Sistemik Hastalıklarda Diş Sağlığı

Diş eti hastalıkları ve kanamaları neden olur? Belirtileri ve tedavisi

Sistemik Hastalıklarda Diş Sağlığı

Sağlıklı, doğal ve estetik bir diş eti portakal kabuğu görüntüsünde, açık pembe renkte olmalıdır. Dişleri kök başlangıçlarında saran ve konturlarını takip eden muntazam bir diş eti sınırına sahiptir. Sağlıklı diş etlerinde kırmızılık, şişkinlik ya da enfeksiyon yoktur. Fırçalama sırasında ya da diş ipi kullanırken diş etlerinde kanama olmaz.

Diş eti hastalıkları nelerdir?

Periodontal hastalıklar, diş eti ve dişleri destekleyen kemik dokuları da etkileyen iltihabi hastalıklardır. Periodontal hastalıklar, erken dönemde teşhis edildiklerinde tedaviye kolay ve başarılı bir şekilde cevap verir. Belli başlı diş eti hastalıkları şunlardır:

Gingivitisin esas nedeni bakteri plağıdır. Ağız bakımının yetersiz olması zaman içinde dişlerin üzerinde bakteri plağının oluşmasına neden olur. Bu hastalıkta dişler kızarır, fırçalama esnasında kolayca kanar ve şiş görünümdedir. Ağızda bakteri plağının oluşmaması için dişler düzenli olarak fırçalanmalı ve diş ipi kullanılmalıdır.

Tedavi edilmezse, hastalık bir ileri aşama olan  Periodontitis’e ilerleyerek, diş eti ve dişleri destekleyen kemikte hasar oluşturur.

 Şeker hastalığı, sigara içme, yaşlanma, genetik yatkınlık, sistemik hastalıklar, stres, yetersiz beslenme, ergenlik, hormonal dalgalanmalar, gebelik, uyuşturucu madde kullanımı, HIV enfeksiyonu ve kullanılan bazı ilaçlar diş eti iltihabının oluşumuna katkıda bulunabilir.

Periodontitis

Tedavi edilmemiş olan gingivitisin ilerlemiş safhasıdır. Periodontitis dişin kök yüzeyini, diş kökünü saran kemiği ve bu iki doku arasındaki bağ dokusunu tahrip eden iltihabi bir hastalıktır.

Diş ile diş eti arasında periodontal cep kendini gösterir. Bu cepte bakteriler hızla üremeye başlar. Hastalığın ilerlemesiyle dişlerde sallanma, diş ve diş etleri üzerinde iltihabi akıntı görülebilir.

Alveol kemiğinde hücresel düzeyde yıkım olduğundan o bölgede hareketlilik nedeniyle dişler zamanla birbirinden uzaklaşır.

Bu hastalarda şiddetli ağız kokusu ve diş taşı birikimi vardır. Diş hekimine düzenli aralıklarla gitmek ciddi diş ve dişeti hastalıklarının erken dönemde teşhis edilebilmesini ve neden olduğu olumsuz durumlara zamanında çözüm bulunabilmesini sağlar.

Diş ağrısı neden olur, nasıl geçer? Diş ağrısına ne iyi gelir?

Bakteri plağı

Dişlerin düzgün temizlenmemesi dişler üzerinde krem rengi bir bakteri plağının oluşmasına neden olur. Diş çürükleri ve diş iltihaplarının temel nedeni; dişe sıkıca tutunan, yapışkan, saydam olan bu bakteri plağıdır. Ağız hijyeni yetersiz olduğunda, diş ve diş etlerini etkileyen bakteri plağı oluşur. Plağın bir miligramında 200 ile 500 milyon arasında bakteri bulunur.

Hamilelikte diş eti iltihaplanması nedenleri ve tedavisi

Sigara

Sigara ağızda çürük oluşumuna, dişeti hastalıklarına ve dişlerde sararmaya neden olması dışında, akciğer, yemek borusu, kalp hastalıkları ve ağız kanseri gibi birçok önemli rahatsızlığa da neden olur.

Genetik faktörler

Araştırmalara göre, diş eti hastalıklarında % 30 oranında genetik bir yatkınlık söz konusudur. Ağız bakımının doğru şekilde yapılmaması diş eti hastalığının gelişme olasılığını 6 kat daha arttırır.

Hormonal değişiklikler

Hamilelik döneminde östrojen ve progesteron hormonlarındaki artış nedeniyle hamilelik gingivitisi denilen diş etlerinde kanama, şişlik, kızarıklık ile belirti veren diş eti rahatsızlıkları görülebilir. Diş etleri bu dönemde daha hassas olduğu için ağız hijyenine daha fazla özen gösterilmelidir.

İnsan doğasının dengesini bozan stres sadece psikolojik olarak zarar vermekle kalmaz ayrıca vücutta fiziksel hastalıkların da oluşmasına zemin hazırlar. Yoğun stresin vücudumuza zarar verdiği bölgelerden biri de diş etleridir. Periodontal hastalıklar da dahil olmak üzere stres, vücudun enfeksiyonla mücadelesini zorlaştırmaktadır.

İlaç kullanımı

Anti-depresanlar, doğum kontrol hapları, kalp ilaçları dişeti hastalıklarına neden olabilir. O nedenle, bu ilaçlardan birini almak gerekirse, diş hekimine bilgi verilmelidir.

Diş sıkmak veya gıcırdatmak

Diş etlerindeki çekilmenin bir sebebi de diş sıkmaktır. Diş ve diş eti arasındaki kuvvetin azalmasına neden olarak periodontal doku yıkımına sebep olur. Mutlaka gece plağı takılarak bu alışkanlığın durdurulması gerekir.

Kötü ağız kokusunun nedenleri ve en etkili çözüm yöntemleri

Diyabet hastalığı, bilinen komplikasyonların yanı sıra diş kaybı ile sonuçlanan diş eti hastalıklarına da yol açabilir. Enfeksiyon açısından yüksek risk grubunda olan diyabet hastalarının ağız sağlığının yakından takip edilmesi, düzenli aralıklarla diş hekimi tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir.

Kötü beslenme

Yetersiz ve dengesiz beslenme vücudun bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve buna bağlı olarak, diş eti enfeksiyonu da dahil olmak üzere diğer enfeksiyonlarla mücadelesinin zorlaşmasına neden olur.

İlaç kullanımı diş eti hastalığına sebep olur mu?

Sistemik hastalıkların tedavisi amacıyla kullanılan bazı ilaçlar, diş etlerinde büyümeye yol açabilir. Kanser tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar dişeti hastalığına neden olur.

Epilepsi tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar, dişlerin ön yüzeylerinde, özellikle ön bölgelerde ve restorasyonların çevresinde, dişler arasındaki diş etini ve diş eti kenarını içine alan, sıkı, soluk pembe, kanamayan bir görüntüde diş eti büyümesine yol açabilir. Dişeti büyümesi de estetik problemleri beraberinde getirir.

Organ doku nakli sonrasında kullanılan bazı ilaçların yan etkileri arasında diş etlerinde şişlik ve hassasiyet, diş eti iltahabı görülür. Kalp ve hipertansiyon hastalarında kullanılan ilaçlar da soluk pembe renkli bir büyümeye sebep olabilir.

Dişeti hastalığı genellikle sessizdir, yani semptomlar hastalığın ilerlemesine kadar görünmeyebilir. Milyonlarca kişi, tedavi edilmediği takdirde diş kayıplarına neden olabilecek bu ciddi enfeksiyona sahip olduklarını bilmez. Diş eti hastalığının uyarı işaretleri arasında aşağıdaki belirtiler bulunur:

  • Kırmızı, şişmiş veya hassas diş etleri
  • Fırçalarken, diş ipiyle temizlerken ya da sert yiyecekler yerken oluşan kanama
  • Dişlerden çekilen veya ayrılan diş etleri; dişlerin eskisinden daha uzun görünmesine neden olur.
  • Gevşek veya ayrık dişler
  • Diş ve diş eti arasında iltihap
  • Ağızda yara oluşumu
  • İnatçı ağız kokusu
  • Isırırken dişlerin konumu ile ilgili bir değişiklik
  • Kısmi protezlerin ağıza uyumunda farklılık

Diş eti hastalıklarının en önemli belirtileri; diş fırçalarken ya da kendiliğinden oluşan diş eti kanamaları, ağızda tat bozukluğu, iltihap kaynaklı kötü ağız kokusu, sallanan dişler, dişler ve diş etlerinde kaşınma hissi olarak öne çıkar. Bu şikayetlerle hekime giden hastanın muayenesinde; diş etlerinde kanama, ağızda kötü bir tat veya koku, kırmızı ve şiş diş etleri, soğuk sıcak hassasiyeti olup olmadığına bakılır.

Diş ile diş eti arasında meydana gelen ceplerin derinliği, periodontal sond vasıtasıyla ölçülerek, radyografik bulgularla değerlendirilir ve teşhis konur. Diş eti hastalığının tedavisi mümkündür. Hekim tarafından uygulanan dişeti tedavisi ile hem dişeti iltihabını, hem de buna bağlı gelişebilecek kalp hastalıkları riskini kontrol etmek mümkündür.

Diş eti neden kanar?

Diş etinde meydana gelen kanamalar diş eti rahatsızlığının habercisi olabilir. Bakteri plağı ve diş taşı (tartar) birikimleri sonucunda,  diş etlerinde ve dişleri çene içerisinde tutan kemikte iltihapsal bir alan oluşmakta ve diş eti kanaması ortaya çıkmaktadır.

Diş eti kanadığında ne yapılmalıdır?

Öncelikle kanama gelişen bölgeler için daha dikkatli fırçalama ve diş ipi kullanılması ile beraber ağız hijyeni en iyi seviyeye getirilmelidir ki vücudun kendini yenileme kapasitesi kendini gösterebilsin. Kanama oluşan bölgeler tüm ağız hijyeni uygulamalarına rağmen iyileşme göstermiyorsa en kısa zamanda diş hekimine başvurulmalıdır.

Diş eti kanaması neden olur? Nasıl önlenir? Doğal tedavisi

Diş eti kanaması diş kaybına neden olur mu?

Önlem alınmadığı takdirde diş kayıplarına ve hatta çene kemiğinde erimelere kadar gidebilir. Böyle bir durumda implant ya da protez yaptırmak da zorlaşır.

Diş eti kanamasını nasıl önleyebiliriz?

Dişlerin düzenli olarak fırçalanması, en az günde bir kere diş ipi kullanımı ve rutin olarak diş hekiminin ziyaret edilmesi diş eti kanamalarının önüne geçmeye yardımcı olur.

Dişetlerinin sağlıklı olması için doğru beslenmek de çok önemlidir.

Sağlıklı diş etleri için özellikle A ve C vitamini içeren ürünleri (ıspanak, ciğer, süt ürünleri, portakal, greyfurt, domates, patates) düzenli olarak tüketmek gerekir.

Mutlaka önceden önlem alınmalı, ağız hijyeni uygulamalarına azami derecede önem gösterilmelidir.

  • Dişler mutlaka günde 2 kere, sabah kahvaltısından sonra ve gece yatmadan önce fırçalanmalıdır.
  • Fırçalama süresi en az 2 dakika olmalıdır.
  • Fırçalama, içten dışa doğru, dişleri süpüren bir hareketle yapılmalıdır.
  • Fırçalama sonrası için ise diş arası bakımları tam olarak yapılmalıdır. Bunun için diş aralarında diş ipi veya diş arası fırçası gibi ağız hijyenine katkıda bulunacak yardımcı temizleyiciler kullanılmalıdır.

Diş eti kanaması olanlara tavsiyeler

Diş eti kanaması yaşayan bireylerin diş fırçalama ve diş arası bakım yapma alışkanlıklarına devam etmeleri gerekmektedir.

Ağız hijyeni iyi duruma getirildiğinde vücudun kendini yenileme kapasitesi ve hastalıklarla savaşması çok daha kolay olacaktır.

Diş eti kanaması nedeniyle diş fırçalama işlemini bırakmak, olayı kısır bir döngü içine sokacak ve var olan durumun daha da kötüleşmesine neden olacaktır. Diş eti kanaması yaşayan bireylerin en yakın zamanda diş hekimine gitmeleri de gerekmektedir.

Diş ve diş eti sağlığını artırmak için neler yapabiliriz?

Sağlıklı diş ve dişetleri için bakteri plağının; diş fırçalanması, diş ipi ve kimyasal ajanlar kullanılması yoluyla, düzenli olarak her gün dişlerden uzaklaştırılması gerekmektedir. Ayrıca, diş hekimine düzenli gidilerek kontrollerin yaptırılması da son derece önemlidir.

Günlük ağız bakımı diş taşlarının oluşumunu en az seviyede tutmakla beraber, tamamen önleyememektedir.

Bir diş hekimi tarafından yapılacak diş taşı temizliği; diş fırçası, diş ipi ile temizlenemeyen bölgelerdeki sertleşmiş diş taşlarının ortamdan uzaklaştırılmasını sağlar.

Diş hekimi, kişiye özel ağız bakım planı yaparak diş etlerine zarar vermeden, diş fırçalamayı ve diş ipi kullanmanın doğru yöntemini hastaya öğretebilir.

Daha sağlıklı dişler için bakım önerileri

  • Dişler fırçalanırken, diş ve diş etlerine paralel hizada içten dışa süpürme hareketleri uygulanmalıdır. Diş fırçalaması esnasında, dişlere veya diş etlerine çok hafif ya da çok kuvvetli baskı yapmaktan kaçınılmalıdır. Her 3-4 ayda bir diş fırçası yenilenmelidir.
  • Diş temizliğinde, diş fırçalarının niteliği ve dişlere olan uygunluğu büyük önem taşır. Diş fırçasının sapı rahat bir kullanıma imkan vermesi açısından esnek boyunlu olmalıdır. Diş fırçası, çok sert ya da aşırı yumuşak olmamalıdır.
  • Diş fırçalama işlemi, dil fırçalamayla devam etmelidir. Dilin arka sırtından başlanarak, öne doğru fırçalama işlemi yapılmalıdır. Dil fırçalama için özel olarak hazırlanmış ve genellikle diş fırçalarının üst, arka kısmında yer alan dil temizleyici başlıklar bu amaçla kullanılabilir.
  • Evde yapılan günlük bakım diş taşlarının oluşumunu en az seviyede tutmakla beraber, tamamen önleyememektedir. Hekimi tarafından yapılacak işlemle diş fırçası ve diş ipi ile temizlenemeyen bölgelerdeki sertleşmiş diş taşları ortamdan uzaklaştırılır.
  • Diş ipi mümkünse günlük yaşamda, diş temizliğinin önemli bir parçası olarak görülmelidir. Çünkü düzenli diş ipi kullanımı, diş fırçalarının ulaşmakta yetersiz kaldığı diş aralarına ulaşarak, gıda artıklarını temizlemektedir. Gıda artıklarının bu yolla düzenli olarak temizlenmesi, diş çürüklerinin oluşumunu önemli ölçüde engellemektedir.
  • Yılda iki kez diş hekimine gidip genel ağız muayenesi yaptırılmalıdır.
  • Sigara, ağızda çürük oluşumu, dişeti hastalıkları, dişlerde sararmaya neden olması dışında kalp ve damar hastalığı riskini arttırdığı için kullanılmamalıdır.

Kalp krizi mi yoksa diş ağrısı mı?

Ağızda oluşan çürüğe “diş çürüğü deyip” geçmek yanlıştır. Önemsenmeyen bir diş ağrısı aslında kalp krizi belirtisi olabilir. Çünkü kalp krizi ağrılarının bir kısmı dişe vurabilmektedir. Hasta aslında kalp krizi geçirirken hissettiği ağrının çürük dişten kaynaklandığını düşünerek hekime gitmek yerine ağrı kesici kullanır.

İlaçlarla ağrıyı geçirmeye çalışırken hasta hayatını kaybedebilir. Kalp rahatsızlığı olan kişilerin dişlerinde var olan mikroorganizmalar dental işlem sırasında vücuda damar yoluyla yayılabilir. Bu nedenle hastaların yapılacak işlem öncesinde diş hekimlerini sahip oldukları hastalık konusunda bilgilendirmesi gerekmektedir.

Bu şekilde dental işlem öncesinde hastaya gerekli tıbbi konsultasyonlar yapılarak koruyucu ilaç tedavisi uygulanabilir.

Kaynaklar ve referanslar1- Gum disease symptoms 2- Gum disease 3- Gum disease

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/dis-eti-hastaliklari-nedenleri-tedavisi/

Sistemik Hastalıklar

Sistemik Hastalıklarda Diş Sağlığı

Diş hekimliğinde sistemik hastalıkların rolü çok önemlidir. Vücuttaki tüm sistemleri birbirleri ile uyumlu biçimde çalışmaktadır.

Ağız ve dişler, solunum ve sindirim sisteminin ilk basamağındadır ve bu sistemler ile bire bir ilişkilidir.

Ağız hastalıkları, direkt ve dolaylı olarak tüm vücudu etkileyebildiği gibi, vücudumuzdaki bazı hastalıklar da belirti ve bulgularını ağız ortamına yansıtır.

Şeker Hastalığı (Diabet)

Tüm vücudu olduğu kadar ağız ve dişleri de en çok etkileyen, ve toplumda görülme sıklığı en çok olan sistemik hastalıkların başında diabet (Şeker hastalığı) gelmektedir. Diabet, vücudun, kandaki şeker oranını tam olarak ayarlayamaması olarak tanımlanabilir.

Diyabetin İki Tipi Vardır:

1) Tip I diabet (insüline bağımlı diabet) Bu hastalarda pankreastan insülin yapımı ya çok azalmış veya durmuştur. Bu durumda kanda insülin yoktur. Kan şekeri düzeyini dengelemek için dışarıdan enjeksiyon ya da tablet yoluyla insülin vermek zorunludur. Genellikle çocuklarda ve genç erişkinlerde, erken yaşlarda görülür.

2) Tip II diabet (insüline bağımlı olmayan diabet) Bu hastalarda pankreasta ileri yaşlara kadar normale yakın düzeyde insülin yapımı vardır. Ancak insülinin etki etmesini sağlayan mekanizmada bozukluk vardır. Şişmanlık ve yanlış beslenme bu duruma sebep olabilir. Hastaların çoğunluğu 40 yaşın üzerinde ve şişmandır, ailelerinde diyabetli akrabaları vardır.

Diabetli hastalarda ağız mukozası kuru ve ağrılıdır. Mantar ve diğer enfeksiyonlar daha sık görülür ve iyileşmeleri zordur. Bu hastalarda yara iyileşmesi de daha yavaş olur.

Ağız kuruluğu ve buna bağlı olarak asetonumsu ağız kokusu görülür. Şeker hastalarının diş sağlıklarını etkileyen en sinsi teh, bu kişilerde dişleri taşıyan kemiklerde (Alveol kemiği) yıkım olmasıdır.

Bu yıkım bazen son ana kadar belirti vermez ve dişlerin sallanması ile ortaya çıkar.

Diabet hastaları, ağız sağlıklarına çok özen göstermeli ve dişlerini kaybetmemek için herkesten daha çok gayret göstermelidir. Bunun sebebi, diş kayıplarında sık uygulanan bir yöntem olan implantın, şeker hastalarında, sağlıklı bireylere göre daha az başarılı olmasıdır.

Tansiyon

Tansiyon, kan basıncını ifade eden terimdir. Tansiyonun 9.0 (küçük) ve 14.0 (büyük) daha fazla olması durumunda hipertansiyondan söz edilir. Tansiyonun kontrolsüz yükseldiği durumlarda baş ağrısı ve baş dönmesi, dişlere yansıyan ağrı, göeme kaybı ve nadir durumlarda beyin kanaması görülebilir.

Yüksek tansiyonlu hastalarda diş tedavileri yapılmadan önce mutlaka doktorundan onay alınmalı ve kullandığı ilaçlar tekrar değerlendirilmelidir. Özellikle cerrahi işlemler sonrasında kanama kontrolünde zorluk olabilir.

Bu sebeple özellikle kan sulandırıcı ilaçların dozu (Aspirin ve kumadin gibi) doktor kontrolü ile tekrar ayarlanır. Tansiyon hastalarında dikkat edilmesi gereken başka bir nokta, diş tedavisinin kendi başına bir tansiyon sebebi haline getirilmemesidir.

Bazı hastalar tedaviden korktukları için tansiyonları çıkabilmektredir. Bu anlamda hekim, hastasını rahatlatabilmeli, diş tedavisi tansiyonun sebebi olmamalıdır.

Tiroid Hastalıkları

Tiroid bezinin normalden fazla çalışması ve fazla hormon salgılamasına Hipertiroidi denir. Bu hastalarda bazal metabolizma hızı artmıştır.

Bu hastalarda erken dişeti rahatsızlıkları, dişlerin sürme zamanlarında değişim, erken çene gelişimi görülebilir. Ayrıca ağız mukozasında tümörler ve enfeksiyon görülebilir.

Bu hastalarda epinefrin ve adrenalin kullanımında çok dikkatli olunmalı, mutlaka hekiminden konsultasyon alınmalıdır.

Hipotiroidi durumlarında (Tiroid bezinin az çalışması) ise dilde büyüme, dişlerde çapraşıklık görülebilir. Tıbbi durum kontrol altında olduğu sürece diş tedavisi kolaylıkla yapılabilir.

Radyoterapi

Kanser tedavisi, genel vücut direncini oldukça düşürür. Radyoterapi ve kemoterapinin ağız ve diş sağlığı üzerindeki etkisi, tükürük bezlerinin salgılarının azalması, ağız mukozasının kuruması ve yaralanmaya daha açık hale gelmesi ve diş temizliğinin güçleşmesi ile birlikte ortaya çıkar ve uzun vadede diş çürükleri ve diş kaybı ile sonlanır.

Tedavi sırasında vücut, enfeksiyonlara daha da açıktır. Bu tedaviler sırasında diş tedavilerinde kullanılan antibiyotiklerin de kullanımı kısıtlanabilir. Bu açıdan, kanser tedavisi henüz planlanma aşamasındayken, tüm diş tedavileri planlanmalı, gerekli diş tedavileri, çekimleri ve dolguları yapılmalıdır.

Tedavi sırasında yapay tükürük, flor ve diş cilası gibi çürümeyi önleyici önlemler alınabilir.

Hamilelik

Hamilelik esnasında diş kayıplarının olması, yanlış bilinen bir inanıştır. Yaygın kanının aksine hamilelik sırasında kemiklerden, özellikle de dişlerden kalsiyum çekilimi olmaz. Hamilelikte ağız bakımının bozulmasının sebebi, hem bulantıya bağlı diş fırçalayamama, hem kandaki bazı hormonal değişiklikler, hem de anne adaylarındaki fiziksel yorgunluktur.

Hamilelik eğer planlanmışsa, öncesinde tüm diş tedavileri yapılmalıdır. Hamilelik sırasında diş tedavisi yapılması arzu edilmez, bununla birlikte 3-6 aylar arasında acil tedaviler yapılabilir. Gebe hanımlar, düzenli aralıklarla diş hekimini ziyaret etmeli, diş kaybına karşı gerekli önlemleri almalıdır.

Düzenli ve kontrollü bir hamilelik süreci geçirilirse ağız sağlığı konusunda endişe edecek bir durum ortaya çıkmaz.

İlaç Kullanımı

Kullandığınız ilaçlar, diş tedavileriniz sırasında kullanılan ilaçlarla etkileşim yapabilir, ya da sistemik durumunuzda değişikliklere sebep olabilir. Bu sebeple diş hekiminize kullandığınız ilaçlarla ilgili detaylı bilgi vermeyi unutmayın.

Kullandığınız İlaçların Etkileri Aşağıdaki Gibidir:

– Antiartritik, Antipiretik, Antienflamatuar: Tat alma bozuklukları,

– Antibiotikler: Mantar enfeksiyonları,

– Antikoagülan: Kanama bozuklukları,

– Antikonvülsan: Yanak mukozasında yaralar, tat alma bozuklukları,

– Antihipertansif: Tükürük salgısı bozuklukları,

– Antineoplastik: Mantar, kanamai, virüs enfeksiyonları, aftöz stomatit, veziküloülseratif stomatit,

– Kortikosteroidler, İmmunsupressantlar, Antiproliferatifler: Mantar enfeksiyonları, rekürent oral viral enfeksiyonlar, vesikuloulseratif stomatit,

– Kas Gevşeticiler: Tükürük salgısı fonsiyon bozuklukları…

Bağ Doku Hastalıkları

Bağ doku hastalıkları, ağız mukozasını, diş etini ve dili ilgilendiren yapılarda lezyonlara sebep olur. Bu lezyonlar ağrılıdır, ağız temizliğini, beslenmeyi ve konuşmayı etkiler. Bu rahatsızlıklar arasında psoriarisis, romatoid artrit, sjögren sendromu, sistemik lupus eritromotozus sayılabilir…

Organ Nakilleri

Organ nakilleri sonrasında, hastalar genellikle bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar kullanır. Bu ilaçlar hem enfeksiyonların baskılanmasını engeller, hem de genel direnci düşürür. Bu hastaların dikkat etmesi gerekenler, günlük antibakteriyel ağız gargaraları, düzenli hekim kontrolleri, cerrahi girişimlerde antibiyotik kullanımıdır.

HIV

Halk arasında AIDS olarak da bilinen HIV, bağışıklık sisteminin zayıflaması ile ortaya çıkan sistemik bir hastalıktır. Bu hastalığın kendisi ölüm sebebi değildir ve günümüzde AIDS hastaları diğer bireyler gibi konforlu bir yaşam sürebilmektedirler.

Bu hastalarda diş hekimini ilgilendiren, sık sık tekrarlayan ağız içi lezyonlarıdır. Hastaların ağız bakımlarını tam yapmaları, sık sık tekrarlayan aftlara dikkat etmeleri gerekmektedir. Bu hastalar durumlarını saklamamalı, hekimlerin gerekli önlemi almalarına fırsat vermelidirler.

Gerekli önlemler alındıktan sonra, tüm tedaviler yapılabilir.

Kalp Hastalıkları

Diş hekimi önce hastadan iyi bir anamnez almalıdır. Hastada anjinayı başlatacak durumlardan kaçınmalıdır. Mutlaka kardiyologla konsultasyon yapmalıdır. Anjina nöbeti aşırı egzersizle geliyorsa ve oral nitro gliserinle kontrol altına alınıyorsa, yakın zamanda anjina atağı olmamışsa basit cerrahi işlemler yapılabilir.

Yeni anjina geçirmiş hastalarda ve anstabil anjinası olanlarda genel anestezi 3 ay ertelenmelidir ve herhangi bir dental cerrahi müdahele yapılmamalıdır.

Dental tedavi sırasında hasta anjina ağrısı hissederse ve anjina hikayesi veriyorsa 0.5 mg nitrogliserin dil altına konmalı, oksijen verilmeli ve hasta oturur pozisyonda tutulmalıdır.

Kalp kapak lezyonu olmadıkça bu hastalarda endokardit tehsini önlemek için antibiyotik vermeye gerek yoktur.

Konjenital kalp hastalıklarında her iki dentisyonda da sürme gecikmeleri görülür.Genel anestezi risklidir. Kanama eğilimleri ve enfektif endokardit riski vardır.

Kanama eğilimleri trombosit fonksiyon bozukluğu ve siyanotik konjenital kalp hastalığında fibrinolitik aktivitenin artması nedeniyledir. Diş çekimi kalp, solunum, kanama ve enfektif problemlere neden olabilir.

Hastalardan tedaviden önce konsultasyon istenmelidir. Hastalara antibiyotik proflaksisi uygulanmalıdır.

Astım

Astım hastalığı, hava yolunun aşırı duyarlı olması halidir. Ağız mukozasında bazı durumlarda ödem oluşur ve nefes almayı zorlaştırır. Öksürük, hırıltı, nefes alma zorluğu gibi belirtileri vardır.

Bunu tetikleyen etkenler, alerjenler, sigara, stres, kimyasallar, ve bazı ilaçlardır.

Hastaların dikkat etmesi gerekenler, gerekli ilaçlarını yanlarında bulundurmak, sabah erken saatlerde tedaviye gelmek, gereksiz strese girmemek ve diş hekimi korkusunu bastırmaktır.

Ateşli Romatizma

Eklemlerde gezici nitelikte ağrı, şişlik, kızarıklık ve sıcaklık; kalpte kapak harabiyeti, kalp yetersizliği; kol, bacak ve yüzde çeşitli (tik gibi) istemsiz hareketler, deride dalga, dalga kızarıklık; deri altında nohut gibi şişlikler yapabilen bir hastalıktır. Diğer etkilerinin önemsiz ve geçici olmasına karşın, kalp kapaklarındaki etkisi en tehlisidir ve ömür boyu kalıcı olabilen arızalar bırakabilir.

Diyaliz Hastaları

Diyaliz tedavisi gören hastalarda genel olarak bağışıklık mekanizmasında zayıflama ve enfeksiyona yatkınlık vardır. Bu hastaların, ağız bakımlarına daha fazla dikkat göstermesi ve olası sorunlarda hemen dişhekimlerine başvurması gerekmektedir. Bu hastaların tedavisini dişhekimi, diyalizden sorumlu hekimi ile konsultasyon yaparak planlayacaktır.

Источник: https://www.capaortodonti.com/e44/sistemik-hastaliklar

Diş eti hastalıkları hakkında her şey!

Sistemik Hastalıklarda Diş Sağlığı

Yeterince önemsenmeyen diş eti hastalıkları, ilerlediği takdirde hayatımızı ve sağlığımızı olumsuz yönde etkiliyor. Genetik olarak aileden geçiş gösterebilen diş eti hastalıkları, erken yaşta diş kaybına neden olabiliyor. Bu yüzden diş eti hastalığı olan kişilerin mutlaka düzenli olarak diş hekimi kontrolü altında olmaları gerekiyor.

Anadolu Sağlık Merkezi'nden Diş Hekimi Alper Çıldır diş eti hastalıkları hakkında bilgiler verdi.

Diş eti hastalığı nedir?

Dişleri destekleyen dokuları etkileyen diş eti hastalığı, iltihabi bir hastalıktır.

Başlangıç dönemindeyken tedavi edilmeyen diş eti hastalıkları, kısa zaman içerisinde diş köklerinin çevresindeki kemik dokusunun kaybedilmesine neden oluyor.

Belli bir miktardan fazla kemik kaybı olduğunda, dişler bulundukları konumdan hareket ederek yer değiştirmeye ve sallanmaya başlıyor. Bunun sonucunda da dişlerin kaybı kaçınılmaz oluyor.

Diş Hekimi Alper Çıldır, dişeti hastalıklarının Gingivitis (basit diş eti hastalığı) ve Periodontitis (ilerlemiş diş eti hastalığı) olarak ayrıldığını belirterek: ‘‘Basit diş eti hastalığı olarak tanımlanan Gingivitis, ağız hijyeninin yeterli olarak sağlanamadığı durumlarda oluşan diş eti hastalıkları grubunu temsil ediyor.

Diş eti hastalığının en önemli nedeni, düzenli ve doğru bir şekilde diş fırçalamamaya bağlı olarak gelişen bakteriyel diş plağının dişler üzerinde birikmesi.

Ancak Gingivitis’in oluşumu üzerinde sadece bakteri plağının öncelikli olarak etkisinin olmadığı; bazı ilaçların kullanımı, hamilelik veya menopoz dönemleri gibi hormonal dengesizliklerin olduğu dönemlerin de etkisi olduğu biliniyor.

Bakteri plağına bağlı olarak gelişen Gingivitis’in, hekimin uyguladığı diş yüzeyi temizliği ve 6 ayda bir yapılacak olan sürekli kontrollerle iyileşmesi mümkün. Ancak tabii ki iyileşme üzerinde etkili olan en önemli faktör, hastanın doğru ve düzenli bir şekilde uyguladığı kişisel ağız bakımıdır. Tüm bu faktörler yerine getirildiğinde Gingivitis, bir daha oluşmamak üzere iyileşecektir” dedi.

Dr. Alper Çıldır; ilerlemiş diş eti hastalığı olarak adlandırılan Periodontitis’in, basit diş eti hastalığından farklı olarak, dişin kök yüzeyini, diş kökünü saran kemiği ve bu iki doku arasındaki bağ dokusunu yok eden iltihabi bir hastalık olduğunun altını çizdi ve “Periodontitis, tedavi edilmemiş olan Gingivitis’in ilerlemiş haline benzetilebilir.

Genellikle hastayı rahatsız edecek boyutlara ulaştığında, ne yazık ki ileri düzeyde harabiyetlere neden olmuştur. Eğer hastalık ilerlemiş düzeydeyse diş etinde abse oluşumu görülebilir. Hastalar genellikle bu durumu, dişten kaynaklanan iltihabi bir durum sanarak, ağrı ile diş hekimine başvuruyor.

İleri diş eti hastalığının kronik ve agresif Periodontitis olarak iki alt gruba ayrıldığını söyleyebiliriz” ifadelerini kullandı.

Toplumun %85’inde genelde 35 yaş üzerinde görülen Kronik Peridontitis, basit diş eti hastalığının tedavi edilmemesi sonucunda gelişiyor. Dr.

Alper Çıldır, Kronik Peridontitis’te diş etlerinin olması gereken pembemsi rengini kaybederek, daha koyu kırmızı renkte, şiş ve kolaylıkla kanayabilen bir durumda olduğu belirtiyor.

Agresif Periodontitis’in ise bakteri plağının bölgesel etkisinden bağımsız ve daha hızlı ilerleyerek, hastayı ergenlik, genç erişkin ve hatta ergenlik öncesi dönemde etkilediğini belirten Çıldır: “En önemlisi çok erken yaşlarda diş kayıplarına neden olacak derecede ilerleyebilir olması.

Yapılan çalışmalar, hastalığın genetik olarak geçiş gösterebildiğini, bu nedenle ailesinde erken yaşta dişeti hastalığı nedeniyle diş kaybı olan bireylerin mutlaka düzenli olarak diş hekimi kontrolü altında olmaları gerektiğini gösteriyor” şeklinde konuştu.

DİŞ ETİ ÇEKİLMESİ NEDİR?

Diş eti hastalıklarının nedenleri nelerdir?

Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Diş Hastalıkları ve Tedavisi Uzmanı Yaprak Ustabaşı diş eti hastalıklarına neden olan etkenleri anlattı, önemli bilgiler verdi.

Kimi zaman kendiliğinden kimi zamansa dişleri fırçalarken veya sert gıdalar yerken gelişen diş eti kanamaları. Tat almada farklılık hissi ve ağız kokusu.

Bunların yanı sıra diş etlerinde çekilmeler, büyümeler, dişlerde aralanma ve sallanmalar… Bu bulgularla kendini belli eden sorunun adı; diş eti hastalıkları! Dünyada görülen en yaygın sağlık sorunlarından biri olan ve ülkemizde de diş çürükleri kadar sık görülen diş eti hastalıkları, dişleri destekleyen diş etleri, çene kemikleri ve periodontal liflerin dişlerin üzerini kaplayan mikrobiyal dental plakla iltihaplanması sonucu oluşan hastalıklara deniyor. Genellikle ağrıya yol açmadıkları için hastalar tarafından ihmal edilebiliyor. Tedavide geç kalındığında da maalesef yetişkinlerde diş kaybının başlıca sorumlusu olan periodontitis hastalığına dönüşebiliyor. Daha da kötüsü iltihap ilerlerse kalp damar hastalıkları ve diyabet gibi ciddi hastalıkları da tetikleyebiliyor. Diş Hastalıkları ve Tedavisi Uzmanı Yaprak Ustabaşı, bu nedenle diş eti hastalıklarına yol açan etkenlerden kaçınmanın son derece önemli olduğunu belirterek, “Bunun yanı sıra diş eti hastalıklarına neden olan mikrobiyal bakteri plağının düzenli diş fırçalama ve diş ipi kullanımıyla uzaklaştırılması gerekiyor. Plak birikiminin 6 aylık kontrollerde yapılan diş taşı temizlikleriyle kontrol altında tutulması da alınacak diğer önlemler arasında yer alıyor” diyor. Peki diş eti hastalıklarından korunmanın başlıca yolları neler?

Bakteri plağı

Dişlerdeki gıda artıkları doğru şekilde temizlenmediğinde yüzeyler pürüzlü hale gelerek bakteri birikimine zemin hazırlıyor. Diş-diş eti birleşimine yerleşen bakteriler, zararlı maddeler üreterek diş eti hastalıklarına neden oluyor.

Bakteri plağı uzaklaştırılamadığı takdirde tükürükteki minerallerle sertleşiyor ve “diş taşı” adı verilen kireçsi bir tabaka oluşuyor. Bu yüzeyin girintili çıkıntılı olması, yeni plağın tutunmasına ortam hazırlıyor.

Diş taşlarının kaldırılıp pürüzsüz bir yüzey elde edilmesi ancak diş taşı temizliğiyle mümkün olabiliyor.

Stres

Stres, diş sıkma ve diş gıcırdatma alışkanlıklarını tetikliyor. Dişlerin olması gerekenden daha fazla çiğneme gücüne maruz kalması, çene kemiklerinde erimelere ve beraberinde diş eti çekilmelerine yol açabiliyor.

Stres, bağışıklık sistemini çökerterek diş eti hastalıklarına zemin hazırlıyor. Bu durumda, stresle baş etme yöntemlerine başvurmak gerekiyor.

Diş eti çekilmesinin ne yazık ki telafisi mümkün olmuyor, düzenli kontrollerle hasarın ilerlemesi durdurulabiliyor.

Yetersiz ve dengesiz beslenme

Yetersiz ve dengesiz beslenme, bağışıklık sisteminin zayıflamasına yol açıyor. Bunun sonucunda da diş eti enfeksiyonuyla mücadelede vücudun gardı düşüyor.

A, B, C ve K vitamini eksikliklerinde yoğun diş eti kanamaları oluştuğuna dikkat çeken Diş Hastalıkları ve Tedavisi Uzmanı Yaprak Ustabaşı “Bu durumda mutlaka vitamin takviyesi yapılmalı ve besin maddeleri vücudun ihtiyacı oranında tüketilmeli” diyor.

Diyabet

Yapılan araştırmalar sonucunda, diyabet hastalarının diş eti sağlığı açısından daha yüksek riske sahip oldukları ortaya konulmuş.

Diyabet, tükürükteki azalmayla birlikte ağız kuruluğuna, yara iyileşmesinde yavaşlamaya ve damarlarda hasara neden olarak diş etlerini enfeksiyona açık hale getiriyor. Diyabetli hastalarda diş etlerinde şişlik ve kanamalar, çene kemiğinde erimeler, dişlerde sallantılar görülebiliyor.

Bu nedenle ağız içerisinde oluşan değişimlerin mutlaka doktora bildirilmesi gerekiyor. Hastalığın kontrol altında tutulması diş eti sağlığı açısından son derecede önem taşıyor.

LAZERLE DİŞ ETİ TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?

Источник: https://hthayat.haberturk.com/saglik/haber/1058979-dis-eti-hastaliklari-hakkinda-her-sey

Periodontoloji (Diş Eti Hastalıkları)

Sistemik Hastalıklarda Diş Sağlığı

Periodontal hastalıklar diş eti ve dişleri destekleyen diğer dokuları etkileyen iltihabi hastalıklardır. Erişkinlerde diş kayıplarının %70`inden periodontal hastalıklar sorumludur. Bu hastalıklar erken dönemde teşhis edildiklerinde kolay ve başarılı bir şekilde tedavi edilebilirler.

Diş eti hastalıklarının önlenmesi veya tedavisi; doğal dişlerin korunması, daha rahat çiğnemenin ve daha iyi bir sindirimin sağlanması gibi diğer faydaları da beraberinde getirir. Periodontal hastalıklar diş eti iltihabı (gingivitis) ile başlar. Gingivitiste sadece diş etleri etkilenmiştir.

Bu dönemde diş etleri kanamalı, kırmızı ve hacim olarak büyümüştür. Erken dönemde çok fazla rahatsızlık vermeyebilir. Gingivitis tedavi edildiğinde diş etlerindeki iltihap ortadan kalkarak iyileşme görülür.

Tedavi edilmezse hastalık periodontitise ilerleyerek diş eti ve dişleri destekleyen alveol kemiğinde geriye dönüşsüz hasar oluşturabilir.

Periodontitis periodontal hastalıkların daha ilerlemiş bir safhasıdır. Diş eti ile birlikte dişleri destekleyen diğer dokularda da hasar oluşur. Diş-diş eti arasında “periodontal cep” oluşur. Periodontal cep varlığı enfeksiyonun yerleşimini ve hastalığın ilerlemesini kolaylaştırır. Hastalık ilerledikçe dişler sallanmaya başlar, hatta çekime gidebilir.

Diş eti hastalığının belirtileri:

  • Diş fırçalama sırasında ya spontan diş etlerinde kanama
  • Kırmızı, şiş ve hassas diş etleri
  • Kötü ağız kokusu
  • Diş etlerinde çekilme
  • Dişlerden kolaylıkla ayrılabilen, uzaklaşan diş etleri
  • Dişler ve diş etleri arasında iltihabi akıntı
  • Sallanan veya giderek birbirinden uzaklaşan dişler (dişler arasında aralıkların oluşması veya mevcut aralıkların artması)
  • Isırma sırasında alt ve üst dişler arasındaki ilişkilerin değişmesi
  • Mevcut protezin uyumundaki değişiklik

Diş eti hastalığının sebepleri

Diş eti hastalığının en önemli nedeni “bakteriyel diş plağı” adı verilen, dişler üzerinde biriken yapışkan ve sarımsı beyaz renkte bir tabakasıdır. Günlük fırçalama ve diş ipliği kullanımı ile diş plağının uzaklaştırılması sağlıklı bir ağız için temel gereksinimdir.

Eğer plak etkin bir şekilde dişlerden uzaklaştırılmazsa diştaşı veya tartar olarak bilinen düzensiz yüzeyli ve geçirgen bir yapıya dönüşür. Plaktaki bakteriler tarafından salınan zararlı ürünler diş etinde irritasyona neden olur.

Bu ürünler nedeni ile diş etini dişe sıkıca bağlayan lifler yıkıma uğrar, diş eti dişten uzaklaşır ve periodontal cep oluşur. Böylece bakteri ve ürünlerinin daha derin dokulara ilerlemesi kolaylaşır.

Hastalık ilerledikçe cep derinleşir, bakteriler daha derine; kemiğe kadar ilerler ve dişi destekleyen alveol kemiğinde de yıkım başlar. Hastalık tedavi edilmeden bırakılırsa sonunda dişler sallanır ve çekimleri bile gerekebilir.

Diş eti hastalığının oluşmasına neden olan etmenler

Periodontal hastalıkların ana nedeni bakteri plağı olmakla beraber, sigara, sistemik hastalıklar, ilaçlar, stres ve beslenme gibi diğer unsurlar da dişeti sağlığını etkileyebilir.

Aynı zamanda genel vücut sistemini etkileyen hastalıkların veya durumların dental tedaviler esnasında herhangi bir komplikasyon oluşturmamaları amacıyla da dikkatli davranılmalı ve diş hekimi konuyla ilgili muhakkak bilgilendirilmelidir.

Sigara
Sigara bilinen genel zararlarının yanında periodontal hastalık görülme riskini de arttırmaktadır. Ayrıca sigaranın içerisindeki kimyasal maddelerden ve ısı etkisinden dolayı dişeti iltihabı belirtileri maskelenmektedir. Bu nedenle gerçekte iltihaplı olan dişeti kanamadığı için hasta çoğu zaman periodontal hastalığın farkında değildir.

Ergenlik, hamilelik ve menapoz
Bu özel dönemlerde hormonlarda meydana gelen değişimlerden dolayı vücuttaki pek çok dokuda olduğu gibi dişeti dokusunda da etkilenmeler meydana gelir ve bu durumda dokuların mikroorganizmalara karşı cevabı daha fazla olur. Bu nedenle, bu dönemlerde bakteri plağını kontrol altında tutabilmek için günlük diş fırçalama ve diş ipi kullanımına ekstra özen göstermek çok büyük önem taşır.

Sistemik hastalıklarDiabet gibi bazı sistemik hastalıklar ve bağışıklık sistemini etkileyen hastalıklar da periodontitisin şiddetini ve tedaviye verdiği yanıtı etkiler.

Lösemi, AIDS gibi vücudun savunma sistemini etkileyen hastalıklar dişetlerinin durumunu daha kötü bir hale getirebilir.

Kişilerin enfeksiyona çok açık olduğu durumlarda dişeti hastalığı genellikle çok daha şiddetlidir ve kontrol altına alınması daha güçtür.

Diabet
Diabet, insulin hormonunun yokluğu, yetersizliği veya etkisizliği nedeniyle, hiperglisemi ile birlikte özel komplikasyonlara da yol açan bir hastalıktır. Kontrolsüz diabetiklerin ağızlarında kuruluk, yanma, tat duyu organı dil papillalarında kayıplar oluşabilir. Diabetli hastalarda enfeksiyon gelişme riski yüksektir.

Bu nedenle diabetlilerde periodontal hastalıklar daha kolay gelişebilir ve daha şiddetli yıkıma yol açabilir. Özellikle kontrol altında olmayan diabette periodontal hastalığın şiddeti ve doku yıkımı daha da artmaktadır.

Diabet periodontal hastalık için bir risk faktörü olmakla birlikte periodontal hastalık diabetin bir komplikasyonu olarak kabul edilmektedir.

İlaçlar
Bazı ilaçlar dişetinde özel değişiklikler meydana getirerek ve ağız içi diğer dokuları etkileyerek ağız sağlığı üzerinde olumsuz etki gösterirler.

Bunlar; doğum kontrol hapları, antidepresanlar, bazı tansiyon-kalp ilaçları, bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlar, sara tedavisinde kullanılan ilaçlar, astım tedavisinde kullanılan ve kortizon içeren sprey formundaki bazı ilaçlar.

Böyle bir durumda diş hekimi ve tıp doktoru konsültasyon yapmalıdır.

Stres
Stresin periodontal hastalık açısından da bir risk faktörü olduğu ve enfeksiyonlarla mücadeleyi zorlaştırdığı bilinmektedir.

Yetersiz beslenme
Yetersiz ve kötü beslenme vücudun bağışıklık sistemini olumsuz yönde etkileyerek enfeksiyonlarla mücadelesini zorlaştırır. Periodontal hastalıklar da ciddi enfeksiyonlardır, yetersiz beslenme durumunda dişeti iltihabının şiddeti artabilmektedir.

Diş eti hastalığının tedavisi

Diş eti hastalığının erken döneminde vakaların çoğunluğunda, diştaşı temizliği, plağın uzaklaştırılması ve düzgün bir kök yüzeyinin sağlanmasını takiben günlük etkin ağız bakımı başarılı bir tedavi için yeterlidir.

Bu tedaviyle, diş etinin tekrar dişe adaptasyonu ve diş etinin büzülerek cebin elimine olması sağlanır. Daha ilerlemiş periodontal hastalıklar cerrahi tedaviyi gerektirebilir.

Bu tedavi ile dişleri çevreleyen derin periodontal ceplerdeki diştaşlarını temizlenir, periodontal cepler elimine edilir, düzgün bir kök yüzeyini sağlanır ve hastaya daha kolay temizlenebilir bir diş eti formu elde etmek amaçlanır.

Источник: https://www.florence.com.tr/periodontoloji-dis-eti-hastaliklari

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.