Üst Solunum Yolu Enfeksiyonlarında Antibiyotik Kullanırken Hassas Davranın

içerik

Kedilerde üst solunum yolu enfeksiyonları

Üst Solunum Yolu Enfeksiyonlarında Antibiyotik Kullanırken Hassas Davranın

Üst solunum yolu enfeksiyonları kedilerde, özellikle yavru kedilerde çok yaygındır. Üst solunum yolu enfeksiyonu terimi, tek başına veya kombinasyon halinde ortaya çıkabilen çeşitli hastalık türlerini tanımlar. Genel olarak, bu hastalıkların tümü esas olarak üst solunum yolunu (yani burun ve boğazı) etkileyen benzer bir belirti kümesi üretir.

Üst solunum yolu enfeksiyonları genellikle tedaviye iyi yanıt verir, ancak bazı kediler oldukça hastalanabilir.

Bazen ağır vakalar pnömoniye ilerleyebilir. Tıbbi olarak, bu enfeksiyon grubuna kedi solunum hastalığı kompleksi denir.

Kedilerde üst solunum yolu enfeksiyonlarına neden olan çok sayıda organizma var, ancak başlıca suçlular şunlardır:

  • kine herpesvirüs 1 – aynı zamanda rinotrakeit virüsü
  • kedi calicivirus – birkaç suş
  • Chlamydophila felis – bir bakteri
  • Bordatella bronchiseptica – köpeklerde köpek kulübesi öksürüğüne neden olabilen bir bakteri
  • Mycoplasma spp. – bir çeşit bakteri

Olguların çoğunluğu herpesvirüs ve / veya kaliselviralı viral enfeksiyonlardan kaynaklanmaktadır.

Risk Faktörleri

Özellikle tüm aşıları yapılmadan önce kedi yavruları en çok risk altındadır. Üst solunum yolu enfeksiyonları kedilerde düzenli olarak diğer kedilerle temas eden kedilerde (örn. Barınaklar) ortaktır.

Aşılanmamış kediler, stres altındaki kediler ve bağışıklık bastırılmış kediler (örneğin FeLV veya FIV'li bazı kediler) de daha büyük risk altındadır.

Persler gibi düz yüzlü kediler üst solunum yolu enfeksiyonlarına karşı özellikle hassastırlar.
Üst solunum yolu enfeksiyonları, ya virüs bulaşmış kedilerle doğrudan temas ya da enfekte olmuş kedilerden gelen salgılarla kontamine edilen cisimlerle temas yoluyla, burundan ve gözlerden gelen deşarj yoluyla yayılır.

Üst solunum yolu enfeksiyonlarının belirtileri ve semptomları

Belirtiler şiddette değişiklik gösterebilir ancak tipik olarak aşağıdakilerden herhangi birini veya tümünü içerir:

  • ateş
  • burun akıntısı
  • hapşırma
  • akıcı gözler > kızarıklık gözleri (konjonktivit)
  • küçültme
  • öksürük
  • kesik ses
  • ağız ve / veya burnundaki yaralar
  • drooling
  • gagging
  • hızlı nefes alma
  • iştah kaybı > Uyuşukluk
  • Üst solunum yolu enfeksiyonlarının teşhisi
  • Üst solunum yolu enfeksiyonu tanısı genellikle tarih ve semptomlar temel alınarak yapılabilir. Hastalığa neden olan organizmaları tanımlamak için salgılarda daha ileri tanısal testler yapılabilir.

Üst solunum yolu enfeksiyonlarının tedavisi

Çoğu kedinin tedavisi semptomları yönetmeyi amaçlar. Çoğu vakaya virüsler neden olsa da, viral enfeksiyonlara sekonder olarak ortaya çıkan bakteriyel enfeksiyonlarla savaşmak için antibiyotikler reçete edilebilir.Bir göz merhemi de reçete edilebilir ve burun tıkanıklığı ve akıntısını kontrol etmeye yardımcı ilaçlar da öngörülebilir.

Çoğu vakada evde tedavi edilebilir, ancak kedilerin yememesi veya içmemesi veya ciddi nefesle uğraşı zorluğu çekmesi durumunda hastaneye kaldırma gerekebilir. Gerektiğinde dehidrasyonu önlemek için damar içi sıvılar verilebilir ve oksijen tedavisi kullanılabilir.

Bazen üst solunum yolu enfeksiyonları birkaç hafta boyunca asılacak olmasına rağmen vakaların çoğu 7-10 gün içinde giderir.

Olağan destekleyici tedaviye cevap vermeyen vakalar için, antiviral ilaçlar denenebilir. Uzun soluklu veya tekrarlayan solunum yolu enfeksiyonlu kedilere FeLV ve FIV kontrolü yapılmalıdır.

Semptomlar çözüldükten sonra herpes virüsü ile enfekte olan kediler virüsü sonsuza kadar taşımaya devam eder ve kalsiyum virüsü bulaşmış kediler virüsü uzun süre (bazen hayat boyu) taşırlar (ve yayabilirler).

Herpesvirüs ile enfeksiyon genellikle stres sonrası “aktif” olur; Bu zamanlarda kediler diğer kedilere bulaşabilir ve nüksetmiş olabilirler (semptomları tekrar gösteriniz).

Üst Solunum Yolu Enfeksiyonlarının Önlenmesi
Hem herpesvirüs hem de kalisivirüs aşıları, veterineriniz tarafından tavsiye edilen rutin aşılama protokolünün bir parçasıdır. Ya enjeksiyon yoluyla ya da doğrudan burun içine verilebilir (“intranazal”) ve veterineri hangi aşıyı kullanacağını ve kediniz için uygun bir aşı çizelgesini tartışabilir.

Normalde aşıların rutin setinin bir parçası değildir, ancak

Chlamydophilia

için bir aşı mevcuttur – veteriner hekiminiz, bu aşı sizin kediniz için doğru olup olmadığına karar vermenize yardımcı olabilir.

Genç kedi yavrularda, aşılar tam seri aşılar verilene kadar tamamen koruyucu değildir.

Enfekte kedilerle teması önlemenin yanı sıra stresin en aza indirilmesi aynı zamanda üst solunum yolu enfeksiyonlarının görülme sıklığını azaltabilir. Üst Solunum Yolu Enfeksiyonlu Bir Kedi Evde Bakım

Üst solunum yolu enfeksiyonu sırasında kediler sakin ve rahat tutulmalıdır. Gözleri ve burundan deşarjı dikkatli bir şekilde silin ve tüm ilaçları veterineriniz tarafından verilen şekilde uygulayın. Bir nemlendirici tıkanıklığı yönetmede yardımcı olabilir.

Kediler, kokularını kaybedebilir veya ağızlarında ağrılı yaralar verebilir, iştahı zarar görebilir. En sevdikleri, ekstra lezzetli konserve yiyeceklerini veya hatta kedinizin iştahı azalırsa ekstra beslenme desteği sağlayan özel bir veteriner diyetini beslemeyi deneyebilirsiniz. Bununla birlikte, kediniz hiç yemiyor veya içmiyorsa, veterinerinize danışınız.

Çok kedi hanelerinde, evdeki diğer duyarlı kedilere (örn., Hasta kedilerin izolasyonuna, yemek kaselerinin ve yatak takımlarının dezenfeksiyonu vb.) Yönelik riski en aza indirgemek için almanız gereken önlemler hakkında veterinerinize danışın.

Lütfen dikkat: Bu makale yalnızca bilgilendirme amacıyla sağlanmıştır. Evcil hayvanınız herhangi bir hastalık belirtisi gösteriyorsa, mümkün olduğunca çabuk bir veteriner hekime danışın.

Источник: https://tr.mastodoc.com/upper-respiratory-infections-in-cats-45629

Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu – Evde Bitkisel 10 Tedavi Yöntemi

Üst Solunum Yolu Enfeksiyonlarında Antibiyotik Kullanırken Hassas Davranın

Mevsim geçişlerinde meydana gelen farklı ısı değişimleri, üst solunum yolu enfeksiyonları gibi pek çok hastalığın ortaya çıkmasına zemin oluşturur. Vücut direncinde ani düşüş yaşanması ve bağışıklık sisteminin zayıflaması, geçiş dönemlerinde üst solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanma riskini en üst seviyeye çıkarır.

Sinüsler, burun, larenk, bronş ve farenks gibi üst solunum yolları ile bağlantılı olan enfeksiyonlar; iş ve okul gibi önemli konuları aksatmaya neden olur. Yapılan araştırmalara göre hem yurt içinde hem de yurt dışında hastaneye gitme nedenleri arasında ilk sırada bu hastalıklar yer alır.

İstatistiklere bakıldığında yetişkinler yılda 2-4 kez, çoçuklar ise yılda 3-8 kez hastalığa yakalanabilir. Üst solunum yolu enfeksiyonu ilaç isimleri ve üst solunum yolu enfeksiyonu antibiyotikleri hakkındaki bilgileri yazının devamında inceleyebilirsiniz.

Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu Nedir?

Ağız, burun, boğaz ve yutağı etkileyebilen virüs ve bakterilerin neden olduğu hastalıklara üst solunum yolu enfeksiyonu adı verilir. Enfeksiyon oluşumuna genellikle virüsler neden olsa da bazı zamanlarda hastalıkların altında yatan sebepler arasında bakteri ve mantarlar da teşhis edilir.

İnsanların sosyal hayatını etkileyerek yaşam kalitesini düşüren, sürekli bitkin ve yorgun hissettiren, enerjisini düşüren ve vücut direncini zayıflatan bulaşıcı hastalıklardır. Bazı kişilerde bu hastalıklar hafif ve ayakta atlatılsa da bazı kişilerde son derece zorlu ve ağır şekilde geçer. Bitkisel yöntemlerin sonuç vermemesi durumunda uzman bir hekime muayene olmak gerekir.

Üst Solunum Enfeksiyonu Belirtileri Nasıl Anlaşılır?

Üst solunum yolu enfeksiyonuna yakalanan birinde hastalık belirtileri ortalama birkaç gün sonra kendini gösterir. Virüse yakalanan kişilerde öncelikle ortaya çıkan belirtiler şunlardır:

Sık Görülen Belirtiler

  • Boğaz ağrısı
  • Burun tıkanıklığı veya burun akıntısı
  • Hapşırma
  • Öksürme
  • Ses kısıklığı
  • Üşüme
  • Halsizlik
  • Geniz akıntısı
  • Boğazda kaşıntı
  • Kişinin genel olarak kendisini yorgun, bitkin ve huzursuz hissetmesi.

Daha Az Görülen Belirtiler

  • Yüksek ateş (genellikle yaklaşık 37-39 derece)
  • Baş ağrısı
  • Kulak ağrısı (şiddetli kulak ağrısı, orta kulak iltihabının da bir belirtisi olabilir)
  • Kas ağrısı
  • Tat ve koku kaybı
  • Gözlerde meydana gelen hafif tahriş
  • Bulanık görme
  • Kulaklarda ve yüzde bir baskı hissi.

Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu Neden Olur?

  • Soğuk algınlığı olarak da bilinen üst solunum yolu enfeksiyonu, en sık karşılaşılan ve bu yüzden hastaneye başvurulan hastalıklardandır.
  • Hastalığın nedenleri arasında çoğunlukla virüsler, nadir olarak da bakteri ve mantarlar yer alır.
  • Ayrıca sonbahar ve kış aylarında hava değişimlerine bağlı olarak vücut direncinin düşmesi ve bağışıklığın zayıflaması ile hastalığa yakalanma riski maksimum düzeye ulaşır.

Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu Bitkisel Tedavi – Evde 10 Doğal Yöntem

Soğuk algınlığına yakaladığınızı hissettiğiniz anda öncelikle kendinizi bir dinlenme programına almalı ve hastalığı hafif bir şekilde geçirmek için doğal yöntemlerden yararlanmalısınız.

Evde kolay hazırlanabilecek bitki çayları ve doğal karışımlar ile üst solunum yolu hastalıklarını kolayca atlatabilirsiniz.

Üst solunum yolu enfeksiyonu bitkisel tedavi yöntemlerini sizler için araştırdık.

1) Ekinezya Çayı

Yapılan araştırmalara göre ekinezya çayı, bağışıklık sistemini güçlendirerek virüslere karşı koruyuculuk sağlar. Ekinezya çayını sadece hastalandıktan sonra değil hastalanmadan önce de koruyucu olarak tüketmek gerekir.

Tarif için: Ekinezya Çayı

Tarif: Ekinezya Çayı

2) Mürver Çayı

Mürver çayı, Türkiye’de yaygın olarak bilinmese de soğuk algınlığı tedavisinde yüzyıllardır kullanılan bir bitkidir.

Mürver çiçeği içerisinde bulunan viburnic asit, vücut dokularında mükemmel bir detoks etkisi yaratırken aynı zamanda terlemeye de yardımcı olur.

Kanı temizleyici ve ateş düşürücü etkisi olan mürver, naneyle beraber kaynatılıp balla karıştırılarak tüketilebilir. Ayrıca rahatlatıcı bir etkisi bulunan bu çayı, gece uyumadan içerek sabaha kadar deliksiz ve konforlu bir şekilde uyuyabilirsiniz.

3) Zencefil Çayı

Soğuk algınlığı, grip, baş ağrısı ve diğer benzeri rahatsızlıklar için iyileştirici etkisi kanıtlanan zencefil çayı, yüzyıllardır alternatif tıp teknikleri arasında yer alır. Bağışıklık sistemini kısa sürece güçlendirerek vücut direncini arttırır. İsteğe göre zencefil çayını limon ya da balla karıştırarak içebilirsiniz.

Tarif için: Zencefil Çayı

Tarif: Zencefil Çayı

4) Ihlamur Çayı

Şüphesiz ki üst solunum yolları enfeksiyonunda doğal tedavi yöntemi olarak akıllara gelen ilk şey ıhlamur çayıdır. Göğsü ve boğazları yumuşatan, balgam söktürücü ıhlamur, nanenin nefes açıcı etkisi ile birleşerek mükemmel bir rahatlama sağlar. Halk arasında genel olarak tüketilen bitki çayı, soğuk algınlığı için ideal bir çaydır.

Tarif için: Soğuk Algınlığı İçin Ihlamur Çayı

5) Bal

Hastalığa neden olan virüs ve bakterileri öldüren bal, hastalık süresini azaltarak iyileşme sürecini hızlandırır.

Ayrıca boğazda meydana gelen tahrişi de ortadan kaldıran bu besin, halk arasında öksürüğü azaltma etkisi ile bilinir.

Bir çay kaşığı bala birkaç damla limon damlatarak tüketebilirsiniz veya bir miktar karabiber ile çiğneyebilirsiniz, boğaz ağrılarınıza iyi gelecektir.

6) Tarçın

Boğaz ağrısına, öksürüğe ve soğuk algınlığına iyi gelen tarçın, vücut direncini arttırmak ve vücudu rahatlatmak için sık sık kullanılır. 1 yemek kaşığı toz tarçını ve iki adet karanfili bir bardak kaynamış suya ekleyerek demlenmeye bırakın. Karışımın etkisini attırmak için içerisinde bir çay kaşığı bal da ekleyebilirsiniz.

7) Tavuk Suyu Çorbası

Hasta çorbası olarak da bilinen tavuk suyu çorbası, bolca protein ve vitamin içermesi sayesinde vücut direncini arttırır ve kişinin kendini daha enerjik ve dinç hissetmesine yardımcı olur. İyi bir antioksidan olan çorba, bağışıklık sistemini güçlendirmeye de destek olur.

Tarif için: Tavuk Suyuna Çorba (Grip İçin)

8) Kuşburnu

İçerdiği bolca C vitamini sayesinde soğuk algınlığı tedavisinde etkin rol oynayan kuşburnu meyvesi, öksürük ve boğaz ağrısı için mükemmel bir seçenektir.

Kurutulmuş kuşburnu meyvelerini parçalayarak suyun içerisine atın ve 10 dakika kaynattıktan sonra hemen için.

İçerisindeki C vitamininden maksimum derecede fayda sağlamak için kaynattıktan sonra demlemesini beklemeden içmelisiniz.

Tarif için: Hastalık İçin Birebir Kış İçeceği Kuşburnu Hoşafı

9) Adaçayı

İçerisinde bulunan uçucu bileşenler sayesinde boğaz enfeksiyonları ve iltihaplarında etkili olan adaçayı; grip, soğuk algınlığı, bronşit, boğaz ağrısı ve öksürük için fayda sağlar.

Adaçayını kaynamış içme suyunun içerisine koyarak ortalama 10 dakika demlenmesini bekleyin ve boğazınızın dayanabileceği sıcaklığa gelince 5-6 defa gargara yapın.

Gargaradan sonra boğazınızın anında rahatladığını görebilirsiniz.

Tarif için: Kilo Verdiren Adaçayı (Sıkılaştırıcı)

10) Nane – Limon Çayı

Grip, nezle, soğuk algınlığı ve halsizlik gibi durumlarda bitkin ve yogun ruh halini silip götüren, enerji veren ve aynı zamanda mideyi de yatıştıran nane limon çayı, limonun vitaminleriyle birleşince hepimizin muhakkak içtiği bitkisel bir şuruba dönüşüveriyor. Nanenin ferahlatan aroması da tıkalı burun ve kulaklar, ağrıyan bademcikler için iyi gelecek şüphesiz. Bal ve kekik de ilave edebilirsiniz.

Tarif için: Nane Limon Çayı

Tarif: Nane Limon Çayı

Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu Hangi Bölüm Bakar? Tıbbi Tedavisi Nasıl Yapılır?

Üst solunum yolu enfeksiyonu tedavisi için enfeksiyon hastalıkları bölümüne başvurmalısınız. Doktor muayenesinden geçip teşhis konulduktan sonra burun tıkanıklığı için genel olarak burun açıcı spreyler uygun görülür.

Doğru teşhis ve iyi bir dinlenme sonucunda üst solunum yolu hastalıklarının en fazla bir haftada geçeceğine dikkat çeken uzmanlar, gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınılması gerektiğini vurguluyor. Antibiyotikler, daha çok bakteriler üzerinde etkili olduğundan bu tip hastalıklar için kullanımları gereksiz görülür.

Ancak hastalıkların normalden uzun sürmesi, orta kulak iltihabı ya da sinüzit gibi hastalıklara yol açması durumunda uzmanlar tarafından reçete edilir.

Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu Bulaşıcı Mıdır?

Başkasının kişisel eşyalarını kullanma, tokalaşma, hapşırma ve öksürme gibi durumlar, üst solunum yolları hastalıkları bulaşmasına neden olur. Gripten korunmak için yapılması gereken en önemli şey grip aşısı olmaktır.

Diğer koruma yolları arasında ise sağlıklı beslenme, bağışıklık sistemini güçlendirme, kalabalık ortamlardan uzak durma, hasta kişiler ile yakın temastan kaçınma, elleri temiz tutma ve özellikle kış aylarında sıkı giyinme gibi unsurlar yer alır.

Acil Şifalar Dileriz…

Kuru Öksürüğe Ne İyi Gelir? Evde Tedavisi, Şifalı Doğal Şuruplar

Bademcik Şişmesine Ne İyi Gelir? Evde İlaçsız 10 Bitkisel Çözüm

Enerji Veren Besinler, 8 Farklı Yiyecekle Anında Zinde Hissedin!

Soğuk Algınlığına Ne İyi Gelir?

Gribe Ne İyi Gelir?

Источник: https://www.nefisyemektarifleri.com/blog/ust-solunum-yolu-enfeksiyonu-evde-bitkisel-10-tedavi-yontemi/

Üst Solunum Yolu Enfeksiyonlarında Antibiyoterapi

Üst Solunum Yolu Enfeksiyonlarında Antibiyotik Kullanırken Hassas Davranın

Soğuk yerde yaşamaya başlamakla beraber soğukla ilgili yazılar yazar oldum, olaylar nasıl bu raddeye geldi bilmiyorum.

Neyse, bu yazı, Amerikan Hekimler Derneği (ACP) ve Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezi (CDC)’nin ortaklaşa henüz geçtiğimiz ay yayınladığı “Erişkin Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu Hastalarında Uygun Antibiyotik Kullanımı” derlemesini baz alacak.

Konu basit ama hepimizi derinden etkiliyor. Makalenin orijinaline şuradan erişebilirsiniz. Keyifli okumalar dilerim.

Komp olmayan bronşit, farenjit, rinosinuzit ve soğuk algınlığının dahil olduğu akut solunum yolları enfeksiyonları; ayaktan hasta başvurularının en sık sebeplerinden biri olmakla beraber antibiyotik reçetelerinin de en sık sebeplerindendir.

Ülkemizde de maşallah derecesinde antibiyotik reçete edildiği çok büyük bir sır olmasa gerek. Ama bu konuda yalnız değiliz; ABD’de, ayaktan erişkin hasta başvurularında yıllık olarak 100 milyonun üzerinde antibiyotik reçete edilmekte, ve bunların %41’i solunum yolu hastalıklarına yazılmaktadır.

Uygunsuz antibiyotik kullanımının antibiyotik direncini arttırarak toplum sağlığı tehdidi haline geldiği bilinmektedir.

Yoğun ve yersiz antibiyotik kullanımıyla ilgili tek sıkıntı direnç olayı değil.

Antibiyotikler, aynı zamanda ilaca bağlı yan etkilerin en sık görüldüğü gruptur ve neredeyse ilaç yan etkisi şikayetiyle acil servise başvuran 5 hastanın 1’inden sorumludur.

Yan etki profili; diyare veya döküntü gibi hafif bulgulardan anaflaksi, ani kardiyak ölüm, Stevens-Johnson sendromu gibi hayatı tehdit edici durumlara kadar varan geniş ve can sıkıcı bir yelpazededir.

Tıbbiyenin bu kanayan yarasına el atmak isteyen Amerikan Hekimler Derneği ile Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezi, üst solunum yolu enfeksiyonu bulguları ile başvuran erişkin hastalarda uygun antibiyoterapi ile ilgili bu derlemeyi yayınladılar. Bu, antibiyotik yazmayana değer vermeyen halkımıza karşı bir meydan okumadır adeta, cüretkar…

Çalışmanın metodolojisi şöyle: Solunum yolu enfeksiyonu semptomlarıyla başvuran hastalarda uygun antibiyoterapi ile tedaviye dair kanıtların derlemesi yapılmış. Amerikan Enfeksiyon Hastalıkları Derneği (IDSA) gibi profesyonel derneklerin güncel tedavi kılavuzları dahil edilmiş.

Klinik tedavi kılavuzları; kanıta dayalı meta-analizler, sistematik derlemeler ve randomize klinik çalışmalardan elde edilen kanıtlarla genişletilmiş.

Bu makalenin odak hasta grubunun, herhangi bir kronik akciğer hastalığı (kistik fibrozis, bronşiektazi, KOAH gibi) veya immünkompromize bir durumu (konjenital veya edinilmiş immün yetmelik, HIV enfeksiyonu, kronik böbrek yetmezliği gibi) olmayan erişkin hastalar olduğunu belirtmekte fayda var.

Komp Olmayan Bronşit

Akut komp olmayan bronşit; yaklaşık 6 hafta süren öksürükle karakterize, büyük havayollarının (bronşların) kendini sınırlayan enflamasyonudur.

Öksürük prodüktif olabileceği gibi olmaya da bilir, çok sıkıntı yapmamak lazım. Sıklıkla da hafif konstitüsyonel semptomlar eşlik eder.

Komp olmayan bronşitle ilgili ABD’de yıllık 100 milyonun üzerinde başvuru görülmekle beraber bu hastaların yaklaşık %70’ine antibiyotik reçete edildiği görülmüştür.

Bakteriyel Enfeksiyon Olasılığı

Akut öksürük semptomlarıyla acil servise ayaktan başvuran hastaların %90’ının viral kaynaklı olduğu görülmüştür. Mycoplasma pneumoniae, Chlamidophila pneumoniae, Bordetella pertussis gibi non viral patojenler de akut bronşiti olan hastalarda saptanabilir.

Akut bronşit ön tanısı olan bir hasta başvurduğunda, bu derlemeye göre bizden beklenen şey pnömoniden ayrımını yapmak.

 Akut öksürük şikayetiyle acil servise başvuran, 70 yaş altı olup immün yetmezliği olmayan hastalarda şu bulguların yokluğunda pnömoni olması beklenmez: taşikardi, takipne, ateş yüksekliği, anormal akciğer muayene bulgusu.

Uygun Yönetim Stratejileri

Güncel akut komp olmayan bronşit yönetiminde, pnömoni olmaması durumunda antibiyotik reçete edilmesi önerilmemektedir.

 Bu hastalar asıl olarak semptomatik tedaviden fayda görürler ki bunların arasında öksürük ilaçları (dekstromorfan, kodein vs.

), ekspektoranlar (guaifenesin), birinci kuşak antihistaminikler (difenhidramin), dekonjestanlar (fenilefrin) ve beta agonistler (albuterol) yer almaktadır.

Bronşit, Öneri: 

Bronşit düşünülen hastada pnömoni konusunda şüphelendirecek bulgu ve şikayet yoksa ek teste ve antibiyotiğe gerek yoktur.

Farenjit

Farenjit; yutkunmanın ağırlaştırdığı boğaz ağrısı ile kendini gösteren, genellikle benign karakterde ve kendini sınırlayan bir hastalıktır. Konstitusyonel bulgular eşlik edebileceği gibi görülmeye de bilir.

Farenjit, Öneri:

Dirençli ateş yüksekliği, anterior servikal lenfadenopati, tonsiller eksuda, öksürüğün olmaması (Centor Kriterleri) gibi grup A streptokokal farenjiti düşündüren semptom ve bulgulara sahip hastalarda hızlı antijen testi ve/veya boğaz kültürü ile tanıyı doğrula; sadece doğrulanmış streptokokal farenjiti olan hastalara antibiyotik reçete et.

Источник: https://www.acilci.net/ust-solunum-yolu-enfeksiyonlarinda-antibiyoterapi/

Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu Belirtileri

Üst Solunum Yolu Enfeksiyonlarında Antibiyotik Kullanırken Hassas Davranın

Üst solunum yolu enfeksiyonu başlangıcı belirtileri, genellikle kişi virüse yakalandıktan birkaç gün sonra ortaya çıkmaya başlamaktadır. Üst solunum yolu enfeksiyonu nasıl anlaşılır? Soğuk algınlığının ortak bazı belirtileri ise şöyle sıralanmaktadır:

  • Boğaz ağrısı
  • Burun tıkanıklığı veya burun akıntısı
  • Hapşırma
  • Öksürme
  • Ses kısıklığı
  • Kişinin genel olarak kendisini iyi hissetmemesi

Soğuk algınlığın daha az görülen belirtileri ise şunlardır:

  • Yüksek ateş (genellikle yaklaşık 37-39 C)
  • Baş ağrısı
  • Kulak ağrısı (şiddetli kulak ağrısı, orta kulak iltihabının da bir belirtisi olabilir)
  • Kas ağrısı
  • Tat ve koku kaybı
  • Gözlerde oluşan hafif tahriş
  • Kulaklarda ve yüzde bir baskı hissi (1)

Soğuk algınlığı belirtileri genellikle yavaş yavaş gelişmeye başlarken ilk iki gün ile üç gün arasında en şiddetli evresindedir. Yetişkinlerde ve büyük çocuklarda genellikle 7 ile 10 gün sürmektedir, ancak daha uzun da sürebilmektedir. Öksürük özellikle iki veya üç hafta kadar görülmeye devam edebilmektedir.

Soğuk algınlığı, beş yaşın altındaki küçük çocuklarda, genellikle 10 ile 14 gün arasında değişen uzun bir süre boyunca devam edebilmektedir. (2)

Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu ve Grip Arasındaki Farklar

Üst solunum yolu enfeksiyonu ile grip belirtileri oldukça birbirine benzemektedir. Bu nedenle, hastalığınızın soğuk algınlığı olup olmadığını veya potansiyel olarak gribe benzer ciddi bir hastalık olup olmadığını anlamak bazen zor olabilmektedir. Üst solunum yolu enfeksiyonu ile grip belirtileri arasındaki bazı farklar değerlendirmek mümkündür.

Grip belirtileri:

  • Belirtileri çok hızlı bir şekilde gelişmektedir
  • Genellikle baş ağrısı, ateş ve kas ağrıları yaşanmaktadır
  • Her zamanki faaliyetlere devam etmek için kişi kendini çok yorgun ve bitkin hissetmektedir

Üst solunum yolu enfeksiyonu belirtileri:

  • Kademeli olarak gelişmektedir
  • Özellikle burnu ve boğazı etkilemektedir
  • Oldukça hafif olduğundan, kişi hastayken dolaşabilmektedir
  • Kişi işe gitmek için genellikle kendini yeterince iyi hissedebilmektedir (3)

Acil Tıbbi Yardım Gerektiren Durumlar

Üst solunum yolu enfeksiyonu genellikle hafif belirtilerle yaşanan bir hastalıktır ve süresi de kısadır. Bu nedenle, genellikle doktora gitmenize gerek yoktur.

Kişi kendini daha iyi hissedene kadar belirtileri rahatlatmak için sadece evde dinlenmek, gerekirse ağrı kesici almak ve diğer tedavi yöntemlerini uygulamak yeterli olabilmektedir.

Ancak, bazı durumlarda soğuk algınlığı başka komplikasyonlara neden olabilmektedir. Aşağıdaki belirtilerin yaşanması durumunda bir doktora başvurun

  • Belirtileriniz üç haftadan fazla sürerse
  • Belirtileriniz aniden daha da kötüleşirse
  • Nefes almakta güçlük çekiyorsanız
  • Göğüs ağrısı ya da kanlı mukusla gelen bir öksürüğünüz varsa

Üst solunum yolu enfeksiyonu belirtilerini yaşayan bir bebek, yaşlı bir kişi ya da başka akciğer rahatsızlığı yaşayan biriyse doktora başvurulması daha doğru olacaktır. (4)

Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu  Komplikasyonları

Üst solunum yolu enfeksiyonu bazı komplikasyonlara neden olabilir. Bazı durumlarda göğse, sinüslere veya kulaklara yayılabilir. Enfeksiyonun neden olabileceği bazı komplikasyonlar şunlardır:

  • Kulak enfeksiyonu: Başlıca belirtileri kulak ağrıları ve sarı-yeşil burun akıntısıdır. Özellikler, çocuklarda daha sık görülür.
  • Sinüzit: Soğuk algınlığı iyileşmez ve uzun süre kalırsa sinüzit oluşur. Belirtileri iltihaplı ve enfekte sinüsleri içerir.
  • Astım: Solunum zorluğu veya hırıltı solunum gibi belirtileri olan astım soğuk algınlığı tarafından tetiklenebilir.
  • Göğüs enfeksiyonu: Enfeksiyonlar pnömoni ve bronşite yol açabilir. Belirtiler arasında öksürük, nefes darlığı ve mukuslu öksürük bulunmaktadır.
  • Strep enfeksiyonu: Strep, boğazda meydana gelen bir enfeksiyondur. Belirtiler şiddetli boğaz ağrısı ve bazen öksürüktür. (5)

Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu Nedenleri

Üst solunum yolu enfeksiyonu neden olur? Birçok virüs türü soğuk algınlığına neden olabilmektedir, ancak, özellikle rinovirüsler soğuk algınlığına yol açmaktadır.

Üst solunum yolu enfeksiyonuna neden olan virüs vücudunuza ağzınızdan, gözlerinizden veya burnunuzdan girebilmektedir. Virüs, soğuk algınlığına yakalanan hastanın öksürdüğü, hapşırdığı veya konuştuğu zaman havadaki damlalar yoluyla yayılabilmektedir.

Aynı zamanda, soğuk algınlığı hastası olan biriyle elle tutarak veya bulaşık, havlu, oyuncak veya telefon gibi kirlenmiş nesneleri paylaşarak virüsü kapabilirsiniz. Böyle bir temas sonrasında gözlerinize, burnunuza veya ağzınıza dokunursanız, muhtemelen soğuk algınlığına yakalanırsınız. (8)

Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu Nedenleri daha fazlası için

Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu Tedavisi

Üst solunum yolu enfeksiyonu nasıl geçer? Çeşitli tedavi yöntemleriyle soğuk algınlığı belirtilerini hafifletmek mümkün olsa da, hastalığı tamamen ve kısa süre içinde iyileştirmek mümkün olamamaktadır.

İyice dinlenmek, bol miktarda sıvı içmek ve belirtileri hafifletmeye çalışmak hastalığı süresince hastanın kendisini iyi hissetmesine yardımcı olmaktadır.

Soğuk belirtileri tedavi etmek için uygulanan yöntemlerden bazıları şunlardır:

  • Boğaz ağrısı yatıştırmak için sıcak su ve tuzla hazırlanan gargara
  • Esans yağları eklenerek hazırlanan buhar terapileriyle burun tıkanıklığını açmak
  • Dekonjestanlar içeren ilaçları tıkanıklığın geçici bir süre açılmasına yardımcı olur
  • Antihistaminikler, göz sulanmasının ve burun akıntılarının belirtilerini gidermek için kullanılmaktadır

Yapılan bazı araştırmalara göre, çinko pastilleri soğuk algınlığı belirtilerinin süresini kısaltabilmektedir. Antibiyotikler, soğuk algınlığı ve belirtilerini tedavi etmek için kullanılmamalıdır. (9)

Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu İçin Hangi Doktora Gidilir?

Aile hekimleri, çocuk doktorları ve dâhiliye (iç hastalıkları uzmanları) üst solunum yolu enfeksiyonunu teşhis ve tedavi edebilmektedir. (10)

Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu Tedavisi fazlası için tıklayınız

Источник: https://www.acil.net/ust-solunum-yolu-enfeksiyonu-belirtileri/

Üst Solunum Yolu Enfeksiyonlarında Antibiyotik Kullanırken Hassas Davranın

Üst Solunum Yolu Enfeksiyonlarında Antibiyotik Kullanırken Hassas Davranın
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları
Memorial Etiler Tıp Merkezi

Akut üst solunum yolu enfeksiyonları özellikle kış aylarında önemli bir işgücü ve zaman kaybı nedenidir. Küçük çocuklarda hastaneye başvuruların yarısı Üst Solunum Yolları Enfeksiyonları(ÜSYE) nedeniyle olmaktadır. Okul öncesi dönemde her çocuk yılda yaklaşık 5-8 kez ÜSYE geçirmektedir.

Etiler Memorial Polikliniği Kulak Burun Boğaz Bölümü Uzmanları, “ Üst solunum yolu enfeksiyonları ve antibiyotik kullanımı” hakkında bilgi verdi.

Beslenme yetersizliği ve sigara dumanına maruz kalmak üst solunum yolları enfeksiyonlarının başlıca nedenlerinden

Akut solunum yolu enfeksiyonları, alt ve üst solunum yolu enfeksiyonları olarak ikiye ayrılabilir. Gırtlak ve altındaki bölge alt solunum yolları olarak kabul edildiğinden, krup sendromları, akut bronşiyolit, akut bronşit ve zatürre akut alt solunum yolu enfeksiyonları olarak sayılabilir.

Üst solunum yolu enfeksiyonlarının (ÜSYE) %80-90'ında virüsler etkendir. Bakteriler ikincil enfeksiyon nedeni olarak klinik tabloyu değiştiren ve ağırlaştıran nedenlerdir. ÜSYE sıklığını artıran bazı etmenler vardır.

Düşük sosyoekonomik durum (kalabalık nüfus, beslenme yetersizliği), sigara dumanına maruz kalma, doğuştan kalp ve akciğer hastalıkları ile immün(bağışıklık) yetmezlik bunlar arasında sayılabilir.

Üst Solunum Yolu Enfeksiyonları (ÜSYE)

Burun, yutak ve paranazal sinüsler üst solunum yolları olarak bilinir. Bu yüzden, üst solunum yolu enfeksiyonları denilince bu bölgeyi tutan nazofarenjit(soğuk algınlığı), faringotonsillit(bademcik iltihabı) ve sinüzit akla gelir.

Çocukluk yaş grubunda bu enfeksiyonların seyrinde hiç de azımsanmayacak sıklıkta otitis media(orta kulak iltihabı) da görüldüğünden bu başlık altında değerlendirilir.

ÜSYE anneden geçen antikorların kaybolması ile birlikte altı aylıktan büyük çocuklarda çok sık görülür.

Soğuk algınlığı, en sık görülen akut solunum yolu enfeksiyonudur

ÜSYE denilince akla gelen tablo soğuk algınlığıdır. Son zamanlardaki bilgiler, nezlenin sıklıkla sinüzit ile birlikte olduğunu göstermektedir. Çocuklar yılda genellikle beş ile sekiz kez (en sık iki yaşından önce) soğuk algınlığı geçirirler. Kreş ve okula giden çocuklarda daha sık görülür.

Genellikle Eylül ayında görülmeye başlar ve Nisan ayı sonuna kadar devam eder. 200'den fazla virüs soğuk algınlığına neden olabilir. Bazen bakteriler de direkt olarak bu tabloyu oluşturabilirler.

Aslında bakteriler bu bölgeye genellikle ikincil olarak yerleşirler ve orta kulak iltihabı, sinüzit, lenf bezi iltihabı ve zatürre gibi komplikasyonlara neden olabilirler. Burun akıntısı, boğaz ağrısı, ateş ve öksürük tipik tabloyu oluşturur.

Hastalık; ateş, huzursuzluk ve hapşırma şeklinde başlar ve birkaç saat sonra burun akmaya başlar. Daha sonra genellikle burun tıkanıklığı olur. Küçük bebekler burun solunumu yaptıklarından burun tıkanıklığı nedeniyle beslenmeleri zorlaşır, hatta solunum sıkıntısı ortaya çıkabilir.

Ateş birkaç saatte kaybolabilir ya da üç gün kadar da sürebilir. Büyüklerde ise ateş fazla yükselmez. İlk günden sonra burun akıntısı genellikle koyulaşır. Akut dönem 2-4 gün kadar sürer ve sonra belirtiler kaybolur. Eğer üç günden sonra ateş yine ortaya çıkmışsa orta kulak iltihabı gibi komplikasyonlar araştırılmalıdır.

Basit bir soğuk algınlığında hemen antibiyotiğe başvurmak doğru değil

Soğuk algınlığının özgün bir tedavisi yoktur. Hemen daima viral etkenlerce oluştuğundan hastalara antibiyotik vermeye gerek yoktur. Hemen antibiyotik başlamak ikincil bakteriyel enfeksiyonları önlemediği gibi bu bölgede dirençli bakterilerin yerleşmesine de neden olur. Soğuk algınlığında sıklıkla kalın, opak ya da renkli bir akıntı da bulunabilir.

Bu tablo enfeksiyonun bakteriyel olduğunu göstermez. Bu nedenle, ancak 10 gün geçtiği halde kliniği düzelmeyen olgularda antibiyotik kullanılmalıdır. Tedavide, ateşi düşürmek ve huzursuzluğu azaltmak için ilaçlar ve burun tıkanıklığını gidermek için serum fizyolojik kullanılabilir.

Burun damlaları beslenmeden 15- 20 dakika önce damlatılırsa beslenmeyi kolaylaştırır.

Aşırı antibiyotik kullanımına dikkat

Aslında “tarih tekerrürden ibarettir” sözünü doğrulayan yukarıdaki anonim söylem, antimikrobiyal ajanlara karşı direncin ne kadar hızlı geliştiğini gösteren güzel bir örnektir.

Gelişigüzel antibiyotik kullanımı ve dünyanın hızla küreselleşmesine bağlı olarak, antibiyotiklere karşı hızlı bakteriyel direnç gelişmekte ve uzun araştırmalar sonucunda keşfedilen ilaçlar daha birkaç yıl geçmeden kullanılamaz hale gelmektedir.

Antibiyotiklerin bilinçsiz olarak kullanımı ile birlikte, bazı ÜSYE etkenlerinin antibiyotiklere direnci de giderek artış göstermiştir.

Ülkemizde, genellikle polikliniklerde hekim başına düşen hasta sayısının çok fazla olması (hastaya yeterince zaman ayrılamaması) ve laboratuvar olanaklarının yeterince kullanılamaması gibi nedenlerle, hekimler çoğu kez hastayı yeterince muayene etmeden belirtilere göre reçete yazmaktadırlar. Bu da yanlış tanı ve aşırı antibiyotik kullanımına neden olmaktadır. Hekimler, bazen “ya hasta iyileşmezse” endişesiyle o enfeksiyon için yeterli olabilecek dar spektrumlu antibiyotikler yerine, daha geniş spektrumlu antibiyotikleri tercih etmektedirler.

Antibiyotik tedavisinin yarım bırakmayın

Ayrıca, belirtilerin birkaç günde düzelmesi ile birlikte ilacın kesilmesi de bakteriyel direnç gelişmesine katkıda bulunmaktadır. ÜSYE'da (tabii ki diğer enfeksiyonlarda da) akılcı antibiyotik kullanımı ile direnç gelişimi azaltılabilir.

Kreş çocukları üzerinde yapılan bir çalışmada, antibiyotik kullanımının azaltılması ile birlikte, dirençli bakteri sıklığı %53'ten %7'ye düşmüştür.

Tüm bu nedenlerle, tıp fakültelerinde antibiyotik kullanımı konusunda öğrencilere daha fazla bilgi aktarılmalı ve birinci basamakta çalışan hekimlere belirli aralıklarla bu konularda hizmet içi eğitim verilmelidir. Böylece, hem gelişebilecek antibiyotik direnci önlenir, hem de ülke ekonomisi için önemli bir kazanç sağlanmış olur.

Boğaz ve bademcik iltihabı

Bu şikayetler KBB pratiğinde en sık görülen hastalıklardan biridir. En sık 4-7 yaşları arasında görülür. Bir yaş altında ise çok enderdir. Çoğunda etken viral olup, ancak %15'lik kısmını bakteriler oluşturur.

Boğaz ve bademcik iltihabı ile birlikte; burun akıntısı, öksürük ve ses kısıklığı gibi belirtilerin olması genellikle etkenin viral olduğunu düşündürür. Ateş genellikle çok yüksek değildir ve genel durum çok bozulmaz. Buna karşın, bakteriyel etmenlerde genel durum daha bozuktur, ateş 40°C'ye kadar yükselebilir.

Baş ağrısı, karın ağrısı ve kusma gibi belirtiler olabilir. Vücutta döküntüler izlenebilir. Boyunda ağrılı bezeler ele gelebilir.

Orta Kulak İltihabı

Çocukluk çağında en sık geçirilen hastalıklardan biridir. Üç yaşına kadar, çocukların yaklaşık %85'i bir kez, %50'si ise iki kez ya da daha fazla orta kulak iltihabı atağı geçirirler. En sık 6-36 aylık arasındaki çocuklarda görülür.

Bir yaşından önce orta kulak iltihabı atağı geçirenlerde yineleme riski daha fazladır.

Östaki tüpünün kısa olması nedeniyle burun ve boğaz akıntılarının ve bakterilerin orta kulağa kolayca geçmesi, geniz etinin östaki ağzını kapatması ve sık geçirilen viral enfeksiyonlar orta kulak iltihabı sıklığını artıran başlıca nedenlerdir.

Genellikle viral bir ÜSYE başlangıcından birkaç gün sonra çocukta aniden huzursuzluk, ateş ve işitme kaybı olması orta kulak iltihabı düşündürür. Ateş, çocukların yaklaşık yarısında görülür. Bebeklerde ishal ve kusma gibi özgün olmayan belirtiler de görülebilir.

Onun için, kulak muayenesi her çocukta normal muayenenin ayrılmaz bir parçası olmalıdır. Muayenede kulak zarı kızarık, bombe ve hareketi azalmış olarak görülür. Kulak zarında yalnızca kızarıklık olması çok değerli değildir, çünkü ağlayan bir bebekte de kızarıklık gözlenebilir.

Yapılan çalışmaların çoğu, orta kulak iltihabında yedi günlük antibiyotik tedavisinin yeterli olduğunu göstermektedir. Çocuğun durumu kötüleşiyor ise ya da altta yatan bir immün yetmezlik söz konusuysa timpanosentez(kulak zarına çizik) yapılıp etkene göre antibiyotik seçilmelidir.

Antibiyotik tedavisine ağrı kesici-ateş düşürücü bir ilaç( ve serum fizyolojikli burun damlaları eklenir. Tedavi bitiminden birkaç gün sonra çocukların kulak muayenesinin tekrar değerlendirilmesinde yarar vardır. Eğer orta kulakta sıvı görülüyorsa bu çocukların bir KBB uzmanına yönlendirilmesi gerekir.

Altı ay içinde üç ya da 12 ay içinde dört orta kulak iltihabı atağı geçirenlerde antibiyotik profilaksisi(koruması) önerilmektedir.

Akut sinüzit

Burun bölgesindeki akut enfeksiyonların çoğunda paranazal sinüsler de tutulur. Bebeklik döneminden itibaren maksiler(yanak) ve etmoid(burun kökü) sinüslerde enfeksiyon gelişebilir. Buna karşın, frontal(alın) sinüsler daha geç geliştiğinden genellikle 10 yaşından önce bu bölgede enfeksiyon görülmez.

Benzer şekilde, sfenoid(kafa tabanı) sinüsler de 3-5 yaşlarına kadar klinik olarak önem taşımazlar. Sinüzit belirtileri genellikle akut nezlenin 3-5. günlerinde ortaya çıkar. Bu günden sonra genellikle ÜSYE belirtilerinde bir azalma beklenirken tersine ateşin 39°C’nin üzerine çıkması, çocuklarda sık görülmese bile göz çevresi ödem ve yanakta ağrı olması akut sinüziti düşündürür.

10 günden fazla süren ÜSYE belirtileri de akut sinüziti akla getirmelidir.

Geceleri olan öksürük, ÜSYE seyrinde olabilirse de gündüzleri de devam eden öksürük genellikle akut sinüziti düşündürür. Çocuklarda baş ağrısı ise pek sık görülmez. Boğaz muayenesinde geniz akıntısı izlenebilir.

Burun muayenesinde sarı-yeşil renkli koyu akıntı görülmesi sinüslerin enfeksiyonunu gösterir. Tanı amacıyla sık olarak sinüs grafileri çekilse de bazen yanlış yorumlara neden olabilir.

Ancak akut viral enfeksiyonlar seyrinde yanlış olarak akut sinüzit tanısı konulabileceğinden sinüs grafilerini yorumlarken çok dikkatli olmalıdır. Antibiyotik tedavisi 14-21 gün uygulanır.

Güncellenme Tarihi: 30 Nisan 2009Yayınlanma Tarihi: 30 Nisan 2009

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/ust-solunum-yolu-enfeksiyonlarinda-antibiyotik-kullanirken-hassas-davranin/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть