Ürolojik Hastalıklar ile İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar

içerik

Parkinson hastalığı ile ilgili doğru bilinen yanlışlar

Ürolojik Hastalıklar ile İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar

Parkinson hastalığı beyinde “dopamin” üreten nöronların kaybedilmesi ve buna bağlı olarak bu maddenin azalması ile ortaya çıkan bir hastalık.

Toplumdaki hastaların tamamına yakınında gördüğümüz ve “idiyopatik Parkinson Hastalığı” adını verdiğimiz klasik Parkinson hastalığından korunmak için herhangi bir diyet, yaşam tarzı veya egzersiz programı maalesef ki mevcut değil.

Hastalık tablosu çok nadir olan ailesel durumlar dışında 65 yaş üzerine binde üç oranında herhangi birimizde de görülebilir.

Parkinson nedir? Nedenleri, belirtileri, tedavisi ve hastalara öneriler

Toplumda daha çok ileri yaş hastalığı olarak bilinse de Parkinson gençlerde hatta çocuklarda da görülebiliyor.

40 yaş altı kişilerde görülen Parkinson hastalığına “Genç Yaşta Görülen Parkinson Hastalığı (GYGPH) deniliyor. Bu gruptaki hastalarda daha çok genetiğin rolü fazladır.

Bu nedenle ailesinde GYGPH bulunan bireyler, eğer hasta olmuş kişi genetik problem taşıyorsa, kalıtsal risk altındalar demektir.

Her el titremesi Parkinson hastalığının belirtisidir

Parkinson hastalığının belirtileri arasında el titremesi de vardır. Ancak her eli titreyen kişiye Parkinson demek doğru değildir. Parkinson hastalığındaki titremeler daha çok hasta istirahatteyken, kollarını koltuk kenarına koyduğunda görülen titremelerdir. Bu titremeleri olan hastalara kollarını kaldırın dediğimizde titremeleri durur.

Özellikle yaşı ileri hastalarda; vücudun bir tarafında daha ön planda olmak üzere ellerde ‘para sayar’ tarzda titreme, hareketlerde yavaşlama, kolların vücut salınımına iştirak etmemesi ve vücuda yapışık olarak yürünmesi, bakışlarda donuklaşma ve yüz mimiklerinde azalma ile birlikte ‘maske yüz’ diye ifade edilebilen yüz hali, küçük adımlarla ve öne eğilerek yürüme bu hastalığın başlangıç safhasında olunabileceğini düşündürmeli ve hastalar bir nöroloji uzmanına başvurmalılar.

Parkinson hastalığı ve beslenme! Hastalara öneriler ve uyarılar

Beyin pilleri ileri yaştaki hastalara uygulanamaz

Bu ameliyatlarda yaş tek başına belirleyici bir unsur değildir. Beyninin anatomik yapısı ve zihinsel fonksiyonları normal olan 80 yaşındaki bir hastaya da beyin pili uygulanabilir. Ancak yapılan çalışmalar, yaşı göreceli olarak genç hastaların ameliyattan yarar görme şanslarının daha fazla olduğunu ortaya koymaktadır.

Beyin pili ameliyatı sonrası çocuk sahibi olmak imkansızdır

Genç hastalara da beyin pili tedavisi uygulanabiliyor. Bu grup hastalarda özellikle yüksek doz dopamin kullanımına ihtiyaç varsa, kısa sürede yoğun ilaç yan etkileriyle karşılaşabiliyorlar. Yani hastada istem dışı hareketler görülebiliyor.

Beyin pili uygulaması; ilacın verdiği yarara benzer etki yaptığından, hastaların kullandıkları ilaç dozlarının önemli derecede azalmasını sağlıyor ve uzun dönemde ilaç yan etkilerinin görülme riskini de azaltıyor. Bu şekilde ameliyat edilen ve sağlığına kavuşan hastalar sıkı bir takip ile çocuk sahibi olabilir.

Beyin pili takıldıktan sonra ileride hastaya başka bir tedavi uygulanamaz

Beyin pilinin avantajı; kontrol edilebilir, programlanır ve ayarlatılabilir bir tedavi yöntemi olması.

Gereğinde elektrik ayarlarını değiştirmemiz ya da azaltmamız, pili kapatmamız ya da çıkartmamız, yani başka bir deyişle kalıcı bir etki/hasar bırakmadan hastanın ameliyat öncesindeki haline geri dönebilmemiz söz konusu olabiliyor.

Bu nedenle önümüzdeki yıllarda Parkinson hastalığında bu tedaviye üstün bir başka tedavi yöntemi geliştirilebilirse beyin pili ameliyatı olmuş hastalarda her türlü yeni tedavi uygulanabilir.

Parkinson hastalığının belirtileri ve tedavisi

Beyin pil ameliyatı sırasında hasta acı çeker

Ameliyat esnasında amacımız hastalıktan sorumlu hücreleri ve etrafındaki anatomik oluşumların yerini bulmak. Bunun için de ameliyatı, hastayı uyanık tutarak, konuşa konuşa yapıyoruz. Çok düşük akımlı uyaranlara hastaların verdikleri cevapları gözlemleyebiliyoruz.

Bu sayede hastanın tepkilerini ölçerek sorunlu bölgeye ulaşmamız daha kolay oluyor.

Bu bölümde hasta hiç acı hissetmiyor aksine sohbet ederek hastanın daha rahat olması sağlanıyor ve uyanık ameliyat edilen hasta da hissettiklerini doktoru ile paylaşıp ameliyatın başarısına katkıda bulunabiliyor.

Ameliyat sonrası hastalar hemen ertesi gün normal yaşantılarına dönebiliyor, tüm işlerini yapabiliyor. Ancak enfeksiyon gibi nedenlerden dolayı yine de kafada yer alan yara yerlerinin iyileşmesi bekleniyor. Sonrasında ise hastaların spor yapmasında herhangi bir sakınca yok. Ancak kafa travmasına neden olabilecek futbol, karate, boks gibi sporların yapılması önerilmiyor.

Beyin pili takılı hastalar tıbbi görüntüleme yöntemlerinden yararlanamaz

Pil takılı hastaların pil ayarlarını değiştirebileceğinden ve hastalar zarar görebileceklerinden çok mecbur kalmadıkça MR çektirmemeli.

Bunun dışında hastalar tomografi, röntgen, ultrasonografi gibi görüntüleme tekniklerinden faydalanabilir.

Ancak yine de MR çektirmek gerekir ise hastayı takip eden doktoru tarafından hastanın pili kapatılıp MR cihazının etki gücü ayarlanarak beyin MR çekimin yapılması ve hastanın takibinin yapılması mümkündür.

Beyin pili aniden bitebilir

Hastalara takılan pilin ömrü 4-7 yıl. Ancak verilen elektrik akımına bağlı olarak hastadan hastaya bu süre değişebiliyor. Eğer daha yüksek seviyede elektrik akımı kullanıyorsa pilin daha erken bitme ihtimali de var.

4-6 aylık periyodlar ile hastayı takip ettiğimizden pilin ömrünü de takip edebiliyoruz. Hastalar düzenli kontrollere geldiği sürece pil ömrünün sonuna yaklaştığında cihazın bataryası bitmeden değiştirilmesi mümkün.

Bu işlem sırasında ayrıca bir beyin ameliyatına ihtiyaç olmaksızın yarım saatlik bir ameliyatla göğüsteki pil değiştirilebiliyor.

Parkinson hastalığı tedavisinde beyin pili nasıl uygulanır

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/parkinson-hastaligi-ile-ilgili-dogru-bilinen-yanlislar/

Griple ilgili doğru bilinen yanlışlar!

Ürolojik Hastalıklar ile İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar

Grip ile ilgili doğru sanılan yanlışlar konusunda açıklamalarda bulunan Dr. Nafiz Karagözoğlu, “Hepimiz her şeye “grip” demeye alışmışız. Belki toplum içinde birbirimize koyduğumuz tanıların “En Yanlışıdır” Grip hastalığı. Severiz konu komşuya hastalık tanısı koymayı hatta tedavi vermeyi. Çoğu kez reçetesiz olsa da bambaşka bir tadı vardır kesilen ahkamın” dedi.

NEDEN GRİP’LE NEZLE-SOĞUK ALGINLIĞI FARKLIDIR?

Dr. Nafiz Karagözoğlu, açıklamasında şunları kaydetti:

“Bu hastalıkların bedenimizde ortaya çıkaran Mikroplar farklıdır. Virüs dediğimiz mikroplarla hastalık ortaya çıkar. “GRİP” Influenza A, Influenza B ve Influenza C virüslerinin neden olduğu viral bir enfeksiyon hastalığıdır. Nezle-Soğuk Algınlığı hastalığını da başka virüsler yapar. Yani her burun akıntısı Grip değildir.

GRİP OLDUĞUMUZU NASIL ANLARIZ?

38-39 C ateşiniz olur. Vücudunuzda yaygın ağrı, yorgunluk ve kırgınlık olur. “Dayak yemiş gibiyim” der bazen hastalar. “Daha önce dayak yediniz mi? Diye sormasak da Ruhsal olarak nasıl bir durum yarattığını anlayabiliriz. (Sırt, kol, bacaklarda olmak üzere). Genelde kuru öksürük, bazen burun tıkanıklığı , hapşırma ve boğaz ağrısı,üşüme, titreme, terleme olur.

GRİP NASIL BULAŞIR ?

Hayati risk doğurabilecek kadar önemli bir hastalığın bulaşmasının yollarını bilip korunmamız gerekir. En sık “Damlacık Enfeksiyonu yoluyla” ve “Tokalaşma” ile bulaşır. Yakın konuşma, öpüşme, kalabalık ortamlarda bulunma yoluyla da bulaşır.

Toplumumuzda en sık kullanılan selam-samimiyet-tanışma hareketi tokalaşmadır. Hasta kişilerin çeşitli şekillerde eline bulaşan virüsler tokalaşma yoluyla hızla yayılabilir. Eğer elimizi yıkamazsak.

Elimizin değdiği her yerde hastalık yayılmaya devam edebilir.

“DAMLACIK ENFEKSİYONU YOLUYLA BULAŞMA” NE DEMEKTİR?

Özellikle ağız içi ve üst solunum yollarında bulunan bakteriler ve virüsler dediğimiz mikroplar nefes alıp verme, öksürük, hapşırma sırasında tükrüğümüze bulaşık olarak dışarı çıkar.

Ortam havasına, insanların solunum yolarına, cildine kıyafet ve eşyalarına bulaşabilir. Oradan da diğer insanlar hastalık kapabilir. Bu da özellikle “GRİP” gibi hastalıklarda yayılmayı arttırabilir.

Özellikle toplu yerlerde yada yüzünüze hapşırırken ortaya çıkan bu durum “tokalaşmak” kadar virüsü yayabilir.

HASTA KİŞİYLE TEMASTAN KAÇ GÜN SONRA BİZDE DE GRİP BAŞLAYABİLİR?

GRİP virüsünün Kuluçka Süresi diye tarif edilen hastalık öncesi dönem 2-3 gündür. Ayrıca bağışıklık sistemimiz, başka hastalıklarımız, stres, beslenme durumumuz gibi kişisel özellikler bu süreyi değiştirebilir.

HASTALIK BAŞLADI MI GRİP NE KADAR SÜRER?

“İlaçla 7 günde, yatarak bir haftada” tabiri gerçeğe çok yakındır. Öncelikle Virüslere karşı yüzde 100 başarılı bir Anti Viral ilaç hali hazırda yoktur. Dolayısı ile hastalarımıza ilaçla yüzde 100 iyilik hali garanti edilemeyen hastalıklardır Viral Hastalıklar. En önemli tedavi istirahat ve bol su içimi, düzenli beslenmedir.

HANGİ DURUMLARDA GRİP GEÇİRİRKEN ACİL KLİNİKLERİNE BAŞVURMALIYIZ?

-39 dereceyi geçen ateşiniz var ise ve 48 saate her ne yaptıysanız düşmüyor ise,

-Grip hastalığını takiben nefes darlığınız var ve kısa kısa nefes alıyorsanız hemen bir hastane aciline başvurunuz veya 112 ye haber veriniz.

-Gripten sonra şiddetli ve geçmeyen baş ağrısı varsa veya bilinç bulanıklığınız var ise bir hastane aciline başvurunuz veya 112 ye haber veriniz.

-3 aydan büyük bebeklerde grip var ve yüksek ateş var ise (Havale geçirme riski 3 aydan büyük bebeklerde ateşolduğunda son derece yüksektir.) hemen bir hastane aciline başvurunuz veya 112 ye haber veriniz.

Ayrıca, yutkunurken zorlanma ve ağrı, göğüs, kulak ve sinüzit bölgenizde ağrınız var ve balgamlı öksürük var ise, dudaklarda-parmak uçlarında morarma-nefes darlığı-genel durum bozukluğu varsa mutlaka doktor başvurusu yapınız.

GRİP HASTALIĞINDA HAYATİ TEHDİDİN SEBEBİ NEDİR?

Özellikle Akciğerlerde ortaya çıkan enfeksiyon çok önemlidir. Zatüree veya Pnömoni denilen bu hastalık bazen sadece virüslerle, bazen de hem virüs hem de bakterilerle ortaya çıkabilir. Özellikle solunum yetmezliğine kadar gidebilen ilerlemiş durumlar söz konusu olabilir. Bu nedenle bu açıdan dikkatli olmak gerekir.

GRİP HASTALIĞINDAN NASIL KORUNALIM?

Sağlamsak; Öncelikle sakınmak gerekir. Hasta olduğu bilinen insanlarla temastan sakınalım. Hastane veya hasta ziyaretlerinde mümkünse ağzı ve burunu kapatabilen maskeler kullanalım. .

Ellerimizi bol su ve sabun kullanarak yıkayalım. Uykumuza ve beslenmemize dikkat edelim. Mevsim sebze ve meyvelerinden yiyelim. Aşı ile ilgili doktorlarımızın önerilerini dinleyelim.

Aşı yaptırmamız gerekiyorsa sakınalım.

Hastaysak; Aksırırken ve öksürürken ağzımızı kapatmalıyız. Bol su ve sabunla ellerimizi ve yüzümüzü yıkayalım. Verilen ilaçlar olursa düzenli alalım. Hasta olduğumuzu yakınlarımıza söyleyelim. Kişisel korunma tedbirlerinin tam alınmasınısağlayalım. İstirahat edelim. İşyerine giderek diğer sağlam insanlara hastalığı bulaştırmayalım.

GRİP HASTALIĞI HANGİ YAŞLARDA DAHA ZOR GEÇER?

6 ile 23 ay arası bebekler, İleri yaşta olanlar (65 üstü…) hastalık açısından daha büyük riskler taşırlar. Hastalığın bu yaşlarda başlaması kolay, geçmesi zordur. Ayrıca zatüree ve solunum yetmezliği açısından bu yaş grupları daha risklidir.

Alerjisi olanlar GRİP hastalığına daha kolay yakalanır mı?

HAYIR… Yapılan çalışmalar alerji öyküsü olanların diğer insanlarla eşit riske sahip olduklarını göstermiştir.

KİMLER GRİP AÇISINDAN RİSKLER TAŞIYOR?

Kalabalık ortamlarda bulunanlar yüksek risk altındadır.

Yuvaya giden çocuklar, ilkokul öğrencileri, yaşlı ve bakım evi kalanlar ve çalışanlar, ileri yaştaki insanlar, kalp ve hipertansiyon hastaları, kronik akciğer hastalığı olanlar, hastanelerde sağlık personeli, Diyabeti olanlar (Şeker hastalığı), böbrek hastalığı olanlar, “Hemoglobinopatiler” denilen kan hastalığı grubundakiler, vücut bağışıklık sisteminde zayıflık yaratan hastalığı bulunanlar (İmmünolojik hastalıklar) GRİP geçirirken solunum yetmezliği ve ölüm açısından yüksek riskli gruplardır.

“BANA BİR GRİP İLACI VERİR MİSİNİZ?”

Hayır. Grip hastalığının tanısının konduktan sonra tedavisi ancak doktor önerisiyle olur. Bunun içinde önce muayene ve gerektiğinde tetkiklerin yapılması gereklidir.

GRİP ilacı diye satın alıp kullandığınız günlük ilaçlar Grip hastalığını iyileştirmez. GRİP hastalığında ortaya çıkan şikayetleri hafifletebilir. Anti-Viral ilaçlar GRİP hastalığının tedavisinde kullanılabilir.

Ancak %100 iyilik hali beklentisi ile kullanılmaz. Her bedende cevap ayrı gelişebilir.

GERÇEK ANTİ VİRAL İLAÇLAR HANGİLERİDİR?

Bilimsel isimleri amantadin, rimantadin, zanamivir, oseltamivir dir. İlk iki günde başlamak kaydıyla etkili olabilen ilaçlardır. Potansiyel etkisi herkeste aynı şekilde tam ve güvenilir değildir. Virüsler bu ilaçlara karşı çok çabuk direnç geliştirebilmektedirler.

GRİP İLACI DİYE GÜNLÜK HAYATTA BİLDİĞİMİZ İLAÇLARI NASIL KULLANMALIYIZ?

Nezle-Soğuk algınlığına “GRİP olduk.” Diyip Eczanelere ilaç için girmek doğru bir uygulama değildir. Özellikle GRİP ilacı denilerek ilaç almayalım. Doktorunuz tarafından bir ilaç önerilmediyse ilaç kullanmak anlamlı değildir. Buna rağmen bu gibi ilaçları kullanmak istiyorsanız. Mutlaka Doktorunuza siz danışın. Çünkü bu tip ilaçlar hiçte masum değildir.

GRİP İLACI DİYE BİLİNEN İLAÇLARI KİMLER DİKKATLİ KULLANMALI?

Hipertansiyon, ciddi kalp damar hastalığı bulunanlar, tiroid bezinin fazla çalışması, diyabet, astım bronşit, glokom, amfizem, kronik akciğer hastalığı, böbrek ve karaciğer fonksiyon bozuklukları, prostat büyümesine bağlı idrar tutukluğu gibi durumlarda dikkatli kullanılmalıdır.

KARACİĞER YETMEZLİĞİ OLANLAR GRİP İLACI DİYE BİLİNEN İLAÇLARI KULLANIRKEN NELERE DİKKAT ETMELİ?

Karaciğer yetmezliği tanısı konulmuş olan hastalar bu tip ilaçları doktor bilgi ile kullanmalıdır. Karaciğerin çalışmaları bozulabilir.

12-48 saat içinde karaciğer enzimleri yükselebilir ve protrombin zamanı uzayabilir, ancak yan etkiler dozun alınmasından 1-6 gün sonrasına kadar görülmeyebilir.

Kronik alkoliklerde, tedavi edici dozlardan sonra ağır karaciğer hasarı ortaya çıkabilir. Günlük toplam doz 2 gramın altında tutulmalıdır.

GRİP İLACI OLARAK BİLİNEN İLAÇLARIN BAŞKA YAN ETKİSİ VAR MI?

İçerdikleri “Klorfeniramin maleat” maddesi dikkati azaltıp, uykuya meyili arttırabilir. Dikkat gerektiren makinelerde çalışanlarda, tehli ve/veya yüksek yerlerde çalışanlarda veya vasıta kullananlarda kazaya neden olabilir. Bu tip ilaç alanlar bu nedenle çok dikkatli olmalıdırlar.”

KAYNAK: İHA

Источник: http://www.haber7.com/saglik/haber/1330195-griple-ilgili-dogru-bilinen-yanlislar

Diş hastalıkları ile ilgili doğru bilinen yanlışlar

Ürolojik Hastalıklar ile İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar
Diş hastalıkları ile ilgili doğru bilinen yanlışlar

Diş Hekimi Dt. Aslı Tapan, “21-27 Kasım Ağız ve Diş Sağlığı Haftası” öncesi, diş hastalıkları ile ilgili yaygın ancak yanlış inanışlar hakkında bilgi verdi.

Ağız ve diş bakımının doğru yapılması, sağlıklı bir yaşamın önemli kuralları arasında yer alıyor.

Çocukların diş sağlığından, diş fırçalamaya; beslenmeden, ağız kokusuna kadar birçok konuda doğru bilinen yanlışlar dişlerin kaybına neden olabiliyor.

Memorial Şişli Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Bölümü'nden Dt. Aslı Tapan, diş hastalıkları ile ilgili yaygın ancak yanlış inanışlar hakkında bilgi verdi.

İşte diş hastalıkları ile ilgili doğru bilinen yanlışlar:

Elektrikli diş fırçaları hem diş eti çekilmesini artırır hem de dişleri aşındırır

Elektrikli diş fırçaları bilinenin aksine çok kapsamlı bir temizlik sağlamaktadır.

Bu fırçalar ile yapılan etkin temizlik sayesinde zamandan da tasarruf sağlanmaktadır. Ağız ve diş sağlığı için dişleri fırçalamanın yanında ara yüz temizlik araçlarını da etkin kullanmak önemlidir.

Sarımsak, karanfil, kolonya diş ağrısına iyi gelir

Hastaların sarımsak, karanfil ya da kolonya yardımıyla diş ağrılarını dindirme çabası, psikolojik olarak rahatlama hissi verebilmektedir.

Bu işlemler sırasında oluşan asidik etkiden dolayı yumuşak dokuda daha büyük sorunlar ortaya çıkabilmektedir.

Yumuşak dokuda oluşacak hasarlar, kolay bir işlemle rahatlayabilecek olan hastanın daha zor ve karmaşık işlemlerle karşı karşıya kalmasına neden olabilmektedir. Yaşanan diş ağrılarında bir doktora gitmek en doğru yaklaşımdır

.

Diş etlerimin kanaması dişlerimi iyileştirir

Diş etlerinin kanayarak kendini iyileştirdiği kanısı toplumda azımsanamayacak kadar fazladır. Hatta fırçalama sırasında fazla baskı yaparak diş etlerini kanatmak isteyen kişilerde vardır.

Diş etlerini kanaması günlük bakım sırasında istenmeyen bir durumdur ve diş kaybına neden olabilmektedir.

Günlük bakım sırasında diş etlerinin kanaması ciddi sorunların habercisi olabileceği için vakit kaybetmeden doktora başvurmak en sağlıklı yoldur.

Hamilelikte nasılsa kalsiyum kaybı yaşayacağım için dişlerim zarar görecek

Anne adaylarını en sık düştüğü hatalardan biri; hamilelik sırasında kalsiyum kaybı yaşayacakları için dişlerinin zarar göreceği inancıdır.

Doğru ve dengeli beslenme ile hamilelik sürecinde iyi bakım, dişlerin korunması için yeterlidir.

Dişler hiçbir zarar görmeden hamilelik süreci tamamlanabileceği gibi, bu dönemde yaşanan sorunlar için diş doktoruna gitmenin de herhangi bir sakıncası bulunmamaktadır.

İmplant yaptırdım, artık dişlerim çürümez bakım yapmama gerek yok

İmplantların ömrü 30 seneye kadar ulaştığı vakalar görülmektedir. İmplantın başarısı için 5-10 senelik kriterleri göz önünde bulundurmak gerekmektedir.

Nasıl olsa çürümez yaklaşımıyla ihmal etmek yerine, tam tersi çok iyi bakım yapılmalıdır. İyi bakılmayan implant bölgesinde ortaya çıkan enfeksiyon implantın kaybedilmesine neden olabilmektedir.

İmplantın başarısını iyi ağız bakımı ve hastanın alışkanlıkları %100 etkileyecektir.

Çocuğumun süt dişleri nasılsa dökülecek doktora gitmeme gerek yok

Hem doktorla tanıştırmak hem de ilerde ortaya çıkabilecek ağız ve diş sağlığı sorunlarına engel olmak için çocukların 2-3 yaşından itibaren diş doktoruna gitmesi önemlidir. Ebeveynleri bilinçlendirerek ağız ve diş sağlığıyla ilgili sorunların bu dönemde planlanması gerekir.

Birçok aile çocukların süt dişlerinin nasılsa döküleceğini söyleyerek kanal tedavisi ya da dolgu işlemine karşı çıkmaktadır.

Çocuğun süt dişleri ağızda yer tutucu görevi görmektedir.

Süt dişlerinin erken kaybı dişlerin çapraşık gelişmesine neden olabileceği için bu dişlerin gerek kanal tedavisi gerekse dolgu işlemleriyle sonuna kadar korunması önemlidir.

Çocuğumun çapraşık dişlerini ergenlik döneminde düzeltiriz

Çocuklarda görülen çapraşıklık erken ortodonti ile 7 yaşından itibaren düzeltilebilmektedir. Bu sayede ileri yaşlarda yaşanabilecek çok daha uzun süreli tedavilerin önüne geçilebilmektedir.

Çocuklarda ilk azı dişi çıktığında bir ortodontistten görüş almak ileride yaşanacak büyük sıkıntıları engelleyebilmektedir.

Diş taşlarını temizletirsem hassaslaşan dişlerim zarar görür

Hastaların birçoğu diş taşı temizliğine dişlerin hassaslaşacağı ve daha çok renkleneceği gerekçesiyle karşı çıkmaktadır. Temizlenmeyen diş taşları oluşacak diş eti problemini tetikleyecek ve ileride tedavisi daha komp0 bir problem ile hastayı karşı karşıya bırakacaktır. Diş taşı temizliğinin ağız ve diş sağlığındaki önemi tartışılamaz.

Dişlerimi piyasada satılan ürünlerle beyazlatabilirim, doktora gitmeye gerek yok

Piyasada satılan ürünlerle dişleri beyazlatmak kontrolsüz bir işlemdir. Diş etlerinde çekilme ya da diş minesindeki derin çatlaklar kişide hassasiyet sorunları yaratabilmektedir. Diş beyazlatma işlemini doktor kontrolünde ve kişiye uygun ürünlerin seçimi ile daha sağlıklı yapılabileceği tartışılmazdır.

Ağız kokusu herkeste olur tedaviyle geçmez

Ağız kokusu, önemli bir problem olup ağız ve diler ile beraber bir çok sebepten kaynaklı olabilir. Önemli olan ağız ve diş kaynaklı sebebi ortadan kaldırmak. Eğer geçmiyorsa diğer etkenlere yönelmektir.

Ağız ve diş sağlığı ile ilgili etkenler arasında diş çürükleri, gözden kaçan diş eti hastalıkları, kötü protezler, ağızdaki hijyenik olmayan restorasyonlar sayılabilir.

Ağız kokusu etken ortadan kalkmadığı sürece kaybolmaz.

Son Güncelleme: 18.11.2016 13:41

Источник: https://www.kibrismanset.com/faydali-bilgiler/dis-hastaliklari-ile-ilgili-dogru-bilinen-yanlislar-h161971.html

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть