Sezaryen Sonrası Normal Doğum

Merak Konusu: Sezaryenden Sonra Normal Doğum | Anneysen.com

Sezaryen Sonrası Normal Doğum

“Sancısı olmasa şu normal doğum çok iyi aslında.” diye diye anne adayları korkuları ve bir bakıma da doktorlar tarafından sunulan birtakım mazeretler nedeniyle sezaryen doğumu tercih ediyorlar.

Fakat doğumdan sonraki ağrı ve sızılar, yaşanan fikziksel ve ruhsal zorluklar, emzirme problemleri ve bebeklerinin bakımı için uzun süre yardıma ihtiyaç duyma gibi unsurların etkisiyle anneler, ikinci gebeliklerde sezaryenden sonra normal doğumu merak etmeye başladılar.

Biz de bu merakı ortadan kaldırmak için yazımızda, sezaryenden sonra normal doğumu, bir diğer adıyla sezaryenden sonra vajinal doğumu (SSVD) anlattık. Doğumla ilgili pek çok konuda olduğu gibi burada da bitakım riskler ve avantajlar söz konusu. Hadi oku ve öğren bakalım.

İlk olarak halk dilinde “sezeryan” olarak bilinen doğum yönteminin doğrusunun “sezaryen” olduğuyla söze başlayalım. Günümüzde sezaryenden sonra normal doğum giderek yaygınlaşmaya başladı.

Tıbbi açıdan konuşmak gerekirse doğum yöntemi, senin ve bebeğinin sağlığı kadar önemli değil. Ama bizim amacımız burada annelerin aklındaki “Sezaryenden sonra normal doğum olur mu?” sorusunu aydınlatmak.

Doğumun için bu konudaki son kararını vermeden önce riskleri ve avantajları iyice tartman gerektiğini söyleyelim.

Eğer daha önce sezaryen operasyonu geçirdiysen ve ikinci gebeliğinde normal doğum denemek istiyorsan bunun için taşıman gereken bazı koşullar var.

Başarılı bir doğum hikayesine sahip olmak, şu anki gebelikte önceden sezaryen operasyon geçirilmesine sebep olan faktörlerin bulunmaması gibi etmenler sezaryen sonrası normal doğum şansını artırırken; ikiz gebelik ve birden çok sezaryen doğum yapmış olmak gibi unsurlar bu şansı azaltır.

Ayrıca gebeliğe bağlı diyabet veya başka problemlerin varsa, iri bir bebeğe sahipsen, 40 yaş üstü hamilelerden biriysen veya 40 haftayı geçen bir gebeliğin varsa tekrar sezaryen doğum yapman gerekebilir.

Bunları bilmelisin: 40 Yaşından Sonra Hamile Kalmanın Riskleri ve Tüm Yönleriyle Geç Gebelik

SSVD, Avrupa’da yaygın bir doğum yöntemi. Türkiye’de sezaryen sonrası normal doğum yapanların oranıyla ilgili herhangi bir istatistik olmasa da oldukça düşük bir yüzdeye sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Sezaryenden sonra vajinal doğumun avantajları nelerdir?

Her doğum yönteminde olduğu gibi vajinal doğumda da birtakım avantajlar ve riskler söz konusu. Normal doğumun avantajlarını şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Vajinal doğumdan sonra iyileşmek daha kısa zaman alır.
  • Doğumdan sonra ağrı problemi, sezaryen doğuma göre daha azdır.
  • Günlük hayata daha hızlı dönüldüğü için anne, bebeğiyle daha fazla ilgilenebilir.
  • Normal doğumda anestezi kullanılmadığı için anestezinin herhangi bir riski söz konusu olmaz.
  • Doğum sonrasında bebeklerde solunum problemi oluşma riski azalır.

Normal doğum hakkındaki diğer tüm bilgilere buradan ulaşabilirsin: 12 Maddede Normal Doğum Hakkında Merak Ettiklerin

Sezaryenden sonra normal doğum yapanların memnuniyetlerini duyuyoruz; fakat bu doğum yöntemi kimler için uygun şimdi onlara göz atalım:

  • Yalnızca bir kez sezaryen doğum yapmış olan kadınlar,
  • Sezaryen doğum harici rahimle ilgili herhangi bir cerrahi müdahale geçirmemiş olanlar,
  • Pelvis yapısı normal doğum için uygun olan kadınlar,
  • Normal doğum için herhangi riskli bir hastalığı söz konusu olmayan kadınlar,
  • Bebeğinin iriliği normal boyutlarda olan anne adayları.

Neler var neler: Normal Doğum Yapanlar Tecrübe ve Duygularını Anlatıyor!

Sezaryenden sonra normal doğum riskleri nelerdir?

Sezaryen sonrası normal doğumun en büyük riski, rahim içi yırtılma (uterin rüptür) problemidir. Bir önceki sezaryen operasyonundan kalan içteki ameliyat izinin, esneme ve yırtılma ihtimali var.

Bu yırtılan alan düzeltilebilir; ancak kimi durumlarda rahminin tamamen alınması da gerekebilir. Hatta bazı durumlarda kanaman çoğalabilir ve bu durum hayati risk taşır.

Sezaryen doğum hakkında merak ettiğin tüm detayları bu yazımızda bulabilirsin: Nedir, Ne Zaman Yapılır, Riskleri Neler: Her Yönüyle Sezaryen Doğum

Sezaryenden sonra normal doğum kimler için risk taşır?

  • Çoğul gebelik taşıyan anneler,
  • Geçirilen sezaryen operasyonunda rahmi dikine kesilmiş olan kadınlar,
  • Hipertansiyon ve diyabet problemi olan anneler,
  • İlk doğumda normal doğum için taşınan risklerin ikinci doğumda da devam ettiği anneler,
  • Bir önceki doğumda sezaryen doğumun sebebi, çatının dar olmasıysa ikinci doğumun normal yapılması mümkün değildir.

Tüm bunların ışığında, sezaryen doğumdan sonra normal doğumun avantajlarını ve dezavantajlarını eşinle ve doktorunla uzun uzadıya konuşmadan karar vermemeni tavsiye ediyoruz.

Eksiklerini tamamla: Doğum Öncesi Hazırlıklarını Tamamlaman için 11 Öneri!

Источник: https://www.anneysen.com/dogum/makale/dogum-sekli-merak-konusu-sezaryenden-sonra-normal-dogum_10667

Sezeryan Sonrası Normal Doğum (SSVD) – Doç.Dr. Aydın Köşüş

Sezaryen Sonrası Normal Doğum

Sezaryen anne ve bebek sağlığı açısından gerektiğinde başvurulan, bebeğin ameliyatla karından çıkartıldığı bir yöntemdir. SSVD ise sezeryandan sonra normal doğum yapılması anlamına gelir. Sezaryen gerektiğinde anne ve bebek açısından oldukça hayat kurtarıcıdır. Ancak her ameliyatta olduğu gibi gerekli hallerde başvurulmalıdır.

Günümüzde ülkemizde ve tüm dünyada sezeryan oranları oldukça yükselmiştir. %10-15 olması gereken sezeryan oranlarının ülkemizde %20-80 arasında değiştiğini görüyoruz. Doğumevlerinde bu oranlar %20 civarında iken, özel hastanelerde %80’lere kadar çıkabilmektedir.

Sezeryan doğum yapanların büyük çoğunluğunu daha önce sezeryan olmuş hastalar oluşturmaktadır. Bu nedenle sezeryan oranlarını düşürmede, öncelikli hedef kitle, daha önce sezeryan doğum yapan hastalar olmalıdır.

Bu noktada uygun olan hastalar normal doğumun riskleri konusunda bilgilendirilmeli ve bu riskler hasta tarafından kabullenilmelidir.

Dikkatli yapılacak takipler ile bu riskler en aza indirgenirken hiçbir zaman sıfır riskten bahsetmek mümkün olmaz.

Normal Doğum mu Sezaryen mi?

Normal doğum anne ve bebek açısından öngörülen bir risk yoksa elbette en doğal olanıdır. Normal doğum uzun bir süreç olmasına rağmen değişik tedavilerle yada epidural anestezi dediğimiz yöntemle doğum ağrıları azaltılabilmektedir.

Doğum sonrası yara iyileşmesi çok daha hızlı olup hasta çok çabuk bir şekilde sosyal yaşantısına dönebilmektedir. Bebeği ile daha rahat ilgilenebilmektedir. Tabiiki uzun bir süreç olmasından dolayı anne ve bebekle ilgili riskler sezaryen doğuma göre biraz daha fazladır.

Ancak dikkatli yapılan bir takiple riskler en aza indirilir.

Doğum paketleri adı altında sadece doğumu içeren paketler yada gebeliğin başından itibaren gebelik takibi ve doğumun birlikte olduğu paketler sunulabilmektedir. Hastaların bu noktada doğum paketi yaptıracakları merkezle detaylı bir şekilde görüşmeleri daha sonra oluşabilecek rahatsızlıkları ortadan kaldıracaktır.

Sezaryen ise büyük bir ameliyat olup sadece anne ve bebek açısından bir risk tesbit edildiğinde yapılmalıdır.

Sezaryen doğum sonrası ağrılar daha fazla olup hastanın sosyal yaşantısına dönmesi daha uzun sürmektedir. Bebeği ile tek başına yeteri kadar ilgilenemez.

Sezeryan doğumdan sonra enfeksiyon ve kanama riski normal doğuma göre oldukça fazladır. Bunlara bir de anestezi riskleri eklenmektedir.

Normal doğum yada sezaryan tercihi yapmayı düşünürken bütün bu faktörlerinde göz önünde bulundurulması önemlidir.

Sezaryen sonrası normal doğum hangi durumlarda yapılamaz?

Daha önce sezeryanda rahmin dikine kesildiği olgularda bir sonraki doğumun sezeryan olması önerilmez. Çünkü bunlarda rahmin normal doğumda yırtılma(rüptür) ihtimali oldukça yüksektir.

Rahimde miyom alınan olgularda ciddi doku defektleri oluşması ve kesinin düzensiz olması nedeniyle yara iyileşmesi yeteri kadar olmaz ve yine yırtılma riski artar.

Çatı darlığı nedeniyle sezeryan olanlarda,

Çoğul gebeliklerde,Yüksek tansiyon ve şeker hastalığı olanlarda,Rahimlerinde şekil bozukluğu olanlarda sezeryan sonrası normal doğum düşünülmez.Önceki doğumundan 12 aydan az süre geçenlerde, 4000 gr üzeri bebeklerde, 40 yaş üstü gebelerde ve 40 haftayı geçen gebelerde SSVD rüptür riski bir miktar artar. Bu hastalarda iyi bir değerlendirmeden sonra karar vermek gereklidir.

Sezaryen sonrası normal doğumun riskleri nelerdir?

Sezeryan sonrası vajinal doğumun en önemli riski rahim yırtılmasıdır. Yatay kesi ile yapılan sezeryanlarda rahmin yırtılma riski %1’ den azdır. Ancak rahimde yırtılma olur ve farkedilmezse bebekle yada anne ile ilgili problemler yaşanabilir. Çok ciddi yırtık olanlarda rahmin alınması, damar yaralanmaları, aşırı kanama ve kan verilmesi ihtiyacı olabilir.

SSVD işleminde epidural anestezi rahim yırtılmasını maskeleyebileceğinden dolayı önerilmez. Sancısı kendiliğinden başlamayan hastalara suni sancı uygulanabilir. Doğum öncesi hasta ve yakınları tüm olası riskler hakkında bilgilendirilmeli ve onam formları doldurulmalıdır.

Sezaryen sonrası normal doğumda başarı oranları yüksek midir?

Sezeryan sonrası normal doğum yapanlarda yada öncesinde normal doğum yapmış olanlarda SSVD başarı oranları oldukça yüksektir.

Hiç normal doğumu olmayanlarda ise başarı oranları bir miktar düşer. Sezeryan sonrası vajina doğumun başarı oranları %70 civarındadır.

Hastaların %30 unda genelde rahimde yırtılma şüphesi veya başka bir nedenle sezaryene dönülür. Bu durumda ameliyathaneye hasta acil koşullarda alınır.

SSVD yapılacak hastanede bir ameliyathanenin ve ameliyat ekibinin hazırda beklemesi, kan merkezinin olması, doğumhane ekibinin SSVD konusunda tecrübeli olması ve yoğun bakım takip sisteminin bulunması gereklidir.

SSVD Oranlarını arttırmak için neler yapılabilir?

Öncelikle bilinmelidir ki doğumu yapacak olan gebedir ve gebe kendi doğumunun sorumluluğunu almalıdır. Gebe SSVD için istekli olmalıdır. Gebelik sırasında normal doğuma yönelik egzersizlerle normal doğuma hazırlanmalıdır.

Doğum sürecinde hekiminin kararlarına uymalı, hekiminin kararlarını sorgulamamalı ve itirazda bulunmamalıdır. Hekiminin, kendisi ve bebeğinin sağlığı için uğraştığını unutmamalıdır.

Hekimde hastasının duygularını, hassasiyetlerini göz önünde bulundurmalı, her devrede muhakkak hastayı bilgilendirmelidir. İyi bir iletişim her şeyin anahtarıdır.

Bir diğer mesele adli vakalardır.

Bu konuda Sağlık Bakanlığı sezeryan sonrası normal doğum yaptıran doktorların arkasında olmalı, normal doğumdan kaynaklanacak sorumlulukları bakanlıkta paylaşmalıdır.

Normal doğumun ne kadar zor bir süreç olduğu düşünülecek olursa Sağlık Bakanlığının da özel hastanelere doğum için yapılan ödemeler konusunda daha hassas davranması gerektiği bir aşikardır.

Artık “sezeryan doğum yapan normal doğum yapabilirmi” sorusunu geride bıraktığımızı düşünüyorum.

Gebeler “rüyada sezeryan doğum yaptığını görmek” yerine artık “sezeryan sonrası normal doğum” yaptığını hayal etme pozisyonuna gelmiştir.

Artık SSVD oranlarını arttırarak gelecekte daha sağlıklı nesiller elde etmek için neler yapabiliriz konusunu tartışıyoruz. Bu konuda hasta, doktor ve bakanlık ele ele vermeli ve riskleri paylaşmalıdır.

Sezeryan sonrası normal doğum fiyatları (ssvd fiyatları) nasıldır?

Sezeryan sonrası muayene ücretleri muayene olacağınız hekimin ünvanına, çalıştığı yere, bulunduğunuz şehire ve semte göre pek çok faktöre göre değişiklik gösterir. Ankara da ssvd ücretleri 5000-10000 tl arasında değişmektedir. Ankara ssvd fiyatları için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Etiketler

Источник: https://www.drnerminkosus.com/sezeryan-sonrasi-normal-dogum-ssvd.htm

Sezaryen sonra normal doğum mümkün

Sezaryen Sonrası Normal Doğum

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Özgüç Altun, son yıllarda kadınlar arasında çok popüler hale gelen sezaryen sonrası normal doğumla ilgili bilgi verdi.

Sezaryenle yapılan doğumun ardından, anne adaylarının bir sonraki çocuğunu normal doğumla dünyaya getirmesi süreci, genellikle bazı riskler içerdiği düşünülerek tercih edilmemekteydi. Bunun en önemli nedeni ise sezaryen sırasında rahimde oluşturulan kesilerin normal doku gibi iyileşme özelliklerinin bulunmamasıydı.

Sezaryen sonrasında oluşan skar yani yara izi dokusunun, normal doğumdaki kasılma sırasında yırtılma riski, anne ve bebeğin yaşamı için teh oluşturmaktaydı. Yapılan yayınlarda yüzde 1-3 arasında değişen bu risk de göz önüne alınarak, günümüzde artık sezaryen sonrası da normal doğum seçeneği de gündeme geliyor.

Ancak eğer anne ve baba adaylarının bu risklere karşı doktor tarafından detaylı olarak bilgilendirilmesi gerekir.

SSVD için gerekli süre 2-2,5 yıl

Sezaryen sonrası normal doğumda riski artıran ya da azaltan durumlar söz konusudur. SSVD adayı anne, önceden normal doğum yapmış ya da sezaryen sonrası normal doğumla yeniden çocuk sahibi olmuşsa, SSVD ile normal doğum yapma şansı yüksektir.

Anne bir kez normal doğum yapmış ve ikinci çocuğunu sezaryenle dünyaya getirmişse, üçüncü çocuğunu da normal yolla doğurma şansı artıyor. Sezaryen sonrası normal doğum için gerekli olan aradaki süre ortalama 2-2,5 yıl olarak belirlenmiştir ve anne adaylarının bu süre zarfında beklemeleri önerilir.

Sezaryen sonrası doku iyileşmesinin zaman alması ve bu sürenin altındaki normal doğumlarda rüptür denilen rahim yırtılma riskinin bulunması bekleme süresi için en önemli nedenlerdir.

Suni sancı riskli olabilir

Gebeliğin 36’ıncı haftasından sonra bebek yavaş yavaş rahme doğru yerleşir. Anne adayının 38-39’uncu haftada jinekolojik muayenesinin dikkatlice yapılması gerekir. Rahim açıklığı, bebeğin kilosu, doğum kanalının ve bebeğin pozisyonu dikkatli bir şekilde değerlendirilmelidir.

Sorunsuz bir doğum için anne ve bebek sağlığı da uygunsa 40-41’inci haftaya kadar beklenilebilir. Sezaryen sonrası normal doğumda hastanın kendi ağrılarının oluşmasını beklemek, bebeğin doğum kanalına yerleşmesi için çok daha uygundur.

Bebeğin baş pozisyonu haftalık milimetrik oynamalarla rahme girer. Bu durumda zamansız verilecek suni sancı bebeğin uygun pozisyon almasına engel olabilir. Aynı zamanda suni sancı sezaryen sonrası normal doğumda rahmin yırtılma riskini çok fazla artırır ve önerilmez.

Bebeğin rahme yerleşirken rahatlığının sağlanması ve annenin psikolojik olarak doğuma hazır olması çok önemlidir.

Normal doğumu kolaylaştırıcı egzersizler

Geçmişte normal doğumun günümüze göre daha sorunsuz şekilde gerçekleşmesi, mesane ve rahim arasında hamak görevi yapan pelvik kasları güçlendiren haraketli yaşama bağlıydı. Ancak giderek hareketsizleşen yaşam şekli, kadınların pelvik kaslarının gelişimine de engel olmaktadır.

Bu nedenle gebeliğin 28’inci haftasından sonra anne adaylarına bir takım gebelik egzersizleri önerilmekte ve doğum kanalındaki bu kasların güçlendirilmesi sağlanmaktadır.

Pelvik kasların kasılmasını sağlayan ve günlük 15-20 dakika yapılabilecek “kegel egzersizleri” hem doğumu kolaylaştırmakta hem de ilerleyen yaşlarda ortaya çıkabilecek idrar kaçırma ve rahim sarkması gibi sorunların sıklığını azaltmaktadır. Düzenli yapılan yoga ve pilates de oldukça yararlıdır.

Bunun yanında pelvik taban kaslarının kanlanmasını, elastikiyetini ve gevşemesi artıran perine masajının da uygun haftalarda yapılması doğal doğum sürecine katkı sağlamaktadır.

Hangi durumlarda normal doğum olmaz

Hangi durumlarda sezaryen sonrası normal doğum yapılamaz?

– Anne adayının, sezaryen gerekliliğinin devam etmesi ya da normal doğum yapmasına engel sağlık sorunu bulunması.

– Sezaryen sırasında rahim kesisinin dikey yapılmış olması

– Daha önce rahimle ilgili herhangi bir nedenle ameliyat geçirilmiş olması

– Anne adaylarının diyabet ve hipertansiyon hastası olması

– Doğum kanalının uygun olmaması veya bu bölgede doğuştan bir darlığın bulunması

– Acil sezaryen yapacak sağlık kuruluşlarına ulaşma riskinin bulunması

Kanser hastalarına 'dondurulmuş hücreyle' bebek umudu

Bebeği öperken ağzınıza dikkat

Dünya'da doğumun en çok ve en az olduğu ülkeler açıklandı

Erken yumurtalık yaşlanmasına karşı çığır açacak çözüm

Prematüre bebek bakımında dikkat edilmesi gerekenler

Источник: https://www.yenisafak.com/hayat/sezaryen-sonra-normal-dogum-mumkun-3411749

Sezaryen Sonrası Normal Doğum Riskli mi?

Sezaryen Sonrası Normal Doğum

Sezaryen sonrası normal doğumu tercih eden hamilelerin sayısı giderek artıyor. Konuyla ilgili sorularımızı yanıtlayan İstinye Üniversitesi Bahçeşehir Liv Hastanesi Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op.Dr. Serpil Kırım;

‘’Sezaryen sonrası normal doğum için uygun anne adayı gerekli bilgilendirme yapılarak seçildiğinde, gebelik sürecinin düzenli takip edilmesiyle sağlıklı doğumlar gerçekleştirebilir’’ açıklamasını yapıyor.

Sezaryen sonrası vajinal doğum (SSVD), yani normal doğum mümkün. Ancak bunun için bazı şartların uygun olması gerekir. Mutlaka 24 saat tam teşekküllü hizmet veren hastanelerde uygulanmalıdır.

Normal doğum planlayan gebelerin, 24 saat cerrahi müdahele yapabilecek ekibin hazır bulunduğu, kan merkezi, erişkin ve yenidoğan yoğun bakım ünitelerinin olduğu hastaneleri tercih etmesi en uygunudur.

  • Kimler sezaryen sonrası vajinal doğum yapabilir?

SSVD yapmak için en önemli ve olmazsa olmaz koşul annenin bilinçli bir şekilde bunu talep etmesidir. Annenin bunu talep edebilmesi için bu konuda bilgi sahibi olması gerekir.

Peki aile bu bilgileri nasıl öğrenebilir? Doğuma hazırlık eğitimleri sayesinde aileler temel bilgileri edinirler, doğum sürecini öğrenirler ve kararlara aktif katılım sağlayabilirler.

Sezaryen sonrası normal doğum için gerekli olan aradaki süre, ortalama 2-2.5 yıl olarak belirlenmiştir. Sezaryen sonrası doku iyileşmesinin zaman alması ve bu sürenin altındaki normal doğumlarda, rüptür denilen rahim yırtılma riskinin bulunması, bekleme süresi için önemli bir nedendir.

Önceki sezaryen kesisi yatay yapılmış, rahimde sezaryen dışında başka ameliyat ya da anormallik yoksa, doğum kanalı uygun ve bebek 4000 gramın altında ise, uygun ekip ve hastane koşulları sağlandığında normal doğum yapılabilir.

Gebenin tüm eylem süresince bir doktor tarafından izlenebilmesi ve 24 saat bebeğin anne karnında takibinin yapılabilmesi, olası acil durumların hızlıca fark edilip müdahale edilibilmesi açısından oldukça önemlidir.

  • Hangi durumlarda sezaryen sonrası normal doğum yapılamaz? 

Gebenin, sezaryen gerekliliğinin devam etmesi (bebeğin eşinin (plasenta) doğum kanalına yakın olması veya kapatması gibi) ya da normal doğum yapmasına engel sağlık sorunu bulunması (kalp hastalıkları, geçirilmiş kalça operasyonları), sezaryen sırasında rahim kesisinin dikey yapılmış olması veya yatay yapıp yukarıya doğru uzatılması (ters T kesi), daha önce rahimle ilgili herhangi bir nedenle ameliyat (myom gibi) geçirilmiş olması, gebenin diyabet ve hipertansiyon hastası olması, doğum kanalının uygun olmaması veya bu bölgede doğuştan bir darlığın bulunması durumlarında normal doğum önerilmez.

  • Sezaryen sonrası normal doğumun riskleri var mıdır?

Risksiz gebelik ve doğum yoktur. 1-2/1000 oranında anneden, bebekten, doğumdan kaynaklanan sıkıntılar olabilir. Anne adayına  risklerin abartılı bir şekilde aktarılması var olan doğum korkularına yenilerinin eklenmesini sağlamaktan öte bir durum oluşturmaz.

Bu durum anne adayını riskler konusunda bilgilendirmeyelim demek değildir. Tabi ki gebelere bilgilendirme yapmak gerekir ancak gebeliğin ve doğumun olağan akışında bulunan durumları sadece normal doğumda oluyormuş gibi yansıtmak çok doğru bir bilgilendirme şekli değildir.

Başlıca riskler, rahim yırtılması (önceki sezaryen kesisi yatay ise % 0,2-1,5) ve acil sezaryen gereksiniminde (%30) artış olarak belirtilebilir. Bebeklerin anne karnında sıkıntı yaşamaları ve doğduklarında yenidoğan ünitesinde kalma oranlarında da artış olabilir.

  • Sezaryen sonrası normal doğum başarısını etkileyen faktörler nelerdir?

Sezaryen sonrası normal doğum yapmak isteyen anne adayı, bu konuda ne kadar istekli ve doğumuna iyi hazırlanırsa normal doğum şansı o kadar fazladır.

Doğum öncesi eğitim alan beden ve zihnini doğuma hazırlayan, riskleri bilip değerlendiren ve bunlardan korkmayan gebeler daha kolay doğum yapabilirler.

Bu nedenle anne adaylarına egzersizler önerilir. Pelvik kasların kasılmasını sağlayan ve günlük 15-20 dakika yapılabilecek kegel egzersizleri doğumu kolaylaştırır. Nefes ve gevşeme egzersizleri ile zihin hazırlığı yapan anne adayları, doğum anında daha rahat eder.

Düzenli yapılan yoga ve pilates de doğumun kolay olmasına yardımcı olur. Pelvik taban kaslarının kanlanmasını, elastikiyetini ve gevşemesi artıran perine masajının da uygun haftalarda yapılması doğum sürecine katkı sağlar.

Başarıyı etkileyen bir diğer faktör de ekip, gebe ve aile arasındaki güven ilişkisidir. Gebenin doğum ekibine güvenmesi yanında doktor ve ebenin de gebe ve ailesine güvenmesi gerekir.

Sezaryen doğum hakkında bilmeniz gereken her şey! konulu yazımızı okuyabilirsiniz. Aşağıdaki bağlantıyı tıklayın.

Sezaryen Doğum Hakkında Bilmeniz Gereken Her Şey!

Suda Doğum Nedir?

Doğumda suyun güvenle kullanılmaya başlanması 1980’lerde olmuştur. Bir çok ülkede hemen her hastanede gebelere suda doğum hizmeti sunulur.

Ülkemizde Sağlık Bakanlığı suda doğumu desteklemektedir. Bunun için 9 pilot hastane belirlemiş buralara suda doğum üniteleri kurmuş ve hizmet vermeye başlamıştır. Ayrıca bir çok özel hastane tarafından da bu hizmet verilmektedir.

37-42 hafta arası baş ile gelen, anne ve bebek açısından az riskli (normal doğum yapması uygun olanlar) gebeler suda doğum için uygun adaylardır.

Suda doğum isteyen gebelerin de doğum öncesi doğuma hazırlık eğitimlerine gidip, sürece aktif katılmaları, daha kolay doğum yapmalarına katkı sağlar.

Suda Travay

Suyun ilaç dışı rahatlatıcı etkisi hedeflenir ve anne doğumun birinci ve ikinci evresinde (açılma evresinde) ihtiyaç duyduğu andan itibaren havuza girer. Ancak doğum burada gerçekleşmez. Doğum için anne havuzdan dışarı çıkar. Bu suyun rahatlatıcı amaçla kullanımıdır.

Suya Doğum

Doğumun ikinci evresinde anne havuza girdikten sonra bebek çıkana kadar havuzda kalır. Bebek doğum sonrası yine havuzda anne kucağındadır.

Sevgiler,

Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı

Op.Dr. Serpil Kırım

Источник: https://www.bebek.com/sezaryen-sonrasi-normal-dogum-riskli-mi/

Sezaryen Sonrası Normal Vajinal Doğum (SSVD)

Sezaryen Sonrası Normal Doğum

Günümüzde sezaryenle doğum yapmış olan anne adayı sayısı, tarihte hiç bir zaman görülmemiş kadar yüksektir.

Bunun en önemli nedenleri arasında, bundan yaklaşık 25 yıl önce Amerika'da “sezaryenin en iyi doğum şekli olduğu” konusundaki görüşü benimseyen ve bu görüşü uluslararası platforma taşıyarak diğer ülke doktorlarını da etkileyen (ve dolaylı yoldan anne adaylarını) ikna eden doktorların varlığı yeralır. Bundan tek etkilenmeyen ülkenin Almanya olduğu tahmin edilmektedir.

Amerika'da bu sezaryen “furyası” 1986'da maksimuma ulaşmış olup, o zamanlar %30-40'larda olan sezaryen oranları, son yıllarda düşüş göstermeye başlamıştır. Bu düşüşe en etkili olan olaylardan biri de sezaryen sonrası vajinal doğumun mümkün olduğunun anlaşılması ve klinik durumu uygun olan anne adaylarına bunun uygulanmasıdır.

Ülkemizde de özellikle İstanbul'da sezaryenle doğum oranları bazı hastanelerde dikkat çekecek kadar yüksektir.

Tıp Fakülteleri gibi, daha çok yüksek riskli hastaların seedildiği merkezler hariç bırakılırsa, özellikle özel hastanelerin bir kısmında sezaryenle doğum oranları, normal doğum oranlarından yüksektir.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) hem riski düşük hem de riski yüksek anne adayı tedavisi üstlenen bir merkezin ortalama sezaryen oranının %17 olması gerektiği görüşünü savunmaktadır.DSÖ, bir merkezin sezaryen oranının bu oranın üstüne çıkması durumunda, o merkezin “sezaryen yapılma nedenlerini tekrar gözden geçirmesi gerektiği” görüşünü taşımaktadır.

Günümüzde çoğu merkezde oran %15-45 arasında değişmekte ve merkezlerin önemli bir kısmında önde gelen sezaryen nedeni daha önceki doğumun (ya da doğumların) sezaryenle gerçekleşmiş olmasıdır.

Sezaryen kararı verirken en önemli etken elbette kitabi bilgiler ve DSÖ verileri değil, doğuma yardım eden kişinin (yani kadın-doğum uzmanının) o doğum hakkında taşıdığı histir.

Anne ve bebek sağlığının sorumluluğunu üstlenecek olan doktor elbette kararı kendisi verecektir.

Bu karar da doktorun edindiği tecrübelere, doğumun yapılacağı yerin koşullarına, anne adayının ikna olması gibi faktörlerle yakından ilişkilidir.

Günümüzde hem anne hem de bebek açısından sezaryenin daha iyi olduğunu gösteren bilimsel veriler olduğu gibi, bunların karşısında yer alan, yani normal doğumun hem anne hem de bebek sağlığı açısından daha iyi olduğunu gösteren çok daha fazla sayıda bilimsel veri bulunmaktadır. Ancak her gebelik farklıdır ve bu yüzden karar verirken teorik bilgilerle, anne adayının ve bebeğinin durumu beraberce ele alınmalıdır.

Sezaryen sonrası neden yine sezaryen?

Sezaryen ne kadar usulune uygun olarak gerçekleşirse gerçekleşsin her seferinde rahimde bir “yara izi” bırakır.

 Bu yara izi dene kadar iyileşirse iyileşsin, yeni bir gebelikte rahim yeniden büyümeye başladığında ve doğum eyleminde ortaya çıkan kasılmaların etkisiyle ortaya çıkan gerginlik nedeniyle açılmaya ve ileri durumlarda yırtılmaya eğilim gösterir.

 Bu açılma eğilimi özellikle önceki sezaryendeki rahim kesisi (cilt kesisiyle karıştırılmamalıdır) “klasik” yani dikey olanlarda yüksektir. Ancak günümüzde sezaryenlerin önemli bir kısmı “alt segment yatay kesi” adı verilen rahim kesisiyle uygulanmaktadır.

 Alt segment yatay kesi iyileştiğinde yeni bir gebelik ve doğum eyleminde bu tür kesiler çok daha az gerilir ve açılma ve yırtılma olasılıkları çok daha düşüktür.

Bu kesileri tekrar inceleyelim:

Birinci resimde rahime uygulanan alt segment yatay kesi görülmektedir. Bu kesinin daha sonraki gebeliklerde yırtılma riski oldukça düşüktür.

İkinci resimde ise direkt rahimin gövdesine uygulanan klasik kesi görülmektedir. Bu kesi rahim kasına ciddi hasar verdiğinden sonraki gebeliklerde yırtılma şansı yüksektir.

Bu nedenle özellikle daha önceki kesi hakkında bilgi sahibi olmayanlarda veya klasik kesisi olanlarda sezaryen sonrası yine sezaryen uygulanması doğru bir yaklaşımdır.

Daha önce sezaryenle doğum yapmış bir anne adayında bu neden pelvis (“çatı”) darlığı gibi yeni gebelikte de devam eden bir olaysa, zaten aynı neden devam etmektedir. Bu nedenle bariz pelvis darlığı olan bir anne adayı tüm doğumlarını sezaryenle gerçekleştirme durumundadır.  Ancak şu da bilinmelidir ki, bariz pelvis darlığı gerçekte çok sık rastlanan bir durum değildir

Geçirilmiş olduğu sezaryen sayısı arttıkça artan riskler nelerdir?

  • Sezaryen sayısı arttıkça rahime yapılan kesi sayısı artar ve oluşan nedbe dokusu yeni bir gebelikte gerilerek açılmaya ve yırtılmaya daha da duyarlı hale gelir.
  • Sayı arttıkça ameliyata bağlı, ameliyatın doğal sonucu olarak karın içinde ortaya çıkan yapışıklıklar artar.

     Bu yapışıklıklar yeni bir ameliyatta rahime ulaşılmasını zorlaştırabilir ve/veya rahime ulaşılmaya çalışılırken mesane gibi komşu organların zedelenmesine neden olabilir.

  • Sayı arttıkça doğası gereği rahim kesisi yakınlarında yerleşim göstermeyi “seven” plasentanın doğum kanalına yakın ve hatta bu kanalı kapatacak şekilde yerleşme olasılığı artar.

     Placenta previa adı verilen bu durum, plasenta dokusu rahimin kas liflerinin içinde yerleştiği durumda (accreata-“akreata” okunur) daha da karmaşık bir hal alır ve cerrahi işlemin seyrini zorlaştırabilir ve oldukça komp hale sokabilir.

Bir kadın maksimum kaç kez sezaryen olabilir?

Yukarıda bahsedilen riskler daha önceden bir kez sezaryenle doğum yapmış bir kadının yeni bir gebelik ve doğum eyleminde nispeten az ortaya çıkarlar.

 Ancak özellikle ikinci sezaryen sonrasında üçüncü bir sezaryen uygulanan kadınlarda yukarıda bahsedilen risklerin sayısı sezaryen sayısı arttıkça eksponansiyel (“sayı arttıkça her artışta daha da hızlı artan” bir şekilde) artış gösterir.

 Ortadoğu ülkeleri gibi çocuk sayısının özellikle “önemli” olduğu ülkelerde kadınlara 8 adet sezaryene kadar uygulandığı literatürde görülmektedir. Yine de bir kadın için olan mantıklı olanı ideal olarak iki, maksimum üç sezaryenle ailesini tamamlamasıdır.

Hangi ülkelerde SSVD uygulanıyor?

Amerikada %19.9, Norveçte %5.7, İsveçte %53 anne adayına SSVD önerilmekte ve uygulanmaktadır.

SSVD uygulanması için gerekli koşullar nelerdir?

1-Anne adayı SSVD konusunda istekli olmalı ve zorlanmamalıdır.

2-Anne adayının pelvis (“çatı”) yapısı normal doğum yapmaya uygun olmalıdır.

3-Anne adayında rahim şekil bozukluğu, ya da önceki doğumlarında rahimin yırtılması gibi bir durum söz konusu olmamalıdır.

4-Anne adayı daha önceden yatay kesili bir ya da en fazla iki sezaryen geçirmiş olmalıdır.

Bu açıdan her çiftin sezaryen sonrası hastaneden taburcu olurken kendisine verilen ameliyat notunu muhafaza etmesi (veya bunun verilmesini talep etmesi) çok önemlidir. Zira önceki sezaryende yatay kesi kararı verilerek başlanmış bir sezaryen çeşitli nedenlerle dikey kesiye dönüştürülmüş olabilir ve bu da ameliyat raporunda belirtilir. Böyle bir durumda SSVD'dan vazgeçmek gerekebilir.

5-SSVD uygulanacak merkezin koşulları çok önemlidir.

 SSVD uygulandığında tüm eylem boyunca bebeğin kalp atışları ve rahim kasılmaları yakından izlenmeli, acil bir sezaryen için ekip ve ameliyathane hazır bulunmalı, merkezde anne ve bebek yoğun bakım ünitesi bulunmalıdır. Çoğu durumda SSVD uygulanacak anne adayının kan grubuna uygun en az iki ünite taze kan hazır bulundurulur.

Hangi durumlarda SSVD uygulanması sakıncalıdır?

1-Daha önce dikey klasik insizyonla sezaryen öyküsü

2-Rahimin doğum eyleminde yırtılması (rüptür) öyküsü

3-Daha önce çeşitli nedenlerle rahime yapılmış cerrahi işlemlerde rahime derin kesiler yapılmış olması(miyom operasyonlarında olduğu gibi).

5-Mevcut gebelikte normal doğumu zorlaştıracak etkenlerin varlığı (iri bebek gibi)

6-Daha önceki sezaryen nedeninin devam etmesi (dar pelvis gibi)

7-İkiz gebelik, makat gelişi, miad geçmesi gibi nedenler tam bir engel teşkil etmemekle birlikte SSVD uygulanırken çok daha dikkatli olunması gereken durumlardır.

SSVD de başarı (vajinal doğumun gerçekleşmesi) olasılığı nedir?

SSVD için ideal şartlar taşıyan bir anne adayının sağlıklı bir şekilde vajinal doğum yapma olasılığı %75 civarındadır.

Geriye kalan %25 anne adayında çeşitli nedenlerle SSVD yarıda kesilir ve sezaryenle doğuma geçilir. SSVD'nin yarıda kesilmesinin en önemli nedenleri arasında doğum eyleminin yeterince hızlı ilerlememesi yeralır. Bunun dışında eski dikiş yerinin açılma ve yırtılma şüphesi varlığında da doğum sezaryenle gerçekleştirilir.

Daha öncedenyatay kesi ile sezaryen olmuş bir anne adayında uygun koşullar varlığında eski kesi yerinin açılma ve/veya yırtılma olasılığı yaklaşık binde iki-%1'dir.

Özet

Sezaryenle doğum yapmış olmak, takipeden doğumların mutlaka sezaryenle gerçekleşmesi gerektiği anlamına gelmez.

SSVD önceki sezaryeni fetal distres veya makat gelişi gibi o gebeliğe özgü bir nedenden uygulanmış anne adaylarının vajinal yoldan doğum deneyimini yaşamaları için iyi bir seçenek teşkil eder.

Ancak anne adayının gebeliği SSVD için uygun koşulları taşısa bile, SSVD uygulanacak merkezin koşulları uygun değilse, ekip SSVD konusunda tecrübeli değilse, anne adayı SSVD konusunda istekli değilse ideal olanı sezaryen sonrası doğumun tekrar sezaryenle gerçekleşmesidir.

Ne Zaman Sezaryen Gerekir? >>

Источник: https://gebelik.org/tr/dogum-sezaryen-ile-dogum-sezaryen-sonrasi-normal-vajinal-dogum-ssvd.html

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть