Üriner Sistem Taş Hastalığı

içerik

Üriner Sistem Taş Hastalığı

Üriner Sistem Taş Hastalığı

İnsanlık tarihi kadar eski olan taş hastalığı yurdumuzda (ortalama %15) diğer ülkelere nazaran daha sık görülmektedir. Yapılan çalışmalar sonucunda taş oluşumunda etkili olan faktörler şöyle sıralanabilir:

  • Genetik Yatkınlık: Taş oluşumundaki en önemli risk faktörlerindendir.Taş hastalığı olan hastaların ailelerinde %10-40 arasında değişen oranlarda ürolitiazis anamnezi mevcuttur.
  • Yaş ve Cinsiyet: Taş hastalığı genellikle yirmili yaşlarda başlamaktadır. Erkeklerde biraz daha sık görülmektedir.
  • Coğrafi Dağılım: Dağlık ve tropikal bölgelerde daha sık görülmektedir. Dünyada en fazla Suudi Arabistan’da, en az da İtalya ve Çin’de görülmektedir. Türkiye’de ise en sık güneydoğu anadolu bölgesinde görülmektedir.
  • İklim: Taş oluşumu özellikle yaz aylarında daha sık olmaktadır.
  • Beslenme: Taş oluşumundaki en önemli faktörlerden biridir. Özellikle alınan su miktarı önemlidir. Alınan su miktarı arttıkça risk o kadar azalmaktadır. Bunun yanında protein ve karbonhidrattan zengin, lifli gıdalardan fakir diyet taş hastalığı riskini arttırmaktadır.

Taşlar kimyasal yapılarına göre kabaca kalsiyum içeren ve içermeyen taşlar olmak üzere 2 grupta incelenirler. Kalsiyum içeren taşlar tüm taşların %85’i olup, genellikle 2 şekilde bulunur ; kalsiyum oxalat ve kalsiyum fosfat.

Kalsiyum içermeyen taşlar daha nadir olup, bunlar arasındaki en sık görülenler ürik asit, sistin ve enfeksiyon taşlarıdır. Klinik Bulgular: İdrar yolları taşları eninde sonunda sıklıkla ağrıya neden olurlar. Ağrı genellikle iki şekilde oluşur.

Bunlardan en sık görüleni ve en önemlisi renal kolik dediğimiz, böğüre veya kasığa bıçak saplanır tarzda olan ağırlardır. Bu ağrılar çok şiddetli olup, genellikle bulantı-kusmayla beraberdir. Taşların yaptığı diğer ağrı şekli kolik tarzı olmayan künt ağrılardır. Bu ağrılar hafif ağrılar olup, genellikle devamlılık arz ederler.

Böbrekten çıkmış idrar yolarına düşmüş taşlar kasıkta ağrı yaptıklarından sağ tarafta apandisitle karışabilirler. Klinik olarak hastalarda ikinci sıklıkta görülen bulgu idrarda kan görülmesidir. Bu durum makroskopik ve mikroskopik olmak üzere hastaların %85’inde bulunur. Nadiren tam tıkanıklık durumlarında hiç kan görülmeyebilir.

Taş hastalarında, tıkanıklığa bağlı olarak enfeksiyonlarda sık görülmektedir. Enfeksiyon çok basit formda olabileceği gibi, ağır böbrek iltihabına dahi yol açabilir. Bu durumlarda ateş sıklıkla vardır.

Tanı Yöntemleri

Yukarıdaki klinik bulguları olan hastalara ilk olarak Direkt üriner sistem grafisi çekilmelidir. Bu filmle taşların %85’ine tanı konulabilir. Bu filme ek olarak hastalara ultrasonografi, IVP ve tomografi yapılabilir.

Tedavi Yöntemleri

Taş hastalığında tedavi modaliteleri çok farklılık göstermektedir. Bazı hastalara hiç birşey yapılmaz iken, bazı hastalara acil olarak cerrahi tedavi uygulanabilir. Tedavi seçeneklerini şöyle sıralayabiliriz:

Taş kırma yöntemi (ESWL)

Günümüzde taşların tedavisinde uygulanan en kolay ve en az zahmetli yöntemdir.Vücut dışında oluşturulan şok (basınç) dalgalarının böbrekteki taşlar üzerine odaklanması ile taşların kırılması esasına dayanan modern, pratik ve ağrısız tedavi şeklidir. Ancak her taşın tedavisi için uygun olmayıp sadece çapı 2 cm.

nin altındaki böbrek taşlarının en etkili tedavi şeklidir.Bu yöntemle taşlar küçük parçalara ayrıldıktan sonra vücuttan dışarı atılabilmektedir. Tedavi sonuçları başarılı olup, uygun hastaların seçimi çok iyi yapılmaktadır.

Büyük taşlar, aşırı şişmanlık, kanama bozuklukları, idrar yollarında enfeksiyon ve idrar yollarında tıkanıklık bu yöntem için engel teşkil eden faktörlerdir.

Üreteroskopi

Böbrek ile idrar torbası arasında yer alan üreterde ( idrar kanalı ) takılıp kalan taşların yine hemen hemen hepsi açık ameliyat yapılmaksızın endoskopik ( kapalı, ameliyetsız ) yoldan girişimler ile tedavi edilebilmektedir.

İşlem sırasında ışıklı alet ile önce idrar torbasına, sonra da taşın bulunduğu idrar kanalına girilerek ilerlenir ve taşın bulunduğu bölgeye gelince küçük taşlar değişik girişimler ile direkt dışarı alınır. Eğer taş büyük ise, olduğu yerde kırılarak küçük parçalara ayrılır ve bu parçalar tek tek temizlenir.

Geri kalan çok küçük taşlar ise kendiliğinden dökülür. Bu yöntem sonrasında hastaya bir kesi yapılmadığı için hastanın iyileşmesi ve günlük aktivitelerine dönmesi çok hızlıdır. Bu yöntem özellikle idrar kanalının alt kısmında ( idrar torbasına yakın ) yerleşmiş taşların alınmasında ilk tercih edilen tedavi yöntemdir.

Orta ve üst bölümde yerleşen taşların çoğu taş kırma yöntemi (ESWL) ile tedavi edilebilmektedir.

Perkütan taş cerrahisi

Modern yöntemler devreye girmeden önce böbreklerin içerisinde yer alan taşlar açık ameliyatlar yapılarak alınmaktaydı.

Vücutta yapılan büyük kesiler nedeniyle açık ameliyatlar hastanın uzun süre hastanede kalmasına, iş ve günlük aktivitelerini bırakmasına sebep olup, bu tedaviler sonrasında ameliyat yarasının iyileşmesi ve hastanın ayağa kalkması da uzun zaman almaktaydı. Günümüzde artık böbrek taşlarının çok az bir kısmı (% 1) açık ameliyat yöntemi ile alınmaktadır.

Taş kırma yöntemi ile tedavi edilemeyen veya kırılsa da dökülemeyecek büyüklükte olan taşların çoğunda hastalara açık ameliyat yapmadan, böbreğe tek bir kanaldan girilerek (kapalı yoldan) tedavi yapılabilmektedir.

Perkütan yoldan taşın cerrahi tedavisi olarak ta isimlendirilen bu işlem sırasında ciltte açılacak küçük bir delikten böbreğe girilerek, böbrek içinde ki taşlar gözle görülebilmekte, sayısı ve büyüklükleri net bir şekilde değerlendirebilmektedir.

Küçük olan taşlar kolaylıkla dışarı alınabilirken, büyük taşlar olduğu yerde kırılarak küçük parçalar halinde temizlenebilmektedir. Sadece tek bir kanaldan girildiği için bu yöntemin böbrek fonksiyonları üzerinde ciddi hiçbir etkisi olmayıp hayat kalitesi açısından da hastaya çok az zarar veren bir yöntemdir. Bu yöntem yüksek başarı oranları ile işlem sonrasında hastaların herhangi bir ameliyat yarası olmaksızın erkenden ayağa kalkıp, çok kısa sürede iyileşerek, aktivitelerine dönmelerine müsaade etmektedir.

Açık ameliyatlar:

Yukarıda sözü edilen modern, pratik ve hastaya çok az zarar veren yöntemlerin devreye girmesi ile günümüzde idrar yollarında yer alan taşların çok az bir kısmı (% 1) kadarında açık cerrahi (vücuda kesi yaparak) girişimler gerekli olmaktadır. Teknik donanım ve deneyimin olduğu merkezlerde bu tür girişimler hemen hemen terk edilmiş durumdadır. Taşın çapının çok büyük olup böbreğin hemen tüm boşluklarını doldurduğu hastalarda bu yöntem tercih edilmektedir.

Güncellenme Tarihi: 30 Nisan 2009Yayınlanma Tarihi: 30 Nisan 2009

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/uriner-sistem-tas-hastaligi/

Çocuklarda Üriner Sistem Taş Hastalığı

Üriner Sistem Taş Hastalığı

:Üriner sistemde taş oluşumu kompleks bir olaydır. Metabolik, diyet, böbrekte anatomik bir bozukluk ve enfeksiyon varlığı bu kompleks olayın birer parçasıdır. Taşların büyük çoğunluğu kalsiyum oksalat taşlarıdır. Kalsiyum ve oksalatın süpersaturasyonu (Hiperkalsiüri ve hiperoksalüri) ve inhibitörlerin azlığı sitrat (hipositratüri) kalsiyum oksalat taşlarının oluşumunda rol oynar.

Diğer taşlardan Ürik asit taşları yaklaşık % 6-8 oranında saptanır.

Sistin taşları sistinin idrarda fazla atılımıyla alakalıdır ve % 2-6 oranında saptanır. Bu hastalık genetik geçişlidir ve böbrekten bazı amino asitlerin yeterli emilememesi nedeniyle ortaya çıkar.

Diğer bir taş çeşidi de enfeksiyon taşlarıdır. Üreaz enzimi üretme yeteneğine sahip Proteus, Klebsiella gibi bakteriler bu taşın oluşumundan sorumludur.

Tüm çocukluk dönemi üriner sistem taşları uzun dönemde tekrarlama olasılığı yüksek olduğu için hastalar metabolik olarak değerlendirilmelidir.

Ülkemizin coğrafi konumu nedeniyle taş hastalığı için endemik bir bölgede olduğumuzu ve risk altında olduğumuzu belirtmek isterim.

Anne- Baba:  Bu hastalığın tanısının konulması aşamasında bizi neler bekliyor

: Sizin çocuğunuzda taş olduğu sadece idrar tahlilinde kristaller görüldüğü için söylenmiş. Bu nedenle görüntüleme yapmamız gerekmektedir.

İlk görüntüleme Üriner sistem USG si olacaktır.  Taş USG de saptanmaz ve hastanın şikayetleri var ise o zaman kontrassız ince kesit spiral bilgisayarlı tomografi çekilmesi gerekir. Tomografi hızlı ve yüksek duyarlılığı olan bir tetkiktir.

Tomografi USG den farklı olarak radyasyon alınmasına sebep olan bir tetkiktir. O nedenle yerinde ve sınırlı sayıda kullanılmalıdır.

Anne- Baba:  Bu tetkikler taşın yerini ve büyüklüğünü gösterecek, peki altta yatan nedeni nasıl araştıracaksınız?

:Metabolik değerlendirme yapmamız gerekmekte. Bunun içinde  elimizde taş var ise onun ne taşı olduğu saptanmalıdır. Bazı kan ve idrar tetkikleri buna ilaveten hormonal tetkikler yapılacaktır.

En başta basit olarak yapacağımız idrarında Kalsiyum/Kreatinin oranına bakmaktır. Bunun belli bir değerin üstünde olması bizim için anlamlıdır.

Anne- Baba:  Sonrasında yapılacak korunma yöntemlerini biraz daha açar mısınız ?

:Taşın tamamen vücuttan çıkarılması sağlandıktan sonra taşın cinsi ve metabolik değerlendirmenin sonuçlarına göre bazı basit öneriler, diet modifikasyonları ve ilaçların yardımı ile yeni taş oluşumundan korunma sağlanacaktır.

Anne- Baba: Bu hastalık bizim çocuğumuza kısa ve uzun vadede ne gibi sıkıntılar  çıkarabilir? Bu hastalık kendiliğinden geçer mi ? Tedavi edilmez ise neler olabilir?

:Taş oluşumunu önleyemez veya yavaşlatamazsak çok sık taş nedeniyle hastane başvurusu, radyasyona maruz kalınacak tetkikler ve operasyonlar gündeme gelebilir.

Anne- Baba: Bu hastalığın tedavi alternatifleri nelerdir? Taşın vücuttan çıkarılması ile ilgili ne gibi yöntemler var?

:Bu konuda şanslıyız. Gelişen teknoloji sayesinde açık taş ameliyatlarının uygulanması sadece belli bir hasta gurubunda gerekmekte. Bunun dışında çocukluk dönemi böbrek taşlarının büyük bir çoğunluğu ultrasonik dalgalarla taş kırma (ESL) yöntemine iyi cevap vermektedir.

ESL dahil tüm tedavi alternatifleri taş sayısı, yeri, büyüklüğü, cinsi ve üriner sistem anatomisi göz önünde bulundurularak hastaya sunulur.

Kabaca Üreteroskopi, Retrograd İntrarenal Cerrahi, Perkütan nefrolitotomi başlıca kullanılan cerrahi tekniklerdir.

Anne- Baba: Bu saydığınız tedaviler sonrasında olabilecek komplikasyonlar nelerdir? Kullanılan bir ilaç var ise bunun yan etkileri nelerdir

:Cerrahiler sonrası en sık karşılaşılan komplikasyonlar idrar yolu enfeksiyonu (İYE) ve Perkütan taş cerrahisi içinde ek olarak kanama riskidir. Bazı durumlarda taş bir kerede temizlenemeye bilir ve birden fazla girişim gerekebilir.

Anne- Baba: Eğer ameliyat olacaksa anesteziden dolayı çocuğumuza bir şey olur mu?

:Günümüz anestezi teknik ve ilaçlardaki gelişmelerden dolayı 6. Aydan sonra yapılan girişimlerde çocuktaki risk erişkinle eşit düzeydedir. Daha ayrıntılı bilgiyi anestezi uzmanından alabilirsiniz. Anestezi muayenesi sırasında sizden istenen tetkikleri eksiksiz yaptırmanız, çocuğun tıbbi geçmişi  ve geçirdiği hastalıklarla ilgili eksiksiz bilgi vermeniz önemlidir.

Gerek kapalı gerek açık ameliyatlarda verilen anestezi aynıdır sadece süresi değişmektedir.

Anne- Baba: Ameliyat başarılı geçerse ne zaman taburcu oluruz?

:Taş kırma ve Üreteroskopi de aynı gün, Perkütan Taş cerrahisi sonrası 2-4 gün sonra taburcu olabilirsiniz.

Anne- Baba: Çocuğumuz eski haline ne kadar zamanda döner (Normal oyun oynama, okula gitme, yüzünün gülmesi.
Sizinle ortak karar verdiğimiz tedavi yöntemi başarılı olursa bundan sonra takiplerimiz nasıl ve ne sıklıkla olacak.?

:Kapalı ameliyattan sonra 48 saat sonra normal hayatına dönebilir. İdrar yaparken yanma ve kanama bazen 1 hafta kadar sürer. Ateş olmadığı sürece 1. Hafta kontrolüne kadar bekleyebilirsiniz. Sonraki kontroller 6. Hafta, 3 ay ve 1. Yılda yapılmaktadır. Diğer yöntemlerde söylediğiniz anlamda iyileşme komplikasyon olmadığı taktirde 1 ayı bulabilir.

Anne- Baba: Acil durum nedir ? Böyle bir durumda neler yapmam lazım?

:Bu olgularda eğer ateş varlığında İYE saptanırsa, kusma bulantı buna eşlik ederse veya ameliyat bölgesinde aşırı ağrı varlığında mutlaka bir sağlık kurumuna başvurulmalıdır.

SON SÖZ
Çocuk taş hastalığı altta yatan nedenin bulunmasını gerektiren bir hastalıktır. Aksi taktirde çok sık tekrarlar ve böbreklere zarar verir bir hal alır. Teknoloji taş ameliyat mortalite ve morbiditesini oldukça azaltmış fakat hala sıfıra indirmemiştir. Bu ameliyatlarda tecrübeli merkezlerin seçilmesi komplikasyon oranlarının azaltılması için önemlidir.

Prof. Dr. Cem Akbal
Çocuk ürolojisi

İlgili Konular

Çocuk Üriner Sistem Taşları Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Источник: http://cemakbal.com/cocuklarda-uriner-sistem-tas-hastaligi/

Üriner Sistem Taş Hastalıkları – Doç. Dr. A. Kadir Tepeler

Üriner Sistem Taş Hastalığı

Böbreklerimizin görevi vücudumuzun metabolizması sonucu oluşan atık ürünlerini idrar oluşturmak suretiyle atılması sağlamak ve vücut sıvılarının içerdiği maddelerin-iyonların yoğunluğunu dengelemektir.

BÖBREK TAŞI NASIL OLUŞUR?

İdrardaki kalsiyum, oksalat ve ürik asit gibi minerallerin kristalleşerek kümeleşmesiyle ve taş oluşumunu engelleyici maddelerin (sitrat, magnezyum) idrarda yoğunluklarının azalmasıyla taş oluşur.

BÖBREK TAŞININ ZARARLARI NELERDİR?

Şiddetli kıvrandırıcı ağrı yapan böbrek taşları zamanında uygun tedavi yapılmadığı takdirde böbrek tıkanıklığı, böbrek fonksiyon kaybı ve böbrek yetmezliğine sebep olabilir. Hatta oluşan enfeksiyon kana karışarak diğer organların da fonksiyonlarının bozulmasına ve ağır enfeksiyonlara (ürosepsis) neden olabilir.

Hastalık farklı coğrafyalarda değişik sıklıkta görülürken ülkemizde görülme sıklığı %11’dir. Yani ülkemizde yaklaşık her 9 kişiden birinde taş hastalığı görülmektedir. Erkeklerde kadınlara göre 2-3 kat daha sık görülür. Özellikle 40-60 yaş arası sıktır.

BÖBREK TAŞI KİMLERDE DAHA SIK OLUŞUR?

Taş oluşumunda cinsiyet, genetik, çevresel faktörler ve diyet başlıca etkenlerdir.

Cinsiyet: Taş hastalığı erkeklerde sıktır. Buna sebep olarak testosteronun taşın kimyasal yapısında olan okzalat sentezini ve kristalizasyonunu artırdığı, aksine taş oluşumunu engelleyen sitratın atılımının kadınlarda östrojen tarafından uyarıldığı gösterilmiştir. Ancak son yıllarda beslenme alışkanlığının değişmesi nedeniyle bayanlarda da hastalık artmıştır.

Genetik: Özellikle ailesinde taş hastalığı olanlarda risk 2.5 kat artmıştır. Ayrıca genetik geçiş gösteren bazı hastalıklarda (örnek: renal tubuler asidoz, sistinüri, primer hiperokzalüri) da taş hastalığı görülmektedir.

Coğrafya: Doğu Avrupa, batı Asya ve orta doğuda daha sık, Afrika ve Amerika’da daha nadir görülmektedir. Bu coğrafi bölgelerde egemen olan iklim koşullarının da katkısı olduğu bilinmektedir. Yine sıvı kaybının fazla, alımının az olduğu ve hareketsiz mesleklerde de taş hastalığı sıklığı artmaktadır.

Metabolik faktörler: Obezite taş hastalığı riskini artırmaktadır. Buna duruma obeziteye eşlik eden düşük idrar pH’ının, idrarla okzalat, ürik asit, fosfor ve sistin atılımın artışının neden olduğu gösterilmiştir.

Şeker hastalığı (Diabetes mellitus) ve hipertansiyonun da eşlik ettiği metabolik sendrom da risk faktörlerinden sayılabilir.

Bunlardan başka bazı hormonal hastalıklar (hiperparatiroidi), gut hastalığında, mide barsak hastalıkları (Crohn, malabsorbsiyonlar, enterik hiperokzalüri) jejuno-ileal bypass ve bariartrik cerrahi de risk faktörlerindendir.

Anatomik faktörler: Bazı doğumsal idrar yolları anomalileri (üreteropelvik bileşke darlığı, kalisiyel divertikül, üreter darlığı, atnalı böbrek, üreterosel, veziko-üreteral reflü) idrarın süzülmesine engel olarak veya enfeksiyona sebep olarak taş oluşumu için uygun zemin hazırlar.

HANGİ TİP TAŞLAR VARDIR?

Taşların büyük kısmı kalsiyum okzalat taşıdır. Ancak bunun dışında ürik asit, sistin, magnezyum-amonyum-fosfat ve diğer taş tipleri de vardır. Taşların kimyasal içeriği yapılan analiz sonucunda öğrenilir. Tekrarlayan taş hastalığı olanlarda taşın içeriğinin bilinmesi özellikle önemlidir. Taşların sertliğini içerdikleri kimyasallar belirler.

Özellikle yoğun ve sert taşlar dışardan ses dalgası ile kırma işlemine dirençlidir.
Röntgen filminde görülüp görülmemesine göre de taşlar 2 grupa ayrılır. Röntgen filminde kolayca görülen taşlar kalsiyum içeren taşlardır ve radyo-opak taşlar adını alır. Diğer taşlar ile ya filmde belirsiz görünür (semi-opak) veya hiç görünmez (non-opak).

Opak taşların takiplerinde röntgen filmleri kullanılabilir.

TAŞLAR İDRAR YOLUNDA NEREDE BULUNUR?

Taşlar idrarın üretildiği yer olan böbrek içinde oluşur. Böbrekte üretilen idrar kanalcıklardan küçük odacıklara (kaliks) aktarılır. Bu odacıklardan da böbreğin pelvis denilen ana havuzcuğuna aktarılır. Böbrek içinde alt, orta ve üst kısımda kaliksler böbreğe dağınık haldedir. Taşlar da bu odacıklar içinde bir veya birçok odacık içinde olabilir.

Hatta nadiren böbreğin bütün odacıklarını ve pelvisini dolduran geyik boynuzu şeklinde (staghorn) taşlar görülebilir.Böbrekte oluşan küçük taş parçaları idrar kanalına (üreter) hareket edebilir. Üreter böbrek ile idrar kesesi (mesane) arasında idrarı taşına 25-30cm uzunluğunda ince bir boru şeklinde kanaldır.

Bu kanala düşen taşlar kanalı tıkayıp (kısmi veya tamamen) ciddi şikayetlere sebep olabilir.

Üreterden düşen taşlar idrarımızın depolandığı organ olan idrar kesesine gelir. Mesane tepeden basık ovalimsi bir şekilde, idrarımızı hem depolayıp hem de kasılarak boşaltan bir organdır.

Üst idrar yollarından gelen küçük boyuttaki taşlar rahatlıkla idrar kesesinden alt idrar yoluna (üretra) geçip oradan da vücudu terk eder.

BÖBREK TAŞI NASIL BELİRTİ VERİR?

En sık görülen belirtileri böğür-yan bölgemizde oluşan, periyodik artıp-azalan ağrı (renal kolik), idrarda yanma ve renk değişikliğidir. Ağrı künt, şiddetli, kıvrandırıcı, gelip geçen tarzdadır. Genellikle hastalar ağrıyı yaşadıkları en şiddetli ağrı olarak tarif ederler. Hatta bayanların yaşadığı doğum sancısına benzetilir.

Taşlar böbrekten idrar kanalına düştüğü zaman ağrı kasık bölgesinde olup, aşağıya doğru yayılabilir. Ağrı pozisyonla artıp azalmaz. Ağrıya bulantı, kusma, idrarda yanma ve renk değişikliği de eşlik edebilir. Beraberinde enfeksiyon da olursa ateş de olabilir. Böbrek tıkanıklığı iki taraflı olursa idrar çıkışında azalma görülür.

Hiçbir şikayeti olmayan taş hastalarına da nadir de olsa rastlanmaktadır.

BÖBREK TAŞI TANISI NASIL KONULUR?

Tanı koymak için biokimyasal ve radyolojik yöntemlerden faydalanırız.
Bunun için laboratuvara ve radyoloji bölümlerine hastaları yönlendiririz:

Yapılan testlerden ilki idrar tahlilidir. Taş hastalarının idrarlarında kan hücreleri, kristaller ve enfeksiyon varsa bakteriler görülür. Kan tahlili olarak böbrek fonksiyon testleri (kreatinin, üre, BUN) öncelikle yapılmalıdır. Enfeksiyon şüphesi varsa tam kan sayımı ve enfeksiyon belirteçleri yapılmalıdır.

Taş hastalığının kesin tanısı yapılan radyolojik yöntemlerle yapılır.
Ultrason: İlk tercih edilen yöntemdir. Radyasyon kullanılmaması en önemli avantajıdır ve çocuklarda ve gebe hastalarda ilk tercih edilen yöntemdir.

Röntgen: Taşların yaklaşık %70’i kalsiyum içerdiği için röntgen (direkt üriner sistem grafisi) ile görüntülenebilir.

X ışını ile görüntülenebilen taşlara opak (Ca-fosfat, Ca-oxalat) , görüntülenemeyenlere ise radiolusen veya non-opak taşlar (ürik asit, amonyum ürat, ksantin, ilaçlara bağlı taşlar) denir.

Bazı taşlar ise net bir şekilde görüntülenemeyip ise semi-opak (magnezyum-amonyum-fasfat: strüvit, apatit ve sistin) adını alırlar.

Tomografi: Kullanıma girmesiyle günümüzde bilgisayarlı tomografi (BT) taş hastalarının teşhisinde en duyarlı (%99) yöntem olarak kabul edilmektedir.

Taşın bulunduğu yer, boyutu ve sertliği (dansitesi), böbreğin karın içi organlar ile ilişkisi hakkında bilgi vermesi en büyük avantajlarıdır.

Radyasyona maruziyet en büyük dezavantajı olmasına rağmen günümüzde düşük doz kul radyasyon yayan cihazların kullanımı ile bu endişe giderilmiştir.

Diğer:
Böbrekte fonksiyon kaybı veya drenaj bozukluğuna yol açan yapısal bozukluk durumlarında nükleer yöntemlere (DMSA, DTPA, MAG3) başvurulabilir. X-ışını kullanan yöntemlerin sakıncalı olduğu gebe hastalarda manyetik rezonans görüntüleme (MRI) de tercih edilebilecek inceleme metodudur.

BÖBREK TAŞI NASIL DÜŞÜRÜLÜR?

Böbrek içinde oluşan küçük boyuttaki taşlar hareket ederek idrar yollarına düşebilir. Bu durum daha dar olan idrar kanalını (üreter) tıkayarak böbrekte şişmeye ve şiddetli ağrıya sebep olur. Bu hastalarda ağrının dindirilmesi ilk önceliğimizdir.

Taş idrar yolundan kolayca düşebilecek boyuttaysa (10 mm’den küçükse) idrar kanalını genişleten ilaçlar ile taşın daha kolay düşmesi sağlanabilir. Bu amaçla en yaygın kullanılan ilaçlar prostat ilaçlarıdır (alfa bloker ilaçlar). Prostat ilaçları idrar kanallarını genişletici özellikleri nedeniyle özellikle üreter taşlarının tedavisinde etkindirler.

Hastaların hareket etmeleri, bol sıvı almaları da tavsiye edilir. Bulantısı ve enfeksiyonu olan hastalara da ayrıca gerekli tedaviler verilmelidir.

BÖBREK TAŞI NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Böbrek taşının tedavisi taşın yeri, boyutu ve hastanın klinik durumu ve eşlik eden hastalıklarına göre planlanır.

Vücut dışı ses dalgaları ile taş kırılması (ESWL)
Anestezi gerektirmeyen ve küçük boyuttaki böbrek taşlarına uygulanan bir tedavi yöntemidir. Bu yöntem bir jenaratörden üretilen ses dalgalarının ciltten böbreğe ve taşa iletilmesi ve taşların parçalanması esasına dayanır. Tam taşsızlık sağlanması için birkaç seans uygulanması gerekmektedir.

Kırılan taş fragmanları idrar yolu ile vücuttan kendiliğinden atılır. Gebeler, kan sulandırıcı ilaç alan hastalarda tercih edilmez.
Taşın sertliği, taş ile cilt arasındaki mesafe, taşın böbrek içinde bulunduğu nokta, taşın boyutu başarıyı etkileyen faktörlerdir. Bütün bu faktörler göz önünde bulundurularak uygun hastalarda güvenle ve başarıyla uygulanabilir.

Üretero-renoskopik litotripsi (URS)
Kansız ve kesisiz ameliyat olarak bilinir.

Anestezi altında çok ince uç kısmında kamera olup vücut içini görmemizi sağlayan aletler (endoskoplar) ile idrar yolundan (üretra) önce idrar kesesine (mesane) ve oradan da idrar kanalı (üreter) içine girilerek üreter veya böbrek içinde taşların parçalanmasıdır.

Üst üreter ve böbrek içindeki taşlar esneyebilen üreterorenoskop dediğimiz endoskoplar ile lazer kullanılarak toz haline getirilir ve kendiliğinden dökülmeye bırakılır. Daha büyük taş parçaları ise basket dediğimiz aletler ile dışarı alınır.

Kan sulandırıcı ilaç alan hastalarda güvenle uygulanabilir. Vücutta herhangi bir kesi yapılmadan yapılması ve kısa hastanede kalış süresi en büyük avantajlarıdır. Büyük boyuttaki böbrek taşlarında başarısı düşük olup birkaç seans gerekmesi dezavantajıdır.

Perkütan nefrolitotomi (PNL)
Anestezi altında sırt kısmında ciltten böbreğe uzanan bir tüp-yol oluşturularak bu yoldan böbrek içine endoskoplar (nefroskop) ile girilip taşların parçalanıp dışarı alındığı işlemdir.

Özellikle diğer yöntemlerin başarısız olduğu büyük boyuttaki (2cm’den büyük) böbrek taşlarında en başarılı yöntemdir.
Bu yöntemler haricinde taş tedavisinde laparoskopik ve açık cerrahi yöntemler de uygulanabilmektedir.

Açık cerrahi günümüzde neredeyse terk edilmiş olup diğer yöntemlerin başarısız olduğu sınırlı hasta grubunda tercih edilmektedir. Laparoskopik cerrahi ise açık cerrahiye alternatif bir yöntem olarak uygulanmaktadır.

PNL Hakkıdan daha fazla bilgi için tıklayınız.

Источник: https://drtepeler.com/uriner-sistem-tas-hastaliklari-2/

NASIL TANI KONULUR?

Ultrasonun gün geçtikçe yaygın kullanılmasına bağlı olarak taşların bir kısmı hiçbir şikayet vermeden saptanabilir. Diğer yandan bel ağrısı, tekrarlayan idrar yolları iltihabı veya idrarda kanama gibi yakınmalar hastayı hekime getiren unsurlardır. Bu yakınmalarla başvuran hastalarda aşağıdaki incelemeler biri veya birkaçı yapılarak kesin tanı konulmaktadır.

Direk Üriner Sistem Grafisi (DÜSG): X ışını kullanılarak çekilen bu film ile saydam olan (opak) böbrek taşlarının çoğunluğu görülebilir. Opak olmayan taşlar veya küçük üreter taşları bu teknikle görülmez.

Ultrasonografi: X ışını kullanılmadığından güvenli bir yöntem gibi gözükmesine rağmen özellikle üreterde (böbrek kanalı) yer alan küçük taşları göstermede yetersizdir.Günümüzde oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır.

İntravenöz Pyelografi (İVP): Bu yöntemde damar içerisine verilen bir kontrast madde aracılığıyla aynı anda hem böbreklerin anatomisi hem de fonksiyonlarını incelenebilir.

Bu yöntemle taşların böbrek içerisindeki yerleşimleri ve böbrekte oluşturdukları hasar hakkında detaylı bilgi alınabilmektedir.

Kontrast maddeye allerjisi olanlar, hamileler ve böbrek yetmezliği olanlarda bu teknik uygulanmamalıdır.

Spiral Bilgisayarlı Tomografi (BT): Üriner sistem taşlarında altın standarttır.Dakikalar içerisinde yapılabilen bu inceleme ile 1-2 milimetre boyutundaki taşlar bile görülebilir. Ayrıca taşın yoğunluğu ölçülerek taşın kırılabilirlik derecesi saptanılabilir.

TEDAVİ

İzlem ve İlaç Tedavisi
İzlem tedavisi küçük boyuttaki taşların kendiliğinden düşmesine bir şans tanımak için uygulanmaktadır.

Ancak taşı düşürmeye yönelik tedavide hangi taşın düşebileceğine, hangileri için başka tedavi yöntemlerinin kullanılması gerektiğine doktorunuz tarafından karar verilmelidir.

İlaç tedavisi özellikle üretere girmiş küçük taşların düşmesine yardımcı olmak veya var olan küçük taşların büyümesini engellemek ya da herhangi bir şekilde taşlar temizlendikten sonra yeniden taş oluşumundan korunmaya yönelik olarak uygulanmaktadır.

Taş Kırma (Eswl)Vücut dışındaki bir kaynaktan elde edilen yüksek frekanslı ses dalgalarının (şok dalgaları) taşa odaklanarak taşın kırılması esasına dayanmaktadır. Günümüzde gelişmiş cihazlar sayesinde üriner sistemin herhangi bir yerinde oluşmuş tüm taşlar kırılabilmektedir. Ancak büyük taşlarda tedavi sürecinin uzaması ve istenmeyen yan etkilerin artması nedeniyle bu yöntem tercih edilmemektedir.


Cerrahi Yöntemler:

1-Üreterorenoskopi (URS): 
Bu teknikte herhangi bir kesi yapılmadan, idrar yolundan özel bir endoskopik aletle üretere girilerek taş parçalanmakta veya direkt olarak çıkarılmaktadır.

Hastaların çoğu aynı gün taburcu olup bir sonraki günde normal yaşamalarına dönebilmektedir. Fleksibl (bükülebilir) ve rijid üreterorenoskoplar sayesinde bu işlem her yaşta hastalara güvenle uygulanabilmektedir.

Taşı kırmak için enerji kaynağı olarak pnomotık(hava basıncıyla) veya lazer litotripsi kullanılmaktadır. Taşı kırmada oldukça başarılı ve taşın üreterden geriye kaçma ihtimalinin neredeyse olmadığından dolayı, üreter taşlarında lazer enerji günümüzde en üstün tedavi yöntemidir.

Fleksible aletlerler kullanılarak böbrek içinde olan(kaliks veya renal pelvis) herhangi bir taşa da ulaşılıp, lazer enerjisi ile kırılabilmektedir.(RIRS)

Ameliyat videoları
PROKSİMAL ÜRETER TAŞI/LAZER URS 
DİSTAL ÜRETER TAŞI TEDAVİSİ
FLEKSIBLE URS(BÖBREK TAŞI/RIRS)
Sistolitotripsi(Mesene taşı laser ile tedavisi)

2- Perkütan Taş Cerrahisi (PCNL)
Sırtta küçük bir delikten röntgen kontrolü altında böbreğe girilmesi, optik cihaz yardımıyla taşın monitörde görülerek özel aletler yardımıyla kırılıp dışarı çıkarılması işlemini içermektedir. Bu teknik genellikle 2 -3 cm’den büyük taşlar için kullanılmaktadır.

3-Açık Taş Cerrahisi
Günümüzde yeni teknikler sayesinde açık taş cerrahisi çok daha az oranlarda uygulanmaktadır.

TAŞ ÇEŞİTLERİ;

a) Kalsiyum taşları
Tüm idrar yolları taşlarının %80 kalsiyum içerir. Kalsiyum taşları en çok idrarda kalsiyum, ürik asit, oksalat yükselmesi ve sitrat düzeyinin düşmesine bağlıdır.

b) Kalsiyum dışı taşlar

1. StruvitMagnezyum amonyum fosfat taşlarıdır. En çok kadınlarda görülür. Hızla nüksedebilir. Struvit taşları proteus, pseudomonas, klebsiella ve mycoplasma benzeri üreyi parçalayan bakterilerle oluşur. İdrar pH’sı alkalidir. pH 7’nin üzerindedir.Bu taşları antibiyotiklerle sterilize etmek olanaksızdır.

Taşın çıkarılması ve enfeksiyonun tedavisi başarılı sonuçlar verir.

Источник: https://www.urolognet.com/uriner-sistem-tas-hastaligi/

Taş oluşum riskini artıran faktörler nelerdir?

  • Yetersiz sıvı alımı: Yeterli sıvı alınmazsa, özellikle de su içilmezse idrar içerisinde taş oluşumuna yol açan minerallerin konsantrasyonu artar. Bu yüzden sıcak iklimde yaşayanlar veya sicak ortamlarda çalışanların taş oluşturma riski artmaktadır.

  • Aile öyküsü ve kişisel öykü: Ailesinde taş öyküsü olanların taş oluşturma olasılığı yüksektir. Yine böbreğinde bir kez tas oluşan bir hastanın S yıl içinde ikinci bir taş oluşturma riski %50 civarındadır.

  • Yaş cinsiyet ve ırk: Böbrek taşı hastalığı çoğunlukla 30-50 yaş aralığında görülür. Erkeklerde ve beyaz ırkta taş hastalığına daha sık rastlanır.
  • Bazı hastalıklar: Renal tübüler asidoz, gut ve sistinüri gibi nadir görülen hastaliklarda taş oluşturma riski artar.

  • Diet: Yüksek hayvansal protein ve düşük lif içeren dietlerde taş oluşturma riski artar. Ayrıca fazla miktarda tuz tüketimi ile taş oluşumunun ilişkili olduğu saptanmıştır.

  • Az hareket veya hareketsizlik: Yatalak olan hastalarda ve uzun süre az hareket eden hastalarda kemiklerde erime olabilir ve idrarda kalsiyum oranı yükselerek taş oluşma riski artar.

Böbrek Taşları önlenebilir mi?

Taş rahatsızlığı yaşayanların yaklaşık yarısı sonraki 10 yıl içinde tekrar taş oluşumu ile ilgili problem yaşamaktadır. Bazı şeylere dikkat ederek taş oluşum riski en aza indirilebilir:

  • Günde yaklaşık 2 litre idrar çıkaracak kadar sıvı alınmalıdır (önemli kısmı su olarak).
  • Taşların büyük kısmı kalsiyum içerikli olduğundan önceleri kalsiyumlu gıdalar yasaklanırken günümüzde kalsiyumun taş oluşumunu önleyici etkisinin bile olduğu saptanmıştır. Ancak çok nadir durumlarda (barsaktan kalsiyum emilimi aşırı olan, çok yüksek dozda kalsiyum tabletleri alan hastalar gibi) kalsiyum, taş oluşum riskini
  • arttırmaktadır.
  • D vitamini takviyeli yiyecekler ve kalsiyum bazlı antasitlerden kaçınılmalıdır.
  • Hayvansal gıdalar aşırı tüketilmemelidir.
  • Diyette tuz kısıtlanmalıdır.

İdrar yolu taşlar tedavi edilmeli midir?

Böbrek havuzcuğunda (pelvis) yerleşik taşlar mutlaka tedavi edilmelidir. Aksi takdirde böbrekte fonksiyon bozukluğuna ve iltihaba yol açabilmektedirler.

Eğer böbreğin içindeki kaliks adı verilen ceplerin içinde bir taş var ise ve belirgin bir yakınmaya sebep olmuyor ise, belirli aralıklarla izlem yeterli olabilir. Fakat kaliks taşları bulundukları yerde zamanla büyürse veya hareket edip üreter kanalına girer ise ağn, kanama, iltihap gibi ciddi sorunlar ortaya çıkabilir. Bu tür kalis taşları tedavi edilmelidir.

Medikal Tedavi

5 mm’ye kadar olan taşların büyük çoğunluğu verilen ağrı kesici, antispazmodik ilaç tedavisi ve bol sıvı alımı ile düşürülebilir. Taşın boyutu büyüdükçe müdahalesiz düşürme olasılığı azalır.

ESWL (Vücut dışından şok dalgaları ile taş kırma)

Böbrek taşlarının tedavisinde en sık kullanılan yöntemdir. Vücut dışında oluşturulan şok dalgalan taş üzerine odaklanarak tedavi sırasında taş küçük parçalara bölünür. Daha sonra bu parçaların idrarla atılması beklenir.

İşlem sırasında duyulan ağrıyı azaltmak için çoğunlukla sakinleştirici ilaç kullanılması veya hafif bir anestezi verilmesi gerekebilir. ESWL sonrası taş parçacıklarının dökülmesi günler hatta bazen haftalar sürebilir. Bu süreçte hastalar ağrı hissedebilir ve idrar yolu iltihabı gelişebilir.

Çok ender de olsa üreter kanalında kumlar birikerek dökülmesinde gecikme olabilir (kum yolu, tas yolu) ve bu durum ek tedavi gerektirebilir.

Üretoroskopi

Üreter kanalı içerisindeki taşlar düşmezse veya ESWL ile kırılamazsa idrar yolundan üreteroskop denilen aletler yardımıyla girilerek tedavi edilebilirler. Üreteroskoplar 2.5-3 mm çapında, uzunlukları boyunca bir çalışma kanalı ve görüntüyü sağlayan bir mercek bulunan cihazlardır.

Rijid yani sert üreteroskoplar ile diş idrar yolu ve mesane geçilip üreter içine girilerek taşlar Holmium lazer veya pnömatik taş kırıcı ile kırılarak tedavi edilir. Bu üreteroskoplar ile alt ve orta üreterdeki taşlar tedavi edilebilirler.

Fleksibl yani kıvrılabilen üreteroskoplar ise uçlan çeşitli yönlerde ve açılarda döndürülebildiğinden hem üst üreterdeki, hem de böbrek içinde havuzcuk ve kalis adi verilen ceplerdeki taşların tedavisinde kullanılırlar.

Üretereroskopik taş tedavisi sonrası hastalar aynı gün veya bir gün sonra evlerine taburcu edilirler.

Источник: http://akademihastanesi.com.tr/uriner-sistem-tas-hastaligi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.