Uzun Süreli Hareketsizliğin Tehlikeli Sonucu Derin Ven Trombozu

Derin Ven Trombozu Belirtisi Nedir?

Uzun Süreli Hareketsizliğin Tehlikeli Sonucu Derin Ven Trombozu

Derin Ven Trombozu Belirtisi Nedir?

Derin Ven Trombozu (DVT) ile ilgili kısa, madde – madde bilgiler vermek istiyorum. Ekonomi Sınıfı Hastalığı (derin ven trombozu ve uçak yolculuğu) olarak bilinen derin ven trombozuna neden bu ad verilmiştir? Bu ve buna benzer kafanızdaki soruların yanıtlarını bu yazıda bulabilirsiniz. Derin Ven Trombozu belirtisi nedir?

Derin Ven Trombozu, son yıllarda giderek artan oranda karşımıza çıkıyor. Bunun farklı nedenlerinin olduğunu düşünüyorum, bununla ilgili farklı bir yazı yazmayı da planlıyorum bu arada.

Ancak, burada size Derin Ven Trombozu’nun kendisinden çok, karşımıza nasıl çıktığından, belirtilerinden bahsetmek istiyorum. Bunu yaparken de, madde – madde yazarak, akılda daha kolay kalacağını umuyorum.

Hadi bakalım, gelsin maddeler, bilgiler…

Derin Ven Trombozu Nedir?

Derin Ven Trombozu, toplardamar içerisinde (özellikle bacak, baldır ve kalça içerisinde bulunan) kanın pıhtılaşması ve kan akımının durması ile karakterize bir durumdur. Çoğu zaman, Derin Ven Trombozu oluştuğunda herhangi bir belirtiye neden olmaz. Tipik bir belirtisi de mevcut değildir.

Ancak, toplardamar içerisinde oluşan kan pıhtısının büyüklüğüne, toplardamarı tıkama derecesine bağlı olarak bacak ağrısı ve bacakta şişme gözlenebilir. Eğer, oluşan kan pıhtısı yeni oluşmuş ve daha küçük parçalara ayrılmışsa, bu küçük pıhtı parçaları toplardamar kan akımı ile daha uzak bölgelere (örneğin akciğer) taşınabilir.

Bunun sonucunda, aniden ortaya çıkan göğüs ağrısı veya çok ciddi nefes darlığı ilk belirtiler arasında olabilir.

Kan pıhtılaşması ile ilgili olarak daha fazla bilgi sahibi olmak isterseniz, bu yazım (kan pıhtılaşması) tam size göre. Mutlaka okumanızı tavsiye ederim.

Derin Ven Trombozu Risk Faktörleri Nelerdir?

Yaşlılık, derin ven trombozu risk faktörleri arasında yer almaktadır. MihaiParaschiv / Pixabay

Derin Ven Trombozu, oluşum nedenleri açısından farklı hastalıklar ve durumlar ile tetiklenen bir durumdur. Bu durumların listesi, farklılıklar gösterse de temel olarak Derin Ven Trombozu için risk faktörlerini sırayalacak olursak;

  1. Yaş: Derin Ven Trombozu, erken yaşlarda da karşımıza çıkan bir hastalıktır. Ancak, genellikle 50 yaş üzerinde daha sık oranda gözlenir.
  2. Ameliyatlar: Genellikle, kalça, uyluk kemiklerini içeren veya, uzun süren ameliyatlar.
  3. Hareketsizlik: Herhangi bir nedene bağlı olarak (hastalık, felç, demans, Alzheimer gibi), uzun süreli hareketsiz kalmak, toplardamar kan akımını bozacak ve kan pıhtısına neden olan faktörlerin bir araya gelmesini sağlar.
  4. Varis: Toplardamar hastalığı olan varis veya venöz yetmezlik durumlarında; damar içerisinde kan akışı bozulur. Bozulan kan akışına bağlı olarak, damar içerisinde kapakların bulunduğu bölgelerde kan pıhtısı gözlenebilir.
  5. Obezite: Şişmanlık veya obezite, özellikle hareketsizliğe ve bacak toplardamarlarının kan akımını bozarak, Derin Ven Trombozu için risk faktörü olur.
  6. Kanser: Kanser; kanama – pıhtılaşma sistemini etkileyen ve toplardamar içerisinde, tromboz (pıhtı) oluşumunu tetikleyen bir durumdur.
  7. Gebelik: Gerek hareketsizlik, gerek bacak toplardamar kan akımını bozucu etkisi ve gerekse de gebeliğin fizyolojik nedenleri (hematolojik açıdan kan pıhtılaşmasına eğilimin artması ve rahimin omurga üzerinde yer alan ana toplardamara basısı) kan pıhtılaşmasına neden olur.
  8. Doğum Kontrol Hapları: Doğum kontrol hapları, aslında birer hormon deposudur. Yapılarında, farklı kadın hormonlarını içerirler. Gerek östrojen ve gerekse de progesteron; kan pıhtılaşmasını arttırıcı özellikleri olan hormonlardandır.
  9. Kan Hastalıkları: Bu hastalıklar içerisinde özellikle yer alanlar; antitrombin III eksikliği, Protein C eksikliği, Protein S eksikliği, Faktör V Leiden Mutasyonu (faktör v leiden mutasyonu ve derin ven trombozu) (APC Direnci), Disfibrinojenemi, Hipoplazminojenemi, Ailesel homosisteinemi
  10. Bağışıklık Sistemini İlgilendiren Hastalıklar (Otoimmün Hastalıklar): Lupus antikoagülanı, Paroksismal Noktürnal Hemoglobinüri, Kalın Barsağın İltihabi Hastalıkları (Ülseratif Kolit, Crohn Hastalığı), Behçet Hastalığı

Evet, şimdi başladığım yere, Derin Ven Trombozu’nun 10 belirtisine döneyim. İşte, maddeler halinde, Derin Ven Trombozu belirtisi.

1- Derin Ven Trombozu Belirtisi olarak Baldır Bölgesinde Bacak Ağrısı

Bacak ağrısı, farklı nedenlere bağlı olarak karşımıza çıkan bir durumdur. Ancak, Derin Ven Trombozu durumunda, çoğu hastada ilk ortaya çıkan bir belirtidir. Farklı nedenlerinin olması nedeniyle, çoğu zaman göz ardı edilir veya basit ilaç veya tedavi yöntemleri ile geçiştirilmeye çalışılır.

Derin Ven Trombozu durumunda gözlenen ağrı, diğer ağrılardan biraz daha farklıdır aslında. Bacak ağrısının detayları ile ilgili bilgi verecek olursam; toplardamar içerisinde oluşan kan pıhtısının büyüklüğüne bağlı olarak, özellikle bacakta baldır bölgesinde başlayan, ayak bileği hareketleri ile şiddetlenen bir ağrı DVT için nerede ise tipiktir.

Tıbbın daha teknolojik gereçler ile adeta bir çöplüğe dönmediği ve gerçek tababetin uygulandığı dönemlerde bacak ağrısının Derin Ven Trombozu tanısında oldukça önemli olduğunu söyleyebilirim.

Aşağıda, sıralayacağım bulgular, o dönemlerde, renkli ultrason, bilgisayarlı tomografi veya venografi (venografi nedir?)  yok iken nasıl tanı konulduğunu anlamamıza yardım eder diye düşünüyorum.

  • Homans Bulgusu: Derin Ven Trombozu geliştiğinde, diz tam açıkken ayağın dorsifleksiyonu (bacağa doğru yaklaştırılması) ile baldırda ağrı oluşumu gözlenir.
  • Denecke Bulgusu: Derin Ven Trombozu, fizik muayenesinde, plantar fleksiyon durumunda baldırda ağrı gözlenmesi.
  • Louvel Bulgusu: Derin Ven Trombozlu hastada, şiddetli öksürük ile trombozlu bacakta ağrı gözlenmesi.
  • Mayr Bulgusu: Derin Ven Trombozu gelişmiş bacağın; dokunmakla hassas ve sıcak olması.
  • Pratt Bulgusu: Derin Ven Tromboz’lu ayakta, diz arkasında hassasiyet olması.
  • Tschmarke Bulgusu: Derin Ven Tromboz’lu ayakta, baldırı sıkmakla ağrının oluşması.
  • Bisgard Bulgusu: Derin Ven Trombozu’nda yere basıldığında, ayak tabanında ağrı olması.

Derin Ven Trombozu hastası olarak, hastalarım ile ilk kez karşılaştığımda, fizik muayenelerini yaparken bana çoğunun söylediği şey; ayağımın üzerine basamıyorum olmaktadır. Az önce, yukarıda okuduğunuz bulgular içerisinde, sonuncusuna (Bisgard Bulgusu) uymuyor mu?

Derin Ven Trombozu belirtisi konusunda yazıma devam edelim…

2- Bacak Şişmesi ve Baldırda Gerginlik

Bacak ağrısı şikayetinden sonra, karşımıza çıkan önemli belirtilerden birisi de bacak şişmesidir.

Yukarıda bahsettiğim gibi, toplardamar içerisinde kan akımının yavaşlaması veya tam olarak kesilmesi (toplardamar tıkanması) durumunda, bacak bölgesinde, ayak bileği çevresinde şişme gözlenir.

Bu şişme durumu, toplardamar kan pıhtısının boyutu ve Derin Ven Trombozu’ndan etkilenen damarın boyutu ile doğrudan ilişkilidir.

Ekonomi Sınıfı Hastalığı olarak bilinen Derin Ven Trombozu’nun; bu tanımı almasındaki en önemli neden okyanus ötesi seyahatlarda, özellikle cam kenarını tercih eden ve buna bağlı olarak daha az hareket etmek zorunda kalan kişilerde yolculuktan saatler sonrasında, bacak şişmesinin gözlenmesidir. Ama son zamanlarda, Derin Ven Trombozu’nun, ekonomi sınıfı hastalığı olmaktan çıktığını, business veya first class uçak seyahati (derin ven trombozu ve uçak seyahati) yapanlarda da karşımıza çıktığını belirtmek istiyorum.

3- Baldır Bölgesinde Ciltte Sıcaklık Artışı

Vücudumuz, birbiri ile uyum içerisinde çalışan bir sistemler topluluğudur. Derin Ven Trombozu geliştiğinde, toplardamar içerisinde kanın pıhtılaşmasının oluştuğu saniyeden başlayarak, farklı sistemleri etkiler. Bu sistemlerin başında immunolojik ve hematolojik (bağışıklık ve kan sistemi) sistemler yer alır.

Kan pıhtısının oluşumu bir uyarı niteliğindedir, inflammatuar (iltihabi) yanıta neden olur. Bunun sonucunda da kan pıhtılaşmasının olduğu bölgede (çoğu zaman baldır bölgesi) bölgesel bir ısı artışı oluşur. Isı artışının bir diğer sebebi de, toplardamar içerisinde biriken kanın kendisidir.

Tüm bu olaylar, bölgesel olarak farkındalık yaratıp, aslında vücudumuzun onarım mekanizmalarını aktive etmeyi amaçlamaktadır.

4- Bacakta Ağırlık Hissi ve Yorgunluk

Derin Ven Tromboz’lu hastalarda; gerek iltihabi ve gerekse de doğrudan damar içerisinde göllenen (biriken) kan nedeniyle, zaman içerisinde bacakta bir ağırlık hissi veya başka bir deyişle yorgunluk ortaya çıkar.

Muayene ve takiplerini yaptığım hastalarım bu durumun gün sonunda daha belirgin olduğunu, ve çoğu zaman durup dinlenmek zorunda olduklarını ifade ederler.

Toplardamar içerisinde oluşan kan pıhtısının boyutu ile doğrudan ilişkili olan bu durum, bacak veya bacakların yukarı kaldırılması ile kolayca azalmaktadır.

5- Ciltte Renk Değişimi

Derin Ven Trombozu  geliştiğinde, bozulmuş olan toplardamar kan akımı, cilt (deri) dolaşımını da etkilemektedir. Özellikle, gerginliğin ve ödemin fazla olduğu bölgelerde ciltte renk değişimi (alacalı – bulacalı) belirgindir. Bu durum, kılcal seviyedeki damarlar içerisinde kan dolaşımının bozulduğunun göstergesi olup, Derin Ven Trombozu’nun ciddiyeti konusunda fikir vermektedir.

Deride ortaya çıkan bu renk değişiminin esas nedeni; ayak bilekleri seviyesinde damar içerisinde yer alan ve kanın oksijen taşıyan alyuvarları içerisinde bulunan demirin (Ferrum), damar içerisinden damar dışına, doku içerisine geçmesidir. Evet, yanlış okumadınız. Demir elementinin, doku içerisine geçmesi ile bu renk değişimi oluşmaktadır.

6- Şişmiş ve Belirginleşmiş Toplardamarlar

Özellikle, bacaklarda yüzeysel toplardamarlarda Derin Ven Trombozu sonucunda kan dolaşımı bozulmaktadır. Bozulan kan dolaşımı sonucunda yüzeysel olan bu damarlar daha belirgin ve dışarıdan kolaylıkla görülebilir hale gelirler. Eğer bu duruma enfeksiyon eşlik ederse, dokunmakla hassasiyet gelişebilir.

6. maddeye geldik. Tüm belirtiler, diğer hastalıklarda da karşımıza çıkıyor. Derin Ven Trombozu belirtisi yerine, belirtiler demek hiç yanlış olmuyor.

Devam edelim…

7- Kuru veya Kanlı Öksürük, Öksürme ile Kan Tükürme

Derin Ven Trombozu belirtisi içerisinde, önemli bir yer tutan öksürük ile ilgili yakınmaya geldi sıra.

Derin Ven Tromboz’lu hastalarda; kuru veya kanlı öksürük, akciğer embolisi (pulmoner emboli, akciğere pıhtı atması) durumunda karşımıza çıkan bir durumdur.

Toplardamar içerisinde oluşan kan pıhtısının, daha ufak parçalara ayrılması ve damar yolu ile akciğer kan dolaşımına kadar gelmesi ile karakterize bir durumdur. Bu duruma çoğu zaman, şidettli nefes darlığı da eşlik eder.

Kan akımı ile sürüklenen kan pıhtısı boyutuna bağlı olarak, akciğer kan akımını tam veya tama yakın tıkar. Bunun sonucunda, hava ile açılıp kapanan, ancak kan dolaşımı olmayan bölge veya bölgeler oluşur.

Bu bölge veya bölgelerin alan büyüklüğü ile orantılı şekilde kuru veya kanlı öksürük gözlenir. Bu durum, akciğer embolisi (pulmoner emboli, akciğer pıhtısı) için oldukça tipiktir.

Bir süre sonra, oksijenlenmekte güçlük yaşayan kan; artan karbondioksit miktarlarına bağlı olarak el, yüz ve ayaklarda morarma oluşmaya başlayacaktır.

8- Nefes Alıp Verirken Göğüs Ağrısı

Derin Ven Trombozu’na bağlı veya doğrudan oluşan akciğer pıhtısı (pulmoner emboli, akciğer pıhtısı) durumunda ortaya çıkar. Çoğu zaman, nefes darlığı ile birliktedir. Göğüs ağrısı, tipik olarak nefes alıp vermekle ilişkilidir.

Kan dolaşımının olmadığı akciğer bölümünün göğüs duvarına olan teması sırasında ortaya çıkmaktadır. Akciğer embolisi için tipik sayılabilecek bir durumdur. Ancak, diğer durum ve hastalıklardan ayırıcı tanısının yapılması gerekmektedir.

9- Çarpıntı, Kalp Hızında Artış

Akciğer pıhtısı durumunda, ortaya çıkan çarpıntı ve kalp hızında artış (taşikardi), bir uyarı niteliğinde olmalıdır. Bu durum, kalp yetmezliği (sağ) gelişiminden önceki bir durumdur. Akciğer dolaşımını bozan kan pıhtısı doğrudan, kalbin çalışma ve pompalama düzenini bozmaktadır. Erken tedavi edilmediğinde, oldukça ciddi sonuçlara neden olmaktadır.

Derin Ven Trombozu belirtisi, ne kadar farklı yerlerde ortaya çıkıyor, değil mi?

10- Baş Dönmesi, Halsizlik

Derin Ven Trombozu sonucunda oluşan kan pıhtısının akciğer kan dolaşımını tam veya tama yakın şekilde tıkaması durumunda ortaya çıkar. Normal olarak, vücudumuzda birbirinden bağımsız, eş zamanlı çalışan iki kan dolaşım sistemi mevcuttur.

Bunlardan birisi akciğer kan dolaşımı, diğeri ise sistemik kan dolaşımıdır. Akciğer kan dolaşımının toplardamar kan pıhtısı nedeniyle kesintiye uğraması, doğrudan sistemik kan dolaşımını da etkilemektedir.

Sistemik kan dolaşımının etkilendiği durumda ise baş dönmesi, halsizlik gözlenmektedir.

Yazımın sonuna geldim. Derin Ven Trombozu belirtisi hakkında size bilgi vermek istedim. Günümüzde, doğum kontrol hapı kullanımı (doğum kontrol hapları ve varis) ile artan oranda karşımıza çıkan bu durum ile ilgili bilgi verdim. Konu ile ilgili olarak soru sormak isterseniz; buradan kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Ancak, sorunuzu sormadan önce lütfen bu yazıyı okuyunuz.

Sağlıkla kalın…

Prof. Dr. Mehmet Ümit Ergenoğlu

Источник: //mehmetergenoglu.com/derin-ven-trombozu-belirtisi-nedir/

Derin Ven Trombozu

Uzun Süreli Hareketsizliğin Tehlikeli Sonucu Derin Ven Trombozu

Derin ven trombozu (DVT) bacaktaki derin toplar damarlar içinde pıhtı oluşması anlamına gelmektedir. Pıhtı dışarıdan görülmeyen derindeki toplardamarlardadır. Pıhtı kan akımını tam yada kısmen engelleyerek bacakta toplardamar kanının birikmesine yol açar. Dışarıdan görülebilen toplardamarlardaki pıhtı yüzeyel ven trombozu veya flebit olarak adlandırılmaktadır.

Önemi:

DVT çoğu kez ağrısız olmakla beraber en önemli yanı oluşmuş olan pıhtının bulunduğu yerden kopup, kan akımı ile akciğer damarlarını tıkayarak ölüme neden olmasıdır.

Bu durum akciğer embolisi olarak isimlendirilir. Acil bir durum olup, derhal tedavi edilmediği takdirde ölüme yol açabilir.

DVT unda pıhtı zaman içinde erise bile –ki çoğu zaman tam olarak erimez- damarın içinde engeller, darlıklar oluşmasına ve kapakların bozulmasına yol açar. Bu durumda pıhtı oluştuktan yıllar sonra giderek artan bir şekilde bacaklardan dönmesi gereken toplardamar kanının akışı engellenip, damarlar içinde kan göllenmeye ve basıncı artmaya başlar.

Bu durumda toplardamarlardaki yüksek kan basıncının dokulara zarar vermesi sonucunda bacakta şişme, ağrı, renk değişikliği ve bilekte yaralarla (venöz ülser) karakterize toplardamar (venöz) yetmezliği gelişir.

Nadiren tıkanan toplardamar bacakta göllenen kanın boşalmasını engellemesi sonucunda bacak giderek şişer ve sonuçta atardamar dolaşımı bozularak bacakta gangren gelişir.

Phlegmasia Cerulea Dolens ismi verilen bu durum bacağın kaybına neden olabilen tek toplardamar rahatsızlığıdır.

DVT şu durumların bir arada bulunması halinde gelişir:

  • Derin toplardamarlardaki kan akımının yavaşlaması
  • Kanın pıhtılaşmaya olan yatkınlığının artması
  • Toplardamar iç yüzünün hasar görmesi yada bozulması

Bu durumlar günlük hayatta çok değişik şekillerde karşımıza çıkabilir.

Bunların en önemlisi örneğin ameliyat sonrası dönemde olduğu gibi uzun süreli yatak istirahati yada yürüyememektir. Benzer bir durum felç yada kalp krizi geçiren hastalar içinde geçerlidir.

Aynı şekilde uzun süreli uçak yada araba yolculuklarında da uzun süre hareketsiz oturmaktan ötürü DVT gelişebilir. Bunun yanında bazı kişilerde doğuştan pıhtılaşmaya yatkınlık vardır ve DVT yada benzer durumlar bu kişilerde ve akrabalarında sık sık ortaya çıkabilir.

Kanser hastaları ve hormon tedavisindeki hastalar ile gebelerde DVT açısından risk altındadırlar.

DVT açısından riskli gruplar

ÇOK ÖNEMLİ RİSK FAKTÖRLERİ (Risk 10 kat yada daha fazla ) ORTA DERECEDE ÖNEMLİ FAKTÖRLER (Risk 2-9 kat fazla) DAHA AZ ÖNEMLİ RİSK FAKTÖRLERİ
Kemik kırıkları
Kalça/diz protezleri
Büyük genel cerrahi ameliyatları
Büyük travma ve yaralanmalar
Omurilik yaralanmaları
Artroskopik diz cerrahisi
Santral kateterler
Kanserde ilaç tedavisi
Kalp yetmezliği/ solunum yetmezliği
Hormon tedavisi
Kanser
Gebelikten koruyucu haplar
İnme/felç
Gebelik/Lohusalık dönemi
Geçirilmiş DVT
Pıhtılaşmaya genetik yatkınlık (Trombofili)
3 gün yatak istirahati
Uzun süre oturmaya bağlı hareketsizlik
İleri yaş
Laparoskopik cerrahi
Şişmanlık
Varis

Bu durumlar arasında sıklıkla gözden kaçan sorun trombofili olarak nitelendirilen ve genetik olarak pıhtılaşmaya özel yatkınlık ile karakterize durumlardır. Bunların çoğu kanda pıtılaşmayı engelleyen doğal mekanizmalardaki eksikliklere bağlıdır. Bu durumların başlıcaları Hiperhomosisteinemi, FV Leiden, G20210A AT III eksikliği, Protein C eksikliği, Protein S eksikliği, yüksek pıhtılaşma faktör düzeyleri II, VIII, IX, XI, antifosfolipid antikorları olan durumlardır.

Pıhtılaşmaya yatkınlıkdan (Trombofili) özellikle bazı hallerde şüphelenilmelidir:

  • Genç yaşta DVT, Sık sık tekararlayan DVT, Ailede DVT öyküsü olması, Anormal (pıhtının sık görülmeyeceği)damarlarda DVT, Gebelikte DVT Tekrarlayan düşük gibi gebelik sorunlarıdır.

Belirtileri

DVT li hastaların yaklaşık yarısında hiçbir ciddi belirti olmayabilir. Ancak en yaygın şikayet bacakta ağrı, hassasiyet, şişlik ve bacağın renginin özellikle ayakta iken mor ya da mavimsi olmasıdır. Bacak diğer bacağa göre daha sıcak ve özellikle hasta ayağa kalktığında mordur. Bacakta toplardamarlar belirginleşmiştir.

Pıhtı akciğere ulaşırsa nefes darlığı, göğüs ağrısı, öküsürük ve kanlı balgam çıkarma şikayeti gelişebilir. DVT li hastaların yarısında daha tanı anında akciğer embolisi hiç ciddi bir klinik belirti vermeden bulunabilir. Ancak bazen akciğer şikayetleri en önde gelen şikayet olup, hastalar şiddetli solunum yetmezliği nedeni ile ölebilirler.

Tanı

Risk faktörleri bulunan bir hastada yukarıdaki şikayetlerin ortaya çıkması DVT yi akla getirmelidir.

Özellikle aktif kanser bulunan bir hastada yada uzun süre hareketsiz kalmayı gerektiren bir durum (hastanede yatmak, uzun yolculuklar) veya yeni geçirilmiş cerrahi girişim olduğunda bacakta ani oluşan şişlik, derin damarların üzerine basmakla oluşan ağrı ve yüzeyel damarların belirginleşmesi söz konusu ise DVT mutlaka araştırılmalıdır.

DVT tanısında en kolay ve güvenilir yöntem renkli Doppler ultrasonografidir. Renkli Doppler ultrasonografi ile DVT tanısı ağrısız, kolay, ucuz ve doğru bir şekilde konulabilir. Ancak karın içindeki damarlar, kalbe yakın ve göğüs boşluğundaki damarların renkli Doppler ultrasonografi ile değerlendirilmesi zordur.

Bu tip durumlarda daha güvenilir bilgiler verebilen bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans venografisi kullanılabilir. Bu yöntemler ayrıcı aynı seansta akciğer embolisi tanısı içinde kullanılabilirler.

Tanıda en güvenilir test olarak halen venografi kabul edilmektedir. Venografi için toplardamara bir kateter yerleştirilmesi gerekli olduğundan ağrılı bir işlemdir.

Diğer yöntemlerdeki gelişmeler nedeni ile venografi günümüzde çok daha az sıklıkla yapılmaktadır. Laboratuar testi olarak kullanılan yöntem ise D-dimer ölçümüdür.

Eğer D-dimer normal ise büyük bir olasılıkla DVT olmadığına işaret eder. Ancak D-dimerin kanda yükselmesi her zaman DVT ye işaret etmez.

Tedavi

DVT tedavisinin ana amacı akciğer embolisi ve tekrar DVT gelişiminin engellenmesidir. Tedavinin diğer amaçları ise hastanın bacağındaki şikayetin azaltılması ve ilerde oluşabilecek olan sorunların engellenmesidir. Bu amaçlar için günümüzde pıhtılaşmayı engelleyici antikoagulan tedavi ve varis çorabı uygulaması kullanılmaktadır.

Kanı inceltici ilaç (antikoagulan) kullanımı: Pıhtılaşmanın engellenmesi için heparin yada hazır enjektörler içinde düşük molekül ağırlıklı heparin adı verilen ilaçlarla tedaviye başlanır ve Coumadin yada Warfarin isimli ağızdan alınan ilaçlarla tedaviye 3-6 ay devam edilir.

İğne şeklinde verilen Heparin grubu ilaçlar 4-6 gün boyunca kullanılır. Bu arada eşzamanlı olarak başlanan Coumadin etkin olduğu 4-6 günden sonra Heparin grubu ilaçlar kesilir. Bu ilaçlar kanın pıhtılaşmasını engelledikleri için yüksek dozda kanamaya yol açabilirler.

Bu nedenle tedavi kanama riski ile pıhtılaşmanın engellenmesi arasındaki dar bir aralıkta yapılır. Ağızdan alınan ilacın etkinliği çok değişkendir. İlacın etkinliğinin protrombin zamanı ve buna bağlı INR isimli kan testleri ile bir yada iki haftada bir değerlendirilmesi gereklidir.

Etkin bir tedavi için arzu edilen INR değeri 2 ila 3 arasında olmalıdır. Bu değerlerin altında olduğunda tedavi etkisiz olacak ve akciğer embolisi ve DVT tekrarı riski artacaktır. Buna karşın bu değerin üzerine çıktığında ise kanama riski oluşur.

Kanamalar çoğu kez idrarda hafif kanama ve sonrada mide kanaması şeklinde ortaya çıkar. Kanama acil bir durum olup, mutlaka hastaneye başvurmayı gerektirir.

Pıhtının eritilmesi: DVT nin klasik tedavisi yukarıda ifade edildiği şekildedir. Bu tedavi hastayı akciğer embolisinden korur ve bacakla ilgili şikayetlerini önemli oranda azaltır. Ancak bacak hiçbir zaman normale dönmez. Bunun nedeni bacaktaki pıhtının tam olarak çözülmeyişi ve tıkanıklığın açılmayışıdır.

Tıkanıklığı açmak ancak özel bazı yöntemlerle mümkündür. Bu yöntemler kateterlerle pıhtıyı eritici ilaçların tıkalı damara verilerek pıhtının eritilmesi, pıhtının kateterlerle veya cerrahi yöntemlerle çıkarılmasıdır. Pıhtı eritildiğinde bazen açılan damarın bir daha tıkanmasını engellemek için anjioplasti, stent gerekli olabilir.

Bu yöntemler gerçekten hastanın şikayetlerinin önemli oranda veya tamamen geçmesine yardımcı olur. Ancak bu yöntemler belirli riskler taşıdıkları için bazı özel durumlarda uygulanır. Özellikle genç ve aktif yaşamı olan kişilerdeki DVT bu yolla tedavi edilmelidir.

Ayrıca DVT nin bacak kan akımını bozduğu ve gangrene neden olduğu “Flegmasya cerulea dolens” durumunda da bu yöntemlerle pıhtı ortadan kaldırılarak tıkanıklık giderilmelidir.

Varis Çorabı: İlaç tedavisi dışında DVT tedavisinin en önemli basamağını varis çorabı giymek oluşturur. Çorap 30-40 mmHg basınçta ve dizaltı düzeyine ulaşacak uzunlukta olmalıdır.

İlk bir kaç gün sürekli, sonraları ise sadece gündüzleri varis çorabı giyilmelidir. Çorap yataktan kalmadan ayağa geçirilir ve akşam yatıldığında çıkartılır. Çorap en az 2 yıl giyilmelidir.

İlk günlerde bacakları kalp düzeyinin üzerine kaldırarak istirahat etmek bacaktaki şikayeti azaltır.

Filtre yerleştirilmesi: Bazen tüm çabalara karşın akciğer embolisini engellemek mümkün olmaz.

Tedavi başarısız ise, tedavi başlanamamış yada yarıda kesilmiş ise akciğer emboli riskini azaltmak için toplar damar içine pıhtıları engelleyen bir filtre yerleştirilmesi gerekebilir.

Vena kava filtresi yönteminde kasıktan ya da boyundan kateterlerle en büyük toplar damar olan karındaki vena kava inferiyora yerleştirilir.

DVT de günlük yaşam için öneriler:

DVT geliştiğinde ağrı ve şişlik nedeni ile hastaların hareketleri ve yaşamları zorlaşır. Bu nedenle yaşamın normale dönmesi zaman alabilir.

Bacaklardaki şişliği azaltmak için bacakların altına birkaç yastık koyarak dizden hafif kırık şekilde kalp seviyesinin üzerine kaldırarak istirahat edilebilir.

Gece uyurken bu pozisyon zor olabileceği için yatağın ayak tarafına 10-15 cm lik yükselti konularak ayak tarafı biraz yukarıya kaldırılabilir.

Ayrıca aşağıdaki uygulamalarda yapılabilir:

  • Uzun süre oturmak gerektiğinde bacaklar hareket (tekrarlayan pedal basma gibi) ettirilmelidir
  • Uyanık iken her saat başı ayağa kalkıp kısa yürüyüşler yapılabilir
  • Bacakları sıkan kıyafetler giyilmemelidir
  • Varis çorapları doktor tavsiyesine uygun bir şekilde kullanılmalıdır
  • Sakatlanmaya neden olabilecek ağır hareketlerden kaçınılmalıdır.

DVT nin engellenmesi

Çok önemli sorunlara yol açabilecek olan DVT nin engellenmesi mümkündür. Bunun için DVT gelişimine yol açabilecek olan risk faktörleri azaltılır.

Özellikle büyük cerrahi girişimler ve uzun süreli hastane yatışlarında pıhtılaşmayı engelleyici ilaçların düşük dozda verilmesi, hastaların olabildiğince erken ayağa kalkıp yürümeye başlamaları, ameliyat anında ve sonrasında varis çorapları ve daha da iyisi havalı kompresyon cihazlarını kullanmaları DVT gelişimi riskini önemli oranda düşürür.Bunun yanında uzun yolculuklarda aralıklı yapılan bacak egzersizleri ve bol su tüketimi DVT riskini azaltabilir

Источник: //www.cuneytkoksoy.com/derin-ven-trombozu

Derin Ven Trombozu (DVT)

Uzun Süreli Hareketsizliğin Tehlikeli Sonucu Derin Ven Trombozu

Derin ven trombozu (DVT) derin yerleşimli toplardamarlarda pıhtılaşma ile damarların tıkanması anlamına gelir.

Trombozun en sık meydana geldiği yerler bacak ve kalça bölgesindeki derin toplardamarlardır, yol açtığı en tehli sorunlardan biri de akciğer embolisidir.

Damar tıkanması ya da toplardamar tıkanması olarak da adlandırılır ancak atardamar tıkanmasında çok farklıdır.

Pıhtı çoğunlukla diz altında baldır kaslarındaki toplardamardan başlar ve genellikle yukarıya, uyluk ve kasık toplardamarlarına ve hatta göbek seviyesindeki ana toplardamara (Vena Cava İnferiora) ulaşabilir. Tıkanmanın seviyesi ne kadar yukarıysa hastalığın şiddeti ve sonrasında gelişecek komplikasyonlar o kadar fazla olur.

Devamını Oku…

Derin Ven Trombozu bazen hiçbir belirti göstermez ve ancak akciğer embolisi gibi ölümcül bir komplikasyon meydana geldiğinde teşhis edilir. DVT en çok dizin altında, baldır içindeki bir derin toplardamarda meydana gelir. Tipik DVT belirtileri arasında şunlar yer alır:

  • Baldırda  şiddetli ağrı ve gerginlik
  • Baldırın şişmesi
  • Baldırda renk ve sıcaklık değişiklikleri. Normalde bloke olmuş  derin toplardamarda gidecek olan kan, yüzeyel toplardamarlara yönlendirilir. Böylece baldır ısınabilir ve kızarabilir.

Devamını oku…

Kan normalde toplardamar boyunca hızla akar ve çoğunlukla pıhtı oluşturmaz. Bacak toplardamarlarındaki kan akışı bacak hareketleri tarafından kolaylaştırılır zira kas faaliyeti, toplardamarları sıkıştırır. Bazen DVT açık bir sebep olmaksızın meydana gelir. Ancak aşağıdaki durumlar, DVT oluşma riskini arttırır…

  1. Toplardamardaki kan akımının yavaşlaması (Immobilite)
    Yavaş akan kanın normal akan kana göre pıhtı oluşturması daha olasıdır.2-2.5 saatten daha uzun süren genel anestezi altındaki işlemler sonrasında eğer önlem alınmazsa DVT görülme ihtimali yüksektir.
    • Anestezi altındayken bacak toplardamarındaki kan akışı çok yavaşlayabilir bu da pıhtı oluşması ihtimalini arttırır. Bazı cerrahi türleri (bilhassa pelvis veya bacaklara) DVT riskini daha da arttırır.
    • Kalça çıkığı gibi büyük ortopedik ameliyatlar ve kırık sonrasında bacağın sert bir alçı içine alınması da dahildir.
    • Yoğun bakım birimlerine alınan kişilerde immobil olmaları nedeniyle artmış DVT riski taşır.
    • Uçak, tren veya otobüs/araba ile uzun (12 saat ve daha fazlası) seyahatler riskin hafifçe artmasına neden olabilir.

Devamını oku…

Derin toplardamarlardaki pıhtının saptanmasında en sık başvurulan yöntemdir. Ses dalgalarını kullanarak, kan ve damar içindeki akımın resmini oluşturma prensibine dayanan bir yöntemdir.

Renkli Doppler ultrasonografi ile DVT tanısı ağrısız, kolay, ucuz ve doğru bir şekilde konulabilir. Ancak karın içindeki damarlar, kalbe yakın ve göğüs boşluğundaki damarların renkli Doppler ultrasonografi ile değerlendirilmesi zordur. Derin Ven Trombozu teşhisinde renkli doppler ultrasonografi ile kesin sonuç alınamaması durumunda diğer yöntemlere başvurulabilir.

D-Dimer Testi

Pıhtılaşma sırasında kan içine salınan maddenin ölçülmesi prensibine dayanır. Test sonucunda çıkan değer yüksek ise derin toplardamarınızda pıhtı varlığı yüksek bir olasılıkla doğrulanmış olur. Ancak D-dimer in kanda yükselmesi her zaman DVT tanısı için güvenilir bir anlam taşımaz.

Venografi

Bu test, eğer ultrasonografi ile bir sonuç alınamamış ise başvurulan bir yöntemdir. Toplardamarınıza enjekte edilen bir boya yardımı sağlanan görüntülerin incelenmesi temeline dayanır. Boya yardımı ile, toplardamar içerisinde kan akımının olup olmadığı saptanır.

Diğer Yöntemler

> Pulmoner emboli ön tanısı düşünülüyorsa, kesin tanı ve tedavinin yönlendirilmesi açısından kontrastlı Toraks BT yada pulmoner anjiografi yapılmalıdır.
> Manyetik rezonans (MR) görüntülemesi
> Bilgisayarlı tomografi (BT)

Bacaktaki toplardamarda bir kan pıhtısı oluştuğunda çoğunlukla damar duvarına saplı kalır. Belirtiler giderek yatışma eğilimi gösterir. Ancak iki ana olası komplikasyon söz konusudur:

• Akciğer embolisi (akciğere ulaşan bir kan pıhtısı).
• Post-trombotik sendrom (DVT sonrası gelişen geri dönüşümsüz varis hastalığı).

DVT geçiren az sayıda insanda kan pıhtısının bir parçası kopar. Bu parça kan akışı içinde hareket eder ve emboli olarak adlandırılır.  Emboli bir yere takılana kadar kan içinde hareket eder.

Derin bacak toplardamarlarındaki bir pıhtıdan kaynaklanan emboli, daha büyük bacak ve vücut toplardamarlarına, büyük kalp odacıkları aracılığıyla kalbe ulaşır ve kalpten akciğer atardamarına geçer; buna Akciğer embolisi (Pulmoner Emboli) adı verilir.

Akciğer Embolisi, Önlenebilir hastane ölümleri içinde 1. Sırada yer almaktadır.

Küçük bir akciğer embolisi hiçbir belirtiye yol açmayabilir. Orta büyüklükteki bir PE nefes alma sorunlarına ve göğüs ağrısına neden olabilir.

Ana akciğer atardamarını tutan büyük bir emboli; şok, hipotansiyon ve ani ölümle sonuçlanabilir.

Tedavi edilmeyen DVT geçiren her 10 kişiden yaklaşık 1 tanesinde belirtilere ve ölüme yol açabilecek kadar büyük bir akciğer embolisi geliştiği hesaplanmıştır. 

Akut, proximal DVT geçiren  ve uygun tedavi alamayan kişilerin %25-75 inde 2 yıl içinde Post-trombotik sendrom (PTS) gelişir. PTS gelişen kişilerin %90’ı 10 yıl içinde iş yapamaz duruma gelmektedir.

Damar içindeki pıhtının klasik yöntemlerle tedavisi ile pıhtının kendisinin kaybolması sağlanamamakta ve uzun dönemde toplardamarlar içindeki kapaklarda gelişen harabiyete bağlı geri dönüşümsüz venöz yetmezlik (varis hastalığı) gelişmektedir.

Kapakların kanı kalbe iletememesi ve sürekli geri kaçırması ile toplardamarlar içinde yüksel basınç gelişmekte.

Bu durumda ilerleyen dönemde bacakta şişlik, ağrı, ciltte kalınlaşma ve kalıcı hiperpigmentasyon ile ilerleyen dönemde venöz ülser denilen tedavisi zor yaralar meydana gelebilmektedir.

Yüksek seviyeli derin ven trombozlarında (Karın içi ve kasık) , diz altı DVT lere oranla daha yüksek oranda DVT gelişebilmektedir. Bu nedenle Yüksek seviyeli DVT’lerde tedavi konusunda daha agresif olunmalı ve kateter yollu  yeni tedavi yöntemleriyle akut dönemde aktif bir şekilde pıhtının erimesi sağlanmalıdır.

Detaylı Bilgi İçin Tıklayın

Aspirex ve Rotarex kateter sistemleri ile erken dönemde toplardamar içinde bulunan pıhtının tamamının eritilmesi mümkün olmaktadır.

Ultrason dalgalarının kullanılması, kan sulandırıcı ilacın pıhtının derinliklerine ulaşmasını ve erimenin sağlanması ile DVT’nin komplikasyonları önlenebilmektedir.

Atardamar ve toplardamar pıhtı ile tıkanıkları ile Akciğer embolisi tedavisinde Anjiojet Farmakomekanik Trombektomi ile hızlı ve etkin sonuçlar alınmaktadır.

Yeni nesil antikoagülanlarla (YOAK) yapılan tedavide kan sulanma düzeyinin rutin olarak kontrol edilmemesi, hastalara günlük yaşamda büyük konfor sağlamaktadır.

Kronik derin ven trombozu tedavisinde, seçilmiş hasta grubunda sonuçları çok başarılı olan, tüm dünyada en son geliştirilen tedavi seçeneğidir.

KTEPH hastalarında altın standart tedavi, Pulmoner Tromboendarterektomi adı verilen pıhtı ile tıkalı akciğer atardamar yatagının cerrahi endarterektomisidir.

DVT Derin Ven Trombozu çoğu kez büyük bir cerrahi işlemden sonra gerçekleşen sadece bir seferlik bir olaydır. Ancak DVT geliştiren bazı kişiler süregelen başka DVT oluşması riski taşımaktadır.

   Örneğin bir kan pıhtılaşması sorunu veya sürekli immobilite yaşıyorsanız. Yukarıda bahsedildiği gibi uzun süre antikoagülasyon (genelde warfarin içeren) almanız önerilebilir.

Hekiminiz size bu konuda öneride bulunacaktır.

İlk veya tekrarlayan DVT oluşumunu engellemeye yardımcı olabilecek diğer şeyler şunları içermektedir;

Hareketsizlik

Mümkünse uzun süre hareketsiz kalmaktan, örneğin uzun saatler bir koltukta oturmaktan kaçının. Yapabiliyorsanız ara sıra kalkıp yürüyün. Yapabilirseniz günde 30-60 dakikalık canlı bir yürüyüş daha da iyi olacaktır.

Burada amaç kanın birikmesini durdurmak ve bacaklardaki kan dolaşımını hareketli tutmaktır. Baldır kaslarını çalıştıran düzenli egzersizlerin de yardımı olur. Oturuyorken bile bazı baldır egzersizleri yapabilirsiniz.

Büyük ameliyatlar DVT için risk oluşturur – bilhassa kalça, alt karın ve bacaktaki ameliyatlar. DVT’yi önlemeye yardımcı olmak için (profilaksi) size ameliyattan hemen önce heparin enjeksiyonu uygulanabilir. Clexane® (enoksaparin) ve İnnohep® (Tinzaparin) tromboprofilaksi amaçlı verilen en yaygın heparin türleridir.

Kalça veya diz replasmanı ameliyatından sonraki tromboembolik komplikasyonları (örn DVT ve PE) önlemek için bazı yeni ilaçlar sunulmuştur. Rivaroksaban (Xarelto®) ve dabigatran eteksilat (Pradaxa®) bu durumlarda kullanılır ve enjeksiyondansa ağız yoluyla tablet olarak verilebilir.

Uzun ameliyatlar esnasında bacakları sıkıştırmak için bir pompaya bağlı şişirilebilir bir kılıf da kullanılabilir. Ayrıca size hastanedeyken giymeniz için kompresyon çorabı verilebilir (tromboembolik önleyici çoraplar). Ameliyattan sonra sizi mümkün olan en kısa sürede yataktan çıkarmak ve yürütmek de yaygın bir uygulamadır.

Yeni ilaç fondaparinuks sodyum (Arixtra®), bazı durumlarda cerrahi hastalarında veya hastanedeki immobilize, ilaç tedavisi gören hastalarda DVT’yi önlemek amacıyla enjekte edilebilir.

Uzun süreli uçak, tren, araba veya otobüs seyahatleri yaptığınızda ara sıra koridorda ileri geri küçük yürüyüşler yapmalısınız. Koltuğunuzda otururken baldır kası egzersizleri yapmaya çalışın.

  (bu egzersizi, ayak bileklerinizde daire çizerek, topuklarınızı yerde tutarken ‘ayakucu’ konumuna geçip ayak başparmağınızı yerden kaldırarak yapabilirsiniz.) vücudunuzun iyi su almasını sağlamayı, alkol, kafein ve uyku ilaçlarından kaçınmayı hedeflemelisiniz.

Eğer daha önce DVT geçirmişseniz uzun bir yolculuk veya uçuş yapmadan önce tavsiye almak üzere hekiminize görünmelisiniz. Aşırı kilolu kişilerde DVT riski daha yüksektir. Bu sebeple riski azaltmak için kilo vermeye çalışmalısınız

Bizimle iletişime geçin…

Derin Ven Trombozu, Post-Trombotik Sendrom veya Pulmoner Emboli hakkında öğrenmek istediğiniz tüm konular ve Türkiye’de mevcut en yüksek teknoloji ile uygulaması yapılan tedaviler hakkında bilgi almak için Doç.Dr.Mert DUMANTEPE ile iletişime geçebilirsiniz.

Источник: //www.derinventrombozu.com/derin-ven-trombozu-dvt/

Prof. Dr. Akay: Hareketsizlik ölümcül Derin ven Trombozu riskini arttırıyor!

Uzun Süreli Hareketsizliğin Tehlikeli Sonucu Derin Ven Trombozu

Hareketsizlik ve buna bağlı olarak gelişen çok sayıda hastalığın Türkiye için önemli bir sağlık sorunu olduğunu Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi ABD Öğretim Üyesi Prof. Dr. H.

Tankut Akay, şu bilgileri verdi: ”Bilgisayar başında çok fazla vakit geçirmek zorunda kalan beyaz yakalılar, öğrenciler hareketsizlikten kaynaklı hastalıkların risk grupları arasında bulunuyor.

Sigara kullanımı, uzamış hareketsizlik, uzun süre yatakta kalmak (uzamış yoğun bakım yatışı, hastanede yatış, felç nedeniyle yatağa bağlı kalmak gibi), genel anestezi gerektiren uzamış ameliyatlar (özellikle kalça çıkığı gibi büyük ortopedik ameliyatlar sonrasında, varis hastalığında genişleyen toplardamarlar içindeki türbülanakım nedeniyle kanın göllenmesi de pıhtı riskini artıran nedenler arasında.

Görünürde herhangi bir sağlık sorunu olmayan kişilerin hareketliliğinin artırılması bireyleri koruyan önlemlerin başında geliyor. DVT’den korunmanın yollarından en önemlisi de daha fazla hareket etmek…

“Pıhtıya karşı hareket et”

Prof. Dr. H. Tankut Akay, Derin ven Trombozu hastalık belirtilerini şöyle sıraladı:

  • Genellikle aniden ortaya çıkan ve çoğu zaman baldır bölgesi civarında oluşan ağrı
  • Derin Ven Trombozu’nda oluşan pıhtının büyüklüğü ve seviyesine bağlı olarak, değişik şekillerde ortaya çıkan şişlik. Eğer, pıhtı seviyesi kasık bölgesine kadar ulaşmışsa genellikle tüm bacak; eğer pıhtı diz toplardamarı seviyesinde ise baldırda şişme olur
  • Çoğu zaman bacak şişmesine, renk ve sıcaklık değişiklikleri eklenir.

Dünyada her 37 saniyede 1 kişi ‘derin ven trombozu’ nedeniyle ölüyor

Etkinlik kapsamında Medikal Akademi Ankara Temsilcisi Hatice PALA KAYA’nın sorularını yanıtlayan Prof. Dr. H. Tankut Akay, “Dünyada her 37 saniyede bir kişinin ölümünden ve her 4 kişiden birinin ölümünden sorumlu olan bir hastalıktan bahsediyoruz.

Batı dünyasında on binde 3 olan bu ölüm ve hastalık oranı, 65 yaşından sonra, yaşla beraber çok daha fazla artmakta. Türkiye’de bu konuda bir prevalans çalışması yok. Tahminen buna yakın değerler olduğunu söyleyebiliriz.

10 bin kişide üç kişi bu hastalığa yakalanıyor, yılda da toplam 30 bin kişinin ölümüne yol açıyor” bilgisini verdi.

Türkiye’de insanların hastalık hakkında çok bilgi sahibi olmadığını, ancak hastalık halinde farkına vardıklarını belirten Prof. Dr. Akay, “Derin Ven Trombozu öldürebilen ama önlenebilen bir hastalıktır. Ne yazık ki fazla bilinmiyor” dedi.

DVT’nin en önemli nedeninin hareketsizlik olduğunu hatırlatan Prof. Dr. H. Tankut Akay, herkes gibi gebelere de hareketlilik tavsiye ettiklerini belirterek, “Gebe bir kadında 6.

aydan sonra bebeğin büyüyen cesameti kanın yukarı doğru gelmesine engel oluşturacağı için orada bir durağanlık yaratıyor. Dolayısıyla sadece gebelik, çocuğun cesametinden dolayı bir risk faktörü.

İkinci olarak, gebelikte östrojen-progesteron dengesi değiştiği için hormonal olarak da Derin Ven Trombozu için risk faktörü oluşturuyor.

Bu tıpkı doğum kontrol haplarının risk faktörü oluşturması ile aynı şey hormonal olarak. Gebelikte alınan kilolar da riski artırıyor. Alınan her fazla kilonun Derin Ven Trombozu için riski artırdığını söyleyebiliriz.

Gebenin hareketsiz olması, multipl gebelikler, gebelikte fazla kilo alımı, gebelikte yapılan uzun süreli uçak yolculukları gibi hareketsiz kalması riski Derin Ven Trombozu görülme riskini artıran unsurlar” diye konuştu.

Hastalıktan korunmaya yönelik olarak ise Prof. Dr. Akay; kompresyon çorabı kullanımı, hareketlilik, bir kan hastalığı varsa, kan sulandırıcı ilaç kullanımı gibi çözümlerin öne çıktığını anlattı.

Gebelikte düşük molekül ağırlıklı heparinlerin tedavi amaçlı kullanılabildiğini belirten Prof. Dr. Akay, gebe olmayan kişilere yönelik yeni kuşak pıhtı önleyen ilaçların da kullanılabildiğini belirtti.

Susuz kalmayın, günde 1.2-2 litre su tüketin

Prof. Dr. H. Tankut Akay, su tüketiminin hastalıktan korunmaya katkı verdiğini de vurgulayarak, “Sıvı kaybettiğimiz zaman kanımız pıhtı yapmaya meyilli oluyor. Bu sebepten dolayı da bol su tüketmemiz gerekiyor. Eğer kalp yetmezliğimiz ya da böbrek yetmezliğimiz yoksa günde 1.5-2 litre kadar su tüketmek gerekiyor” dedi.

Ülkemizde her sene yaklaşık 30 bin kişi trombozdan ölüyor

Prof. Dr. Ahmet Rüçhan Akar etkinlik kapsamında yaptığı değerlendirmede, DVT kaynaklı ölümün önlenebilir olması nedeniyle bilinçlenmenin önemini vurgulayarak, “Meme kanseri, akciğer kanseri ve araç kazalarından ölenlerin toplamından daha fazla insanı damarlardaki pıhtılaşma nedeni ile kaybetmekteyiz. Bu verilere göre ülkemizde her sene yaklaşık 30 bin kişi trombozdan ölmektedir.

Bacak toplardamarlarında oluşan pıhtı bazen bu bölgelerden koparak akciğerlere atılıyor ve sonucunda pulmoner emboliye yol açabiliyor. Bu durumda ölüm veya kronik kalıcı hastalıklara yol açar. Tromboembolik olaylar hem erken dönemde hem de geç dönemde hayatınızı tehdit edebilir, yaşamınızı olumsuz etkileyen sorunlara neden olabilir.

Unutmayınız pıhtı fark edilebilir, önlenebilir ve tedavi edilebilir. Son yıllarda gelişen teknoloji ile hem yeni jenerasyon pıhtı önler ilaçlar, hem de pıhtının mekanik olarak temizlenmesini sağlayan cihazlarla tedavide önemli gelişmeler yaşanmaktadır.

Erken dönemde uzman bir kalp damar cerrahının sizi değerlendirmesini tavsiye ederiz” dedi.

Источник: //www.medikalakademi.com.tr/prof-dr-akay-hareketsizlik-ve-kilo-oluemcuel-derin-ven-trombozu-riskini-arttiriyor/

Derin Ven Trombozu Semptomları Sebepleri ve Bitkisel Tedavi Yolları

Uzun Süreli Hareketsizliğin Tehlikeli Sonucu Derin Ven Trombozu

Derin ven trombozu teşhisi, doktor tarafından koyulduktan sonra nedenleri ve tedavisi için en doğru yöntem belirlenecektir.

Derin Ven Trombozu, toplardamarlar üzerinde oluşan kan pıhtılaşması ile oluşur. Vücudumuzda yüzeyel venlerde de bu vaka görülebilir. Ancak derin damarlarda oluşan pıhtılaşma çok daha risklidir.

Derin Ven Trombozu Tanı ve Teşhis

Derin Ven Trombozu teşhisi konulmadan evvel bir takım tetkiklerin eksiksiz bir biçimde yapılması gerekir. Hatta testlerden önce doktorunuz tarafından fiziki muayene ile bacaklarınızda ve uyluk kısmında herhangi bir damar anomalisi olup olmadığı kontrol edilebilir.

Daha sonra ise kesin ve net tanının konulabilmesi adına testler uygulanır. Derin ven trombozu için risk taşıyan bazı gruplar olduğunu söyleyebiliriz.

  • Derin ven yırtıkları
  • Kan pıhtılaşma anomalileri
  • Aşırı hareket veya hareketsizlikten kaynaklanan derin ven deformasyonları
  • Obezite
  • Gebelik
  • Ailede DVT öyküsü

Bu gruplara dahil olmayan kişilerde de Derin ven trombozu görülebilme ihtimali olduğunu es geçmemek gerekiyor. Uygulanan testler ise aşağıdaki gibidir.

  • Ultrason: Bacaktaki damarlarda pıhtılaşmayı görüntüler
  • A D-Dimer: Testin amacı kanınızdaki pıhtılaşma oranını ölçmektir
  • Venografi: X-ray ile Ultrason yetersiz kaldığı zaman uygulanır
  • MR: Organ ve dokuyu etkileyen pıhtılaşmayı görmek amaçlanır
  • BT: Organ ve dokuların olası ven pıhtılaşmasından ne kadar etkilendiğini görmeyi amaçlar
  • VQ: Akciğerlerinizde Pulmoner Embolizm olma ihtimaline karşı uygulanan testtir

Kan pıhtısının derin ven trombozu sonucunda ayrılarak damarlarınız içerisinde hareket edebileceği biliniyor. Bu duruma emboli ismi veriliyor. Pulmoner Emboli ise PE ile ifade edilen durumdur. Akciğerlere kadar ulaşmış pıhtıyı sembolize eder. Ölüm riski dahi taşıyan bir vaka olduğunu söyleyebiliriz.

Derin Ven Trombozu Belirtileri

Derin Ven Trombozu Semptomları

Derin ven trombozu belirtileri açısından çok ön planda olan bir rahatsızlık değildir. Daha doğrusu net belirtileri olsa bile hastaların çoğunda bunlar gözlemlenmez.

  • Ayağa kalktığınızda bacağınızda ağrı
  • Bacağın belirli kısımlarında ateş yükselmesi, şişme, ağrı, renk değişimi
  • Bacağınızdaki toplardamarın görünür vaziyette belirmesi

Bu belirtileri görmeseniz dahi ayaktayken veya yürüyorken oluşabilecek tüm ağrıların derin ven trombozu olma ihtimali düşünülmelidir. Belirtileri doktor ile paylaşmak ve gerekli testlerin uygulanarak sonuçlarına göz atmak gerekir.

Böylece nedenleri araştırılabilir ve tedavisi için erken teşhis şansı doğar. Kronik DVT olan hastalarda veya ailesinde bu öykü bulunan kişilerde daha da hassas bir süreç gerekmektedir.

Derin Ven Trombozu Profilaksisi sayesinde tedavinin başarı oranının çok daha yüksek olacağı aşikâr.

Derin Ven Trombozu Nedenleri

Derin Ven Trombozu nedenleri açısından incelendiğinde birçok farklı unsur ortaya çıkıyor. Benzer sebepler gözlendiğinde bile aynı belirtileri görmek mümkün olmayabiliyor. Haliyle vücudunuzun yapısı, damar sağlığınız ve diğer hastalıklarınız derin ven trombozu için seyri değiştirebiliyor. Özellikle de Emboli riski burada ilk akla gelen faktör olarak inceleniyor.

Sık gözlemlenen sebepler için özellikle testler uygulanır. Doktorunuz test sonuçlarına bakar ve gerek gördüğü takdirde farklı görüntüleme testleri daha isteyebilir. Derin ven trombozu nedenleri kesin olarak ortaya çıkana kadar testler belirli aralıklarla devam edebilir.

  • Damar yapısının içten zarar görmüş olması
  • Kanınızın pıhtılaşma oranında anomali
  • Kan dolaşımı sorunları
  • Kemiklerde kırık veya çatlak
  • Ameliyatlar ve sonraki iyileşme süreci

Derin Ven Trombozu Tedavi Yöntemleri

Derin ven trombozu nedir? Toplardamarın adale arasında yer alan derin kısmında oluşan kan pıhtılaşmasına verilen isimdir. Derin ven trombozu tedavisi yapılabilir. İyileşme oranı yüksek bir rahatsızlıktır.

Tedavi haricinde de birçok farklı metotla daha stabil bir yaşam sağlanabilmektedir. Doktor tarafından tedavi seçeneklerinin genelde ilaç tedavisi şeklinde uygulandığını göreceksiniz.

Ancak özel çorap kullanımı gibi seçeneklerin burada önemli bir yer kapladığını söylemek gerek.

Derin ven trombozu tedavisi uygulanırken doktor tarafından önerilen ilaçlar dışında hiçbir alternatif kullanılmamalıdır. Burada risk faktörü doğmaması adına damar yapısına uygun ilaçlar tercih edilmek zorunda. İlaç sektöründeki yenilikler sebebiyle Derin ven trombozu tedavisi ilaçları damardaki pıhtıyı parçalamak, kanı sulandırmak ve pıhtı oluşumunu engellemek üzerine geliştirilmiştir.

  • Antikoagülan İlaçlar
  • Trombin İlaçlar
  • Trombolitik İlaçlar
  • Vena Kava Filtresi
  • Ayarlanabilir Sıkıştırma Çorapları

Derin Ven Trombozu Bitkisel Çözümler

Derin ven trombozu bitkisel tedavisi doktor tarafından size önerilmeyecektir. Ancak Profesör olarak hizmet veren önemli bitkisel tedavi uzmanlarının Derin ven trombozu bitkisel tedavi metotları bulunmaktadır. Toplardamarlar üzerinde oluşabilecek pıhtılaşmayı önlemeye yardımcı olabilirler.

Ancak Derin ven trombozu tedavisi doğrudan bitkisel metotlarla yapılamaz. Aksine ilaç kullanımına ek olarak uygulanması risk oluşturabilir. Yinede doktorunuza danışarak kullanmanız olası bir risk faktörünü minimal seviyeye indirecektir. Önerilen Flavonoid içeren yiyeceklerin pıhtılaşmayı önleyici ve kanı sulandırıcı etkileri olduğu ise doğrudur.

Kullanıcı Yorumları ve Oyları (Sizin oyunuz ilk olsun)
Loading…

Источник: //damarlari.com/derin-ven-trombozu.html

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.