Tip 1 Diyabet 5 yaş altına indi!

içerik

Tip 1 Diyabet ve Tip 2 Diyabet Hakkında Bilmeniz Gereken Her Şey

Tip 1 Diyabet 5 yaş altına indi!
Woman outdoors looking at camera

Diyabet 2 türdür, tip 1 diyabetinsüline bağımlı diyabettir.

Burada söz konusu olan genelde doğuştan, nadiren de daha ileri yaşlarda bağışıklık sisteminin pankreasa saldırarak insülin hormonu üreten hücreleri baskılaması sonucu ortaya çıkan bir sağlık sorunudur.

Bir Tip 1 diyabet hastası yaşamsal metabolik faaliyetlerinin devamlılığı için insülin enjeksiyonlarına mahkûmdur.

Tip 2 diyabet ise genetik eğilim rol oynasa da, esas sorumlu yanlış beslenme ve hareketsiz bir yaşamdır. Adeta çağın vebası haline gelen tip 2 diyabet, beslenme yanlışları ortadan kalktığında tam şifayla iyileşen bir hastalıktır.

Tüm diyabet hastalarının % 95’i tip 2 diyabet hastasıdır. Tıp dünyasının -aslen çok iyi bildiği- bu gerçeği unutması ve diyabeti ilaçla tedavi etmeye çalışmasının sonucunda, tamamen iyileşebilecek bir hasta, Tip 1 diyabette olduğu gibi insülin enjeksiyonlarına bağımlı bir hale gelmektir.

Şekeri yüksek olanların, kilo vermek için düşük kalorili diyet uygulaması doğru mu?

Doğru bir adım atmışsınız ama ilerlediğiniz yol yanlış. Doğru bir adım, çünkü şekerinizin yüksek çıkması beslenme düzeninizde bir değişiklik yapmanız gerektiği yolunda vücudunuzun size verdiği bir sinyaldir. Ama yol yanlış. Çünkü şekerinizi kontrol altına almak için düşük kalorili değil düşük glisemik indeksli bir diyet yapmanız gerekiyor.

Yani kaloriye falan takmayın, önemli olan yediğiniz yiyeceklerin vücutta şeker dalgalanmalarına yol açıp açmadığıdır. Bunu da yiyeceklerin glisemik indeksi belirler. Mesela yumurta, et, tavuk, sakatat, peynir, tereyağı yediğinizde hem kendinizi saatlerce tok hissedersiniz hem de kan şekeriniz dengeli seyreder. Neden? Çünkü bu yiyeceklerin glisemik indeksi sıfırdır.

Bunların yanına yine düşük glisemik indeksli sebzeler, salatalar eklediğinizde ise kan şekerinizin de, sağlığınızın da kontrolünü elinize almış olursunuz.

Seneler boyu tereyağı, zeytinyağı gibi sağlıklı yağlardan bucak bucak kaçmamızın ardında da kalori kısıtlaması saçmalığı yatıyor.

Vücudun günlük kalori ihtiyacını belirleyip, ‘bu sınırın içinde kal da ne yersin ye’ diyen bir sistem tamamen saçmalıktır.

Son derece önemli besin maddeleri içeren 70 kalori değerindeki bir yumurtayı, içi boyalar, katkı maddeleriyle dolu 70 kalorilik bir şekerlemeyle bir tutmak tam bir fiyaskodur. Düşünün hala bu yaklaşımla hastalarına beslenme önerileri veren diyetisyenler var!

Diyabet hastasıyım, kullandığım ilaçlar bir süre iyi gelmişti ama birkaç aydır, kan şekeri değerlerim yüksek seyrediyor. Doktorum daha yüksek bir doza geçilmesi gerektiğini söyledi. Ne yapmalıyım?

İşte diyabet ilaçları ile ilgili en önemli sorunlardan biriyle karşı karşıyasınız. Bu ilaçlar hastalığı tedavi etmez sadece maskeler. Bir süre sonra aldığınız doz şekerinizi dengelemeye yetmez daha yüksek bir doza başlamak zorunda kalırsınız.

Bu insülin iğnesine kadar giden bir yolculuktur. İğneye başladığınızda da bir süre sonra yine dozu artırmak zorunda kalırsınız.

Üstelik kan şekeriniz ilaçlar sayesinde düzgün seyrediyor gibi görünse de, Tip 2 diyabet vücuda hasar vermeye devam eder. Diyetinizden, egzersiz yapıp yapmadığınızdan bahsetmemişsiniz.

Doktorunuzun ilaçların mutlak tedavi olduğu şeklinde bir yaklaşımı olduğunu tahmin ediyorum.

Hatta bu mutlak tedaviyi verirken “Biraz da yediğinize içtiğinize dikkat ederseniz iyi olur” tavsiyesinde bulunmuştur. Tip 2 diyabet söz konusu olduğunda genel eğilim budur ve kesinlikle hatalıdır! Klinik tecrübelerime ve bilimsel kanıtlara dayanarak Tip2 diyabetin tam şifa ile iyileşebilen bir hastalık olduğunu, ilaçların ise hastalığı tedavi etmek bir yana derinleştirdiğini biliyorum.

Bir an önce bu kısır döngüden kurtulmanız gerekiyor.

Tip 2 diyabet (Şeker Hastalığı) ilaçsız tedavi olur mu?

Olur. Bunu tıp eğitimi alan herkes bilir –ya da bilmesi gerekir. Neden? Çünkü tüm ders kitaplarında yer alan bir bilgidir bu. Doğru bir beslenme modeli ve egzersiz diyabetin tam şifa ile iyileşebilmesinde altın standartlardır.

Daha ilk kontrolde hastasına diyabet ilacı veren doktor büyük bir yanlış yapıyordur. Neden? Çünkü ilaçlar diyabeti tedavi falan etmez, aksine daha vahim bir tablonun oluşmasına zemin hazırlar. Şekeriniz normal değerlerin biraz üstünde seyrediyor diye doktora gidersiniz, doktor hemen ilaç verir ve bir de bakmışsınız birkaç sene sonra kendinize insülin iğnesi yapmaya başlamışsınız.

Hastalığı kendi seyrine bıraksanız dahi bu kadar karanlık bir tabloyla karşılaşmazsınız! Sorunuza geri dönüyorum: Evet Tip 2 Diyabet tedavi edilebilen bir sağlık sorunudur, hem de % 95 başarı şansı vardır.

Yani bu ne demek? Hastaların sadece % 5’i ilaç kullanmak zorundadır.

Ama gelin bunu “Ne yiyorsun, nasıl besleniyorsun?” diye sormaya tenezzül bile etmeden önüne gelene diyabet ilacı yazan ‘uzmanlara’ anlatın!

Şeker hastasıyım nasıl bir diyet uygulamam gerekiyor?

Öncelikle buğdayı ve tüm buğday ürünlerini hayatınızdan çıkaracaksınız. Bu yelpazenin içine makarna, kurabiye, pasta, her çeşit ekmek, börek gibi yiyecekler giriyor. Özellikle genetiğine müdahale edilmiş buğday, hem gluten hassasiyetini hem de diyabet hastalığını tetikleyen önemli bir tehdittir.

Kan şekerinin bir anda fırlatan glisemik indeksi yüksek pilavdan, patatesten uzak durmalı, meyvelerle aranıza mesafe koymalısınız. Paketlerde satılan, katkı maddeleriyle dolu kalorisi bol besleyici değeri sıfır yiyeceklerden, sadece diyabetle savaşan değil sağlıklı yaşamak isteyen herkes bucak bucak kaçmalı.

Süt bol miktarda laktoz içerir ve diyetinizde yer almamalı. Daha detaylı bir beslenme rehberi için Tip 2 Diyabet İyileşir yazımı okumanızı tavsiye ediyorum.

Ailemdeki herkes şeker hastası, ben de ihtiyatlı olmak adına sabahları mutlaka kan şekerimi kontrol ediyorum ve şekerim normal çıkıyor. Başka dikkat etmem gereken bir husus var mı?

İhtiyatlı olmanız son derece akıllıca. Genetik miras önemli ama yaşam seçimlerinin çok daha önemli olduğunu sakın unutmayın. Genetiğinizde yazılı olan bir hastalık, siz doğru beslenir, hareket ederseniz yeşerecek toprak bulamaz. Ama şu hususa dikkatinizi çekmek isterim;

sadece açlık şekerini ölçmek size kan şekerinizin dengeli olup olmadığını göstermek için yeterli veri sağlayamaz. Mutlaka tokluk şekerinizi de ölçmeniz gerekiyor.

Akşam yemeğinde ağzınıza attığınız ilk lokmadan tam iki saat sonra, yaptığınız ölçüm tokluk şekerinizi gösterir. Çoğu hastada açlık şekeri kabul edilebilir değerlerde iken tokluk şekeri çok yüksek olabiliyor.

Kan şekerinizin nasıl seyrettiğini gösteren son derece önemli bir test daha var: HbA1c.

Kan şekerine bağlı olarak alyuvarlarda oluşan bir proteini ölçen bu test üç aylık ortalama kan şekeri hakkında bilgi verir. Ayrıca açlık insülin seviyesi de mutlaka ölçülmesi gereken bir değerdir. Açlık insülin seviyesinin 5’in altında olmasını tavsiye ediyorum. Ölçümleriniz dışında yediklerinize, içtiklerinize dikkat etmeyi, hareketli bir yaşam sürmeyi de ihmal etmeyin lütfen.

Doktorum Tip 2 Diyabet hastası olduğumu söyledi. İlaç ve kilo fazlam olmadığı halde egzersiz önerdi? Yoğun bir iş tempo var, zayıfım da, sadece ilaç alsam, egzersiz yapmasam olur mu?

Olmaz, mutlaka egzersiz yapmalısınız. Çünkü egzersiz diyabete karşı en etkili silahlarınızdan biridir. Düzenli egzersiz kan şekerini kontrol altında tutar. Bunun arkasındaki mekanizmayı basit bir şekilde anlatmak gerekirse; egzersiz sırasında kandaki şeker kaslar tarafından kullanılır, dolayısıyla da kan şekeri seviyesi dengelenmiş olur.

Doktorunuz egzersiz önermekte haklı ama diyetinize müdahale etmemiş olması yanlış. Hele hele “diyet ve egzersizle kontrol altına alınabilecek bir sağlık sorunu” için hemen ilaca başlaması daha da yanlış. Tırnak içindekileri ben değil tüm ders kitapları söylüyor. Kendisini ve tüm hekimleri tıp ders kitaplarında yazılı bu temel bilgiyi hatırlamaya davet ediyorum!

İlaç tedavisi, sorunu tedavi etmez sadece baskılar ve zaman içinde giderek daha yüksek dozda ilaca, en sonunda da insülin iğnesine bağımlı hale gelirsiniz. Zayıf olmanız tabii ki lehinize bir durum, ama bu doğru beslendiğiniz anlamına gelmiyor! Zaten Tip 2 diyabet teşhisi konmuş olması da beslenme modelinizin yanlış olduğunun en iyi göstergesi.

Makarnayı, ekmeği, böreği, çöreği kısacası tüm buğday ürünlerini, pirinci, pilavı, tatlıyı, işlenmiş gıdaları hayatınızdan çıkarın.

Et, balık, tavuk, ciğer, yumurta gibi hayvansal protein kaynakları, zeytinyağı, tereyağı gibi sağlıklı yağlar ve mevsim sebzelerinden bir diyet kan şekerinizi dengelemeye yardımcı olacaktır -tabii egzersizle birlikte. Egzersiz kelimesini duyup da korkmayın lütfen.

Her gün düzenli olarak yürümeye gayret edin ve bir saati hedefleyin.

Ayrıca hemen ilaç yazmak yerine, hayatınızdaki olumlu değişikliklerin kan şekerinizi dengelemeye yeterli olup olmadığını görmeye hevesli bir doktorla yola devam etmenizi öneriyorum.

Çünkü Tip 2 diyabet hastalarının neredeyse tamamı doğru bir beslenme ve hareketli bir yaşam ile tam şifa ile tedavi olur. Hemen diyabet ilacı reçete eden bir doktor, dersini iyi çalışmamıştır.

Şeker hastalığının böbrekleri, gözleri vurduğunu hatta bunamaya neden olduğunu duydum, doğru mu?

Hepsi doğru. Kalp krizinin en önemli nedenlerinden biri diyabettir. Alzheimer ve diyabet arasında da yakın bir ilişki olduğunu gösteren önemli bulgular var. Böbrek yetmezliği, gözlerde körlüğe kadar giden harabiyet, iyileşmeyen ayak yaraları, sinirlerdeki hasar yüzünden meydana gelen vücut ağrıları da diyabetle el ele yürüyen ciddi sağlık sorunlarıdır.

Kısacası karşınızda tüm sistemi sinsice iflas noktasına getiren ölümcül bir hastalık var.

Источник: https://www.mutluvesaglikli.com/tip1-tip2-diyabet-hakkinda-her-sey/

Diyabet çocuklarda da çok yaygın!

Tip 1 Diyabet 5 yaş altına indi!

İnsülin, vücutta şeker dengesini denetleyen en önemli hormonların başında geliyor. Bu hormon, hücreler için beslenme kaynağı olan şekerin hücre içine girmesinde anahtar görevi görüyor. Diyabet yani şeker hastalığı da işte bu insülin hormonlarındaki bozulmalardan kaynaklanıyor. Son yıllardadiyabet çocukluk çağında da sıklıkla görülüyor.

Tip 1 diyabet, Tip 2 diyabetten daha agresif!

Diyabetin Tip 1 ve Tip 2 olmak üzere iki temel çeşidi bulunuyor. Eskiden Tip 2 diyabete daha çok ileri yaşlarda rastlanırken, günümüzde çocukluk çağında aşırı kilo artışına bağlı olarak çokça görülüyor.

Genellikle 5-7 yaş ve ergenlik döneminde görülen Tip 1 diyabete ise, artık 5 yaş altında, hatta bebeklerde dahi rastlanıyor. Tip 2 diyabetin başlangıcı sinsi ilerliyor ve ilk dönemlerde çok bulgu vermiyor. Tip 1 diyabet olarak adlandırılan türde de ailede diyabetli kimse yoksa belirtiler fark edilemeyebiliyor.

Tip 1, Tip 2 diyabetten farklı olarak çok daha hızlı ilerliyor ve genellikle durum kötüye gittiğinde doktora başvurulmuş oluyor.

Geceleri altını ıslatabilir
Diyabette vücut, yüksek şekeri önce idrarla atmaya çalışıyor. Şeker atılırken su da atılacağından daha fazla idrara çıkma başlanıyor. Diyabetli kişilerde görülen sık idrara çıkma isteği nedeniyle günlük tuvalete gitme sayısında artış oluyor.

Kişi artık geceleri de tuvalete kalkmaya başlıyor. Çocuklarda ise bu durum aniden başlayan gece altını ıslatma şeklinde kendini gösteriyor. Öte yandan vücut, idrarla kaybedilen suyu yerine koymak için su içme isteğini uyararak su tüketimini artırıyor.

Su içilmediği takdirde ağızda kuruluk hissi ortaya çıkıyor.

Tip 1 diyabet domino etkisi yaratıyor
Özellikle Tip 1 diyabetlilerde, hücre düzeyinde bir açlık durumu söz konusu olduğunda karaciğere enerji göndermesi için sinyaller gönderiliyor.

Bu defa karaciğer, enerji elde etmek için yağları yakmaya başlıyor. Tüm bu çabalara rağmen hücre içine enerji giremiyor. Bu durumda da iştahın açılması ve çok yemeye rağmen kilo alamama hatta kilo kaybı görülmeye başlanıyor.

Hücrenin enerjisiz kalması halsizliğe, yorgunluğa neden oluyor.

Diyabet belirtilerine dikkat!

Yüksek şeker düzeyine bağlı, yaraların geç iyileşmesi, kız çocuklarında genital bölgede inatçı mantar enfeksiyonlarına bağlı sürekli kaşıntı ve kızarıklık da diyabetin bulgusu olabiliyor.

Karaciğerin enerji elde etmek için yağların yakması karın ağrısı, kusma gibi şikâyetlere neden olabiliyor. Bu şikayetler idrar yolu enfeksiyonu, ishal, kabızlık gibi karın ağrısına neden olan diğer hastalıklarla karışabiliyor.

Durum şiddetlendiğinde; hızlı nefes alıp-verme ortaya çıkıyor ve özellikle küçük çocuklar yanlışlıkla gribal enfeksiyon veya bronşit tanısı alabiliyor.


Diyabetik komaya giriyor

Takip eden bulgular; ağızda çürük meyve kokusu, yanaklarda kızarıklık, sıvı kaybına bağlı deride yumuşama şeklinde oluyor.

En şiddetlenmiş durum ise ‘diyabetik ketoasidoz’ adı verilen bir tür koma halidir. Son derece tehli olan bu durum özellikle Tip 1 diyabetli çocuklarda çok yaygın görülüyor.

Tanı konulması ne kadar gecikirse diyabetik komanın oluşma ihtimali de o kadar artıyor.

Diyabet testi ile teşhis ediliyor
Diyabete bağlı şikâyetler olduğunda tanı konulması için açlık ve tokluk kan şekeri düzeyine bakılması gerekiyor.

Açlık kan şekerinin 126 mg/dl, rastgele bakılan kan şekerinin veya yemekten 2 saat sonra bakılan (tokluk) kan şekerinin 200 mg/dl ölçülmesi tanı konulmasına yardımcı oluyor. Özellikle Tip 2 diyabetten şüpheleniliyorsa, şeker yükleme testi yapılarak tanı doğrulanmaya çalışılıyor.

Üç aylık vücut şeker düzeyi konusunda fikir almak için de ‘HbA1c’ denilen ölçüm yöntemi kullanılıyor.

Başka hastalıklarla karıştırılıyor
Diyabet tanısından sonra çocukların ve ailelerinin yaşam tarzını mutlaka değiştirmesi gerekiyor. Düzgün takip ve kurallara uyulduğu müddetçe çocuklar, sağlıklı bir şekilde büyüyebiliyor.

Diyabetin başlangıç bulguları, çocukluk döneminde görülen başka pek çok sağlık sorunuyla karıştırılabiliyor. Bu nedenle erken evrede tanı koymak oldukça güç hale geliyor. Oysa ki çocuklar ne kadar erken dönemde tanı alırlarsa o kadar az zarar görüyorlar.

Bunun için de diyabetin bulgularının bilinmesi, en önemlisi de çocuklarda da olabileceği ihtimalinin her zaman düşünülmesi gerekiyor.

Video: Diyabeti tetikleyen etmenler nelerdir?

İlginizi çekebilir

Diyabette kışa özel 10 altın kural

Diyabetin 7 önemli sinyali

İnsülin direnci diyabete yol açabilir!

Şeker bağımlılığından kurtulmanın yolları

Diyabetiniz varsa besinleri böyle tüketin!

Paylaş

Источник: https://www.acibadem.com.tr/Hayat/Bilgi/diyabet-cocuklarda-da-cok-yaygin

Tip 1 diyabet hastalarında diyet tedavisi ve egzersiz önerileri

Tip 1 Diyabet 5 yaş altına indi!

Bu yazımızda Tip 1 diyabet hastalarının yaşam kalitesini önemli oranda yükselten diyet tedavisi ve egzersiz uygulamaları hakkında genel bilgiler vermeye çalışacağım.

Tip 1 diyabet: Nedenleri ve risk faktörleri

Genetik ve çevresel faktörler, belirli virüslere maruz kalmak gibi pek çok faktör tip 1 diyabet gelişimine neden olabilir. Tip 1 diyabet, genel olarak ilkokula başlama döneminde ve adolesan çağında daha sık rastlanmakla birlikte, herhangi bir yaşta görülme riski vardır.

Günümüzde tip 1 diyabetin kesin tedavisi veya korunma yöntemi yoktur, ancak iyi bir takip ile hastalık iyi yönetilebilir ve hastanın zarar görmesi önlenebilir. Bu nedenle hastaların takibi ve onlara yönelik beslenme ve egzersiz programlarının hazırlanması büyük bir öneme sahiptir.

Mevcut tedavi yöntemleri ve takip olanakları ile tip 1 diyabetli hastaların, geçmişteki döneme göre daha uzun ömürlü ve sağlıklı oldukları bilinmektedir.

Tip 1 diyabet tedavisinin erken dönemdeki ana amacı; diyabetik ketoasidoz ve aşırı yüksek hiperglisemiyi tedavi etmektir.

Yeni tanı konulan tip 1 diyabetli hastaların durumları stabil olana kadar hastanede gözetim altında olmalarında yarar vardır.

 Tedavinin uzun dönemdeki amaçları ise; belirtileri azaltmak ve diyabetle ilişkili göz, böbrek, sinir, ayak ve kalp-damar hasarlarını önlemektir.

Hiperglisemi nedir, neden olur? Belirtileri ve tedavisi

Tip 1 diyabet tanısı almış her hastanın ömürboyu;

  • İnsülin kullanmak
  • Düzenli olarak egzersiz yapmak
  • Sağlıklı kiloda olmak ve bunu korumak
  • Dengeli ve düzenli beslenmek
  • Evde kan şekerini takip etmek için söz vermesi gereklidir.

Tip 1 diyabetli hastalar için beslenme çok önemli bir konu olarak ele alınmalıdır. Bu kişilerin her gün aynı saatlerde yemek yemesi, ayrıca önerilen beslenme planı ve gıda seçeneklerine uyması gerekmektedir. Diyabet hastalarının doktorlarının yönlendirmesi ile deneyimli bir diyetisyenden yardım alınması şiddetle önerilen bir konudur.

Diyabet hastaları için bilimsel beslenme önerileri ve uyarılar

Popüler inanışın aksine, aslında diyabet diyeti diye bir olgu yoktur. Artık diyabetlilere ömür boyu sıkıcı, yasaklayıcı veya kısıtlı diyetler önerilmemektedir. Tam tersine diyabetlilere meyve, sebze ve tam taneli tahıllardan zengin bir beslenme planı sunulmaktadır. Çünkü bu tür gıdaların besleyici değerleri yüksek, buna karşılık yağ ve enerji içerikleri ise düşüktür.

Tip 1 diyabetli hastaların yedikleri gıdalardaki karbonhidrat miktarlarını bilmesi önemlidir. Bu nedenle hastaların beslenme programları ve nitelikleri konusunda bilgilendirilmesi önemlidir.

Hekimler ve diyet uzmanları tedavi planı yaparken “karbonhidrat/insülin oranı”nın hesaplanması konusunda hastayı bilgilendirmeli ve hasta kaç gram karbonhidrat aldığında bir ünite insülin yapması gerekeceğini öğretmelidir.

Şeker hastalığı (diyabet) nedir? Belirtileri ve tedavisi

Tip 1 diyabet hastaları için fiziksel aktite önerileri

Fiziksel aktivite tip 1 diyabet hastaları için önemli bir konudur ve günlük rutin programa alınması hasta için büyük faydalar sağlayacaktır. Hastaların düzenli egzersiz yapması, kan şekerini düşürerek diyabet kontrolüne yardımcı olur. Egzersiz, aynı zamanda fazla kalorileri yakarak sağlıklı kiloya ulaşmayı kolaylaştırır.

 Diyabetli kişilerin haftada en az 5 gün ve günde en az 30 dakika süreli yürüme, koşma, yüzme, bisiklete binme gibi aerobik egzersizleri yapması önerilmektedir. Bununla beraber gerilme ve kuvvet artırıcı egzersizler de önemlidir. Hastalar yoğun bir egzersiz programına başlamadan önce, mutlaka hekimine danışmalıdır.

Tip 1 diyabetli kişilerin egzersizden önce, egzersiz sırasında ve sonrasında uymaları gerekli pek çok kural vardır.

Tip 1 diyabet egzersiz programı uygulama kuralları 

  • Uygulayacağınız programın size uygun olup olmadığını doktorunuza danışın.
  • Giydiğiniz ayakkabıların egzersiz için uygun olup olmadığını öğrenin.
  • Vücudunuzun kondüsyonunu da sağlayacak, eğlenceli aktiviteleri tercih edin.
  • Egzersizi haftanın en az beş günü, mümkünse aynı saatlerde yapmaya çalışın.
  • Egzersizden önce ve sonra kan şekerinizi ölçün.
  • Egzersiz esnasında ya da egzersizden sonra kan şekerinizin aniden düşme ihtimaline karşı yanınızda hızlı emilen kabonhidratlı yiyecekler bulundurun.
  • Diyabetiniz olduğunu gösterecek bilezik veya kolye takın ya da kartvizit kullanın.
  • Olası bir acil durum halinde kullanmak üzere, yanınızda cep telefonu bulundurun.
  • Egzersizden önce, egzersiz sırasında ve sonrasında ek sıvı alın.
  • Egzersizin süresini veya şiddetini değiştirdiğinizde, kan şekerini uygun aralıkta tutmak için beslenme ve insülinde değişiklikler yapılması gerektiğini unutmayın.

Tip 1 diyabeti olan hastalar için önerilen diyet halkın geneline verilen genel tavsiyelerden pek farklı değildir, yani enerji, besinler, eser elementler ve minerallerin dengeli bir alımını sağlayan sağlıklı bir diyet. Enerji alımı hastanın bireysel ihtiyaçlarına göre ayarlanır ve aşırı kilonun gelişmesinden kaçınılır.

 Öğünler ve ara öğünler hastanın günlük rutinine, mevcut insülin tedavisine ve egzersiz miktarına göre planlanmalıdır.

Modern insülin pompaları ve çoklu günlük enjeksiyonları içeren rejimler (“bazal bolus rejimleri”), yemek zamanı alınan insülin (bolus) dozunun öğünün miktarına ve özellikle de karbonhidrat miktarına karşılık gelmesi koşuluyla, öğünlerin zamanlaması ve miktarı açısından büyük ölçüde esnekliğe imkan vermektedir. Yetişkin hastalar için özel öğünplanlaması gerekli değildir. Amaç hastaya, kan şekeri ölçümlerinden yararlanarak ve karbonhidratların miktarını değerlendirerek bolus dozunu öğününe göre nasıl ayarlayacağını öğretmektir.

Diyabetli çoçukların bakımı ve beslenme önerileri

Bazal insülin olarak eğer uzun etkili insülin glarjin veya insülin detemir kullanılıyorsa, karbonhidratlı gıdalar tüketilirken daima hızlı etkili insülinden (insani insülin analogları: insülin lispro, aspart veya glulisin) bir bolus enjeksiyonu yapılmalıdır.

(karbonhidratlar egzersize hazırlamak veya hipoglisemi tedavisi için verilmediği takdirde) Ancak, öğün vaktinde bolus enjeksiyonu olarak kullanılan kısa etkili insani insülin (çözünür insülin), hem o sırada yenilecek öğünü hem de daha sonraki bir ara öğünü karşılayacak şekilde tasarlanmıştır.

 Günde iki veya üç enjeksiyonu gerektiren rejimler daha katıdır ve hem öğünler hem de karbonhidrat miktarlarının önceden enjekte edilen insüline göre ayarlanması gerekir. Tip 1 diyabetlilerde kardiyovasküler hastalık riski yüksektir.

Karbonhidrat alımına ek olarak diyet tedavisinin kardiyovasküler risk faktörlerini de dikkate alarak diyetin genel anlamda sağlıklı bir diyet olmasını sağlaması gerekir.

 Öğünlerin planlamasına yardımcı olmak üzere, örneğin tabak modeli gibi birçok pratik rehber mevcuttur. Yağlar toplam enerji alımın en fazla%25–35’ini oluşturmalıdır.

 Uygulamada bu, tam yağlı süt, katılaştırılmış bitkisel yağlar ve yağ içeriği yüksek et ürünlerinin tüketimini sınırlandırmak anlamına gelmektedir. Doymamış yağlar ve balık tüketimi teşvik edilmelidir.

https://www.medikalakademi.com.tr/diyabet-korunma-beslenme/

Önerilen protein oranı toplam enerji alımının %10-20’si kadarıdır. Eğer hastada diyabet ile bağlantılı nefropati varsa, tedavi için bir diyetisyenin değerlendirmesi ve tavsiyesi gereklidir. Uzun vadeli hedef, toplam enerjinin yaklaşık yarısının karbonhidratlardan elde etmek olmalıdır.

 Öğün vaktinde yapılan insülin enjeksiyonu, farklı günler ve farklı öğünlerdeki besinsel değişikliklere göre ayarlanır. Genel görüşe göre, tip 1 diyabeti olan bir hasta için asgari karbonhidrat alımı yaklaşık 130 g/24 saat olmalıdır; böylece karaciğerde glikoz üretiminden bağımsız olarak glikoz teminini sağlar.

 Hipertansif hastalarda tuz alımı da kısıtlanmalıdır.

Alkol, zehirlenmeye yol açacak miktarlarda tüketilmemelidir.

Alkol, kanda glikoz konsantrasyonunu düşürür ve insülin gereksinimini azaltır ve bu nedenle kanda glikoz seviyelerine dikkat edilmezse şiddetli hipoglisemiye sebep olabilir.

Diğer taraftan tatlı alkollü içecekler kanda glikoz konsantrasyonunu yükseltebilirler. Öğün vakti için insülin dozunu hesaplarken alkolün içerdiği karbonhidrat miktarı hesaba katılmaz.

Egzersiz fiziksel zindeliği geliştirir ve ruhsal durumu iyileştirir. Kanda glikozu daha iyi kontrol etmesinin yanı sıra hiperlipidemi, obezite ve insülin hassasiyeti üzerinde de faydalı etkisi vardır.
Kanda glikoz konsantrasyonu egzersiz sırasında, egzersizden hemen sonra veya egzersizden birkaç saat sonra aşırı derecede düşebilir.

 Yorucu veya uzun süreli egzersiz sırasında, egzersiz süresince etkin olan insülin dozu azaltılmalıdır ve/veya karbonhidratların miktarı arttırılmalıdır. Hasta, kendi kan glikoz seviyesini ölçerek, fiziksel aktiviteye göre insülin ve karbonhidrat alımını nasıl ayarlayacağını öğrenecektir.

 Yorucu veya uzun süreli egzersizle bağlantılı olarak, özellikle akşam saatlerinde yapılırsa, gece vakti ektili olacak insülin dozunun da azaltılması gerekir.

Fazladan “bol karbonhidrat” yenen döneme ek olarak, insülin miktarı çok düşükse veya fiziksel faaliyet aracılığıyla ortaya çıkan stres hormonları insülinin etkisine ağır basıyorsa, kanda glikoz konsantrasyonu egzersiz sırasında yükselecektir.

Kanda glikoz konsantrasyonundaki değişiklikler

  • kandaki insülin seviyesine
  • egzersizin süresi ve yoğunluğuna
  • antrenman deneyimi ve kasların formuna
  • egzersizden önce ve sonrasında tüketilen gıdalara bağlıdır.

Tip 1 diyabet hastaları için egzersiz önerileri

  • Kan glikozu, ketonlar ile 15 mmol/l ‘den daha yüksekse egzersiz yapmaktan kaçının.
  • Kan glikozu ketonlar ile veya ketonlar olmaksızın 17 mmol/l’den daha yüksekse fiziksel aktivite konusunda temkinli olmak gerekir.
  • Egzersiz öncesindeki kan glikozu seviyeniz 5-6 mmol/l’den daha düşükse bir miktar karbonhidrat tüketin, örn. suyla seyreltilmiş bir bardak taze sıkılmış meyve suyu (= 20 gr karbonhidrat).
  • Egzersiz öncesi ve egzersiz sonrası kan glikozu seviyenizi ölçerek, egzersiz yapmanın kan glikozunu nasıl etkilediğini öğrenin.
  • İnsülin dozunda veya gıda miktarında değişikliklere izin veren durumları belirleyin.
  • Farklı egzersiz türlerinin kan glikozu seviyenizi nasıl etkilediğini belirlemeye çalışın.
  • Gerekirse, egzersiz sırasında hipoglisemiyi önlemek amacıyla fazladan karbonhidrat tüketin.
  • Egzersiz öncesinde ve egzersiz sırasında birer saatlik aralarla (20-30gr/saat), bireysel gereksinim ve kan glikozu seviyelerine uygun olarak fazladan karbonhidrat tüketin.
  • Hem egzersiz sırasında hem de egzersiz sonrasında yanınızda daima karbonhidrat içeren gıda/içecek bulundurun.Hızlı etkili insülinin pik etki süresi sırasında(1-2 saat) yoğun egzersizden kaçının veya dozu azaltın.
  • Egzersiz öncesinde, kullanılan insülin türüne ve egzersizle bağlantılı olarak, enjeksiyonun zamanlamasına göre insülin miktarını %20-50’ye kadar azaltın.
  • Değerlendirme bireysel olarak yapılacak; kan glikozu doğrultusunda; hastaların hepsinde gerekli değil
  • Yoğun egzersizden sonra kan glikozunuzu izlemeye devam edin. Eğer kan glikozu seviyeniz daha sonra düşerse, karbonhidrat tüketerek bunu düzeltin.
  • Kendi deneyiminize ve kan glikozu ölçümünüze dayanarak , egzersiz sonrasındaki gece boyunca etkili olan insülin dozunu %10-20 oranında azaltma gereği duyabilirsiniz.Kaynak:KDTRehberi

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/tip-1-diyabet-hastalarinda-diyet-tedavisi-egzersiz-onerileri/

Tip 1 Diyabet Dosyası: Nedenleri, Belirtileri, Tedavisi

Tip 1 Diyabet 5 yaş altına indi!

Tip 1 Diyabette hastaların kendilerine insülin enjekte etmeleri gerekir.

Tip 1 Diyabet, bağışıklık sisteminin pankreastaki beta hücreleri adı verilen hücreleri yok etmesi durumudur. Bu beta hücreleri insülin üretimini gerçekleştirmektedir. Bu yazımızda tip 1 diyabet belirtileri ve tip 1 diyabet tedavisi hakkında detaylı bilgi bulabilirsiniz.

İnsülin Ne İşe Yarar?

Peki insülin hormonu nedir? İnsülin şekeri, yani glukozu vücut dokularına taşımaya yardımcı olan bir hormondur. Hücreler bu hormonu yakıt olarak kullanır.

Tip 1 diyabet nedeniyle beta hücreleri zarar gördüğünde bu süreç gerçekleşmez. İnsülinin mevcut olmaması nedeniyle glükoz hücrelere doğru hareket etmek yerine kanda birikir. Bu da kan şekerinin yüksek olmasına neden olur. Kan şekerinin yüksek olması aşağıdaki durumlara yol açar:

  • Dehidrasyon: Kanda şeker oranı yüksek olduğunda daha sık idrara çıkılır. İdrar, vücudun fazla şekerden kurtulma yöntemi haline gelir. Boşaltım sisteminden çok fazla sıvı çıkışı olması nedeniyle vücut susuz kalır.
  • Kilo kaybı: İdrar yoluyla atılan glukoz kalorileri de alıp götürür. Bu nedenle kan şekeri yüksek olan kişiler kilo kaybı yaşayabilir. Dehidrasyon da buna katkı sağlar.
  • Diyabetik Ketoasidoz: Vücudunuz yakıt olarak kullanmak üzere yeterince glukoz alamazsa, bunun yerine yağ hücrelerini kullanır. Bu süreç keton adı verilen kimyasalların ortaya çıkmasına neden olur. Karaciğeriniz de buna yardımcı olmak için depoladığı şekeri bırakır. Ancak insülin olmadığında vücudunuz bu şekeri kullanamaz, dolayısıyla bu şeker asidik ketonlarla birlikte kanda birikir. Ekstra glükoz, dehidrasyon ve asit birikiminin bir araya gelmesiyle “ketoasidoz” adı verilen durum ortaya çıkar ve derhal müdahale edilmediği takdirde ölümcül olabilir.

Tip 1 Diyabet Kimlerde Görülür?

Tip 1 Diyabet nadir bir hastalıktır. Diyabet hastalarının yalnızca %5’i tip 1 diyabet hastasıdır. Tip 1 diyabet beyazlarda zencilere göre daha yaygındır. Kadınlarda ve erkeklerde eşit sıklıkta görülür. Çoğunlukla 20 yaşından önce ortaya çıkmakla beraber, daha ileri yaşlarda da görülebilir.

Tip 1 Diyabetin Nedeni Nedir?

Uzmanlar tip 1 diyabete yol açan şeyin ne olduğunun tam olarak bilinmediğini belirtiyor. Ancak genlerin bir rol oynayabileceğini ekliyorlar.

Ayrıca tip 1 diyabetin bağışıklık sisteminin pankreasa yönelmesine neden olan bir virüsün neden olabileceği bilinmektedir. Tip 1 diyabet hastalarının çoğunda otoantikor adı verilen bu atak belirtileri görülmektedir.

Tip 1 diyabet Grave hastalığı veya vitiligo gibi diğer otoimmun hastalıkları ile birlikte görülebilir.

Tip 1 Diyabetin Belirtileri Nelerdir?

Tip 1 diyabet belirtileri kolaylıkla dikkat çekmeyebilir. Ancak daha şiddetli belirtiler de görülebilir. Tip 1 diyabet belirtileri arasında şunlar yer alır:

Tip 1 diyabette acil durum belirtileri şunlardır:

  • Baş dönmesi ve zihin bulanıklığı
  • Hızlı nefes alma ihtiyacı
  • Burunda meyve kokusu hissedilmesi
  • Karın bölgesinde ağrı
  • Bilinç kaybı

Tip 1 Diyabet Nasıl Teşhis Edilir?

Doktorunuz tip 1 diyabetten şüphelendiği takdirde kan şekeri düzeyini kontrol edecektir. Yeterli insülin bulunmadığında vücudunuzun ürettiği glukoz veya kimyasalları tespit etmek için idrar testi isteyebilir.

Mevcut bilgiler ışığında tip 1 diyabetin kesin olarak önlenmesi mümkün değildir.

Tip 1 Diyabet Tedavisi Nasıl Yapılır?

Tip 1 diyabet hastalarının çoğu uzun ve sağlıklı yaşarlar. Sağlıklarını korumanın en iyi yolu kan şekerini doktorun tavsiye ettiği aralıklarda tutmaktır. Kişinin kan şekerini düzenli olarak ölçmesi ve insülini, yiyeceklerini ve aktivitelerini buna göre ayarlaması gerekir.

Bütün tip 1 diyabet hastaları kan şekerini belirli bir düzeyde tutmak için insülin iğnesi kullanmak zorundadır.

Doktorunuz insülin hakkında konuşurken 3 temel husustan bahsedecektir:

  • “Başlangıç” insülinin kana karışıp kan şekerini düşürmesi için geçmesi gereken süreyi ifade eder.
  • “Doruk zamanı” insülinin kan şekerini düşürme görevini yerine getirdiği süreyi ifade eder.
  • “Süre” başlangıçtan itibaren ne kadar süreyle çalışmaya devam ettiğidir.

İnsülin Türleri Nelerdir?

İnsülinin birçok türü mevcuttur:

  • Hızlı çalışan insülin 15 dakika içerisinde çalışmaya başlar. Alındıktan yaklaşık 1 saat sonra doruk noktasına ulaşır ve yaklaşık 2-4 saat boyunca çalışmaya devam eder.
  • Düzenli veya kısa çalışan insülin 30 dakika içerisinde çalışmaya başlar. 2-3 saat içerisinde doruk noktasına ulaşır ve 3-6 saat boyunca çalışmaya devam eder.
  • Orta hızla çalışan eden insülin enjeksiyondan itibaren 2-4 saat boyunca kana karışmaz. 4-12 saat içerisinde doruk noktasına ulaşır ve 12-18 saat boyunca çalışmaya devam eder.
  • Uzun süreli çalışan insülinin sisteme karışması uzun sürer ve yaklaşık 24 saat boyunca çalışmaya devam eder.

Doktorunuz gün içerisinde 2 farklı insülin türü için 2 enjeksiyon ile başlamanızı önerebilir. Zamanla günde üç veya dört enjeksiyona çıkılabilir.

İnsülin çoğunlukla viyal adı verilen küçük bir şişe içerisinde gelir. Ucunda iğne olan bir şırınga yardımıyla insülin çekilir ve kişiye enjekte edilir.

Bunun yanı sıra içi insülin ile dolu olan kalemler de kullanılmaktadır. Bir de solunan türü vardır. Vücutta taşınan ve küçük bir tüp yardımıyla insülini vücuda gönderen bir cihaz da kullanılmaktadır.

Hangi insülin alım türünün kullanılacağını doktorunuzla görüşünüz.

Yaşam Tarzı Değişiklikleri

Tip 1 diyabet tedavisinde egzersiz çok önemlidir. Ancak bu egzersiz tek başına yeterli değildir. İnsülin dozunu dengelemek ve yenilen yiyeceklere dikkat etmek de en az egzersiz kadar önemlidir.

Bilgi güçtür. Bu nedenle bir aktiviteye başlamadan önce, başladıktan sonra ve aktiviteyi tamamlamanızın ardından kan şekerini ölçmeniz, bu aktivitenin sizi nasıl etkilediği hakkında ipucu verecektir. Bazı aktiviteler kan şekerini yükseltirken, bazıları yükseltmez. Kan şekerinin çok fazla düşmesini engellemek için insülini düşürebeilir veya küçük bir ara öğün yapabilirsiniz.

Test yüksek çıktıysa keton testini gerçekleştirin. Keton testi normal sonuç verirse egzersizi yapabilirsiniz. Bu da yüksek ise egzersizi erteleyin.

Ayrıca yiyeceklerin de kan şekerinizi nasıl etkilediğini anlamanız gerekmektedir. Karbonhidratların, yağların ve proteinlerin tip 1 diyabette oynadığı rolü bilirseniz, kan şekerinizi olması gereken düzeyde tutacak sağlıklı bir beslenme planı inşa edebilirsiniz. Diyetisyeniniz bu konuda size yardımcı olacaktır.

Tip 1 Diyabet Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Tip 1 diyabet kontrol altına alınmadığı takdirde hayati teh oluşturabilir.

  • Retinopati: Bu göz problemi 15 yıldan fazla süredir tip 1 diyabet hastası olan kişilerin yaklaşık %80’inde görülmektedir. Retinopati ergenlikten önce nadiren görülmektedir. Retinopatiyi engellemek için kan şekerinizi, tansiyonunuzu, kolesterolünüzü ve trigliseritlerinizi kontrol etmelisiniz.
  • Böbrek Hasarı: Tip 1 diyabet hastalarının yaklaşık %20-%30’unda nefropati görülmektedir. Nefropati riski zaman içerisinde artmaktadır. Diyabet başlangıcından sonraki 15-25 yıl içerisinde ortaya çıkma ihtimali yüksektir. Nefropati, böbrek yetmezliği ve kalp hastalığı gibi ciddi sorunlara yol açabilir.
  • Kan Dolaşımının Zayıf olması ve Sinir Hasarı: Sinirlerin zarar görmesi ve arterlerin sertleşmesi ayaklarda hissizleşmeye yol açabilir ve ayaklara giden kanı azaltabilir. Bu durum açık yaraların iyileşmesini zorlaştırır. Bu durum ortaya çıktığında hasta bacağını tamamen kaybedebilir. Sinir hasarı, mide bulantısı, kusma ve ishal gibi sindirim sorunlarına da yol açabilir.

Источник: https://www.iyibakkendine.com/tip-1-diyabet-nedenleri-belirtileri-tedavisi-insulin/

Prof. Dr. Oğuzhan Deyneli

Tip 1 Diyabet 5 yaş altına indi!

Kişisel Bilgilerinizin gizliliğinin korunması Novo Nordisk için önemlidir. Bu çerçevede hazırladığımız Gizlilik Politikamızın kısa bir özetini aşağıda bulabilirsiniz.

İşbu Gizlilik Politikası’nın amacı, websitemizde ne tür bilgiler topladığımız, bunları nasıl sakladığımız ve kullandığımız, bu bilgileri hangi koşullar altında işleyip açıklayabileceğimiz konularında sizleri tam olarak aydınlatmaktır.

BU INTERNET SİTESİNİ KULLANARAK, BİLGİLERİN BU GİZLİLİK POLİTİKASINDA BELİRTİLDİĞİ BİÇİMİYLE İŞLENMESİNİ, TOPLANMASINI, SAKLANMASINI VE KULLANILMASINI ONAYLAMIŞ OLUYORSUNUZ.

Ziyaretçi/kullanıcı kişisel verileri NovoNordisk tarafından görevlendirilen firma PortalGrup İnternet Hizmetleri ve Yazılım Geliştirme Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. (“Portalgrup”) tarafından tutulacaktır. Herhangi bir kişisel verinizi tarafımıza sunmadan da sitemizden faydalanabilirsiniz.

İnternet sitemizde paylaştığınız kişisel bilgilerinize her zaman erişim hakkınızın bulunduğu ve bu bilgilerin silinmesi, değiştirilmesi ve güncellenmesini her zaman talep edebileceğinizi belirtmek isteriz.

Kişisel bilgilerinizi bu internet sitesinde bildirmenizden sonra, siz bize aksi şekilde bir talimat vermedikçe, bu bilgiler bizden istediğiniz hizmeti size sunduğumuz sürece ya da yasalar bunu istediği sürece Portalgrup tarafından saklanacaktır.

1. Gizlilik Taahhüdü

“Kişisel Veriler” terimi, bu Gizlilik Politikasında kullanıldığı biçimiyle, size düzenli aylık bilgilendirme amaçlı e-bülten gönderimi için kullanılabilecek e-posta adresinizdir. Kanuni zorunluluklar haricinde Kişisel Veriler yalnızca işbu Gizlilik Politikası uyarınca işlenecek ve Portalgrup tarafından tutulacaktır.

İnternet sitemizde paylaştığınız bilgilerin bir kısmı, sizin yaşadığınız ülkeden farklı veri koruma kanunları olan başka ülkelerde yer alan bilgisayarlarca depolanıp işlenebilir. Bu tür durumlarda, bizler asgari olarak ülkenizde mevcut veri koruma kanunlarınca sağlanan korumanın bu bilgiler bakımından da sağlanacağını temin ediyor olacağız.

2. Kişisel Verilerin Kullanım Amacı

Aksi belirtilmediği takdirde, bu site yoluyla toplanan bilgileri, sitemizin içeriğini geliştirmek, siteyi tercihleriniz temelinde ihtiyaçlarınıza göre düzenlemek, (eğer talep etmişseniz) size bilgi sunmak amacıyla, kendi pazarlama ve araştırma amaçlarımız için ve belirtilen diğer herhangi bir amaç için kullanabiliriz. Ayrıca bu site aracılığıyla, kişisel nitelikte olmayan edinilmiş bilgilerin tümünden tamamen faydalanabiliriz.

İşbu internet sitesi kapsamında, ziyaretçi/kullanıcılar tarafından kendi rızaları doğrultusunda siteye sunulan kişisel veriler Portalgrup tarafından saklanmakta ve işlenmekte olup, bu veriler NovoNordisk ile paylaşılmamaktadır.

İşbu internet sitesi kapsamında; Portalgrup tarafından ziyaretçi/kullanıcılardan toplanan kişisel veriler, kanunlarca açıkça aksi öngörülmediği sürece, NovoNordisk adına kurulan diğer websitelerinde Portalgrup veya NovoNordisk’e bağlı diğer ajanslar tarafından uzaktan hizmet verilmesine yarayacak bilgiler niteliğindedir. Bu uzaktan hizmetler kişisel bilgilerin Novo Nordisk ile paylaşılmasına yol açmayacak olup şu alanları içermektedir:

• Kişisel iletişim hizmetleri (veri alışverişi) • Genel iletişim veya bilgi iletişim hizmetleri

• İnternetin kullanımıyla bağlantılı hizmetler

Kişisel veriler ancak Portalgrup tarafından mevzuat gereğince veya ziyaretçi/kullanıcının muvafakatiyle alınacaktır. Ancak bu bilgilerin Portalgrup tarafından kullanımında muvafakat aranmayacaktır.

Ayrıca, sitemize sunduğunuz kişisel bilgileri ve iletişim bilgileri Portalgrup tarafından pazar araştırması vb. hizmetler için kullanılabilecektir.

3. Kişisel Verilerin Açıklanmaması

Portalgrup tarafından toplanan kişisel verileriniz, bu Gizlilik Politikasında belirtilenler dışındaki üçüncü şahıslara verilmeyecek, açıklanmayacak ya da başka şekilde ifşa edilmeyecektir.

Kişisel verileriniz, verilerin asıl toplanma amacına uygun olarak işlenmesi ya da bu internet sitesinin yararlılığının değerlendirilmesi, veri yönetimi ya da teknik destek gibi amaçlarla işlenmesi için Portalgrup adına hareket eden üçüncü şahıslarla da paylaşılabilinir.

Bu sitenin ticari faaliyetlerinin ya da bunların bir kısmının satılması veya devir edilmesi durumunda; söz konusu satış veya devirle bağlantılı olarak, sizden alınan Kişisel Veriler Portalgrup tarafından satın veya devir alan üçüncü şahıslara aktarılabilecektir; böyle bir durumda alıcının veya devir edilen tarafın Kişisel Verileri bu Gizlilik Politikasına uygun olarak kullanmasını temin edeceğiz. Yürürlükte bulunan yasaların, mahkeme kararlarının ya da kamu kurumları tarafından alınan kararlar uyarınca ya da yurt içinde ya da yurt dışında cezai ya da başka hukuki soruşturma ya da kovuşturmaların desteklenmesi amacıyla Kişisel Veriler üçüncü şahıslara açıklanabilecektir.

4. Erişim, Düzeltme, Silme ya da İtiraz Hakkı

Portalgrup tarafından toplanan kişisel verilerinizin her işlenmesinde bu verilerin toplanma amacına uygun olarak doğru ve güncel tutulmasını sağlamak için gereken makul düzeydeki önlemleri almaktayız.

Anılan veri işleme uygulamasının bu politikada belirtildiği biçimiyle meşru amaçlar ya da yasalara uygunluk doğrultusunda işlenmediği takdirde Kişisel Verilerinizin işlenmesine itiraz edebilmenize olanak sağlayacağız.

Portalgrup ile elektronik posta veya telefon aracılığı ile irtibata geçerek her türlü Kişisel Verinizin Portalgrup tarafından düzeltilmesini, güncellenmesini ya da silinmesini talep edebilirsiniz.

Kişisel verilerin silinmesine ilişkin talepler, aksi kanunlarca açıkça öngörülmediği müddetçe (örneğin sizin izninizle alınmış kişisel verilerinizle ilgili olarak görülen mahkeme nezdinde bir dava ile bağlantılı olarak) bizim için bağlayıcılığı olan geçerli her türlü yasal ve etik bildirim, belge dosyalama ya da tutma yükümlülüklerine tabidir.

5. Güvenlik Ve Gizlilik

Bilgisayar bağlantılı olarak Portalgrup tarafından toplanan kişisel verilerinizin güvenliğini ve gizliliğini sağlamak için güvenli veri ağlarının yanı sıra endüstri standartlarında güvenlik duvarı ve veri koruma uygulamaları kullanmaktayız.

Kişisel Verilerinizin Portalgrup tarafından işlenmesi sırasında, bilgilerin kaybolmasını, kötüye kullanılmasını, açıklanmasını, değiştirilmesini, yok edilmesini; bu bilgilere izinsiz erişimi önleyecek biçimde makul düzeyde önlemler almaktayız.

Ancak NovoNordisk, Kişisel Verileri korumak üzere belirli prosedür ve standartlara tabi olarak makul önlemler almakta ve bu önlemleri teknolojik gelişmeler ışığında güncellemekte ise de; İnternet üzerindeki güvenlik önlemlerini atlatmak ya da bu verilere müdahale etmek isteyebilecek kişilere karşı tam bir güvenlik garantisi vermemektedir.

6.Otomatik olarak alınan bilgiler

Ziyaret tarih ve saatiniz, bilgisayarınızın IP adresi, bağlı bulunduğunuz domain gibi bilgiler, internet site istatistiklerini oluşturan programlarca kaydedilir. Bu bilgiler kişisel değildir ve sadece internet site trafiğinin analiz edilmesi ve sitenin geliştirilmesi için kullanılır.

Kişisel olmayan bilgiler, sorduğunuz sorular ya da paylaştığınız yorumlar, fikirler ve öneriler gibi şahsi olmayan bilgilerden veya tarafımızca toplanabilecek ve herhangi bir Kişisel Bilgi ile bağlantılı olmayan bilgilerden oluşmaktadır. Kişisel olmayan ve gizlilik taşımayan bilgiler olarak değerlendirilecek ve tarafınıza karşı herhangi bir yükümlülük taşımaksızın, herhangi bir amaç için ve herhangi bir surette ifşa edilebilecek ve/veya kullanılabilecektir.

7. Çerezler (cookies)

İnternet sitemiz diğer pekçok internet sitesi gibi “cookie” adlı bir teknolojiyi kullanmaktadır. Bu teknoloji sayesinde bizi tekrar ziyaret ettiğinizde sizi hatırlamamız mümkün olabilmektedir. “Cookie”ler kişisel bilgiler içermez ancak bir kullanıcının şifresi, sitede ziyaret ettiği sayfalar, ziyaret tarihi vs.

gibi bilgileri güvenli bir şekilde saklayabilir. “Cookie”ler sabit diskinizden dosya alınması, epostalarınızın okunması veya bilgisayarınıza virüs taşınması için kullanılamaz. İsterseniz tarayıcı programınızı bu teknolojiyi kullanmayacak şekilde ayarlayabilir ve “cookie”leri sabit diskinizden silebilirsiniz.

Bu konuyla ilgili yardım için lütfen tarayıcı programınızın “Yardım” bölümüne başvurunuz.

Novo Nordisk ve tüm dünyadaki iş ortakları, temsilcileri ve iştirakleri bu internet sitesinde saklanan bilgileri, işbu Politika’da belirtilen kapsam dışında tarafınızca onaylanmadan üçüncü şahıslar ile paylaşmamayı taahhüt eder.

Bu politika sadece ziyaret edilen internet sitesi için geçerlidir. İnternet sitemizde yer alan linkler ile ulaşabileceğiniz diğer internet sitelerini bağlamamaktadır.

8. Diğer Sitelere İlişkin Linkler

Bu Gizlilik Politikası, yalnızca bu site için geçerlidir; NovoNordisk’e ait olmayan internet siteleri için geçerli değildir. Ancak internet sitemizde ziyaretçi/kullanıcıların ilgisini çekebileceğini düşündüğümüz başka internet sitelerine ait linkler bulunabilir.

Amacımız, link verilen sitelerin güvenli internet siteleri olmasını sağlamaktır.

Ancak, bu durum hiçbir şekilde link verdiğimiz internet sitelerinin güvenli olduğu veya gizlilik standartları konusunda garanti verdiğimiz ve burada yer alan Gizlilik Politikası ve Kullanım Koşulları’nın, anılan sitelerde de yürürlükte olduğu anlamına gelmez.

Bu sebeple link verdiğimiz internet sitelerinin güvenliği ve içeriği ile ilgili olarak ziyaretçi/kullanıcılara herhangi bir garanti vermemekteyiz. Bu nedenle, bu internet sitesi dışında diğer bir sayfaya bağlanıldığında, kişisel tanımlayıcı bilgilerin verilmesinden önce, ilgili sitenin gizlilik politikasının incelenmesi tavsiye edilmektedir.

9. Çocukların Erişimi Hakkında

Bu site 18 yaş altı çocuklar için hazırlanmamıştır.

Çocukların gizliliğinin korunmasının önemine binaen, Portalgrup 18 yaş altı bireylerin bilgilerini, bu yönde yasal velilerinden önceden alınmış açık bir izin olmadan her ne amaçla olursa olsun toplamamakta ve kullanmamaktadır. Belirtilen yasal temsilcinin talep etmesi halinde çocuğun sağlamış olduğu bilgileri inceleme ve/veya bunların silinmesini gerekli kılma hakkı bulunmaktadır.

Ebeveynlerin, internet kullanımı ve internet sitelerine verilen bilgilerle ilgili olarak çocuklarıyla konuşmalarını tavsiye etmekteyiz.

10. Bize Ulaşın

Bu politika ve işbu internet sitesi kapsamında, Portalgrup ile aşağıdaki elektronik posta veya telefon aracılığı ile irtibata geçerek her türlü Kişisel Verinizin Portalgrup tarafından düzeltilmesini, güncellenmesini ya da silinmesini talep edebilirsiniz.

info@portalgrup.com
+90 (212) 279 42 42

NovoNordisk’in bilgi toplama, kullanma ve ifşa etme uygulamaları hakkında sorularınız veya talepleriniz olursa, bize aşağıdaki adresten ulaşabilirsiniz nnbilgi@novonordisk.com

Yasaların gerektirdiği haller dışında NovoNordisk ve Portalgrup, bu politika ve gizlilik uygulamaları ile ilgisi olmayan sorulara veya yorumlara cevap verileceğini garanti etmemektedir.

Источник: http://www.diyabet.com/diyabet/diyabet-hakkinda/tip-1-diyabet/tip-1-diyabetin-ameliyatla-tedavisi-mumkun-mudur/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть