Silikon ve Dolgu Öncesinde Alerji Testi Yaptırın

içerik

Dolgu

Silikon ve Dolgu  Öncesinde Alerji Testi Yaptırın

Yaşlanma ile birlikte, yüzümüzde ince ve derin kırışıklıklar, sarkmalar oluşur. Bunun sebepleri arasında, yer çekimi etkisi, güneş ışınları, ultraviole, her gün yüzlerce kez yaptığımız gülme, kaş çatma, gözlerimizi kısma gibi mimik hareketlerimiz ve sigara gibi olumsuz dış etkenlere maruz kalmak sayılabilir.

Zamanla deri içinde var olan ve cildimizin daha diri, genç görünmesine neden olan hyaluronik asit gibi maddelerde de azalma meydana gelir.

Bunun sonucunda dudak çevremizde, ağız çevremizde, göz kenarlarımızda (kaz ayağı), alnımızda ve her iki burun kanadından ağız köşelerine inen (nazolabial oluk) derin veya ince kırışıklıklar oluşur.

Dolgu malzemeleri nelerdir?

Yüzümüzde sarkma sonucu oluşan çizgilerin ve derin kırışıklıkların, yaşlanmaya bağlı oluşan çökmelerin (göz altında, yanaklarda vb.

), ciltteki bazı çukur bölgelerin (yara izi, sivilce izleri gibi) doldurulması ve dolgunluk sağlanması; bazen de kontür düzeltilmesi (dudakların daha canlı kıvrımlı ve dolgun görünmesi gibi) amacıyla cilt altında kullanılan malzemelere dolgu malzemeleri denir. Bunlar, çok çeşitli kimyasal maddelerden üretilen ve piyasaya sunulan ürünlerdir.

Fakat yabancı maddelerin vücut içine enjekte edilmesi pek çok sakınca doğurabileceğinden, birkaç çok güvenilir ürün dışında (hyalüronik asit türevleri gibi) tercih edilmezler.

Artefill (artecoll), FDA onaylı, kollajen içinde polymethylmethacrylate (PMMA) süspansiyonu olan bir dolgu maddesi ; Sculptra içinde poly-L-lactic acid bulunduran, FDA onaylı, uzun süreli etkili bir dolgu maddesi; Radiesse, içinde aktif dolgu maddesi olarak calcium hydroxylapatite bulunduran ve yine FDA onaylı , günümüzde kullanılan güvenilir dolgu malzemelerindendir.

Bu dolgu malzemelerine ek olarak Cosmoderm, (anestezik madde içeren bio mühendislik ürünü insan kollagen dokusu); Evolence, (domuz tendonlarından elde edilen kollajen dolgusu); sığır kollajeni içeren Zyderm ve Zyplast gibi biolojik kökenli dolgu malzemeleri var ama bu ürünler ülkemizde şu anda kullanılmamakta.

Dolgu malzemeleri sadece yüz için mi kullanılır?

Genellikle yüzde kontur sağlamak için kullanılır. Dudak kıvrımlarının ve çene uçunun belirginleştirilmesi, alın bombeliğinin arttırılması, elmacık kemiklerinin dolgunlaştırılması için biyolojik, geçici, yarı kalıcı ve kalıcı dolgu malzemeleri kullanılabilir.

Dolgu malzemelerinin kullanım alanları her ne kadar daha çok yüz çevresi de olsa, vücutta meme ve kalça büyütme/şekillendirme amacıyla kullanımları son yıllarda artmıştır fakat güvenilirlikleri tartışmalıdır.

Ayrıca akne skarlarının iyileştirilmesi, çöküntülerin giderilmesi, selülit gamzelerinin ve vücuttaki bazı izlerin daha azaltılması için dolgu malzemeleri kullanılmakta.

Dolgu malzemelerinin kullanılması için bir yaş sınır var mı ?

Kozmetik amaçlı dolgu kullanımı 18 alt yaş sınır ile sınırlandırılmıştır. Bu yaş altındaki kişilere estetik amaçlı dolgu maddeleri uygulamamak gerekir.

Dolgu maddeleri genel olarak nasıl sınıflandırılır?

Dolgu maddeleri vücuttan elde edilenler (yağ, doku kokteyli, kıkırdak dokusu gibi) ve yabancı maddeler olmak üzere genel olarak ikiye ayrılabilir. Yabancı maddeler kalıcı ve etkinliği geçici olmak üzere ikiye ayrılabilir.

Enjekte edilebilen ve geçici olanlar arasında dikiş materyalleri (poly-L-lactic acid) jelatin tozu, sığır kollajeni (zyderm, zyplast), polymethylmethacrylate (PMMA), hyaluronik asit sayılabilir. Bunların vücutta kalıcılık süreleri birbirinden çok farklıdır.

Bir de kalıcı implant dolguları var ki bunlar silikon parçacıkları bulunan dolgu materyalleri, gore tex ve solid silikondur; burun, dudak içine cerrahi yapılarak yerleştirilebilir ve kalıcı etki sağlar.

Vücuda yabancı maddeler olduğundan reddedilme ve enfeksiyon riskleri çok daha yüksektir ve asla tercih edilmemelidir.

Bu maddelerin tümü güvenli olarak kullanılabilir mi?

Hayır. Sıvı silikon enjeksiyonlarından sonra aşırı derecede alerjik reaksiyonlar, doku deformasyonları görülmekte ve damar içine karışarak ölüme sebebiyet verdiği bilinmektedir. Ciltte harabiyet ve yara açılmasına neden olabilmektedir. Bu nedenle silikon enjeksiyonları artık kullanılmamaktadır.

Silikon parçacıkları olan enjeksiyonlardan sonra suni bir görünüm oluşmakta ve cilt altında şekil bozuklukları oluşabilmektedir.

Diğer sentetik dolgu malzemeleri, uygulandıktan sonra enfeksiyona ya da oluşturduğu alerjik reaksiyona bağlı olarak kalıcı doku hasarı, deformasyon ve ciltte renk değişiklerine yol açabilir bu yüzden de dudak için kullanılan solid silikon protezlerden yada burun şekillendirmek için kullanılan gore tex maddesinden uzak duruyoruz.

Meme ve kalça büyütmede kullanılan Aquafilling dolgu maddesi güvenli midir?

Enjekte edilebilenpoliakrilamid hidrojel içeren bu dolgu maddesi, hidrofilik yani su tutucu özelliğe sahiptir ve üretildiği form ve konsantrasyona göre, hacminin 3-400 hatta  bazı yayınlara göre 800 katı sıvıyı çekerek hacim/dolgu sağlar. Bu madenin klinik araştırmaları henüz tam olarak tamamlanmamıştır ve FDA onayı yoktur.

Memedeki büyütme amaçlı kullanımlarında, memeye çok fazla hacim gerekli değilse ve hafif dolgunluk gerekiyorsa bu madde kullanılabilir. 250-300 cc kadar hacim artışı isteyen memelerde kesinlikle silikon protezler tercih edilmeli.

Meme dokusunda hangi reaksiyonları başlatabileceği bilinmeyen, kanser oluşumunu tetikleme tehsi bile olabilen ve tam olarak araştırılmamış bu maddelerin kullanımından şimdilik kaçınmak yada kısıtlı kullanmak gerek.

Hangi dolgu maddelerine karşı alerji olabilir?

Hyaluronik asit, polimetil metakrilat, poli L laktik asit, kalsiyum hidroksi apatit günümüzde sık ve güvenle kullanılan ana dolgu malzemeleridir. Bunların alerji oluşturma riski yok denecek kadar azdır. Genel olarak alerji oluşturabilecek olanlar, hayvan dokularından elde edilen dolgulardır.

Sığır kollejeni vücutta bir alerjik yanıt oluşturup vücut tarafından 3. haftada reddedilerek atılır. Bu reaksiyonlar sonucunda çevre dokularda şişlik oluşur ve bu şişlik hem dolgunluk sağlar hem de ciltteki kırışıklıkların 1-2 ay düzelmesine neden olur. Yani kollejen vücuda verildikten sonra yabancı bir doku gibi vücuttan reddedilip tamamiyle atılmaktadır.

Vücuda uygulanmadan önce mutlaka kollajen alerji testi yapılmalıdır. En önemli dezavantajı bazı kişilerde ciddi alerjik reaksiyon oluşturması ve enjekte edildikten 2-3 ay sonra tamamiyle yok olmasıdır.

Alerji testleri yapılmadan uygulanan vakalarda bağışıklık sisteminin aşırı tepkisi ile vücutta çok önemli ve hayati sonuçlar doğurabilecek reaksiyonlar gelişebilir. Bu yüzden sığır kollejeni kullanımı günümüzde kısıtlanmıştır.

Hyaluronik asit dolgu maddesi nedir?

Berrak, şeffaf bir jel şeklinde olan bu dolgu malzemesi, normalde vücutta bulunan hyaluronik asit maddesinin bioteknolojik yöntemlerle mikroorganizmalar tarafından üretilmesi ve eksikliğinde vücuda takviye gibi verilmesidir.

Hyaluronik asit normalde tüm canlıların (bitkilerde, hayvanlarda ve insanlarda) bağ dokularında, kollajen lifleri arasında bulunan ve cilde dolgunluk, parlaklık ve pürüzsüzlük kazandıran polisakkarit yapıda bir bağ doku elemanıdır.

Hyaluronik asitin zamanla cilt yapısı içersinde yok olması, cildin yaşlanmasındaki en önemli etkenlerden birisidir ve cildin solmasına, kırışmasına, ince ince çizgilenmesine neden olur. Bu dolgu malzemesinin cilde enjeksiyonuyla cildin parlaklığı, dolgunluğu ve elastikiyeti tekrar yerine gelir.

Bu dolgu malzemesi hangi bölgelerde uygulanır?

Dolgu malzemeleri, iki kaş arasındaki kaş çatma çizgilerinde, göz dış kenarında oluşan kaz ayağı deformitelerinde, her iki burun kanadından ağız kenarına uzanan nazolabial katlantılarda , ağız etrafındaki ince kırışıklıklarda ve ağız köşelerinden aşağı doğru uzanan çizgilenmelerde, dudak kıvrımının belirginleştirilmesi ve dudağın kalınlaştırılmasında, dekolte bölgesinde, boyun ve el sırtındaki çizgilenmelerde kullanılmaktadır. İnce kırışıklıkların ve katlantıların bulunduğu bölgelerde cilt içine enjekte edilerek bu bölgelerin düzgünleşmesi ve dolgunluğu sağlanmaktadır.

Hyaluronik asit uygulamaları nerede yapılır, ne kadar sürer?

Hijyenik muayenehane şartlarında uygulanması gerekir. Dolgu malzemelerini güzellik salonlarında, estetiysen bürolarında, kuaförlerde, dolgu/botilinum toxin günü ve partilerinde ehli olmayan kişiler tarafında uygulamak kesinlikle yanlıştır, tehlidir. Dolgu enjeksiyonlarda lokal anestezi nadiren kullanılır.

Cilt, alkol veya diğer bir antiseptik madde ile temizlendikten sonra çok ince uçlu kendi özel enjektörleri ile dolgu malzemesi cildin içine kırışıklıları dolduracak şekilde enjekte edilir.

Enjeksiyon yerindeki hafif şişlik ve kızarıklık dışında herhangi bir yan etkisi olmaksızın işlem yaklaşık 15-20 dakika içinde uygulanır.

Dolgu uygulamaları sonrasında enjekte edilen maddeyi deri altında hissedebilir miyim?

Hyaluronik asit gibi vücut içinde metabolize edilerek kendiliğinden eriyen dolgular, uygulama sonrasında deride hafif bir sertlik oluşturabilir ve bu birkaç gün sürebilir.

Fakat genel olarak “uygulama sonrasında dolgu maddesi hissedilmemelidir” diyebiliriz. Yarı kalıcı ve kalıcı dolgu uygulamaları sonrasında ise mercimek ya da nohut gibi ele gelebilen şişlikler, granuloma dediğimiz topaklaşmalar oluşabilir.

Bu risk, yeterli olmayan kişilerin yaptığı uygulamalarda daha fazla artar.

İşlemden sonra nelere dikkat edilmeli?

Uygulama sonrasında ilk 24 saat içinde buz ya da soğuk jel uygulanması uygun olur ve olası ödem riskini azaltacaktır. Uygulama sonrası ilk birkaç saat içinde, kan basıncını artırabilecek egzersizlerin ya da ağır spor yapılması ödem ve morarma riskini artırır.

Uygulamadan sonra kaliteli, toz ve ter geçirmeyen, anti alerjik ve irritan olmayan makyaj malzemeleriyle renk değişimleri (kızarma , morarma gibi) kamufle edilebilir. İğne giriş noktalarında bir iki damla kanama olabilir ve basit bir antibiyotikli pomad bu alanlara sürülebilir.

Herpes virüsü taşıyan ve ara sıra dudağı uçuklayan hastalarda dikkatli olmak gerek, bu tür operasyonlardan önce bir antiviral ilaç alınması oluşabilecek uçuk ataklarının önüne geçer.

Hyaluronik asit dolgu maddesi ne kadar sıklıkla yapılmalıdır?

Bu dolgu malzemesi vücuttan yavaş bir emilimle atılır. Bu süre kullanılan ürüne göre yaklaşık 6-24 aydır. Normalde vücuttaki günlük hyaluronik asit metabolizması ile uzaklaştırdığından az bir miktarda dolgu maddesi zamanla vücuttan yavaşça temizlenir.

Bu yüzden 6-18 ayda bir yenilenmesi gereken bir işlemdir. Ancak son yıllarda 18-24 aya kadar etkinliğini sürdürebilen dolgu maddeleri de kullanılmaya başlandı.

Genel olarak daha kısa süreli dolgu materyalleri olarak kollajen, hyaluronik asit sayılabilirken; poli L laktik asit (sculptura) ve kalsiyum hidroksi apetit (radiesse) maddeleri uzun süreli kalıcı dolgu maddeleridir.

Dünyada şu an kullanılan tek FDA onaylı kalıcı dolgu maddesi polimetil metakrilat (artefill- artecoll) maddesidir. Hangi dolgunun hastada kullanılacağı , tedavi edilen bölgeye, cildin yapısına, anatomisine, hastanın beklenti ve isteklerine ve tabii yaşam tarzına göre değişebilir.

İşlemin yan etkileri ve riskleri nelerdir?

Hyaluronik asit, vücutta doğal olarak bulunan bir madde olduğundan alerjik reaksiyon oluşturması mümkün değildir. FDA onaylıdır ve Amerika’da çok yaygın olarak kullanılmaktadır. İşlem sonrası çok hafif bir şişlik ve kızarık oluşabilir. Bu şişlik 48 saat içerinde kendiliğinden geçer.

Tecrübesiz kişilerin ellerinde yapılan uygulamalarda yada istemeden de olsa kan damarlarının yaralanması ve geçici morarmalar, deri nekrozu, enfeksiyon gibi istenmeyen sonuçlar oluşabilir. Bu konuda alınabilecek en iyi tedbir, tecrübeli bir cerrah bulmaktır.

Oluşabilecek düzensizlikler veya takviye edilmesi gereken yerler, işlemden sonraki ilk birkaç günde tekrar dolgu maddesi enjeksiyonuyla düzeltilebilir.

Bu yüzden sosyal içerikli buluşmalar ve geniş katılımlardan birkaç gün öncesinde dolgu uygulamalarını, enjekte edilen materyallerin rütuşları olabileceği bilerek ertelemek daha mantıklı olabilir.

Dolgu uygulamalarından sonra oluşabilecek morarma olasılığını nasıl en aza indirebilirim?

Uygulamadan en az 2 hafta öncesinde aspirin, E vitamini, ibuprofen gibi antienflamatuar tedaviler (advil , naproxen), St. John’s Wort, ginko biloba, ginseng, saw palmetto, sarımsak hapı gibi kan pıhtılaşmasını engelleyebilecek ilaçlar ve bitkisel destek ürünlerin kullanımı bırakılmalı .

Hyaluronik asit dolgu maddesi hangi durumlarda uygulanmaz?

Gebelik ve emzirme dönemlerinde, konu hakkında yeterli bilgi bulunmadığı için uygulamadan kaçınılmalıdır. Ayrıca dudak çevresinde uçuk enfeksiyonlarında bu bölgeye enjeksiyon ertelenmelidir. İltihap ve alerjik reaksiyon görülen bölgelerde uygulanmamalıdır.

Likid yüz germe nedir, nasıl yapılır?

Likid yüz germe, yüzümüzde yaşlanmayla oluşan değişiklikleri ve sarkmaları, anatomik cerrahi bir pozisyon değişikliği yapmadan yani bıçak kullanmadan, dolgularla ve nörotoksinlerle kamufle edilmeye çalışılmasıdır.

Alınacak olan sonuçlar kısa süreli olacaktır ve aynı etkinin devamı için işlemlerin tekrar edilmesi gerekir. Likid yüz germe avantajları olarak, yaşlanma belirtilerinin giderilmesinde çabuk sonuç alınabilmesi ve iyileşme peryodunun olmaması sayılabilir.

Fakat uzun zaman içinde değerlendirildiğinde hasta tarafından ödenecek maddi bedel , yüz germe operasyonlarını geçebilir.

Likid yüz germe operasyonlarında genel olarak malar bölge dediğimiz elmacık kemiklerinin dolgunlaştırılarak yüze üçgen ve çapraz bakışta genç bir hava verilmesi ; çene konturunun dolgu maddeleriyle kesintisiz ve düzgün hale getirilmesi; dudak ve çevre yapılarındaki çökme ve doku kayıplarının yerine konması; yüz ve dudak etrafındaki ince kırışıklıkların yok edilmesi için değişik dolgu malzemeleri kullanılır .Yüzdeki çökmeler, yağ ve kemik doku kayıpları, çizgilenmeler, katlantılar ve derin oluklar böylece dolgu maddeleriyle onarılır, daha genç bir görünüm sağlanır. Botilinum toxin enjeksiyonlarıyla kırışıklıklar tedavi edilir.

Источник: //www.ilhanserdaroglu.com/yuz-estetigi-dolgu

Dolgu Uygulamaları

Silikon ve Dolgu  Öncesinde Alerji Testi Yaptırın

            Cilt kişiden kişiye değişiklik göstermektedir. Kimi daha erken kimileri ise daha geç yaşlanma belirtileri göstermektedir.

Kırışıklıklar her ne kadar bakınca bir gibi görünse de oluşum şekline göre yüz mimikleriyle oluşan kırışıklıklar (alın ve göz çevresindeki) ve yerçekimi ve cildin sarkmasından ortaya çıkan kırışıklıklar (ağız çevresindeki deri kıvrımları) olarak değerlendirilmektedir.

Kırışıklığın yerine ve türüne göre değişik yöntemler uygulanmaktadır.   Alın ve göz kenarlarındaki kırışıklıklar yaşlı bir yüz, kaşlar arasındaki kırışıklıklar ise kızgın bir yüz ifadesi vermektedir.

 Estetik uzmanları tarafından uygulanan dolgu yöntemiyle kısa bir işlem sonrasında kırışıklıkların azalmasını sağlamak mümkün olmaktadır. Yapılan araştırmalara göre uygulamadan 3-7 gün sonra kırışıklıklar üzerinde etki göstermeye başlar ve 4-6 ay arası devam eder.

             Gözenekleri küçük olan kırışık olmayan pürüzsüz, lekesiz ve diri görünümlü deri sağlıklı bir deridir.

Kırışıklıklar her ne kadar bakınca bir gibi görünse de oluşum şekline göre yüz mimikleriyle oluşan kırışıklıklar (alın ve göz çevresindeki) ve yerçekimi ve cildin sarkmasından ortaya çıkan kırışıklıklar (ağız çevresindeki deri kıvrımları) olarak değerlendirilebilir.

Kırışıklıkların hepsini tedavi eden bir yöntem yoktur. Kırışıklığın yerine ve türüne göre değişik yöntemler uygulanmaktadır. Uygulanan yöntemler kimyasal soyma (peeling), mekanik soyma (dermabrazyon-mikrodermabrazyon), lazer, plazmalite tedavisi, sentetik veya doğal dolgu maddeleridir.

Cildin daha sağlıklı ve genç görünmesi için, cilt üzerindeki kabarıklıklar giderilmeli (dermabrazyon, peeling, lazer), çöküntüler giderilmeli (dolgu enjeksiyonları), mimik kaslarının kasılmaları engellenmeli yada minimuma indirilmelidir. Bu nedenle bu yöntemler çoğu kez kombine edilerek kullanılmaktadır. Dolgu uygulanacak hasta bütün soru ve kaygılarını cerrahıyla paylaşmalı, risklerini öğrenmelidir.

                Mimik hareketlerinin sık sık tekrarlanması sonucu ciltte oluşan çizgilenmeler kalıcı hale gelip kırışıklıkları oluşturur. En sık görüldüğü yerler alın, kaşlar arası, göz kenarları ve ağız çevresindir.

Alın ve göz kenarlarındaki kırışıklıklar yaşlı bir yüz, kaşlar arasındaki kırışıklıklar ise kızgın bir yüz ifadesi verir. Bu kırışıklıklar kişiden kişiye değişirken, güneşe maruz kalma, mimik kaslarını kullanma sıklığı, yaş ve cinsiyete göre değişmektedir.

Dolgu Enjeksiyonları

            Geçen yıllarla birlikte yerçekimi, güneşin UV ışınları, yüz mimik hareketleri ve sigara cildi olumsuz etkilemektedir. Cildi daha genç ve diri gösteren deri altı dokusu giderek parçalanır ve mimik kaslarının neden olduğu mimik çizgilerinin (gözlerin yan tarafında kaz ayağı) oluşumuna izin verirler.

Dolgu maddeleri çizgi ve kırışıklıkları doldurmaya yardımcı olur. Dolgu maddeleri deri altına verildiğinde, kırışıklıkları ve çöken yerleri doldurur ve dudak ve yanaklara dolgun bir görünüm verirler. Ayrıca çökük görünümlü yara izlerinin altına enjekte edilerek, izlerin belirginliğini azaltırlar.

Çene ucu ve alın bombeliği için de kullanılan dolgu maddeleri bu bölgelerin daha dolgun görünmesini sağlarlar. Dolgu maddeleri yüz germe ameliyatları ile birlikte de uygulanabilir. Ağız kenarındaki çok derin çizgilerde (ağız kenarındaki çizgiler) yeterli olmayabilir.

Lazer, dermabrazyon, kimyasal deri soyma gibi tekniklerin uygulanması daha faydalı olabilir. Bu üç teknik cildin üst tabakasının soyularak cildin yenilenmesini öngören yöntemlerdir.

Çok hareketli yüz mimik kasları yada gevşek cilt dokusundan kaynaklanan derin katlantılar için yüz veya alın germe uygulanırken, daha küçük kırışıklıklar için dolgu maddesi enjeksiyonu ek olarak yapılabilir. Dolgu maddeleri cerrahi yöntemler kadar dramatik düzeltme sağlamaz.

Bütün bu sorunlar göz önünde bulundurulursa, tüm seçenekleri size sunabilecek tek uzman plastik cerrahlardır. Yapılacak işlem için mutlaka aklınızdaki tüm soruları cerrahınızla tartışıp, açıklığa kavuşturunuz. Diğer yöntemlerle ilgili gerekli açıklamaları içeren yazıları bizde bulabilirsiniz.

Dolgu maddeleri başlıca üç gruba ayrılır:

            Biyolojik dolgu maddeleri: Aynı canlının bir yerinden alınıp diğer yerine verilen, yada bir canlıdan diğer canlıya verilen dokulardır.

            a. Doku kokteyli: Yüz germe, karın germe, meme küçültme veya yara izlerinin tedavisinde çıkarılan doku ve doku parçalarının karışımından elde edilen doku kokteyli dolgu için kullanılır. Yağ, fasya, ve dermis greftleri en sık kullanılanıdır. Bunlardan en değerlisi dermistir.

Küçük parçalara ayrılmış dermis dokusu % 80-90 oranında kalıcı olmaktadır. Yağ enjeksiyonundan daha etkilidir. Çıkarılan parçalardan elde edildiği için son derce kısıtlı kaynağa sahiptir. Vücudun başka yerine yapılan ameliyatta çıkarılan bu parçalar hemen kullanılabilmektedir.

Ayrıca çok düşük sıcaklıklarda (-196°) saklama ve sonra kullanma imkanı da vardır. Hastanın kendinden alınan yağ, fasya, dermis, kemik ve kas parçacıkları mikronize edilerek, enjeksiyon ile kırışık yada çökük yerlere yerleştirilmesiyle sonuca ulaşılır.

Ancak doku kokteylinin içeriği olan maddelerden yağ dokusunun tutma ve kalıcı olma olasılığı %20-50 arası iken, diğer dokularda bu oran %80-90’lara çıkmaktadır. Konulduğu yerde zamanla tekrar mimik hareketleriyle veya yıllarla doku erimesi meydana gelmekte ve diğer vücut dokuları gibi eriyebilmektedir.

Bu daha çok kişinin yapısına, yaşına, yaşam şartlarına bağlıdır. Kişinin kendi dokusu olduğundan herhangi bir reaksiyon yaratmayan bu işlemin tek dezavantajı, çıkarılan doku fazlasının saklanmadığı sürece her uygulamada vücudun bir yerinden almak gerekmesidir.

              b. Yağ: “Yağ transplantasyonu” veya “mikro lipoinjeksiyon” olarak da adlandırılan bu teknikte, hastanın karın, uyluk, kalça ve diğer yağ içeren vücut bölgelerinden özel kanüllerle yağ alınması ve belli konsantrasyonlarda hazırlanarak yüzde cilt altına enjekte edilmektedir.

En sık kullanıldığı yerler çökmüş yanaklar, ağız ve burun çevresi, dudaklar, çene ucunun doldurulması, derideki çökme ve düzensizliklerin giderilmesi, kontor düzensizliklerinin giderilmesi ve alın çizgilerinin silinmesidir.

Hem yağ alınacak hem de yağ verilecek alana lokal anestezi verilip, liposuction enstrümanı ile yağ alındıktan sonra, gerekli işlemlerden geçirilip, önceden planlanan alıcı sahaya enjekte edilir. Enjekte edilen yağın yarısı veya daha fazlası 6 ay içinde eridiğinden her zaman gerekenden fazla yağ enjeksiyonu yapılmalıdır.

Yüzde geçici şişlik ve yer yer kabarıklıklar oluşturur. Yağ alınan sahada da şişlik ve kızarıklık görülebilir. İşlem geniş bir alanda uygulanmışsa hastalar belli bir süre dinlendirilir. Diğer hastalar işlemden hemen sonra günlük yaşamlarına dönebilir. Şişlik ve morluk geçinceye kadar güneşten korunma önerilir.

Bunun için güneş koruyucu krem ve losyonlar önerilmektedir. Yağ enjeksiyonu ile sağlanan dolgunluğun süresi hastadan hastaya değişir. İlk haftalardaki fazla dolgunluk şeklindeki görünüm aslında şişliktir ve birkaç haftada kaybolur. Üç ay geçtikten sonra kalıcı dolgunluk ortaya çıkmaya başlar.

Dolgunluk yeterli olmazsa 3, 6 ve 12.aylarda yağ enjeksiyonları tekrarlanarak istenen hedefe ulaşılır. Daha sonraki yıllarda yılda bir kez yapılması yeterli olabilir. Uzun aralarla uygulamalardan arzu edilen sonuçların alınması zorlaşmaktadır.

             c. Kollajen: Aslen sığırlardan elde edilen kollajen uzun yıllardır kullanılmaktadır. Vücudun bağışıklık sistemi tarafından genellikle 3.haftada reddedilebilmektedir. Böyle bir durumda çevre dokularda aşırı reaksiyon sonucu şişme oluşur. Şişme kırışıklıkları birkaç ay saklayabilmektedir.

Uygulamadan bir ay önce mutlaka alerji testleri yapılmalı ve cerrahın uygun gördüğü kadar izlenmelidir. Test yerinde oluşan kızarıklık, kaşıntı, şişme veya değişik alerji reaksiyonları dikkate alınmalıdır. Kollajen vücutta yabancı madde reaksiyonu yapacağından reddetme sonrası vücuttan atılacaktır.

Avantajı ise hazır ampul formunda olup, geçici olarak kırşıklık ve çöküklere belli oranda fayda edebilmesidir. Dezavantajları alerjik reaksiyon, birkaç aylık etki göstermesi ve pahalı olmasıdır. Ayrıca enfeksiyon (iltihap), abse, yara oluşumu, ciltte soyulma, yara izi ve kitle oluşumu riskleri arasında yer almaktadır.

Kollajern tipleri:

– Zyderm, zyplast (sığır kökenli kollajen)– İzolajen (kişinin kendinden elde edilen kollajen)– Dermalajen (insan kadavrası kökneli kollajen)

– Artekoll (polimetilmetakrilat + sığır kollajeni)

               İzolajen ve dermalajen sığır kollajenine göre daha az alerjik ve daha dayanıklıdır. Artekoll’ün etkisi yarı kalıcı olup, zamanla hacmi azalır ama bir kısmı kalıcıdır.

                d. Hyaluronik asit: Laboratuar ortamında hazırlanan hyaluronik asitin alerjik reaksiyon gösterme eğilimi çok seyrektir. Uygulamadan önce test yapmaya gerek yoktur. Bu nedenle son yıllarda sadece hyaluronik asit kullanılır hale geldi diyebiliriz. Zamanla eridiklerinden, etki süreleri 4-12 ay arasında değişmektedir.

Kişiden kişiye değişen kalıcılık süresine göre tekrarlanması gerekmektedir. Ciddi bir dezavantajı yoktur. Uygulamadan hemen sonra etkisini gösterir. Yaş sınırlaması yoktur.

Alındaki kırışıklıklar, burun ve ağız kenarındaki kırşıklıklar, iki kaş arasındaki kırışıklıklar, göz kenarları, üst dudaktaki kırışıklıklar ve boyundaki ince çizgiler için kullanılmaktadır.

Hyaluronik asidin çeşitleri:

– Saf hyaluronik aisit içerenler: hylaform, captique, juvederm, perlane, restylane,
– Karışımında hyaluronik asit içerenler: reviderm intra (dekstran+hyaluronik asit),

dermalive (akrilik + hyaluronik asit)

             Perlane daha çok göz kenarları ve burun ve üst dudak arasındaki çizgilere uygulanır ve 6-12 ay arasında erir. Tekrarlanabilir. Karışım şeklinde uygulanan hyaluronik asit çeşitleri zamanla etkisi azalsa da kalıcı etki gösterirler.

              e. Fasya: İnsan kadavralarından elde edilen parçalanmış fasyanın enjekte edilen formları bütün dünyada popüler hale gelmeye başlamıştır. Uzun süre kalıcı etkisi bulunan bu enjeksiyon zamanla daha sık kullanılır hale gelecektir. Fascian adıyla dünya piyasalarında bulunmaktadır.

            f. Laktik asit: Sculptura adıyla bilinen dolgu maddesi laktik asit içermekte olup, geçici etki gösterir ve tekrarlamak gerekir.

         2. Sentetik dolgu maddeleri: Herhangi bir canlıdan elde edilmeyen ya da biyolojik kökene göre üretilmeyen maddelerdir, en önemli sorunu yabancı cisim reaksiyonu ve enfeksiyon (erken yada geç) riskidir.

Çevre dokularla reaksiyon oluşturduğundan doğal bir görünüm vermez. Sentetik dolgu maddeleri arasında silikon, silikonlu parçacıklar, gorteks, dikiş materyalleri, artecoll, gore-tex, soft form, hidrojel, hidroksiapatit, v.b. Tüm bu maddelerin avantaj ve dezavantajları vardır.

Uygulanacak yere ve kişiye göre uygun seçim yapılmalıdır.

          a. Sıvı silikon: Vücut tarafından emilmediğinden kalıcıdır fakat geç dönem problemlere yol açmaktadır. Sıvı silikon, meme silikonunda olduğu koruyucu dış çeperi olmadığından çevre dokulara yayılıp, hücrelerin içlerine kadar girerek, ağır reaksiyonlara neden olmuştur.

Hatta damar içine girerek dolaşıma katılıp, hastalara ölüme bile sebebiyet vermektedir. Enjekte edildiği dokularda hissizlik, yara açılması, enfeksiyon gibi komplikasyonlara neden olmaktadır. Başta Amerika olmak üzere birçok ülkede kullanımı yasaktır.

İllegal olarak uygulayan yerler bulunabilir.

              b. Silikon parçacıkları olan enjeksiyonlar: Enjekte edildiğinde cilt altında suni bir görünüm yaratmaktadır. Ölümlere neden olmamaktadır. Kullanımı yasak değildir. Cilt altında şekil bozukluklarına neden olabilmektedir.

               c. Gorteks: Aslında damar cerrahisinde kullanılan bu madde son zamanlarda dolgu maddesi olarak kullanılmaya başlamıştır. Kalıcı şişlik yaratan bu madde yabancı cisim reaksiyonları, enfeksiyon ve cilt altında suni görünüme neden olabilmektedir.

             Bu bilgiler tıp literatüründen alınmış ve tamamiyle bilgilendirme amaçlı verilmiş olup bir uzman ile konuşarak tüm ayrıntılar hakkında daha fazla bilgi sahibi olabilirsiniz.

Источник: //www.doktoribrahimaskar.com/dolgu.html

Penisilin Nedir? Çeşitleri, Yan Etkileri ve Etki Ettiği Hastalıklar Nelerdir?

Silikon ve Dolgu  Öncesinde Alerji Testi Yaptırın

Antibiyotik olarak bilinen penisilin, antibiyotiklerin tüm zararlarını içeren bir tür ilaçtır ama klasik antibiyotik haplardan farklı olarak iğne yoluyla enjekte edilmektedir. Penisilin, iğnesi yapılırken çok dikkat edilmesi gereken bir ilaçtır.

Özellikle alerjisi olanlarda ölümlere kadar gidebilen ciddi boyutta hasarlara neden olabilir. Mutlaka doktor kontrolünde alınması ve uygulanması gereken bir ilaçtır. İlacın tedavisine başlanmadan önce mutlaka alerji testlerinin yapılması gereklidir.

Alerji testleri de her zaman doğru netice veremeyebilir.

Bu nedenle özellikle ilk iğnenin gözetim altında yapılması ve etkilerini tespit etmek için kişilerin kendilerini gözlemlemesi gerekmektedir. Çocuklarda kullanımına daha fazla özen ve dikkat gereklidir. 1928 yılında keşfedilen bu ilaç 1945 yılında rahatlıkla bulunabilir hale gelmiştir.

Pestisit Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Zararları Nelerdir?

Günümüzde ise artık rahatlıkla bulunabiliyor ama tıp alanında doktorlar bu aşamaya gelmeden evvel uygulayabilecekleri diğer tedavileri uygulamayı tercih etmektedir.

Penisilin Nedir?

Penisilin maddesi, ilk olarak 1911 yılında İskandinavyalı bir keşifçi tarafından bulunmuştur ama bu zamanlarda iyileştirici etkisi henüz bilinmemekteydi.

Penisilinin antibiyotik olarak keşfi ise 1928 yılında Londra’da Fleming tarafından keşfedilmiştir. Kısacası penisilin, bir antibiyotik ilaçtır denebilir.

1945 yılına gelindiğinde Florey, Chain ve Fleming, penisilinin kitle halinde bulunabilmesini sağlamışlardır.

Penisilin Çeşitleri Nelerdir?

Penisilinler iki ana grupta toplanmaktadır. Bunlar; doğal penisilinler ve sentetik penisilinlerdir.

Doğal penisilinlerin içerisinde; penisilin G ve penisilin V olmak üzere iki çeşit penisilin bulunmaktadır. Sentetik penisilinlerin ise kendi içerisinde birçok çeşidi bulunmaktadır. Amino penisilinler (siklasilin, episilin vb.

), carboksi penisilinler, dayanıklı penisilinler (metisilin, oksasilin vb.) bunlardan bazılarıdır.

Penisilinin Yan Etkileri Nelerdir?

Çok etkili ve önemli bir ilaç olmakla beraber penisilin, her ilaçta olabileceği gibi bazı olumsuz etkilere sahiptir. Bunlardan en önemlisi de penisilin alerjisidir. Bu alerji etkisi birçok ilaçta görülebilmektedir. Bunu önlemenin en önemli yolu alerji testleridir ama bu testler kimi zaman hatalı sonuçlar verebilir. Bu nedenle yine de temkinli olmakta yarar vardır.

Yan etkilerin görülmesi durumunda acilen müdahale yapılabilecek yerlerde iğnenin yapılması uygundur. İğnenin dozuyla alerjinin de ilgisi yoktur. Bu durum tamamen kişilerin hassasiyetlerine bağlı olacak değişiklikler gösterir. Anafilaktik şok penisilinde görülebilecek en yüksek orana sahip yan etkilerden bir tanesidir.

%10’a kadar ölümle sonlanabilecek şiddetli bir yan etkidir.

Penilisin ilk kez uygulanacaksa deri testi yapmak bir önlem olabilir. Ancak bazı hassas bünyelerde bu test bile ölümle sonlanabilme ihtimaline sahiptir. Üstelik ilk iğnede tepki vermeyen bünyeler bir süre sonra ilaca tepki vermeye başlayabilir.

Bununla beraber daha önceki yıllarda alerjik tepki vermeyen kişiler sonradan tedavi olduklarında yan etki gösterebilirler. Yani tedavi süresince hasta gözlemlenmeye devam edilmelidir.

Penisilininin bunların yanında en basit yan etkisi ise uyku hali vermesidir.

Penisilinin Etki Ettiği (Kullanıldığı) Hastalıklar Nelerdir?

Bakterilerin neden olduğu zatürreler, akciğerlerde görülen apseler, böbrek ve mesanenin iltihaplanması, farenjit, kemik iltihapları, kan zehirlenmeleri gibi tedavisi güç, hap şeklindeki antibiyotiklere cevap vermeyen hastalıkların tedavisinde sıklıkla kullanılmaktadır. Son zamanlarda enzim üreten bakteri çeşitlerinin penisilinlere karşı direnç oluşturduğu tespit edilmiş ve bu direncin kırılması için de çeşitli araştırmalar yapılmaya başlanmıştır.

Araştırmalar başarıya ulaşmış ve bakterilerin penisiline olan dirençleri kırılmıştır.

Bu sorun, ampisilin ve yarı oranında sulbaktam kombinesi yapılarak ve amoksisilin ve bunun ¼ oranında potasyum klavulanat kombinesi yapılarak çözüme kavuşturulmuştur.

 İnsanlar dışında, özellikle fareler üzerinde penisilinin bir türünün iyileştirici etkisi olduğu tespit edilmiştir. Bu penisilin türü; penicillium notatum küfüdür.

Источник: //bilgihanem.com/penisilin-nedir/

Estetik dolgu uygulamaları – Kadın Estetik Cerrah Op.Dr. Me Erdim

Silikon ve Dolgu  Öncesinde Alerji Testi Yaptırın

Estetik dolgu uygulaması, genellikle yüz bölgesinde, zamanla oluşan kırışıklık ve hacim kayıplarının giderilmesi için yapılan bir estetik müdahaledir. Özellikle;

    • Burun kanatlarından dudak kenarlarına doğru uzanan çizgiler ( Nazolabial çizgiler)
    • Burun ve ağız arasındaki çizgiler ( Philtral çizgiler )
    • Dudak etrafındaki çizgiler
    • Alındaki çizgiler
    • Derin yara ve akne izleri
    • Yanak ve elmacık kemiği
  • Kaş arasındaki derin çizgi
  • Dudak kalınlaştırma

Boyun ve el sırtındaki çizgilenmelerde sıklıkla estetik dolgu uygulamaları yapılmaktadır.Estetik dolgu amacıyla son yıllarda genellikle hyaluronik asit(HA) içeren ürünler kullanılmaktadır. HA insan vücudunda doğal olarak mevcut olan bir maddedir.

HA deri dokusu içinde büyük konsantrasyonlarda bulunur ve yüksek su tutma özelliği sayesinde cildin nemli kalmasını sağlar. Cildin pürüzsüz, elastik ve genç görünmesine yardımcı olur. Zamanla vücudun HA üretmesi azalır.

HA içeren dolgu ürünleri laboratuvar ortamında üretilir ve uygulamaya hazır enjektörler içinde bulunmaktadır. Hayvansal kökenli olmadığından, uygulama öncesi test yapmaya gerek yoktur.Aynı zamanda son yıllarda kişinin kendi yağ dokusunun alınıp işlemden geçirilerek estetik dolgu amacıyla kullanılmaktadır.

Bu işlem yağ enjeksiyonu adıyla anılır.Vücutta estetik dolgu uygulamasıDolgu uygulamaları yüz dışında kaza veya başka sebeplerle vücutta oluşmuş doku kayıplarında ve çöküklüklerin tedavisinde de kullanılmaktadır.

Vücutta estetik dolgu uygulamalarında hyaluronik asit veya hastanın kendi yağ dokusu kullanılmaktadır. Yağ enjeksiyonunda hastanın kendi yağ dokusu vücudun uygun bölgelerinden alınır, işlemden geçirilir ve ihtiyaç duyulan bölgelere iğne ile verilir.

Estetik dolgu nasıl uygulanır?

  • Estetik dolgu uygulaması ancak bu konuda deneyimli estetik plastik cerrahlar ya da dermatologlar tarafından, klinik ortamında yapılabilen bir estetik müdahaledir. Estetik hekim olmayan deneyimsiz kişilerce yapılması istenmeyen veya abartılı sonuçlar yaratabilir.
  • Uygulama öncesi hastanın ayrıntılı muayenesi yapılır, dolgu yapılacak alan, kullanılacak ilacın özellikleri ve ne miktarda gerektiği ayrıntılı olarak belirlenir.Uygulama bölgesi önce dezenfekte edilir. Ardından ağrıyı azaltmak için anestezikli kremler kullanılır Dolgu maddesi uygulama alanına ince iğnelerle verilir. Uygulama çok ağrılı değildir. Estetik dolgu uygulama süresi 10-30 dakika kadar sürmektedir. Uygulama sonrası kişi sosyal hayatına dönebilir. Uygulama bölgesinde birkaç saat kızarıklık olabilir.

Estetik dolgu ne kadar kalıcıdır?

Estetik dolgu uygulamasının kalıcılığı profesyonel uygulamaya ve kullanılan dolgu maddesine bağlı olarak değişir.Hyaluronik asit içerikli dolgu uygulamalarının kalıcılığı 6-9 ay arasında değişmektedir. Dolgu maddesinin kalıcılık süresinin sonunda cilt uygulama öncesi durumuna geri döner.

Dolgu maddelerinin su tutma ve cildin nemlenmesinin artırması sebebi ile cilt kalitesi artmaktadır.Estetik dolgu uygulaması sonrası öneriler

Uygulama yapılan bölgeye 1 hafta süreyle  masaj yapılmamalıdır. Dudak dolgunlaştırma uygulamasını takip eden 2 gün boyunca dudaklarınızı da büzmemeye çalışmalısınız.

Uygulama sonrası oluşan kızarıklık ve şişlik tamamen geçene kadar bu bölgeyi aşırı sıcak (sauna, güneşlenme) ve aşırı soğuğa karşı korumalısınız.

Kontür düzeltmek amacıyla dolgu malzemeleri kullanılır mı?

Dudak kıvrımlarının ve dolgunluğunun artırılması, çene uçunun belirginleştirilmesi, elmacık kemiklerinin dolgunlaştırılması için dolgu malzemeleri kullanılabilir.

Dolgu maddeleri genel olarak nasıl sınıflandırılır?

Dolgu maddeleri vücuttan elde edilenler (yağ enjeksiyonu, doku kokteyli) ve yabancı maddeler olmak üzere genel olarak ikiye ayrılabilir.

Yabancı maddeler içinde çok çeşitli ürünler mevcut olmakla birlikte en yaygın ve güvenli şekilde uygulanan ürünler hyaluronik asit içeren dolgu maddeleridir.

Hyaluronik asit  (HA) dolgu maddesi nedir?

Hyaluronik asit (HA) insan vücudunda doğal olarak mevcut olan bir maddedir. HA deri dokusu içinde büyük konsantrasyonlarda bulunur. Cildin pürüzsüz, elastik ve genç görünmesine yardımcı olur. HA ve kollajen vücudun cildin yapısını ve katmanlarını korur.

Cildin sıkılığını kollajen sağlar fakat HA kollajeni besler ve nemlendirir. Hyaluronik asidin zamanla cilt yapısı içerisinde azalmasıı, cildin yaşlanmasındaki en önemli etkenlerden birisidir ve cildin solmasına, kırışmasına, ince ince çizgilenmesine neden olur.

HA içerikli dolgular laboratuvar ortamında hazırlanır. Hayvansal kökenli değildir, alerjik reaksiyon riski çok nadir görünür. Bu nedenle uygulama öncesi test gerektirmez.

HA içerikli dolgular uygulandığı bölgede hacminin 100 katı kadar su çekme kapasitesine sahiptir ve bu özelliğiyle çizgi ve kırışıklıkların anında doldurulmasını sağlar.

İşlemin yan etkileri nelerdir?

Hyaluronik asit vücutta doğal olarak bulunan bir madde olduğundan alerjik reaksiyon oluşturmaz. İşlem sonrası çok hafif bir şişlik ve kızarık oluşabilir. Bu şişlik 48 saat içerinde kendiliğinden geçer.

Oluşabilecek düzensizlikler veya takviye edilmesi gereken yerler, işlemden 15 gün sonra tekrar dolgu maddesi enjeksiyonuyla düzeltilebilir.Estetik dolgu kimlere uygulanmaz?

Estetik dolgu uygulaması kullanılan etken maddeye alerji sorunu olan kişilere uygulanmaz.

Sistemik hastalığı olup düzenli ilaç kullananların ya da devamlı olarak aspirin ve benzeri ilaç alanların uygulama öncesi hekimlerini bilgilendirmeleri gerekmektedir. Ayrıca dudak çevresinde uçuk enfeksiyonlarında enfeksiyon geçinceye kadar dolgu uygulaması ertelenmelidir.

İltihap ve alerjik reaksiyon görülen bölgelerde uygulanmamalıdır. Hamile ve emziren annelere dolgu uygulaması yapılmaz.

Источник: //melikeerdim.com/dolgu-uygulamalari

Alerji Testi Nasıl Yapılır?

Silikon ve Dolgu  Öncesinde Alerji Testi Yaptırın

Haber güncelleme tarihi 28.02.2019 16:39

Alerji Testi Nedir?

İnsanlar üzerindeki alerjik bulguları ortaya koymak için yapılan testlere alerji testi denir. Hastalığın altında yatan alerjik nedeni bulmaya yönelim yapılan bu testler son derece önemlidir. Alerji testlerinden alerjinin büyüklüğü ve süresi oldukça fazla önem arz etmektedir.

Alerji testleri her yaştan insan grubuna yapılabilmektedir. Genel olarak ise bebekler ve çocuklar üzerinde yoğunlaşan alerji testleri herhangi bir acı ya da ağrıya sebep olmamaktadır. Peki, çocuklarda alerji testi nasıl yapılır? Alerji testi çocuklarda nasıl yapılır? Gelin bu soruların cevaplarını birlikte inceleyelim.

Çocuklarda Alerji Testi Nasıl Yapılır?

Yetişkinlerden ziyade bebeklerde ve çocuklarda alerji testi daha sık yapılmaktadır. Yukarıda da belirttiğimiz üzere çocuklarda yapılan alerji testleri sanıldığı kadar acı veren bir şey değildir. Hatta ve hatta bebek ya da çocuk alerji testinin yapıldığını hissetmemektedir. Uzman doktorlar tarafından çocuklara yapılan alerji testi 15-20 dakika kadar kısa bir sürede sonuç vermektedir.

Alerji Testi Nerede Yapılır?

Alerji hastalığı bulunan kişilerin en çok sorduğu sorunların başında “alerji testi nerede yapılır?” sorusu gelmektedir. Bu sorunun cevabı olarak “Alerji Polikliniği” bulunan kurum ya da kuruluşlar olarak söyleyebiliriz. Türkiye’de birçok hastanede “alerji testi yapan” poliklinikler bulunmaktadır.

Alerji Testi Yapan Hastaneler

Alerji testi yapan devlet hastanelerini tek tek burada belirtmek çok uzun listeler oluşturabilmektedir.

Değerli okurlarımıza tavsiyemiz “Alerji testi yapan hastaneler” hakkında bilgi almak için kendilerine en yakın özel ya da devlet hastanelerinin müşteri hizmetlerini arayarak ya da internet sitesine giriş yaparak detaylı bilgi almalarıdır.

Bu sayede alerji testi yapan hastaneleri en doğru şekilde öğrenebilirsiniz. İstanbul içerisinde alerji testi yapan hastaneler arasında;

  • Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  • İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesi
  • Koç Üniversitesi Hastanesi bulunmaktadır

Alerji Testi Hangi Bölümde Yapılır?

Alerji hastalığı bulunan okurlarımıza “Alerji testi nasıl yapılır?” ve “Alerji testi nerede yapılır?” sorularına cevap bulmalarına yukarıdaki içerikler sayesinde katkı sağladık.

Peki, alerji testi hangi bölüme başvurularak yapılır? Alerji testi yaptırmak isteyen kişiler, dahiliye uzmanı bir doktora görünmeleri gerekmektedir.

Eğer hastanelerin Dahiliye bölümleri yer alıyorsa, büyük bir ihtimal alerji testi bölümü de bulunmak

Alerji Testleri Hangi Durumlarda Yapılabilir?

  • Solunum yolu alerjiniz varsa ( nezle, astım )Gıda alerjiniz varsa
  • İlaç alerjilerinde
  • Deri alerjilerinde
  • Egzama alerjisinde

Testten Maksimum Fayda Almak İçin Yapılması Gerekenler

  • Test materyalinin seçimine dikkat edilmesi gereklidir.
  • Testin doğru bir şekilde uygulanması önemlidir
  • Test sonuçlarının doğru bir şekilde yorumlanması önemlidir.

Alerji testleri 3 ana başlığa ayrılır;

  • Çizme Testi ( Prick Test )
  • Deri İçi Test ( İntradermal Test )
  • Yama Testi ( Patch Test )
  • Kan da Yapılan Testler

Prick Testi Nedir? Nasıl Uygulanır?

Çok sık uygulanan alerji testlerinden birisidir. Hem çok ucuz hem de çok güvenli bir testtir. Prick testinde uygulanan alerjenler, polen, küf, hayvan tüyleri ve ev tozlarıdır. Prick testi, kolun iç kısmına uygulanır. Alerjen sıvı deriye damlatılarak uygulanır. Test uygulanıp daha sonra 10-15 dakika beklenir ve sonuçlar değerlendirilir.

İntradermal Test Nedir? Nasıl Uygulanır?

İntradermal testi, kesin sonuçlar almak için yapılan alerji testlerinden bir tanesidir. Prick testindeki uygulama amacı, intradermal testi için de geçerlidir. İntradermal testi, diğer testlerden farklı şekilde uygulanır. Alerjenler çok ince uçlu bir iğneyle derinin altına enjekte edilerek uygulanır. Sonuçları 15 – 20 dakika bekledikten sonra alabilirsiniz.

Patch Testi Nedir? Nasıl Uygulanır?

Patch testinin sonuçları diğer testlerden çok daha uzun bir süre de çıkar ve diğer tüm testlerden farklı amaçla uygulanır.

Egzamaya neden olan etkenleri bulmaya yönelik yapılır.

 Patch testi uygulaması, alerjenler yapışkan bantlar üzerinde yer alan metal kuyucuklar içine konur ve sırtınıza yapıştırılarak uygulanır. Sonuçları ise  48- 72 saat içerisinde çıkar.
 

Kan Testleri

Bazı nedenlerden dolayı alerji testlerinin deride yapılamaması durumunda kan testleriyle de alerji testi uygulanabilmektedir. Bunun için aç karna kan testinizi yaptırmaya gidebilirsiniz.

Alerji Testi Yaptırmadan Önce Dikkat Edilmesi Gerekenler Nelerdir?

  • Alerji tedavisi için kullanılan ilaçlar
  • Grip için kullanılan ilaçlar
  • Kullandığınız öksürük şurupları
  • Mide ilaçları
  • Depresyon ilaçları

Eğer bu ve bunlara benzer başka ilaçlar da kullanıyorsanız alerji testi yaptırmadan önce bu ilaçları mutlaka doktorunuza söylemelisiniz. Aksi halde alerji testinin sonucunda yanlış tespit ve sonuçlar ortaya çıkabilir.

Alerji Testi Uygulanmasını Metod Olarak İnceleyelim;

  • Test ön kolunuzdan veya sırtınızdan yapılır. Bu yüzden bu bölgeler öncelikle temizlenir ve çizilir.
  • Derinize alerjenler damlatılır.
  • Lansetle tekrar çizim yapılır.
  • Sonuçlar 15- 20 dakika sonra görülür.

Önerilen İçerik;
► Bahar Alerjisi Nedir & Nasıl Tedavi Edilir?

UYARI !

İçeriğimizde yer alan yazılı ve görsel içerikler farklı kaynaklardan derlenerek oluşturulmuş, öneri ve bilgilendirme yazısıdır. Kesin teşhis ve tedavi niteliği taşımamaktadır. Herhangi bir sağlık sorunu karşısında mutlaka doktorunuza başvurunuz.

 Unutmayın sağlık sorunlarında uygulanan tedavi yöntemleri bireylerin biyolojisi, kalıtsal özellikleri, yaş, boy, kilo farklılıkları, alerjik yönleri ve bunlar gibi onlarca farklı duruma göre değişiklik gösterebilir.

Sağlık sorunlarınızın tedavisinde size ancak ve ancak doktorunuz yardımcı olabilir.

NeOldu.com

Источник: //www.neoldu.com/alerji-testi-nasil-yapilir-9263h.htm

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.