Temizlik Takıntısı Zehirlenmelere Yol Açıyor!

içerik

Zehirlenme Nedir ve Çeşitleri Nelerdir?

Temizlik Takıntısı Zehirlenmelere Yol Açıyor!

Haber güncelleme tarihi 17.04.2019 09:50

Zehirlenme zehirli madde veya maddelerin vücuda girmesi sonucunda kişinin sağlığını olumsuz yönde etkilemesidir. Zehirlenmeler sindirim, solunum ve temas gibi çeşitli yollarla meydana gelebilir.

En sık karşılaşılan zehirlenme tipi gıda zehirlenmeleridir. Ancak gıda zehirlenmelerinin yanı sıra hayvanların ısırması evde veya endüstride kullanılan gazların solunum yolu ile vücuda girmesi ciddi zehirlenmeleri beraberinde getirebilir.

 Kısacası zehirlenme; bakteri, virüs, parazit veya toksinlerin bulunduğu gıdalar yoluyla bulaşabileceği gibi çeşitli kimyasalların gerek solunum gerekse temas yoluyla vücuda girmesiyle zehirlenme gerçekleşebilir.

Bu nedenle zehirlenme sonrasında ortaya çıkan belirtiler zehirlenmenin nedenine bağlı olarak değişkenlik gösterir. Bazı zehirlenmeler sonucunda kusma ile zehirin vücuttan atılması söz konusu olabilir.

Ancak kimyasal zehir etkisi taşıyan maddelerin cilde ve kıyafetlere bulaşması durumunda acilen kıyafetler çıkarılmalı ve cilt bol su ile yıkanmalıdır. Hastanın solunumunun durması durumunda suni tenefüs uygulanmalı ve hemen ardından hasta acilen hastaneye yetiştirilmelidir.

Unutmayınız ki, erken müdahale hayat kurtarır. Bu nedenle herhangi bir zehirlenme şüphesi durumunda acilen doktora başvurmalı ve gerekli önlemleri almalısınız. Aksi halde zehirlenmenin derecesine göre hastada hayati teh söz konusu olabilir.

Zehirlenme Belirtileri Nelerdir?

Zehirlenmenin şekli ve özelliğine göre farklı belirtilere neden olabilir. Hastanın nefesinde benzin veya tiner kokusuna benzer bir koku hissediliyorsa kimyasal zehirlenmeden şüphelenilirken; deride görülen kızarıklık veya yanık kişinin zehirli madde ile temasta bulunduğunu ifade eder.

 Zehirlenmenin nedenine veya derecesine bağlı olarak kişiden kişiye farklı belirtiler gözlemlenebilir. Zehirlenmenin belirtileri 1-2 gün sonra ortaya çıkabileceği gibi kısa süre içinde de gözlemlenebilir.

Özellikle gıda zehirlenmelerinde bozuk gıdanın ne kadar yendiğine bağlı olarak belirtilerin görülmesi 3 günü alabilir.

  • Bulanık görme 
  • Bilinç kaybı
  • İshal 
  • Kusma
  • Mide bulantısı 
  • Mide kramplar
  • Baş ağrısı 
  • Deride kızarıklık
  • Hastanın nefesindeki kimyasal koku (kimyasal zehirlenmelerde)

Zehirlenme Çeşitleri Nelerdir

Zehirlenme çeşitleri, gıda zehirlenmesi, gaz zehirlenmesi, yakıcı madde zehirlenmesi ve ilaç zehirlenmesi olmak üzere 4'e ayrılır. Hadi bunları hep birlikte inceleyelim.

1. Gıda Zehirlenmesi

En sık karşılaşılan zehirlenme, şüphesiz ki gıda zehirlenmeleridir. Tarihi geçmiş ve çeşitli bakterilere ev sahipliği yapan gıdaların tüketilmesi durumunda zehirlenme gerçekleşebilir. Özellikle yeterince pişmemiş et, tavuk ve balık gibi besinler gıda zehirlenmelerinin en sık karşılaşılan nedenleri arasındadır.

 Açıkta kalmış, tarihi geçmiş, dış görünüşü bozukmuş ve rengi değişmiş gıdaların tüketiminden kesinlikle uzak durmalısınız.

Özellikle hazır gıdaları almadan önce son kullanma tarihlerini kontrol etmeli ve son kullanma tarihi geçmiş veya son kullanma tarihine 2-3 gün kalmış ürünleri kesinlikle satın almamalısınız.

 Mide bulantısı, kusma, karın ağrısı ve ishal gibi belirtilere yol açan gıda zehirlenmeleri 1 saat içinde belirti gösterebileceği gibi 3 gün sonrasında da belirti gösterebilir.

Kusma ve ishal görülmesi durumunda zehirin atılmasını sağlayan doğal tedavi olarak görülsede gıdanın ne kadar tüketildiğine bağlı olarak hastanın bir an önce doktora başvurması gerekebilir. Gıda zehirlenmesi sorunu ile karşılaşan kişi, kusma ve ishalin yanı sıra çorba, haşlanmış patates, bol sulu gıdalar ve bol su tüketmelidir. Ancak her ihtimale karşı kişinin doktorunu arayarak gerekli bilgileri alması önerilir.

► Gıda Zehirlenmesi Belirtileri ve Tedavisi

2. Gaz Zehirlenmesi

Solunum yollarının tahriş olmasına neden olan gaz, buhar, duman ve yakıcılar nedeniyle meydana gelen zehirlenmelerdir. Kişinin nefes almasını zorlaştıran gaz zehirlenmeleri, göz yaşartıcı gazlar, klor gazı ve plastik madde dumanı gibi etkenler solunum yolunun tahriş olmasına neden olarak ciddi zehirlenmelere yol açabilir.

 Rölantide çalışan araba motoru, kömür sobası, ocaklar, apartmanların alt katında yer alan catlak borular ve iyi kurulmamış gazlı su ısıtma aygıtları yaydıkları gaz nedeniyle zehirlenmelere yol açabilir. Bir diğer dikkat edilmesi gereken durum ise evlerde yaşanma olasılığı oldukça yüksek olan temizlik maddelerinin neden olduğu zehirlenmelerdir.

Özellikle çamaşur suyu ile yapılacak temizliklerde tuvalet küvetine önceden soda konulmamış olmasına dikkat edilmelidir. Bu nedenle gaz zehirlenmelerine yol açacak her türlü faktörü göz önünde bulundurarak evde ve iş yerlerinizde gerekli önlemleri almanızı öneririz. Gaz zehirlenmeleri öncelikle baş ağrısı ve kusma ile kendini gösterir.

Kişinin hissettiği ciddi anlamdaki halsizlik, çevreden yardım istemesini önleyecek nitelikte olabilir. Bu nedenle birçok kişigaz zehirlenmesini gıda zehirlenmesi ile karıştırabilmektedir. Ancak gaz zehirlenmeleri ortamdaki diğer kişileri de etkileyebileceğinden ciddi anlamda hayati risk taşıyabilirler.

Bazı vakalarda iyileşme sağlanabilse de kişide ciddi beyin hasarları söz konusu olabilmektedir.

3. Yakıcı Madde Zehirlenmesi

Yakıcı madde zehirlenmeleri genellikle çocukların merak duygusu nedeniyle ortaya çıkmasıyla görülür. Çeşitli kap ve tüplerin içerisinde muhafaza edilen yakıcı maddeler çocukların içecek olduğunu düşünerek içmesiyle meydana gelir. Ağızdan mideye kadar pek çok bölümde hasar oluşturan yakıcı madde zehirlenmeleri oldukça ciddidir.

 Midenin delinmesinden yemek borusunun yanmasına kadar pek çok soruna neden olabilen yakıcı madde zehirlenmeleri, ses tonunda değişiklik, solunum güçlüğü, yutma güçlüğü, göğüs ağrısı, ağızda kızarıklık, ağızda ağrı ve yanma gibi belirtilerle kendini gösterir. Öncelikle yakıcı madde zehirlenmelerinde vakit kaybetmeden doktora başvurmanız önerilmektedir.

Ancak bunun öncesinde yakıcı maddenin bulunduğu şişe veya kabın üzeride bulunan alınabilecek önlem uyarılarını dikkatlice okumalı ve gerekli önlemleri aldıktan sonra bir an önce doktora başvurmalısınız. Yakıcı maddenin tüketilmesi durumunda ağız ve ağız çevresinin yaklaşık 10 dakika boyunca yıkanması önerilmektedir. Ancak yıkama işlemi sırasında kişinin su yutmamasına özen göstermelisiniz.

Suyun yanı sıra kişinin herhangi bir sıvı tüketmesi tahrişin artmasına neden olabilir.

4. İlaç Zehirlenmesi

İlaç zehirlenmesi sıkça rastlanılan zehirlenmelerin başında gelmektedir. Bilinçsiz ilaç kullanımı, çocukların merak duygusu beraberinde ilaç kullanması, yaşamama isteği ve aşırı ilaç kullanımı gibi durumlarda ilaç zehirlenmesi söz konusu olabilir.

 Organları doğrudan olumsuz yönde etkileyen ilaçlar, bazı durumlarda beyin ve merkezi sinir sisteminde de olumsuzlluklara yol açar.

Özellikle uyku ilaçları, ağrı kesiciler ve morfin özelliği taşıyan ilaçların bilinçsiz kullanımı ilaç zehirlenmelerine yol açabilir. Solunum bozukluğu, kalp-damar hastalıkları ve kan dolaşımı bozukluklarına neden olabilir.

İlaç zehirlenmelerinde hastanın acilen hastaneye görülmesi durumun ciddiyeti açısından önemlidir. Aksi halde böbrek, karaciğer, akyuvar üzerinde olumsuz etkiler gözlemlenebilir.

Neoldu.com / Sosyal Fayda 

Önerilen İçerik; Gıda Zehirlenmesi Belirtileri ve Tedavisi

UYARI !
İçeriğimizde yer alan yazılı ve görsel içerikler farklı kaynaklardan derlenerek oluşturulmuş, öneri ve bilgilendirme yazısıdır. Kesin teşhis ve tedavi niteliği taşımamaktadır. Herhangi bir sağlık sorunu karşısında mutlaka doktorunuza başvurunuz.

 Unutmayın sağlık sorunlarında uygulanan tedavi yöntemleri bireylerin biyolojisi, kalıtsal özellikleri, yaş, boy, kilo farklılıkları, alerjik yönleri ve bunlar gibi onlarca farklı duruma göre değişiklik gösterebilir.

Sağlık sorunlarınızın tedavisinde size ancak ve ancak doktorunuz yardımcı olabilir.

Источник: https://www.neoldu.com/zehirlenme-nedir-ve-cesitleri-nelerdir-11369h.htm

Zehirlenmelere Karşı Korunma Yolları

Temizlik Takıntısı Zehirlenmelere Yol Açıyor!

Evlerde yaşanan kaza veya olumsuz olayların en önemlilerinden biri de zehirlenme olaylarıdır. Besin, ilaç ve temizlik malzemeleri nedeniyle zehirlenmeler ciddi sonuçlar doğurabilecek ancak kolaylıkla önlem alabileceğimiz zehirlenmelerdir.

Besin Zehirlenmeleri

Besin zehirlenmeleri, genelde bozuk gıdalar, donmuş besinler ve su kaynaklı olarak yaşanmaktadır. Aniden başlaması, karın ağrısı, bulantı, kusma,ishal ve ateş gibi belirtiler gösterir.

Bozuk yani hasta hayvan etleri, en kolay zehirlenme yollarından biridir. Özellikle yaz aylarında yetersiz soğuk zincirden geçen et ve et ürünleri kolay bozulmaya elverişlidir.

Balık ve diğer su ürünleri de yetersiz şartlar altında kolay bozulabilen gıdalardır. Görüntüsü ve kokusu kötü olan etler kendisini belli edecektir. Bu tür etleri tüketmemek önemlidir.

Ayrıca et ve balık ürünlerini güvendiğiniz ve sürekli aldığınız bir yerden almanız faydalıdır.

Tavsiye Yazı : Bayat balık nasıl anlaşılır ?

Dondurulmuş gıdalar da çok dikkatimizi çekmeyen zehirlenme sebeplerindendir. Özellikle ev, tavuk ve deniz ürünleri temiz ve taze olarak dondurulmuş olmalıdır.

donmuş halde alıp, çözdürüp tekrar tekrar dondurduğumuz gıdaların bozulma ihtimali çok yüksektir.

Bu nedenle aldığımız besinleri dondururken küçük paketler halinde dondurmalı ve çözdüğümüz besinin tamamını pişirmeliyiz.

Besinleri yeterince pişirmek de zehirlenmelerin önüne geçme adına önemlidir. Az pişmiş besinlerin içindeki zararlı bakteriler zehirlenmeye yol açacaktır.

Sebze ve meyveleri yıkamadan yemek veya hiç yıkamamak da zehirlenmelere yol açabilir. Bu durum özellikle küçük çocuklarda daha hızlı etkisini gösterecektir.

Tarla ürünlerinin böceklere ve bozulmalara karşı ilaçlanması nedeniyle üzerilerinde kimyasal bir tabaka olur. Ayrıca toplanıp evimize ulaşana kadar bir çok farklı ortamdan geçtiği için üzerilerinde toz ve mikrop da birikir.

Bu nedenle sebze ve meyveleri yemeden önce iyice bol su ile yıkamak gereklidir.

Kullandığımız suların kirli olması da zehirlenme nedenlerindendir. Kaynağı bilinmeyen içme suları yerine denetim altındaki suları tüketmek en doğrusudur. Ayrıca evlerimizde kullandığımız şebeke suyunun da temizliğini kontrol etmemiz faydalıdır.

Şebekeden gelen suyun temizliği kadar binamızda bulunan su deposu ve su tesisatının temizliği de önemlidir. Bir çok eski evde, temiz su tesisatına ve depolara kanalizasyon karışma ihtimali vardır.

Depodan veya musluktan akan su yılda en az 1 kere kimyasal olarak kontrol edilmelidir.

Kırık ve çatlak yumurtalar, pastörize olmamış sür ürünleri ve uzun süre oda sıcaklığında bekletilmiş pişmiş gıdalar da zehirlenmeye sebep olabilir.

Ayrıca kesin olarak zehirsiz olduğuna emin olmadığımız mantarları da yememeliyiz.

İlaç zehirlenmeleri

Tarihi geçmiş, yan etkisi bilinmeyen veya kişiye uygun olmayan ilaçları tek başına veya diğer ilaçlarla beraber kullanımı, çok sık yaşanan ilaç zehirlenmesi olaylarına örnektir.

Bu gibi zehirlenmeleri önlemek için öncelikle evlerimizde ilaçları depoladığımız bir alan olmalıdır. Bu alan yani örneğin ecza dolabı doğrudan güneş görmeyen bir alanda bulunmalıdır. Bir çok ilaç oda sıcaklığında saklanmalıdır. Ayrıca ilaçlar çocukların ulaşamayacağı bir yerde olmalıdır.

Reçete ile kullanılan ilaçları reçete haricinde evde bulundurmamalıyız. Doktorun tavsiye ettiği sürede kullanmalı, tedavi bittiğinde ilaç bitmemiş olsa bile kalan ilacı imha etmeliyiz. Bu sayede ilacın istenmeyen şekilde kullanımını engellemiş oluruz.

Reçetesiz ve doktor kontrolünde olmayan ilaçları sadece tek başına kullanmalıyız. bir çok ilacın başka ilaçlarla etkileşimi söz konusudur ve bazıları zararlı olabilir.

İlaçları saklarken, üzerilerine ne ilacı olduğunu yazmakta da fayda vardır. bu sayede yanlış ilaç kullanımının da önüne geçme veya azaltma şansımız olabilir.

Temizlik malzemeleri zehirlenmeleri

Evde kullandığımız temizlik malzemeleri, hijyen açısından faydalı olsa da düşük dozda zehirli maddelerdir. Ayrıca böcek ve fare ilaçları ise doğrudan zehirli ve öldürücü etkisi olan kimyasal maddelerdir. Bu malzemelere solunum veya ağız yoluyla maruz kalmak zehirlenmelere yol açar.

Evlerde bu gibi temizlik ve haşere kimyasallarını sakladığımız ayrı bir alan bulunmalıdır. Bu alanın kilitli tutulması da çocukları koruma adına faydalı olacaktır.

Kimyasal malzemeleri depoladığımız alan kesinlikle doğrudan güneş ışığı görmemeli ve havalandırması olmalıdır. Evlerde kullanım dışı bırakılan ikinci tuvaletler bu amaçla kullanılabilir.

Temizlik malzemelerinin üzerine ne oldukları yazılmalıdır. Ayrıca hangi malzemelerin hangi diğer malzemeler ile kullanılmayacağı da dikkat edilmelidir.

Çamaşır suyu, tuz ruhu gibi güçlü temizlik malzemeleri ve haşere zehirleri mutlaka havalandırması olan alanlarda, eldiven giyerek kullanılmalıdır ve yapılan iş kısa sürede bitirilmelidir. Doğrudan ele veya yüze kimyasal temas ettiğinde bol su ile en az 5 dakika yıkanmalıdır.

Источник: https://www.isgnedir.com/zehirlenmelere-karsi-korunma-yollari/

Temizlik takıntısı depresyona sebep oluyor

Temizlik Takıntısı Zehirlenmelere Yol Açıyor!

Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Polikliniği Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Barış Önen Ünsalver, temizlik takıntısı yaşayan kişi ile yakın çevresinin bu durumdan olumsuz etkilendiğini ve hayatlarının kısıtlandığını belirterek şu değerlendirmelerde bulundu:

Temizlik takıntıya dönüştüğünde kısıtlamalar da başlıyor!

Temizlik takıntısı, obsesif kompulsif bozukluk, başka bir deyişle “takıntı” hastalığından bahsederken halkın aklına en fazla gelenlerdir. Bazı danışanlarımız kendi sıkıntılarını anlatmak için, “Bende titizlik hastalığı var” derler.

Hem bireysel hem de içinde yaşadığımız çevrenin temizliğine özen göstermek bir noktaya kadar hastalıkları uzak tutup daha konforlu ve daha sağlıklı bir hayat yaşamamızı sağlarken, temizlik bir takıntıya dönüştüğü aşamada hem bireyin hem de çevresinin hayatı kısıtlanmaya başlar.

“Temizlemezsem çok kötü şeyler olacak!”

Yıkama takıntısı olan kişiler, bulaşma sonrası eğer yıkama yapmazlarsa tehli bir çok olayın gerçekleşebileceğine dair yüksek bir beklenti duyarlar. Böylesine yüksek bir teh olasılığını göz önünde bulundurduklarında yıkama eylemini yapmaktan geri duramazlar.

Kişi, çevreyi pis olarak algılar ve bu pisliğin kendisine ya da bir başkasına bulaşması sonucu gelişeceğini düşündüğü zararları önleyebilmek adına kendini temizlemeye verir. Eğer belli yerlere dokunduktan sonra ellerini hemen yıkamazsa hastalanacağını düşünüp banyoya koşup elini sudan geçirip rahatlama yaşar.

Bazen bu rahatlamayı yaşayabilmek için elini birden fazla sayıda ve belki sadece belli bir sabunla yıkaması gerekebilir. Pislik algısı her zaman mikroplar ve hastalıklarla ilgili olmayabilir. Hatta kimi danışanlar pisliğin ne olduğunu tam tarif edemediklerini ancak hissettiklerini söylerler.

Bu pisliği yıkamazsa çocuğunun başına kötü bir şey geleceği düşüncesinde olduğu gibi, yıkama ihtiyacı gelecekteki olumsuz bir olasılıktan koruyucu nitelik taşır.

Asıl temizlenmesi gerekenler ertelenebilir

Temizlik takıntısı denince akla ilk el yıkama gelir ancak bir şeylerin pislikle bulaştığı düşüncesi ve buna eşlik eden yıkama davranışının bulunduğu farklı durumlar da vardır.

Mesela dışarıdan gelen bir torba pis olarak düşünülürse değdiği her yeri temizleme ihtiyacı yaşanabilir.

Ya da sokakta giyilen kaban dahil tüm kıyafetler pis görülüp eve gelir gelmez hepsini yıkama ihtiyacı duyulabilir.

Temizlik malzemeleri bile yıkanabiliyor

Bazıları evden misafirler gider gitmez koltuk kılıfı ve perde yıkayabilir. Temizlikle ilgili tutarsızlıklar da olabilir. Her tuvalet sonrası tüm kıyafetlerini çamaşır makinesine koyan bir kişi haftalardır vücut banyosu yapmıyor olabilir.

Temizleme töreni öylesine çok ayrıntı gerektirebilir ki kişi temizliğiyle başa çıkmakta zorlanacağını düşündüğü bazı yerleri temizlemekten kaçınabilir. Temizlik yapılan malzemeleri de temizleme ihtiyacı duyulabilir.

Kalıp sabunları yıkayanlar, temizlik bezlerini defalarca kaynatanlar, her yerin temizliği için ayrı bir temizlik bezi kullanıp bunları da çöpe atanlar olabilir. Bazıları da sadece kendilerini değil, yakınlarını da yıkamak isteyebilir.

Özellikle çocuklar evdeki temizlik takıntısı olan ebeveyni örnek alarak ileride temizlik takıntısı geliştirebilir.”

Kadınlarda daha yaygın

Temizlik takıntısının kadınlarda daha yaygın olduğunu belirten Ünsalver, bazı kadınların bununla gurur duyduğunu hatta yapılan muayenelerde bundan bir sorun olarak bahsetmediklerini vurguladı.

Hastalıklara yol açabilir

Yrd. Doç. Dr. Barış Önen Ünsalver, temizlik takıntısının cilt hastalıklarından depresyona kadar çeşitli hastalıklara da yol açabileceğini belirterek şunları söyledi:

“Yıkama ve temizlemeyle geçen süre zaman içerisinde artıp bazen günün tamamını kapsayabilir. Yıkamayla geçen sürenin artması suya ya da temizlik maddelerine temas eden cilt ve diğer yüzeylerin aşınmasına neden olabilir.

Ciltte kuruluktan kanamaya kadar geniş bir yelpazede etkilenme olabilir. Derimizin yüzeyinde bizi bazı dış etkenlere karşı koruyan yağ ve asitli tabaka sabunların etkisiyle kaybolduğundan deri enfeksiyonlara açık hale gelir. Saçlarda dökülme olabilir.

Eğer eşyalar, kıyafetler yıkanıyorsa bunlar kısa sürede yıpranacaktır.

Takıntılar şiddetlenip zaman içerisinde depresyon geliştiğinde depresyona bağlı enerji azalması temizlik yapmayı zorlaştırır. Bu durumda bir çok danışanımız temizlik yapamamak nedeniyle daha da fazla sıkıntı yaşar.

Temizlik takıntısı olan kişiler genellikle şikayetleri şiddetlenip gündelik hayatlarını olumsuz etkilediği dönemde tedaviye başvururlar. Tedavide hem bilişsel-davranışçı psikoterapiler hem de ilaç tedavilerinin yeri vardır. Bazı ileri vakalarda pislik algısı hezeyani bir boyut alabilir. Bu durumda hastanede yatarak tedavi dahi gerekebilir.”

İlgili yazılar

Diyet beceri işi 7 haftada öğrenilebilir!

Porfiria Hastası Kont Drakula

Porno düşkünlüğü bir bağımlılık mı?

Источник: https://indigodergisi.com/2016/02/temizlik-takintisi-obsesyon-depresyona-sebep-oluyor/

Zehirlenmeler ve Zehirlenmelerde İlk Yardım Yöntemleri – Sağlık Ocağım .NET

Temizlik Takıntısı Zehirlenmelere Yol Açıyor!

Belirli miktarda alındığında vücuda zarar veren maddelere zehir, zehirli maddelerin girmesi ile vücudun normal işlevinin ve fonksiyonlarının bozulmasına ise zehirlenme adı verilir.

Belirli miktarda alındığında vücuda zarar veren maddelere zehir, zehirli maddelerin girmesi ile vücudun normal işlevinin ve fonksiyonlarının bozulmasına ise zehirlenme adı verilir.

 İlaçlar, ev temizliğinde kullanılan maddeler, böcek öldürücü kimyasallar, bazı gazlar, buharlar, yangın dumanı, bazı bitkiler ve günlük yaşamda kullanılan çeşitli ürünler zehirlenmelere neden olabilir.

Zehirlenme türleri

Zehirli maddenin vücuda girme durumuna göre zehirlenmeler; sindirim, solunum ve deri (cilt) yolu ile zehirlenmeler şeklinde üç gruba ayrılır.

  • Sindirim yolu ile zehirlenme nasıl oluşur? Sindirim yolu ile zehirlenme zehirli maddenin sindirim yolundan vücuda girmesi ile meydana gelen ve oldukça sık rastlanan zehirlenme türüdür. Ev yaşamında özellikle 1-4 yaş arasındaki çocuklarda sindirim sistemi yolu ile zehirlenmelerin önemli yeri vardır.
  • Solunum yolu ile zehirlenmeler nasıl oluşur? Solunum yolu ile vücuda giren karbonmonoksit, karbondioksit, metan, klor gibi gazlar ile çeşitli yapıştırıcılar, boya ve benzeri gaz ya da buhar haldeki kimyasal maddelerden kaynaklanan zehirlenmelerdir.
  • Deri yolu ile zehirlenmeler nasıl oluşur? Deri yolu ile zehirlenme, zehirli maddenin vücuda böcek sokmaları, zehirli hayvan ısırması, ilaç enjeksiyonu şeklinde ya da doğrudan temas yolu ile emilerek (saç boyaları, böcek öldürücüler gibi) deri yolu ile girmesi sonucu ortaya çıkan zehirlenmelerdir.

Zehirlenme belirtileri

Zehirlenmelerde görülen belirtiler çok çeşitli olup, zehirli maddelerin niteliğine ve zehirli maddeden vücuda ne kadar girdiğine bağlıdır. Vücut sistemlerine bağlı olarak belirtiler değişiklik gösterir.

  • Zehirlenme sonrası sindirim sisteminde görülen belirtiler: Sindirim sisteminin bozulması sonucu bulantı, kusma, karın ağrısı, şiddetli ishal ve benzeri şikayetler meydana gelir.
  • Zehirlenme sonrası sinir sisteminde görülen belirtiler: Sinir sisteminin bozulması nedeni ile bilinç kaybı, havale, rahatsızlık hissi, kaslarda ağrı, hareketlerde uyumsuzluk gibi belirtiler ortaya çıkar.
  • Zehirlenme sonrası solunum sisteminde görülen belirtiler: Solunum sisteminin bozulmasına bağlı olarak solunum güçlüğü, morarma, solunumun durması, baş ağrısı, baş dönmesi, kulak çınlaması gibi belirtiler görülür.
  • Zehirlenme sonrası dolaşım sisteminde görülen belirtiler: Dolaşım sisteminin bozulması sonucu nabız ritminde ve sayısında değişiklikler, kalp durması gibi belirtiler görülür.

Ayrıca, zehirli maddenin vücuda giriş yoluna bağlı olarak dudaklarda ve ağız çevresinde yanıklar, ciltte kızarıklık ve benzeri bölgesel belirtiler görülebilir.

Zehirlenme nasıl oluşur

Sindirim yolu ile zehirlenmelerde ilk yardım yöntemleri

  • Sindirim sistemi zehirlenmelerinde öncelikle hasta veya yaralının bilinci kontrol edilir.
  • Hasta veya yaralının yaşam bulguları değerlendirilir.
  • Hasta veya yaralının bilinci yerinde ise ağzı su ile çalkalanır, elleri zehirli madde ile temas etmiş ise eller de yıkanmalıdır.
  • Hasta ya da yaralıya ağız yolu ile herhangi bir şey verilmez ve kusturulmaya çalışılmaz (Özellikle yakıcı madde zehirlenmelerinde hasta kusturulmamalıdır).
  • Zehirleyici maddenin tespiti için veri toplanmalı ve tıbbi yardım ekibine toplanan veriler yetiştirilmelidir.
  • Bilinç kaybı var ise hasta veya yaralıya koma pozisyonu verilmelidir.
  • Acil tıbbi yardım istenmelidir (112).

Not: Zehirli maddenin alımı sırasında tahriş olan sindirim kanalındaki hasar kusma ile daha da artabileceği için kesinlikle sindirim sistemi yolu ile zehirlenen kişi kusturulmaya çalışılmamalıdır.

Solunum yolu ile zehirlenmelerde ilk yardım yöntemleri

Öncelikle patlama ve yangınlara karşı olay yeri güvenlik önlemleri (gaz vanasının kapatılması, elektrik düğmelerine dokunulmaması, çakmak ya da kibrit çakılmaması, yoğun duman var ise maske ya da ıslak bez kullanılması), hasta veya yaralıyı çıkarmak için ip kullanılması ve benzeri önlemler alınmalıdır.

  • Solunum yolu zehirlenmelerinde hasta veya yaralı temiz havaya çıkartılır ya da mümkün ise cam, kapı açılarak ortam havalandırılır.
  • Hasta veya yaralının yaşam bulguları değerlendirilir. Gereken durumlarda temel yaşam desteği (suni solunum) verilir.
  • Hasta veya yaralının bilinci yerinde ise yarı oturur pozisyonda, hastanın bilinci kapalı ise koma pozisyonunda bekletilir.
  • Tıbbi yardım istenir (112).

Deri yolu ile zehirlenmelerde ilk yardım yöntemleri

  • Deri yolu ile zehirlenmelerde hasta veya yaralının ellerinin zehirli madde ile teması önlenir.
  • Hasta ya da yaralının yaşam bulguları değerlendirilir.
  • Hasta veya yaralının zehir bulaşmış giysileri çıkartılır.
  • Deri bol su ve sabun ile 15-20 dakika kadar süre ile yıkanır.
  • Tıbbi yardım istenir (112).

Not: Deri yolu ile zehirlenmelerde zehirli madde ne kadar çabuk vücuttan uzaklaştırılır ise emilim de o kadar az olacağı için giysilerin çıkarılması, zehirli madde bulaşmış vücut bölgelerinin yıkanması gibi önlemler ile zehirli madde vücuttan uzaklaştırılmaya çalışılır.

Yaşamsal fonksiyonların devamı sağlanır ve tıbbi yardım istenir.

Evde zehirlenme kazaları nasıl önlenir?

  • İlaçların ve temizlik malzemelerinin çocukların erişemeyeceği yerde ya da kilit altında saklanması önemlidir.
  • Yiyecek ve içecek kaplarına zehirli maddeleri koymamak, zehirli madde içeren kapları görünür şekilde etiketleyerek kilit altında saklamak gerekir.
  • Evlerde kullanılan gaz veya tüp ile çalışan cihaz veya araç ve gereçlerin bağlantılarının güvenli olması ve belirli aralıklar ile kontrol edilmesi gerekir.
  • Gaz veya tüp ile çalışan araç ve gereçlerin kullanıldığı ortamlardaki havalandırma bacalarının ya da pencerelerinin açık durması gerekir.
  • Ortamda gaz kokusu varlığında elektrik düğmeleri dokunulmamalı, kibrit, çakmak çakılmamalı, kıvılcım oluşturabilecek hareketlerden kaçınılması gereklidir.

Zehirlenme neden olur

Şoen zehirlenmeleri neden olur?

Şoen zehirlenmeleri, likit petrol gazı ile (LPG) çalışan şoenlerin 6 m küpten küçük ve havalandırması yetersiz mekanlarda kullanılması ile ortamdaki oksijenin hızlı bir şekilde tükenmesine bağlı olarak meydana gelir. Sanılanın aksine LPG zehirli değildir; ancak kapalı ortamda belli miktarda gaz birikmesi patlama nedeni olabilir.

Karbonmonoksit zehirlenmesi neden olur?

Karbonmonoksit gazı renksiz, kokusuz, havadan hafif ve rahatsız edici olmayan bir gazdır.

Karbonmonoksit gazı kanın oksijen taşımasını önlediği için hücre ve dokuların oksijensiz kalması sonucu zehirlenmeye neden olur. Karbonmonoksit zehirlenmeleri endüstriyel merkezlerde oldukça sık karşılaşılan zehirlenmelerdir.

Karbonmonoksit gazı yoğun olarak eksoz gazları, gaz ve kömür ısıtıcıları, mangal kömürleri, kuyular ve derin çukurlarda bulunur.

Karbonmonoksit zehirlenmesi belirtileri

  • Yorgunluk
  • Huzursuzluk
  • Bulantı, kusma
  • Baş dönmesi
  • Karıncalanma
  • Cilt ve tırnaklarda kısa süreli kiraz kırmızısı renk değişimi
  • Göğüs ağrısı (anjina)
  • Çarpıntı (taşikardi)
  • Tansiyon düşüklüğü (hipotansiyon)
  • Koma durumu ve solunum durması, kalp durması gibi belirtiler, karbonmonoksit zehirlenmelerinde görülen belirtiler arasındadır.

Şoen ve karbonmonoksit zehirlenmelerinde ilk yardım

  • Karbonmonoksit zehirlenmesinde hasta veya yaralı bulunduğu ortamdan uzaklaştırılır.
  • Hasta veya yaralı mümkün olduğunca hareket ettirilmez.
  • Hasta veya yaralının solunum yolu açıklığı sağlanır.
  • Tıbbi yardım istenir (112).

Şoen zehirlenmeleri nasıl önlenir?

  • Şoen zehirlenmesinden korunmak için şoen iyi çeken bir bacaya bağlanmalıdır.
  • Bulunduğu alanın havalandırması yeterli olmalıdır.
  • Şoen ile tüp bağlantısı arasındaki bağlantı hortumunun uzunluğu en az 125 santim olmalıdır.
  • Banyo kapısı içeriden kilitlenmemeli ve banyoda bulunan kişi belli aralıklar ile kontrol edilmelidir.

Benzer sağlık yazıları

Источник: https://www.saglikocagim.net/zehirlenmeler-ve-zehirlenmelerde-ilk-yardim-yontemleri/

Takıntılar genlerden geliyor

Temizlik Takıntısı Zehirlenmelere Yol Açıyor!

Her birimiz günlük hayatımızda bir şeylere takılıyoruz. Perdenin pilelerinin düzgün olmaması, eşyaların farklı yöne bakmaması, doğalgazı, su musluklarını ve kapıların birkaç kez kontrol edilmesi bu takıldığımız şeyler arasında olabiliyor.

Bunlardan hiçbiri yoksa bile 'Ne yapayım takılıyorum işte' deyip belli başlı konularda daha hassas davranabiliyoruz.

Peki bu takıldığımız şeyler bizi nasıl etkiliyor? Klinik Psikolog Cengiz Demirsoy'a takıntılarımızı sorduk, işte aldığımız yanıtlar…

Günlük hayatımızda 'taktım' dediğimiz şeylerin çok olması bizim takıntılı biri olduğumuzu gösterir mi?

Günlük hayatta ‘takıntı’ dediğimiz şeyler aslında klinik anlamdaki takıntı ile aynı değildir. Takıntıyı gündelik hayatta ‘ben şu konuya taktım’, ‘şu adama taktım’ cümleleri ile kullanıyoruz ancak takıntı hastalığı dediğimiz bir hastalık var ve bu günlük hayatta kullandığımız ‘takıntı’ ile aynı değil.

Takıntı hastalığı dediğimiz şey aslında obsesif kompulsif bozukluktur. Obsesyon, takıntı demektir. Bunun özelliği ise kişinin aklına gelen görüntüler, düşünceler ve hislerin tekrarlanmasıdır. Obsesyonun bir diğer özelliği ise bunların kişi için rahatsız edici ve onu huzursuz edici olmasıdır.

Günlük hayatta kullandığımız takıntı kelimesiyle ise aslında o taktığımız şeyle uğraşmak istediğimizi ifade ederiz. Dolayısıyla günlük hayatta kullandığımız takıntı kelimesi ve klinik anlamda kullandığımız takıntı kelimesinin birbiri ile alakası bulunmamaktadır.

Obsesyonda kişi o düşünceden, görüntüden, histen uzaklaşmak, kaçmak ister; istememesine rağmen bunun tekrar tekrar gelmesi kişiyi huzursuzlaştırır. Peki bu durumda kişi başka ne yapar? Kişi böyle durumlarda gelen düşünceyi aklından def etmek, onun sıkıntısından kurtulmak için birtakım eylemlere girişir. Bunlara da kompulsiyon denir.

Nedir mesela? Temizlik takıntısı ise sürekli aklına kirli olduğu düşüncesi gelir ya da bir yere değdiğinde kirli hisseder kendini ve bu kişiyi rahatsız eder. Bunun sonucunda da kişi gidip elini yıkar.

Bunu gündelik hayatta belki hepimiz yaparız ancak temizlik takıntısı olan kişi elini yıkasa da o düşünceden kurtulamaz, hala eli kirli gibidir ve elini tekrar yıkar. Tekrarlar bir süre devam eder. Yani obsesyon bir rahatsızlık verir, kompulsiyon da o rahatsızlığı gidermek için kişinin bulduğu çarelerdir. Mesela eşcinsellik takıntısı da böyledir.

“Ahmet'e baktım, ne yakışıklı çocuk dedim. Beğendim mi ben onu? Yoksa ben eşcinsel miyim? Bakarken kızardım mı acaba? Niye göğsüne baktım?” soruları akılda dolanır ve tekrar tekrar kişi, bu soruları kendine sorar.

Sonra kişi bu obsesyondan dolayı rahatsız olur ve internetten eçcinsellik ile ilgili okumalar yapıp kendisinin eçcinsel olmadığını ortaya koyacak kanıtlar bulmaya çalışır. Bu durumda işin kötü tarafı bu kompulsiyonların sonunun gelmemesidir. Çünkü kişi bir türlü ikna olmaz. Dolayısıyla günlük hayatta 'taktım' dediğimiz şeyler bir hisse de bir insan ilişkisi ise de belli bir süre olur ve geçer. Ancak gerçek takıntılar günlük hayattakinden çok daha ciddi süreçlerden geçilmesine neden olur.

Peki, takıntı bu hali alınca hayatı nasıl etkiler?

Bu kişinin hayatını çok önemli bir şekilde etkiler.

İletişim kurduğunuz insanların sözlerini aklınızdan geçenler nedeniyle duyamaz olursunuz, bir konu üzerinde çalışıyorsanız tekrar tekrar okuduğunuz yerleri okumak durumunda kalırsınız, konsantre olamazsınız; temizlik takıntınız varsa biri ile tokalaşamazsınız, başka bir kişinin değdiği, dokunduğu yere dokunamazsınız. Tüm bunlar gündelik hayatı felç etmeye kadar giden bir süreçtir. Hayatın bütün alanlarına yayılabilecek şekilde çok ciddi etkileri olan bir hastalıktır obsesif kompulsif hastalığı.

Takıntının şiddetini, bir uzmana danışmamızın gerektiğini nasıl anlarız? “Takıntılı olduğumu nasıl anlarım?” sorusunu soran kişilere yanıtınız nedir?

Kişi eğer belli türden düşünceleri belli bir süre sonra kesemiyorsa, hala bir huzursuzluk hissediyorsa, o düşünce tekrar tekrar geliyorsa artık bir uzmana başvurmak gerekmektedir. Çünkü kişinin kendi yaptığı stratejiler giderek artacak, kartopu gibi büyümeye başlayacaktır.

Mesela temizlik hastalığı olan kişi ellerini defalarca yıkasa da bir yerde o temizlik hissini alamayacaktır. Eşcinsellik takıntısı olan kişi zamanla çevresinden uzaklaşmaya başlayacaktır. Dolayısıyla kişi, o konunun hayatında kapladığı yerin artmaya başladığını görüyorsa biz uzmana gelmesi lazım.

Çünkü kendisinin doğal olarak izlediği stratejiler, kaçınmalar, önlemler onu çıkmaza sokar.

Bu takıntıların altında yatan sebepler kişiye bağlıdır tabii ki ancak genel bir çerçeve ile nedenlerini sıralayacak olursak… Takıntılarımızın altında yatan nedenler nelerdir?

'Neden kişilerde takıntı olur?' sorusunun çeşitli açıklamaları vardır. Genetik yatkınlık teorisi var mesela.

Yapılan çalışmalarda takıntılı kişilerin ailelerindeki başka bir kişide takıntı olabiliyor ve dolayısıyla ırsi bir geçiş söz konusu olabiliyor. Bir de yetiştirilmede belli bir tarz görüyoruz.

Takıntılı kişilerin yetiştirilme tarzında, katı yetiştirme tarzının olduğunu; siyah ve beyazların, doğru ve yanlışların fazla olduğu ortamda yetiştiğini görüyoruz.

Katı yetiştiriliş tarzı nedeni ile takıntılı bir kişide din, cinsellik, temizlik gibi konularda, bu konular siyah ya da beyaz olduğu için katı tutumlar gelişir. Hayatında karşısına çıkan gri alanlarda ise onu siyah-beyaz gibi yapmaya çalışır ve çuvallar. Bu nedenle hem genetik hem de yetiştiriliş tarzı önemlidir.

Takıntıların hayatımıza olumlu bir katkısı var mıdır?

Takıntı dediğimizde onun iyi bir yönünden bahsedemeyiz. Çünkü takıntılardan bahsettiğimizde 'Bu çocuğun okul takıntısı var, o zaman okulda iyi çalışır' ya da 'Temizlik takıntısı var, titiz olur' gibi gelebilir ancak bu titizliği ve okul sevgisini, belli bir konuya olan ilgisini aşan bir şeydir.

Son olarak devamlı 'vesveseli olmak, sürekli mutlu olmayı ve sevilmeyi istemek, takdir görme arzusu' birer takıntı mıdır?

Vesvese, kaygı-kuruntu anlamında daha çok kullanılıyor ama takıntı anlamında da terminolojide kullanılabiliyor. Eğer bu durum sürekli düşünceler, obsesyonlar şeklinde ise evet takıntı olabilir.

Ancak mutlu olmayı, sevilmeyi ve takdir görmeyi istemek genel insan talepleridir. Ama tabii ki bunun boyutları önemlidir.

Herkesten takdir görmek istemek, takdir görmediğinde kırılmasına; herkesin onu beğenmesini istemek, beğenmediğinde özgüvenini yitirmesine neden oluyorsa buna başka türden bir psikolojik sorun diyebiliriz.

Röportaj: Dilay Argün

Источник: https://hthayat.haberturk.com/yasam/roportajlar/haber/1054896-takintili-oldugumu-nasil-anlarim

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.