Ses Bozuklukları Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

Ses Kısıklığı

Ses Bozuklukları Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

Ses kısıklığının tanı ve tedavisi  özenle yapılması gerektiği gibi önemli bir belirtidir ve özellikle 15 günün üzerinde devam etmekteyse mutlaka araştırılması gereklidir.

Basit bir üst solunum yolları infeksiyonundan başka ses teli felçlerine, sesin aşırı ve kötü kullanıldığı durumlardan gırtlak kanserlerine kadar çok değişik sebeplerle oluşabilir. Sesimizi doğru kullanamadığımız zamanlarda(bağırma, yüksek sesle ağlama,vs..

) ses kısıklığı ses teli nödülü ve kistlere bağlı olarak , bunun dışında viral enfeksiyonlar, ses teli nodülleri, ses teli felçleri, sürekli geniz akıntsını yol açan sinüzitler, mide asidinin yemek borusuna kaçışı ve en önemlisi gırtlak kanserleri ortaya çıkar.

SES HASTALIKLARI

Sesiniz çevrenizdeki dünyaya sizin kim olduğunuzu gösteren bir araçtır. Aynen parmak izi gibi kişiye özeldir. Özellikle görsel iletişimin olmadığı koşullarda karşıdaki kişiye kimliğiniz hakkında ipucu verir.

Ses kısıklığı, sesteki anormal değişiklikleri ifade eder. Ses kısılması olduğunda ses fısıltılı, kaba, çatallı, zorlanmış olarak duyulabilir, sesin şiddetinde veya tonunda değişiklik olabilir.

Sesteki değişiklikler genellikle ses telleriyle ilgili bozukluklara bağlıdır. Ses telleri gırtlakta (larenks) bulunur. Konuşma sırasında titreşirler. Böylece ses oluşumunun ilk basamağı gerçekleşir.

Bu titreşimin sayısı, kadınlarda ortalama 200-300/sn, erkeklerde ise 100-150/sn aralığında değişir. Nefes alma sırasında ise ses telleri açılır.

Ses Kısıklığının Nedenleri

Ses bozuklukları gırtlak içindeki ya da normal ses oluşumunda fonksiyon gören gırtlak dışı organlardaki problemlere bağlı olarak meydana gelebilir.

Normal ses oluşumu için ses tellerinin tüm uzunlukları boyunca simetrik olarak birbirlerine yaklaşabilmeleri gereklidir.

Ses teli felci ya da ses teli serbest kenarında yer alan büyük kitleler yetersiz yaklaşma nedeni ile hava kaçağı ve nefesli sese neden olurlar.

Ses kısıklığının çeşitli nedenleri vardır. Bunların çoğu ciddi sağlık problemlerine neden olmazlar ve kısa sürede düzelirler. Ses kısıklığının en sık nedeni “akut larenjit”tir. Akut larenjit, soğuk algınlığı ve diğer üst solunum yolu enfeksiyonları sırasında, ya da aşırı bağırmaktan kaynaklanan ses zorlamalarında ortaya çıkar. Genellikle bir – iki hafta içinde ses normale döner.

Ses teli nodülleri klasik olarak ses tellerinin ön 1/3 arka 2/3 birleşim yerinde, her iki ses telinde de aynı anda olan küçük genişlemelerdir. Bu lezyonlar sıklıkla sesini aşırı derecede ya da kötü bir şekilde kullanan kişilerde görülür. Nodüllere genç kadınlarda ve erkek çocuklarında daha sık rastlanır.

Topluluk içinde çok konuşan, mesleklerini sesiyle gerçekleştiren (profesyonel ses kullanıcıları) kişilerde görülme sıklığı diğer meslek gruplarına oranla daha fazladır.

Ses tellerinin birbirlerine sürekli normalden fazla kuvvetle çarpmasına bağlı olarak gelişen nodüller, ses eğitimi ile ses kullanma alışkanlığı düzeltilmediği sürece kendiliğinden kaybolmazlar.

Aşırı bağırmayı takiben gelişen akut larenjit sırasında ses teli içine küçük kanamalar meydana gelebilir; bu aşamada ses dinlendirilmediği taktirde bu kanama polip adı verilen tek taraflı ses teli şişliklerine dönüşebilir ve sürekli ses kısıklığına neden olur.

Reinke ödemi uzun zamandan beri devam eden (kronik) ses kısıklığının nedenlerinden biridir. Genellikle sesin kötü kullanımı, sigara içimi, ses tellerini sürekli tahriş eden kronik (uzun zamandan beri devam eden) öksürük, boğaz temizleme alışkanlığı ve laringofarengeal reflü (gizli reflü) ile ilişkilidir.

Videostroboskopik muayenede ses telleri sosis gibi gözükür. Yani donuk renkli, su dolu torba gibi bir görünüm vardır.

Erişkinlerde ses kısıklığının sık görülen nedenlerinden birisi de yemek borusu ile midenin birleştiği noktadaki bir adelenin zayıflığına bağlı olarak, mide içindeki asitli sıvının yemek borusundan gırtlak seviyesine yükselerek ses tellerini tahriş etmesidir; buna larengofarengeal reflü adı verilmektedir.

Ses kısıklığı özellikle sabahları fazladır ve gün içinde azalır. Ses kısıklığı ile birlikte boğazda takılma, yabancı bir madde varmış hissi ve sık boğaz temizleme alışkanlığı da sık görülen belirtilerdir. Reflü nedeniyle ses kısıklığı olan hastaların pek çoğunda mide ile ilgili şikayetler yoktur.

Larenjit

Larenjit çoğunlukla enfeksiyona bağlı olarak ses tellerinin şişmesidir. En sık nedeni üst solunum yolları kaynaklı bir viral enfeksiyonun gırtlağa yayılmasıdır. Ses telleri şiştiğinde, titremesi değişir ve ses kısıklığına yol açar.

Bu durumun en iyi tedavisi ses tellerinizi dinlendirmek ve bol sıvı almaktır. Bu enfeksiyonların büyük çoğunluğu virüslere bağlı geliştiğinden antibiyotikler etkili değildir.

Bir larenjit atağı sırasında sesinize dikkat etmeniz çok önemlidir, çünkü ses tellerinin şişmesi bu bölgedeki bir hasara bağlı bir kanamaya veya nodül, polip veya kist oluşumuna sebep olabilir.

Ses Telleri Lezyonları

Ses tellerindeki iyi huylu, kanser özelliği göstermeyen lezyonlar sesin yanlış veya kötü kullanılmasına ve ses tellerinde travma veya hasara bağlı gelişir. Bu lezyonlar ses tellerinin vibrasyonunu bozar. Vibrasyondaki bu bozulma ses kısıklığına ve ses kalitesinde kronik değişikliklere neden olur.

En sık rastlanan ses teli lezyonu “şarkıcı nodülü” olarak bilinen nodüllerdir. Tipik olarak her iki ses telinde karşılıklı olarak bulunurlar. Bu nodüller ses istirahati ve konuşma terapisi ile tedavi edilirler.

vokal kord polipleri veya kistleri de sesin yanlış veya kötü kullanılmasına bağlı gelişen diğer lezyonlardır ve cerrahi dışı tedaviler sonuç vermediğinde cerrahi tedavi ile çıkarılırlar. Ses kısıklığının daha nadir nedenleri arasında allerji, guatr ve sinir sistemi hastalıkları sayılabilir.

Birçok insanda doğal yaşlanma ile birlikte bir miktar ses kısıklığı ortaya çıkabilir. Sigara, ses kısıklığının bir diğer nedenidir.

Sigara, gırtlak ve boğaz kanserlerinin gelişmesinde önemli bir risk faktörü olduğundan düzelmeyen ses kısıklığı olan ve sigara içen kişilerin bir Kulak-Burun-Boğaz hastalıkları uzmanına muayene olmaları gerekir.

Ses kısıklığı iki haftadan uzun sürerse ve belirli bir nedeni yoksa bir Kulak-Burun-Boğaz hastalıkları uzmanına muayene olmanız gerekir. Sesle ilgili problemler, ideal olarak sesle ilgili fonksiyonlar ve sorunlarla uğraşan profesyonel bir ekip tarafından değerlendirilmeli ve tedavi edilmelidir. Böyle bir ekipte Kulak-Burun-Boğaz hastalıkları uzmanı, ses ve konuşma patoloğu, müzik-şan-diksiyon öğretmenleri yer alır. Ses bozuklukları, bu uzmanlardan herbirinin katkısı olabilecek farklı ve karmaşık özellikleri bulunabilir.

Ses Kısıklığında İnceleme

Ses kısıklığı nedeniyle müracaat ettiğinizde, Kulak-Burun-Boğaz hastalıkları uzmanı, şikayetlerinizi ve sistem sorgulamanızı yaptıktan bir ayna veya endoskop yardımıyla ağız içinden gırtlağınızı ve ses tellerinizi görmeye çalışacaktır.

Ses Bozukluklarının Tedavisi

Ses bozukluklarının tedavisi, ses kısıklığının nedenine göre değişir. Ses kısıklığına neden olan durumların çoğu, ses dinlenmesi ve doğru ses kullanma alışkanlığını kazanmakla düzelirler.

Kulak-Burun-Boğaz hastalıkları uzmanınız size ses kullanımı ile ilgili bilgiler verebilir, eğitim için sizi ses ve konuşma patoloğuna gönderebilir, veya polip gibi görünür bir neden varsa ameliyatla tedavi önerebilir.

Özellikle ameliyatla tedavi önerilenler olmak üzere, ses sorunu olan bütün hastalardan sigara içmemeleri ve sigara dumanı bulunan ortamlardan kaçınmaları, bol su içmeleri istenir. Ses ve konuşma patologları, bazı ses bozukluklarında sesi doğru kullanma tekniğini öğretmeye ve varsa yanlış tekniği ortadan kaldırmaya çalışırlar.

Bazı hastalardaki sorun, sigara içimi ve bağırma gibi ses kullanımı açısından olumsuz alışkanlıkların bulunmasıdır. Buna benzer durumlarda hastanın ses çıkartma tekniği düzeltilerek ses kalitesi düzeltilmeye ve varsa nodüller tedavi edilmeye çalışılmaktadır.

Ses Kısıklığını Önlemek İçin Neler Yapılır?

  • Sigara içiyorsanız bırakın.
  •  Kafein (kahve, kolalı meşrubatlar) ve alkol kullanımından kaçının.
  • Sigara dumanı bulunan ortamlardan kaçının.
  • Bol su için.
  • Evinizin havasını nemlendirin.
  • Gıdanıza dikkat edin – Baharatlı gıdalardan kaçının.
  • Sesinizi uzun süreyle ve yüksek şiddette kullanmayın.
  • Ses kısıklığı olduğunda sesinizi dinlendirin.

Ses Teli Paralizisi

Ses tellerinin paralizisi, baş ve boyun yaralanmaları, tümörler, hastalıklar, ameliyatlar veya felç sonrasında oluşabilir. Dalları beyin sapından larenks'e (gırtlak) kadar uzanan ve ses tellerinin hareketini kontrol edip sağlayan Nervus Vagus (10.

Kafa çifti) adlı sinirde oluşan bir hasar, ses tellerinin paralizisinin temel sebebidir.Ses ve yutma problemlerinin derecesi, sinir üzerindeki hasarın hangi seviyede oluştuğuna bağlı olarak değişiklik gösterir.

En tipik olarak gözlenen semptomlar aşağıdakilerdir:

  • Ses kısıklığı
  • Seste hava
  • Yüksek sesle konuşabilme yeteneğini kaybetme
  • Tondaki ve ses yüksekliğindeki değişebilirliğin kısıtlanması
  • Çıkan sesin uzatılabilme ve devam ettirilme süresinin kısalması (1 saniye kadar)
  • Yemek yeme sırasında boğulma tehsi yaşama ve/veya öksürme
  • Yiyecek ve içeceklerin akciğerlere kaçarak aspire edilmesine bağlı olarak gelişmesi muhtemel pnömoni (ses tellerinin yutma sırasında akciğerleri korumak üzere tam ve yeterli olarak kapanamamalarına bağlı)

Tıbbi tedavi yöntemleri arasında, kas-sinir transplantasyonu, medializasyon tiroplasti (paralize ses telinin orta noktaya yaklaştırılması operasyonu) ya da paralize ses telinin genişliğini arttırmak amacıyla ses teline bir maddenin enjekte edilmesi gibi yöntemler yer alır.

Davranışsal terapi yöntemleri ise Konuşma ve Lisan Patoloğu tarafından sağlanacak ses terapisi tekniklerinden oluşur ve bu kişi için önerilebilecek tek tedavi seçeneği dahi olabilir.

Bu durumda kişi Konuşma ve Lisan Patoloğu' nun yardımıyla ses tonunu değiştirme, nefes desteğini ve sesin yüksekliğini arttırma ve sesin oluşması için en uygun olan pozisyonu bulma (örneğin: başı bir tarafa doğru çevirme ya da tiroid kıkırdağı manipule etme gibi) yolunda çalıştırılır. 

Источник: https://www.efeskbb.com/tr/icerik/23/ses-kisikligi

Konuşma bozukluklarında doğru bilinen yanlışlar

Ses Bozuklukları Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

Konuşma, çevremizdeki kişilerle iletişim kurmanın başlıca yollarından biridir.

Bu normal büyüme ve gelişmeyi izlemek için en etkili yollardan biri olmakla birlikte, potansiyel sorunları tanımlamak için başvurulan ilk yollardandır.

Konuşma bozukluğu, genellikle bir ses, kelime veya cümlenin tekrarı ile şekillendirilen ritim bozukluklarıdır. Kekemelik, belki de en ciddi konuşma bozukluğu olarak gösterilebilir. Diğer konuşma bozuklukları ise:

Mafsal eksiklikler: Yanlış ya da uygunsuz yapılan seslerin çıkışı

Ses bozuklukları: Kalite, ses perdesi, ses, ses yüksekliği ve anormallikleridir.

Gecikmiş konuşma bir çocuğun yaşıtlarıyla benzer konuşma becerilerini sağlayamaması olarak tanımlanabilir. Herhangi bir organa bağlı olarak konuşmada bozukluk olmasına organik konuşma bozukluğu; herhangi bir organda bozukluk olmadan ortaya çıkan duruma işlevsel konuşma bozukluğu denilir.

Memorial Ataşehir Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü'nden Doç. Dr. Yezdan Fırat konuşma bozukluğu hakkında bilgiler verdi.

Konuşma bozukluğunun nedenleri nelerdir?

Bir çocukta konuşmanın olabilmesi için dil (lisan) becerisi gelişmiş olmalı, ses üretimi yapılabiliyor olmalı ve konuşma işlevini yerine getirecek organlarda bozukluk olmamalı.

Bu durumda zeka, işitme, görme, ağız boşluğu, üst hava yolları, akciğerler ve bunları besleyen sinir sistemi ve kas sisteminin doğal olması gerekir.

Bu nedenle gecikmiş konuşması olan bir çocukta konuşma bozukluğu varlığının belirlenebilmesi için göz, kulak, burun, boğaz, beyin, sinir sistemi ve kas, iskelet sistemi problemleri araştırılmalı. Konuşmada gecikmenin en önemli nedenlerinden biri işitme azlığı. İşitme azlığı doğumsal olabileceği gibi sonradan da oluşabilir.

Çocuğunuz daha önceden duyarken yeni başlayan bir işitme azlığı olabilir. Yüksek sesleri duyması, bazı sesleri (sadece pes sesler, sadece tiz sesler) duyması onda işitme kaybı olmadığını göstermez ancak konuşmanın başlamamasına neden olabilir.

Bu nedenle konuşmasında gecikmeden şüphelenilen çocuklarda detaylı bir işitme değerlendirmesi yapılması gerekli. Sonradan olma işitme kaybının en sık nedeni üst solunum yolunda sorun yaşayan çocuklarda orta kulak havalanmasının bozulmasıyla ortaya çıkan durumlar.

Bunun yanında fark edilmeyen bir damak yarığı (submukozal) dil bağı varlığı gibi ağız içi problemleri de geç konuşma veya konuşma bozukluğu yapabilir.

KBB, çocuk nörolojisi ve çocuk psikiyatrisi, bu çocuklardaki patolojiyi ortaya koymak için birlikte çalışır. Organik bozuklukların olmadığı saptanan çocukta problem işlevseldir. Sorun işlevsel konuşma bozukluğu olabilir veya gelişimsel dil gecikmesi olabilir. İşlevsel konuşma bozukluğunda ise herhangi bir organik neden yoktur. Bu durumda da en çok psikiyatrik rahatsızlıklar araştırılmalı.

Bekle gör yöntemi ile takip edilebilir

Çocuğunuzun dil gelişiminin tamamlanabilmesi için öncelikle dili anlamalı, sonra dili kullanabilmeli. Bunlara alıcı dil ve ifade edici dil denilir. Henüz konuşamayan bir çocukta dili anlamanın gelişmiş olması beklenir. Eğer alıcı dil becerisi gelişmişse kabaca beyin ve sinir sistemi açısından bir sorun olmadığı düşünülebilir.

Böyle bir çocuk henüz konuşamaz ancak ‘Bana topu getir; oyuncağını dolaba koy’ gibi komutları yerine getirebilir. Alıcı dili gelişen ancak ifade edici dili henüz oluşmamış 18-20 aylık çocuklarda gelişimsel dil gecikmesi olabilir. Bu durumda çocuk ‘bekle-gör’ yöntemiyle izlenebilir ancak bu arada diğer patolojiler araştırılmalı.

Özellikle bu çocuklarda genelde ailede geç konuşan anne, baba veya kardeş öyküsü bulunur.

Kısaca konuşma gecikmesinin nedenleri:

  • Prematüre doğum veya büyüme gelişme geriliği
  • İki dil konuşulması, sağ el-sol el kullanılması gibi çatışma yaratan durumlar
  • İşitme kayıpları, işitmenin algılama bozuklukları
  • Dil bağı, yarık damak-dudak gibi ağız içi problemleri
  • Otizm, zeka geriliği yapan hastalıklar
  • Psikososyal uyaran eksikliği
  • Üzerine titrenen çocuk; bir başka deyişle çocuğa konuşma fırsatının verilmemesi

Konuşma bozukluğunun belirtileri nelerdir?

Bebeğinizde aşağıdaki gelişmeler yoksa bir uzmana danışabilirsiniz.

  • Her bebek 3–6 aylık oluncaya kadar anlamsız sesler çıkarabilir ve bu o çocukta işitme kaybı olmadığını göstermez. Sağlıklı doğan her bebekte mutlaka işitme taraması yapılmalı.
  • 6–12 aylık bebek ''ba ba ba; ma ma ma'' gibi anlamlı sesler çıkarmaya başlamalı.
  • 12 aylık bebek ‘evet’, ‘hayır’ gibi komutları anlamalı, ismiyle çağırıldığında bakmalı.
  • 12–16 ay arasında ‘dede; baba’ gibi anlamlı 1–2 kelimesi olmalı.
  • 24. ay tamamlandığında 5–10 kelimeli bir kelime dağarcığı gelişmiş olmalı.
  • 24–36 ay arasında ‘Bu ne? Top nerede? Ben kimim?’ gibi soruları anlıyor ve anlamlı cevap veriyor olmalı.
  • 24–36 ay arasında 2 veya 3 kelimeli cümleler kurabiliyor olmalı.
  • 36. aydan sonra kullandığı kelimeler yabancılar tarafından anlaşılıyor olmalı.
  • 4–5 yaşında basit bir olayı anlatabiliyor olmalı.
  • 7 yaşında karmaşık bir olayı anlatabiliyor olmalı.

Geçikmiş konuşmanın nedenlerini araştırın

Çocuğunuzun işitmesine ve konuşmasına engel oluşturan patolojiler araştırılmalı. Psikolojik bir engel varlığını sorgulayın. Daha sonra yaşıyla uyumlu gelişim testi, zeka testi değerlendirmeleri yapılmalı. Ayrıca kas ve sinir sistemini etkileyebilecek rahatsızlıkları araştırın. Tüm bunlar normalse konuşmada gecikmeye neden olabilecek çevresel faktörleri de irdelemenizde yarar var.

Dil eğitimi tüm günü kaplamalı

Bir çocuğun geç konuşmaya başlamasının nedeni dil yetisinden yeterince yararlanamamasından kaynaklanır. Bu nedenle bu çocukların aynı zamanda olabildiğince erken saptanması büyük önem taşır. Olası nedenler araştırılıp ortaya konduktan sonra nedene yönelik tedavi yapılır.

Hiçbir organik rahatsızlığı olmayan, ailede geç konuşma öyküsü olan yakını bulunan çocuk, daha önce de belirttiğimiz gibi bekle-gör yöntemiyle takip edilebilir. Erkek çocukların kız çocuklarına göre gelişimsel dil gecikmesine daha yatkın olduğu biliniyor. Bu süreç içerisinde çocuğunuzun dil eğitimine katkıda bulunmak için öncelikle onunla yeterli ve etkin iletişim kurmalısınız.

Konuşması için fırsat vermelisiniz. Çocuğunuzun istediği bir şey için önce bunu sözel olarak ifade etmesini beklemeli, sonra istediği şeyi gerçekleştirilmelisiniz. Günlük iletişiminizi ona soru yönelterek ve cevaplaması için zaman ayırarak sürdürmelisiniz. Ayrıca kısa öyküler oluşturması için çaba harcamasını sağlayın.

Çocuğunuzun yakın çevresindeki herkes, onunla birlikte olduğu her anı eğitim olarak düşünmeli, doğru konuşma örneği vermeli ve çocuğunuzun konuşması için fırsat sağlamalı.

YARIK DUDAK DAMAK NEDEN OLUR?

Çocuğunuz konuşma seslerini üretemiyorsa…

Ataşehir Florence Nightingale Hastanesi'nden Odyoloji Ses ve Konuşma Bozuklukları Uzmanı İrem Konakçı Yenice, artikülasyon bozuklukları hakkında bilgiler verdi.

Çocukluk döneminde en sık karşılaşılan konuşma problemlerinden biri konuşma seslerinin doğru üretilememesidir. Halk arasında “harf bozukluğu”, “harfleri söyleyememe” olarak ifade edilen artikülasyon bozukluklarıyla okul öncesi dönemde sıklıkla karşılaşılmaktadır.

Odyoloji Ses ve Konuşma Bozuklukları Uzmanı İrem Konakçı Yenice, 1-3 yaş döneminde çocukların konuşurken basitleştirmeler yapmalarının normal olduğuna ancak yaş ilerledikçe konuşmanın anlaşılırlığının artması gerektiğine dikkat çekiyor.

Genel bir ifade ile 4 yaşına gelmiş bir çocuğun konuşmasının aile dışındakiler tarafından da net bir şekilde anlaşılıyor olması gerekmektedir. Bu konuda yapılan en sık hatalardan biri, çocukla sık vakit geçiren kişilerin bu konuşma şekline alışıp çocuğu rahat anlıyor olması nedeniyle mevcut konuşmayı sorunsuz algılaması ya da sevimli bulmasıdır.

Burada önemli olan ebeveynlerinin değil, arkadaşlarının ya da diğer yetişkinlerin çocuğu rahatlıkla anlayıp anlayamadığıdır.

Sesletim(artikülasyon), havanın ses tellerinden geçip dil, çene, dişler, dil ve damakta biçimlenip ses, hece ve kelimeler halinde işlenmesidir. Konuşma organlarının ardışık ve uyumlu hareketleri ile dile ait konuşma seslerinin doğru telaffuzu sağlanmaktadır.

Neden bazı çocuklar harfleri söyleyemez?

Bu durumun birçok farklı nedeni olabilir. Yapısal nedenlere bağlı olabileceği gibi, hiçbir nedene bağlı olmaksızın da bu sorun yaşanabilmektedir.

En sık karşılaşılan yapısal nedenler arasında; işitme engeli, yarık dudak damak, kaslarda zayıflık, dil bağı, zihinsel gerilik, otizm, nörolojik kökenli bozukluklar yer almaktadır. Ancak çoğu kez herhangi bir fiziksel neden olmaksızın da artikülasyon bozukluğunun varlığı ile sıklıkla karşılaşılmaktadır.

Çocuk o sesi çıkartabilmek için gereken doğru pozisyonu henüz bilmediğinden o sesi hatalı üretmektedir. Örneğin kişi “arı” yerine “ayı, “kedi” yerine “tedi” demektedir.

Sesbilgisel bozukluk dediğimiz bir diğer sorunda ise kişi konuşmanın temelini oluşturan dil kurallarına ait bilgiyi edinmede sorun yaşamaktadır.

Örneğin 'k' sesinin bir kelime içerisinde doğru kullanırken başka bir kelimede hatalı kullanabilir.

Bu durum artikülasyon bozuklukları ile karıştırılabilmekte ve ilerleyen dönemlerde okuma yazma becerilerini edinirken sorun yaşanmasına da neden olabilmektedir.

Ne zaman terapi desteği alınmalı?

Çocuklar her konuda olduğu gibi konuşma seslerini de belli bir sırada ve gelişimsel bir süreç içerisinde öğrenirler. Örneğin 'b' sesini 2-3 yaşlarında öğrenirken 'r' sesini daha geç öğrenmektedir. Ya da bir sesi bir kelime de doğru kullanırken, başka bir kelime içerisinde iken daha zor üretiyor olabilir.

Çocuğun konuşma anlaşılırlığının yetersiz olduğu şüphesi ebeveynlerinde ya da öğretmenlerinde oluştuysa mutlaka bir uzman görüşü almakta yarar vardır.

Çocuğun yaşına uygun konuşmayı değerlendirmeye yardımcı test bataryaları kullanılarak, doğal konuşma örnekleri alınarak ve gerekli gözlemler yapılarak, çocuğun konuşma seslerini yaşına uygun üretip üretemediği uzman tarafından tespit edilebilir.

Eğer çocuk konuşma seslerinin bir kısmının üretiminde sorun yaşıyor ise, sorun erken dönemde çözüldüğünde daha kısa sürede ve etkili sonuç alınabilmektedir. Terapi desteği almakta geç kalınır ise hem sosyal ve duygusal olarak çocuk etkilenmekte hem de alışkanlıkların yerleşmesine bağlı olarak düzelme biraz daha geç olabilmektedir.

1- Her şeyden önce doğru model olun

En önemli nokta, çocuğa doğru model olmaktır. En sık gözlenen hata ailenin de o hataya alışması ve hatta kendilerinin de benzer şekilde telaffuz etme başlamasıdır. Örneğin çocuk “su” yerine “fu” diyor ise yakın çevresi de çocuğa “ fu içer misin?” diye seslenebilmektedir.

2- Hatayı asla pekiştirmeyin!

Bir diğer sorun bu bebeksi konuşma şeklinin erken dönemde ailelere sevimli görünmesidir. 4 yaşını geçmiş bir çocukta bebeksi bir konuşma gözleniyorsa, destek alınmalıdır. Bu konuşmanın gelecek yıllara da benzer şekilde aktarılacağı ihtimali düşünülerek, pekiştirmek yerine yardımcı olmaya çalışılmalıdır.

3- Sürekli konuşmasını düzeltmeyin

Üretemediği bir ses konusunda, nasıl yapacağını bilmezken sürekli uyarmak, düzeltmek çocuğu duygusal olarak yıpratmaktadır. Aileler evde kendilerince buldukları formüllerle doğru dil pozisyonunu çocuğa öğretmeye çalışıp, işi daha da karmaşık hale getirebilmektedir. Bu nokta da uzman desteği alıp, çocuğa neyi nasıl yapacağını öğretmek daha doğru olacaktır.

4- Hassas davranın!

Ayrıca ebeveynler ya da yakın çevresindeki diğer kişilerin çocukla dalga geçmesi, bebeksi bulması gibi durumlarda yaşanabilmektedir. Kimsenin konuşmasından dolayı çocukla dalga geçmesine ya da aşağılamasına izin vermemek gerekmektedir. Bu konuda okulda öğretmenlerin de hassas davranması, diğer çocuklarında bu konuda hassas davranmaları konusunda önderlik etmeleri gerekmektedir.

KONUŞMA GECİKMESİNİN NEDENLERİ NELERDİR? Çocuk Nörolojisi Uzmanı Doç. Dr…. KEKEMELİK NEDİR? Çocuklarda görülen kekemeliğin n…

Источник: https://hthayat.haberturk.com/anne-baba/cocuk/haber/651973-konusma-bozuklugu-nedir

Uyku Bozuklukları Nedenleri, Belirtileri ve Tedavisi – Sağlık Ocağım .NET

Ses Bozuklukları Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

Uyku insan yaşamının 3 te birini kapsayan fizyolojik bir ihtiyaçtır. Uyku bozuklukları, birçok psikolojik veya nörolojik rahatsızlıklara bağlı ortaya çıkabileceği gibi, sadece uyku bozukluğu olarak da görülebilir.

Uyku sadece zihinsel yaşamın bir parçası değil, aynı zamanda hormonal düzlemde de önemli rol oynayan bir süreçtir, bu nedenle uyku bozukluğunun nedenleri bulunarak en kısa zamanda tedavi edilmelidir. Depresyon, bipolar bozukluk, şizofreni gibi hastalıklar uyku bozuklukları yapar. Bu gibi psikolojik rahatsızlıkların nedeni saptanmalı ve nedene yönelik tedavi uygulanmalıdır.

Uyku bozukluğu neden olur?

Uykusuzluğa neden olan faktörler oldukça fazladır. Uykusuzluk eğilimi kalıcı stres, alkol, sigara, kafein, çalışma saatleri, egzersiz, uyku hapları, fazla sesli ortam, ışık ve benzeri birçok faktör nedeni ile oluşabilir.

Uykusuzluk eğiliminin neden olduğu uyku bozukluğu nedir? Bazı insanlar stresli ve sıkıntılı dönemlerde diğer insanlara göre daha fazla uyku bozukluğu yaşarlar. Kişinin uykusuzluk geliştirmeye yatkın olduğunu ve bunun çok uzun sürmeyeceğini bilmesi, uykusuzluk geliştiğinde bu durum ile baş etmede faydalıdır.

Kalıcı stres kaynaklı uyku bozukluğu nedir?: Aile problemleri, ciddi bir hastalığı olan çocuk varlığı veya sevmediği bir işinin olması uyku bozukluğu yaşamada etkilidir. Bu gibi durumlarda stres ile başa çıkmayı öğrenmek uykusuzluğu önlemede yardımcıdır.

Alkol kaynaklı uyku bozukluğu nedir? Yatmadan önce içilen bir bardak şarap uyumaya yardımcı zannedilse de, kişiyi tüm gece boyunca sık sık uyanma problemleri yaşatır.

Kafein kaynaklı uyku bozukluğu nedir? Kafein insanları uyanık tutar. Eğer gece kahve içilirse uykuya dalmada sıkıntı oluşturmasa bile, uykunun daha az dinlendirici olmasına sebebiyet verir.

Çalışma saatlerine bağlı uyku bozukluğu nedir? Vardiyalı olarak çalışılıyor ise uyku problemi yaşanması kaçınılmazdır. Bu durum, çalışma saatleri sürekli değişen kişiler için daha fazla sorun haline gelir.

Hafta sonlarında da hafta içinde yaşandığı gibi yaşamak, uyku problemi yaşamamak için önemlidir. Bu sayede vücut, ne zaman uyanık kalacağını ve ne zaman uyuyacağını karıştırmaz ve uyku sorunu daha az olur.

Her sabah aynı saatlerde uyanmak ve her akşam aynı saatlerde yatmak uyku bozukluğu yaşanmasını önleyebilir.

Egzersiz kaynaklı uyku bozukluğu nedir? Dinlenme ve sakin bir yaşam tarzı ile uykusuzluğun önlendiği düşünülse de, çok az ya da hiç egzersiz yapmayan insanlar geceleri uykuya dalma güçlüğü çekerler.

Her gün düzenli olarak yapılan egzersiz ve yürüyüş sayesinde daha iyi uyumak mümkündür. Egzersiz yapmak için gün içinde en uygun zaman öğleden sonradır. Yatma zamanına yakın egzersiz yapılmamalıdır.

Yatma zamanı ile egzersiz arasında en az 2 saat geçmelidir.

Uyku hapları kaynaklı uyku bozukluğu nedir? Doktor tavsiyesi olmadan uyku hapı kullanılmamalıdır. Bazı uyku ilaçları her gün kullanıldığında, birkaç hafta sonra hiç bir fayda sağlamaz.

Ses (gürültü) kaynaklı uyku bozukluğu nedir? Yatak odası mümkün olduğunca sessiz olmalıdır. Yakın yerden gelen araba sesleri, uçak sesleri, televizyon sesi ve diğer sesler uyanmaya neden olmasa da uyku kalitesini bozarlar.

Işık (aydınlık) kaynaklı uyku bozukluğu nedir? Yatak odası mümkün olduğunca karanlık olmalıdır. Gündüzleri uyunacak ise perdeler, panjurlar iyice kapatılarak oda karanlık hale getirilmelidir. Işık gözler kapalı olduğu halde gözlere ulaşır ve uykuyu dağıtabilir.

Uyku bozukluğu neden olur

Gündüzleri aşırı uyku hali neden olur?

Kişi uyanıkken dayanamadığı uyku isteği yaşıyor ise bu durum hastalık belirtisi olabilir. Gündüzleri meydana çıkan bu durum pek çok hastalığa bağlı gelişebilir.

  • Narkolepsi
  • Fokal lezyon
  • Prader-Willi sendromu
  • Miyotonik distrofi (kas hastalığı)
  • Ensefalit (beyin iltihabı)
  • İMSS hipersomnisi
  • Serebral palsi
  • Kafa travması
  • Serebral radyoterapi
  • Nörolojik hastalıklar
  • Yüksek ateş
  • Metabolik hastalıklar
  • Endokrin hastalıklar
  • Sistemik hastalıklar
  • İlaçlar
  • Psikiyatrik hastalıklar
  • Şizofreni
  • Mevsimsel affektif bozukluk (mevsimsel depresyon)
  • Uyku deprivasyonu
  • Sosyal faktörler
  • Sirkadyen ritim bozukluğu
  • Geceleri uyku bölünmesi varlığı
  • Geceleri ışıklı ve gürültülü ortamda uyuma
  • Geceleri ağrı çekme
  • Geceleri huzursuz olma
  • Jet lag gibi bir çok neden ve rahatsızlık gün içinde kişinin kendisini hep uykusuz hissetmesine ve gün boyunca uyku haline neden olur.

Uyku bozukluğu türleri

Genel olarak tüm dünyada yaygın kabul edilen ICSD-2 uyku bozukluğu sınıflaması 85 uyku bozukluğu tipini içermekte ve 8 ana grup sınıflandırmadan oluşmaktadır.

  1. İnsomnialar
  2. Uykuda solunum bozuklukları
  3. Solunum bozukluğuna bağlı olmayan uyku bozuklukları
  4. Hipersomnialar
  5. Sirkadyen ritim bozuklukları
  6. Parasomniler
  7. Uyku ile ilişki hareket bozuklukları
  8. İzole semptomlar ve normal varyantları
  9. Diğer uyku bozuklukları şeklinde sınıflandırılır.

İnsomnia nedir? İnsomnia veya uyuyamama hastalığı bir uyku sorunudur. Uykuya dalamama ya da gece boyu sürekli uyuyamama sorunlarını içerir. Hastalar genellikle gözlerini kapatamadığından veya yatakta sürekli dönmekten şikayet ederler.

Uykuda solunum bozuklukları nedir? : Uykuda solunum bozuklukları denildiğinde, uykuda solunumun kesilmesi ile ilgili 13 farklı hastalıktan bahsedilir. Uykuda solunum bozuklukları önemli bir hastalık grubudur. Uykuda solunum bozukluğu uyku sırasında ardı sıra tekrarlayarak nefesin tamamen durması, nefes alıp vermenin azalması, solunumun sığlaşması söz konusudur.

Bu durumda kanda oksijen düşer, bazı hastalarda kanda karbondioksit yükselir, kalp ritmi bozulur, beyne giden oksijen azalır. Yani uykuda solunum bozukluğunun tipi ne olursa olsun, vücutta, beyinde ve özellikle kalp damar siteminde fırtınaların koptuğu anlamına gelebilir. Uykuda solunum bozuklukları belirtileri benzer özellik gösterirken, tedaviler farklı olabilir.

Hipersomnia nedir? Hipersomnia gün içinde çok fazla uyuma ya da gece uykusunu gündüze çevirmektir. Hipersomnia sorunu olan kişi geceleri yeteri kadar uyusa da, gün içinde uyuma isteğini karşı koyamaz. Hipersomnia tedavisi mümkün bir uyku bozukluğudur.

Sirkadyen ritim bozukluğu nedir? Sirkadyen ritim merkezi beynin orta bölümünde bulunan bir nevi saat görevi yapan bir bölümüdür. Bu saat dış ortamlardan ve vücuttan algıladığı sinyallere göre uykunun başlamasını veya bitmesini sağlar. Bu saat, ışık ve karanlık sistemine göre kendini ayarlar.

Sirkadyenin ritminde gelişen değişiklikler, kişisel uyku sirkadyen sürecinin 24 saatlik sosyal ve fiziksel çevre arasındaki ayar bozukluğuna neden olarak tekrarlayıcı veya uzun süreli uyku ritmi bozukluğu ile seyreden hastalıklara yol açar. Uyku ritim bozukluklarında ana belirtiler; uyunması gereken saatlerde uyuyamama, uyunmaması gereken saatlerde uyanık kalamama gibi belirtilerdir.

Parasomnia nedir? Genellikle çocukluk çağlarında başlayan, erişkinlik döneminde kendiliğinden azalan, bazen erişkinlikte de ortaya çıkan uyku sırasında davranış bozukluğudur. Parasomnilerin gelişimi hakkında net bir bilgi yoktur.

Bazı verilere göre merkezi sinir siteminin olgunlaşma dönemi ile ilgili olduğu bildirilmektedir. Parasomnia genel olarak 4 türde kendini gösterir.

Kabus bozukluğu, uyku terörü bozukluğu, uyurgezerlik bozukluğu ve adlandırılamayan parasomnia gibi türleri vardır.

Uyku ile ilişkili hareket bozuklukları nedir? Uyku ile ilişkili hareket bozuklukları uykuya dalma ve sürdürmeye neden olan huzursuz bacaklar sendromu dışında, kişinin kendisinin fark edemeyeceği ve kötü kaliteli uykuya neden olan hastalıklardır.

Uyku ile ilişkili hareket bozuklukları (huzursuz bacaklar sendromu, uykuda periyodik hareket bozuklukları, uyku ile ilişkili bacak krampları, uyku ile ilişkili diş gıcırdatma, uyku ile ilişkili ritmik hareket bozuklukları) şeklinde sınıflandırılabilir.

Uyku bozukluğu türleri

Uyku bozuklukları nasıl teşhis edilir?

Uyku şikayeti haftalarca, aylarca sürüyor ise mutlaka bir hekime baş vurmak gerekir. Öncelikle aile hekimine danışarak hangi bölüme gidileceği hakkında bilgi edinmek önemlidir. Uyku şikayetleri ev ile ilgili, iş ile ilgili, eş ile ilgili veya benzeri durumlar ile ilgili ise tedavi bu durumlara yönelik ya da kısa süreli ilaç kullanımı ile yapılabilir.

Haftalarca, aylarca süren uyku bozukluğu sorunu için uyku merkezlerine ya da bu konuda deneyimi olan psikiyatriste başvurulması ve nedenin iyi araştırılarak nedene yönelik tedavi edilmesi gereklidir.

Uyku bozuklukları tedavisi

Uyku bozukluklarının tedavisi hastalığın türüne, nedenlerine ve hastanın genel sağlık durumuna bağlı değişiklik gösterir. Eğer uykuya dalma zorlukları psikiyatrik sıkıntılara bağlı ise öncelikle bu psikiyatrik bozukluklar tedavi edilir.

Uyku bozukluğu, uyku apnesi gibi horlama, ritim bozukluğu, gece uykuda nefes kesilmesi gibi bir duruma bağlı ise bu durum gerekli uzmanlar tarafından teşhis edilir ve nedene yönelik tedavi yapılır.

Stres ile veya psiklojik sorunlar ile ilgili uykuya dalma ya da uyanma sorunları var ise bu durum psikiyatrist veya psikoloğun birlikte çalışması ile tedavi edilir.

Yani uyku bozuklukları tedavisi hastalıklara ya da bu duruma neden olan durumlara yönelik yapılır.

Yeterli uyku süresi nedir?

Bir insanın dinlendirici bir uyku uyuyabilmesi için hem uyku süresinin yeterli olması hem de uyku kalitesinin iyi olması gerekir. Her insanın uyuması gereken süre genetik olarak belirlenir. Bazı insanlar 3-4 saat, bazı insanlarda 8-12 saat uyuyabilir. Uykunun süresi kişiden kişiye farlılık gösterir. Bu nedenle insanlar kendisi için uygun süreyi kendileri ayarlamalıdır.

İnsanlar neden uyur?

İnsanlar ve beyni olan bütün canlılar, beyinlerinin normal işlevlerini yerine getirebilmesi için uyku denilen bir süreç geçirirler.

İnsanlar milyonlarca yıl öncesinden bu güne gündüz ayakta kalıp gece uyumayı seçmişlerdir ve her insan yaşamını normal sürdürebilmek için uyumaya ihtiyaç duyar. Uyku beyin için gerekli bir fonksiyondur.

Beyni bir bilgisayar gibi düşünecek olursak, uyku sırasında beyin dışarıdan gelen verileri değil, vücuttan ve beynin içinden gelen verileri değerlendirir.

Benzer sağlık yazıları

Источник: https://www.saglikocagim.net/uyku-bozukluklar-nedenleri-ve-tedavisi/

Ses Bozuklukları

Ses Bozuklukları Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

Sesin perde, şiddet ya da kalitesi gibi özelliklerinden biri ya da bir kaçı konuşanın ne söylediğinden daha fazla dikkat çekici ise ses bozukluğu olduğu düşünülür.

Ses bozukluğu olan kişilerde en sık görülen yakınmalar; konuşma sırasında boğazda ağrı, acı ya da gerginlik hissi, boğazda takılma hissi, düzelmeyen ya da sık sık yaşanılan ses kısıklığı, sesin tamamen gitmesi, konuşma sırasında zorlanma, nefes nefese kalma, uzun süre konuşmayı sürdürememe, sesin normaldekinden daha tiz (ince) ya da pes (kalın) çıkması, seste çatlanma/pürüzlülük, yüksek sesle konuşma/şarkı söylemekte zorlanma, sesin gün içinde ya da hafta sonuna doğru kötüleşmesi gibi durumlardır.

Ses Bozukluklarının Sebebi Nedir?

Pek çok nedenden kaynaklanabilir. Nodül, polip, kist, granülom, reinke ödemi gibi durumlar; kişinin sesini kötü ve yanlış kullanmasından, ses hijyenine dikkat etmemesinden kaynaklanır.

Ses teli felci (paralizi/parazi) ise; geçirilen ameliyatlar, üst solunum yolu enfeksiyonu gibi durumlar sonrasında oluşur.

Aşırı sigara ve alkol kullanımı gibi durumların neden olduğu gırtlak kanseri, bir takım virüslerin neden olduğu (papillom) ya da bazı nörolojik bozukluklara bağlı olarak gelişebilen ses bozuklukları (spazmodik disfoni) olabilir.

Ses Tellerimde Bir Sorun Olduğunu Nasıl Anlarım?

Ses tellerinde oluşan bir sorunu ancak uzman bir hekim teşhis edebilir. Ses kısıklığınız 2 haftadan uzun sürmüşse, aşağıdaki problemleri çok sık yaşıyorsanız ve ses kısıklığınız etrafınızdaki insanlar tarafından fark edilir hale gelmişse bir KBB uzmanına görünmeniz gerekir.

  • Ses kısıklığı, konuşurken seste çatallanmalar, pürüzlülük
  • Konuşurken nefes nefese kalma, istenen sürede konuşamama
  • Boğazda ağrı, acı ya da gerginlik hissi
  • Yüksek sesle konuşma/şarkı söyleme güçlüğü
  • Sesin gün içinde ya da hafta sonuna doğru kötüleşmesi
  • Sürekli geniz akıntısı
  • Boğazda bir şey varmış ya da boğaza bir şey takılmış hissi
  • Sabahları ağızda acı bir tad, mide yanması, ağza acı su gelmesi
  • Nefes borusuna tükürük ya da yiyecek/içecek kaçması

Ses Bozukluklarının Teşhis ve Tedavisi İçin Ne Yapılmalıdır?

Eğer kişi konuşurken bir rahatsızlık hissediyorsa ve bu durum onbeş günden fazla sürmüşse öncelikle bir K.B.B. uzmanına görünmelidir. Bazen basit bir soğuk algınlığıyla başlayan boğaz ağrısı farklı sorunların habercisi olabilir.

Ses Teli Muayenesi Nasıl Olur?

Ses bozukluklarının değerlendirilmesi bir kulak burun boğaz uzmanı tarafından yapılır. Ses tellerini görüntülemede en çok kullanılan yöntem Videolarengostroboskopi (VLS) yöntemidir.

Bu yöntemde ses tellerinin yapısı ve hareketi özel bir cihaz ile görüntülenir. Ancak her klinikte bu cihaz bulunmayabilir.

Bu cihazla yapılan görüntülemede hastaya muayene sırası ve sonrasında ses tellerinin hareketini ve problemin yerini gösterebilmek mümkündür.

Ses Terapisi

Ses terapisinde öncelikle kişiye ses tellerini nasıl koruyacağı öğretilmeye çalışılır. Ses terapisinin ilk basamağında ses hijyeninin kişiye öğretilmesi ve öğrendiklerinin günlük yaşantısına adapte edilmesi hedeflenir. İkinci olarak sese zarar veren davranışlar ve sesi korumayı öğrenme becerileri geliştirilir.

Üçüncü olarak nefesini doğru kullanma, yanlış konuşma alışkanlıklarının düzeltilmesi ve ses egzersizleri ile ses tellerinin doğru şekilde çalıştırılarak var olan ses şikayetlerinin giderilmesi amaçlanır. Çoğu zaman hastalar ses tellerine ne şekilde zarar verdiklerinin farkında değillerdir.

Bazen de farkında oldukları halde bu davranışları değiştirmeyi başaramayabilirler. Dil ve konuşma bozuklukları uzmanı, kişiye sesine zarar veren davranışları değiştirme konusunda yardım eder. Kişinin hangi davranışlarının değiştirilmesi gerektiği tespit edilerek bu davranışlar üzerinde sistematik olarak çalışılır.

Terapide öğrendiklerini günlük hayatına adapte edebilen ve bunları yaşam tarzı olarak benimseyen tüm hastalarda ses terapisi kesin olarak etkili olur. Ancak öğrendiklerini kısmi olarak uygulayan ya da isteğine göre, aklına geldikçe uygulamaya çalışan hastalarda ses bozukluğu tam olarak düzelemez.

Unutulmaması gereken şey, pek çok ses bozukluğu kişinin yaptığı hatalı davranışlar sonucu oluşur. Bu durum kendi kendine oluşmadığı gibi kendiliğinden de iyileşmeyecektir. Hasta bu durumu oluşturan davranışlarından vazgeçmediği sürece hayatı boyunca dönem dönem ses problemi yaşamaya devam edecektir.

Ses kullanımını azaltmak, yüksek sesle konuşmamak, gürültülü ortamlarda konuşmamak, konuşurken ağızdan nefes almamak, solunum desteğini arttırmayı öğrenmek, ses bozukluklarını önlemeye yönelik kalıcı yöntemlerdir.

Источник: https://www.monomente.com/tr/icerik/20/ses-bozukluklari

Ses Kısıklığı Belirtileri

Ses Bozuklukları Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

Ses kısıklığı, sesin sert, kaba ve kulak tırmalayıcı bir şekilde çıkmasını tanımlayan bir terimdir. Ses kısıklığına genellikle ses tellerinin tahriş edilmesi veya yaralanması neden olmaktadır. Ses tellerinde meydana gelen bu rahatsızlıklar ses tonunda bazı değişikliklere yol açmaktadır.

Ses kutusu veya gırtlak, solunum sisteminin ses üreten ses tellerini içeren kısmıdır. Farenks ve trakea arasında bulunmaktadır. Ses kutusu olarak da adlandırılan gırtlak, 2 inç uzunluğunda tüp biçimli bir organdır.

Nefes alırken, konuşurken veya yutkunurken gırtlak kullanılmaktadır. Dış duvar kıkırdağı ise adem elması olarak adlandırılan boynunun ön bölgesini oluşturmaktadır. Ses telleri ise gırtlakta bulunan iki kas sırasıdır. (1)

Ses kısıklığı nasıl anlaşılır? Ses kısıklığı başlangıcında kendisi bir belirti olsa da, çeşitli ses kısığı belirtileri de meydana gelebilmektedir. Ses kısıklığı belirtilerinden bazıları şunlardır:

  • Seste yorgunluk
  • Net olmayan ses
  • Gecikmeli olarak gelen ses
  • Düşük ve zayıf bir tonla ses
  • Düşük perde
  • Cümlelerin girişinde kesilen ses
  • Havalı veya nefesli ses
  • Yüksek ya da yumuşak sesle şarkı söyleyememe
  • Konuşmak veya şarkı söylemek için çaba gösterme
  • Hırıltılı ve kaba ses kalitesi
  • Sık sık boğaz temizleme ihtiyacı
  • Ses için ekstra kuvvet harcama
  • Sesin çıkması için çok zorlanma (2)

Ses Tellerinde Yetersiz Kan Dolaşımı

Ses telleri titreşirler, akciğerden atılan havanın akışını etkilerler ve çeşitli sesler çıkarırlar. Ses telleri, nefes aldığınızda açılmaktadır, nefesinizi tuttuğunuzda ise kapanır.

Konuşma veya şarkı söylemek için titreşimle saniyede 440 kez açılıp kapanır. Kusurlu kan dolaşımı yüzünden ses telleri beyazlar.

Ses tellerinde meydan gelen bu durumun en net belirtisidir üzerine oluşan beyazlıktır.

Larenjit

Larenjit, genellikle bir enfeksiyonun neden olduğu ses tellerinde meydana gelen şişmedir. En yaygın neden soğuk algınlığı gibi viral bir enfeksiyondur. Spor etkinliğine bağırmak ya da yüksek sesle şarkı söylemek gibi sesin aşırı kullanımları da larenjite neden olmaktadır. Ses tellerinin şişmesi, ses tonlarını kısık hale getirecek farklı titreşimlere sebebiyet verir. (3)

Ses Teli Paralizisi (Felci)

Ses teli paralizisi (felci) belirtileri şunları içerebilmektedir:

  • Ses değişiklikleri: Ses kısıklığı (boğuk veya kaba ses), nefes alıp verme gibi bir ses (sesle çok fazla hava), çaba sarf etmeden sesin çıkmaması (konuşma için ekstra çaba), hava israfı (normal konuşma sesi üretmek için aşırı hava basıncı gereklidir) ve diplofoni
  • Hava yolu sorunları: Egzersizde yaşanan nefes darlığı, gürültülü solunum ve öksürük
  • Yutma sorunları: Yutkunurken boğulma ya da öksürme, yiyecek, içecek ya da tükürüğün boğazına yapışması (4)

Asit Reflü

Mide asidi ses kutusunun tahrişine neden olabilmektedir. Bu tahriş, ses kutusunun arkası ve yemek borusunun yakınında daha belirgindir. Bu bozukluğun belirtileri ses kısıklığı, yutma sorunları, boğazda yabancı cisim hissi, sık sık boğaz temizleme isteği ve boğaz ağrısıdır.

Ses Teli Nodülleri, Polipleri ve Kistleri

Ses teli nodülleri ve polipleri ses tellerini etkileyen ancak, kanserli olmayan büyümelerdir. Ses telleri ağır kullanım sonucu kalınlaşarak nodül üretebilmektedir. Polip, çoğunlukla kan ve kan damarları içeren yumuşak ve pürüzsüz bir yumrudur.

Nodül de polipe benzemektedir, ancak daha sıkı meydana gelme eğilimindedir.

Kistler, ses tellerinde meydana gelen sıvı dolu keseciklerdir. Kistler ses kısıklığına neden olabilmektedir. İlerlemiş olan kist yara halini de alabilmektedir. Kistler genellikle ses tellerinin bir tarafında görülür ancak tahriş nedeniyle karşı tarafta da şişme meydana gelebilir. (5)

Gırtlak Kanseri

Gırtlak kanserinin ilk belirtisi genellikle ses kalitesinde 2-4 haftadan fazla süren bir değişikliktir. Ses sıklıkla kısık, kaba ya da çatlamış bir şekilde çıkar. Sigara belirtileri daha da kötüleştirmektedir. Bu nedenle, eğer sigara içiyorsanız, sürekli ses kısıklığı yaşıyorsanız veya seste meydana gelen problemleriniz 2-4 haftadan daha uzun sürüyorsa muayene edilmeniz önemlidir. (6)

Ses Kısıklığı Nedir?

Seste meydana gelen anormal bir değişiklik olan ses kısıklığı, kuru veya tahriş olmuş bir boğaz ile birlikte sıkça görülen yaygın bir durumdur. Ses kısık olduğunda, ses keskin, zayıf veya boğuk bir halde çıkabilmektedir. Bu da sesleri pürüzsüz bir şekilde çıkarmanızı engellemektedir.

Ses kısıklığı bir hastalık değildir, ancak bir belirti olarak değerlendirildiğinde, genellikle ses telleri ile ilgili bir sorundan kaynaklanmaktadır. Örneğin, iltihaplı bir Larenks sonucu oluşabilmektedir. Sürekli ses kısıklığı (kronik ses kısıklığı) 10 günden fazla sürüyorsa, ciddi bir tıbbi duruma sahip olma riskine karşı hemen bir doktora başvurmakta fayda vardır. (7)

Ses kısıklığı nedir hakkında daha fazla bilgi almak için tıklayınız.

Ses Kısıklığı Nedenleri

Ses kısıklığı neden olur? Ses kısıklığının olası birçok nedeni bulunmaktadır. Ses kısıklığına neden olan bazı faktörler ve hastalıklar şunlardır:

  • Asit reflüsü
  • Soğuk algınlığı
  • Üst solunum yolu enfeksiyonları
  • Alerjiler
  • Kronik öksürük
  • Ağır sigara içmek ya da alkol içmek, özellikle beraber kullanıldığında
  • Sesin aşırı kullanımı veya istismarı (yüksek sesle bağırma, uzun süre şarkı söyleme gibi)
  • Tahriş edici maddelerin soluması
  • Sert bir kimyasal sıvının alınması
  • Yemek borusunda yabancı bir cisim olması
  • Ses kutusunun etrafındaki kasları etkileyen sinir veya kas bozuklukları
  • Ergenlik
  • Yetersiz tiroid bezi
  • Ses teli nodülleri
  • Solunum tüpü kullanımı
  • Bronkoskopi
  • Ses kutusunda travma
  • Boğaz, gırtlak, tiroid bezi veya akciğer kanseri
  • Üst aort anevrizmaları
  • Sesi etkileyen sinirlerde sinir hasarı (8)

Ses kısıklığı nedenleri daha fazlası için

Ses Kısıklığı Tedavisi

Genellikle ses kısıklığı birkaç haftadan uzun sürerse ya da ağrı, yutma zorluğu, kan öksürme ya da boğaz bölgesinde bir yumru ile ilişkilendirilirse, bir uzmanın değerlendirilmesi gerekmektedir.

Ses kısıklığa neden olabilecek durumun teşhisi, genelde ses tellerinin görselleştirilmesine yardımcı olan ağrısız tekniklerle gerçekleştirilmektedir.

Ses kısıklığı nasıl geçer? Ses kısıklığının tedavisi teşhise bağlı olarak değişmektedir ve bazı durumlarda ses tellerini dinlendirme veya ses kullanımının kısıtlanması tercih edilen tedavi yöntemleri haline gelmektedir.

Kişi sigara içiyorsa, sigarayı bırakmak oldukça önerilir. Dehidrasyon önlenmeli ve yeterli miktarda su tüketilmelidir.

Sıvı tüketimi, beslenme kontrolü (baharatlı gıdalar, kafein ve alkolden kaçınılması) ve bağırarak konuşmaktan kaçınma (çığlık atma, şarkı söyleme ve aşırı boğaz temizleme) çok etkili olabilmektedir.

Bazı vakalarda, spesifik bir tedavi veya cerrahi tedavi gerekli görülmektedir. (9)

Ses Kısıklığı Ameliyatı

Doktor, ses kısıklığının bir nedeni olarak nodül veya polip gibi belirgin bir lezyon tespit ederse, bunları cerrahi müdehale ile almak için ameliyat önerebilir. (10)

Ses Kısıklığı İçin Hangi Doktora Gidilir?

Ses kısıklığı teşhisi ve tedavisi için bir kulak, burun, boğaz uzmanına başvurmanız gerekir. (11)

Detaylı bilgi almak için bakınız: ses kısıklığı tedavisi

Источник: https://www.acil.net/ses-kisikligi-belirtileri/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.