip 2 diyabetik hastalar, beslenme ve egzersizle hastalığı yavaşlatabilmektedirler.

Ancak ilerleme olduğunda, karaciğer veya böbrek yetmezliğine yol açacak bir durumda insülin kullanabilirler.

Diyabet Hastalığının Nedenleri Nelerdir?

Diyabet hastalığının en önemli nedenlerinden biri aile geçmişindeki en yakın bireylerde bu hastalığın görülmesidir.

Kalıtımsal yatkınlıktan dolayı görülme olasılığı oldukça yüksek olan şeker hastalığında, kişinin beslenme alışkanlıkları ve çevresel faktörler de rol oynamaktadır. Diyabet hastaları yaşamları boyunca bu hastalıkla uğraşmak zorundadırlar.

 Her yaştan kişiyi tehdit eden şeker hastalığı, aşırı şeker tüketimine bağlı olarak da gelişebilmektedir.

Diyabet Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

Diyabet hastalığını erken teşhis etmede en önemli belirti, fazla susama isteği oluşturmasıdır. Ayrıca iştahın açılması ve şekerli yiyeceklere olan düşkünlük de şeker hastalığının belirtileri arasındadır. Vücuttaki yaraların geç kapanması ve ciltteki belirgin kuruluk da diyabet hastalığına işaret etmektedir.

Diyabet hastalığına sahip olan kişilerin halsizlik ve çabuk yorulma gibi şikayetleri vardır. Gözlerin bulanık görmesi ve sık idrara çıkma gibi belirtileri yaşayanların insülin dirençlerini kontrol ettirmelerinde fayda vardır.

Diyabet Hastalığından Korunma Yolları Nelerdir?

Diyabete yakalanma riskini azaltmak için alınabilecek en etkili önlemlerden biri kilo almamaya özen göstermek, varsa da fazla kiloların verilmesine çaba harcamak olacaktır.

Ayrıca beslenme düzeni içinde liften zengin gıdalara yer verilmesi gerekmektedir.

Şeker hastalığından korunmak için alınabilecek en önemli önlem ise çok fazla şeker içeren gıdalar, gazlı içecek ve meyve suyu gibi şeker oranı yüksek içeceklerden uzak durmaktır.

Diyabet Hastalığının Tedavisi Nasıldır?

Her diyabet hastasının tedavi sürecinin farklılık göstermesinden dolayı, uygulanan tedavinin kişiye özel olması gerekir.

İlaç tedavisi ile kontrol altında tutulması mümkün olan şeker hastalığı için, doktor önerilerine kulak vermek son derece önemlidir.

Ayrıca belli bir perhiz listesine göre beslenildiği sürece, diyabet hastaları da uzun yıllar boyunca yaşamlarını sürdürebilmektedir.

Alzheimer Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi Nelerdir?

Stres faktörünün diyabet hastalığı üzerindeki etkileri de oldukça olumsuzdur.

Bu sebeple öncesinde ve tedavi sürecinde de stresten mümkün oldukça uzak durulmalı ve tedaviye motive edici hareketlerde bulunulmalıdır.

En yakınlarında diyabet bulunan kişilerin de bu hastalığa yakalanma ihtimalleri oldukça güçlüdür. Bu nedenle erken dönemde fark edilmesi için gerekli tetkiklerin yapılması tavsiye edilir.

Gizli Şeker Nedir?

Gizli şeker tıpta “bozulmuş glukoz toleransı” olarak ifade edilmektedir. Şeker hastalığı olmamakla birlikte, şeker yükleme testi ile tespit edilmektedir. Kan şekeri açlıkta max. 100 mg/dL olmalıdır.

Ancak şeker yüklemesinden sonra ikinci saatte ölçülen kan şekeri değeri 140-199 mg/dL arasındadır. Bu hastaların şeker hastası olma ihtimali yüksektir. Bu demek oluyor ki gizli şekeri olan kişiler perhiz altında olmalıdırlar.

Источник: https://bilgihanem.com/diyabet-seker-hastaligi-nedir/

Şeker Hastalığı , Diyabet Nedir, Belirtisi ve Tedavi Yöntemleri

Şeker Hastalığının (Diyabetin) Tedavisi

Bir çok kişiye sıkıntı yaratan şeker hastalığı hakkında hazırladığımız yazımızda diyabet çeşitlerinden , diyabet belirti , nedenleri ve tedavisinden bahsedeceğiz. Diyabet hastaları genelde sadece şeker hastalığı ile değil bu hastalığın yarattığı diğer rahatsızlıklar ile de uğraştıkları için önemli bir konudur. Diyabet hakkında bilgi almak adına okumaya devam edin.

Şeker Hastalığı (Diyabet) Nedir?

Diyabet, kan şekerinizin veya kan şekerinizdeki seviyelerin çok yüksek olduğu bir hastalıktır . Glikoz, yediğiniz yiyeceklerden gelmektedir. İnsülin, glikozun enerjisini vermek için hücrelere girmesine yardımcı olan bir hormondur. Tip 1 diyabet ile vücudunuz insülin üretmez.

Tip 2 diyabet , daha yaygın çeşit olarak  vücudun iyi insülin kullanmamasıdır. Yeterli insülin olmadan, glikoz kanınızda kalır. Ayrıca prediyabet de olabilir . Bu, kan şekerinizin normalden daha yüksek olduğu, ancak diyabet denecek kadar yüksek olmadığı anlamına gelir.

Prediyabet hastalığı tip 2 diyabet riskini arttırmaktadır.

Tip 1 Diyabet 

Yukarıda belirttiğimiz gibi vücut  insülini şeker hastalığı  durumunda üretemez. Bazı insanlar bu tür insüline bağımlı diyabet , çocuk diyabet veya erken başlangıçlı diyabet olarak başvurabilirler .

İnsanlar genellikle 40 yaşından önce, genellikle erken yetişkinlik veya genç yıllarda tip 1 diyabet geliştirirler. Tip 1 diyabet, tip 2 diyabet kadar yaygın değildir. Tüm diyabet vakalarının yaklaşık% 10’u tip 1’dir. Tip 1 diyabetli hastalar yaşamlarının geri kalanı için insülin iğneleri almalıdır.

Ayrıca düzenli kan testleri yaparak ve özel bir diyet uygulayarak uygun kan-glikoz shaseviyelerini sağlamalıdırlar.

Tip 2 Diyabet 

Vücut, düzgün işlev için yeterli insülin üretmez veya vücuttaki hücreler insüline (insülin direncine) tepki göstermez.  Dünyadaki tüm diyabet vakalarının yaklaşık% 90’ı tip 2’dir.

Bazı kişiler, sağlıklı bir diyetin ardından, bol miktarda egzersiz yaparak ve kan şekeri düzeylerini izleyerek, kilolarını kaybederek tip 2 diyabet semptomlarını kontrol edebilirler. Bununla birlikte, tip 2 diyabet tipik olarak ilerleyici bir hastalıktır – giderek daha da kötüleşir – ve hasta muhtemelen tablet formunda insülin almak zorunda kalır.

Aşırı kilolu ve obez kişiler, sağlıklı bir vücut ağırlığına sahip olanlara kıyasla tip 2 diyabet geliştirme riski daha yüksektir.

Obezite, göbek yağı veya abdominal obezite olarak da bilinen çok miktarda viseral yağ içeren insanlar özellikle risk altındadır.

Aşırı kilolu / obez olmak vücudun kardiyovasküler ve metabolik sistemlerini istikrarsızlaştırabilecek kimyasallar açığa çıkarmasına neden olur.

Tip 2 diyabet geliştirme riski de yaşlandıkça daha büyüktür. Uzmanlar neden tam olarak emin değiller, ancak yaşlandıkça kilo almayı ve fiziksel olarak daha az aktif olmadan kaynaklı tip 2 diyabet geliştirme riski vardır.

Gestasyonel Diyabet

Bu tip şeker hastalığı hamilelik sırasında kadınları etkiler. Bazı kadınların kanlarında çok yüksek glikoz seviyeleri vardır ve vücutları glikozun tüm hücrelerine taşınması için yeterli insülin üretemez ve bu da giderek artan glikoz seviyelerine neden olur.  Gebelikte gestasyonel diyabet tanısı yapılır.

Gestasyonel diyabet hastalarının çoğu diyabetlerini egzersiz ve diyetle kontrol edebilir. % 10 ila% 20 arasında bir çeşit kan glukoz kontrol edici ilaç almaları gerekebilir.

Prediyabet 

Tip 2 diyabetli hastaların büyük çoğunluğu başlangıçta prediyabete sahiptir . Kan glukoz seviyeleri normalden daha yüksek, ancak diyabet teşhisine layık olacak kadar yüksek değilse genelde bu tanı konulmaktadır. Vücuttaki hücreler insüline dirençli hale gelmektedir. Çalışmalar, prediyabet aşamasında bile, dolaşım sistemine ve kalbe bazı hasarların meydana gelebileceğini göstermiştir.

Diyabet Teşhisi 

Doktorlar, hastanın normal metabolizma, prediyabet veya diyabete sahip olup olmadığını üç farklı yoldan belirleyebilir. Bu yollar test yaparak gerçekleşmektedir.

  • A1C testi olarak bilinen testler;  en az% 6.5 diyabet anlamına gelir , % 5,7 ile % 5,99 arasında prediyabet anlamına gelir   % 5,7’den az normal anlamına gelir.
  • FPG (açlık plazma glikozu) testi;  en az 126 mg / dl diyabet anlamına gelir ,  100 mg / dl ile 125.99 mg / dl arasında prediyabet anlamına gelir,  100 mg / dl’den az normal  anlamına gelir.
  • OGTT (oral glikoz tolerans testi); en az 200 mg / dl diyabet anlamına gelir, 140 ile 199.9 mg / dl arasında prediyabet anlamına gelir , – 140 mg / dl’den düşük normal anlamına gelir.

Şeker Hastalığı Tedavisi 

Diyabet tipi 1 bir ömür boyu sürer, bilinen bir tedavi yoktur. Tip 2 genellikle bir ömür boyu sürer, ancak bazı insanlar, egzersiz, diyet ve vücut ağırlığı kontrolü kombinasyonu ile ilaçsız semptomlarından kurtulmaktadırlar.

  • Diyabet ekipmanı ve sağlıklı bir kahvaltı,  tip 2 diyabet hastalarının durumu kontrol etmesine yardımcı olabilir.
  • Tip 1 hastaları, düzenli bir insülin enjeksiyonları yanı sıra özel bir diyet ve egzersiz ile tedavi edilir.
  • Tip 2 diyabetli hastalar genellikle ilaçlar, egzersizle ve özel bir diyetle tedavi edilir, ancak bazen insülin enjeksiyonları da gereklidir.

Eğer diyabet yeterince kontrol altına alınmazsa, hastanın daha fazla komplikasyon gelişme riski vardır.

Источник: https://www.sanaldoctor.com/seker-hastaligi-belirtileri/

Şeker Hastası Mıyım? Şeker Hastalığı Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

Şeker Hastalığının (Diyabetin) Tedavisi

Çiğdem Artun Güncelleme 21 Mayıs 2019

Sağlıklı insan vücudunda şekerin birçok farklı görevi bulunmaktadır. Özellikle beynin çalışmasında en önemli faktör şekerdir. İnsan vücudunda şekerin taşınması görevini ise kan üstlenmektedir. Sağlıklı bireylerin kan şekeri genel olarak 70 ile 100 mg/dL şeklinde görülürken, diyabet hastalarında bu seviye daha yüksek çıkmaktadır.

Şeker Hastalığı (Diyabet) Belirtileri Nelerdir?

Şeker hastalığı genel olarak üç temel belirti ile kişide kendini göstermektedir. Yine genellikle kişilerde fazla yemek yeme ve doymama hissi ile beraber sık idrara çıkma, ağızda kuruluk ve tatlılık hissine bağlı olarak çok su içme isteği diyabet hastalığının başlıca belirtileridir. Buna ek olarak diyabet olan kişilerde şu belirtilere de rastlanmaktadır:

  • Halsizlik ve yorgunluk hissiyatı
  • Hızlı ve istemsiz kilo kaybı
  • Bulanık görme
  • Ayaklarda uyuşma ve karıncalanma hissi
  • Yaraların normalden daha geç iyileşmesi
  • Ciltte kuruluk ve kaşıntı oluşması
  • Ağızda aseton benzeri koku oluşması

Şeker Hastalığı (Diyabet) Neden Oluşur?

Diyabetin oldukça sık görülmesi nedeni ile tıp dünyasında yapılan araştırmaların sonucunda şeker hastalığı nedenleri, ortaya çıkmasında etkili olması bakımından iki farklı temel neden olduğu belirlenmiştir.

Bunlar; genetik ve çevresel faktörler olarak gözlemlenmektedir. Bu nedenlere bağlı olarak diyabetin dünya üzerinde farklı çeşitlerde görüldüğü bilinmektedir.

En sık görülen çeşitleri ise Tip 1 Diyabet ve Tip 2 Diyabet olarak görülmektedir.

Şeker Hastalığı (Diyabet) Çeşitleri

Diyabet hastalığının bilinen türleri şu şekildedir:

  • Tip 1 Diyabet (İnsüline Bağımlı Diyabet): Genel olarak çocukluk dönemlerinde ortaya çıkan, genetik faktörlere bağlı ve pankreasın görev tanımı olan insülin hormonunun yeterli üretilememesi ya da hiç üretilememesinden kaynaklı olarak, dışarıdan vücuda insülin alımının zorunlu olduğu diyabet hastalığı türüdür.
  • Tip 2 Diyabet: Hastalığın bu türü, dünya üzerinde daha çok görülmektedir. Diyabetin bu tipinde hücreler kan şekerini düzenleme işlevi gören insülin hormonuna karşı duyarsızlaşmaktadır. Bu nedenle de şeker hastalığı meydana gelmektedir. Tip 2 Diyabetin nedenleri arasında obezite, ileri yaş, hareketsiz yaşam tarzı, stres ve gebelik sırasında gestasyonel diyabet oluşumu görülmektedir.
  • Latent Autoimmune Diabetes in Adults (LADA): Diyabetin bu türü genel olarak ileri yaşlarda meydana gelen ve bağışıklık sisteminin çalışmasının bozulması sonucu vücudun kendi kendine zarar vermesi ile ortaya çıkmaktadır. Tip 1 Diyabete benzeyen bu türdeki hastalar da insüline bağımlı olarak yaşamaktadır.
  • Maturity Onset Diabetes (MODY): Erken yaşlarda görülmekte olan ve Tip 2 Diyabete benzeyen türdür.
  • Gestasyonel Diyabet: Gebelik esnasında oluşan ve oluşumunu sürdüren diyabet türüdür.

Şeker Hastalığı (Diyabet) Tanısı Nasıl Konulur?

Şeker hastalığının tanısı için iki farklı temel yöntem uygulanmaktadır. Bu yöntemler; açlık kan şekeri testi ve şeker yükleme testi olarak da adlandırılan Oral Glukoz Tolerans Testi (OGTT) yöntemleridir.

Sağlıklı bir bireyin açlık kan şekeri ortalama olarak 70 ila 100 mg/dL değerlerinde bulunmaktadır. Eğer bir kişinin açlık kan şekeri düzeyi 126 mg/dL üzerinde çıkıyorsa, bu kişiye diyabet tanısı konulabilmektedir. OGTT testi uygulanarak ise kişinin tokluk kan şekeri ölçülmektedir.

Bireyin tokluk kan şekeri 200 mg/dL üzerinde çıkıyorsa diyabet olduğu söylenebilmektedir. Bununla beraber tokluk kan şekerinin 140-199 mg/dL arasında görülmesi gizli diyabet, yani diyabet riskinin bulunuyor olduğunu göstermektedir.

Diyabet riski bulunan hastalarda erken tanının konulması, hastalığın önüne geçilebilmesi ya da yavaşlatılabilmesi açısından önemlidir.

Şeker Hastalığı (Diyabet) Tanısı Nasıl Konulur?

Şeker Hastalığı (Diyabet) Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Diyabet hastalığının tedavisinde, hastalığın türüne bağlı olarak farklı tedavi yöntemleri uygulanmaktadır. Tip 1 diyabette doktorlar, diyabet hastası olan kişiye insülin düzeyini normalleştirecek bir ilaç, insülin dozu ve kullanım talimatı vermektedir.

Düzenli insülin kullanımı sonrasında hastalığın ilerlemesi ya da gerilemesi sonucu, doktorun belirlediği üzere insülin dozu arttırılabilir ya da azaltılabilmektedir.

Tip 2 diyabette ise beslenme düzeninin sağlanması ve hücrelerin insüline duyarlı hale getirilmesi amacı ile ilaç tedavisi yöntemi uygulanmaktadır.

Источник: https://saglikhaberleri.com/seker-hastasi-miyim-seker-hastaligi-nedir-belirtileri-ve-tedavisi/

Şeker Hastalığı (Diyabet) Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

Şeker Hastalığının (Diyabetin) Tedavisi

Şeker hastalığı tıbbi adıyla Diabetes Mellitus (Diyabet), kan glikoz (şeker) düzeyinin normalden yüksek seyretmesi ile karakterize kronik bir hastalıktır. Glikoz, vücuttaki doku ve organların enerji gereksinimini karşılamak için kullandığı ana maddedir. Ayrıca beyin dokusu yalnızca glikozu kullanabilmektedir.

Şeker hastası iseniz, hastalığın alt tipi farketmeksizin bu durum kanınızda normalden daha fazla glikoz bulunduğu anlamına gelir.

Kandaki bu yüksek glikoz miktarı (kan şekeri yüksekliği) ciddi sağlık sorunlarına neden olabilmektedir. Şeker hastalığı Tip 1 Diyabet (Şeker hastalığı) ve Tip 2 Diyabet olarak ikiye ayrılır.

Bu iki tip şeker hastalığının sebepleri ve tedavi yaklaşımları farklılıklar göstermektedir.

Şeker Hastalığı Belirtileri

Şeker hastalığının belirtileri kan şekerinizin yüksekliği nispetinde faklılıklar gösterir. Kan şekeri yüksekliği normalden

biraz fazla olan bazı kişilerde hiçbir belirti görülmeyebilir. Ancak Tip 1 Diyabet hastalarında belirtiler birden başlar ve çok şiddetli olabilir. Şeker hastalarında görülen belirtilerin bazıları şunlardır:

  • Çok susama
  • Sık idara çıkma
  • Sürekli yemek yeme isteği
  • Açıklanamayan kilo kaybı
  • İdrarda keton tespit edilmesi
  • Yorgunluk
  • Görüntüde bulanıklık
  • Yaraların geç iyileşmesi
  • Hafif yüksek kan basıncı (tansiyon)
  • Sık hasta olma, sık sık idrar yolu enfeksiyonu, deri enfeksiyonu veya vajinal enfeksiyonlar

Tip 1 Diyabet her yaşta gelişebilse de genellikle çocukluk ve ergenlik çağlarında belirti vermeye başlamaktadır. Çok daha sık görülen Tip 2 Diyabet ise her yaşta gelişebilir ve sıklıkla önlenebilir.

Şeker Hastalığı Sebepleri

Şeker hastalığını anlamak için öncelikle glikozun normalde vücutta nasıl bir işlemden geçtiğini bilmeniz gerekiyor.

Glikoz ne işe yarar, vücutta nasıl kullanılır?

Glikoz vücudumuzdaki bütün hücrelerin temel enerji kaynağıdır. Glikozun iki temel kaynağı vardır: Birisi besinlerle aldığımız glikoz birisi de karaciğerde üretilip kan dolaşımına verilen glikozdur. Sindirim sırasında besinlerdeki şeker

(glikoz) kan dolaşımına katılır ve insülinin yardımı ile onu kullanacak hücrelerin içine girerler.

İnsülin pankreastan salgılanan bir hormondur. Pankreas midenin arkasında bulunan ve birçok hormon ve enzimin üretilmesini sağlayan bir salgı organıdır. Yemek yediğiniz zaman pankreasta insülin üretilir ve kan dolaşımına verilir.

Kan dolaşımındaki insülin glikoz moleküllerinin hücrelere girmesini sağlayan kapıların anahtarı olarak görev yapar. Yani insülin kandaki şekerin hücrelere girip enerjiye dönüştürülmesini sağlayarak kan şekerinizi düşürür.

Kan şekeri düştükçe pankreastan insülin salgılanması da azalır.

Karaciğer, glikoz fabrikası ve deposu gibi görev görür. Yeterince glikoz almadığınızda, kan glikoz seviyenizi normal düzeyde tutmak için karaciğerde depolanan glikoz kan dolaşımına verilir.

Tip 1 Diyabet Sebepleri

Tip 1 Diyabet normalde zararlı bakteri ve virüslere karşı savaşan bağışıklık sisteminin, insülin salgılayan hücrelere zarar vermesi ile meydana gelir. Bu hücreler zarar gördüğünde insülin salgısı ya çok az üretilir veya hiç üretilemez.

Daha önce de bahsettiğimiz gibi insülin olmadan kandaki şeker ona ihtiyacı olan hücrelerin içine giremez ve kanda aşırı şeker yüksekliği oluşur. Tip 1 şeker hastalığında hem genetik hem de çevresel faktörlerin etkili olduğu bilinse de tam olarak hangi unsurların suçlu olduğu bir açıklık kazanmamıştır.

Genelde çocukluk çağında ve ergenlik döneminde ortaya çıkar.

Tip 2 Diyabet Sebepleri

Tip 2 Diyabette insülin yetersizliği ön planda değildir. Bu tip şeker hastalığında esas sorun, vücuttaki dokularda bulunan hücrelerin insülin etkisine duyarsız hale gelmesidir.

Yani yeterli insülin üretimi olsa da bu insüline duyarsız hale gelen hücrelerin içine yeterli miktarda glikoz girememektedir. Dolayısıyla yine kan şekeri yüksekliği olarak karşımıza çıkmaktadır.

Obezite ve hareketsiz yaşam Tip 2 Diyabet için en önemli risk faktörüdür. Bunun dışında genetik ve çevresel faktörler de hastalık gelişiminde rol oynar.

Gestasyonel Diyabet (Hamilelikte Şeker Hastalığı)

Hamilelik sırasında bebeğin beslenmesini ve vücudundaki atık madedelerin uzaklaştırılmasını sağlayan plasentadan üretilen hormonlar sebebi ile şeker hastalığı meydana gelebilir. Gebelikten önce tanı konulmamış ve gebelikte ortaya çıkan bu şeker hastalığı tipine de gestasyonel diyabet denilmektedir.

Şeker Hastalığı Riskini Arttıran Faktörler

Şeker hastalığı riskini arttırdığı bilinen birçok faktör vardır. Bunlar hem çevresel hem de genetik faktörleri kapsamaktadır.

Genetik faktörler: Şeker hastalığı genetik geçişli bir hastalık olmasa da aile bireylerinde şeker hastalığı olan kişilerin şeker hastalığına yakalanma riski artmaktadır.

Aşırı kilolu olmak (obezite): Şişman insanların vücutlarında bulunan yağ hücreleri, dokuların insüline karşı direnç geliştirmesine sebep olmaktadır. Bu da daha önce anlattığımız gibi kan şekeri yüksekliği olarak karşımıza çıkmaktadır.

Fiziksel aktivite azlığı: Ne kadar az hareket ederseniz şeker hastası olma riskiniz o kadar artar. Egzersiz yapmak kilonuzu kontrol etmenize yardımcı olur, kan şekerini enerji olarak kullanmanızı sağlar ve hücrelerinizin glikoza duyarlılığını arttırır. Haftada 3 kereden az olmamak üzere egzersiz yapmak şeker hastalığı riskinizi önemli ölçüde azaltır.

İleri yaş: Yaş ilerledikçe şeker hastalığı riski artar. Çünkü yaşla beraber hareket azalır, kilo alımı başlar ve insülin direncine eğilim meydana gelir.

Gestasyonel diyabet hikayesi: Hamileliğinde şeker hastalığı görülen ancak hamilelikten sonra normale dönen kişilerde de şeker hastalığı riski artmıştır. Özellikle 4 kilogramın üzerinde çocuk doğurmuş olan kadınlarda risk fazladır.

Polikistik over sendromu: Polikistik over sendromu görülen kadınlarda şeker hastalığı riski artmıştır.

Yüksek tansiyon (kan basıncı): 140/90mm Hg’nın üzerinde tansiyon şeker hastalığı riskini arttırır.

Yüksek kolesterol: Yüksek LDL (kötü kolesterol) düşük HDL (iyi kolesterol) ve yüksek trigliserid seviyeleri şeker hastalığı riskini arttırır.

Şeker Hastalığının Neden Olduğu Sağlık Sorunları

Şeker hastalığı kandaki şekerin vücuda zarar verecek düzeylere çıkması ile oluşur demiştik. İşte kandaki bu şeker düzeyi birçok organa kalıcı olabilecek zararlar verir.

Şeker hastalığının uzun dönemli komplikasyonları yavaş yavaş gelişir. Ne kadar kontrolsüz, ne kadar uzun süreli diyabetiniz varsa bu komplikasyonlarla karşılaşmanız daha fazla gündeme gelir.

Şeker hastalığının yol açabildiği organ ve uzuv kaybına varabilen sağlık sorunları vardır.

  • Kalp ve damar hastalıkları: Şeker hastalığı kalp ve damar hastalıkları riskini ciddi bir biçimde arttırır. Kalp damarlarında kısmi ve tama yakın tıkanmalar, göğüs ağrısı (anjina), kalp krizi, inme ve damar sertleşmesi gibi ciddi sonuçlara yol açabilir.
  • Sinir hasarı (nöropati): Kandaki şeker yüksekliği kılcal damarlara zarar verir. Özellikle ayaklardaki ve bacaklardaki sinirleri besleyen kılcal damarlar bundan daha çok etkilenir. Ayaklarda yanma hissi, hissizlik gibi belirtilerle kendini gösteren sinir hasarı diyabetik nöropati olarak adlandırılır. Tedavi edilmez ise etkilenen uzvun bütün duyuları kaybolabilir. Ayrıca erkeklerde sertleşme sorunu da meydana gelebilir.
  • Böbrek hasarı (nefropati): Böbrekler milyonlarca kılcal damarın oluşturduğu yumaklardan meydana gelir. Kan şekeri yüksekliği kılcal damarlara zarar verdiği için kılcal damarlardan oluşan böbrekler de bu zararın en fazla hissedildiği organlardan biridir. Böbreklerde ciddi hasar meydana gelirse böbrek yetmezliği gelişebilir. Hatta son dönem böbrek yetmezliği gelişip böbrekler tamamen işlevsiz hale gelebilir. Son yıllarda şeker hastalığı tedavisindeki gelişmeler sayesinde ciddi böbrek hasarı olguları azalmaktadır.
  • Diyabetik ayak: Şeker hastalığının sebep olduğu sinir hasarı hissizliğe ve damar hasarı da organların kanlanmasında bozulmaya sebep olur. Eğer ayaklarda sinir hasarı meydana geldiyse kişi ayağını çarptığının ve yaraladığının farkına varmayabilir. Yaralanan yerde başlayan enfeksiyonların diyabetik hastalarda tedavisi çok güçtür. Eğer enfeksiyon tedavi edilemezse parmak veya ayak kesilmesi (ampütasyonu) gündeme gelebilir.
  • Göz hasarı(diyabetik retinopati): Şeker hastalığı gözün ağ tabakasına giden kılcal damarlarda da hasara neden olur. Bu da görmede bozulmaya ve hatta körlüğe kadar ilerleyebilir.
  • Enfeksiyon ve hastalıklara yatkınlık: Şeker hastalığı vücudu savunan hücrelerde de bozulmalara neden olur. Bu sebeple şeker hastaları özellikle deri enfeksiyonları olmak üzere her türlü enfeksiyona daha yatkındır.
  • Kanser: Şeker hastalığı olan insanlar bazı kanser türlerine yakalanmaya normal insanlardan daha meyillidir.

Şeker Hastalığı Tanısı ve Yapılan Testler

Kan şekeri düzeyi belirlenmesi:

-Herhangi bir zamanda rastgele yapılan kan şekeri ölçümünde kandaki şeker düzeyi 200 mg/dl’nin üstünde olması şeker hastalığı lehinedir.

Açlık kan şekeri: 12 saatlik açlık sonrasında bakılan kan şekeri düzeyi eğer 126 mg/dl’nin üzerinde ise şeker hastalığı lehine bir bulgudur.

Hemoblobin A1C düzeyi ölçülmesi: Hemoglobin A1C seviyesinin ölçülmesi kandaki uzun dönemli şeker yüksekliğini gösteren iyi bir testtir. Hemoglobin A1C’nin %6,5′in üzerinde olması şeker hastalığı için tanı koydurur.

Şeker Hastalığı (Diyabet) Tedavisi

Şeker hastalığının tedavisinde sağlıklı bir diyet ile egzersizin yeri çok önemlidir. Bunlara dikkat etmeniz kullanacağınızın ilacın tipini ve miktarını,  ilaçlardan göreceğiniz faydayı önemli ölçüde etkiler.

Sağlıklı beslenme: Bütün toplumun düşündüğünün aksine şeker hastaları için özel bir diyet yoktur. Sıkıcı ve tatsız tuzsuz gıdaları yemek zorunda değilsiniz. Bunun yerine meyveler, sebzeler ve tahıllardan bol miktarda tüketmelisiniz.

Yani besleyici değerleri yüksek ama kalörisi düşük ve sağlıklı ürünleri tercih etmelisiniz. Bunun yanında hayvansal gıda tüketiminizi azaltıp şekeri de daha az tüketmeniz gerekiyor.

Aslında bu beslenme şekli sadece şeker hastası olan bireyler için değil, ailenizdeki herkes için en iyisidir.

Fiziksel aktivite: Herkesin egzersiz yapmaya ihtiyacı vardır ve şeker hastaları da bu kişilere dahildir. Egzersiz kan şekerinizi düşürür ve hücrelerin insüline olan duyarlılığını arttırır.

Bu da demek oluyor ki egzersiz yaparsanız daha az insüline ihtiyacınız olacak. Yürümek, yüzmek ve bisiklete binmek gibi aktiviteleri tercih edebilirsiniz. Bunlara günlük rutininiz içinde bir yer verirseniz sağlıklı yaşama bir miktar daha yaklaşırsınız.

Haftanın en az 3 gününde en az 30 dakika olmak üzere egzersiz yapmalısınız.

Şeker hastalığı tedavisinde eğer egzersiz ve diyet ile yeterli yanıt alınamazsa o zaman ilaçla tedavi gündeme gelir. Hastalığınızın düzeyine ve tipine göre çok çeşitli şeker hastalığı ilaçları mevcuttur.

Eğer vücudunuzda insülin üretmede bir sorun varsa bu eksik olan insülini dışarıdan karşılamanız gerekecektir. Günde bir veya birkaç kere olmak üzere kendinize insülin iğnesi yapmanız gerekebilir. Ayrıca şeker hastalığında ağızdan hap şeklinde kullanılan birçok ilaç mevcuttur. Doktorunuz size en faydalı olacak ilacı sizin için seçecektir.

Kan şekerinin normal düzeylerde tutulması şeker hastalarının uzun ve kısa vadeli sağlık sorunlarından kaçınması için çok önemlidir. Şeker hastaları ilaçlarını doktorlarının tam olarak söylediği şekilde ve belirttiği saatte almalıdır.

Eğer ilaçlar düzenli kullanılmaz ise istenmeyen kan şekeri yüksekliği veya kan şekeri düşüklüğü (hipoglisemi) meydana gelebilir. Şeker hastalarında meydana gelen hipoglisemi ciddi bir durumdur ve acilen kan şekerinin normale döndürülmesi gerekmektedir.

Şeker hastalarının hastaneye rutin kontrollerini yaptırmak üzere düzenli gitmesi ve testlerini yaptırmaları hastalığı kontrol altında tutmak için kilit bir noktadır.

Источник: https://gunluksaglik.com/seker-hastaligi-diyabet-nedir-belirtileri-ve-tedavisi/

Şeker Hastalığının Tedavisi / Hastalık ve Rahatsızlıklar / Turkish

Şeker Hastalığının (Diyabetin) Tedavisi

Şeker hastalığı yaygın hormonal hastalıklardan biridir. Bu hastalık sıklıkla 21. yüzyılın enfeksiyonlu olmayan salgın hastalığı olarak anılmaktadır. Dünya çapında 200 milyon insan şeker hastasıdır ve bu sayı gittikçe artmaktadır.

2025 yılı itibariyle şeker hastalığına yakalanan hasta sayısının %50 artması beklenmektedir.

Şeker hastalığı vücutta yetersiz ensülin üretiminden kaynaklanan (Tip I diyabet) veya üretilen ensülinin uygun bir şekilde vücut hücrelerinde cevap vermemesi (Tip II diyabet) ile açıklanan yüksek kan şekeri (glikoz) şeklinde karakterize edilir.

Diyabet hakkında daha fazla bilgi edinin.

Diyabetin Kök Hücre İle Tedavisi

Diyabet tedavisinde fetal kök hücre naklini temel alan (pankreatik beta hücreleri hariç) yöntemler geliştirdik. Bu yöntem Tip I ve II diyabet tedavisinde etkili bir yöntem kanıtlanmıştır ve birçok ülkede patentle korunmaktadır.

Diyabet hastalarının kök hücre ile tedavisi sonucunda; hipoglisemik etkileme, kan şekerinin seviyesinde azalma ve dışarıdan alınan ensülin dozunda %50-70 oranda azaltılmasına olanak sağlamıştır.

Fetal kök hücre ile diyabet tedavisi vakaların yarıdan fazlasında uzun süreli klinik durumun gerilemesinde etkili olmuştur.

Fetal Kök Hücre İle Diyabetin Tedavisinin Etkileri

Diyabet hastalarının kök hücre ile     tedavisi hastaların durumunun iyileşmesinde önemli etki koymuştur. Hastalığın ilk aşamalarındaki bazı vakalarda tam bir iyileşme ile bile sonuçlanabilir.

Kök hücre tedavisi sonrasında diyabet hastaları immünolojik ve hematolojik indislerin normalleşmesi, mikro ve makro anjiyopati ve tropik dağılımlarda azalma, çalışır durumda olmada düzelme rapor edilmiştir. Hastalığın ilerlemesi tedavi ile engellenmiştir ve remisyon süreleri 2-3 kez daha uzun hale gelmiştir.

Diyabet komplikasyonlarının sıklığı ve şiddeti azalmıştır. Hayat kalitesi ve ortalama hayat süresi beklentisi artmıştır.

Diyabetin kök hücre ile tedavisinin önemli etkileri aşağıda yazılmıştır.

Bağımlı Diyabet Hastalarının Kan Şekeri Seviyesindeki Azalma

Kök hücre tedavisi sonrasındaki 2-3 ay içinde, vakaların %100’ünde uygulanan ensülin dozajı aşamalı olarak azaltılmıştır. Başlangıçta 0.76±0.06 birim/kg/gün dozajı ile başlanmış, maksimum dozaj miktarı %20-100 (ortalama %41) azaltılmış ve 14 gün ile 90 gün içinde (ortalama 59.0±4.3 gün) sona ermiştir. Vakaların %65’inde diyabet tedavisi ensülin dozajının 0.4 birim/kg/gün’den daha az seviyeye düştüğü klinik remisyonla sonuçlanmış veya ensülin tedavisi tamamen kesilmiştir.  Remisyon 5 ile 14 ayda sonlanmıştır.

Erken Nakil Sonrası İyileşmelerin Sendromları

Erken nakil sonrası iyileşmelerin sendromu zayıflık hastalığı, çalışma kapasitesi, iştah ve uykuda düzelmeyi kapsamaktadır. Vakaların %63’ünde bu sendrom gözlenmiştir.

Psiko-fizyolojik Şartlarda İyileşme

Psiko-fizyolojik değişimlerde görülen sendrom düşünme, zihinsel kapasite ve iç enerjide iyileşme, anksiyetenin ortadan kalkması, depresyonda azalma vb. şeyleri kapsar. Vakaların %48’inde bu sendrom tespit edilmiştir.

Bağışıklığın Yeniden Oluşturulması

Fetal kök hücreleri ile diyabetin tedavisi bağışıklığa ait parametrelerde düzlemeyle sonuçlanmıştır.Lenfosit sayısı, T-lenfositler ve T-lenfositlerin alt popülasyonları normalleşmiştir. B-lenfosit sayısı %30-60 oranda düşmüştür. Bağışıklık sistemini düzeltici etkiler 3-8 ayda sonlanmaktadır.

Hematopoisislerin Yeniden Oluşturulması

Diyabetik glomerulosiklerosisle komp görülen kronik böbrek bozukluğu (I, II ve III derecede) ve anemik sendrom, kök hücre tedavisi sonrasındaki 1-1,5 ay içinde hematopoisisin restorasyonu, eritrosit sayısında ve hemoglobinde normalleşme şeklinde gözlenmiştir. Bu etki 12 aya kadar sağlanmıştır.

Distropik Bozukluklar ve Tropik Dağılımlarda İyileşme

Fetal kök hücre nakli sonrasında tropik ülser ortadan kalkmış, mikrosirkülasyon iyileşmiş ve enfeksiyona bağlı deri lezyonları, mantarlar, kütaneus nizasyon ve lipotropik lezyonlar azalmıştır.

Fetal Kök Hücre İle Diyabet Tedavisinin Endikasyonları

Diyabetin kök hücre ile tedavisinde hastalığın tüm aşamalarında etkilidir. Bununla birlikte en etkili sonuçlar aşağıdaki durumlarda alınır

  • Yeni-başlangıç aşamasındaki ensülin-bağımlısı diyabet;
  • Diyabetik glomerulosiklerosisle komp görülen kronik böbrek bozukluğu (I, II ve III derecede) ve anemik sendrom;
  • Diyabetin çeşitli kürleri;
  • Enfeksiyon komplikasyonları ve bağışıklık yetersizliği ilişkili diyabet;
  • Yumuşak dokularda tropik ülserleri tedavisinde direnç gözlendiği durumda;
  • Sekonder sulfanilamit direnci ve tip II diyabet görülen hastalar.

EmCell kliniğinde uygulanan diyabet kürü tedavisi toplam olarak iki gün sürmektedir.
Eğer kliniğimizde diyabet tedavisini görmek isterseniz, vakayla ilgili ön analizlerin yapılması için lütfen ekteki formu doldurun ve infocenter@emcell.com adresine gönderin.

Metabolik Sendromda Fetal Kök Hücre Nakli (Poster).
İngilizce, jpg, 2.3 Mb

Diyabetik Nefropatide Fetal Kök Hücreler (Poster).

İngilizce, jpg, 800 kb

Diyabet Mellitus’ta Fetal Kök Hücre Nakli (Poster).

İngilizce, pdf, 1.6 Mb
 

Hastaların geribildirimleri

M.A. İsimli Hastanın Tedavisinin İlk Küründen Sonra Gönderdiği Mektubu
Z. İsimli Tip 2 Diyabet Mellitus Hastasından Alınan Geribildirim
A. İsimli İleri Tip 2 Diyabet Mellitus Hastasından Alınan Geribildirim
J. İsimli Diyabet Hastasının Mektubu

Ek bilgi talep

Tweet Fetal stem cells treatment results depend on: disease's severity, age of the patient, adherence for the medications and regime. Treatment results, presented on this site, are individual for each clinical case.

Источник: https://www.emcell.com/tr/diabetes_treatment/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.