Uzmanlardan hamilelik şikayetlerini gidermede birebir öneriler..

Bebeklerde gaz sanıcısını gidermek için öneriler

Uzmanlardan hamilelik şikayetlerini gidermede birebir öneriler..

Evet yeni doğan bebeğinizin en büyük problemi sindirim sisteminin gelişimine bağlı gaz sancılarıdır. Henüz sindirim sistemi yeterince gelişmeyen bebekler gazlarını çıkarmakta zorlanırlar.

Bunun sonucu olarak bebeğinizde ağlama nöbetleri ve sizin içinse uykusuz geceler başlar. Anne ve baba olmanın heyecanı bir anda üzüntü, yorgunluk ve hayal kırıklığına dönüşür. Yeni anne ve babalara tavsiyemiz her ne kadar başarması güç olsa da üzülmemeleri yönünde olacak.

Bebeğiniz sizin ruh halinizi hisseder ve kaygılı aileler bebeğin daha da husuruz olmasına sebep olur. Nitekim hemen her yeni doğan bebek bu sorunla karşılaşır. Bazen yaşanan bu durum gaz dışında çözümü basit bir problem de olabilir.

Onun için şu yazımızı da göz atmanızı tavsiye ederiz; “Bebeklerde burun tıkanıklığı ve temizliği“

Tabii bebeğinizin gaz sancılarını azaltmak için sadece ona mutluymuş gibi gözükmeniz yetmeyecektir. Bebeğinizin gaz sancısını hafifletmek için önce şu yazımızda detaylandırılan egzersizleri denemenizi tavsiye ederiz; “Bebeklerde gaz sancısını gidermek için masaj ve egzersiz“.

Masaj ve egzersizlerin faydasını çok göremediyseniz bir de şunları denemenizde fayda var; “Bebeklerde gaz sancısına iphone uygulaması” – “Bebeklerde Ağlamaya En İyi İlaç – Beyaz Gürültü“

Unutmamak gereken nokta, her gaz sancısı kolik değildir. Bebeklerin 5’te 1’i kolik sorunu yaşar. Tıbbi olarak bu duruma infantil kolik denir. Kolik bir hastalık değil bir sancı şeklidir.

Bir bebeğin kolik olarak kabul edilebilmesi için sancıların sık tekrarlanan periyotlarla oluşması gerekir. Çoğunlukla ilk 3 ay, bazı durumlarda 6 ay sonra sindirime bağlı sancılar geçer. Bunun yanında başvuracağınız yardımcı yöntemler de olacaktır.

Bu durumda olan aileler doktorlarından aldıkları “gaz sancıları normaldir kafanıza takmayın” telkinlerinden sonra çoğunlukla internetten çözüm yolları aramaya başlarlar. Esas kafa karışıklığı da bu noktada başlar. Herkes farklı bir ilaç veya yöntem önermektedir.

Peki hangisi denenmelidir? Şu veya bu yöntemin bebeğinize zararı var mıdır? Ananelerimizden kalan eski yöntemler işe yarar mı? Yoksa modern ilaçlara mı yönelmek gerekir?

Yeni doğan gazı nasıl çıkartılır?

Eğer bu durum içerisinde olan bir ebeveynseniz bu soruların tek bir doğru cevabı olmadığını bildiğinize eminiz. Kullanabileceğiniz yöntemler ve ilaçlar konusunda kafa karışıklıklarını gidermek adına bir liste hazırladık. Buna bir internet derlemesi de diyebilirsiniz.

Listeyi incelerken aklınızda bulunması gereken en önemli nokta şu olmalı: listede yazılan hiçbir yöntem sizin bebeğinize iyi gelmeyebilir. Bazen ne yazık ki bebeğinizin sindirim sisteminin gelişmesini beklemekten başka çareniz yok.

Yine de hala denemedikleriniz varsa aşağıda bir göz atın deriz.

Not: İlaç fiyatları 2017 yılı için güncellenmiştir.

BioGaia

İçerisinde bağırsak bakterileri bulunan organik bir ilaç. Bu bakteriler her insanın bağırsaklarında bulunan ve sindirimine yardımcı olan organik canlılar. Küçük bir şişe içerisinde satılıyor.

Kapağı açıldıktan sonra oda sıcaklığında yaklaşık 1 ay boyunca kullanabiliyorsunuz. Canlı organizma barındırdığı için 1 aydan sonra kullanmanız tavsiye edilmiyor. Günde 3 defa kullanabilirsiniz.

Fiyatı yaklaşık 40 -45 TL civarında.

Sab Simplex

Piyadaki en meşhur gaz ilacı olarak biliniyor. Sanıyoruz son yıllarda annelik veya babalık duygusunu tatmış herkes bu ilacı biliyordur. İlacın özelliği sütün içinde bulunan hava kabarcıklarını tamamen fiziksel olarak bir araya getirmesi.

Bu sayede bu küçük hava kabarcıkları birleşip büyük bir gaz bulutu oluşturuyor. Bebeğin bunu çıkarması daha kolay oluyor. İlacın bir diğer özelliği ise kana karışmaması ve idrar ile tamamen atılması. Günde 3 sefer 7’şer damla olacak şekilde bebeğe veriliyor.

Genellikle aç karnına verilmesi tavsiye ediliyor. Fiyatı 35TL civarında.

Nurse Harvey’s

Tamamen bitkisel bir şurup. Hazmı kolaylaştırıyor. Günde 3 defa çay kaşığı dozunda verilmesi tavsiye ediliyor. Diğerlerine göre büyükçe bir şişesi var. Fiyatı 17-20 TL civarında.

Zinco

İçeriğinde doğal anason, rezene, badem ve kekik yağı bulunan bitkisel bir üründür. Günde 3 defa 4 damla olacak şekilde kullanılması önerilmektedir. 30ml’lik şişelerde satılır. Fiyatı yaklaşık 20-25 TL civarında.

Metsil

Sindirim kanalında aşırı gazın yarattığı ağrılı durumların tedavisinde kullanılır. Özellikle yeni doğanlarda ve süt çocuklarında emzirmeye ya da biberonla beslenmeye bağlı olarak gelişen gaz şikayetlerinin giderilmesinde etkilidir. Günde 4 defa 8 damla şeklinde verilmesi önerilmektedir. Fiyatı 8TL civarında.

Acı Elma Yağı

Aktarlardan bulunabilir. İlaç değildir. Adaçayı yağı olarak da bilinir. Bebeğin gazını giderebilmek için ayaklarına ve karın bölgesine masaj yapılır. Her bir ayağa 1 damla dökülmesi yeterlidir. Günde 2-3 defadan fazla kullanmak cilt açısından sakıncalı olabilir. Keskin bir kokusu vardır. Küçük bir şişesi (20 ml) yaklaşık 20 – 30 TL civarındadır.

Rezene Çayı

Humana ve Milupa’nın çayları piyasada en çok önerilenler. Emziren annenin günde 2-3 defa içmesi önerilir. Ayrıca bu markların ürünleri yeni doğanlar dahil bebeklerde de kullanılabilir. Önerilen doz bir çay kaşığıdır.

Her ne kadar annenin yedikleri ve içtiklerinin anne sütüne geçtiğine dair bilimsel bir ispat olmasa da bebeklerine vermekten çekinen anneler, çayı kendileri içebilirler. Hazımsızlığı ve gaz sancıları giderdiği düşünülmektedir.

Fiyatı 13-18 TL civarında.

Saf Zeytinyağı

Özel kakasını yapmakta zorlanan bebekler için önerilir. Küçük bir çay kaşığı verilebilir. Bu sayede sindirim sistemi yumuşar ve bebek daha rahat kakasını yapabilir. Bu tip durumlar dışında çok fazla kullanılmaması önerilir.

Fitil

Yine kaka yapma sorunu olan bebekler için kullanılabilir. Bir fitilin yarısının kullanılması tavsiye edilir. Doktora danışmadan ve fazla kullanılması kullanılması önerilmez.  Çok kullanılması durumunda boşaltım sisteminde tembelliğe yol açma riski doğabilir.

Muskat

Kullanan ve memnun kalan bir çok anne baba yorumuna rastlasak da, hakkında çok fazla olumlu ve olumsuz yorumlar olduğu için bu baharatı önermiyoruz. Yine de karar sizin.

Doğumdan itibaren bebeğinizin uykusunu düzene sokmak birincil önceliğiniz olmalıdır. Uyku düzeni, bebeğinizin sağlıklı olarak büyümesine en fazla katkıda bulunacak olan olgulardan biridir. Bu konuda yapılması ve yapılmaması gerekenleri anlatan şu makalemize göz atmanızı tavsiye ederiz; “Bebeklerde Uyku Düzeni – Uykuya Hasretiz Bebeğim!“.

Size bir iyi bir kötü haberimiz var. Tam gaz sancıları azaldı, uykusuz günler bitti derken bebeğinizin en özel ilklerinden biri olan diş çıkarma dönemi gelmiş olabilir. Bu iyi haberdi. Kötü haber ise uykusuz geceler tekrar geri gelebilir. Şu yazımıza da bir göz atın isterseniz; “Bebeklerde Diş Çıkarma – Sorunlar ve Çözümler“.

“Aqua Tots ile Bebekler Suda Büyüsün” yazımızı incelediniz mi?

“Bebeklerde Tuvalet Eğitimi” yazımızı incelediniz mi?

“Bebeklerde Beslenme – 1 Yaşına Kadar Sakıncalı Gıdalar” yazımızı incelediniz mi?

“Bebeklerde Pişik Nedenleri ve Pişik Önlemleri” yazımızı incelediniz mi?

“Anne Sütü ve Faydaları” yazımızı incelediniz mi?

”Anne Sütünü Neler Arttırır” yazımızı incelediniz mi?

“Gymboree – Okul Öncesi Eğitime Farklı Bir Soluk” yazımızı incelediniz mi?

“Montessori Eğitimi Hakkında Bilinmesi Gerekenler” yazımızı incelediniz mi?

“Bebek Oyuncakları Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler” yazımızı incelediniz mi?

“Bebek Oto Koltuğu Seçiminde Dikkat Edilmesi Gerekenler” yazımızı incelediniz mi?

“Baby Center- Anne Baba Adaylarına Tavsiye” yazımızı incelediniz mi?

by renaissance

Источник: http://www.normalisgood.net/bebeklerde-gaz-sanicisi-gidermek-icin-oneriler/

Gebelikte Röntgen Çektirmek

Uzmanlardan hamilelik şikayetlerini gidermede birebir öneriler..

Gebelik sırasında röntgen çektirmek anne karnında ölümlere, çeşitli malformasyonlara, kansere ve bebekte gelişme geriliğine neden olur.

Bu sonuçlar radyasyonun dozuna ve gebeliğin hangi döneminde yapıldığına göre her anne adayında farklı şekillerde görülür. Gebe olduğunu bilmeden röntgen çekilen bayanlarda bu sorunlara daha sık rastlanır.

5 rad (ışın miktarı) ve altındaki doza maruz kalan gebeliklerde sorun görülmez.

Hamilelikte röntgen çektirmek ya da çektirmek zorunda olmak büyük bir stres kaynağı haline geliyor. Çünkü radyasyon kelimesi dahi insanların tümü için bir endişe yaratıyor. Radyasyonun insan sağlığı üzerinde nasıl bir etki yaptığını tartışmaya gerek yok. Özellikle Çernobil faciası, bu etkiyi tüm dünyanın gözleri önüne serdi. Sakatlıklar, hastalıklar, kanser ve ölüm…

Radyasyon Nedir?

Bilindiği gibi maddeler atomlardan oluşur. Atomları oluşturan ise çekirdeklerinin etrafında dolaşan elektronlardır. Çekirdek pozitif yüklü ise onu çevreleyen elektronlar negatif yüklüdür. Atomu dengede tutan da işte bu artı ve eksilerdir.

Doğanın kanunu olan buraya kadar her şey olağan… Bazı atom parçaları fazla enerji yüklüdür ve dengesini korumak için bu enerjiden kurtulması gerekir. Kurtulmak için de enerji ya da elektronun fazlasını dışarıya yayar.

İşte atomdan etrafa yayılan bu parçacık veya enerji radyasyondur.

Yani akıllarda yer ettiği gibi radyasyon doğadan ayrı bir enerji değil, doğanın bir parçası. Dünya üzerinde yaşayan tüm canlılar ki buna insanlar da dahil zaten yer kabuğundan, güneşten, uzaydan radyasyon alıyorlar.

Ancak bu tamamen doğal bir radyasyon. Bir de bilimsel çalışmalar, teknolojik aletler gibi insan yağımı maddelerden yayılan radyasyon vardır. Bu radyasyonun tahmin edebileceğiniz gibi doğal olduğunu söylemek olanaksız.

Her radyasyon canlılara zarar vermez. Örneğin elektromanyetik dalgalar da bir radyasyondur. Ancak elektromanyetik dalgalar canlılara zarar vermez. Kanser yapmaz, sakatlığa neden olmaz, öldürmez.

Peki, canlılara zarar veren radyasyon nelerde bulunur? Canlılara zarar veren radyasyon iyonize radyasyondur. İyonize radyasyona neden olan maddeler de alfa, beta ve gamma enerjilerinde mevcut.

Bu 3 farklı enerji arasında en masum olanı alfa ışınlarıdır. Çünkü çok düşük enerjiler olduğundan kağıt dahi bu ışınları engellemeye yeter. Beta biraz daha zararlıdır çünkü alfadan daha yüksek enerjiye sahiptir.

Kağıt beta ışınlarını kesmeye yetmez, en az alüminyum bir levha gerekir.

Konuyu farklı bir yönüyle ele alalım. İyonize radyasyon yani canlılara zarar veren radyasyon, maddelerdeki atomların elektronlarını ayıracak kadar güçlü bir enerji türüne sahip olan atomlardır.

Canlıları etkilediğinde canlının DNA yapısını bozabilir. Hatta hücre ölümlerinin meydana gelmesi dahi iyonize radyasyon için hiç zor bir işlem değildir.

Peki, bu etki iyonize radyasyona maruz kalındığında hemen ortaya çıkar mı, hayır.

Öncelikle iyonize radyasyona ne kadar süre maruz kalındığı, ne kadar güçlü bir radyasyona maruz kalındığı, vücudun hangi bölgelerinin radyasyona maruz kaldığına bağlı olarak bu husus değişkenlik gösterir.

Kısacası doz, süre ve şiddet üçgeni içerisinde canlının radyasyondan ne oranda etkileneceği değişirken hiç etkilenmemiş de olabilir.

Sadece ciltte kızarıklığa da yol açabilir, cilt kanserine de… DNA yapısının bozulmasına da neden olabilir, hücrenin genetik yapısında da hiçbir değişime neden olmayabilir. Bazı etkiler kendini yıllar sonra belli ederken bazı etkiler hemen ortaya çıkabilir.

Röntgen Nedir?

Röntgen ışınları veya X ışınları yüksek enerjili radyasyondur. Bu ışınlar temas ettikleri maddelerde elektron kaybına neden olabilir. Bu maddelerin iyonize olmalarına da sebebiyet verebilir. Ancak tanı amacıyla kullanılan filmlerin çekilmesi için bu ışınlara ihtiyaç var.

Ne oranda kullanıldıklarına bağlı olarak hücre bölünmesine, DNA’nın bozulmasına neden olabilirler. Üstelik iyonize radyasyondan en kolay etkilenen hücrelerin hızlı bölünen hücreler olduğu anlaşıldı. Hızlı bölünen hücreye bir örnek ister misiniz; gelişmekte olan fetus ve ona ait tüm dokular.

Yani anne karnındaki bebek.

Röntgen çekilirken cilde temas eden ışınların vücut içerisinde seyahat etmemesine dikkat edilmesi gerekir. Hamile bir kadının el filmi çekildiğinde bu ışınlar vücutta ilerleyerek rahme ulaşmaz. Ancak rahim filmi için aynı durum geçerli değil.

Radyasyon Nasıl Ölçülür?

Radyoaktif bir kaynaktan insan vücuduna ulaşan radyasyonun miktarı farklı birimlerle ölçülebilir. Bu birimleri sievert, rad, rem ve röntgen olarak sıralayabiliriz. Farklı birimlerin ölçümde kullanılmasının nedeni vücuttaki her dokunun farklı oranlarda radyasyon alıyor olmasıdır.

Hamilelikte Röntgen Zararlı mıdır?

Radyoaktif ışınların hastalıkların teşhisinde son derece önemli ve faydalı olduğu bilinir. Özellikle röntgen ışınları çoğu zaman farklı bir tetkike gerek bırakmaz.

Özellikle vücut içerisinde yaşayan patolojilerin tespit edilmesi için X ışınları kullanılmadan önce vücut açılır, hekim tarafından bakılır ve yeniden dikilirdi. Teşhis ancak böyle konurdu.

X ışınlarının tıpta kullanılması tıp alanında büyük bir km taşıdır.

Çoğu zaman röntgen çektirmemiz gerektiğinde herhangi bir endişe duymayız. Ancak hamile bir kadının röntgen çektirmesi gerektiğinde X ışınlarının tıptaki faydası değil, canlı üzerindeki etkisi ağır basar. İşte bu durumda maksimum hassasiyet ile röntgen çektirilmesi gerekir.

Radyoaktif ışınlar hızlı bölünen hücreler üzerinde elbette daha etkilidir. Ancak vücudun bu ışınlara ne kadar süre maruz kaldığı ve ne oranda ışın ile vücudun temas ettiği de bu zararın belirleyicisidir. Bu konuda da gerekli araştırmalar yapıldığı için hangi durumda anne karnındaki bebeğin röntgen ışınlarından etkilendiği artık bir bilinmez değil!

Araştırmalara göre fetusa zarar verebilecek düzeyde olan radyasyon dozu 5 rad. bu dozun hiçbir radyoloji tekniği ile ulaşılamayacak yüksek bir doz olduğunu belirtmeliyiz. Fetus bu dozun altında radyasyona maruz kalırsa kesinlikle zarar görmez mi? Kesinlikle diyemeyiz ancak 5 rad altındaki dozdan fetusun etkilenme olasılığı çok düşük.

Örneğin Amerikan Aile Hekimliği Akademisi “hamilelik sırasında çekilen röntgen filmleri güvenlidir” diyor. Açıkçası Amerika’da hamile kadınlar bu konuda pek endişe yaşamıyor. Gözü kapalı röntgen odasına girebiliyorlar.

Onların bu denli rahat olmasının nedenini mi düşünüyorsunuz? Çünkü onlar şunu biliyor: Anne adayının güneş, uzay gibi doğadan sadece 3 günde aldığı radyasyon düzeyine röntgen filmleri ile ulaşması için tam 21 adet diş röntgen filmi çektirmesi gerekiyor.

“Ama benim akciğer filmi çektirmem gerekiyor” diyorsanız röntgeni çektirdiğinizde bebeğinize sadece 0.05 milirad radyasyonun ulaşacağını belirtelim. Yani bebeğinizin çektirdiğiniz röntgen filminden zarar görme olasılığı yok denecek kadar az ve bir o kadar da uzak bir ihtimal. Peki, diğer röntgen filmlerinin bebeğinize ne kadar radyasyon ulaştırdığını merak ediyor musunuz? Hemen paylaşalım.

Röntgen filmiBebeğe ulaşan radyasyon dozu
Kafa50 mrad
Boyun ve ense50 mrad
Göğüs50 mrad
Mammografi50 mrad
Myelography500 mrad
Üst gastrointestinal500 mrad
Diş0.02 mrad
IVP1 rad
Bel400
Pelvis400

Bu tablodan sizin de anladığınız gibi karın bölgesine çok yakın bölgeler üzerinde çekilen röntgen filmlerinde dahi, bebeğe ulaşan doz, ona zarar verebilecek dozun çok altında kalıyor. Ayrıca film çekilmesi esnasında karın bölgesinin üzerine kurşun gömlek konulabilir. Bu sayede ışınların daha az oranda karın bölgesine temas etmesi hatta dozuna bağlı olarak hiç temas etmemesi sağlanabilir.

Hamilelikte Röntgen Çekilmesi ve Radyasyon?

Eğer adet gecikmesi henüz olmamışken ya da birkaç günlük bir gecikme söz konusu iken röntgen filmi çektirdiyseniz, bebeğinizin sakat doğacağı, ileride kanser olacağı gibi endişelerle gebeliğinizi sonlandırmayın. Çünkü bu durumda bebeğin radyoaktif ışınlardan etkilenme oranı yok denecek kadar azdır.

Radyasyona maruz kalındığında hamilelik haftasına göre ortaya çıkabilecek etkiler şöyledir:

1.Malformasyon ve Prental Ölüm: Döllenmeden sonraki ilk 8 gün en duyarlı olunan dönemdir. Bu dönemde alınan radyasyon, hamile kadınların % 50 ila % 75’inde düşüğe neden oluyor.

Ancak düşük adet kanamasına yakın veya adet döneminde gerçekleştiğinden çoğu zaman fark edilmez. Fark edilen oran sadece % 10 ila % 15 civarında. 100 raddan daha yüksek oranda radyasyona maruz kalan insanlarda nelerin ortaya çıkacağına dair bir veri yok.

Ancak tahminler bebek rahme yerleşmeden önce 5-10 rad radyasyon alınmasının düşüğe veya anomalilere neden olabileceği yönünde.

2.Gelişme Geriliği: Döllenmeden sonraki 8. gün – 56. gün arasında kalan dönem en duyarlı olunan dönemdir. Japonya’ya atılan atom bombasından sağ çıkanlar üzerinde bir araştırma yapıldı. 25 rad radyasyona maruz kalan hamilelerin bebekleri incelendi. Bu bebeklerin daha kısa boylu, daha hafif ve aynı zamanda kafa çaplarının da daha küçük olduğu saptandı.

3.Nörolojik Etkiler: Döllenme sonrası 2. hafta – 15. hafta arasında kalan dönem en duyarlı olunan dönemdir.

Japonya’da atom bombasından kurtulanlar üzerinde yapılan araştırma bu konuya da ışık tutuyor. En sık karşılaşılan anomali mikrosefali yani kafanın küçük olması. Aslında mikrosefali durumuna zeka geriliği de eşlik eder.

Ancak radyasyondan kaynaklanan mikrosefali vakalarının yalnızca % 25’inde zeka geriliği de vardı.

4.Şiddetli Zeka Geriliği: Hamileliğin 8. haftası – 15. haftası arasında kalan dönem en duyarlı olunan dönemdir. Gözem verileri yine atom bombasından alınan radyasyona ait. Alınan her rad başına % 0.4 oranında şiddetli zeka geriliği gözlemlendi.

1 raddan daha az radyasyona maruz kalanlarda şiddetli zeka geriliği görülmedi.

Gebeliğin 8-25 haftalarında radyasyon alan bebeklerde her 100 rad için zeka düzeylerinde 25 puanlık bir azalma, bebeklerin ileriki yaşamlarında da epilepsi (sara) hastalığına daha sık yakalandıkları gözlemlendi.

5.Kanser: Yüksek dozda radyasyonun kansere neden olduğu bilinir. Ancak kanser etkisinin uzun süre sonra ortaya çıktığı da bilinmektedir. Anne karnındayken alınan her 1 rad radyasyon için çocukluk çağı kanserlerindeki artış 3000’de 1 veya 2 oluyor.

Hamilelik döneminde tanı amacıyla röntgen çekilmesi sonrasında bebeklerde kanser görülme riski, radyasyonun dozu ve gebelik yaşına göre şöyledir:
Gebelik yaşı0 rad1 rad5 rad10 rad
1. trimester0,070,250,881,75
2 ve 3 trimester0,070,120,30,52

Hamilelikte Röntgen ve Radyasyon Sonrası Öneriler

  • Hamilelik oluşmadan önce tanısal röntgen filmlerinin çektirilmiş olması, gebeliğin sonlandırılması için tek başına bir neden değildir.
  • Hamileliğin 2. haftası ve 8. haftası arasında kalan dönemde 15 raddan daha az dozda radyasyona maruz kalınması, gebeliğin sonlandırılmasını gerektirmez. Teratojen ilaç kullanımı gibi bir faktör duruma eşlik ettiğinde hamileliğin sonlandırılması düşünülebilir.
  • Hamileliğin 2. haftası ve 8. haftası arasında kalan dönemde 15 raddan daha fazla radyasyon alınması durumunda gebeliğin sonlandırılması uygundur.
  • Gebeliğin 8. haftası – 15. haftası arasında kalan dönemde 5 raddan daha düşük dozda radyasyona maruz kalınması gebeliğin sonlandırılmasını gerektirmez. Bu dönemde 5 – 15 rad arasında radyasyon dozuna ilave bir faktörün eşlik etmesi durumunda gebelik sonlandırılabilir. Daha yüksek dozda radyasyon temasında gebeliğin sonlandırılması daha uygundur.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK YAZILAR

Источник: https://www.gebelikveannelik.com/gebelikte-rontgen-cektirmek

Hamilelik şikayetleri için öneriler

Uzmanlardan hamilelik şikayetlerini gidermede birebir öneriler..

Anne olmak pek çok kadın için en tatlı heyecan. Çocuğunu kucağına alan anne, kendini dünyanın mutlu insanı olarak nitelendirebiliyor. Ama çoğu kadın bu tatlı heyecanın da zorlu bir süreç olduğunu da kabul ediyor.

Bebek doğduktan sonra başlayan zorlu süreç bir yana doğmadan da bazı anne adayları sıkıntılı günler geçiriyor. Bazı kadınlar, hamilelik döneminde pek çok sebeple şikayet edebiliyor. Zira hamilelik, fizyolojik ve hormonal değişimleri de beraberinde getiriyor.

Bulantı ve kusma gibi en yaygın şikayetler bazı anne adaylarının yaşam kalitesini belirgin şekilde düşürüyor. Ancak gerekli önlemler alınarak hamilelikteki yakınmalardan kurtulmak mümkün olabiliyor. Acıbadem Kadıköy Hastanesi ve Bağdat Caddesi Tıp Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç.

Dr. Belgin Selam, hamilelik döneminde anne adaylarında görülen en yaygın 5 şikayet anlattı ve önerilerde bulundu.

Bulantı ve kusma ne zaman başlar?

Genellikle ilk hamileliklerde daha çok şikayet edilen bulantı ve kusma sabahları daha sık olmakla birlikte, günün her saatinde gelişebiliyor.

Bulantı ve kusma, genç kadınlarda ve ikiz hamileliklerde daha şiddetli oluyor. Bulantılar, çoğunlukla 4–8 haftalıkken başlıyor ve 14–16 haftalar arasında azalıyor.

Fakat bazı hamilelerde 3’üncü aydan sonra başlayabiliyor ve bazılarında da tüm hamilelik süresince devam edebiliyor.

Öneri:

  • Sabah kalktığınızda bulantınız çok ise yataktan çıkmadan önce demli olmayan bir çay için. Yatağın başında galeta ve tuzlu kraker gibi kuru şeyler bulundurun.
  • Sabahları yataktan ani bir şekilde kalkmayın.
  • Hamileliğin erken döneminde sık görülen yorgunluk da bulantıyı şiddetlendirebiliyor. Dinlenmeyi ihmal etmeyin.
  • Mideyi tamamen boş veya tamamen dolu tutmak bulantıyı artırabiliyor. Gün içinde sık sık ve küçük öğünler şeklinde beslenin.
  • Yemekler sırasında az sıvı almak da bulantı sorununuzun hafiflemesine yardımcı olabiliyor.
  • Katı, kuru, yağsız ve tuzlu gıdalara yönelin. Tatlı veya meyve yediğinizde bulantınız olmuyorsa bunları da yiyebilirsiniz.
  • Hoş olmayan koku ve yiyeceklerden kaçının. Özellikle mutfak kokularından ve ağır parfümlerden uzak durun.
  • Tüm önlemlere rağmen bulantınız geçmiyorsa doktorunuza başvurun. İlaç tedavisi veya bir süre için hastanede yatışınız gerekebilir.

Mideniz sinyal veriyor

Hamilelikte en sık görülen şikayetlerden biri de midede yanmadır. Hamilelerin yüzde 50-80’inde bu sorun mide içeriği ve asidin yemek borusuna kaçması sonucu oluşuyor. Rahmin büyümesi mideye baskı yaparak yukarı doğru itiyor. Progesteron hormonunun etkisiyle yemek borusunun alt seviyesini büzen kaslarda gevşeme görülüyor. Dirençli durumlarda ender de olsa endoskopi gerekebiliyor.


Öneri:

  • Az miktarda sık öğün yiyin.
  • Yemekten hemen sonra yatarak istirahat etmeyin.
  • Yatağınızın başucunu yükseltin.
  • Gerekirse yemeklerden sonra antiasit sıvı ya da tabletler kullanabilirsiniz.

Bel ağrısı mı çekiyorsunuz?

Hamilelikte hormonların etkisiyle eklemlerde gevşeme ve özellikle ilerleyen hamilelik haftalarında postür (duruş) değişiklikleri bel ağrılarından sorumlu oluyor.

Yürüyüş, eğilme ya da yük kaldırma hareketlerinin ardından hafif dereceli ağrı hissedilebiliyor. İlerleyen hamilelik haftalarında sırt ve bel ağrısının şiddeti artıyor.

Bazı kadınlarda hamilelik sonrası da kalıcı şikayetler devam edebiliyor.

Öneri:

  • Hamilelikte aşağı doğru hareket ederken belden eğilmek yerine diz eklemlerinizi
  • kullanarak çömelin.
  • Otururken belinizi destekleyen yastık kullanmaya çalışın.
  • Yüksek topuklu ayakkabılardan kaçınarak ortopedik destekli, az topuklu ayakkabılar
  • kullanın.
  • Çok fazla ağırlık kaldırmayın.
  • Uzun süre ayakta durmayın.
  • Çok yumuşak yatak tercih etmeyin.
  • Hafif ağrı kesici ilaç kullanabilirsiniz.
  • Sıcak uygulama yapın ve istirahat edin.
  • Sırt kaslarınızı güçlendirecek egzersizler uygulayın. Günlük 30-40 dakika yürüyüş, yoga ve yüzme gibi aktiviteleri düzenli yapmayı ihmal etmeyin.

Kolunuzu bile kıpırdatamıyor musunuz?

Erken hamilelik haftalarından başlayarak pek çok hamilede yorgunluk ve artan uyku ihtiyacı görülüyor. Bu sorun, genellikle hamilelikte artan hormon seviyeleriyle bağlantılıdır. Özellikle hamileliğin ilk haftalarında gelişen bulantı ve kusma, halsizlik şikayetlerini artırıyor.

İlerleyen hamilelik haftalarında ise uyku kalitesi zamanla azalabiliyor. Hamileliğin son aylarında uyku süreleri kısalıyor, huzursuz bacak sendromu gelişebiliyor. Kansızlık sorunu varsa demir ve B12 vitamin takviyeleri kullanılıyor.

Tiroit fonksiyonlarında sorun mevcutsa, gerekli tedaviler uygulanıyor.

Öneri:

  • Hamileliğin ilk haftalarında artan uyku ihtiyacını doğal olarak kabul etmelisiniz. İlerleyen haftalarda gece uykusuz kaldığınız dönemlerde gündüz kısa süreli uyku molaları verin ve düzenli egzersiz yapın.

Kabızlıktan yakınabilirsiniz

Kabızlık da hamilelikte sık görülen bir sorun. Hormonların etkisiyle bağırsak hareketlerinde yavaşlama görülüyor. Büyüyen rahim ve bebeğin bağırsaklar üzerine bası yapmasıyla şikayetler artıyor. Özellikle hamilelikte demir takviyeleri kullanımı da bağırsak hareketlerini etkiliyor.

Öneri:

  • Sıvı alımı bağırsak hareketlerinin artmasında ve hamilelikte ortaya çıkabilecek kabızlık sorunlarının azalmasında etkili oluyor. Günde 1-2 litre sıvı alımını, su, süt ve ayran gibi içeceklerle sağlamalısınız.
  • İçerdikleri bol lif nedeniyle sebze, salata ve ara öğünlerde de meyve tüketin. Aynı şekilde düzenli egzersiz yapmak ve probiyotik kullanımı da hamilelikte fayda sağlayacaktır. Gerekirse arada bağırsak hareketlerini arttıran hafif laksatifler de kullanabilirsiniz.

Video: Hamilelik döneminde dikkat edilmesi gerekenler!

İlginizi çekebilir

Bebeğinizin doğum tarihini hesaplayın!

Hamilelikte kozmetik ürünler kullanırken dikkat!

Hamilelik döneminde beslenme

Hamilelik risklerini yok eden 10 önlem

Hamilelikte hangi test ne zaman yapılmalı?

Paylaş

Источник: https://www.acibadem.com.tr/Hayat/Bilgi/hamilelik-sikayetleri-icin-oneriler

Hamile Kalmanın Yolları: Uzman Görüşleri ve Önerileriyle! | Anneysen.com

Uzmanlardan hamilelik şikayetlerini gidermede birebir öneriler..

Hamile kalmak için öneriler aramadan önce doktoruna görünüp, ayrıntılı sağlık kontrolünden geçmen iyi olabilir. Bu kontrolle, hamile kalmadan önce giderilmesi gereken tıbbi herhangi bir sorunun varsa ortaya çıkar ve sen de bu sorunun üstesinden gelme imkanı edinirsin.

Ayrıca, hamilelik konusunda bilgi edinme, aklındaki soruları sorma, ilaç kullanımına dair doktorun tavsiyelerini öğrenme gibi birçok önemli konuda konuşma imkanı da bulmuş olursun.

Bu arada doktor kontrolünün bir kısmını da diş kontrolünün oluşturması gerektiğini söyleyelim. Hatta diş doktoruna görünmenin, sağlık kontrolünün en önemli kısımlarından biri olduğunu belirtmek lazım. Bunun sebebi hamilelik hormonlarının, ağız ve diş eti sorunlarını ağırlaştırabilir olması.

Buna ek olarak, bazı araştırmalar, hamilelik sırasında karşılaşılan bazı komplikasyonların diş eti hastalıklarıyla ilişkili olduğunu gösterir. Bu yüzden, hamilelik sırasında dişçi koltuğuna oturmak yerine, diş röntgeni, dolgu, diş cerrahisi gibi dişlerinle ilgili yapılması gereken işlemleri hamilelik öncesinde yaptırmanı öneririz.

Daha fazla bilgi al: Hamilelikte Diş Bakımı

2. Prof. Dr. İsmail Çepni: “Hamilelik vitaminlerini kullanma zamanı!”

Prenetal vitaminlere başlamak hamile kalma yöntemleri arasında ilk tavsiyelerden biri olabilir. Ne gereği var diyorsan, emin ol ki çok faydası var. İşte hamilelik öncesi vitamin kullanımının sebepleri:

Gebelik sırasında vücudunun folik asit, kalsiyum ve demir ihtiyacı artar ve bu ihtiyacı karşılamak için dışarıdan takviye gerekir. Bu takviyeyi de vitaminlerle sağlayabilirsin. Doktorlar hamilelikten 3 ay gibi bir süre önce bu vitaminlere başlamayı önerir.

Peki, bedenin bu maddelere neden ihtiyaç duyar?

  • Öncelikle, folik asitten başlayalım. Hamilelikte folik asit, bebeğin beyin ve omuriliğinde oluşan anomalileri önlemeye yardımcı olur. Bebeğinin daha sonrasında beyin ve omuriliğe dönüşecek olan nöral tüpleri daha hamileliğin ilk ayında oluşmaya başlar. Bebeğinin gelişiminin bu en kritik zamanında, daha hamile olduğundan dahi haberinin olmama ihtimali var. Bu sebeple hamilelik öncesi folik asit kullanımına başlaman iyi olur.

Ayrıntılı bilgi istersen: Folik Asit Hamile Kalmak İsteyenlere Nasıl Yardımcı Olur?

  • Hem senin hem de bebeğinin güçlü kemik ve dişlere sahip olması için kalsiyum ilaçları kullanman gerekebilir. Bu ilaçlar aynı zamanda kas, sinir ve dolaşım sistemlerinin düzgün gelişmesine de yardımcı olur.
  • Son olarak, demir takviyesi ise senin ve bebeğinin kan ve kas hücrelerinin gelişimini destekler. Böylece, kansızlığı da önlemen kolaylaşır.

Hamileliğe Hazırlıkta Hangi Vitaminleri ve Ek Besinleri Alman Gerektiğini Öğren!

Yine de bu vitaminleri almadan önce, doktoruna danışmanı öneririz.

Hamile kalma yolları arasında en önemli konulardan biri de beslenme! Hamilelik öncesi sağlıklı bir beslenme düzeni, gelişen ceninin hamileliğin ilk aylarında iyi beslenmesini sağlar.

Gebe olduğunu öğrenmen bebeğinin büyümeye başladığı ilk zamanlardan sonraya denk düştüğü için, hamile kalmayı planlamaya başladığın an itibariyle sağlıklı beslenmeye başlamanı öneririz.

Böylece, bebeğine 9 ay boyunca sağlıklı bir büyüme ortamı sağlayabilirsin.

Buna da bak: Hamilelik Öncesi Beslenme Programında Hangi Besinler Olmalı?

“Gebelik öncesi beslenme nasıl olmalı?” diye sorarsan;

  • Diyet yapmamalı,
  • Dengeli yemek yemeli,
  • Yediklerinin besin değerlerinin yüksek olmasına dikkat etmelisin diyebiliriz.

Yukarıda bahsettiğimiz folik asidi, beslenme yoluyla vücuda almak da önemli. Folik asit hangi besinlerde bulunur dersen, tam tahıllı ve yeşil yapraklı bitkiler ilk akla gelenler.

“Hamile kalmak için ne yemeli?” sorusunun daha ayrıntılı cevabı için seni aşağıdaki videoya alalım:

4. Op. Dr. Altuğ Semiz: “Yumurtlama dönemini takip et!”

İşte, “Nasıl hamile kalınır?” sorusunun en kilit noktasına geldik. Hamile kalmayı kolaylaştıran yöntemlerden en önemlisi, ovülasyon dönemin hakkında bilgi sahibi olman! Aylık döngünü takip etmen ve yumurtlama belirtilerini öğrenmen, hamile kalma ihtimalinin yüksek olduğu dönemi kaçırmaman açısından önemli!

Yumurtlama, genellikle adet döngüsünün ortasında gerçekleşir. Ortalama bir adet döngüsü, kanamanın ilk gününden bir sonraki kanamaya kadar 28 gün sürer. Ancak her kadının süreci farklı ilerler. 21, 28 veya 31 gün sürebilir. Öncelikle seninkinin kaç gün sürdüğünü belirlemelisin.

Bunun için öncelikle adetinin başlama gününü işaretlemelisin. Her bir adet döngünün kaç günde tamamlandığını da tespit etmelisin. Çoğu kadın için, yumurtlamaya en uygun zaman, adet döngüsünün ortasındaki 4. güne denk gelir.

Adet döngünü belirlemek, yumurtlama (ovülasyon) dönemini ve hangi günlerde cinsel ilişkiye girersen hamile kalma şansının daha fazla olduğunu gösterir. Peki, hamile kalmak için adetten kaç gün sonra ilişkiye girilmeli? Regl dönemini takip eden 14. gün, hamile kalma şansının en yüksek olduğu gündür, aklında olsun.

Bu işin kilit noktası nedir: Adet Döngüsü Nedir? Yumurtlama Dönemiyle Nasıl Bir Bağlantısı Vardır?

5. Hamilelik öncesi düzenli seks yap!

Kolay hamile kalma yollarını arayanların en çok merak ettiği konu, nasıl ve ne zaman seks yapacakları oluyor. Bebek sahibi olmak için partnerinle sık sık seks yaparsan hamile kalma ihtimalin de artar.

Her gün cinsel ilişkide bulunmanın sperm sayısını azaltarak, hamile kalmayı zorlaştırdığını düşünüyorsan, yeni araştırmaların bu kanının doğru olmadığının gösterdiğini söyleyelim.

Her gün cinsel birliktelik yaşamanın, 2 günde 1 birlikteliğe kıyasla, az da olsa hamilelik ihtimalini arttırdığı gözlemlendi. Bu sebeple, sperm sayısına dair bir tedirginlik yaşamamanı öneririz.

Ayrıca, sık birliktelik ile ovülasyon günlerini kaçırma ihtimalini de ortadan kaldırmış olursun.

Bu arada hamile kalmak için bazı pozisyonların daha uygun olduğu da düşünülüyor.

Bu haberi verdiğimiz için üzgünüz ama bu düşüncenin kolay hamile kalma yöntemlerinden biri olduğunu kanıtlayan bilimsel bir araştırma henüz yok.

Cinsel ilişki sırasında seçtiğin pozisyon, gebe kalmanı engellemiyor ya da doğurganlığını arttırmıyor. Evet, bazı pozisyonlar var ancak bunlar sadece hamile kalman konusunda sana biraz yardımcı oluyor, o kadar.

Sen yine de bak: Hamile Kalma Pozisyonları

6. Hamilelik öncesi alkol ve sigara kullanımını bırak!

Günde bir kadeh içki tüketiminin hamile kalma ihtimalini azaltmayacağını düşünen birçok insan var ve bunun doğru olmadığını gösteren herhangi bir çalışma da yok.Ancak fazla alkol tüketimi doğurganlığı azaltır ve adet döngünü bozarak yumurtlama gününü belirlemeni zorlaştırır.

Ayrıca hamile kalmayı planlayıp, bunun için korunmadan seks yapmaya başladığın süreçte, ne zaman hamile kalabileceğini bilemezsin. Hamile kalmış olma ihtimaline karşı alkolden uzak durmanı öneririz.

Sigara içerek, rahim ağzı sıvısında spermin yumurtaya ulaşmasını engelleyen değişikliklere sebep olursun, bu sebeple sigaranın doğurganlığı azalttığını söyleyebiliriz. Yalnızca senin değil; partnerinin de sigara kullanması sperm kalitesi için sakıncalı.

Beyler size sesleniyoruz: Sperm Kalitesi Nasıl Arttırılır?

Sigara içmek, yumurtalarının yaşlanmasına da sebep olur. Örneğin, 30 yaşındayken sigara içtiğin için 40 yaşındaki bir kadınınki gibi hareket eden yumurtalara sahip olabilirsin. Bu durum, devamında hamile kalmanı zorlaştırmış olur.

7- Biyolojik yaşını geçirme!

Geldik en önemli sorulardan birine: Hamile kalma yaşının sınırı nedir?

Bu soruyu şöyle cevaplayalım: 35 yaşından sonra doğurganlık azalıyor, yani hamile kalma olasılığı azalıyor. Fakat herkes için “Şu yaşa kadar hamile kalınabilir.” gibi bir şey söylemek mümkün değil. Ama 35 yaşına gelmeden bebek sahibi olmaya karar verirsen hamile kalman ileriki yaşlara göre daha kolay olur. Yani kolay çocuk yapma yollarından biri de bu yaş aralığını geçirmemek!

8- Yüksek ısıdan uzaklaş!

Saunaya gitmeyi veya sıcak suyla banyo yapmayı seviyorsan hamilelik öncesinde bu alışkanlıklarına ara vermelisin. Eşin için de şöyle bir uyarımız var: Testislerin fazla ısınması, sperm üretimini olumsuz etkiler. Testisler vücudun diğer kısımlarına göre daha soğuk tutulmalı, aklınızda olsun.

Hamile Kalmak İsteyenler İçin Uzak Durulması Gereken 10 Şey!

9- Kayganlaştırıcı kullanma!

Kayganlaştırıcı kullanmanın, spermlerin yumurtaya daha kolay ulaşmalarını sağladığı yönünde bir düşünce var ve bu, kolay hamile kalmanın yollarından biri sayılıyor. Ancak durum tam tersi! Kayganlaştırıcı jeller vajinanın pH değerini değiştirir ve spermler için uygun olmayan bir ortam yaratır.

10- Kilonu kontrol altında tut!

Hamile kalmanın kolay yollarından biri de ideal kiloda olman. Bu yüzden beslenme düzeninin yanında kilonu da kontrol altına alman gerekli. Çok kilolu ya da zayıf olman hamile kalma şansını düşürür. İyi ve sağlıklı bir beslenme programı ideal kilona da ulaşmanı sağlar.

Çok zayıf ya da çok kilolu olmak hamile kalma ihtimalini azaltır. Hamile kalabildiğin durumda ise bazı komplikasyonlar yaşama ihtimalini arttırır. Bu anlamda ideal kiloda olmanın hamileliğinin kolay geçmesi açısından önemli olduğunu hatırlatalım.

Videosu da var:

Kaynak:

Bebeğinizi Beklerken Sizi Neler Bekler – Heidi E. Murkoff ve Sharon Mazel

Источник: https://www.anneysen.com/hamilelik-planlama/makale/hamilelige-hazirlik-10-oneri-ile-hamile-kalmanin-yollari_10414

Kadın İşçilerin Gebelik Süresinde Çalışma Koşulları

Uzmanlardan hamilelik şikayetlerini gidermede birebir öneriler..

Anayasamız kimsenin, yaşına, gücüne ve cinsiyetine uymayan işlerde çalıştırılamayacağını,  kadınlar, küçükler ile ruhsal ve bedensel açıdan  yetersizliği  olan çalışanların, çalışma şartları bakımından  özel olarak korunacağını hükme bağlamıştır.

Anayasada, yasalarda, ilgili tüzük ve yönetmeliklerde kadın işçiye pozitif  bir ayrıcalık tanınması, kadın işçinin  doğasından kaynaklanan sebeplerle kadının bazı işlerde çalıştırılmaması veya kadının öznel durumundan kaynaklanan nedenlerle kadına özel haklar tanınması eşit davranma ilkesini zedelemek bir yana, bu ilkenin daha etkin bir şekilde tesisine katkı sağlamaktadır. Bu durum Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ile yapılan sözleşmelerde de korunmuş ve uygulamaya geçirilmiştir. Bu nedenle kadın işçilerin çalışma koşulları  hem iş kanununda hem de ilgili tüzük ve yönetmeliklerde ayrıntılı olarak düzenlemiştir.

Aşağıda sizlere kadın işçinin  gebelik süresinde çalışma koşulları, doğum izni hakkı ve süt izni sürelerinden yasal çerçeveler doğrultusunda bahsedeceğiz. Öncelikle yazımızda oldukça sık dile getireceğimiz “kadın işçi “kavramını açıklamakta fayda buluyoruz.

Kadın işçi: Medeni durumuna bakılmaksızın on sekiz yaşını doldurmuş kadın işçileri ifade etmektedir.

Kadın işçinin doğum izni ne kadardır?

Kadının Doğum ve Doğum Sonrası Çalışması Hakkında 183 sayılı Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)  Sözleşmesi 4. madde ile kadınlara doğum nedeniyle  verilecek iznin 14 haftadan az olamayacağı hükmü getirilmiş, doğum  sonrası verilecek iznin ulusal mevzuat çerçevesinde belirleneceğini ancak  bu iznin de 6 haftadan az olamayacağı belirtilmiş; 8.

madde ile kadının  hamilelik nedeniyle ayrıldığı işine tekrar aynı pozisyonda dönebilmesi  imkanı getirilmiş; 10. madde ile kadının çalışma sırasında bir veya daha  fazla emzirme izni alması düzenlenmiştir.

Ayrıca sözleşmede doğum  sonrasında kadına hastalık yardımı yapılması ve kadınların hamilelik ve  doğum nedeniyle işten çıkarılmalarının yasaklanması gibi hükümler yer  almaktadır.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici İş Göremezlik Ödeneği başlıklı 18.

Maddesi c bendindende Sigortalı kadının analığı halinde, doğumdan önceki bir yıl içinde en az doksan gün kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olması şartıyla, doğumdan önceki ve sonraki sekizer haftalık sürede, çoğul gebelik halinde ise doğumdan önceki sekiz haftalık süreye iki haftalık süre ilave edilerek çalışmadığı her gün için geçici iş göremezlik ödeneği ödenir. Kanunun lafzından da anlaşılacağı üzere kadın işçilerin doğumdan önce sekiz ve doğumdan sonra sekiz hafta olmak üzere toplam on altı haftalık süre için çalıştırılmamaları esastır. Çoğul gebelik halinde bu süreler doğumdan önce on, doğumdan sonra sekiz hafta olarak belirlenmiştir. Yazımızda kadın işçilerin çalışma koşullarını ele aldığımız için kadın işçinin hak ettiği geçici iş göremezlik ödeneğini başka bir yazı ile sizlere anlatacağız.

4857 Sayılı İş Kanununun Analık halinde çalışma ve süt izni başlıklı 74. Maddesinde de Kadın işçilerin doğumdan önce sekiz ve doğumdan sonra sekiz hafta olmak üzere toplam on altı haftalık süre için çalıştırılmamaları esastır.

Çoğul gebelik halinde doğumdan önce çalıştırılmayacak sekiz haftalık süreye iki hafta süre eklenir. Ancak, sağlık durumu uygun olduğu takdirde, doktorun onayı ile kadın işçi isterse doğumdan önceki üç haftaya kadar işyerinde çalışabilir.

Bu durumda, kadın işçinin çalıştığı süreler doğum sonrası sürelere eklenir ifadesi yer almaktadır.

Başka bir deyişle,  doğuma üç hafta kalıncaya kadar çalışan bir kadın işçi, doğum öncesi sekiz haftalık izin süresinin beş haftasını çalışarak geçirdiğinden, bu süreyi doğum sonrasına aktarabilecek ve böylece doğum sonrası sekiz haftalık izin süresine söz konusu beş haftanın da eklenmesi ile  toplam on üç hafta izin kullanabilecektir.

Kadın işçilerin doğumdan önce ve sonra sekizer haftalık sürelerde çalıştırılmaları yasak olduğu için  bu sürelerde işe gelmeyen  kadın işçinin hizmet akdi işverence feshedilemez. Yasa koyucu bu sayede doğum iznine ayrılmış işçinin işveren tarafından bu sebeple işten çıkarılmasının ve işveren tarafından haklı feshin önüne geçmiştir.

Doktor raporu ile gerekli görüldüğü takdirde, gebe işçi sağlığına uygun daha hafif işlerde çalıştırılabilir. Bu durumda ücretten indirim yapılmaz.

Başka bir işe geçiş yapılması teknik ve elverişli olarak mümkün değilse,  kadın işçinin güvenlik ve sağlığının  korunması için gerekli süre içinde, kadın işçinin de istemesi halinde ücretsiz izinli sayılması sağlanır. Bu süre, yıllık ücretli izin hakkı hesabında dikkate alınmaz.

Yıllık ücretli izin hesaplanırken doğum izinleri dikkate alınır mı?

Kadın işçilerin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 74. Maddesi hükümleri uyarınca doğumdan önce ve sonra çalışmalarının yasak olduğu sekizer haftalık (çoğul gebeliklerde doğumdan önce on, doğumdan sonra sekiz haftalık) süreler, yıllık izin haklarının hesabında çalışılmış gibi sayılır.

Örneğin;

Источник: https://iskanunu.com/haberler/1785-kadin-iscilerin-gebelik-suresinde-calisma-kosullari/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.