Uzman Diyetisyenler, Psikologlar ve Danışmanlar 7/24 Yanınızda!

içerik

Psikolog Olmak İsteyenlerin Bilmesi Gerekenler

Uzman Diyetisyenler, Psikologlar ve Danışmanlar 7/24 Yanınızda!

Psikolog olmak ve psikoloji okumak isteyenlerin bilmesi gerektiğini düşündüğüm bilgilere yer vereceğim bu yazımda, hem psikoloji bölümü hakkında hem de klinik psikoloji yüksek lisansı ve klinik psikolog ünvanı alma konusunda açıklamalar yapacağım. Bir psikolog olarak 17 yıldır alanda aktif olarak görev yapan ve alanı tanıyan biri olarak bu bilgilerin psikolog olmak isteyen gençlerimize yararlı olmasını dilerim.

Psikoloji ile ilgili değişmeyen algılardan bir tanesi, “zor” olması, kendisiyle ilgilenenlerin hastalanma (çıldırma vs.) riski ile karşı karşıya olmalarıdır. İnsanlarımızın önemli bir kısmı psikoloji bölümünü felsefe bölümü ile yakın olarak algılarlar.

Psikoloji bölümü, içeriğinde felsefeyi de barındıran bir bilim dalı olduğundandır ki, bu algı aslında doğrudur.

Psikoloji bölümünün toplumdaki genel düşünceye göre sözel bir bölüm olduğunu görüyoruz, oysa ki üniversitede psikoloji okuyabilmek için matematik soruları da çözmek gerekiyor.

Psikoloji Nasıl Bir Bölüm?

Ülkemizdeki üniversitelerin psikoloji bölümleri üç aşağı beş yukarı aynı ders programı ile eğitim veriyor.

Nedir psikoloji lisans programı? İsterseniz benim de üniversite lisans eğitimimi tamamladığım Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Psikoloji bölüm derslerinden kısaca bahsedelim.

İlk yıl Psikolojiye Giriş, Sosyolojiye Giriş, Genel Biyoloji, Psikolojide Araştırma Teknikleri, Psikolojide İstatistik, Bilgi Teknolojileri, Türkçe ve İngilizce dersleri.

İkinci yıl, İstatistik, Gelişim Psikolojisi, Sosyal Psikoloji, Deneysel Psikoloji, Psikoloji Uygulama ve Araştırma Etiği ve İngilizce.

Üçüncü yıl, Psikolojide Ölçme ve Değerlendirme, Kişilik Kuramları, Endüstri Psikolojisi, Psikopatoloji, Biyolojik Psikoloji dersleri ve İngilizce.

Dördüncü yıl ise, Klinik Psikoloji, Sağlık Psikolojisi dersleri ile bölüm içinden ve dışarıdan seçmeli dersler alınarak bölüm tamamlanmış oluyor.

“Psikoloji nasıl bir bölüm olarak tasarlanmış?” sorusunun cevabına gelince, kendi düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.  Psikoloji bölümleri, lisans düzeyi ele alındığında daha çok “Genel” ve “Giriş” derslerinden oluşan bir ders programına sahip.

Bu programda bazı derslerin verilmesi son seneye bırakılmış ki bu derslerden “Klinik Psikoloji” dersi, psikoloji biliminin önemli bir alt dalı olmasına karşın, diğer psikoloji alt dallarından daha popüler olmasına rağmen son seneye bırakılmış.

Psikoloji Okumak ve Psikolog Olmak

Psikolog olmak için psikoloji okumak gerekiyor. Psikoloji, üniversite sınavında hatırı sayılır bir puan alınarak girilen güzel bir bölüm.

Bölüm önemli bir bilimin eğitimini veriyor ancak önceki satırlarda ifade ettiğim gibi, psikoloji bölümü lisans programlarının tasarlanış biçimi itibarı ile bölüm dersleri genel ve giriş derslerinden oluşuyor.

Derslerin neredeyse tümü teorik ve uygulama içermiyor.

Psikoloji bölümü ders programları oluşturulurken büyük ihtimalle şöyle düşünüldü: “Psikoloji bölümüne giren her öğrencinin farklı bir hedefi var. En iyisi bu bölümün ders programı genel bilim derslerinden ve temel giriş derslerinden oluşsun ve teorik olsun.

Aslında bu düşünce mantıklı çünkü psikoloji bölümünün çok sayıda farklı alt dalı var, (Örn. Klinik Psikoloji, Endüstri Psikolojisi, Sosyal Psikoloji, Gelişim Psikolojisi, vs.) ve bu alt dalların her biri birbirinden tümüyle bağımsız çalışma alanlarına sahip.

Düşünsenize, her bir alt dala ilişkin derinlemesine bilgi verilse psikoloji nasıl bir bölüm olurdu? Tahminimce 10 sene süren bir üniversite eğitimi olurdu. O yüzden bölümün bu hali yeterince iyi tasarlanmış.

Psikoloji bölümünü tamamlayan ve “Psikolog” ünvanını almaya hak kazanan meslektaşlarımız kendi ilgi alanlarına göre bir alt dal seçerek uzmanlaşabilirler.

Psikolog Olmak İçin Hangi Üniversiteye Gitmeliyim?

Psikolog olmak için hangi yoldan gidilmeli, neler yapılmalı ve hangi adımlar atılarak mesleki gelişim sağlanmalı? Bu yazımda, 15 yıldan uzun bir süredir alanda çalışan bir psikolog olarak bu sorulara cevap vermeye çalışacağım.

Psikolog olmak eskiden, yani bundan 15 -20 yıl önce daha zordu çünkü psikoloji bölümü, çok az sayıda devlet üniversitesi bünyesinde bulunuyordu. O yıllarda ülkemizde birkaç özel üniversite vardı ve bu özel üniversitelerin hiçbirinde de psikoloji bölümü yoktu. O günkü koşullarda Psikoloji bölümü tanınan bir bölüm olmadığı gibi, popüler ve yaygın tercih edilen bir bölüm de değildi.

Günümüz koşullarında Psikoloji bölümü popüler, yaygın olarak tercih edilen bölümler arasında yer alıyor.

Hem devlet üniversitelerinde, hem de mevcut ve yeni açılmakta olan çok sayıda (onlarca) özel üniversitede bir Psikoloji bölümü kuruluyor.

Bunlar ülkemiz için sevindirici gelişmeler ve hem bu alanın gelişmesi açısından, hem de ülkemizdeki psikoloji biliminin topluma sunduğu desteğin güçlenmesi açısından çok olumlu adımlar.

Psikoloji okumak ve psikolog olmak için özel  üniversitede okumakla devlet üniversitesinde psikoloji bölümü okumanın farkı yok. Programlar, dersler ve ders kredileri tüm üniversitelerde birbirine çok yakın ve benzer durumda.

Bu soru bana sık sık soruluyor: “Psikolog olmak için hangi bölümü okumalıyım?”. Aslında sorunun cevabı çok net bir şekilde “Psikoloji”. Fen Edebiyat Fakültesi Psikoloji bölümü, psikolog olmak için okumanız gereken bölümdür.

Hangi alanda çalışmak istiyorsanız, o alana ait uzmanlığı yapmanız en doğrusudur. Örneğin, çocuk gelişimi üzerine çalışacaksanız, Gelişim Psikolojisi alanında uzmanlık yapın. Şirketlerde insan kaynakları alanında ya da performans alanında çalışan bir psikolog olmak istiyorsanız, o zaman Endüstri / Örgüt Psikolojisi alanında uzmanlık yapın.

Klinik Psikolog olmak için, üniversitede psikoloji bölümünü başarıyla tamamladıktan sonra Klinik Psikoloji yüksek lisansı yapmalısınız.

Klinik Psikoloji, psikolojinin ruhsal sorunları ve yetersizlikleri gidermek için ve insanın adaptasyonunu sağlamasına yönelik olarak çalışan bir dalıdır.

İnsan davranışları, duyguları, düşünceleri ile tüm zihinsel işlevlerinin değerlendirilmesi ve geliştirilmesine yönelik çalışmalar yapar.

Klinik Psikolog – Psikolog Farkı Nedir?

Psikolog, üniversitede 4 yıllık bir psikoloji lisans programını başarıyla bitiren kişilerin almaya hak kazandıkları ünvandır.

Üniversiteden yeni mezun olan bir psikolog, mesleki donanım yönünden tam kabul edilmez, bu yüzden çok sayıda eğitim ve daha da önemlisi yüksek lisans yapması ve donanım kazanması beklenir.

Üniversiteden 4 yıllık psikoloji eğitimi almış bir psikolog mesleki eğitimlere, kurslara ve seminerlere katıldığında sadece bilgi kazanmış olur, ünvanında herhangi bir değişiklik ya da yükselme olmaz.

Klinik Psikolog, üniversitede 4 yıllık psikoloji lisans eğitimini başarıyla tamamladıktan sonra, Klinik Psikoloji alanında yüksek lisans yapmış olan uzman psikologların almaya hak kazandıkları ünvandır.

Psikolojik sorunların değerlendirmesi, çeşitli nöropsikolojik testlerle birlikte kişilik testlerinin uygulanması ve değerlendirilmesi, belirli bir psikoterapi yönteminin kuramsal ve uygulamalı eğitimleri klinik psikoloji uzmanlık eğitimi sırasında verilmektedir.

Klinik Psikoloji Nedir?

Klinik psikoloji yüksek lisans programlarının bir bölümü psikoterapi uygulamalarının süpervizyonunu da içerir ki bu yüksek lisans programları sadece teorik eğitim veren programlardan daha yararlıdır.

Klinik psikoloji alanı özel olarak psikolojik sorunlar, bunların değerlendirilmesi ve psikoterapisi konularına yönelik çalışan bir uzmanlık olduğu için bu bölümde (yüksek lisans süresince) süpervizyon alınması, bu süpervizyonun da yüksek lisans eğitiminin bir parçası olması önemlidir.

Psikoloji bölümünün çok sayıda alt dalı bulunur. Sosyal psikoloji, klinik psikoloji, endüstri ve örgüt psikoloıjisi, gelişim psikolojisi, din psikolojisi bunlardan sadece birkaçıdır.

“Uzman psikolog” dendiğinde, genel bir ünvandan bahsedilmiş olur. Uzman psikolog psikolojinin herhangi bir alanındaki yüksek lisans programından mezun olan bir psikoloğun sahip olduğu ünvandır.

Ölçme ve Değerlendirme alanında, psikolojide ölçme ve değerlendirme ve istatistik konularında derinlemesine, uzmanlık düzeyinde bilgiler verilir.

Bu alandan “Uzman Psikolog” ünvanı alan bir kişi ile Klinik Psikoloji alanından yüksek lisans alan bir kişinin aldıkları eğitimler de, yetiştirilme amaçları da birbirinden çok farklıdır. Her ikisi de uzman olmalarına rağmen, ikincisi “Klinik Psikolog” ünvanına sahiptir.

Daha önce de çeşitli yazılarımda anlatmış olduğum gibi, farklı alanlar farklı amaçlara yönelik eğitim vermektedirler. Klinik psikoloji yüksek lisans eğitimiyle endüstri psikolojisi yüksek lisans eğitimi birbirinden tümüyle farklıdır. Bu nedenle de, psikolojik sorunlar için destek verebilecek olan uzman psikologların “Klinik Psikolog” olması, işin en mantıklısıdır.

Klinik psikoloji hakkında son günlerde sorular geliyor. “Klinik psikoloji nedir?” ya da “Klinik psikolog nedir?” sorularına cevap veriyorum Bu yazıda da aynı sorulara cevap vermeye çalışacağım.

Klinik psikoloji, büyük ve çok geniş bir bilim olan Psikolojinin çok sayıdaki alt alanından bir tanesidir. Klinik psikoloji diğer alt dallardan ayrıdır. Ayrı olmasının en önemli nedeni de, psikolojik sorunlarla ve bu sorunların ilaçsız tedavisi ile ilgilenen tek dal olmasıdır.

Uzman Klinik Psikolog Nasıl Olunur?

Psikoloji, içerisinde çok sayıda farklı alt dalın bulunduğu büyük bir bilimdir. Bazı arkadaşlarımız spor psikolojisi ile ilgilenirken, bazıları da adli psikoloji ile ilgili konuları çalışırlar. Bunlar ünvan olarak Spor Psikoloğu ve Adli Psikolog ünvanlarını kullanırlar.

Psikolojinin ve psikologların çalışma alanlarından bahsederken, meslektaşlarımızın bizim bildiğimiz çalışma alanlarından çok daha farklı alanlarda da çalışabildiklerini belirtmek isterim.

Psikolog olan bir meslektaşımız alt dalların belirlediği alanların dışında bir görev de yapabiliyor. Örneğin, TV kanallarında görev alabiliyorlar, TV programlarının danışma kurullarında bulunuyorlar.

Bu gibi görevler ve alanlarda da iş sahibi olmaları, psikolojinin ne denli önemli ve ihtiyaç duyulan bir bilim olduğunu gösteriyor.

Klinik psikoloji, psikoloji biliminin, insanın sorunlar yaşaması durumunda bozulan dengesini ve uyumunu sağlaması için çalışan, onu duygusal, davranışsal ve bilişsel boyutlarıyla değerlendirip geliştirmeyi amaçlayan alt dalıdır. Bu özellikleriyle, tüm psikoloji alt dallarından ayrılır çünkü diğer alt alanların bu konularla hiçbir ilgisi yoktur.

Klinik psikolojide uzmanlaşan psikologlar, gerekli değerlendirme ve psikoterapi müdahalelerini yapma yetkisine sahip meslek elemanlarıdır. Yapılan müdahaleler psikolojik müdahaleler olup, tümüyle ilaçsızdır. İlaç tedavileri hekimlerin görevidir.

Klinik psikoloji, psikopatolojiyi ve bu patolojinin yaratmakta olduğu uyum bozukluğunu ve yaşam kalitesindeki bozulmaları önlemek amacıyla duygusal, düşünsel ve davranışsal zorlukların yenilmesi için danışanlara yardım eder. Kısır döngülerden ve duygusal zorlanmalardan çıkması için danışanları yönlendirir, motive eder ve değişim için gidilmesi gereken yolu gösterir. Bu çalışmaları yapan psikolog Klinik Psikolog ünvanına sahip olmalıdır.

Klinik Psikolojinin Çalışma Alanları

Hastaneler,

Klinikler,

Psikolojik Danışmanlık Merkezleri,

Psikoterapi ve Psikiyatri Merkezleri,

Adli Psikoloji alanı,

Büyük Şirketler,

İnsan Kaynakları Birimleri.

Klinik Psikolog Serhat Damar

Tavsiye Bağlantılar:

İstanbul’da psikolog yardımı hakkında bilgi ve randevu için: Psikolog İstanbul

İnternet üzerinden psikolojik yardım hakkında bilgi ve randevu için: Online Psikolog

Источник: https://serhatdamar.com/psikolog-olmak-isteyenlerin-bilmesi-gerekenler/

Çocuk diyabetinin emekçileri: Hemşireler, diyetisyenler, psikologlar

Uzman Diyetisyenler, Psikologlar ve Danışmanlar 7/24 Yanınızda!

Ebru Ercanlı , Sevgi Akbel ve Dyt. Alev Keser’in şahsında tüm diyabet emekçilerine…

Geçen hafta 3 günü (5-7 Ekim 2016) XV. Çocuk Diyabet Ekibi Kursu nedeniyle yüz kadar hemşire, diyetisyen ve psikolog ile geçirdim.

Bir kez daha onların bilgi, sadelik ve özveri ile dolu dünyalarının içinde olmaktan, onlarla zaman geçirmekten, eğlenmekten, toplantılarda dürüst insanların açık sözlülüğü ile yaptıkları eleştiri ve önerileri dinlemekten, değerbilirliklerinden, hekimlerin aksine ego tatminleri ve ritüellerinden uzak dünyalarından, hekimler/öğretim üyeleri arasında dışlanmadan, emeklerinin ve mesleklerinin değeri bilinerek var olmak için yaptıkları nezaketli mücadeleye tanık olmaktan çok etkilendim ve mutlu oldum. Bir oturum bitiminde ise tanıdığım en sade iki insanın (Hacettepe Çocuk Hastanesi diyetisyenlerinden Sabriye Saruhan ve Diyarbakır Çocuk Hastanesi çocuk diyabet hemşiresi Münevver Dündar) dakikalar süren sarılmalarına tanık oldum; o kadarki yanların gidip ne çok özlemişsiniz birbirinizi deyip onları ayırma ihtiyacı hissettim. Tam ben onlara bir şey söyleyecekken, birisi yanıma gelip “ Sabriye aniden abisini kaybetti” dedi. Sabriye’yi çok sevip, sadeliğine ve 2011’den beri Diyarbakır Diyabetli Çocuklar Kampı’na verdiği emeğe saygı duyan birisi olarak bunu bilmemenin mahcubiyeti ile “Başın sağ olsun Sabriye” diyebildim. Bu kursu işte onların eğitimi ama esas deneyim paylaşımı ve birlikte düşünme imkanı yaratmak için 15 yıldır yapıyoruz ve çocukluk çağı diyabeti içinde yaptıklarımız arasında bunu kamplarla birlikte en değerli çalışmalar olarak görüyoruz.

Şimdi biraz onlardan bende kalanları, kursun ilk günü yaptığımız forumda dile getirdikleri görüşleri ve onların diyabetli çocuklara/ailelere yaptıkları katkıları/önerileri anlatmaya çalışacağım.

“Hemşirelerin gösterdikleri ilgi, arkadaşlığa benzer”

Daha önce bir çok kez yazdığım gibi bir çocuk diyabet olunca her şey sarsılır; bir taraftan kan şekerini otomatik olarak ayarlayan ve ne kadar gerekli ise o kadar insülin salgılayan pankreasları kalıcı olarak zedelenir, öte yandan ise hem kendileri hem de aileleri için üzüntülerle dolu yeni bir yaşam başlar.

Ülkemizde 20 dolayında Tip 1 diyabetli çocuk var ve onların anne babalarından sonra en yakınında olanlar hekimlerden daha çok, çocuk diyabet hemşireleri, diyetisyenler ve eğer varsa psikologlardır.

Hayatları boyunca onlara eşlik ederler, onların ve ailelerinin sorunlarını bilirler; Münevver’in, Sevgi’nin Ebru’nun hep yaptığı gibi “ Şükrü hocam sizle bir şey konuşmak istiyoruz” dediklerinde kendileri ile ilgili değil, diyabetli bir çocuk için bir paylaşım yapacaklarını bilirim.

Onlar sayesinde Diyarbakır Çermik Seringeç köyünde yaşayan Zeynep Çetin’in bir işitme cihazı ile hayatının değişebileceğini ya da Ergani’de yaşayan ve kampın ikinci gününden itibaren anne özlemi ile ağlayan Çetin’i yalnızca bisiklet almanın mutlu edeceğini öğrenir ve gereğini yaparız.

Aslında hemşireler, diyetisyenler, psikologlar (bunlara sosyal hizmet uzmanlarını da ekleyebiliriz), Çağatay Güler’in o eski ama en güzel şiirindeki soruya(Bir çocuk ölünce Boğmacadan yada Kızamıktan/Sorar vurur da Camlara/Gerekeni yaptınız mı?/ Yaptınız mı gerekeni?) “ Evet gerekeni yaptık” diyebilen ve gerekenleri yaparken de caka satmayan meslek grubunun üyeleridir. Yıllar önce yazdığımız gibi hekimlerden 2-3 sene az okudukları halde ömürleri boyu yeteri kadar değer bulamazlar ve bir çok kurumda hekimlerin öğretim üyelerinin gölgesinde mesleklerini yapmak zorunda kalırlar.

Simone de Beauvoir, baskısı tükenen ve annesinin ölümüne eşlik ettiği günleri anlattığı “Sessiz Ölüm” kitabında hemşireleri şöyle anlatır: “ …….

buna karşılık, hemşirelere yakınlık duyuyordum; hastaları için alçaltıcı, kendileri için iğrendirici angaryaların yarattığı teklifsizlikle hastalarına bağlı olan hemşirelerin gösterdikleri ilgi, arkadaşlığa benziyordu….

Hemşireler annemi yüreklendirmeyi, ona güven vermeyi, onu yatıştırmayı biliyor, bunları hiçbir zaman üstünlük taslamadan yapıyordu” . Gerçekten de diyabetli çocuklar ve ailelerine arkadaş olan ve bu sayede onların da diyabetle arkadaş olmalarını çoğu zaman sağlayan hemşirelerdir.

Bunu bazı seyrek durumların dışında tam bir “diğerkamlıkla” yaparlar ve hekimlerin/öğretim üyelerinin ona buna dirsek atarak öne geçmeye çalıştığı, kendi yaptıklarını öne çıkarmak için başkalarının yaptıklarını az gösterdikleri, yurtdışındaki kongrelere gitmek için her türlü yararcı ilişkileri kurdukları ya da kongrelerde sayıları giderek artan öğretim üyesinin parayla bir şeyler anlattıkları “ Satellite” toplantılar dünyasının uzağındadırlar. Zaten yılda bir kez bir kongreye zar zor gelebilirler ve hekimlerinin çoğunu mesleki yozlaşma ve mutsuzluğa mahkum eden performans sisteminin de çok şükür dışındadırlar.

Çocuk diyabet hemşire ve diyetisyenlerinin desteğe ihtiyacı var

Daha önce sözünü ettiğim gibi bu kurslarda yalnızca katılanlar çocuklarda diyabet konusundaki bilgilerini güncellemezler; bu kursların en canlı toplantısı herkesin özgürce konuştuğu forumlardır.

Bu forumları 40 yıllık diyabet hemşiresi Saliha Yılmaz ile yönetiriz ve sonra konuşmaları bir rapor haline getirip yetkililere göndeririz.

Bu yılki foruma damgasını vuran konuşmayı bir diyetisyen yaptı ve salona dönüp önce “ Çocuk endokrin merkezlerinde hemşiresi olmayan var mı?” diye sordu.

Bu soruya parmak kalkmayınca devam etti “ Bir an hemşireniz olmasaydı ne yapardınız? İşte şimdi diyetisyenlerin çocuk endokrin/diyabet merkezlerinde çalışması için de bunu yapmalısınız” dedi. Forum sırasında bir çok öneri dile getirildi. En önemlilerini belki yetkililer de okur diye aşağıda sunuyoruz.

1. Pediatrik endokrin bilim dalları/merkezlerinin yalnızca kendi bünyelerinde çalışmak üzere diyetisyen talep etmeleri ve bunun için mücadele etmeleri gerekiyor. Nasıl hemşiresi olmayan çocuk endokrin merkezi kalmadıysa, benzer şekilde diyetisyeni olmayan çocuk endokrin merkezi de kalmamalıdır.

2. Çocuk endokrin bölümlerinde ve/veya çocuk kliniklerinde çalışan diyetisyenler, tıbbi beslenme tedavisi ve eğitime yeteri kadar zaman ayıramıyorlar, çünkü mutfak benzeri yerlerde çalışmaya zorlanıyorlar. Bu konunun gündeme ısrarla gündeme getirilmesini ve çözülmesini bekliyoruz.

3. Diyetisyen konsültasyonunun SGK geri ödeme sisteminde yer almaması mesleğimizin değer bulmasını engellemektedir.

4. Diyabet ve obezite gibi birden fazla disiplinin katkısını gerektiren alanlarda bir paket ödeme sistemi olması iyi bir seçenek olabilir. Bu konuda Sağlık Bakanlığı ve SGK yetkilileri gerekli adımları atmalıdır.

5.

Büyük şehirlerde “ Diyabet Koçu” ismiyle çalışan bazı kişilerin (bunların bazıları sağlık mesleği mensubu, bir kısmı ise hasta veya hasta yakını) insülin dozu ayarlamak gibi diyabet ekibinin görevi olan uygulamaları yaptıkları ve hastalarda yanlış beklentiler oluşturduğu gözlenmektedir. Bu konuda öncelikle hastalarının zarar gördüğünü düşünen endokrin merkezlerinin illerindeki sağlık müdürlüklerine başvuru yapmaları ve bu başvuruları dernek diyabet çalışma grubuna iletmeleri gereklidir.

6. Performans sisteminde “Diyabet Eğitimi” için ayrılan puan ve ücret çok düşüktü; bunlar emekle orantılı hale getirilmelidir.

Tip 1 diyabette doğru bilinen yanlışlar

Hekimlik hayatımda zorunlu hizmet için gittiğim Adıyaman İki Nolu Sağlık Ocağı hemşirelerinden Güngör Seyrek ve Nebahat Konu’dan başlayarak hemşireler ve yakın işbirliği yapmanın yararını hep gördüğüm diyetisyenler hep önemli bir yer tuttu.

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde ise önce hastamız sonra diyabet hemşiremiz olan Ebru Ercanlı ve adı gibi yaşamı olan Sevgi Akbel ile uzun süre çalıştım.

Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne gelirken en çok onların arkadaşlığı ve desteğinden mahrum olacağım için üzüldüğümü ve bu yazıyı biraz da onları selamlamak için yazdığımı itiraf etmek isterim.

Bu kursta Ebru ve arkadaşı Nurdan Yıldırım Tip 1 diyabetle ilgili “ Doğru bilinen yanlışlar” konusunu yaptıkları bir araştırma ile anlattılar. Onları dinlerken hayatın içinde üretilen bilginin değerini bir kez daha hissettim ve bu yazıyı onların sözleri ile bitirmek istiyorum.

1. Ailede diyabetli varsa kesin bende de olur: Bu kesin olarak yanlıştır. Tip 1 diyabetli anne ise çocuğunda olma ihtimali % 2, baba Tip1 diyabetli ise % 5 dolayındadır. Kardeşi Tip 1 diyabeti olan birisinde Tip 1 diyabet olma ihtimali % 5’dir.

2. İnsülin, böbrek, göz, kalp vb. organlara zarar verir: Bu da kesin olarak yanlıştır. Tam tersine insülin kan şekeri dengesinin sağlanması için elzemdir.

3. İnsülin şişmanlatır: Tip 1 diyabetliler tanıdan önce hastalığa bağlı olarak kilo kaybederler ve insülin hormonu yerine konduğunda eski kilolarına geri dönerler. Bu normal ve iyi bir etkidir. İnsülin ancak beslenme ilkelerine uymayan ve çok yiyip çok insülin yapanlarda kilo aldırır.

4. Hamileyken insülin kullanmak bebeğe zarar verir: Bilinenin aksine, gebelik öncesi ve sırasında; anne ve bebeğin komplikasyon yaşamaması için daha iyi kan şekeri dengesi sağlanmalıdır. Bu da ancak yoğun insülin tedavisi yöntemi ( günden 4 kez insülin yapılması ya da insülin pompa tedavisi) ile sağlanabilir.

5. Tarçın, kekik suyu, limon vb. Bitkiler kan şekerini düşürür: Bu inanış da tamamen yanlıştır ve aktarların ya da şarlatanların daha çok para kazanmasından başka bir işe yaramaz.

Источник: https://t24.com.tr/yazarlar/sukru-hatun/cocuk-diyabetinin-emekcileri-hemsireler-diyetisyenler-psikologlar,15613

Danışan Yorumları – 05384429388

Uzman Diyetisyenler, Psikologlar ve Danışmanlar 7/24 Yanınızda!

İzmir de psikolog ararken ya da izmir de en iyi psikoterapisti bulmak için kişilerin özgeçmişine çok dikkat edin her alanda çalışan bir psikolog ya da terapist uzmanlaşamamıştır.

Çocuk, ergen ya da yetişkin hangi alanda istiyorsanız kendini o alanda geliştirmiş bir psikolog ya da psikoterapist arayın. Danışan yorumları, üniversite, yüksek lisansları aldığı özel eğitimler sizin için önemli referanslar olacaktır.

Nasıl ki bi ameliyata girerken doktoru iyi seçersiniz sorunlarınızı da anlatacağınız kişiyi iyi araştırın.

Uzmanlık Alanları (20 yaş üstü Yetişkin)

Bireysel Psikolojik Danışma (Panik atak, obsesif kompülsif bozukluk, kaygı bozukluğu, depresyon, ümitsizlik, aldatılma, aldatılan kadın vb.)

Cinsel Sorunlar Danışmanlığı (Vajinismus, eşle birlikte olamama, erken boşalma %100 çözülür)

Aile Danışmanlığı ve Çift Terapisi (Aile içi şiddetli kavgalar, anlaşamama, iletişim kuramama, aldatılma, boşanma süreci, ayrılıkta kararsızlık)

Uzman K. Psikolog Bayram Şimşek’in kısa özgeçmişi;

2007 den beri Danışan gören 1983 doğumlu Bayram Şimşek, Evli iki çocuk babasıdır.

Lisans Eğitimini Ege Üniversitesi, Psikolojik Danışmanlık

Yüksek Lisansını Dokuz Eylül Üniversitesi Aile Danışmanlığı tezli yüksek lisansını bitirmiş olup Uzman Aile Danışmanı olmuştur.

Esenyurt Üniversitesi Klinik Psikoloji Masterını tamamlamış Uzman Klinik Psikolog olmuştur.

Ege Psikoloji Enstitüsü kurucusu ve sahibidir.

Şuanda Ruh sağlığı çalışanlarına (psikolog, psikolojik danışman, sosyal hizmet uzmanlarına) yönelik Psikoterapi becerileri eğitimi (bilişsel davranışçı terapi, çözüm odaklı terapi, oyun terapisi, emdr terapisi ve aile danışmanlığı sertifika eğitimleri) de vermektedir.

Tüm psikolojik sorunların geçmişteki bir ya da birden fazla travmatik anıdan kaynaklandığı gerçeğinden yola çıkarak, mucize teknik olarak olumsuz anları sıfırlayan, unutturan ya da rahatsızlığını bitiren teknik olarak; Davranış Bilimleri Enstitüsü’ nden EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) Terapisi Eğitimi aldı.

Cinsel sorunların evliliklerde ve ilişkilerde ortaya çıkardığı problemlerin çok derin ve çok da yaygın olması nedeniyle; Cinsel Terapi ve Eğitim Bilimleri Enstitüsü (CİTEB)’ den Cinsel Terapi Eğitimi aldı.  Buna ek olarak çift terapisi ve aile danışmanlığı eğitimleri aldı. Vajinismus Terapisi, Erken Boşalma Terapisi ve Cinsel İsteksizlik Terapisi ile ilgili ayrı eğitimler aldı.

Psikolojik sorunların çözümünde çok etkili ve önemli bir teknik olduğuna inandığı için, Psikoterapi Enstitüsü Tahir ÖZAKKAŞ’ tan Hipnoz Eğitimi aldı.

Masterson Eğitimi ve Bilişsel Davranışçı Terapi Eğitimlerini de Tamamladı

Yard. Doç. Nevin Dölek’ten Çözüm odaklı terapi eğitimi,

MEB’den davranış değiştirme eğitimi, Psiko-sosyal eğitimi, 7-19 ve 0-18 Aile eğitimleri almıştır yüzlerce grupla aile eğitimleri yapmıştır.

Dinamik terapi  eğitiminin yanında daha bir çok eğitim, kongre ve seminere katılmış aynı zamanda da bir çok eğitim grupları, seminerler vermiştir.

Aliağa Psikoterapi ve Aile Danışmanlığı Derneğini kurucu başkanlığını yapmıştır

Oyun terapisi eğitimi alıp bu alandada uygulama ve eğitim vermektedir

Mesleğinin ilk yıllarında Aile Mahkemelerinde ve suça suça sürüklenen çocuklarla da çalışmıştır

Bayram Şimşek Yetişkin Psikoterapisi uzmanıdır.  İzmir en iyi Pedagog, çocuk psikoluğu ve diğer uzmanlarımız için aşağıdaki linki tıklayınız

https://www.bayramsimsek.com/psikolojik-danisman-sila-salantur/

Online randevu almak ve doktortakviminde ki danışan yorumlarını okumak için aşağıdaki linki tıklayınız.

https://www.doktortakvimi.com/bayram-simsek-2/psikoloji-pedagoji-aile-terapisi/izmir

Uzm. Psikolojik Danışman Bayram Şimşek Hk. tavsiyeediyorum.comdan Danışan Yorumları:

https://www.tavsiyeediyorum.com/psikolog_24459_bayram_simsek.htm

Telefon: 0 5384429388 

Merkez: Karşıyaka İskele Karşısı No: 158/6 sahil kenarı, Uzman Klinik Psikolog 

Şube: Aliağa Şerafettin Öztürk sk. no:12/2

Bayram Şimşek Kariyeri boyunca Meb de, Jandarma Genel Komutanlığında,  Adelet bakanlığında (suça sürüklenen çocuklar ve aile mahkemelerinde) Rehberlik Araştırma Merkezi gibi bir çok kurumda da psikolojik danışman olarakta çalışmıştır.

İzmir Psikolog – İzmir en iyi psikolog – Bostanlı Psikolog – Karşıyaka Psikolog – EMDR Terapisi İzmir – Evlilik Danışmanı İzmir – İzmir en iyi psikoterapist Arayanlar için önemli bilgiler:

İzmir de psikolog ararken ya da izmir de en iyi psikoterapisti bulmak için kişilerin özgeçmişine çok dikkat edin her alanda çalışan bir psikolog ya da terapist uzmanlaşamamıştır.

Çocuk, ergen ya da yetişkin hangi alanda istiyorsanız kendini o alanda geliştirmiş bir psikolog ya da psikoterapist arayın. Danışan yorumları, üniversite, yüksek lisansları aldığı özel eğitimler sizin için önemli referanslar olacaktır.

Nasıl ki bi ameliyata girerken doktoru iyi seçersiniz sorunlarınızı da anlatacağınız kişiyi iyi araştırın.

İzmir Psikolog – İzmir en iyi psikolog – Alsancak Psikolog – Bostanlı Psikolog – Karşıyaka Psikolog – EMDR Terapisi İzmir – Evlilik Danışmanı İzmir – Çift Terapisi İzmir – İzmir en iyi psikoterapist – İzmir Psikoloji Merkezi – İzmirin En İyi Psikologları – Psikolog İzmir – 2018 İzmir Psikolog Fiyatları – Bilişsel Davranışçı Terapi İzmir – İzmir de En Çok Tavsiye Edilen Psikologlar – Arayanlar için önemli bilgiler:

 İzmir’de sizin için en uygun psikoloğu bulmanız için öncelikli olarak psikolojik destek sürecinden ne beklediğinizi belirlemeniz önemli bir yere sahiptir. Psikolojik sorunlar çok çeşitli olabilmektedir. Bu nedenle sizin sorununuz için hangi psikologun uzman olduğunu iyi araştırmanız işinizi kolaylaştırır.

İzmir de psikolog fiyatları önemli bilgiler:

İzmir de psikolog fiyatları 150TL ile 220 TL arasında fiyatlar değişmektedir.  Genel de her görüşme için bu ücret alınmaktadır. Her seans ortalama olarak 50 dk civarı sürmektedir. görüşme sıklığı haftada bir ya da 15 güne bir ideal olandır. Ancak danışanın maddi imkanı ve psikologun yoğunluğuna göre 3 hafta da bir ya da ayda bir de olabilmektedir.

Görüşmelerde en önemli yönü danışanların kimliği ve anlattığı konular ailesi dahil asla kimse ile paylaşılmaz.

İzmir Psikolog – Psikolojik Danışman Desteği.

EMDR Terapisi, Bilişsel Davranışçı Terapi, Cinsel Terapi gibi eğitimleri bulunan, alanında uzman Psikolog, Psikolojik Danışman ve Aile Danışmanlarımız ile tüm psikolojik sorunlarınızda yanınızdayız.

İzmir Psikoloji alanında destek veren psikolog ve psikolojik danışman kadromuz ile tüm psikolojik sorunlarınız, çocukluk ve gençlik dönemi sorunlarınız, ilişki evlilik sorunlarınız ve cinsel sorunlarınızda, gizlilik ve koşulsuz kabul ilkelerimizle yanınızdayız.

Psikoterapist, Terapist, EMDR Terapisti, Aile Terapisti, Çift Terapisti, Cinsel Terapist, Pedagog Kimlere Denir? (izmir Karşıyaka Psikolog – Psikolojik Danışman Desteği)

Ülkemizde henüz, Aile Terapisti, Çift Terapisti, Cinsel Terapist, Terapist, Pedagog, EMDR Terapisti ve Psikoterapist gibi meslek alanlarına ilişkin yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle birçok farklı, alakasız meslek mensupları tarafından da bu meslek adları kullanılabilmektedir.

Bu da psikolojik destek ve psikolojik danışmanlık arayışında olan, izmir de karşıyaka da psikolog – psikolojik danışman – aile danışmanı arayan kişileri yanıltabilmektedir.

Bu nedenle, öncelikle psikolojik danışmanlık alacağınız kişinin, psikolog – psikolojik danışman – psikiyatrist olmasına özen göstermenizi tavsiye ederiz.

İzmirin En İyi Psikoloğu – İzmirin En İyi Psikolojik Danışmanı – İzmirin En İyi Aile Danışmanı Kimdir? Aliağa Psikolog en yakın Psikolog

İzmir de Karşıyaka da psikolog- psikolojik danışman arayışında olan kişilerin öncelikle internet üzerinden yaptıları aramalarla bu kişilere karar verdikleri bilinen bir gerçektir.

Bu aramalarda da ‘İzmir psikolog, karşıyaka psikolog, izmirin en iyi psikoloğu, izmir çocuk psikoloğu, izmirin en iyi psikolojik danışmanı’ gibi anahtar kelimeler kullanmaktadırlar.

Bu nokta önemli bir soru akla gelmelidir, ‘izmirin en iyi psikolojik danışmanı’ veya ‘karşıyakanın en iyi psikoloğu’ şeklinde arayıp ulaştığınız kişi gerçekten en iyi psikolojik danışman mıdır? Bu noktada, ‘en iyi’ ‘en ünlü’ ‘tavsiye edilen’ gibi kavramların göreceli kavram olduğunu unutmamak gerekir.

Bu şekilde aramalarla karar vermek yerine, izmir de ki psikologlar, psikolojik danışmanlar arasında yapacağınız bir araştırma ile diplomalarını ve almış oldukları eğitimleri de merak ederek yardım alacağını psikolog – psikolojik danışmana karar vermenizi öneririz.

EMDR Terapisi Nedir? – İzmir EMDR – Karşıyaka Psikolog – İzmir Psikoloji 

EMDR, göz hareketleriyle duyarsızlaştırma ve yeniden işleme anlamın gelen bir terapidir. Konyada ve tüm Türkiyede psikolojik danışmanlar, psikologlar ve psikiyatristler tarafından, psikolojik sorunlar ve cinsel sorunlarda yoğun olarak uygulanan bir tekniktir.

Psikolojik sorunların temelinde yatan, travma adını verdiğimiz acı anıların olumsuz etkilerinden kurtulmayı mümkün hale getirebilen bir terapi olması nedeniyle, birçok kişi tarafından memnuniyetle tavsiye edilen bir terapi tekniği haline gelmiş durumdadır.

 Ülkemizde yoğun olarak özel psikolojik danışma merkezlerinde, psikolog, çocuk psikoloğu, pedagog ve psikolojik danışmanlar tarafından uygulanmakta olan bir tekniktir.

Son olarak; psikolojik destek almak sizin güçsüz ya da aciz olduğunuz anlamına gelmez. Tam tersi sorunlarının farkında ve çözümü için de adım atabilecek güçte olduğunuz gösterir. Bu nedenle psikolojik destek almaktan çekinmemenizi öneririz.

Sayfa içeriği sadece danışmanlık hizmetleri ve bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi gerektiren durumlar için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Источник: https://izmirpsikoloji.com/danisan-tavsiyeleri/

En İyi Psikolog Olmak

Uzman Diyetisyenler, Psikologlar ve Danışmanlar 7/24 Yanınızda!

Gün geçmiyor ki, internette şöyle bir dolaştığınız da ve “en iyi psikolog” kelimelerini arattığınızda yeni bir psikolog bu listeye eklenmesin.

Anahtar kelime oyunları, tag scriptleri ve eklentileri ile bu alanda çalışan uzmanlar kendilerinin hazırladığı ya da profesyonellere hazırlattıkları sitelerde psikoloji alanında uzman arayan kişileri kendilerine çekmeye çalışıyorlar.

Aslında bu şekilde bir uzman aramanın hiç de güvenilir bir yol olmadığını, bu yolla kendisine psikolog ya da terapist seçmiş danışanlarımızın olumsuz tecrübelerinden çok da iyi biliyoruz.

Öte yandan kişisel, yaşamsal ve mesleki başarılara imza atmadan, toplum ve insan için neler yapmadan, ortaya somut şeyler koymadan “Hollywood Sendromu” ile internet ve sosyla medya desteği ile böyle bir izlenim yaratmak hiç de etik (mesleki açıdan ahlaklı) değil.

Psikologluk mesleğinin her şeyden önce bir hayatı tanıma ve kendini bulma mesleği olduğunu düşünüyoruz. Bu anlamda bu alanda çalışacak psikologların sadece mesleki ve kariyer anlamında değil her anlamda kendini geliştirmiş olmasının şart olduğunu düşünüyoruz. Bütün bu birikimin ise alınan bir kaç sertifika ya da yapılan bir iki kısa süreli stajla değil uzun süren akademik eğitim, tecrübe bileşimiyle sağlanacağını düşünüyoruz.

Peki bu saydıklarımızın yanında neler olmalı iyi bir psikologda;

“Empati kurma, güvenilirlik, içtenlik, özen, ikna edicilik terapötik ilişkide umut aşılama iyi bir psikoloğun en önemli özellikleridir. Literatür de psikoloğun kişisel ve profesyonel kalitelerinin etkili terapötik ilişki kurmada yardımcı olduğunu belirtmektedir.”

“Arkadaşça, sabırlı ve esnek davranan psikologlar, sinirli , yargılayıcı, anksiyöz ve rijid psikologlardan daha başarılıdırlar. Mizahi yeteneği olan kişiler makul bazı riskleri alabilme yeteneğine sahiptirler; hatalarını ve sınırlarını kabul edebilirler.” 

“Gerçekçi bir özgüvenleri, öz saygıları, kendi hayatlarında gelişmişlikleri olan psikologlar, kişisel ve sosyal gelişime istekli ve aynı zamanda başarılı bir psikolog olmaya meyillidirler. Öz farkındalıkları, bireysel ve etnik farklılıklara ve kültürel deneyimlere olan hassasiyetleri ve saygıları diğer nitelikleridir. Bunun yanında objektiflik ve dünyayı başka bir kişinin gözlerinden görebilme diğer önemli özelliklerindendir.

Genellikle duygusal olarak stabil, iyi uyumlu ve iyimser olan terapistler daha etkilidirler. Tüm bu özellikler psikoloğun yaşı, cinsiyeti ve kültürel geçmişi gibi özelliklerinden daha önemlidir.”

“Diğer yandan etkili ve iyi psikologlar mümkün olduğunca kendi ihtiyaçlarını bir kenara bırakarak en azından geçici bir süre anlayabilmekte, desteklemekte ve yardımcı olarak, ruhsal sağlık konusunda iyi olduklarını ortaya koymaktadırlar.”

“Geçmişte kişisel güçlükler yaşamak, kişinin sonrasında iyi bir psikolog olmasına engel değildir. Gerçekte dürüstçe bakmak ve cesurca kendi meseleleriyle uğraşmak ve kişilerin olumlu davranış örüntüleri geliştirmeleriyle ilgili olmak muhtemelen başarılı psikologlarda bulunan yeteneklerdir.”

Evet sizde tecrübeli, nitelikli, işinin ehli bir psikolog arıyorsunuz ki insana yardım elini uzatan bir meslek grubu için bu özellikler sadece gerekli değil bizce şart.

Bu yüzden artık arama motorunuzda en iyi psikolog taramalarını bırakın ve aradığınız uzman hangi kişisel, yaşamsal ve mesleki başarılara imza atmış, toplum ve insan için neler yapmış, ortaya neler koymuş biraz da bunları araştırın…

Saygılarımla…Dr. Psikolog Murat SARISOYAlıntı: “Seligman, L. (2001). Systems, Strategies, and Skills of Counseling and Psychotherapy. New Jersey. Prentice Hall.”Alıntı Çevirisi: Dr. Psikolog Murat SARISOY

Konu hakkında uzmanlarımızdan BİZE ULAŞIN bölümümüz yardımıyla daha ayrıntılı bilgi ve yardım alınabilir. 

Site kaynağı ve isim gösterilmeden alıntı yapılamaz.

 Danışma Hatlarımız:

Uzmanımız Psikolog Dr. Murat SARISOY'un Kaleminden; “BİR PSİKOLOĞUN SEYİR DEFTERİ”

Biz insanlar toplumsal bir varlık olduğumuza göre; nasılsa, bu toplumun ürettiği sorunlarla eninde sonunda mutlaka karşılaşacağız. Yaşayacağımız sorunlar aşağı-yukarı aynı gibi… İşte, Dr.

Psikolog Murat Sarısoyun kaleminden, bazı toplumsal sorunların çözümü yönünde, adeta bir Psikologla konuşuyormuş gibi aydınlanacaksınız, yaşadığınız sorunların çözümünde ipuçlarını keyifle okuyarak bulacaksınız.

Okurla beraber arayıp bulan yazılar… Murat Sarısoy’un kitabında gündelik hayattaki sıradan konuların daha başlıklarına bakarken bize neler söyleyeceğin tahmin etmeye başlıyorum.Her seferinde tahmin ettiğimden bir kaç fazlasıyla karşılaşmak kitabın geri kalan sayfalarına beni yöneltiyor. Kitabın odağını insanlar ve ilişkileri oluşturuyor.

Anne-kız, çocuk-ekran, kadın-erkek… Bu konunun sadece psikolojinin alanı olmadığını bilerek okumaya devam ettiğinizde, Murat Sarısoy’un yazıları psikoloji perspektifi ile yetinmeyerek, bütün düşünüşlerin ‘anası’ felsefeye uzanıyor. Cevapları bulmayı okurla beraber gerçekleştirmek isteyen, öğretici olmadan öğrenmeyi sağlayan yazıları severim.

Murat Sarısoy’un kitabı böyle yazılardan oluşuyor.

Dr. Yankı Yazgan 

Kitabı Satın Alabilmek İçin Aşağıdaki Linkleri Kullanabilirsiniz;

Etki Yayınevi/Bir Psikoloğun Seyir Defteri

www.dr.com.tr/kitap/bir-psikologun-seyir-defteri

İzmir psikolog, psikolog izmir, izmirli psikologlar, psikolog dr.

murat sarısoy, yasemin sarısoy, bireysel terapi izmir, izmir bireysel terapi, en iyi psikolog, psikolog doktor, doktor psikolog, psikoloji, çocuk ergen, ergenlik psikolog, çocuk ve cinsellik, ergen psikolog, psikolojik sorun, pedagog, pedagog izmir, izmir pedagog, depresyon, anksiyete, aile terapisi, izmir çocuk psikolog, çocuk psikolog izmir,  aile terapisi, aile danışmanlığı, psikolog izmir, sınav stresi, sınav stresi psikolog, kıskançlık, kardeş kıskançlığı,otizm, otistik çocuk, gece işemesi, psikolog, alsancak psikolog, sosyal fobi, hiperaktivite, dikkat dağınıklığı, zeka testi, psikoterapi, grup psikoterapi, eğitim, nlp, emdr, hipnoz, stresle başa çıkma, stres, panik atak, koçluk, öğrenci koçluğu, yaşam koçluğu, öğrenci koçu, yaşam koçu

Источник: http://www.psikologunuz.org/en-iyi-psikolog-olmak.html

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.