Tüp Bebekte Anomali Riski

içerik

Tüp bebek tedavisinde Olası Riskler

Tüp Bebekte Anomali Riski

Overyan hiperstimülasyon sendromu  tüp bebek tedavisinde en çok ortaya çıkan yan etkilerdendir.

Bu durum yumurtalıkların ihtiyaçtan daha fazla yumurta olgunlaştırıcı ilaca maruz kalması sonucunda ortaya çıkan yumurtalığın fazla büyümesi sendromudur.

 Özellikle polikistik over sendromlu (PKOS) hanımlarda etkisi daha fazla görünür ve bu hastalarda ideal ilaç dozunun belirlenmesi daha zordur.

Tüp bebek tedavisi sırasında anne adayına uygulanacak olan ilacın dozu çok önemlidir. Çünkü ilaç az verildiğinde yumurtalar ihtiyaç duyulan olgunluğa ulaşmayacak fazla verildiğinde ise overyan stimülasyon sendromu ortaya çıkacaktır.

Bu dozda dengeli ilaç miktarını tespit etmek oldukça hassas bir iştir ve doktorun bu noktadaki tecrübesi ve bilgisi çok önemlidir. Özellikle polikistik over sendromlu hastalarda bu dozun belirlenmesi daha zordur. Ancak bu sendromun şiddetli formda ortaya çıkma olasılığı %5 oranındadır.

 Bu sendromun ortaya çıktığı durumlarda ilaç dozunu düşürmek yada şiddetine göre tedaviye birkaç gün süre ile ara vermek gerekebilir. Tedaviye ara verildiğinde östrojen uyarılması düşerek normal seviyeye ulaşır.

Tedavi sonrasında hamileliğin oluştuğu durumlarda uyarılma daha yüksek seviyelere ulaşacaktır. Bu nedenle bu sendrom ortaya çıktığında tedaviye son verilmelidir.

Yumurtalık kanseri

Yumurtalık kanseri, daha çok ileri evrede yakalanan, cerrahi ve kemoterapi esnasında meydana gelen ilerlememelere rağmen, prognozunun kötü olması ile alakalı olan bir jinekolojik kanserdir. Şuan için ölüm oranı en yüksek olan jinekolojik kanserdir.

Yumurtalık kanseri, erken zaman içerisinde belirti vermeyebilir. Çok sayıda doğum yapmış kadınlarda, ilk bebeğini erken yaşta doğurmuş kadınlarda, doğum kontrol hapı kullanan bayanlarda daha az rastlanır.Risk grubunun belirlenmesi biraz zordur.

Ailede yumurtalık kanseri olan bayanlarda, bu risk artar.

Yumurtalık kanseri, tüp bebek tedavisi ile risk açısından artış gösteren bir sorun değildir.

Meme kanseri

Tüp bebek tedavisinin meme kanseri riskini arttırdığına dair herhangi bir kanıt söz konusu değildir.

Yumurta toplanması riskleri

  • Tüp bebek tedavisi içinde yumurta toplama aşaması da vardır. Ancak risk oldukça azdır. Uygulanan bu işlem esnasında, kanama ile % 0.03 ile % 0.3 civarında enfeksiyon görülebilir.
  • Yumurta toplama aşamasında anne adayı hiçbir şekilde ağrı duymaz. Anestezi altında yapılan bir işlemdir. Yumurtalar bu aşamada toplanır. Görülen yan etkiler ise:
  • Yumurta toplama sırasında ya da sonrasında rahatsızlık duyulabilir.
  • Yumurtalıklarda ya da pelvik damarlarda hafif kanamalar gözlemlenebilir.
  • Seyrek olarak hafif ya da şiddetli pelvik enfeksiyon görülebilir.

Tedavinin başarıya ulaşamaması

Tedavinin başarıya ulaşamaması en istenmeyen olumsuz durumdur. Başarıyı belirleyen çeşitli faktörler vardır. Bunların en önemlisi de anne adayının yaşıdır. Bunun dışında yumurta rezervleri, stres, sigara kullanımı, aşırı zayıflık ya da aşırı kiloluk, sperm kalitesi gibi faktörler de başarı şansını etkiler.

Başarısız Tüp Bebek Denemelerinde Birincil Sebepler

  • Embriyonun genetik yapısının bozulması
  • Yumurta gelişimi için kullanın ilaçların düzenli alınmaması
  • Embriyonun gelişeceği kültür ortamının uygun olmaması
  • Embiryo zarının kalın olması

İkincil Sebepler

  • Rahim ile ilgili çeşitli doğumsal bozukluklar
  • Rahimde embriyo tutunmasına engel teşkil edebilecek miyom-polip gibi yapılar
  • Embriyonun rahim içine tutunmasını ve dolayısıyla büyümesini engelleyen pıhtılaşma
  • Geçirilmiş enfeksiyon
  • Genetik ya da sonradan oluşan işlev bozuklukları

Üçüncül Sebepler

  • Endometriozis denilen çikolata kistleri
  • Tüplerdeki enfeksiyonlar
  • Karın içi ameliyatları ardından tüplerin tıkanması

Çoğul gebelik riski

Çoğul gebelikte tüp bebek tedavilerinde istenmeyen bir durumdur. Çoğul gebelik çeşitli riskleri de peşinden getiren olumsuz bir durum olarak kabul edilir.

Bebeklerin de annenin de hayatı tehye girebilir. Çoğul gebeliklerden iki ya da daha fazla bebeğe gebe olunur. Çoğul gebelik riski çok sayıda embriyo transferi ile artar.

Türkiye’de yasalar gereğince transfer edilecek embriyo sayısı sınırlandırılmıştır.

  • Çoğul Gebelik Riskleri
  • Erken doğum
  • Yüksek kan basıncı
  • Maternal kanama
  • Gebelikte Yüksek Tansiyon
  • Gestasyonel diyabet
  • Düşük Yapma
  • Kanama riski
  • Formun Üstü
  • Düşük yapmaPlasentanın yapışma riski
  • Polihidramnion
  • İkizlerden birinin hayatını kaybetme riski
  • Sezaryen riski
  • Doğum ardından kanama
  • Doğum sonrası depresyon

Doğum sonuçları

Tüp bebek tedavisi sonucu dünyaya gelen bebekler nispeten daha az kiloya sahip olabilir.

Kromozomal bozukluklar

Sperm sayı ve şekil bozuklukları olan erkeklerde kromozom bozukluğuna daha yaygın olarak rastlanmaktadır. Bu bozuklukların bebeğe de aktarılma riski mevcuttur.

Doğuştan gelen anomaliler

Yeni doğan bebeklerin ortalama %3 ile %5 inde, çeşitli yapısal anomaliler (anomali=normal dışı yapısal özellik) ile karşılaşılır.

Her geçen gün gelişmekte olan teknoloji sayesinde, bazı zamanlarda erken dönem içerisinde anomalilerin saptanması mümkün olabilmektedir.

Hayat ile bağdaşmayan anomalilere ait olan bebeklerin, daha fazla büyümesine imkan tanımadan, hamileliklerin sonlandırılması da mümkün olabilmektedir. Tüp bebek tedavisinde anomali riskinin fazla olması anne adayının yaşının fazla olması ile ilgilidir.

Düşük riski

Düşük riski tüp bebek tedavisinde nispeten fazladır. Ancak bunun sebebi tedavi değil, kısırlık sorunları ve anne adayının yaşıdır.

Источник: //jinekoloji.com/tup-bebek-tedavisinde-olasi-riskler

TÜP BEBEK RİSKLERİ

Tüp Bebekte Anomali Riski

Tüp bebek tedavisi, her ne kadar günümüzde doğal yollardan çocuk sahibi olamayan ve kısırlık sebeplerini de ortadan kaldıramayan çiftler için hazırlanmış ve en sık kullanılan yöntemlerden bir tanesi.

Ancak tıp dünyasındaki herhangi bir tedavide olabildiği gibi, tüp bebek riskleri de mevcut ve bu riskler nedeniyle çiftler hem manevi hem de fiziksel olarak bazı zararlar görebiliyorlar.

Son senelerde tüp bebek tedavisinde çok büyük gelişmeler olsa da, bu risklerin hiç bir zaman tam olarak ortadan kaldırılamayacaklarını da unutmamak gerekiyor.

Tüp Bebek Tedavisinde Yumurtalık Uyarma Aşaması Riskleri

Tüp bebek tedavisinin en önemli aşamalarından bir tanesi elbette anne adayından yumurtalar elde edebilmek için yumurtalıkların uyarılması. Fakat bu işlemin gerçekleştirilebilmesi için tedavinin başlangıcında anneye yumurtalık uyarıcı ilaçlar verilir ve bu ilaçlar sayesinde 5 ve üzeri adetlerde yumurta elde edilmesi hedeflenir.

Ne kadar çok yumurta edilirse o kadar çok embriyo oluşturma imkanı doğduğu için, doktorların hastalarından doğru bilgileri almaları ve hastaya uygun bir ilaç dozajı ayarlamaları gerekir.

Fakat bazen hastaların verdikleri eksik bilgiler, bazen de ölçümlerde yapılan hatalardan dolayı tam olarak doğru doz ayarlanamaz ve yumurtalıkların olması gerekenden az veya çok uyarılmaları durumu ortaya çıkar.

Yumurtalıkların olması gerekenden az uyarılmaları halinde istenenden daha az yumurta elde edilir ve bu da tüp bebek tedavisinin başarı ihtimalini düşürür.

Olması gerekenden fazla uyarılmaları ise her ne kadar yeteri kadar yumurta edilse de, anne adayında bulantılar, kusma, kilo artışı ve şişkinlik gibi sonuçlar doğurabilir.

Dolayısıyla bu riskler hakkında bilgi sahibi olarak tedaviye başlamanız çok önemli.

İlaç dozajından bağımsız olarak bazı anne adaylarında karşılaşılan potansiyel rahatsızlıklar ise şu şekilde listeleniyorlar:

  • Hormon değişimlerinden dolayı değişken ruh hali
  • Enjeksiyonlarda morarma ve ağrılar
  • İshal, kusma ve bulantı gibi rahatsızlıklar
  • Anne adayının ilaçlara verdiği alerjik tepkiler

Tüp Bebek Tedavisinden Yumurta Toplama Aşaması Riskleri

Eğer anne adayı yumurtalık uyarma aşamasını geçtiyse, sıra bu yumurtaları toplamaya geliyor. Bu işlem, anestezi altında gerçekleştiriliyor ve yumurtalar toplanmadan önce bir yumurta çatlatma iğnesi yapılıyor. Fakat yumurta çatlatma iğnesinin zamanlaması o kadar önemli ki, bazen bir kaç saatlik yanlış zamanlama bile yumurtaların kullanılamayacak hale gelmesine neden olabiliyor.

İnce ve uzun bir iğne ile yumurtalıklarda yumurtalar aranıyor ve daha sonra bulundukları konumdan alınıyorlar.

Fakat bu işlemin bir iğne ile yapılması sebebiyle bazı hastalarda ağrı ve hafif kanamalar, bazen de enfeksiyonlar meydana gelebiliyor.

Pek çok hastada pelvik ve yumurtalık kanamalarında bir işlem yapmaya gerek olmasa da, enfeksiyon gibi durumlarda antibiyotik tedavisine gerek duyulabiliyor.

Elbette hem yanlış çatlatma iğnesi zamanlaması hem de yumurtalıkların gereğinden az uyarılması nedeniyle bu aşamada istenen sonuçların elde edilememesi riski her zaman mevcut. Bilhassa yaşı ilerlemiş anne adaylarının yumurtalıklarında kaliteli yumurta adedinin oldukça azalması, bazen tüp bebek tedavisinde kullanılması gereken yumurtaların elde edilmesini çok zor bir hale getirebiliyor.

Tüp Bebek Tedavisinde Embriyo Transferi Riskleri

Tüp bebek tedavisinde anne adayından alınan yumurtalar ile baba adayından alınan spermlerin birleştirilmesi sonucunda laboratuvarda embriyolar elde edilirler ve bu embriyolar daha sonra annenin rahmine transfer edilirler. Transfer işleminin sonucunda embriyonun rahme tutunması gebeliği sağlarken, tutunmaması tedavinin başarısız olduğu anlamına gelir. Dolayısıyla bu aşamada embriyonun anneye tutunamaması riski her zaman mevcut.

Bu başarısızlık riskinin yanında dikkate alınması gereken bazı riskler de mevcut. Bunları başlıklar halinde değerlendirelim.

Çoğul Gebelik Riski

Geçtiğimiz senelerde çoğul gebelik riski çok yüksek bir riskti çünkü anne adayının rahmine genellikle birden fazla embriyo yerleştirilirdi. Bu embriyolardan genellikle bir tanesi rahme tutunabilse de, bazen iki veya üç embriyonun aynı anda başarılı olması ise riskli çoğul gebeliklerin ortaya çıkmasına neden olurdu.

Fakat sağlık bakanlığı bu konuda getirdiği yasalarla, 35 yaşından küçük anne adaylarında sadece bir embriyonun transferini, 35 yaşından büyük olanlarda ise en fazla iki embriyo transferini bir kural haline getirdi. Dolayısıyla geçmişte karşılaşılan bu büyük sorun büyük oranda ortadan kalktı ancak bu defa da tüp bebek tedavisindeki başarı oranları düştü.

Doğumsal Bozukluk Riskleri Var mı?

Pek çok anne ve baba adayı, tüp bebek tedavisi ile elde edilen bebeklerinin daha yüksek doğumsal bozukluk riskine sahip olduğunu düşünür.

Halbuki tüp bebek tedavisinden elde edilen bebeklerin bu konuda herhangi bir fazladan riskleri olmadığı gibi, son senelerde geliştirilen embriyonun kromozomal incelemesi gibi teknikler sayesinde belli rahatsızlıklara karşı genetik düzeyde tespitlerin de mümkün olması, doğumsal anomalilerin oranının doğal gebeliklere göre biraz daha düşük olmasını sağlıyor.

Zira anne adayının rahmine yerleştirilen embriyolarda herhangi bir kromozomal bozukluk olması halinde zaten embriyo rahme tutunamıyor ve tedavi başarısız oluyor. Yapılan araştırmalar, doğal gebeliklerde düşüklerin de embriyodaki sorunlardan kaynaklanabildiğini gösteriyor.

Tüp Bebek Tedavisinde Diğer Riskler

Oldukça nadiren karşılaşılsa bile tedavi süreci boyunca anne adaylarında ortaya çıkabilen bazı ek rahatsızlıklar da mevcut. Bu rahatsızlıklara ve risklere kısaca bir göz atalım.

OHSS – Ovaryan Hiperstimülasyon Sendromu

OHSS olarak adlandırılan bu kondüsyon, yumurtalıklarda çok fazla yumurta oluşumu ve kistler ile kendini belli eder.

Her ne kadar çoğu vakada hafif bir şekilde karşılaşılsa bile, bilhassa ağır seyreden OHSS vakalarında bir de yumurtalıkların burulması riskiyle karşı karşıya kalmak mümkün.

Lakin pek çok başka tedavide de bu rahatsızlığın ortaya çıkabilmesi sebebiyle, OHSS’yi sadece tüp bebek tedavisine ait bir risk olarak da değerlendirmemek gerek.

Kanama ve Enfeksiyonlar

Tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçlar, iğneler ve diğer işlemler sırasında anne adaylarının dokuları bazen alerjik reaksiyonlar gösterebiliyorlar.

Bunun yanında kapılabilecek olan enfeksiyonlar, bilhassa bağışıklık sistemi zayıf olan hastalarda, istenmeyen sonuçlar doğurabiliyorlar.

Bu rahatsızlıkların erkenden tespit edilebilmeleri ise genellikle tüp bebek tedavisine giren anne adaylarının sürekli kontrol altında olmaları nedeniyle çok zor sayılmaz.

Yumurtalık Kapasitesinin Azalması Riski Var mı?

Pek çok anne adayı, tüp bebek tedavisinde çok sayıda yumurta toplanması nedeniyle yumurtalık rezervinin azaldığını düşünür. Ancak tedavi boyunca 5 ila 10 arasında yumurta toplanır ve bu rakamlar aslında gözardı edilebilen rakamlardır.

Her kadın, anne karnındayken belli bir yumurta rezervi ile gelişmeye başlar ve ölene kadar bu rezerv kendiliğinden azalmaya başlar.

İlk yaşlarda her ay milyonlarca yumurta kaybeden kadınlar, ilerleyen yaşlara doğru binlerce yumurta kaybederek devam ederler.

Yani tüp bebek tedavisinde toplanan bir kaç tane yumurtanın, doğal yollardan kaybedilen yumurtaların yanında pek lafının bile edilmemesi gerekiyor.

Başarısızlık Halinde Ne Yapmalı?

Tüp bebek tedavilerindeki risklerin bazen gerçek oldukları ve tedavinin başarısız olduğu ortada. Doktorlar genellikle 4 ve üzeri denemelerin ardından olumlu sonuç alınamazsa, tedavinin sonlandırılması gerektiğini söyleyebiliyorlar.

Dolayısıyla tüp bebek tedavisinden hiç bir zaman sonuç alamamak da bu işin riskleri arasında bulunuyor.

Ancak her türlü tedaviden sonuç alamayan çiftler için hazırlanmış olan evlatlık edinme imkanları, bir şekilde çocuk isteğinizin karşılanmasını sağlayabilir.

Источник: //kafekadinca.com/tup-bebek-riskleri/

Tüp Bebek Tedavisinde Düşük Nedenleri

Tüp Bebekte Anomali Riski

Tüp bebek tedavisinde de normal gebelikte olduğu gibi düşük riski oluşmaktadır. Bu risklerin önüne geçmek adına uzmanla konuşma gerekmektedir.

Tüp Bebekte Düşük Riski ve Nedenleri

Hamilelik döneminin 12. haftası içinde oluşan kayıplar uzmanlar tarafından düşme ya da düşük olarak adlandırılmaktadır. Bu dönemde oluşan düşükler şiddetli ağrılar ve kanama ile kendini belli eder.

Meydana gelen düşüğün birçok sebebi bulunur. Normal gebelikte de tüp bebek gebeliğinde de erken düşüğün oluşmasının nedenleri, neden kaynaklandığı, ne için bu duruma gelindiği gibi sorulara uzmanlar yanıt arar ve araştırma yapar. Düşüğün erken zaman içinde oluşması ile hamilelik süreci biter. Düşük oluşması nedenleri içinde;

  • Erken düşükler
  • Kendiliğinden meydana gelen düşükler
  • Geç düşükler
  • Tam düşükler
  • Tam olmayan düşükler
  • Kaçınılması imkânsız olan düşükler
  • Boş şekilde gelişen gebelik
  • Farkına varılmayan erken düşük
  • İsteğe bağlı gerçekleşen erken düşük
  • Tekrarlanan düşükler
  • Düşük tehdidi

Düşüğün en zaman başlayacağı be ne zaman sonlanacağı konusunda belirgin bir tanı bulunmaz. Nedenleri ile alakalı olarak erken dönemde tamamlanabilir ya da nedenleri ile alakalı alınması gerekebilir.

Rahmin iç kısmı düşüklerin nedenleri ile alakalı olarak tamamen boşalmış durumda ise müdahale edilmeye gerek kalmaz.

Tüp bebek tedavisi sürecinde oluşan kanamalar düşük tehdidi olduğuna dair işaret olabilir.

Bunun için oluşan kanamalarda mutlaka uzmana başvurmak gerekir.  Ayrıca embriyo transferinde normal kanamalarda gözükebileceği için doktor bu süreci kontrol ederek tedaviye devam etmelidir. Aksi olan durumlarda bebek erken düşer.

Neden düşük oluştuğu ve düşüğün ne zaman başladığı ile alakalı araştırma detaylı bir şekilde yapılır.

Bu durumu yaşayan kadınlarda rahim içinde boşalma tam anlamı ile oluşmamışsa ne zaman biteceği konusunda ve neden bu şekilde olduğu konusunda uzman bilgi verir.

Var olan kanamanın durdurulması için ve rahim içinde iltihaplanma olmaması için kürtaj yapılması gerekir.

Tüp Bebekte Düşük Neden ve Ne Zaman Oluşur?

Tüp bebek gebelerinde oluşan düşüklerin çoğunluğu gebeliğin ilk 3 ayında meydana gelir. Embriyo transferinin rahim içinde tutunamaması sonucunda meydana gelir.

Özellikle tüp bebek ile hamile kalan kişilerde ne zaman oluşacağı belli olmadığından dolayı ve neden oluşacağı belli olmadığından dolayı daha çok önem verilir. Tüp bebekte düşük riski daha yüksek olduğu için anne adaylarının doktor kontrollerini aksatmamaları ve doktorun söylediği önerilerin dışına çıkmaması gerekir.

Aksi durumlar düşüğe neden olabilir. Embriyo transferi ile hamile kalan kadınlar gerekirse beslenme alışkanlıklarını ve yaşam tarzlarını tamamen değiştirmelidir. Ayrıca bebeklerde var ola kromozomal bozukluklarda bu riski yükseltmektedir.

Yani normal gebelikte olan kromozomal bozukluklardaki risk kadar tüp bebekte de risk yüksektir.

Tüp bebek tedavisinde embriyonun genetik anlamdaki incelemesi detaylı şekilde yapılarak, var olan genetik sıkıntıların ortadan kaldırılması sağlanabilir. Bunun içinde doktor kontrollerini aksatmamak ve detaylı şekilde yaptırmak gerekir.

Önemli olan detaylara dikkat etmektir. Bu detaylar kişilerin genel sağlık durumuna göre değişmektedir.  Zaten tüp bebek tedavi süreci kişiye göre planlanmaktadır.

Düşüklere Karşı Alınacak Olan Önlemler Nelerdir?

  • Sağlıklı ve düzenli beslenme
  • Düzenli ve aksatılmadan yapılan egzersizler
  • Ağır ve yorucu spordan kaçınmak
  • Bulaşıcı olan hastalıklardan uzak durmak için önlem almak
  • Radyasyon içeren ortamlardan uzak durmak
  • X-ray cihazından uzak durmak
  • Kafeinli içecekleri bırakmak
  • Doktor kontrolü ve bilgisi olmadan bitkisel, doğal ve normal ilaçların kullanılmaması
  • Alkol tüketiminden uzak durmak
  • Sigara içmemek
  • Stres ve sıkıntıdan uzak durmak gerekir. Stres her türlü sorunun oluşmasına ve meydana gelmesine sebep olur.
  • Depresyona girilebilecek olan her türlü etkenden uzaklaşmak gerekir. Gerekirse psikolojik yardım alınarak bu dönem atlatılabilir.
  • Ağır tempolu cinsel yaşamdan uzak durmak
  • Yoğun ve stresli iş yaşamına son vermek düşük oluşmasının önüne geçecektir. Bunun dışında gelişen düşükler tıbbı sorunlardan kaynaklanır.

Düşük ile alakalı sorun yaşamamak adına doktordan detaylı bilgi alınmalıdır. Ayrıca beslenme konusunda da uzmanlardan detay alarak bunu alışkanlık haline getirmek gerekir. Çünkü hamilelik sürecin ve tüp bebek tedavisi sürecinde beslenme hem anneyi hem de bebeği etkiler. Düzenli ve bilinçli beslenme sağlık açısından gereklidir. Bunun yanı sıra verilen ilaçlarında aksatılmaması ve dozunda kullanılması gerekir.

Источник: //tupbebekte.com/tup-bebek-tedavisinde-dusuk-nedenleri

Doğumsal (Konjenital) Anomaliler

Tüp Bebekte Anomali Riski

Doğumsal (Konjenital) anomaliler, bebek ve çocuk ölümlerinde, kronik hastalıklarda ve engellilikte önemli nedenlerdir.

Doğumsal (Konjenital) anomaliler tanımı

Doğumsal (Konjenital) anomaliler doğum kusurları, konjenital rahatsızlıklar veya konjenital malformasyonlar olarak da bilinir.

Doğumsal anomaliler, intrauterin yaşam sırasında ortaya çıkan ve doğumda prenatal olarak tanımlanabilen veya bazen bebeklik döneminde daha sonra işitme bozuklukları gibi saptanabilen yapısal veya fonksiyonel anormallikler (örneğin metabolik bozukluklar) olarak tanımlanabilir.

Basitçe, doğuşsallık doğum öncesi veya doğumdaki varlığı ifade eder.

Doğumsal (Konjenital) anomalilerin sebepler ve riskleri

Her ne kadar tüm konjenital anomalilerin yaiklaşık %50’si belirli bir nedene bağlı olamaz, bazı bilinen genetik, çevresel ve diğer nedenler veya risk faktörleri vardır.

Genetik faktörler

Genler birçok konjenital anomalide önemli rol oynamaktadır. Bu, bir anomali kodlayan kalıtsal genler yoluyla veya mutasyon olarak bilinen genlerde ani değişiklikler sonucu ortaya çıkabilir.

Akraba evliliği (ebeveynler kan ile ilişkili olduğunda) aynı zamanda nadir görülen genetik doğumsal anomalilerin yaygınlığını arttırır ve yenidoğan ve çocukluk çağı ölümü, entelektüel yetersizlik ve diğer anormallikler açısından neredeyse iki katına çıkarır.

Sosyoekonomik ve demografik faktörler

Düşük gelir, doğuştan anormalliklerin dolaylı bir belirleyicisi olabilir, kaynak kısıtlı aileler ve ülkeler arasında daha sık görülür. Şiddetli konjenital anomalilerin %94’ünün düşük ve orta gelirli ülkelerde meydana geldiği tahmin edilmektedir.

Dolaylı bir belirteç olan bu yüksek risk, hamile kadınlar tarafından yeterli, besleyici gıdalara erişim olasılığının, ajanların veya enfeksiyon ve alkol gibi faktörlerin daha fazla maruz kalmasının veya sağlık bakımına ve taramaya daha az erişime sahip olma olasılığının bulunması ile ilgilidir.

Düşük gelir ile sıklıkla ilişkili olan faktörler, anormal prenatal gelişim insidansını indükleyebilir veya arttırabilir.

Anne beslenme durumu

Anne folat yetmezliği, aşırı miktarda A vitamini alımının bir embriyo veya fetüsün normal gelişimini etkileyebileceği nevral tüp kusuru olan bir bebeğe yakalanma riskini arttırır.

Doğumsal (Konjenital) anomalilerini önleme

Koruyucu halk sağlığı önlemleri, bazı doğumsal anomalilerin sıklığını risk faktörlerinin ortadan kaldırılması veya koruyucu faktörlerin takviye edilmesi yoluyla azaltmak için çalışmaktadır. Önemli müdahaleler ve çabalar şunları içerir:

Ergenlik çağındaki kız çocukların ve annelerin çok çeşitli sebze ve meyveleri içeren sağlıklı bir diyet yapmalarını sağlamak ve sağlıklı bir kilo vermek;

Ergen kızlarda ve annelerde vitamin ve minerallerin ve özellikle folik asidin yeterli bir diyet alımı sağlanması;

Annelerin zararlı maddelerden, özellikle de alkol ve tütünlerden kaçınmalarının sağlanması;

Hamile kadınların (ve bazen çocuk sahibi olma yaşındaki kadınların) konjenital anomalilerle ilişkili olduğu bilinen enfeksiyonların ortaya çıktığı zamanlarda seyahatlerinden kaçınılması;

Doğumsal (Konjenital) anomalilerini bulmak

Gebe kalma öncesi ve sonrasında yapılan sağlık hizmetleri (prekonsepsiyon ve peri-conception) temel üreme sağlığı uygulamalarının yanı sıra tıbbi genetik tarama ve danışmanlık da içermektedir. Tarama, listelenen 3 dönem boyunca yapılabilir:

Prekonsepsiyon taraması: Spesifik rahatsızlıklar için risk altındakileri veya çocuklarına bir rahatsızlık geçirme riskini belirlemek için yararlı olabilir. Tarama, aile geçmişlerini ve taşıyıcı taramayı içerir ve akrap evliliğinin yaygın olduğu ülkelerde özellikle değerlidir.

Peri-gebelik taraması: Anneye özgü özellikler riski artırabilir ve tarama sonuçları, riske göre uygun bakım sunmak için kullanılmalıdır.

Bu, genç veya ileri anne yeme yaşı için taramanın yanı sıra alkol kullanımı, tütün kullanımı veya diğer risklerin taranmasını da içerebilir.

Ultrason, birinci trimesterde Down sendromu ve başlıca yapısal anomalileri taramak için ve ikinci trimesterde ciddi fetal anomalileri taramak için kullanılabilir.

Anne kanında, kromozom anomalileri veya nöral tüp kusurları riskinin tahmininde veya birçok kromozomal anormallik için serbest fetal DNA’nın taranmasına yardımcı olması için plasental markerler için taranabilir. Koryonik villus örneklemesi ve amniyosentez gibi tanı testleri, yüksek riskli kadınlarda kromozom anomalileri ve enfeksiyonları teşhis etmek için kullanılabilir.

Yenidoğanda tarama: Kan, metabolizma ve hormon üretimi bozuklukları için klinik muayene ve taramayı içerir.

Sağırlık ve kalp kusurlarının taranması ve konjenital anomalilerin erken saptanması, hayat kurtarıcı tedavileri kolaylaştırabilir ve bazı fiziksel, entelektüel, görsel veya işitsel engellere doğru ilerlemeyi önleyebilir.

Bazı ülkelerde doğum ünitesinden taburcu olmadan önce bebekler rutin olarak tiroid anormallikleri veya adrenal bezleri açısından taranırlar.

Tedavi ve bakım

Birçok yapısal konjenital anomali pediatrik cerrahi ile düzeltilebilir ve talasemi (kalıtsal resesif kan hastalıkları), orak hücre bozuklukları ve konjenital hipotiroidizm (tiroidin azalmış fonksiyonu) gibi fonksiyonel problemleri olan çocuklara erken tedavi uygulanabilir.

Источник: //www.necibe.com/dogumsal-konjenital-anomaliler-7480/

Tüp bebekte yaş sınırı var mıdır?

Tüp Bebekte Anomali Riski
Makalelerimiz > Tüp Bebek Makaleler > Laparoskopi-Histeroskopi Makaleler > Jinekoloji Makaleler > Gebelik-Doğum Makaleler > Vajinismus Makaleler

Tüp bebek tedavisi kadınlardan tüp bebek ilaçları ile uyarılan yumurtalıklardan toplanan yumurtaların laboratuvar ortamında döllenmesi sonrası rahim içine yerleştirilmesidir. Tüp bebek tedavisinde başarıyı etkileyen en önemli faktör kadının yaşıdır.

Doğumda kadınların yumurtalıklarında 2 milyon yumurta vardır. Ergenlik dönemine kadar azalarak 250 bin seviyelerine kadar iner. Bu dönemden sonra her adet döneminde 1-2 yumurta atılırken, pek çok yumurtada büyümesi sonlanarak kaybolur.

35 yaşına kadar gittikçe yumurta sayısı azalır. Ancak 35 yaşından sonra yumurta azalma hızı oldukça hızlanır ve kadınlarda hızlı bir yumurta kaybı yaşanır. Bu nedenle özellikle 35 yaşından sonra kadınların gebeliği geciktirmemeleri önerilir.

Menopoza doğru yumurta sayısı iyice azalır ve menopozla birlikte yumurtalıkta yumurta kalmaz. Türkiye’de ortalama menopoz yaşı 47’dir. Ancak bazı kadınlar 40 yaşından önce menopoza girebilir (erken menopoz).

Tüp bebek tedavisinde kadın yaşı başarıyı etliler mi?

Kadınlarda doğurganlık oranının en yüksek olduğu dönemler 24-34 yaşlar arasıdır. 35 yaşından itibaren ise gebe kalma potansiyeli gittikçe azalır.35-40 yaş arası gebelik ihtimali %30 iken, 40-45 yaş arası %10-20, 45 yaşında tüp bebek yaptıranlarda ise %5’ten azdır.

Tüp bebek tedavisinde başarıyı etkileyen faktörler kadınlarda gelişen yumurta sayısı ve yumurta kalitesidir. Maalesef kadınlarda yaşla birlikte kadınlarda hem yumurta sayısı azalmakta, hem de yumurta kalitesi düşmektedir.

Yumurta sayısının azalması ve kalitesinin düşmesi demek, gebelik potansiyelinin azalması demektir. Yaşı ilerleyen bayanlarda daha yüksek doz ilaç kullanmaya rağmen bazen yumurta geliştirilememektedir. Yine yaş ilerledikçe döllenme oranı, embriyonun rahme tutunma oranları azalır.

Ayrıca yaşa bağlı gelişen değişik rahim anomalileri (miyom, polip, endometriozis, vb) yada hastalıklar da gebelik şansını azaltacaktır.

Özellikle 40 yaşının üzerindeki kadınlarda yumurta kalitesinin düşmesine bağlı olarak geliştirilen embriyo kalitesi de düşmektedir. Embriyo kalitesinin düşmesi gebe kalma şansını azaltırken, aynı zamanda gebe kalanlarda düşük riskinin artmasına da neden olur.

Bu nedenle 40 yaş üzerindeki kadınlarda preimplantasyon genetik tanı (PGD) yöntemi ile en kaliteli embriyolar seçilerek tüp bebekte kullanılması gebelik şansını arttırırken, bebekteki anomali riski ve düşük riskini azaltacaktır. Ancak 40 yaşının üzerindeki her hastaya PGD uygulaması halen tartışmalıdır.

Erkeklerde ise belirlenmiş bir yaş sınırı yoktur. Sperm üretimi erkeklerde hiçbir zaman sona ermez.

Tüp bebek tedavisi için başvuran kadınlarda adetin 3. günü yapılan ultrason ve hormon testleriyle yumurtalık rezervleri belirlenir. Tüm bu veriler kadın yaşı ile de beraber değerlendirilerek uygulanacak tedavi belirlenir.

Bu bilgiler ışığında kadınların gebeliği geciktirmemeleri önerilir. 35 yaşından sonra yumurtalıklardaki yumurta sayısının hızla azaldığı unutulmamalıdır.

40 yaş üstü tüp bebek yaptıranlarda gebelik ihtimali azalmaktadır. 45 yaşından sonra ise %5’in altındadır.

Değişik nedenlere gebeliğinizi geciktirecek olursanız daha sonra uzun ve zorlu süreçlerle uğraşmak zorunda kalabilirsiniz.

Etiketler

Aşağıdaki makalelerimizi de okuyabilirsiniz Nedir?

>>>İnfertilite (kısırlık) hakkında merak edilenler
>>>Yumurtlama Tedavisi (Ovulasyon İndüksiyonu)
>>>Aşılama (IUI) Nedir?
>>>Yumurta (Osit) dondurma hakkında bilmek istedikleriniz
>>>İnfertilite (Kısırlık) Nedenleri ve Tedavisi
>>>Tüp bebek fiyatları ne kadardır? Tüp bebek merkezi tavsiyesinde önemli noktalar nelerdir?
>>>Tüp Bebek Nedir? Tüp bebek tedavisinde neler yapılıyor?
>>>Aşılama Nedir? Aşılama Nasıl Yapılır?
>>>Tüp bebek uzmanı kimdir?
>>>Tüp bebek tedavisinde cinsel ilişki yasak mıdır?
>>>Tüp bebekte gebelik haftası hesaplama nasıl yapılır?
>>>Tüp bebek kaç defa denenebilir?
>>>Tüp bebek öncesi her hastaya histeroskopi yapılmalı mıdır?

Kliniğimizde tüp bebek uygulamaları anlaşmalı olduğumuz hastanelerde Doç. Dr. Nermin Köşüş tarafından yapılmaktadır. Tüp bebek fiyatları 2019 için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Tüp Bebek Uzmanı Ankara, Tüp Bebek Tedavisi Ankara, Jinekolog Ankara, Doç. Dr. Nermin Köşüş

Kliniğimizde

Tarafmızdan tüp bebek tedavisi uygulanmaktadır. Yumurtalıkların uyarılması ve folikül takibi kliniğimizde yapılmaktadır. Gelişen yumurtalar daha sonra sedasyon ile toplandıktan sonra döllenmekte ve büyümeleri takip edilmektedir. Uygun zamanda rahim içine yerleştirilmektedir.

Источник: //www.drnerminkosus.com/tup-bebekte-yas-siniri-varmidir.htm

Tüp Bebek Uygulamasının Riskleri

Tüp Bebekte Anomali Riski

Mikroenjeksiyon uygulaması erkek kısırlığında bir devrim olarak kabul edilmiş ve daha önce çocuk sahibi olması mucizelere bağlı olan birçok çift şu anda kadın yaşına bağlı olmak üzere % 60-70’lere varan oranlarda gebe kalabilme olanağına sahip olmuşlardır. Her yeni teknikte olduğu gibi tüp bebek ve özellikle mikroenjeksiyon için teorik bazı risklerin olduğu yöntemin ilk uygulanmaya başladığı andan itibaren tartışılmaya başlanmış ve aradan geçen 11 yıla karşın halen tartışılmaktadır.

Özellikle mikroenjeksiyonun yeterli hayvan deneyi olmadan insan üzerinde uygulanması bu konudaki tartışmaların daha yoğun olmasına neden olmuştur. Genel olarak tüp bebek uygulamasının riskleri uygulamaya bağlı ve çocuk sahibi olmama nedenlerine bağlı potansiyel riskler olarak iki grupta incelenebilir:

Uygulamaya Bağlı Potansiyel Riskler:

Ovarian Hiperstimülasyon Sendromu: Tüp bebek uygulamaları sırasında yumurtalıkların uyarılması için verilen ilaçlar bazen yumurtalıkların çok aşırı uyarılmasına ve sonuç olarak hiperstimülasyon adı verilen tabloya neden olabilir. Genel olarak tüp bebek uygulaması sırasında hastaların % 0.

1-0.2’sinde bu tablo görülebilmektedir. Özellikle polikistik over sendromu olan, zayıf ve genç hastalarda bu risk daha yüksektir. Hafif formunda sadece yumurtalıklarda büyüme gözlenirken, şiddetli formunda kanda pıhtılaşma olması ve bunun akciğerlere atması gibi ciddi klinik tablolar görülebilmektedir.

Yumurtalık Kanseri: Hastaların en çok merak ettikleri konuların başında bu ilaçların ileride kansere yol açıp açmadığıdır. Aslında yumurtalık kanserinin oluşum mekanizması gözönünde bulundurulduğunda teorik olarak kullanılan ilaçların kanser riskini artırabileceği düşünülebilir.

1992 yılında yayınlanan bir yazıda kullanılan ilaçların kanser riskini artırdığı öne sürülmüş ve bu konuda büyük bir sansasyona neden olmuştur. Ancak daha sonra yayınlanan bir çok çalışmada böyle bir risk artışı olmadığı görülmüştür.

Bu grup hastalarda kanser riskindeki artışın kullanılan ilaçlara değil, çocuk olmamasına neden olan faktörlere ve çocuk doğurmamaya bağlı olduğu düşünülmektedir.

Meme Kanseri: Yine tedavi sırasında artan hormon düzeylerinin meme kanseri riskini artırabileceği düşünülmüş, ancak böyle bir ilişki ortaya konamamıştır.

Yumurta Toplanması İşlemine Bağlı Riskler: Tüp bebek uygulaması aşamalarından birisi olan yumurta toplama sırasında bir iğne ile genellikle vajinal, nadiren laparoskopik olarak yumurtalıkların içerisine girilerek yumurtalıklar toplanmaktadır. Bu yapılan işlem sırasında kanama ve % 0.03-0.3 oranında enfeksiyon görülebilir.

Mikroenjeksiyon işlemi sırasında yumurtalığın içerisine yabancı bir madde geçişi olabilir ve oluşabilecek embryonun genetik yapısını bozabilir. Ayrıca kültür ortamındaki maddeler de yumurtaların içerisine girebilir. Mikroenjeksiyon sırasında yumurtalarda zedelenme görülebilir.

Normalde mitokondrial DNA sadece anneden bebeğe geçmekte ve babadan gelen DNA döllenme işlemi sırasında yokolmaktadır. Ancak mikroenjeksiyon uygulamasında teorik olarak babadan da mitokondrial DNA geçişi olabilir ve bu da klinik olarak doğan bebeklerin erken yaşlanmasına neden olabilir.

Çocuk Olmamasına Neden Olan Faktörlere Bağlı Riskler

Çocuk sahibi olamama nedenlerinin % 40-50’sini erkeğe bağlı faktörler oluşturmaktadır.

Sperm sayı, hareket ve şeklinde bozukluk olan hastalarda bu bozukluğun şiddetine bağlı olarak artan oranlarda kromozom bozuklukları veya kromozomal olmayan bazı bozukluklar daha sık görülmekte ve bunlarında potansiyel olarak bebeğe geçebileceği düşünülmektedir.

Yapılan çalışmalarda sperm parametreleri normal olmayan hastalarda kromozom bozuklukları, Y-kromozomunda eksiklikler, doğuştan tıkanıklığa bağlı hiç spermi olmayan grupta kistik fibrozise yol açan gen mutasyonu ve erkeklik hormonunun etkisine direnç gibi bazı bozuklukların daha sık görüldüğü ve bunları potansiyel olarak bebeğe geçebileceği düşünülmüştür. Bunların sonucunda bebeklerde kistik fibrozis, kromozomal anomali ve doğacak erkek çocuklarında da kısırlık olabileceği düşünülebilir.

Mikroenjeksiyon Uygulamasının Sonuçları:

Yukarıda belirttiğimiz teorik riskler mikroenjeksiyon uygulanacak çiftlerde bir stresse neden olabilir. 1992 yılından beri uygulanan mikroenjeksiyon işlemi sonucunda oluşan gebeliklerde bu teorik risklere ne ölçüde rastlanmaktadır:

Doğum Sonuçları: Bugüne kadar yayınlanan vaka serilerinde genel olarak mikroenjeksiyon bebeklerinde doğum kilosunun daha düşük olduğu görülmüştür.

Kromozomal Bozukluklar: Daha önce de sözettiğimiz gibi sperm sayı, hareket ve şekil bozukluğu olan erkeklerde bazı kromozom bozuklukları daha sık görülmekte ve bu bozuklukların bebeğe de geçebileceği düşünülmektedir.

Bugüne kadar yayınlanan serilerde mikroenjeksiyon yöntemi sonrası oluşan gebeliklerde özellikle sex kromozomu bozukluklarının daha sık olduğu görülmüştür. Bu konuda yayınlanan yazılar total olarak değerlendirildiğinde bu bebeklerde kromozom bozukluklarına daha sık rastlandığı ortaya çıkmaktadır.

Bu bozukluklar uygulanan yönteme değil, sperm bozukluklarına yol açan nedenlerin bebeğe de geçmesine bağlanmaktadır. Ancak kromozom bozukluklarının oranı normale göre daha yüksek olmakla birlikte endişe verici boyutlarda değildir.

Doğuştan Gelen Anomaliler: Bazı yayınlarda mikroenjeksiyon sonrası doğan bebeklerde doğuştan anomalilerin daha sık görüldüğü belirtilmekle birlikte, yayınların büyük bir bölümünde doğuştan anomalilerde normal toplumla karşılaştırıldığında bir fark bulunamamıştır. Mikroenjeksiyona alınan hastalar genel olarak daha ileri yaş grubunda oldukları için zaten anomali oranında hafif bir artış beklenmektedir. Ancak bu artış anlamlı boyutlara ulaşmamaktadır.

Sonuç olarak mikroenjeksiyon uygulaması sonrası doğan bebeklerde doğum kilosunda daha az olabilmekte, sex-kromozomu bozukluklarında hafif bir artış görülebilmekte ve doğumsal anomalilerde önemli bir farklılık izlenmemektedir. Çocukların doğum sonrası gelişimleri konusunda birçok yayın bulunmasına karsın bu konuda kesin bir yargıya varmak için henüz erken olduğu ve zamana gereksinim olduğu belirtilmektedir.

Doç. Dr. Ramazan MERCAN

Источник: //www.populermedikal.com/2004/04/11/tup-bebek-uygulamasinin-riskleri/

Tüp Bebekte gebelik oranı herkes için aynı mı? Anomali riski nedir, menapoza yol açar mı? Sık sorulan sorular

Tüp Bebekte Anomali Riski

Tüp bebek tedavisi ile ilgili internette dolaşan kulaktan duyma bir hayli yanlış bilgi  olduğu söylenebilir. Bir hayli yanlış bilgiye maruz kalmış olabiliyorlar. Bu yüzden uzun yıllar çocuk sahibi olamamasına karşın doktora müracaat etmeyen veya doktorun tüp bebek tedavi önermesini duyar duymaz doktor değiştiren çiftler ne yazık ki var.

İşte tüp bebek tedavisinde yanlış bilinen bazı bilgilerin doğrusu ;

Tüp bebek veya mikroenjeksiyon ile oluşan gebelik normal gebelik olmuyor mu? 

“Doğal yolla gebelik olsun istiyoruz” bize müracaat eden çiftlerden sık duyduğumuz bir istek cümlesidir. Sebebini sorduğumuzda doğal gebelik isteriz diye tanımlama sıkça karşımıza çıkmaktadır.

Tüp bebek veya mikroenjeksiyon ile oluşan gebelik doğal bir gebeliktir. Biz yumurtanın döllenmesini laboratuarda sağlayıp kadının rahim boşluğuna bırakıyoruz (embriyo transferi), şayet sağlıklı bir rahimiçi ortamı varsa, embryo sağlıklı ise gebelik oluşuyor ve ilerliyor.

Tüpte döllenmiş yumurtaya dış ortamdan gelen ve embryoya zarar veren rastgele bir şey var mı?

Tüp bebek tedavisi çocukta sakatlık ya da anormalliklere sebep olur mu?

Bilhassa spermin yumurta içine enjekte edildiği mikroenjeksiyon yolu ile embriyoda oluşabilecek kromozomal hasarlar doğan çocukta anomali artışına sebep olabilirmi, diye uzun yıllardır tıbbi veriler inceleniyor fakat herhangi bir anomalide artış tespit edilmemiştir.

Tüp bebek tedavisi ile doğan bebeklerin sayısı dünyada 5 milyonu geçmiştir. Belçika’ da ilk tüp bebek uygulamasında mikro enjeksiyonun yapıldığı tarih ise 1992′ dir.

Başka bir deyişle yirmi senesi geçen bir süredir.Mikroenjeksiyon tedavisi ile gebelikler oluşmakta ve bebekler doğmaktadır.

Yeni doğan bebeklerde anomali oranı tedavisiz oluşan gebeliklerdeki gibidir, başka bir deyişle % 3-4 aralığındadır.

Tüp bebek Tedavisinde kullanılan ilaçlar yani hormonlar nedeni ile kanser riski artıyor mu?

Bu inanış ve korku da oldukça yüksek oranda karşımıza çıkmaktadır. Bu ilaçlara bağlı yumurtalık kanseri, meme kanseri gibi kanserler bilhassa incelenmiş ve herhangi bir risk artışı görülmemiştir.

Güzel embryo ele geçirildiğinde ve iyi hasta idaresi ile gebelik şansı ilk deneme ve sonraki denemede aynıdır.

Fakat embriyo kalitesi, laboratuar kalitesi, embriyoloğun mükemmel bir hazırlık yapması, rahim içi zarının vaziyeti, mükemmel bir transfer olup olmadığı, kadın yaşı gibi bir çok etken bu oranı dolaysız olarak etkiler ve her denemede bunlar farklılık gösterebilir.

Son yıllarda Amerika’ da yumurtaların toplandığı ay, oluşan tüm embriyolar dondurulup,  izleyen ayda transfer edilmiş ve bu şekilde gebelik oranlarının daha yüksek olduğu gösterilmiştir. Bir takım seçilmiş olgularda bu uygulamayı yapılmaktadır.

Tüp bebekte Gebelik oranı herkes için aynı mıdır?

Bu uygulamada her çift için sonuç aynı olmayabilir. Yukarıda sıraladığımız faktörler değişkenlik gösterebilir. Bir ay kötü embryo transfer edilebilir, diğer ay iyi embryo gelişip gebelik oluşabilir.

Arada gebelik şansını iyileştirecek başka bir uygulama yapılmamış olsa bile (histeroskopi ve laparoskopi işlemleri ihtiyaç duyulan olduğu vaziyetlerde iki uygulama arasında yapılmaktadır) her uygulama ve her embriyo için gebelik şansı farklıdır.

Tüp bebek tedavisinde  kaç defa deneme yapılabilir?

Tüm üreme tıbbı uzmanlarının ortak kararına göre yeterli sayıda yumurta ve sperm varsa ve iyi embryo gelişebiliyorsa deneme devam edilebilir. Beşinci, yedinci  hatta on üçüncü denemede gebe kalan hastalar vardır.

Yumurtaların bol sayıda ve cerrahi bir işlem ile (iğne ile aspire edilerek) toplanıyor olması erken menopoza girmeye yol açabilir mi?

Bu şüphe de bir çok şekilde hastalarca konuşulmaktadır. Yumurtalıklara herhangi bir sayısal azalma veya tükenme olmuyor. Doktorlar ilaç tedavisi ile sadece o aya ait yumurta grubunu büyütüp onları topluyorlar .

İlaçlı ya da ilaçsız tüp bebek tedavisi hangisi daha iyi?

Doktorlar ilaçla uygun sayıda, hastayı  az enjeksiyonla, yan tesire sebep olmadan yumurta toplamaya  çalışıyorlar. Bu şekilde doğal yolla tek yumurta ele geçirmeye göre daha yüksek şansa sahip olunuyor . Doğal olarak gelişen tek yumurtayı almayı, ancak ilaçla da yalnızca bir yumurta ele geçiriyorsa kullanılan bir seçenektir.

Tüp bebekgebeliklerinde kesinlikle sezeryan ile doğum gerekiyormuş!
Bu bilgi de yanlış.

Eğer gebelik olmuş ise, anne yaşı uygun ise, bebek çok iri değil ise kolayca normal vaginal doğum yapılabiliyor. Çoğul gebelik ise sezeryan oranı koşul olmamakla birlikte artabiliyor.

Tüm tüp bebek gebeliklerinde epidural anestezi ile vaginal (normal) veya sezeryan ile güvenli ve ağrısız doğum yapılabilmektedir.

Tüp bebek tedavileri konusunda daha fazla sorunuz varsa ve cevap arıyorsanız Tüp Bebekte Sık Sorulan Sorular Bölümüne Bakabilirsiniz.

Tüp bebek tedavileriniz ile ilgili  Çocuk İstiyorum  Danışma  formu ile bizimle iletişim kurabilirsiniz

Источник: //www.cocukistiyorum.com/tup-bebekte-gebelik-orani-herkes-icin-ayni-mi-anomali-riski-nedir-menapoza-yol-acar-mi-sik-sorulan-sorular.html

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть