Tüp Bebek ve Preimplantasyon Genetik Tanı Yöntemi

içerik

Tüp Bebek Tedavisinde Preimplantasyon (Genetik Tanı)

Tüp Bebek ve  Preimplantasyon Genetik Tanı Yöntemi

  • Akdeniz anemisi
  • Orak hücre anemisi
  • Neurofibromatosis
  • Fanconi anemisi
  • X- linked hydrocephalus
  • Epidermolysis bullosa
  • Achondroplasia
  • Kan uyuşmazlığı

Bu sayılan hastalıklar ve bunun gibi birçok hastalıkta, tüp bebek tedavisi PGD uygulamaları ile dünyaya sağlıklı bebeklerin getirilmesi amacı ile çalışmalar yapmaktadır. Genellikle risk grubu bu anlamda oldukça fazla bir şekilde değerlendirileceğinden dolayı, uygun olan yöntemin başlatılacağı görülecektir.

Akraba evliliklerinde, genetik sorunu olan ebeveynlerin olması halinde, dünyaya gelmiş diğer çocukların anomalili olmasında, taşıyıcılığı olan hastalıkların çiftlerde var olması gibi binlerce nedenin varlığından dolayı, tüp bebek tedavileri ile genetik tanı uygulaması başlatılarak, sağlıklı bebeklerin dünyaya gelebilmesi amaçlanmaktadır. Bu tarz problemlere sahip olan kişiler, kendi kendine hamileliği elde edememektedirler. Genetik kodlaması sıkıntılı olan embriyo, anne bedenine tutunmakta güçlük yaşamakta ve tekrarlayan düşükler ile kısırlıkta etken olabilmektedir.

Hem dünyaya bebek gelebilmesi hem de tedavi edilmesi pek mümkün olamayan hastalıklardan yoksun olabilmesi amacı ile tüp bebek uygulamaları sayesinde, sağlıklı embriyoların diğer embriyoların içerisinden seçilmesi istenir. Bu sayede anne rahmine aktarılacak olan embriyo, tutunma şansı bulacak ve sağlıklı gelişimini annenin vücudunda devam ettirebilecektir.

2 ) Preimplantasyon genetik tanı ile tüp bebek tedavileri neden uygulanır?

Tedavi edilmesi pek mümkün olmayan birçok hastalık, dünyaya gelen nesil için oldukça önemli olarak kabul edilir. Çiftler hem bebek sahibi olmak, hem de sağlıklı bir çocuğa sahip olmak istemektedirler. Yinelenen düşüklerin gerçekleşmesinin ardından yaşadıkları hayal kırıklıkları artarak, bebek sahibi olma özlemi daha da büyümektedir.

Gerçekleştirilen bütün denemelerden başarı elde edemeyen eşler, tüp bebek tedavisi için merkezlere başvurmaktadır. Çiftlerin geçmişi incelendiği zaman, genellikle ortaya genetik anlamda uygun olmayan kodlamadan dolayı embriyoların tutunamadığı gözlemlenir.

Bu durum akraba evliliklerinde, kalıtsal hastalıkları olanlarda, kadın yaşının büyük olması ile hamilelik elde edilmiş ise, daha çok açığa çıkmaktadır.

3 ) Kardeşte tedavisi mümkün olmayan hastalık varsa, yeni doğan bebekte de doku uygunluğu talep edilebilir mi?

PGD ile daha önceden dünyaya gelmiş olan kardeşe, doku uyumlu kardeş seçime imkanı bulunmaktadır. Talasemi, lösemi gibi hastalıklarda kök hücre nakli için umut yeni doğacak kardeş olabilmektedir.

Tıp mucizevi bir şekilde tüp bebek tedavisinde bu yöntemi devreye sokarak; hem yeni doğacak olan bebeğin ileri boyutta hastalığının olmaması adına embriyonun seçimine, hem de dünyaya gelmiş olan kardeşe doku uyumuna olanak sağlanmaktadır.

4 ) PGD ile tüp bebek tedavilerinde cinsiyet seçimi yapılabilir mi?

Cinsiyet seçiminin yapılması, soyun devamı ve doğanın kanunu için doğumlardan önce belirlenmesi yasal olmayan ve yasak olan bir tekniktir. Etik ve yasal olmayan bu konu, bazı durumların meydana gelmesi halinde ihtiyaç haline gelebilmektedir.

Tedavisi zor veya mümkün olmayan bir takım hastalıklar, belirli bir cinsiyete özgü olabilir.  X ve Y kromozomları için farklı genetik kodlamada hastalıklar bulunabilir.

Tıpta bu durumun açıklaması bulunuyor ise, cinsiyet de seçilebilecek ve bu sayede önlenmesi mümkün olmayacak bu hastalığın daha anne karnına transferi gerçekleştirilmeden önüne geçilmiş olacaktır.

5 ) Tüp bebek tedavilerinde PGD ile başarı artıyor!

Klasik yol ile tüp bebek tedavisinde döllenmeye imkan sağlayıp uygun şartlarda embriyonun transfer edilmesi mümkündür. Bu yol ile hamile olabilecek çok sayıda kadın bulunmaktadır. Bu sayede de, mucize şekilde sağlıklı bebekler dünyaya getirebilmişlerdir. Ancak bazı durumlarda, embriyo anne karnına tutunamaz ve implantasyon problemleri ile karşılaşılır.

Vücut bebeği dışlayabilir, genetik hatalar sebebi ile bünyesine kabul etmeyebilir. Bu tarz sorunlarda, zaten yinelenen düşükler ortaya çıkarak, implantasyon sorunları sebebi ile sağlıklı bebekler dünyaya gelemez.

PGD ile seçilen kaliteli embriyo, vücut dışında gelişim gösterdikten sonra seçilerek, anne rahmine transfer edileceğinden dolayı, başarı şansıda doğal olarak ciddi anlamda artacaktır.

6 ) Genetik tanı tekniği ile yapılan tüp bebek tedavi yöntemlerinde yanılma payı ne kadardır?

Beklenilen  başarı % 97 civarında oldukça yüksektir. Bu yöntemi yapan kurumun kaliteli olması halinde, uygulayıcı kişilerin uzmanlığında beklenen şekilde tedavi ilerleyerek sonuçlar olumlu ve gayet güvenilir olacaktır.

Источник: https://www.aliosmankoyuncuoglu.com/tup-bebek-tedavisinde-preimplantasyon-genetik-tani/

Preimplantasyon (Genetik Tanı) Nedir?

Tüp Bebek ve  Preimplantasyon Genetik Tanı Yöntemi

Tüp bebek tedavi yöntemlerine başvuran çiftler, nedenleri ve olası ihtimalleri göz önünde bulundurmadan direk başarıya endeksli olarak gelirler.

Genellikle başarı ile sonuçlansa da teknolojinin yetersiz olduğu noktalarda başarısızlık da kaçınılmaz oluyor.

Normal yollardan bir yıl boyunca düzenli cinsel ilişkide bulunmuş ama gebeliği sağlayamamış çiftler tüp bebek tedavi yöntemleriyle hayallerine kavuşabiliyor. Gebeliğin sağlanamadığı durumlar araştırılarak uygun yöntemler belirlenir ve tedavi süreci başlar.

Bebeğin oluşumu sağlansa da düşükle sonuçlanan başarısızlar oldukça fazladır. Bunların başında genetik problemleriyle karşılaşılmaktadır. Çiftlerin bildiği kalıtsal bir hastalığın olup olmadığı tedaviye başlamadan önce doktor görüşmesinde bildirilmelidir. Bu sayede uygulanacak bazı işlemler vardır ve olası düşük, sakat doğum, ölü doğumlar engellenmiş olacaktır.

Preimplantasyon Genetik Tanı işlemi bu gibi durumların yaşanması için devreye girmektedir.

Tüp bebek işlemi esnasında embriyoların genetik testi yapılarak, sadece sağlıklı olanların seçilip anneye transfer edilmesi işlemidir.

Bu genetik tanı sayesinde hasta veya taşıyıcı çiftler de sağlıklı birer bebek sahibi olabilirler. PGT Testinin yapılmasını gerektiren bir durumunuz varsa doktorunuz size bu testi önerecektir.

Modern tüp bebek uygulamalarında, genetik işlemler son zamanlarda oldukça popüler olmuştur. Biyo- teknolojinin gelişiminin verdiği katkılar sonucunda başarılı tüp bebek tedavileri artış göstermektedir. Uygulamalar yani transfer öncesi genetik tanı ( PGT ) kullanıma girmiştir. Bu genetik tanı sayesinde hasta veya taşıyıcı çiftler de sağlıklı birer bebek sahibi olabilirler.

Preimplantasyon Genetik Tanı (PGT): Tüp bebek tedavisi esnasında yumurtaların spermlerle döllenmesiyle elde edilen embriyolar,1 veya 2 adet doku (blastomer) örneklenmesi sayesinde, anne rahmine yerleştirilmeden önce ailesel ve kromozal hastalığa karşı kontrol edilebilir. Bu yöntem ile sağlıklı ve genetik hastalık taşımayan embriyolar seçilir ve transfer edilir. Sağlıklı olduğu tespit edilen embriyoların anne rahmine yerleştirilmesiyle süreç başlar. PGT işlemi,3 şekilde yapılmaktadır.

Polar body biyopsisi: Erken dönemde yapılan biyopsidir. Yalnızca yumurtaya dair bilgi verir.

Blastomer biyopsisi: Embriyo gelişmeye başladıktan sonra 3.günde ortalama 8 hücreli haldeyken 1 ya da 2 hücrenin alınarak genetik olarak incelenmesine dayanır.

Trofektoderm biyopsisi: Blastokist ( Embriyonun 5. Günü )seviyesine geldikten sonra trofektoderm biyopsisi yapılabilir.3 veya daha üzeri sayıda hücre alınarak değerlendirilir. Bu yöntemler arasında en güvenilir sonuçları veren Trofektoderm biyopsisidir.

Preimplantasyon genetik tanının amacı nedir?

Bireylerin, taşıdıkları kalıtsal hastalığı değişik oranlarda çocuklarına aktarma riskleri nedeniyle genetik hastalıkların çiftlerde ve embriyolarda belirlenmesi sağlıklı çocuk sahibi olabilmesi için önemlidir.

Günümüzde farklı teknikler kullanılarak çok sayıda kalıtsal hastalığın henüz embriyo düzeyinde iken tanımlanması mümkün hale gelmiştir. Preimplantasyon Genetik Tanının amacı, öncelikle genetik hastalıkların gebelik öncesi dönemde, henüz embriyo aşamasında tanımlanmasıdır.

Ayrıca infertilite problemi nedeni ile tüp bebek tekniklerinin uygulanacağı çiftlerde embriyolarda oluşması muhtemel genetik bozukların tanımlanması için kullanılmaktadır.

Hangi hastalıklar teşhis edilir?

  • Hemofili,
  • Duken ve nöromüsküler distrofi gibi kas hastalıkları,
  • Tay-sachs,
  • Kistik fibrozis,
  • Orak hücre anemisi ve frajil X sendromu,
  • Down sendromu ve diğer bazı kromozomal hastalıklar da Preimplantasyon Genetik Tanı işlemiyle teşhis edilebilmektedir.

PGT testi kimlere yapılır?

  • Tek gen hastalığı taşıyan çiftlere uygulanır.

Tek gen hastalıkları DNA' mız üzerinde şifrelenmiş “gen” dediğimiz ünitelerin fonksiyonlarının bozulması sonucu oluşan genetik hastalıklardır. Bu tür genetik hastalıkların, eşlerin akraba olmaları durumunda arttıkları iyi bilinmektedir.

Bu tür genetik hastalıklar yönünden risk taşıyan tüp bebek uygulamaları sırasında sağlıklı embriyoların seçildiği ''Preimplantasyon Genetik Tanı'' hizmetini vermektedir. Bu tür hastalıklar arasında; ailevi Akdeniz Anemisi (Talassemi Major), HLA doku uygunluk testleri, Orak Hücre Anemisi Spinal Musküler Atrofi (SMA), Konjenital Sağırlık, vb.

diğer birçok genetik hastalıklar yer almaktadır.

  • Kalıtımsal kromozom anomalisi riski taşıyan çiftlere uygulanır.
  • Daha önceden Turner sendromlu, Klinefelter sendromlu veya Trizomi 21 (Down sendromu), Trizomi 13, Trizomi 18 gibi kromozom bozukluğu taşıyan bebek sahibi olan çiftlere uygulanır.
  • 38 yaş üzerindeki anne adaylarına,
  • Tekrarlayan düşükleri olan çiftlere,
  • 3 kez IVF ( Tüp bebek ) işlemi ile gebelik elde edemeyen çiftlere,
  • Cinsiyete bağlı geçiş gösteren hastalıkları taşıyan çiftlere uygulanır.

Preimplantasyon genetik tanının avantajları nelerdir?

  • Tüp Bebek uygulamasının başarısını artırır.
  • Klinik gebelik oranını artırır.
  • Gebeliğin düşük ile sonuçlanma riskini azaltır.
  • Cinsiyet seçimine imkân sağlar.
  • Çoğul gebelik oranını azaltır.

Preimplantasyon genetik tanının dezavantajları nelerdir?

  • Yumurta döllendikten sonra fertilizasyonun 2. veya 3. günü özel bir mikroskop altında embriyoyu oluşturan bazı hücreler çıkartılır ve bu hücreler üzerinde floresan in situ hibridizasyon dediğimiz ( FISH ) yöntemi uygulanarak kromozomların haritası çıkartılır. İnsanlarda 23 çift kromozom bulunmaktadır ve şu anki konvansiyonel yöntemlerle en fazla 10 âdeti kontrol edilebilmektedir. Yani tüm kromozomları test edebilmek mümkün olmadığını söyleyebiliriz.
  • PGT uygulama konusunda hastaları en fazla zorlayan problem ise maliyetli olmasıdır.
  • Diğer bir sorun ise test sonuçlarında %5’lere kadar varan yanlış negatif veya yanlış pozitif sonuç verme olasılığı mevcuttur. Sağlıksız dediğimiz bir embriyonun esasında sağlıklı olabilme durumu da söz konusu olabilmektedir.

Источник: https://www.centrumtupbebek.com/preimplantasyon-genetik-tani-nedir.html

Preimplantasyon Genetik Tanı (PGT) (PGD)

Tüp Bebek ve  Preimplantasyon Genetik Tanı Yöntemi

PREİMPLANTASYON GENETİK DİYAGNOZ – Preimplantation Genetic Diagnosis (PGD)

1 ) Preimplantasyon genetik tanı ( PGT PGD) nedir?

Preimplantasyon genetik tanı, tüp bebek uygulamasının yapıldığı esnada, seçilen embriyonun anne rahmine transfer edilmesinden önce (implantasyon öncesi) genetik açıdan bir takım hastalıkların bulunup bulunmadığının araştırılması için incelenmesi işlemidir. Tüp bebek uygulamasında döllenme ile embriyo sağlandıktan yaklaşık 2 gün sonra, bu embriyodan bir veya iki hücre alınır (embriyo biyopsisi) ve genetik – kromozomal incelemeye tabi tutulur.

2 ) Preimplantasyon ile nelere bakılır? Önemi nedir?

Preimplantasyon genetik tanı ile embriyoda bulunan kromozom sayısı eksikliği veya kromozom sayısı fazlalığı incelenerek, kromozomal hastalıkların teşhisi ile beraber aynı zamanda tek gen hastalıklarının teşhisi yapılmış olur.

Embriyodan bu şekilde biyopsi yapılmış olması ile embriyonun gelişimini herhangi bir şekilde etkilemez. Biyopsi yapılması esnasında, embriyoya zarar verme olasılığı çok azdır.

Embriyodan hücre alınması ile beraber, doğacak olan bebekte çeşitli sakatlıkların gelişmesine veya bazı organlarının eksik olmasına neden olmaz.

PGD yöntemi ile incelenmesi sağlanan embriyoda genetik anormallik tespit edilmesi halinde, anne rahmine transfer işlemi (implantasyon) yapılmaz. Bu sayede de, hastalıklı olan bir bebeğin doğması veya düşük oluşumunun gelişmesi de önlenmiş olur.

Genetik yapısı anormal olan embriyoların anne rahmine yerleştirilmesi kromozomal anomalili ve bazı hastalıklara sahip bebeklerin dünyaya gelmesine neden olabileceği gibi, hamileliğin ilk zamanlarında düşük ile sonlanma olasılığı da oldukça yüksektir.

3 ) Preimplantasyonda amaç nedir?

Çok sayıda düşük yapmış olan ve bir nedenin bulunmadığı durumlarda, PGD yöntemi ile düşüklerin önüne geçebilmek için çalışılmaktadır.

PGD’nin diğer bir uygulama alanı da doku nakli (kordon kanı, kemik iliği transplantasyonu) için dokularında uygunluk olan bir bebeğin istenmesi gereken durumlardır.

Bu durumda ise, hasta olan kardeşe kendisi ile uyumlu olan bebekten doku nakli yapılması da sağlanmış olur.

4 ) Perimplantasyon genetik tanı ile cinsiyet görülebilir mi?

PGD yöntemi ile doğacak olan bebeğin cinsiyetini tahmin etmek % 100 oranında mümkündür. Ancak bu uygulama, ahlaki bakımdan  uygun görülmediği için, bu amaç doğrultusunda PGD uygulanmaz, sadece hastalıkların tespit edilebilmesi için uygulanır.

5 ) PGD güvenilirlik oranı nedir?

PGD ile tespit edilmiş olan anormal veya normal sonuçlar, her zaman için % 100 olarak doğru sonuç vermez. Ortalama olarak %5 civarında hatalı sonuç verme olasılığı da bulunmaktadır.

6 ) PGD hangi durumlarda uygulanabilir?

Preimplantasyon genetik tanının uygulanabileceği durumlar;

  • PGD ile tanısı konabilen genetik hastalıklara sahip olan ailelerde
  • Çiftlerde kromozomal translokasyon olması halinde
  • 35 yaşından büyük olan anne adaylarında
  • Daha önce genetik hastalığı olan bebek varsa ailede
  • Şiddetli erkek inferilitesi durumunda
  • Tekrarlayan düşük olan durumlarda
  • Tekrarlayan IVF (tüp bebek) başarısızlığı
  • Akraba evliliğine bağlı hastalıkların önlenmesinde

7 ) PGD ile tanısı konabilen hastalıklar nelerdir?

  • Kistik fibrozis,
  • hemofili,
  • Tay sach’s,
  • orak hücreli anemi,
  • talasemi,
  • nörofibromatozis,
  • myotonik distrofi,
  • retinitis pigmentoza,
  • akondroplazi

8 ) PGD Kimlere Yapılmalıdır?

  • 35 yaş ve üzeri yaşta anne olmak isteyen adaylara
  • İki veya daha çok tüp bebek uygulanmasına rağmen gebelik elde edilememiş çiftlere
  • Poor responder’lar (hiperstimulasyon protokolüne yetersiz cevap veren olgular)
  • Dengeli translokasyon taşıyıcısı çiftlere
  • Aile bireyleri ile HLA uyumlu embriyonun seçilmesi
  • Tekrarlayan erken gebelik kayıpları (düşükleri) olan çiftlere (translokasyon taşıyıcılığı dışı Gonadal mozaism (İki yada daha çok aynı anormalliğe sahip doğum ürününe rağmen eşlerin genetik test sonuçlarının normal olması) olgularına sebepli
  • Ailevi Akdeniz anemisi, Orak Hücre Anemisi, Kistik fibrozis, SMA gibi tanısı mümkün olan bazı tek gen hastalıkları yönünden risk taşıyan eşlere
  • Önceki gebeliklerinden genetik hastalıklı bir çocuk sahibi olan  çiftlere
  • Anöploidili (kromozom bozukluğu bulunan) gebelik öyküsü olan annelere
  • TESE olguları (şiddetli erkek infertilitesi ile birlikte olan olgular)
  • X kromozomuna bağlı geçiş gösteren hastalıklar açısından eğer söz konusu hastalığın direkt genetik tanısı yapılamıyorsa embriyonel seks tayini.

Источник: https://jinekoloji.com/preimplantasyon-genetik-tani-pgt-pgd

Preimplantasyon Genetik Tanı (pgt) nedir, faydaları nelerdir?

Tüp Bebek ve  Preimplantasyon Genetik Tanı Yöntemi

  • Uygun olgularda tüp bebek uygulamasının başarısını arttırır.
  • Gebelik oranını arttırır.
  • Gebeliğin abortus (düşük) ile sonuçlanma riskini azaltır.
  • Gebeliğin tıbbi sonlandırılma gerekliliğini azaltır.
  • Çoğul gebelik oranını azaltır.

  • Tekrarlayan başarısız tüp bebek denemelerinin getirdiği ekonomik ve psikolojik yükleri azaltır.

  • 36 yaş ve üzeri yaştaki anne adaylarına
  • iki veya daha çok tüp bebek uygulanmasına rağmen gebelik elde edilememiş çiftlere
  • Tekrarlayan erken gebelik kayıpları (düşükleri) olan çiftlere
  • Dengeli translokasyon taşıyıcısı çiftlere
  • Ailevi Akdeniz anemisi, Orak Hücre Anemisi, Kistik fibrozis, SMA gibi tanısı mümkün olan bazı tek gen hastalıkları yönünden risk taşıyan eşlere
  • Aile bireyleri ile HLA uyumlu embriyonun seçilmesi
  • Önceki gebeliklerinden genetik hastalıklı bir çocuk sahibi olan çiftlere
  • Anöploidili (kromozom bozukluğu bulunan) gebelik öyküsü olan annelere
  • Gonadal mozaism (İki yada daha çok aynı anormalliğe sahip doğum ürününe rağmen eşlerin genetik test sonuçlarının normal olması) olgularına
  • TESE olguları (şiddetli erkek infertilitesi ile birlikte olan olgular)
  • Poor responder’lar (hiperstimulasyon protokolüne yetersiz cevap veren olgular)
  • X kromozomuna bağlı geçiş gösteren hastalıklar açısından eğer söz konusu hastalığın direkt genetik tanısı yapılamıyorsa embriyonel seks tayini.

Kromozomal veya genetik hastalık taşıyan çiftler, kısırlık gibi sorunlara sahip olmasalar dahi, tüp bebek tedavisi ve artından gelişen embriyolara PGT yönteminin uygulanması sayesinde sağlıklı çocuk sahibi olabilirler. Bu işlem, tüp bebek tedavisi sırasında babadan alınan spermlerle anneden alının yumurtaların döllenmesiyle oluşan embriyolardan 1 veya 2 doku örneği alınıp test edilmesi ve sağlıklı olduğu tespit edilen embriyoların anne rahmine yerleştirilmesi sistemiyle çalışmaktadır.

PGT uygulaması daha çok ailesel olarak geçiş gösteren ve doğum sonrasında tedavi edilemeyen hastalıklar için önerilmektedir. İlk PGT bebeği 2000 yılının Ekim ayında Amerika Birleşik Devletlerinde dünyaya gelmiştir. Bu gebelikte PGT yöntemi kullanılarak, yaklaşık 15 embriyo arasından tek sağlıklı olanı seçilip transfer edilmiştir.

90’lı yılların sonunda Amerika ve Avrupa’da uygulanmaya başlanan PGT uygulaması ülkemizde de gerekli görülen hastalarda kullanılmaktadır. Tekrarlayan düşükler, başarısız tüp bebek denemesi, ileri yaş ya da eşlerden birinde genetik veya kromozomal hastalık (hastalık ya da taşıyıcılık) var ise PGT yönteminin kullanılması önerilebilmektedir.

Bu yöntem ile sağlıklı ve genetik hastalık taşımayan embriyolar seçilir ve transfer edilir.

Örneğin X kromozomuna bağlı olarak anneden bebeğe geçen ve karaciğer hastalığına sebep olan ornitin karbamil transferaz enzim eksikliği hastalığının meydana gelişi, PGT yöntemi sayesinde tüp bebek tedavisinde gelişen embriyolar arasından bu hastalığı taşımayanların seçilip anne rahmine yerleştirilmesiyle engellenebilir.

Günümüzde PGT ile hemofili, Duken ve nöromüsküler distrofi gibi kas hastalıkları, tay-sachs, kistik fibrozis, orak hücre anemisi ve frajil X sendromu, Down sendromu ve diğer bazı kromozomal hastalıklar da PGT yöntemiyle teşhis edilebilmektedir.

Embriyolara zarar vermeden uygulanan PGT yönteminin sonucu 24 saat içerisinde alınabilmektedir. Bu yöntem 3 şekilde yapılabilir:

  • Anne yumurtalıklarından (oosit) polar cisim biopsisi (yalnız anneye ait olan hastalıkları saptayabilir)
  • 3 günlük embriyodan (6-8 hücreli) alınan doku örneklemesi (blastomer biopsisi). (Pratikte en çok kullanılan yöntemdir.)
  • 5 günlük embriyodan alınan doku örneklemesi (blastokist biopsisi). Genetik tanı için günümüzde array CGH denilen metod kullanılmakta ve bu sayede insanda ki 46 kromozomun tamamı sayısal olarak ortaya konabilmektedir.

Gelecekte genetik geçişli hastalıklardan olduğu kabul edilen kardiovasküler, diabet, hipertansiyon gibi hastalıkların ve kanserlerin de PGT yöntemiyle tespit edilebilmesi ve gelecek nesillerde tamamen ortadan kalkması için yapılan araştırmalar devam etmektedir.

Genetik tanı tekniği ile yapılan tüp bebek tedavi yöntemlerinde yanılma payı ne kadardır?

Beklenilen  başarı % 97 kadar yüksektir. Eğer yapan kurum kaliteli ise uygulayıcı kişilerin uzmanlığında beklenen şekilde tedavi ilerleyerek sonuçlar olumlu ve güvenilir olacaktır.

Tüp bebek yönteminde genetik tanıda başarı şansı nedir?

Tüm kriterler göz önüne alınmış ve doğru teknik uygulanmışsa başarı şansı çok yüksektir. Hastaların yaşı, rahatsızlıkları, elde edilen embriyolar burada önemlidir. Birden fazla embriyo içerisinden seçim yapılacağı için sonuçlar da güvenilir olacaktır. Klinik açıdan genetik taramaları yapılmış embriyolar anne rahmine yerleştirilir.

Hedef en iyi kalitedeki embriyonun seçilip transfer edilmesi olacağından sonuçta gebelik oranları artacaktır. Normal şekilde tüp bebek yöntemlerine göre başarı şansı daha yüksektir.

Çünkü defalarca tüp bebek denenmiş ancak sonuca ulaşılamamış hastalarda seçilen embriyo ile gebelik oranları artacaktır.

Özellikle ciddi derecede sperm bozukluğundan kaynaklanan erkek infertilitesinde, ileri kadın yaşında ve tekrarlayan başarısızlığı veya düşükleri olan hastalarda geleneksel tüp bebek yöntemine oranla daha başarılı sonuçlar elde edilebilecektir.

Genetik tanı ile tüp bebek tedavilerinin avantajları nelerdir?

Preimplantasyon genetik tanı ile tüp bebek uygulamalarında embriyolar henüz anne karnına yerleştirilmeden önce değerlendirildikleri için ailelerin bu konuda olabilecek problemleri benimsemeleri daha kolay olacak, iyi kalite embriyo seçilip transfer edildiğinde de başarı şansları daha da artacaktır.

Diğer taraftan tüp bebek tedavi başarısızlığında veya gebelik oluştuktan sonra problemle karşılaşıldığında üstesinden gelmesi aileler için daha zor ve travmatik olabilmektedir.

Burada sorunların önceden bilinip, buna göre uygun şekilde hareket edilmesi son derece önemli olup, karşılaşılan sorunların önlemlerle daha kolay atlatılabileceği bir süreç haline dönüştürülmesi de mümkün hale gelmektedir.

Kanser Ve Üremenin Korunması

Üremenin korunması yolundaki teknolojik gelişmeler kanser hastalarının artık tedavi sonrası kısırlıktan korkmamaları gerektiğini ortaya koyuyor. Kanser tedavisinde yumurtaların neredeyse tamamı ölür. Kanser hastalarının %10’u 45 yaşın altındadır ve kanserden kurtulan hasta için birinci derecede önemli olan konu çocuk sahibi olmaktır.

Günümüzde hem kadın hem de erkek için “üremenin korunması” mümkündür. Onkologların çok azı hastalarını üreme korunması konusunda bilgilendiriyor. Bunun en önemli nedeni hastanın hayatta kalmasını sağlamak kaygısı ile o anda üreme konusu ile ilgilenmemeleri.

Ancak kanser hastası yaşamla mücadele verirken üreme kabiliyetini yitirme gerçeği ile de yüz yüzedir. Bu nedenle kanser tedavisi öncesi üremenin korunması planlanmaz ise tedavi sonrası maalesef hastaların böyle bir seçenekleri kalmayacaktır, çünkü kanser tedavileri üreme hücrelerini yok etmektedir.

Oysa günümüzde kanser tedavisi öncesi üremesi koruma altına alınan ve yumurta dondurulması sonrası doğmuş yüzlerce bebek bulunmaktadır.

Kanser hastalarının üreme koruma programlarında sunulabilecek seçenekler;

  • Tüp bebek ve embriyo dondurulması
  • Yumurta dondurulup saklanması
  • Sperm dondurulup saklanması

Her türlü kemoterapi ve alt karına yapılan radyo terapi öncesi yumurta hücreleri dondurularak saklanabilir.

  • Saklama süresizdir.
  • Eşi olmayan kadınlar da yumurta hücrelerini dondurma hakkına sahiptir. (embriyodan farklı)
  • Yumurtanın yaşlanması önlenmiş olur.
  • Yumurta dondurulması günümüzde en başarılı ve emniyetli yöntemdir.

Tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarına çözüm; “ İntralipid tedavisi ”

Eurofertil Tüp Bebek Merkezi Medikal Direktörü Kadın Hastalıkları ve Tüp Bebek Uzmanı Dr. Hakan Özörnek tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarının “ intralipid serum “ uygulaması ile ortadan kalktığını söyledi.

Dr. Hakan Özörnek tekrarlayan gebelik kayıplarının birçok nedeni olduğunu ve bazı anne adayları için de birden fazla sebep söz konusu olabildiğini belirtti. Bu konuda yapılabilecek testler olduğuna dikkat çeken Özörnek en önemli unsurlardan birinin de bağışıklık sistemi olduğunu kaydetti.

Dr. Hakan Özörnek şunları söyledi;

“ Bağışıklık sistemi çok karmaşık bir sistemdir ve sadece son zamanlarda normal bir gebelik için ne kadar önemli rolü olduğu ortaya çıkmıştır.

Gebelikte bağışıklık sisteminin rolü çok önemlidir ABD’de yapılan araştırmalarda tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarında adaylarının bağışıklık sistemlerini güçlendirmek amacı ile “ intralipidler” kullanılmaya başlanmıştır.

Intralipidler, soya fasulyesi yağı, yumurta fosfolipidleri ve gliserinden oluşan bir yağ emülsiyonundan meydana gelmektedir. Serum şeklinde tüp bebek uygulanan anne adayına verilen intralipidler ile anne adaylarının tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarının önemli oranda azaldığı tespit edilmiştir. “

İntralipid serum uygulamasının annede embriyonun tutunmamasına sebep olan bağışıklık sistemi organizasyon bozukluğunu dengelediğini söyleyen iİntralipidlerin normalde beslenme güçlüğü çeken özel durumdaki hastalarda da ( yoğun bakım vb) kullanıldığını belirtti.

Hakan Özörnek serum şeklinde damar yolu ile embriyo transferinin ilk yapıldığı gün ve sonrasında da aralıklarla kullanılan intralipid uygulaması ile daha önce birkaç kez tüp bebek uygulandığı halde gebe kalamayan hastaların bu tedavi ile bebek sahibi olduklarını kaydetti.

Eurofertil Tüp Bebek Merkezi Medikal Direktörü Kadın Hastalıkları ve Tüp Bebek Uzmanı Dr. Hakan Özörnek “ tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarında şu an için hastaya önerilebilecek en güvenli ve mantıklı çözümün intralipid serum uygulaması olduğunu söylemek mümkün” dedi.

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/preimplantasyon-genetik-tani-pgt-nedir-faydalari-kimler-yaptirmali/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.