Tip 2 Diyabette Hipoglisemi Ve Kilo Artışı

Tip 1 ve tip 2 diyabet hipoglisemi nedir? Semptomlar ve hastalığın nedenleri

Tip 2 Diyabette Hipoglisemi Ve Kilo Artışı

diyabet muzdarip insanlar, yeterli sağlık sorunları. En tehli biri hipoglisemi olarak kabul edilir. İlk bakışta – Kurallara göz ardı edersek hafif bir rahatsızlık, ama, o zaman insülin koma ve bilinç kaybı sona erer. belirti ve nedenlerini bilerek, kan şekeri artışlarını önlemek olabilir.

Diyabette hipoglisemi nedir?

Hipoglisemi kan şekerinin kritik asgari altına düştüğünde hangi geçici ağrılı bir durumdur. diyabet durumunda, bu en az 3.4 mmol / l altında olabilir.

Sağlıklı kişilerde hipoglisemi, her zaman yalnızca kandaki glikoz ile ilişkili ise, diyabetik hastalar bu rafine edilmemiş karbonhidrat gıdaların diyette yüksek içerik nedeniyle oluşabilir. Diyet da fiberden vitamin eksikliği ise, durum daha kötü birçok kez oluyor. Hipoglisemi hormonal yetersizlik veya endokrin sistemi hastalıklarının arka plan üzerinde gelişir.

Kan şekeri çeşitli performans standartlarını karşılayacak ve bu farklılıklar bireysel özelliklerine bağlıdır.Bu nedenle, bir diyabetik hastanın kan şekerinde her zamanki seviyesinin 0.5 mmol / l altında bir düşüş gördüğünde hipoglisemi gelişir. Bu kural, bir kişi herhangi bir semptom hissetmiyorsa bile geçerlidir.

Geçici doğasını hesaba katarken bile, hipogliseminin tüm süreci durdurma girişimlerinde bile kan şekerinde kritik bir düşüşe neden olabileceği anlaşılmalıdır. Bu nedenle, bireysel göstergeleri izlemek ve bir alevlenme durumunda operasyonel eylemlerin özelliklerini bilmek çok önemlidir.

İstenilen seviyenin altında şekerde hafif bir düşüşe yalnızca hoş olmayan belirtiler eşlik eder, ancak glikozda kritik bir düşüş, bilinç kaybı, koma ve hatta ölümle doludur. Glikozun 2.8 mmol / l'nin altına düşmesi durumunda, beyin hasarının geri döndürülemez olduğuna inanılmaktadır.

Hipoksemi aşamaları

Hipoglisemide, patolojinin 3 aşaması olabilir:

  • Işık formu. Açlıkla ilgili bir endişe var, zayıf bir taşikardi gelişir. Üşüme, mide bulantısı, baş dönmesi olabilir. Diyabetli hastalar hemen kan şekeri seviyesini kontrol etmelidir. Norm 8 mmol / l'dir. Yukarıda – kötü, ama daha düşük – daha da kötüsü.4 mmol / l'yi kabul etmek imkansızdır, farklı olarak hipoglisemi söz konusudur.
  • Orta şekli. Bir sebepten ötürü, ışık formu kopyalanamazsa, bir diğerine titreme, güçsüzlük ve soğuk ter eşlik eder. Zayıflama kontrolsüz hale gelir.
  • Ağır formu. Hipogliseminin üçüncü aşamasına nöbetler, konvülziyonlar eşlik eder ve kan şekeri seviyesi 2.2 mmol / l'ye düşer.

Tip 1 ve tip 2 diyabette hipoglisemi özellikleri

Tip 1 ve tip 2 diyabette hipoglisemi hafifçe farklıdır. Semptomlar, nedenleri, komplikasyonları – tek farkla aynı olanı, tip 1 diyabet hastaları için kan şekerindeki düşüşün şiddetli biçimde daha sık ortaya çıkmasıdır. Bu, kritik göstergelerin insüline bağımlı kişilerde olmasından kaynaklanmaktadır.

Bu nedenle, tip 1 diyabetli kişilerde nöbetler daha sık görülür, ancak bu tip 2 diyabet hastalarında bu olasılığı dışlamaz. İnsülin almayanlarda bile belirtilerin ortaya çıktığı durumlar olmuştur. Hepsi ayrı ayrı.

Bununla birlikte, tip 1 diyabetikler için, hipoglisemi daha korkunç ve zor bir ihtimaldir.

Diyabet gelişmesinden 5 yıl sonra kan glikozunda azalma (adrenalin ve kortizon, tremors ve taşikardinin gelişimi) ile ilişkili semptomlar hemen hemen hiç yoktur.

Organizma daha iyi değil ve tip 1 diyabetik hemen beyindeki enerji açılmasından geçer, bu da inhibisyon, konvülsiyon ve hatta komada kendini gösterir.

Özellikle şiddetli vakalar, bir gün önce hipoglisemi saldırısı olsaydı – daha sonra ikinci kez semptomlar daha az belirgindir.

Diyabet hipoglisemi belirtileri

Hafif şekildeki hipoglisemi semptomları, kan şekerinde yavaş bir düşüşün arka planında hafifçe göründüğü için fark edilmeden geçebilir. Küçük opasiteler, baş dönmesi, hafif mide bulantısı olabilir.

Başka bir şey – kan şekerinde keskin bir düşüş. Bu durumda, diyabetik hemen hisseder:

  • vücudun her yerinde titreme, özellikle dizler;
  • ter ortaya çıkacaktır (terleme sıcaklığı uygun olmadığı zaman bu belirtilmelidir);
  • dil ve dudaklar uyuşuklaşır;
  • nabız çok sık olur;
  • açlık keskin bir şekilde yükselir ve telaffuz edilir;
  • yorgunluk, uyuşukluk, halsizlik var.

Kişinin hipoglisemi belirtileri olabilir, ancak kan şekeri normaldir. Bu, vücudun yüksek glikoz seviyelerine toleranslı hale gelmesi ve normal şekerin azaltılmasının düşmesi gerçeğidir.

hipoglisemi beri – ani tepkidir sonra yakın kimse Hastanın durumu hakkında bildiği, özellikle yapılabilir o küçük olduğundan, sen ilk iki formların izlemek ve anı kaçırmamaya çalışın gerekir.

  • İlk 10 dakika. Hafif hipoglisemi ilk dakika boyunca tecelli ve 5 ila 10 dakika arasında sürebilir. Bu süre boyunca, dış uyaranlara ilgisiz aralıksız kaygı hissedebilir. Parmak uçlarını uyuşturabilir, çarpıntıları daha sık olur. açlık bilinçsiz anksiyete arka planı ortaya çıkabilir;
  • Sonraki 30 dakika. Hipoglisemi ilk aşaması hızla demirledi, ancak temizlendi mi ve sonraki birkaç dakika içinde, vücut, 20 ila 30 dakika sürer ve halsizlik, kusma ile ilişkili zaten daha belirgin belirtiler eşlik eder ortalama hipoglisemi, gelir ki, güçlü glikoz alınmadı açlık, sinirlilik, baş dönmesi. Kırık ve görme (diplopi veya görünüm daireler) olabilir.

Ayrıca gece hipoglisemi var. Hastalığın en tehli şekli bir rüyada olur. o rüyasında belirtilerini tanımak neredeyse imkansız olduğu için tehlidir, ancak hala orada: kabuslar ve terleme orada artar.

Diabetes mellitusta hipoglisemi nedenleri

Hipoglisemi yüksek karbonhidratlı beslenmeden gelişir, ancak diabetes mellitus durumunda, nedenleri genişler. Ana nedenleri şunlardır:

  • Uygun olmayan diyet. Diyabetle, diyetin önemli bir rolü vardır ve uyumsuzluğu, kan şekeri içinde kategorik olarak izin verilmeyen keskin sıçramalara yol açar. Genellikle, doktorların tedavi edilmesi bir takım tehli durumları uyarır ve hastalara meyve ve tatlılardan hızlı şekerle “kaçma” öğretir;
  • Yanlış insülin dozları. İnsülin dozu doğru girilmemişse, genel durumu etkileyebilir (ayrıca bkz. İnsülin uygulaması tekniği);
  • Şeker içeren ilaçların kötüye kullanılması. Bir dizi ilaç şeker şurubu, şeker veya şeker ikamesi ile takviye edilir. Bu veya diğer ilaçları kullandığınızda, kontrol etmeniz gerekir;
  • Yemekler arasında büyük boşluklar. Bir diyabetik yemek yerken unutur ya da yolda ya da halka açık bir yerde yapamazsa, şekerdeki düşüş sizi beklemeyecektir;
  • Alkol kötüye kullanımı. Diyabetle alkol kontrendikedir.Tüm güvenlik önlemlerine tabi olarak sadece doktorun izni ile rahatlama için izin verilir.

Hipoglisemi hakkında bilmeniz gerekenler nelerdir?

Hipoglisemi oluşturan şey hakkında diyabetin belirtileri arasında bir video görmek yararlı olacaktır.

Diyabetiklerin beslenme ve tedavide çok şey düşünmeleri gerekmektedir. Hipoglisemi şekerdeki atlayışlarla ilişkili olduğu için en önemli konulardan biridir. Keskin düşmelere ve semptomların zamanında tanınmasına izin vermek imkansızdır ve hiç de morbid bir durumun dışlanmasına yol açacaktır. Asıl önemli olan, kendinizi bilgi ile kollamak ve doktorunuzun önerilerini takip etmektir.

Videoyu izle: Gebelikte yapılan şekerleme testi anneye ve / veya bebeğe zarar verir mi? – Prof. Dr. Ahmet AKGÜL

Источник: https://tr.diabetes-education.net/hipoglisemi-diabetes-mellitusun-bir-komplikasyonu/

Hipoglisemi Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

Tip 2 Diyabette Hipoglisemi Ve Kilo Artışı

Hipoglisemi nedir? belirtileri ve tedavisi hakkında tüm detayları aşağıdaki yazımızdan okuyabilirsiniz. Sorularınız olursa, yazının altına yorum olarak bırakabilirsiniz. Tüm sorularınızı cevaplıyor olacağım.

Diyabet Nedir?

Pankreasın langerhans adacıklarında salgılanan insülin hormonunun yetersiz veya tamamen salınımının bozulması sonucu oluşan metabolik hastalığa diyabet denmektedir.

Hiperglisemi (kan şekeri yüksekliği) ile karekterizedir. Besinlerle alınan ve vücutta üretilen glikoz insülin hormonu eksikliğinde hücre içine giremez ve kanda serbest halde dolaşır ve kandaki glikoz miktarını arttırır.

Şeker hastalığı için tanı kriterleri mevcuttur.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından dünyada 180 milyon diyabetli bireyin bulunduğu ve bu sayının 2030 yılında ikiye katlanacağı tahmin edilmektedir. Obezitenin artışı diyabetin artışı ile doğru orantılı bulunurken “Diabetize” adı altında yeni tanım oluşturulmaktadır. Obezite görülen kişilerde diyabet, diyabet görülen kişilerde obezite görülmek sıklığı giderek artış göstermektedir.

Diyabet hakkında tüm detaylar için, Şeker Hastaları Nasıl Beslenmelidir? Örnek Diyabet Diyeti başlıklı yazımıza göz atabilirsiniz.

Diyabet prevelansının artmasında rol oynayan başlıca faktörler; genel nüfus artışı, yaşam süresinin uzamasına bağlı olarak yaşlı birey sayısındaki artış, kentsel yaşam ve beraberinde getirdiği beslenme alışkanlıkları, sedanter yaşam, stres ve obezitedir.

Gelişmiş ülkelerde diyabetlilerin yaklaşık %90’ı tip 2 diyabetlilerden oluşmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde ise bu oranın, hızlı toplumsal ve kültürel değişiklikler, yaşlı nüfusun artışı, kentleşme, beslenme değişiklikleri ve yetersiz fiziksel aktivite gibi faktörler nedeniyle daha yüksek olacağı tahmin edilmektedir.

Ayrıca, tip 2 diyabet hakkında tüm detayları için Tip 2 Diyabet Nedir? Belirtileri ve Beslenme Tedavisi başlıklı yazımızdan bilgi alabilirsiniz.

Diyabet Tanı Kriterleri Nelerdir?

Diyabet durumunda vücutta birçok değişiklik görülmekte ancak tıbbi olarak öncelik biyokimyasal testler uygulanmaktadır. Diyabet tanısı için en önemli iki etmen açlık kan şekeri seviyesi ve OGTT sonucudur.

  1. Açlık kan şekeri; Bir damla kan ile teknolojik kan şekeri ölçebilen cihazlarla öğrenilebilmektedir. Açlık kan şekeri 120 mg/dL üzerinde ise diğer testlere bakılır.
  2. OGTT (Oral Glikoz Tolerans Testi); Bu test tıbbı olarak gözetim altında bireye glikoz verilerek daha sonrasındaki kan şekerindeki artışa bakılır.
  3. HbA1c; 3 aylık kan şekeri ortalamasını verir. Kan şekerinin geçmişe dayalı düzen aralığını bu değere göre öğrenilmektedir.

Diyabet tanısı için en önemli iki etmen açlık kan şekeri seviyesi ve OGTT sonucudur. Daha sonrası ve geç kalınmış tanı için oluşabilecek olumsuz komplikasyonlar için testler yapılmaktadır.

Bunlar göz muayenesi, böbrek fonksiyon testleri, karaciğer fonksiyon testleri, daha ileri teknik olarak sinir testleri yapılmaktadır. Aynı zamanda, Gizli Şeker (Pre-diyabet) Nedir? Tanısı ve Diyet Tedavisi yazımıza göz atabilirsiniz.

Hiperglisemi Nedir?

Hiperglisemi kan şekerinin açlık seviyesinin 120 mg/dl tokluk kan şekerinin 160 mg/dl üzerinde olmasıdır. Diyabetin akut komplikasyonları arasında yer almaktadır. Hiperglisemi durumunda vücutta birçok komplikasyon gerçekleşmektedir. Bunlardan;

  • Çık idrara çıkma,
  • Çok su içme,
  • Baş dönmesi,
  • Halsizlik,
  • Yorgunluk,
  • Bulanık görme,
  • Mide bulantısı,
  • Refleks kaybı…

Kan şekerinin yükselmesi durumunda beyin enerji kaynağı olan glikozu kullanamaz ve karaciğerden sentezlenen keton cisimciklerini kullanmak durumunda kalır. Bu durumun uzun süre devam etmesi metabolizma bozukluklarına neden olmakta ve diğer kronik hastalıkları tetiklemektedir. Bu nedenle tedavisi önemlidir.

ÖNEMLİ NOT: Diyabet çok şeker yemek sonucu oluşan bir hastalık değildir bu nedenle şekeri tüketimini azaltmak tedavi yöntemi değil, beslenme tedavisine destek veren bir yöntemdir. Gerekli tıbbi destek geç kalınmadan alınması önerilmektedir.

Hipoglisemi Nedir?

Hipoglisemi, kan şekerinin 70 mg/dL’nin altına inme durumudur. Diyabetin akut komplikasyonları arasında yer almaktadır. Diyabetin tedavi yöntemi, beslenme, fiziksel aktivite şiddeti gibi durumlardan etkilenmektedir.

Hipoglisemi plazma glikoz konsantrasyonunun 50 mg/dl’nin altına düşmesi, çarpıntı, terleme, sinirlilik hali, kontrolsüz davranışlar, konfüzyon, koma ya da epileptik atak belirtilerinden bir ya da birkaçının görülmesi ve belirtilerin glisemik düşüklüğü ortadan kaldıran tedavi ile geçmesi hali olarak tanımlanmaktadır.

İnsülin ile tedavi edilen diyabetik bireyler için çok sık rastlanan bir komplikasyondur. Tüketilen besinlerin karbonhidrat miktarı ve glisemik indekslerine göre beslenme ve tedavi programı hazırlanmakta bunları etkilen ağır fiziksel aktivite gibi durumlarda hipoglisemi ile karşılaşılabilmektedir.

DİKKAT: İnsülin kullanan diyabetik bireylerin %90’ının hipoglisemiyi deneyimlediği tespit edilmiştir.

Hipoglisemi Belirtileri Nelerdir?

Hipoglisemi belirtileri arasında nörojenik ve nöroglikopenik olmak üzere iki türde belirtiler gözlenmektedir. Bu belirtileri sırayla aşağıda bulabilirsiniz.

Nörojenik Belirtiler:

  • Titreme
  • Çarpıntı
  • Baş ağrısı
  • Baş dönmesi
  • Ürperti
  • Açlık hissi

Nöroglikopenik Belirtiler:

  • Konsantrasyon bozukluğu
  • Güçsüzlük
  • Uykusuzluk
  • Görmede bozukluk
  • Konuşmada boukluk
  • Nöbetler
  • Hipoglisemi Sınıflaması

Hipoglisemi Çeşitleri Nelerdir?

Hipoglisemi kan şekerinin 70 mg/dl altına düşünden itibaren gösterdiği semptomlara göre ayrılmaktadır. Ciddi, semptomatik, asemptomatik ve göreceli olmak üzere 4 çeşitte incelenebilir.

Ciddi Hipoglisemi:

  • Bireyin hipoglisemiden kurtulmak için dışarıdan birinin yardımına ihtiyaç duyduğu, yaşamı tehdit edici özelliği olan bir durumdur.
  • Farkına varılmadığı, tedavinin geciktirildiği ya da uygun şekilde yapılmadığı durumlarda kalıcı nörolojik hasarlara ve hatta ölüme neden olabilir.
  • Kan glikoz düzeyinin zamanında yükseltilmesi ile nörolojik iyileşme sağlanabilmektedir.

Semptomatik Hipoglisemi:

  • Hipoglisemi semptomlarının hissedildiği ve bunlara ilave olarak kan glikoz düzeyinin ≤70 mg/dl düzeyinde olduğu hipoglisemi türüdür.

Asemptomatik Hipoglisemi:

  • Kan şekerinin 70 mg/dl altında olması ancak hipoglisemi semptomlarının hissedilmeme durumudur.

Göreceli Hipoglisemi:

  • Kan şekerinin 70 mg/dl üzerinde olmasına rağmen hipoglisemi semptomlarının hissedilmesidir.

Hipogliseminin en sık görülen nedenleri

  • İnsülin ve insülin sekresyonu ya da duyarlılığını arttıran ilaçların (sülfonilüreler, meglitinidler) fazla alınması,
  • İnsülinin yanlış zamanda yapılması,
  • Öğünlerin geciktirilmesi ya da ertelenmesi,
  • Fazla alkol kullanımına bağlı endojen glikoz üretiminin azalması,
  • İlave karbonhidrat almadan ağır egzersiz yapılması,
  • Kilo verme ya da egzersiz yapma gibi nedenlerden dolayı insülin duyarlılığının artması,
  • Gastroparezi nedeniyle midenin geç boşalması,
  • İlerlemiş böbrek yetersizliğine bağlı insülin klerensinde azalma.

Hipoglisemi tehleri nelerdir?

Hipoglisemi ile ilişkili morbidite ve mortalite prevelansı ve insidansına ilişkin istatistiksel bilgiler yetersizdir. Ciddi hipoglisemiye bağlı mortalite hakkında kesin bir bilgi bulunmamakla beraber tip1 diyabetlilerin %2-4’ünün ölüm nedeninin hipoglisemi olduğu tahmin edilmektedir

Uyku sırasında sağlıklı ya da diyabetli tüm bireylerde hipoglisemiye verilen hormonal yanıt değişikliğe uğradığından, genç diyabetlilerde görülen gece uykusu sırasındaki ölümlerin nedeninin ciddi hipoglisemi olduğu düşünülmektedir. 40 yaş altındaki diyabetlilerin %6’sının yatakta ölüm sendromu olarak adlandırılan uyku sırasında ölüm ile karşılaştığı bildirilmiştir

Hipoglisemi durumunda tüketilebilecek besinler nelerdir?

Hipoglisemi durumunda kan şekerinin hızlı yükselmesi istenmektedir. Kompleks karbonhidratlar kan şekerini yavaş yükseltmektedir. Bu nedenle hipoglisemi durumunda tüketimi önerilmektedir. Karbonhidratların sindirimi ağızda başlamaktadır. Bu nedenle şekerin kana geçmesi daha kolaydır.

Hipoglisemi durumunda öncelikle toplamda 15 gram karbonhidrat içeren 5 tane küp şeker tüketimi önerilmektedir. Tüketimden 15 dakika sonra semptomlar geçmemiş ve kan şekeri yükselmemiş ise 15 gram karbonhidrat daha tüketilmelidir. Çikolata gibi basit şeker içeren besinlerin sindirimi zor olduğu için şekerin kana geçişi uzun sürmektedir.

Bunların tüketimi yerine alternatif olarak bal, meyve suyu tüketimi önerilmekte ciddi hipoglisemi durumunda tıbbi olarak dekstroz ve glukagon verilmektedir.

Bal

  • Karbonhidrat içeriği çok yüksektir bu nedenle enerji değeride yüksektir.
  • Bal %50 glikoz %50 fruktoz içermektedir.
  • Yağ içermemektedir.
  • Şeker oranı yüksek olduğu için tüketimine dikkat edilmelidir.
  • Ilık suda erimesi sağlanarak hipoglisemi durumunda daha rahat tüketilebilmektedir.
  • Hipoglisemi durumunda bir yemek kaşığı tüketilmeli ve 15 dakika beklenmelidir.

Meyve suyu

  • Meyveler früktoz şekeri içermektedir.
  • Meyve suları kan şekerinde dengeli bir yükseliş sağlamaktadır.
  • Bu nedenle hipoglisemi durumunda tercih edilmektedir.
  • 1 çay bardağı meyve suyu tüketilmeli ve 15 dakika beklenmelidir.

Dekstroz

  • Vücuttaki sıvı kaybı sonucu meydana gelen dehidretasyonun tedavisi için kullanılmaktadır.
  • Aynı zamanda enerji gereksinimini de karşılamaktadır.
  • Olası hipoglisemiler için damar yolundan verilmektedir.

Glukagon

  • İnsüline ters etkili olarak çalışan bir hormondur.
  • İnsülin kan şekerini düşürürken glukagon bu durumda kan şekerinin yükselmesini sağlamaktadır.
  • Ciddi hipoglisemi durumunda kullanılmaktadır.

Hipoglisemiden Korunma

  • İlaç ve insülin dozlarına dikkat edilmelidir.
  • Öğünlerde karbonhidrat örüntüsüne dikkat edilmeli ve beslenme uzmanına danışılmalıdır.
  • Ağır egzersiz durumlarında ekstra karbonhidrat alınmalıdır.
  • Kan şekeri takibi düzenli yapılmalıdır
  • Yapılan bazı çalışmalarda karbonhidrat sayımının hipoglisemi ve hiperglisemi sıklığında önemli derece azalma görüldüğü bildirilmiştir.

Bu yazıyı beğendiyseniz, aşağıdaki sosyal medya paylaşım tuşlarından paylaşabilirseniz seviriz. Ayrıca, bu tip hastalıklar ve beslenme tedavileri için Hastalıklarda Beslenme ve Diyet kategorisindeki tüm yazılarımıza göz atabilirsiniz.

Yararlanılan Kaynaklar: 

Источник: https://aysetugbasengel.com/hipoglisemi-nedir-belirtileri-ve-tedavisi/

Tip 2 diabetes mellitus

Tip 2 Diyabette Hipoglisemi Ve Kilo Artışı

RU | UK | KK | BE | EN |

Tip 2 diabetes mellitus önceki adıyla insüline bağımlı olmayan diyabet (NIDDM) veya erişkin dönemde ortaya çıkan diyabet – , insülin direnci ve buna bağlı insülin eksikliği bağlamında yüksek kan şekeri ile karakterize edilen bir metabolik bozukluktur.

Bu, pankreastaki adacık hücrelerinin yok oluşundan kaynaklanan kesin bir insülin eksikliği bulunan tip 1 diyabetin tam tersine bir durumdur. Klasik semptomlar arasında aşırı susama, sık idrara çıkma ve sürekli açlık bulunmaktadır. Diyabet vakalarının %90’ı tip 2 diyabetten oluşurken tip 1 diyabet ile gestasyonel diyabet, geri kalan %10’unu oluşturur.

Genetik olarak obeziteye yatkın olan insanlarda tip 2 diyabetin ana sebebinin obezite olduğu düşünülmektedir.

Tip 2 diyabet, ilk başta egzersizin artırılmasıyla ve diyet değişikliği ile kontrol edilir. Eğer kan şekeri seviyeleri, bu yöntemlerle yeterince düşürülemezse metformin veya insülin gibi ilaçlara ihtiyaç duyulabilir.

İnsülin kullananların düzenli olarak kan şekeri]] seviyelerini kontrol etmesi gerekmektedir.

Diyabet oranı, son 50 yılda obeziteyle paralel olarak önemli boyutta artış göstermiştir. 1985 yılında 30 milyon diyabet hastası mevcutken 2010 yılı itibariyle bu rakam, 285 milyonu bulmuştur.

Kalp hastalığı ve felç, görme bozukluğuna sebep olan diyabetik retinopati, diyaliz ihtiyacı doğurabilecek böbrek yetmezliği, uzuvlarda ampütasyonlara yol açabilecek dolaşım bozuklukları, yüksek kan şekerinden kaynaklanan uzun vadeli komplikasyonlar arasındadır.

Bir tip 1 diyabet özelliği olan akut ketoasidoz, yaygın değildir. Ancak nonketotik hiperozmolar koma meydana gelebilir.

İçindekiler

  • 1 Belirtiler ve Semptomlar
  • 2 Sebep
    • 2.1 Yaşam Tarzı
    • 2.2 Genetik
    • 2.3 Tıbbi durumlar
  • 3 Patofizyoloji
  • 4 Teşhis
  • 5 Tarama Testi
  • 6 Korunma
  • 7 Kontrol
    • 7.1 Yaşam Tarzı
    • 7.2 İlaç Tedavisi
    • 7.3 Ameliyat
  • 8 Epidemiyoloji
  • 9 Tarih
  • 10 Kaynaklar

Belirtiler ve Semptomlar

Ana diyabet semptomları.

Klasik diyabet semptomları arasında poliüri (sık idrara çıkma), polidipsi (aşırı susama),polifaji (sürekli açlık) ve kilo kaybı bulunmaktadır.

Bulanık görme, kaşınma, periferik nöropati, tekrarlayan vajinal enfeksiyonlar ve yorgunluk, genellikle teşhis koyulurken belirgin olan diğer semptomlar arasındadır. Ancak çoğu insan, ilk birkaç yıl herhangi bir semptom göstermez ve rutin deneylerle tanı koyulur.

Tip 2 diyabete sahip olan kişiler, nadiren düşük bilinç seviyesi ve düşük kan basıncı ile ilişkili çok yüksek bir kan şekeri durumu olan nonketotik hiperozmolar koma görebilir.

Komplikasyonlar

Tip 2 diyabet, tipik olarak beklenen yaşam süresinde on yıllık bir kısalmayla ilişkilendirilen kronik bir hastalıktır. Bunun sebebi, kısmen iskemik kalp hastalığı ve felç dahil iki ila dört kata kadar artan kardiyovasküler hastalık riski, alt uzuv ampütasyonlarında 20 kata kadar artış ve artan hastaneye yatırılma oranlarıdır.

Tip 2 diyabet, gelişmiş ülkelerde ve artışla diğer yerlerde travma dışı körlük ve böbrek yetmezliğinin en büyük sebebidir. Ayrıca Alzheimer hastalığı ve vasküler bunama gibi hastalık süreçleri yoluyla algısal bozukluk ve bunama artışıyla bağdaştırılmıştır.

Diğer komplikasyonlar arasında akantozis nigrikans, cinsel işlev bozukluğu ve sık sık tekrarlanan enfeksiyonlar bulunmaktadır.

Sebep

Tip 2 diyabet gelişimi, yaşam tarzı ve genetik faktörlerin bir kombinasyonundan kaynaklanır. Diyet ve obezite gibi bazı sebepler, şahsen kontrol altına alınabilirken artan yaş, cinsiyet ve genetik gibi sebepler kontrol altına alınamaz.

Uyku eksikliği de tip 2 diyabetle ilişkilendirilmiştir. Bunun, metabolizma üzerindeki etkisinden kaynaklandığı düşünülmektedir.

Değiştirilmiş DNA metilasyonuna ait olan bir mekanizmayla fetüs gelişimi sırasında annenin beslenme durumu da rol oynayabilir.

Yaşam Tarzı

Otuzun üzerinde vücut kitle endeksi ile tanımlanan obezite, fiziksel aktivite eksikliği, yetersiz beslenme, stres ve kentleşme, tip 2 diyabet gelişiminde önemli olduğu bilinen yaşam tarzı faktörlerindendir.

Vücuttaki aşırı yağ, Çin ve Japon nesillerindeki vakaların %30’uyla, Avrupa ve Afrikalı nesillerdeki vakaların %60-80’iyle ve Amerika yerlileri ve Pasifik Adalı nesillerdeki vakaların %100’üyle bağdaştırılmaktadır.

Obez olmayanların genellikle bel-kalça oranı yüksektir.

Ayrıca diyet faktörleri de tip 2 diyabet riskini etkilemektedir. Şekerle tatlandırılan içeceklerin aşırı tüketimi, risk artışıyla bağdaştırılmaktadır.

Diyetteki yağ türleri de önemlidir ve doymuş yağlar ile trans yağ asitleri riski artırırken çoklu doymamış ve mono doymamış yağlar riski azaltır. Beyaz pirinç tüketiminin çok olması da riski artırmakta rol oynamaktadır.

Vakaların %7’sinin sebebinin, egzersiz eksikliği olduğu düşünülmektedir.

Genetik

Çoğu diyabet vakası, tip 2 diyabete sebep olma olasılığını artırma yönünde her birinin küçük katkıları olan birçok geni kapsar. Tek yumurta ikizlerinden birinde diyabet olduğunda diğer ikizin de diyabete sahip olma ihtimali %90 iken tek yumurta ikizi olmayan kardeşlerdeki ihtimal, %25-50 arasıdır.

2011 itibarıyla tip 2 diyabet riskini artıran 36’dan fazla gen bulunmuştur. Yine de bu genlerin tümü, bu hastalığın toplam kalıtsal unsurlarının yalnızca %10’unu oluşturur.Örneğin TCF7L2 aleli, diyabet riskini 1.5 kat artırır ve ortak genetik değişkenler arasındaki en büyük risktir.

Diyabetle bağlantılı çoğu gen, beta hücre işlevleriyle alakalıdır.

Tek bir gendeki bir anormallikten kaynaklanan bazı nadir diyabet vakaları mevcuttur ( monojen diyabet şekilleri veya “diğer özel diyabet türleri” olarak da bilinir). Bunlar arasında diğerlerinin yanı sıra gençlerde erişkin tipi diyabet (MODY), Donohue sendromu ve Rabson-Mendenhall sendromu vardır. Gençlerde erişkin tipi diyabet, genç nüfustaki toplam diyabet vakalarının %1-5’ini oluşturur.

Tıbbi durumlar

Diyabete yatkınlığa sebep olabilecek bazı ilaçlar ve diğer sağlık sorunları mevcuttur. Glukokortikoidler, tiazitler, beta blokerleri, atipik antipsikotikleri ve statinler, bu ilaçlar arasındadır.

Daha önce gestasyonel diyabet geçirmiş olanlar, daha büyük tip 2 diyabet riskine sahiptir. Diğer bağlantılı sağlık sorunları arasında akromegali, Cushing sendromu, hipertiroidizm, feokromositom ve glükanom gibi bazı kanserler vardır.

Testosteron eksikliği de tip 2 diyabet ile bağlantılıdır.

Patofizyoloji

Tip 2 diyabet, insülin direnci ortamında beta hücrelerinin yetersiz sayıda insülin üretmesinden kaynaklanır. İnsülin direnci, yani hücrelerin normal insülin seviyelerine yeterli yanıtı verememesi, öncelikli olarak kaslarda, ciğerde ve yağ dokusunda meydana gelir. İnsülin, normalde karaciğerdeki glukoz salınımını durdurur.

Ancak karaciğer, insülin direnci ortamında kana uygunsuz bir şekilde glukoz salar. İnsülin direncine karşı beta hücre işlev bozukluğu oranı, bireyler arasında değişiklik göstermektedir.

Bazı bireylerde ağır insülin direnci bulunup insülin salgılanmasında çok küçük bir bozukluk varken bazılarında hafif insülin direnci ve ağır insülin salgılama sorunu mevcuttur.

Tip 2 diyabet ve insülin direnciyle bağlantılı olan diğer önemli mekanizmalar arasında yağ hücrelerindeki lipidlerin bozulmasında artış, inkretin direnci ve eksikliği, kanda yüksek glukagon seviyeleri, böbrekler tarafından tuz ve suyun tutulmasında artış ve merkezi sinir sistemi tarafından metabolizmanın uygun olmayan şekilde düzenlenmesi vardır. Ancak pankreasa ait olan beta hücreleri tarafından insülin salgılanmasında bir bozulma da gerektiği için insülin direnci olan herkes, şeker hastası olmaz.

Teşhis

Dünya Sağlık Örgütü’nün (hem tip1 hem de tip 2) diyabet tanımı, semptomlarla artan tek glukoz değeri veya diğer bir deyişle aşağıdaki iki durumda değerlerin yükselmesi ile yapılır:

  • açlık plazma glukozu ≥ 7.0 mmol/l (126 mg/dl)

veya

  • glukoz tolerans testi ile; oral dozdan iki saat sonra plazma glukozu ≥ 11.1 mmol/l (200 mg/dl)

Tipik semptomlarla bağlantılı olarak 11.1 mmol/l (200 mg/dL) üzerinde rastgele kan şekeri veya %6.5’ten daha büyük glikat hemoglobin de başka bir diyabet teşhisi yöntemidir.

Amerikan Diyabet Vakfı (ADA), Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) ve Avrupa Diyabet Araştırmaları Birliği (EASD) temsilcilerinden oluşan uluslararası bir uzman heyeti, 2009 yılında diyabet teşhisi için ≥6.5% HbA1c’lik bir sınırın kullanılmasını önermiştir.

Bu öneri, 2010 yılında Amerikan Diyabet Vakfı tarafından benimsenmiştir. Kişi, tipik semptomlara ve >11.1 mmol/l (>200 mg/dl) seviyesinde kan şekerine sahip olmadığı sürece pozitif testler tekrarlanmalıdır.

Diyabet teşhisi için sınırlar, glukoz tolerans testlerinin sonuçları, açlık glukozu veya HbA1c ve retinal sorunlar gibi komplikasyonlar arasındaki ilişkiye dayalıdır.

İnsanlar için daha kolay olduklarından dolayı glukoz tolerans testi yerine açlık veya rastgele kan şekeri tercih edilmektedir. HbA1c, aç kalınmasını gerektirmez ve sonuçlar daha istikrarlıdır, ancak test, kan glukozu ölçümünden daha maliyetlidir.

ABD’deki diyabet hastalarının %20’sinin bu hastalığa sahip olduğunun farkında olmadığı tahmin edilmektedir.

Tip 2 diyabet, insülin direnci ve buna bağlı insülin eksikliği nedeniyle yüksek kan glukozu ile karakterize edilir.

Bu, hamilelikle bağdaştırılan yeni bir yüksek kan şekeri başlangıcı olan gestasyonel diyabet ve pankreastaki adacık hücrelerinin yok oluşundan kaynaklanan kesin bir insülin eksikliği bulunan tip 1 diyabetin tam tersine bir durumdur.

Tip 1 ve tip 2 diyabet, ortaya çıkan durumlara dayalı olarak birbirinden ayırt edilebilir. Teşhiste şüphe varsa tip 1 diyabet için antikor testi, tip 2 diyabet içinse C-peptit seviyelerinin doğrulanması çözüm sağlayabilir.

Tarama Testi

Büyük kuruluşların hiçbiri, diyabet için evrensel bir tarama testi önermemektedir, çünkü böyle bir programın, sonuçları geliştireceğine dair bir kanıt yoktur.

Tarama testi, Amerika Birleşik Devletleri Koruyucu Hizmetler Görev Gücü tarafından kan basıncı 135/80 mmHg’den büyük olan ve semptom göstermeyen yetişkinler için önerilmektedir.

Kan basıncı daha az olanlar için yeterli kanıt olmadığından dolayı tarama testinin lehine veya aleyhine bir öneride bulunulamaz. Dünya Sağlık Örgütü, yalnızca yüksek riskli gruplarda testin yapılmasını önermektedir.

45 yaşın üzerindekiler, birinci dereceden bir akrabası diyabetli olanlar, Hispanik, Afrikalı Amerikalı ve Amerikan yerlileri gibi bazı etnik gruplar, gestasyonel diyabet geçmişi olanlar, polikistik over sendromu olanlar, aşırı kilolular ve metabolik sendromla ilişkili rahatsızlıkları olanlar, ABD’deki yüksek risk grupları arasındadır.

Korunma

Tip 2 diyabetin başlangıcı, doğru beslenme ve düzenli egzersizle önlenebilir veya geciktirilebilir. Hareketli bir yaşam tarzı, riski yarıya indirebilir. Egzersiz, kişinin ilk kilosu veya kilo kaybettikten sonraki kilosundan bağımsız olarak fayda gösterir.

Ancak tek başına diyet değişikliklerinin faydalarının, yeşil yapraklı sebzelerin bulunduğu ve şekerli içecek tüketiminin azaltıldığı diyetlerle sınırlı olduğu görülmüştür. Bozulmuş glukoz toleransı bulunanlarda diyet ve egzersiz, tek başına veya metformin veya acarbose ile birlikte diyabet riskini azaltabilir.

Yaşam tarzında yapılan değişiklikler, metforminden daha etkindir.

Kontrol

Tip 2 diyabetin kontrol altına alınması, yaşam tarzı değişiklikleri, kalp ve damar hastalıkları riskine yol açan etkenlerin azaltılması ve kan glukoz seviyelerinin normal aralıkta tutulması ile mümkün olmaktadır.

İngiliz Ulusal Sağlık Hizmetleri, 2008 yılında tip 2 diyabet teşhisi yeni konulan kişilerin, kan glukozunu kendi kendilerine takip etmesini önermiştir, ancak çok dozlu insülin kullanmayanların kendi kan glukozunu takip etmesinin faydalı olduğu kuşkuludur.

Hipertansiyon, yüksek kolesterol ve mikroalbuminüri gibi diğer kardiyovasküler risk faktörlerinin yönetimi, kişinin ortalama ömür uzunluğunu artırır.

Standart kan basınıcı tedavisi (140-160/85-100 mmHg’den düşük), aşırı kan basıncı tedavisinin (130/80 mmHg’den düşük) aksine felç riskini hafif azaltmaktadır ama genel olarak ölüm riski üzerinde herhangi bir etkisi yoktur.

Standart kan şekeri azaltmanın (HbA1C of 7-7.9%) aksine aşırı kan şekeri azaltmanın (HbA1C

Источник: https://www.turkaramamotoru.com/tip-2-diabetes-mellitus-354731.html

İLaçlar ve Tedavi Tip 2 Diyabet

Tip 2 Diyabette Hipoglisemi Ve Kilo Artışı
Tip 2 diyabet oral reçeteli ilaçlar ve / veya subkutanöz enjekte edilen insülinle (atış olarak) tedavi edilebilir.

Günün Videosu Sözlü Ajanlar 1) Biguanidler: Yeni teşhis konan Tip 2 diyabetiklerde öngörülen ilk ilaç sıklıkla metformindir çünkü kilo alımı veya hipoglisemiye neden olmaz ve ucuzdur.

Karaciğer glikoz üretimini düşürür ve insülin duyarlılığını arttırır.

Tip 2 diyabet oral reçeteli ilaçlar ve / veya subkutanöz enjekte edilen insülinle (atış olarak) tedavi edilebilir.

Sözlü Ajanlar

1) Biguanidler: Yeni teşhis konan Tip 2 diyabetiklerde öngörülen ilk ilaç sıklıkla metformindir çünkü kilo alımı veya hipoglisemiye neden olmaz ve ucuzdur. Karaciğer glikoz üretimini düşürür ve insülin duyarlılığını arttırır.

Vücudun insülin kullanımını iyileştirdiği için genel insülin seviyeleri azalır. Çocuklar ve ergenlerde kullanılmak üzere onaylanmış tek oral ilaçtır. Böbrek fonksiyonu, metformin başlamadan önce değerlendirilmelidir.

Kalp yetmezliği, böbrek hastalığı, karaciğer hastalığı, aşırı alkol alımı veya ciddi enfeksiyon bulunan kişiler için reçete edilmemelidir. Yan etkiler ishali gibi gastrointestinal bozuklukları içerir, ancak genellikle zamanla düzelirler ve yiyecek almak suretiyle azaltılabilirler.

Metformin B-12 emilimini düşürür, bu nedenle düzeyler izlenmelidir. Metformin, intravenöz kontrast kullanan herhangi bir görüntülemeden önce ve 48 saat sonra durdurulmalıdır.

2) Sülfonilüreler: Glipizid, gliburit ve glimperid en sık rastlanan oral diyabetik ilaçlardır. Glipizid daha kısa etkili ve yaşlı hastalar veya böbrek hastalığı olan hastalar için tercih edilir.

Glyburid, böbrek hastalığı olan bireylerde kullanılmamalıdır çünkü böbrekler tarafından yok edilen aktif metabolitleri vardır. Sülfonilüreler insülini serbest bırakmak için pankreatik beta hücrelerini uyarırlar ve hipoglisemi ve kilo almaya neden olabilirler.

Bu ilaçlar uyku apnesi veya konjestif kalp yetmezliği olan bireylerde kullanılabilir.

3) Tiazololidinonlar: Pioglitazon ve rosiglitazon insülin hassasiyetini arttırır ve karaciğerin glikoz üretimini düşürür. Kalp yetmezliği ve alkolsüz karaciğer hastalığı olan bireylerden kaçınılmalıdır.

Kilo alma ve sıvı tutma yaygın yan etkilerdir, ancak aynı zamanda kadınlarda distal kalça kırıkları, kalp yetmezliği ve mesane kanseri için artmış risklerdir.

Bu ilaçta Sınıf III veya IV kalp yetmezliği için bir kara kutu uyarısı var.

4) Meglitinidler: Nateglinid ve repaglinid, insülin sekresyonunu uyarır. Kısa sürelitirler ve bu nedenle düzensiz yeme programlarına yardımcı olan yemeklerle birlikte alınmaları gerekir. Ayrıca, yaşlı hastaların yanı sıra böbrek yetmezliği ve kalp yetmezliği olan hastalar için de kullanılabilir.

5) Alfa-glukozidaz inhibitörleri: Bağırsakta akarboz ve miglitol geciktirici karbonhidrat emilimini, postprandiyal veya yemek sonrası glikoz düzeylerini düşürür ve bireysel bir terapi olarak kullanıldığında hipoglisemiye neden olmaz. Bağırsak yaygın bir yan etkidir, ancak genellikle zamanla gelişir.Bireylerin karaciğer fonksiyon testleri izlenmeli ve bu ilaçlar siroz, böbrek hastalığı veya gastrointestinal hastalıklı bireylerden kaçınılmalıdır.

6) Dipeptidil peptidaz-4 veya DPP-IV inhibitörleri: Sitagliptin, saxagliptin, linagliptin ve vildagliptin, vücudun inkretin hormonlarını indirgeyen enzimi inhibe eder. Incretin, yeme alımına yanıt olarak insülin salgısını uyaran bir hormondur.

İnkretinleri parçalayan enzim bloke edilirse, inkretinler daha uzun süre durur ve insülin sekresyonunda bir artış, glukagonun (karaciğerin daha fazla glikoz salmasına neden olan bir hormon) ve midenin boşalmasına neden olan bir gecikmenin (yavaşlamasına) neden olur karbonhidratın emilimi ve bu nedenle yemeklerden sonra kan şekeri seviyesini düşürür). Sitagliptin böbrek hastalığı olanlara daha düşük bir dozda verilmelidir, ancak linagliptin böbreklerden atılmamaktadır, bu nedenle yaşlılar için iyi bir seçimdir. Yan etkiler, üst solunum yolu enfeksiyonlarında, boğaz ağrılarında, diyare ve pankreatitlerde bir artış içerir.

7) SGLT2 inhibitörleri: Canagliflozin ve dapagliflozin, böbrekte glikozun emilimini engeller ve bu nedenle glikozun idrarla atılımını arttırır. Bu, kilo ve kan basıncında bir azalmaya neden olur, ancak idrar yolu enfeksiyonları ve vajinal maya enfeksiyonu riskini artırır.

8) Safra asidi kesici (kolesevelam): Kolesterol, safra asidinin önde gelen öncülüdür. Colesevelam, bağırsaktaki safra asitleriyle bağlanır ve dışkıda ortadan kaldırır, böylece serum kolestrolü düşürür. A1c'de bir azalmaya neden olur ve inkretinleri artırabilir.

İnsülin Enjeksiyon Maddeleri

1) Inkrettin mimetik veya GLP-1 reseptör agonistleri (liraglutid ve exenatide): Eksenatid enjekte edilir ve Tip 2 diyabetiklerde mealtime insülin sekresyonunu arttırmak için kullanılır. İnretin'i taklit eder, bu, gıda yemine tepki olarak insülin salgısını uyaran bir hormondur.

Düşük kan şekeri veya kilo alımına neden olma olasılığı daha düşüktür ve dolgunluk duygularını arttırır, böylece iştah azalır ve kilo kaybına yol açar. Tiroid C-hücresi tümörleri için artmış risk ile ilgili bir kara kutu uyarısı vardır ve kişisel veya aile öyküsü olan çoklu endokrin neoplazi sendromu 2 olan hastalarda kontrendikedir.

2) Amilin pankreatik beta hücreler tarafından yapılır, hangi insülin ile salgılanır. Sentetik bir amilin olan Pramlintid, hızlı etkili insülin ile birlikte yemek saatlerine enjekte edilir. Yemekten sonraki kan şekeri seviyelerini azaltır ve kilo kaybına yardımcı olan iştahı azaltır. Gastroparezi olan bireylerde kontrendikedir.

Şiddetli hipoglisemi riski konusunda bir kara kutu uyarısı var.

İnsülin

İnsülin, farklı etki süreleri ile çeşitli şekillerde gelir:

Uzun etkili insülinler, başlangıçtaki (veya bazal) kapsül sağlar. Glargin günlükte genellikle

  • günlük verilir ve detemir günde bir veya iki kez verilir. NPH (nötr protamin hagedorn veya insülin insan izofan)
  • ara etkili insülindir ve günde iki kez uygulanır. Yemek sonrası glikoz düzeylerini düşürmek ve yüksek kan glikoz düzeylerini tedavi etmek için, hızlı etkili 999 insülinler veya düzenli insülin (lispro, aspart, glulisine) yemeklerden önce bol miktarda
  • verilmektedir diğer nedenlerle ilgili. Intermediate-acting insülin, kısa etkili veya hızlı etkili insülin ile kombinasyon halinde de mevcuttur. İnsülin
  • kilo alımına neden olur, ancak glikoz kontrolünün faydası daha önemlidir. Ortalama insülin dozu günde 0,6 ila 0,8 birim / kg vücut ağırlığıdır.
  • Karında enjeksiyonlar , uyluğa enjekte edildiğinden daha çabuk emilir; ancak,
  • egzersiz, uyluğun emilimini hızlandırır.

Источник: https://tr.healthypasty.com/drugs-and-treatment-for-type-2-diabetes-1766

TIP 1 VE TIP 2 DIYABET IÇIN TELAFILER – DIYABET

Tip 2 Diyabette Hipoglisemi Ve Kilo Artışı

Tip 1 veya tip 2 diyabet tedavisi, kan şekeri seviyesini kontrol etmek için kan glikozunu olabildiğince yakın tutmak ve bu hastalığın retinopati ve böbrek yetmezliği gibi olası komplikasyonlarını önlemek amacıyla, kan şekeri seviyesini kontrol etmek için ilaçlarla yapılır. örnek.

Tip 1 diyabet tedavisi için, günlük insülin kullanılması gereklidir. Tip 2 diyabetin tedavisi, örneğin, çoğu durumda yeterli olmak üzere metformin, glimepirid ve gliklazid gibi tabletlerde antidiyabetik ilaçlar ile yapılır veya insülin yardımı da gerekli olabilir. Ek olarak, şeker ve yağda kontrollü bir diyetin gerçekleştirilmesi ve egzersizlerin uygulanması her durumda temeldir.

Her kişi için en uygun çözüm, diyabetin tipi, hastalığın şiddeti ve hastanın yaşı gibi çeşitli faktörlere göre değiştiği için, tedavi bir endokrinolog veya pratisyen hekim tarafından yönlendirilmelidir. Diyabet tiplerini neyin ayırt ettiğini daha iyi anlamak için, diyabet tiplerinin özelliklerinin ve farklılıklarının neler olduğunu görün.

Tip 1 Diyabet için Çözümler

Bu tip diyabetlerde olduğu gibi, pankreas insülin üretemez veya az miktarda üretebilir, bu tedaviyi amaçlamak, bu hormonun doğal üretimini simüle etmektir, yani, aynı zamanda ve her bireyin ihtiyaçlarına göre miktarlarda, artan kan şekeri.

Bu nedenle, pankreasın etkisini simüle etmek için, tip 1 diyabetli kişinin, en az iki tür insülin kullanması gereklidir:

İnsülin türleriGenel AdlarNasıl kullanılır
Hızlı etkili insülinDüzenli, Asparte, Lispro, Glulisine

Genellikle yemeklerden önce ya da yemekten sonra glikoz seviyesini ayarladıktan sonra, glikozun kanda birikmesini önleyerek yemekten hemen sonra kullanılır.

Yavaş insülinNPH, Detemir, GlarginaGenellikle günde 1 ila 2 kez kullanılır, çünkü eylem 12 ila 24 saat sürer, bazıları 30 saate kadar uzar, şeker seviyeleri gün boyunca sabit kalır.

Bu ilaçlar herhangi bir eczanede bulunabilir ve çoğu tıbbi reçeteye göre SUS'un erişimine sahip olan popüler eczanelerde de mevcuttur.

Uygulamayı kolaylaştırmak ve enjeksiyon sayısını azaltmak için, 2 veya daha fazla insülin türünü birleştiren insülin preparatları ile hızlı hareket ve yavaş hareket ile kombinasyonlar da vardır.

Buna ek olarak, bir seçenek, vücuda tutturulmuş olan küçük bir cihaz olan insülin pompasını kullanmaktır ve her bireyin ihtiyacına göre insülinin hızlı veya yavaş salınması için programlanabilir.

Ana insülin türleri nelerdir ve nasıl uygulanacağı hakkında daha fazla bilgi edinin.

Tip 2 Diyabet için Telafiler

Tip 2 diyabet için en yaygın kullanılan ilaçlar, tek başına alınabilen veya kan şekeri düzeylerini kontrol etmek için birleştirilebilen oral hipoglisemik veya antidiyabetik ilaçlardır. Bazı örnekler:

İlaçların listesiTerapötik sınıfNasıl Çalışır?En yaygın yan etkiler
metforminbiguanidKaraciğer tarafından glikoz üretimini azaltır, vücut tarafından glukoz kullanımını artırırBulantı ve ishal

Glibenclamide, Glimepiride, Glipizide, Gliclazide

sülfonilüreler

Pankreas ile insülin üretimini uyarır ve arttırır.

Hipoglisemi, kilo alımı

Akarboz, Miglitol

Alfa-glukosidaz inhibitörleri

Glikozun besinlerden bağırsaklara emilimini azaltır.

Artan bağırsak gazı, ishal

Rosigitazone, PioglitazonetiyazolidindionlarVücudun glikoz kullanımını geliştirirKilo artışı, şişlik, kalp yetmezliğinin kötüleşmesi

Exenatide, Liraglutide

GLP-1 agonistleri

İnsülin salınımını artırır, glikozu düşürür, tokluğu artırır ve kilo kaybını kolaylaştırır

Bulantı, iştah azaldı

Saxagliptin, Sitagliptin, Linagliptin

DPP-4 İnhibitörleri

Yemeklerden sonra glukozu azaltır, insülin üretimini artırır

bulantı

Dapagliflozin, Empagliflozin, Canagliflozin

SGLT2 İnhibitörü

İdrar yoluyla glikoz eliminasyonunu artırır ve kilo kaybını kolaylaştırır

Artmış idrar yolu enfeksiyonu riski

Exenatide, Liraglutide, Glycins ve Glycoproteins gibi daha yeni ilaçlar, henüz kamuya açık değildir, ancak, diğer ilaçlar, popüler eczanelerde ücretsiz olarak bulunabilir.

Glikozun çok yüksek olduğu durumlarda veya tablet haplarının artık etkili olmadığı durumlarda, doktorunuz tedaviye insülin enjeksiyonları içerebilir.

Bununla birlikte, tip 2 diyabetin tedavisi için, ilacın kullanımına ilaveten, şekerlerin, karbonhidratlar, yağ ve tuzun yanı sıra fiziksel egzersizde kontrollü bir diyetle birlikte kontrol edilmesi esastır.

İşte bir diyabetik diyetin nasıl görünmesi gerektiği.

Diyabet için Diyabet Çözümü?

Diyabet ilaçları, kilo vermek isteyen ancak diyabetik olmayan kişiler tarafından kullanılmamalıdır çünkü sağlık açısından tehlidir. Diyabet durumunda kan şekerini kontrol etmek için kullanılan ilaçlar kilo verme etkisine sahiptir, çünkü kan şekeri oranının daha iyi kontrol edilmesiyle kişi daha az aç hisseder ve kilo verme diyetini takip etmek daha kolaydır.

Bununla birlikte, hipoglisemik ajanların kullanımı sağlıklı kişiler tarafından yapılmamalıdır. Bunlar, tarçın, tutku meyvesi kabuğu unu ve keten tohumu gibi kan şekerini doğal olarak kontrol etmeye yardımcı olan yiyecekleri, meyve sularını ve çayları kullanmayı tercih etmelidir. örneğin yaldızlı.

Diyabet için Ev İlaçları

Diyabet için doğal ilaçlar, ilaç tedavisini tamamlamanın mükemmel yollarından biridir, çünkü kan şekerinin daha düşük olmasına yardımcı olan özelliklere sahiptirler. Bu fonksiyona sahip bazı çaylar, örneğin carqueja, tarçın veya adaçayı çaylarıdır. Diyabet çayları için tariflere bakın.

Bir diğer büyük ev çare, passionfruit kabuğu ununun, kan şekerini düşürmek için çalışan bir lif olan pektin içerdiğinden kullanılmasıdır. Ayrıca, gliseminin bir başka regülatörü, doğal formunda veya meyve suyu olarak tüketilebilen caetano kavunudur.

Şeker hastalığını tedavi etmede, şeker, bisküvi veya patates gibi yüksek miktarda şeker veya karbonhidrat içeren gıdaların tüketilmemesi önemlidir. Alternatif olarak, sebze, elma, keten tohumu, kepekli ekmek ve doğal meyve suları gibi lif bakımından zengin gıdalar tüketilmelidir. Diyabetli kişilerde hangi meyvelerin tavsiye edildiğini görün.

Источник: https://tr.ahealthportal.com/90453-remedies-for-type-1-and-type-2-diabetes

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.