Süt ve Süt Ürünü Tüketen Kadınlarda Canlı Doğum Oranı Daha Yüksek

Süt ve süt ürünlerinin hayatımızdaki yeri, süt tüketirken nelere dikkat etmeliyiz?

Süt ve Süt Ürünü Tüketen Kadınlarda Canlı Doğum Oranı Daha Yüksek

Doğduğumuz andan itibaren hayatımıza girerek ömür boyunca temel besin maddelerimizden birisi olan süt ve süt ürünlerinin tüketimi, hastalıklardan korunmak ve sağlıklı yaşamak için büyük önem taşıyor. Ancak çiğ süt tüketimi, sağlık açısından büyük risk oluşturuyor.

Süt ve peynir, yoğurt, tereyağı, krema, süt tozu, kefir gibi ürünlerin oluşturduğu süt ürünleri, beslenme için protein, karbonhidrat, yağ ve vitamin mineral açısından en zengin doğal kaynaklardan… Peki süt ürünleri sağlığımız için ne kadar yararlı? Diyetisyen Emre Uzun, bilimsel araştırmalarla ortaya konulan gerçeklerle bu sorunun yanıtını verdi.

Süt ve süt ürünlerinin hayatımızdaki yeri

Süt ve süt ürünleri doğduğumuz anda anne sütü ile hayatımıza girerek ömür boyunca temel besin maddelerimizi oluşturmaktadır.

Anne Sütü

  • Doğumdan sonraki ilk 7 gün anneden salgılanan süte kolostrum denmektedir. Halk arasında “ağız sütü” olarak da tanımlanan bu süt, az miktarda salgılanan, sarımsı renkte ve koyu kıvamdadır. Özellikle proteinler, vitaminler ve minerallerden zengindir. Kolostrumdaki proteinler, bebeği hastalıklara karşı koruyan antikorlar ve bağırsak direncini artırıcı maddeler içerir. Doğumdan hemen sonra, ilk besin olarak kolostrumun verilmesi, bebekleri dış ortamdaki bakterilere karşı korur.
  • Anne sütündeki proteinlerin %60-80’i biyolojik değeri ve kullanımı yüksek olan whey proteinidir. Anne sütü proteinlerinin vücut proteinlerine dönüşüm oranı %100’dür. Bu özelliğe sahip başka bir besinin olmaması, anne sütünü eşsiz yapmaktadır.
  • Anne sütündeki elzem yağ asitleri miktarı inek sütündekinden beş kat daha fazladır. EPA ve DHA içerir, n6/n3 oranı dengelidir.
  • Anne sütünde 20’den fazla enzim bulunmaktadır.
  • İnek sütündeki demirin %5-10’u emilirken, anne sütünde bu oran %50-60 olup, demirin biyoyararlılığı yüksektir.
  • Bebeğin henüz tam olarak gelişmemiş sindirim sistemine en uygun, hazmı kolay olan bir besindir.
  • İleriki dönemlerde hastalığa karşı korumada etkilidir.
  • Bebeğin ihtiyaç duyduğu besin ögelerini eksiksiz tamamlayan en iyi besin kaynağıdır.
  • Kronik hastalıkların oluşum riskini azaltır. (Obezite, tip 2 diyabet gibi.)
  • Bebekte alerjik özellik göstermez ve alerjilere karşı korur.
  • Bebeğin ruhsal, bedensel ve zeka gelişimine yardımcı olur.
  • Bağışıklık sistemini koruyucu etmenleri en yüksek miktarda içerir.
  • Çene ve diş sağlığı gelişimi için yararlıdır.

Süt ve süt ürünleri tüketimi ile sağlık ilişkisi

Süt ve süt ürünleri çocukluk ve yetişkinlik döneminde gelişim için en elzem besinlerdendir. Sağlıklı bireylerin yeterli ve dengeli beslenmesi için tüketilmesi önerilen süt miktarı; yaş, cinsiyet ve fizyolojik duruma göre değişiklik göstermektedir.

Kalsiyum gibi spesifik besin öğesi desteği almak yerine besin olarak süt tüketmenin, hastalık ve sağlık açısından daha etkin olduğu dikkatleri çekmiştir. Özellikle protein için iyi bir kaynak olan süt proteininin biyolojik değeri 10 üzerinden 9 olup, oldukça yüksektir.

Birçok kronik hastalıklar ile de olumlu ve olumsuz ilişkileri de bulunmaktadır.

Bunlardan bazıları; hipertansiyon, kanser, osteoporoz, kalp-damar hastalıkları ve obezitedir.

Hipertansiyon ve süt ilişkisi

Beslenme açısından süt ve süt ürünleri tüketiminin kan basıncı üzerine etkileri oldukça fazladır. Kalsiyum, magnezyum ve fosforun az tüketimi, bireysel veya toplumsal olarak arteriyel kan basıncı artışı ve hipertansiyon insidansı ile ilişkili olduğu saptanmıştır.

Yapılan çalışmalarda anti hipertansiyon özellikler gözlemlenmiştir. Bu özellikler süt ve süt ürünlerinin içeriğindeki kalsiyum ve potasyum ile sağlanmaktadır. Azalan kalsiyum alımı, arteriyel kan basıncını artırmaktadır.

Bu minerallerin alımı arttırılarak kan basıcında azalma sağlanabilmektedir.

Hamilelik döneminde yeterli kalsiyum alımının bebeğin kan basıncı üzerine de etkili olabileceği belirtilmektedir. Ancak konu ile ilgili geniş çaplı araştırmalara gereksinim vardır.

Kanser ve süt ilişkisi

Süt ve kanser ilişkisinin tam olarak açıklanabilmesi için yeterli çalışmalar yoktur. Ancak kolon sağlığı ve kolon kanseri açısından koruyucu bir etkisi vardır.

Kalp damar hastalıkları ve süt ilişkisi

Süt ve süt ürünlerinden, özellikle tereyağından çok fazla yağ alımı olmaktadır. Ancak sütten zarar görecek kadar yağ alımı, çok yüksek miktarlarda tüketim ile olmaktadır.

Bunun yanında bileşimindeki kolinden ötürü kolesterolün damar çeperinde birikimine zıt etkide bulunan Lesitin’in de sütte kolesterole oranla çok daha fazla bulunuşu da dikkate alınarak, artık süte ve tereyağına kolesterolden ötürü dolaşım sistemi rahatsızlıklarında olumsuz besin maddeleri olarak bakılmamaktadır. Süt ürünlerini tamamen kesersek et, meyve ve sebzeler vasıtasıyla ne gerekli kalsiyum ne de yeterli riboflavin alınabilir.

Osteoporoz ve süt ilişkisi

Osteoporoz kemik yoğunluğunun azalması ile ilgili bir kemik hastalığıdır. Kemik yoğunluğu açısından elzem olan temel besin öğeleri kalsiyum, fosfor ve D vitamini olup, kaynakları süt ve süt ürünleridir.

Kemik sağlığı için kalsiyumun dışında yağ, karbonhidrat ve protein gibi makro besin öğeleri ile fosfor, magnezyum, flor, bakır ve çinko gibi sütün bileşiminde bulunan mikro besin öğeleri de önemlidir.

Maksimum kemik yoğunluğu 25-35 yaşları arasında oluşurken, ilerleyen yaşlarda kalsiyum alımı artsa da kemik yoğunluğu artmamaktadır. Premenapozal kadınlarda kalsiyum alımı ile kemik yoğunluğunun incelendiği bir meta analizde, 33 çalışma irdelenmiştir.

Çalışma sonunda kadınlarda kalsiyum alımı ile kemik yoğunluğu arasında görünür bir farklılık saptanırken, erkeklerde bu fark önemsiz bulunmuştur.

Fonksiyonel Süt ve Süt Ürünleri nelerdir?

Fonksiyonel süt ürünleri fonksiyonel bileşiklerle zenginleştirilmiş süt kaynaklı besinlerdir.

Fonksiyonel süt ürünleri besleyici etkilerinin yanında sağlık üzerine olumlu etkiler oluşturmayı hedefleyen süt ürünleridir.

Sağlığa etkileri açısından fonksiyonel süt ürünlerinin kanser, koroner kalp hastalığı, osteoporoz ve gıda alerjisi olmak üzere birçok rahatsızlık üzerine etkisi bulunmaktadır. Üç gruba ayrılır;

  • Gastrointestinal bölge üzerine etkisi olan süt ürünleri
  • Kardiyovasküler sağlığına etkili süt ürünleri
  • Osteoporoz ve diğer durumlara etkili süt ürünleri

Birinci gruba giren ürünler prebiyotik, probiyotik ürünler ve laktozsuz sütlerdir.

Bağırsak sağlığını korumak ve sindirimi kolaylaştırmayı hedefleyen bu ürünlerden prebiyotik ve probiyotikler, geliştirilmiş bakteri içeriği ile bağırsak sağlığını korumaktadır.

Probiyotikler çok daha geniş bir alana etki ederken, prebiyotikler sınırlıdır. Ayrıca kalp sağlığı için de yararlı ürünlerdir. Laktozsuz sütler ise süt ve süt ürünlerine toleransı olmayan bireylerde sindirimi sağlayan ürünlerdir.

İkinci gruba giren ürünler kolesterol ve hipertansiyonu kontrol altına alan ürünler ile omega-3 yağ asitleridir. Lactobacillus helveticus bakterisi ile hipertansiyon üzerinde inhibe edici etkisi bulunan peynir yapımı ve sütün fermantasyonunda kullanılmaktadır.

Osteoporoz ve diğer durumlara etkili süt ürünleri sınıflandırmadaki son gruptur. Bu gruptaki ürünler bir kemik hastalığı olan osteoporozu engellemeye, bağışıklık fonksiyonunu arttırmaya ve uykusuzluğu gidermeye yöneliktir. En zengin kalsiyum kaynağı süt olup, kalsiyumla zenginleştirilmiş çeşitli süt ve süt ürünleri osteoporozu önlemede faydalı etkileri bulunmaktadır.

Yoğurt, süt ve peynir iyi bir kalsiyum kaynağı olarak kalsiyumun kanser riskini azalttığı yapılan çalışmalarla ortaya konulmuştur. Yüksek oranda kalsiyum alımının kolon kanserine karşı koruyucu bir etki oluşturduğu saptanmıştır. Ancak az yağlı süt ürünlerinin kalsiyumla zenginleştirilmesi ve tüketilmesi kolon kanserine neden olmasıyla ilişkilendirilmektedir.

Uzun ömürlü sütler daha sağlıklı!

Sütler işlenme durumuna göre çiğ süt, pastörize süt ve UHT süt olmak üzere 3’e ayrılır.

Pastörize edilmiş sütlerin en önemli özelliği soğuk ortamlar da muhafaza edilmesi gerektiğidir. Soğuk zincir kaybedildiğinde sağlık açısından zararlı olabilmektedir. Ayrıca bu sütler “günlük süt” olarak kabul edilmekte, yani üretimden sonra iki gün içerisinde tüketilmeleri gerekmektedir
UHT süt; çok özel ve oldukça pahalı teknolojik koşullarda sterilize edilerek mikropsuz şartlar altında steril ambalaj malzemesiyle paketlenerek elde edilmiş süt çeşididir.

Sütün bu işlenme yöntemlerini vurguladıktan sonra bilinmesi istenilen, her sütün içme sütü olarak değerIendirilemeyeceğidir. ‘Süt iyi bir besin maddesidir’ diye ‘hiç bir kuşkuya yer vermeksizin içelim’ şeklinde bir öneriye asla yer verilemez.

Süt, mikroorganizmalar için çok iyi bir gelişme ve çoğalma ortamıdır. Yani bu küçük canlılar süt içerisinde rahatça beslenmek için yeterli ölçüde besin bulabilirler ve hızla çoğalırlar. Yani çiğ süt içmenin çok tehli olduğunu vurgulamak doğru olur.

Eğer süt çiğ ise bu sütün içerisinde insanlar için tehli olabilecek hastalık yapıcı mikroorganizma varlığını kabullenmek zorundayız. Ancak UHT ve pastörizasyon yöntemleri ile sağlıklı süt tüketmek mümkündür.

Yapılan araştırmalarda uzun ömürlü sütlerin doğal olmadığı için sağlıksız olduğu inancının çok yaygın olduğu düşünülmektedir.

Oysa uzun ömürlü sütler çiğ sütlere göre daha az risk grubunda olduğu ve koşulları daha iyi olduğu için daha sağlıklı sütlerdir.

Light ürünler mi tam yağlı ürünler mi?

Diyetisyen Emre Uzun, süt yağı %5 oranında doymuş yağ içermesine rağmen kronik hastalıklar için olumlu etkinlikleri olan konjuge linoleik asit, sifingomiyelin, bütirik asit, miristik asit gibi özel bileşenler içerdiği için sağlık açısından önemli olduğunun altını çizdi. Uzun, şu bilgileri verdi:

“Süt yağı ayrıca fizyolojik değeri yüksek yağ asitlerinin yanı sıra yağda çözünebilen vitaminleri de içermekte ve sindirim özelliklerinin yüksek olması nedeniyle de beslenmede önemli bir yere sahip olmaktadır.

Süt yağlarından biri de Fosfolipidlerdir. Fosfolipidler kolesterolü çözerek damar tıkanıklığı olarak bilinen arterios-kleros oluşumunu engellerler.
Süt ürünlerinde bulunan doğal bir yağ asidi olan konjuge linoleik asit, sağlık için birçok olumlu etkiye sahiptir.

Kan damarlarında bulunan kolestrol hücrelerinin birikiminin önlenmesini sağlayarak kalp hastalıklarının önlenmesine yardımcı olur, kanserojenik etkisi de vardır.

Aynı şekilde yağ birikimini engellediğinden obezite için de olumlu etkileri vardır. Yağ oranı azaltılmış ürünlerde içerik azaltıldığı için bu yağların yararlı etkileri de azalmaktadır.”

GIDAHATTI DERGİSİNİ ÜCRETSİZ İNDİRİN

Источник: https://www.asuder.org.tr/sut-ve-sut-urunlerinin-hayatimizdaki-yeri-sut-tuketirken-nelere-dikkat-etmeliyiz/

Veganlığa Geçiş: Süt ve Süt Ürünleri

Süt ve Süt Ürünü Tüketen Kadınlarda Canlı Doğum Oranı Daha Yüksek

Kendimi bundan bir yıl öncesine kadar gayet sağlıklı beslenen, yalnızca ara ara tatlı kaçamakları yapan biri sanırdım.

Bol sebze ve salata yerdim, avokado ve mango en sevdiğim meyvelerdi, şarküteri ürünlerini bırakalı zaten seneler oldu hatırlamıyorum bile ve işlenmiş gıdaları tüketmekten kaçıyordum her zaman ama yeni yeni fark ediyorum ki gerçek anlamda sağlığını düşünerek beslenmenin; bunların yanı sıra tükettiğim ızgara et ya da balık veya süt ürünleri ile pek de mümkün olamayacağı gerçeğiymiş. Ve bu düşülen yanlış algı her yerde, herkeste var. Yok yere bu şekilde beslenerek vücudumuza antibiyotikler, hormonlar, steroidler, kimyasallar, kolestrol veya doymuş yağ gibi birçok istenmeyen madde alıyoruz ki bunların hepsi sistemimizi allak bullak edip, performansımızı ve sağlığımızı tersine çeviriyor.

Veganlık ve Süt

Bir parça detaylandırmak gerekirse, ilk olarak sütten başlamak istiyorum, çünkü biz aile olarak -ben, eşim ve kızım- ilk önce süt ve süt ürünlerini çıkarttık hayatımızdan.

Her şey aslında küçük kızımızda daha bir buçuk-iki aylıkken süt alerjisi çıkması ile başladı bizim için.

Önce o, otomatik olarak emzirdiğim için ben, ve bu süreçte yaptığımız araştırmalar ve okuduklarımız doğrultusunda eşimde, kızımızın alerjisi bitmesine rağmen sonrasında bizde komple süt ve süt ürünleri kullanımını kestik.

Öncelikle şunu söylemem gerekli, süt önemli faydaları olan bir besin sanılmakta ancak faydalı olan tek süt aslında bebeklere verilen anne sütü.

Anne sütü bebek için gerçekten en önemli besin ama protein ihtiyacından dolayı süt içmek kadar (ya da süt ürünlerini tüketmek kadar) saçma birşey olamaz çünkü anne sütünde bile -ki en önemli ve gelişim için olmazsa olmaz olan bir gıdadan bahsediyoruz- yüzde birden bile az miktarda protein bulunmaktayken sütü protein kaynağı diye tüketmek bana çok manasız geliyor.

Sütü içerdiği kalsiyumdan dolayı tüketmek belki kabul edilebilir, fakat yapılan klinik araştırmalar gösteriyor ki, günlük gereken kalsiyum alımı için de insan vücudunun süte ihtiyacı yokmuş.

İnek sütü yerine, aynı miktarda kalsiyumu takviye edilmiş soya sütünden de absorbe edebiliyor vücudumuz. İkisinin vücutta ki emilimi de aynı.

O halde neden kalsiyum beraberinde antibiyotikleri, hormonları, steroidleri de almak isteyeyim ki vücuduma?

Ayrıca pek çok gerçek anlamda sağlıklı ve faydalı başka kalsiyum kaynakları da varken; portakal, kara lahana, turp, chia tohumu, kırmızı fasulye, tahin, yulaf, kinoa, brokoli, soya fasulyesi (edamame), böğürtlen, frambuaz ve hempseed (kenevir tohumu) gibi – (yüksekten azalan şekilde sıraladım) – ve gereken günlük kalsiyumu bu şekilde bitki temelli ürünlerden rahatlıkla ve hatta belkide fazlasıyla alabiliyorken neden süt ürünlerine ihtiyaç duyayım? Küçük bir not: Yeterli D vitamini tüketimi de, maksimum kalsiyum emilimi için süper önemli bir nokta!

Bitki Temelli Kalsiyum

Ayrıca bilinenin aksine kalsiyumu eğer bitki temelli ürünlerden alırsanız, daha güçlü ve sağlıklı kemiklere sahip olursunuz çünkü inek sütü güçlü kemikler sağlamıyor. Yıllardır sütün güçlü kemikler sağladığı, kemiklerimizi koruduğu söylendi hep ancak hiçbir bilimsel gerçekliliği yokmuş bu bilginin.

Aksine yapılan araştırmalar sonucu süt içen çocukların kemiklerinde hiçbir koruması olmadığı görülmüş.

Harvard’lı araştırmacılar büyük bir yaşlı kadın grubunu 18 yıl boyunca gözlemlemiş ve süt içenlerin çatlaklarında herhangi bir koruması olduğu görülmemiş tıpkı çocuklarda da olmadığı gibi.

Aksine süt içen kişilerde kalça çatlakları daha fazla, kanser oranları daha yüksek ve yaşamları daha kısaymış. Yani özetle güçlü kemikler için yaşınız kaç olursa olsun süte ihtiyaç yoktur.

Süt ayrıca insan tüketimi için riskli bir gıda. Doğada hiçbir canlı anne sütünden kesildikten sonra hala süt içmeye devam etmiyor. Kaldıki inek sütü de ineğin yavrusu için gerekli ve faydalı bir besin, bizler için değil.

İnsanlarda zaten bebekler anne sütünden kesildiklerinde sütün sindirimini sağlayan enzimler de beraberinde azalır veya yok olur. Bu yüzden de süt ürünlerindeki ve  özellikle peynirdeki ana protein olan kazein vücutta sindirilemez.

Söyle anlatmaya çalışayım, anne sütünde 1litrede 2.7 gr olan kazein miktarı, inek sütünde 1 litrede 26 gr dır. Neredeyse 10 kat daha fazla. Üstelik bebek anne sütü alırken, onu sindirebilecek enzimleri de yeterli miktardadır.

Peki sütten kesildiğinde azalan enzimleri ile 10 kat fazla kazeini nasıl sindirebilecek vücudu? Mantıken mümkün değil zaten:)

Yazımın başında bu şekilde beslenerek (vegan olmayan beslenme şekli ile) vücudumuza antibiyotikler, hormonlar, steroidler, kimyasallar, kolestrol veya doymuş yağ gibi birçok istenmeyen madde alıyoruz demiştim. Son olarak çok kısa süt ve süt ürünleri tarafından bunu da açmak istiyorum.

İlk olarak hormonsuz süt diye birşey yoktur. Sütün kendisi zaten hormonal bir sıvıdır. Market sütü ya da organik süt fark etmez. Hepsi aynı oranda doymuş yağ, kolestrol, galaktoz gibi istenmeyen maddeler içerir.

Ayrıca süt ürünlerinin birçok kanser türüyle de ilgisi olduğunu gösteren araştırmalar var. Süt ürünlerinde bulunan steroid hormonlarının çeşitli kanser türleri için önemli ölçüde risk taşıdığı da söylenmekte.

Özellikle peynirler yüksek düzeyde işlenmiş gıdalar, yüksek doymuş yağ içeriyor ve tuz içeriyor. İnek sütü proteininin en alerjenik gıda olmasına şaşmamak gerek aslında.

Yazım daha da uzamasın diye diğer başlıkları başka bir sefere bırakıyorum ve bir parça da veganlıktan ve kendi sürecimden bahsetmek istiyorum sizlere.

Öncelikle veganlık sadece bir beslenme şekli değildir; evet temelinde sağlıklı beslenme, çevreyi koruma gibi sebepler olsa da; en büyük nedeni aslında hayvanlara saygı ve duyarlılık.. Günümüzde çiftliklerde hayvanların çok kötü şartlarda yetişmekte, eziyet görmekte ve bazılarının çok cani yöntemlerle öldürülmekte olduğunu hepimiz biliyoruz zaten.

Etik açıdan vegan olmak; ( -çünkü sadece vegan beslenme ile vegan olunmaz, yalnızca sağlıklı bitki temelli bir beslenme şeklini benimsemiş olursunuz- ) beslenmenin çok daha ötesinde bir felsefeyi hayatınıza katmak benimsemek demektir.

En basitinden, hayvansal hiçbir ürünü tüketmediğiniz gibi, üretilmesi için hayvanların kullanıldığı yiyecek ürünlerini, yiyecek dışı maddeleri -yün, deri, kürk gibi- ve hayvanlar üzerinde test edilen kozmetik ve ev temizliği ürünlerini de aynı şekilde hayatınızdan çıkarmanız anlamına gelmektedir.

Ben şuan ikisinide tam yapabiliyor değilim ama yakın gelecekte kendim için full vegan bir hayata geçmiş olmayı diliyorum ve bunun için elimden geldiğince isteyerek ve memnuniyetle çabalıyorum.

Beslenme konusunda, bir seneyi aşkın süredir vegan ağırlıklı besleniyorum – %90 diyebilirim sanırım – . Bir tek deniz ürünlerini çıkartamadım tam anlamıyla henüz hayatımdan ama oldukça azalttım ve çok çok nadiren de olsa yumurta, bal, kırmızı et ya da dondurma gibi yiyecekler tüketiyorum/tüketiyordum – uzun zamandır onları da yemiyorum -.

Bana sorarsanız birden geçilebilecek bir hayat şekli değil veganlık ama kendim için sanırım şuan geçiş dönemindeyim diyebilirim. Çünkü kendimdeki değişimi fark ediyorum, kendimi daha iyi hissetmemin dışında, her geçen gün farkındalığımın biraz daha arttığını ve irademin daha kuvvetlendiğini görüyorum.

Nadiren de olsa yaptığım kaçamaklarımdan pişmanlık ve rahatsızlık duyuyorum en basit örneği – hem vicdanen hem bedenen-. Ve tüm bu süreç; beslenme şeklim, bakış açım hepsi birlikte beni olduğumdan daha sağlıklı, pozitif ve enerjik, daha memnun, mutlu ve daha iyi bir insan yapıyor.

Çevreye, Dünya’mıza, onu birlikte paylaştığımız her canlıya karşı daha duyarlı, daha düşünceli, daha merhametli ve barışçıl oluyorsunuz organik olarak ve bu insana kendini çok iyi hissettiriyor.

Yiyecek dışı maddeler tarafının kapılarını aralayanlar da hayatımdaki iki ışıltılı kız aslında; kızım Azra ve tatlı halası Pınar (Pın’a tüm veganlık konusunda çok şey borçluyum bu arada, tıp 3.

sınıf öğrencisi ve 2 senedir full vegan, ve bugün bildiğim çoğu şeyin temelini ben ondan ve onun önerdiği doktorların kitaplarından öğrendim).

Şöyle ki kızım için o emeklemeye başladığı andan itibaren evdeki tüm klasik temizlik ürünlerini, çevreye duyarlı vegan ürünler ile değiştirmiştik; sinek ilaçlarından, ev temizliği, hatta kozmetik ürünlere kadar.

Çünkü hep bizimle birlikte olduğu için doğal olarak:), ten temasımız var, kucağımızda dolaşıyor, yerlerde geziyor, her alanda duyarlı olmak zorundaydık ve herşeyi çamaşırdan bulaşık deterjanlarına kadar değiştirdik. Büyüdüğü zamanda geri dönmedik eski kullandığımız agresif ürünlere, böylelikle zehirli toksik maddeleri hem kendi ailemiz için hem de çevremiz için kullanmayı bırakmış olduk.

Plastik kullanımını mümkün olduğunca sıfıra indirdik, markette plastik poşet yerine yanımda götürdüğüm bez torbalarımı kullanıyorum örneğin. Geri dönüşüm yapmaya gayret ediyorum, İstanbul’da yapmak Avrupa’da olduğu kadar kolay olmasada..

Mümkün olduğunca organik yiyecekler satın alıyorum, hem vücudumuzu hemde çevreyi zehirli toksik böcek ilaçlarından arındırmak için. Ve son olarak elimden geldiğince önceden satın almış olduğum vegan olmayan eşyalarımdan yavaş yavaş ayrılmaya çalışıyorum.

En azından bu temizliği kozmetik ürünlerimde kolaylıkla yapabilirim diye düşünüyorum. Siz de bir parça alır mıydınız?

Sizin için çok faydalı olacağını düşündüğümüz tüm Akademi içerikleri için buraya tıklayın

Rapor Et

Источник: https://www.kooplog.com/veganliga-gecis-sut-ve-sut-urunleri/

Süt ve süt ürünleri, süt tüketirken nelere dikkat etmeliyiz?

Süt ve Süt Ürünü Tüketen Kadınlarda Canlı Doğum Oranı Daha Yüksek

Doğduğumuz andan itibaren hayatımıza girerek ömür boyunca temel besin maddelerimizden birisi olan süt ve süt ürünlerinin tüketimi, hastalıklardan korunmak ve sağlıklı yaşamak için büyük önem taşıyor. Ancak çiğ süt tüketimi, sağlık açısından büyük risk oluşturuyor. Peki süt ürünleri sağlığımız için ne kadar yararlı? 

Süt ve peynir, yoğurt, tereyağı, krema, süt tozu, kefir gibi ürünlerin oluşturduğu süt ürünleri, beslenme için protein, karbonhidrat, yağ, vitaminler ve mineraller açısından en zengin doğal kaynaklardan… Peki süt ürünleri sağlığımız için ne kadar yararlı?

Fonksiyonel süt ve süt ürünleri nelerdir?

Fonksiyonel süt ürünleri fonksiyonel bileşiklerle zenginleştirilmiş süt kaynaklı besinlerdir.

Fonksiyonel süt ürünleri besleyici etkilerinin yanında sağlık üzerine olumlu etkiler oluşturmayı hedefleyen süt ürünleridir.

Sağlığa etkileri açısından fonksiyonel süt ürünlerinin kanser, koroner kalp hastalığı, osteoporoz ve gıda alerjisi olmak üzere birçok rahatsızlık üzerine etkisi bulunmaktadır. Üç gruba ayrılır;

  • Gastrointestinal bölge üzerine etkisi olan süt ürünleri
  • Kardiyovasküler sağlığına etkili süt ürünleri
  • Osteoporoz ve diğer durumlara etkili süt ürünleri

Birinci gruba giren ürünler prebiyotik, probiyotik ürünler ve laktozsuz sütlerdir.

Bağırsak sağlığını korumak ve sindirimi kolaylaştırmayı hedefleyen bu ürünlerden prebiyotik ve probiyotikler, geliştirilmiş bakteri içeriği ile bağırsak sağlığını korumaktadır. Probiyotikler çok daha geniş bir alana etki ederken, prebiyotikler sınırlıdır.

Ayrıca kalp sağlığı için de yararlı ürünlerdir. Laktozsuz sütler ise süt ve süt ürünlerine toleransı olmayan bireylerde sindirimi sağlayan ürünlerdir.

İkinci gruba giren ürünler kolesterol ve hipertansiyonu kontrol altına alan ürünler ile omega-3 yağ asitleridir. Lactobacillus helveticus bakterisi ile hipertansiyon üzerinde inhibe edici etkisi bulunan peynir yapımı ve sütün fermantasyonunda kullanılmaktadır.

Osteoporoz ve diğer durumlara etkili süt ürünleri sınıflandırmadaki son gruptur. Bu gruptaki ürünler bir kemik hastalığı olan osteoporozu engellemeye, bağışıklık fonksiyonunu arttırmaya ve uykusuzluğu gidermeye yöneliktir. En zengin kalsiyum kaynağı süt olup, kalsiyumla zenginleştirilmiş çeşitli süt ve süt ürünleri osteoporozu önlemede faydalı etkileri bulunmaktadır.

Yoğurt, süt ve peynir iyi bir kalsiyum kaynağı olarak kalsiyumun kanser riskini azalttığı yapılan çalışmalarla ortaya konulmuştur. Yüksek oranda kalsiyum alımının kolon kanserine karşı koruyucu bir etki oluşturduğu saptanmıştır. Ancak az yağlı süt ürünlerinin kalsiyumla zenginleştirilmesi ve tüketilmesi kolon kanserine neden olmasıyla ilişkilendirilmektedir.

Uzun ömürlü sütler daha sağlıklı!

Sütler işlenme durumuna göre çiğ süt, pastörize süt ve UHT süt olmak üzere 3’e ayrılır.

Pastörize edilmiş sütlerin en önemli özelliği soğuk ortamlar da muhafaza edilmesi gerektiğidir. Soğuk zincir kaybedildiğinde sağlık açısından zararlı olabilmektedir. Ayrıca bu sütler “günlük süt” olarak kabul edilmekte, yani üretimden sonra iki gün içerisinde tüketilmeleri gerekmektedir
UHT süt; çok özel ve oldukça pahalı teknolojik koşullarda sterilize edilerek mikropsuz şartlar altında steril ambalaj malzemesiyle paketlenerek elde edilmiş süt çeşididir.

Sütün bu işlenme yöntemlerini vurguladıktan sonra bilinmesi istenilen, her sütün içme sütü olarak değerIendirilemeyeceğidir. ‘Süt iyi bir besin maddesidir’ diye ‘hiç bir kuşkuya yer vermeksizin içelim’ şeklinde bir öneriye asla yer verilemez.

Süt, mikroorganizmalar için çok iyi bir gelişme ve çoğalma ortamıdır. Yani bu küçük canlılar süt içerisinde rahatça beslenmek için yeterli ölçüde besin bulabilirler ve hızla çoğalırlar. Yani çiğ süt içmenin çok tehli olduğunu vurgulamak doğru olur.

Eğer süt çiğ ise bu sütün içerisinde insanlar için tehli olabilecek hastalık yapıcı mikroorganizma varlığını kabullenmek zorundayız. Ancak UHT ve pastörizasyon yöntemleri ile sağlıklı süt tüketmek mümkündür.

Yapılan araştırmalarda uzun ömürlü sütlerin doğal olmadığı için sağlıksız olduğu inancının çok yaygın olduğu düşünülmektedir.

Oysa uzun ömürlü sütler çiğ sütlere göre daha az risk grubunda olduğu ve koşulları daha iyi olduğu için daha sağlıklı sütlerdir.

Light ürünler mi tam yağlı ürünler mi?

Diyetisyen Emre Uzun, süt yağı %5 oranında doymuş yağ içermesine rağmen kronik hastalıklar için olumlu etkinlikleri olan konjuge linoleik asit, sifingomiyelin, bütirik asit, miristik asit gibi özel bileşenler içerdiği için sağlık açısından önemli olduğunun altını çizdi. Uzun, şu bilgileri verdi:

“Süt yağı ayrıca fizyolojik değeri yüksek yağ asitlerinin yanı sıra yağda çözünebilen vitaminleri de içermekte ve sindirim özelliklerinin yüksek olması nedeniyle de beslenmede önemli bir yere sahip olmaktadır.

Süt yağlarından biri de Fosfolipidlerdir. Fosfolipidler kolesterolü çözerek damar tıkanıklığı olarak bilinen arterios-kleros oluşumunu engellerler.
Süt ürünlerinde bulunan doğal bir yağ asidi olan konjuge linoleik asit, sağlık için birçok olumlu etkiye sahiptir.

Kan damarlarında bulunan kolestrol hücrelerinin birikiminin önlenmesini sağlayarak kalp hastalıklarının önlenmesine yardımcı olur, kanserojenik etkisi de vardır.

Aynı şekilde yağ birikimini engellediğinden obezite için de olumlu etkileri vardır. Yağ oranı azaltılmış ürünlerde içerik azaltıldığı için bu yağların yararlı etkileri de azalmaktadır.”

Sütün besin değeri ne kadardır?

Çok mükemmel bir gıda maddesi olan sütün besin değerini, bileşimine göre beş ana başlık altında toplayarak açıklayabiliriz.

1. Laktoz (Süt şekeri)

• Doğada yüksek oranda sadece sütte bulunan laktoz enerji sağlar. • Laktozun hidrolizi sonucu oluşan laktik asit bağırsaklarda istenmeyen mikroorganizmaların gelişimini dolaylı olarak inhibe eder ve tipik barsak florasını geliştirici etki yapar.

• Laktoz vücudun kalsiyum ve fosfordan daha iyi yararlanmasını sağlar. Bu nedenle kemik ve diş oluşumunda, bebeklerin beslenmesinde önemli rol oynar.

• Laktoz enzimi yetersizliği nedeniyle laktoz intoleransı gösteren kişilerin süt yerine fermente süt ürünlerini tüketmeleri önerilmektedir.

2. Süt yağı

Dengeli beslenmede yeterli miktarda yağın gıdalarla birlikte alınması önemlidir. • Süt yağı enerji kaynağıdır. • Süt yağı, laktozun en iyi şekilde kullanımını ve vücudumuz için gerekli olan A, D, E, K vitaminlerinin taşınmasını sağlar.

• Süt yağındaki fosfolipitler, beyin ve sinir hücrelerinin hayati önem taşıyan kısımlarını oluşturur. • Vücut için gerekli olan doymamış yağ asitlerini bünyesinde bulundurmasından dolayı süt yağının beslenmede önemli fonksiyonları bulunmaktadır.

• Çeşitli gıda maddelerinde bulunan kolesterol miktarına göre süt, sanıldığı kadar yüksek oranda kolesterol içermemektedir. 100 mililitre sütün içerdiği kolesterol miktarı sadece 12 gramdır.

3. Süt proteini

Vücudun yapı taşı olarak kabul edilen proteinlerin beslenmede önemli bir yeri bulunmaktadır.

• Süt proteininin biyolojik değeri bitkisel proteinlere göre daha yüksek olduğundan, vücut diğer proteinlere oranla süt proteininden daha iyi yararlanmaktadır. • Süt proteini hücre ve dokuların oluşmasında önemli rol oynar. • Süt proteini büyüme ve gelişmeyi sağlar.

• Süt proteini saç ve tırnakların oluşumunda büyük rol oynar. • Süt proteini kasların kasılmasına yardımcı olur. • Süt proteini vücutta ödem yapan sıvıların toplanmasını önler.

• Süt proteinlerinde büyük bir kısmı “esansiyel aminoasit” olan yaklaşık 23 adet aminoasit bulunmakta olup, bunların bir kısmı hayati önem taşımaktadır.

4. Mineral maddeler

İnsanların iyi bir şekilde beslenmesi için bütün minerallere ihtiyaçları vardır. Sütte bulunan başlıca mineraller fosfor ve kalsiyumdur. • Kalsiyum özellikle çocukların kemik ve diş oluşumlarının tamamlanmasında büyük rol oynar.

• Kemik yoğunluğunun en üst noktaya ulaştığı 25-30 yaşlarına kadar alınan kalsiyum kemik yoğunluğunun artmasına neden olmaktadır. Bu yaşlardan sonra kemik yoğunluğu artmamakta ancak kalsiyum alımına düzenli olarak devam edildiğinde kemik yoğunluğundaki azalma yavaşlamakta veya gecikmektedir.

Süt içmenin kemik yapısına olan olumlu etkisi en fazla çocukluk ve gençlik yıllarında görülmektedir. Bu dönemlerde yeterli süt tüketimi, dolayısıyla kalsiyum alımı, tüm yaşam boyunca kemik sağlığı için önemlidir.

• Kalsiyum ihtiyacı özellikle hamilelik ve emzirme döneminde de önemli olup, bu dönemlerde yetersiz kalsiyum alımı, ileri yaşlarda “osteomalacia” ve “osteoporosis” gibi kemik hastalıklarına yol açmaktadır.

• Sütte bulunan fosfor, kemik oluşumunda önemli rol oynamaktadır.

 5. Vitaminler

Süt, beslenmemiz için gerekli olan, yağda ve suda eriyen vitaminlerin hepsini içermektedir.

• Özellikle zeka gelişiminde etkili olan, deri ve göz sağlığında gerekli B2 vitamini (riboflavin) için süt en iyi kaynaktır.

• Vücudun ihtiyacı olan B12, A ve C vitaminleri süt içerek önemli ölçüde karşılanabilmektedir. • Sütteki vitaminler hastalıklara karşı direnci arttırır.

• Sütteki vitaminler büyümeye yardım eder.

Etiketler: anne sütükalsiyum alımıprotein

Источник: https://www.gidahatti.com/sut-sut-urunlerinin-hayatimizdaki-yeri-sut-tuketirken-nelere-dikkat-etmeliyiz-53294/

Sütü doğru tüketin!

Süt ve Süt Ürünü Tüketen Kadınlarda Canlı Doğum Oranı Daha Yüksek

Süt ve süt ürünleri genç yaşlı herkesin ihtiyaç duyduğu en temel besinlerin başında geliyor.

İnsan yaşamının her döneminde ihtiyaç duyulan süt ve süt ürünlerinin nasıl tüketilmesi gerektiği, özellikle bebekler ve çocuklar için hayati önem taşıyor.

Medical Park Gaziosmanpaşa Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Halil İbrahim Küçük çocuk gelişiminde kilit rol oynayan sütle ilgili tartışmalara ışık tutacak bilgiler verdi:

Süt içmeyen çocukların gelişimi risk altında

Büyüme ve gelişim için gerekli olan vitamin, mineral, yağ, karbonhidrat ve protein ihtiyacını süt ve süt ürünlerinden elde edilebiliyor. Süt; protein, enerji, kalsiyum ve mineral bakımından zengin bir besin ögesidir.

Süt ve süt ürünlerini tüketmeyen çocuklar, yeterince protein ve kalsiyum alamamaya bağlı olarak kemik gelişiminde ve büyümede geri kalma riskiyle karşı karşıya kalabilir. Ayrıca süt içmeyen çocuklarda fosfor, iyot, A ve C vitaminleri yetersizlikleri de görülebilir.

İnek sütü, protein alerjisi veya başka bir gerekçeyle süt tüketemeyen çocuklar badem, koyu yeşil yapraklı sebzeler, üzüm pekmezi, soya peyniri ve buğday tüketerek sütten elde edilecek kalsiyum ve proteini alabilir.

Anne sütü mü, inek sütü mü?

Anne sütü ile inek sütü verdiği enerji bakımından benzerlik taşıyor. Protein içeriği bakımından ise inek sütü kolay sindirilemez; ayrıca demir ve D vitamini açısından fakirdir. Anne sütünün laktoz (süt şekeri) oranı inek sütüne göre yüksektir. Bu nedenle bebeklere 1 yaşına kadar inek sütü verilmemesi tavsiye edilir.

Ancak çocukların 1 yaşından sonra günlük kalsiyum protein ve vitamin ihtiyaçlarını karşılamak için günde 2 bardak süt tüketmesi oldukça önem taşıyor. Pastörize veya UHT ile mikroptan arındırılmış, katkısız tam yağlı süt içilmesi önemlidir.

Süt içmekte zorlanan çocuklar için ise evde kolayca hazırlanabilecek meyveli sütler çocuklar için süt tüketimini kolaylaştırabilir.

Kaynatılan süt besin değerini kaybediyor

Sütün temin edildiği hayvanların veteriner kontrolünde yetiştirildiğinden emin olunmalıdır. Kaynağı bilinmeden satın alınan sütte yer alabilecek tüberküloz, brucella ve salmonella hatta kuduz mikrobu çocukların hayatını riske atabilir. Bu doğrultuda ebeveynlerin dikkatli davranması gerekir.

Ebeveynlerin aldığı en bilinen yöntem olan kaynatma tekniği ile sütteki besin öğeleri etkilenir ve besin değeri kaybı yaşanır.

Bu doğrultuda UHT veya pastorize teknolojisi kullanılan sütlerde besin değerinde çok fazla kayıp yaşanmaması bu işlemlerden geçen sütlerin kaynatılan sütlere kıyasla hem daha sağlıklı hem de daha yararlı olduğu söylenebilir.

METABOLİZMAYI HIZLANDIRMANIN 10 PÜF NOKTASI!

Sütle ilgili rahatsızlıklara dikkat

İçerdiği yağlar, protein ve laktoz insan sindirim sisteminde tam olarak sindirilemeyebileceğinden süt tüketimi bazı bünyelerde karın ağrısı, gaz ve şişkinlik, demir emilim bozukluğu ve bağırsak içinde sızıntı şeklinde kanama gibi sorunlara neden olabilir. Ayrıca demir bakımından fakir olan sütün çok fazla tüketilmesi, tek tip beslenme sonucu yeterli demir alınamaması neden olarak kansızlık (anemi) sorununu tetikleyebilir.

Bebekler peynirle ne zaman tanışmalı?

Sütün mayalanması ile elde edilen ve süte göre yaklaşık 10 kat daha fazla kalsiyum ve protein içeren peynirin faydaları saymakla bitmez. 7.

aydan itibaren bebeklere peynir vermeye yumuşak ve yutulabilir labne peyniri ile başlanmalı ve her kahvaltıda mutlaka peynir bulunmasına özen gösterilmelidir.

Salamura ile hazırlanmış ve çok tuzlu olan peynir çeşitlerinden ile pişirilmeden peynir yapımından kullanılan sütlerden geçebilecek hastalıklar düşünülerek sütün özel tekniklerle mikroptan arındırılarak peynir için kullanıldığından emin olunmalıdır.

Katkılı sütler konusunda karar sizin

Süt içerken yardımcı besin kullanmak süt içimini kolaylaştırarak hazım ve huzursuzluk gibi istenmeyen sonuçları azaltabilir. Bunun yanı sıra bazı yardımcı besinlerin kalsiyumu bağlayarak sütün faydalarını da azaltabileceği de unutulmamalıdır. Katkılı süt ürünlerinde ise raf ömrünü uzatmak için çeşitli koruyucu maddeler içerebileceği göz ardı edilmemelidir.

HİÇ HASTALANMAYAN ÇOCUĞUN SIRRI NEDİR?

İlginizi çekebilecek diğer haberler

Источник: https://hthayat.haberturk.com/saglik/beslenme/haber/1046619-sutu-dogru-tuketin

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть