Teknolojiyi Yasaklamak Çare Değil

Siteleri yasaklamak çözüm olabilir mi?

Teknolojiyi Yasaklamak Çare Değil

Cem Sinanoğlu
Son zamanlarda sık sık yaşadığımız site kapatma olayları, konunun aslında enine boyuna tartışılması gerektiğini gösteriyor. 'a defalarca uygulanan yasakları ele alalım. Bu site tüm dünyada akla mantığa sığmayacak kadar çok ziyaretçiye sahip, site içerisinde insana dudak uçuklatacak kadar çok sayıda video bulunuyor.

Bir gün birileri bu videolara bir video daha ekliyor. Ancak bu video, her Türk vatandaşını rahatsız edecek bir içeriğe sahip.

Peki ama daha sonra ne oluyor? Mahkeme kararıyla tüm sitesini Türk internet kullanıcılarına yasaklıyoruz. Bu yasak ilk bakışta doğruymuş gibi görünebilir, hatta bu yasağı savunanların da haksız oldukları söylenemez.

Sonuçta orada bir video var ve bizim vazgeçilmez değerlerimize hakaret ediyor. Ama olayın farklı bir boyutu daha var ve bunu hiç kimse göremiyor. Bu video ya da buna benzer birkaç video, kumsaldaki birkaç küçük kum tanesinden farklı değil. Ancak biz ortalığı ayağa kaldırıyoruz, fark etmeden bu videoyu eşe dosta duyuruyoruz.

İşin komik kısmı videoyu sadece biz, kendi içimizde engelleyebiliyoruz, tüm dünya kolaylıkla erişebiliyor.

Videoyu eşe dosta kendimiz duyuruyoruz, ama site nasılsa yasaklı… İşin aslı ne yazık ki böyle değil. Bugün internet kullanan küçük bir çocuk bile, alternatif yöntemler yardımıyla yasaklı sitelere giriş yapabiliyor. Bir site mahkeme kararıyla yasaklandığında, neredeyse tüm yayın organları bu sitelere nasıl giriş yapılabileceğini anlatmaya başlıyor. Bu yanlış bir hareket mi? Tabii ki değil.

Sonuçta ortada bu videolarla ilgisi olmayan ve bu siteye giriş yapıp video izleyen çok sayıda kullanıcı var, doğal olarak internet sansürünü nasıl aşabileceğimizi bilmek istiyoruz. Daha sonra ne mi oluyor? Siteye girenler yasağa yol açan videoyu arıyor, buluyor ve izliyor. Sonuç: Bizi haklı olarak rahatsız eden bir videonun, hiç istemeden de olsa reklamını yapmış oluyoruz.

Aynı durum, hala yasaklı olan Google grupları için de geçerli. Google gruplarında köpeğine nasıl bakması gerektiğini tartışanlardan tutun da, bir müzik grubu fanatiklerinin tanıştığı çok sayıda grup var. Bu kadar çok grubun arasında bize ters gelen gruplar bulunması da kaçınılmaz.

Ama mahkeme kararı, tüm Google gruplarına erişimin kısıtlanması yönünde. Böylece aykırı gruba Türkiye'den giriş yapılamıyor; tabii siteye doğrudan girmeye çalışılırsa…

Ama bu durumda asıl cezalandırılan, köpeği ya da sevdiği müzik grubu hakkında arkadaşlarıyla iletişim kuranlar oluyor.

Hedef hatalı mı seçiliyor?

Düşündürücü olan diğer bir nokta ise, koskoca birkaç video yüzünden kapatılıyor. Google grupları birkaç rahatsız edici grup yüzünden komple ortadan kaldırılıyor ama yasadışı birçok yapılanmanın sitesine rahatlıkla, hiçbir engelleme ile karşılaşılmadan girilebiliyor.

Üstelik bu sitelerin içinde sadece birkaç rahatsız edici kelime ya da video yok, tam tersine, site bütünüyle rahatsız edici. Ama her nedense ya da Google'a hakkında gösterdiğimiz hassasiyeti bu tip siteler için gösteremiyoruz.

Sonuç olarak internet sitelerine erişimin kısıtlanması konusunda ortada tek bir haklı yok. Hatta işin aslı herkes kendine göre haklı. Bazılarımız bir siteden rahatsız olup yasaklanmasını destekliyoruz, bazılarımız internette ifade özgürlüğünü savunmak adına kısıtlamalara karşı çıkıyoruz.

Sonuçta her iki kesim de fikrini savunurken Türkiye'nin menfaatleri doğrultusunda hareket ediyor. Yasağı savunanlar, rahatsız oldukları site içeriğini ortadan kaldırdıklarını düşünüp mutlu oluyor, yasağa karşı çıkanlar ise ülkenin olumsuz yönde reklamı yapıldığını düşünüyor.

Onlar da haksız değil, zira yabancı basında Türkiye Çin, İran ya da Küba gibi yasakçı ülkelerle aynı kefeye koyuluyor.

Ne yapılabilirdi?

Ortada rahatsız edici bir durum olduğunu kimse inkar edemez; ancak yapılan uygulamanın ne kadar doğru olduğu da kesinlikle tartışılmalı.

İlk seçenek doğru düzgün çalışan bir kontrol ve filtreleme mekanizması oluşturmak. Böylece birkaç kum tanesi için tüm kumsalı kapatmamıza gerek kalmaz, ayrıca kumsalın tam ortasında duran büyük kayayı da kolaylıkla görebilir ve önlem alabiliriz.

İkinci seçenek ise interneti komple kapatıp bizi rahatsız eden hiçbir şeyle karşılaşmamak. Yani kafamızı kumsaldaki kumlara gömüp hiçbir şeyi görmeyiz, böylece ortada bizi rahatsız eden birşey de kalmaz…

Önceki HaberDördüncü temel devre elemanı ispatlandı Sonraki HaberNine Inch Nails'in albümü nette ve ücretsiz

Источник: https://www.chip.com.tr/haber/siteleri-yasaklamak-cozum-olabilir-mi_6747.html

Alkol şiddeti meşrulaştıramaz

Teknolojiyi Yasaklamak Çare Değil

Özellikle son günlerde toplumda popüler olan isimlerin başına gelen şiddet olayları bu konu üzerine daha çok düşünmeye ve konuşmaya se etti. Şarkıcı Sıla Gençoğlu’nun eski erkek arkadaşı olan Ahmet Kural’dan şiddet gördüğünü kameralar önünde itiraf etmesi akıllara şiddet görüp gücü yetmediği için sesini duyuramayan kadınları getirdi.

Geçtiğimiz günlerde ise alkollü bir mekânda futbolcu Arda Turan ve şarkıcı Berkay arasında yaşananlar da şiddetin toplumun her kesiminde yaşandığını gözler önüne serdi. Aile içi şiddet ve kadın cinayetlerinin ardından verilen ifadelerde “Alkollüydüm” savunmalarını bir kez daha hatırlattı.

Toplumda rol model olan bu insanların ve her gün haberlerden duyduğumuz şiddet olaylarını Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM) Müdürü Klinik Psikolog Me Şimşek ve İBB Engeliler Müdürlüğü’nde görev yapan Psikolog Burcu Düzoğlu Polat ile konuştuk.

Saldırganlık dürtülerini ortaya çıkartıyor

Şiddeti önleme çalışmalarının en başında alkol tüketimini kontrol etmek olduğunu vurgulayan Psikolog Me Şimşek, alkolün madde olarak insanın içerisindeki saldırganlık dürtülerini açığa çıkarttığını ve şiddeti doğurduğunu açıkladı.

Bazı maddelerin insanı sakinleştirip uyuşturduğuna dikkat çeken Şimşek,“Alkolün ise kişiyi daha agresif bir hale getirdiği çalışmalar ile ortaya konuyor.

Dolayısıyla alkolün bir de bolca tüketilen mekânlarda alınması normalde kişinin tepki vermeyeceği bir olaya tepki vermesine ya da yapmayacağı bir şeyi yapmasına neden oluyor.

Medyaya yansıyan Arda Turan ve Berkay olayında da şiddet gören kişinin eşi olayın içerisinde karışmıştı. O kişi alkolsüz olsa iletişim kurmayacakken alkol işin içini girince maalesef yakınlık göstermeye başlıyor. Çünkü neden? Alkol, düşünce mekanizmasını etkiliyor direk olarak” dedi.

  • Ünlülerin bu şekilde ortaya çıkınca farklı etkileri olduğunu belirten Şimşek, “Bu kişileri özellikle gençler rol model olarak görüyorlar ama bu tarz bir olaya karışınca özellikle de sporcu olunduğunda yaşam tarzına aykırı bir duruş sergilemiş oluyor. Çünkü sporcu dediğimizde düzenli yaşamasını bekliyoruz. Alkol madde kullanmamasını bekliyoruz.

    O nedenle alkolün insanı nasıl değiştirdiğine ve olumsuzluklara neden olduğuna dair örnek teşkil etmiş oluyorlar” ifadelerini kullandı.

Klinik Psikolog Me Şimşek

Şiddetin yüzde 60’tan fazlası alkollüyken gerçekleşiyor

Yapılan çalışmalar sonucunda kadınların şiddet gördüğünü daha az saklama eğilimi gösterdiğini anlatan Şimşek, “Bunu yüzdeye vurduğumuzda ‘Sıla bile şiddet görüyor’ gibi değil de ‘Sıla çıktı söyledi’ diyen bir çoğunluk var aslında.

Sıla’nın bunu söylemiş olması genel olarak kadınların bu şekilde bakmış olduğunu bize gösteriyor” diyerek şöyle davam etti:

  • “Aile içi şiddet ve taciz olaylarının yüzde 60’tan fazlasını erkekler alkollüyken gerçekleştiriyor. Bu korkunç bir oran.

    Alkolün aslında ilişkileri ne kadar olumsuz etkilediğini gösteriyor. Tabii burada mağdur olan da kadın oluyor. Bütün kadınların ne yazık ki Sıla gibi toplumda bir yeri yok. Sosyo-ekonomik gücü yok.

    Bunu çıkıp söylediğinde daha büyük bir şiddete maruz kalma durumu var. Bu gerçekleri görmezden gelemeyiz.”

Yasaklamak çare değil düzenlenmeli

Alkolü yasaklamanın bir çare olmayacağına inanan Şimşek, “Mesela son yıllarda uygulanan saat 22.00’den sonra satışın olmaması bence önemli bir gelişme. İkinci bir düzenleme de mekânlara giriş yaşlarında yapılabilir. Çünkü ergenlik dediğimiz şey kişinin beyin gelişimi ve fiziksel-ruhsal gelişiminin tamamlandığı nokta. Bu artık 24 yaşa kadar çıkabiliyor.

24 yaşına kadar ergenlik sürerken bizim 18 yaş sınırı koymamız düşük kalıyor. O nedenle yaş sınırı artırılabilir. Bir de alkollü mekânlarda kişinin aldığı alkol miktarına sınırlama getirilebilir.Sonuçta Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği standartlar var. O aşıldığında servis yapılmayabilir.

Çünkü Dünya Sağlık Örgütü diyor ki tek oturuşta 4 kadehten fazla alkol tüketmek tehli olmaya başlar.

Bu tip düzenlemelerle alkol bağımlılığı ve alkolün doğurduğu şiddeti ortadan kaldırabiliriz ya da en aza indirgeyebiliriz” dedi.

Psikolog Burcu Düzoğlu Polat

Kontrol edilemezse bağımlılığa dönüşüyor

Çeşitli bahanelerle başlayan alkol kullanımının bir süre sonra bastırılamayan bir istek haline ve bu isteğin kontrol edilememesi sonucunda da alkol bağımlılığına dönüştüğünü çok sık gördüklerini anlatan Psikolog Burcu Düzoğlu Polat ise “Alkol, sağlıklı iletişime doğrudan negatif etki etki eden bir unsur. Alkolün etkisiyle doğru iletişim kuramayan kişide artık kaba kuvvet belirtileri, kendisini konuşarak değil, agresif tavırlar ve bilinç dışı bir şiddetle ifade etme şekilleri görülmeye başlar” şeklinde konuştu.

Şiddet çocuklar için problem çözme yöntemi oluyor

Alkol ve beraberinde getirdiği şiddetten dolayı eşler arası iletişimin azalması sonucunda çok kolay kaba kuvvete dönüştüğüne değinen Polat,“Bu durum aile içinde çocuk ve ebeveyn ilişkisi için de geçerli.

Ebeveynlerden birinin alkole bağımlı olmasının doğurduğu sonuç ne yazık ki geçici bir aile içi şiddet olarak da kalmıyor, bu durum çocukların ileri ki yaşlarında alkol ya da diğer bağımlılık geliştiren maddeleri kullanmalarına da zemin oluşturuyor.

Ebeveynlerden birinin alkolün etkisiyle sergilediği bir davranışı, çocuklar problem çözme modeli olarak alıyor ve kriz durumlarında aynı tepkileri geliştirerek onlar da uygulamaya başlıyor” ifadelerini kullandı.

Pişmanlık bir işe yaramıyor

Aile dışında da toplum içinde alkole bağlı şiddet yansımalarını gördüğümüzün altını çizen Polat, “Bu durum özellikle son dönemde toplumda isim yapmış isimlerle birlikte gündemimizi çok daha fazla meşgul eden bir konu haline geldi.

Alkolün etkisi ile sağlıklı düşünceden uzaklaşan kişi muhatabıyla iletişim kuramadığı anda kaba kuvvete başvurmayı tercih ediyor.

O anda davranışı bilinçli olarak yapmıyor olsa da, daha sonra alkolün etkisi geçtiğinde büyük bir pişmanlık duysa da iş işten geçmiş oluyor” dedi.

Sıla: Bana uygulanan korkunç şiddet karşısında dilsiz kalmayacağım

Sıla Ahmet Kural'dan 'fiziki şiddet gördüm' diyerek şikayetçi oldu

Ahmet Kural ve Sıla kavgasında tanıklar dinleniyor

Источник: https://www.yenisafak.com/hayat/alkol-siddeti-mesrulastiramaz-3406956

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.