Su Metabolizması Nedir?

Yağ Metabolizması

Su Metabolizması Nedir?

Lipidler – yağlar vücudumuzda geniş ölçüde hücre fonksiyonlarına katılan çok çeşitli moleküllerdir. Besin maddelerinin büyük bir kısmı önemli oranda lipid içerir. Yağlı yiyecek ve içeceklerde, ette bulunurlar.

Bir insan için günlük diyet 15-40 g kadar lipid içermelidir. Beslenme ile alınan yağ asitlerinden en fazla olan ve bilinenleri; oleik asit, palmitik asit, linoleik asit, araşidonik asit ve eikozapentaoneik asit dir.

Diyetteki lipidlerin büyük çoğunluğu trigliserid, az bir kısmı da fosfolipid, kolesterol ve kolesterol esteridir.

Lipidler yağ asitlerinde oluşmaktadır. Lipidlerin en basit grubu uzun zincirli doymuş ve doymamış yağ asitlerinden oluşur.

Yağ Asitlerinin Görevleri

  1. Fosfolipidlerin ve glikolipidlerin yapımına katılırlar
  2. Proteinlere kovalan bağlanırlar
  3. Yakıttır ve yakıt deposudur (trigliseridler)
  4. Hormonlar ve hücre içi haberciler (sinyal moleküller, uzun zincirli yağ asitleri) olarak görev alırlar.

Yağların Genel Metabolizması

Besinlerdeki lipidler lipaz olarak bilinen enzimler ile yıkılmakta(gastrik lipaz, lingual lipaz vb) ve emilime hazır hale gelmektedir. Lipidlerin sindirimi ve emiliminden sonra, ince bağırsak iç yüzeyindeki mukoza hücresinde besin kaynaklı trigliseridler oluşur.

Bunlar, az miktarda serbest kolesterol, kolesterol esteri ve fosfolipid ile bir araya gelirler, bir protein tabakasıyla da kaplanarak suda çözünebilir ve taşınabilir şilomikronları oluştururlar.

Şilomikronlarda ağırlıkça %2 oranında protein, %1 serbest kolesterol, %3 kolesterol esteri, %9 oranında fosfolipid, %85 oranında trigliserid bulunur. Ş Lipidlerin emiliminden sonra göğüs iç duvarında en kalın lenfatik damar olan “duktus torasikusta” süt beyazlığında şilus (kilus) görülür.

Şilusun beyazlığı içerdiği şilomikronlardan ileri gelir. Şilomikronlar da lenf sisteme sonrada dolaşıma katılırlar.

Şilomikronlar, aktive olan lipoprotein lipaz (LPL) etkisiyle trigliserid içeriğinin çoğunu kaybeder ve daha küçük çaplı şilomikron kalıntılarına dönüşürler.

Bunlar dolaşım ile karaciğer gelmekte karaciğer hücrelerindeki ApoE reseptörleri şilomikron kalıntılarını tanır. Bu reseptörlerin etkisiyle şilomikron kalıntıları yoluyla karaciğer hücresi içine alınırlar ve orada yıkılırlar.

Karaciğer tarafında alınan yağlar; Fosfolipid Sentezi, VLDL ve LDL Sentezi, Kolesterol sentezi ve Safra asitleri sentezinde kullanılmaktadır.

Kanda yağlar serbest ve proteinlere bağlı olarak taşınmaktadır. Proteinler ve yağlar lipoproteini yapmaktadır. Karaciğerde şilomikron kalıntılarından taşıyıcı lipoproteinlerden VLDL’ler oluşur ve bunlar da dolaşıma verilir. Karaciğerde lipoprotein sentezi, çeşitli etkenlerle inhibe olursa, endojen trigliseridler karaciğerde birikir ve karaciğer yağlanması denen tablo meydana gelebilir.

Yakıt olarak hemen gerekenden daha fazla yağ asidi veya karbonhidrat bulunduğu durumlarda, karaciğerde yağ asitlerinden veya karbonhidratlardan sentezlenen endojen trigliseridlerden de VLDL yapılır ve kana verilir.

VLDL içeriğinde karacğerde yapılan trigliserid dışında serbest kolesterol, kolesterol esterleri, fosfolipid, ApoB-100, ApoC-I, ApoC-II, ApoC-III, ApoE apolipoproteinleri de taşımaktadır. ApoC-II, lipoprotein lipazı aktive ederek VLDL trigliseridlerinden serbest yağ asitlerinin salıverilmesine neden olur.

Böylece lipid içeriği gittikçe azalan VLDL’ler, yaklaşık olarak eşit miktarlarda trigliserid ve kolesterol içeren ara dansiteli lipoprotein (IDL) ve daha sonra düşük dansiteli lipoprotein (LDL) haline değiştirilirler. IDL’ler ve LDL’ler karaciğer hücreleri içine alınırlar ve karaciğer hücrelerinde hepatik lipaz etkisiyle daha ileri yıkılırlar.

LDL’ler, trigliserid içerikleri çok az, kolesterol ve kolesterol esterlerinden çok zengin lipoproteinlerdir. LDL’ler, kolesterolü karaciğerden başka dokulara taşırlar. LDL hücre içerisine alınır ve yıkılır ve kolesterol veya bir kolesterol türevi oluşur.

Düz kas hücrelerinde kolesterol esterlerinin birikmesiyle arteriyel duvarlarda aterosklerotik plaklar gelişir. Serum LDL-kolesterol düzeyinin %130 mg’dan düşük olması aterosklerotik kalp hastalığı için düşük riski, %130-160 mg arasında olması orta riski, %160 mg’dan yüksek olması ise yüksek riski ifade eder.

Karaciğerde ve ince bağırsak duvarlarında sentezlenen bir önemli lipoprotein sınıfı HDL’lerdir. Ağırlıkça %55 oranında protein (ApoA-I, ApoA-II, ApoC-I, ApoC-II, ApoC-III, ApoD, ApoE apolipoproteinleri), %2 oranında serbest kolesterol, %15 oranında kolesterol esteri, %24 oranında fosfolipid, %4 oranında trigliserid içerir.

Yeni sentezlenen HDL, yuvarlak ve basık şekillidir; ApoA-I, ApoA-II, lesitin ve serbest kolesterol içerir. Yeni sentezlenen HDL, dolaşım sırasında diğer lipoproteinlerden kolesterol esterlerini alır. Ayrıca yeni sentezlenen HDL’ nin yüzeyindeki lesitin: kolesterol açil transferaz (LCAT) da serbest kolesterol ile lesitinden, kolesterol esteri ve lizolesitin oluşturur.

Yeni sentezlenen HDL, yapısındaki kolesterol esterlerinin artmasıyla küre şeklinde olgun HDL’ye dönüşür. İlk oluşan olgun HDL, HDL3 olarak bilinir. Daha sonra kolesterol esterlerinin artması ve ApoE katılmasıyla HDL2 ve daha ileri aşamada HDL1 (HDLC) oluşur. Dolaşım sırasında kolesterolden zenginleşen HDL, karaciğere dönünce kolesterolünü karaciğerde bırakır.

HDL’nin kolesterolü özellikle damar endoteli gibi dokulardan karaciğere taşıma fonksiyonu antiaterojenik etki oluşturur.

Lipoprotein lipaz (LPL) vasıtasıyla şilomikronlardan ve VLDL’lerden salıverilen yağ asitleri, yağ doku hücrelerinde trigliseridler (TG, triaçilgliserol) olarak depolanır.

Lipogenezis

Karaciğer ve yağ dokusunda ihtiyaç durumlarında kullanılabilmesi yağın trigliserid olarak depolanmasına lipogenezis denilmektedir. Lipogenezis yağ dokusunda ve karaciğerde hücre içerisinde gerçekleşmektedir.

Yağ asitleri adipoz dokunun adipozitlerinde triakilgliserol şeklinde depolanır. Bu depolanma sırasında yağ asitleri kullanıldığı gibi beslenme ile alınan protein ve karbonhidratlarda kullanılmaktadır. Triakilgliseroller bir molekül gliserol ve üç molekül yağ asitinden oluşur (ester).

Triakilgliserollerde yağ asitleri hakim olarak doymuş yağ asitleridir.

Bu Lipogenezis olarak tanımlanabilir.

Beslenme sırasında veya tokluk durumunda yağ doku hücrelerinde depolanan trigliseridler (TG), açlık durumunda hormona duyarlı lipaz ve diğer lipazlar vasıtasıyla yağ asitleri ve gliserole hidroliz edilir.

Vücudumuzda yağlar;

  1. Yağ dokusu başta olmak üzere hücre içerisinde triaksilgliserol-trigliserid ;TG olarak depolanmaktadır. Bu daha sonra enerji kaynağı olarak kullanılmaktadır. Hücre içi yağların depo alanıdır ve değişkendir.
  2. Vücudumuzda hücre membranının yapısına katılmaktadır.

    Fosfogliseridler, Sfingolipidler ve Steroller (kolesterol) şeklinde. Bu yağlar daha sonra metabolizmada kullanılmaz yani sabit yağlardır.

Karaciğere alınan yağ asitleri karaciğerde beta oksidasyon ile iki karbonlu Asetil KoA lara ayırmaktadır.

Buda ATP , keton cisimleri ve kolestrol sentezinde kullanılmaktadır.

Lipolizis

Yağ dokularında yağın yıkımına lipolizis denilmektedir. Yağ dokusunda adipositler yüzeyinde hormonlara duyarlı reseptörler bulunmaktadır. Örneğin adrenaline spesifik beta adrenerjik reseptörler bulunmaktadır.

Adrenalin bu reseptörlerle ilişkiye girmekte ve adipositlerde hormonlara duyarlı lipaz aktif hale helerek adiposit içerisindeki trigliserid yağ asitleri ve gliserole parçalanmaktadır. Bunlar dolaşıma verilmektedir.

Yağ dokudan çıkan yağ asitlerinin ¾ ‘ü plazmada albumine bağlı olarak (lipalbumin) taşınır. Bir molekül albumin 7 yağ asidini sıkı, 20’den fazlasını ise zayıf bağlarla taşır.

Yağ dokuda serbest kalan gliserol yağ dokusu tarafından bir daha kullanılamaz ve dokuyu terk ederek kana geçer ve karaciğere taşınır. Karaciğerde yeniden esterleştirilip trigliserid halinde VLDL yapısına katılır veya glikoz sentezine (glikoneogenez) katılır.

Yağların Dokularda Enerji Kaynağı Olarak Kullanımı (Beta Oksidasyon)

Kanda yağ asitleri periferik dokularda;kas ve beyin gibi, hücre içerisine alınmaktadır. Ayrıca karaciğer tarafından yapılan VLDL de vücuthücrelerine alınarak kullanılmaktadır. Hücreler yağ asitlerini alarak aktive etmektedir. Bu aktivasyon akil-CoA sentetaz ya da tiyokinaz enzimi ile ve 2 mol ATP kullanılarak yapılmaktadır.

Yağ asidi + ATP + CoA ——-> Acyl-CoA + PPi + AMP ortaya çıkmaktadır. Daha sonra Acyl- CoA mitokondirilere taşınmaktadır. Acyl-CoA mitokondride beta oksidasyon ile ATP yani enerji üretiminde kullanılmaktadır.

Yağların enerji oluşturma potansiyelleri karbonhidratlardan daha fazladır.

Örneğin bir mol oleik asidin oksidasyonunun net sonucu (18-karbonlu doymamış yağ asidi) 146 mol ATP sağlanır iken glikozdan 114 mol ATP üretilmektedir.

Kolesterol Sentezi

Kolestrol yapımı karaciğerde (günlük üretimin yaklaşık %10’u) ve bağırsaklarda olur (yaklaşık %15).

Kolesterol sentezi hücre içinde sitoplazma ve mikrozomlarda olur asetil-CoA’nın iki-karbonlu asetat grubu kullanılır. Normal sağlıklı bir yetişkin günde yaklaşık 1 g kolesterol sentezler, ve günde yaklaşık 0,3 g tüketir.

Kolesterolun vücutta sabit düzeyi 150 -200 mg/dL primer olarak de novo sentez düzeyiyle kontrol edilir. Kolesterol sentezinin hızı diyetle alınan kolesterol miktarıyla düzenlenir. Diyet ve sentezden gelen kolesterol membran yapımında ve steroid hormonların ve safra asitlerinin yapımında kullanılır.

Kolesterolun en büyük kısmı safra asitleri sentezinde kullanılır. Kolestrolden D vit yapılmaktadır.

Lipid Metabolizma Bozuklukları

  1. Şişmanlık (Obezite)
    • Organizmada toplam vücut yağ ortalaması > %30 olması durumudur.
  2. Lipid emilimi bozuklukları
    • Sindirimi ve emilimi olumsuz etkileyen nedenler
      • Safra yetersizliği (özellikle safra tuzları)
      • Pankreas salgısı ve sindirim enzimleri
  3. Hiperlipemi ve Hiperkolesterolemi ve Lipid depolama hastalıkları

Источник: https://www.hakanbuzoglu.com/yag-metabolizmasi

Bazal Metabolizma Nedir, Nasıl Hızlı Çalışır?

Su Metabolizması Nedir?

Son dönemde kilo vermek için türlü yollara başvuranların ağzından düşürmediği tek cümle: “Metabolizmam yavaş çalışıyor”.

Eminim kilo problemi yaşıyorsanız bu cümleyi sıklıklık sizler de kurmuşsunuzdur.

Bu yaygın cümleye ilaveten biraz daha araştırma yapmaya kalktığınızda ya da diyetisyenden yardım istediğinizde bazal metabolizma hızı gibi kavramlarla da karşılaşmışsınızdır.

Peki bazal metabolizma nedir? Normal metabolizma ile arasındaki farklar nelerdir?

Metabolizma, dokuları korumak ve geliştirmek, enerji üretmek ve sağlıklı kalmanızı sürdürmek için vücudunuzun gün içerisinde yaktığı enerji miktarı ve durumudur diyebiliriz.

Bazal metabolizma ise vücudun dinlenme halindeyken ne kadar enerji yaktığına denir. Uyanıkken ve hareket halindeyken küçük bir etkinliği bile desteklemek için gereken ilave enerjiyi içermez! Bu durum tüm vücudun metabolizma hızının yaklaşık olarak % 60 ı kadarıdır.

Bazal metabolizmayı, uyuma sırasında vücudunuzun enerji için yaktığı kalori olarak düşünebilirsiniz. Bu enerji, kan dolaşımını sağlamak, nefes almak ve vücut sıcaklığını korumak gibi yaşamı sürdüren temel işleri desteklemek için kullanılır.

Vücudumuz ayrıca, metabolizma için doğru miktarda sıvı ve gerekli maddenin olduğundan emin olmak için sabit enerjiye ihtiyaç duyar. Örneğin, sinirleriniz ve kaslarınız potasyum ve sodyum konsantrasyonu olmadan çalışamaz.

Linus Pauling Enstitüsüne göre, dinlenmekte olduğunuzda kullanılan bu iki mineralin izlenmesi ve düzenlenmesi, kullanılan enerjinin yaklaşık yüzde 20 ila 40'ını oluşturuyor.

Bazal Metabolizmayı Etkileyen Faktörler

Bazı insanlar, genleri sayesinde daha yüksek bir metabolizma hızına sahiptir. Kaslar, uyurken bile, yağdan üç kat daha fazla kalori yakarlar; bu nedenle, kasların yağa oranı metabolizma hızınızı değiştirir.

Yaş, doğrudan etkileyen bir faktördür. Yaşlanmayla birlikte vücut kas kütlesi kaybeder. İlaveten minimum enerji ihtiyacınızı karşılamak için yeterli kaloriyi tüketmediğinizde, metabolizmanız % 30'a kadar yavaşlar.

Ateş, vücut metabolizma hızını normal vücut sıcaklığının her 0.5 derece santigrat derecesinde yüzde 7 arttırır. Tiroid bezi doğru miktarda hormon üretmediğinde metabolik hız yüzde 30 ila 40 oranında düşebilir.

Cinsiyet: Kadınların kas yapısının erkeklere göre farklı olması daha az enerji yakmalarına sebep olmaktadır. Kadınlarda kas sayısı hem daha az hem de daha zayıftır.

Yaş: Her yaş grubunda metabolizma farklı hızlarda çalışmaktadır. 15 – 30 yaş aralığındaki insanların metabolizması daha hızlı çalışmaktadır. İlerleyen yaşlarda daha yavaş çalışan metabolizma kadınlarda menopoza girildikten sonra hızlanmaya başlar. Ayrıca kadınlarda hamilelik döneminde metabolizma daha hızlı çalışır.

Genetik Yapı: Birçok etkenin yanında bir de genetik yapı durumu vardır. Kalıtsal olarak bazı insanlar da aileden gelen metabolizmanın doğuştan yavaş çalışması durumu vardır.

Diyet: Yapılan diyetler de metabolizma hızını etkileyen bir diğer unsurdur.

Hastalık: Bulunan hastalıklardan dolayı enerji yakım hızı da değişmektedir. Bazı insanlarda troit bezlerinin yavaş çalışması enerji yakımını yavaşlattığı gibi vücudun kortizon ve insülin salgılaması da metabolizmayı yavaşlatmaktadır. Aksi durumlar ise hızlandırmaktadır.

Karbonhidrat Gün içerisinde aldığımız karbonhidrat ağırlıklı besinler de metabolizma hızını etkileyebilmektedir.

Sıcaklık: Sıcaklığın artmış olması da yine enerji yakımını hızlandırmaktadır.

Uyku Uyku durumunda bazal metabolizma hızında azalma olur. Uyku sırasında ölçülen BMH uyanıkken ölçülenden yüzde 10 daha düşüktür.

Bazal metabolizma nasıl ölçülür

Diyetisyenler özellikle diyete başlamadan önce bazal metabolizma hızının ölçülmesi gerektiğini söylüyorlar. Çünkü eğer kişi BMH’nın altında besleniyorsa, ideal yağ kaybı yerine su ve kas kaybı oluşmakta, bu da kişinin sağlıksız bir şekilde kilo vermesine neden olmakta. Dolayısıyla günden güne yaşam kalitesi düşmektedir.

Bu şekilde zayıflayan kişilerde tekrar kilo alımı kaçınılmazdır. Sürekli diyet yapan, kilosunu kontrol etmeye çalışan ancak tam aksine sürekli kilo aldığına inanan kişiler aslında metabolizma hızlarının yavaş olduğunun farkında değildirler.

Unutulmamalıdır ki; kişi metabolizmasına uygun beslenirse; kas ve su yerine yağ kaybeder, ideal kilosunu kavuşur ve vücut fonksiyonlarının daha da iyi olmasını sağlar.

Birçok merkezde hastanın en az 8 saat açlık ve rahat kıyafetlerle gelmesi istenerek bu hız ölçümü yapılmaktadır. Cihazlar kişinin ortalama oksijen tüketimi, nefes miktarı, nefes sıklığı ve ortalama oksijen yoğunluğuna bağlı olarak metabolizma hızını en doğru şekilde ölçülmektedir.

Metabolizmayı Hızlandırmak İçin Yapılması Gerekenler

Metabolizma hızı kas miktarı ve akciğerlerinin tükettiği oksijen miktarından ötürü kişiden kişiye farklılık gösterir. Fakat bu farklılığa rağmen herkeste olumlu etki gösterecek uygulamalar vardır. Aşağıdaki adımlar metabolizma nasıl hızlı çalışır sorunuza yanıt olacaktır:

  • Sıvı alımını artırınız. Su kaybının yaşanması enerji yakımını yavaşlatmaktadır.
  • Düzenli ve sağlıklı beslenin. Mutlaka kahvaltı yapmalısınız. Gün içinde az az ve sık sık besin alınız. Dengeli beslenmek vücut yapınızı düzene sokacaktır.
  • Karabiber ve pul biber gibi ürünleri yemeklerinizde kullanınız. Bu iki baharat türü enerji yakımını hızlandıracaktır.
  • Egzersiz yapmayı alışkanlık haline getirin. Günlük yaşantınız zaman veya ortam olarak imkan sağlamıyorsa asansör yerine merdiven kullanmak gibi sağlıklı yöntemleri seçiniz.
  • Besin alımlarından sonra yapacağınız hareketler enerji yakımını hızlandıracaktır.
  • Türk kahvesi, şekersiz kahve ve yeşil çay metabolizmayı hızlandırmaktadır.

Küçük bir tavsiye: Ağırlık kaldırma, merdiven çıkma, oturma eylemleri, bacak egzersizleri gibi aktivitelerle kasları harici dirence karşı çalıştıran direnç eğitimi ile kas kütlenizi geliştirip korumaya özen gösterin.

Son Sözler

Özellikle kilo vermek istediğinizde sıklıkla duyacağınız konulardan olan bazal metabolizma nedir ve metabolizma nasıl hızlı çalışır konusunu sizlerle paylaştım. Düzenli ve sağlıklı beslenmeye ilaveten hareketli bir yaşam ile vücudunuzu formda tutabilirsiniz.

“,”author”:null,”date_published”:”2019-07-10T23:00:00.000Z”,”lead_image_url”:”https://3.bp.blogspot.com/-rh9c5Vd1TD4/WQ95q4W3GYI/AAAAAAAAP2Q/XNrbskTBNs0Lhzwy1aNICFlrkbVqgztqQCPcB/s1600/bazal-metabolizma-nedir.jpg”,”dek”:null,”next_page_url”:null,”url”:”http://www.bedensagligi.net/2017/05/bazal-metabolizma-nedir-nasil-hizli-calisir.html”,”domain”:”www.bedensagligi.net”,”excerpt”:”Bazal metabolizma nedir, nasıl hızlı çalışır? Bazal metabolizma nasıl ölçülür? Hangi yiyecekler metabolizmayı hızlandırır?”,”word_count”:737,”direction”:”ltr”,”total_pages”:1,”rendered_pages”:1}

Источник: http://www.bedensagligi.net/2017/05/bazal-metabolizma-nedir-nasil-hizli-calisir.html

Metabolizma Nedir? Metabolizma Ne demek? – Nedir.com

Su Metabolizması Nedir?

Besinlerin vücutta çeşitli değişikliklere uğramasıdır. Besinlerin ayrışması, sindirilmesi ve nihayet dışarı atılması metabolizma çalışmasıdır. Metabolizma çalışmaları, besinlerin çeşidine göre değişir.

Uç ana besin maddesi olduğuna göre başlıca üç metabolizma çeşidi de: Karbonhidrat, Protein ve yağ j metabolizmalarıdır. Sindirim sırasında metabolizma çalışmaları artar.

Aynı şekilde fazla hareket de metabolizmayı artırır.

Öte yandan iç salgı bezlerinin yavaş çalışması metabolizmayı yavaşlatır, hızlı çalışması da hızlandırır. Bu gibi bozukluklar, bazı hastalıkların teşhisine yarar. Metabolizma çalışması sırasında vücut, kullanılmayan fazla yağları depo eder.

Eğer bu depolama aşırı derecede artarsa o zaman «şişmanlık» dediğimiz durum meydana gelir. Vücutta üç ana besinden proteinler şekere, şeker de yağa dönebilir.

Bu bakımdan karbonhidrat, protein ve yağ gibi besinler metabolizmada birbirine bağlıdır.

Metabolizma, organik yapım ve yıkım olayları esnasında madde ve enerjinin hücre veya organizma tarafından değişikliğe uğratılması şeklindeki karmaşık ve devamlı olayların hepsini içine alır. Hücreler besin alarak ve bileşimlerini değiştirerek hayatlarını sürdürürler.

Besinlerin çoğu kompleks yapılarından basit bileşiklere ayrılarak hücrenin yapısına katılır veya enerji üretim kaynağı olarak kullanılırlar. Organik bileşiklerin basit yapılara yıkımı esnasında enerji açığa çıkar. Enerjinin bir kısmı hemen hücre içinde kullanılır.

Çoğunluğu da kullanılmaya hazır kimyasal enerji olarak ATP moleküllerinde depolanır. Maddelerin hücre bünyesinde parçalanarak bozunması şeklindeki yıkım olaylarına katabolizma denir. Katabolizma, metabolizmanın yıkım reaksiyonlarını ifade eder.

Organizma büyümek ve yıpranan kısımlarını onarmak için besinlerin bazı moleküllerini birleştirerek bünyesine has kompleks maddeler sentezler. Bu şekildeki sentez ve yapım olaylarına da anabolizma denir.

Bu olaylar esnasında katabolizmada açığa çıkan enerji kullanılır.

Ototrof organizmalarda ise inorganik maddelerden bilhassa ışık enerjisiyle kompleks maddeler yapılır. Anabolizma, kemik gibi durgun dokularda da devam eder. Şeker, yağ ve protein metabolizması, bu maddelerin organizma içinde uğradıkları kimyasal değişikliklerin tamamıdır.

Bu maddeler sindirim kanalında değişikliklere uğradıktan sonra organizmanın iç ortamına geçer. Bundan sonra yeni değişiklere uğrayarak, canlı maddelerin sentezle oluşumuna yarar, yedek maddeler haline geçer veya organizmaya gerekli enerjiyi sağlamak üzere oksitlenirler.

Organizmanın canlı hücrelerinde aynı anda birçok anabolik ve katabolik olaylar cereyan eder. Bazal metabolizma; vücut sıcaklığı, dış ortamın sıcaklığıyla denge halindeyken, dinlenmekte olan aç bir insanın vücut yüzeyinde meydana gelen ve bir metrekareye düşen ısı miktarıdır.

Bazal metabolizma nazari olarak Aturater kalorimetresine benzer bir kalorimetreyle (bir insanı içine alabilecek büyüklükte olan ısı kaybını önleyen ve insanın çıkardığı ısıyı ölçebilen oda) ölçülebilir.

Pratikte bazal metabolizma dolaylı bir kalorimetreyle ölçülür, yani üretilen enerji harcanan oksijen miktarına göre hesaplanır; vücut yüzeyinin bir metre karesinin bir saatte açığa çıkardığı büyük kalori sayısı ile ifade edilir.

Çeşitli sıcakkanlı canlılar üzerinde yapılan ölçümler, bazal metabolizmanın, metrekare başına, yirmi dört saatte 700-1000 kalori arasında değiştiğini göstermektedir.

Erişkin insanın bazal metabolizması saatte m2 başına erkekte 40, kadında 73,5 kaloridir.

Bazal metabolizma; yaşa (yaşlandıkça düşer), cinsiyete (kadında düşüktür), ırka, iklime, beslenme tarzına, oksijen basıncına, bazı maddelere (adrenalin, tiroksin, kafein yükseltir, müsekkinler düşürür) bağlı olarak değişiklikler gösterebilir.

Metabolizma hızını etkileyen faktörler

Yaş: Her yaşın ayrı bir metabolizma hızı vardır. Metabolizmanın en hızlı çalıştığı dönem 15-30 yaş aralığıdır.

30 yaşından sonra düşmeye başlayan metabolizma hızı bayanlarda menopoz dönemine girildiğinde tekrar hızlı çalışmaya başlamaktadır. Ergenlik döneminde ve bayanların hamilelik döneminde metabolizma hızı artmaya başlar.

 Cinsiyet: Kadınlardaki kas sayısı erkeklere oranlara hem az hem de zayıftır. Bu da kadınların daha az enerji harcaması demektir.

Kısacası kadınların metabolizması erkeklerin metabolizmasına göre daha yavaş çalışmaktadır. Genetik: Bir diğer etmende genetiksel yapıdır. Ailesinde metabolizma sorunu olan kişilerde metabolizma doğuştan yavaş çalışabilmektedir.

Diyet: Özellikle kilolu insanların kilo vermek için yapmış oldukları diyetle sürekli kilo alıp vermeleri de metabolizma hızını etkileyen bir diğer etmendir.

 Hastalıklar: İnsan vücudundaki troit bezlerinin hızlı çalışması metabolizmayı hızlandırırken, yavaş çalışması da yavaşlatmaktadır.

Vücudun kortizon veya insülin salgılaması da metabolizma hızını yavaşlatabilmektedir. Karbonhidrat: Gün içerisinde makarna, şeker, tatlı ve hamurlu gıdaların tüketimi de metabolizma hızını etkileyebilmektedir. Sıcaklık: Hava sıcaklığının yüksek olduğu günlerde metabolizma daha hızlı çalışırken, kış mevsiminde daha yavaş çalışmaktadır.

Sözlükte “metabolizma” ne demek?

1. Değişme ) dirb. canlı organizmada ya da canlı gözelerde hareketi, enerjiyi sağlamak için oluşan, dirimbilimsel ve kimyasal değişimlerin tümü.

Metabolizma kelimesinin ingilizcesi

n. metabolism
Köken: Fransızca

Источник: https://www.nedir.com/metabolizma

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть