Sindirim Sistemi Kanamaları

SİNDİRİM SİSTEMİ ORGANLARI, ÖZELLİKLERİ, GÖREVLERİ

Sindirim Sistemi Kanamaları

Besinlerin parçalanarak vücudumuzda kullanılır hale gelmesi için gerçekleşen

olaylara sindirim denir. Sindirim çok karmaşık bir süreçtir. Vücudumuzda sindirimle ilişkili birçok organ bulunur. Her birinin farklı işlevi olan bu organlardan oluşan yapıya sindirim sistemi denir. Sizin için hazırladığımız bu yazıda sindirim sistemini daha yakından tanıyabilirsiniz.

Ağız

Sindirim ağızda başlar. Bu sebeple sindirimin ilk başladığı organdır. Ağızda dişler, dil ve tükürük bezleri bulunur. Besinler dil, yanak ve çene kaslarının hareket etmesiyle dişler tarafından parçalanır. Aynı zamanda tükürük bezlerinin salgıladığı tükürük de çiğnediğimiz besinlerle karışır. Tükürük, besinlerin daha ufak parçalara ayrılmasına yardım eder.

Tükürük

Çiğnediğimiz besinlerin ıslanmasını sağlayan ve kayganlık vererek yutmayı kolaylaştıran sıvıdır. İçindeki enzimlerle sindirimin başlamasını sağlar. Tükürük bezlerinden salgılanır.

Dil

Ağız boşluğunun alt bölgesinde bulunan ve ağzın içinde hareket edebilen bir organdır. Çiğnemeye ve yutmaya yardımcı olur. Tat almayı sağlar.

Diş

Ağzın içinde bulunan ve besinlerin parçalanmasını ve ezilmesini sağlayan sert ve keskin yapılardır.

Yutak

Sindirim ve solunum sisteminin ortak bölümü olan yutak, ağız boşluğu ve yemek borusu arasında bulunur. Aynı zamanda burun boşluğuyla gırtlak arasındaki bağlantıyı da kurar. Yutağın ve dilin alt kısmında bulunan kasların yardımıyla besinler ağızdan yemek borusuna doğru itilir.

Özofagus

Yemek borusu adıyla da bilinen özofagus, yutakla mide arasında bulunur. Ağızdan gelen besinleri mideye ulaştırır. Yetişkin bir insanda yemek borusunun uzunluğu 25 cm dir.

Mide

Özofagusla ince bağırsak arasında bulunur. Midenin alabileceği besin miktarı yaklaşık 1,5 litredir ve genişleyebilen bir yapısı vardır. Mide öz suyunda bulunan enzimler ve hidroklorik asit besinlerin parçalanmasında ve sindirilmesinde rol oynar. Mideyi, mide özsuyunda bulunan asitli maddelerden koruyan salgının adına mukus denir. Besinlerin midede ortalama sindirilme süresi 4 saattir.

Enzim

Besinlerin sindirilmesi için, en küçük yapılarına kadar parçalanmaları gerekir. Sindirim sisteminde bu parçalanma işlemini hızlandıran ancak bu sırada yapısı bozulmayan maddeler vardır.

Farklı organ ve bezler tarafından farklı görevler için salgılanan bu maddelere enzim denir. Örneğin pankreasın salgıladığı ve on iki parmak bağırsağına gönderdiği sıvının içinde birçok enzim bulunur.

Bu enzimler proteinlerin, karbonhidratların ve yağların parçalanması için kullanılır.

Hidroklorik asit (HCL)

Midede gastrit bezlerden salgılanan bu asit, bazı minerallerin emilimine ve proteinlerin parçalanmasına yardımcı olur.

Pankreas

Mideyle on iki parmak bağırsağı arasında yer alır. Pankreasın salgıladığı pankreas öz suyu ince bağırsağa aktarılır. Pankreas öz suyunun içinde sindirime yardımcı olan enzimler bulunur.

Zimojen

Proenzim olarak da bilinen zimojen, salgılandıktan sonra gerektiğinde enzime dönüşen maddelerin genel adıdır. Örneğin pankreastan salgılanan zimojenin, salgılandığında sindirimi hızlandırıcı ya da parçalayıcı etkisi yoktur. Daha sonra sindirim kanalında etkinleşerek enzime dönüşür.

Kimus

Midede besinlerin mide öz suyuyla birleşmesi sonucunda ortaya çıkan karışıma kimus denir. Kimus yavaş yavaş mideden ince bağırsağa geçer. Sıvı besinler mideden ince bağırsağa yaklaşık yirmi dakikada geçerken, kimusun tamamen geçmesi yaklaşık 1,5 saat sürer.

İnce bağırsak

Besinler mideyle kalın bağırsak arasında bulunan ince bağırsaktan kana karışır. Besinlerin içinde bulunan karbonhidratlar, proteinler ve yağlar ince bağırsakta parçalanarak sindirilir.

İnce bağırsakta emilen besinler kan yoluyla önce karaciğere taşınır. Besinlerin sindirilemeyen ve kana aktarılmayan bölümleri ince bağırsaktan kalın bağırsağa geçer.

İnce bağırsağın uzunluğu ortalama 6 mt dir.

Karaciğer

Karaciğer, yağların emilimini ve sindirimini sağlayan safrayı üretir ve salgılar. Karaciğerin vücudun işleyişinde birçok başka rolü de vardır.

Safra

Karaciğerin ürettiği safra önce safra kanalıyla safra kesesine, daha sonra da ince bağırsağa gönderilir. Safra yağların en ufak yapılarına kadar parçalanmasını ve sindirilmesini sağlar.

Villus

İnce bağırsağın iç yüzünde bulunan minik çıkıntıların adıdır. Bu çıkıntılar sayesinde bağırsağın emilim gerçekleştirdiği yüzey artar.

On iki parmak bağırsağı

Midenin ince bağırsağa bağlandığı yerde başlar. İnce bağırsağın ilk bölümüdür. Pankreasla olan bağlantısı, buradan salgılanan enzimlerin ince bağırsağa geçmesini sağlar. Bağırsaklardaki sindirimin büyük bir bölümü burada gerçekleşir.

Goblet hücreleri

İnce bağırsakta bulunan goblet hücrelerinin ürettiği salgı, sindirim yüzeyinin nemli ve kaygan bir yapıda olmasını sağlar. Böylece besinler ince bağırsakta daha kolay hareket eder.

Jejunum

İnce bağırsağın ikinci bölümüdür. On iki parmak bağırsağından sonra gelen bu bölümde emilimi hızlı olan besinler sindirilir. Karbonhidratların bir bölümünün ve proteinlerin sindirimi burada tamamlanır.

İleum

İleum ince bağırsağın son bölümüdür. Emilimi yavaş olan besinlerin sindirimi bu bölümde tamamlanır. Safra tuzları ve B12 gibi vitaminler bu bölümde emilir.

Bauchini kapağı

İleoçekal kapak adıyla da bilinen Bauchini kapağı, kalın bağırsağın ince bağırsakla birleştiği yerde bulunur. Bauchini kapağı ince bağırsaktan gelen besinlerin kalın bağırsağa geçişine izin verir, ama kalın bağırsaktaki besinlerin ince bağırsağa geçmesini engeller.

Kalın bağırsak

İnce bağırsakla anüs arasında bulunur ve sindirim sisteminin son bölümüdür. İnce bağırsakta sindirilmeyen maddeler kalın bağırsağa geçer. Kalın bağırsakta besin artıklarının içindeki su emilir. Kalan besin artıklarından dışkı oluşur. Biriken dışkı anüsten dışarı atılır.

Kalın bağırsak çekum, kolon ve rektum olmak üzere üç bölümden oluşur. Vücuttaki enzimlerce sindirilemeyen besinleri parçalayan enzimlere sahip mikroorganizmalar kalın bağırsakta bulunur.

K vitamini üreten mikroorganizmaların bulunduğu organ kalın bağırsaktır ve uzunluğu ortalama 1,5 mt dir.

Çekum

İnce bağırsakla kalın bağırsak arasındaki çıkıntı şeklinde olan bölümdür. Kör bağırsak adıyla da bilinen çekum, kalın bağırsağın ilk bölümüdür.

Rektum

Kalın bağırsağın son bölümüdür. Kalın bağırsakta oluşan dışkı rektuma doğru ilerler ve sonra anüsten dışarı atılır.

Anüs

Makat adıyla da bilinen anüs, kalın bağırsağın son bölümü olan rektumun dışa açılan kısmıdır. Anüs dışkının vücuttan dışarı atıldığı yerdir.

Meryem Arzu Aruntaş

İlgili

Источник: http://bilgikapsulu.com/sindirim-sistemi/

Sindirim Nasıl Gerçekleşir? Sindirim Sistemi Hastalıkları Nelerdir?

Sindirim Sistemi Kanamaları

Haber güncelleme tarihi 10.05.2017 11:38

Bugün sizlere insan hayatında öneli yer tutan sindirim döngüsünü elimizden geldiğince anlatmaya çalışacağız. Hep merak etmişizdir; yediğimiz yemekler nasıl sindirilir, hangi yollardan geçerek vücudumuzdan dışarı atılır. İşte, sindirim hakkında bilmeniz gereken her şey;

Sindirim Nedir?

Canlıların hayatta kalabilmesi için vücudun temel ihtiyaçları olan gıdaların tüketilmesi gerekir. Bu tüketim sonucu yediğimiz yemekler öncelikle çiğnenir, yemek borusundan geçerek mideye girer. Burada da sindirimi gerçekleşir ve İnce ve kalın bağırsak yoluyla ayrışır.

Yediğimiz yiyecekler ayrışarak ancak vücudumuz için gerekli olan ihtiyacı sağlamış olurlar. Sindirim adı verdiğimiz bu dönüşüm sistemi yiyeceklerin parçalanmasıyla başlar, karbonhidrat, vitamin, protein gibi kategorilere girerek ayrışması ve kana karışıncaya kadar devam eder.

Yani sindirim ağızdan başlayıp, mide de ve ince bağırsakta süren sindirim sırasında, besinlerdeki yararlı maddelerin incebağırsakta emilip kana karışmasına kadar devam eder.

Kalın bağırsak ise sindirilmeyen, yararsız maddelerindeki suyu emilip yararsız maddeleri vücuttan dışarıya attığı yerdir.

Sindirim Nasıl Gerçekleşir?

Ağızdan başlayıp, yemek borusuna, mideye, incebağırsağa ve kalınbağırsakta son bulan sindirim nasıl gerçekleşir. Sindirim sağlayan bu organların görevleri nelerdir?

Ağız ve Yemek Borusu

Ağzımıza attığımız her besin dişler aracılığıyla çiğnenir, öğütülür ve sonrada yutulmaya hazır hale gelir.

Katı yiyecekler kolay yutulabiliyor çünkü bunların yumuşamasını sağlayan tükürük, kulak, dil ve çene altındaki küçük salgıbezlerinin üretildiği su gibi bir sıvıdır.

Tükürük bezleri sadece ağzımızdaki yemeği yumuşatmaz aynı zamanda  yiyeceklerdeki nişastanın vücudumuzda kullanılabilecek şekere dönüşmesini de sağlıyor.  Ağzımızda 6 saniye çiğnemiş olduğumuz yemek 15 saniyede yemek borusundan mideye iner.

Midede Sindirim Nasıl Gerçekleşir?

Mide, karın boşluğunun üst kısmında yer alan, torbaya benzeyen bir organımızdır. Bu organın içini döşeyen zarın altında milyonlarca salgıbezi bulunur.

Mide Özsuyu adı verilen bu salgı bezleri, midede bir yayık gibi çalkalanarak besinleri çarpa çarpa yoğrulmasını sağlıyor. Saf su, bal ve bazı meyvelerin şekerleri sindirim süzgecinden geçmeden mideden emilip kana karışır.

Bu arada öbür besinler, mide özsuyuyla birlikte iyice bir karışıp bulamaç haline gelmiştir. Mide, her öğünde yenilen yemeği 1-5 saat arasında öğüttür.

İncebağırsağın Sindirim Aşamasındaki Görevi?

İncebağırsağın uzunluğu yaklaşık 6-7 metredir. Kendi içinde birçok katlanarak kıvrım bulunan incebağırsak, boru biçiminde bir kanaldır.  Kalınbağırsağa göre  ince ama daha uzundur.

Sindirim yolunun mideden hemen sonraki durağı olan bu bölüme onikiparmakbağırsağı denir. İncebağırsağın iç yüzünü döşeyen küçük salgı sıvıları vardır. Bu bezlerin salgıladığı bağırsak midenin sindiremediği bazı besinleri de sindirmesinde önemli rol oynuyor.

Böylece karbonhidratlar, proteinler, yağlar, gliserol gibi bir çok mineralin ayrıştırarak emilmeye hazır duruma getirir. İncebağırsak, kasılarak bir yılanın sürünmesi gibi hareket ederek içinde bulunan besinleri dağıtır.

Gereksiz olan kalıntıları da kalınbağırsağa devreder. Kalınbağırsakta da dışkı olarak dışarıya atılır.

Sindirim Sistemi Hastalıkları Nelerdir?

Ağızdan, yemek borusuna; mide, incebağırsağa ve en son olarak kalınbağırağa giden sindirim organlarımızın sindirimle ilgili karşılaştığı sorun ve bu doğrultuda hastalıklar nelerdir?

Sindirim sistemindeki bozukluk ve hastalıkları genellikle etkiledikleri bölümler göze alınarak gruplamamız doğru olacaktır.

Ağız Sindirimi ile Ortaya Çıkan Rahatsızlık

Sindirim sisteminin ilk başlangıcı olan ağız ve yemek borusunda ciddi hastalıklarla karşılaşılmaz. Ağız içinde zaman zaman aft adı verilen küçük yaralar çıkabilir. Bu yaralar AIDS, şeker hastalığı, Behçet gibi hastalıklardan dolayı olmadıkça kısa bir sürede geçecektir.

Yemek Borusundan Yaşanılan Rahatsızlık

Bazen Yemek borusunun mideye açılan alt ucundaki kas zayıf düşer. Bu durumda yediğiniz yemek ağzınızdan gelir gibi olması ya da midenizdeki asidin  yemek borusundan geriye doğru geldiğini hissedebilirsiniz. Zaman zaman boğazda ekşimelere yol açan bu sorunu doktora giderek ilaç yoluyla önlemenin yanı sıra fazlalık kilolarınızı vermeniz en iyi yöntemdir.

Tifo ve Kolera:  

Sindirim bölümünün büyük bir bölümüne yayılan mikroplu bir hastalıktır. Bazen ise sadece bir bölgeyi etkileyebilir. Bulaştığı sindirim organını kızarmasına ve şişmesine neden olur.

Mide- Bağırsak Mukozası:

Adı verilen bu hastalık ise temizlik kurallarına uyulmadığı zaman ortaya çıkar. Yemekten önce elleri iyice yıkanmalı, sebzeler iyice temizlenmeli ve pis su tüketimi yapılmamalıdır.

Özellikle pis su içmekle kısa sürede mide ve bağırsaklarda iltihaplanmalar meydana gelir. Belirtileri; bulantı, kusma, ishal, halsizliktir. Bu hastalık genelde 1-2 gün sürer.

Daha fazla sürmesi halinde su kaybınız artacak ve teh oluşturacağı için doktora gitmeniz gerekecektir.

Sindirim Güçlüğü- Hazımsızlık:

Çoğu insanın şikayetlerinden birde hazımsızlıktır. Çeşitli şekillerde ve nedenlere bağlı olarak görülür.

Mide de yanma- ekşime, kabızlık, ishal, karın ağrısı, bulantı, geğirme mikroplu bir hastalığın belirtisidir.

  Bazen fasulye ya da salatalık gibi güç sindirilen yiyecekler nedeniyle bağırsaklarda aşırı gaz birikmesinden ileri gelir. Eğer sindirim problemleri yaşıyorsanız mutlaka doktora gitmeniz gerekecektir.

Sindirim Güçlüğü Çekiyorsanız

  1. Zeytinyağı,
  2. Su,
  3. Sıvı besinler (çorba)
  4. Kayısı gibi sindirimi hızlandıran besinleri tüketin.

Ülser:  

Sindirim sisteminin en ağır hastalıklarından bir ülserdir. Ülser, Mide de ve incebağırsakta da bulunabilir. Ülserin neden ortaya çıktığı tam olarak açıklanamıyor.

Ama çalışan, sürekli heyecan- stres içinde bulunan, kendine zaman ayırmayan kişilerde çok bulunduğu tespit edilmiştir.

Bunun için doktora başvurup, doktorunuzun tavsiyeleri doğrultusunda gıda tüketiminizi gerçekleştirin.

Kolon:

İncebağırsak da çok çeşitli hastalıklara açık bir organımızdır. Nedeni bilinmeyen Kolon hastalığı inatçı bir karın ağrısı, ishal ve halsizlik olarak kendini belli ediyor.

Doktorlar tarafından pek müdahale edilemeyen bu hastalık verilen bazı besin önerileri ve ilaçlarla durdurulmaya çalışılıyor.

Ayrıca bağırsaklarda yaşayan kancalıkurt ve tenya gibi asalaklar insanın besinlerine ortak olarak iştahsızlık, kansızlık, halsizlik ve sürekli zayıflama gibi rahatsızlıklara yol açabilir.

Çölyak:

Daha çok çocuklarda görülen çölyak hastalığı, glüten adı verilen proteinin ince bağırsakta sindirememesinden kaynaklanan bir bozukluktur. Buğday, çavdar gibi tahıllarda ve buğdaydan yapılmış ekmek, makarna gibi yiyeceklerden bulunan bu proteinlere karşı incebağırsağın tepkisinden doğan hastalıklara, doktorun önermiş olduğu glütensiz yiyeceklerden oluşan beslenme rejimiyle önlenebilir.

Kalınbarsağın spazmı ve ülser kolit (bağırsak İltihabı) :

Şiddetli ağrilara yol açan bir kalınbağırsak hastalığıdır. Kalınbağırsağın hemen başlangıcında olan, parmak gibi bir uzantı olan apandisin iltihaplanması tehli sonuçlara neden olabilir.

Bu iltihabın patlayarak yayılması, iltihabın bütün karın boşluğuna yayılmasına neden olacaktır. Bu durum ölümle bile sonuçlanabilir.

Bundan dolayı apandisit olasılığını akla getiren sağ kasık bölgelerinde ağrı duyduğunuz zaman doktora gitmeniz gerekiyor

NeOldu.com / Kader Basayoğul

Источник: https://www.neoldu.com/sindirim-nasil-gerceklesir-sindirim-sistemi-hastaliklari-nelerdir-8358h.htm

Sindirim Sistemi Kanamaları

Sindirim Sistemi Kanamaları

Prof.Dr.Ahmet Dobrucalı
İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji Uzmanı

http://www.drahmetdobrucali.com/

Stj.Dr.Efdal Şahin, Stj.Dr.Sinem Ören, Prof.Dr.Ahmet DobrucalıSindirim sistemi (SS) kanamaları hastanelerin acil ünitelerine başvuru sebepleri arasında en sık görülen nedenlerdendir. Kanama tüm gastrointestinal kanal boyunca, ağızdan anüse kadar olan herhangi bir lezyondan kaynaklanabilir.

Bazen halsizlik, anemi veya ortostatik hipotansiyon semptomlarına yol açan gizli (okült), bazen de ani ve hızlı kan kaybı ile karakterize hastayı şoka sokabilen bir kanama şeklinde görülebilir (masif kanama).

Gastrointestinal kanamalı hastaların %80’inde kanama kendiliğinden dururken, yaklaşık %20’sinde kanama devam eder ve tibbi müdahaleye gerek duyulur.

Endoskopi, anjiografi ve sintigrafik yöntemlerle kanama yerinin saptanması ve kanamanın durdurulması büyük oranda mümkün olmakla birlikte sindirim sistemi kanamalarından ölüm azımsanmayacak oranlardadır.

Son yıllarda yaşlı popülasyonun artması, buna bağlı olarak aspirin ve antiromatizmal ilaçların yaygın olarak kullanılması yaşlılarda sindirim sistemi kanamalarının görülme sıklığının artmasına yol açmıştır.

Doğru ve erken teşhis özellikle organ rezervi azalmış yaşlı hastalarda daha fazla önem taşımaktadır.

Sindirim sistemi (Gastrointestinal sistem) kanamaları;

• Yemek borusu (özofagus)• Mide,• Onikiparmak barsağı (duodenum)• İnce barsaklar (jejunum ve ileum)• Kalın barsaklar (kolon)

• Hemoroidler ve anal fissür (basur ve anüste çatlak)   den kaynaklanabilir.

Gizli (okült) SS kanaması nedir?

Halsizlik, çarpıntı, çabuk yorulma, solukluk gibi kansızlığa (anemi) bağlı belirtilerle kendini belli eden, dışkıda aşikar kan görülmediği halde ancak hassas laboratuar testleriyle (dışkıda gizli kan aranması) dışkıda kan olduğu gösterilebilen kanama türüdür.

Klinik olarak gözlemlenen bir gastrointestinal sistem kanamasında bilinen klasik endoskopik yöntemlerle gösterilebilen bir kanama odağı bulunamadığında bu durum ‘sebebi bilinmeyen gastrointestinal kanama’ (Obscure GI bleeding) olarak adlandırılır.Hastanın kendisi çoğu zaman kanamanın farkında değildir.

Kanama genellikle uzun süreden beri mevcuttur (kronik kan kaybı) zaman zaman durup, zaman zaman aktivasyon gösterebilir. En belirgin bulgu kronik anemidir. Dışkıda gizli kan aranması ile tanı koyulur. Tedavi görmüş ciddi sindirim sistemi kanamalarından sonra da bir süre gizli kanama şeklinde kanama devam edebilir.

Dışkıda gizli kan aranması testi için 3 gün ardarda yapılan dışkının 2 ayrı yerinden alınarak örnek verilmelidir. Bir kez örnek verilmesi testin duyarlılığını belirgin ölçüde azaltır.

Dışkıda gizli kan saptanarak gizli SS kanaması olduğuna karar verilen hastalarda yapılması gereken şey kanama yerinin tespit edilmesidir. Bu amaçla endoskopik yöntemler kullanılır.

Gastroskopi ile yemek borusu, mide ve onikiparmak barsağındaki lezyonlar saptanabilirken kalın barsaktaki hastalıkların teşhisi için kolonoskopi yapılması gerekir.

İnce barsaklar ise endoskopik (enteroskopi) ve kapsül endoskopisi yöntemleri ile incelenebilir. (Bkz. Endoskopi)

Gizli SS kanamasına yol açabilecek hastalıklar;

• Şiddetli gastroözofagial reflü hastalığı• Mide ve oniki parmak barsağındaki erezyon ve ülserler (Özellikle aspirin ve antiromatizmal ilaç kullanan hastalarda)• Sindirin sistemi tümörleri (Yemek borusu, mide, ince barsak, kalın barsak, safra yolları ve pankreas tümörleri, kalın barsak polpleri)• İnce ve kalın barsağın ülserleri ve kronik iltihabi hastalıkları (Crohn hastalığı, ülseratif kolit barsak tüberkülozu, divertikülit vb.)• Sindirim sistemindeki damarsal oluşumlar (anjiodisplaziler)• Kronik karaciğer hastalığı (siroz)• Solunum yolu hastalıkları

• Bazı romatizmal hastalıklar

Gizli sindirim sistemi  kanamalarında kanamanın nedeni bulunduğunda sebebe yönelik bir tedavi uygulanır. Bu sırada kansızlığın düzeltilmesi amacıyla demir tedavisine başlanır.

Masif (Şiddetli) Gastrointestinal Kanama Nedir?

Masif gastrointestinal kanama deyimi, kanamaya ait aşikar bulguların ortaya çıktığı durumları ifade etmek için kullanılır.

Kanama 3 değişik formda olabilir;-Hematemez-Melena

-Hematokezİ

Hematemez: Taze, parlak kırmızı veya kahve telvesi özelliğindeki kusmadır. Midede biriken kan midede kalış süresine bağlı olarak mide asidinin etkisiyle kahve telvesi rengini alır. Kahve telvesi şeklindeki kanama , kanamanın nispeten yavaş olduğunun bir belirtisi olarak kabul edilebilir. Bu renkte kanama mide ve onikiparmak barsağındaki kanamalar sonucunda oluşur.

Melena: Kısmen hazma uğrayarak rengi siyaha dönen kan elemanları ve dışkının karışması ile oluşan, katranı andıran siyahlıkta, genellikle yumuşak kıvamda ve kötü kokulu dışkılamadır.

Melana oluşabilmesi için en az 50 ml veya daha fazla miktarda kanama olması ve kanın sindirim sisteminde en az 3 saat kalmış olmalı gerekir. Melana daha çok üst SS kanamalarında (Yemek borusu, mide ve oniki parmak barsağı) oluşur.

Melena hematemezle birlikte olabileceği gibi tek başına da görülebilir. İnce barsaklardaki bir lezyondan kaynaklanan kanamalarda dışkı vişne çürüğü renginde çıkar.1 L veya daha fazla kanama olduğunda melena şeklindeki dışkılama 5-6 gün kadar devam edebilir..

Hematemez ya da melenası olan hastada dışkıda gizli kan arama testlerinin en az 2 hafta sonra yapılması gerekir.

Kabız hastalarda kalın barsaktaki hafif kanamalarda dışkı siyah renkte çıkabilir ancak bu durumda sert kıvamdadır.

Hematokezi (Haematochezia): Dışkıda kırmızı renkte kan çıkması hematokezi olarak adlandırılır. Kan dışkı ile karışık olabileceği gibi sedece kan görülebilir.

Hematokezi alt SS kanamasına (kalın barsaklar ve anüs) işaret eder.

Ancak nadiren de olsa ciddi bir üst SS kanamasında barsak hareketlerinin hızlanmasına bağlı olarak önce melena ardından da hematokezi şeklinde bir kanama görülebilir.

Genel olarak hematemez ve/veya melena üst SS kanamasına, hematokezi ise alt GİS kanamasına işaret eder. Kanama odağı, hematokezi ile başvuran hastaların %80 inde kalın barsaklarda, %15 inde üst SS de ve %5 inde de incebarsaktadır.

Kanama yeri nasıl saptanır ?

Hastanın yakınmaları ve muayenesi tanı için çoğu zaman yeterlidir. Ancak kanama yerinin saptanması için hastalara bazı tetkiklerin yapılması gerekir:

1. Endoskopik değerlendirme (Bkz. Endoskopi)
Gastroskopi: Yemek borusu, mide ve oniki parmak barsağının incelenmesinde kullanılır.
Enteroskopi: İnce barsağın incelenmesinde kullanılır.

Kapsül endoskopi: İnce barsakların incelenmesi amacıyla vardır.
Kolonoskopi: Kalın barsağın tamamının incelenmesinde kullanılır.

Endoskopik yöntemlerde kanayan nokta saptandığında kanama değişik yöntemler kullanılarak durdurulabilir.

2. Sintigrafik değerlendirme: Bir görüntüleme yönteminde kandaki hücrelere bağlanan radyoaktif maddeler (radyoizotoplar) kullanılarak hastaya filmler çekilir ve kanam yeri tesbit edilmeye çalışılır.

3. Anjiografi: Radyolojik bir incelemedir. Bacak atardamarından girilen bir kateterle SS ni besleyen damarlara radyoopak madde verilerek görüntü alınır ve kanayan bölge saptanır.

Bu yöntemde aynı zamanda kanamanın durdurulması da mümkün olabilir.

Hastaların küçük bir kısmında da tüm bu tetkiklere rağmen kanama yeri belirlenemez ve ameliyat sırasında yapılan bazı incelemelerle kanayan nokta belirlenmeye çalışılır.

Sindirim sistemi kanamaları nasıl tedavi edilir ?

Laboratuar bulguları  (Tam kan sayımı, rutin biyokimya ve pıhtılaşma testlerini  içeren çalışmalar) kanamanın şiddetinin anlaşılmasında , kanama yerinin saptanmasında ve  tedavinin düzenlenmesinde faydalı olur.

 Hastaların yaşamsal bulguları yakından takip edilerek ihtiyaç duyulan hastalarda kan ve/veya kan ürünlerinin transfüzyonu yapılır. Midenin ülser vb.

gibi asit-peptik hastalıklarına bağlı kanamalarda mide asit sekresyonunun baskılanması tıbbi tedavinin önemli bir ayağını oluşturur.

Bunun için iki yöntem kullanılabilir;

Endoskopi: Gastroskopi veya kolonoskopi kullanılarak kanayan bölge bulunup kanama durdurulur. Kanayan bölge yakılabilir, bağlanabilir, kanamayı durdurucu ilaçlar enjekte edilebilir  veya bu bölüm çıkarılabilir. Endoskopi SS kanamalarının tanısında “altın standart’dır.

  Endoskopi, hem tanısal, hem de tedavi amaçlı kullanıldığı gibi, kanama yerinin endoskopik görünümü; cerrahi girişim ihtiyacı ve tekrar kanama riskiyle ölüm oranının bir belirteci olarak da kullanılmaktadır. Endoskopi tedavi şeklini değiştirdiğinden mümkün olan en kısa zamanda erken endoskopi yapılması önerilmelidir.

Endoskopik, klinik ve laboratuvar özellikler, tekrarlayan ya da hayatı tehdit eden kanamalar açısından hastaları düşük yada yüksek riskli olarak ayırmamızı sağlayabilir. Bu şekilde hastaların gereksiz yere veya daha uzun süre hastanede yatırılması sonucu maliyet artışı önlenebilir.

Endoskopik tedavi yaklaşımları ile durdurulamayan ya da azalma eğilimi göstermeyen kanamalarda cerrahi ve radyolojik yöntemler gibi diğer tedavi yaklaşımlarına gerek vardır. Endoskopik işlem ile duran ancak tekrar kanayan lezyonlarda endoskopik işlem tekrarlanır ve kanama tekrar durdurulur.

Eğer kanama devam eder ve iki endoskopik işlem sonunda kanama tekrarlar ise cerrahi tedavi gereksinimi doğar.

Anjiografi: Bu yöntemde kanamanın olduğu yer saptandıktan sonra damarları daraltıcı veya tıkayıcı maddeler verilir.

Cerrahi yöntemler:

Bazı hastalarda cerrahi girişim gerekebilir. Bunlar;

• Çok kanayıp, tüm destek tedavisine rağmen durumu kötüleşen hastalar• Devamlı kan verilmesi gereken hastalar

• Hastanede iken, kanaması yeniden başlayan hastalar ve tıbbi yöntemlerle tedavi edilemeyen hastalardır.

Kaynaklar :

1)Dobrucalı A. Gastrointestinal sistem kanamaları. İç Hastalıklarında aciller. Ed: Altıparmak MR. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi,Mezuniyet sonrası Sürekli Tıp Eğitimi Etkinlikleri, Doyuran matbaası, 2010, Istanbul, s:287-306.

Sorularınız için;Prof.Dr.Ahmet Dobrucalı0216 3505372

adobrucali@yahoo.com

Источник: https://sagliktayenilikler.com/sindirim-sistemi-kanamalari/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть