Ürolojik Hastalıklar ile İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar

içerik

Parkinson hastalığı ile ilgili doğru bilinen yanlışlar

Ürolojik Hastalıklar ile İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar

Parkinson hastalığı beyinde “dopamin” üreten nöronların kaybedilmesi ve buna bağlı olarak bu maddenin azalması ile ortaya çıkan bir hastalık.

Toplumdaki hastaların tamamına yakınında gördüğümüz ve “idiyopatik Parkinson Hastalığı” adını verdiğimiz klasik Parkinson hastalığından korunmak için herhangi bir diyet, yaşam tarzı veya egzersiz programı maalesef ki mevcut değil.

Hastalık tablosu çok nadir olan ailesel durumlar dışında 65 yaş üzerine binde üç oranında herhangi birimizde de görülebilir.

Parkinson nedir? Nedenleri, belirtileri, tedavisi ve hastalara öneriler

Toplumda daha çok ileri yaş hastalığı olarak bilinse de Parkinson gençlerde hatta çocuklarda da görülebiliyor.

40 yaş altı kişilerde görülen Parkinson hastalığına “Genç Yaşta Görülen Parkinson Hastalığı (GYGPH) deniliyor. Bu gruptaki hastalarda daha çok genetiğin rolü fazladır.

Bu nedenle ailesinde GYGPH bulunan bireyler, eğer hasta olmuş kişi genetik problem taşıyorsa, kalıtsal risk altındalar demektir.

Her el titremesi Parkinson hastalığının belirtisidir

Parkinson hastalığının belirtileri arasında el titremesi de vardır. Ancak her eli titreyen kişiye Parkinson demek doğru değildir. Parkinson hastalığındaki titremeler daha çok hasta istirahatteyken, kollarını koltuk kenarına koyduğunda görülen titremelerdir. Bu titremeleri olan hastalara kollarını kaldırın dediğimizde titremeleri durur.

Özellikle yaşı ileri hastalarda; vücudun bir tarafında daha ön planda olmak üzere ellerde ‘para sayar’ tarzda titreme, hareketlerde yavaşlama, kolların vücut salınımına iştirak etmemesi ve vücuda yapışık olarak yürünmesi, bakışlarda donuklaşma ve yüz mimiklerinde azalma ile birlikte ‘maske yüz’ diye ifade edilebilen yüz hali, küçük adımlarla ve öne eğilerek yürüme bu hastalığın başlangıç safhasında olunabileceğini düşündürmeli ve hastalar bir nöroloji uzmanına başvurmalılar.

Parkinson hastalığı ve beslenme! Hastalara öneriler ve uyarılar

Beyin pilleri ileri yaştaki hastalara uygulanamaz

Bu ameliyatlarda yaş tek başına belirleyici bir unsur değildir. Beyninin anatomik yapısı ve zihinsel fonksiyonları normal olan 80 yaşındaki bir hastaya da beyin pili uygulanabilir. Ancak yapılan çalışmalar, yaşı göreceli olarak genç hastaların ameliyattan yarar görme şanslarının daha fazla olduğunu ortaya koymaktadır.

Beyin pili ameliyatı sonrası çocuk sahibi olmak imkansızdır

Genç hastalara da beyin pili tedavisi uygulanabiliyor. Bu grup hastalarda özellikle yüksek doz dopamin kullanımına ihtiyaç varsa, kısa sürede yoğun ilaç yan etkileriyle karşılaşabiliyorlar. Yani hastada istem dışı hareketler görülebiliyor.

Beyin pili uygulaması; ilacın verdiği yarara benzer etki yaptığından, hastaların kullandıkları ilaç dozlarının önemli derecede azalmasını sağlıyor ve uzun dönemde ilaç yan etkilerinin görülme riskini de azaltıyor. Bu şekilde ameliyat edilen ve sağlığına kavuşan hastalar sıkı bir takip ile çocuk sahibi olabilir.

Beyin pili takıldıktan sonra ileride hastaya başka bir tedavi uygulanamaz

Beyin pilinin avantajı; kontrol edilebilir, programlanır ve ayarlatılabilir bir tedavi yöntemi olması.

Gereğinde elektrik ayarlarını değiştirmemiz ya da azaltmamız, pili kapatmamız ya da çıkartmamız, yani başka bir deyişle kalıcı bir etki/hasar bırakmadan hastanın ameliyat öncesindeki haline geri dönebilmemiz söz konusu olabiliyor.

Bu nedenle önümüzdeki yıllarda Parkinson hastalığında bu tedaviye üstün bir başka tedavi yöntemi geliştirilebilirse beyin pili ameliyatı olmuş hastalarda her türlü yeni tedavi uygulanabilir.

Parkinson hastalığının belirtileri ve tedavisi

Beyin pil ameliyatı sırasında hasta acı çeker

Ameliyat esnasında amacımız hastalıktan sorumlu hücreleri ve etrafındaki anatomik oluşumların yerini bulmak. Bunun için de ameliyatı, hastayı uyanık tutarak, konuşa konuşa yapıyoruz. Çok düşük akımlı uyaranlara hastaların verdikleri cevapları gözlemleyebiliyoruz.

Bu sayede hastanın tepkilerini ölçerek sorunlu bölgeye ulaşmamız daha kolay oluyor.

Bu bölümde hasta hiç acı hissetmiyor aksine sohbet ederek hastanın daha rahat olması sağlanıyor ve uyanık ameliyat edilen hasta da hissettiklerini doktoru ile paylaşıp ameliyatın başarısına katkıda bulunabiliyor.

Ameliyat sonrası hastalar hemen ertesi gün normal yaşantılarına dönebiliyor, tüm işlerini yapabiliyor. Ancak enfeksiyon gibi nedenlerden dolayı yine de kafada yer alan yara yerlerinin iyileşmesi bekleniyor. Sonrasında ise hastaların spor yapmasında herhangi bir sakınca yok. Ancak kafa travmasına neden olabilecek futbol, karate, boks gibi sporların yapılması önerilmiyor.

Beyin pili takılı hastalar tıbbi görüntüleme yöntemlerinden yararlanamaz

Pil takılı hastaların pil ayarlarını değiştirebileceğinden ve hastalar zarar görebileceklerinden çok mecbur kalmadıkça MR çektirmemeli.

Bunun dışında hastalar tomografi, röntgen, ultrasonografi gibi görüntüleme tekniklerinden faydalanabilir.

Ancak yine de MR çektirmek gerekir ise hastayı takip eden doktoru tarafından hastanın pili kapatılıp MR cihazının etki gücü ayarlanarak beyin MR çekimin yapılması ve hastanın takibinin yapılması mümkündür.

Beyin pili aniden bitebilir

Hastalara takılan pilin ömrü 4-7 yıl. Ancak verilen elektrik akımına bağlı olarak hastadan hastaya bu süre değişebiliyor. Eğer daha yüksek seviyede elektrik akımı kullanıyorsa pilin daha erken bitme ihtimali de var.

4-6 aylık periyodlar ile hastayı takip ettiğimizden pilin ömrünü de takip edebiliyoruz. Hastalar düzenli kontrollere geldiği sürece pil ömrünün sonuna yaklaştığında cihazın bataryası bitmeden değiştirilmesi mümkün.

Bu işlem sırasında ayrıca bir beyin ameliyatına ihtiyaç olmaksızın yarım saatlik bir ameliyatla göğüsteki pil değiştirilebiliyor.

Parkinson hastalığı tedavisinde beyin pili nasıl uygulanır

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/parkinson-hastaligi-ile-ilgili-dogru-bilinen-yanlislar/

Diş Hastalıklarında Doğru Bilinen Yanlışlar

Ürolojik Hastalıklar ile İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar
Dt. Aslı TAPAN
Ağız ve Diş Sağlığı
Memorial Şişli Hastanesi

“Dişlerimi karbonatla bastırarak fırçalıyorum ki beyazlasın”

“Diş taşlarımız temizlettim, daha da kötü oldu”

“ Diş ağrısına kolonya iyi geliyor; ben denedim, ağrım geçti”

Diş hastalıklarında halk arasında doğru bilinen yanlışlar diş kayıplarından, diş eti rahatsızlıklarına kadar pek soruna neden oluyor.

Bilinçli yaklaşım, erken tanı ve doğru tedavi ise sağlıklı dişlerin ve güzel gülümsemenin en önemli anahtarı. Memorial Şişli Hastanesi Diş Hastalıkları Bölümü’nden Dt.

Aslı Tapan, 12 Eylül Dünya Ağız ve Diş Sağlığı günü öncesi diş sağlığının korunmasının önemine değinerek, “diş hastalıklarında doğru bilinen yanlışlar” hakkında bilgi verdi.

1.“Dişlerimde önemli bir problem yoksa, diş hekimine gitmeme gerek yok. Nasıl olsa problem olsa hissederim.” (YANLIŞ)

Genelde aksayan diş hekimi kontrolleri erken teşhisi imkansız kılar. Erken tanıyla saptanıp en kolay yolla çözülebilecek diş probleminiz için, daha fazla zaman ve para harcamak zorunda kalabilirsiniz.

2.“Dişlerimi çok sert fırçayla bastıra bastıra, çok uzun süre ve çok sık fırçalıyorum. Ama buna rağmen dişlerim beyazlamıyor, rengi hep aynı.” (YANLIŞ)

Fırçalamadaki amaç, ağız hijyenimizi en iyi seviyede tutup, dişlerimizi en iyi şekilde temizlemektir. Dişleri çok sert fırça, çok sert kuvvetle, çok uzun süreyle fırçalama, mine tabakalarında aşınmaya neden olur.

Dişin alt tabakasının ortaya çıkması, hassaslaşmasına ve daha sarı görünmesine neden olur. Bir diş hekimi yardımıyla belirlenen ağız bakımı yöntemleri ve etkin ürünler saptanarak belirlenmelidir.

Eğer dişlerde kalıcı bir beyazlık arzulanıyorsa, yine diş hekimi kontrolü ile yapılacak uygun beyazlatma yöntemlerini öğrenmek ve uygulamak daha doğru olur.

3.“Dişlerimi karbonat ve tuzla fırçalıyorum; çok beyazladı.” (YANLIŞ)

Bu işlem çok bilinçli bir yaklaşım olmamasının yanı sıra, diş minesinde oluşan çizikler nedeniyle daha fazla renk değişikliği yapabilir.

4.“Yaş açısından çok geç kaldım artık.  Dişlerimdeki çapraşıklıklar artık düzelmez.” (YANLIŞ)

İlerleyen yaşınız kaybedilmiş zaman olmayabilir. Artık her yaşta ortodontik tedavinin mümkün olduğunu söylemek doğru olur.

5.“Diş taşlarımı temizletmek istemiyorum, çünkü diş minelerim çizilir, daha fazla renklenir, daha fazla taş oluşur.” (YANLIŞ)

Diş yüzeyinde oluşan taş ve plak temizlenmediği takdirde, daha yoğun sorunlara yol açar. Diş etlerinizde kanama, hassasiyet, ilerleyen vakalarda sallanma, daha yoğunlaşan periodontal problemlerle beraber dişinizi kaybetmenize neden olabilir. Dolayısıyla, diş yüzeyinde olmaması gerekli taş ve plak uzaklaştırılmalı, diş minesine herhangi bir zarar vermesi önlenmelidir.

6.“Dişlerimi arada bir çamaşır suyu ile fırçalıyorum.” (YANLIŞ)

Diş beyazlatma işlemi, diş hekimi kontrolü altında olursa sağlıklı olur.

7.“Kalıcı olarak dişlerimi beyazlatmak istiyorum. Dişimin minesi eriyip hassaslaşır diye endişeleniyorum.” (YANLIŞ)

Diş hekimi kontrolünde belirlenen yöntemler ve hastanın beklentisine uygun bir ortak çalışma yürütülerek yapılan bilinçli beyazlatmanın hiçbir zararı yoktur.

8.“Ağzımdaki hareketli protezleri çamaşır suyu ve leke çıkarıcı ürünlere koyuyorum, çok temizleniyor.” (YANLIŞ)

Bu tür temizlik malzemeleri, özellikle metal destekli protezlerde, metali korozyona uğratıp protezinizi kırılgan hale getirir ve bozar. Protezinizi en iyi temizleme yöntemi, çok güzel fırçalayıp özel temizleme tabletlerini kullanmaktır.

9.“Diş fırçalarken dişlerim çok kanıyor. Ben de diş etlerim sağlıklı olsun, iltihap boşalsın diye, bastırarak ve kanata kanata fırçalıyorum.” (YANLIŞ)

Kanama, diş eti hastalığının en önemli belirtisidir. Fırçalama esnasında yoğun oluşan kanama, sizi hemen bir diş hekimine götürme sebebidir.

10.“Dişim çok ağrıyordu. Dişin üzerine kolonya, rakı, kesmeyince akü suyu koydum. Ağrım hemen kesildi.” (YANLIŞ)

Bu tür maddeler ağrı kesici ve tedavi edici özelliği bulunmadığından, sıkıntınızı geçirmeyecektir. Diş etlerinizde hasarlara neden olacaktır. Dişteki ağrı ancak mevcut sorun ortadan kaldırıldığında kaybolacaktır.

11.“Dişimi uyuşturmadan çektirdim. Bir kere ağza uyuşturucu madde yapılırsa, tüm dişlerimi kaybederim.” (YANLIŞ)

Diş hekimliğinde kullanılan lokal anestezik maddelerin bağımlılık yapma, diş dökme gibi yan etkileri yoktur.

12.“Çocuğum süt dişlerini nasıl olsa kaybedecek. Dolguya ne gerek var; çekelim gitsin!” (YANLIŞ)

Süt dişleri, alttan gelen daimi dişler için rehberlik görevi üstlenir. Erken yaşta çekimin alttan gelen dişin doğru gelmemesi, oluşabilecek diş çapraşıklıkları, çene kemiği gelişim bozuklukları gibi sıkıntılara yol açar. Tedavilerini önemsemek gerekir.

13.“Hamileliğimde diş tedavisi yaptıramam. Zaten hamilelik bir diş kaybettirir.” (YANLIŞ)

Yeterli ağız bakımının sağlanamaması, tedavi edilmeyen çürük ve diş eti hastalıklarının varlığı, diş kaybettirebilir. Artık diş tedavileri hamileliğin her döneminde yapılabilir. Ancak bu dönemlerde, aciliyet gereken sıkıntıları belirlemek faydalı olur.

14.“Ağrıyan dişin bana faydası olmaz. Kanal tedavisi de, dolgu da tutmaz.” (YANLIŞ)

Her ne olursa olsun, kişinin kendi dişi kadar sağlıklı bir protez, ne estetik, ne de fonksiyon olarak mümkündür. Kendi dişlerimizi sağlıklı bir şekilde korumak önemlidir.

Güncellenme Tarihi: 14 Eylül 2009Yayınlanma Tarihi: 14 Eylül 2009

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/dis-hastaliklarinda-dogru-bilinen-yanlislar/

Alzheimer hastalığı ile ilgili doğru bilinen 10 yanlış!

Ürolojik Hastalıklar ile İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar

Çoğunlukla ileri yaşta ortaya çıkıyor. 65 yaşından itibaren görülme sıklığı yüzde 10 olurken, bu oran 85 yaş üzerinde yüzde 50’lere ulaşıyor. Günümüzde insanların ömrünün giderek uzaması bu hastalıkla daha çok karşılaşılmasına neden oluyor.

Acıbadem Fulya Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Geysu Karlıkaya, Alzheimer’ın bunama (demans) sebeplerinden sadece bir tanesi olduğunu belirtirken, toplumda bu hastalığa karşı doğru bilinen birçok yanlış olduğunu, hastalığa yönelik bilinçlenmenin ise zorlu süreci hafifleteceğini vurguluyor.

Prof. Dr. Geysu Karlıkaya, 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü kapsamında yaptığı açıklamada Alzheimer’ın önlenip önlenemeyeceğine yönelik bilgiler verdi, toplumda Alzheimer ile ilgili doğru bilinen yanlışları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Unutuyorum… Eyvah! Alzheimer hastası oldum… Yanlış!

Doğrusu: Arada bir isim veya eşyaların yerini unutmak veya randevu kaçırmak, daha sonra hatırlamak şartıyla hepimizin başına gelebiliyor.

Alzheimer hastalarında ise sonradan hatırlama kısmı gerçekleşmezken, unutkanlık ilerleyici ve günlük yaşantıyı etkileyecek düzeyde oluyor.

Unutkanlığın yanı sıra kişilik değişikliği, problem çözme becerisinde bozulma, daha önce kazanılmış becerilerin kaybı gibi bulgular da görülebiliyor.

Bunama = Alzheimer hastalığı! Yanlış!

Doğrusu: Demans yani bunamanın onlarca farklı sebebi var. Alzheimer hastalığı sadece en sık görülen demans olma özelliğini taşıyor. Alzheimer hastalığı dışında Parkinson hastalığı vb.

başka hastalıklar, vitamin eksiklikleri, hormonal bozukluklar, enfeksiyonlar veya kanser türleri de bunamaya sebep olabiliyor.

Her hastalığın tedavisi farklı olduğu için de her hastada ayırıcı tanının dikkatle yapılması gerekiyor.

Alzheimer hastalığı yaşlanmanın doğal sonucudur! Yanlış!

Doğrusu: Alzheimer hastalığı yüzde 90 oranında ileri yaşta ortaya çıkıyor. 65 yaşından itibaren görülme sıklığı yüzde 10 iken, bu oran 85 yaş üzerinde yüzde 50’lere ulaşıyor.

Aslında yaşın ilerlemesi ile herkeste birlikte öğrenme kapasitesinde azalma ve hafif unutkanlık olabiliyor. Ancak bu unutkanlık hiçbir zaman günlük yaşantıyı etkileyecek şekilde ilerlemezken, Alzheimer hastalarında ise günlük yaşantıyı etkileyen, hemen hemen sürekli ve ilerleyici bir hafıza kaybı görülüyor.

‘Annem Alzheimer hastası, ben de olacağım!’ Yanlış!

Doğrusu: Alzheimer olgularının yüzde 5’inden daha azı kesin olarak genetik bir geçiş gösteriyor. Bu olgularda bulgular genellikle erken yaşlarda, 40-50 yaş civarında başlıyor.

Yüzde 95 oranındaki olguda ise genlerin etkisi yine görülmekle birlikte daha azalıyor. Örneğin; anne, baba veya kardeşinizde Alzheimer hastalığı 65 yaşından sonra başlamışsa riskiniz, ailesinde Alzheimer hastası olmayan birinden yaklaşık 3 kat daha yüksek oluyor.

Takviye ürünler Alzheimer hastalığını önleyebilir! Yanlış!

Doğrusu: Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Geysu Karlıkaya “Vitamin E, B, C, ginkgo biloba, folat ve selenyum gibi takviye ürünlerin Alzheimer hastalığını önlediğine yönelik herhangi bir bilimsel kanıt yoktur” diyor.

Alzheimer hastalığı bir kan testi ile anlaşılabilir! Yanlış!

Doğrusu: Bazen nadir görülen erken yaşta başlayan ailevi Alzheimer hastalarında kan tetkiki ile genetik inceleme sonucunda kesin tanı konulabiliyor. Bu hastalarda pozitif gen saptanması ileride Alzheimer hastalığı gelişeceği anlamına geliyor.

Nadir görülen erken başlangıçlı genetik geçişli olgular dışında, Alzheimer hastalığının kesin tanısı ancak beyin dokusunun mikroskop altında patolojik olarak incelenmesi sonucunda konulabiliyor.

Alzheimer hastaları sinirli olur ve sakinleştirici ilaç gerekir! Yanlış!

Doğrusu: Onlar odada yokmuş gibi davranılması, hızlı ve karmaşık cümlelerle konuşulması, karar verme yetileri azalmışken yiyecek ve giyecek için çok seçenek sunulması kafa karışıklığı yaşamalarına sebep olabiliyor. Bazı hastalarda sık görülen öfkenin altında genellikle ifade edilemeyen bir sorun yatıyor.

Alzheimer hastasıyla konuşurken, yakınında olun ve göz teması kurun, basit kelimelerden oluşan kısa cümleler kurun, rahatlatıcı sakin bir ses tonuyla konuşun, vücut diline dikkat edin. Ayrıca onlar için kolay giyilecek kıyafet, ayakkabı ve kolay yenebilecek yiyecekler seçin. Bu davranışlar onları rahatlatacaktır.

Alzheimer Hastalığı Önlenebilir. Yanlış!

Doğrusu: Yapılan büyük gruplu çalışmalar; bulmaca çözen, dama oynayan, zihinsel olarak aktif kalan (yeni dil öğrenme, müzik aleti çalmayı öğrenme), sosyal olarak aktif olan (konser ve müze vb.

etkinlikler), düzenli egzersiz yapan, diyabet ve hipertansiyon gibi kronik hastalıklarını kontrol altına alan ve meyve ile sebzeden zengin Akdeniz diyeti ile beslenen kişilerde Alzheimer oranının istatistiksel olarak daha düşük olduğunu ortaya koyuyor.

Ancak tek tek kişi bazında bu aktivitelerin yararı konusunda yeterli veri bulunmuyor. Genel vücut sağlığı için yararlı olan şeylerin, beyin sağlığı için yararlı olduğunu akılda tutacak şekilde bir yaşam tarzının erken yaştan itibaren edinilmesi önemli.

Alzheimer hastalığında tedaviye erken başlanması çok önemli. Yanlış!

Doğrusu: Alzheimer hastalığını tedavi eden veya ilerleyişini durduran bir ilaç halen mevcut değil. İlk bulgular genellikle beyindeki değişikliklerden 20-30 yıl sonra ortaya çıkıyor. Tedavide kullanılan ilaçlar, beyin hücrelerinin birbiri ile iletişimini kolaylaştırmaya yönelik olup, belli sayıda hastada, hastalığın ilerleyişini kısa süre için yavaşlatıyor.

Bu ilaçların beyindeki patoloji veya hastalık süreci üzerine etkisi olmadığı için tedaviye erken veya geç başlanması ile hastalığın uzun süreli seyrinde de değişiklik gözlenmiyor.

Ancak tanının netleştirilmesi, farklı tedaviler gerektiren hastalıkların ayırt edilebilmesi ve yaşam kalitesini arttırmaya yönelik farklı tedaviler uygulanabilmesi için şikayetler fark edildiğinde hekime başvurulmalı.

Alzheimer hastaları etraflarında ne olup bittiğini anlayamaz, bizi tanımadığı için yanında olup olmamamız veya zaten unutacağı için ziyarete gidip gitmememiz çok farketmez. Yanlış!

Doğrusu: Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Geysu Karlıkaya “Alzheimer hastaları kişileri, tarihleri, olayları, az önce yedikleri yemeği hatırlamayabilir, ancak bu geçmişlerini unuttukları ve etraflarında olanları hissetmedikleri anlamına gelmez.

İfade sorunları olması sebebiyle duygularını ifade edemeseler de farkındalıkları genellikle göründüğünden çok daha fazladır.

Bazen bir kişi, bir yer, bir ses veya görüntü duygusal hafıza üzerinden olumlu-olumsuz dışarıdan fark edilemeyen yoğun duygulara yol açabilir.

Sabırla; bazen konuşarak, bazen dokunarak, elini tutarak, bazen sevdikleri müzikleri dinleterek onlara ulaşabilirsiniz” diyor.

Alzheimer hastalarına özel 15 muhteşem öneri

Источник: https://indigodergisi.com/2018/09/alzheimer-hastaligi-dogru-bilinen-yanlislar/

Diş hastalıkları ile ilgili doğru bilinen yanlışlar

Ürolojik Hastalıklar ile İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar
Diş hastalıkları ile ilgili doğru bilinen yanlışlar

Diş Hekimi Dt. Aslı Tapan, “21-27 Kasım Ağız ve Diş Sağlığı Haftası” öncesi, diş hastalıkları ile ilgili yaygın ancak yanlış inanışlar hakkında bilgi verdi.

Ağız ve diş bakımının doğru yapılması, sağlıklı bir yaşamın önemli kuralları arasında yer alıyor.

Çocukların diş sağlığından, diş fırçalamaya; beslenmeden, ağız kokusuna kadar birçok konuda doğru bilinen yanlışlar dişlerin kaybına neden olabiliyor.

Memorial Şişli Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Bölümü'nden Dt. Aslı Tapan, diş hastalıkları ile ilgili yaygın ancak yanlış inanışlar hakkında bilgi verdi.

İşte diş hastalıkları ile ilgili doğru bilinen yanlışlar:

Elektrikli diş fırçaları hem diş eti çekilmesini artırır hem de dişleri aşındırır

Elektrikli diş fırçaları bilinenin aksine çok kapsamlı bir temizlik sağlamaktadır.

Bu fırçalar ile yapılan etkin temizlik sayesinde zamandan da tasarruf sağlanmaktadır. Ağız ve diş sağlığı için dişleri fırçalamanın yanında ara yüz temizlik araçlarını da etkin kullanmak önemlidir.

Sarımsak, karanfil, kolonya diş ağrısına iyi gelir

Hastaların sarımsak, karanfil ya da kolonya yardımıyla diş ağrılarını dindirme çabası, psikolojik olarak rahatlama hissi verebilmektedir.

Bu işlemler sırasında oluşan asidik etkiden dolayı yumuşak dokuda daha büyük sorunlar ortaya çıkabilmektedir.

Yumuşak dokuda oluşacak hasarlar, kolay bir işlemle rahatlayabilecek olan hastanın daha zor ve karmaşık işlemlerle karşı karşıya kalmasına neden olabilmektedir. Yaşanan diş ağrılarında bir doktora gitmek en doğru yaklaşımdır

.

Diş etlerimin kanaması dişlerimi iyileştirir

Diş etlerinin kanayarak kendini iyileştirdiği kanısı toplumda azımsanamayacak kadar fazladır. Hatta fırçalama sırasında fazla baskı yaparak diş etlerini kanatmak isteyen kişilerde vardır.

Diş etlerini kanaması günlük bakım sırasında istenmeyen bir durumdur ve diş kaybına neden olabilmektedir.

Günlük bakım sırasında diş etlerinin kanaması ciddi sorunların habercisi olabileceği için vakit kaybetmeden doktora başvurmak en sağlıklı yoldur.

Hamilelikte nasılsa kalsiyum kaybı yaşayacağım için dişlerim zarar görecek

Anne adaylarını en sık düştüğü hatalardan biri; hamilelik sırasında kalsiyum kaybı yaşayacakları için dişlerinin zarar göreceği inancıdır.

Doğru ve dengeli beslenme ile hamilelik sürecinde iyi bakım, dişlerin korunması için yeterlidir.

Dişler hiçbir zarar görmeden hamilelik süreci tamamlanabileceği gibi, bu dönemde yaşanan sorunlar için diş doktoruna gitmenin de herhangi bir sakıncası bulunmamaktadır.

İmplant yaptırdım, artık dişlerim çürümez bakım yapmama gerek yok

İmplantların ömrü 30 seneye kadar ulaştığı vakalar görülmektedir. İmplantın başarısı için 5-10 senelik kriterleri göz önünde bulundurmak gerekmektedir.

Nasıl olsa çürümez yaklaşımıyla ihmal etmek yerine, tam tersi çok iyi bakım yapılmalıdır. İyi bakılmayan implant bölgesinde ortaya çıkan enfeksiyon implantın kaybedilmesine neden olabilmektedir.

İmplantın başarısını iyi ağız bakımı ve hastanın alışkanlıkları %100 etkileyecektir.

Çocuğumun süt dişleri nasılsa dökülecek doktora gitmeme gerek yok

Hem doktorla tanıştırmak hem de ilerde ortaya çıkabilecek ağız ve diş sağlığı sorunlarına engel olmak için çocukların 2-3 yaşından itibaren diş doktoruna gitmesi önemlidir. Ebeveynleri bilinçlendirerek ağız ve diş sağlığıyla ilgili sorunların bu dönemde planlanması gerekir.

Birçok aile çocukların süt dişlerinin nasılsa döküleceğini söyleyerek kanal tedavisi ya da dolgu işlemine karşı çıkmaktadır.

Çocuğun süt dişleri ağızda yer tutucu görevi görmektedir.

Süt dişlerinin erken kaybı dişlerin çapraşık gelişmesine neden olabileceği için bu dişlerin gerek kanal tedavisi gerekse dolgu işlemleriyle sonuna kadar korunması önemlidir.

Çocuğumun çapraşık dişlerini ergenlik döneminde düzeltiriz

Çocuklarda görülen çapraşıklık erken ortodonti ile 7 yaşından itibaren düzeltilebilmektedir. Bu sayede ileri yaşlarda yaşanabilecek çok daha uzun süreli tedavilerin önüne geçilebilmektedir.

Çocuklarda ilk azı dişi çıktığında bir ortodontistten görüş almak ileride yaşanacak büyük sıkıntıları engelleyebilmektedir.

Diş taşlarını temizletirsem hassaslaşan dişlerim zarar görür

Hastaların birçoğu diş taşı temizliğine dişlerin hassaslaşacağı ve daha çok renkleneceği gerekçesiyle karşı çıkmaktadır. Temizlenmeyen diş taşları oluşacak diş eti problemini tetikleyecek ve ileride tedavisi daha komp0 bir problem ile hastayı karşı karşıya bırakacaktır. Diş taşı temizliğinin ağız ve diş sağlığındaki önemi tartışılamaz.

Dişlerimi piyasada satılan ürünlerle beyazlatabilirim, doktora gitmeye gerek yok

Piyasada satılan ürünlerle dişleri beyazlatmak kontrolsüz bir işlemdir. Diş etlerinde çekilme ya da diş minesindeki derin çatlaklar kişide hassasiyet sorunları yaratabilmektedir. Diş beyazlatma işlemini doktor kontrolünde ve kişiye uygun ürünlerin seçimi ile daha sağlıklı yapılabileceği tartışılmazdır.

Ağız kokusu herkeste olur tedaviyle geçmez

Ağız kokusu, önemli bir problem olup ağız ve diler ile beraber bir çok sebepten kaynaklı olabilir. Önemli olan ağız ve diş kaynaklı sebebi ortadan kaldırmak. Eğer geçmiyorsa diğer etkenlere yönelmektir.

Ağız ve diş sağlığı ile ilgili etkenler arasında diş çürükleri, gözden kaçan diş eti hastalıkları, kötü protezler, ağızdaki hijyenik olmayan restorasyonlar sayılabilir.

Ağız kokusu etken ortadan kalkmadığı sürece kaybolmaz.

Son Güncelleme: 18.11.2016 13:41

Источник: https://www.kibrismanset.com/faydali-bilgiler/dis-hastaliklari-ile-ilgili-dogru-bilinen-yanlislar-h161971.html

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть