Tiroid Nodülleri ve Tiroid Ameliyatları

Tiroid Nodülleri (Nodüler Guatr)

Tiroid Nodülleri ve Tiroid Ameliyatları

Tiroid nodülleri tiroid bezi içinde oluşan ve bezin normal dokusuna benzemeyen leblebi veya ceviz büyüklüğünde olabilen anormal dokulardır.Nodüller için en önemli endişe konusu % 5’inde tiroid kanseri olmasıdır.

Nodüllerin % 50’si tek nodül, % 50’si çok nodül (multipli nodül) olarak bulunur. Tek nodül veya çok nodül de olsa kanser oranı aynıdır (% 5).

Nodüller elle muayene sırasında saptanabildiği gibi tiroid ultrasonu ile de saptanır.

Tiroid sintigrafisi bulgularına göre nodüller soğuk, sıcak ve ılık nodül olarak 3’e ayrılır. Nodüllerin % 70-80’nini soğuk nodül, % 10’unu sıcak nodül, ve % 10’unu ılık nodül oluşturur. Soğuk nodüllerde kanser oranı daha fazladır. Sıcak nodüllerde kanser oranı az olsa da kanser yine de olabilir.

Şikayet ve belirtiler :

Nodüler guatrı olan hastaların çoğunda herhangi bir şikayet yoktur. Boyunda şişkinlik olabilir. Bazen nodül içine kanama olursa ağrı oluşabilir. Nodül çok büyürse baskı yaparak nefes darlığı ve yemek yeme de sıkıntı yapabilir.

Kanser şüphesi olan nodüller hangi nodüllerdir?

Nodül tedaviye rağmen hızla büyüyorsa, boyun bölgesinde lenf bezlerinde şişme varsa, çok sert ve yapışık ise, seste kalınlaşma varsa, soğuk ve tek nodül ise tiroid kanseri yönünden şüphelenmek gerekir.

Tiroid iğne biyopsisi:

Nodüler guatrlı tüm hastalara uygulanması gerekir. Nodüllerin % 5’inde kanser olduğundan ilk yapılacak tetkik iğne aspirasyon biyopsisidir. Yapılması kolay, komplikasyonu olmayan bir işlemdir. Koldan damardan kan alıyor gibi nodülden normal plastik şırınga ile aspirasyon yapılır. Ağrı yapmaz. Yeteri kadar parça veya hücre gelmez ise tekrar biyopsi yapılır.

Tiroid ultrasonu:

Nodüllerin çapının daha iyi değerlendirilmesinde veya ele gelmeyen, küçük (< 1 cm) nodüllerin saptanmasında yararlıdır.Tedavi takibinde de önemlidir. Tedaviyle nodül çapının küçülüp küçülmediği ultrason ile daha iyi öğrenilir. Doppler ultrasonu ile nodül kan akımının değerlendirilmesi nodülün iyi veya kötü huylu olup olmadığı hakkında bilgi verebilir.

Tiroid sintigrafisi:

TSH düzeyi düşük olan hastalarda yapılır. Nodülün sıcak mı soğuk mu olduğunu anlamamıza yarar.

Tiroid hormonları:

Serbest T3, Serbest T4 ve TSH düzeylerine bakılarak hastanın hormonlarında düşüklük veya yükseklik olup olmadığı (hipertiroidi-hipotiroidi) anlaşılır.

Laboratuar Tetkikleri ve Teşhis

En önemli test TSH ölçümüdür. TSH düzeyi normalin üzerinde (>4 IU/L) çıkarsa bu hastada hipotiroidi vardır. Serbest T4 düzeyleri ise kanda düşük bulunur.

Serbest T4 düzeyi düşük, TSH düzeyi yüksek bir hastada aşikar hipotiroidi vardır. Sadece TSH yüksek ancak T4 ve T3 düzeyi normal ise buna subklinik hipotiroidi denir.

Bu durum hafif derecede tiroidyetmezliğidir, ancak tedavi edilmesi gerekir. Tedavi edilmezse % 5 hastada aşikar hipotiroidiye neden olur.

Serbest T4 düşük ve TSH yüksek ise hipotiroidi tanısı konur. Serum T3 düzeyleri değişkendir ve bazen normal sınırda olabilir. Aşikar hipotiroidide TSH genellikle > 20 IU/L’dir. Subklinik hipotiroidi de ise TSH 4-20 IU/L arasındadır.

Anti-TPO ve anti- TG antikorlar yüksek ise hipotiroidi Hashimoto tiroiditi nedeniyle oluşmuştur.. Tam kan sayımı yapılan hipotiroidhastaların % 30-40’ında kansızlık (anemi) % 15’inde demir eksikliği saptanır. Ayrıca B12 vitamin eksikliği de olabilir.

Kreatinin fosfokinaz (CPK) ve prolaktin (PRL) düzeyleri yüksek olarak bulunabilir. PRL düzeyleri tüm hastalarda yüksek değildir ve hipotiroidideki menstruasyondüzensizliklerinden sorumlu değildir. PRL düzeylerinde orta derecede bir yükseklik oluşur ve tiroidhormonu tedavisiyle düşer.

Eğer hasta ötiroid hale geldiği halde prolaktin yine yüksek ise diğer nedenler araştırılır.

Ayrıca CRP, SGOT (AST), SGPT (ALT), GGT, laktat dehidrogenaz (LDH) ve amilaz enzimlerinde yükselmeler olabilir. Bu enzimlerden en fazla yükselen CPK’dır.

Hipotiroid hastalarda kan yağlarında yükseklik (hiperlipidemi) vardır. Trigliserid düzeylerinde hafif artış olurken, total kolesterol, LDL kolesterol düzeylerinde artma olur.

Eğer hasta tedavi olmaz ise kan yağları yüksek olarak bulunacağından koroner arter hastalığı riski artar.

Tedavi

Hipotiroidi ÖMÜR BOYU tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Çok nadir olarak Hashimoto tiroiditli hastalarda % 10-20 oranında kendiliğinden düzelme olabilir.Hipotiroidi tedavisi kanda eksik olan tiroid hormonlarının normale gelmesi için tiroidhormon tabletleri verilerek yapılır.Piyasada tiroid hormonu bulunan ilaçlar Levotiron ve Tefor isimleriyle satılmaktadır.

Bu iki ilaç benzer ilaçlardır ve biri bulunamazsa diğeri kullanılabilir.Levotiron veya Tefor hastalığınızın şiddetine göre düktorunuzunönerdiği dozda başlanır ve belirli aralıklarla kontrole çağrılarak ilacın dozu ayarlanır.Tedavide hedef T4 düzeylerini normale getirmek ve TSH düzeyinin normal sınırlar içinde olmasını sağlamaktır.

İlaç tedavisi ömür boyu sürecek bir tedavidir ve kesilmemelidir.6 ay – 1 yılda bir kontrole giderek TSH düzeyine baktırmanız gerekir. Bazen ilacın dozunu artırmak veya azaltmak gerekebilir.Gebe kalan hipotiroid kadınlarda ilacın dozunu ayarlamak gerektiğinden mutlaka gebeliğin ilk ayı içinde kontrole gidilmelidir.Tefor ve Levotiron ilacı aç karna alınmalıdır.

Diğer ilaçlar emilimini bozabileceğinden aynı öğünde diğer ilaçlar alınmamalıdır. Özellikle demir ilaçları, antasitler (Algel, Talcid gibi) veya kalsiyum ilaçları tiroid ilaçlarının emilimi bozarlar.Hashimoto tiroiditi olan hastalar mutlaka iyotsuz tuz yemelidir.Kalp hastalığı olan hipotiroidili hastalarda bu ilaçlar yan etki yapabileceğinden sık kontrole gidilmelidir.

Hipotiroidili hastaların bir kısmında (özellikle Hashimoto tiroiditlilerde) anti-TPO ve anti-Tiroglobulin antikorları yüksek olarak bulunur. Bu antikorlar hastalığı yapan veya oluşturan protein yapısındaki maddelerdir. Tedavi ile bunların düzeylerinde azalma olmaz. Bunların düzeyini azaltacak bir ilaç da henüz yoktur. Bu antikorlara tanı konduğunda bakılması gerekir.

Daha sonra tedavi takibinde bakılmasına gerek yoktur. Son yıllarda selenyum alınmasının bu antikorları azalttığı saptanmışsa da henüz araştırma aşamasındadır.

Detaylı bilgi almak yada Randevu talepleriniz için 0(232) 463 62 62 numaralı telefon numarasından yada web sitemizdeki E-Randevu sisteminden de ulaşabilirsiniz.

Ayrıca tüm sorularınız için web sitemizdeki Doktora Sor sisteminden de ulaşabilirsiniz.

Источник: http://www.draysinoge.com/tr/tiroid-nodulleri

Tiroid ameliyatları hangi durumlarda yapılır?

Tiroid Nodülleri ve Tiroid Ameliyatları

Endokrin ve Tiroid Uzmanı Prof. Dr. Metin Özata ile röportajımıza devam ediyoruz. Röportajımızın bu bölümünde hangi tiroid hastaları ameliyat olmalı, biyopside kanser araştırması, cerrah seçimi gibi konulara değindik. Endokrin ve Tiroid Uzmanı Prof. Dr. Metin Özata’ya bize ayırdığı değerli vaktinden ve verdiği değerli bilgilerden dolayı için çok teşekkür ederiz.

Röportaj: Prof. Dr. Metin Özata

Gülşen: Ameliyat hangi durumlarda yapılır? Ameliyatla tedaviden bahseder misiniz?

Prof. Özata: Nodüler guatrı olan her hastanın ameliyat edilmesi şart değildir. “Ameliyat sonrası birkaç yıl içinde %20 – 30 hastada tekrar nodül gelişmektedir”. Bu nedenle ameliyat edilmesi gereken nodüller kanser şüphesi olan nodüllerdir.

Bir nodülde kanser olup olmadığı ancak nodüle iğne batırılarak yapılan biyopsi ile anlaşılır. Biyopside kanser yoksa özellikle “küçük nodüller için (çapı 2,5 cm den küçük) ameliyat gereksizdir”. Ameliyat, ancak biyopside kanser çıkarsa veya kanser yönünden şüphe varsa veya nodül çok büyükse (3 cm ve üzeri) o zaman düşünülür.

İğne biyopsisinin devreye girmesiyle artık lüzumsuz yere ameliyat olma dönemi kapanmıştır.

Bu nedenle bütün nodüllerde (sıcak veya soğuk olması fark etmez) biyopsi yapılması gerekir. Nodül küçükse biyopsi ultrason altında yapılır. İyi huylu çıkan bir nodülde böylece lüzumsuz yere yapılacak ameliyattan kurtulunmuş olur. Nodül iyi huylu çıktığı halde gittikçe büyüyorsa veya etrafındaki dokulara baskı belirtileri varsa bu nodüllerde ameliyat gerekebilir.

Nodül saptanan hastaların ilk önce Endokrinoloji uzmanına başvurmaları ve bu uzmanların önerisi doğrultusunda tedavilerini yaptırmaları gerekir.

Ameliyatı sık tiroid ameliyatı yapan bir cerraha yaptırmak gerekir. Ameliyat en son çaredir. Büyük guatrda, kanser şüphesi olan nodüllerde ve biyopside kanser çıkan nodüllerde ameliyat yapılır.

Hangi nodüller ameliyat edilmelidir?

Tiroid iğne biyopsisi sayesinde ameliyata verilecek hasta sayısında büyük azalma olmuştur…

Ameliyat edilmesi gereken nodüller şunlardır:

• Yapılan biyopside kanser çıkan veya kanser yönünden şüpheli nodüller.

• Biyopside folliküler tümör olduğu saptanan nodüller.

• Biyopside Hurthle hücreli tümör olduğu saptanan nodüller

• Levotiroksin ilacı kullandığı halde büyümeye devam eden nodüller ile bu ilaçlar kullanırken yeniden ortaya çıkan nodüller.

• 4 cm’den büyük kistik nodüller.

• İğneyle içindeki sıvı boşaltılmasına rağmen tekrar içine sıvı biriken kistik nodüller.

• Yemek borusu veya soluk borusuna baskı yapan büyük nodüler guatrda

• Graves hastalığı ile birlikte nodül varsa

• Sıcak nodüllerden çapı 2.5 cm’den büyük olanlar

• Çapı 3 cm’den büyük olan iyi huylu sert nodüller

• Nodülün göğüs kafesi içine girmesi durumunda (Dalan guatr)

Peki ameliyattan kaç gün sonra hasta taburcu ediliyor?

Ameliyattan sonra  2-3 gün içinde taburcu edilebilir.

Hastanın ameliyattan sonra yapması ya da yapmaması gerekenler nelerdir?

Ameliyattan sonra kontrollere gidilmesi gerekir. Tiroid hormonları ve kan kalsiyumu ölçülmelidir. Ameliyat sonrası belirli aralıklarla Endokrin Uzmanına kontrole gidilmesi gerekir.

Ameliyat geçiren kişilerin % 30’unda 3 yıl sonra tekrar nodül gelişebildiğinden tekrar nodül gelişimini önlemek için “Levotiroksin” ilaç tedavisi almaları uygun olur.

Son yapılan bir çalışmada ameliyat olan nodüler guatrlı hastalardan günde bir tablet Levotiroksin ilacı kullananlarda % 5 oranında tekrar nodül geliştiği saptanmışken ilaç almayanların % 42’sinde tekrar nodül ortaya çıkmıştır. Bu nedenle biz ameliyat olan hastalara ilaç tedavisi yapıyoruz.

Ameliyat olan kişilerde ellerde uyuşma ve kasılma oluyorsa mutlaka kalsiyum ölçümü yapılmalıdır. Bu belirtiler kanda kalsiyumun düştüğünü düşündürür.

Ameliyat olan kişiler belirli aralıklarla tiroid hormon tetkikleri ve kalsiyum ölçümleri yaptırmalılardır. Tiroid hormonlarında düşme varsa buna uygun olarak doktorunuz ilaçlarınızı ayarlayacaktır.

Ameliyat sonrası belirli aralıklarla (6 ayda bir veya yılda bir) tiroid ultrasonu yapılması da faydalıdır. Ameliyat olsanız bile bazen tekrar nodül oluşabilir.

Diğer önemli bir nokta ameliyat olduktan sonra kontroller için endokrinoloji uzmanına gitmeniz gerektiğidir. Sizin hormonlarınızı ve ilacınızı ameliyat sonrası Endokrinoloji uzmanı ayarlayacaktır.

Ameliyattan sonraki tedavilerden bahseder misiniz?

Ameliyatta kanser çıkarsa radyoaktif iyot tedavisi yapılır. Kanser çıkmaz ise ilaç tedavisi yapılır. Buna Endokrin uzmanları karar verir.

Hormon tedavisi hangi durumlarda uygulanıyor ve ne kadar süre ile devam etmesi gerekir? 

Hormon tedavisi tiroid yetmezliği olan hastalarda yapılır. Tiroid yetmezliği tedavisi ömür boyu sürer. İlacın dozunu Endokrin uzmanları ayarlar.

Tiroid kanseri tam olarak tedavi edilemezse ne olur?

Tiroid kanseri tedavisiyle çoğu hastada tam iyileşme olabilmektedir. Bazı kanser tipleri hızlı seyredebilir. Tiroid kanseri Tiroid bezindeki hücrelerin kansere dönüşmesi nedeniyle oluşan bir kanser türüdür. Tiroid kanserleri genellikle boynumuzda bir kitle veya tiroid bezi içinde bir nodül şeklinde oluşur.

Tiroid kanserlerinin çoğu tedaviyle yok olan kanserlerdir. Diğer kanserler gibi kötü seyretmez. Yapılan ameliyat ve radyoaktif iyot tedavisiyle çoğu yok olur ve hastanın yaşam süresini kısaltmaz. Bu nedenle çok fazla korkmanıza gerek yoktur.

Ancak, tedaviyle kanser yok olsa bile ömür boyu kontrollere gitmeniz gerektiğini de unutmayınız.

Источник: https://indigodergisi.com/2016/04/biyopside-kanser-tiroid-ameliyatlari-hangi-durumlarda/

Tiroit Nedir? Tiroit Nodülleri ve Tiroit Ameliyatı

Tiroid Nodülleri ve Tiroid Ameliyatları

Tiroit, salgıladığı hormonlarla metabolizmanın düzenli çalışmasını sağlayan, boyun bölgesinde adem elmasının çevresine yerleşmiş endokrin bezdir. Şekil itibariyle gırtlağı sarması sebebiyle, yunanca kalkan anlamına gerelen tiroit adı verilmiştir. “Tiroit” Türk Dil Kurumu tarafından doğrulansa da, “tiroid” olarak da bir çok kaynakta geçmektedir.

Tiroit Nodülleri

Genel anlamda tiroit nodülü, kişide iyot eksikliğine bağlı olarak tiroit bezi üzerinde gelişen ve guatr hastalığına sebep olan yumru şeklindeki yapılardır. Bu nodüllerin oluşumu, tiroidin büyümesiyle doğru orantılı şekilde gerçekleşir. Ayrıca tiroit nodüllerinde kanser ihtimali de oldukça yüksektir.

Nodülleri soğuk veya sıcak nodül olarak sınıflandırmak mümkündür. Günümüzde sınıflandırma, sintigrafi tekniği ile rahatlıkla yapılabilir. Bu tekniğin kullanım alanı sadece tiroit ile sınırlı olmamakla birlikte, böbrek veya akciğer için de yaygın olarak uygulanabildiğini belirtmek gerekir.

Bunun yanı sıra soğuk nodülün sıcak nodüle nazaran biraz daha yüksek tiroit kanseri riskini taşıdığını söyleyebiliriz. Tabii kanser riski taşıyan nodüllerin tespiti için mutlaka iğne biyopsisi yaptırmak gereklidir. Çoğunlukla hastaların bu durumu gözden kaçırması sonucunda çok daha ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalınır.

Tabii böyle bir tiroit hastalığında kesinlikle cerrahi olarak ameliyat yaptırılmalıdır. Bu ameliyatı kısaca özetleyecek olursak; ilk olarak ön boyunda yatay bir kesi oluşturulduğunu söyleyerek başlayabiliriz. Kısa süre içerisinde bu kesiden tiroit bezine erişim sağlanır ve operasyon başlamış olur.

Tamamen cerrahi olarak gerçekleştirilen ameliyatta, doktorlar tarafından gerekli müdahalelerin yapılmasının ardından işlem tamamlanır. Yaygın olarak tiroidektomi şeklinde yapılan bu operasyon, genel anestezi altında gerçekleştirilmektedir.

Ayrıca tiroit ameliyatı sonrasında kısa bir süre boyun kenarlarında birtakım ağrıların gözlemlenmesi gayet normaldir, fakat devamı halinde doktora bilgi verilmelidir.

Tüm bunların haricinde tiroit ameliyatları sonrasında kalsiyum düşüklüğüne bağlı olarak, parmak uçlarında veya dudak kenarlarında uyuşma, karıncalanma gibi durumların görülebildiğini unutmamak gerekir.

Eğer tiroit hastalığından şüpheleniliyorsa, mutlaka detaylı kontrol için en yakın sağlık merkezine başvurulmalı ve gerekiyorsa iğne biyopsisi yaptırılmalıdır.

Aksi takdirde hastalığın ilerleyebileceği durumu göz önünde bulundurularak hareket edilmeli ve buna göre davranılmalıdır.

Tiroit Nodülleri Kanser Riski Taşır Mı?

Erkeklere nazaran kadınlarda daha sık rastlanan guatr hastalığında son derece önemli olan iki ana unsur vardır. Bunlardan birincisi mevcut nodüllerin kanser riski taşıyıp taşımadığı, bir diğeri ise nodülün soluk borusunun işlevlerini engelleyici yönde etki yapıp yapmadığıdır.

Genel olarak tiroit nodüllerinde kanser riskinin bulunma ihtimali oldukça azdır. Oransal olarak baktığımızda; soğuk nodüllerde tiroit kanseri bulunma olasılığı %10 civarlarındayken, sıcak nodül yapılarında %1’in altındadır. Her ne kadar tiroit nodüllerinde kanser bulunma olasılığı az olsa da, bunu önemsememek anlamsızdır.

Aynı zamanda kanserli olduğu düşünülen nodüllerin mutlaka iğne biyopsisi tekniği ile kontrol edilmesi gerektiğini ve bu tekniğin doktorlar tarafından sıklıkla tercih edildiğini göz önünde bulundurmakta fayda vardır. Kanser riski taşıyan nodüllerin hastaya telafisi mümkün olmayan zararlar vermesini engellemek için tiroid bezi çıkarılmalıdır.

Bu da ancak ameliyat ile gerçekleştirilebilir. Zararlı nodül içeren tiroit bezinin çıkarılması işlemine tiroidektomi denir ve bu işlem günümüzde hastaların en sık tercih ettiği yöntemdir. Yine aynı şekilde tiroit nodülü kişinin soluk borusuna baskı yapıyor ve nefes alışverişini engelliyorsa, bu durumda da guatr ameliyatı olmak şarttır.

Operasyon tamamen cerrahi olarak yapılmakta olup, güvenilir şekilde gerçekleştirilmektedir. Cerrahlar ön boyun bölgesinde açılan kesiden giriş yaparak tiroit bezine çok rahat bir şekilde erişim sağlayabilmekteler.

Bunların haricinde ameliyat sonrasında paratiroid bezine verilen birtakım hasar sonucunda kalsiyum dengesi bozulacağından, bir müddet vücudun farklı noktalarında karıncalanma ve uyuşma durumları gözlenebilir.

Sonuç olarak guatr ameliyatları için tüm bu hususlar göz önüne alınarak hareket edilmeli ve ameliyat olunmalıdır. Aksi takdirde bahsi geçen ve hastaların beklemediği problemler ortaya çıkabilir. Bunlara özellikle dikkat etmek her hastanın sorumluluğudur.

Tiroid Nodüllerinde Neden Ameliyat Gerekir?

Son zamanlarda sıklıkla rastlanan ve guatr hastalığına sebep olan tiroit nodülleri, bazı durumlarda aşırı derecede ilerleme göstererek hastaların ciddi problemlerle karşı karşıya kalmalarına zemin hazırlayabilmekteler. Bu gibi durumlarda mutlaka gerekli kontroller sağlanarak ameliyat olunmalıdır.

Kişide bulunan nodüllerin yüksek oranda kanser riski taşıması, ameliyatı zorunlu kılan en önemli etkendir. Çünkü tiroit kanseri asla hafife alınacak bir husus değildir ve kanserin ilerlemesi halinde kişiyi zor günlerin beklediği bilinmelidir.

Kanser riskini taşıdığı düşünülen tiroit nodüllerinde uygulanması gereken öncelikli işlem, her zaman için iğne biyopsisi olmalıdır. Bu sayede nodülün kanser riski taşıyıp taşımadığı rahatlıkla anlaşılabilir. Kanser riskini barındıran tiroit nodüllerinde mutlaka tiroidektomi adı verilen ameliyat uygulanmalıdır.

Bunun yanı sıra kanseri tetikleyen bir nodül olmasa dahi, çapı normale göre çok daha büyük olan tiroit nodülleri için de ameliyat kararı verilebilir. Estetik açıdan kişilere ruhsal ve fiziksel sıkıntılar yaşatabilecek olan bu nodüllerin alınması, hastaların yaşam standartlarındaki artışı da beraberinde getirecektir.

Günümüzde tiroit ameliyatları cerrahi olarak genel anestezi altında yapılır. Ön boyun üzerinde açılan küçük kesiden girilerek, tiroit ameliyatlarını sorunsuz bir şekilde gerçekleştirebilmek mümkündür. Ameliyattan sonra belli bir süre vücudun bazı bölgelerinde uyuşma veya karıncalanma görülmesi normaldir.

Bu durum genellikle kalsiyum eksikliğine bağlı olarak gerçekleşmekle birlikte, uzun süreli olduğu takdirde mutlaka hekime danışmak gerekir. Ayrıca ameliyat esnasında oluşan doku hasarına bağlı olarak boyunda birtakım ağrıların gözlemlenmesi muhtemeldir.

Özellikle tiroit kanseri başta olmak üzere bahsi geçen tüm bu konular son derece önemlidir. Aynı zamanda aile genetiğinde bu durumla karşılaşıp karşılaşılmaması, tiroidin tespitinde büyük rol oynar. Kişide tiroit nodülü bulunmasından şüpheleniliyorsa en kısa süre içerisinde hekim kontrolüne başvurulmalıdır.

Tiroid Ameliyatı Riskleri Nelerdir?

Her ameliyatta olduğu gibi tiroidektomi adı verilen ameliyatta da birtakım riskler mevcuttur. Genel anlamda bakılacak olunduğunda tiroit ameliyatları için iki ana risk unsuru söz konusudur. Bunlardan biri ses tellerinin kesilmesi, diğeri ise paratiroid bezine ciddi ölçüde zarar verilmesidir.

Birçok kişinin de bildiği gibi, ön boyunda iki parça şeklinde kelebeğe benzer bir yapı vardır ve buna tiroid bezi adı verilir. Bu bezde birtakım nodüllerin oluşması sonucunda guatr hastalığı belirir ve bazı durumlarda boğaz kısmında gözle görülür derecede şişlik oluşur.

Böyle bir hastalıkla karşılaşılması halinde mutlaka doktor kontrolünde cerrahi işlemlerin uygulanması gerekir. Detaylı bir şekilde ameliyat risklerini inceleyecek olursak, ilk olarak ses tellerinden bahsedebiliriz.

İnsandaki ses telleri tam olarak tiroidin içerisinden geçer ve ufak da olsa ameliyatı riskli kılan en önemli faktördür. Operasyonu gerçekleştiren cerrah guatr ameliyatında uzmansa, ses tellerini rahatlıkla tanır ve bunları aksi bir durum olmadığı takdirde kesmez.

Kesildiği takdirdeyse kişinin sesinde büyük oranda kısılma gözlemlenir. Açıkçası bunun telafisi fazlasıyla zor olur ve ses tellerinin yokluğu ilerde hastaların zor durumlarla karşılaşmalarına zemin hazırlar. İkinci olarak tiroit bezinin arka kısmında dört adet paratiroid bezi bulunmakta.

Bu bezler vücutta kalsiyum dengesini sağlamakla görevlidirler ve hepsine birden zarar gelmesi durumunda, vücutta kalsiyum oransızlığına bağlı sorunlar oluşur. Parmak uçlarında uyuşma ve vücudun bazı yerlerinde karıncalanma bunlardan sadece iki tanesidir.

Bunların haricinde tiroid ameliyatlarının kayda değer herhangi bir riski yoktur. Hatta kaliteli cerrahlar tarafından gerçekleştirilen ameliyatta bu riskler söz konusu bile değildir. Bundan dolayı ameliyat öncesinde kesinlikle cerrahın endokrin uzmanı olmasına dikkat edilmelidir. Aksi takdirde tiroit ameliyatı hastaların aleyhine sonuçlanabilir.

Источник: https://www.bilgirehberi.net/tiroit-nedir-tiroit-nodulleri-tiroit-ameliyati

Tiroid Nodülü Nedir? Tehli Midir? Tedavisi Nedir?

Tiroid Nodülleri ve Tiroid Ameliyatları
83 / 100SEO Score

Tiroid nodülü, tiroid bezinde oluşan birkaç milimetre ile birkaç santimetre arasında değişebilen yumru şeklinde anormal yapılardır. Oldukça sık karşılaşılan bu nodüller çoğunlukla iyi karakterde olsa da bazen kötü huylu çıkmaktadır.

Kadınların %6’sında, erkeklerin ise %2’sinde boyun muayenesi ile fark edilebilen tiroid nodülü vardır. Tiroid ultrason sonuçlarında ise tüm erişkinlerin yaklaşık %50’sinde nodül tespit edilmektedir. Bunların çoğu iyi huylu olsa da %10-15’i kötü huylu (kanser) çıkmaktadır.

Tiroid Nodülü Belirtileri

Tiroid nodülleri genelikle rastlantısal tespit edilir ve çoğu kişide herhangi bir belirtiye neden olmazlar. En sık görülen belirtiler:

  • Tiroid bezinin olduğu bölgede (boyunda) şişlik
  • İlerlemiş durumlarda ses kısıklığı, yutma güçlüğü
  • Boyun lenf bezlerinde şişlik
  • Nodül tiroid hormonu üretiyorsa (sıcak nodül) kişide çarpıntı, kilo kaybı, sıcağa gelememe, sinirlilik, terleme, halsizlik gibi belirtilere neden olabilir.

Tiroid Nodülü Nedenleri

Aşağıdaki faktörler nodül oluşumuna neden olabilir.

  • İyot eksikliği
  • Sigara
  • Alkol
  • Boyun bölgesine radyasyon maruziyeti
  • Otoimmün tiroidit
  • Genetik faktörler
  • Daha önce tiroid hastalığının olması(Graves , haşimato gibi)

Hangi Nodül Tehlidir?

Tiroid nodülü tesbit edildiğinde öncelikle kanserden ayırt etmek gerekir. Bunun için kişinin hikayesi, muayene bulguları, risk faktörleri, ultrason sonucu ve bazı tetkikler göz önünde bulundurulur.

Nodülün Özellikleri

1- 1.5 cm’den büyük nodüller genellikle incelemeye alınır. 1 cm altındaki nodüller ise aşağıda bahsedeceğimiz risk faktörlerinin veya şüpheli ultrason bulgularının varlığında incelemeye alınırlar.

Kimlerdeki nodüller kanser açısından daha risklidir? (Risk Faktörleri)

  • Geçmişte boyun bölgesine radyasyon almış olanlar
  • Daha önce tiroid kanseri geçirmiş olanlar
  • 16 yaşından küçük ve 60 yaşından büyük olanlar
  • Ailesinde tiroid kanseri veya ailesel kanser sendromları öyküsü olanlar
  • Tiroid nodülü hızlıca büyüyenler
  • Kalıcı ses kısıklığı, artan nefes darlığı ve yutma güçlüğü olanlar
  • Tiroid çevresindeki (boyundaki) lenf bezlerinde şişlik ve büyüme olanlar
  • Sert ve hareketsiz (fikse) nodülü olanlar
  • Erkekler

TSH Testi

Tiroid nodülü tespit edilen kişilerde ilk yapılan tetkiklerden birisi TSH’dır.

  • TSH Normal: Nodülün büyüklüğüne göre tiroid kanseri açısında risk faktörlerine bakılır ve gerekirse biyopsi yapılır.
  • TSH Düşük: Hormon üreten iyi huylu tiroid nodülü olduğu düşünülür. Sintigrafi yapılarak tedavi planlanır.
  • TSH Yüksek: Savunma hücrelerinin tiroid dokusuna saldırdığı ve iltihaplanmaya sebebiyet verdiği otoimmün tiroidit düşünülür. Antikor testleri yapılır.

Tiroid ultrasonu

Nodülün iyi veya kötü huylu olduğuna düşündüren bazı ultrason bulguları vardır. Bu bulgular nodülün karakteri hakkında bilgi verse de kesin teşhis koydurmaz. Yani sadece ultrason sonucu ile nodüle tamamen iyi huylu demek oldukça zordur.

Tiroid Nodülü Ultrason Özellikleri
İyi Huylu Olduğunu Düşündüren Ultrason ÖzellikleriKötü Huylu Olduğunu Düşündüren Ultrason Özellikleri (Şüpheli Bulgular)
Hiperekoik olması (izoekoik olması kısmen iyi değerlendirilir)Hipoekoik olması
Keskin ve düzenli sınırlarının olmasıDüzensiz ve belirsiz sınırlı olması
Kaba kalsifikasyonların olmasıMikrokalsifikasyon (milimetrik kalsifikasyon) içermesi
 Basit kistlerHalo kaybı olması
Nodülün boyunun eninden büyük olması
Nodülde aşırı damarlanma oluşu (hipervaskülarite)

Not: Birden çok şüpheli ultrason bulgusu varsa kanser risk artar.

Kimlere Biyopsi (İİAB) Yapılır?

Ratlantısal olarak tesbit edilmiş ve belirti vermeyen nodüllerde, şu durumlarda biyopsi yapılır:

  1. Çapı 1 – 1.5 cm’den büyük nodüller
  2. Çapı 1 cm’den küçük olduğu halde risk faktörleri taşıyan kişilerdeki nodüller. Risk faktörlerini yukarıda bulabilirsiniz.
  3. Şüpheli ultrason özellikleri taşıyanlar(tabloya bakınız).

Gebelerde tiroid bezi nodülü saptanırsa normal bireylerde olduğu gibi ultrason ve gerekirse biyopsi yapılır. Eğer ameliyat gerekirse gebeliğin 3. – 6. ayları arasında (trimester) yapılır. Agresif özellik göstermeyen kötü huylu nodüllerde ameliyat doğum sonrasına ertelenebilir.

Biyopsi Sonucu Yorumlanması

Tiroid biyopsi sonuçları Bethesda sistemine göre sınıflandırılır. Bu sınıflandırma ile yapılacak işlemler ve kanser riski belirlenir.

Bethesda Sınıflandırması
SınıfKanser Riski (%)Açıklama
Bethesda Kategori 1%1 – 4 Teşhis için yetersiz. Ultrason eşliğinde biyopsiyi tekrarlamak gerekir.
Bethesda Kategori 2% 1

Источник: https://www.saglikbilgi.net/tiroid-nodulu/

Tiroid nodüllerine yaklaşım

Tiroid Nodülleri ve Tiroid Ameliyatları

Ülkemizde yapılan çeşitli çalışmalarda tiroid nodülü saptanma prevalansı: elle muayene ile %2-6, USG ile %34-50, otopside %49,5. Nodül prevalansı yaşla birlikte artmaktadır. 40 yaş üzeri kişilerde USG ile tiroidde nodül prevalansı %41 dolayındadır. Ancak bunların %5’i klinik olarak ele gelmektedir.

Nodül gelişimi için predispozan faktörler:

İleri yaş, erkek cinsiyet, iyodun yetersiz olduğu coğrafi bölgede yaşama, baş boyun bölgesine iyonizan radyasyon alma, ailede tiroid kanseri öyküsü olması.

Boyun bölgesine yönelik radyolojik görüntüleme sırasında, boyun bölgesinin nükleer tıp görüntülemeleri sırasında, boyun bölgesinde yapılan cerrahi girişim sırasında saptanabilir.

Klinik önem

Boyutu ne olursa olsun tiroid nodüllerinde kanser saptanma prevalansının %5-15 olduğu göz önüne alınmalıdır.

Tanı yöntemleri

Anamnez, fizik muayene, USG, İİAB, tiroid sintigrafisi.Anamnez ve fizik muayene sonrası USG bir endokrinolog tarafından yapılmalı.USG ve kliniğe göre şüpheli nodüllere İİAB yapılmalıdır.

Tiroid kanserleri için bilinen en önemli risk faktörleri; iyonize radyasyona maruz kalma, ailede kuvvetli tiroid kanseri öyküsüdür. Ayrıca yaş ve cinsiyet de diğer risk faktörlerdir.

15> yaş ve 50< yaştaki kişilerde mevcut olan nodüllerin kanser olma ihtimali 15-50 yaş arasındaki insanlara göre daha fazladır. Erkeklerde tiroid nodülünde kanser saptanma oranı kadınlara göre daha fazladır. Sert olan ve mobil olmayan nodüller malignite açısından şüphelidir.

Beraberinde ses kısıklığının olması şüpheyi daha da arttırır. Etraf lenfatik doku da büyümüş lenf nodları da malignite lehinedir.

Laboratuvar

Tiroid insidentalomalarının ayırıcı tanısında TFT içerisinde sadece serum TSH düzeyinin ölçülmesi tavsiye edilmektedir.

Radyolojik görüntüleme

CT ve MR tiroid incelemeleri için USG kadar duyarlı ve özgül değildir. Her iki yöntemde de saptanan nodüllerin malignite kriterleri açısından değerlendirilebilmeleri için kısıtlı kabiliyete sahiptirler.

CT ve MR’da nodüllerin malign olup olmadığı sadece lokal invazyon bulgularına dayanmaktadır. USG’nin tiroid nodüllerinin malignite açısından değerlendirilmesinde duyarlılığı %80’ler, özgüllüğü ise %70’ler civarındadır.

USG ile 1-3 mm’ye kadar olan tiroid nodülleri görüntülenebilmektedir.

Tiroid USG: nodülün karekterizasyonu (solid/kistik), başka nodüllerin varlığı, tespit edilen nodüllerin takibi, tiroidit varlığı, varsa eşlik eden patolojik lenf nodlarının görüntülenmesi, biyopsi için kılavuz olarak kullanılabilir. Nodülün irregüler olması,sınırının belirli olmaması ve hipoekojen punktat kalsifikasyon içeren bir görünüme sahip olmasının malignite açısından en yüksek duyarlıklık ve özgüllüğe sahip olduğu gösterilmiştir.

Nükleer tıp görüntüleme

Yalnızca TSH düzeyi baskılanmış hastalarda tiroidin İ123 veyaTc 99 ile sintigrafik görüntülemesinin yapılması tavsiye edilmektedir. Tiroidde saptanan nodüllerin yaklaşık%5’i hiperaktif (toksik) olarak saptanmaktadır. Ancak hiperaktif nodüllerin %5’inden daha azında kansere rastlandığı rapor edilmiştir.

Biyopsi

Tiroid nodüllerinin tanısı için kullanılan en değerli ve altın standart olarak kabul edilen yöntem İİAB’dir. Ucuz, kolay, hızlı ve doğruluğu yüksek bir yöntemdir. Hematom ve ağrı gibi komplikasyonların görülme sıklığı oldukça düşüktür.

TİİAB endikasyonları: boyuna ışın, aile hikayesi olanlarda tüm boyuttaki nodüllere, 10 mm küçükse şüpheli özellikleri olanlara, USG’de kapsül dışı invazyon, metastatik servikal LAP varsa, nodül 10-15 mm’den büyükse TİİAB yapılır.

MNG’de TİİAB:dominant değildir USG kriterleri ve lap varlığına göre. Sıcak ya da ılık nodüllere değil. Biyopsiler; en az 10 hücre içeren 6 hücre grubu içermelidir. 5 kategori vardır; non-diagnostik, benign, indetermine, şüpheli ve malign.

Benign: makrofolliküler adenom, kolloid nodül, kronik lenfositik tiroidit, granülomatöz tioroidit, kist.

Malign: papiller, medüller, anaplastik, metastatik kanser, lenfoma.

Indetermine: folliküler neoplazm, hurtle hücreli neoplazm.

İİAB’nin başarılı olabilmesi iki faktöre bağlıdır; sitolojik analiz için yeterli örneğin alınabilmesi, bu aspiratları değerlendirecek deneyimli bir sitopatoloğun var olmasıdır. İİAB sonucu malign veya şüpheli olarak rapor edilenlere cerrahi girişim tavsiye edilmektedir.

İİAB sonucu benign gelen olgulara ise daha ileri bir tetkik yapılmaması önerilmekte ve sadece periyodik takibe alınması önerilmektedir. Bu takibin klinik muayene ve USG ile yapılması önerilmektedir. Kontrol aralığı için önerilen süre 6-18 ay arası değişkenlik göstermektedir.

İİAB sonucu yetersiz ise tekrar İİAB yapılır. Bu hastalarda İİAB öncesi nodülün görüntüsü ve hastanın kliniği şüpheli bulgular içeriyorsa bir ay içerisinde İİAB’nin tekrarlanması veya cerrahiye gidilmesi önerilmektedir.

Ancak nodül şüpheli bulgular içermiyorsa üç ay beklenebileceği bildirilmiştir.

Kime, hangi nodüle biyopsi yapılmalı:seçim için kullanılan kriterler; kişinin özgeçmişi, klinik muayene bulguları, nodüller’in USG bulgularıdır, nodül boyutları.

Kişinin özgeçmişinde iyonize radyasyona maruz kalma veya yakın akrabasında tiroid kanseri/ MEN öyküsünün olması durumunda; nodüller malignite özellikleri taşımasa dahi biyopsi önerilmektedir.

Nodülün ele gelmesi durumunda maligniteyi düşündüren muayene bulguları (sert, fikse nodül, servikal LAP ele gelmesi) var ise yine USG bulgusu ne olursa olsun nodüle İİAB yapılması uygundur. Hastanın öykü ve fizik muayenesinde herhangi bir özellik olmaması durumunda İİAB gerekliliğini USG belirler.

USG’de malignite düşündüren nodüllere, boyutu 10-15 mm büyük nodüllere İİAB yapılmalıdır. Çeşitli çalışmalarda İİAB için eşik kriterleri hem nodülün boyutuna hem de nodülün diğer USG özelliklerine göre belirlenmiştir.

Gebelik ve nodül

L-tiroksin süpresyon tedavisi önerilmez. Büyüyen nodüller için USG kontrolü ve İİAB yapılmalıdır. Opere olması gerekirse 2. trimester ya da postpartum dönemde opere edilmelidir.

Çocuklarda nodül

Büyüklerdekine benzerdir. Fakat malignite görülme riski daha yüksektir.

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/tiroid-nodullerinde-belirtiler-tani-tedavi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.