Sık Acıkıyorsanız Nedeni İnsülin Direnci Olabilir!

İnsülin Direnci Nedir, Belirtileri, Nasıl Tedavi Edilir

Sık Acıkıyorsanız Nedeni İnsülin Direnci Olabilir!

insülin direnci nedir, belirtileri, nasıl tedavi edilir

“Çok az yemek yememe rağmen bir türlü kilo veremiyorum.”“Su içsem bile yarıyor.” diyenlerdenseniz belki de bunun sebebi vücudunuzdaki insülin direncidir. Gelin şimdi hep birlikte “İnsülin direnci nedir?”“ İnsülin direnci belirtileri nelerdir? ““İnsülin direnci tedavisi nasıl yapılır?” hakkında bilgileri bulabileceğiniz yazımızı okuyalım.

insülin direnci

Beslenmenize dikkat ediyor, yeterli miktarda yemek yemenize rağmen atıştırmaktan vazgeçemiyor, ya da doygunluk hissedemiyorsanız insülin direnci olabilirsiniz.

Son yıllarda kilo verememe nedenleri arasında en önemli sebeplerden biri  insülin direncidir.

Ülkemizde de çok sık görülmeye başlanan insülin direncinin kontrolü sağlanmaz ve tedavisi yapılmazsa sonrasında diyabet hastalığına da neden olduğu bilinmektedir.

İnsülin Direnci Nedir

insülin direnci nedir

Pankreas tarafından normal miktarda üretilen İnsülinin yağ, kas ve karaciğer hücrelerindeki yeterli tepkiyi oluşturamaması durumudur. Yani vücut yeterli miktarda insülin üretebildiği halde etkili olarak kullanamamasıdır.

Vücudumuza aldığımız şekeri yani glikozu enerji olarak kullanabilmemiz için pankreasımızın salgıladığı insülin hormonuna ihtiyacımız vardır. Pankreastan salgılanan ve karaciğer, yağ ve kas  gibi dokularda insülin hormonuna karşı duyarsızlık gelişmesi sonucu İnsülin direnci ortaya çıkar.

Vücudunuz aynı miktardaki şeker için daha fazla insülin üretir bu da diyabete, obeziteye, damar sertliğine, kalp ve damar hastalıklarına zemin hazırlar.

İnsülin Direnci Belirtileri

insülin direnci belirtileri

İnsülin direncinin en  çok görülen belirtileri çabuk acıkma ve geç doymadır.  Yemek yedikten 2- 3 saat sonra oluşan acıkma hissi,  elde ayakta titreme, baygınlık hissi, tatlı yeme isteği İnsülin direnci belirtilerindendir.

Ayrıca kadınlarda adet düzensizliği, karaciğer yağlanması, kontrolsüz kilo artışı ya da kilo vermede zorlanma, bel çevresinin giderek genişlemesi  de insülin direnci belirtilerindendir.

Ailesinde şişman ve diyabetli kişilerin olması da insülin direnci riskini arttıran sebeplerdendir.

Özellikle günümüzde  ofislerde hareketsiz masa başı çalışanlarda ve egzersiz yapmayan kişilerde insülin direnci daha sık görülmektedir.

Aşırı stres yaşayan kişilerde stres hormonları  metabolizmayı olumsuz etkiler  ve kilo alınmasına neden olur. Yüksek İnsülin, sık acıkmayla birlikte şekerli gıdaları yeme isteğini de tetikler.

Sabahları yorgun kalkma , halsizlik, bitkinlik, öfkeli ve sabırsız ruh hali horlama ve uyku bozuklukları da insülin direncinin belirtileri olabilir.  İnsülin direnci şikayeti  günümüzde oldukça artmış durumdadır.

İnsülin direnci  sıklığındaki bu artışın sebepleri arasında televizyon ve bilgisayar başında geçirilen hareketsiz uzun süreler vücuttaki yağ oranını, kilo alımını arttırarak  insülin direncine zemin hazırlamaktadır.

İşlenmiş yüksek kalorili, keyif vericiliği yüksek bağımlılık yapan gıdaların tüketilmesinin artması da insülin direnci oluşumunda etkilidir.

İnsülin Direnci Nasıl Tedavi  Edilir

insülin direnci nasıl tedavi edilir

İnsülin direncinin tedavisinde hayat tarzı değişiklikleri esastır. Doğru bir beslenme programı, egzersiz yapılması ve fazla kiloların verilmesi ile insülin direnci kontrol altına alınabilir. Boy, kilo, cinsiyet ve günlük hareket miktarı  göz önüne alınarak beslenme alışkanlıkları değiştirilebilir ve kişinin kilosunun ideal kiloya inmesi sağlanabilir.

Yüksek Karbonhidrat tüketiminden vazgeçilmeli, yağlı gıdaların tüketimi en aza indirilmelidir. Fazla tuz tüketiminden kaçınılmalı, sebze ve meyve tüketimi arttırılmalıdır. Kan şekeri seviyesinin korunması şeker seviyesinden değişiklikler olmaması için, ana öğünlerden önce ara öğünler  yapılmalıdır. Omega 3  tüketimi arttırılmalıdır. Balık, keten tohumu, yumurta gibi gıdalar tüketilmesi  gerekir.

Kahvaltı Çok Önemli

İnsülin direncini dengelemek için kahvaltı çok önemlidir. İnsülin direnci yüksek olan kişiler kahvaltı öğününü asla atlamamalıdır.

Basit karbonhidratlardan yapılan beyaz ekmek yerine kompleks karbonhidratlardan oluşan siyez unu ve siyez ekmeği ,kara buğday ve çavdar ekmeği tüketilmelidir.

Hem konumuzla iilgili olması hem de  siyez ununu daha ayrıntılı işlediğimiz  siyez ekmeği faydaları yazımızı okumanızı öneririz.

Süt ürünleri yağsız tercih edilmelidir. Şeker tüketimi en aza indirilmelidir. Tatlı yerine meyve tüketmeyi tercih edebilirsiniz. İnsülin direncini kontrol altına almak için  egzersiz çok önemli yer tutmaktadır.

Her gün ortalama 40 dakikalık  yürüyüş  yapılması insülin direncini kontrol altına almanızda büyük  yarar sağlayacak ve sağlıklı beslenmeyle  birlikte vereceğiniz kilolarla ile birlikte insülin direnci düşme gösterecektir. Günlük hayatta yapacağınız ufak değişikliklerle fiziksel aktivitenizi de arttırabilirsiniz.

Asansör yerine merdiven kullanabilirsiniz, gideceğiniz yerlere yürüyerek gidebilirsiniz, haftada 3 gün ağırlık kaldırarak kaslarınızı güçlendirebilirsiniz.

İnsülin Direncinde İlaç Tedavisi

Yaşam tarzı değişikliğini uygulayamayan ya da yarar görmeyen kişilerde insülin direnci yüksek çıkması durumunda egzersiz ve sağlıklı beslenmenin yanında diğer tedavi yöntemlerinden birisi de ilaç tedavisidir. İnsülin direnci belirtilerini yaşıyor iseniz, öncelikle bir Endokrinoloji uzmanına görünmelisiniz.

 İnsülin direnci testi yapılarak, vücutta insülin direnci olup olmadığı  anlaşılır. İnsülin direnci testi (HOMA-IR) 10-12 saatlik bir açlıktan sonra sabah kandan alınan örnekten yapılmaktadır. HOMA olarak bilinen insülin direnci testi, insülin duyarsızlığını veya insülin direncini değerlendirmek için kullanılmaktadır.

İnsülin direncini düşüren metformin tiazolidinoid grubu olan ilaçlar tedavide kullanılır. İlaç tedavisi insülin direncini kırmaya tek başına yeterli değildir. İlaç tedavisi, egzersiz, bol su tüketimi  ve kalorisi hesaplanmış sağlıklı besinlerin tüketimi ile insülin direnci kırılabilir.

2-3 ay ya da 6 aylık tedaviden sonra insülin direnci seviyesi normale döner.Böylece kişinin iştahı kesilir ve kilo vermeye başlar.

İnsülin Direnci Nasıl Ölçülür?

İnsülin direnci testinizi sabah aç karnına vereceğiniz kandan alınan, kan şekeri ile açlık insülin düzeyi birbiri ile çarpılarak 405’e bölünür ve HOMA-IR denilen insülin direnci düzeyi ortaya çıkar.

Çıkan sonuç 2,5 üzerinde isekişide insülin direnci var demektir. İnsülin direnci olan hastalarda öncelikle doğru bilgilendirme yapılmalıdır.

 Egzersiz, sağlıklı ve dengeli beslenme ile kontrol altına alınabileceği,sürdürülebilir  bir tedavi şekli verilir.

insülin direnci testi

İnsülin direnci önemsenmez ve dikkate alınmaz ise farklı birçok hastalığa da davetiye çıkarabilir. İnsülin direnci ve obezite ile kanser arasında ilişkisi saptanan çok sayıda çalışma vardır.

Yemek borusu, kalın bağırsak, pankreas, yumurtalık, mide, böbrek, mesane, tiroid ve lenf kanseri riskini arttırdığı yapılan bilimsel çalışmalarla gözlemlenmiştir.

İnsülin direnci; şeker hastalığı, kalp damar rahatsızlıkları, hipertansiyon, karaciğer yağlanması, polikistik over hastalığı gibi birçok hastalığın da suçlusudur. Düzenli spor yapmak ve kilo vermek insülin direncinikıran en önemli faktörlerdir.

Ancak spor yaparken dikkatli olunması gereken bazı noktalar vardır. Yeterli kalp hızı artışına erişilmeli, hareketler arasında gerektiğinden fazla mola vererek vücut soğutulmamalıdır. İnsülin direncinde beslenme ve egzersiz programı kişiye özgü olmalıdır.

insülin direnci testi

İnsülin direnci tedavisinde sağlıklı beslenmeye geçiş, egzersiz ile sporun günlük hayatta yer alması ve ilaç tedavisin zamanlaması çok önemlidir.

Herkesin bir sporcu gibi davranmasını beklemek yerine yeterli düzeyde egzersizi  doğru zamanda yapması teşvik edilmelidir.

Örneğin yemekten sonraki ilk 30-60 dk içinde oturma veya çay içme yerine 10-15 dk kısa yürüyüşler veya sofra toplama önerilebilir.

Источник: https://www.faydaloji.com/insulin-direnci-nedir-belirtileri-nasil-tedavi-edilir/

İnsülin Nedir? İnsülin Direnci Nedenleri, Belirtileri ve Tedavisi – Sağlık Ocağım .NET

Sık Acıkıyorsanız Nedeni İnsülin Direnci Olabilir!

İnsülin, vücutta pankreasta bulunan langerhans adacıklarının beta-hücreleri tarafından üretilen polipeptid yapıda 6000 dalton ağırlığında bir hormondur.

Besinlerden aldığımız gıdalar içerisindeki nişasta (karbonhidrat) bağırsaklarda enzimler tarafından glukoza dönüştürülür ve bağırsaklardan kana ulaşan glukoz daha sonra hücrelerin içine girer. Bu işlem insülin yardımı ile olur. Hücre içine giren şeker, enerji üretme amacıyla burada kullanılır.

İnsülin yokluğu ya da eksikliğinde glukoz hücre içine giremez ve bundan dolayı kanda yükselir ve bu durum diyabet (şeker hastalığı) olarak adlandırılır.

İnsülinin işlevi bazı sebeplerden dolayı bozulur ve bu bozulmadan dolayı insülin görevini yerine getiremez ya da bazı doğumsal nedenlerden dolayı insülin yoktur ve bu gibi durumlarda kan şekeri yüksekliği, kolesterol değerlerinin bozukluğu, karaciğer yağlanması, kanda ürik asidin yüksekliği,  ve gut hastalığı olarak bilinen bir hastalık riski gibi komplikasyonlar gelişebilir.

İnsülin direnci nedenleri

İnsülin direnci, pankreas tarafından üretilip kan şekeri seviyesini düzenleyen bir hormon olan insülinin etkilerine karşı vücut hücrelerinin bozuk tepki vermesi durumuna verilen addır. Bu direnç, insülin üretiminden reseptörlerine bağlanmasına ve daha sonra postreseptör olaylara kadar herhangi bir aşamada görülebilir.

Kilolu olmaya (obeziteye) bağlı insülin direnci: Hafif insülin direncinin en bilinen nedeni obezitedir ve kilo verme ile bu direnç tekrar düzeltilebilir.

Şeker hastalığına (tip 2 diyabet) bağlı insülin direnci: Tip 2 diyabetis mellitusta, kandaki yüksek glukoz seviyelerinin kısmi nedeni insülin direnci olabileceği gibi, düşük insülin üretimi de olabilir.

Nedeni bilinmeyen insülin direnci: Değişken diyabetli insanlar zaman zaman kan şekerindeki düşüş için aşırı dozlarda insülin gerekliliği duyarlar. Bu tür durumlardaki insülin direncinin nedenleri tam olarak bilinmemektedir.

Yaşam ve beslenme tarzına bağlı insülin direnci: Vücudunda insülin direncine sebep olabilecek herhangi bir bozukluk olmamasına rağmen hareketsiz bir yaşam, beslenme alışkanlıklarındaki bozukluk, yağdan zengin beslenme, çok fazla kilo alma, çok fazla şekerli içecekler (kola, gazoz, meyve suları gibi) nedenlerden dolayı da insülin direnci görülebilir.

İnsülin direncine neden olabilen diğer faktörler

  • Polikistik over sendromu
  • Esansiyel hipertansiyon
  • Yüksek kan kolesterol lipid düzeyleri (dislipidemi)
  • Genetik bozukluğa bağlı anormal insülin
  • Akantozis nigrikans
  • Bazı ilaçların kullanımı (kortikosteroidler, ağız yoluyla kullanılan doğum kontrol ilaçlarından bazıları ve diüretikler gibi) ilaçlar
  • Aterosklerotik kardiyovasküler hastalık gibi durumlar veya hastalıklar insülin direncine neden olabilir veya bu hastalıklar ile birlikte insülin direnci görülebilir.

İnsülin direncinde ortaya çıkan belirtiler ve komplikasyonlar

İnsülin direnci belirtileri, direncin sebep olduğu komplikasyonlara göre değişiklik gösterir.

ilk belirtiler arasında tatlı krizleri, unlu-şekerli ve nişastalı gıdalara düşkünlük, sık acıkma, gece yemeleri, yemeklerden sonra uyuklama, yorgunluk, terleme, kalp çarpıntısı, çabuk sinirlenme halleri, konsantrasyon bozuklukları, unutkanlık, baş ağrısı, uyku apnesi, horlama problemi, cinsel isteksizlik, ödem, cilt değişikliği (özellikle boyun, koltuk altı, kasık ve eklemlerin iç kısmında) gibi belirtiler vardır.

Beslenmede değişiklik olmadığı halde kilo alımı ve kilo verememe, adet düzensizliği ve aşırı tüylenme, tekrarlayan sivilcelenme sorunu, karaciğer yağlanması, gut krizleri, aşırı ve hızlı yemek yeme, çabuk acıkma ve açlık hipoglisemisi atakları gibi belirtiler de görülebilir.

İnsülin direnci birçok klinik tabloya yol açabilir. En sık görülen ve en iyi bilinen formu tip 2 diyabet ve metabolik sendromdur. Uzun süren insülin direnci nedeni ile tip 2 diyabet, kardiyovasküler hastalıklar, hipertansiyon ve bazı malign hastalıklar (meme kanseri, bağırsak kanseri, endometrial kanser gibi) durumlar gelişebilir.

İnsülin direnci teşhisi için hangi testler yapılır?

İnsülin direncini değerlendirmek için birçok tetkik yapılabilir.

  • OGTT (Oral glukoz tolerans testi) nedir? İnsülin direnci olan kişilerde, oral glukoz tolerans testi sırasında, insülin düzeylerinin normalin üzerinde bulunduğu 1960’lı yıllardan bugüne kullanılan bir yöntemdir.
  • İTT (insülin tolerans testi nedir? İnsülinin intravenöz yolla verilmesine takiben lineer olarak azalan glisemi düzeyi, insülin duyarlılığını yansıtır.
  • İnsülin, glukoz ve C-peptid oranlarının ölçümü: Pratik günlük kullanımda, geniş vaka gruplarını içeren toplum çalışmalarında, hastalardan alınan açlık insülin, C-peptid ve glukoz değerlerini birbirleriyle oranlayarak, insülin direnci varlığı hakkında fikir edinilebilir.
  • HOMA-IR (homaostatic model assessment) testi nedir? İnsülin direnci için en sık kullanılan homeostasis model assessment (HOMA-IR) tetkikidir (bu tetkik, fazla kilosu olan, gizli şekerden şüphelenilen kişilerde pankreas bezinin salgıladığı insülin hormonuna karşı bir direnç gelişip gelişmediğini, beta hücrelerinin yeterli işlev görüp görmediğini ölçmek için yapılan bir tetkiktir.
  • OUICK testi nedir? İnsülin direnci için kullanılan diğer bir yöntem ise OUICK (insülin duyarlılık testidir). Bu yöntem insülin duyarlılığını gösterir.  Bu tetkik, açlık plazma glukozu (APG) ve açlık immünoreaktif insülin ölçümleri (AİRİ)’den hesaplanarak yapılır.
  • İVGTT (minimal model) testi nedir? İntravenöz glukoz tolerans testi yapılarak elde edilen glukoz ve insülin (veya C-peptid) değerlerinden glukoz duyarlılığını saptayabilen bir testtir.
  • CIGMA (glukozun sürekli infüzyonu modeli) testi nedir? Hem glukoz intoleransı, insülin rezistansı hem de beta hücrelerinin fonksiyonları hakkında bilgi edinilen bir testtir.
  • HECT (hiperinsülinemik öglisemik klemp testi) nedir? Periferik insülin direncini belirlemede ”altın standart” olarak kabul görmüş bir testtir. Testin temel kuralı, hiperinsülinemik bir ortam yaratarak bu ortamda normoglisemi sağlamak için verilen glukozun kullanım hızını bulmaya dayanır.

Ayrıca insülin direnci teşhisi için yapılan diğer testler arasında trigliserit, trigliserit/HDL kolesterol oranları, ürik asit ölçümü gibi testler de vardır. İnsülin direncine yönelik testler yapılırken, insülin direncinden kaynaklanan ve eşlik eden bozukluklara yönelik diğer tetkiler de yapılabilir.

İnsülin direnci tedavisi

İnsülin direnci tedavisi temelde üç alt başlıkta incelenir.

  • İnsülin direnci için beslenme tedavisi nedir? Beslenme tedavisinin amacı insülin direncini düzeltmek ve bu duruma bağlı gelişebilecek bozuklukları önlemektir. Sigara gibi kötü alışkanlıkları bırakmak da insülin direncini azaltabilir.
  • İnsülin direnci için egzersiz tedavisi nedir? Bedensel aktivitenin arttırılması ve insüline en fazla yanıt veren kas dokusunu, yağ dokusuna göre arttırarak yağ dokusunu azaltmaktır. Fiziksel egzersiz insülin direncinin tedavisinde çok ama çok önemlidir. Düzenli aerobik (yürüme, yüzme, bisiklete binme) ile, anaerobik (kas güçlendirici sporlar) ile  insülin direnci ve buna bağlı gelişebilecek sorunlar hem tedavi edilebilir hem de önlenebilir.
  • İnsülin direnci için ilaç tedavisi nedir? Gerektiğinde ve zamanında uygulanan tıbbi tedavi (insülin direncini azaltan ve dokuların insülin duyarlılığını arttıran ilaç tedavisi) tedavide oldukça önemlidir. İnsülin direncinin ilaç tedavisinde metformin ve tiyazolidindiyon grubu ilaçlar yer almaktadır.

Kardiyovasküler ve metabolik risk faktörlerinin azaltılması için toplumda sağlıklı beslenme eğitimi ve fiziksel aktiviteinin arttırılmasına yönelik teşvikler son derece önemlidir. İnsülin direnci olan kişilerde ve kardivasküler ve metabolik hastalıklar riski taşıyan kişilerde sağlıklı beslenme ve sağlıklı yaşam tarzı ömür boyu sürdürülmelidir.

İnsülin direnci tedavisi ve önlemler

İnsülin direncini azaltmak için beslenme nasıl olmalı?

İnsülin direncini önlemek ve azaltmak için glisemik indeksi düşük bir beslenme şekli önemlidir. Yenilen ve içilen besinlerin glisemik indeksi yükseldikçe, kan şekeri de hızlı bir şekilde yükselmektedir. Bu hızlı yükselişler insülin boşalmalarına ve kanda insülin seviyesinin aşırı artışına yol açmaktadır.

Glisemik indeksi düşük olan besinler ise kan şekerini yavaş yavaş ve daha az oranda yükseltmekte ve glisemik indeksi yüksek gıdalara oranla daha az hormon salgılanmasını sağlamaktadır.

Kan şekerini hızlı ve yüksek oranlarda arttıran karbonhidratlar (glisemik indeksi yüksek besinler) olarak adlandırılırken, kan şekerini daha yavaş ve daha az arttıran besinler de (glisemik indeksi düşük besinler) olarak adlandırılmaktadır.

Glisemik indeksi düşük besinler 

  • Tam tahıllar
  • Baklagiller
  • Sebzeler
  • Kuruyemişler
  • Meyvelerin çoğu (özellikle elma, kuru kayısı, kiraz, greyfurt, kivi, yaş üzüm, mango, portakal, şeftali, erik, armut gibi meyveler)
  • Az yağlı süt ve süt ürünleri gibi besinler glisemik indeksi düşük besinler grubunda olan besinlerdir.

Glisemik indeksi yüksek besinler 

  • Beyaz ekmek
  • Pirinç
  • Hamur işleri (kekler, pastalar, kurabiyeler, börekler, çörekler gibi)
  • Hazır gıdalar (pizza, fast food, ekmek arası yiyecekler ve benzeri)
  • Tatlılar
  • Makarna, mantı gibi yiyecekler
  • Şekerli içecekler
  • Çikolata, bisküvi tarzı yiyecekler gibi besinler glisemik indeksi yüksek olan besinlerdir.

Kısacası, beslenmede hiç bir faydası olmayan ve bu glisemik indeksi yüksek olan yiyecekleri hayatımızdan mümkün olduğunca çıkarmak ya da en ama en aza indirmek insülin direncini önlemek ya da azaltmak için çok ama çok önemlidir, bunun yanı sıra egzersiz ve hareketli yaşam tarzı da ihmal edilmemelidir. Yemeklerin sağlıklı pişirme yöntemleri ile pişirilmesi ve düzenli, dengeli öğünler de yaşam tarzı haline getirilmelidir.

Glisemik indeksi düşük besinler

Benzer sağlık yazıları

Источник: https://www.saglikocagim.net/insulin-nedir/

İnsülin direnci nedir?

Sık Acıkıyorsanız Nedeni İnsülin Direnci Olabilir!

Az yiyor ama kilo veremiyor musunuz? Yeterli yeseniz de çabuk mu acıkıyorsunuz ya da doygunluk hissetmiyor musunuz? Sık sık tatlı yeme isteği de duyabilirsiniz. Tüm bunların sebebi insülin direnci olabilir. İnsülin direnci son yıllarda sık görülen bir rahatsızlık.

İnsülin direnci, Tip 2 diyabetin gelişmesine zemin hazırlayan önemli bir sorundur. Şeker yani glikozu enerji olarak kullanabilmemiz için insülin hormonuna ihtiyaç vardır.

Pankreastan salgılanan ve karaciğer, kas, yağ dokusu gibi dokularda insülin hormonuna karşı duyarsızlık gelişmesi sonucu insülin direnci oluşur.

İnsülin direnci belirtileri

İnsülin direncinin habercisi olan durumlar şunlardır: 

  • Kontrolsüz kilo artışı
  • Kilo vermede zorluk
  • Sık tatlı yeme isteği
  • Yemek sonrası sık acıkma
  • Yorgunluk hissi
  • Bel çevresinin giderek genişlemesi
  • 'Akantozis Nigrikans' denilen özellikle koltuk altı, kasık, boyun bölgelerinde esmerleşme
  • Karaciğerde yağlanma
  • Kadınlarda adet düzensizlikleri.

Bu besinlere dikkat!
Günlük yaşamda özellikle de bazı besinler insülin direncini artırır. Glisemik indeksi yüksek besinleri fazla miktarlarda tüketmek yüksek insülin direnci ve kilo artışına neden olur. İnsülin direnci tespit edilen kişilerin söz konusu glisemik indeksi yüksek olan besinlerden uzak durmaları önerilir. Glisemik indeksi yüksek besinler şunlardır:

  • En çok bilinenleri rafine şekerlerle hazırlananlar; yani hazır meyve suları, şerbetli tatlılar, şekerlemeler
  • Beyaz pirinç ve pirinçle yapılmış dolma, pilav gibi besinler
  • Patates ve patatesle hazırlanmış besinler
  • Beyaz ekmek

Bu besinleri tüketmek kandaki insülin seviyesini hızlı yükselterek insülin direncini artırır. Bu besinleri yemek yerine günde 3 ana öğün ve her öğünden 2 saat sonra ara öğün yapmak daha faydalıdır. Bu sayede insülin hormonu daha dengeli bir şekilde salgılanır.

Ancak insülin direncinin bir kişide olup olmadığının anlaşılması için kan testi yapılması gerekir. İnsülin direncini, en az 8 saatlik açlıktan sonra sabah bakılan kan testi ile tespit etmek son derece kolaydır.

Dolayısıyla takip altına alınan kişiler belirli aralıklarla kontrollere çağrılır.

İnsülin direnci tedavisi mümkün mü?

Mevcut tedavi ve yaşam tarzı değişikliklerinin ne kadar başarılı olduğu laboratuvar ortamında test edilerek gerekli değişiklikler yapılarak tedavi şekillenir. İnsülin direnci tedavisinde önemli olan seçilen ilacın dozunun kişiye uygun şekilde ayarlanabilmesidir. Bu da ancak laboratuvar testleri ile mümkündür.

Ancak kişi tedavi sürecinde insülin direnci kırılmaya başladığında daha az acıktığını, daha az tatlı ve karbonhidrat ihtiyacı olduğunu, kilo kaybının olduğunu, enerjisinin arttığını fark eder. İnsülin direncini doğal yollardan kıran tedavi eden en basit şey düzenli spor yapmaktır.

Çünkü spor, insülin duyarlılığını artırarak insülin direncinin kırılmasına neden olur. Haftada en az 3 saat yapılan düzenli egzersiz insülin direncinin kırılmasını sağlayabilir. Ancak insülin direnci çok yüksek olan kişilerde ilaç tedavisi desteği gerekli olabilir.

İlaç tedavisinde yapılan testlere, yaş, vücut kitle indeksi, var olan diğer hastalıklar, kullanılan ilaçlara göre hekim karar verir, rastgele alınan ilaçlar bazen istenmeyen kötü sonuçlara neden olabilir.

Ortopedik problemler ve kardiyak hastalıklar gibi kişinin spor yapmasına engel olan sağlık sorunları varsa diyet ve ilaç tedavisi bu kişiler için daha önemli hale gelir. Ancak yine de uygun kişilerde, bazı özel komplekslerde uygulanabilen cihaz desteği ile pasif egzersiz programları uygulanabilir.

İnsülin direnci Tip 2 diyabet nedeni
İnsülin direnci durumu, aslında Tip 2 Diyabet hastalığının oluşmaya başladığının ayak sesleri olarak değerlendirilebilir.

Çünkü artık glukozun, insülin direnci nedeniyle kullanımında problemler başlamıştır ve süreç devam ederse kullanılamayan şeker; kanda yükselmeye başlar ve diyabet oluşur. İnsülin direnci tedavi edilmezse özellikle bel çevresinde yağlanma artışı, obeziteye neden olur.

Ayrıca yapılan çalışmalarda insülin direncinin hipertansiyon, kolesterol yüksekliği ve koroner kalp hastalıkları ile de ilişkili olduğu gösterilmiştir.

Vücuttaki yağ dokusunun artması, insülin direncini arttıran, aynı zamanda insülin direnci arttıkça yağ dokusunu arttıran kısır bir döngüdür. Bu nedenle yağ dokusu fazla kişilerde insülin direnci varlığı mutlaka araştırılmalıdır.

Video: İnsülin direnci nedir ve neden önemlidir?

İlginizi çekebilir

Glisemik indeks nedir?

Şeker hastalarına 7 kritik uyarı

Çabuk acıkmanızı engelleyen besinler

Diyabetin sinyalleri

Paylaş

Источник: https://www.acibadem.com.tr/Hayat/Bilgi/insulin-direnci-nedir

Gelişmekte olan ülkelerde giderek tehdit haline gelen Diyabet, hipertansiyon ve kalp damar hastalıkları ile baş etmenin ve önlenmesi için kesinlikle insülin direncinin farkında olunmalıdır. Bunun için ilk önce İnsülin hakkında temel bilgiler ve geniş bilgilerle dolu geniş bir yazı hazırladık.

Bu yazımızda İnsülin direnci nedir? Daha çok kimlerde görülür? İnsülin direnci nasıl oluşur? İnsülin direnci nasıl anlaşılır? İnsülin direnci tedavi edilemez ya da geç fark edilirse hasta ne gibi sorunlar yaşar? İnsülin direnci olan kişilerde hangi şikayetler görülür? sorularının cevabını uzman görüşleriyle vermeye çalışacağız.

İnsülin direncini tek başına bir hastalık olarak değil de, birçok hastalık için zemin oluşturan bir durum olarak düşünmemiz gerekir.

Buna sebep olan faktörler arasında, genetik yapımız ve yaşlanma gibi değiştiremeyeceğimiz durumlar kadar büyük ölçüde taşıdığımız kilo, yaşam tarzı ve beslenmemizle ilişkili olarak, değiştirilebilecek faktörlere de bağlı ortaya çıkan bir durum olduğunu unutmamalıyız

İnsülin hakkında Endokrinoloji, Diyabet ve Metabolizma uzmanlarından Dr. Tahir Haytoğlu’nun bilgilerinden faydalanacağız.

İnsülin direnci nedir? Daha çok kimlerde görülür?

Bedenimizde glikoz yani kan şekeri, enerji birimidir. Yemek yeme, memeli canlıların fizyolojik olarak iki sebepten ötürü yaptıkları bir eylemdir: Birincisi vücudun kendini yenilemesi için gerekli yapı taşlarını almak (protein ve bazı yağlar), ikincisi ise enerji ihtiyacını karşılamak (karbonhidratlar ve bazı yağlar).

Yemek yenildikten sonra karbonhidratlar (nişastalı gıdalar) bağırsaklarda parçalanır ve emilir. Karaciğere gelen karbonhidratlar enerji birimi olan glikoza çevrilerek kana verilir. Glikoz kanda dolaşmaya başlar. Bu esnada pankreas glikozun hücre içine girmesini sağlayan insülin hormonunu salgılar. İnsülinin görevleri başlar.

İnsülin hücrenin kapısını açar, glukoz hücre içine girer. Bu sistemde bir problem varsa ve glikoz hücre içine giremeyip
damarlarda birikirse ölçüm yüksek çıkar, böylelikle diyabet teşhis edilir.

İki tip diyabet vardır: Tip 1 ve Tip 2 diyabet

Tip 1 diyabette problem insülin üretilememesidir. İnsülin yoksa kapı açılmaz, glikoz hücre içine giremez. Hastaların insülini dışarıdan alması zorunluluğu vardır. Tip 2 diyabette ise problem daha karmaşıktır. Asıl mesele insülin üretilememesi değil, insüline karşı hücrelerde bir direnç olması, hücrelerin insülini algılayamamasıdır.

Bu durumda insülin direnci, diyabet gelişmeden çok çok önce kişide vardır. Beden bunu düzenlemek için daha çok in-
sülin salgılayarak glikozu hücre içine sokmaya çalışır ve bunu başarır. Pankreas normalin bir kaç misli insülin salgılayıp glikozun damarlarda birikmesini yıllarca önleyebilir.

Ancak zaman içinde pankreas bir anlamda yorulur. İnsülin direncini kıracak miktarda insülin salgılayamadığı zaman, glikoz damarlarda birikmeye başlar ve diyabet teşhis edilir.

İnsülin direnci veya insüline duyarlılık derecesi daha çok genetik yapıyla belirlenmiştir. Ancak yaş ilerledikçe insülin duyarlılığı azalır, bir diğer deyişle direnç artar. Aynı zamanda kilo aldıkça ve vücutta yağlanma arttıkça, özellikle karın ve gövdede biriken yağlanma ile insülin direnci daha da artar.

Hareketsiz bir yaşam yine insülin direncini artıran bir faktördür.

İnsülin direnci nasıl oluşur ve nasıl anlaşılır?

İnsülin direncinin gelişiminde genetik yapımız kadar yaşam tarzı, beslenme alışkanlıkları ve yaşın da önemli rolü vardır. Genetik yatkınlığımız konusunda ailede Tip 2 diyabet öyküsü varsa (özellikle birinci derecede akrabalarda – anne, baba veya kardeşler) kendimizi risk altında kabul edebiliriz.

Hareketsiz bir yaşam tarzı, oturarak masa başı işlerde çalışma, egzersiz alışkanlığının olmaması önemli risk faktörlerin-
dendir.

Beslenme alışkanlığı olarak, aşırı miktarda basit karbonhidrat tüketimi (şekerli gıdalar –tatlılar, hamur işleri– ekmek, pirinç, patates ve makarna gibi), gün içinde uzun açlık dönemleri bırakarak yemek yenildiğinde fazla miktarda yenilmesi, insülin direnci için yine riski artıran bir durumdur.

Yaş ilerledikçe, özellikle 40 yaş sonrasında yıllık rutin tetkiklerde glikoz bakılması, enerji metabolizmasında aksayan bir durum olup olmadığının ve daha ileri tetkiklere ihtiyaç duyulup duyulmadığının değerlendirilmesi için son derece önemlidir.

İnsülin direnci tedavi edilemez ya da geç fark edilirse hasta ne gibi sorunlar yaşar?

İnsülin direnci kontrol altına alınmadığı zaman, kişide Tip 2 diyabet gelişme riski zamanla orantılı olarak yükselir.

Ayrıca damarlarda esnekliğin azalmasına ve bunun sonucunda hipertansiyona yol açabilir. İnsülin direnci sıklıkla lipid metabolizması bozukluğuyla beraber seyrettiğinden, kişide kalp krizi ve felç gibi kalp damar hastalıklarının gelişme riski de daha yüksektir.

Ayrıca insülin direnci karaciğerde yağlanmaya sebep olup bu durum 10-20 yıl sonra kişide siroz gelişimine sebep olabilir. Kadınlarda insülin direnci genç yaşlarda adet düzensizliğinde ve polikistik over sendromunun oluşmasında rol oynayıp üreme fonksiyonlarının azalmasına sebep olabilir.

Genel olarak vücudumuzda bütün organların insülin direncinden etkilendiğini söyleyebiliriz.

İnsülin direnci şikayetleri nelerdir?

İnsülin direnci olan kişiler genelde kilo almaya yatkınlığı olan, çabuk acıkan, açlığa tahammülsüzlüğü olan, kilo vermekte zorlanan kişilerdir. Karbonhidrat içeriği yüksek bir yemek sonrasında ağırlık çökmesi, uyku hali, yemekten 2 yada 3 saat geçince aşırı acıkma hissi ile beraber tatlı yeme arayışının olması sıklıkla görülür.

Yemek yenilmezse kişide el ayak çekilmesi, el titremesi, fenalık baygınlık hissi ve soğuk terleme gibi reaktif hipoglisemi belirtileri de insülin direnciyle beraber görülen şeker ve insülin değerlerinde dalgalanmanın sonucudur.

Kimlerde insülin direnci riski fazladır?İnsülin direncini artıran ilaçlar ve hastalıklar nelerdir?

İnsülin direnci (insulin resistance) riski, ailesinde diyabet ve kalp damar hastalıkları olan kişilerde daha fazladır. Ayrıca kişinin ne kadar kilo fazlalığı varsa, o kadar insülin direnci açısından da riski artar.

Hareketsiz yaşam tarzı ve egzersiz yapılmaması, aşırı tatlı, hamur işi tüketilmesi ve yaşlanma, riski oluşturan diğer sebeplerdir.

İnsülin direncini artıran bazı hastalıklar ve bazı ilaçlar da olabilir. Kişide Cushing sendromu adı verilen kortizol hormonunun fazlalığı durumunun olması ve tiroit hormon eksikliği (hipotiroit) insülin direnci yapabilir.

Ayrıca hipofizin ender görülen büyüme hormonu fazlalığına (akromegali) veya prolaktin hormonu fazlalığına (prolaktinom) yol açan durumlar da insülin direncine sebep olurlar.

İlaçlar arasında kişinin romatizma veya astım gibi sebeplerden uzun süreli kortizol içeren ilaçlar alması insülin direncini artırır.

Ayrıca (psikiyatri tedavisinde kullanılan) bazı anti-psikotik ilaçlar insülin direncini artırabilir. Bazı doğum kontrol hapları, glikozamin içeren eklem problemi için kullanılan ilaçlar insülin direncine etki edebilirler.

Bu tür ilaçların kullanımı gerekliyse, hastanın doktoruyla yakın takipte olması, insülin direncini artırabilecek diğer faktörleri (beslenme ve yaşam tarzıyla ilgili) azaltmaya çalışması ve tetkikler yapılarak insülin direncini azaltacak şekilde ilaç alması gerekebilir.

Günümüzde, özellikle gelişmekte olan ülkelerde hızla artan diyabet, hipertansiyon ve kalp damar hastalıkları gibi kronik hastalıkların önlenmesi için insülin direncinin farkında olmak, bununla ilgili önlemler alarak sağlıklı bir yaşam sürmeye çalışmak gerekir.

İnsülin direnci kontrol altına alınmadığı zaman, kişide Tip 2 diyabet gelişme riski zamanla orantılı olarak yükselir.

Ayrıca damarlarda esnekliğin azalmasına ve bunun sonucunda hipertansiyona yol açabilir.

Ayrıca Bakınız

Источник: https://www.gelgez.net/insulin-direnci-nedir/

İnsülin Direnci Nedir?

Sık Acıkıyorsanız Nedeni İnsülin Direnci Olabilir!

‘’Çok az yemek yememe rağmen bir türlü kilo veremiyorum”

“Su içsem yaradığını hissediyorum”

Bu şikayetler şeker hastalığı yani diyabet başta olmak üzere pek çok ciddi sağlık sorununa neden olabilen insülin direncine işaret ediyor olabilir. Memorial Sağlık Grubu Endokrinoloji Bölümü Uzmanları, insülin direnci ve tedavisi hakkında bilgi verdi.

İnsülin direncini tanımlamadan önce insülinden bahsedelim. Pankreastan salgılanan şeker metabolizmasını düzenleyen bir hormondur. İnsülin bu düzenlemeyi yaparken “insülin reseptörü” adı verilen bir yapıya bağlanır ve aktive olur. Bu reseptör, çeşitli nedenlerle insülinin bağlanmasına izin vermez ise; insülin kanda yeterli miktarda olduğu halde görev yapmıyormuş izlenimi verir.

İnsülin direnci, vücuttaki şekeri kontrol etmek için salgılanan insülinin etkisini göstermesindeki zorluk olarak tanımlanabilir.

Normal şartlarda vücut şekeri 1 ünite insülin ile kontrol altına alabiliyorken insülin direnci olan hastalarda vücut 2-3 ünite insülin salgılamak durumunda kalır.

  İnsülin direnci arttıkça, şeker kontrolünü sağlamak için insülin de artmış olur. Bu da vücutta gereğinden fazla insülin salgılanması anlamına gelir.

Tüm dünyada ve ülkemizde giderek artan obezite ve diyabet görülme sıklığı, “insülin direnci” olarak adlandırılan metabolik sorunu da beraberinde getiriyor.

Vücuttaki yağ oranının artması insülin direncine, insülin direnci de vücuttaki yağ oranının artmasına yani obeziteye neden oluyor.

Protein metabolizması, üreme ve bağışıklık gibi birçok sistemi etkileyen insülin direncinin tedavi edilebilmesi için öncelikle beslenme ve egzersiz alışkanlıklarının gözden geçirilmesi gerekiyor.

İnsülin direnci insülinin vücutta depolanmasına neden olduğu için kilo alımına, karaciğer yağlanmasına, kalp ve damar hastalıklarına neden olabilir. İnsülin direnci sorunu olanlar spor yapıp dengeli beslenseler dahi kilo vermekte zorlanırlar.

Çünkü fazlasıyla salgılanan insülin, alınan gıdaların yağ olarak depolanmasına neden olur. Giderek daha çok salgılanmak zorunda kalınan insülin zaman içinde pankreası yorar.

İnsülin direnci  zamanla pankreas yetmezliği ve diyabet hastalığına kadar gidebilen ciddi bir tablo karşımıza çıkabilir.

İnsülin direncinde beslenmenin yeri çok önemlidir. İlk çağlardan günümüze besine ulaşmamız her geçen yüzyıl daha kolaylaşmış ve buna ters orantılı olarak ulaşılan besinlerin kalori değerleri de her geçen yüzyıl artmıştır.

Teknolojideki bu ilerleme çalışma şekillerinin daha çok ofis ortamında, bilgisayar odaklı olmasına neden olmuştur. Ofis ortamında hareketsizlik ve fast food tüketimi çalışanları obezite ile karşı karşıya getirmektedir.

Bol kalorili besinleri hızla tüketme zorunluluğu, hareket azlığı ile birleşince bel çevresi yağlanmasını kaçınılmaz hale getirmekte; bu da insülin direnci sendromunun başlamasına neden olmaktadır.

İnsülin Direnci Belirtileri

İnsülin direnci, insülinin dolaşımda bulunmasına rağmen glikoz, yağ ve protein metabolizmasındaki biyolojik etkilerini gösterememesidir.

Dokularda insülinin aracı olduğu glikoz kullanımının azalması ve karaciğerde glukoz yapımının artması ile ortaya çıkan metabolik bozulma, insülin direncinin temelini oluşturmaktadır. İnsülin direnci, tip 2 diyabet, hipertansiyon, lipid yüksekliği, polikistik over sendromuna eşlik eder.

İnsülin direnci ile ilişkili metabolik durumun değerlendirilmesinde, açlık ve tokluk kan şekeri, HbA1c değerleri bakılmalıdır. Gerekli durumlarda şeker yükleme  testi (oral glikoz tolerans testi)  yapılabilir.

İnsülin direncine sahip, metabolik sendrom taşıyan hastaların bel çevreleri önemlidir.

Bel çevresi kadınlarda 80cm, erkeklerde 94cm üzerinde olan bireylerde;

  • Açlık kan şekeri 100mg/dl’den yüksekliği
  • Kan basıncı 130-85mmhg üzeri veya hipertansiyon tanısı ile antihipertansif ilaç kullanımı
  • Trigliserid düzeyi 150mg/dl’nin üzeri veya HDL-kolesterol(iyi kolesterol) kadınlarda 50mg/dl erkeklerde 40mg/dl’den düşüklüğü gibi kriterlerinden en az ikisi mevcut ise insülin direnci varlığı kabul edilerek değerlendirme yapılmaktadır.

İnsülin direnci veya tip 2 diyabeti olan kişilerin yakınlarında genetik faktörlerin etkisi ile insülin direnci daha sık görülmektedir. Ayrıca hareketsiz yaşam, fazla kalorili beslenme gibi faktörler de insülin direnci gelişimine yol açmaktadır. Kas, yağ doku ve karaciğer etkilenen dokulardır.

İnsülin direncinin belirtilerini;

  • Ağır bir yemek sonrası, şekerli bir gıda yedikten sonra gereğinden fazla bir ağırlık hissi, uyku hali oluşması;
  • Yemekten sonra şekerin kontrolsüz olarak düşmeye başlamasıyla el titremesi, terleme,
  • Mide kazınması şikayetleri;
  • Kilo almanın kontrol edilememesi
  • Sık tatlı yeme isteği
  • Yorgunluk hissi
  • Bel çevresinin giderek genişlemesi
  • 'Akantozis Nigrikans' denilen özellikle koltuk altı, kasık, boyun bölgelerinde esmerleşme
  • Karaciğerde yağlanma
  • Kadınlarda adet düzensizlikleri olarak sıralanabilir. İnsülin direnci belirtilerini fark eder etmez mutlaka bir endokrinoloji ya da dahiliye uzmanına başvurulmalıdır.

İnsülin Direnci Nasıl Hesaplanır?

İnsülin direnci diyabet, kalp hastalıkları ve metabolik sendrom gibi pek çok önemli hastalığa neden olmaktadır.  Metabolik sendrom, insülin direnci, kan insülin yüksekliği, şişmanlık, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği ve koroner damarlarda tıkanıklık gibi çok ciddi problemlerle birlikte seyreder.

Aynı zamanda insülin direnci genç kadınlarda polikistik over sendromu gibi sağlık sorunlarına da neden olabilir. İnsülin direncinin kiloyla ilişkisi ise tam bir kısır döngü olarak tanımlanmaktadır. “Yağlanma ve kilo artışı = İnsülin direnci = Yağlanma”.

Bu kısır döngüden kurtulmanın kolay bir yolu ise insülin direncinin tam donanımlı bir hastanede ölçtürülmesi ve uzmanlarca kontrol altına alınmasıdır. Ülkemizde insülin direncinin neden olduğu metabolik sendrom ile ilgili  “Metsar” adı altında bir çalışma yapılmıştır.

4 bin kişinin üstünde bir grup üzerinde yapılan araştırma sonucunda ülkemizde metabolik sendrom oranının %33 olduğu saptanmıştır. Bu çalışma sonucunda asıl önemli olan metabolik sendrom hastalığı olanların birçoğunun hastalığının farkında olmamasıdır.

Bu çalışmadaki ilginç verilerden bazıları ise şöyle;

  • Türk toplumu %31.3 oranında sigara kullanmaktadır.
  • Toplumdaki 20 yaş üstü kişilerin %27.6 kadarının şekeri yüksek fakat maalesef bu kişiler bunun farkında değil. Bu kişiler diyabet riski altındalar ve bunların insülin direnci tedavisi almaları gereklidir.
  • Türk kadınlarının %54.8 kadarı şişman ve bu nedenle kalp krizi ve diyabet açısından risk altındadır.

Bu sonuçlar insülin direncinin ne derece önemli ve ilerleyici bir hastalık olduğunu göstermektedir. Ülkemizde insülin direnci ve buna bağlı olarak; şişmanlık, diyabet ve kalp krizleri gün geçtikçe artacaktır. Bize düşen görev iş işten geçmeden kontrollerimizi yaptırıp önlemleri önceden almaktır.

İnsülin Direnci Testi

Kişi insülin direncinin olup olmadığını günlük rutinini sorgulayarak da anlayabilir. Buna göre bireyin kendinize sorması gereken sorular şunlar;

  • Abur cubur diye adlandırılan; çerez, cips, patlamış mısır besinleri tüketiyor muyum?
  • Tansiyonum 140-90 üzerine çıkıyor mu?
  • Düzenli spor veya egzersize rağmen kilo vermemde problem oluyor mu?
  • Bel kalınlığım fazla mı? (Bel çevresinde yağ birikimi var mı?)
  • Ailemde; diyabet veya kalp hastası, tansiyon yüksekliği, polikistik over hastası ve şişman birey var mı?
  • Yemek sonra konsantrasyon güçlüğü, dengesizlik ve baş ağrısı yaşıyor uyum?
  • Kolesterol yüksekliğim var mı?
  • Ani olarak şeker ve hamur işi yeme ihtiyacım oluyor mu?
  • Her yemekten sonra yorgunluk ve uyku hali hissediyor muyum?
  • Açlık kan şekerimde yükseklik tespit edildi mi?
  • Haftada 2 kereden az mı egzersiz yapıyorum?

Test Sonuçları

Yukarıdaki sorulara verilen EVET yanıtlarının sayısına göre kişideki insülin direnci riski konusunda değerlendirme yapılmaktadır.


İnsülin Direnci Tedavisi

İnsülin direnci tedavisinde öncelikli adım, yaşam tarzı değişiklikleridir. Tıbbi beslenme tedavisi, egzersiz ve hareketin artırılması, uyku düzeninin sağlanması ve sürdürülebilir olması önemlidir. İnsülin direnci tedavisinde tıbbi beslenme tedavisi; bireyin yaşı, cinsiyeti, fiziksel aktivite ve yaşam şekline göre kişiye özgün olarak belirlenir.

  • İnsülin direnci diyeti tüm besin ögelerini yeterli ve dengeli bir şekilde içermelidir.
  • Kısa dönem şok programlar uygulanmamalıdır.
  • Vücut ağırlığının 6 ayda yaklaşık %5-10’unun azaltılması hedeflenmelidir. Bireyin günlük mevcut kalori alımı hesaplanmalı ve ortalama 400-600 kcal azaltılmalıdır.
  • Haftalık 0.5-1kg ağırlık kaybı hedeflenmelidir.
  • Sürdürülebilir, uygulanabilir ve lezzetli bir program hazırlanmalıdır.
  • Dengeli beslenme programı 4-6 öğünden oluşmalıdır. Sık aralıklarla beslenme bir sonraki öğünde fazla yemeyi önler.
  • Günlük protein alımı toplam kalorinin %20-35’ini oluşturmalıdır. Proteinin yeterli miktarda alınması tokluk hissi ve yağsız vücut kitlesini koruması açısından önemlidir.
  • Günlük kalorinin %25-35’i de yağlardan alınmalıdır.
  • Yağda eriyen vitaminlerin emilimi( A, D, E, K) olumsuz etkilenebileceğinden yağ oranı çok azaltılmamalıdır.
  • Günlük kalorinin %50-65’i de karbonhidratlardan alınmalıdır.
  • Basit karbonhidratlar yerine(şeker gibi), kompleks karbonhidratlar (tam tahıl ürünleri, baklagiller) tercih edilmelidir.

Yaşam tarzı değişikliğini uygulayamayan veya yarar görmeyen hastalara bazı ilaçlarla tedavi önerilebilir. İştah ve hafif kilo kaybı etkisi gösterir. Metformin özellikle HbA1c % 5.7-6.4 arasındaki açlık ve/veya tokluk kan şekeri normal sınırın üzerinde olan, gebelik diyabeti öyküsü bulunan, vücut kitle indeksi 35’ten büyük hastalarda diyabet gelişme riskini %30 azaltmaktadır.

İnsülin direnci tedavisinde öncelikle bir kan testi yapılarak direnç seviyesi ölçülür. Direncin yüksek olduğu kişilerde 2-3 ay ya da en fazla 6 aylık tedavilerle seviye normale döndürülebilir.

İnsülin direnci seviyesi normale döndüğünde de kilo vermenin önündeki engeller kalkmış olur. Dolayısıyla hastaların hızla iştahları kesilir ve kilo verir.

Buna ek olarak da kalp hastalığı, kanser tiplerine yatkınlık ve şeker hastalığı da önlenmiş olur.

İnsülin direnci tedavisinde ilaçların da rolü büyüktür. Sağlıklı bir beslenme ve egzersiz programı ile birlikte gerekli ilaçlar kullanıldığı zaman kişi kilo vermeye başlar.

İnsülin direncini önleyen ilaçlar şeker tedavisinde de kullanılan ilaçlardır ve 2-3 ay içinde insülin direnci kontrol altına alınıp, seviyesi tamamen normale getirildikten sonra ilaç tedavisi sonlandırılır.

Böylece kilo alımı, aşırı yağlanma, damar yağlanmaları, ateroskleroz yani damar sertliği, kalp damar hastalığı riskleri, karaciğer yağlanması riski, özellikle risk altındaki insanlardaki diyabet hastalığına doğru gidişat tamamen engellenmiş olur.

Özellikle şeker hastalığı riski taşıyan hastalarda insülin direnci tespit edilip, doğru tedavi uygulandığında hastalık hiç başlamadan önlenmiş olur. Bu nedenle insülin direnci zamanında tedavi edildiğinde şeker hastalığı riskini ortadan kaldırmak mümkündür.

İnsülin direnci tedavisinde bir başka yaklaşım da insülin fazlalığının sadece dışarıdan insülin verilmesi ile değil Tip 2 diyabetik hastaların tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar ile de teşvik edilmesidir. Bu nedenle tedavi tümüyle ele alınmalıdır.

İnsülin direnci tedavisi doğru ve yeterli beslenme planı, kişinin günlük yaşamı ile uyumlu hale getirilmelidir. Aksi takdirde tedavinin tümüyle kontrolsüz gitmesine neden olabilir.

Mümkün olduğu kadar öğünlerde rafine karbonhidrat kısıtlanmalı, yeterli kalori alımı kilo kontrolü hedeflenerek sağlanmalıdır. Beslenmenin şekli ve gıdaların hazırlanması da çok önemlidir.

Yemekler yavaş, çok çiğnenerek, doyma hedeflenmeden yenilmelidir.

İnsülin direnci ve diyabet tedavisinde egzersiz ve beslenme ile ilaç tedavisinin zamanlaması oldukça önemlidir. Her hastanın bir sporcu gibi davranmasını beklemek ve onu bu konuda zorlamak doğru değildir. Yeterli düzeyde egzersizi en uygun dönemde yapmaya teşvik etmek gerekir.

Komplikasyonlar mutlaka değerlendirildikten sonra egzersiz planlaması yapılmalıdır. Yemeklerden sonraki ilk 30-60 dakika içinde oturma ve çay içme alışkanlığından vazgeçilmelidir.  Bu dönemlerde 10-15 dakikalık yürüyüşler ya da sofra toplama gibi hareketler yapılması daha doğrudur.

Hiç vakit kaybetmeden online hastane randevusu alabilir ve insülin direncinizin olup olmadığını kontrol ettirebilirsiniz. 

Güncellenme Tarihi: 22 Kasım 2018Yayınlanma Tarihi: 22 Aralık 2016

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/insulin-direnci-nedir/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.