Üreme Potansiyelini Artırmak İçin Tüketmeniz Gereken 10 Gıda!

HER GÜN TÜKETMENİZ GEREKEN 10 BESİN

Üreme Potansiyelini Artırmak İçin Tüketmeniz Gereken 10 Gıda!

Düzenli ve dengeli beslenmenin uzun bir yaşamın anahtarı olduğunu biliyoruz. Bu konuda gerekli hassasiyeti gösterseniz de zaman zaman kurallara bağlı kalarak beslenmekten sıkılmanız doğal bir durum. Ancak vücudumuzun mutlak ihtiyacı olan bazı besinler var ki, bir şekilde günlük olarak en azından birkaçını tüketmeye özen göstermeliyiz.

Hastalıklara, yaşlanmaya ve yorgunluğa karşı sizi gün boyu dinç tutacak bu inanılmaz besinleri ve etkilerini araştırdık. O halde yazımıza göz attıktan sonra mutfağınızda süper güçlü antioksidan özellikteki lif kaynağı besinlere yer açın, hatta stoklayın.

İşte beslenme düzeninizde her gün yer vermeniz gereken etkili ve bir o kadar da lezzetli 10 besin.

Yabanmersini tat olarak kendine benzeyen diğer 40 meyve ve sebze türünden daha fazla miktarda antioksidan molekülü içerir. Bu sihirli küçük moleküller vücudunuza girecek hastalıklara karşı koyarak size güçlü bir savunma mekanizması yaratır.

Yabanmersininin içeriğindeki antioksidan mavi bitki pigmentleri ile sizi kalp hastalıklarına, kansere, ilerleyen yaşa bağlı görme ve hafıza kaybına karşı korur. Bununla birlikte yabanmersinindeki ‘‘epikateşin’’ bileşiği, idrar yolları enfeksiyonuna karşı mesane duvarına yapışarak burada inanılmaz bir güç kalkanı oluşturur.

Ayrıca kan şekerini düzenleyici etkisi vardır. Özellikle tip 2 diyabet hastalarında insülin salgılanmasını uyardığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

Yabanmersini enerji metabolizmanızı da düzenleyerek sizi sakinleştirir. Seçerken renginin koyu olmasına özen gösterin. Çünkü yabanmersininin rengi ne kadar koyuysa içerdiği antioksidan moleküller de o kadar fazla etkin olmaktadır.

Yarım bardak (125 ml) yabanmersinini, gün içinde tüketmeniz gereken bir meyve ya da sebzeye eşit olacak miktarda paylaştırın. Servis şekline tavsiye olarak; krep pişirirken son dakikada yabanmersini ekleyerek farklı bir tat yakalayabilirsiniz.

Dikkat etmeniz gereken tek şey; pişirme sırasında C vitamininin değerini koruyabilmesi için zamanlamayı iyi ayarlamaktır.

2. Sarımsak

Sarımsak antibakteriyel, antifungal ve antiviral özelliklere sahiptir. Sağladığı faydalarla bütün hastalıklara karşı yoğun şekilde savaşan sülfür içeriği, antioksidanlarla birlikte özellikle kardiyovasküler hastalıklara karşı etkilidir.

Doğal antibiyotik etkisi herkesçe bilinen sarımsak kötü koktuğu gerekçesiyle pek kullanılmak istenmese de bağışıklık sistemi üzerindeki güçlendirici etkisi hafife alınmayacak kadar değerli.

Haftada 6 diş ya da daha fazla sarımsak tüketen kişilerde kolon, mide ve prostat kanseri riski haftada 1 diş sarımsak tüketen ya da hiç sarımsak yemeyenlere kıyasla % 50 daha azdır. Bu oran azımsanmayacak kadar yüksektir.

Beslenme düzeninizde mutlaka yer alması gereken sarımsağı yemeklerinize 1 diş bile olsa ekleyin. Sarımsağın içindeki şifa potansiyelinden tam anlamıyla yararlanabilmek için yemeklerinize eklemeden önce sarımsağı doğrayın ya da ezerek 10 dakika bekletin. Bu süre sonunda tüm etkileri aktifleşen sarımsağa yemeklerinizde mutlaka yer verin, bu güçlü şifadan vücudunuzu mahrum etmeyin.

3. Zeytinyağı

‘Soğuk sıkım zeytinyağı dünyadaki en sağlıklı yağdır’ demekle abartmıyoruz. Esas yararı kandaki kötü kolesterolü (LDL) düşürüp, iyi huylu kolesterolü (HDL) yükseltmesidir. O halde tekli doymamış zeytinyağına teşekkür etmeliyiz.

Çünkü kilo kontrolünün sağlanmasında önemli rol oynuyor. Obeziteye neden olan fazla kilolarda doymuş ve trans yağlar aktifken, zeytinyağı bu konuda tam bir sağlık pınarıdır.

Bununla birlikte, zeytinyağı içerdiği fenol antioksidanı ile arterlerde ördüğü duvar sayesinde kolesterol artışına karşı koruma sağlar.

Günlük beslenmenizde mutlaka en az 1 yemek kaşığı (15 ml) zeytinyağı yer almalıdır. Ayrıca zeytinyağı alırken dikkat etmeniz gereken birkaç husus var. Şişenin üzerindeki ‘saf’, ‘ekstra saf’ ya da ‘soğuk sıkım’ etiketi aslında çok şey ifade eder.

Çünkü bu yağlar içine başka yağ karıştırılmadan şişelenir. Çözücü ve ısı etkisine maruz kalmış ‘hafif’ ya da ‘ekstra hafif’ yağlardaki antioksidanlar özelliğini kaybetmiştir.

Beslenme uzmanları özellikle soğuk sıkım zeytinyağının en iyisi olduğunu vurguluyor.

4. Brokoli

Bir numaralı kanser savaşçınızın yoğun sülforafan etkili, pişerken kokusunu aldığınız, sülfür bileşiklerinden meydana gelen brokoli olduğunu biliyor muydunuz? Bu bileşikler genlerimize zararlı maddelerin vücuttan atılmasını sağlayan enzimlerin üretimini hızlandırmak için sinyaller gönderir. Vücuttan atılması gereken bu zararlı maddeler potansiyel kanser yapıcı etkenlerdir. Daha fazla brokoli yiyerek akciğerden meme kanserine, mideden kolon kanserine kadar neredeyse bütün kanser türlerine yakalanma riskinizi azaltabilirsiniz. Günde yarım bardak (125 ml) brokoliyi bir meyve ya da sebze eşliğinde tüketebilirsiniz. Brokoliyi 3-4 dakika boyunca buğulayın. Böylece çıtır çıtır olurken içeriğindeki sülforafan açığa çıkacak ve tam anlamıyla etkisini gösterecektir. Tadı konusunda kararsızsanız bir de limonla veya sarımsaklı yoğurtla deneyin.

5. Yoğurt

Yoğurt kemik oluşumunu sağlayan ve güçlendiren harika bir kalsiyum deposudur. Fakat yoğurdun gerçek gücünün altında ‘‘probiyotik’’ olarak adlandırılan yararlı bakteriler yatıyor. Bunlar bağırsaktaki zararlı bakterilerin üremesini baskılayacak kadar güçlüdür.

Daha fazla yoğurt yemek sizi enflamatuar bağırsak hastalıklarına, ülsere, idrar yolları enfeksiyonuna ve vajinal mantar enfeksiyonlarına karşı korur. Ayrıca ilerleyen yaşlarda kemik erimesine karşı en güçlü silah yine yoğurttur.

Beyin fonksiyonları destekleyen yoğurdun özellikle kış aylarında gribe karşı koruma sağladığı biliniyor. Her gün az yağlı ya da yağsız, yaklaşık bir bardak (175 ml) yoğurdu günlük süt ihtiyacınızı karşılayacağını da hatırlayarak mutlaka tüketin.

Küçük bir tavsiye eklememiz gerekirse; tavuk ya da balık etini ekmek kırıntılarıyla kaplayacak bir harç yapacağınızda, karışımın yumurta yerine yoğurt kullanarak nemlenmesini sağlayın.

6. Yulaf

Yulaf içeriğindeki çözülebilen liflerden biri olan güçlü beta-glukan sayesinde kolesterolü ve kan basıncını düşürür. Her gün 1 bardak (250 ml) pişmiş yulaf kepeği, 1.

5 bardak (375 ml) pişmiş yulaf ezmesi ya da 3 paket hazır yulaf ezmesini tükettiğinizde vücudunuz yeterli beta-glukanı alarak kan basıncını ve kolesterolü % 5 oranında düşürecek, kalp krizi geçirme riskinizi % 10 azaltacaktır. Günlük olarak yulaf tüketmek sindiriminizi büyük ölçüde düzenler ve metabolizmayı hızlandırır.

İhtiyacınız olan enerjiyi veren yulaf aynı zamanda kilo kontrolü sağlamanıza da yardımcı olur. Çünkü uzun saatler tok kalmanızı sağlar. İçerdiği B6 vitaminiyle sinir sistemi ve saç yapısı başta olmak üzere bütün vücut fonksiyonlarına katkı sağlar.

Her gün beslenme düzeninizde yer vermeniz gereken yulaf miktarı çözünür lif açısından 10 gram olmalıdır. Pişmiş yulaf porsiyon başına 2 ile 3 gram çözünür lif içerir. Tavsiyemiz yiyebileceğiniz formdaki yulafı almanızdır. Paketlenmiş ürün ya da işlenmemiş olması fark etmiyor.

7. Keten Tohumu

Yoğurda serpeceğiniz bir yemek kaşığı keten tohumundaki 2-3 gram lif, tahıl tüketiminden daha fazla çözünebilir miktarda fayda sağlayacaktır. Aslında keten tohumu içeriğindeki polifenolik bir bileşik türü olan ‘‘lignan’’ sebebiyle daha değerlidir.

Bu bileşik tıpkı östrojen gibi hareket ederek hücreler üzerindeki östrojen alıcılarını bloke eder. Böylece meme kanseri gibi kanserle doğrudan ilişkili olan hormonların etkinliğini azaltır. Ayrıca keten tohumunun anti-enflamatuar gücü akne oluşumunu baskılama ve astıma karşı da etkilidir.

Kilo vermek isteyenlerin diyetlerinde muhakkak verdikleri keten tohumu sindirime yardımcı olur ve tok tutar. Günlük olarak tüketmeniz gereken keten tohumu miktarı 1-2 yemek kaşığı (15-25 ml)’dır. Keten tohumunun buzdolabında saklanması gerektiğinin, kolayca bozulabildiğinin ve kesinlikle çok fazla tüketilmemesi gerektiğinin altını çizelim.

Aksi takdirde faydasını görmeniz mümkün değildir. Bozulan keten tohumundaki serbest radikaller fayda beklerken zarar verir. Bu yüzden tüketirken dikkat edilmelidir.

8. Tarçın

Tarçın en güçlü sağlıklı baharatlardan biridir. Faydalarının bilinirliği kan şekerini dengede tutmaya yardımcı olması nedeniyle diyabet hastalarına kadar dayanır. Elmalı turtanın içinde kullandığınız az miktarda tarçın bile kanın pıhtılaşmasını önlemeye yardımcı olur.

Antibakteriyel ve anti-enflamatuar özelliklerinin kalın bağırsak bakterilerinden (zararlı) biri olan Escherichia coli üzerinde dahi etkili olduğu kanıtlanmıştır.

Günlük beslenme düzeninizde yer vermeniz gereken tarçın miktarı; trigliseridi kontrol etmek için günde yarım çay kaşığı ya da daha az (1-2 ml) miktarda yeterli olacaktır. Tarçın sayesinde total kolesterolü % 12-30 arasında değişen oranlarda azaltmanız mümkün.

Bu süper baharatı meyvelerin, kahvenin ya da sütün üzerine serpebilirsiniz. Ancak tartışmasız tarçının en yakıştığı içecek saleptir.

9. Yeşil Çay

Yeşil çay doğada bulunan antioksidanlar arasındaki bir meyve ya da sebzeden daha güçlüdür. Yeşil çaydaki antioksidanlar kalp hastalığı, felç ve kansere karşı koruma sağlar. Kötü huylu kolesterolün (LDL) parçalanmasını ve vücutta yayılmasını yavaşlatarak kanın pıhtılaşmasını önler.

Kan damarlarının fonksiyonunu geliştirerek kalp hastalıklarına karşı koruyucu rol oynar. Günde 1-2 fincan yeşil çay içen kişilerin daralmış damarları gelişmeye başladığından kalp hastalıklarına yakalanma riski yeşil çay tüketmeyenlere göre % 46 daha azdır.

Günlük yeşil çay tüketimi 1-5 fincan arasında olmalıdır. Size tavsiyemiz; yeşil çayın içindeki taneler besinlerdeki demiri emebileceğinden öğün aralarında içmenizdir. Yemekten sonra hemen içilen yeşil çay besinlerden aldığınız demir gibi minerallerin ve vitaminlerin emilimini engelleyebilir.

Bu yüzden öğünle yeşil çay arasındaki zamanı iyi ayarlayın.

10. Fasulye

Fasulye öncelikle kalp sağlığı için çok önemlidir. Çünkü içerdiği çözülebilir lifle kolesterolü arter duvarlarından emerek düşürür.

Yapılan çalışmalar yüksek çözülebilir lif desteği ile düzenlenen beslenme programlarının total kolesterolü % 10-15 oranında düşürebildiğini kanıtlamıştır.

Ayrıca yakın zamanda gerçekleştirilen bir başka çalışma, en fazla antioksidan özelliğe sahip besinin fasulye olduğunu ortaya koymuştur. Günlük fasulye ihtiyacınız yaklaşık 1 bardak kadar (175 ml) ve bununla birlikte servis edilecek bir et alternatifidir.

Fasulye ile ilgili pek bilinmeyen bir diğer konuysa fasulyenin diğer bütün bitkisel besinlerden daha fazla protein içerdiğidir. Ancak bu ‘tamamlanmamış protein’dir. Bunu tamamlamak için günün herhangi bir saatinde pirinç gibi bir tahıl desteğiyle protein açığınızı kapatabilirsiniz.

Источник: https://evdesifa.com/her-gun-tuketmeniz-gereken-10-besin/

Anne Sütünü Artıran 10 Yiyecek ve İçecek

Üreme Potansiyelini Artırmak İçin Tüketmeniz Gereken 10 Gıda!

En kıymetlilerimiz, annelerimiz ve onların bize en değerli hediyelerinden, dünyanın en besleyici ve büyüleyici besini anne sütü…

Şimdi size anne sütünün faydalarını sıralamaya başlasak, sayfalar yetmez, annelerimize nasıl teşekkür edeceğimizi bile bilemeyiz. O yüzden biz doğrudan konuya girelim diyoruz. Çiçeği burnunda annelerimizin tatlı telaşına ortak olalım, onların kaygılarını az da olsa hafifletelim istiyoruz.

Sütünün az geldiğini düşünen annelere de, bebeğini yeteri kadar emziremediği için üzülenlere de destek yiyeceklerden geliyor.

Bu yiyecek ve içecekelrden her biri, içlerindeki besleyici ve faydalı maddeler sayesinde anne sütünü artırmaya yardımcı oluyor, bu sayede de hem annelere hem de bebeklere bu zorlu ve keyifli süreçte eşlik ediyorlar. Beslenme düzenini çok daha sağlıklı bir hale getirmeleri de cabası oluyor.

Anlayacağınız bu yiyecekler düşündüğünüzden çok ama çok daha fazla işe yarıyor.

Anne sütünü artıran yiyecekler ve içecekler hangileri mi?

Buyurunuz, hepsini bir bir tanıyalım.

Her gün bol bol yemeli: Havuç

eatbelive

Havuç, adı bize pek tanıdık gelmese de içindeki fitoöstrojen adlı bir madde sayesinde kadınların sıkı dostu olması gereken sebzelerden. Doğal ya da bitkisel östrojen olarak anılan fitoöstrojenin süt kanallarının gelişimine katkı sağladığı biliniyor. Süt üretiminin artmasına da destek olduğu söyleniyor. Bu nedenle çiçeği burnunda annelerin her gün mutlaka havuç yemesi öneriliyor.

Elbette havucu mümkün olan en doğalından seçmeniz ve pişirmeden, çiğ olarak tüketmeniz de önemli. Dilerseniz havucu güzelce temizleyip kabuğunu ince bir tabaka şeklinde aldıktan sonra kütür kütür yiyebilir, dilerseniz onun başrolde olduğu enfes salatalar hazırlayabilirsiniz, seçim sizin.

Onu sofranıza daha çok dahil etmenin zamanı geldi: Yulaf

Anne sütünün sağlıklı bir şekilde gelmesi, daha da önemlisi miktarının artması için en önemli destekleyicilerden biri de yulaf. Çünkü yulaf, içinde bolca bulunan demir minerali sayesinde süt üretiminin sağlıklı seviyelerde seyretmesine destek oluyor. Bu da yetmiyormuş gibi oksitosin adlı bir homonun salınımını artırarak sütün, süt kanallarından ilerlemesini hızlandırıyor.

Bu yüzden emzirme dönemindeki annelerin doktorlarına danışarak demir seviyelerini öğrenmeleri, buna göre destekleyici gıdalarla takviye almaları büyük önem taşıyor, bizden söylemesi.

Uzun yıllardır başvurulan yiyeceklerden: Arpa

visitsteamboat

Arpa, uzun yıllardır emziren annelere önerilen yiyeceklerden.

Başlarda bu gelenekselleştiği için kabul gören, süt artırdığına dair herhangi bir kanıtı olmayan yiyeceklerdenken, son zamanlarda yapılan araştırmalara göre arpanın bilimsel olarak da anne sütünü artırmaya destek olduğu söyleniyor.

buna göre, arpanın içindeki polisakkaritler, anne sütünün salınımını olumlu yönde etkileyen bir hormonu tetikliyor. Bu sayede anne sütü bollaşıyor ve anne de bebek de bu dönemi daha huzurlu geçiriyor.

Daha kaliteli bir süt için: Ceviz ve badem

Ceviz ve badem gibi kuru yemişler de anne sütüne destek olanlardan. Ancak bu kuru yemişler anne sütünü artırmaktan ziyade sütün daha kaliteli ve bebek için daha besleyici olmasına yardımcı oluyor.

Vücudumuz için gerekli olan birçok faydalı yağın barındığı ceviz ve badem, içindeki vitaminler ve mineraller de düşünüldüğünde anne sütünün kalitesini çokça artırıyor ve bebeğin sağlıklı beslenmesi açısından büyük önem taşıyor.

Düzenli tüketmek önemli: Rezene

Anne sütünü artırma konusunda en çok başvurulan besinlerden olan rezene de tıpkı havuç gibi fitoöstrojen bakımından zengin. Bu da doğal olarak rezenenin de süt kanallarının gelişime katkı sağladığı ve süt miktarını artırdığı anlamına geliyor.

Ancak rezenenin havuçtan farklı olarak enfes bir faydası daha var. O da sindirime destek olması nedeniyle sadece annenin değil bebeğin bile hazımsızlık sorunlarının çözülmesine destek olması. Anlayacağınız, rezene yeni doğum yapan ve emzirme dönemini yaşayan annelerin mutfaklarından eksik etmemesi gerekenlerin başında geliyor.

Tam da bu yüzden uzun yıllardır birçok anne tarafından kullanılan rezene, en çok çay olarak tüketiliyor. Tabii burada da aşırıya kaçmamanız ve günde 2-3 fincandan fazla rezene çayı içmemeniz büyük önem taşıyor.

Rezeneye alternatif: Dereotu

Dereotu, rezeneyle yapısal olarak çok benzediği için tıpkı rezene gibi anne sütünü artırmada başvurulabilecek yiyeceklerden. Özellikle rezene çayı içmeyi sevmeyen ya da bir sebeple bu çayı içemeyen anneler, dereotundan gönül rahatlığıyla faydalanabilir.

Pişirdiğiniz yemeklerin içine eklemek yerine taze olarak tüketmeniz daha etkili olacağından emzirme sürecinde salatalarınızı dereotuyla zenginleştirerek tüketmeniz çok daha iyi olacaktır.

Ferah ferah: Fesleğen

home.onehowto

Emzirme dönemindeki annelerin günlük beslenmelerinden eksik etmemesi gereken yeşilliklerden bir diğeri de fesleğen. Fesleğen, hem içinde bolca bulunan C ve k vitaminleri sayesinde vücuda destek oluyor hem de vücutta rahatlatıcı bir etki yaratarak stres kaynaklı süt azalmalarının ya da süt kesilmelerinin önüne geçiyor.

Yeni doğum yapan birçok annenin yaşadığı endişe, kaygı ve stresten kaynaklı anne sütünün azalması ya da tamamen kesilmesi gibi durumlarla karşılaşmak istemiyorsanız salatalarınıza tıpkı dereotu gibi fesleğen de eklemeli ve sizi strese sokacak durumlardan olabildiğince kaçınmalısınız. Unutmayın, sizden ve bebeğinizden daha önemli, daha değerli bir şey yok.

Onsuz olmaz: Sarımsak

readandshare

Eğer sarımsak bünyenize dokunmuyor, şiddetli mide ağrılarına neden olmuyorsa bu dönemde onu tüketmemek için hiçbir sebebiniz yok. Bazı annelerin kokusunun süte geçmesinden çekindiği, bebekte gaz yapar diye korktuğu bir yiyecek olsa da sarımsak aslında tam tersine bebeğin çok daha uzun süre süt emmesine destek oluyor.

Aynı zamanda tıpkı ceviz ve badem gibi, vücudumuzun ihtiyacı olan birçok vitamin ve minerali de bize sağladığından anne sütünün kalitesini de artırıyor. Sözün özü, daha besleyici bir anne sütü için sarımsak da bol bol tüketmeniz gerekenler arasında yer alıyor.

Çifte etki: Susam ve susam yağı

ijugaad

Susam ve susam yağı, emzirme döneminde annelerin en büyük yardımcılarından. Çünkü vücudumuz için gerekli en sağlıklı yağlar bünyesinde bulunuyor. Bu sayede hem dıştan hem de içten destek olabiliyor. Her gün yemeklerinize ve salatalarınıza ekleyeceğiniz 1-2 yemek kaşığı kadar susamı afiyetle yediğinizde sütünüzün hem kalitesinde hem de miktarında büyük bir artış söz konusu oluyor.

Dışarıdan karın ve göğüs bölgenizi susam yağıyla hafifçe ovalayarak masaj yaptığınızdaysa doğum nedeniyle oluşan yıpranmaların, emzirme nedeniyle oluşabilecek ekstra çatlakların önüne geçmiş oluyorsunuz. Daha da ne olsun.

Ve tabii ki en önemlisi: Su

Anne sütünü artırmak için ne kadar fazla yol denenirse denensin, kaç çeşit yiyecek ve içecekten yardım beklenirse beklensin, çiçeği burnunda bir annenin kaliteli ve bol miktarda sütü olmasını sağlamak için en temel olarak yapması gereken bol miktarda su tüketmek aslında.

Zira anne sütünün de büyük bir çoğunluğunu su oluşturuyor. Annenin vücudu yeteri kadar su bulamadığında yeteri kadar anne sütü de olmuyor. Bu nedenle emziren annelerin mutlaka doktorunun önerdiği miktarda suyu gün içinde tüketmesi gerekiyor, bizden söylemesi.

Önemli bir not: Yeni doğum yapmış ve emzirmekte olan annelerin stresten olabildiğince uzak durması gerekiyor. Çünkü stres yeterli miktarda anne sütü gelmesinin önüne geçen en önemli psikolojik nedenlerden sayılıyor.

Aynı şekilde, emziren annelerin doktorlarıyla sürekli irtibatta olması, bebeklerinin kilo alıp verme düzenini kontrol etmesi ve ettirmesi büyük önem taşıyor. Siz, siz olun, sütünüz artsın diye kulaktan dolma bilgilerle farklı yöntemler denemeye çalışmayın.

Bu yiyecekler de dahil olmak üzere, yiyecekleri, farklı vitaminleri ve ilaçları doktorunuza danışmadan kullanmaya başlamayın. Sütünüzü artırmayı düşünürken kendinize ya da bebeğinize zarar verebilecek bir davranışta bulunmayın, aman diyelim.

Bebeğinizle birlikte upuzun, sağlık ve mutluluk dolu bir ömrünüz olsun!

Источник: https://yemek.com/anne-sutunu-artiran-yiyecekler/

Mükemmel Cilt İçin Her Gün Tüketmeniz Gereken 10 Gıda

Üreme Potansiyelini Artırmak İçin Tüketmeniz Gereken 10 Gıda!

Cilt güzelliğiniz için birbirinden farklı, pahalı ve etkisiz kozmetik ürünlerini mi kullanıyorsunuz? Şimdi bütün bu ürünleri bir kenara kaldırıp, mükemmel bir cilde kavuşmak için hem doğal hem de lezzeti yiyecekleri deneme zamanı! Bu yiyecekler sivilcelerle dolu bir yüzü 5 ayda pürüzsüz hale bile getirebiliyor. Kulağa zor geliyor ancak bu gerçekten olabilir bir durum.

Üstelik pahalı kozmetik ürünlerinden çok daha uygun fiyata güzel bir cilde kavuşabilirsiniz. Ancak bazı gıdaların cildinize iyi gelmediğini ve yalnızca üzerinde araştırmalar yapılarak belirlenmiş gıdaların cilt güzelliğine faydalı olacağını da eklemeden geçmeyelim.

Bu yazımızda listelediğimiz yiyecekler, cilt güzelliğine faydaları onlarca araştırmadan sonra bilimsel olarak kanıtlanmış yiyeceklerdir.

1- Kırmızı Biber (Kapya Biber)

Kırmızı kapya biber ister çiğ ister pişmiş olarak tüketilsin, oldukça lezzetli bir sebzedir. Bir adet kırmızı biber, günlük ihtiyacınızın %100’ünden daha fazla C vitamini içerir.

2- Bitter Çikolata

Bitter Çikolata cilde parlaklık veren antioksidanlar ve yağ asitleri açısından çok zengindir. Bitter çikolatadaki antioksidanlar, ciltteki pürüzlerin azalmasında ve güneşin cilde verdiği zararlara karşı koruma sağlamaktadır. Ayrıca, kakao arterleri rahatlatarak sağlıklı bir cilt için gereken kan dolaşımını artırır.

3- Somon Balığı

Somon balığı stres, anksiyete ve depresyona karşı koruyan harika bir besindir. Somon aynı zamanda günlük D vitamini ihtiyacının çoğunu sağlar. D vitamini kalp, kemik, kolon ve beyin sağlığı açısından vücudun gereksinim duyduğu bir vitamindir.

Somon balığı içeriğindeki Omega-3 asitleriyle iltihaplanma, kırışıklık ve akneye karşı da koruyucudur. Ayrıca Somon’da bulunan Omega-3 asitleri içten dışa doğru cildinizin nemlenmesini sağlar.

Somon’un bir diğer faydası da kafa derisinin nemli ve güçlü kalmasını sağlayarak saç sağlığını korumasıdır.

4- Hindistan Cevizi Yağı

Hindistan cevizi yağı doymuş yağ açısından zengin kaynaklarından biridir.

İçerdiği bir tür doymuş yağ asidi olan Laurik Asit, virüslerden, iltihaplanmalardan, enfeksiyonlardan ve sivilcelerden koruyan çok güçlü bir antibakteriyel ve antiviraldir.

Hindistan cevizi yağı cildinizi nemli, yumuşak ve kırışıksız tutmak için esansiyel (gerekli) yağ asitleri ve E vitamini açısından oldukça zengindir.

5- Yeşil Çay

Antioksidan ve su bazlı bir amino asit olan L-theanine açısından oldukça zengin bir kaynak olan Yeşil Çay, stresi azaltmaya ve vücudu rahatlatmaya yardımcı olur.

Çay sıcak olduğunda, anti-kanser ve anti-enflamatuar özellikleri kanıtlanmış bir antioksidan ihtiva eder. Yeşil çay aynı zamanda yüksek kan basıncı gelişme riskini azaltabilir.

Yeşil çaydan en iyi faydayı sağlamak için günde 3 fincan kadar içmeniz önerilmektedir.

6- Ispanak

Ispanak yemeklerinizde yer vermeniz gereken sağlıklı ve besleyici bir besindir.

Ispanaktan nefret edenleriniz vardır ancak, ıspanak demir, folat, klorofil, E vitamini, magnezyum, A vitamini, lif, bitkisel protein ve C vitamini açısından mükemmel bir besin kaynağıdır.

A vitamini, C vitamini ve E vitamini antioksidan özellikleriyle cildiniz için oldukça yararlıdır. Ispanak, içerdiği zengin antioksidan özellikleriyle her türlü cilt problemiyle savaşmada çok etkilidir. Ispanak yiyerek cildinizi içten dışa doğru temizlemiş olursunuz.

7- Tohumlar

Chia tohumu, kenevir tohumu, ayçiçeği çekirdeği, kabak çekirdeği ve keten tohumu cilt güzelliği için harika besinlerdir. Kabak çekirdeği ve ayçiçeği çekirdeği selenyum, E vitamini, magnezyum ve protein açısından çok zengindir.

Selenyum ciltteki kırışıklıkları önler, E vitamini cildin nemini artırır ve magnezyum ise vücudun stres seviyesini azaltır. Keten tohumu, kenevir tohumu ve chia tohumu ise kırışıklıklarla ve sivilcelerle mücadelede oldukça etkilidir.

Tüm bu tohumları salatalarınızda ya da yulaf ezmesiyle birlikte tükettiğinizde hem lezzetli hem de mükemmel bir cilt için doğru beslenmiş olursunuz.

8- Kereviz

Cilt güzelliği için yararlı olan bir başka besin maddesi de kerevizdir. Birçoğumuz bu sebzeyi hafife alırız, ancak kereviz içerdiği K vitamini sayesinde sağlıklı kan dolaşımını sağlarken, yüksek kan basıncını da azaltır.

Bu da sağlıksız cilde neden olan stres seviyesini düşürürken, migren ve kanserden korunmada etkili bir rol oynar. Kereviz aynı zamanda içerdiği doğal sodyum, potasyum ve su sayesinde vücudun su kaybını önlemede yardımcı olur.

Bu sayede ciltte kuruluk, pullanma ve hatta dökülmeyi engellemiş olur.

9- Papaya

Papaya, sayısız beslenme yararı olan harika bir meyvedir. Kalorisi oldukça düşüktür (100 gramda yalnızca 39 kalori) ve kolesterol içermez. Eğer kilo vermeye çalışıyorsanız papayayı günlük diyetinizde mutlaka kullanmalısınız. İçerdiği C Vitamini, E Vitamini ve beta-karoten sayesinde iltihaplanma ve sivilcelere karşı koruyucudur. Ayrıca C Vitamini zararlı güneş ışınlarından da korur.

10- Havuç

Havuç yalnızca göz sağlığı için değil cilt sağlığı için de oldukça faydalı bir besin maddesidir. Havuçta bulunan A Vitamini, cildin dış tabakasındaki ölü hücrelerle birleşerek gözenekleri tıkayan sebumun aşırı oluşmasını önleyerek cilde tazelik ve canlılık verir. Ayrıca A vitamininin kanser hücrelerinin gelişmesi riskini azalttığı bilinmektedir.

Her gün tüm bu yiyecekleri yemek zorunda değilsiniz. Ancak birkaçını bile yiyebilseniz cildiniz için harika olurdu. Cilt güzelliği ve sağlıklı bir cilt için çok fazla şeker, trans yağ ve rafine karbonhidrat içeren yiyeceklerden uzak durmanızı tavsiye ediyoruz.

Источник: https://www.viraliste.com/mukemmel-cilt-icin-tuketilmesi-gereken-gidalar-1248

Bu besinleri tüketmek sperm kalitenizi artırmanıza yardımcı oluyor

Üreme Potansiyelini Artırmak İçin Tüketmeniz Gereken 10 Gıda!

Çocuk sahibi olmak söz konusu olduğunda; çocuk  hem anne hem de baba adayına eşit sorumluluklar düşüyor.

Çocuk sahibi olmak için uğraşan çiftlerin, üreme fonksiyonlarının sağlıklı ve yeterli şekilde çalışması gerekirken; ne yazık ki başarısız denemelerden genellikle kadınlar sorumlu tutuluyor.

Ne var ki, düşük testosteron oranı, düzensiz bağırsak faaliyetleri ve beslenme problemleri gibi pek çok farklı faktör nedeniyle erkeklerin sperm sayısı ve sperm sağlığı olumsuz etkilenirken, çiftlerin gebelik ihtimali de düşüyor.

Günümüzde her 6 çiftten 1’i gebe kalmakta güçlük yaşıyor ve bu olguların %20’sinde sorun düşük sperm sayısı ve kalitesi olarak karşımıza çıkıyor. Yapılan son araştırmalar sperm kalitesinin sperm sayısından daha önemli olduğunun altını çizerken, beslenme düzeninizde yapacağınız değişikliklerle sperm kalitenizi arttırmanız mümkün.

İlginizi çekebilir: Üreme başarısını olumsuz etkileyen 3 faktör ve korunma yolları

Sperm kalitesini olumsuz etkileyen faktörler

Kötü ve dengesiz beslenme, sigara dumanı, hava kirliliği ve çevresel kirlilik gibi olumsuz yaşam faktörleri, spermlerde hasara yol açıyor.

Normal şartlar altında semenin içerdiği doğal antioksidanlar bu hasarlara karşı savunma mekanizması rolünü üstlenirken; çevresel faktörler bu savunma sistemi üzerinde de negatif etkiler doğurabiliyor.

Diğer yandan spermlerin fonksiyonuna ve canlılığına zarar verebilen ve hücresel yıkım ile ilişkili oluşumlar olan serbest radikaller, yani “oksidatif stres” de spermleri oldukça savunmasız kılabiliyor.

Sperm kalitenizi arttıracak 8 besin

Sperm kalitesini ve sağlığını arttırmak için amacımız hem serbest radikallerin oluşumuna neden olan potansiyel sebepleri ortadan kaldırmak hem de antioksidan gıdalarla hasarı geri döndürmek olmalı. Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Görgen’e göre, nardan siyah çikolataya uzanan pek çok besin, sperm kalitesini olumlu etkiliyor. Peki nedir bu besinler?

Domates

Domates “likopen” adı verilen antioksidan için en iyi kaynaklardan biri olmakla beraber, likopenin sperm hareketini ve aktivitesini arttırdığı biliniyor. Pişmiş ya da işlem görmüş domateste daha çok bulunan likopenin etkisini arttırmak için domatesi zeytinyağı ile beraber tüketebilirsiniz.

Su

Sperm sayı ve kalitesini olumlu etkilemenin en basit yolu aslında gün içerisinde vücudunuzun ihtiyacı kadar su içmektir.

Ceviz

Ceviz, omega 3 açısından zengin bir kaynak olup, her gün tüketilen 1 avuç ceviz sperm sayısı, hareketi ve şeklini olumlu etkiliyor. Cevizi diğer besinlerle karıştırılabilir ya da kan şekerinizin düştüğü saatlerde tüketilebilirsiniz.

Kabak çekirdeği

Sperm gelişiminde ve testosteron üretiminde önemli rol oynayan çinko açısından çok zengin bir besin olan kabak çekirdeği, farklı pek çok vitamin ve mineralin de kaynağıdır. Çiğ olarak ya da salatalarla birlikte yenilebilir.

Mercimek

Mercimek, hem kadın hem de erkek üremesinde öneme sahip olan “doğal folik asit” kaynağıdır. Özellikle erkekte düşük folik asit düzeyleri, spermin kromozomal anomalilerine sebep olabilir. Diğer yandan mercimek vejeteryanlar için de mükemmel bir protein ve lif kaynağıdır.

Yabanmersini

Mükemmel bir anti enflamatuar ve antioksidan olan yabanmersininin sperm parametrelerinin hepsinde olumlu etkileri vardır. Günde bir avuç yabanmersini ile sperm kalitenizi arttırabilirsiniz.

Nar

Adeta bir süper gıda olan nar; iltihap önleyici, kan dolaşımını düzenleyici ve testosteron üretimini artırıcı etkileriyle karşımıza çıkıyor. Sıçanlar üzerinde yapılan bir araştırmaya göre; 7 hafta boyunca her gün nar suyu içen sıçanlarda sperm hasarını önleyen antioksidanların üretiminde artış saptandığının da altını çizelim.

Siyah çikolata

Sperm sayısını ve hareketini düzelten ve de ejekülat volümünü artıran bir amino asit olan L-arginin, siyah çikolatada bol miktarda bulunuyor. Çikolata ne kadar siyahsa, faydası da artıyor.

Diğer yandan yapılan çalışmalarda kafeinin sperm sayısının yanı sıra şekil ve hareketlerini olumsuz etkilediği ortaya konulurken; diyet içeceklerde sıklıkla kullanılan yapay bir tatlandırıcı olan “aspartam”ın da sperm sayısını azalttığı ve DNA hasarına yol açtığı biliniyor. Üreme sağlığı söz konusu olduğunda en önemli maddelerden biri olan sperm sağlığını korumak için bu iki gıdayı beslenme planınızdan çıkarabilir; yukarıda saydığımız besinleri daha çok tüketmeye özen gösterebilirsiniz.

Источник: https://www.uplifers.com/sperm-kalitenizi-arttirmak-icin-beslenme-planiniza-dahil-etmeniz-gereken-gidalar/

Prostat Hastalarının Tüketmesi Gereken Besinler

Üreme Potansiyelini Artırmak İçin Tüketmeniz Gereken 10 Gıda!

Haber güncelleme tarihi 05.02.2019 16:53

Prostat Hastaları Nasıl Beslenmelidir?

Üreme işleminde önemli bir rol oynayan prostat, erkekler için oldukça önemli ve ciddiye alınması gereken rahatsızlıklardandır. Her sağlıklı erkeğin ihmal etmemesi ve düzenli olarak kontrollerini yaptırması önem taşımaktadır.

Özellikle 40 yaş sonrasında prostat büyümesine karşı daha dikkatli olmaları ve kontrollerini aksatmamaları önerilmektedir. Prostat kanseri ve prostat iltihaplanmasına sıklıkla rastlanılmaktadır.

Düzenli olarak kontrollerin yapılması ve erken teşhis oldukça önemlidir. Üreme sistemini doğrudan etkileyen prostat hastalıkları sağlıklı beslenme ile korumaya alınabilir.

Vitamin ve mineral bakımından zengin besinleri tercih ederek sağlıklı beslenmek prostat iltihaplanması ve prostat kanseri gibi rahatsızlıklara karşı etkili bir koruma ve direnç sağlamaya yardımcı olmaktadır.

Sebze Tüketimi

Vitamin ve mineral bakımından zengin ve güçlü antioksidan kaynağı olan sebzeleri tüketmek vücut direncini arttırarak hastalıklara karşı etkili koruma ve direnç sağlamaktadır. Vücudun ihtiyacı olan vitamin ve mineralleri sebzelerden alarak sağlıklı beslenmenin başlıca koşulunu yerine getirmiş olursunuz.

 Özellikle koyu yeşil yapraklı sebzelerin vitamin ve mineral bakımından oldukça zengin olması vücut direncini arttırarak zararlı mikroplara karşı direnç sağlamaktadır. Tüketilen sebzelerin vitamin değerinin yanı sıra düşük kalorili olması ve antioksidan bakımından zengin bir içeriğe sahip olması da oldukça önemlidir.

Uzmanlar prostat hastalarının ve diğer hastaların brokoli, yeşil biber, ıspanak, lahana, brüksel lahanası, havuç, kırmızı tatlı biber, kış kabağı, patates ve domates gibi sebzeleri düzenli olarak tüketmelerini önermektedir.

Domates, domatesten yapılan sos ve benzeri ürünlerin kullanılması içeriğindeki “likopen” sayesinde prostat tedavisinde etkili sonuçlar almanıza yardımcı olacaktır. Yapılan araştırmalarda yüksek oranda likopen içeren domatesin düzenli olarak tüketilmesi durumunda prostat kanserine yakalanma riski %45 oranında azalmaktadır.

Meyve Tüketimi

Sebze tüketiminin yanı sıra vitamin ve mineral desteğine katkıda bulunan meyveleri ihmal etmemek oldukça önemlidir. Her birinin farklı içeriğe, vitamin ve minerale sahip olması vücut direncine katkıda bulunacaktır. Mikrop ve bakterilerle savaşarak hastalığın ilerlemesini engeller.

 Hastalıklarla mücadelede tüketilen besinlerin antioksidan bakımından zengin bir içeriğe sahip olması etkili sonuçlar alınmasına yardımcı olacaktır. Düzenli meyve tüketimi bağışıklık sistemine katkılarının yanı sıra sindirimi düzenleyerek vücut sağlığına katkıda bulunur.

Uzmanların tüketilmesi için önerdiği meyveler; portakal, greyfurt, mango, kavun, kivi, erik, çilek, kiraz, üzüm ve karpuz olarak sıralanabilir.

Ayrıca çinko ve selenyum bakımından zengin meyve ve sebzeleri tercih etmek prostat kanseri riskini %50 oranında azaltmaktadır. Süt, fındık, deniz ürünleri, kabuklu deniz hayvanları ve sarımsak gibi besinlerin tüketimi önerilmektedir.

Tahıl Tüketimi

Sindirim sisteminin yanı sıra vücut sağlığı açısından faydalı olan ve uzmanlarca önerilen besin gruplarının başında tam tahıllı gıdalar gelmektedir.

Yapılan araştırmalar sonucunda lif bakımından zengin, protein kaynağı olan ve kepekli besinlerin tüketiminin prostat hastalıklarına ve kanserine karşı etkili tedavi imkanı sunduğu belirtilmiştir.

 Düzenli olarak tam tahıllı besinlerin tüketilmesi kan şekerini düzenler ve tümörün küçülmesini sağlar. Uzmanlar, tam tahıllı besinlerin tüketilmesi gerektiğini vurgularken aynı zamanda birçok hastalığın tedavisinde etkili sonuçlar verdiğini belirtiyorlar.

Kırmızı Yonca Çayı

Birçok hastalığa karşı etkili koruma ve direnç sağlayan kırmızı yonca çayı, menapozdan sedef hastalığına kadar birçok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır. İçeriğindeki “izoflavon” ile idrar yolu sorunlarını engelleyerek prostat hastalıklarına karşı etkili koruma ve direnç sağlamaktadır.

 Düzenli olarak tüketilen kırmızı yonca çayının prostat büyümesini engelleyerek etkili bir tedavi imkanı sunmaktadır. Sağlık açısından birçok alanda fayda sağlayan kırmızı yonca çayı aynı zamanda diğer kanser türlerinde de tedavi imkanı sunar.

Ancak kırmızı yonca çayını tüketmeden önce doktorunuza başvurmanız ve doktorunuzdan onay almanız durumunda tüketmeniz önerilmektedir.

Isırgan Çayı

Isırgan otunun faydaları uzun yıllardan beri bilinmektedir. Şifa kaynağı olarak nitelendirilen ve birçok hastalığın tedavisinde kullanılan ısırgan, aynı zamanda çay olarak tüketildiğinde prostat tedavisine de katkı sağlamaktadır.

 Avrupa’da prostat tedavisinde sıkça tercih edilen bir yöntem olan ısırgan çayı, idrar yollarındaki sorunları engelleyerek prostat belirtilerini en aza indiriyor.

Ancak tüm bitkisel çaylarda olması gerektiği gibi öncelikle doktorunuza başvurmalı ve doktorunuzun onayı dahilinde kullanılmalıdır.

Cüce Palmiye (Saw Palmetto) Çayı

Başlangıç aşamasındaki prostat bezi büyümesine iyi gelir.

ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü’nün hazırladığı prostat bezi tedavisinde kullanılan bitkiler listesinde “A sınıfı bitkiler” kategorisinde yer alır.

Cüce Palmiye meyvelerinden çay elde edilerek tüketilebileceği gibi kapsül olarak da kullanılabilir. Cüce palmiyenin herhangi bir yan etkisi bulunmaz. Günde iki fincan tüketilmelidir.  

Yakıotu Çayı

Prostat bezi büyümesini engelleyerek o bölgede enfeksiyon oluşmasını engeller. 1 tatlı kaşığı yakıotu, 1 su bardağı kaynar su ile 10 dakika kadar demlenir. Sabah ve akşam yemeklerden yarım saat önce tüketilir.

Karabaş ve Melisa Bitki Çayı

Homojen olarak karıştırılıp içildiğinde prostat bezi iltihabını engellediği görülür. 1 tatlı kaşığı melisa ile 1 tatlı kaşığı karabaş otu, 100 ml kaynar suda 10 dk kadar demlendirilip günde 3 defa içilir. Prostat büyümesini engellemek için baharatlı ve asitli yiyeceklerden, alkol ve kafeinli içeceklerden uzak durulmalıdır.

Çuha Çiçeği Çayı

Prostat bezinin küçülmesini sağlayan bir diğer bitkisel yöntem olan çuha çiçeği çayı da prostat büyümesini engeller. Çuha kökünden 1-2 çay kaşığı demliğe konularak üzerine 300 ml kaynar su dökülür. 5-10 dakika demlendikten sonra gün içerisinde tüketilir.

Kabak Çekirdeği Ekstresi

Kabak çekirdeği ekstresi tüm bu minarelleri içeren bir besin kaynağıdır. Kabak çekirdeğinden elde edilen bu ekstrenin prostat büyümesini durdurması ve prostata bağlı şikayetleri azaltması bilimsel olarak da doğrulanmıştır. Kabak çekirdeği kavrulmuş olarak tüketildiğinde beklenilen faydayı sağlamayacağı için kavrulmadan tüketilmesi gerekir.

Önerilen İçerik;

► Prostata İyi Gelen Bitkiler

UYARI !

İçeriğimizde yer alan yazılı ve görsel içerikler farklı kaynaklardan derlenerek oluşturulmuş, öneri ve bilgilendirme yazısıdır. Kesin teşhis ve tedavi niteliği taşımamaktadır. Herhangi bir sağlık sorunu karşısında mutlaka doktorunuza başvurunuz.

 Unutmayın sağlık sorunlarında uygulanan tedavi yöntemleri bireylerin biyolojisi, kalıtsal özellikleri, yaş, boy, kilo farklılıkları, alerjik yönleri ve bunlar gibi onlarca farklı duruma göre değişiklik gösterebilir.

Sağlık sorunlarınızın tedavisinde size ancak ve ancak doktorunuz yardımcı olabilir.

NeOldu.com

Источник: https://www.neoldu.com/prostat-hastalarinin-tuketmesi-gereken-besinler-6973h.htm

Günlük Olarak Alınması Gereken 10 Besin Maddesi

Üreme Potansiyelini Artırmak İçin Tüketmeniz Gereken 10 Gıda!

Sahip olduğumuz sadece bir beden var ve o bizim tek ‘evimiz’. O yüzden, özellikle temiz havanın ve sağlıklı yiyeceklerin bir lüks olduğu günümüz dünyasında, bedenimize iyi bakmak ve onun ihtiyaç duyduğu besinleri almaya özem göstermek son derece önemli. Günlük olarak tüketilmesi gereken çok önemli 10 besin maddesini,  sizler için derledik.

1- K vitamini

  1. Normal bir kan pıhtılaşması için temel maddedir.
  2. Kemik mineralizasyonu ve hücre büyümesinde çok önemli bir rol oynar.
  3. Eksikliği morarmalara, burun kanamasına ve kırılgan kemiklere neden olabilir.

Kadınların günde 90 mikrogram, erkeklerin ise 120 mikrogram K vitamini alması öneriliyor.

En bilinen K vitamini kaynakları ise kıvırcık kara lahana, yeşil lahana, ıspanak, pancar yaprağı, hardal otu, brüksel lahanası ve brokolidir.

Bonus yararı: Koyu yeşil yapraklı sebzeler lif, A vitamini ve C vitamini ile doludur.

2- Kalsiyum

  1. Sağlıklı kemiklerin olmazsa olmazıdır.
  2. Kalp ve arterleri korur.
  3. Meme kanserini azalttığı ve diğer kanser türlerine karşı da koruma sağladığı düşünülüyor.

19-50 yaş aralığındaki kadınların günde 1000 gm, erkeklerin ise 1200 mg kalsiyum tüketmesi tavsiye ediliyor.

Kalsiyum açısından zengin gıdalara örnek olarak süt, yoğurt, kalsiyumu artırılmış tofu, portakal suyu ve kahvaltılık gevrekler ile ricotta gibi az yağlı peynirleri gösterebiliriz.

Bonus yararı: Süt, yoğurt ve az yağlı peynirler hem protein hem de potasyum açısından zengindir.

3- Klor

  1. Sağlıklı hücreler üretmek ve devamını sağlamak için gereklidir.
  2. Kas ve sinirlerin işlevleri için ayrıca önem arz eder.

Kadınların günlük 425 mg, erkeklerin de 550 mg klor tüketmesi öneriliyor. Yumurta, pişmiş kuru bakliyat ve bezelye klor açısından zengindir.

Bonus yararı: Fasulyeler ve bezelyede bol miktarda protein, folik asit, magnezyum ve potasyum bulunur.

4- A vitamini

  1. Göz sağlığını destekler ve bağışıklık sistemini güçlendirir.
  2. Doku büyümesi dahil olmak üzere diğer fizyolojik işlevlere de faydalıdır.

Kadınların günlük olarak 700 mg, erkeklerin ise 900 mg tüketmesi tavsiye olunur. A vitamini açısından zengin gıdalar; koyu ve açık yeşil yapraklı sebzeler, tatlı patates, balkabağı, kış kabağı, ıspanak, lahana ve maruldur.

Bonus yararı: Çoğu sebzede bol miktarda lif ve C vitamini dahil olmak üzere birçok vitamin bulunur.

5- Magnezyum

  1. Vücuttaki 300’den fazla biyokimyasal reaksiyon için gereklidir.
  2. Kan basıncısını düzenlemeye ve kemiklerin güçlü kalmasına yardımcı olur.
  3. Sağlıklı bir bağışıklık sisteminin devamını sağlar.

19-30 yaş arası kadınların günde 310 mg, erkeklerin ise 400 mg magnezyum tüketmesi gerekirken; 31 yaşından sonra bu miktar kadınlar için 320’ye, erkekler için 420’ye çıkıyor.

Magnezyum açısından zengin gıdalara pisi balığı, kabuklu yemişler, fıstık ezmesi, ıspanak, yulaf ezmesi, fasulyeler ve mercimeği örnek gösterebiliriz.

Bonus yararı: Fasulyeler ve mercimek hem lif hem de bitkisel bazlı proteinler açısından zengindir. Kabuklu yemişler ve balık da, kalp hastalıklarını önlemeye yardımcı doymamış yağlar açısından tam bir besin kaynağıdır.

6- D vitamini

D vitamini kemiklerin güçlenmesi ve sağlamlığını korumasında önemli bir rol oynar. Kadınlar ve erkekler 70 yaşına kadar 600 Uluslararası Birim D vitamini tüketmeli, 70 yaşından sonra da bu sayı 800’e çıkmalıdır.

D vitamini açısından zengin gıdalar somon, kaya balığı, ton balığı, D vitamini açısından güçlendirilmiş portakal suyu ve süttür.

Bonus yararı: Balıkta kalbi koruyan ve yaşla bağlantılı hafıza kayıplarını yavaşlatmaya yardımcı olan omega-3 yağ asitleri bulunur.

7- E vitamini

  1. Kansere yol açan hücre bozulmalarını önlemeye yardımcı olan antioksidanların kaynağıdır.
  2. Ciddi E vitamini eksikliği sinirlerin zedelenmesine neden olabilir.

Kadınların ve erkeklerin günde 15 mg E vitamini tüketmesi öneriliyor.

E vitamini açısından zengin olan gıdalara badem, ayçiçeği, fındık, sardalya, avokado, ayçiçeği yağı, pamuk çekirdeği yağı, aspir (yalancı safran) yağını örnek gösterebiliriz.

Bonus yararı: Kabuklu yemişler, vücudu kalp hastalıklarına karşı koruyan doymamış yağlar açısından zengindir.

8- Potasyum

  1. Az bilinen bir gerçek: Çok az miktarda potasyum bile tansiyona iyi gelir.
  2. Potasyum eksikliği böbrek taşı ve kemik erimesi riskini artırabilir.

Erkekler ve kadınlar için günde 4700 mg potasyum alınması tavsiye ediliyor.

Zengin potasyum kaynakları arasında patates, domates, ıspanak, havuç, fasulyeler, bezelye, mercimek, yoğurt, muz, balık ve portakal suyu yer alıyor.

Bonus yararı: Meyve ve sebze tüketiminizi artırarak, aldığınız A,C ve K vitamini miktarını da artırabilirsiniz.

9- C Vitamini

  1. Güçlü bir bağışıklık sisteminin sürdürülebilirliği açısından oldukça önemlidir.
  2. Güçlü bir antioksidan olarak kanser riskini azalttığı söyleniyor.
  3. Yaraların iyileşmesi için de gereklidir.

Kadınların günlük olarak 70 mg, erkeklerin ise 90 mg C vitamini tüketmesi öneriliyor.

C vitamini açısından zengin gıdalar ise turunçgiller, guava, şeftali, kivi, kavun, kırmızı biber, brokoli, brüksel lahanası, kıvırcık kara lahana ve karnabahardır.

Bonus yararı: C vitamini açısından zengin olan gıdalar aynı zamanda lif, A ve K vitamini de içerir.

10- Lif

  1. Kalp hastalıklarına ve Tip 2 diyabete karşı koruma sağlar ve sağlıklı bir kiloya sahip olunmasına yardım eder.
  2. Sindirimin düzenli olmasını sağlar.

Kadınlar için günlük 28 gr, erkekler içinse 34 gr lif tüketimi tavsiye ediliyor. Sebzeler, meyveler, tam tahıllar, pişmiş kuru bakliyat, bezelye ve kabuklu yemişler lif açısından zengin gıdalardır.

Bonus yararı: Kabuklu yemişlerde bol miktarda doymamış yağ bulunduğu için, kalp hastalıklarına karşı koruma sağlarlar. Bezelye ve mercimek ise hem potasyum hem magnezyum açısından zengindir.

Bütün bu faydaların yanı sıra bahsettiğimiz besin öğelerini içeren gıdaları ,her şeyden önce düzgün beyin fonksiyonlarına sahip olmak için tüketmemiz gerekiyor.

Источник: https://www.aysetolga.com/gunluk-olarak-alinmasi-gereken-10-besin-maddesi

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.