Turuncu Besinler Kemikleri Güçlendiriyor Yeşiller Gelişimini Hızlandırıyor

içerik

Bağışıklık Sistemini Güçlendiren 15 Yiyecek

Turuncu Besinler Kemikleri Güçlendiriyor Yeşiller Gelişimini Hızlandırıyor

Tükettiğimiz bazı gıdalar bağışıklık sistemimizi güçlü tutmamıza yardımcı olabilir. Kışın soğuk algınlığı ve gribi önlemek için yollar arıyorsanız, beslenme alışkanlığınıza bu gıdaları eklemenizi öneririz.

1. Turunçgiller

Çoğu insan soğuk algınlığına yakalandığında C vitamini tüketmeye başlar. Çünkü C vitamini, bağışıklık sistemini geliştirmeye yardımcı olur. C vitamininin beyaz kan hücrelerinin üretimini arttırdığı da düşünülmektedir. Bu hücreler enfeksiyonlarla savaşmanın anahtarıdır.

Popüler turunçgiller şunlardır:

greyfurtportakalmandalinaLimonmisket limonu

turunç

Vücudunuz üretmediği ve depolayamadığı için, sürekli her gün C vitamini almak gerekir. Hemen hemen tüm narenciye meyveleri C vitamini açısından zengindir. Aralarından seçim yapabileceğiniz çeşitlilikleri sayesinde, bu vitaminin herhangi bir öğüne eklenmesi kolaydır.

2. Kırmızı biber

Kırmızı biber, narenciyeden iki kat daha fazla C vitamini içerir. Aynı zamanda zengin bir beta karoten kaynağıdır. Bağışıklık sisteminizi güçlendirmenin yanı sıra, sağlıklı bir cildin korunmasına da yardımcı olabilir. Beta karoten gözlerinizi ve cildinizi sağlıklı tutmaya yardımcı olur.

3. Brokoli

Brokoli vitamin ve minerallerle doludur. A, C ve E vitaminlerinin yanı sıra diğer birçok antioksidan ve lifle dolu olan brokoli, masanıza koyabileceğiniz en sağlıklı sebzelerden biridir. Gücünü koruyabilmenin anahtarı, mümkün olduğunca az pişirmek – ya da daha iyisi, çiğ tüketmektir.

4. Sarımsak

Sarımsak, dünyanın hemen her mutfağında bulunur. Yiyeceklere güç ekler ve sağlığınız için bir zorunluluktur. Eski dönemlerden beri enfeksiyonlarla mücadelede sarımsak kullanılmaktadır.

Sarımsak aynı zamanda tansiyonu düşürmeye ve arterlerin sertleşmesini yavaşlatmaya yardımcı olabilir.

Sarımsağın bağışıklık sistemini güçlendirici özellikleri, allisin gibi kükürt içeren bileşiklerin yoğun bir konsantrasyonuna sahip olmasıdır.

5. Zencefil

Zencefil, boğaz ağrısını ve diğer iltihaplı hastalıklarda, iltihabı azaltmaya yardımcı olur. Zencefil ayrıca mide bulantısını giderir. Zencefil, kronik ağrıyı azaltmaya yardımcı olur ve son araştırmalara göre kolesterol düşürücü özelliklere sahiptir.

6. Ispanak

Ispanak, C vitamini açısından zengin olduğu için listemizde yer almaktadır.

Ayrıca, bağışıklık sistemlerimizin enfeksiyonla savaşma kabiliyetini arttırabilen çok sayıda antioksidan ve beta karoten ile de doludur.

Brokoliye benzer şekilde, ıspanak, az pişirildiğinde besin değerini korur ve daha sağlıklıdır. Bununla birlikte, hafif pişirme A vitaminini arttırır ve diğer besinleride oksalik asitten salınmasına izin verir.

7. Yoğurt

Yoğurdun içindeki bakteriler, hastalıklara karşı savaşmak için bağışıklık sistemini harekete geçirir. Meyveli yoğurt yerine sade yoğurt tüketin. Eğer meyveli yoğurt seviyorsanız aldığınız veya daha iyisi evinizde mayaladığınız yoğurda taze meyveler ekleyerek de tüketebilirsiniz.

Yoğurt D vitamini açısından zengin bir kaynaktır. D vitamini, bağışıklık sistemini düzenlemeye yardımcı olur ve vücudumuzun hastalıklara karşı doğal savunmasını artırdığı düşünülmektedir.

8. Badem

Soğuk algınlığı önlemek ve savaşmak söz konusu olduğunda, E vitamini C vitamini için bir arka koltuk olma eğilimindedir. E vitamini sağlıklı bir bağışıklık sisteminin anahtarıdır.

Yağda çözünen bir vitamindir, yani uygun bir şekilde emilmesi için yağa ihtiyacı vardır. Badem gibi çerezler, vitaminlerle doludur ve ayrıca sağlıklı yağlara sahiptir.

Sadece yarım bardak badem, önerilen günlük E vitamini miktarının yaklaşık yüzde 100’ünü karşılar.

9. Zerdeçal

Zerdeçal, yıllardır hem osteoartrit hem de romatoid artritin tedavisinde bir anti-enflamatuar olarak kullanılmıştır. Ayrıca, araştırmalar zerdeçalın kendine özgü rengini veren yüksek oranda curcumin konsantrasyonunun egzersize bağlı kas hasarını azaltmaya yardımcı olduğunu göstermektedir.

10. Yeşil çay

Hem yeşil hem de siyah çay, bir tür antioksidan olan flavonoidler içerir. Yeşil çayın üstünlüğü içerdiği güçlü bir antioksidan olan, epigallocatechin gallate veya EGCG, seviyesindedir. EGCG’nin bağışıklık fonksiyonunu arttırdığı görülmüştür. Siyah çayda, fermantasyon işlemi sırasında EGCG’nin çoğu yok olur. Öte yandan yeşil çay fermente edilmez, bu nedenle EGCG değerini korur.

Yeşil çay, amino asit L-teaninin iyi bir kaynağıdır. L-teanin T hücrelerinizde mikrop mücadele bileşiklerinin üretiminde yardımcı olabilir.

11. Papaya

Papaya, C vitamini ile yüklü bir meyvedir. Günlük olarak tavsiye edilen C vitamini miktarının yüzde 224’ünü tek bir papayada bulabilirsiniz. Papaya ayrıca anti-inflamatuar etkileri olan papain denen bir sindirim enzimine sahiptir.

Papaya, tüm sağlığınız için faydalı olan iyi miktarda potasyum, B vitamini ve folat içerir.

12. Kivi

Papaya gibi, kivi de doğal olarak folat, potasyum, K vitamini ve C vitamini gibi bir çok temel besinle doludur. C vitamini, enfeksiyonla savaşmak için beyaz kan hücrelerini artırırken, kivide bulunan diğer besinler, vücudunuzun geri kalan kısmını düzgün bir şekilde çalışır.

13. Tavuk

Hasta olduğunuzda, tavuk çorbası içmek plasebo etkisinden daha fazlasına sahiptir. Tavuk çorbası, soğuk algınlığı semptomlarını iyileştirmeye yardımcı olur ve ayrıca ilk etapta hastalanmanızı önlemeye de yardımcı olur. Tavuk ve hindi gibi kümes hayvanları, B-6 vitaminince zengindir.

Vitamin B-6, vücutta meydana gelen kimyasal reaksiyonların çoğunda önemli bir oyuncudur. Ayrıca yeni ve sağlıklı kırmızı kan hücrelerinin oluşumu için hayati önem taşır. Tavuk kemiklerini kaynatmak suretiyle yapılan çorba veya tavuk suyunda, jelatin, kondroitin ve bağırsakların iyileşmesi ve bağışıklık için faydalı diğer besin maddelerini bulunur.

14. Ayçiçeği tohumu

Ayçiçeği tohumları, fosfor, magnezyum ve B-6 vitamini de dahil olmak üzere, besinlerle doludur. Aynı zamanda vitamin E’den inanılmaz derecede zengindir, günlük önerilen miktarın % 82’si sadece çeyrek bardaklık porsiyonda bulunur.

E vitamini güçlü bir antioksidandır. Bağışıklık sistemi işlevini düzenlemek ve sürdürmek için önemlidir. Yüksek miktarlarda E vitamini içeren diğer yiyecekler avokado ve koyu yapraklı yeşilliklerdir.

15. Kabuklu deniz ürünleri

Kabuklu deniz hayvanları, bağışıklık sistemini güçlendirmeye çalışan pek çok kişi için akla ilk gelen besinlerdir, ancak bazı kabuklu deniz ürünleri çinko ile doldurulur.

Çinko diğer birçok vitamin ve mineral kadar fazla ilgi görmez, ancak vücudumuzun buna ihtiyacı vardır, böylece bağışıklık hücrelerimiz amaçlandığı gibi çalışabilir.

Çinko açısından yüksek olan kabuklu deniz hayvanlarının çeşitleri şunlardır:

YengeçistiridyeIstakoz

Midye

Önerilen günlük çinko miktarından daha fazlasını almamanız gerektiğini unutmayın. Yetişkin erkekler için, 11 miligram (mg) ve kadınlar için 8 mg. Çok fazla çinko bağışıklık sisteminin işlevini engelleyebilir.

Источник: https://www.nkfu.com/bagisiklik-sistemini-guclendiren-15-yiyecek/

Sağlıklı Kemikler İçin Gerekli Olan 7 Vitamin

Turuncu Besinler Kemikleri Güçlendiriyor Yeşiller Gelişimini Hızlandırıyor

Sağlıklı ve doğru beslenme, birçok sağlık sorununun önlenmesi için gerekli olduğu kadar kemik yapısı için de önemlidir.

Özellikle kemik kırıklarının, genellikle ileri yaşta ortaya çıkan kemik erimesinin önlenmesi ve kemiklerin güçlendirilmesi için kalsiyum, magnezyum, potasyum, Vitamin D, omega-3 bakımından zengin besinler tüketilmesi gereklidir.

Memorial Diyarbakır Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Serdar Necmioğlu, sağlıklı kemik yapısı için doğru beslenme kuralları hakkında bilgi verdi.

Güçlü kemikler için bebeklikte anne sütü önemli

Kemikler de diğer dokular gibi canlı bir yapıya sahiptir. Yapısı, kollajen adı verilen ve esneklik sağlayan bir protein ile bu yapıyı sağlamlaştıran kalsiyum ve fosfattan oluşur. Yaş ilerledikçe, kemik erimesi ve kemik yoğunluğunun azalması ciddi bir sağlık problemi olarak ortaya çıkar.

İleri yaşlarda kemiklerin sağlıklı olması için çocukluktan başlanarak doğru beslenmeye özen göstermek gerekir. Hatta bu durum anne karnında başlar. Annenin beslenmesi çocuktaki kemik yapısını da etkiler. Çocuğun kemik yapısının gelişimi için anne sütünün önemi de tartışılmaz bir gerçektir.

15-30 yaş arası kemikleri güçlendirmek gerekir

En iyi kemik yoğunluğu ve kalitesi 15-30 yaşları arasında kazanılır. Bu yaşlar arasında kazanılan kemik kalitesi, insanın gençliğinde çalışarak kazanıp bankaya yatırdığı para gibidir.

İlerleyen yaşlarda, gençlik yıllarında edinilen kaliteli kemik yapısı kullanılarak daha dinç ve sağlıklı bir yaşam sürmek mümkün olur. Çünkü 35 yaşından sonra kemik kitlesi yavaş yavaş zayıflamaya başlar.

Özellikle kadınlarda, östrojen hormonu menopozla birlikte azaldığı için buna bağlı olarak kemikler de daha hızlı zayıflama sürecine girer. Bundan dolayı genç yaşlarda beslenme, insanın tüm hayatı boyunca kemik sağlığını etkileyecek sonuçlar doğurur.

Kalsiyum ve fosfor kemikler için ayrılmaz ikili

Sağlıklı kemikler için akla gelen ilk besin grubu kalsiyum içeren gıdalardır. Kalsiyumun yeterli miktarda alınmadığında, vücut kandaki kalsiyum dengesini sağlamak için kemiklerdeki kalsiyumu kullanır. Kalsiyum gereklidir fakat tek başına yeterli değildir.

Kalsiyumun diğer mineraller ve vitaminlerle birlikte alınmasıyla oluşan sinerjik etki, kemik kalitesini artırmada daha etkili olur. Kemik sağlığı için kalsiyum alımı kadar emilimi de önem taşır. Besinlerle alınan kalsiyumun ancak yüzde 50’si emilir.

Kalsiyum ve fosfor birlikte çalışan önemli iki mineraldir, fosfor ile kalsiyum birbirlerine eşit miktarda alındığında emilimleri artar. Protein ve gerekli minerallerin vücuda yeterince alınabilmesi için ise et ve süt ürünleri düzenli olarak tüketilmelidir.

Kafein, aşırı alkol, sigara, obezite ve tuz, idrarla kalsiyum atılımını artırmaktadır. Yaşlılık dönemini sağlıklı bir şekilde geçirmek için bu gıdaların mümkün olduğunca sınırlandırılması önemlidir.

Kemikler için yararlı vitamin ve mineraller dengeli bir şekilde alınmalı!

  1. Kalsiyum:Kemikler için lokomotiftir. Kalsiyum içeren besinler; süt ve süt ürünleri, soya fasulyesi, fıstık, ceviz, badem, lahana, brokoli, koyu yeşil yapraklı sebzeler, balık, kurutulmuş meyveler, kuru baklagillerdir.
  2. A vitamini: Kemik gelişimine ve büyümesine katkısı oldukça fazladır.

    A vitamini yönünden zengin besinler; turuncu renkli besinler, süt, yumurta, balık, karaciğer, brokoli, kivi, erik ve incirdir.

  3. Magnezyum:Kemik gelişimine katkı sağlar. Kuru baklagiller, yağlı tohumlar, rafine edilmemiş tahıl taneleri ve koyu yeşil yapraklı sebzeler önemli magnezyum kaynağıdır.

  4. Çinko:Sağlıklı kemik gelişimi için gereklidir. Çinko içeren besinler deniz ürünleri, kırmızı et, mantar, ceviz, badem, fındık, fasulye, bulgur ve bezelye olarak sıralanabilir.
  1. Potasyum:Kemikler için gereklidir. Günlük tüketilmesi gereken potasyum miktarı 3,5 gramdır.

    Potasyumdan zengin besinler; koyu yeşil yapraklı sebzeler, kabuklu patates, kuru kayısı, sakız ve somon balığı, yoğurt, avakado.

  2. D vitamini: Kemik sağlığı için önemlidir; balık yağı, süt ve süt ürünleri, morina balığı yağı, sardalya, uskumru, somon, ton balığı, yumurta sarısı, tereyağı, yulaf ezmesi gibi besinlerde D vitamini bakımından zengindir.

  3. K vitamini: Kemik dostudur; yeşil yapraklı sebzeler, ıspanak, bürüksel lahanası, maydanoz, şalgam, pancar yaprağı, bamya, marul, brokoli, kuşkonmaz, tahıllar, tereyağı, peynir, yumurta, karaciğer, soya fasulyesi, yeşilçay, kivi, yaban mersini, kuru erik, havuç K vitamini içeren besinlerarasındadır.
Güncellenme Tarihi: 09 Ocak 2018Yayınlanma Tarihi: 09 Ocak 2018

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/bagirsak-floranizi-bu-5-oneriyle-koruyun/

Kemikleri Güçlendirmek: Kolay ve Etkili Kemik Güçlendirici Tavsiyeler

Turuncu Besinler Kemikleri Güçlendiriyor Yeşiller Gelişimini Hızlandırıyor

Kemiklerinizi güçlendirmek sizi birçok problemden korur. Bu sebeple size kemik güçlendirici tavsiyelerimi sıralamak istiyorum.

Kemiklere dışarıdan bakıldığında ölü ve sert bir doku gibi görünüyor olabilir. Ama hayır. Kemikler canlı dokulardır ve sürekli olarak yapım/yıkım işlemleri devam eder. Hatta her on yılda bir iskelet sisteminiz yeniden oluşturulur.

Bu durum onların çevre şartlarına uyum sağlamasını kolaylaşır.

Yaşın ilerlemesi ile beraber hücre yapım reaksiyonları azalır ve bu durumdan kemikler de etkilenir. Sonuç olarak kemik yoğunluğu azalır. Hatta bu azalmayı kadınlarda menapoz sonrası dönemde de (erken zamanda) görmek mümkün.

Azalan kemik yoğunluğu ise ciddi birkaç probleme sebep olur. Bu sorunlardan en önemlileri,

  • Vücut yapısının bozulması ve kemiklerde eğilme (özellikle yaşlı kadınlarda sık gördüğünüz öne eğik vücut tipi),
  • Sık kemik kırıkları (kemik kırıkları ileri yaşlarda ölüme sebep olabilir),

olarak sıralanabilir.

Bahsettiğim sorunlar ise erken ölümlerden, sık düşmelere, yatağa bağımlı bir yaşamdan, hareket kabiliyetinin azalmasına kadar birçok duruma sebep olabilir.

Ama üzülmenize gerek yok. Çünkü kemiklerinizi basit değişiklikler ile kolayca güçlendirebilirsiniz. Okumaya devam edin, tüm ayrıntılardan bahsedeceğim.

Düşük kemik yoğunluğu kişilere net bir anlam ifade etmiyor. Yani birçok kişi bu konuda tam olarak ne yapması gerektiğini bilmiyor.

Ayrıca ileri yaşlarda kemik yoğunluğunu arttırmak, gençken onu korumaktan çok daha zor. Çünkü ileri yaşlarda azalan hücre yapım süreçleri kemiklerin yerine koyulmasını zorlaştıracaktır.

Doğru şey ise genç yaşlarda kemik yoğunluğuna dikkat etmek ve yüksek tutmaya çalışmak.

Artık kemikleri güçlendirmek için önerilerime geçmeye hazırız. Hadi devam edelim.

Kalsiyum tüketimi

Kemiklerin çok büyük bir kısmı kalsiyumdan oluşur. Ayrıca bedenin kalsiyum ihtiyacının çoğu kemikler üzerinden karşılanır.

Dolayısıyla kalsiyum tüketimi kemiklerin yoğunluğunu korumak için oldukça önemli.

Erişkin bireyler için günlük kalsiyum ihtiyacı 1000-1300 mg olarak belirlenmiştir (1).

Kalsiyum ihtiyacı çoğu zaman besinler ile alınabilir. Burada dikkat etmeniz gereken şey tahıllarda bulunan kalsiyum bağlayıcı anti-besinler emilimi engelleyebilir.

Bu sebeple kalsiyum kaynaklarını tahıllar ile beraber tüketmemelisiniz.

D vitamini alımı

D vitamini kemik yoğunluğunu yakından ilgilendirir. Çünkü D vitamini, kalsiyum emilmesi ve kemiklere çekilmesi dahil birçok farklı süreci kontrol eder.

Hatta araştırmalar normal kan D vitamini düzeylerinin kemik erimesi ve diğer kemik hastalığı riskini azalttığını gösteriyor (2).

Ülkemize kış aylarında düşen güneş ışığının fazla yatay olması göz önüne alındığında D vitamini eksikliğinin sık yaşandığını tahmin edebiliyorsunuzdur.

Bu sebeple 50-70 ng/dl olan sağlıklı D vitamini aralığına kavuşmak için -özellikle kış aylarında- D vitamini takviyesi almanız gerekebilir. Alınması gereken miktar ise kan D vitamini düzeyleriniz ile ilişkilidir.

Dolayısıyla D vitamini kaç olmalı? adlı yazımı okuyup, hekiminize ulaşarak kan D vitamini değerlerinizi ölçtürmeli ve takviye almaya başlamalısınız.

Protein alımı

Çok yaygın ve bir o kadar yanlış bir inanış var.

“Protein alımı kemikleri zayıflatır.”

Bu hayatımda karşılaştığım en talihsiz açıklamalardan biri. Çünkü kemikler dahil canlı hücre içeren tüm dokular proteine muhtaçtır. Dolayısı ile doğru miktarda alınan protein kemik sağlığınızı korumak için gereklidir.

Yapılan araştırmalar protein tüketiminin daha az kemik kırığı ile ilişkili olduğunu gösteriyor (3).

Ayrıca kilo verme süreci kemik yoğunluğunu da azaltır. Kilo vermek için diyet yapan bireylerin, beslenmelerinde daha fazla protein bulundurmaları kemik yoğunluğunu korumalarına yardım eder.

Protein alımı, büyüme hormonu düzeylerini arttırır. Büyüme hormonu ise kemiklerin yeniden yapılanması için en önemli hormondur.

Dolayısıyla kaliteli protein alımı sağlıklı kemiklere sahip olmanız demek. Ama burada miktar önemli. Çünkü aşırı protein alımı diyette diğer besinlerin tüketilmesini önler.

Günlük protein alımını belirlemek için günlük ne kadar protein tüketmeliyim? adlı yazımı okuyabilirsiniz.

Egzersiz yapmak

Kemikleriniz bedeninizdeki en uyumlu dokulardan biridir. Yani aktivitelerinizi takip eder ve ona uygun bir yoğunluk oluşturur.

Hareketsiz bir yaşam kemikleriniz üzerindeki baskıyı azaltır ve bu durum kemiklerinizin daha güçsüz olmasına neden olur.

Eğer kemik yoğunluğunu arttırmak ve kemiklerinizi güçlendirmek istiyorsanız mutlaka egzersiz yapmalısınız. Bu konudaki en değerli egzersiz tipi ise kesinlikle ağırlık antrenmanı.

Çünkü ağırlık antrenmanları ile kaslarınız gelişir, kemikleriniz baskıya maruz kalır ve yoğunluğunu arttırır.

Yapılan araştırmalar ağırlık egzersizinin kemik yoğunluğu ve ağırlığını arttırdığını; ileri yaşlarda ise kemik yoğunluğunun azalmasını engellediğini gösteriyor (4, 5).

Kemik yoğunluğu arttırmak için tüm bireylerin -özellikle de kadınlar- ağırlık antrenmanı yapmasını öneriyorum. Bu mümkün değilse en azından haftada üç gün yürüyüş son tavsiyem olacak.

Ağırlık antrenmanı yapmak için illa spor salonuna yazılmanıza gerek yok. Evde yapabileceğiniz squat, box jump gibi basit egzersizler size oldukça fazla yardım edecektir.

Kemik güçlendirici pratik öneriler

Yazının bu bölümüne kadar beslenme ve egzersiz temposundan bahsettim.

Ama bunu nasıl yapmanız gereketiği hususu kafanızı karıştırıyor olabilir. Bu sebeple sizler için birkaç öneri hazırladım.

Kemik güçlendirici besinler: Vitamin ve mineral açısından zengin, doğal ve besleyici besinler kemik güçlendirme konusunda oldukça etkili.

Benim hastalarıma önerdiğim ve günlük hayatta tüketmelerini istediğim besinler,

  • Kemik suyu (kolajen ve kalsiyum içeriği ile muhteşem bir besin),
  • Ispanak (kalsiyum ve birçok mineral açısından zengin),
  • Balık ürünleri (omega-3 ve 6 yağlarından zengin),
  • Kefir (probiyotik bir besin olması K2 vitamini alımınızı kolaylaştırır ayrıca kalsiyum içerir),

olarak sıralanabilir.

Kemikleri güçlendirmek için yaşam tarzı: Diğer her şey gibi yaşam tarzı kemik yoğunluğunu koruma için oldukça önemli. En önemli tavsiyem ise uyku.

Çünkü doğru uyku süresi ve zamanı iyi büyüme hormonu seviyesi demek. Büyüme hormonunun kemik yoğunluğu için çok önemli olduğunu artık biliyorsunuz.

Doğru kiloyu korumak: Kemikleriniz vücut ağırlığınızı taşıdığı için kilonuz ile yakından ilişkilidir. Aşırı zayıf olmanın kemik yoğunluğunu azalttığını biliyoruz. Aşırı kilo ise kemik kalitesini etkiler.

Sonuç olarak kilo konusunda uçlarda olmak kemik sağlığına zarar verir. Kilonuzun doğru aralıkta olup, olmadığını merak ediyorsanız vücut kitle indeksi hesaplama sayfasını kullanabilirsiniz.

Artık kemiklerinizi nasıl güçlendireceğinizi biliyorsunuz. Artık kemikler için sadece süt içmeyi bırakın ve doğru yaşamaya başlayın!

Источник: https://www.fitekran.com/kemikleri-guclendirmek/

Kemikleri güçlendiren vitaminler

Turuncu Besinler Kemikleri Güçlendiriyor Yeşiller Gelişimini Hızlandırıyor

Sağlıklı ve doğru beslenme, birçok sağlık sorununun önlenmesi için gerekli olduğu kadar kemik yapısı için de önemlidir.

Özellikle kemik kırıklarının, genellikle ileri yaşta ortaya çıkan kemik erimesinin önlenmesi ve kemiklerin güçlendirilmesi için kalsiyum, magnezyum, potasyum, Vitamin D, omega-3 bakımından zengin besinler tüketilmesi gereklidir.

Memorial Diyarbakır Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Serdar Necmioğlu, sağlıklı kemik yapısı için doğru beslenme kuralları hakkında bilgi verdi.

Güçlü kemikler için bebeklikte anne sütü önemli

Kemikler de diğer dokular gibi canlı bir yapıya sahiptir. Yapısı, kollajen adı verilen ve esneklik sağlayan bir protein ile bu yapıyı sağlamlaştıran kalsiyum ve fosfattan oluşur. Yaş ilerledikçe, kemik erimesi ve kemik yoğunluğunun azalması ciddi bir sağlık problemi olarak ortaya çıkar.

İleri yaşlarda kemiklerin sağlıklı olması için çocukluktan başlanarak doğru beslenmeye özen göstermek gerekir. Hatta bu durum anne karnında başlar. Annenin beslenmesi çocuktaki kemik yapısını da etkiler. Çocuğun kemik yapısının gelişimi için anne sütünün önemi de tartışılmaz bir gerçektir.

15-30 yaş arası kemikleri güçlendirmek gerekir

En iyi kemik yoğunluğu ve kalitesi 15-30 yaşları arasında kazanılır. Bu yaşlar arasında kazanılan kemik kalitesi, insanın gençliğinde çalışarak kazanıp bankaya yatırdığı para gibidir.

İlerleyen yaşlarda, gençlik yıllarında edinilen kaliteli kemik yapısı kullanılarak daha dinç ve sağlıklı bir yaşam sürmek mümkün olur. Çünkü 35 yaşından sonra kemik kitlesi yavaş yavaş zayıflamaya başlar.

Özellikle kadınlarda, östrojen hormonu menopozla birlikte azaldığı için buna bağlı olarak kemikler de daha hızlı zayıflama sürecine girer. Bundan dolayı genç yaşlarda beslenme, insanın tüm hayatı boyunca kemik sağlığını etkileyecek sonuçlar doğurur.

Kalsiyum ve fosfor kemikler için ayrılmaz ikili

Sağlıklı kemikler için akla gelen ilk besin grubu kalsiyum içeren gıdalardır. Kalsiyumun yeterli miktarda alınmadığında, vücut kandaki kalsiyum dengesini sağlamak için kemiklerdeki kalsiyumu kullanır. Kalsiyum gereklidir fakat tek başına yeterli değildir.

Kalsiyumun diğer mineraller ve vitaminlerle birlikte alınmasıyla oluşan sinerjik etki, kemik kalitesini artırmada daha etkili olur. Kemik sağlığı için kalsiyum alımı kadar emilimi de önem taşır. Besinlerle alınan kalsiyumun ancak yüzde 50’si emilir.

Kalsiyum ve fosfor birlikte çalışan önemli iki mineraldir, fosfor ile kalsiyum birbirlerine eşit miktarda alındığında emilimleri artar. Protein ve gerekli minerallerin vücuda yeterince alınabilmesi için ise et ve süt ürünleri düzenli olarak tüketilmelidir.

Kafein, aşırı alkol, sigara, obezite ve tuz, idrarla kalsiyum atılımını artırmaktadır. Yaşlılık dönemini sağlıklı bir şekilde geçirmek için bu gıdaların mümkün olduğunca sınırlandırılması önemlidir.

Kemikler için yararlı vitamin ve mineraller dengeli bir şekilde alın

Kalsiyum: Kemikler için lokomotiftir. Kalsiyum içeren besinler; süt ve süt ürünleri, soya fasulyesi, fıstık, ceviz, badem, lahana, brokoli, koyu yeşil yapraklı sebzeler, balık, kurutulmuş meyveler, kuru baklagillerdir.

A vitamini: Kemik gelişimine ve büyümesine katkısı oldukça fazladır. A vitamini yönünden zengin besinler; turuncu renkli besinler, süt, yumurta, balık, karaciğer, brokoli, kivi, erik ve incirdir.

Magnezyum: Kemik gelişimine katkı sağlar. Kuru baklagiller, yağlı tohumlar, rafine edilmemiş tahıl taneleri ve koyu yeşil yapraklı sebzeler önemli magnezyum kaynağıdır.

Çinko: Sağlıklı kemik gelişimi için gereklidir. Çinko içeren besinler deniz ürünleri, kırmızı et, mantar, ceviz, badem, fındık, fasulye, bulgur ve bezelye olarak sıralanabilir.

Potasyum: Kemikler için gereklidir. Günlük tüketilmesi gereken potasyum miktarı 3,5 gramdır. Potasyumdan zengin besinler; koyu yeşil yapraklı sebzeler, kabuklu patates, kuru kayısı, sakız ve somon balığı, yoğurt, avakado.

D vitamini: Kemik sağlığı için önemlidir; balık yağı, süt ve süt ürünleri, morina balığı yağı, sardalya, uskumru, somon, ton balığı, yumurta sarısı, tereyağı, yulaf ezmesi gibi besinlerde D vitamini bakımından zengindir.

K vitamini: Kemik dostudur; yeşil yapraklı sebzeler, ıspanak, bürüksel lahanası, maydanoz, şalgam, pancar yaprağı, bamya, marul, brokoli, kuşkonmaz, tahıllar, tereyağı, peynir, yumurta, karaciğer, soya fasulyesi, yeşilçay, kivi, yaban mersini, kuru erik, havuç K vitamini içeren besinler arasındadır.

kaynakhttp://www.kadinvekadin.net/7_vitamin_ile_kemiklerinizi_guclendirin.html

Источник: http://haberegider.com/kemikleri-guclendiren-vitaminler/

Bağışıklık sistemini güçlendiren etkili besinler listesi

Turuncu Besinler Kemikleri Güçlendiriyor Yeşiller Gelişimini Hızlandırıyor

Sağlıklı bir yaşam için güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmamız çok önemli. Özellikle de soğuk algınlığından gribe, bronşitten faranjite kadar pek çok üst solunum yolu enfeksiyonlarının kapımızı çaldığı sonbahar ile kış aylarında. Bu nedenle hem hastalıklara yakalanmamak hem de eğer yakalanmışsak hastalığı kısa sürede atlatabilmemiz için sağlıklı bir beslenme planı oluşturmalıyız.

Peki, yaşam kalitemizi oldukça düşürebilen hastalıklardan korunmak için beslenme alışkanlıklarımızda nelere dikkat etmeliyiz? Acıbadem Altunizade Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Ertan bağışıklık sistemimizi güçlendirmenin yollarını anlattı, önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Kahvaltısız olmaz!

Kaliteli beslenmenin başında, bağışıklığı arttıran besinler kadar, “öğünler” de geliyor. Ve o öğünlerin kralı, kahvaltı! Güne mutlaka kahvaltıyla başlamanız gerekiyor. Kahvaltıyı atladığınızda veya gereken özeni göstermediğinizde, sonraki öğünleri ne kadar güçlü ve sağlıklı yaparsanız yapın, aç kaldığınız süre içinde bağışıklığınız azalıyor.

Sabah “bitki çayı” ile doping yapın

Bağışıklık sisteminizin zayıfladığını düşünüyorsanız veya çevrenizde çok fazla hasta varsa sabahları yapacağınız bitki çayı karışımıyla vücudunuzu koruma altına alabilirsiniz. Bunun için; 2 yemek kaşığı yeşil çay, 2-3 parça zencefil ve 1 çimdik kırmızı biberi bir demleme kabına koyun. Üzerine sıcak su ekleyerek 10 dakika demleyin.

Bitki çayı ılıdığında içine 1 tatlı kaşığı bal ekleyin. Yeşil çay ve kırmızı biberin yapılarında bulunan antioksidanlar, yani bağışıklığı güçlendiren maddeler virüslerin vücuda girerek çoğalmalarını önlerken, zencefilin yapısında bulunan antioksidan maddeler de hem bağışıklığı yüksek tutuyor, hem de vücuda giren virüslerin öldürülmesini sağlıyor.

Tüm besin gruplarına yer verin

Tüm besin gruplarına günlük beslenmenizde yer verin. Et grubu, süt-yoğurt-peynir grubu, meyve ve sebze grubu ile ekmek grubunda yer alan besinler her gün beslenme listenizde yer alsın. Böylece bağışıklık sisteminizin güçlü kalması için tüm vitamin ve mineralleri besinlerle almış olursunuz. Unutmayın ne kadar karışık beslenirseniz o kadar kaliteli beslenmiş olursunuz.

Kaliteli protein kaynakları şart

Protein vücudumuzun yapıtaşı ve birçok savunma mekanizmasında yer alan bileşiğin ana malzemesi. Dolayısıyla proteinden fakir beslenmek bağışıklığınızı zayıflatabiliyor. Her gün yumurta, et, balık, peynir, süt-yoğurt-kefir, kurubaklagiller gibi kaliteli proteinler tüketmeye özen gösterin. Ancak her şeyde olduğu gibi proteinin fazlasının da zarar olduğunu unutmayın.

Bol bol soğan, sarımsak tüketin

Soğangiller içeriklerindeki sülfürlü bileşikler sayesinde başlı başına birer antioksidanlar. Bu bileşikler sayesinde toksinler ve oksidan maddelerle savaşıyorlar. Bu grubun içine sarımsak ve pırasa da giriyor. Yapılarında bulunan allisin isimli madde hem antiviral hem de antibakteriyal etki gösteriyor.

Mevsim itibariyle de tam zamanında çıkan bu sebzeleri bol bol tüketmeniz, bağışıklığı arttırmada çok yardımcı oluyor. Soğanın ve sarımsağın tazesini de kurusunu da sık sık yemelisiniz. Pırasayı ise hafta 1-2 kez tüketmeniz yeterli gelecektir.

C vitamini şart, ancak…

Portakal, kivi, mandalina, greyfurt, kırmızı biber… C vitamininden zengin olan bu besinleri sonbahar ile kış aylarında sofranızdan eksik etmeyin. Çünkü C vitamini soğuk algınlığına yakalanmamak için en önemli antioksidan vitaminlerden.

Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Ertan yetişkinlerin bağışıklığı ayakta tutmak için her gün ortalama 100 mg civarında C vitaminini almaları gerektiğine dikkat çekerek, “Bunun için de 2 orta büyüklükte meyve yemek yeterli olabiliyor.

Fakat C vitaminin hassas bir vitamin olduğunu unutmayın. Meyveleri kesip beklettikçe, metal bıçaklarla dilimledikçe ve özellikle suyunu sıktıkça C vitamini azalıyor. Bu nedenle yapmanız gereken en iyi şey, meyveyi iyice yıkadıktan sonra elinize alıp yemek olacak” diyor.

Ekmeğiniz ekşi mayalı olsun

Betaglukan Amerika ve Avrupa’daki gıda denetimi kurumlarından onay almış önemli bir besin öğesi. Yulaf, ekmek mayası ve mantar gibi besinlerin yapılarında bulunan betaglukan, bağışıklık sistemimizin ilk savunmasını yapan makrofajlar (beyaz kan hücreleri) üzerindeki özel yüzeylere bağlanarak bağışıklık sistemini aktive ediyor.

Özellikle mantar ve ekmek mayasındaki betaglukan bağışıklığı arttırmada etkili oluyor. Bu nedenle mantarı beslenme listenize eklemenizde ve ekşimayalı ekmek tercih etmenizde fayda var. Siyez buğdayı nedir? Faydaları ve Siyez pilavı tarifi

Çorbalara zencefil katın

Zencefil hem tüm vitamin ve mineralleri yapısında barındırması hem de başka antioksidan özellikler taşıyan bir besin olması sayesinde bağışıklık sisteminin güçlenmesine katkıda bulunuyor.

Taze veya kuru olarak tüketebilirsiniz, ancak çalışmalar taze zencefilin kuru olanına göre enfeksiyonları önlemede çok daha başarılı olduğunu gösteriyor. Taze olarak yoğurt içinde tüketebileceğiniz gibi, çorbaların veya bitki çaylarının içine de katabilirsiniz.

Günde içeceğiniz 1-2 bardak zencefilli bitki çayı da bağışıklık sisteminizi güçlendirmeye yardımcı olacaktır.

Şifalı çaylarla yudum yudum sağlık!

Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Ertan, bağışıklık sisteminizi güçlendirmek için şifalı çaylardan da yararlanabileceğinizi söylüyor. Damak tadınıza göre, isterseniz ıhlamur, isterseniz adaçayı ve ekinezya ikilisinden oluşan çayınızı günde 2 kez, yemeklerden yarım saat önce veya 1-2 saat sonra rahatlıkla tüketebilirsiniz.

Ihlamur çayı: Ihlamurun yapısında bulunan bazı maddeler hem boğazda tahriş oluşmasına engel oluyor, hem de tahriş oluşmuşsa dokunun iyileşmesini hızlandırıyorlar. Yeşil çay da yapısında bulunan antioksidan maddeler sayesinde virüslerin vücuda girerek çoğalmalarını önleyebiliyor.

Bu iki bitkiyi karıştırarak hazırlayacağınız çay, üst solunum yolunu korumada çok etkili oluyor. Ancak bu bitki çayını kaynatarak değil, demleyerek hazırlamalısınız. Sıcak suda 5 dakika beklettikten sonra hazır olan çayınızı şekersiz içmeye özen gösterin.

Şekersiz bitki çayı içemeyenlerdenseniz 1 tatlı kaşığı bal ekleyebilirsiniz.

Adaçayı ve ekinezya: Adaçayı ve ekinezyanın ağız yoluyla alınabilecek virüs ve bakterilere karşı vücudu korumada çok etkili olduğu ciddi çalışmalarla kanıtlanmış. Günde 1-2 kez bu iki bitkiyi beraber veya ayrı ayrı demleme yoluyla tüketerek vücudunuzun hastalıklara karşı savunmasına yardım edebilirsiniz. Demlerken içine tarçın ekleyebilirsiniz.

Saç dökülmesine karşı etkili yiyecekler listesi

Источник: https://indigodergisi.com/2018/12/bagisiklik-guclendiren-besinler/

Bağışıklık sistemini güçlendirmek için ne yapmalı, nasıl beslenmeli?

Turuncu Besinler Kemikleri Güçlendiriyor Yeşiller Gelişimini Hızlandırıyor

Düşük bağışıklık işlevinin en yaygın nedeni besin yetersizlikleridir.Günlük beslenmede çok fazla şekere yer verilmesi, obezite, alkol tüketimi çeşitli nedenlerle bağışıklık sisteminin işlevini azaltır.

Yeterli protein alımı en iyi düzeyde bağışıklık işlevi için şarttır. Fakat fazlası yine bağışıklık sistemini olumsuz yönde etkiler.

Vücuda alınan besinler enerji için oksijenle yandığında serbest radikaller yani oksijen içeren son ürünler oluşur.

Çocukların bağışıklık sistemini güçlendirmek için neler yapmalı?

Serbest radikaller hücre ve dokularda çoğaldığında DNA yapısında hasara neden olur. Ayrıca sigara, hava kirliliği, radyasyon vb.  nedeniyle de serbest radikaller artar. Artış durumunda kanser, kalp-damar hastalıkları, artritler vb.

sağlık sorunları oluşur. Besinlerle birlikte aldığımız antioksidanlar vücuttaki serbest radikallere karşı savaşırlar.

Serbest radikallerin yarattığı olumsuz etkinin önlenmesi ve etkisinin en aza indirilmesi için yeterli miktarda antioksidan tüketilmelidir.

C Vitamini nedir? Hangi besinlerde bulunur? Faydaları ve eksikliği

Hangi vitaminler bağışıklık sistemini destekliyor?

Bağışıklık sisteminin desteklenmesinde kullanılan en önemli maddeler  A , E, C, B  vitaminleri, karotenler, demir, çinko ve selenyumdur.

  • A vitamini: Antitümör aktivitesi, savaşçı hücreler (akyuvar) güçlendirilmesi, antikor tepkisinin artırılması dahil pek çok bağışıklık sürecini destekler ve uyarır. Eksikliği olan kişiler özellikle viral enfeksiyonlara daha kolay yakalanır. Süt, balık yağı, yumurta önemli kaynaklarıdır.
  • Betakaroten: Serbest radikallerin tutulmasını sağlar. Yeşil yapraklı sebzeler, kırmızı, turuncu, koyu sarı renkli sebzeler önemli kaynaklarıdır.
  • C vitamini: Antiviral ve antibakteriyal etkisinin yanı sıra bağışıklığı arttırır ve güçlendirir. Turunçgiller, yeşil biber, maydanoz, kiraz, kavun önemli kaynaklarıdır.

Nar suyu ve narın faydaları nelerdir? Hangi hastalıklara iyi gelir?

  • E vitamini: Serbest radikallerin tutulmasına yardımcı olur. Soya, susam, ceviz, badem, fıstık vb yağlı tohumlar önemli kaynaklarıdır.
  • B6 vitamini: Yetersizliği bağışıklık sisteminin baskılanmasına neden olur.
  • Folik asit –B12 vitamini: Eksikliği savaşçı hücre sayısının ve enfeksiyona nede olan organizmalarla savaşma yeteneğinin azalmasına neden olur. Folik asit  özellikle ıspanak olmak üzere yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller önemli kaynaklarıdır. B12 kırmızı et ,balık, yumurta, tavuk ,süt ve süt ürünleri önemli kaynaklarıdır.
  • Demir eksikliği: Lenf bezlerinin yapısının bozulması , savaşçı hücrelerin işlevinin azalması gibi bağışıklık sisteminde önemli bozukluklara neden olur. Özellikle kırmızı et, yumurta  da hayvansal demir, kuru baklagiller, yeşil yapraklı sebzelerde bitkisel kaynaklı demir bulunur. Hayvansal kaynaklı demirin vücuttaki kullanım oranı bitkisel kaynaklı demire göre daha yüksektir.
  • Çinko: Birçok virüs cinsinin çoğalmasını engeller. Pek  çok bağışıklık sistemi reaksiyonunda hayati rolü vardır. Yumurta, et ve sütte yoğun bulunur.

Bağışıklık sistemini güçlendiren bitki çayları

  • Selenyum: Bağışıklık sisteminin tüm parçaları üzerinde etkisi vardır. Aşırı vitamin tüketiminin zararlı etkileri olabilir. Yağda eriyen vitaminler (A,D,E,K) vücutta depolandığı için uzun süre yüksek doz alımları durumunda toksik etki görülebilir. Aşırı C vitamini bazı organlarda sorunlara, B6 vitamini sinir sistemi hasarına neden olabilir.

Bağışıklık sistemini güçlendirmek için neler tüketilmeli?

İçerdikleri antioksidan maddeler nedeniyle sebze ve meyve tüketimi kansere karşı korunmada oldukça etkin bulunmuştur.

  • Domates içeriğindeki likopen nedeniyle; prostat, meme, sindirim sistemi, mesane, deri ve serviks kanseri riskini azaltmaktadır.
  • Turunçgil meyvesinin içeriğindeki karoten kanser önlemedeki önemi büyüktür.
  • Brokoli, karnabahar ve lahana gibi bitkisel besinlerin içerdikleri glukozinolatlar nedeniyle kanser riskini azalttığı bilinmektedir.
  • Keten tohumu içeriğindeki lignan dolayısıyla meme ve akciğer tümörüne karşı korumaktadır.
  • Sarımsak ve soğanda bulunan allilik sülfitler bağışıklık sistemini güçlendirir, serbest radikallerin atılımını arttırır, tümör hücre çoğalmasını engeller, kolesterol düzeyini azaltır. Yapılan bir çalışma mide kanseri gelişme riski ve soğan sarmısak tüketimi arasında ters bir ilişki olduğunu göstermiştir.

Kefir nedir, faydaları nelerdir? Su kefiri nasıl yapılır?

  • Meyve ve sebzeler, çay, kakao içeriğindeki  flavonoidler kanser gelişimini, ishali, ülser gelişimini engeller ve enfeksiyonlara karşı korur. Yapılan bir araştırmaya göre elma ekstreleri tümör hücre çoğalmasını engeller.
  • Soya içeriğindeki fitoöstrojenler özellikle hormon bağımlı olan kanserlerin kontrol ve önlenmesinde rol oynar. Ayrıca kalp hastalıklarının ve kemik erimesinin önlenmesinde de etkisi vardır.
  • Omega 3 yağ asitleri en önemli kaynağı balıktır; meme ve akciğer kanserini azalttığını gösteren veriler vardır.
  • Probiyotikler ise hastalık yapan mikroorganizmaların çoğalmasını engeller, bağırsağın düzenli çalışmasına yardımcı olur. Kansere karşı koruyucu etkisi vardır. Yoğurt ve kefirde yoğun olarak bulunur. Bu probiyotik bakteriler besin olarak prebiyotikleri  (pırasa, enginar, patlıcan, soğan ve sarımsakta bulunan karbonhidratları) kullanır. Bu açıdan beraber tüketildiklerinde daha iyi fayda gösterirler.
  • Zencefil; enfeksiyon azaltıcı etkisi vardır, kolon kanserine karşı önleyici etkisi olduğuna dair çalışmalar bulunmaktadır.

Zencefil hangi hastalıklara iyi gelir? Faydaları nelerdir?

  • Zerdeçal, üzüm çekirdeği, vişne, goji kanserin engellenmesinde rol oynar.
  • Yeşil çay, siyah çaya göre 3-5 kat daha kuvvetli antioksidan etkisi bulunur. Çeşitli tip kanser gelişimini önlediğine dair çalışmalar vardır.
  • Nar, kanser üzerinde etkili olabileceği ileri sürülen kısmı çekirdeğidir. Dolayısıyla narı çekirdeğiyle çiğneyerek tüketmek daha etkili olabilir.
  • Mürver, yapılan ön klinik çalışmalarda siyah meyvelerinin grip virüsü üzerinde etkili olduğu ortaya koyulmaktadır.
  • Kuşburnu, antioksidan ve antienflamatuar özeliktedir. Osteoartrit, soğuk algınlığı tedavisinde etkinliği çalışmalarla kanıtlanmıştır.
  • Ihlamur soğuk algınlığı şikayetlerini hafifletici ve ağrı gidericidir.
  • Ekinezya, bağışıklık sistemini güçlendirir, doğrudan antiviral aktivite gerçekleştirir ve bakterilerin yayılmasını önler, soğuk algınlığını engeller.

Bitkilerdeki tüm antioksidan bileşenlerin serbest radikaller üzerindeki etkileri aynı değildir. Bu bakımdan antioksidan kullanımında çeşitlilik önemlidir. Mümkün olduğunca farklı kaynaklardan bu tip bileşenleri tüketmek gerekir.

Sarımsak neye iyi gelir, nasıl tüketilmeli? Sarımsağın faydaları

Sebze ve meyvelerde vitamin kaybını önlemek için ne yapmalı?

  • Yenilebilen kabukların soyulmaması, soyulması gerekiyorsa ince soyulması gerekir. Birçok vitamin ve mineral sebze ve meyvelerin dış yapraklarında bulunur. İç kısımlarında yoğunluk azalır.

  • Sebze ve meyvelerin az suda pişirilmesi, yıkarken suda bekletilmemesi  gerekir.

  • Sebzeleri pişirmeden hemen önce ve büyük parçalar halinde kesilmesi gerekir
  • Pişirilirken tencerenin kapağının kapalı tutulması gerekir.

    Eğer çiğ tüketilebilecekse pişirmeden tüketilmesi önerilir

  • Sebzelerin pişme suyunun çorbalara ve yemeklere eklenmesi önerilir
  • Ayrıca sebze ve meyvelerin mevsiminde tüketilmesi sağlık açısından önemlidir.

Probiyotik nedir? Hangi besinlerde bulunur? Probiyotiklerin faydaları

Güçlü bir bağışıklık sistemi için neler yapılmalı?

  • Çeşitli sebze ve meyvelerden günde en az 5 porsiyon tüketilmelidir.
  • Domates yaz  aylarında her gün mutlaka tüketilmelidir. Hatta yaz domatesleri konserve yapılarak kış aylarında da yemekler, soslar vb. tüketilebilir .

  • Brokoli, karnabahar vb sebzeler yemek olarak tüketilebildiği gibi et yemeklerinin yanına da garnitür olarak kullanılırsa tüketimleri artırılmış olur. Hatta sarımsakla birlikte tüketilerek  iki sebzenin antioksidan etkisinden de faydalanılabilir.

  • Nar tüketimi salatalar ve sütlü tatlıların üzerinde kullanılmasıyla arttırılabilir
  • Turunçgillerin suyundan  ziyade kendisinin tüketimi arttırılmalıdır.
  • Kış aylarında  çeşitli antioksidanların bir arada alınabilmesi için meyve salataları tüketilebilir.

  • Yağlı tohumlar (ceviz, fındık, badem vb.) E vitamini alımı açısından günde  1-2 porsiyon tüketilmelidir
  • Kuru baklagiller (kuru fasulye, nohut ,mercimek vb.) haftada 2-3 kez tüketilmelidir. Özellikle kış aylarında çorba olarak tüketilebilir.

    Salatalarda kullanılmasıyla farklı lezzetler elde edilebilir ve böylece tüketimleri arttırılabilir.

Çörek otu nedir? Faydaları nelerdir? Hangi hastalıklara iyi gelir?

  • Günlük veya uzun ömürlü sütlerin  probiyotikli yoğurtlarla mayalanmasıyla ev ortamında sağlıklı yoğurtlar elde edilebilir. Her gün 1 su bardağı kefir tüketilmelidir.
  • Haftada 2 kez balık tüketilmelidir.
  • Günde en az 5-6 porsiyon tam taneli tahıllar (tam buğday , esmer pirinç vb.) tüketilmelidir. Bu nedenle beyaz ekmekten ziyade tahıllı ekmekler tüketilmelidir.
  • Vücutta gerçekleşen çoğu reaksiyon için su gereklidir. Bu nedenle günlük 2-2.5 lt su tüketilmelidir.
  • Ekinezya, zencefil, ıhlamur, kuşburnu, zerdeçal çayları çok fazla birbiriyle karıştırılmadan günlük olarak tüketilebilir.

Vitamin takviyeleri ne zaman kullanılmalı? Fayda ve zararları nedir?

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/bagisiklik-sistemi-beslenme/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.