Uyuşturucu Bağımlılığı

Madde Bağımlılığı

Uyuşturucu Bağımlılığı

Uyuşturucu madde bağımlılığı nedir?

Madde bağımlılığı, vücudun işlevlerini olumsuz yönde etkileyen maddelerin kullanılması, bundan dolayı zarar görüldüğü hâlde bu maddelerin kullanımının bırakılamamasıdır. Bağımlı, madde kullanımına ara verdiğinde yoksunluk belirtileri yaşar. Zamanla madde kullanım sıklığını ve dozunu artırır.

Aşağıdakilerden sadece 3'ünün 12 aylık bir süre içerisinde görüldüğü kişi bağımlıdır.

  • Kullanılan madde miktarının sorunlara rağmen giderek artırılması.
  • Bırakma çabalarının boşa çıkması.
  • Maddeyi sağlamak, kullanmak veya bırakmak için çok fazla zaman harcanması.
  • Sosyal, mesleki ve kişisel etkinliklerin azaltılması veya bırakılması

Etkileri

Uyuşturucu olarak kullanılan maddelerin kimyasal yapıları birbirinden farklıdır. Kullanıldıklarında merkezi sinir sisteminin farklı bölümlerini etkileyerek fiziksel ve psikolojik tahribata yol açarlar.

Uyuşturucu maddelerin hiçbir güvenli kullanım şekli yoktur. Kullanan herkes için bağımlı olma riski eşittir. Hücrelerimiz vücuda giren her maddeyi tanır ve bir daha unutmamak üzere hafızasına alır.

Hücresel öğrenme süreci denen bu durum herkes için geçerlidir.

  • Aklı ve iradeyi işlemez hale getirir. Kişiyi normal yaşam ve davranışlarından uzaklaştırır.
  • Bulantı, kusma, karın ağrıları, kabızlık, ishal, mide ve bağırsak spazmlarına/kanamalarına sebep olur.
  • Tüm iç organların zarar görmesine ve buna eşlik eden bir dizi hastalığa neden olur.
  • Zehirlenmelere ve bu yolla gelen ölümlere sebep olur.
  • Uyuşturucular, bireyin çevreye uyum yeteneğini azaltır. Bağımlı giderek aileden ve çevresinden kopararak, yalnızlaşır. Çoğu zaman bu tabloya ağır bunalımlar eşlik eder.

Ne yapmalı?

  • Eğer kişi maddenin etkisi altında ise onunla bu durumda konuşmanın yararı olmaz.
  • Kendinizi hazır hissetmeden onunla konuşmayın.
  • Açık, samimi ve inandırıcı olun, öğüt vermeyin.
  • Genellemeler yapmaktan kaçının.
  • Korkularınıza dayanarak konuşmayın.
  • Onu etiketlemekten kaçının, çünkü “kullanıcı olarak” etiketlenen kişiye yaklaşmak çok zordur.
  • Önyargılarınızın farkına varın (“Bunlar iflah olmaz”), böylece yanlış iletişim kurma olasılığını azaltırsınız.
  • Kendinizi onun yerine koymayı deneyerek onun düşünce, yaşantı ve korkularını anlamaya çalışın.
  • Uzman yardımı alması için samimi bir yaklaşımla onu ikna edin.

Ne yapmamalı?

  • Kabullenmeme-İnkâr: “Yok, benim çocuğum asla kullanmaz.”
  • Kendini ve eşini suçlama: “Bu çocuk senin yüzünden böyle oldu.” “Biz iyi anne-baba olamadık.”
  • Hayal kırıklığı, çaresizlik duygusu: “Ben seni bunun için mi yetiştirdim?” “Her şey bitti, artık hiçbir şey eskisi gibi olamaz.”
  • Öfke: “Benim böyle bir çocuğum olamaz!”
  • Çocuğu suçlama ve aşağılama: “Senden hiçbir şey olmaz.”
  • Uç kararlar alma: “Okul hayatın bitti.”

Önleyici faktörler

  • Uyuşturucu maddeler ile ilgili yaşa uygun doğru bilgilenme
  • Güçlü ve pozitif aile bağları
  • Anne-Babaların çocuklarıyla ilgili olmaları ve çocuklarının kimlerle arkadaşlık ettiğinden haberdar olmaları
  • Aile içi kuralların açık olması ve herkesin bunlara uyması
  • Okulda başarılı olma
  • Okul, STK'lar ve kulüpler gibi kurumlarla kurulmuş güçlü bağlar

Tedavi için

Madde kullanan ve tedavi olmak isteyen, bu konudaki problemlerine çözüm arayan kişi ve yakınları hastanelere bağlı Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezleri (AMATEM) ile psikiyatri kliniklerine başvurarak tedavi olabilirler. Hasta ve doktor işbirliğiyle yürütülen tedavi, 2-6 hafta arasında hastanede yatarak arındırma ve bir yıl süre ile psiko-sosyal tedavi şeklinde gerçekleşmektedir.
En iyi korunma yolu hiç başlamamaktır.

Maddeden kurtuluş mümkün

  • Bağımlılık düzelebilir ancak tam olarak iyileşmenin gerçekleşmesi için ciddi bir çaba ve zaman gerekmektedir.
  • Kişinin tedavi olmayı istemesi ve kendini hazır hissetmesi en önemli aşamadır.
  • Bu süreçte doğru iletişim ve bağımlının yaşadıklarını yakınlarıyla paylaşması önemlidir.
  • Bağımlılık tedavisi kişiye, kullanılan maddenin cinsine ve kullanım süresine göre değişiklik gösterir.
  • Maddeyi kişinin tek başına bırakması neredeyse imkânsızdır, muhakkak uzman yardımı alınmalıdır.

Risk faktörleri

  • Psikolojik sorunları olan ya da herhangi bir madde bağımlılığı bulunan ebeveynin çocukları daha büyük risk altındadırlar
  • Ebeveyn-çocuk arasında bağlanma ve ilgi eksikliği (özellikle 'Baba' rolünün ev ortamında eksikliği)
  • Sınıfta aşırı utangaçlık ya da şiddet içeren davranışlar
  • Okul başarısında düşüş

Önleme önemlidir!

Toplumda bağımlılık yapıcı maddelerin kullanılmasını ve yayılmasını önleme çalışmaları, bu maddelerin yarattığı bireysel ve toplumsal sorunları en aza indirmek ve toplumda sağlıklı davranışların gelişmesini sağlamak amacıyla yapılmaktadır.

  • Bağımlılık, geliştikten sonra tedavisi oldukça güç olan bir hastalıktır.
  • Uygulanan uzun süreli tedavilerin maliyeti çok yüksektir.
  • İyileştikten sonra gerekli sosyo-psikolojik tedbirler alınmazsa, bağımlılığın yineleme oranı çok yüksektir.
  • Madde kullanımının insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkisi nedeniyle ülkenin sağlık harcamaları artmaktadır.
  • Her türlü önleme programı maliyetinin, tedavi maliyetinden daha düşük olduğu gözlenmiştir.

 Ayrıntılı bilgi için tbm.org.tr adresini tıklayınız.

SIKÇA SORULAN SORULAR

  • MADDE BAĞIMLILIĞI HAKKINDA MERAK EDİLEN SORULAR VE CEVAPLARI

Uyuşturucu madde bağımlılığı nedir?

Madde bağımlılığı, vücudun işlevlerini olumsuz yönde etkileyen maddelerin kullanılması, bundan dolayı zarar görüldüğü hâlde bu maddelerin kullanımının bırakılamamasıdır. Bağımlı, madde kullanımına ara verdiğinde yoksunluk belirtileri yaşar. Zamanla madde kullanım sıklığını ve dozunu artırır.

Aşağıdakilerden sadece 3'ünün 12 aylık bir süre içerisinde görüldüğü kişi bağımlıdır.

  • Kullanılan madde miktarının sorunlara rağmen giderek artırılması.
  • Bırakma çabalarının boşa çıkması.
  • Maddeyi sağlamak, kullanmak veya bırakmak için çok fazla zaman harcanması.
  • Sosyal, mesleki ve kişisel etkinliklerin azaltılması veya bırakılması

Etkileri

Uyuşturucu olarak kullanılan maddelerin kimyasal yapıları birbirinden farklıdır. Kullanıldıklarında merkezi sinir sisteminin farklı bölümlerini etkileyerek fiziksel ve psikolojik tahribata yol açarlar.

Uyuşturucu maddelerin hiçbir güvenli kullanım şekli yoktur. Kullanan herkes için bağımlı olma riski eşittir. Hücrelerimiz vücuda giren her maddeyi tanır ve bir daha unutmamak üzere hafızasına alır.

Hücresel öğrenme süreci denen bu durum herkes için geçerlidir.

  • Aklı ve iradeyi işlemez hale getirir. Kişiyi normal yaşam ve davranışlarından uzaklaştırır.
  • Bulantı, kusma, karın ağrıları, kabızlık, ishal, mide ve bağırsak spazmlarına/kanamalarına sebep olur.
  • Tüm iç organların zarar görmesine ve buna eşlik eden bir dizi hastalığa neden olur.
  • Zehirlenmelere ve bu yolla gelen ölümlere sebep olur.
  • Uyuşturucular, bireyin çevreye uyum yeteneğini azaltır. Bağımlı giderek aileden ve çevresinden kopararak, yalnızlaşır. Çoğu zaman bu tabloya ağır bunalımlar eşlik eder.

Ne yapmalı?

  • Eğer kişi maddenin etkisi altında ise onunla bu durumda konuşmanın yararı olmaz.
  • Kendinizi hazır hissetmeden onunla konuşmayın.
  • Açık, samimi ve inandırıcı olun, öğüt vermeyin.
  • Genellemeler yapmaktan kaçının.
  • Korkularınıza dayanarak konuşmayın.
  • Onu etiketlemekten kaçının, çünkü “kullanıcı olarak” etiketlenen kişiye yaklaşmak çok zordur.
  • Önyargılarınızın farkına varın (“Bunlar iflah olmaz”), böylece yanlış iletişim kurma olasılığını azaltırsınız.
  • Kendinizi onun yerine koymayı deneyerek onun düşünce, yaşantı ve korkularını anlamaya çalışın.
  • Uzman yardımı alması için samimi bir yaklaşımla onu ikna edin.

Ne yapmamalı?

  • Kabullenmeme-İnkâr: “Yok, benim çocuğum asla kullanmaz.”
  • Kendini ve eşini suçlama: “Bu çocuk senin yüzünden böyle oldu.” “Biz iyi anne-baba olamadık.”
  • Hayal kırıklığı, çaresizlik duygusu: “Ben seni bunun için mi yetiştirdim?” “Her şey bitti, artık hiçbir şey eskisi gibi olamaz.”
  • Öfke: “Benim böyle bir çocuğum olamaz!”
  • Çocuğu suçlama ve aşağılama: “Senden hiçbir şey olmaz.”
  • Uç kararlar alma: “Okul hayatın bitti.”

Önleyici faktörler

  • Uyuşturucu maddeler ile ilgili yaşa uygun doğru bilgilenme
  • Güçlü ve pozitif aile bağları
  • Anne-Babaların çocuklarıyla ilgili olmaları ve çocuklarının kimlerle arkadaşlık ettiğinden haberdar olmaları
  • Aile içi kuralların açık olması ve herkesin bunlara uyması
  • Okulda başarılı olma
  • Okul, STK'lar ve kulüpler gibi kurumlarla kurulmuş güçlü bağlar

Tedavi için

Madde kullanan ve tedavi olmak isteyen, bu konudaki problemlerine çözüm arayan kişi ve yakınları hastanelere bağlı Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezleri (AMATEM) ile psikiyatri kliniklerine başvurarak tedavi olabilirler. Hasta ve doktor işbirliğiyle yürütülen tedavi, 2-6 hafta arasında hastanede yatarak arındırma ve bir yıl süre ile psiko-sosyal tedavi şeklinde gerçekleşmektedir.
En iyi korunma yolu hiç başlamamaktır.

Maddeden kurtuluş mümkün

  • Bağımlılık düzelebilir ancak tam olarak iyileşmenin gerçekleşmesi için ciddi bir çaba ve zaman gerekmektedir.
  • Kişinin tedavi olmayı istemesi ve kendini hazır hissetmesi en önemli aşamadır.
  • Bu süreçte doğru iletişim ve bağımlının yaşadıklarını yakınlarıyla paylaşması önemlidir.
  • Bağımlılık tedavisi kişiye, kullanılan maddenin cinsine ve kullanım süresine göre değişiklik gösterir.
  • Maddeyi kişinin tek başına bırakması neredeyse imkânsızdır, muhakkak uzman yardımı alınmalıdır.

Risk faktörleri

  • Psikolojik sorunları olan ya da herhangi bir madde bağımlılığı bulunan ebeveynin çocukları daha büyük risk altındadırlar
  • Ebeveyn-çocuk arasında bağlanma ve ilgi eksikliği (özellikle 'Baba' rolünün ev ortamında eksikliği)
  • Sınıfta aşırı utangaçlık ya da şiddet içeren davranışlar
  • Okul başarısında düşüş

Önleme önemlidir!

Toplumda bağımlılık yapıcı maddelerin kullanılmasını ve yayılmasını önleme çalışmaları, bu maddelerin yarattığı bireysel ve toplumsal sorunları en aza indirmek ve toplumda sağlıklı davranışların gelişmesini sağlamak amacıyla yapılmaktadır.

  • Bağımlılık, geliştikten sonra tedavisi oldukça güç olan bir hastalıktır.
  • Uygulanan uzun süreli tedavilerin maliyeti çok yüksektir.
  • İyileştikten sonra gerekli sosyo-psikolojik tedbirler alınmazsa, bağımlılığın yineleme oranı çok yüksektir.
  • Madde kullanımının insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkisi nedeniyle ülkenin sağlık harcamaları artmaktadır.
  • Her türlü önleme programı maliyetinin, tedavi maliyetinden daha düşük olduğu gözlenmiştir.

 Ayrıntılı bilgi için tbm.org.tr adresini tıklayınız.

Источник: https://www.yesilay.org.tr/tr/bagimlilik/madde-

Uyuşturucu Tedavisi, Nasıl Geçer?

Uyuşturucu Bağımlılığı

Uyuşturucu bağımlılığı diğer adıyla madde kullanımı hastalığı, uyuşturucu ya da ilaçların yasal ya da yasa dışı olmasına bağlıdır. Alkol ve nikotin yasal maddeler olmalarına karşın unutmayın ki onlar da uyuşturucu olarak kabul edilmektedir.

Uyuşturucu bağımlısı olduktan sonra, uyuşturucunun kullanımını kontrol etmede sorunlar yaşanır ve zararlarının olduğunu bilmelerine karşın kullanmaya devam edebilirler. Madde bağımlılığı, kullanılan uyuşturucu madde için yoğun bir arzu ortaya çıkarabilir. Birey bırakmak, etkisini yok etmek isteyebilir, ancak çoğu insan bu iradeyi kendi kendilerine yapamazlar.

Madde bağımlılıkları, uzun süreli ve ciddi sonuçların oluşmasına neden olabilir. Fiziksel problemler, akli sağlık, ilişkilerin bozulması, iş ilişkileri ve hukuki anlamda problemler gün yüzüne çıkabilir.

Bireyler, uyuşturucu bağımlılığını aşmak ve uyuşturucusuz bir hayat sürmek için doktorlar, aile, arkadaşlar, destek grupları ya da destek organizasyonlarının tedavi programlarının yardımına ihtiyaç duyabilirler.

Uyuşturucu Bağımlılığı Semptomları

Uyuşturucu bağımlılığının teşhisi için, önemli problemler ya da stresin neden olduğu yıkıcı madde bağımlılığı modellerinin ortaya koyulması şarttır. Ancak bu maddelerin ortaya konulması, madde bağımlısı olarak nitelendirilmek için yeterli değildir. Bu maddeler, bir yıllık süre içinde aşağıdaki işaret ya da semptomlardan en az birini göstermiş olmalıdır. Bu maddeler;

  • Tekrarlayan uyuşturucu kullanımı sonucu, okul, iş, ya da ev gibi önemli yükümlülükleri yerine getirememek,
  • Tehli olabilecek durumlarda tekrarlayan uyuşturucu kullanımı,
  • Uyuşturucu kullanımı sonucu, tekrar tekrar oluşan, yasal problemler, hukuki sorunlar,
  • Uyuşturucu kullanımı sonucu ve devamlı madde kullanımı sonucu devam eden ya da tekrarlanan sosyal ya da ilişki sorunlarının ortaya çıkması,
  • Aynı büyüklükteki ya da diğer arzuların kazanılması amacıyla tolerans verilmesi ya madde bağımlılığının etkilerini belirgin şekilde azaltır ya da kullanılan maddenin miktarını önemli ölçüde artırmaya ihtiyaç oluşturur.
  • Madde kullanımını bırakma, belirli bir uyuşturucudan vazgeçme ile fiziksel ya da psikolojik işaret ya da semptomlar olarak ifade edilebilir. Ayrıca maddenin bırakılmasının semptomlarının gelişmesini engellemek amacıyla bu maddeyi ya da kimyasalı almak anlamındadır.
  • İlacın istenilenden daha uzun süre ya da daha büyük miktarlarda alınması,
  • Bireyin ilaç alımına kalıcı bir arzu duyması ya da madde kullanımını kontrol altına almak ya da azaltma girişimlerinde başarısız olması,
  • Maddenin etkilerinden kurtulmak, maddenin kullanımı ya da maddenin edinilmesinde harcanan zamandan daha fazla olması,
  • Madde kullanımı sonucu olarak, önemli sosyal ve eğlence, okul ya da iş aktivitelerine katılımın azalması ya da durması.

Birey, madde kullanımının süren ya da tekrarlayan fiziksel ya da psikolojik problemler yarattığının farkında olmasına rağmen madde kullanımına devam eder, bu durum madde bağımlılığının en kötü senaryolarından biridir.

Birçok türde madde bağımlılığına neden olan uyuşturucu vardır. Bazıları sigara gibi içilirken bazıları yenebilir veya solunabilir.

Bu uyuşturucu türlerinden bazıları, esrar, haşhaş ve diğer kenevir içeren maddeler, sentetik kanabinoid, barbitüratlar ve benzodiazepinler, met, kokain ve diğer uyarıcı ilaçlar, ekstazi gibi klüp, konser gibi yerlerde kullanımı artan ilaçlar, narkotik ağrı kesiciler gibi bağımlılık yaratan uyuşturucular olarak gösterilebilir.

Madde bağımlılığı için diğer semptom ya da davranışlar;

  • Düzenli olarak uyuşturucu kullanma gerekliliği hissi, bu günlük şekilde ya da günde birkaç kez olabilir.
  • Uyuşturucu için oluşan yoğun aciliyet
  • Zamanla, uyuşturucuya olan daha fazla ihtiyaç
  • Uyuşturucuyu sağladığı yerin teminini yapmak
  • Ücretini karşılayamasa bile uyuşturucuya para harcamak
  • Yükümlülüklere ya da iş sorumluluklarına gitmemek, sosyal ya da eğlence aktivitelerini uyuşturucu kullanımından ötürü kesmek
  • Normalde yapmadığı yanlış şeyleri, uyuşturucuya ulaşmak için yapar hale gelmek. Örneğin; hırsızlık vb.
  • Uyuşturucunun etkisi altında iken, riskli aktiviteleri yapmaya kalkışmak
  • Uyuşturucuya ulaşmak ve kullanmak için daha fazla zaman, daha fazla enerji sarf etmeye başlamak
  • Uyuşturucu kullanımını durdurma girişimlerinde başarısız olmak
  • Uyuşturucuyu bırakma girişimleri sırasında uyuşturucudan vazgeçerken görülen semptomlara sahip olmak.

Aile üyelerinin bireyin madde bağımlılığının farkına varması:

  • Okul ya da işte oluşan problemler: Okula sık sık gitmemek ya da işe gitmemek, okul ya da iş aktivitelerine aniden gelen ilgi kaybı, okul notlarında ya da iş performansında oluşan düşüş,
  • Fiziksel sağlık sorunları: Motivasyon ve enerji yoksunluğu oluşması,
  • Bakımsız görünüm: Bireyin elbiselerine olan, hazırlığına olan ya da görüşüne olan ilgisinin yok olması,
  • Davranışlarda değişim: Bireyin kendi odasına girmek isteyen aile üyelerine olan abartılı engelleme çabası, bireyin nereye gittiğine dair gizli oluşu, arkadaşlarıyla ve ailesiyle olan ilişkilerinde ve davranışlarında şiddetli, sert değişim.

Uyuşturucu Kullanımının Nedenleri

Birçok akıl sağlığı bozukluğu gibi, birkaç faktör, uyuşturucu bağımlılığının gelişimine katkı sağlar. Başlıca faktörler olarak;

  • Çevre: Çevresel faktörler, ailenin inancı veya yargıları bireyi uyuşturucu kullanımına teşvik edebilir. Bu durumda akran gruplarında zaman geçirmeye itebilir. Bu faktörler, madde bağımlılığının oluşmasındaki rol oynayan temel faktörler olabilir.
  • Genetik: Birey bir kez uyuşturucu kullanmaya başladıktan sonra, bu durum gelecekteki çocuklarını etkileyebilir. Bağımlılığın gelişmesi, genetik kökenini etkileyebilir ve bir süreç içinde hastalığın artıp, azalmasını sağlayabilir.
  • Beyindeki Değişimler: Tekrar tekrar uyuşturucu kullanımı, fiziksel bağımlılık görünümü ortaya çıkarabilir. Bu da beyindeki memnuniyet hissinin değişmesine neden olur. Uyuşturucu bağımlılığı, beyindeki bazı sinir hücrelerinin fiziksel olarak değişmesine neden olur. Bu sinirsel hücreler yani nöronlar, iletişim kurmak için nörotransmitter adındaki kimyasalları kullanır. Bu değişimler, uyuşturucu kullanımının bırakılmasından uzun süre sonra bile meydana gelebilir.

Uyuşturucu Kullanımının Risk Faktörleri

Yaşı, cinsiyeti ya da ekonomik durumu ne olursa olsun insanlar, uyuşturucu bağımlısı haline gelebilirler. Ancak, uyuşturucu bağımlısı haline getiren muhtemel belirli faktörlerden söz edebiliriz.

  • Ailedeki bağımlılık geçmişi: Madde bağımlılığına genetik yatkınlık içeren bazı ailelerde uyuşturucu bağımlılığı yaygın olarak görülür. Alkol ya da uyuşturucu bağımlısı olan bireylerle bir akrabalık, aile ya da kardeş gibi bir kan bağı var ise, sizin de uyuşturucu bağımlılığı gelişiminde yüksek risk altında olduğunuz söylenebilir.
  • Birey cinsiyetinin erkek olması: Erkekler, kadınlara göre daha fazla uyuşturucu bağımlısı riski altındadır. Ancak, kadınlarda erkeklere göre bağımlı olma süreci daha hızlıdır.
  • Akranların baskısı: Uyuşturucu bağımlısı olmada akranların, arkadaşların baskısı oldukça güçlü bir risk faktördür.
  • Ailesel ilginin azlığı: Ailesel ilişkilerin ya da zor durumdaki aile durumları, bağımlılık riskini arttıran faktörlerdendir.
  • Kaygı, depresyon ve yalnızlık: Uyuşturucu kullanımı, acı dolu psikolojik hislerle başa çıkmak için bir yol olarak kullanılır. Ancak, bu durumu daha zor hale getirir.
  • Başka bir akıl sağlığı sorununa sahip olmak: Eğer birey, depresyon, travma sonrası stres bozukluğu, dikkat eksikliği gibi diğer akıl sağlığı bozukluklarına sahipse daha fazla risk altındadır.

1.Kimyasal Bağımlı Tedavi Programları

Tedavi programı genelde şu şeyleri sunar;

  • Bireysel, grup ya da aile terapi oturumları,
  • Bağımlılığın doğasını anlamak ve tekrarlanmasını engellemeye odaklıdır,
  • Tedavi seviyesi ve ayarlamaları, bireyin ihtiyaçlarına göre çeşitli düzenlemelerle olur. Örneğin, hastanede yatmayan, ayakta tedavi edilen hastalar, yaşadığı yerde tedavi edilen hastalar ya da hastanede tedavi edilenler.

2.Detoksifikasyon

Detoks ya da bırakma, vazgeçme terapisi olarak da bilinen detoksifikasyonun hedefi, mümkün olduğunca en güvenli ve hızlı şekilde uyuşturucu bağımlılığını bırakmayı sağlamaktır.

Bazı hastalarda bu ayakta tedavi yoluyla bırakma terapisi güvenli şekilde olur. Diğer bazı hastalarda ya oturdukları çevrede ya da hastanede tedavi yöntemi ile tedavi edilir.

 Detoksifikasyon ile, uyuşturucunun dozu zamanla azaltılır veya geçici olarak diğer ikame edilebilir maddeler kullanılır.

3.Danışmanlık

Uyuşturucu tedavi programının bir parçası olarak danışmanlık (ayrıca psikoterapi ya da konuşma terapisi de denilmektedir), bir psikolog, psikiyatr ya da alkol ve uyuşturucu konusunda lisanslı bir danışman tarafından bireyle, aileyle ya da grupla birlikte yapılır. Terapist ya da danışman,

  • Uyuşturucu arzusu ile başa çıkmak için çeşitli yollar geliştirmeye yardımcı olur.
  • Uyuşturucudan kaçınmak ve nüksetmesini engellemek amacıyla stratejiler önerir.
  • İş ile alakalı, aile ve arkadaşları ile ilişkilerle, yasal sorunlarla alakalı konuşur.
  • Aile üyelerini de katarak, onlara yardım etmeyi, daha iyi iletişim becerileri sağlamayı ve destekçi olmayı sağlar.

4.Yardımlaşma Grupları

Bu gruplar madde bağımlılarının, uyuşturucuyu bırakış süreçlerinde birbirlerine destek verdikleri gruplardır.

Yardımlaşma gruplarındaki mesaj, sorunun nüksetmesi tehsiyle bağımlılığın kronik bir sorun haline gelmesidir.

Yardımlaşma destek grupları, problemin nüksetmesine neden olabilecek utanma hissini ve yalnızlaşmayı azaltabilir. Terapist ya da danışman, bireyin yardımlaşma gruplarına dahil olmasına yardımcı olabilir.

Источник: https://evdesifa.com/uyusturucu-tedavisi/

Madde Bağımlılığı Nedir? Madde Bağımlılığı Nasıl Önlenir? – Sağlık Ocağım .NET

Uyuşturucu Bağımlılığı

Madde kullanımı insanlık tarihi kadar eskidir. Her insanın hayatında bağlılıklar vardır. Bağımlılık, bağlılıkların tutkuya dönüşmüş halidir.

 Madde bağımlılığı denildiğinde bağımlılık yapan birçok madde, madde bağımlılığı olarak tarif edilebilir.

Bütün maddeler bağımlılık yapar ve bunların hepsinin ortak özelliği keyif verici olmasıdır. Madde bağımlılığının daha az zararlı olanı yoktur.

Neden madde bağımlısı olunur?

Madde kullanıcısının asıl hedefi kendisini farklı hissetmek ve kafa yapmaktır. Bu istediği kafayı ne ile yaptığı ikinci plandadır. Çünkü birçok kişi kullandığı maddelerin bazılarında istediği hedefe ulaşamayabilir.

Bu tercih kişilerin seçiminden çok, beyin kimyası ve bünyeleri ile ilgilidir. Bir anlık çok hoşlarına giden bu maddeler kişilerin çok büyük kayıplarına neden olabilir. İnsanlar hoşlandıkları bir şeyi zararlı bile olsa tekrar tekrar yapmak ister.

Fakat bu durum artık kontrolümüzün dışına çıkmış ise artık bağımlılık söz konusudur.

Temel hedef kafa yapmak olduğunda bir maddeden diğer maddeye geçişler kolaylaşır. Madde bağımlılığının en tehlisi çoğul madde bağımlılığıdır ve bu kişiler ne bulursa kullanır.

Buna rağmen kişi ben hiç bir maddeye bağımlı değilim diyerek kendisini savunur.

 İnsanlar genellikle meraktan, arkadaş baskısından, bir kereden bir şey olmaz deyip geçmekten, kendisini kontrol edebileceğini düşündüğünden, çaresizlikten, farklı olma isteğinden dolayı madde bağımlısı olur.

Uyuşturucu bağımlılığı tedavisi

Madde kullanan kişi birtakım davranış sorunları ve psikolojik sorunlar ve yoksunluk belirtileri ile doktora baş vurduğunda tıbbi olarak bu kişiye müdahalede bulunmak gerekir. Bu arındırma tedavisi 1-2 hafta kadar sürer. Bu tedaviden sonra kişinin kullandığı maddeyi tekrar başlamasını engelleyici tedavi yöntemleri uygulanır.

Aslında bağımlı olan kişi bağımlı olduğu şeyi yapmadan da durabilir. Ancak bağımlıların çoğu bağımlı olduğu maddeyi bırakmayı denese bile tekrar başlar.

Uyuşturucu bağımlısının sorunu ara verememek değil bu maddeyi almadan duramama dır. Bağımlılık tedavisi de bu yeniden başlamayı önlemeye yöneliktir. Madde bağımlılığı tedavisi psikolojik ve sosyal ağırlıklı tedavilerdir.

Madde bağımlılığı tedavisinde rehabilitasyon tedavisi ağır bağımlılarda önemlidir.

Uyuşturucu bağımlılığı tedavisinin başarı oranı nedir?

Bağımlılık tedavisinde bağımlılığın şiddetine, süresine ve hastanın daha önce tedavi görüp görmemesine göre değişiklik gösterir. Farklı tedavi yaklaşımları vardır ve bu yaklaşımların arasında ilaç tedavileri, psikolojik tedaviler, psikososyal tedaviler ve ağır durumlarda hastaneye yatırılarak uygulanan tedavi yöntemleri mevcuttur.

Fakat sadece ilaç tedavisi ile madde bağımlılığından kurtulmak mümkün değildir. Bağımlılık tedavisi uzun (en az 6 ay veya bir yıl arası) sürebilir. Bu tedavi sürecinde hasta tekrar madde kullanabilir.

Fakat bu durum tedavinin başarısızlığı değil, tedavinin eksiklerini gösteren bir durumdur.

Tedavi uzun süre ve düzenli devam ettirilir ise en ağır uyuşturucu bağımlıları bile tedavi edilebilmektedir.

Madde bağımlılığı tedavisinden sonra nelere dikkat etmeli?

Madde bağımlılığı tedavisinde nelere dikkat edilmeli

Uyuşturucu veya madde bağımlısı birey madde kullanımının tedavisinden sonra erken dönemde bu kişiyi çok fazla zorluklar bekler. Bağımlı olduğu maddeyi canının istemesi, tedaviden sonra 1 yıl civarı sürebilir. Bu nedenle madde bağımlısı kişi, ben 1 aydır madde kullanmıyorum bitti artık diyemez.

Bu kişi ve bu bireyin ailesi her zaman uyanık olmalıdır. Madde bağımlılığından kurtulan bireyler genellikle farkında olmadan hep kendi kendilerine tuzak kurarlar. Örneğin ben madde kullanmıyorum ama benim kafam bu arkadaşlar ile daha iyi sarıyor deyip, yine madde kullananlar ile takılır ise bu şekilde kişi kendini tekrar madde kullanmayı iter.

Madde kullanan kişi, madde kullananlar ile takılmaya devam eder ise zayıf bir döneminde tekrar bu maddeyi kullanmaya başlayabilir. Bütün bu riskleri düşünerek, madde kullanımından kurtulan birey bu tür durumlardan kaçınmalıdır. Bu birey hiç bir zaman bu konuda kendisine güvenmemeli ve madde kullanılan ortamlardan uzak durmalıdır.

Esrar kullanmak zararsız ve doğal mı?

Doğal olan her şey yararlı ya da zararsız dır denilemez. Doğal olan birçok zararlı bitkiler ve maddeler vardır. Normal yiyecekler bile çok yenildiğinde insan sağlığına zarar verebilir.

Alkol (bira, şarap) gibi içecekler de doğal olarak elde edilir. Fakat alkolde ve esrarda beyne, bünyeye, psikolojiye ciddi anlamda zarar verir.

Esrarın en önemli zararlarından biri de bağımlılık yapması ve kişinin bu bağımlılık yüzünden her şeyi göze alır hale gelmesidir.

Uyuşturucu bağımlısı çevresine zarar verir mi?

Uyuşturucu kullananların saldırgan oldukları ve yerlerde süründüklerine dair görsel yayınlar vardır. En önemli risk grubu oluşturan disko, bar gibi ortamlarda bulunan bireylerdir. Bu bağımlılar kendileri hakkında söylenenleri hiç umursamazlar.

 Çoğu madde bağımlısı uyuşturucu kullanmadığında saldırgan olmaz veya bağımlı diyebilmek için, madde kullanmadığı zaman saldırganlaşan biri anlamına gelmez.

Eğer madde bağımlısı kişi almış olduğu maddeyi kullanmadığı veya kullandığı zaman saldırganlaşıyor ise ciddi bir durum söz konusudur ve bu kişinin acil tedavi olması gereklidir.

Gençleri madde bağımlılığına iten faktörler

Madde bağımlılığına iten faktörler

Merak nedeni ile madde bağımlılığı : Merak, denerim, bırakırım anlayışıdır. Meraklı olmayı arttıran nedenler ise gizlilik, bilinmezlik tir. Her insanın içinde var olan merak ve özenme duygusu, bulunduğu ortamdaki birini söz konusu maddeyi tüketmesi ile kendini gösterir ve çocuklar ya da gençler ilk deneyimlerini bu şekilde yaşarlar.

Çoğu kişiye göre bunun adı denemektir. Her denemede söz verilir ve bir daha denemeyiz, bu son deneme olsun diye. Fakat bir ya da iki kez deneme bile kişiyi dönüşü olmayan yola doğru sürüklemeye, kişinin geleceğinin yok olmasına neden olur.

Arkadaş baskısı nedeni ile madde bağımlılığı : Sosyal bir varlık olan insan, yaşamı süresince bu sosyalliği doğrultusunda farklı çevrelerde varlığını sürdürmektedir. Bulunduğu her ortam insanlara farklı insanlar, farklı dünyalar ve farklı görüşler sunar. Fakat bu sunulanlar her zaman olumlu değildir.

Bazen kişinin yaşamını çok ciddi derecede etkileyecek deneyimlerde bu sunulanların içindedir.

Aynı zamanda insanların alkol, sigara ve farklı maddeleri başladığı ortamlar genellikle arkadaş ortamlarıdır. Bu tür maddelere bağımlılığın oluşmasında en büyük katkı arkadaş ortamı katkısıdır.

Ayrıca bu kişilerin arkadaşları tarafından dışlanması gibi durumlarda kişinin bu tür maddelere alışmasına yol açar.

Bağımlı olmam düşüncesi ile madde bağımlılığı : Birçok kişi bir kereden bir şey olmaz diyerek başlar.

Alkol, sigara ve diğer uyuşturucu maddelere gençlerde, erişkinlerde bağımlı olmak için başlamamakla birlikte, başladıktan sonra bağımlı olurlar.

 İnsanlar, bağımlılık yapan maddelerin kendilerinde de bağımlılık yapacağını düşünmezler. Fakat bu maddeleri alışırken kontrollü olmak mümkün değildir.

Bağımlılık insanın kontrolünü elinden alır. İnsanların teslim olduğu ve yenilgiye uğradığı noktadır bağımlılık. Bağımlılığın en önemli derecesi, kullanılan maddenin kontrol edilememesi ve kullanmayı bırakamamasıdır. Unutulmaması gereken, kişi her zaman zamanında durmayı başaramaz.

Çaresizlik nedeni ile madde bağımlılığı : Gençlerde ya da erişkinlerde manevi boşluk, inanç zaafı, aile içindeki huzursuzluklar, ekonomik bozukluklar, mutsuzluk, güvensizlik duygusu, sorunlara karşı çözüm bulamadığına inanmak, geleceği için kaygılanmak gibi durumlar strese neden olur ve bu kişileri yalnız kalmayı iter.

Kişi madde kullanarak kendini iyi hisseder ve dertlerinden kurtulduğunu sanır. Oysa bu şekilde hiç bir sorun çözülmemekte, tam tersine sorunlar artmaktadır. Dolayısı ile bu maddelerin oluşturduğu geçici sığınma ortamları ve verdiği geçici rahatlama, önceleri alışkanlı, daha sonra da bağımlılık ya da tutsaklık meydana getirmektedir.

Farklı olmak için madde bağımlılığı : Bazı gençler ya da erişkinler farklı olmak için madde kullanmaya başlarlar. Bu nedenle alkol, sigara, uyuşturucu, esrar kullananlar sonunda gerçekten farklı olur.

Psikolojik hastalıklar ile ilgili benzer sağlık yazıları

Источник: https://www.saglikocagim.net/madde-bagimliligi-nedir-madde-bagimliligi-nasil-onlenir/

Sizi bağımlı eden “Beyniniz”

Uyuşturucu Bağımlılığı

Bağımlılık, bir maddenin sağlığı ve gündelik hayatı olumsuz etkilemesine rağmen kullanımına devam edilmesidir. Kişinin bağımlılık geliştirmesinin temelinde pek çok etken vardır.

Özellikle gençlerde yaygın olarak görülen bu kullanımlarda; kişilik problemleri, aile sorunları, gündelik sorunlardan uzaklaşmak, arkadaş çevresinde özentilik gibi nedenler ön plana çıkmaktadır. Bir diğer etken ise yanlış inanışlardır.

Gençlerde esrar gibi bitkisel maddelerin, bağımlılık yapmayacağına dair bir inanış var fakat bağımlılık için bir maddenin doğal ya da kimyasal yöntemlerle üretilmesi fark etmez.

Bağımlılığın oluşumunda beyinin önemine vurgu yapan REEM Nöroloji Merkezi'nden Nöroloji Uzmanı Doktor Mehmet Yavuz, ‘Beynin Sırları ve Manyetik Şifreleri’ adlı kitabında konu ile ilgili önemli açıklamalarda bulunuyor.

Bağımlılığın ölçütü:

  • Kişinin gittikçe daha yüksek dozlara ihtiyaç duyması,
  • Madde kullanılmadığında yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkması,
  • Tasarlandığından uzun süre ve miktarlarda kullanım olması,
  • Maddeyi kullanmak, temin etmek ve bırakmak için çaba ve zaman harcanması,
  • Madde bırakma çabasında başarılı olunamaması,
  • Madde kullanımı nedeniyle gündelik hayatın olumsuz etkilenmesi ve buna rağmen kişinin kullanımı sürdürmesi.

ABRAHAMSON METODU NEDİR?

Beynin ödül eksikliği ve bağımlılık

Madde bağımlılığı ruh hastalığı değil, beynin bir hastalığı olarak kabul edilir. İnsan hayatının devam etmesi için arzu ve isteklerin ortaya çıkması bir zorunluluktur.

Limbik sistem,(beyindeki ödül sistemi) duygu ve davranışları kontrol etmenin yanı sıra su içmek, yemek yemek, cinsellik gibi isteklerin ortaya çıkması ve bu ihtiyaçların karşılanması için gerekli olan motivasyonun sağlanmasında etkilidir.

Haz algısına temel oluşturan ödül sisteminin duyarsızlaşması ya da verimsiz çalışmasına Ödül Eksikliği Sendromu verilir. Bu mekanizma doğru çalışmadığında bağımlılık yapan maddelerin uzun süreli kullanımı ve maddelerin kötüye kullanımına neden olur.

Sigara, alkol ve madde bağımlılığı konusunda yapılan araştırmalarda endorfin, dopamin, serotonin, GABA, epinefrin gibi maddeler ön plana çıkmaktadır.

Endorfin, çok güçlü bir ağrı kesici ve haz duygusu oluşturan bir maddedir. Beyindeki endorfinin harekete geçmesiyle kişi bol miktarda endorfin salgılar. Böylece kişi tehli bir şekilde aşırı keyifli bir moda girer.

Bir süre sonra dışarıdan uyuşturucu yoluyla alınan endorfinden dolayı, vücut kendi endorfinini üretemez hale gelir. Uyuşturucu alınmadığında, endorfinin ağrı kesici etkisi ile vücut korunamadığından kişide kas, eklem ve baş ağrıları hissedilir.

Böylece kişi artık keyif amaçlı değil yoksunluk belirtilerinden kurtulmak için sürekli dışarıdan endorfin alma ihtiyacı hisseder.

Dopamin, hareketlilik ve coşku üzerinde etkili, haz duygusu veren bir kimyasaldır. Madde kullanan kişilerde diğerlerine göre normalin üzerinde salgılanır.

Beyin, maddenin etkisiyle fazla dopamin salgılayınca, kendini korumak için salgılamayı durdurur. Kişinin alkol aldığı günün ertesi günü daha kötü hissetmesinin sebebi budur.

Bağımlı kişi aynı hazzı yeniden yaşamak için kullanılan dozu arttırmaya yönelecektir.

Ülkemizde uyuşturucu kullanımı

Türkiye Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi(TÜBİM) tarafından 2011 yılında Genel Nüfusta Madde Kullanımı Araştırması yapıldı.

Bu araştırmaya göre yaşam boyu madde kullanım sıklığı yüzde 2,7 olarak bulunmuştur.

Çalışmaya göre 15-24 yaş arasında olmak, erkek olmak, bekar olmak, gelir düzeyinin 500 TL ve altında olması, tütün, alkol, hekim önerisi dışında ilaç kullanıyor olmak uyuşturucu kullanımını artırmaktadır.

İNTERNET BAĞIMLILIĞINDAN KURTULMA YOLLARI

Madde ve alkol bağımlılığının tedavisinde kullanılan TMS nedir?

Her şeyden önce şurası bilinmelidir ki; bağımlılık tedavisinde kişinin maddeden uzaklaşmayı ciddi ve samimi bir şekilde istemesi çok önemlidir. Uyuşturucunun bırakılması ile birlikte, beynin yapılanmasının yeniden düzene girmesi bir seneden önce olamaz. Bu nedenle uyuşturucu bırakıldıktan sonraki bir sene oldukça kritiktir.

Kokainde ise yapılan bilimsel araştırmalarda, sağ prefrontal bölgeye olan yüksek frekanslı manyetik uyarıların, kokain bağımlılığını tedavi etme konusunda çok önemli bir yöntem olduğu görülmüştür.

Dolayısıyla kokain bağımlılığı tedavisinde öncelik sağ prefrontal bölgede olmalı, sonuç alınamadığında, sol taraftan da tedavi denemesi yapılmalıdır. Alkol bağımlılığında ise uygulama yeri, sol prefrontal korteks ve sol göz bölgesinin üzerindeki alın bölgesi olmalıdır.

TMS ile alkole duyulan ihtiyaç azalmakta ve kişinin alkolden uzak durma direnci yükselmektedir.

M. Brall ve meslektaşları tarafından 2014 yılında yapılan geniş taramalı analiz sonucunda, TMS seanslarının sigara, alkol bağımlılığının yanı sıra esrar, kokain, metamfetamine, bonzai ve eroin gibi uyuşturucu madde bağımlılıklarında da ciddi bir tedavi yöntemi olduğunu bildirmişlerdir.

KARANLIK YÜZÜNÜZÜ ANLAMAK NEDEN ÖNEMLİ?

Источник: https://hthayat.haberturk.com/saglik/haber/1040943-uyusturucu-bagimliliginin-tedavisi-nasil-olur

Uyuşturucu Bağımlılığı Nedir, Uyuşturucu Bağımlılığı Nedenleri Ve Belirtileri Nelerdir ?

Uyuşturucu Bağımlılığı

Bağımlılık, bir madenin amacı dışında, zorlanımlı bir istek duyularak ve gittikçe artan miktarlarda kullanılması, bireyin yaşamında problemlere neden olmasına rağmen kullanımına devam edilmesi ve maddenin azaltılması ya da bırakılması halinde yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkması durumlarının bütününe denir (Uğurlu, Şengül ve Şengül, 2012). Fizyoloji ve psikolojiyi birlikte çalışamaya zorlayan, çağımızın en çok konuşulan konularından birisidir. Bir kısır döngü halidir. “Bir kereden bir şey olmaz” denerek başlanan madde kullanımının vazgeçilemeyecek dereceye gelip “battı balık yan gider” noktasına evrilmesidir. Zaten hiç kimse “ben bağımlı olacağım” diye kullanmaya başlamaz.

Uyuşturucu maddeler alkol ya da tütün gibi tek bir başlık altında toplanmış değillerdir. Muhtevasına göre farklı başlıklar altında tanılanmışlardır.

Genel olarak uyuşturucu madde deyince hallüsinojenler, amfetamin, esrar, kokain, uçucular (tiner, bali), opioidler (eroin, morfin), kaygı giderici, dinginleştirici, uyutucu (sedatif, hipnotik ya da anksiyolitikler), sentetik kannabinoidler (bonzai) ifade edilmektedir.

Bu maddeler kendi kendilerini pekiştirici bir yapıya sahiptirler ve beyindeki ödül merkezi üzerinde etkileri nedeniyle tekrar tekrar kullanıma neden olurlar (Uğurlu, Şengül ve Şengül, 2012). Kullanımı solunum sistemi rahatsızlıkları, kalp hastalıkları, sindirim sistemi hastalıkları, nörolojik hastalıklar gibi rahatsızlıklara sebep olur (Tarhan ve Nurmedov, 2015). 

Uyuşturucu madde ve şiddet arasındaki ilişkinin incelendiği araştırmada aralarında pozitif yönde yüksek bir ilişki saptanmış ve uyuşturucu maddelerin yalnızca suça neden olmadığı aynı zamanda şiddetin sebeplerinden biri olduğu ortaya konmuştur (Altuner, Engin, Gürer, Akyay, Akgül, 2009).

TUBİM tarafından 2011 yılında Türkiye’de Genel Nüfusta Tütün, Alkol ve Madde Kullanımına Yönelik Tutum ve Davranış Araştırması sonuçlarına göre (Akt; TUBİM, 2013);

– 15-64 yaş grubunda yasa dışı bağımlılık yapıcı bir maddenin en az bir kere denenme oranı %2,7, 15-16 yaş grubunda ise %1,5 olarak saptanmıştır. 

– 15-24 yaş grubu nüfusta yaşam boyu uyuşturucu madde kullanımı oranının %2,9, 25-44 yaş grubunda %2,8, 45-64 yaş grubunda %2,3 olduğu belirlenmiştir. 

– Erkeklerde yaşam boyu uyuşturucu madde kullanımı %3,5 iken, kadınlarda bu oran %2,6’dır. 

– Yaşam boyu esrar kullanma yaygınlığı %0,7, kokain kullanma yaygınlığı %0,05 olarak bulunmuştur. 

Bağımlılığın nedenleri 

Bireyin alkole bağımlılık geliştirmesinde temel olan belli başlı nedenler vardır. Bu nedenlerden birisi ve en önemlisi aile faktörüdür. Ailenin alkole karşı tutumu ve birey ile ilişkisi son derece önemlidir.

Özellikle ebeveyn tutumları bağımlılığın gelişiminde rol oynar. Kontrol düzeyi düşük ve soğuk ilişkilere sahip umursamaz ebeveyn tutumu bağımlılıkta önemli bir risk faktörüdür (Tarhan ve Nurmedov, 2015).

 

Psikolojik ve sosyal faktörler bağımlılığın gelişinde azımsanamayacak kadar etkilidir.

Kulaksızoğlu (2013) na göre genel olarak maddelere bağımlılığının nedenleri dayanıksız bir kişilik yapısına sahip olmak, kaygıdan kaçınmak, içten denetimli değil dıştan denetimli olmak, benlik saygısının düşük olması, duygusal açıdan olgunlaşmamış olmaktır.

Özellikle rahatlatıcı etkisinden dolayı acı ve üzüntüleri unutmak, sorunların üstesinden gelmek ve zor zamanları atlatabilmek gibi düşüncelerde bağımlılığa götüren en önemli etmenlerdendir (Cüceloğlu, 2015; Tarhan ve Nurmedov, 2015).

 Arkadaş ortamında teklif edilen maddenin gruptan dışlanmamak ya da kabul edilebilmek amacıyla kabul edilmesi ya da bu teklife hayır denememesi, daha önce denenmemiş olan tehli şeylere karşı duyulan merak ya da eğlence maddeye başlamada önemli nedenlerdendir (Tarhan ve Nurmedov, 2015). 

DSM-5’te uyuşturucu bağımlılığı

Çok sayıda ve şekillerde kullanılan uyuşturucu maddelerin tanı ölçütleri DSM-5 (APA, 2013) kriterlerine göre aşağıdaki gibidir: 

– İstenenden daha çok ve daha uzun süreli olarak madde kullanmak, 

– Bırakmak ya da denetim altına almak için istek duymak ya da sonuç vermeyen girişimler,

– Madde ile ilgili etkinliklere çok zaman ayırmak, 

– Madde kullanmak için zorlanımlı bir istek duymak,

– İşte, okulda, evde yerine getirilmesi gereken yükümlülükleri yerine getirememe ile sonuçlanan madde kullanımları,  

– Kişilerarası ya da toplumsal sorunlar yaşanıyor olunmasına rağmen madde kullanma davranışını sürdürmek,

– Madde kullanımı nedeniyle önemli toplumsal, ekonomik ya da eğlence-dinlenme gibi etkinliklerinin bırakmak ya da azaltmak.

– Teh yaratabilecek durumlarda dahi madde kullanmak, 

– Madde neden olduğu bir sorunun varlığına karşın kullanmayı sürdürmek,

– Madde karşı tolerans geliştirilmesi (aynı etkinin uyanması için daha fazla kullanmak), 

– Madde alınmadığı takdirde yoksunluk gelişmesi ve yoksunluk belirtilerinden kurtulmak amacıyla kullanmak,

– Son olarak on iki aylık bir süre içinde tüm belirtilerden en ikisinin kendini gösterdiği belirgin bir sıkıntı ya da işlevsellikte düşmeye yol açan sorunlu kullanım 

Maddenin kullanıldığı esnada bireyde meydana gelen değişimler gözlere kan oturması, uyuşma, sözcükleri yanlış seslendirme veya söyleme, sese karşı duyarlılık, baş dönmesi, eşgüdüm bozukluğu, sözü ağızda geveleyerek konuşma, düzgün ayakta duramama, reflekslerde azalma, ruhsal-devinsel yavaşlama, titreme, genel bir kas güçsüzlüğü, görme bulanıklığı ya da çift görme, gözbebeklerinde büyüme, terleme ve ürperme, bulantı ve kusma, solunum baskılanması, göğüs ağrısıdır (APA, 2013). Bu belirtilerin çoğu kullanılan madde türüne göre değişmekle birlikte çoğu uyuşturucunun kullanımı esnasında ya da sonrasında açığa çıkar. 

Bu maddelerin kullanımlarına ara verilmesi ya da bırakılmaya çalışılması aşamasında ortaya çıkan bazı yoksunluk belirtileri ve kullanıma bağlı olarak ortaya çıkan psikopatolojik bozukluklar mevcuttur (APA, 2013) .

Öfke ve saldırganlık, sinirlilik ve bunaltı, uyku sorunları, yeme isteğinde artma ya da azalma, huzursuzluk, çökkün duygudurum, karın ağrısı, titreme, terleme, hızlı kalp atımları, ateş, ürperme ya da baş ağrısı şikayetleri, bulantı ve kusma, yorgunluk, gelip geçici görsel, dokunsal ya da duysal varsanılar ya da yanılsamalar yoksunluk belirtileridir.

Psikozla giden bozukluklar, kaygı bozuklukları, uyku bozuklukları, iki uçlu bozukluk, depresyon, ağır olmayan nörobilişsel bozukluklar, cinsel işlev bozuklukları, OKB bağımlılıkla birlikte görülen patolojik durumlardır.

Bağımlılığın tedavisi

Uyuşturucu bağımlılığının tedavisi Sağlık Bakanlığı’na bağlı devlet hastanelerinde (Örn: AMATEM), üniversitelerin tıp fakültesine bağlı psikiyatri kliniklerinde ve özel hastanelerin bağımlılık birimlerinde yapılmaktadır (TUBİM, 2013).

Tedavi, ayaktan veya yatarak tedavi olmak üzere iki şekilde uygulanmaktadır. Sahip olduğu karmaşık yapısı ile hem fiziksel hem de psikososyal bir tedaviyi gerekli kılmaktadır.

Uygulanan ilaç tedavisi ve psikolojik yardım birbirinden ayrı düşünülemez ve birbirini bütünler ve destekler. Kullanılan LAAM, naltrekson, buprenorfin ve nalokson gibi çeşitli ilaçlarla farmakolojik bir müdahale yapılmaktadır (Uğurlu, Şengül ve Şengül, 2012).

Bu ilaçlar ülkemizde ve dünyada bağımlılık tedavisinde yaygın olarak kullanılan ilaçlardır. Etkin bir tedavi ile başarılı sonuçlar alınabilir. 

Bağımlılığa yol açan ve destekleyen sosyal ve kişisel faktörlerin çözüme kavuşturulması ise tedavinin psikososyal ayağını oluşturmaktadır. Bu verilen bireysel ve grup yardımları ile mümkün olmaktadır.

Günümüzde Yeşilay bünyesinde, amaçları arasında uyuşturucu ve alkol bağımlılığı tedavisi gören bireylere psikososyal yardım sunmak da bulunan Yeşilay Danışmanlık Merkezi kurulmuştur.

Kurum telefonla danışmanlık hizmeti, bireysel terapi, grup terapisi, psikoeğitim, aile danışmanlığı ve sosyal destek gibi alanlarda hizmet vermektedir. 

Türkiye’de uyuşturucu ile mücadele eden, ortak çalışmalarda bulunan çok sayıda Bakanlık ve kurum bulunmaktadır.

Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, TUBİM, Yeşilay ve diğer sivil toplum kuruluşları gerek önleme gerekse tedavi çalışmalarında görev üstlenmektedir.

Sağlık Bakanlığı tarafından 2012 yılında “Madde Bağımlılığı Tanı ve Tedavi Kılavuzu” psikiyatristler, pratisyen hekimler, aile hekimi uzmanları, psikologlar, sosyal hizmet uzmanları ve hemşireler için tedavide bir birliğin sağlanması amacıyla hazırlanmıştır (Sağlık Bakanlığı, 2012).

KAYNAKÇA

Altuner, D., Engin, N., Gürer, C., Akyay, İ., & Akgül, A. (2009). Madde kullanımı ve suç ilişkisi: kesitsel bir araştırma. Tıp Araştırmaları Dergisi, 7(2), 87-94.

Amerikan Psikiyatri Derneği (2013). Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı, Beşinci Baskı (DSM-V) (Çev. ed.: E Köroğlu). Ankara: Hekimler Yayın Birliği.

Kulaksızoğlu, A. (2013). Ergenlik psikolojisi ( On beşinci baskı). İstanbul: Remzi Kitabevi

Sağlık Bakanlığı (2012). Madde bağımlılığı tanı ve tedavi kılavuzu. Ankara: Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü.

Tarhan, N., Nurmedov, S. (2015). Bağımlılık: sanal veya gerçek (Dördüncü baskı). İstanbul: Timaş Yayınları.

TUBİM (2013). Türkiye uyuşturucu raporu. Ankara

Uğurlu, T. T., Şengül, C. B., & Şengül, C. (2012). Bağımlılık psikofarmakolojisi. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 4(1), 37-50.

Rukiye AYDIN

Yıldız Teknik Üniversitesi 

Источник: https://www.guncelpsikoloji.net/psikopatoloji/uyusturucu-bagimliligi-nedir-uyusturucu-bagimliligi-nedenleri-h6465.html

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть