Uyku Apnesi 1 Milyondan Fazla Kişiyi Etkiliyor

Uyku Apnesi Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

Uyku Apnesi 1 Milyondan Fazla Kişiyi Etkiliyor

Uyku hayatımızda büyük öneme sahip ve ömrümüzün neredeyse üçte birini kapsayan bölümüdür. Uykuya ayrılan zaman kişiden kişiye değişse de yetişkin bir bireyin günlük ortalama uyku süresi 7-9 saat arasında olmalıdır.

Fakat önemli olan bu sürenin uzunluğu değil, ne derece kaliteli ve verimli olduğudur. Özellikle aşırı stresli ve yorgun olduğumuz zamanlarda, saatlerce yatsak bile yine de dinlenmeden kalktığımız günleri hepimiz yaşamışızdır.

Ancak kaliteli ve tüm evreleri yerine getirilmiş bir uyku, ideal sürelerin de tamamlanması ile herkesin dinlenerek uyanmasını sağlayacaktır.

Uykunun REM ve Non-REM olmak üzere iki evresi vardır. Uykuya dalma ve rüya görme gibi olaylar bu evrelerin farklı kısımlarında gerçekleşmektedir. Bir kişi gece boyunca herhangi bir sebeple defalarca uyanırsa, bu evreler tamamlanamadığından sabah çok yorgun ve hiç uyumamış gibi olur. Bu da uzun vadede sinir, stres, huzursuzluk ve mutsuzluk gibi yan etkileri doğuracaktır.

Uyku Nedir? Uykunun Evreleri ve Yaş Gruplarına Göre İdeal Uyku Saatleri Nelerdir?

Uyku apnesi dediğimiz durum ise uyku kalitesini etkileyen ve kişinin sağlığı üzerinde doğrudan etkili olan bir sorundur. En basit tanımı ile uykuda solunumun durması olarak ifade edilir, ciddiye alınıp tedavisi aksatılmadan yapılması gereken bir hastalıktır.

Her yaştan kişide görülebilen bu sorunda kişi bir süre nefes alamaz. Nefes almanın durduğu anda beyine giden uyaranlar ile hasta irkilerek uyanır ve yeniden soluk almaya başlar.

Bizler bu makalemizde uyku apnesinin nasıl bir sağlık sorunu olduğunu, sebeplerini, belirtilerini ve tedavisinin nasıl yapıldığını anlatmaya çalışacağız.

Uyku Apnesi Nedir?

Uyku apnesi; uyku esnasında, herhangi bir nedenle, en az 10 saniye solunumun durması olarak ifade edilir. Solunumun geçici olarak durması apne olarak ifade edildiği için, uyku apnesi de halk arasında sedece bu terim ile anılabilmektedir. Bademciklerin aşırı büyümesi, geniz eti, horlama gibi sorunlar apneye sebep olabilmektedir.

Bazı kişilerde yüzeysel, bazılarında ise hayati tehsi olan bu durum, gece boyunca birkaç kez tekrarlanabilir. Toplumda görülme sıklığı %1-4 olan apne önemli bir sorun olarak kabul edilmeli ve gereken önlemler alınmalıdır. Hastalığın 3 türü bulunmaktadır. Bunlar;

  • Obstrüktif (Tıkayıcı) Uyku Apnesi: En yaygın görülen tipidir, üst solunum yollarının tıkanmasına bağlı olarak ortaya çıkar.
  • Santral Uyku Apnesi: Beyinde solunumu kontrol eden kaslara, gerekli sinyallerin iletilmemesi sonucu oluşur.
  • Mikst Uyku Apnesi: Hem santral hem de tıkayıcı uyku apnesinin bir arada görüldüğü durumdur.

Uyku Apnesinin Nedenleri Nelerdir?

Temel nedeni boğazdaki hava yolunun kapanmasıdır. Bunun sebebi bademciklerin şişmesi de olabilir, aşırı büyümüş geniz eti de, çok ileri düzeyde olan horlama da olabilir.

Bazen de sebebi doğuştan kaynaklanabilir. Yani üst solunum yolunda bir darlık varsa, çocukluktan itibaren solunum yolu yıpranacak ve uyku sırasında apne sendromu yaşanacaktır.

Bu nedenle yetişkinler kadar çocuklarda da görüldüğünü söyleyebiliriz.

Horlama toplumumuzun çok büyük bir kesiminde görülmektedir. Özellikle geniz eti olanlar ve yaşı ilerlemiş kişilerde daha ileri boyuttadır.

Fakat apne sorunu olan kişilerdeki horlama, normalden 3-4 kat daha şiddetli, sesli ve kaba bir şekilde geçekleşmektedir.

Uzmanlar nedenleri arasında sayılmasını tam olarak doğru bulmasa da, uyku apnesi olan kişilerin %30-50'sinde hipertansiyon olduğu bilinmektedir.

Uyku Apnesinin Belirtileri Nelerdir?

En önemli belirtisi hiç kuşkusuz ki solunumun durmasıdır. Kişi gece uykusunda nefes alamama sebebiyle uyanıyorsa vakit kaybetmeden bir doktora görünmelidir.

Çünkü bazı kişiler solunum durduğu an uykusundan sıçrayarak uyanır ve yeniden nefes almaya başlar.

Oysa uykusu çok ağır olan insanlar 10 saniyeden daha uzun süre nefes alamadığında ve kalkmadığında hayati tehye oluşan sonuçlar meydana gelmektedir. Uyku apnesinin belirtilerini şu şekilde sıralayabiliriz;

  • Uykuda solunum durması.
  • Horlama.
  • Huzursuzluk.
  • Nefes darlığı.
  • Sık sık iç çekme.
  • Erkek cinsiyet (erkeklerde kadınlara göre daha çok görülmektedir).
  • Elleri ve kolları kullanarak sanki suda boğuluyormuşçasına veya zor bir durumdaymış gibi çırpınarak uyanma.
  • Sabahları yorgun ve sanki hiç uyumamış gibi uyanma.
  • Terleme.
  • Sık sık idrara çıkma.
  • Ağız kuruluğu.
  • Reflü.
  • Baş ağrısı.
  • Unutkalnlık.
  • Konsantrasyon bozukluğu.
  • Depresyon ve mutsuzluk.
  • Sürekli uykulu ve yorgun hissetme.

Yukarıda saydığımız belirtilerin çoğu uyku esnasında olan durumlardır. Bu kişiler verimli uyuyamamanın etkisiyle gün içerisinde sürekli yorgun ve uykusuz olacaklardır.

Eğer öğrenci ise derse kendini verememe, konsantrasyon bozukluğu, dikkat dağınıklığı gibi durumlar da belirtiler arasındadır.

Bu noktada anne ve babaların bilinçli olmasını, öğretmenlerden bu tarz şikayetler geliyorsa altında yatan etkenleri araştırmasını tavsiye ederiz. Ancak belirtiler her zaman bu kadar masum olmuyor.

Daha ileri vakalarda ani ölümler, kalp yetmezliği, felçlik geçirme, akciğer hastalarında solunum yetmezliği, cinsel isteksizlik, kontrol altına alınamayan diyabet ve kilo vermede güçlük gibi durumlar da uyku apnesinde meydana gelen oldukça ciddi sağlık sorunlarıdır. Saydığımız bu durumlar özellikle çalışma esnasında meydana gelirse, hayati tehsi olan iş kazalarına yol açabilir. Örneğin uzun yol şoförleri, elektrik direğinin tepesinde çalışmak zorunda olan kişiler, apne meydana geldiği anda sonu ölüme varan durumları yaşayabilirler.

Uyku Apnesi Nasıl Önlenir?

Konumuz olan hastalığın tanımını yaptıktan, nedenlerini ve belirtilerini anlattıktan sonra artık kafamızda durumun ciddiyetinin oturmuş olduğunu tahmin ediyoruz.

Peki, son derece ciddi bir sağlık sorunu olan uyku apnesi nasıl önlenir? Uzmanlar öncelikle aşırı kilolu olmaktan kaçınmamızı öneriyorlar.

Çünkü obezite, hastalık için en önemli risk faktörlerinden biri olarak gösteriliyor.

Obezite boyutuna ulaşmış kişiler ideal kilolarına ulaşarak, apne oluşma ihtimalini en az %50 oranında azaltabilirler.

Bunun dışında diğer tüm hastalıklarda da olduğu gibi sigara ve alkol alışkanlığı varsa bırakılmalı, uyku ilaçları kullanılmamalı ve sırt üstü yatılmamalıdır.

Televizyonlarda ve marketlerde horlamayı giderici burun spreyleri veya bantlar görmüşsünüzdür. Uzmanlar bunların pek işe yaramadığının özellikle altını çiziyorlar.

Uyku Testi (Polisomnografi) Nedir? Nasıl Yapılır?

Hastalığın tedavi aşamasına başlamadan önce elbette ki daha önemli adım teşhisi olacaktır. Takdir edersiniz ki bazı hastalıklar yanlış tanı konulduğu için tedaviye geç kalınmakta veya yanlış uygulamalarla daha kötü sonuçların doğmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle tedavi kadar tanı da çok önemlidir. Peki, uyku apnesi nasıl teşhis edilir veya tanısı nasıl konulur?

Bunun için özel bir test uygulanmaktadır. Polisomnografi adı verilen uyku apnesi testi bütün gece boyunca kişinin beyin aktivitelerini ve solunumsal durumunu kaydeder.

Uyku sırasında; ağız ve burundan yayılan hava akımı, beyin dalgaları, göz hareketleri, horlama, kol ve bacak hareketleri, kalp atışının hızı, oksijen seviyesi gibi ölçümler yapılır.

Bu ölçümleri yapabilmek için hastanın bir gece uyku odasında kalması gerekmektedir.

Polisomnografi hakkında edindiğimiz bilgiler arasında; testin yapılması teklif edilen kişilerin %90'ının ilk önce kabul etmediği yer alıyor. Birçok kişi ben başka yerde uyuyamam diyerek reddediyormuş. Oysaki yapılan işlemler son derece kolay ve rahat.

Bunun için hastanın kişisel eşyalarını yanına alarak testin yapılacağı hastaneye veya merkeze tek başına gelmesi istenir. Yakınlarından birinin eşlik etmemesi özellikle rica edilir.

Çünkü uyku esnasında tamamen yalnız olması ve parametrelerin doğru bir şekilde tespit edilmesi amaçlanır.

Daha sonra hasta uyku testine hazırlanır, uyumak istediği saatte tıpkı evinde olduğu gibi yatağına yatırılır. Uyku saatinin gelmesine kadar hasta ortama bir miktar alışacağı için uykuya dalmakta çok zorluk çekmez.

Test esnasında vücudun bazı noktalarına bağlanan kablolardan alınan sinyaller odanın dışında bulunan bilgisayara aktarılır. Buraya alınan kayıtlar daha sonra detaylı bir şekilde incelenir.

Üzerinde kablolar bulunan ve birileri tarafından izlenen hasta evindeki gibi rahat olamayacağı için elbette sık sık uyanabilir. Ama her koşulda gerekli verilerin toplanması sağlanmaktadır.

Uzman doktor bu test sayesinde hastanın gece boyunca kaç kez uyandığını, nefes alışının kaç defa durduğunu, kalp hızını ve derin uykuya dalıp dalmadığını analiz edebilir. Elde edilen bu parametreler doğrultusunda hastanın uyku apnesi olup olmadığına karar verilir.

Son olarak en çok merak edilen bir soruya da cevap verelim. Polisomnografi evde de yapılabilen bir testtir. Fakat hem hastaya hem de uzman ve teknisyen ekibine zor olduğu için çok fazla tercih edilmez. Gerekli olan cihaz, elektrotlar, bilgisayar vs. gibi aletlerin taşınması, kurulması ve toplanması bir hayli emek istemektedir.

Bu nedenle şartlar mecbur kılmıyorsa evde yapılması tercih edilmez.

Uyku Apnesi Nasıl Tedavi Edilir?

Teşhis konulduktan sonra yapılması gereken ilk şey kulak burun boğaz doktoruna giderek, üst solunum yollarında herhangi bir darlık olup olmadığını anlamaktır.

Eğer nefes almayı güçleştirici ve uykuda durmasına sebep olacak anatomik bir darlık varsa, cerrahi müdahale gerekebilir.

Uyku apnesi tedavisinin temel amacı hava yolunu devamlı açık tutmayı sağlayacak işlemlerdir.

Bunlar kişinin durumuna göre değişebilir. Geniz eti varsa bu alınır, horlama varsa bunun sebepleri araştırılır, doğuştan kaynaklanan bir durum ise de ameliyatla tedavi yapılabilir.

Eğer hasta aynı zamanda obez ise doktor ilk olarak zayıflamasını ve sağlıklı bir yaşam sürmesini isteyecektir. Bunun için sitemizin zayıflama kategorisine bakabilir ve kendinize uygun olan diyet programınızı seçebilirsiniz.

Tabi ek olarak şeker, tansiyon veya kalp gibi rahatsızlıklarınız varsa bu diyetlere doktorunuza sormadan başlamamanızı öneririz.

İnsomnia (Uykusuzluk) Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

Daha ciddi vakalarda tedavide pozitif hava basıncı (CPAP) uygulanır. Eğer hastalar bu cihazı kullanmakta zorluk çekiyor ve istemiyorsa, ağız içi aparatlar kullanılarak, dilin geriye gidip solunum yolunu tıkaması önlenebilir. Bu cihazlar uyku esnasında hastanın üst solunum yollarının açık kalmasını sağlayarak apne sorununun yaşanmasını engellemektedir.

Cihazın çalışma mantığında yukarıdaki görselde de gördüğünüz gibi ağız ve burnu sıkıca kapatacak şekilde bir maske takılır.

Kenarları silikon olan ve yüze tamamen oturan bu maske ilk başlarda rahatsız etse de, hasta sabah uyandığında zinde ve uykusunu almış bir şekilde güne başlayacağı için bu tür rahatsızlıkları bir süre sonra görmezden gelmektedir.

Yapılan bu işlemler neticesinde kişinin yaşam kalitesinin ciddi anlamda yükselmesi sağlanmaktadır.

Источник: https://bilgihanem.com/uyku-apnesi-nedir/

1.5 milyon kişi uyku bozukluğu yaşıyor

Uyku Apnesi 1 Milyondan Fazla Kişiyi Etkiliyor

Uyku Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ,Türkiye'de, resmi verilere göre 1.5 milyon uyku apne sendromlu kişi bulunduğunu belirtti

Uyku Derneği (UYKUDER) Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ,Türkiye'de, resmi verilere göre 1.5 milyon uyku apne sendromlu kişi bulunduğunu belirterek, “Buna rağmen uyku apne tanısı konulmuş hasta sayısı çok az. Tanı konulmuş kesin hasta sayısını bilemiyoruz. Avrupa'daki durum da ülkemizdekine benzer.” dedi.

Dernek tarafından organize edilen, “5. Uyku Bozuklukları Kongresi”ne katılmak için Trabzon'a gelen Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Anabilim Dalı Başkanı da olan Prof.

Dr. Karadağ, uykuda tekrarlayan üst solunum yolu tıkanmalarıyla karakterize ve sıklıkla kandaki oksijen oranının azalmasıyla birlikte görülen durumun Obstrüktif Uyku Apne Sendromu olarak tanımlandığını söyledi.

Uyku apnesinin önemli bir sağlık sorunu olduğunu ifade eden Karadağ, “Düzensiz nefes alış verişi ve nefes durmasının şiddetiyle bağlantılı olarak vücut oksijen eksikliği yaşar. Oksijen sağlıklı yaşamın en vazgeçilmez ihtiyacıdır. Tüm sistemlerin sağlıklı yaşam için oksijene ihtiyacı vardır.” diye konuştu.

Uykuda solunum bozukluğu

Karadağ, uykuda solunum bozukluğu yaşayan kişilerin uyandıklarında yorgun olduklarını vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çünkü uyku sırasında farkında olmadan nefes darlığı çekmişlerdir. Solunum eforunun yorgunluğu ile güne isteksiz ve yorgun başlarlar. Zaman içerisinde sabah baş ağrıları görülebilir.

Beyin fonksiyonları berraklığını kaybetmeye başlar. Unutkanlık, isteksizlik, mutsuzluk, gündüz uyku hali, dalgınlık, gerginlik ve sinirlilik gibi kişilik değişiklikleri görülmeye başlar.

Yaşanabilecek bu tür sorunlara bağlı olarak kişinin yaşam kalitesi de azalır.”

Uyku apne sendromundan öncelikle, oksijene en fazla ihtiyaç duyan hassas organların etkilendiğini anlatan Karadağ, şöyle devam etti:

“Sistemik hastalıklardan bir çoğu uykuda solunum bozukluğu olan kişilerde şiddetlenmeye başlar.

Hipertansiyon, kalp damar hastalıkları, diyabet ve obezite denen aşırı şişmanlık hallerinde, uykuda solunum bozukluğu varsa mutlaka tedavi etmek gerekmektedir.

Hipertansiyonu olan kişilerde uykuda solunum bozukluğuna bağlı gece ani tansiyon yükselmeleri ve buna bağlı beyindeki anevrizmalarda kanama ve felç tablosu gelişme riski çok artmaktadır.”

Karadağ, horlaması, gündüz aşırı uyku hali olan ve gece uyurken nefes alış verişinde düzensizlik ya da durma olduğu bir başkası tarafından görülmüş kişiler başta olmak üzere, uyku ile ilgili sorun yaşayanların uyku polikliniğine müracaat etmeleri gerektiğine dikkati çekti.

“Erkekler, hastalığın görülmesi noktasında biraz daha şanssız”

Türkiye'de, resmi verilere göre 1.5 milyon uyku apne sendromlu kişi bulunduğunu belirten Karadağ, “Buna rağmen uyku apne tanısı konulmuş hasta sayısı çok az. Tanı konulmuş kesin hasta sayısını bilemiyoruz. Avrupa'daki durum da ülkemizdekine benzer.” dedi.

Karadağ, farklı sağlık sorunları nedeniyle hekime başvuran kişilerin, tedavi uygulanmasına rağmen sonuç alamadığının altını çizerek şu değerlendirmede bulundu:

“Örneğin hasta reflü şikayetiyle geliyor. Uyku apneli kişide reflü olur ve apneyi tedavi etmediğiniz sürece reflüyü de tedavi edemezsiniz. Eğer hastanın uyku apnesi tedavi edilirse bir daha reflü olmuyor. Uyku apne sendromu diyabeti, hipertansiyonu ve obeziteyi tetikliyor.

Bütün bunların çözümünde de apnenin tedavi edilmesi geliyor. Uyku apne sendromunu tedavi ettiğiniz zaman aslında bir çok hastalığı tedavi etmiş oluyorsunuz. Bu konuda ülkemizde yapılması gereken çok iş var.

Dernek olarak 10 yıldır bu konuda farkındalık yaratmak amacıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz, sorunu çözüme kavuşturma noktasında bakalım ne kadar başarılı olacağız.”

Uyku apne sendromunun, erkeklerde daha sık görüldüğünü aktaran Prof. Dr. Karadağ, şunları kaydetti:

“Erkekler, bu hastalığın görülmesi noktasında biraz daha şanssız. Kadınlar ise hastalığa menopozdan sonra biraz daha yatkın oluyor ve hastalık bu dönemden sonra biraz daha artıyor. Uyku apne sendromu, yeni doğandan başlayarak 100 yaşındaki kişiye kadar herkeste olabilir.

Amerika, bu konuda özellikle çocuklar üzerinde çalışma yapmaya başladı çünkü çocukluk çağında tedavi edilirse birey ömür boyu daha verimli ve sağlıklı bir yaşam sürebilir. Aksi takdirde çocuklar, okulda başarısızlık, konsantrasyon bozuklukları gibi bir çok sorunla karşılaşabilir.

Kilolu, horlayan ve diş gıcırdatması olan çocuklara uyku apne sendromu ihtimali de akılda bulundurarak dikkat edilmeli. Uyku apne sendromu olan çocuklar, okulda da başarısız oluyorlar.”

Karadağ, uyku apne sendromuna erken dönemde tanı konulması ve tedavi edilmesinin önemli olduğunu belirterek, “Hasta nefes alamadığı zaman beyin kanaması geçiriyor ve bu kişi ömür boyu felçli yaşıyor. Oysa apnesini tedavi etseniz beyin kanaması olmayacak. Tansiyonu yükselse bile beyin kanaması geçirmesine neden olacak kadar yükselmeyecek, kontrol altında olacak.” diye konuştu.

Bu haber toplam 375 defa okunmuştur

Источник: http://www.liderhaber.org/1-5-milyon-kisi-uyku-bozuklugu-yasiyor-47950h.htm

Uyku Apnesi Nedir, Nasıl Tedavi Edilir?

Uyku Apnesi 1 Milyondan Fazla Kişiyi Etkiliyor

Uyku apnesi, horlama ve uykuda solunum durması olarak tanımlanıyor. İnsan ömrünün ortalama üçte birini oluşturan uyku, sağlıklı bir yaşam için büyük önem taşıyor.

Kalitesiz uyku gündüz sürekli uyur halde dolaşma, konsantrasyon eksikliği gibi şikayetlere yol açarken; yüksek tansiyon, kalpte ritim bozuklukları, felç veya ani gece ölümlerine neden olabilen uyku apnesine de neden olabiliyor.

 Uyku Apnesi Nedenleri

Uyku apnesinin nedeni, boğazdaki kasların havanın geçeceği alanı kapatacak şekilde gevşemesidir.

Üst solunum yolundaki darlıklar çocukluktan itibaren, solunum yolunun yıpranmasına sebep olabilir ve bu da uyku apne sendromuna neden olabilir.

Fazla kilolu olmak, büyük bademciklere ve geniz etine sahip olmak da uyku apnesi nedenleri arasında gösterilebilir.  Uyku apnesi sadece yetişkinlerde değil, çocuklarda da görülebilir.

Uyku apne sendromu olan kişide horlama, 3-4 kat daha fazla, çok kaba ve gürültülü şekilde gerçekleşir.

Horlamanın yanı sıra nefes darlığı, sık sık iç çekme, el kol hareketleriyle çırpınarak uyanmaya çalışma, sık ve uzun süreli solunum durmaları, sabah yorgun uyanmak da uyku apne sendromu yaşayan kişilerde görülür.

Uyku apnesinin tam nedeni sayılmasa da, uyku apne sendromlu hastaların %30-50'sinde hipertansiyon görülmektedir.

 Uyku Apnesi Belirtileri

 Uyku apnesinin belirtilerinden en önemlisi uykuda solunumun durmasıdır.  Diğer uyku apnesi belirtileri ise şöyle sıralanabilir:

  • Uykuda sırasında huzursuzluk
  • Horlama
  • Sık sık idrara kalkma
  • Terleme
  • Ağız kuruluğu
  • Reflü
  • Tanıklı olarak solunum durmaları

Ayrıca baş ağrısı, unutkanlık, konsantrasyon bozukluğu, depresyon, sabah dinç uyanamama ve aşırı derecede uykulu olmak ve yorgunluk hali ise uyku apnesinin gündüz gözlenebilen belirtileri arasındadır.

 Uyku apnesi belirtilerinin görüldüğü kişiler gün içerisinde birçok ciddi tablo ile karşılaşılabilmektedir.

Uykuda ani ölüm, inme, kalp krizi ve kalp yetmezliği, eğer hasta obez ise kilo vermede zorluk, akciğer hastalarında solunum yetmezliği, cinsel isteksizlik ve iktidarsızlık, kontrol altına alınamayan diyabet bu olumsuzluklara örnek olarak gösterilebilir.

Bunun yanı sıra, uyku apnesi kişide gündüz sürekli yorgunluk ve konsantrasyon eksikliğine neden olacağı için trafik ve iş kazalarına da neden olabilmektedir.

Uyku Apnesi Testi

 Uyku apnesi testi, hastalığın tespiti ve tedavisi sürecinde en önemli aşamadır. “Polisomnografi” denilen uyku apnesi testi tüm gece boyunca beyin aktivitesinin ve solunumsal olayların kaydedildiği bir testtir.

 Uyku apnesi testi olan Polisomnografi, uyku sırasında beyin dalgaları, göz hareketleri, ağız ve burundan hava akımı, horlama, kalp hızı, bacak hareketleri ve oksijen seviyelerinin ölçümü esasına dayanır. Uyku apnesi testini yaptırabilmek için hastaların bir gece uyku odasında kalmaları gerekir.

Test sırasında sırasında vücudun çeşitli noktalarına bağlanan kablolarla alınan sinyaller odanın dışındaki bilgisayara aktarılır.

Sabaha kadar alınan bu kayıtların incelenmesiyle, uyku süresince solunumun kaç defa durduğu, ne kadar süre ile durduğu, durduğunda oksijen değerlerinin ve kalp hızının nasıl etkilendiği ve derin uykuya dalınıp dalınmadığı gibi birçok parametreye bakılabilir.

Uyku Apnesi Tedavisi

 Uyku apnesi tedavisinde ilk yapılması gereken obezite söz konusu ise bu durumun aşılmasıdır. Eğer üst solunum yollarında belirgin anatomik darlıklar var ise hastanın Kulak Burun Boğaz uzmanı tarafından cerrahi girişim yönünden değerlendirilmesi gerekir.

 İleri derecede uyku apnesi tedavisinde ise pozitif hava basıncı (CPAP) tedavisi uygulanmalıdır.

Tedavi etkisine ve hastanın tercihine göre otomatik ayarlarda düzenleme yapılarak ya da sabit basınçlı cihaza geçilerek hasta takibe alınmalıdır.

CPAP cihazı kullanmakta güçlük çeken ya da hafif derece vakalarda ağız içi aparey ile alt çene öne alınarak dilin geriye düşüp üst solunum yolunu tıkaması önlenebilir.

 Uyku apnesinin özgün tedavisi, hava yolunu devamlı açık tutacak şekilde basınçlı hava veren cihazların kullanımıyla sağlanmaktadır. PAP (pozitif havayolu basıncı) cihazları üst hava yollarının uyku sırasında açık kalmasını sağlayarak uyku apnesini önlemektedir.

Gece boyunca yüze sıkıca oturan silikon bir maskeyle basınçlı hava veren bu cihazlar, başlangıçta hasta için rahatsız edici görünebilmektedir. Buna rağmen, sabah dinlenmiş ve uykusunu almış olarak uyanan hastalar cihazı kolaylıkla kabul etmektedir.

Hastaya hangi cihazın uygun olduğunu tespit etmek ve apnelerin yok olduğu veya minimum sayıya indiğini görmek için ikinci bir gecenin uyku laboratuvarında geçirilmesi gerekmektedir.

  Cihazla uyku apnesi tedavisinin ardından uyku apnesi sorunundan kurtulan kişilerin yaşam kaliteleri yeniden yükselmektedir.

 Uyku Apnesi Beyin ve Kalp Hastalıklarına Yol Açabiliyor isimli makalemiz için tıklayınız!

Güncellenme Tarihi: 20 Ekim 2016Yayınlanma Tarihi: 20 Ekim 2016

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/uyku-apnesi/

Uyku Apnesi ve gündüz uykululuk hali, hayati sorunlara neden olabiliyor!

Uyku Apnesi 1 Milyondan Fazla Kişiyi Etkiliyor

‘Tıkayıcı Uyku Apnesi’ ve buna bağlı ‘Gündüz Aşırı Uykululuk Hali’ hakkında bilgi veren Prof. Dr. Derya Karadeniz, önemli uyarılarda bulundu. 

Obstrüktif (Tıkayıcı) Uyku Apne Sendromu, uyku sırasında tekrarlayan ve nefes yolundaki daralmalar veya tıkanmalar nedeniyle soluk almada kesintiler yaratan bir hastalıktır.

Uykuda nefesin kısmi kesilmesi “horlama” olarak ortaya çıkar, nefesin 10 saniye ve daha uzun süreyle kesilmesi “apne” olarak adlandırılır. Uykuda nefes kesilmelerinin sayısı saatte 5’in üstünde ise, tıkayıcı tipte uyku apnesi sendromu söz konusudur.

Uyku apnesinin 3 temel bulgusu: Horlama, hastanın eşi tarafından teyit edilen apne ve gündüz aşırı uyku halidir.

Türkiye’de toplumun yaklaşık %5’inde görülmektedir ve 1 milyondan fazla insanın etkilendiği bilinmektedir; ancak hastaların bu durumu bir hastalık olarak değerlendirmemesi nedeniyle tanı konma süresi 8-10 yılı bulmaktadır.

Uyku apnesi en sık 40-65 yaşları arasında ve daha sıklıkla kilolu erkeklerde görülmektedir. Erkeklerde kadınlara göre 2-3 kat daha sık saptanmasına karşın menopoz sonrasında menopoz öncesi döneme göre 4 kat fazla izlenmektedir.

Çocuklarda ise uyku apnesi %1-4 oranında görülür.

Uyku apnesi nedir? Apne belirtileri, testi, tanısı ve tedavisi

  • Boynun kısa ve kalın oluşu ve boyun çevresinin erkeklerde 43 cm, kadınlarda 40 cm üzerinde ölçülmesi riski artıran bir faktördür.
  • Obeziteye bağlı olarak bel çevresinin erkeklerde >94 cm, kadınlarda >80 cm ölçülmesi artmış uyku apnesi riskinin göstergesidir. Uyku apnesi riski Boy Kilo Endeksi>29 olanlarda 8-12 kat artmıştır.

Uyku apnesi hastalarının en sık şikayeti “gündüz aşırı uyku halidir”, benzer şekilde gündüz aşırı uykululuğuna en sık sebep olan hastalık uyku apnesidir. Bu nedenle gündüz uykululuk çeken hastalar uyku apnesi açısından uzman bir hekim gözüyle değerlendirilmelidir.

Hastalar, trafik kazası açısından 6 kattan fazla, iş kazası açısından %60’dan fazla artmış risk altında yaşıyorlar!

Uyku sırasında tekrarlayan uyku bölünmeleri nedeniyle hastalar derin uyku evresine geçemediği için yataktan yorgun kalkarlar, gün boyu aşırı uyku ihtiyacı hissederler. Oluşan aşırı uykululuk kişilerin günlük aktivitelerini de olumsuz yönde etkiler.

Hastaların öğrenme becerileri azalır, hafızaları ve refleksleri zayıflar, dikkatleri azalır. Hastalar, başlangıçta televizyon seyretmek, gazete okumak gibi pasif bir iş esnasında uyuklarken ilerleyen dönemlerde araba kullanırken bile uyuyakalıyorlar.

Bu hastalar, trafik kazası açısından 6 kattan fazla, iş kazası açısından %60’dan fazla artmış risk altında yaşıyorlar. Özellikle ticari araç ve otobüs sürücülerinin uyku apnesi açısından sorgulanması ve tanı konulursa tedavi edilene kadar araç kullanmamaları önerilmelidir.

Gündüz aşırı uykuluğu ülkemizde işten çıkarmalara yasal zemin oluşturabilmektedir.

Uyku apnesi hastalarının tümünde horlama yakınması var!

Gece belirtilerinin başında horlama gelir. Horlama, nefes yollarında daralmanın bir göstergesidir. Hasta, başlangıçta zaman zaman horlarken giderek daha şiddetli ve sürekli horlamaya başlar.

Uyku apnesi hastalarının hemen tümünde horlama yakınması vardır. Uykuda az sayıda hava yolu obstrüksiyonunun meydana geldiği horlama durumları basit horlama olarak tanımlanmaktadır.

Hemen her gece olan horlamaya ise horlama alışkanlığı denmektedir.

Kadınlarda uyku apnesi fark edilemeyebilir!

Normal erişkin insanların yaklaşık yarısında zaman zaman, %25’inde ise sürekli olarak horlama görülür. Kadınlarda uyku apnesi horlama, tanıklı apne ve gündüz uyku hali gibi klasik semptomlarının yerine uykusuzluk, kronik yorgunluk veya depresyon gibi yakınmalar ön plandadır. Bu nedenle kadınlarda uyku apnesi fark edilemeyebilir.

Uyku apnesi beyin ve kalp hastalıklarına yol açabiliyor

Hastaların doktora başvurmasındaki en önemli neden hastaların eşleri tarafından fark edilen apnedir. Gece boyunca bazen yüzlerce kez tekrarlayan apneler nedeniyle uyku bölündüğü için hasta kalitesiz bir uyku uyur.

Çoğu hasta uykuda nefesinin durduğunu kabul etmediği için, bu hastaların uykularının videosu çekilerek hasta ikna edilmeye çalışılmalıdır.

Nitekim uyku apnesi tanısında gecikme nedenlerinin en önemlilerinden biri hastanın yalnızca horladığını iddia ederek doktora başvurmak istememesidir.

Başka hangi şikayetler uyku apnesini akla getirmeli?

Uyku apnesi hastalarında yukarıdaki klasik yakınmalar dışında sabah baş ağrısı, konsantrasyon bozukluğu, unutkanlık, sinirlilik, gece terlemesi (özellikle baş ve boyun bölgesinde), gece susama, sabah ağız kuruluğu ile uyanma, gece ortaya çıkan reflü ve buna bağlı öksürük, cinsel istek azalması, iktidarsızlık, gece ortaya çıkan göğüs ağrısı, kalp ritminde bozulma, gece idrara çıkma veya altına kaçırma ve kötü rüyalar görme gibi birçok başka yakınma ve bulgu da görülebilir. Sonuç olarak, hastanın yaşam kalitesi çok bozulmuştur.

Ayrıca koroner arter hastalığı, hipertansiyon, kalp yetmezliği, kalp ritim bozukluğu, inme, hipertansiyon, diyabet, insülin direnci, metabolik sendrom gibi birçok hastalıkta uyku apnesinin sık görüldüğü, benzer şekilde uyku apneli bireylerde bu hastalıkların riskinin 2-3 kat arttığı bilinmektedir. Bu nedenle, hastalarda uyku apnesi klinik bulgularının yanı sıra eşlik eden hastalıklara ait belirtiler de gözlenebilir.

Dünya Uyku Günü nedeni ile düzenlenen basın toplantısına katılan Göğüs Hastalıkları ve Uyku Bozuklukları Uzmanı Prof. Dr. Çağlar Çuhadaroğlu da uyku apnesi tanısının nasıl konulduğuna, tedavi yöntemlerine ve uyku apnesinin sonuçları hakkında şu bilgileri verdi:

Uyku tıbbı, yurtdışında ayrı bir branş olarak kabul edilirken; uyku hastalıkları ülkemizde nöroloji, göğüs hastalıkları ve psikiyatri uzmanları tarafından özellikle uyku laboratuvarlarında takip edilir. Tanı koymak adına günümüzde kullanılan en gelişmiş işlem, polisomnografidir. Ülkemizde sıklıkla hastaya, bir gece uyku laboratuvarında yatırılarak uyku teknisyeni eşliğinde polisomnografi yapılır.

Bu işlemde, uyku laboratuvarlarının özel olarak hazırlanmış odalarında teknisyen gözleminde uyuyan hastaların uykuları esnasında kalp, beyin, solunum, kan-oksijen düzeyleri, göğüs ve ayak hareketleri gibi birçok verisi aynı anda kaydedilir.

Hekimin bu verileri değerlendirmesi sonrası hastaya uyku apnesi tanısı konulur.

Özel durumlar için (engelli, yatalak hasta vs) evde uygulanabilen, taşınabilir kayıt sistemleri gibi uyku hastalıklarının tespitinde kullanılan yöntemler de bulunmaktadır.

Uyku Apnesi için tedavi yaklaşımları neler?

Hastalığın şiddetinden bağımsız olarak hemen her hastaya önerilen temel yaklaşım; kilo verdirmek, alkol, sigara ve sedatif ilaç kullanımının kısıtlanması, reflüyü önleyici tedbirler ve uyku pozisyonunun ayarlanmasıdır. Şayet nefes yolunu tıkayıcı bir sorun var ise, cerrahi yöntemler ile tıkanıklığın ortadan kaldırılması da bir kısım hasta grubunda faydalıdır.

Orta ve ağır derecede uyku apneli hastalarda kullanılan PAP (pozitif hava yolu basıncı), kapalı bir yüz veya burun maskesine bağlanan bir hortum ve hava pompası ile uyku sırasında, hafif ve devamlı basınçla nefes yolunun açık kalmasını sağlayan bir cihazdır. Bu cihaz sayesinde solunum çabası azalır, apne ortadan kalkar, kandaki oksijen düzeyi artar ve eşlik eden kalp hastalıkları riski azalır. Uyku yapısındaki bu düzelmeye bağlı olarak gün içi şikayetler büyük ölçüde düzelir.

Uyku apnesi ile ilgili doğru sanılan 6 yanlış bilgi ve çözüm önerileri

En yüksek başarı şansına sahip tedavi pozitif hava yolu basıncı (PAP) denilen yöntemdir.

Hastalarda rahatlama cihaz kullanıldığı sürece devam etmektedir, cihaz kullanılmadığında hasta kendisini eski durumunda, yani horlayan, uykuda nefesi duran ve ertesi gün yorgun bir halde bulmaktadır.

En etkili tedavi yöntemi olmasına karşın, PAP cihazını hastaların ancak %50’si uzun süre kullanabilmektedir. PAP cihazı önerilen hastaların ilk tepkisi “bu hastalık için ilaç tedavisi yok mudur?” olmaktadır.

Hastaların bir kısmı burunda bir hortumla uyuma fikrini benimseyemediği ya da eşlerinin bunu kabul etmeyeceğini düşündüğü için PAP cihazını kullanmamaktadır. Bunun dışında bugüne dek uyku apnesi tedavisi için kabul görmüş bir ilaç tedavisi yoktur, ancak hastalığın gün içi semptomlarını ortadan kaldırmaya yönelik ilaç tedavisi seçenekleri mevcuttur.

Cihaz düzenli kullanılmaz ise ne olur?

Gerek PAP tedavisi almayı reddedenler, gerek tedaviye başladıktan bir süre sonra tedavilerini yarım bırakanlar gerekse de tedaviye rağmen hala bir miktar gündüz uykuluğu yaşayan hastalar yukarıda belirtildiği gibi ev, iş ve trafik kazaları açısından oldukça yüksek risk altındadırlar. Uyku apneli hastaların yaklaşık yarısının özgeçmişinde en az bir kez trafik kazasına rastlanıyor. Zaman zaman gündüz aşırı uykululuğun faturası çok daha ağır olabiliyor.

Örneğin, geçtiğimiz yıllarda Amerika ve Kanada’da yaşanan 3 büyük tren kazasının ortak paydası makinistlerde bulunan tanı konulmamış uyku apnesi hastalığı idi:

  • Michigan Tren Kazası 15 Kasım 2001, Kanada: İki yük treninin çarpıştığı kaza sonucu makinistler yaşamını yitirmiş ve yaklaşık 11.400 litre dizel yakıt sızmış ve temizlenmesi 1.4 milyon dolara mal olmuştur.
  • New Jersey Tren Kazası 29 Eylül 2016, Amerika: Kaza, 108 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanmıştır.
  • Brooklyn Tren Kazası, 4 Ocak 2017, Amerika: Sabahın yoğun saatlerinde yaşanan kaza 103 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanmıştır.

Uyku apnesi hastasında gündüz uykululuğu var ise, araç kullanması sakıncalı değil mi?

Resmi Gazete’de yayınlanan tebliğe göre uyku apnesi şüphesi olan sürücülerden polisomnografi raporu istenmektedir.

Orta veya ağır düzeyli uyku apnesi olan sürücülerin ehliyet alabilmeleri için medikal ve/veya cerrahi müdahaleler ile hastalıkları kontrol altında tutulmalı veya sürekli PAP cihazı kullanmalıdırlar.

Bu hastalar yıllık kontrol edilmelidir ve koşulları sağlamadıkları takdirde ‘sürücü olur raporu’ verilmemekte veya verilmiş olan sürücü belgesi geri alınmaktadır.

Uyku apnesi maluliyet sebebi midir?

Özürlülük oranı üç bölümde ele alınır: hafif özürlülük %5, orta özürlülük %10, ağır özürlülük %35’dir. Özür oranı %40 ve üzeri olgular, özürlülere ait haklardan yararlanabilirler.

Uluslararası uyku bozuklukları sınıflamasına göre özürlülük oranı uykuda solunum bozukluklarında %35 olarak değerlendirilir.

Ülkemizde ise ileri derecede uyku apnesi olup PAP tedavisini tolere edemeyen veya yeterli uyumu sağlayamadığı tıbben gösterilmiş hastalar, %35’e kadar maluliyet alabilmektedir.

Uyku apnesi için hangi hekime başvurulmalı?

Türkiye’de uyku apnesi tanısı, polisomnografi tetkiki yapılmasını gerektiriyor ve bu tetkik yalnızca uyku laboratuvarlarında yapılıyor. Nöroloji, göğüs hastalıkları ve psikiyatri uyku bozuklukları için başvurulması gereken temel branşlardır.

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/uyku-apnesi-ve-guenduez-uykululuk-hali-hayati-sorunlara-neden-olabilir/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.