Şizofreni Hastalığı

Şizofren nedir?

Şizofreni Hastalığı

Şizofreni tanısı konmuş kimselere şizofren denir. Şizofreni kişinin düşünce yapısını, davranışlarını, duygularını ifade etme şeklini, gerçeklik algısını ve diğer insanlarla kurduğu ilişkilerini etkileyerek bu eylemlerde bozulmaya yol açan ciddi ve kronik bir akıl hastalığıdır.

Bu hastalıkla mücadele eden bireyler topluma adapte olmakta, okulda, iş yerinde ve kişisel ilişkilerinde sıkıntılar yaşarlar.

Bu hastalık ömür boyu devam eder ve tamamen tedavi edilmesi mümkün değildir. Ancak düzenli tedavi ile semptomlar kontrol altına alınıp hastalığın seyri hafifletilebilir ve hastanın yaşam kalitesi artar.

Bu hastalığa sahip bireyler genellikle anksiyete bozuklukları, majör depresif bozukluklar ve madde bağımlılığı gibi yan hastalıklarla da mücadele etmektedir. Semptomlar kişiden kişiye farklılık gösterebilir ve genellikle genç erişkinlik döneminde ortaya çıkar.

Genel inanışın aksine şizofreni kişilik bölünmesi ya da çoklu kişilik bozukluğu ile aynı şey değildir. Şizofreni, bireyin hayal ve gerçeği ayırmakta güçlük çektiği bir hastalık olan psikoztun bir türüdür.

Psikotik bozukluğa sahip bireyler gerçeklikle bağlarını yitirebilirler. Dünya onlar için karmakarışık düşüncelerle, görüntülerle ve seslerle dolu bir yer olabilir. Şizofreni hastalarının davranışları çok tuhaf ve bazen hayret verici olabilir.

Şizofreni hastaları gerçeklikle bağlarını yitirdiklerinde hastanın kişiliğinde ve davranışlarında ani değişimlerin görülmesi durumuna ise psikotik epizod denir.

Hastalığın şiddeti kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Bazı hastalar yalnızca tek bir psikotik epizod geçirirken diğer hastalar hayatları boyunca birçok psikotik epizod geçirebilir ve epizodlar arasında gayet normal bir hayat sürdürebilir.

Hastalığın semptomlarında kötüleşmeler ve iyileşmeler görülebilir, bu süreçlere alevlenme ve yatışma dönemleri denir.

Şizofreni belirtileri nelerdir?

Bu hastalığın seyrinde görülen belirtiler dört alt başlıkta incelenebilir.

•Halüsinasyon(varsanı): Kişi aslında olmayan şeyler görür ya da duyar. Varsanılar aslında tüm duyu organlarıyla algılanabilir, ancak en sık rastlanan türü ses halüsinasyonlarıdır.

•Hezeyan: Kişi gerçeğe dayanmayan olgulara inanır. Örneğin kendilerinin ünlü biri olduğuna inanmak, TV dalgaları ile beyinlerinin kontrol edildiğine inanmak, özel güçleri olduğuna inanmak gibi eylemler hezeyanlar arasında görülür.

•Düşünmede ve bilişsel işlevlerde bozukluk: Kişi bir şeyleri hatırlamakta, düşüncelerini toparlamakta, diyalog kurmakta ya da başladığı bir işi tamamlamakta güçlük çeker.

Hastalığa sahip olduğunun farkında değildir ve hasta olduğunu reddeder. Bu sebepten dolayı tedavi görmesi zorlaşabilir.

•Negatif semptomlar: Kişinin yeteneklerini kısıtlayan durumlardır. Hasta duygusuzlaşabilir, tepkisiz konuşabilir, ilgisi dağılabilir.

Hayata karşı ilgi azalabilir, ikili ilişkiler kurmakta zorluk yaşanabilir, ze alma hissi körelebilir. Hasta kişisel temizliğine özen göstermeyi bırakabilir.

Şizofreni türleri nelerdir?

1.Paranoid Şizofreni: Şizofreninin en sık rastlanan alt türüdür. Genellikle zulüm görme ya da suikaste kurban gitme düşünceleriyle ilgili işitsel halüsinasyonlar ve kuruntulu düşünceler görülür.

Vakalarında bazılarında felsefe ve dine düşkünlük, kibir, cinsel ihtiyaçların artması gibi semptomlar da görülmüştür. Hastalar sık sık her şeyden kuşkulanırlar.

Paranoya ile seyrettiğinden dolayı bu türe paranoid şizofreni denmiştir. Konuşma ve hisler hastalıktan etkilenmeyebilir ve hasta dışarıdan bakıldığı zaman normal görünebilir. Daha geç yaşlarda görülmeye başlar, yavaş seyreder.

2.Katatonik Şizofreni: Bu tür diğer türlere oranl çok nadir görülür. Tipik özellikleri hareketlerde gözle görülür bir artış ya da düşüştür. Hasta ya tamamen hareketsizdir ve sabit bir pozisyonda kalır ya da hareketlerinde açıklanamaz bir artış vardır ve anlamsız hareketler sergiler.

Bu semptomlara başkalarının söylediklerini tekrar etmek ya da başkalarının mimiklerini taklit etmek de dahil olabilir. İstemsiz hareketler ve garip duruşlar sergileme gözlemlenebilir.

Hasta hareketsiz dönemdeyken dış dünyadan gelen uyaranlara tepki vermez ancak bu uyaranları idrak eder ve normale döndüğü zaman hatırlar.

3.Dezorganize (Hebefrenik) Şizofreni: Bu türde davranışlarda ve düşüncelerde bozulmalar yaşanır. Hastanın konuşması dağınıktır, konudan konuya atlayabilir ya da anlamsız kelimeler kullanıp yeni kelimeler oluşturabilir.

Bir işe başlamada ya da bitirmede zorluk çekilebilir, toplumsal durumlara adapte olmakta zorluk yaşanabilir. Hastada tepkisizlik ya da uygunsuz tepkiler verme durumu görülebilir. Genellikle 15-25 yaşları arasında ortaya çıkar.

4.Ayrışmamış Şizforeni: Eğer hasta paranoid, dezorganize ve katatonik şizofreni belirtileri gösteriyor ancak hastaya bu tanılardan biri konulamıyorsa hasta bu türe dahil edilir.

5.Rezidüel (Kalıntı) Şizofreni: Hastanın psikoz geçmişi varsa ve yalnızca negatif semptomlar gösteriyorsa hasta bu kategoriye dahil edilir.

Şizofreni nedenleri nelerdir?

Araştırmalar sonucu şizofreniyi tetikleyebilecek birtakım sebepler bulunmuştur. Alt başlıklarda inceleyecek olursak bunlar genetik, çevre, beyin kimyası bozuklukları ve madde kullanımı faktörleridir.

Genetik yatkınlık: Şizofreni yalnızca genetik sebeplerden ötürü oluşmaz, genetik ve çevresel faktörlerin birbirleriyle etkileşimleri de devreye girer.

Ailesinde şizofreni geçmişi bulunan bir bireyin bu hastalığa yakalanma riski daha yüksektir. Birinci dereceden yakınlarında bu hastalık görülen bireylerin yüzde 10'u bu hastalığa yakalanabilir.

Eğer bireyin tek yumurta ikizi olan kardeşine şizofreni teşhisi konulmuşsa risk çok daha fazladır. Bu durumda bireyin yüzde 50 oranında hastalığa yakalanma ihtimali bulunmaktadır.

Çevresel etkenler: Doğumdan önce virüslere ya da yetersiz beslenmeye maruz kalmak hastalığa yakalanma riskini artırabilir.

Beyin kimyasındaki bozukluklar: Dopamin ve glutamat gibi nörotransmiterlerin işlevlerindeki bozukluklar da şizofreni ile ilişkilendirilebilir. Nörotransmiterler beyin hücrelerinin birbirleriyle iletişebilmesini sağlar. Nöron bağları da bu şekilde oluşturulur.

Madde kullanımı: Algıyı etkileyen ve kişinin halüsinasyonlar görmesine yol açan uyuşturucu türlerinin genç yaşlarda kullanımının hastalığa yakalanma riskini artırdığı gözlemlenmiştir.

Şizofreni hangi yaşlarda görülür?

Şizofreni her yaş kesiminde görülebilir. Ancak hastalık genellikle erkeklerde ergenliğin sonundan 20'li yaşların sonuna kadar olan süreçte, kadınlarda 20'li yaşların sonundan 30'lu yaşların başına kadar olan süreçte ortaya çıkar.

12 yaşından küçük çocuklarda ve 40 yaşın üzerindeki yetişkinlerde şizofreni tanısı çok nadir görülür.

Şizofreni tanısı nasıl konur?

Tanı koyabilmek için önce semptomların başka bir akıl hastalığından kaynaklanıp kaynaklanmadığına, madde kullanımı, ilaç kullanımı ya da bir sağlık durumuna bağlı olup olmadığına bakılır. Şizofreni teşhisi konulabilmesi için şu işlemler uygulanır:

1. Fiziksel muayene ile kişinin semptomlara yol açan başka bir hastalığa sahip olup olmadığı öğrenilir.

2. Testler ve taramalar ile kişinin semptomları yaşamasına yol açan durumların arasında ilaç ya da madde kullanımı olup olmadığı tespit edilir. Doktor ayrıca MR ya da tomografi talep edebilir.

3. Psikiyatrik değerlendirme ile doktor kişinin akli dengesini kontrol eder ve kişiye düşünceler, ruh halleri, hezeyanlar, halüsinasyonlar, madde kullanımı, şiddete meyillilik ya da intihar hakkında sorular sorar.

Kişiye aynı zamanda aile geçmişi ve kişisel geçmişi de sorulur.

4. Şizofreni teşhisi konulabilmesi için kişide gözlemlenmesi gereken bazı kriterler bulunmaktadır. Teşhis konulması için kişinin bu kriterlerden en az ikisini gösteriyor olması gerekir.

Bu kriterler; hezeyan, halüsinasyon, konuşmada bozukluk, davtanışta bozukluk ya da katatoni ve negatif semptomlardır.

Şizofreni tedavisi

Semptomlar dinmiş olsa bile hastaların ömür boyu tedavi görmeleri gerekir. Genellikle ilaç tedavisi ve psikoterapi ile hastalık kontrol altına alınabilir. Bazı vakalarda ise hastaneye yatırılma söz konusu olabilir. En çok kullanılan tedavi yöntemleri şunlardır:

1.İlaç Tedavisi: İlaçlar bu hastalıkla mücadelenin en etkili adımlarıdır. Genellikle antipsikotik ilaçlar kullanılır. Bu ilaçlar beyindeki nörotransmiterleri etkileyerek semptomların kontrol altında tutulmasına yardımcı olur.

İlaç tedavisinin temel amacı düşük dozlarda ilaç alımı ile belirtileri ve semptomları kontrol altında tutmaktır. İstenilen sonuca ulaşabilmek için psikiyatristler farklı ilaçları farklı dozlarda önerebilir.

Antipsikotik ilaçlarla beraber semptomların hafiflemesi için antidepresanlar ve anksiyete ilaçları da kullanılabilir. İlaçkarın etkisini göstermesi birkaç haftayı bulabilir.

2.Psikoterapi: Psikoterapi sayesinde hasta düşüncelerini daha rahat kontrol edebilir. Stresle başa çıkmayı ve hastalığın nüksetme işaretlerini öğrenen hasta şizofreniyle daha kolay başa çıkar.

3.Sosyal beceri eğitimi: Bu yöntem ile hastanın iletişim becerileri güçlendirilerek sosyal bağlar kurabilmesine ve günlük hayata dahil olabilmesine yardımcı olunur.

4.Aile terapisi: Bu terapi ile şizofreni hastası bireylerin ailelerine hastalık hakkında bilgi verilir ve aileye destek sağlanır. Aileye hastaya nasıl yaklaşması gerektiği anlatılır ve hastanın aile bağları güçlenmiş olur.

5.Hastaneye yatırılma: Kriz süreçlerinde ya da ağır semptomlar görüldüğünde hastayı hastaneye yatırmak gerekebilir. Böylelikle hastanın güvenliği sağlanmış olur ve düzenli beslenmesi, yeterli uyku alabilmesi ve kişisel hijyenini sağlayabilmesi kontrol altında tutulur.

6.Elektroşok tedavisi: İlaç tedavisine yanıt vermeyen yetişkin hastalarda elektroşok tedavisi uygulanabilir.

Uygun tedavi sağlandığında şizofreni hastalarının büyük kısmı hastalığı kontrol altına alarak normal bir hayat sürdürebilir.

Kaynaklar:

https://www.webmd.com/schizophrenia/guide/mental-health-schizophrenia#1

http://www.mayoclinic.org/diseases-conditions/schizophrenia/diagnosis-treatment/drc-20354449

https://www.nami.org/Learn-More/Mental-Health-Conditions/Schizophrenia

https://www.rethink.org/diagnosis-treatment/conditions/schizophrenia/types

https://www.psycom.net/schizophrenia-5-subtypes

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Источник: https://www.nedir.com/%C5%9Fizofren

Şizofreni Neden Olur, Nasıl Tedavi Edilir?

Şizofreni Hastalığı

Ruhsal bir hastalık olarak tanımlanması mümkün olan şizofreni, hastanın gerçekle arasındaki bağı yavaş yavaş kaybederek duygu, düşünce ve davranışlarında bozulma meydana gelmesine neden olan mental bir problemdir.

Neyin gerçek neyin hayal olduğunu anlayamayan hastaların gerçeklik algıları yavaş yavaş kaybolur. Günlük işlerde ciddi aksaklıklar görülür, sosyal yaşantıda sıkıntı yaşanır. Hastalığın tedavisi ise uzun vadeli olur ve genelde ömür boyu sürer.

Doğru tedavi uygulamalarına ek olarak hastanın ve sosyal çevresinin çabaları sayesinde hastanın hayata tekrar adapte olması mümkündür. Hastaların şizofreni olduklarını kabullenme süreci sıkıntılı geçer.

Dolayısıyla bu durumda hasta yakınları onlara karşı son derece uysal ve pozitif bir tavırla yaklaşmalı ve uzman desteği de alarak durumu kabullenmeleri ve tedavi boyutuna geçmeleri gerektiğini anlatmalıdır.

Gerçek ile gerçek olmayanı ayırt etmeyi zorlaştıran şizofreni hastalığına kendimizin veya bir sevdiğimizde olduğunundan şüphelenirsek bazı sorulara cevap aramaya başlarız.

Her hastalıkta olduğu gibi şizofreni nedir, neden olur, belirtileri ve semptomları nelerdir, şizofreni nedenleri nelerdir ve şizofreni nasıl tedavi edilir gibi soruları cevapları ile bu hastalığın üstesinden gelinebilir.

Uzmanların görüşleri doğrultusunda şizofreni hakkında faydalanabileceğiniz bilgileri sayfamızda derledik.

Şizofreni kelimesinin Türkçe karşılığı “kişilik bölünmesi”dir. Hastalar gördükleri halüsinasyonları gerçek zannederler. Bunun sebebi ise gerçeği anlama yetilerinin bozulmuş olmasıdır. Hastalığın başlamasıyla beraber kişide kendine zarar verme eğilimi oluşabilir.

İntihar etme ihtimali yükseldiği için hasta yakınlarının son derece dikkatli ve sabırlı davranması gerekir. Şizofreni vakası yaşayan kişilerde ölüm yaşının genç olmasının en önemli sebebi yaşanan intihar olaylarıdır.

Hastalar çok fazla saldırgan tavır sergilemese de genelde etraflarına karşı aşırı duyarsız olurlar. Eğer madde bağımlılığı ya da alkol bağımlılığı varsa bu maddelerin etkisiyle saldırgan bir kişiliğe bürünebilirler.

Belirtiler genelde 16 – 30 yaş arasında gözlenir ve şizofreni çeşitleri birbirinden farklı olduğu için her hastada yaşanan semptomlar aynı olmayabilir.

Toplumda bilinenin aksine şizofreni teşhisi konulan kişiler zeka geriliğine sahip değildir. Örnek vermek gerekirse Amerikan bilim insanı John Nash şizofreni teşhisi konmasına rağmen matematik dalında Nobel Ödülü kazanmıştı.

1. Genetik yatkınlık
Aile geçmişinde şizofreniye rastlanan bir insanın bu hastalıkla karşılaşma ihtimali başkalarına göre daha yüksektir.

Yapılan araştırmalar da tek yumurta ikizlerinden birinde şizofreni varsa diğerinde de oluşma ihtimalinin yüzde 48 olduğunu gösteriyor.

Bu orandan biraz da genetik yatkınlığınız varsa bile şizofreni hastası olmanızın kaçınılmaz olmadığını, sadece ihtimalin yüksek olduğunu anlayabilirsiniz.

2. Beyin kimyası
Beyin kimyasındaki dengesizlikler hastalığın oluşumuna sebep olabilir. Genelde şizofreni hastalarında dopamine karşı ekstra bir hassasiyet görülür veya dopamin üretim seviyesi oldukça yüksek olur.

Dopamin hormonu, beynimizin salgılayarak duygularımızı, haz hissini, acıyı ve hareketlerimizi etkilediği bir çeşit kimyasaldır. Dopamin normal seviyesinde salgılanmadığı zaman beyin dürtülere karşı doğru tepkiler veremez.

Bu durum da halisünasyon oluşma ihtimalini artırır.

3. Beyin anomalisi
Yapılan araştırmaların sonucunda normal insanların beyin fonksiyonları ile şizofreni hastalarının beyin fonksiyonları arasında birtakım farklılıklar olduğu görüldü. Fakat beyinde normale uymayan her fonksiyon şizofreni hastalığının sebebi olmaz, sadece belirli durumlarda beyin anomalisi şizofreni oluşumuna sebep olur.

4. Çevresel etmenler
Şizofreni hastalığına genetik ve kimyasal durumların yanı sıra çevresel etmenler de sebep olabilir.

Öyle ki hastanın yaşamış olduğu aşırı stres içeren bir travma, kapacağı viral enfeksiyonlar ya da çevresinden sosyal destek görememesi ve insanlarla iletişiminin çok zayıf kalması bu hastalığın ortaya çıkmasına neden olabilir.

Sosyal faktörlere bağlı olarak şizofreni oluşma ihtimali genelde gençlik dönemi ve ergenlik çağındaki insanlarda fiziksel ve hormonal değişikliklerle beraber daha kolay şekilde gelişebilir.

Şizofreni Nasıl Anlaşılır?

1. Delüzyon
Şizofreni belirtileri arasında kuruntu ya da vesvese olarak da bilinen delüzyonlar bulunur.

Kişi kendini mesih sanabilir, Allah'tan emirler aldığını iddia edebilir, diğer insanların düşüncelerini okuma kabiliyeti olduğunu söyleyebilir, çok büyük felaketlerin olacağına inanabilir, kendisini özel bir kişilik zannedebilir, insanların beynini etkileyebildiğini belirtebilir.

2. Halüsinasyon
Hastada gerçek olmayan sesler duymaya, kokular almaya, görüntüler görmeye başlar. Bedenine kimse dokunmasa bile birinin dokunduğunu hisseder. Ağızında tuhaf bir tat hissedebilir. Bu hastalıkta en sık rastlanan sanrı ise olmayan seslerin duyulmasıdır. Gerçek olmayan bu sesler hastaya emirler verebilir ya da onu taciz edebilir.

3. Deorganiza belirtiler
Hasta yavaş hareket eder, karar vermekte güçlük çeker. Dağınık bir konuşma tarzı vardır, çok fazla şey yazar ama bunların hiçbiri anlamlı olmaz.

Yürürken daireler çizebilir. Anlamsız cümleler kurabilir. Sorulan sorulara alakasız cevaplar verir, birçok şeyi unutmaya ve kolay kaybetmeye başlar.

Düşünceden düşünceye atlar ve kendisini takip etmek zor hale gelir.

4. Negatif belirtiler
Sağlıklı insanlarda var olan özelliklerin şizofreni hastalarında olmayışından kaynaklanan belirtilerdir.

Hayattan ze almama, motivasyon düşüklüğü, düşük enerji, temizlik alışkanlıklarının kaybolması, göz teması kurmamaya başlamak, duyguları ifade edememek, hayata karşı ilgisizlik, jest ve mimik kullanmamak, katatoni, dengesiz ruh hali, sosyal aktivtelerden uzak durma gibi çeşitli belirtiler vardır.

Şizofreni Nasıl Tedavi Edilir?

1. İlaç tedavisi
Psikotik davranışlar sergileyen hastalar genelde ilaçla tedavi edilmeye çalışılır. İlaçlar beyindeki nörotransmitterlere etki eder ve semptomlar yavaş yavaş kontrol altına alınır.

Bu ilaçlar genelde birçok yan etkiye sahip olduğu için hastalar zaman zaman sıkıntı yaşayabilir ama yan etkiler çok uzun süreli olmaz, bu yüzden sabırlı davranmak şart. Doktorun tavsiye ettiği miktarda ilaç kullanmak gerekir.

2. Psikososyal tedavi
Günlük yaşamın zorluklarıyla baş etmeyi kolaylaştıran psikososyal tedavide başarıya ulaşmak için ilaç tedavisinde belirli bir yol almak gerekir.

Aile eğitimleri ile hastanın ailesinin daha bilinçli davranması amaçlanırken bir yandan da hasta, hastalığı hakkında eğitilir ve durumu daha iyi yönetmesi desteklenir.

Kendi kendine yardım grupları ile benzer sorundan muzdarip hasta ve hasta yakınları bir araya gelerek birbirlerine sosyal destek olurlar.

Hasta ilaç ve alkol kullanımına karşı bilgilendirilir ve kendine zarar verme ihtimali ortadan kaldırılmaya çalışılır. Bilişsel davranışçı terapi yöntemi ile faydasız düşünce kalıplarını ortadan kaldırmak ya da değiştirmek amaçlanır.

3. Elektrokonvulsif tedavi (EKT)
EKT yönteminde hastaların baş bölgesine yüzeysel elektrotlar bağlanır. Daha sonra bu elektrotlar aracılığıyla beyne elektrik şoku gönderilir. Günümüzde çok uygulanmasa da ilaçlar ve psikososyal tedavi yetersiz olduğunda başvurulabilen bir yöntemdir.

4. LobotomiGeçmiş dönemlerde ağır şizofreni hastalarında uygulanan bu yöntem günümüzde neredeyse hiç tercih edilmiyor. Lobotomi yönteminde hastanın beynindeki sinirler kesilir ve kişinin şizofreni semptomlarından kurtulması amaçlanır.

Dededen kalma yöntemlerle yapıyorlar! 37 derece sıcakta…Uykusuzluk Neden Olur, Nasıl Tedavi Edilir?Uyuz Neden Olur, Nasıl Tedavi Edilir?

Источник: https://www.mynet.com/sizofreni-neden-olur-nasil-tedavi-edilir-1221929-mykadin

Şizofreni Tedavisi – Şizofreni Hastalığı

Şizofreni Hastalığı

Şizofreni; ruhsal durumun neredeyse her alanında semptom gösterebilen, genç yaşlarda başlayan, tedavi süreci kişiden kişiye ve hastalık başlangıcından o güne değin geçen zamana göre değişiklik gösteren, etiyolojisi tam olarak bilinmeyen, bireyin doğal yatkınlık ve zihinsel süreçlerinde önemli kayıplara yol açan bir toplum ve ruh sağlığı sorunudur. Şizofreni; algılama, düşünme, duygulanım ve davranış içeriğindeki bozulmalar sonucunda sesler, görüntüler, şüpheler, korkular ortaya çıkaran klinik bir hastalıktır. Bu belirtiler bireyde zamanla korku ve çaresizlik ile birlikte depresyon ve anksiyete gibi sorunları beraberinde getirmekte, dış dünyayla olan bağını ve ilgisini kopararak içine kapanmasına, yaşam enerjisini yitirmesine, düşünce yapısı ve dikkatin bozulmasına, dağınık görünüm ve davranışlara neden olmaktadır.

A. Karakteristik Belirtiler

DSM-V’de şizofreninin A tanı ölçütündeki karşılanması gereken iki maddenin en az birinin “hezeyan, halüsinasyon ya da dezorganize konuşma” olması şartı eklenmiştir.

A tanı ölçütüne göre karakteristik belirtiler; 1 aylık bir sürenin önemli bölümünde aşağıdakilerden 2 ya da daha çoğunun mutlaka bulunması gerekmektedir: 1. Sanrılar 2. Varsanılar 3. Dezorganize (dağınık-anlamsız) konuşma 4.

Belirgin dezorganize ya da katatonik davranış 5. Negatif belirtiler: duygusal küntlük, düşünce içeriğinin yoksullaşması ya da istem yokluğu

B. Toplumsal/ Mesleksel İşlev Bozukluğu

İş, bireyler arası ilişkiler ya da kendine bakım gibi önemli işlevsellik alanlarından birinde ya da daha çoğunda, hastalık öncesine göre belirgin bozulma.

C. Süre

Belirtiler en az 6 aydır sürüyor olmalı.

DSM-V’ eGöre Tanı Kriterleri

Erken yetişkinlikte başlayan ve değişik bağlamlarda ortaya çıkan, toplumsal ilişkilerden kopma ve kişiler arası ortamlarda duygularını kısıtlı gösterme, yaygın örüntüsü; 1- Yakın ilişkilere girmek istemez ve yakın ilişkilerden hoşlanmaz.

2- Genellikle tek başına etkinlikte bulunmayı tercih eder. 3-Cinsel yakınlaşmaya çok az ilgi duyar. 4-Çok az etkinlikten ze alır. 5-Birinci derece akrabaları dışında yakın arkadaşları ve sırdaşları yoktur. 6- Başkalarının övgülerine ya da yergilerine aldırmaz.

7-Duygusal olarak soğuktur, kopuktur, tekdüze duygulanımı vardır.

Klinik Belirtiler

1. Bilinç ve Yönelim: Bilinç açıktır. Zaman, kişi ve yer yönelimi yerindedir. 2. Dikkat ve Bellek: Dikkatin yoğunlaştırılmasında yetersizlik görülebilir. Dikkat yetersizliği ve ilgi azlığına bağlı olarak bellek zayıflığı bulunabilir. 3.

Düşünce ve Konuşma: Düşüncenin süreci ve içeriği bozulur a) Düşünce süreci (yapısal düşünce) bozuklukları: Konuşma azalmıştır; sorulara kısa, somut ve ayrıntısız yanıtlar verir, bazı soruları yanıtsız bırakır.

konuşma miktarı çok artmıştır, tümüyle anlaşılmaz bir konuşma, uydurma ve anlamsız sözcüklerle konuşma b) Düşünce İçerik Bozuklukları: Sanrılar; gerçeğe uygun olmayan, yanlış düşünce ve inançlar 4. Soyut düşünme yetisi: Soyutlama yeteneğinin bozulması, deyimleri, atasözlerini ve mecazları anlama güçlüğü 5.

Gerçeği değerlendirme yetisi: Düşlem ve gerçeği ayırt etmede güçlük 6. Algılama: Varsanı: Uyaransız algılama, Yanılsama: Uyaranı yanlış algılama 7. Duygulanım: Duygulanımda kısıtlılık, küntleşme, düzleşme, uygunsuz duygulanım, ze alamama (anhedoni), toplumsal geri çekilme 8. Davranışsal etkinlik: Dürtü ve enerji yitimi. inisiyatif yetersizliği.

yineleyici-kalıplaşmış devinimler (stereotipi), donmuş gibi aynı durumda kalma (katatoni), taşkınlık, saldırganlık. 9. Şiddet: Şiddet davranışı toplum ortalamasının 6 katıdır. 10. İntihar: İntihar oranı toplum ortalamasının 20 katıdır.

Dünya sağlık Örgütü (1992) tarafından hazırlanan Hastalıkların Uluslar arası Sınıflandırması(ICD-10) göre; Şizofreni: Paranoid, Hebefrenik, Katatonik, Rezidüel, Ayrışmamış, Post-şizofrenik depresyon, Basit, Diğer, Tanımlanmamış olarak kendi içinde ayrılmıştır. Şizofreni sıklığı açısından baktığımızda erkek/kadın oranı 1,4 olarak rapor edilmiştir. Kadınlarda daha geç başlangıçlıdır ve hastalık seyri, erkek şizofreni hastalarında daha iyidir. Hastalık başlangıç yaşı, erkeklerde 15–25, kadınlarda ise 25–35 yaş aralığı göze çarpmaktadır.

Şizofren tedavisinde, genellikle antipsikotik ilaç kullanılır. İlaç kullanılmayan ve ya ilaç tedavisine yanıt vermeyen durumlarda, elektrokonvulsif tedavi (EKT) gibi teknikler kullanılmaktadır.

Psikososyal açıdan desteklenmeyen ilaç tedavisi tüm belirtileri ortadan kaldıramamakta, bilişsel, sosyal sorunları ve negatif belirtileri azaltamamaktadır.

Şizofrenide bilişsel terapi, ilk olarak Beck tarafından 1952’de bir kronik şizofreni hastasında uygulanmış ve dirençli hezeyan sisteminin tedavisinde yararlı olduğu bulunmuştur (Beck ve Rector 2000; Beck 2002).

Bilişsel-davranışçı yaklaşımların ilaçlara dirençli pozitif semptomlar üzerinde etkili olduğunu gösteren çeşitli çalışmalar vardır (Sungur 1991, Tarrier 1992, Tarrier ve ark. 1993).

Şizofreni tanısı alan hastaların ortalama %60'ında panik ve anksiyete semptomları ortaya çıkmaktadır (Siris 1991, Moorey ve Soni 1994). Bilişsel terapilerin özellikle, depresyon ve anksiyete üzerine olumlu etkileri vardır. Bilişsel terapilerin şizofrenide stres-yatkınlık modeli çerçevesi içinde stresle başa çıkmayı öğreten özellikleri nüks riskini azaltmaktadır. “Yaşam Becerileri ve Yaşam Eğitimi” hastaların sosyal yaşama uyum sağlamasında ve şizofreni tanısının içerdiği yargı ve etiketi ortadan kaldırmaya yöneliktir.

Bilişsel Davranışçı Terapi

Şizofreni tedavisinde bilişsel davranışçı terapi, kişinin kendine yönelttiği etiketlemeyi ortadan kaldırmayı, halüsinasyon ve hezeyanlarla baş etmeyi, şizofreniye eşlik eden anksiyete ve depresyonu gidermeyi hedefler. Psikoterapi sürecinde bellek, dikkat ve kavramsal düşünme gibi bilgi işleme yetileri düzeltilmeye çalışılır.

Amaç temel düşünce süreçlerinin içeriğini değiştirmektir. Bu sağlandığında sanrısal düşüncelerin nasıl değiştirileceği, halüsinasyonlarla nasıl baş edileceği öğrenilecektir. Bilişsel davranışçı terapiler şizofreninin negatif belirtileri üzerinde de olumlu etkiler yapmaktadır.

Şizofreni hastalarının okul, iş ya da sosyal alanda sıklıkla tekrarlayan başarısızlıklarının nedeni konsantrasyon güçlüğü, dikkatin azalması, plan yapamama ve problem çözememe şeklinde ortaya çıkan negatif semptomlardır( Perivoliotis ve Cather 2009).

Mortan ve Sütcü tarafından 2011 yılında işitsel varsanılarda Bilişsel Davranışçı terapi konulu araştırmasında; işitsel varsanıların sıklığı ve bu belirtileri deneyimleyen kişiler üzerinde yarattığı sıkıntı, kişiyi bu seslerin kontrol edilemez ve baş edilemez olduğunu inandırmaktadır.

Bu durum umutsuzluğa ve çaresizliğe kapılmalarına, kendilerini ya da başkalarına zarar vermelerine ve bu kişilerin sosyal ve mesleki işlevlerinde belirgin azalmalara yol açabilmektedir. Şizofrenide varsanılara yönelik kullanılan bilişsel-davranışçı müdahale teknikleri;

dikkat dağıtma (distraction),

gevşeme(relaxation),

odaklanma(focusing),

kendini izleme(self-monitoring),

düşünceyi durdurma( thought stopping),

kendine yönerge verme eğitimi( self-instructional training) gibi baş etme teknikleri, problem çözme(prblem solving) ve bilişsel yeniden yapılandırma(cognitive reconstruction) olarak özetlenebilir( Mortan ve Sütcü, 2011).

Literatürdeki şizofreni ve diğer psikotik bozukluklara yönelik bilişsel davranışçı terapi programları incelendiğinde, programların sıklıkla bir psiko-eğitimi içerdiği ve hemen her çalışmada baş etme tekniklerine yer verildiği görülmüştür. Birkaç çalışmada baş etme teknikleriyle birlikte problem çözme tekniklerinin de kullanıldığı (örn. Bradshaw 1993; Tarrier ve ark.

2001), bilişsel yeniden yapılandırma gibi bilişsel tekniklere ise daha çok uzun süreli tedavilerde (örn. Bechdolf ve ark. 2004; Drury ve ark. 1996) yer verildiği anlaşılmıştır.

Literatürdeki çalışmaların çoğu şizofreni ve şizofreni spektrum bozukluklarının tedavisinde ilaç tedavisine ek olarak kullanılan bilişsel davranışçı temelli bireysel ve grup terapisi programlarının yalnızca ilaç tedavisi ya da ilaç tedavisine ek olarak uygulanan destekleyici müdahalelere göre pozitif ve negatif belirtileri azaltmada, iç görüyü artırmada ve nüksü önlemede daha etkili olduğunu göstermiştir (Bechdolf ve ark. 2004; Drury ve ark. 2000; Garety ve ark. 1997; Kuipers ve ark. 1997; Shelley ve ark. 2001; Tarrier ve ark. 2000; Turkington ve ark. 2002; Wykes ve ark. 1999, vb.). Oya Mortan SEVİ ve Serap Tekinsav SÜTCÜ’nün PsycINFO, PsycARTICLES ve MEDLINE veri tabanlarında 1980–2011 (temmuz) yılları arasında yayınlanan İngilizce makalelerden elde ettikleri verilerden yola çıkarak, şizofreni ve diğer psikotik bozuklukların tedavisinde uygulanan bilişsel davranışçı grup terapisi programlarının etkililiğini değerlendirmek için yapılmış olan ampirik çalışmalar gözden geçirilmiştir. Ölçütleri karşılayan 42 çalışmanın yöntem ve terapi özellikleri karşılaştırılmıştır. Yapılan bu çalışma sonunda; şizofreni ve diğer psikotik bozuklukları olan kişilere standart tedaviye ek olarak uygulanan bilişsel davranışçı terapilerin, bozukluğa ilişkin belirtileri (pozitif, negatif belirtiler vb.) ve/veya bozukluğa eşlik eden sorunları (anksiyete, umutsuzluk vb.) azaltmada etkili olduğu görülmüştür (SEVİ ve SÜTCÜ, 2012). KAYNAKÇA American Psychiatric Association: Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders (DSM 5), Fifth Edition. American Psychiatric Association. Washington DC. 2013. Bechdolf A, Knost B, Kuntermann C ve ark. (2004). A randomized comparaison of group cognitive behavioral therapy and group psychoeducation in patients with schizophrenia. Acta Psychiatr Scand, 110: 21–28. Beck AT, Rector NA (2000). Cognitive therapy for schizophrenia. A new therapy for the new millenium. Am J Psychother, 54(3): 291–300. Beck AT (2002). Successful outpatient psychotherapy of a chronic schizophrenic with a delusion borrowed guilt: A 1952 case study. In A. P. Morrison (Ed.), A casebook of cognitive therapy for psychosis. Taylor & Francis Inc., New York. Bradshaw WH (1993). Coping skills training versus a problem solving approach with schizophrenic patients. Hosp Community Psychiatry, 44 (11): 1102- 1104 Burcu ÜNAL(2015). Şizofreni ve Diğer Psikotik Bozukluklarda Sosyal Çevrenin Relapslar Üzerine Etkisi, Psikiyatri Anabilim Dalı Şizofreni ve Diğer Psikozlar Drury V, Birchwood M, Cochrane R ve ark. (1996). Cognitive therapy and recovery from acute psychosis: A controlled trial. Br J Psychiatry, 169 (5): 593–601. Drury V, Birchwood M, Cochane R (2000). Cognitive therapy and recovery from acute psychosis: A controlled trial. 3. five-year follow-up. The Br J Psychiatry, 177: 8–14. Emine Filiz Uluhan (2017). Şizofreni Tedavisinde Psikoterapi, Antalya Psikoterapi Merkezi (

http://www.psikoterapi.pro/psikiyatri-antalya/sizofreni-tedavisinde-psikoterapi)

Ertuğrul Köroğlu, Cengiz Güleç (1997). Köroğlu Psikiyatri Temel Kitabı 1. Baskı Ankara: Hekimler Yayın Birliği. Garety P, Fowler D, Kuipers E ve ark. (1997). London-east anglia randomised controlled trial of cognitive-behavioural therapy for psychosis. II: Predictors outcome. Br J Psychiatry, 171: 420–426. Kaplan H.(2004). Klinik Psikiyatri. İstanbul, Nobel Tıp Kitabevleri. Kuipers E, Garety P, Fowler D ve ark. (1997) London-east anglia randomised controlled trial of cognitive-behavioural therapy for psychosis. I: Effects of the treatment phase. Br J Psychiatry, 171:319–327. Mehmet Z. SUNGUR, Özlem YALNIZ (1999). ŞİZOFRENİ TEDAVİSİNDE BİLİŞSELDAVRANIŞÇI YAKLAŞIMLAR, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı, ANKARA KLİNİK PSİKİYATRİ 1999;2:160–166 Moorey H, Soni SD (1994) Anxiety symptoms in stable chronic schizophrenics. J Ment Health, 3:257–262. Mortan O. & Sütcü S. T. (2011). İşitsel Varsanılarda Bilişsel-Davranışçı Terapi. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 3(4). Mortan O. & Sütcü S. T. (2012). Şizofreni ve Diğer Psikotik Bozukluklarda Bilişsel-Davranışçı Grup Terapisi-Sistematik Bir Gözden Geçirme Türk Psikiyatri Dergisi 2012;23(3):20618 Perivoliotis D, Cather C (2009). Cognitive behavioural therapy of negative symptoms. J Clinical Psychol, 65:815–30. Shelley AM, Battaglia J, Lucey J ve ark. (2001). Symptom-specific group therapy for in patients with schizophrenia. Einstein Q J Biol Med, 18:21–28. Siris SG (1991). Diagnosis of secondary depression in schizophrenia. Schizophr Bull, 17:7598. Sungur MZ (1991). Nöroleptiklere dirençli rezidüel semptomları olan iki şizofreni olgusunda uygulanan kognitif davranışçı tekniklerin semptomlar üzerine etkileri. XXVII. Ulusal Psikiyatri Kongre Kitabı, Antalya. Tarrier N (1992) Management and modification of residual positive psychotic symptoms. Innovations in the Psychological Management of Schizophrenia. M Birchwood, N Tarrier (Ed), Chichester, Wiley Tarrier N, Beckett R, Harwood S ve ark. (1993). A trial of two cognitive-behavioural methods of treating drug-resistant residual psychotic symtoms in schizophrenic patients: I. Outcome, Br J Psychiatry, 162:524–532. Tarrier N, Kinney C, McCarthy E ve ark. (2000). Two-year follow-up of cognitive-behavioral therapy and supportive counseling in the treatment of persistent symptoms in chronic schizophrenia. J Consult Clin Psychol, 68 (5): 917–922. Tarrier N, Kinney C, McCarthy E ve ark. (2001) Are some types of psychotic symptoms more responsive to cognitive-behaviour therapy? Behavioural and Cognitive Psychotherapy, Cambridge University Press, 29: 45–55. Turkington D, Kingdon D, Turner T (2002) Effectiveness of a brief cognitive behavioral therapy intervention in the treatment of schizophrenia. Br J Psychiatry, 180:523–527 Wykes T, Parr A, Landau S (1999) Group treatment of auditory hallucinations: Explara

“,”author”:”Şizofreni Hastalığı”,”date_published”:”2018-12-25T13:25:47.586Z”,”lead_image_url”:null,”dek”:null,”next_page_url”:null,”url”:”https://medium.com/@sizofrenihastaligi/%C5%9Fizofreni-tedavisi-18ce501ac813″,”domain”:”medium.com”,”excerpt”:”Şizofreni, bir kişinin düşünce dünyasını, hissettiğini ve nasıl davrandığını doğrudan etkileyen kronik ve ciddi bir psikolojik hastalıktır…”,”word_count”:1680,”direction”:”ltr”,”total_pages”:1,”rendered_pages”:1}

Источник: https://medium.com/@sizofrenihastaligi/%C5%9Fizofreni-tedavisi-18ce501ac813

Şizofren Hastalığı Nedir? İlk Belirtileri ve Tedavi Süreci

Şizofreni Hastalığı

Çoğunlukla ergenliğin başlangıcı ve yirmili yaşların sonunda başlar. Genelde stresli olaylarla ortaya çıkmaktadır.Örnek olarak yeni bir işe veya yeni bir okula başlamak gibi stres yaratan durumları verebiliriz.

Şizofreni Hastalığının ilk belirtileri ;

  • Günlük yaptığınız aktivitelerden uzaklaşmak.
  • Aşırı tepkiler göstermek. (çok gülmek  veya önemsiz bir olaya çok  ağlamak)
  • Aşırı şüphecilik başlar.
  • Kişisel hijyenini önemsememeye başlar.
  • Bakışlar donuklaşmaya başlar.
  • Eleştiriye tahammülsüzlük başlar.
  • Mantıksız konuşmalar yapabilir.

Farklı Şizofreni Hastalığı türleri vardır.

  1. Paranoid Şizofreni
  2. Dezorganize (dağılmış) Şizofreni
  3. Çocukluk Şizofreni

Şizofreni Hastalığının ilk belirtileri

Paranoid Şizofren Belirtileri;

  • Hasta çok canlı sanrılar yaşar, olmayan sesler duyar.
  • Başkalarının hareketlerini bile kendine yönelik saldırı olarak algılayabilir.
  • Sürekli izlendiğini , telefonlarının dinlediği gibi bir yanlışa kapılır.

Dezorganize Şizofreni Belirtileri;

Bu şizofreni türünde halisünasyonlar görülmez, davranış ve konuşmalarda düzensizlikler görülür.

  • Düşünceleri toparlayamamak.
  • Duygu ve yüz ifadelerinde durgunluk olur.
  • Günlük işleri yerine getirmede zorluklar yaşamaya başlar.

Çocukluk Şizofreni Belirtileri;

Genel olarak 13-18 yaş arasında tanısı konulur. Çok küçük yaşlarda başlarsa eğer onların belirtisi de otizm ve dikkat eksikliği bozukluklarına benzemektedir.

Bu belirtiler;

  • Konuşmaya başlaması gecikir.
  • Emekleme yada yürümede anormallikler ve gecikme saptanabilir.

Daha büyük çocuklarda belirtiler ise şu şekildedir;

  • Uyku bozuklukları görülür.
  • Okul başarısında gerileme olur.
  • Öfke düzeyi fazlalaşır.
  • İnsanlardan uzaklaşmaya başlar.

Şizofreni belirtilerini öğrendiğimize göre gelelim tedavi yöntemlerine…

Şizofreni Hastalığının Tedavisi; ilaç tedavisi psikoterapi ve sosyal aktivitelere katılımı sağlandıttırılabilir.

Doktorlar belirtileri hafifletmek ve geriletmek için ilk olarak ilaç tedavisine başlar. İlaç tedavisinin yanı sıra psikoterapide almak çok önemlidir.

İlaçlarla belirtiler yok olsada ruhen hissetiğimiz korku için psikoterapi gereklidir.

Çünkü aklınızda sorular dolaşır, neden bana böyle oldu, neden böyle hissettim gibi geri kaçınmalar olacağı için terapi ile bu sorunları en aza indirebilirsiniz.

Şizofreni Hastalığının tedavi süreci ne kadar sürer?

Şizofreni çok ciddi bir akıl hastalığıdır, olmayan olayları olmuş gibi hissedebilir, sesler ve halisünasyonlar görebilir. İlaç tedavisi ile bu sanrılar azaltılsa bile bazı ağır vakalarda ömür boyu ilaç tedavisi devam edebilir. Fakat erken teşhis her zaman çok önemlidir ve erken teşhis edilen rahatsızlık çok ilerlemeden tedaviye başlanılırsa zamanla tamamen geçmesi mümkün olabilir.

Şizofreni hastalığını teşhis etmek malesef kolay olmuyor, sorularla şüphelerimizi açığa çıkarıp sonra şizofrenie neden olacak bir beyin hastalığı var mı diye MR testleri isteyebilirsiniz.

Şizofreni Hastalığının tedavi süreci ne kadar sürer?

Şizofreni Hastalığından şüphelenildiğinde sorabileceğiniz sorular ;

  1. Şüphelendikleri birşey olup olmadığını sorabilirsiniz. Böylece paranoyak yani paranoid sanrıların belirtilerini göz önüne alabiliriz.
  2. Sizinki dışında başka sesler duyup duymadığını sorabilirsiniz. İşitsel Halisünasyonları olup olmadığını öğrenebilirsiniz.

  3. Ne gördüklerini tarif etmelerini isteyebilirsiniz. Böylelikle de görsel halisünayonlarını öğrenebilirsiniz.

Peki şizofreni hastalığının neden oluştuğunu merak ediyorsanız eğer kesin bir yanıtı bilimsel olarak açıklanmış değil fakat çevre faktörleri göz önüne alınıldığında;

  • Doğum öncesi sorunlar  (Prematüre Doğum)
  • Anne kaynaklı enfeksiyonlar
  • Çölyak hastalığı gibi faktörler örnek gösterilebilir.

Şizofreni hastalığı toplumumuzda yaygın olarak görülen bir hastalıktır. Sizde olmasa dahi çevrenizdekilerde veya ailenizde olabilir.  Önemli olan anlayış göstermek ve onları anlamaya çalışmak.

Şizofreni yakınlarınız varsa eğer kapsamlı bir şekilde araştırmanızı tavsiye ederim.Hastanın yakınları olarak bu eğitime ihtiyanız olabilir.

Hastanın kendi bakımını ve diğer becerileri için sorumluluk almalarına ikna edebilirsiniz.

Hastalıktan kurtulmak zor değil, pes etmeyin!

Источник: https://saglikhaberleri.com/sizofren-hastaligi-nedir-ilk-belirtileri-ve-tedavi-sureci/

Şizofreni Hastalığı

Şizofreni Hastalığı

Şizofreni Hastalığı; Bireylerin hareketlerini, düşüncelerini duygularını ifade ediş şeklini, gerçeklik algılarını ve diğer kişiler ile olan ilişkilerini ciddi bir şekilde bozan ve beyin kaynaklı rahatsızlıklar olarak karşımıza çıkar. Şizofreni hastaları evde, okulda, işte, toplumda ve kurduğu ilişkilerde her daim sorun yaşarlar.

Yaygın olarak inanılan bilgilerin aksine şizofreni hastaları bölünmüş kişiliklere sahip değildir. Şizofreni bireylerin neyin gerçek neyin hayal olduğunu anlayamamalarına sebep olan bir tür zihinsel hastalık ya da psikozdur.

Psikotik rahatsızlıklara sahip olan kişilerin bazı zamanlarda gerçeklik algıları ortadan tamamen kaybolur. Görüntüler, sesler, düşünceler tamamen kafa karıştırır. Şizofren hastalarının hareketleri oldukça tuhaf ve şok edici olabilir.

Bu hastalığa sahip olan bireylerin kimi zaman ani davranış ve kişilik değişiklikleri psikotik epizod olarak adlandırılır. Bu hastalık kişiden kişiye göre değişiklik gösterir. Kimi insanların hayatı tek epizod ile geçse de kimi hastalar birkaç tane epizod yaşar.

Bu epizodlar haricinde hastaların kısmen de olsa normal bir şekilde yasadığı görülür. Relaps yani nüksetme ve remisyon yani duraksama olarak da bilinen döngülerin ortaya çıkması da mümkün olur.

Paranoid şizofreni hastaları bir başkası tarafından cezalandırıldıklarını ve zulüm gördüklerini düşünerek bu tür sanrılar görür. Buna rağmen konuşmaları, düşünceleri ve duyguları oldukça normal seyreder.

2. Hebefrenik Şizofreni

Bu hastalığa sahip olan kişilerin zihni karmaşık ve bu sebeple de tutarsız olur.

 Konuşmaları da oldukça karışık olan bu kişilerin hareketleri dışarıdan bakıldığı zaman yüzeysel, duygusuz ya da uygunsuz görülebilir.

Bununla birlikte çocuksu ve şapşalca hareketlerin görülmesi de mümkün. Duş almak ya da yemek yemek gibi günlük basit hareketlerin dahi bozulmasını sağlayan davranışlar görülür.

3. Katatonik Şizofreni

En çarpıcı semptomları fiziksel olarak görülen katatonik şiozfren hastaları genel olarak hareketsiz durur ve dünyaya karşı herhangi bir tepki vermezler. Sert ve katı bir şekilde duran bu kişilerde hareket etme eğilimi görülmez.

Arada bir yüzlerinin buruştuğunu ya da biçimsiz bir şekilde durduklarını görürsünüz. Bir başkası tarafından söylenmiş olan kelime ya da cümlelerin tekrar edildiği de görülür.

Kendilerini yaralamaları, bitkin düşmeleri ve sağlıksız bir şekilde beslenmeleri sebebi ile kendilerini tehye atarlar.

Buraya kadar belirtilmiş olan üç hastalığa da tam olarak uyum göstermeyen hastalara bu tanı konur.

5. Rezidüel (Kalıntı) Şizofreni

Bu hastalığa sahip olan kişilerde şizofreni diğer hastalıklar kadar şiddetli gözükmez. Delüzyonlar, halüsinasyonlar ya da diğer belirtiler olsa da diğer şizofreni hastalıkları kadar şiddetli olmaz.

Şizofreni Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

Şizofreni hastalarında kişilik ve beceri açısından birçok farklı değişiklik görülür. Bu da bu kişilerin farklı zamanlarda farklı şekillerde davranış göstermelerine sebep olur. İlk defa görüldüğü zaman ani ve şiddetli belirtiler ortaya koyan bu hastalığın belirtilerini pozitif, dezorganize ve negatif belirtiler olmak üzere üç farklı grupta gösterir.

Pozitif Belirtiler

Pozitif belirtiler sanıldığı gibi olumlu bir anlam taşımaz. Şizofreni rahatsızlığına sahip olmayan hastalarda görülmeyen yani yalnızca bu hastalık türünde karşılaşılan belirtileri belirtme amacı ile kullanılır. Bu belirtilerin bazıları psikotik semptomlar olarak karşımıza çıkar;

Delüzyonlar: Gerçek ile herhangi bir ilişkisi olayan, gerçeğe dayanan bilgiler ile ifade edilse dahi vazgeçirilemeyen inançlara delüzyonlar adı verilir. Bir kişi başkalarının düşüncelerini duyabildiğini, şeytanın ya da Tanrı’nın onunla konuştuğunu ya da doğrudan doğruya şeytan ya da Tanrı olduklarını düşünebilir.

Halüsinasyonlar: Gerçekte olmayan şeyleri gören, olmayan sesleri duyan, tuhaf bir ağız hissine sahip olan, garip kokular duyan ve herhangi bir temas olmamasına rağmen bedenine dokunulduğunu hisseden çeşitli gerçek dışı durumların ortaya çıkması halinde bu halüsinasyonları işaret eder. Şizofreni hastalığı söz konusu olduğu zaman en yaygın olarak seslerin duyulduğu görülür. Bu sesler kişileri taciz edebilir, kişilere emir verebilir ya da kişilerin davranışları hakkında yorumlarda bulunabilir.

Dezorganize Belirtiler

Bu tür belirtiler kişilerin tepki verme ve düşünme becerilerini engeller. Dezorganize belirtiler şu şekilde görülür;

  • İletişim kurmakta ve konuşmakta zorluklar
  • Herhangi bir anlamı olmayan kelime ya da cümleler kurmak
  • Ağır hareket etmek
  • Aşırı fakat hiçbir anlamı olmayan bir şekilde yazmak
  • Karar verme yeteneğine sahip olmamak
  • Bazı şeyleri kaybetmek ya da unutmak
  • Ses, günlük görüntü ve duygulardan anlam çıkartma konusunda sorunlar çekmek
  • Yürüyüşlerin daire şeklini alması ve bu hareketlerin tekrar etmesi

Negatif Belirtiler

Negatif kelimesi bu noktada hastalar için normal davranışların yoksunluğu anlamını içerir ve şu şekilde belirtilere sahiptir;

  • Düşük enerji
  • Motivasyon yoksunluğu
  • Arkadaş, aile ve sosyal etkinrden uzak olma
  • Duygu ve duygu ifade etme eksikliği çekme
  • Ana uymayan duygu, düşünce ve ruh hali (Cenazede gülmek gibi)
  • Okulda, işte ve diğer aktiviteler sırasında sorunlar yaşama
  • Temizlik alışkanlığına sahip olmama
  • Hayattan ze almama
  • Yaşamaya ilgi duymama
  • Çok üzgün ya da çok mutlu olma gibi dengesiz ruh halleri
  • Uzun süre boyunca pozisyon değiştirmeme yani katatoni

Şizofreni Neden Olur?

Şizofreni hastalığının ortaya çıkmasına sebep olan şey henüz tam olarak bilinmiyor.

Diyabet ve kanser gibi biyolojik bazda gerçekleşen bir hastalık olduğu bilinse de buna sebep olan şey tam olarak netlik kazanmış değil.

Bununla birlikte kişilik zayıflığı ya da kötü ebeveynlik gibi durumlardan dolayı ortaya çıkmadığı da biliniyor. Şizofrenini ortaya çıkması için belirlenmiş olan çeşitli risk faktörleri aşağıda verilmiş bulunuyor;

Genetik (Katılım): Aile geçmişinde şizofreni hastalığına sahip olan kişilerde şizofreni hastalığının görülme olasılığı bulunur.

Beyin Kimyası: Şizofreni hastalığına sahip olan kişilerin beyin kimyasallarında çeşitli dengesizlikler bulunur.

Dopamin adı verilen nörotransmitere karşı hassas olan ya da aşırı dopamin üretimine sahip olan kişiler bulunur.

Dopamin üretiminde oluşan dengesizlikler bireylerin ses, görüntü ve koku gibi tepkilere karşı verecekleri tepkileri etkileyerek delüzyon ya da halüsinasyonlara yol açar.

Beyin Anomalisi: Son zamanlarda yapılan araştırmalara göre şizofreni hastalarının beyinlerinde fonksiyon bozukluğu ve anormaliklere rastlanmış bulunuyor. Yine de bu tür anormalikler her şizofreni hastasında görülmüyor. Üstelik bu tür belirtilerin şizofreni hastası olmayan kişilerde görüldüğü de oluyor.

Çevresel Faktörler: Yapılan araştırmalara göre zayıf sosyal etkileşimler, yüksek sesli durumlar ya da viral enfeksiyon gibi sosyal faktörler kalıtımsal açıdan şizofreni hastalığına yakın olarak kişilerde tetiklenir. Şizofreni genel olarak buluğ çağı ve gençlik dönemlerinde ortaya çıkan fiziksel ya da hormonsal değişiklikler ile birlikte kendini gösterir.

Dünyada yer alan herhangi bir ırk ya da kültürde bu hastalığa rastlamak mümkün olup, herhangi bir yaş aralığında görülebilen bu hastalık genellikle 20’li yaşlarda ortaya çıkar ve kadınları da erkekleri de eşit derecede etkiler. 20’li ve 30’lu yaşların başında erkeklerde daha sık rastlanılan bu durum buluğ çağı ve 20’li yaşlarda görülür. Buluğ çağından sonra pek nadir ortaya çıkan bu hastalık, 5 yaşın üstünde olan çocuklarda görülür.

Şizofreni Teşhisi Nasıl Yapılır?

Şizofreni belirtilerine sahip olan kişilerin tıbbi geçmişi incelenir ve fiziksel muayeneden geçirilir.

Şizofreni için özel olarak üretilmiş olan herhangi bir laboratuvar testi olmadığı için doktorlar genellikle bu tür durumlara yol açabilecek rahatsızlıkların bulunup bulunmadığını tespit edebilmek için kan ve röntgen testleri ister.

Daha sonra kişi zihinsel hastalıklar konusunda uzman olan psikolog ya da psikiyatriste gönderilir. Psikiyatristler özel olarak dizayn edilen testleri kullanarak psikotik hastlıkları tespit edebilir.

Terapistler hastalar tarafından gösterilmekte olan davranış ve tavırları gözlemledikten sonra tespit ettiği belirtilere göre teşhis koyar. Fakat bir kişinin şizofreni olup olmadığını tespit edebilmek için şizofreni belirtilerine en az 6 ay boyunca sahip olması gerekir.

Şizofreni Tedavisi Nasıl Yapılır?

Şizofreni tedavisinde kişilerde görülen belirtileri hafifletmek ya da hastalığın riskini azaltmak şeklinde tedaviler uygulanır.

1. İlaç Tedavisi

Şizofreni hastalarına anti psikotik ilaçlar verilir. Bu ilaçlar delüzyon, halüsinasyon ve düşünme ile ilgili ortaya çıkan problemleri hafifletse de bu tür sorunların ortadan kalkmasını ve bir daha ortaya çıkmamasını sağlamaz.

Uzun süredir kullanılmakta olan Mellaril, Trilafon, Stelazine, navane, Haldol, Prolixin ve Thorazine ilaçları bir yana yeni yeni kullanılmaya başlanan Clozaril, Abilify, Saphris, Risperdal, Invega, Geodon, Zyprexa ve Seroquel gibi ilaçlar da bulunur.

2. Psikososyal Terapi

İlaçlar şizofreni belirtilerini hafifletirken psikososyal tedaviler yardımı ile hastalık ile alakası olan sosyal, psikolojik, davranışsal ya da mesleki sorunların üzerinde durulur.

Bu tür terapiler sayesinde bireyler hastalıklarını kontrol altına alma, erken uyarı işaretlerini tespit etme ve tekrarlamaları önleme gibi konularda neler yapabileceğini öğrenir.

Psikososyal terapiler şu şekilde görülür;

  • Rehabilitasyon: Şizofreni hastalarının toplum içinde mümkün olduğunca bağımsız bir şekilde faaliyette bulunma ve yaşamalarını sağlayabilmek için yapılan meslek ve sosyal beceri eğitimleri
  • Bireysel Psikoterapi: Bireylerin hastalıkları konusunda bilgi sahibi olmasını, bu sorunlar ile nasıl başa çıkacağını ve karşılaştıkları sorunları nasıl çözeceğini öğrenme eğitimleri
  • Aile Terapisi: Ailelerinde şizofreni hastalığına yakalanmış biri olan kişilerin bu kişilere nasıl yardım edeceklerini ve onlar ile en iyi nasıl ilgileneceklerini öğrenebilecekleri eğitimler
  • Destek Grupları / Grup terapisi: Karşılıklı yardımlar süreklilik sağlar.

3. Hastaneye Yatma

Şizofreni hastaları genellikle ayakta tedavi görür. Fakat yüksek şiddetli belirtilere sahip olan ya da kendileri ya da bir başkasına zarar verme eğilimi gösteren kişilerin dengelerini sağlayabilmek için hastaneye yatırıldığı durumlar bulunur.

4. EKT (Elektrokonvulsif Terapi)

Kişilerin kafa yüzeylerine elektrotların yerleştirilmesi ve beyne elektrik şokunun verilmesi ile uygulanan bu işlem, nörotransmitterlerin salınmasını sağlar. Bu tedavi yöntemine günümüzde rastlamak pek mümkün olmaz. İlaçların yetersiz olduğu, katatoni ya da depresyonun şiddetlendiği ve tedavi edilemediği durumlarda EKT’ye başvurulabilir.

5. Beyin Cerrahisi

Beyinde yer alan çeşitli sinir bağlantılarının kesilmesi şeklinde yapılan lobotomi geçmişte kronik ve şiddetli şizofreni hastalarında uygulanıyordu. Fakat günümüzde oldukça nadiren kullanılıyor. Zira bu tür cerrahi yöntemler bireylerin kişiliklerinin değişmesine sebep oluyor. Üstelik bu tür yöntemlerde daha iyi sonuçlara daha az şiddetli ve tehli işlemler aracılığı ile ulaşmak mümkün.

Detaylı Bilgi için TIKLAYINIZ!

Источник: https://evdesifa.com/sizofreni-hastaligi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть