Uyumak İçin Telefon İle Oynamayın

içerik

Uyumak istemeyen çocuklar için öneriler

Uyumak İçin Telefon İle Oynamayın

Hepimiz gece boyunca defalarca uyanırız, ardından güvende olduğumuzu görüp uyumaya devam ederiz. Sadece birkaç saniye sürdüğü için çoğumuz uyandığımızın farkına bile varmayız. Bu durum çocuklar için de geçerli. Ancak tek bir fark var.

Onlar uykuya geçerken yine başlangıçtaki koşulların yerinde olmasını istiyor. Bunlar kucağa alınma, ayakta sallanma, biberon veya emzikle uyuma veya anne sütü emme gibi anne ve babanın uyku düzenini bozabilecek her türlü koşul olabilir.

Bu nedenle çocuğun tek başına uyumayı öğrenmesi büyük önem taşıyor. Acıbadem Hastanesi Kozyatağı Göğüs Hastalıkları ve Uyku Bozuklukları Doktoru Ceyda Kırışoğlu uyku sorunu yaşayan ailelere şu önerilerde bulunuyor: ''Anne ve babaların bunu yazgı olarak kabul etmeyip çocuğun uykuya geçişi sırasındaki alışkanlıklarını kırması gerekiyor.

Bu durumda her ailenin yapısına ve isteklerine göre farklı yöntemler denenebilir. En önemli nokta çocuğun yatağa uykusu gelmişken ancak hala uyanıkken konması ve kendi kendine uykuya dalmayı öğrenmesidir. Uyku alışkanlığının değiştirilmesinde ilk birkaç gün zor anlar yaşanabilir. Ancak daha sonra hem sizi hem de çocuğunuzu güzel bir uyku bekliyor.

''

Gece yeme içme bozukluğu

Özellikle bebeklik çağında gece boyunca sık sık uyanma görülebilir. Çocuk belli bir miktarda süt içmeden veya mama yemeden uykuya dönemez. Bebeklerin 6. aydan sonra gece uyku sırasında beslenme ihtiyaçları yoktur. Daha çok anneyle arasında keyifli bir bağlantı olarak kabul edilir. Gerek uyanık geçirilen süreye bağlı gerekse de altının daha sık ıslanmasına bağlı uykusu bölünür.

Bu çocuklarda geceleri içilen sıvı miktarı yavaş yavaş azaltılabilir. Beslenme aralıkları uzatılmaya çalışılmalıdır. Her koşulda çocuğunuz bu isteğinde diretirse verilen sıvı sulandırılabilir. Her geçen gün daha çok sulandırdığınız süt veya meyva suyu artık cazibesini yitirdiğinde gece uykusu daha az bölünecektir. Altıncı ayda bebeğiniz gece aralıksız 9- 10 saat uyuyabilmelidir.

Sınır koyma bozukluğu

Çoğu ailede akşamları çocuğun uyku zamanı geldiğinde evde büyük bir gerginlik yaşanıyor. En sık 3 ile 6 yaş arasında olmak üzere 2 yaşından sonra uyku zamanı, uyumamak için bahanelerin bulunmaya çalışıldığı, çocuğun bu konuda yaratıcılığını geliştirmekte sınır tanımadığı bir dönem haline geliyor. Dr.

Ceyda Kırışoğlu ''Anne ve babaların veya çocukla ilgilenen kişinin sınırlarını koyamaması sonucu yatma zamanını geciktirmeye yönelik davranışların sergilendiği bir dönemdir.

'' diyerek şöyle devam ediyor: ''Bu biraz daha televizyon seyretmek, bir masal daha dinlemek, tekrarlayan 'iyi geceler' öpücükleri, bir bardak su, tuvalete gitme isteği gibi her türlü bahaneyi kapsar. Bunlar özellikle çocuğun ebeveynlerine kabul ettireceğine inandığı bahanelerdir.

Sınır koyma bozukluğu, çocukla ilgilenen kişilerin yatma zamanı ile ilgili kuralları uygulatamaması sonucu çocuğun doğru zamanda yatağa gönderilememesi veya bu konuda şiddetli direnç ile karşılaşılmasıdır.

Eğer yatma vakti ile ilgili kurallar kesin olarak konmaz veya bu kuralların uygulanmasında kararlı ve istikrarlı davranılmaz ise çocuk her gece daha geç saatte yatmak isteyecek ve kendisi için gerekli olan süre uyuyamayacaktır. Tedavide her ailenin yaklaşımı ve istekleri farklı olacağı için ortak bir yöntem belirlemek çok doğru olmaz. Ancak genel olarak uyku zamanı için belirli kurallar olmalı, ebeveynler ortak hareket etmeli ve kararlı bir tutum sergilemeliler''

Öneriler :

· Yatma zamanı ile ilgili protestoları duymayın.· Çocuğunuzu uykusu geldiğinde ancak hala uyanıkken yatırın.· Her sabah aynı saatte kalkmasını sağlayın (haftasonları dahil)· Her gün açık havada bir süre oynamasına ve güneş ışığı ile temasına olanak verin.· Emzik, biberon, ayakta sallama gibi yöntemlerden kaçının.

· Zaman içinde çocuğunuzun yatma saatini birkaç günde bir 15 dakika erkene alın. Ancak bu konuda acele etmeyin.· Sizden gece boyunca ayrı kalma kaygısını azaltacak en sevdiği oyuncağı veya battaniyesi ile uyumasına izin verin.· Uyumadan önce onu canlandıracak oyunlardan kaçının.

Aynı şekilde gece uyandığında da onu sık sık uyanmaya teşvik edecek şekilde eğlenceli olmayın, sıkıcı olmaya özen gösterin.· Yatak odasında televizyon bulundurmayın.· Uyumadan 3-4 saat önce kola, çay gibi kafeinli içeceklere izin vermeyin.· Çocuğunuzu yatırdıktan sonra ara ara kontrol edin (Bir dakika için). Bu çocuğa güven verdiği gibi kurallarınızdaki ciddiyeti de anlatacaktır.

· Çocuğunuz kurallarınıza uyduğunda onu ödüllendirin.· Kurallarınızı siz dahil çocuğun bakımı ile ilgilenen herkes tarafından aynı ciddiyet ve kararlılıkta uygulanmasını sağlayın.

· Bütün bu önerileri denemenize rağmen çocuğunuzun uykuya geçişinde ve uykuyu devam ettirmesinde düzelme sağlayamazsınız cesaretinizi yitirmeden bir uyku uzmanına danışmanızı tavsiye ediyoruz.

Источник: https://www.kadinvekadin.net/uyumak-istemeyen-cocuklar-icin-oneriler-2011-09-07.html

Akıllı Telefon Kullanımı Aileleri Mutsuzlaştırıyor!

Uyumak İçin Telefon İle Oynamayın

İngiltere’de yapılan bir araştırma ebeveynlerin aşırı cep telefonu kullanmasının aile hayatını olumsuz yönde etkilediği ortaya çıkardı.

İngiltere Dijital Farkındalık kuruluşunun yaptığı çalışmaya katılan 11 ila 18 yaşındaki 2 bin çocuğun yüzde 14’ü, anne ya da babalarının yemek sırasında cep telefonlarıyla meşgul olduğunu belirtti. Üstelik çocukların 3’te 1’i bu durumdan memnun değil.

Araştırmanın en çarpıcı yanıysa ailelerin hemen hemen hepsinin telefonlarıyla oynadıklarını reddetmeleri oldu.

Çocuklar Bu Durumdan Mutsuz!

İngiltere Dijital Farkındalık kuruluşu tarafından yapılan çalışmada toplamda 2000 çocuk ve 3000 ebeveynle konuşuldu. Araştırmada en çok öne çıkan sonuçlarsa şöyle;

– Çocukların %82’si yemek saatlerinde ailelerin telefonlarıyla ilgilenmesinden rahatsız olduklarını belirtti.

-Çocukların %22’si ailelerin telefonlarıyla oynamalarının, onlarla ilgilenmelerine engel olduğunu belirtti.

-Çocukların %36’sı ailelerinin telefonlarını bırakmalarını istedi.

Ailelerinden telefonlarını bırakmalarını isteyen çocukların %46’sı ebeveynlerinin dikkatini çekmeyi başaramamış. Çocukların %44’ü ise ailelerin dikkatini çekemedikleri için oldukça üzgün olduklarını belirtiyor.

Aileler Durumdan Haberdar Değil!

Araştırmanın en çok dikkat çeken kısmıysa çocukların verdikleri cevaplarla, ailelerin ifadeleri arasındaki çelişki oldu. Çünkü ailelerin %95’i yemek esnasında telefonlarıyla ilgilendikleri iddialarını reddediyor. Üstelik sadece %10’u, yani oldukça azınlık bir rakamda aile akıllı telefon kullanımının çocukları üzerinde olumsuz etkisi olabileceğini düşünüyor.

Ancak araştırma kapsamında soru yöneltilen 3 bin anne — babanın yüzde 95’i akşam yemeği sırasında telefonlarıyla ilgilendiklerini reddettiler.

   Araştırmaya katılan öğrencilerin yüzde 82’si yemek sırasında cep telefonlarının kullanılmaması gerektiğini söylerken, yüzde 22’si cep telefonları yüzünden aile olarak güzel vakit geçiremediklerini ifade etti.

  BBC Türkçe’nin aktardığına göre, çocukların yüzde 36’sı ise bugüne kadar en az bir kez anne ya da babalarından telefonlarını bırakmalarını istediklerini belirtti.

Ailelerin cevapları sadece çocukların değil, aynı zamanda kendi ifadeleriyle de çelişiyor. Aileler yemek sofrasında %95 oranında telefonlarıyla ilgilenmediklerini belirtirken, %43’ü kendi zamanlarının çocuğunu çevirim içi ortamda geçirdiklerini kabul ediyor.

-Ebeveynlerin %37Si hafta sonları günde 3 ile 5 saat arasını çevirim içi geçirdiği belirtiyor.

-Ebeveynlerin %5’i ise haftasonları günde 15 saatlerini çevirim içi geçirebildiklerini belirtiyor.

Çocukların Yarısı Uyumak Yerine Telefonlarıyla Oynuyor

Geçtiğimiz yıl gene İngiltere’de yapılan bir çalışma orta öğretim öğrencilerinin akıllı telefon kullanımıyla ilgili endişe verici bir rakamları ortaya koymuştu. Araştırmaya katılan öğrencilerin neredeyse yarısı  yattıktan sonra cep telefonlarıyla vakit geçirdiklerini belirtirken, hemen hemen hepsi gündüzleri kendilerini yorgun hissettiklerini ve kolay odaklanamadıklarını ifade etmişti.

Yeni araştırmaya göreyse, öğrencilerin neredeyse dörtte biri (% 72) günde 3-10 saat arasında çevrimiçi olduklarını ancak% 11’i hafta sonları ve tatil günlerinde 15 saat, % 3’ü ise 20’ye ulaşabildiklerini belirtiyor.

Üstelik çocuklar bu rakamların oldukça fazla olduğunun farkında. Yapılan çalışmada çocukların kendi çevrimiçi kullanımları için en büyük endişesinin uyku eksikliği olduğu tespit edildi.

Akıllı Telefon Kullanımı Azaltılmalı

Araştırmayı yürüten Dijital Farkındalık kuruluşunun kurucularından Emma Robertson, anne — babaların bir diğer sorununun ise çocukların günün ne kadarlık bir kısmını internette geçirdiğini bilmemeleri olduğunu ifade ediyor.  Robertson araştırma sonuçlarının ailelerin durumu farkına varmalarına yardımcı olmasını umut ediyor.

‘Umarız araştırmamız anne babalar için bir uyarı niteliği taşır ve çocuklarıyla hem internet hem de sosyal medya konularını derinlemesine konuşurlar.’

İngiltere’de bulunan Ashford Okulu ve önde gelen özel okulların temsilciliğini yürüten Mike Buchanan ise anne babaların alışkanlıklarını değiştirmeleri gerektiğini vurguluyor.

‘Anketimiz, çocukların teknolojinin aşırı kullanımıyla ilişkili risklerin çoğunun farkında olduğunu gösteriyor ancak yetişkinlerin net sınırlarını belirlemek ve mantıklı davranış göstermek için rol alması gerekiyor. Bunu başarmak için, okul ve ev arasındaki noktalara katılmamız ve tutarlı bir yol izlememiz gerekiyor.’

Aynı zamanda Emma Robertson, çok az sayıda ebeveynin, geceleri çocuklarının çevrimiçi olduklarından haberdar olduğunu da belirtiyor.

Источник: https://emoji.com.tr/akilli-telefon-kullanimi-aileleri-mutsuz-ediyor/

Uyumak İçin Ne Yapmalı?

Uyumak İçin Telefon İle Oynamayın

Uykusuzluk hemen her yaştaki kişilerin problemi olabilir. Yastığa başını koyar koymaz uyuyanlar kadar, yorgun olmasına rağmen gece yatakta dönüp duranların sayısı da küçümsenemeyecek kadar fazladır. Uyku ilaçları ile kendi kendinize uykusuzluğa çözüm aramak sakıncalı olabilir.

Uyku hapları, bağımlılık yapmak veya sabah saatlerinde sersemliğe neden olmak gibi bazı yan etkilere neden olabileceğinden, oldukça dikkatli şekilde ve mutlaka doktora danışarak kullanılmalıdır.

Peki, acaba uyku hapı kullanmadan uyumak için ne yapmalı? Uykuya dalmanın ve şöyle kesintisiz, dinlendirici bir uyku uyumanın başka bir yolu yok mu?

Uzmanlar bu konuda yapabileceklerimiz olduğunu söylüyor. Bunlar gecenin bir vakti aniden uyku getirecek sihirli formüller değil ama birkaç gününüzü ayırırsanız, uykusuzluk işkencesine son verebilecek tavsiyeler. Gün içindeki ve gece yatmadan önceki bazı alışkanlıkları değiştirerek ya da günlük rutinimizde küçük değişiklikler yaparak uyku problemini çözmek mümkün olabilir.

İlk Kural: Uyumak İçin Kendinizi Zorlamayın

Pek çok kişinin başına aynı şey gelir: sabah erken kalkmanız gerekiyorsa, önemli bir sınav, yolculuk ya da toplantı varsa, aksi gibi bir türlü uyku tutmaz. Böyle durumlarda yatakta ‘uyuyamıyorum’ düşüncesiyle dönüp durmak hiçbir işe yaramayacak aksine stres uykunuzu daha çok kaçıracaktır.

Böyle durumlarda yataktan kalkıp başka bir odaya geçin. Hafif bir şeyler okumayı, belgesel izlemeyi deneyin. Kafanızı biraz dağıtıp kendinizi uykulu hissettiğinizde yatağa dönün.

Uykunuzun olup olmadığına değil güzel bir anıya veya nefesinize odaklanın. Kendi nefesinizi takip etmek kafanızı boşaltacaktır, tıpkı meditasyonda olduğu gibi. Ve asla saati kontrol edip durmayın. Alarmınızı kurduktan sonra saati unutun.

Yatak Odasını Amacı Dışında Kullanmayın

Yatakta televizyon izlemek, internette dolaşmak, kitap okumak veya bir şeyler atıştırmak gibi alışkanlıklar yatak odasını amacı dışında kullanmaya verilecek örneklerden bazıları.

Yatak odanıza girdiğinizde bu oda size uykuyu hatırlatmalı. Yatak odanızda bilgisayar ya da televizyon bulundurmayın. Uykunuzu aldıktan sonra yatakta vakit geçirmeyin, kendinizi biraz daha uyumaya zorlamayın.

Uykunuzu aldıysanız yataktan çıkın. Eğer uyumanız gerekiyorsa ama uyuyamıyorsanız, yine yataktan çıkın.

Yatak Odası Uyumaya Elverişli Olmalı

Yatak odanızın kapısını kapalı tutun ve eğer dışarıdan gelen gürültüleri engelleyemiyorsanız, diğer sesleri bastıracak fan sesi gibi sabit bir ses kaynağı bulun. Yatak odasının fazla sıcak olmaması tavsiye edilir.

En azından gündüz saatlerinde vücudun alıştığı sıcaklığa göre daha soğuk olmalıdır. Yatmadan önce yatak odasını havalandırmak hem temiz hava hem de odanın ısısını düşürmek açısından faydalı olur.

Yaz aylarında yatmadan önce klima ya da fan çalıştırılabilir.

Yatmadan Önce Midenizi Fazla Doldurmayın

Açken uyumak evet, zordur ama fazla tok da uyunmaz. Yatmadan önce karnınızın aç olduğunu hissediyorsanız ufak bir atıştırmalıkla yetinin. Ancak tıka basa yemek yedikten sonra uyumaya kalkarsanız uykuya dalmakta zorlanırsanız. Uykuya dalsanız bile gece bu uyku bölünebilir.

İçtiklerinize Dikkat Edin

Kafein ve nikotin uyku saatlerine yakın alınmamalıdır. Gün içinde çok fazla kahve, çay, sigara tüketmek gece uykunuzu da etkileyebilir. Aynı tavsiyeler alkol için de geçerlidir. Alkol uyku getirir derler ancak işin gerçeği uyumaya yakın alkol almak gece uykunuzun pek çok kez bölünmesine neden olabilir.

Gün içinde bol bol su içebilirsiniz ancak tam uyku saatinize yakın sıvıları fazla kaçırırsanız, tuvalet ihtiyacı uykuyu bölebilir, aklınızda olsun.

Uyku Öncesi Rahatlayın

Yatmadan önce ılık bir banyo sizi uykuya hazırlayabilir. Kendinize rahatlatıcı uykuya geçiş ritüelleri yaratabilirsiniz. Bir fincan sıcak bitki çayı (kafeinsiz) içmek, yumuşak bir müzik dinlemek, kitap okumak, esneme hareketleri, yoga yapmak gibi kafanızı dağıtacak ve sizi rahatlatacak alışkanlıklar uykuya geçişi kolaylaştırabilir .

Gün İçinde Yorulun

Bütün gün hareketsiz kaldıktan sonra geceleri vücudunuzun dinlenmeye geçmesini beklemek yerine gün içerisinde egzersiz yapmanız daha faydalı olacaktır.

Egzersiz yapamıyorsanız merdiven çıkmayı, işe, alış verişe ya da okula giderken belli bir mesafeyi yürüyerek kat etmeyi düşünebilirsiniz.

Yatmadan 5-6 saat önce yapılacak 20-30 dakikalık egzersizler uyumaya yardımcı olabilir.

Gün İçinde Şekerleme Yapmayın

Gün içindeki kısa uykular gece uyumanızı zorlaştırır. Şekerleme yapmayın ve eğer kendinizi engelleyemiyorsanız en azından bu şekerlemenin 30 dakikayı geçmemesi için saatinizi kurun. Saat 15:00’ten sonra şekerleme yapmamaya çalışın.

Uyku Saatlerinizi Belirleyin

Her gün aynı saatte uyumak ve aynı saatte kalkmak, yani bir uyku düzeni oluşturmak önemlidir. Gece uyuyamasanız veya her zamankinden geç yatsanız bile, hafta sonları da dahil olmak üzere her gün aynı saatte uyanmak için kendinizi zorlayın.

Düzenli İlaç Kullananlar Dikkat!

Eğer düzenli ilaç kullanıyorsanız, kullandığınız ilacın yan etkilerinden biri uykusuzluk olabilir. Doktorunuza ilacınızın bu tip bir yan etkisi olup olmadığını sorabilir ve ilacı başka bir benzeri ile değiştirip değiştiremeyeceğini danışabilirsiniz. Ancak sakın kendi kendinize ilacı bırakmaya kalkmayın.

Bütün bu önerileri uygulamaya geçmeden önce elbette uykusuzluğunuzun psikolojik ya da fiziki bir rahatsızlık belirtisi olmadığının tespit edilmiş olması gerekir.

Depresyon ve kaygı bozukluğu gibi durumlarda en iyisi bu duruma bir uzmanla konuşarak çare bulmaktır.

Yine aynı şekilde kronik bir ağrı ya da huzursuz bacak sendromu gibi uykusuzluğa neden olan fiziksel rahatsızlıklarda, uyku sorununu çözmek için uzman bir doktor ile önce söz konusu rahatsızlığın giderilmesi gerekir.

Источник: https://www.onikibilgi.com/uyumak-icin-ne-yapmali/

Cep Telefonuyla Uyumak Zararlı Mıdır?

Uyumak İçin Telefon İle Oynamayın

Yaşadığımız çağda cep telefonunun gündelik hayattaki yeri gittikçe artıyor. Öyle ki telefonlarımızı 7/24 elimizden bırakmıyoruz. Nereye gidersek gidelim yanımıza alıyoruz ve eğer evde unutmuşsak kendimizi eksik hissediyoruz. Bu durum geceleri de geçerli. Peki, cep telefonuyla uyumak, sağlığınız için nasıl sonuçlara yol açabilir, hiç düşündünüz mü?

İşte bu yazımızda geceleri cep telefonuyla uyumak ve benzeri alışkanlıkların genel sağlığımız üzerindeki etkilerinden bahsetmek istiyoruz.

Eğer cep telefonunu yatağının yanına koyarak uyuyan milyonlarca kişiden biriyseniz, sağlığınıza şu anda fark edemeyeceğiniz bir risk altında olabilir.

Akıllı telefonlar, önemli oranda radyasyon yaymakta ve dolayısıyla, insan sağlığı için teh oluşturmaktadır.  Bu durum, günün her anı için doğrudur, ama özellikle uyurken cep telefonumuzu yakınımızda bulundurmak uykuya dalmakta güçlük yaşamamıza,, kabus görmemize ve gece birkaç kez uyanmamıza  neden olabilir. 

Ayrıca bakınız: Cep Telefonu Kullanmanın Bilmediğiniz 4 Negatif Etkisi

Cep Telefonuyla Uyumak ve Zararları

Cep telefonuyla uyumak, vücutta kendi kendini düzenleyen belli süreçlerde bir değişime yol açar. Örneğin biyolojik saat veya kalp ritmini etkiler.

Dünya Sağlık Örgütü sadece cep telefonu değil genel olarak elektronik aletlerin vücudumuz için kötü olduğunu ve kanser gelişimi olasılığını arttırdığını belirtmektedir.

Elektronik aletlerin toksik etkilerini pek çok bilim insanı önemsemese de cep telefonlarının temelde radyasyonu ve dalga uzunluklarını iyonize ederek çalıştıklarını bilmelisiniz.

Avusturalya’da yapılan bir çalışma telefonla uyumak ve akıllı telefon kullanmanın erkeklerde kısırlık ve sperm kalitesinde düşüşe neden olduğunu gösterdi. 

Ayrıca bu telefonların kullanımı,  hem erkeklerde hem de kadınlarda stres düzeyinde artırmaktadır.

Cep telefonunuzu alarm olarak kullanmak istiyor olabilirsiniz. Bunun yerine normal bir çalar saat tercih etmeli ve telefonunuzu kapatmalısınız. Çünkü kullanmadığınız zaman bile telefonunuz çevreye elektromanyetik dalgalar yaymaya devam eder.

Cep telefonuyla uyumak ise bu zararlı dalgalardan daha fazla etkilenmek anlamına gelir.

Uyurken cep telefonunuzu nerede bırakmalısınız?

Cep telefonuyla uyumak yerine iki yol izleyebilirsiniz:  ilk olarak cep telefonunu kapatın ve her zamanki yerinde bırakın (yatak sehpasının üzerinde). Uyanmak için normal bir çalar saat kullanmanız gerektiğini unutmayın.

İkincisi ise telefonunuzu başka bir odaya koymaktır. Bu alternatif daha az tercih ediliyor.

Cep telefonunuzu kapatmak konusunda rahat değilseniz ve birinin gece acil bir durum için  sizinle iletişime geçme olasılığı varsa, en azından 3G veya WiFi bağlantısını kapatabilirsiniz, bunlar radyo dalgalarından daha zararlıdır.

Uzmanlar, gece yattığınızda cep telefonunuzun vücudunuzdan en az bir metre uzakta olması gerektiğini belirtiyor. Örneğin, cep telefonunu koltukta veya sandalye üzerinde bırakabilirsiniz.

Akılda tutulması gereken bir diğer önemli nokta ise bir çok kişinin yaptığı gibi, uyurken cep telefonunuzu şarj ettiğiniz sırada yastığın altına koymamanız gerektiğidir. Cihazın fazla ısınması nedeniyle patlaması, yüz veya ellerinizin yanması söz konusu olabilir. 

Birçok yastık çok çabuk ateş alan maddelerden yapılmaktadır ve bu da bizi uyurken büyük tehye sokar, çünkü çevremizde olan bitenin farkında değilizdir.

Bunun yanında cep telefonuyla uyumak, aksiyete oranını arttırmaktadır. Sürekli uyanık oluruz, bir şey olmasını bekleriz, her gelen mesaj veya bildirimle gece uyanır, e-mail veya sosyal ağlara bakarız.

Bu alışkanlık stres, uykusuzluk, zayıf konsantrasyon, bilişsel problemler, verimsizlik, kabus görme ve baş ağrısı gibi sorunlara yol açar.

Ayrıca bakınız: Cep Telefonu Radyasyonu: En Çok Yayan 10 Cihaz

Cep telefonu kullanırken uygulanabilecek “sağlıklı” alışkanlıklar

  • Aramalarınızı kısa tutun veya uzarsa bir kaç dakikada bir öteki kulağınıza telefonu alın.
  • Eğer mümkünse aramaları “hands-free” sistemiyle kullanın.
  • Telefonu kulağınızın ve başınızın yanında tutmaktan kaçının. 
  • Çocukların cep telefonu kullanmasına izin vermeyin, oyuncak olarak bile!
  • Sinyalin düşük olduğu yerde cep telefonuyla konuşmayın, çünkü bu durumda cihaz daha güçlü radyo dalgaları yaymaktadır. 
  • Cep telefonunuzu vücudunuz üstünde değil (erkekler özellikle pantalonun arka cebine koyuyor), çantanızda vs. taşıyın  ve cildinizle temas etmemesine özen gösterin.
  • Masa veya sehpanızda bir metre kadar uzağınızda tutmaya özen gösterin.

Gördüğünüz gibi cep telefonuyla uyumak alışkanlığından kurtulmak için telefon kullanmaya biraz ara vermek gereklidir.

Geceleri, dinlenmek ve uyumak içindir. Böylece gün içinde kullanacağımız enerjiyi toplayabiliriz. En iyisi uyandığımızda da cep telefonundan uzak durmak ve işe gitmek için evden çıkana kadar kullanmamaktır.

Cep telefonuyla uyumak ve diğer elektronik aletleri aşırı kullanmaktan kaçındığımızda uykumuzun kalitesi artacak ve stres seviyemiz azalacaktır.

Bu konudaki çalışmalar kesin bir sonuca ulaşmış olmasa da uyuduğunuz odada telefon, televizyon veya bilgisayar bulundurmamaya çalışın.

Odanızda elektronik aletler varsa da bunları kapatıp fişlerini çekin. Uyumadan önce modemi kapatın ve cep telefonunu kullanmamaya çalışın. 

Источник: https://sagligabiradim.com/cep-telefonu-ile-uyumak-kotu-mudur/

Gece Cep Telefonu Yanında Uyumak Zarar Verir Mi?

Uyumak İçin Telefon İle Oynamayın

Teknolojik gelişmeler hayatımızda çok fazla kolaylıklar getirebildikleri gibi bazı sıkıntılarıda beraberlerinde getirmekteler. Bu konuda en fazla tartışma yaratan teknolojik gelişme cep telefonlarıdır.

Nedeni oldukça basit çünkü günlük hayatta bu kadar fazla yer alan başka bir teknoloji yok gibi. Aslında var ama ilk sırayı açık arayla cep telefonları almakta.

Bu konudaki yazımız biraz fazla uzun olabilir ama önemli olduğu için tamamen okumanızı tavsiye ederim.

Dahiliye Bölümü Uzman Doktoru Ümit Koçak, vücut ve beynin her an cep telefonlarının yaydığı mikrodalga radyasyonun yarısını emdiğini belirterek, “Cep telefonu ile konuştuğumuz zamanlarda, mikrodalga radyasyon nedeni ile beyin hücrelerimizin bir kısmı ölmeye başlıyor” dedi.

Titreşimli dijital cep telefonu sinyallerinin bağışıklık sistemini onaran insan kan hücrelerine, saç köklerine ve lenfositlere zarar verdiğini ve tahrip ettiğini vurgulayana Koçak, cep telefonunun kulakta veya kulağa yakın mesafede 50 dakikadan fazla tutulmasıyla sağlıklı bir bireyin beyninde değişikliklere yol açtığına dikkat çekti.

Koçak, cep telefonlarının baş ağrısı, unutkanlık, dikkatsizlik, refleks kaybı, kulaklarda çınlama, gözlerde kararma, çapaklanma ve yanma, aşırı sinirlilik ve gözlerde sulanmaya sebep olduğunu, uzun süreli kullanımlarda bu etkilerin daha da arttığını ifade etti.

Koçak, “Cep telefonunuzu hiçbir zaman direkt olarak başınıza veya vücudunuza tutmayın. Cep telefonu ile konuşurken diafon, kulaklık, hands-free cihazları veya tüplü kulaklık kullanın. Cep telefonunuz açıkken vücudunuza yakın bir yerde taşımayın.

Örneğin cep telefonunuzu cebinizde veya göğsünüzde taşımayın.

Cep telefonunuz açıkken, kullanmıyor olsanız bile radyasyon yaymaya devam eder. Çocuklar yetişkinlerden en az iki kat daha fazla mikrodalga radyasyon emerler, hamileler cep telefonlarını karınlarından kesinlikle uzak tutmalıdır.

Uyurken cep telefonunuzu yakınınızda bulundurmayın. Cep telefonunuz açık olduğu müddetçe radyasyon yaymaya devam eder. Cep telefonunuzu yastığınızın altına, yatağınızın yanındaki komodine veya uyumakta olan birinin yakınına koymayın” uyarısında bulundu.

Cepteki Tehnin İnanılmaz Boyutları

Cep telefonuyla ilgili yeni teknolojilere kulağımızı kabartmışken, iki bilim adamı keyfimizi kaçırdı.

“Tehli Oyuncak” adlı kitap, cep telefonunun insan sağlığı üzerindeki zararlarına ilişkin çarpıcı araştırma sonuçlarını, cep telefonu lehine yapılan bilimsel çalışmaların nasıl fiyasko ile sonuçlandığını ve bilim adamlarının ilginç itiraflarını içeriyor. İşte cep telefonunun ortaya çıkaracak rahatsızlıklar ve ondan korunma yöntemleri…

Cep Telefonunun Ölüm Tehdidi

Cep telefonumuz yoksa varlığımızın da bir anlamının kalmayacağı günlere doğru koşar adım gidiyoruz. Kısa sürede elimiz ayağımız zannettiğimiz bu cihaz sayesinde konuşuyor, yazışıyor, fotoğraf çekiyor, TV izliyor, müzik dinliyor, tansiyonumuzu ölçüyor, haberdar oluyor, hesaplarımızı düzenliyor, ödüyor, harcıyor ve daha pek çok şey yapıyoruz.

Kulaklarımızı, cep telefonlarının muhteşem işlevlerine kabartmışken alın üç yeni gelişme size: Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC), cep telefonlarından ve baz istasyonlarından maruz kalınan radyo dalgalarını içine alan elektromanyetik alanları, muhtemel kanserojen içeren 2-B grubuna aldı. Bu bilgi muğlâk geliyorsa, iste daha anlaşılır olanı: İngiltere Radyolojik Koruma Kurulu’ndan: “Cep telefonları küçük çocuklarda tümör riski yaratıyor.” Bu türden bilgilerden daha çok var; çünkü zaman ilerliyor ve kullandığımız teknolojinin uzun vadede görülecek zararları bir bir ortaya çıkmaya başladı: Dünya iletişim devlerinden AT&T için çalışıp cep telefonunun zararının olmadığını söyleyen Dr. George Carlo, şirketten ayrıldıktan sonra yazıp konuşabiliyor ancak: “Laboratuar deneyleri, cep telefonu radyasyonunun genetik şifre bozukluklarına yol açtığını göstermiştir.”

Medyada arada bir yayınlanan haberler, cep telefonlarının zararsız olduğu, yapılan araştırmalarda zararının henüz tam olarak tespit edilemediği yönünde bilgiler veredursun; bu harika cihaz sayesinde sağlığımızın büyük bir tehdit altında olduğu, artik bilimsel verilerle ve yüksek sesle dillendirilmeye başlandı. Türkiye’de madalyonun kara yüzü ile ilgili yayınlanan ilk kitap, geçtiğimiz günlerde okurun ilgilisine sunuldu.

Hayykitap Yayınları’nın çıkardığı “Tehli Oyuncak” adlı eser, Prof. Dr. Selim Şeker ve Anıl Korkut tarafından yazıldı. Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nün hocalarından Prof.

Selim Şeker, 25 yılı aşkın zamandır elektromanyetik ve bunun insan üzerindeki etkileri konularında bilimsel çalışmalar yapmış, eserler kaleme almış bir isim.

Anıl Korkut ise moleküler biyoloji, genetik ve kimya okumuş, halen Amerika Colombia Üniversitesi’nde genetik konusunda doktora çalışmalarını sürdüren bir bilim adamı… Şeker ve Anıl’ in bilimsel-akademik bir dile boğulmadan, herkesin anlayabileceği bir dil ve üslupla kaleme aldıkları kitap, cep telefonunun sağlığımız üzerindeki zararlarına ilişkin çarpıcı araştırma sonuçlarını, dehşet verici çelişkileri, cep telefonu üreticilerinin cep telefonu lehine destekledikleri bilimsel çalışmaların nasıl fiyasko ile sonuçlandığını gösteren örnekleri, bilim adamlarının ilginç itiraflarını içeriyor. Kanserden beyin tümörüne, yüksek tansiyondan hafıza kaybına, cep telefonunun kısa ve uzun vadede ortaya çıkan ve çıkması muhtemel olumsuz etkilerinin anlaşılır bir dille açıklandığı kitapta, en az zararla gerçekleştirilecek kullanım için, bir kısmını üst tarafta alıntıladığımız tavsiyelerde bulunuluyor.

Prof. Dr.

Selim Şeker, kulağımızın neredeyse içine sokup beynimize bu kadar yakin tuttuğumuz, elektromanyetik radyasyon yayan başka bir cihazın olmadığını belirtiyor ve şöyle diyor: “Diğer aletlerin kullanımında aldığımız zararı, vücut kendini yenileyerek bertaraf edebiliyor. Oysa cep telefonunu yoğun kullandığımız için buna fırsat vermiyoruz. Cep telefonunun kullanımı gün geçtikçe artıyor. Dolayısıyla daha da bağımlısı oluyoruz ve teh gittikçe büyüyor.”

Prof. Şeker, zaman zaman medyada cep telefonlarının insan sağlığına zararı olmadığı yönündeki haberleri nasıl karşıladığı yönündeki sorumuzu, sigara örneği ile açıklıyor: “1960’larda sigaranın zararlarından hiç söz edilmiyor, sadece öksürük yaptığı konuşuluyordu. Ama şimdi kanser yaptığını biliyoruz.

Biz sigarada yapılan hatanın cep telefonunda da yaşanmaması için dikkatli olmamız gerektiğini, zararlı yanlarıyla ilgili sonuçları ve ihtimalleri belirtip uyarmayı istiyoruz.

Bu teknolojiyi bilinçli kullanmak, çocuklardan uzak tutmak gerektiğini, bir bilinç oluşturup cep telefonu üreticilerini, daha az elektromanyetik radyasyon yayan cihazlar yapmaları için zorlamak gerektiğini söylüyoruz.”

Türkiye’de bazı GSM operatörlerinin hazırladığı ve cep telefonunun sağlığa zararının olmadığını belirttiği broşürlere, para karşılığında, konu ile ilgili bir tane bile makalesi olmayan bilim adamlarının imzasının alındığını belirtiyor Prof.

Şeker ve ekliyor: “Bu türden çalışmaları bağımsız kuruluşlar yapar.

Şikâyetçi olunan tarafın, şikâyet ile ilgili çalışma yapması etik açıdan ne kadar doğru olur? Ama medya bu kuruluşlardan büyük miktarlarda reklâm girdisi sağladığı için aleyhte sonuç veren çalışmaları değerlendirmiyor, lehte olan çalışmaları ön plana çıkarıyor.”

Cep Telefonunun Zararlarından Korunma Yolları

  •  Cep telefonu görüşmelerini mümkün olduğunca kısa tutup gereksiz konuşmalardan kaçınmak, yakında sabit hat varsa onu tercih etmek.
  •  Acil durumlar hariç çocuklara cep telefonu kullandırtmamak, telefonları onların yakınında tutmamak.
  •  Cep telefonu görüşmelerini çocuklardan mümkün olduğunca uzakta yapmak.
  •  Hamilelikte cep telefonunu acil durumlar dışında kullanmamak, hamilelik süresince evdeki cep telefonlarını kapalı tutmak.
  •  Cep telefonunu bir kulaklık aracılığıyla kullanmak. (Bu, zararı bütünüyle önlemez, ancak azaltabilir. Çünkü kulaklıkla da radyasyon beyne ulaşır.)
  •  Konuşma dışında cep telefonunun ekstra özelliklerini kullanmaktan kaçınmak (Bir çalar saat, gece boyunca başucunuzda durarak biyolojik ritminizi altüst edecek cep telefonuyla aynı işlevi görecektir.)
  •  Kısa bilgi gönderiminde SMS kullanmak.
  •  Cep telefonlarının en savunmasız zamanda yakalayacağı geceleri cihazı kapatma alışkanlığı kazanmak.
  • Cep telefonlarının en çok radyasyon yaydığı zamanlar, telefon çaldığı ve çevirdiğiniz numaranın bağlandığı anlardır. Bu sırada telefonu baş bölgesinden uzakta tutmak. (Gelen çağrıyı açtıktan veya karşı taraf görüşmeye açtıktan 1-2 saniye sonra cihazı kulağa götürmek daha güvenlidir.)
  •  Asansör ve otomobil gibi dar ve kapalı alanlarda cep telefonu ile görüşme yapmamak. (Cihaz çekmediği için görüşmenin gerçekleşmesi baz istasyonun daha fazla elektromanyetik radyasyon iletmesini gerektirir.)
  •  Baz istasyonları ve taşıma hatlarını, okul, kreş, hastane ve huzurevi gibi alanların uzağında kurmak. (Radyasyondan en çok zararı çocuklar, hamileler ve yaşlılar görür.)
  •  SAR değeri daha düşük cihazı tercih etmek daha az radyasyona maruz kalmak demek. SAR değeri düşük cep telefonlarını tercih etmek. (Telefonunuzun SAR değerini öğrenmek için: http://www.sarvalues com/eu-complete.html )
  •  Harici antenli cep telefonlarini tercih etmek.
  •  Cep telefonunu gün içinde vücudunuzdan olabildiğince uzakta, çantada; çantaniz yoksa, en dis cebinizde tasimak.
  •  Cep telefonlarını elektromanyetik fren sistemli taşıtlarda, petrol istasyonlarında ve hastanelerde kullanmamak.
  •  Cep telefonunu kalp, beyin ve cinsel organlara yakin bir yerde taşımamak.
  •  Yakınınızda bulunan baz istasyonunu kaldırtmak ve servis yetkililerine, istasyonları için sağlığı tehdit etmeyecek yerler seçme konusunda sorumluluklarını hatırlatmak.
  •  Cep telefonunun bir organımız olduğunu zannetmemek, hayatı cep telefonu olmadan idare etmenin yollarını aramak, mümkün mertebe klasik iletişim araçlarını kullanmak.

Telefonun Kısa Vadeli Zararları

(24 saatte görülen zararları)

  •  Görüş alanında daralma.
  •  Kalp rahatsızlıkları.
  •  Kalp pilinin bozulma riski.
  •  Hafıza zayıflaması ve beyin tümörü riski
  •  Yoğun stres ve yorgunluk hissi.
  •  Kalıcı işitme bozuklukları.
  •  Konsantrasyon ve dikkat bozulması.
  •  Embriyo gelişiminin zarar görmesi.
  •  Kulak çınlaması ve kulaklarda ısınma
  •  Kadınlarda düşük riskinin artması.
  •  Işitmede geçici aksaklıklar oluşması.
  •  Kan hücrelerinin bozulması.
  •  Bas ağrıları ve sersemleme
  •  Bağışıklık sisteminin bozulması.

Telefonun Uzun Vadeli Zararları

(10 yılda görülen zararlar)

  •  Yüksek tansiyon.
  •  Genetik yapının bozulması.
  •  Sperm sayısının azalması.
  •  Beyaz kan hücresi (lenfoma) kanseri.
  •  Cilt kanseri.
  •  Kan beyin bariyerinin zedelenmesi.

Источник: http://www.renklinot.com/saglik/saglik-bilgisi/gece-cep-telefonu-yaninda-uyumak-zarar-verir-mi.html

Telefon Suya Düşünce Neler Yapmalı? ShiftDelete.Net

Uyumak İçin Telefon İle Oynamayın

12 Ekim 2017 Perşembe 13:45

Ülkemizde her ne kesimden olursa olsun, alınabilir seviyede görüldüğü için üst seviye akıllı telefonlara yatırım yapılıyor.

Günümüzde ilginç bir şekilde 24 ya da 36 ay gibi ciddi taksitlerle alınan akıllı telefonlar, teknolojinin o hızına bile yetişemiyor diyebiliriz.

Aldığımız bir telefonun, 36 ay sonra ödemesi bitecek fakat ödemesi bitene kadar üzerine kaç tane yeni model çıkacak orası pek belli değil.

Telefon Suya Düşünce Neler Yapmalı?

Her ne kadar son 2 yılda çıkan üst seviye akıllı telefonlar suya dayanıklı olsa da, akıllı telefon modellerinin geneline baktığımızda hala cihazların suya karşı dayanıksız olduğunu görüyoruz.

12 – 24 ya da 36 ay gibi ciddi taksitlerle alınan bu akıllı telefonları bir şekilde korumak gerekiyor. Eğer telefonunuz suya karşı dayanıklıysa buradan sonraki yazıları okumanıza pek gerek kalmayabiir. Tabi cihazınız suyu gerçekten geçirmediyse!

Akıllı telefonları nasıl koruyoruz?

Yüksek miktarda değere sahip akıllı telefonları korumak için kılıf ya da ekran koruyucu filmler kullanılıyor. Çizik ve darbelerden korunmak için internette ve kitaplarda yüzlerce bilgi anlatılırken, telefonun su alması durumunda yapılması gerekenler yeterli ölçüde bilinmiyor.

Sıvı temasında ne yapmak gerekiyor açıklıyoruz!

Telefon su  alma riski olması illa tatilde deniz kenarında olmaya gerek yok, çantadaki su şişesinden sızacak sızıntıyla cihazın su alacağı gibi, bulaşık yıkarken ya da televizyon keyfi yaparken içtiğiniz meşrubatın dökülmesiyle de su alabilir. Bu gibi durumlarda, yapılması gerekenleri anlatmadan önce yapılmaması gerekenleri de bilmek gerekiyor.

Telefon su aldığında yapılmaması gerekenler

İlk olarak eskiden bilinen yöntemle, kurutma makinası ile telefona sızan suyu kurutma fikrini kesinlikle aklınızdan çıkarmalısınız.

Saç kurutma makinesi telefonun mekanik parçalarına zarar verdiği gibi, suyu yok etmiyor ve iç parçalara iyice yayılmasına sebep oluyor.

Aynı şekilde bu durumun tersini düşünerek elektrikli süpürge ile suyu çekmenin etkili olduğu kanısı da doğru bildiğimiz yanlışlardan. Elektirik süpürgesi suyu çekse dahi, telefonun dokunmatiğine zarar verir ve hassas parçaların negatif etkilenmesine sebep olur.

Telefonunuz su geçirdiğinde hazırlayacağınız en temel amaçlar şunlar olmalıdır:  Pamuk, vakum poşet, pirinç, silika jel, temiz bir havlu ve şarj cihazı. Sırasıyla kurtarma aşamalarını uygularsanız, çok yüksek bir sıvı temas olmamışsa, biraz da şansınız yanınızdaysa, telefonunuz yüksek ihtimalle kurtulacaktır.

İşte telefon su aldığında hemen yapılması gerekenler;

Telefonu kapatın

Kısa devre korumasıyla beraber zaten telefonunuz hızlıca kapanabilir. Fakat kapanmadıysa, oluşabilecek sıkıntıları önlemek için hemen telefonunuzu kapatın. Pili çıkarılabilir yapıdaysa pili de çıkartın.

Sızan su, telefon açık olduğu taktirde, çalışan mekanizma ısısı nedeniyle içeri doğru diğer parçalara hızlı yayılabilir.

Temiz bir havlu ile kurulayın

Telefonu sudan çıkarır çıkarmaz temiz ve tozsuz bir havlu ile kurulamalısınız. Telefon dış yüzeyi tamamen kuruyana kadar nazik hareketlerle kuruladıktan sonra diğer işlemlere geçiş yapabilirsiniz.

Telefonu en ince parçalarına kadar ayırın

Biraz önce kullandığınız havlu üzerinde, telefonun batarya, hafıza kartı, sim kart ve bunun gibi ayrılabilecek tüm parçalarını çıkarın.

Pamuk ve kulak temizleme çubuğu kullanın

Normal bez ve havlular suyu tamamiyle içine çekmediği gibi toz da bırakır. O nedenle kurulama işlemine daha temiz olması ve suyu içine daha iyi çekmesi için pamuk ile devam etmelisiniz. Telefonun ayrılan parçalarını bir parça pamuk ile tekrar kuruladıktan sonra, kulak temizleme çöpü ile, telefonun ayrıntılı deliklerini de silmeyi deneyin.

Silika Jel

Silika Jel adını ilk defa duymuş olabilirsiniz. Halbuki bu madde çok yabancı değil, yeni kıyafetlerin ceplerinde, ya da yeni bir çantanın içerisindeki kağıt paket içerisindeki tozdur.

Ne işe yarıyor bu diye düşündüğünüz gibi, kıyafeti koruma amaçlı kullanıldığını az çok anlamışsınızdır. Ürünleri nemden, pas ve küflenmeden koruyan bu iri kum tanecikleri nem alıcı olarak bilinmektedir. Telefonunuzu slika jel ile dolu bir kaba koyarsanız, içerisindeki sıvı ve nem çok hızlı bir şekilde bu kum tanecikleri tarafından çekilecektir.

Slika Jel yoksa pirinç ve vakumlu poşet

Slika Jel’i arayacak vakti olmayanlar için ikinci doğal çözüm pirinç. Telefonu pirinç içerisine koyarsanız, pirinç tanecikleri içerisindeki suyu emecektir. Pirinç yöntemi konusunda dikkat etmeniz gereken nokta ise telefonun pirinç içerisinde gömülü iken hava almaması gerektiğidir.

Havayı önlemek için vakumlu poşet ideal bir tercih olduğu gibi, yiyecek saklama kabı da kullanılabilir. Burada mühim olan telefon pirinç içerisindeyken havayla teması önlemek ve daha hızlı sonuç almaktır.

Telefonunuzun aldığı suya göre ortalama 24-48 saat arası bu şekilde hiç dokunmadan bekletmeniz gerekir.

Şarj cihazı

48 saatin sonunda telefonunuzu vakumlu poşetten çıkarın, tamamen kuru olduğuna emin olun. Öncelikle şarja takın ve %100 şarj olmasını sağlayın. Cihazınız kapalıyken batarya %100 dolu olursa kendi açılırken doğabilecek problemler daha aza indirgenir. Şarj işlemi bittikten sonra telefonunuzu açmayı deneyin.

Telefon su aldığında gerekli bu işlemleri tamamlarsanız yüksek ihimalle cihazınızı kurtarmış olacaksınız. Yine de bu yöntemin tamamen çözüm olmadığını bilmekte fayda var.

:: Daha önce bir telefonunuz suya düşerek bozuldu mu?

Источник: https://shiftdelete.net/telefon-suya-dusunce-neler-yapmali-54518

Akıllı telefon bağımlılığı uyurken bile rahat vermiyor

Uyumak İçin Telefon İle Oynamayın

Araştırma kuruluşu GfK ve DigitalTalks iş birliğiyle Türkiye genelinde 15 ilde, 15 yaş ve üzeri 1166 akıllı telefon sahibiyle görüşülerek, kişilerin akıllı telefon kullanımları ile ilgili tespitlerde bulunuldu.

Buna göre, katılımcıların yüzde 59'u akıllı telefonlarının hayatlarının önemli bir parçası olduğunu ancak dozunda kullandıklarını düşündüğünü kaydetti.

Akıllı telefon kullanıcılarının yüzde 44'ü cihazlarına bakamadıklarında kendilerini huzursuz hissettiğini, yüzde 38’i ise sabah uyanınca ilk yaptıklarının sosyal medya ve mesajlarını kontrol etmek olduğunu dile getirdi.

Her 3 kullanıcıdan biri (yüzde 37) telefonuyla çok sık ilgilenmesinden ailesinin ve arkadaşlarının rahatsız olduğunu belirtirken, yüzde 28’i gece telefona bakmak için uyandığını ve çoğu zaman tuvalete bile telefonuyla gittiğini ifade etti. Her iki kişiden biri de (yüzde 51) uyurken telefonunu yakınında tuttuğunu kaydetti.

WhatsApp ve kullanımı açık ara önde

Akıllı telefon sahibi olanların yüzde 97'si telefonlarında mesajlaşma uygulaması olarak “WhatsApp”ı kullanırken, bunu yüzde 66 ile Messenger uygulaması takip etti.

Her 3 kullanıcıdan ikisi de akıllı telefonları olmasına rağmen hala kısa mesaj (SMS) yazmaya devam ettiğini dile getirdi.

Katılımcıların yüzde 72'si mesajlaşma uygulamalarını sürekli ya da sık sık kontrol ettiğini belirtti.

Akıllı telefon sahibi olanların yüzde 93'ü telefonlarında sosyal medya uygulaması olarak ’u tercih ederken, bu uygulamayı kullanan erkeklerin oranı yüzde 95'i, kadınların oranı yüzde 91'i buldu.

En çok kullanılan uygulamalarda ikinci sırada ise yüzde 63 ile Instagram yer alırken, bunu yüzde 16 ile Snapchat izledi. Sosyal medya uygulamalarını kullanan her 4 kişiden 3'ü de bu uygulamaları sürekli veya sık sık kontrol ettiğini kaydetti.

Şimdi şurada otursak, akıllı telefonların ve teknolojinin şu fani hayatımızda bize kazandırdıklarından saatlerce konuşabiliriz. Ancak tam aksine, bizden alıp götürdüklerini konuşmaya gelince bir şekilde dilimiz tutuluyor.

Özellikle, genç yaşta ellerine elektronik cihazlar tutuşturduğumuz çocuklara verdiğimiz zarardan bahsedemiyoruz bile. Oysa dünyanın gelişmiş ülkelerinde çocuklarda akıllı telefon bağımlılığını tedavi yaşı, 10-13 ortalamasına kadar inmiş durumda.

Biz gelişiyoruz diye sevinirken, çok yakınlarda bir yerlerde alarm zilleri çalıyor.

Günlük yaşamlarında akıllı telefon ya da bir tabletten başka bir meşgale veremediğimiz çocuklar, maalesef birer teknoloji bağımlısı haline dönüşüyorlar.

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) verilerine göz attığımızda, Türkiye'de bilgisayar kullanma yaşının ortalama 6-7'ye, akıllı telefon kullanma yaşının da 9'a kadar indiğini görebiliyoruz.

Türkiye'de 6-13 yaş arası çocukların yüzde 60,5'i bilgisayar, yüzde 50,8'i internet,  yüzde 24,3'ü cep telefonu kullanıyorlar.

Çocukların bu teknolojik cihazları kullanma amaçları da çeşitlilik gösteriyor. Biz gelin araştırmanın “akıllı telefon” başlığı altında toplanan verilere bir göz atalım.

Türkiye'de 6-13 yaş arası çocukların akıllı telefon kullanım amaçları arasında; ilk sırayı yüzde 92,8 ile konuşma alırken ardından, yüzde 66,8 ile oyun oynama, yüzde 65,4 ile mesajlaşma, yüzde 30,7 ile internete girmek gibi alışkanlıklar sıralanıyorlar.

Yetişkinler üzerindeki olumsuzluk etkilerini bolca sağda solda okuduğumuz telefon bağımlılığı, çocuklar için çok daha büyük bir sorun.

Telefon bağımlılığının fizyolojik zararları

Teknolojik cihazlar, henüz olgunlaşmamış hücre yapısına sahip olan çocuklarda yetişkinlere göre, 10 kat daha fazla hasar yaratabiliyor. Teknolojik cihazlardan yayılan mikrodalgalar vemanyetik alan etkileri çocukların hücrelerinde 10 kat daha fazla etki edebiliyor.

Diğer bir teh, bu cihazlarla büyüyen çocukların, küçük yaşlardan itibaren, bu tür olumsuzluklara maruz kalarak ilerleyen yaşlarında pek çok sağlık problemleri yaşayabilecek olmaları. Acil bir önlem alınmadığı takdirde, bu sağlık problemlerinin artacağına da kesin gözüyle bakılıyor.

Çocuklarda hızla yer eden telefon bağımlılığı genç bedenlerinde şu fiziksel rahatsızlıklara yol açıyor:

  • Görme sorunları.
  • Duruş ve iskelet bozuklukları.
  • Radyasyon alımı.
  • Hareket kısıtlılığının getirdiği kas ve eklem problemleri.
  • Obezite riski.
  • Uyku kalitesinde bozulmalar ve uykuya dalış sorunları.

Telefon bağımlılığının psikolojik zararları

6-13 yaş arası çocukların akıllı telefon bağımlısı olmalarının, bu çocuklar için psikolojik tehditler de var elbette. Bu yaş grubundaki çocuklar, sosyal gelişim anlamında çok büyük bir merak içerisinde olduklarından mobil telefonları bilgiye ve sosyalliğe açılan bir portal olarak görüyorlar.

Yetişkinlerin ve ebeveynlerin kullandıkları her türlü argüman ve objeyi cep telefonu yoluyla araştırmaya hızla yöneliyorlar.

Buradaki esas sorun, erken ergenlik dediğimiz ve günümüzde özellikle psikolojik açıdan uygunsuz internet ve medya kullanımıyla tetiklenen sürece bu yaş gurubunun hızla, bilinçsel gelişimlerine zarar verebilecek şekilde yönelebilmeleri.

Nasıl önlemler alınabilir?

Bilgisayar ve cep telefonu ile ilgili işlerinizi başka bir odada, çocuklardan uzak bir yerde gerçekleştirmeye çalışmak oldukça önemli bir önlem. Doğrudan ebeveynlerini sürekli gözleyen çocukların, istem dışı da olsa erken ve zamansız davranışlar geliştirmesine böylece engel olabilirsiniz.

Çocukların arkadaş edinmelerine izin vermek, evde vakit geçirip dış dünyadan kopmalarını engellemek de çok önemli bir tavır, çocukların eline bir cep telefonu verip onu kendi başına, kontrolsüz bırakmak belki sizi rahat bırakacakları için işinize gelebilir, ancak bu cihazla yalnız kaldıkları süre içerinde onların sağlıklı gelişimine engel olabileceğinizi de unutmayın. Aile ile birlikte dışarıda geçirilecek zaman veya çocukların herhangi bir spor dalıyla uğraşması, kitle iletişim araçlarına olan ilgiyi azaltabiliyor, bu da çocukları daha sosyal kılıyor. Çocuklara güçlü aile ve arkadaşlık bağları kazandırmak, onların teknolojik hiçbir paylaşımın gerçek hayattaki paylaşımlarımızın yerine geçemeyeceğini anlatmak oldukça önemli. Çocukları teknolojiden uzak tutmak da çok doğru bir yaklaşım değil, ancak teknolojik bağımlılıktan uzak kalmaları mümkün kılmak için doğruyu işaret edecek kadar net ve açık bir ebeveyn olmak gerekiyor.

Источник: https://www.umke.org/bilim/akilli-telefon-bagimliligi-uyurken-bile-rahat-vermiyor-h9848.html

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.