Takıntılı Aşk İyileşmiyorsa Mutlaka Destek Alınmalı

içerik

Takıntı Nedir ? Takıntılardan Nasıl Kurtulunur ?

Takıntılı Aşk İyileşmiyorsa Mutlaka Destek Alınmalı

Takıntı hastalığı genellikle mantıksız ya da yanlış olduğunu bile bile bazı davranışları tekrar tekrar sergilemek anlamına geliyor ve pek çok kişide görülebiliyor.

Takıntı durumlarına sayısız örnek bulunabilir ki bunlardan en bilineni ve yaygın olanlarından biri, evden çıkarken sayısız kere ocağı kontrol etmek ya da kapıyı kapatıp kapatmadığını düşünerek sürekli kontrol etmek olabilir.

Aynı zamanda takıntılı insanlarda bir nesnenin eğri ya da düzgün olmayan duruşu da sinir bozucu bir hale gelebilir. Takıntılarımdan kurtulmak istiyorum diyenler mutlaka okusun.

Takıntı Hastalığı Nedir ?

Tıp dilinde obsesif-kompulsif bozukluk olarak adlandırılan takıntı hastalığı uzun süren bir tedaviye ihtiyaç duyulan bir durumdur.

 Takıntı hastaları genellikle yaptıkları şeyin mantıksızlığını bilirler ancak takıntı duyguları onları oldukça zorlar ve baskı altına alır.

Toplumda yaygın olarak görülen takıntı hastalıklarının en bilinen örnekleri arasında simetri takıntısı ve cinsel takıntılar büyük rol oynuyorlar. Aynı zamanda dinsel takıntıları olan kişiler ve şüphe takıntıları olanlar da yüksek bir orana sahipler.

Obsesif–kompulsif bozukluk gösteren kişiler takıntılarını tekrarladıklarında içlerindeki sıkıntıyı da hafifletirler ve rahatlama hissederler. Pek çok kişide görülen yıkama ya da temizleme takıntısı da zaman zaman kişinin kendinde zarar verme durumuna ulaşabilir.

Özellikle sürekli el yıkama takıntısı olan kişilerde cilt hastalıkları görülebilir. Temizlik dışında düzenleme takıntısı da sıklıkla görülmektedir.

Bu davranışları sergilemedikleri zaman kötü bir şey olacağı endişesine kapılırlar ya da sevdikleri insanları kaybedecekleri gibi bir düşünceye kapılarak kötü hissetmeye başlarlar ve bu da takıntılarının daha güçlü hale gelmesine neden olur.

Takıntı Hastalığı Ne Zaman Başlar ?

Takıntı durumları genel olarak kişilerin ilk gençlik ya da erişkinlik dönemlerinde ortaya çıkar. Özellikle yirmili yaşlarda başlaması çok daha sık görülmektedir. Takıntı hastaları genellikle durumlarının ciddiyetini geç anladıkları için tedaviye de geç başlarlar. Hastalığın ortaya çıktığı zamanlardan genellikle on ya da on beş yıl sonra tedaviye başladıkları görülür.

Takıntı

Takıntı hastalığı uzmanlara göre bilinçdışı gelişen bir durumdur. Kişiler takıntıları sayesinde içlerindeki saldırganlık dürtüsü ile savaşmaya ya da onu yok etmeye çabalarlar. Takıntı yaptıkları davranış biçimleri bir savunma belirtisi olarak da ortaya çıkar.

Takıntı hastalığı olan kişilerin birincil derecedeki yakınlarında da benzer durumlar görülmesi sık rastlanan bir durumdur. Bu nedenle yapılan araştırmalar hastalığın kalıtımsal bir yanı olduğunu da ortaya koymaktadır.

Obsesif kompulsif bozukluğu olan hastalarda Serotonin maddesindeki düzensizlik de önemli bir rol oynamaktadır. Tedavi aşamasında bu yönde yönelimler de sergilenmektedir.

Takıntı hastalarında en sık görülen durumlara bakacak olursak, dokundukları yerlerden Mikrop kapma ve hasta olma endişesi nedeni ile sürekli ellerini yıkamak, kendisini yeterince temizlediklerinden emin olamadıklarından sürekli yıkanma ve banyo yapmak, cinsel ilişkilerden ölümcül bir hastalığa yakalanma endişesi, ayakkabılarını düzgün bir şekilde yan yana koymadıklarında sevdiklerinin başına bir şey gelmesinden endişe etmek, evden çıkarken sık sık ocağın altına bakmak ve kapıyı kontrol etmek gibi durumlar sayılabilir. Dini inançları ile ilgili endişe içine girdiklerinde başlarına kötü bir şey geleceğini düşünenler ya da çocuğuna kötü bir şey yapacağından endişe etmek de sık görülen durumlar arasındadır.

Takıntı Tedavisi Nasıl Olur ?

Takıntı hastalığı psikiyatrik bir hastalıktır ancak delilik olarak nitelemek yanlıştır. Bir davranış bozukluğu olduğu için mutlaka psikiyatrik bir tedaviye başlanılması gerekmektedir. Uzun süren terapilere kişinin takıntı durumuna göre ilaç tedavisi de eşlik edebilir.

Hasta – hekim ilişkisi tedavi için çok önemlidir. İlaç tedavisinde 6 hafta civarında etkiler görülmeye başlar. Genellikle en az iki sene kullanılan ilaç tedavisi antidepresanlardan oluşmaktadır. Hastalığın kalıcı tedavisi için uzun süren psikoterapinin önemi çok büyüktür.

Psikoterapi uygulandığı zaman tedavi tekniği kişiyi korktuğu ve takıntılı olduğu nesne ve durumlarla yüzleştirmek ve tepkisini düzeltmek üzerine kurgulanır. Takıntılarıyla yüzleşmeyi öğrenen kişiler yavaş yavaş hislerini ve tepkilerini daha iyi kontrol etmeye başlar.

Takıntı için verilen antidepresanlar ise aşağıdaki gibidir

Источник: https://www.cevapsepeti.com/takintilardan-nasil-kurtulunur/

Saplantılı ve Takıntılı Aşklar ve Aşıklar

Takıntılı Aşk İyileşmiyorsa Mutlaka Destek Alınmalı

Takıntılı Aşk Nedir?

Aşk insanın içini kıpır kıpır eden bir duygu olsa da, bu bir takıntıya dönüştüğünde kaygılar, korkular, endişelerle insanın hayatını zindana dönüştürür.

Aşkın tarifi yaşayan kişiye göre değişir. Ama hepsinin ortak bir yanı vardır. Hayat bir anda güzelleşir, değişir, başkalaşır. Aşkla birlikte aşık olanda değişimler olur. Ancak aşk her zaman mutlu yaşanmaz.

Bazı aşklarda mutluluk, hoşa giden heyecanlardan çok korku, kaygı, endişe, mutsuzluk hakimdir. Kişiyi ürküten, korkutan davranışlar hakimdir tabloya. Aşık ne yapabileceğini çevresine ve kendine sık sık sorar.

Bu noktada aşkın uyumsuz olanı ile karşılaşırız.

Aşk İnsanda Nasıl Etki Eder?

Aşık olan kişinin içi kıpır kıpırdır. Birden bire bir enerji yoğunluğu hisseder. Aşık olduğu kişiyi düşündüğünde yüzünde bir gülümseme mevcuttur. Duygular ön planda olduğu için kolaylıkla duygusal tepkiler verir.

Aşk ve Ayrılık Acısı Nasıl Geçer?

Sevdiği kişiyle ilgili konulara aşırı yoğunlaşırken, hayatın diğer alanlarında dikkat zayıflamıştır. Sevdiği kişi nelere ilgi duyuyordur, ne yapıyordur, onu nasıl mutlu eder bu gibi sorular zihnini sürekli meşgul eder. Sürekli çevresiyle onun hakkında konuşmak ister. Paylaşabildiği kişilerle birlikte olduğunda da konuyu mutlaka açar.

Bunun yanında önceden tepki gösterdiği davranışlara reaksiyon göstermez olur. Sorunlar gözüne görünmez. Maç seyretmeyi sevmiyorsa aşık olduğu kişi seviyor diye seyredebilir. Ya da korku filmi sevmese de aşık olduğu kişiyle seyretmek mutluluk verir kişiye.

İş ve arkadaşlarına harcadığı zamanı sevdiğine ayırır. “Bir ilişkim olduğunda çevremdeki arkadaşlarımı ihmal etmeyeceğim” dese de tüm zamanını sevdiğiyle geçirmek ister ve zamanını ona ayırır.

Sert ve katı bilinen kişiler aşık olduğu kişilerin yanında tamamen farklı bir kişi olur. Anlayışlı, yumuşak ve sevgi doludur.

Sevdiğinden bahsederken kullandığı yumuşak kelimeler çevresindekileri şaşırtır.

Saplantılı ve Takıntılı Aşk Nedir?

Takıntılı aşkta kişi aşık olduğu kişiyle ilgili düşüncelerle meşguldür. Ancak bu aşkta kişi mutluluk yerine kaygı yaşar. Karşısındakine güven duyma, ayrılık ile ilgili kaygılar sürekli zihnini meşgul eder.

Bu kaygılarından kurtulmak için de kendini rahatlatacak eylemlerde bulunur. Örneğin aşık olduğu kişinin başkası ile birlikte olabileceği kaygısı ile sürekli onu arar, nerede olduğunu kontrol eder. Bu kontroller bir süre kendisini rahatlatsa da bir süre sonra tekrar başlar.

Diğer bir örnek de kendisinin gerçekten sevilip sevilmediğini anlamak için “bana aşık mısın” diye sorar. Ondan istediklerini yapıp yapmadığını kontrol eder. Ancak bunlar bir süre kişinin kendini iyi hissetmesine neden olur.

Düşündükleri bir süre sonra mantıklı gelmese de kendisini rahatsız eden düşünceler zihnini meşgul etmeye devam eder.

Aşk ve Takıntı Arasındaki Benzerlikler

Takıntı kişinin zihnine istenmeyen şekilde geliveren, tekrarlayan, kişiye sıkıntı veren ve kişiyi rahatsız etse de zihinden uzaklaştırılamayan düşüncelerdir.

Bu düşünceler o kadar yoğun ve sıkıntı verici şekilde gelir ki kişiye, günlük yaşamını etkiler. Kovmak, ortadan kalkması için çabalamak çözüm getirmez.

Bu düşünceleri ve buna bağlı sıkıntı duygusunu ortadan kaldırmak için, kişi buna bağlı davranışları yaparak rahatlamaya çalışır.

Aşkta da sürekli sevilen kişi düşünülür. Ancak bu kişiyi düşünmek kişiyi mutsuz etmez, tam aksine aşık olan kişi sevdiği kişiyi düşünmekten mutlu olur. Zihnini bu düşüncelerden uzak tutmaz. Tam aksi bu düşüncelere kendini kaptırır.

Takıntılı aşklar ise kişinin tüm enerjisini alır. Takıntısı olan kişi için yaşamı takıntılar yönlendirir. Aşık olan kişi için de yaşam sevdiği kişi üzerine kuruludur. İkisi de hayatın merkezinde yer alır.

Herkesten, her şeyden önce gelirler.

Hangi Kişilik Tipleri Takıntılı ve Saplantılı Aşka Eğilimlidir?

Saplantılı Aşk

Özellikle bağımlı kişilik özelliği, borderline ve obsesif kişilik bozukluğunda takıntılı aşklara sıklıkla rastlıyoruz. Bağımlı kişilik bozukluğu olan kişiler onaysız yaşayamazlar. Özellikle bu onay aşık olandan gelecekse. Yalnız kalmaktan da çok korkarlar.

Bu nedenle de aşık oldukları kişilerle aralarında mesafe olduğunda hemen bu mesafeyi ortadan kaldırmaya çalışırlar. Bunun için onu ararlar. Birlikte zaman geçirmek için planlar yaparlar. Karşısındaki kişiyi bu şekilde boğarlar. Bunun farkına bile varamayabilirler. Ayrılık bu kişiler için dayanılmazdır.

Ayrılmamak için elinden geleni yapar. Bunun kendisine ve karşısındaki kişiye zarar verebileceğini de düşünmez.

Obsesif kişilik bozukluğunda ise kişi mükemmeli arar. Bulduğunda da ilişki için her şeyi yapar. Belirsizlik durumlarından aşırı rahatsızlık duyar.

Aşık olduğu kişinin yanlışlıkla telefonu kapalı olsa bunun nedeni anlayana kadar araştırır. Her yerden onu arar. Bazen o kadar abartır yanındaki kişilerle bile bahanelerle konuşmaya kadar durum varabilir. Bu da karşısındakini bunaltır.

Bu kişilerin partnerleri bir süre sonra bir davranışta bulunurken tedirgin olmaya başlar.

Kendilerini sürekli da gibi hissederler. Her davranışın denetlendiği düşüncesi kişiyi rahatsız etmeye başlar.

Sağlıklı Aşk Nasıl Olmalı?

İlişkide karşılıklı güvenin olması oldukça önemlidir. Diğer önemli bir unsur da saygıdır. Saygının olmadığı bir ilişki her iki tarafın da birbirini yıpratmasına neden olur.

Partnerler birbirlerinin istek, ihtiyaç ve duygularına karşı duyarlı olmalıdır. Ayrıca çiftlerin kendilerine özel zamanlar oluşturmaları da ilişkinin sürekliliği açısından önemlidir.

Karşındaki kişiyi olduğu gibi kabul etmek de ilişkinin kalitesini arttırır.

Takıntılı ve Saplantılı Aşk Hayatı Cehenneme Çevirir

Takıntılı aşklarla ilgili bizzat karşılaştığımız bir örneği kısaca şöyle anlatabiliriz:

28 yaşında ailesinin 3 çocuğundan biridir Ayşe. Birbirine bağlı bir aile yapıları vardır. Ta ki Mehmet ile karşılaşana kadar. Mehmet 33 yaşındadır. Ayşe ile 6 ay bir flört dönemi yaşarlar. Bu 6 ay oldukça güzel geçmiştir. Ayşe’nin ailesi öğrenince her şey değişir.

Ayşe’ye Mehmet’in evli olduğunu hemen Mehmet’ten ayrılmasını söylerler. Ayşe bunu öğrenir öğrenmez Mehmet’le paylaşır. Ancak Mehmet bekar olduğunu söyleyerek inkar eder. Hatta Ayşe’ye nüfus cüzdanını gösterir. Ayşe bunun üzerine ilişkisine devam eder. Ailenin baskısı artınca Mehmet’le kaçar.

Önce bir evde birlikte kalmaya başlarlar. Ailesi karakola başvurunca Mehmet’le Ayşe aranır ve bulunur. Ayşe o zaman Mehmet’in evli olduğunu öğrenir. Karakola Mehmet’in eşi de gelmiştir. Ama bu da Ayşe ile Mehmet’i durdurmaz. İkinci kez kaçarlar. Bu kez Mehmet Ayşe’yi evden çıkarmaz.

Gün aşırı kavgalar, dayak, küfürler ve eziyetler Ayşe’yi yorar. Ailesinin yanına döner. Ancak bu ayrılığa sadece 1 ay dayanır. Bir ay sonra tekrar Mehmet’e döner. Mehmet bu sefer ona eşinden ayrılmayacağını bu duruma katlanırsa birlikte olacağını söyler.

Ayşe onu o kadar çok seviyordur ki bu duruma 3 ay daha dayanır. Ancak 3 ay sonra “Beni bu durumdan kurtarın” diyerek, kliniğimize başvurur.

Takıntılı ve Saplantılı Aşk Nasıl Anlaşılır?

  • Sürekli zihniniz aynı kişiyle meşgul oluyorsa,
  • En ufak bir kaygınızda karşınızdakini arıyor ve söyledikleri sizi rahatlatıyor, ancak endişelerinizi azaltmıyorsa,
  • Her an onunla konuşmak istiyor, yaptığınız işlere kendinizi veremiyorsanız,
  • Aranızdaki mesafeye katlanamıyorsanız,
  • İlişkinizdeki en ufak bir sorun yüreğinizi ağzınıza getiriyorsa,
  • İlişkinizle ilgili sürekli endişeleriniz varsa. Bitti mi, bitecek mi, kızdı mı, ne oldu vs sorular zihninizi meşgul ediyorsa,
  • İnsanlarla bir arada olduğunuzda düşünceleriniz hep o kişiyle meşgulse. Ortamda olduğunuzu hissedemiyorsanız,
  • İlişkinizde güven duymakla ilgili sıkıntılarınız yoğunsa,
  • İlişkiyi devam ettirmek için neler yapacağınızla ilgili sürekli kurgulamalar yapıyorsanız, takıntılı aşıksınız.

Aşkınız Mutluluk Yerine Mutsuzluk Veriyorsa Ne Yapabilirsiniz?

AŞKIYLA BAŞA ÇIKAMAYIP MUTSUZ OLANLAR NE YAPMALI?

  • Öncelikle problemlerin varlığını kabul etmeli. Sorun olmadığı düşünülürse çözüm arayışında da bulunulamaz.
  • Yaşamını zorlaştıran davranışlarının farkına varmalı.
  • Aşık olduğu kişiyi rahatsız eden davranışlarını görebilmeli. Bu davranışların o kişiyle ilişkisini nasıl etkilediğini anlamalı.
  • Duygularının farkına varmalı. Aşık olduğu kişiyle ilişkisinde mutlu mu yoksa hayatını zorlaştıran duygular daha yoğun bir şekilde mi yaşanıyor?
  • Problemleri sadece karşı tarafa yüklememeli. Problemlerde kişi kendi payını da görebilmeli.
  • Bazı kişiler de tam aksi ilişkide tüm sorumluluğu üstlenirler. Bu durumda da karşı tarafın sorumluluk alabilmesi için sorunları sadece kendisininmiş gibi davranmamalı.
  • Olayları kendi istediği şekilde görmek yerine gerçekçi bakabilmeli. Yaşamını besleyecek ilişkiler, faaliyetler, uğraşlar edinmeli.

Kaynak: Psikohayat Dergisi- Uzm. Psk. Zehra Erol

Bu yazı 33239 kere okundu.

Источник: http://www.psikologankara.net/saplantili-ve-takintili-asklar-ve-asiklar.html

Takıntılar, Türleri ve Nedenleri

Takıntılı Aşk İyileşmiyorsa Mutlaka Destek Alınmalı

Takıntılar ya da tıbbi literaratürde daha yaygın kullanım şekliyle obsesyonlar, kişiyi rahatsız eden, tekrarlayıcı ve zorlayıcı düşünceler, duygu veya dürtülerdir. Kişi çoğunlukla obsesyonunun mantıksız olduğunun farkındadır ancak yine de zihninden atmakta zorlanır.

Çoğunlukla takıntılara kompülsiyon(zorlantı) dediğimiz bazı davranışlar eşlik eder. Kompülsiyonlar , kişinin takıntısından kaynaklanan sıkıntıyı gidermek için ona istinaden yaptığı veya yapmak zorunda hissettiği tekrarlayan davranışlar veya düşünceleredir.

Bu nedenle hastalık psikiyatride obsessif-kompülsif bozukluk olarak tanınır.

En çok hangi türde takıntılar olur?

En çok rastlanan obsesyon bulaşma( herhangi bir hastalık veya tiksinilen bir nesneye temas vb) ve buna mukabil ortaya çıkan temizlenme kompülsiyonudur. Aşırı el yıkama bazen derinin tamamen tahrip olmasına dahi yol açabilir; kişi günün büyük bir kısmını yıkanarak veya bulaşma korkusuyla dışarı çıkmayıp kendini izole ederek evde geçirebilir.

Sıklıkla rastlanılan bir diğer takıntı şüphe ( soba açık mı?, kapı kilitli mi?, her şey yerli yerinde mi? hata yaptım mı?) dir. Bu şüpheler ise kontrol kompülsiyonuyla beraberdir.

Örneğin kapının kilitli olup olmadığını kontrol etmek için defalarca eve geri dönülebilir, ışığın açık kalıp kalmadığını kontrol için defalarca yataktan kalkılabilir veya verilen bir işi hatasız yapıp yapmadığından emin olmak adına aynı yazı yüzlerce kez kontrol edilebilir, bazı sözlerin söylendiğinden emin olana kadar defalarca tekrar edilebilir.

Bunların dışında birçok obsesyon olabilir, örneğin cinsel, dini takıntılar (günahkar mıyım, değil miyim?), kötülük veya kötü birşey yapacağından korkma takıntısı, kontrolü kaybedebileceğinden korkma, herşeyin yerli yerinde ve düzgün(simetrik) olması takıntıları da klinikte sık görülen takıntılardandır.

Bir takıntı ne zaman hastalık haline dönüşür?

Şunu mutlaka söylemek gerekir ki her takıntı hastalık değildir. Günlük hayatında ’masumane’ takıntıları olan, ve bunları senelerdir sürdüren birçok insan vardır. Ayrıca titizlik, tertiplilik, kontrolcülük, kuralcılık gibi bir takım kişilik özellikleri birçok zaman insana faydalı olabilen ve hayatını daha kaliteli ve başarılı yaşamasına neden olan özelliklerdir.

Ancak kişi takıntıları nedeniyle günlük hayatında, işyerinde ve sosyal çevresinde birtakım sorunlar yaşamaya başlıyorsa, bu takıntılar hayatının önemli bir kısmında karşısına zorluk olarak çıkıyor ve önemli zamanını almaya başlıyorsa o zaman psikiyatrik tedaviyi gerektirir bir durum var denilebilir.

Örneğin takıntılı kişi kapıyı kontrol edeyim derken her sabah işyeri servisini kaçırmaya başladıysa veya temizlik için banyoda geçirdiği vakit normal sınırların ötesine geçtiyse (örneğin her seferinde yarım saatten fazla banyoda kalıyorsa…

) veya hayatını bu takıntıların gereklerini yerine getirmek üzere düzenlemeye başladıysa (örneğin kapı kollarını tutmak için eldiven taşımak,başkasının otuduğu koltuğa oturmamak için şilte bulundurmak vb..) hastalık aşamasına gelmiş demektir ve psikiyatristin tedavisi gerekir.

Obsesif kompulsif bozukluğun nedeni nedir?

Özellikle son on yılda ortaya çıkan bilimsel veriler, hastalığın kökeninin beynin bazı bölgeleri arasındaki bozulmuş iletiden kaynaklandığını göstermiştir.

Beynimizin ön bölgesinde yer alan orbitofrontal korteks denilen bir bölge ile beyinciğin üzerinde yer alan bir bölge olan kaudat çekirdek arasında artmış bir iletimden bahsedilebilir. Bu aktivite artışı nedeniyel herkeste var olan takıntılar devamlı zihne gelir ve bastırılabilmesi mümkün olmaz.

Hastalığın nedeni biyolojik olmakla birlikte herkeste ne tür takıntıların ortaya çıkacağını belirleyen şey her bireyin kişilik özellikleridir.

Hasta olmadan önce de titiz olan bir kişide olasılıkla temizlik ve aşırı el yıkama şeklinde ortaya çıkan hastalık, günlük hayatında güvensiz ve evhamlı olan bir başkasında şüohecilik ve kontrol etme şeklinde görülebilir. Mükemmeliyetçi bir kişide de simetri obsesyonu ortaya çıkabilir.

Sıklığı nedir, hangi yaşlarda en sık görülür?

Günlük hayatta insanların büyük kısmının rahatsız edici olmayanbelirli takıntıları vardır, ancak bu insanlar sağlıklı kişilerdir.

Yukarıda bahsettiğimiz hastalık düzeyinde takıntı yani obsesif kompülsif bozukluğun toplumda yaklaşık olarak %2-3 oranında gözüktüğü bilinmektedir. Bir başka deyişle her yüz kişinin 2 veya 3’ü tedavi göremesi gerekecek düzeyde takıntılıdır.

Hastalık en çok 20’li yaşlarda ortaya çıkar. Erken başlangıçlı olanlarda erkeklerde, daha geç başlangıçlı olanlarda ise kadınlarda daha sıktır.

Tedavisi mümkün müdür ve nasıldır, hastaların ne kadarı iyileşir?

Tedavisi mümkündür. Tedavi belirli bazı ilaçlar ile birlikte ‘davranışçı’ psikoterapi denilen özel bir tekniğin uygulanmasından ibarettir.

Aynı zamanda depresyon tedavisinde de kullanılan ve beyinde ‘serotonin’ adı verilen bir hormonu ndüzeyini arttırmak yoluyla etki eden bir grup ilaç obsesif kompülsif kişilerin de tedavisinde iyi sonuç vermektedir.

Ancak bu ilaçların depresyon tedavisine kıyasla daha yüksek dozda(2-3 kat) ve daha uzun süre kullanılması gerekmektedir. Tedavinin olumlu etkileri ancak tedavinin başlamasından birkaç ay sonra ortaya çıkar.

Davranışçı psikoterapi denen yöntemde de kısaca hastaya hastalığın temel doğası hakkında bilgi verilir, hastalığın bir beyin bozukluğundan kaynaklandığını bilmek bile birçok hastayı rahatlatabilmektedir.

Takıntılı davranışların ve kompülsiyonların yerine uyuma yönelik ve kişinin hayatını zorlaştırmayan başka davranışlar geliştirilmeye çalışılır. Kişinin iradesinin ve hastalıkla mücadelesinin de en az ilaç tedavisi kadar elzem olduğu anlatılır.

Ev ödevleri verilerek, hastalar yavaş yavaş takıntılı davranışlarının veya kompülsiyonlarının üzerine gitmeleri için cesaretlendirilir.

İlaç tedavisi ve davranışçı psikoterepinin beraber uygulandığı hastaların %90’a yakını iyi veya orta derecede düzelirler, hayatlarına normal şekilde devam edebilirler, ancak hastada tedaviye yanıt alınamayabilir veya daha da ilerleme olabilir.

Источник: https://www.ipe.com.tr/tr/icerik/42/takintilar-turleri-ve-nedenleri

Takıntılı aşk iyileşmiyorsa mutlaka psikolojik destek alınmalı!

Takıntılı Aşk İyileşmiyorsa Mutlaka Destek Alınmalı
Takıntılı aşk iyileşmiyorsa mutlaka psikolojik destek alınmalı!

Romantik ilişkilerimizin bebeklikten şu anki yaşantımıza kadar uzanan ancak temeli geçmiş yaşantılarımızda atılan bir süreç olduğunu ifade eden uzmanlar, psikolojik destek almanın önemine dikkat çekiyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Aziz Görkem Çetin, psikologlara göre aşkın hem normal hem de nörotik bir kavram olduğunu söyledi.

Aşkın net tanımını yapmanın oldukça zor olduğunu ifade eden Çetin, “Aslına bakarsanız her alanın ya da bireyin bir aşk tanımı vardır. Biz psikologlara göre aşk hem normal hem de nörotik bir şeydir. Bir edebiyatçıya göre özlemi ve kavuşamamayı içerebilir” dedi.

Çocuklukta yaşanan travmalar sebep olur

Aşık olan bir kişide beklenen şeyin mutluluk olduğunu kaydeden Aziz Görkem Çetin, ancak takıntılı aşkın mutluluk yerine kaygı yaşattığını ifade etti. Çetin, takıntılı aşkın sebeplerini şöyle açıkladı:

“Psikolojik bağlamda düşündüğümüzde bireyin bebeklik döneminde bakım verme ve duygu anlamında yeterince ilgi ve sevgi gösterilmemesi ve ilişkinin ilk adımında güvenli bir bağ oluşturulamamasıdır. Bu bağı oluşturamamış çocuklar annelerinin yanından ayrıldığında ağlama, kaygı, korkma ve anneye sıkı sıkı sarılma ya da tam tersi uzaklaşma gibi sağlıksız davranışlar gösterirler.

Anne ya da bakım veren kişi ile kurulamayan güvenli bağ kişinin gelecekteki romantik ilişkilerini etkilemektedir. Çocuklukta yaşanmış değersizlik hissi ve yaşanılan travmalar da takıntılı aşk oluşturulmasına neden olmaktadır.”

Sürekli kontrol takıntılı aşk işareti

Takıntılı aşk yaşayan kişinin sevdiği kişiye güven duymadığını ve sürekli ondan ayrılacağı düşüncesi içerisinde olacağını belirten Çetin;

“Zihnini kötü düşünceler ile meşgul eder. Bu yaşadığı duygu karmaşasından kurtulmak ve kendini rahatlatmak için bazı eylemlerde bulunur. Bu eylemler kişiye göre olumlu ya da olumsuz eylemler olarak gerçekleşebilir.

Örnek vermek gerekirse karşısındaki kişiyi sürekli denemeye yönelik eylemler gerçekleştirir. Sürekli nerede olduğunu ve kiminle olduğunu kontrol eder. Karşısındaki kişinin onu sevip sevmediğinden emin olmaya çalışır” diye konuştu.

Takıntılı aşkın sağlıksız bir durum olduğunu ifade eden Aziz Görkem Çetin, “Takıntılı aşk kişinin gerçek ya da ulaşılamayan bir aşkı takıntı haline getirip kendi benliğini ona adaması ve hayatına bu bağlamda şekil vermesidir.

Karşısındaki kişiye yönelik çok yoğun duygular yaşaması duygusal bağlamda hızlı iniş ve çıkışlar yaşamasına sebep olacaktır. Böyle bir duygu durumun ardından birey hem kendine hem de başkalarına zarar verebilir. Genel tabir olarak bireyin günlük hayatındaki işlevselliğe neden olacak her şeyi sağlıksız olarak nitelendirebiliriz” dedi.

İnişli çıkışlı duygular yaşanır

Takıntılı aşk yaşayan kişilerin çok çeşitli duyguları yaşadığına da değinen Çetin, şunları söyledi:

“Takıntılı aşk yaşayan kişi yalnızca aşık olduğu kişi ile mutlu olacağına inanır ve kendisi mutsuzken aşık olduğu kişinin onsuz mutlu olmasını da istemez. Bunu şöyle düşünebiliriz; kişi düşünsel bir illüzyon oluşturarak aslında kişi için oluşturduğu anlam ve beklentilere aşık olmuştur.

Kişideki bu yoğun beklenti duygularının inişli ve çıkışlı olmasını sağlar. Duyguların bu kadar ambivalan olması da kişinin sağlıksız ve anlık kararlar vermesine neden olabilir. Takıntı giderek artarsa aşık olunan kişiye yönelik şiddet, cinayet, tecavüz veya kişinin kendisini öldürmesi gibi sonuçlar meydana gelebilir.

Takıntılı aşkın en çok tetikleyicisi karşılık bulamamasıdır. Duygusal ya da fiziksel yönden reddedilen kişi kendini kabul ettirmek için yoğun çaba harcayabilir.”

Davranış bozukluğu görülebilir

Takıntılı aşkın tedavi gerektiren bir durum olduğuna dikkat çeken Aziz Görkem Çetin, “Kişilik yapılanması ile ilişkili bir durum olduğu için bireysel psikoterapiye yönelik destek almak daha doğru olacaktır.

Takıntılı aşklarda genellikle davranış bozukluğu, kaygı bozukluğu, depresyon, bağımlı kişilik özellikleri, takıntılı kişilik yapısı ve olayları olduğundan farklı bir şekilde algılama ve yorumlamaya yönelik eğilim görülmektedir. Bu duruma yönelik psikolojik sorunlar yaşayan bireylerin bir uzman desteği almaları büyük önem taşımaktadır” tavsiyesinde bulundu.

Psikolojik destek gerekebilir

Romantik ilişkilerimiz ve kişiler arası ilişkilerimizin bebeklikten şu anki yaşantımıza kadar uzanan ancak temeli geçmiş yaşantılarımızda atılan bir süreç olduğunu ifade eden Çetin, “Bu nedenle psikolojik destek almak oldukça önemlidir. Bu tarz yaşadığımız sıkıntılar yoğunluğunu koruyorsa zamana bırakmayıp uzman desteği almakta oldukça fayda vardır.

Yaşadığımız her duygu ve düşüncenin geçmişimiz ile ilintili olduğunu düşünürsek üstünü kapatmak yerine yüzleşmek, kabul etmek ve farkına varmak önemlidir. Düşüncelerimize ve duygularımıza yanlış savunma mekanizmaları eklemek yerine uzman vasıtasıyla çözümlemeye çalışmamız duygu ve düşüncelerimize sahip çıktığımız anlamına da gelmektedir” dedi.

Aşk ve şiddet bir arada olamaz

Aşkın içinde şiddet kavramından asla söz edilemeyeceğini vurgulayan Çetin, “Sağlıklı bir ilişkinin tanımını yaparken şiddet unsurunun olmaması üzerinden de yapabiliriz. Bazı ilişkilerde aşk ve şiddet kavramlarını bir arada görüyoruz.

Bu tarz ilişkiler sağlıklı bir şekilde ilerlemiyor. Bireyler içlerindeki kaygı, korku, güven, özgüven eksikliği ve benzeri kavramları ilişkilerine şiddet olarak yansıtabiliyorlar” diye konuştu.

Sosyal aktivitelere yönelin

Uzman Klinik Psikolog Aziz Görkem Çetin, takıntılı aşkı yaşayan kişilere şu önerilerde bulundu:

“Bireyin hayatına anlam katamamış, memnun olmadığı bir işte çalışması, iyi bir sosyal çevreye sahip olmaması, varoluşsal sorular, anlamsızlık ve boşluk hissi, özgüven eksikliği, kırılganlık, başarısızlık gibi durumlar kişide genel bir kaygıya yol açmaktadır. Bu kaygıyı kafasında oluşturduğu aşka yönlendirebilmekte ve bu şekilde dışa vurum sağlamaktadır. Hayatındaki anlamsızlığa son vermek ve bir anlam katmak içindeki boşluğu doldurmak istemektedir.

Bireysel olarak yapılabilecek durum hayatınızdaki bireysel ve psikolojik ihtiyaçlarınızı anlamlandırmak ve bunları sağlıklı bir şekilde hayatınıza kanalize etmeniz gerekmektedir. Bunun için sosyal aktiviteler ve yapmaktan ze aldığınız faaliyetlerden faydalanabilirsiniz. Ek olarak uzman desteği de süreci hızlandıracak ve hayatınızı kaliteli kılmanıza yardımcı olacaktır.”

Uzman Klinik Psikolog Aziz Görkem Çetin, kendisine takıntılı aşk duyulan kişilere de “Takıntılı aşk yaşayan kişilerde görülen bir özelliklerden biri de aşık olunan kişinin ulaşılmaz ya da eşit olmayan özelliklere sahip olmasıdır.

Takıntılı bir şekilde birinin size aşık olduğunu düşünüyorsanız empatik bir iletişim şekline geçmek gerekmektedir. Söylemleriniz ve davranışlarınızla karşı tarafa net ifadeler kullanmanız ve baştan düzeyli bir sınır koymanız gerekmektedir” tavsiyesinde bulundu.

Antidepresan kullanımı yüzde 27 arttı: Ruh sağlığımız nereye gidiyor?

Источник: https://indigodergisi.com/2018/10/takintili-ask-psikolojik-destek/

Masum bir aşk nasıl takıntılı bir aşka dönüşür? – Esra Ezmeci

Takıntılı Aşk İyileşmiyorsa Mutlaka Destek Alınmalı

Güncelleme tarihi: 14.09.2017

Her şey güzel bir şekilde başlamıştı. Adam kadının isteyebileceği her özelliğe sahipti. Kadını gerçekten iyi hissettiriyordu. Birlikte güzel vakit geçiriyorlardı.

Aralarında gerçekten güzel bir iletişim ve tutku vardı. Adam kadınla geleceğe yönelik planlar yapıyordu. Daha kış mevsimiydi ama şimdiden yaz tatili planları bile hazırdı.

Kadın artık her şeyiyle adama bağlanmıştı. Planlarını onunla ve ona göre yapıyordu.

Bir süre sonra adam artık eskisi gibi ilgili olmamaya başladı. Her zaman ulaştığı adama eskisi gibi kolay ulaşamıyordu artık. Görüşme sıklıkları oldukça azalmıştı. Ve en sonunda bu durumla ilgili kadının bir isyanında ise adam ilişkiyi bitirmişti. Zaten adamın da beklediği hamle buydu. Kadın önce kabullenmek istemedi. Onunla geçirdiği zamanlar aklından bir türlü çıkmıyordu.

Zamanının çoğunu adamın sosyal medya hesaplarına bakarak geçiriyordu. Sosyal medya hesabından kimi beğendi, kimleri arkadaş olarak ekledi diye kontrol ediyordu. Ayrıca adamın kullandığı iletişim araçlarına devamlı bakma ihtiyacı hissediyordu . Şu an neden çevrimiçi, kimle yazışıyor, neden bu kadar zamandır çevrimiçi olmadı gibi sorularla kafası sürekli meşguldü.

Kadın artık işine zamanında gidemiyordu. Gece uykuları düzensizdi. Eskisi gibi kişisel bakımınada özen gösteremez olmuştu. Kafasında devamlı o vardı. Belki farklı davransa böyle olmazdı. Keşke isyan etmeseydi. Acaba başka biri mi vardı derken hayat artık onun için zindana dönmüştü. Bu masum aşk artık onu çıldırtacak boyuta gelmişti.

Onsuz hayatın hiçbir anlamı olmadığını düşünüyordu.

Bu belki, bazılarınıza tanıdık gelecek bir hikâye. Aslında masum başlayan bir ilişkinin kısa zamanda nasıl takıntıya dönüştüğünün küçük bir örneği. Her ilişkinin bir süresi vardır. Bazıları kısa, bazıları uzun, bazıları ömürlüktür.

Peki, ilişki bittikten sonra bunu takıntıya dönüştüren nedir? Ve bundan nasıl kurtulunabilinir? Takıntılı aşk; kişinin platonik yani gerçekte ulaşılamayan bir aşkı ya da ilişki yaşayıp ayrıldığı bir aşkı takıntı haline getirip bütün yaşamını o kişi üzerine kurması ve o kişiye çok yoğun duygular ve düşünceler içinde olup, bu duygu ve düşüncelerin giderek kendisine, çevresine hatta bazen takıntı yaptığı kişiye zarar vermeye başlayıp kişinin bütün işlevselliğini azaltacak bir seviyeye gelmesidir.

Buradaki en önemli kriter kişinin kendisini aşık olduğu kişi olmadan çok mutsuz hissetmesidir. Onun, hayatında kendisi olmadan mutlu olmasını hazmedememektedir.

Düşüncelerinde o kişiyi o kadar büyütür ki bir günün büyük bir çoğunluğunu o kişiyi düşünerek, sosyal medya ya da başka iletişim hesaplarından takip ederek ve her paylaşımı, her beğenisiyle ilgili senaryolar yazarak geçirir.

Bu şekilde aşık olduğu kişiyi daha da kafasında büyütmeye başlar. Kişi kafasında büyüttüğü o kişi olmadan bir işe yaramadığını, yaşamın onsuz bir anlamı olmadığını düşünür. Bazen bu durum tehli sonuçlara da yol açabilir.

Kişinin kendine zarar vermesi, psikolojik problemler yaşaması, takıntı yaptığı kişiyi taciz ya da ona zarar vermeyi düşünmesi veya bu düşüncesini eyleme dökmesi ve bazen de kendini öldürmeye teşebbüse kadar gidebilir.

PEKİ, AŞKIMIZ TAKINTILI AŞKA DÖNÜŞTÜ İSE NE YAPMALIYIZ?

1. Takıntı yaptığımız kişinin hayatını takip etmekten vazgeçmeliyiz.

Sosyal medya hesaplarından ya da diğer iletişim hesaplarından kontrol etmeyi bırakmamız en büyük adımlardan biridir. Unutmamak lazım ki kişinin hayatını takip etmek, bu ilişkiyi ve o kişiyi, kafanızda olduğundan daha büyük hale getirmenize sebep olmaktadır.

2. Gerçek problemin aslında zihninizde olduğunu fark etmeniz gerekir. Aslında aşık olunacak kişiye ulaşamamak, bir araya gelmemek, onsuz kalmak kişinin egosuna, öz güveninede bir saldırı ve kendisinin kontrol edemediği bir durumdur.

Kontrol edilemeyen her durum insanı kaygılandırır, korkutur. Aslında o kişiye ulaşamamayı düşüncesel olarak kendimize yapılan bir saldırı olarak gördüğümüz için o kişiyi kafamızda daha da fazla büyütmekteyiz.

O yüzden bu hissettiğimiz duygular ve düşüncelerimizle ilgili daha çok farkındalık kazanmaya çalışmalıyız.

3. Gerçekten sizi seven, sevgi veren aileniz ve dostlarınızla daha çok vakit geçirmeye çalışmalısınız. Gerçek arkadaşlarınızla daha çok birlikte program yapmaya çalışın.

4. Takıntı duyduğunuz o kişi olmadan olan zamanlardaki davranışlarınızı uygulamaya çalışın. O hayatınızda yokken arkadaşlarınızla buluşup dışarı çıkıyorsanız, sinemaya gidiyorsanız tekrardan kendinizi kötü hissetseniz dahi o aktiviteleri yapmaya çalışın. Çünkü davranışlar düşünceleri, düşünceler davranışları oluşturur. Davranışları değiştirirseniz düşünceleriniz de değişmeye başlayacaktır.

5. Eğer takıntılarınız çok fazla artar, hayatınızda hiçbir toparlanma yaşayamazsanız mutlaka profesyonel bir destek almanız gerekir. İlaç ve psikoterapi desteği, takıntılı aşkta oldukça iyi yol alınan etkili bir yöntemdir.

Gerçek sevgilerle kalmanız dileğiyle…
 

Yayın tarihi: 14.09.2017

Источник: http://www.hurriyetaile.com/yazarlar/esra-ezmeci/masum-bir-ask-nasil-takintili-bir-aska-donusur_6510.html

(Takıntılı) Saplantılı Aşk Nedir, Nasıl Kurtulunur ? – APPVICE

Takıntılı Aşk İyileşmiyorsa Mutlaka Destek Alınmalı

Saptlantılı aşk yani psikoloji dilinde “Obsesif Aşk Bozukluğu” (OAB), aşık olabileceğinizi düşündüğünüz bir kişiye (takıntılı) saplantılı aşk bozukluğunuz olduğu bir durumu ifade eder. Saplantılı olarak aşık (takıntılı) saplantılı aşk bozukluğuuğunuz kişiyi koruyup kollamaya, hatta takıntılı olarak onları kontrol etmeye ihtiyaç duyabilirsiniz.

(Takıntılı) Saplantılı aşk için ayrı bir tıbbi veya psikolojik sınıflandırma bulunmamakla birlikte, diğer akıl sağlığı hastalıkları türlerine de sıklıkla eşlik edebilir. Sizin veya sevdiğiniz birinin bu bozukluğa sahip olabileceğini düşünüyorsanız, doktorunuzla görüşün. Tedavisi ve semptomları azaltmaya yardımcı olurken, aynı zamanda ilişkilerle ilgili komplikasyonları da önleyebilir.

İlişkiler Hakkında Psikoloğunuz ile Bir Tuşla Hemen Görüşün:

Başla tuşuna basarak Appvice mobil uygulaması üzerinden psikoloğunuzla hemen görüşebilirsiniz.

Psikoloğa Sor

Saplantılı aşk bozukluğunun belirtileri nelerdir?

(Takıntılı) Saplantılı Aşk Bozukluğunun belirtileri şunlardır:

  • Bir kişiye aşırı derecede duyulan cazibe
  • Kişiyle ilgili takıntılı düşünceler
  • Aşık (takıntılı) saplantılı aşk bozukluğuuğunuz kişiyi “koruma” ihtiyacını hissediyorsanız
  • Takıntılı ve saplantılı düşünceler ve eylemler
  • Diğer kişiler ile oluşabilecek etkileşimlere karşı aşırı kıskançlık
  • kendine güvensizlik

(TAKINTILI) SAPLANTILI AŞK BOZUKLUĞU olan insanlar da kolayca reddedilmezler. Bazı durumlarda, semptomlar ilişkinin sonunda ya da kişi size reddederse daha da kötüleşebilir. Bu bozukluğun başka belirtileri vardır.:

  • ilgilendikleri kişiye tekrar tekrar mesaj, e-posta ve telefon çağrıları göndermek
  • güven duygusunun teyidi için sürekli bir ihtiyaç
  • Bir kişi üzerinde oluşturulan saplantıdan dolayı dolayı arkadaşlar veya aile üyeleriyle iletişimi azaltmak ya da kesmek
  • Diğer kişinin hareketlerini takip etmek
  • Diğer kişinin nereye gittiğini ve bulunduğu aktiviteleri kontrol etmek

(Takıntılı) Saplantılı Aşk Bozukluğu Neden Olur?

(TAKINTILI) SAPLANTILI AŞK BOZUKLUĞU’nun tek bir nedeni yoktur. Bunun yerine, diğer akıl sağlığı sorunları ile bağlantılı olabilir.:

Bağlanma Bozukluğu

Bu bozukluk grubu, empati eksikliği ya da başka bir kişiyle takıntılı gibi duygusal bağlanma sorunları yaşayan kişilere işaret eder.

Bağlanma bozukluklarının türleri arasında, sosyal bağlılık bozukluğu (DSED) ve reaktif bağlanma bozukluğu (RAD) yer alır ve her ikisi de çocukluk döneminde anne babalar veya diğer ebeveynler ile olan olumsuz deneyimlerden kaynaklanır.

DSED’de aşırı dost olabilirsiniz ve yabancılara karşı yeterli önlemleri alamazsınız. RAD ile, stresli hissedebilir ve başkalarıyla birlikte iken problem yaşarsınız..

Borderline kişilik bozukluğu

Bu zihinsel sağlık bozukluğu, şiddetli duygudurum dalgalanmaları ile birlikte tanımlanır. Borderline kişilik bozukluğu, dakikalar veya saatler içerisinde son derece mutlu olmaktan son derece sinirli olmaya geçiş yapmanıza neden olabilir.

Endişeli ve depresif ataklar da ortaya çıkar. Saplantılı aşk bozukluğu göz önüne alındığında, kişilik bozuklukları aşırı aşk seviyesinden aşırı nefret seviyesine geçişlere neden olabilir.

Gerçek Olmayan Kıskançlıklar

Delüzyonlara (doğru olduğuna inandığınız olaylar veya gerçekler) dayanarak, bu bozuklukta zaten gerçek olmadığı belli olan şeylere ısrarla inanma duygusu sergilenir. (Takıntılı) Saplantılı Aşka gelince, sanrısal kıskançlık, diğer kişinin sizin için duygularını açıkça ve gerçek olarak belirtmiş olmasına rağmen doğru olmadığına inanmanıza neden olabilir;

2005’teki bir araştırmaya göre, sanrısal kıskançlık erkeklerde alkolizmle ilişkilendirilebilir.

Erotomania

Bu bozukluk sanrısal ve obsesif saplantılı aşk bozuklukları arasındaki bir kesişimdir. Erotomanya ile, bir ünlünün veya daha yüksek bir sosyal statüdeki kimsenin size aşık olduğunu düşünürsünüz. Bu, diğer kişiye yapılacak herhangi bir tacize yol açabilir, örneğin evlerinde veya işyerlerinde bulunmak ve takip etmek gibi.

Kapsamlı Psikiyatriye göre, erotomanyası olan kişiler genellikle birkaç arkadaşla izole edilir ve hatta işsiz olabilirler.

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB)

Obsesif kompulsif bozukluk (OKB), obsesif düşünceler ve zorlayıcı ritüellerin birleşimidir. Bunlar günlük hayatınıza müdahale edebilecek kadar şiddetlidir. OKB, aynı zamanda, ilişkilerinizi etkileyebilecek kadar sabit bir güvene ihtiyaç duymanıza da neden olabilir.

Bazı kişilerin OKB sinin ilişki etrafında odaklandığı söylenir. Ancak, bu resmi olarak tanınan bir OKB alt tipi değildir..

Obsesif Kıskançlık

Sanrısal kıskançlıktan farklı olarak, saplantılı kıskançlık, bir partnerin algılanan sadakatsizliği ile sıra dışı bir uğraştır. Bu kaygı, aldatma kaygılarına cevap olarak tekrarlayıcı ve zorlayıcı davranışlara yol açabilir. Bu davranışlar OKB’ye sanrısal kıskançlıktan daha çok benzemektedir. Bu, önemli sıkıntılara neden olabilir veya günlük hayata zarar verebilir.

(Takıntılı) Saplantılı aşk bozukluğu nasıl teşhis edilir?

(TAKINTILI) SAPLANTILI AŞK BOZUKLUĞU, bir psikiyatrist veya başka bir akıl sağlığı uzmanından kapsamlı bir değerlendirme ile teşhis edilir. İlk olarak, semptomlarınızla ilgili sorularınızın yanı sıra ilişkilerinizi sorarak size inceleyeceklerdir. Ayrıca size ailenizde veya bilinen herhangi bir akıl sağlığı hastalığınızın olup olmadığını sorarlar.

Diğer nedenleri eleyebilmek için doktorunuzdan tıbbi teşhis de gerekebilir. Takıntılı – Saplantılı aşk bozukluğu diğer ruhsal hastalıkların formlarıyla kesiştiği için, Amerikan Psikoloji Derneği’nin Zihinsel Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı (DSM) içerisinde tanımlanmıştır.

Bilinmeyen nedenlerden dolayı, (TAKINTILI) SAPLANTILI AŞK BOZUKLUĞU erkeklerden daha fazla kadınları etkilemektedir.

(Takıntılı) Saplantılı Aşktan Nasıl Kurtulunur?

Bu bozukluğun kesin tedavi planı, altta yatan nedenlere bağlıdır. Bununla birlikte, genellikle ilaç ve psikoterapinin bir kombinasyonu ile tedavi uygulanması muhtemeldir.

İlaçlar beyin kimyasallarını ayarlamak için kullanılabilir. Böylece, bu bozukluğun belirtilerini azaltabilir. Doktorunuz aşağıdakilerden birini önerebilir:

  • Valium ve Xanax gibi anti-anksiyete ilaçları
  • Prozac, Paxil veya Lustral gibi antidepresanlar
  • antipsikotikler
  • duygudurum düzenleyicileri

İlaçlarınızın etki etmeye başlaması birkaç hafta sürebilir. Sizin için en uygun olanı buluncaya kadar farklı ilaçları denemeniz gerekebilir. Mümkün olan yan etkiler hakkında doktorunuzla konuşun:

  • iştah değişimi
  • ağız kuruluğu
  • yorgunluk
  • baş ağrısı
  • uykusuzluk hastalığı
  • Libido kaybı
  • mide bulantısı
  • kilo almak
  • kötüleşen semptomlar

Psikolojik Terapi aynı zamanda (TAKINTILI) SAPLANTILI AŞK BOZUKLUĞU’nun tüm formları için de faydalıdır.

Bazen, özellikle de saplantılı aşk bozukluğunun çocukluktaki sorunlardan kaynaklandığı durumlarda, ailelerin terapi seanslarına katılmaları yararlı olur.

Bozukluğun şiddetine ve kişisel tercihlerine bağlı olarak, bireysel veya grup terapisine girebilirsiniz. Bazen bir ruh sağlığı uzmanı her iki türü de önerecektir.

Terapi seçenekleri arasında:

  • bilişsel davranışçı terapi
  • diyalektik davranışçı terapi
  • oyun terapisi (çocuklar için)
  • konuşma terapisi

Obsesif – Saplantılı aşk bozukluğu olan bir kişinin bakış açısı nedir?

(TAKINTILI) SAPLANTILI AŞK BOZUKLUĞU daha fazla dikkat çekerken, nispeten nadirdir. Yüzde 0.1’den az kişinin bu bozukluğa sahip olduğu tahmin edilmektedir.

Sizde ya da sevdiğiniz birinin saplantılı aşk bozukluğu belirtileri varsa, bir doktora görünmelisiniz. Gerçekten de (TAKINTILI) SAPLANTILI AŞK BOZUKLUĞU’nun olup olmadığının belirlenmesine yardımcı olmak için sizi bir psikiyatrya yönlendirebilirler. Başka bir akıl sağlığı hastalığınız da olabilir.

Teşhis ve tedavi edildiğinde (TAKINTILI) SAPLANTILI AŞK BOZUKLUĞU’nun olumlu bir sonucu olabilir. Bununla birlikte, kendinizi daha iyi hissettiğinizi düşünüyorsanız bile terapi veya tedaviden vazgeçmemelisiniz. Bu durum aniden tedaviyi durdurabilir, semptomları kötüleştirebilir veya onları geri getirebilir.

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть