Uyku Apnesi Libidoyu Düşürüyor

Uyku Apnesi Nedir, Nasıl Tedavi Edilir?

Uyku Apnesi Libidoyu Düşürüyor

Uyku apnesi, horlama ve uykuda solunum durması olarak tanımlanıyor. İnsan ömrünün ortalama üçte birini oluşturan uyku, sağlıklı bir yaşam için büyük önem taşıyor.

Kalitesiz uyku gündüz sürekli uyur halde dolaşma, konsantrasyon eksikliği gibi şikayetlere yol açarken; yüksek tansiyon, kalpte ritim bozuklukları, felç veya ani gece ölümlerine neden olabilen uyku apnesine de neden olabiliyor.

Uyku Apnesi Nedir?

Uyku apnesi, horlamanın neden olduğu en önemli hastalıklardan biridir ve uykuda solunumun durması olarak ifade edilebilir. Uyku esnasında nefesin durması ve yüzeysel hale gelmesi anlamına gelen uyku apnesi gece boyunca defalarca tekrarlayabilir.

Uyku apnesi sırasında, üst solunum yolunun açık kalmasını sağlayan kaslarda gevşeme olur. Dil kökü veya yumuşak damağın veya aşırı büyümüş bademciklerin hava yolunu tıkaması sonucunda en az 10 saniye nefes alamamak uyku apnesi olarak adlandırılır.

Uyku apnesi sırasında solunum çabası sürse de, bir süre sonra daha da artan bu çaba beyni uyarır ve hava yolu açılır. Solunumu durana kadar horlayan kişi, gürültülü bir homurdanma ile yeniden nefes almaya ve horlamaya devam eder.

 Gerekli önlemler alınmadığında uyku apnesinin dikkatsizliğe yol çarak trafik kazası riskini 7-8 kat arttırdığı ve iş kazalarına neden olduğu biliniyor. Uyku apnesinin görülme sıklığı %1-4 olsa da, diyabet hastalığının %3, astım sıklığının yaklaşık %5 olduğu düşünülürse ne kadar önemli bir sorun olduğu daha iyi anlaşılabilir.

 Uyku Apnesi Nedenleri

Uyku apnesinin nedeni, boğazdaki kasların havanın geçeceği alanı kapatacak şekilde gevşemesidir.

Üst solunum yolundaki darlıklar çocukluktan itibaren, solunum yolunun yıpranmasına sebep olabilir ve bu da uyku apne sendromuna neden olabilir.

Fazla kilolu olmak, büyük bademciklere ve geniz etine sahip olmak da uyku apnesi nedenleri arasında gösterilebilir.  Uyku apnesi sadece yetişkinlerde değil, çocuklarda da görülebilir.

Uyku apne sendromu olan kişide horlama, 3-4 kat daha fazla, çok kaba ve gürültülü şekilde gerçekleşir.

Horlamanın yanı sıra nefes darlığı, sık sık iç çekme, el kol hareketleriyle çırpınarak uyanmaya çalışma, sık ve uzun süreli solunum durmaları, sabah yorgun uyanmak da uyku apne sendromu yaşayan kişilerde görülür.

Uyku apnesinin tam nedeni sayılmasa da, uyku apne sendromlu hastaların %30-50'sinde hipertansiyon görülmektedir.

 Uyku Apnesi Belirtileri

 Uyku apnesinin belirtilerinden en önemlisi uykuda solunumun durmasıdır.  Diğer uyku apnesi belirtileri ise şöyle sıralanabilir:

  • Uykuda sırasında huzursuzluk
  • Horlama
  • Sık sık idrara kalkma
  • Terleme
  • Ağız kuruluğu
  • Reflü
  • Tanıklı olarak solunum durmaları

Ayrıca baş ağrısı, unutkanlık, konsantrasyon bozukluğu, depresyon, sabah dinç uyanamama ve aşırı derecede uykulu olmak ve yorgunluk hali ise uyku apnesinin gündüz gözlenebilen belirtileri arasındadır.

 Uyku apnesi belirtilerinin görüldüğü kişiler gün içerisinde birçok ciddi tablo ile karşılaşılabilmektedir.

Uykuda ani ölüm, inme, kalp krizi ve kalp yetmezliği, eğer hasta obez ise kilo vermede zorluk, akciğer hastalarında solunum yetmezliği, cinsel isteksizlik ve iktidarsızlık, kontrol altına alınamayan diyabet bu olumsuzluklara örnek olarak gösterilebilir.

Bunun yanı sıra, uyku apnesi kişide gündüz sürekli yorgunluk ve konsantrasyon eksikliğine neden olacağı için trafik ve iş kazalarına da neden olabilmektedir.

Uyku Apnesi Testi

 Uyku apnesi testi, hastalığın tespiti ve tedavisi sürecinde en önemli aşamadır. “Polisomnografi” denilen uyku apnesi testi tüm gece boyunca beyin aktivitesinin ve solunumsal olayların kaydedildiği bir testtir.

 Uyku apnesi testi olan Polisomnografi, uyku sırasında beyin dalgaları, göz hareketleri, ağız ve burundan hava akımı, horlama, kalp hızı, bacak hareketleri ve oksijen seviyelerinin ölçümü esasına dayanır. Uyku apnesi testini yaptırabilmek için hastaların bir gece uyku odasında kalmaları gerekir.

Test sırasında sırasında vücudun çeşitli noktalarına bağlanan kablolarla alınan sinyaller odanın dışındaki bilgisayara aktarılır.

Sabaha kadar alınan bu kayıtların incelenmesiyle, uyku süresince solunumun kaç defa durduğu, ne kadar süre ile durduğu, durduğunda oksijen değerlerinin ve kalp hızının nasıl etkilendiği ve derin uykuya dalınıp dalınmadığı gibi birçok parametreye bakılabilir.

Uyku Apnesi Nasıl Önlenir?

Uyku apnesi, alınacak basit önemler sayesinde önlenebilir. Hastalık için değiştirilebilir risk faktörlerinden en önemlisi obezitedir. Uyku apnesi kilo verilerek %50 oranında azaltılabilir.

Ayrıca, alkol ve uyku ilaçlarından kaçınmak, sigarayı bırakmak ve sırt üstü yatmamak da rahatsızlığı azaltır.

Horlamayı azaltan ve burun açıklığını sağlayan spreyler veya elastik bantlar uyku apnesi tedavisi için yeterli olmaz.

Uyku Apnesi Tedavisi

 Uyku apnesi tedavisinde ilk yapılması gereken obezite söz konusu ise bu durumun aşılmasıdır. Eğer üst solunum yollarında belirgin anatomik darlıklar var ise hastanın Kulak Burun Boğaz uzmanı tarafından cerrahi girişim yönünden değerlendirilmesi gerekir.

 İleri derecede uyku apnesi tedavisinde ise pozitif hava basıncı (CPAP) tedavisi uygulanmalıdır.

Tedavi etkisine ve hastanın tercihine göre otomatik ayarlarda düzenleme yapılarak ya da sabit basınçlı cihaza geçilerek hasta takibe alınmalıdır.

CPAP cihazı kullanmakta güçlük çeken ya da hafif derece vakalarda ağız içi aparey ile alt çene öne alınarak dilin geriye düşüp üst solunum yolunu tıkaması önlenebilir.

 Uyku apnesinin özgün tedavisi, hava yolunu devamlı açık tutacak şekilde basınçlı hava veren cihazların kullanımıyla sağlanmaktadır. PAP (pozitif havayolu basıncı) cihazları üst hava yollarının uyku sırasında açık kalmasını sağlayarak uyku apnesini önlemektedir.

Gece boyunca yüze sıkıca oturan silikon bir maskeyle basınçlı hava veren bu cihazlar, başlangıçta hasta için rahatsız edici görünebilmektedir. Buna rağmen, sabah dinlenmiş ve uykusunu almış olarak uyanan hastalar cihazı kolaylıkla kabul etmektedir.

Hastaya hangi cihazın uygun olduğunu tespit etmek ve apnelerin yok olduğu veya minimum sayıya indiğini görmek için ikinci bir gecenin uyku laboratuvarında geçirilmesi gerekmektedir.

  Cihazla uyku apnesi tedavisinin ardından uyku apnesi sorunundan kurtulan kişilerin yaşam kaliteleri yeniden yükselmektedir.

 Uyku Apnesi Beyin ve Kalp Hastalıklarına Yol Açabiliyor isimli makalemiz için tıklayınız!

Güncellenme Tarihi: 20 Ekim 2016Yayınlanma Tarihi: 20 Ekim 2016

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: //www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/uyku-apnesi/

Uyku Apnesi – Sesan

Uyku Apnesi Libidoyu Düşürüyor

İngilizce: Obstructive Sleep Apnea Syndrom (OSAS)
Türkçe: Tıkayıcı Uyku Apnesi Sendromu (TUAS)

Sadece apne olarak da bilinir, uyku sırasındaki solunum duraksamalarından kaynaklanan ve uyku düzeninin bozulmasına sebep olan önemli bir hastalıktır. Uyku apnesi sendromu, uykuda hava akımının en az 10 saniye süreyle durması şeklinde tanımlanır. Uyku sırasında, solunum duraklamaları sonucunda kandaki oksijen miktarı azalır ve karbondioksit miktarı artar.

Obstrüktif Uyku Apnesi Sendromu (?)

Obstrüktif = TıkayıcıApne = Solunumun durması

Sendrom = Birbirleriyle ilişkisiz gibi görünen, ancak bir araya geldiklerinde tek bir hastalık olarak kendisini gösteren şikayetler ve bulgular bütünüdür.

Uyku Apnesi Çeşitleri

  • Tıkayıcı uyku apnesi
  • Merkezi uyku apnesi
  • Bileşik uyku apnesi

Tıkayıcı Uyku Apnesi

Üst solunum yollarındaki kasların gevşemesiyle solunum yolu daralır ve horlama oluşur. Bazı durumlarda gevşeyen kaslar solunum yolunu tamamen kapatır ve soluk alıp verme durur. Bu kaslar dil, küçük dil, yutak ve damağa aittir.

Kanda düşen oksijen oranını beyin algılar ve uyku derinliğini azaltarak tekrar solunumun gelmesini sağlar.

Kişi kaliteli uyku uyuyamaz.

Tıkayıcı uyku apnesinde toraks ve abdomende solunum eforu gözlenir.

Merkezi Uyku Apnesi

Merkezi sinir sisteminin solunum ile ilgili kaslara doğru sinyal gönderememesi ile kanda oksijen oranı azalır ve hasta uyanır.

Uyanma veya yarı uyanıklık (arousal) dönemini tıkayıcı uyku apnesi olan kişilerden daha fazla hatırlarlar.

Merkezi uyku apnesi testlerinde “RERA” yani toraks ve abdomen hareketlerinin ölçümleri önemli rol oynar.

Bileşik Uyku Apnesi

Bu tip hastalarda hem tıkayıcı hem de merkezi uyku apnesi hastalığı bir aradadır.

Genelde rahatsızlık oluştuğu anda sentral apne olarak başlar sonrasında tıkayıcı apne olarak devam eder.

Hipopne Nedir?

Uyku apnesinin değerlendirilmesinde sadece solunumun durması (apne) değil bunun yanında hipopne dediğimiz solunumun azalması da çok önemlidir.

Solunum akışının normal değerinin % 50’sinin altına düşmesine hipopne denir.

Uyku Apnesinin Belirtileri

Yüksek tansiyon, horlama, yorgunluk, aşırı sinirlilik, depresyon, unutkanlık, konsantrasyon bozukluğu, sabah baş ağrısı, kontrol edilemeyen şişmanlama, uykuda terleme, sık idrara çıkma, mide yanması gibi sorunlar uyku apnesinin belirtileridir.

Uyku Apnesinin Sonuçları

Uyku apnesi tedavi edilmezse ÖLÜM ile sonuçlanabilir.

Kalp krizi, kalp büyümesi, yüksek tansiyon, felç, cinsel isteksizlik, kalp ritminin bozulması, obezite, damar tıkanıklığı, iç organlarda yağlanma, iş veriminde azalma, sosyal yaşantıda problemler, trafik kazaları, depresyon, ağız kuruluğu, baş ağrısı, çocuklarda hiperaktivite, insülin direnci, pulmoner hipertansiyon, gerginlik, aşırı stres gibi sayısız sorunlara yol açar.

“Uyku apnesi hastalığı trafik kazası riskini 8 kat artırmaktadır. Bu risk 100 promil alkollü birisiyle eşdeğerdedir.”

“Horlama kalp krizi riskini 4 kat, uyku apnesi ise 10 kat artırmaktadır.”

Toplumdaki Dağılımı

Kadınların % 2’sinde ve erkeklerin % 4’ünde uyku apnesi görülür (ortalama % 3). Bu değerler, hastalığın astım ve şekerden daha yaygın olduğunu gösteriyor.

Uyku Apnesi İle İlgili Rapor

Uyku apnesi şikayetiyle hastaneye başvuran kişi 1 veya 2 gece uyku laboratuvarında misafir edilir.

Sonuçta oluşan parametreleri bir uyku doktoru veya nörolog inceler. Hastanın tedavisi için gerekli cihazı ve basınç değerlerini rapor ve reçete halinde hazırlar. Bu rapor birden çok doktorun imzasının olduğu heyet raporu veya tek bir doktorun imzaladığı rapor olabilir.

Raporda hastanın uyku laboratuvarında misafir olduğu geceki hastalığıyla ilgili parametreler yazılıdır. Bu rapor titrasyon testi sonuçlarına bakılarak yazılır. Horlama, arousal, apne, hipopne ve oksijen desaturasyonunu ortadan kaldırmak cihaz uygulamasının amacıdır.

Sonuç bölümünde ise CPAP veya OTOCPAP veya Bilevel S (BPAP S) cihazı kullanmasına karar verilmiştir. Terapi için gerekli basınç değeri de hekim tarafından önerilir.

Uyku apnesi hastalarına Bilevel S (BPAP S) 3 durumda verilir:1. Obeziteye bağlı hipoventilasyon2. KOAH gibi akciğer kaynaklı bir hastalık olduğunda
3. CPAP cihazına uyum sağlayamayan hastalarda

Soru Sor & Yorum Yap »

Источник: //sesanltd.com.tr/uyku-apnesi/

Uyku Apnesi Nedir? | Uyku Apnesi Ameliyatı Yöntemleri

Uyku Apnesi Libidoyu Düşürüyor

Uyku apnesi, hasta uyurken meydana gelen, nefes almanın istemsiz olarak kesilmesidir. Her tipteki uyku apnesinin asıl sebepleri farklıdır. Tedavi edilmemiş uyku apneli insanların, uyku sırasında, bazen yüzlerce kez ve çoğunlukla bir dakika veya daha uzun süre solunumu durmaktadır. Çoğu durumda uyuyan hastalar bu nefes durmalarından habersizdir, çünkü tam bir uyanışa neden olmazlar.

Uyku apnesi, solunumun defalarca durduğu ve başladığı potansiyel olarak ciddi bir uyku bozukluğudur. Yüksek sesle horlamak veya tam zamanlı bir gece uykusundan sonra bile yorgun hissetmek uyku apnesini işaret eder.

Başlıca uyku apnesi türleri şunlardır:

Tıkayıcı uyku apnesi: Boğaz kasları gevşediğinde ortaya çıkan, en yaygın görülen uyku apnesi tipidir.

Merkezi uyku apnesi: Beyin, solunumu kontrol eden kaslara uygun sinyaller göndermediğinde ortaya çıkar.

Kompleks uyku apnesi: Tedavide ortaya çıkan, merkezi uyku apnesi olarak da bilinen kompleks uyku apnesi sendromu, hem tıkayıcı uyku apnesi hem de merkezi uyku apnesine sahip kişilerde görülür.

UYKU APNESİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR?

Tıkayıcı ve merkezi uyku apnelerinin belirtileri ve semptomları çakışır ve bazen uyku apnesi türünün belirlenmesini zorlaştırır. Tıkayıcı ve merkezi uyku apnelerinin en yaygın belirtileri ve semptomları şunları içerir:

  • Yüksek sesle horlama
  • Uykudaki nefes kesilmesi süreçleri
  • Nefes darlığı sebebiyle ani uyanışlar
  • Kuru bir ağız veya boğaz ağrısı ile uyanmak
  • Sabah baş ağrısı ile uyanmak
  • Uykuda zorluk (uykusuzluk)
  • Dikkat toplama sorunları
  • Sinirlilik

UYKU APNESİNİN SEBEPLERİ NELERDİR?

Tıkayıcı uyku apnesi, boğazınızın arkasındaki kasların gevşemesiyle ortaya çıkar. Bu kaslar damak, bademcikler, boğazın yan duvarları ve dilden oluşur. Kaslar gevşediğinde solunum yolu daralır ya da nefes alırken kapanabilir ve yeterli miktarda nefes alamamaya neden olur. Bu da kandaki oksijen seviyesini düşürebilir.

Beyin nefes alamayacağınızı sezer ve havayolunuzu tekrar açabilmeniz için sizi uykunuzdan uyandırır. Bu uyanış genellikle hatırlamadığınız kadar kısa olur. Tıkayıcı uyku apneli hastalar uykularının kesildiğinin farkında olmayabilirler. Aslında, bu tip uyku apnesi olan bazı insanlar bütün gece iyi uyuduklarını düşünürler.

Merkezi uyku apnesi, beyin nefes alan kaslara sinyaller göndermediğinde oluşan uyku apnesinin daha seyrek bir formudur. Hastalar nefes darlığı ile uyanabilir ve uykuya dalmakta zorlanabilirler.

Uyku apnesinin riskini arttıran birtakım faktörler vardır:

Fazla kilo: Obez olan insanlarda normal kilolu insanlara göre uyku apnesi riski dört kat daha fazladır. Üst solunum yolunun etrafındaki yağ birikintileri nefesi engelleyebilir. Ancak uyku apnesi olan herkes aşırı kilolu değildir.
Boyun çevresi: Daha kalın boynu olan insanlar daha dar hava yollarına sahip olabilir.

Erkeklerde boyun çevresi 43 santimetre ve daha geniş ise risk artmaktadır. Kadınlarda boyun çevresi 38 santimetre ve daha kalın ise risk artmaktadır.
Dar havayoluna sahip olmak: Bazı insanların genetik olarak havayolu dar olabilir ya da bademcikler veya adenoidler büyümüş olabilir. Bu sebepler solunum yolunu tıkayabilir.

Cinsiyet: Erkeklerde uyku apnesi olma ihtimali kadınlara göre iki kat daha fazladır. Ancak, kadınlar kilolu oldukları takdirde risklerini arttırır ve menopoz sonrasında yakalanma riskleri de artar.
Yaş: Uyku apnesi yaşı ileri insanlarda önemli ölçüde daha sık görülür.

Aile öyküsü: Uyku apnesi olan aile üyelerine sahip kişiler, büyük oranda risk grubunda demektir.
Alkol ve sakinleştirici kullanımı: Bu maddeler boğazdaki kasları rahatlatır ve uyku apnesi riskini arttırır.

Sigara içmek: Sigara içenlerin hiç sigara içmeyenlere göre tıkayıcı uyku apnesine yakalanma ihtimalleri üç kat fazladır. Sigara, üst solunum yolunda iltihaplanma ve sıvı tutma miktarını artırabilir. Sigarayı bıraktıktan sonra bu risk muhtemelen düşer.

Burun tıkanıklığı: Burundan nefes almakta zorluk çekiliyorsa – ister anatomik bir sorun olsun ister alerjik olsun -, tıkayıcı uyku apnesi geliştirme riski daha yüksektir.
Kalp rahatsızlıkları: Konjestif kalp yetmezliği olan insanlar merkezi uyku apnesi riski taşırlar.
İnme: İnme geçiren insanlar merkezi uyku apnesi riski taşımaktadırlar.

KOMPLİKASYONLAR

Uyku apnesi ciddi bir tıbbi durumdur. Komplikasyonları aşağıdakileri içerebilir:

Gündüz yorgunluğu: Uyku apnesi yüzünden sürekli uyanmak dinlendirici bir uykuyu imkânsız kılar. Bu yüzden uyku apnesi olan insanlar gündüzleri genellikle uykusuzluk, yorgunluk ve huzursuzluk yaşarlar.

Yüksek tansiyon veya kalp problemleri: Uyku apnesi kandaki oksijen seviyelerindeki ani düşmelere sebep olarak kan basıncını artırır ve kardiyovasküler sistemi zorlar. Tıkayıcı uyku apnesi varsa, yüksek tansiyon (hipertansiyon) riski daha fazladır.

Tıkayıcı uyku apnesi, tekrarlayan kalp krizi ve inme riskini artırabilir.

Tip 2 diyabet: Uyku apnesi olan insanlarda uyku bozukluğu olmayan insanlara kıyasla insülin direnci ve tip 2 diyabet gelişme olasılığı daha yüksektir.

Metabolik sendrom: Bu bozukluk, daha yüksek bir kalp hastalığı riski ile bağlantılı diğer risk faktörlerinin bir birleşimidir. Metabolik sendromu oluşturan koşullar, yüksek tansiyon, anormal kolestrol, yüksek kan şekeri ve genişlemiş bel çevresini içerir.

İlaçlar ve ameliyat komplikasyonları: Tıkayıcı uyku apnesi, bazı ilaçlar ve genel anestezide de endişe kaynağıdır. Uyku apneli hastalar, ameliyat olmadan önce, uyku apnesi olduğu konusunda doktorunu bilgilendirmelidir.

Karaciğer sorunları: Uyku apneli hastaların karaciğer fonksiyon testlerinde anormal sonuçlara sahip olma olasılığı daha yüksektir. Bu, alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı olarak bilinen bir durumdur.

UYKU APNESİ NASIL TEŞHİS EDİLİR?

Belirtiler değerlendirildikten sonra hastanın genel sağlık durumu değerlendirilir ve fiziksel bir muayene uygulanır. Eğer tüm belirtiler uyku apnesine işaret ediyorsa uyku sırasında solunum ve diğer vücut fonksiyonlarının gece boyunca izlenmesini içeren bir test uygulanır. Uyku apnesini saptamaya yönelik testler şunları içerebilir:

Gece polisomnografisi: Bu test sırasında kalp, akciğer ve beyin aktivitesi, solunum şekli, kol ve bacak hareketleri ve kandaki oksijen seviyeleri izlenir.

Ev uyku testleri: Bazı durumlarda, doktorunuz uyku apnesini teşhis etmek için evde kullanılmak üzere basitleştirilmiş testler yapabilir. Bu testler genellikle kalp atış hızı, kandaki oksijen seviyesi ve solunum şekillerini ölçmeyi içerir.

Uyku apnesi varsa, test sonuçları, apneler sırasında ve sonrasında uyanma olaylarıyla birlikte oksijen seviyenizde düşüşler gösterecektir.

Uyku testleri dışında havayolunu oluşturan yumuşak dokuların hacimlerini ve havayolundaki daralan alanları incelemek üzere bilgisayarlı tomografi (BT) veya manyetik rezonans görüntüleme (MR) gibi görüntüleme testleri uygulanabilir.

Bunlar dışında hastanın havayolundaki tıkanmanın seviyesini ve şeklini değerlendirmek üzere uyku endoskopisi de uygulanabilir. Uyku endoskopisinde hastaya anestezi ilaçları uygulanarak gece uykusunu taklit etmesi sağlanır.

Hasta anestezi altındayken burun yoluyla girilerek yapılan endoskopide tıkanma seviyesi değerlendirilir.

TEDAVİLER VE İLAÇLAR

Daha hafif uyku apne vakalarının tedavisi için, kilo verme veya sigarayı bırakma gibi yalnızca yaşam tarzı değişiklikleri yeterli olabilir. Alerjilerin iyileştirilmesi için kullanılan ilaçlar da uyku apnesinin iyileştirilmesinde kullanılabilir.

Bu önlemler belirtileri iyileştirmezse veya apne şiddetli veya orta derecedeyse kullanılan bazı cihazlar tıkalı hava yolunun açılmasına yardımcı olabilir. Cihazların da yeterli olmadığı durumlarda cerrahi uygulanabilir.

Tıkayıcı uyku apnesi tedavileri aşağıdakileri içerebilir:

Tedaviler

Sürekli pozitif havayolu basıncı (CPAP): Orta ve şiddetli uyku apnesi olan hastalar uyurken kullandıkları maske ile hava basıncı veren bir makineden yararlanabilirler. Bu cihazdaki hava basıncı çevredeki hava basıncından biraz daha yüksektir ve üst solunum yollarını açık tutarak apneyi ve horlamayı engeller.

CPAP, uyku apnesinin tedavisinde en yaygın ve güvenilir yöntem olmasına rağmen, bazı hastalar rahatsız edici bulmaktadır. CPAP makinesinde ayarlanan basınç hastanın kilosuyla alakalıdır. Yani kilo değişimleri yaşandığında cihazın basıncı değiştirilmelidir.

Diğer hava yolu basıncı cihazları:Otomatik-CPAP: Ayarlanması gereken basıncı otomatik olarak hastaya verir.

İki seviyeli pozitif hava yolu basıncı (BPAP): Nefes alırken daha fazla basınç, verirken ise daha az basınç sağlarlar.

Ekspirasyonel pozitif hava yolu basıncı (EPAP): Bu küçük, tek kullanımlık cihazlar, uyumadan önce her burun deliğine yerleştirilir. Cihaz, havanın serbestçe hareket etmesini sağlayan bir kapakçıktır.

Ağız yoluyla kullanılan aletler: Başka bir seçenek de boğazı açık tutmak için tasarlanmış bir ağızlık kullanmaktır. CPAP, oral uygulamalardan daha güvenilirdir, ancak ağız yoluyla kullanılan aletlerin kullanımı daha kolay olabilir. Bazıları çeneyi öne getirerek boğazınızı açmak üzere tasarlanmıştır; bu bazen horlamayı ve hafif obstrüktif uyku apnesini rahatlatabilir.

CERRAHİ:

Ameliyat genellikle diğer tedaviler başarısız olduğunda uygulanan bir tedavi şeklidir. Genellikle, cerrahi düşünmeden önce diğer tedavi seçeneklerinin en az üç ayda bir denenmesi önerilir. Eğer uyku apnesinin sebebi çene yapısındaki bozukluklarsa cerrahi ilk seçenek olarak uygulanabilir.

Uyku apnesi ameliyatının amacı, burun ve boğazdaki havayollarını genişletmektir. Uygulanabilecek cerrahiler şunlardır:

Doku çıkarma: Cerrah, uvulopalatofarinkoplasti olarak adlandırılan bu işlem sırasında, ağzın arka kısmında, boğazının üstündeki dokuyu çıkarır.

Bademcikler ve adenoidler de genellikle çıkarılır.

Bu tür bir cerrahi, boğazdaki yapıların titreşmesini ve horlamaya neden olmasını önlemede başarılı olabilir ama obstrüktif uyku apnesi için tam anlamıyla bir tedavi olarak kabul edilmez.

Çeneyi yeniden konumlandırma: Bu prosedürde, çene yüz kemiklerinden ileri doğru hareket ettirilir. Maksillomandibular ilerletme olarak bilinen bu işlem, dilin ve yumuşak damağın arkasındaki alanı genişleterek tıkanma olasılığını azaltır.

İmplantlar: Hastaya lokal anestezi verildikten sonra plastik çubuklar yumuşak damağa implante edilir.

Yeni bir havayolu oluşturma: Diğer tedaviler başarısız olduysa ve hayatı tehdit eden ciddi uyku apnesi varsa bu ameliyat türüne ihtiyaç duyulabilir. Bu prosedürde, cerrah boyunda bir delik açar ve nefes almak için bir tüp yerleştirir. Bu açılan delik gün içerisinde kapalı tutulup, geceleri açılarak havanın ciğerlere girip çıkması sağlanmış olur.

Havayolunu temizleyerek veya genişleterek uyku apnesinin tedavisine katkı sağlayabilecek diğer ameliyat türleri şunlardır:

  • Polipleri çıkarmak için burun ameliyatı veya burun delikleri arasındaki eğriliğin düzeltilmesi
  • Genişlemiş bademcikleri veya adenoidleri çıkarma ameliyatı
  • Zayıflama ameliyatı

Uyku apnesi ameliyatlarında kullanılabilen cerrahi yöntemler şunlardır:

Источник: //www.davincicerrahisi.com/ameliyat-yontemleri/kbb-ve-bas-boyun-cerrahisi/uyku-apnesi/

Uyku apnesi hakkında faydalı bilgileri blog sayfamızda bulabilirsiniz..

Uyku Apnesi Libidoyu Düşürüyor

Uyku bozuklukları içinde en önemlilerinden biri olan uyku apnesi, her 100 kişiden 4’ünde görülen ve tedavi edilmediği takdirde ölümle sonuçlanabilen ciddi bir sağlık sorunu.

Uyku sırasında solunumun durması ve şiddetli horlama nedeniyle uyku apnesi, hastanın iyi ve kaliteli bir uykudan mahrum kalmasına yol açarak hem günlük hayatını, hem de iş hayatını olumsuz etkilemekte. Güne yorgun başlayan hastalar, gün içinde aşırı sinirlilik, unutkanlık ve uyuklama ihtiyacı hissedebilmekte.

Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde, uyku apnesi hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Kısaca Uyku Apnesi

Tıp literatüründe uyku apnesi, uyku sırasında solunumun 10 saniyeden fazla durması ve şiddetli horlama durumu olarak tanımlanmakta. Uyku apnesi hastalarında üst solunum yollarının açıklığını sağlayan kaslar gevşediği için hava yolu tıkanır. Buna bağlı olarak hasta, 10 saniyeden uzun bir süre nefes alamaz.

Apne olarak ifade edilen solunum durması durumu, uyku sırasında yüzlerce kez tekrar edebilir. Bu süre içinde vücuttaki oksijen miktarı, normal değerinin yüzde 20’sine, hatta daha da altına düşer ve karbondioksit miktarı artar.

Bunun sonucu olarak, beyne uyarı gider ve beyinden gelen uyarıyla birlikte solunumun devam etmesi için hastanın aniden ve güçlü bir şekilde nefes alması sağlanırken şiddetli bir horlama oluşur.

Uyku apnesinin en önemli belirtisi şiddetli horlamadır.

Uyku apnesinin belirtileri nelerdir?

Uyku apnesi hastaları, uyku sırasında şiddetli horlama sorunu yaşar. Uyku apnesinin en önemli belirtisi olan şiddetli horlama, hasta tarafından çok zor fark edilir ve çoğu zaman bir başkasının şikayetine konu olur. Uyku süresince vücutlarındaki oksijen miktarı azaldığı için hastalar, iyi ve kaliteli bir uykuya sahip olamazlar.

Uyku sağlığı bozulduğu için güne yorgun başlarlar ve sabah yorgunluğu gün boyunca artarak devam eder. Gün içinde dikkat dağınıklığı ve baş ağrısı sorunu yaşayan bu hastalar, yaptıkları işlere odaklanmakta güçlük çeker.

Konsantrasyon bozukluğu şikayetine çoğu zaman dalgınlık ve unutkanlık eşlik eder.

Uyku apnesinin en önemli belirtilerinden biri de gün içinde ortaya çıkan uyuklama durumudur.

Gece uykusu sırasında duran solunum nedeniyle iyi ve kaliteli bir uykudan mahrum kalan bu hastalar, gün içinde artarak devam eden yorgunluk nedeniyle sık sık uyuklama ihtiyacı hisseder.

Bu öyle bir ihtiyaçtır ki, iş toplantısı gibi en olmadık yerlerde, hatta trafikte bile görülebilir. Hastanın hem günlük hayatını, hem de iş hayatını olumsuz etkileyen bu durum, pek çok istenmeyen olaya yol açabilmekte.

Uyku apnesi hastaları, güne yorgun şekilde başlar.

Uyku apnesinin diğer belirtileri arasında sık idrara çıkma, uykuda aşırı terleme, hızlı kilo alma, depresyon ve çeşitli davranış bozuklukları sayılabilir.

Vakıanın şiddeti arttıkça hastada aşırı sinirlilik hali, yüksek tansiyon ve obezite gibi sağlık sorunları da görülebilir. Uyku apnesinin ölüme yol açma riski, yüksek tansiyon hastalarında çok daha yüksektir.

Yüksek tansiyon sorunu başlı başına ciddi bir sağlık sorunu olduğu gibi, uyku apnesinden dolayı gece düşen oksijen seviyesine bağlı olarak oluşan kalp ritmi bozuklukları ölümcül sonuçlar doğurabilmekte.

Uyku apnesinin türleri nelerdir?

En sık karşılaşılan uyku apnesi türleri 3 grupta incelenmekte; tıkayıcı uyku apnesi, merkezi uyku apnesi ve bileşik uyku apnesi.

Uyku apnesiyle ilgili yapılan araştırmalara göre tıkayıcı uyku apnesinin görülme sıklığı yüzde 84, bileşik uyku apnesinin görülme sıklığı yüzde 15, merkezi uyku apnesinin görülme sıklığı ise yüzde 1’dir.

Tıkayıcı uyku apnesi, üst solunum yollarının açıklığını sağlayan kasların hava geçişini kapatacak şekilde gevşemesi sonucunda oluşur. Yumuşak damağa, küçük dile, yutağa ve dile ait olan bu kaslar gevşediğinde, nefes güçlüğü ortaya çıkar ve solunum geçici olarak durur.

Gün içinde sık sık uyuklama, uyku apnesinin belirtilerinden biridir.

Merkezi uyku apnesi, beynin solunumu kontrol eden kaslara doğru uyarılar göndermemesi sonucunda ortaya çıkar.

Tıkayıcı uyku apnesi vakıalarında vücutta düşen oksijen miktarı nedeniyle, solunumu düzenleyen kaslara beyinden uyarı gönderilerek solunumun düzene girmesi sağlanır.

Fakat merkezi uyku apnesi vakıalarında beyin, bu kaslara doğru uyarı gönderemediği için, vücutta artan karbondioksit miktarı nedeniyle uykunun sona ermesini sağlar ve uyanan hasta, yeniden düzgün şekilde nefes alıp vermeye başlar.

Bileşik uyku apnesi, diğer iki türün bir arada görüldüğü uyku apnesidir. Bu sorunu yaşayan hastalar, saatte ortalama 30-40 kez tıkanma yaşar. İlk tıkanmaları beyinden gelen uyarılarla atabilirler. Fakat bir süre sonra beyinden doğru uyarılar gelmemeye başlar. Bunun üzerine beyin, hastanın uyanmasını ve solunumun düzene girmesini sağlar.

Uyku apnesinin tedavisinde pozitif hava yolu basıncı uygulamak etkin bir yöntemdir.

Uyku apnesi nasıl tedavi edilir?

Uyku apnesinin tedavisinde farklı yöntemler izlenebilmekte. Vakıanın durumuna göre cerrahi yöntemler uygulanabileceği gibi, pozitif hava yolu basıncı tedavisi gibi farklı yöntemler de izlenebilir. Tedavi için nasıl bir yöntemin izleneceğinin belirlenebilmesi için, hastanın uyku testine girmesi ve uyku süresince solunum durumunun incelenmesi gerekmekte.

Bununla birlikte, tedavide pozitif hava yolu basıncı uygulayan uyku apnesi cihazının kullanımı oldukça yaygındır. Nitekim bu cihazlar, hastanın solunum yollarını sürekli açık tutacak şekilde hava girişi sağlayarak uyku apnesini büyük ölçüde önlemekte. Uyku apnesinin tedavi süreci vakıanın durumuna göre değişebilmekte, ancak ortalama 6 ay sürdüğünü söyleyebiliriz.

Uyku apnesini önlemek için neler yapmak gerekir?

Uyku apnesini bazı önlemler sayesinde önlemek mümkün. Bunlar içinde en önemlisi aşırı kilolardan kurtulmaktır. Konuyla ilgili yapılan araştırmalara göre, obezite sorunu olan kişilerde bu hastalık daha sık görülmekte. Ayrıca alkol ve sigara tüketiminden kaçınmak ve sırt üstü yatmamak da bu hastalığın oluşma riskini azaltmakta.

Horlama şikayetiniz varsa bu durum, uyku apnesinin başlama evresine işaret ediyor olabilir. Horlamayı azaltan ve burun açıklığını sağlayan spreyler ve elastik bantlar ile bu sorunun büyümeden çözümünü sağlayabilirsiniz.

Fakat uyku apnesi şikayetiniz varsa, sorunu bu gibi önlemlerle geçiştirmeye çalışmak yerine mutlaka hekiminize başvurarak muayene olmalısınız.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Источник: //blog.ofix.com/uyku-apnesi-nedir/

Libido nasıl yükselir? İşte 5 önemli adım

Uyku Apnesi Libidoyu Düşürüyor

Yrd. Doç. Dr. Gamze Şenbursa, libido ve testesteron seviyesinin optimal seviyeye ulaşması için neler yapılması gerektiği hakkında şu bilgileri verdi.

AĞIRLIK ANTRENMANI YAPIN

Egzersiz sırasında ağırlık antrenmanı yapınız. Yağ yakmanın özgüveni arttırmak için harika bir yol olduğu bilinmektedir. Aynı zamanda yapılan çalışmalar egzersiz yapan bireylerin vücutlarıyla daha kolay temas kurabildiklerini göstermiştir.

KEREVİZ, ÇİKOLATA, İSTİRİDYE, KABAK ÇEKİRDEĞİ

Bazı besinlerin testesteron üzerine direkt etkisi bulunmaktadır. Kereviz ve çikolata hem erkek hem de kadında cinsel isteği arttırıcı etki yaratmaktadır. İstiridye de testosteronu arttırıcı özelliğe sahip olup yalnızca erkeklerde etkilidir. Kabak çekirdeği çok miktarda çinko içerir, çinko da testosteron miktarının artmasını sağlar.

STRES FAKTÖRLERİNİ AZALTIN

Stres ile baş etme yöntemleri ile ilgili profesyonel destek alabilirsiniz.

GECE HAYATINA DİKKAT

Kalitesiz-düzensiz uyku alışkanlıkları ve gece hayatı hormonal dengenin bozulmasına yol açmaktadır. Az uyuduğunuzda, hormonlar dengesizleşir ve zaman içinde cinsel isteğinizi kaybedebilirsiniz. Alkol özellikle kadınların libidosunu önemli oranda azaltmaktadır.

ELMA SUYU, KİMYON, TARÇIN, KAHVE, KARANFİL

Bazı içeceklerin de afrodizyak etkisi olduğu bilinmektedir. Örneğin elma suyunu kimyon ve tarçın ekleyerek içebilirsiniz. Kahve, en iyi libido güçlendirici olabilir. Hindistan'da karanfil, yüzyıllardır erkek cinsel işlev bozukluğunu tedavi etmek için kullanılmaktadır. Karanfil şarabı tercih edebilirsiniz.

TESTOSTERON NEDİR?

Hormonların sadece üreme işlevlerimizden sorumlu olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Hormonlar tabi ki üreme de dahi olmak üzere ruh halimizden, uykumuza; iştahın azalmasından iştahın artmasına ve elbette libidomuza kadar her şeyi düzenlerler.

Aynı anda birçok işlev yerine getirmek üzere vücudumuzda 200’den fazla hormon salgılanmaktadır. Bu hormonlardan biri de Testosteron hormonudur. Testosteron hormonu birincil olarak libidodan sorumludur. Diğer görevleri ise metabolizmamızı, ruh halimizi, enerjimizi kontrol etmektir.

Testosteron miktarının azalması hem erkek hem de kadınlarda libidonun azalmasına, kalıcı kilo almaya, yorgunluğa, anksiyete ve depresyona, sindirim sorunlarına, hızlı yaşlanmaya sebep olur. Ayrıca genel hastalık riskini arttırır. Libido problemlerinin sıkça karşımıza çıkıyor olması ise tesadüf değildir.

Nedenleri niçinleri ile ilgili gelin bilgilerimizi bir tazeleyelim.

LİBİDO NEDİR?

Düşük libido, cinsel aktiviteye karşı azalmış ilgi demektir. Zaman zaman cinsel ilişkiye olan ilginin kaybolması yaygındır çünkü libido seviyeleri yaşam boyu değişir. Uzun bir süre için düşük libido endişe yaratabilir. Düşük libido bazen altta yatan sağlık problemlerinin de bir göstergesi olabilir.

DÜŞÜK LİBİDO NEDENLERİ NELERDİR?

Testosteron seviyesinin düşük olması düşük libidonun başta gelen nedenidir. Testosteron seviyesi; desilitre başına 300 ila 350 nanogramın altına düştüğünde, düşük testosteron veya düşük T olarak kabul edilir (ng / dL). Testosteron seviyesi düştüğünde, seks arzunuz da azalır.

İLAÇLAR

Azalan testosteron, yaşlanmanın normal bir parçasıdır. Fakat testosteronda ciddi bir düşüş libidoda azalmaya yol açabilir. Bununla birlikte bazı ilaçlar, testosteron seviyelerini düşürür, bu da düşük libidoya yol açabilir. Örneğin, ACE inhibitörleri ve beta blokerler gibi tansiyon ilaçları boşalmayı ve ereksiyonları önleyebilir.

HUZURSUZ BACAK SENDROMU (RLS)

Bacaklarınızı hareket ettirmek için kontrol edilemeyen dürtüdür. Bir çalışmada, RLS’li erkeklerin, RLS'si olmayanlara göre erektil disfonksiyon (bir erkeğin ereksiyona sahip olmadığı durumdur) geliştirme riski daha yüksek bulunmuştur.

DEPRESYON

Kişinin tüm hayatını etkiler. Depresyonu olan kişiler, bir zamanlar zeli buldukları aktivitelere karşı ilgisizlik yaşarlar. Buna seks de dahildir. Ayrıca kullanılan antidepresan ilaçlarının libidoyu azaltıcı etkisi bulunmaktadır.

STRES

Hormon seviyelerini bozar, arterleri daraltır. Bu daralma kan akışını kısıtlar ve potansiyel olarak erektil disfonksiyona neden olur. The Journal of Nervous and Mental Disease’de yapılan bir çalışmada, psikolojik belirtilerden ve ilişki kalitesinden ayrı olarak stresin cinsel sorunlara doğrudan etkisi olduğu görüşü desteklenmiştir.

UYKU APNESİ

Klinik Endokrinoloji ve Metabolizma Dergisi'nde (JCEM) yapılan bir çalışmada obstrüktif uyku apnesine (OSA) sahip erkeklerin testosteron düzeylerinin daha düşük olduğu bulunmuştur.

Araştırmacılar şiddetli uyku apnesi olan erkeklerin yaklaşık yarısının gece boyunca çok düşük testosteron seviyelerine sahip olduklarını bulmuşlardır.

Dolayısıyla uyku problemleri ile testosteron arasında ciddi bir bağlantı bulunmaktadır.

Источник: //www.mynet.com/5-adimda-libidonuzu-yukseltin-1217861-mykadin

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.