Tanısı Konulamayan Hastalıklar Nelerdir?

Koah Tanısında Ne Tür Testler Kullanılır

Tanısı Konulamayan Hastalıklar Nelerdir?

KOAH, ölüme yol açan kronik bronşit rahatsızlığıdır. KOAH ismini baş harflerinin kısaltmasından almıştır. Tedavi edilebilir bir akciğer hastalığıdır. KOAH, önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olsa da, ölüm riski yüksek bir akciğer hastalığıdır.

KOAH Tanısı Nasıl Konur?

KOAH, ölüme yol açan kronik bronşit rahatsızlığıdır. KOAH ismini baş harflerinin kısaltmasından almıştır. Tedavi edilebilir bir akciğer hastalığıdır. KOAH, önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olsa da, ölüm riski yüksek bir akciğer hastalığıdır.

Genellikle nefes almada güçlük ve havayollarında tıkanıklık olarak karşımıza çıkar. Fazla miktarda mukuslu öksürük oluşumu meydana gelir. Hastalık balgamlı ve sık öksürük, nefes darlığı şeklinde seyreder. Genel olarak KOAH hastalığını üç bölümde incelemek mümkündür.

Hafif KOAH, Orta şiddetli KOAH ve ağır KOAH olarak üç şekilde semptomları bulunmaktadır.

KOAH tanısını koyabilmek için, hastanın solunum fonksiyonlarına bakılması gerekmektedir. Ayrıca, fizik muayene ve balgam muayenesine bakılarak, şikâyetlerin geçmişinin incelenmesi gerekmektedir.

Bütün bu muayene ve tetkiklerden sonra, ek olarak hastanın akciğer filmine ve kan testi sonuçlarına bakılarak, tanıyı koyabilmek mümkündür. Özellikle KOAH hastalığı tanısında solunum fonksiyon testi mutlaka yapılması gerekmektedir.

Hastanın balgamı incelenerek, mikrobun belirlenmesi sağlanır. Şikâyeti olan hastanın, mutlaka muayene ve testlerden geçmesi gerekmektedir.

KOAH Tanısında Kullanılan Testlerin Çeşitleri

KOAH hastalığı günümüzde artarak devam etmektedir. Özellikle tütün kullanımının artması, hastalığın yayılmasına neden olduğu gibi, uygun şekilde teşhis ve tanı konulmadığı takdirde, çoğu KOAH hastalarının yetersiz tanı ve teşhis nedeniyle ölümüne neden olmaktadır.

 KOAH hastalığı tanısında, fizik muayene sonucunda tanı konulmaz. Genel olarak belirtilerine bakıldığında, nefes darlığı, solunum güçlüğü ve sürekli balgamlı öksürük belirtileri görülmektedir. Bu belirtilere bakıldığında, astım ve KOAH belirtileri benzerlik gösterebilir.

Astımın sigara ile hiçbir ilgisi olmamasına rağmen, egzersiz sonrası ve geceleri öksürük şeklinde seyreder.

KOAH tamamen sigara ile bağlantılı bir hastalıktır. Özellikle sabahları sürekli gelen öksürük ve nefes darlığı belirgin belirtilerindendir. Bu noktada astım ve KOAH birbirinden bağımsız hastalıklardır.

 KOAH tanı ve tetkikler konulurken, akciğer filmi önemli bir belirleyicidir. Çünkü hastalığın ilerleyerek, akciğer duvarlarında tahribata neden olduğu görülebilmektedir.

Zamanla akciğerdeki bu tahribat bronşit ile birleşerek, hastalık ağırlaşmaya başlamaktadır.

Akciğerlerdeki doku kaybı ve kronik bronşit oluşumu tamamen sigara ile bağlantılıdır.

10 Dakikada KOAH Solunum Testi

KOAH tanısı, hastanın şikâyetleri sonucunda fiziksel muayene sonuçlarına ve hastalığın geçmişine bakıldıktan sonra, yapılan solunum testi ile belirlenir. Hastanın akciğer röntgeni çekildikten sonra gerekli kan testleri yapılarak incelemeye alınır.

 KOAH teşhisi koyabilmenin en basit yolu, 10 dakikalık bir solunum testinden geçer. KOAH testi ile solunum yolu fonksiyonuna bakılarak, teşhis koyabilmek mümkündür. Özellikle sigara içen kişilerde öksürük, nefes darlığı ve balgam gibi bulguların incelenmesinde solunum testi önemli bir rol oynamaktadır.

 Nefes testi ile KOAH hastalığına erken tanı ve teşhis konularak, tedavi edilebilmektedir.

Erken tanı, KOAH hastalığının hafif, orta veya şiddetli seviyede olup olmadığını ve hastalığın seyrini takip edebilme açısından önemlidir. Solunum testi için hastanın kilosu, boyu ve cinsiyeti kaydedilerek teste başlanır.

Burun özel bir mandalla kapatılarak, özel ağızlıklarla nefes alıp vermesi ve akciğerdeki nefesi boşaltması sağlanır. Bu şekilde akciğerde herhangi bir tıkanıklık veya hava geçişine engel bir sorun olup olmadığına bakılır.

İzlenen test üç kez tekrarlanarak, sonuçlar karşılaştırılarak, teşhis konulur.

KOAH Türleri Ve KOAH Tanısı

KOAH hastalığı tanısı konulmadan önce fiziksel muayene yapılması, kan testi, nefes testi ve akciğer röntgeninin incelenmesi gerekmektedir. Erken tanı ve tedavi için mutlaka nefes testinin yapılması ve hastalığın çeşidinin belirlenmesi gerekmektedir. KOAH hastalığında erken tanı, hastalığın doğru teşhis ve tedavisi için önemlidir.

Üç çeşit KOAH hastalık türü bulunmaktadır. Amfizem, Bronşit ve karışık KOAH olarak ayrılmaktadır. KOAH hastalığının bu türleri hastalığın şiddetine göre farklılık göstermektedir. Amfizem, akciğerlerdeki kılcal damarların tahribata uğraması sonucu, oluşan nefes darlığıdır.

Kronik bronşit olarak bilinen KOAH’ın Amfizem türüne genellikle sigara neden olmaktadır.

Bronşit KOAH türünde ise, akciğerdeki hava keseciklerinin iltihaplanarak şişmesi sonucu, fazla miktarda balgam oluşumu meydana gelir. Balgamla tıkanan hava yollarının daralmasından dolayı nefes alıp vermek zorlaşır.

Son olarak karışık KOAH türü ise, Amfizem ve bronşit KOAH hastalığının karışımı olarak meydana gelir. KOAH hastalığının hangi türü olursa olsun öksürük ve balgam çıkarmakta zorlanma meydana geldiği görülmektedir.

Sigara en fazla etki eden zararlı maddelerden olduğu için, mutlaka sigaradan uzak durulması gerekmektedir.

Kaynaklar

(1 oy, ortalama: 5,00 puan
Loading…

Источник: https://akciger.info/koah-testi.html

SITMANIN BELİRTİLERİ NELERDİR?

Tanısı Konulamayan Hastalıklar Nelerdir?

Sıtma, sivrisinek yolu ile insanlara ya da hayvanlara geçen bulaşıcı bir hastalıktır. Sıtma hastalığına, protista grubundan protozoon (mikroorganizma) parazitleri sebep olmaktadır. Sadece dişi Anofel sivrisineklerinin sokması ile bulaşan sıtma hastalığı, kanın içinde yayılır.

Sivrisineğin salgılamış olduğu parazitli sıvı karaciğere ulaşır, burada olgunlaşır ve yeniden üretilmeye başlanır. Sivrisineğin temasından yani sıtma parazitinin vücuda girişinden, 5 ile 16 gün sonrasında semptomlar hala gözlenemeyebilir fakat sıtma paraziti eşeysiz olarak çoğalmaya başlamaktadır.

Sıtma parazitinin gelişmesi için en uygun ortam koşulları, nem ve ortamın sıcaklığı gibi faktörlerdir.

Sıtma hastalığı, tropikal ve yarı tropikal bölgelerde, ekvatorun geniş bir alanında yaygınlık göstermektedir. Ayrıca, Sahra-altı Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde de sıtma hastalığı sıklıkla gözlenebilmektedir.

Genellikle, ekonomik durumu çok iyi olmayan ve gelişmemiş ülkelerde gözlenen sıtma, özellikle Afrika’da hem turizmi hem sağlık giderlerini hem de iş gücünü olumsuz yönde etkilemektedir.

Sıtma hastalığı, tedavi edilmediği takdirde can kaybına sebep olabileceği gibi, ekonomik yönden de olumsuzluk yaşanmasına sebep olmaktadır.

Sıtma, tipik olarak mikroskobik bir parazitin, sivrisinek ısırması sonucu insan kanına geçmesi ile oluşur. Sivrisineklerin parazit iletim döngüsü ise birkaç aşamada gerçekleşir;

Patojen olmayan sivrisinek: Bir sivrisinek, sıtma paraziti taşıyan bir insandan beslenerek, sıtma paraziti kazanabilmektedir.

Parazit iletimi: Eğer, az önce bahsedilen sıtma paraziti kazanmış olan sivrisinek, sizi ısırırsa, siz de sıtma paraziti kazanmış olursunuz.

Karaciğere geçiş: Sıtma paraziti, sivrisineğin ısırması ile birlikte, karaciğere doğru hareket etmeye başlar. Bu parazit, neredeyse bir yıldan fazla bir süre boyunca karaciğerde hareketsiz şekilde durabilmektedir.

Kana yayılması: Sıtma paraziti karaciğerde olgunlaştığı zaman, karaciğerden çıkarak kırmızı kan hücrelerine yayılır. Bu aşamada kişide tipik sıtma belirtileri gelişmeye başlar.

Bir başka insana bulaşması: Sıtma paraziti vücuda girdikten ve geliştikten sonra, diğer insanlara da bulaşabilecek hale gelmektedir.

Bunun dışında sıtma paraziti, hamilelerde, anneden doğmamış bebeğe geçebilmektedir, kan nakli sırasında bulaşabilmektedir ve sıtma paraziti bulunduran enjektör yolu ile de bulaşabilmektedir. Ayrıca genetik bazı özellikler ve karaciğerde yaşanan fonksiyon bozuklukları, sıtma hastalığının daha etkin şekilde yayılmasına sebep olabilmektedir.

Risk Faktörleri

Sıtma hastalığında en geniş risk grubunu, tropikal bölgelerde yaşayan ya da o bölgeleri ziyaret eden kişiler oluşturmaktadır.

Bölgelere göre farklılıklar gösteren sıtma paraziti genellikle ölümcül komplikasyonlara sebep olmaktadır.

Sıtma parazitinde risk faktörleri bölgelere göre şöyledir; Sahra Çölü’nün güneyindeki Afrika ülkeleri, Hint alt kıtası, Solomon Adaları, Papua Yeni Gine ve Haiti gibi ülkelerdir.

Sıtma hastalığından şiddetli şekilde etkilenecek olan risk grupları ise; küçük çocuklar ve bebekler, sıtmanın bulunmadığı bölgelerden gelen turistler, hamile kadınlar ve onların henüz doğmamış bebeklerinden oluşmaktadır.

Komplikasyonları

Sıtma, ölümcül olabilen bir hastalıktır. Özellikle Afrika bölgesindeki insanların, çoğunluğunu 5 yaş altı çocukların oluşturduğu grubun % 90’ı sıtma nedeni ile hayatını kaybetmektedir. Aslında sıtma, birçok ciddi komplikasyonun oluşmasına sebep olduğu için tehli bir hastalık haline gelmektedir. Sıtmanın komplikasyonları şu şekildedir;

Beyinsel sıtma (serebral): Eğer sıtma paraziti ile dolu olan kan hücreleri, beyindeki ince kan damarlarının tıkanmasına sebep olur. Bu nedenle beyinde ödem ya da hasar gelişir ve bu durumda hastanın komaya girmesine yol açmaktadır.

Nefes problemleri: Sıtma nedeni ile akciğerlerde sıvı birikimi gerçekleşir (pulmoner ödem) ve bu durum, nefes alıp vermekte güçlük çekilmesine neden olur.

Organ yetmezliği: Sıtma, karaciğer ile böbrekleri olumsuz etkilemekte ve dalak yırtılmasına sebep olmaktadır. Bundan dolayı sıtma, hem karaciğer hem de böbrek yetmezliğine yol açabilmekte ve hayatını tehdit eden bir hastalıktır.

Şiddetli anemi: Sıtma, kırmızı kan hücrelerine zarar veren bir hastalıktır ve bundan dolayı şiddetli anemi oluşmasına yol açabilmektedir.

Düşük kan şekeri: Şiddetli şekilde yaşanan sıtma, kan şekeri değerlerinin düşmesine sebep olabilmektedir. Sıtmaya karşı kullanılan kitin adı verilen ilaç, kan şeker değerlerinin düşmesine sebep olmaktadır. Kan şekeri değerlerinin düşmesi ise, koma ya da ölüme yol açmaktadır.

Tanısı

Sıtma hastalığının tanısının konulabilmesi için, parazit varlığının tespit edilmesi gereklidir. Tanı konulması, ne tür tedavi uygulanması gerektiğine karar vermek açısından önemlidir.

Sıtma tanısı konulurken bazı kan testleri, mikroskobik parazitolojik tespit analizleri ve hızlı tanı testi (RDT) yapılmaktadır.

Bazı kan testleri, birkaç gün içinde tamamlanabilirken, bazı diğer kan testleri ise 15 dakikadan daha kısa sürede sonuçlanabilmektedir.

Sıtmanın tanısının konulması; sıtma parazitinin varlığını saptama, sıtma parazitinin hangi ilaçlara karşı direnç gösterebileceğini saptama, sıtmanın türünü belirleme ve bu hastalığın hangi organları etkileyebileceğini saptama açısından önemli bir işlemdir.

Tedavisi

Sıtma tedavi edilmediği zaman ölümcül olabilmektedir. Sıtma tedavisinde amaç, hastanın kanından Plasmodium parazitini yok etmektir. Tedavi edilmesi halinde sıtmanın diğer insanlara bulaşması da önlenmektedir.

Sıtma tedavisinde, artemisinin (anti sıtma özellikli ilaç) tabanlı kombinasyon tedavisi (ACT) uygulanmaktadır ve bu ilaç, kandaki Plasmodium parazitinin miktarını azaltmaktadır.

Bu tedavi yöntemi ile ilk üç gün içinde parazitler ortadan kalkabilmektedir.

Sıtma hastalığında tedavi uygulanırken, sıtmaya neden olan parazitin türü, hastalığın belirtisinin şiddeti, hastanın yaşı ve hastanın gebelik durumunun olup olmaması dikkate alınarak ilaç tedavisi yapılmaktadır.

Alınacak Önlemler

Özellikle sıtmanın yaygın olarak gözlendiği bölgelere seyahate gidilecek ise, gidilmeden birkaç ay önce doktora danışılıp ilaç hakkında bilgi alınmalıdır.

Seyahat öncesinde, sırasında ve sonrasında, sıtma parazitinden korunmak için bu ilaçlar yardımcı olmaktadır.

Sıtmadan korunmak için önlem amacı ile kullanılan bu ilaçlar, sıtma tedavisinde kullanılan ilaçlar ile genellikle benzer özellikteki ilaçlardır.

Dünya çapındaki tüm bilim insanları, sıtmadan güvenli ve etkili şekilde korunulması amacı ile aşı geliştirmeyi denemektedirler. Fakat henüz bu özelliklere sahip bir sıtma aşısı yapılamamıştır.

Sıtmadan korunmak için alınacak olan çevresel önlemler de bulunmaktadır. Bu amaç doğrultusunda, sivrisineklere maruziyetin azaltılması ve sivrisineklerin uzaklaştırılması yöntemleri kullanılmaktadır.

Bu yöntemler, evi ilaçlamak, uyurken yatağın üstüne ve etrafına tül çekerek uyumak, teni tamamen örten giysiler giymek ve hem giysilere hem de cilt üzerine koruyucu spreyler (sağlığa zararsız olanlarından) sıkmak gibi önlemlerden oluşmaktadır.

Sıtmanın Belirtileri

Sıtmanın belirtileri, komplikasyonsuz ve şiddetli sıtma şeklinde iki gruba ayrılmaktadır. Komplikasyonsuz sıtmada, belirtiler mevcuttur ve tanısı konulmuştur.

Fakat, klinik işlem ya da laboratuvar sonuçları, şiddetli ya da ölümcül organ bozukluklarına işaret etmemektedir. Eğer komplikasyonsuz sıtma tedavi edilmez ise, şiddetli sıtmaya dönüşebilir.

Ya da hastanın bağışıklık sistemi güçsüz ise hastalık ilerleyebilir.

Şiddetli sıtma, klinik olarak ve laboratuvar sonuçları ile kanıtlanmış, belirtiler mevcuttur ve tanısı konulmuştur. Ayrıca, şiddetli sıtmada, belirtiler çok açık olmakla birlikte ölümcül organ bozuklukları da gözlenmektedir.

Şiddetli sıtmanın belirtileri; yüksek ateş ve titreme, bol miktarda terleme, bilinç bozuklukları, iki büklüm şekilde yerlere kapanma, ani kasılmalar, solunum ve nefes almada güçlük, anormal kanamalar, klinikal sarılık ve hayati organ fonksiyonlarında bozulma şeklindedir. Bunların dışında, baş ağrısı, kusma ve ishal gibi belirtileri de bulunmaktadır.

Sıtmanın belirtileri, sivrisinek ısırmasından genellikle birkaç hafta sonrasında ortaya çıkmaktadır. Fakat bazı kişilerde belirtiler aylar hatta yıllar sonra ortaya çıkabilmektedir.

1.Yüksek Ateş

Sıtma parazitlerin sebep olduğu bir hastalıktır. Vücut, dışarıdan yabancı bir mikroorganizma bedene girdiği zaman savunmaya geçer ve kan hücreleri mücadeleye başlar. Bu durumun sonucunda ise, vücut ısısı artar ve vücudun normal ısı değeri yükselir. Bundan dolayı sıtma hastalığında yüksek ateş gözlenmektedir.

2.Titreme ve Üşüme

Sıtma parazitinin sebep olduğu ateş, kişide şiddetli şekilde titreme ve üşüme yaşanmasına sebep olmaktadır.

3.Aşırı Terleme

Aşırı miktarda terlemenin sebebi, yüksek ateş ve vücudun parazitler ile mücadele etmesidir.

4.Bilinç Bozukluğu

Yüksek ateş soncu kişide, bilinç ve şuur sorunları meydana gelebilmektedir.

5.İki Büklüm Olma

Sıtmanın sebep olduğu yüksek ateş, üşüme ve titreme hali, kişide, halsizlik, bitkinlik ve iki büklüm şeklinde yatma halinin yaşanmasına neden olmaktadır.

6.Ani Kasılmalar

Titreme ve yüksek ateşin yanı sıra parazitin vücuttaki kas dokularına zarar vermesi, ani kasılmaların yaşanmasına sebep olmaktadır.

7.Nefes Alıp Vermede Güçlük

Solunum yollarında yaşanan sıkıntı ve nefes alıp vermede güçlük çekilmesi, sıtmanın belirtilerinden biridir.

8.Anormal Kanamalar

Beklenmedik ve anormal kanamaların yaşanması, sıtmanın belirtilerinden olabilmektedir.

9.Klinik Sarılık

Ten renginde değişme ve ciltte oluşan sarılık ile solgunluk, sıtmanın belirtilerinden bir olabilmektedir.

Источник: https://evdesifa.com/sitmanin-belirtileri-nelerdir/

Meslek Hastalığı Tanısı Nasıl Konulur?

Tanısı Konulamayan Hastalıklar Nelerdir?

Sanayileşmeye ve teknolojik ilerlemelere paralel olarak değişen ve gelişen çalışma yöntemleri ve çalışma ortamları, çalışanlar açısından birçok sağlık ve güvenlik tehdidini beraberinde getirmiştir.

Hayatının sağlıklı bir şekilde devamlılığını sağlamak için çalışan insan, çalışırken sağlığını kaybetmeye başlamıştır.

Ancak bilinmesi gereken hastalığın yapılan işten dolayı değil o işin nasıl yapıldığıyla ve iş yapılırken ne gibi önlemler alındığıyla ilgili olarak  ortaya çıktığı gerçeğidir.

Meslek hastalığı tanısı konulması için gereken en önemli şart; hastalıkla çalışmanın veya çalışma ortamı arasında zorunlu nedensellik bağının olmasıdır.

Meslek Hastalığı Tanısı Konulması İçin Gerekenler

  • Hastalıkla çalışmanın veya çalışma ortamının arasında zorunlu nedensellik bağı olması,
  • Kişinin SGK’lı olması,
  • Hastalığın;
    • Meslek hastalığı listesinde yer alması, (Meslek Hastalıkları Listesi)
    • Kişinin ilgili hastalık maruziyet değerinin üstünde maruziyeti olması,
    • Hastalığın yükümlülük süresi içinde çıkması,
    • Meslek hastalığının yetkili hastanelerde hekim raporuyla belirlenmesi,
  • Kurum Sağlık Kurulu tarafından onaylanması,
  • Aynı şartlar altında deneysel olarak meydana getirilebilen hastalıklar olması

İstisnalar; SGK YSK listede olmayan bir hastalığı inceleyip meslek
hastalığı kabul edebilir, maruziyet değerleri vakaya göre değiştirebilir.

Meslek Hastalıkları Tıbbi ve Yasal Tanı Süreci

  • İş-Meslek Hastalığı İlişkisinin Kurulması;
    • Meslek Hastalığı tanısında ilk adım klinik değerlendirmelerdir.

    • Klinik değerlendirme,
    • Çalışma Öyküsünün alınması,
    • Fizik muayene ve Laboratuvar değerlendirmeleri
    • İşyeri Ortam Ölçümleri
  • Doktor tarafından sorulması gereken soru: Ne İş Yapıyorsun?
  • Çalışanın Çalışma Öyküsü, Meslek Hastalığı Tanısında Çok Önemlidir!

İlginizi Çekebilir!  Kişisel Koruyucu Donanım Ne Zaman Kullanılmalıdır?

Çalışma Öyküsü Neleri İçermektedir?

  • Bütün İşlerin Tanımlanması: Hastanın bugüne kadar çalıştığı bütün işlerin öğrenilmesi gerekir. Çalıştığı işyerlerinde yaptığı asıl işler ve maruziyet miktarı öğrenilmelidir. Çalıştığı işyerlerinde ne tür koruyucu önlemler alındığı ve hangi kimyasallarla çalışıldığı araştırılmalıdır.

  • Belirtilerin Zamanla İlişkisi: Çalışmanın yapıldığı dönemlere ve çalışma temposuna bağlı olarak ha stalık belirtilerindeki artış ve azalış takip edilmelidir. Hastanın şikâyetlerinin mesai saatlerine göre farklılık gösterip göstermediği takip edilmelidir.

  • Benzer Belirtilerin Başka İşçilerde Gözlemlenmesi: Hastada görülen belirtilerin, kendisiyle aynı ortamda çalışan işçilerde de görülmesi hastalık-meslek ilişkisinin kurulması açısından önemlidir.
  • İş dışı etkenlerin varlığı: Kişinin çalıştığı iş dışında yaptığı diğer faaliyetleri meslek hastalığı üzerinde etkili olabilir.

    Bazı hobiler ve alkol sigara alışkanlıklarının da çalışma ortamındaki maruziyetlerin kişi üzerindeki etkisinin daha fazla ortaya çıkmasına sebep olabilir.

Meslek Hastalığı Ön Tanı Süreci

Meslek hastalığına yakalanıldığına dair işyeri hekimi veya sağlık hizmeti sunucuları ön tanı koyabilir.

Ön Tanı Sonrası Meslek Hastalığının Bildirimi

Ön kanı koyulduğu takdirde 6331 sayılı İş sağlığı ve güvenliği kanuna göre işveren, bu durumu Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularına se etmekle yükümlüdür. (3 işgünü içerisinde)

Meslek Hastalığı Kesin Tanı Süreci

5510 sayılı kanuna göre Sigortalının çalıştığı işten dolayı meslek hastalığına yakalanması;

  • S.B meslek hastalıkları hastaneleri
  • Eğitim ve araştırma Hastaneleri
  • Devlet üniversite Hastaneleri

tarafından düzenlenecek sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmektedir.

Kesin Tanı Sonrası Meslek Hastalığının Bildirimi

Yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucuları meslek hastalığı tanısı koydukları vakaları en geç on gün içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirir.

İş Kazası ve Meslek Hastalığı Bildirimi

İş Kazası Meslek Hastalığı Bildirimi, elektronik ortamda yapılabileceği gibi, internet erişiminin bulunmadığı yerlerde kağıt ortamında da Kuruma gönderilebilecektir.

Bildirim Formu’na www.sgk.gov.tr adresinden, E-SGK başlığı altında yer alan diğer uygulamalar menüsü içinde bulunan Çalışılmadığına Dair Bildirim Girişi alt menüsünden Hizmet Akdi İle Çalışanlar başlığı altındaki İşveren Bildirim İşlemleri ekranından ulaşılabilecektir.

İlginizi Çekebilir!  Malzeme Güvenlik Bilgi Formu MSDS Nedir?

Meslek Hastalığı Dosyasında Bulunması Gerekenler

  • İlk işe giriş sağlık raporu,
  • Sigortalının çalışma süre ve koşullarını belirleyen mesai listesi ya da listeleri,
  • Daha önce meslek hastalığı tespit edilmiş, kontrol muayenesi ya da hastalığında artma sebebi ile müracaat eden sigortalıda; daha önce meslek hastalığı tespitinin yapıldığı Meslek Hastalıkları Hastanesine ait hasta arşiv dosyası ile yeni sağlık kurulu raporu aslı ile dayanağı tıbbi belgeler,
  • İlk tespit ise yeni açılmış dosyası ve yeni sağlık kurulu raporu aslı ve dayanağı tıbbi belgeler,
  • İşyerinde yapılmış olan periyodik muayene raporları,
  • Dosya içerisinde mevcut belgelere dair kontrol listesi,

Hangi Hastalıklar Meslek Hastalığıdır?

  • Hangi hastalıkların meslek hastalığı sayılacağı Meslek Hastalıkları Listesine göre tespit ve tayin edilir.
  • Bir hastalığın Meslek Hastalığı sayılabilmesi için o hastalığın yükümlülük süresi içerisinde meydana gelmiş olması gerekmektedir.

  • Yükümlülük Süresi; Sigortalının meslek hastalığına sebep olan işinden fiilen ayrıldığı tarih ile meslek hastalığının meydana çıktığı tarih arasında geçen en uzun süreyi ifade eder.

  • Bazı durumlarda ise hastalığın meslek hastalığı olduğunun tespiti için kişinin o işte belirli bir süre hastalık yapıcı etkenlere maruz kalması gerekmektedir.
  • Maruziyet Süresi; Sigorta mevzuatının bir hastalığı meslek hastalığı olarak kabul etmesi için gerekli olan asgari etkilenme süresini ifade eder.

Yönetmelikte tespit edilmiş olan hastalıklar dışında herhangi bir hastalığın meslek hastalığı sayılıp sayılmayacağına, Yüksek Sağlık Kurulu karar verir. Ayrıca Yüksek Sağlık Kurulu yükümlülük süresini uzatabilir ve maruziyet süresini de kısaltabilir.

Yazının tüm hakları www.nedenisguvenligi.com‘a ve yazarlara aittir. Telif hakları kanunu gereğince kopyalanamaz ve/veya farklı bir yerde kullanılamaz. Ancak alıntı yapıldığında link ve adres verilmek zorundadır.

[Total: 6 Average: 5]

Источник: https://nedenisguvenligi.com/blog/meslek-hastaligi-tanisi-nasil-konulur/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.