Varisler, Skleroterapi Yöntemiyle Bir Saat İçinde Tedavi Ediliyor!

Variste Skleroterapi ve Yapıştırma Yöntemi

Varisler, Skleroterapi Yöntemiyle Bir Saat İçinde Tedavi Ediliyor!

Halk arasında kozmetik bir sorun olarak değerlendirilen varis, aslında toplardamarların fonksiyonlarını yerine getirememesinden kaynaklanan, bir dolaşım hastalığı olan venöz yetersizliğin önemli bir belirtisidir.

Toplardamarları etkileyen bir problem olarak varis, atardamar hastalıklarına oranla beş kat daha fazla karşımıza çıkmaktadır.

Bu bakımdan, sıkça karşımıza çıkan ve tedavi edilmediğinde önce yaşam kalitemizi, daha da ilerlemesi durumunda ise hayatımızı tehdit edebilecek boyutlara ulaşan varisin ne olduğuna ve semptomlarına değinmek faydalı olacaktır.

Varis Nedir ve Semptomları Nelerdir?

Sistematik işleyen bir mekanizma olarak vücudumuzda, toplardamarlar (venler) dolaşım sistemi için önemli bir fonksiyona sahiptir. Kalp tarafından pompalanan temiz kan arterler tarafından vücuda dağıtılır ve ayak parmak uçlarına kadar getirilir.

Ayak parmak uçlarına kadar getirilen kanın, yeniden temizlenmesi için kalbe ve akciğerlere geri gönderilmesi görevi bacaktaki toplardamarlara aittir.

Ancak, damarlarda bulunan ve kanın doğru akışını gerçekleştirmeye yardımcı olan kapakçıklar (valfler) bozulduğu zaman dolaşım sistemi fonksiyonlarını doğru şekilde gerçekleştirememekte ve kan kalbe doğru kaçabilmektedir. Bu noktada, damarlarda meydana gelen ve bütün bir dolaşım sisteminin bozulmasına sebep olabilen durum, varis adını almaktadır.

Varis, temel görevi kanın oksijenlenmesini sağlamak ve dolaşıma yeniden katılması için kanı taşımak olan toplardamarlardaki kapakçıkların bozulmasıyla meydana gelen durumdur. Bu kapakçıkların bozulmasıyla, oksijenlenmiş kan yukarıya taşınamamakta, damar içinde birikerek varis halini almaktadır.

Varisler; ağırlık hissi, ağrı, şişlik, parestezi, gece krampları, yorgunluk ve kaşıntı, huzursuzluk gibi hislerle semptomlar oluşturabilmektedir. Genel itibariyle varisin kendini gösterme durumlarını şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Yeni ve kötü görünen damar oluşumları meydana gelmesi; 1-2 mm çapında, örümcek ya da ağaç kökü görünümünde, koyu bir noktadan etrafa yayılan kırmızı, mor ya da mavi renkli ince kılcal damarlar oluşmasıyla varis kendini göstermektedir.
  • Gözle daha net görülebilecek, 3-4 mm çapında mavi- yeşil görünümlü damarlar oluşmasıyla,
  • Cilt altında çubuk makarna ve fındık gibi görünen damarlar meydana gelmesiyle de ortaya çıkabilmektedir.

Varis tedavisinde, hangi hastaya hangi tedavi yönteminin uygulanacağı varislerin durumuna göre belirlenmektedir. Bu nedenle varislerin durumunu belirlemek amacıyla, fizik muayenenin yanı sıra, doppler ultrasonografi çekilmesi gerekmektedir.

Skleroterapi Nedir?

Vücutta, şiş, koyu renkli, düz olması gerekirken sıklıkla kıvrımlı, büküntülü ve anormal derecede genişlemiş halde ortaya çıkan varisler, skleroterapi yöntemiyle tedavi edilebilmektedir.

Variköz ven olarak da adlandırılan varislerin yok edilmesi amacıyla, sklerozan madde enjeksiyonu yapılması yöntemi, skleroterapi adını almaktadır. Sklerozan madde, tıpta sık kullanılan terimlerden biridir ve sertleştiren manasına gelmektedir.

Uygulanmasıyla, kıvrımlar ortaya çıkmış ve anormal derecede genişlemiş olan damarların kurutulması sağlanabilir.

Skleroterapi yöntemiyle, enjekte edilen sklerozan madde damarların büzüşmesine ve kurumasına olanak sağlamaktadır. Biriken küçük kılcal damarlar yoluyla bir damar izi oluşturulmakta ve biriken kan sağlıklı damarlara böylelikle yönlendirilebilmektedir.

Oluşan damar izi ise, dokular tarafından absorbe edilip kaybolmaktadır.

Yani, damar içine enjekte edilen ilaç yoluyla damar kapatılmakta, bu süreçte kan akışı sağlıklı damarlara yönlendirilmekte ve böylece varisli damarlar, zaman içinde vücut tarafından ortadan kaldırılmaktadır.

Günümüzde sklerozan madde olarak, hipertonik serum fizyolojik, sodyum tetradesil sülfat, polidokanol, etil alkol olmak üzere birçok madde kullanılmaktadır. Türkiye' de skleroterapi yönteminde enjekte edilen ilaç ise daha çok, polidokanoldur. Skleroterapi yöntemi, çapı 1-4 mm arasında olan varislere uygulanmaktadır.

Skleroterapi yöntemiyle vücuda enjekte edilen sklerozan maddenin enjekte edilme yöntemi farklılaşabilmektedir. Hatta skleroterapi yöntemi enjekte yöntemine göre 2'ye ayrılmaktadır. Bu yöntemler:

  • Direk sıvı olarak enjekte yöntemiyle skleroterapi; kılcal damarların tedavisinde %0,5'lik polidokanol havayla karıştırılmadan sıvı olarak PPD iğnesiyle enjekte edilmektedir. Bu iğnelerin hacmi çok küçük yapıdadır ve dolayısıyla köpük hazırlamaya uygun değildir.
  • Köpük skleroterapi yöntemi; damarlara enjekte edilen sıvı sklerozanın hava ile karıştırılarak köpük olarak enjekte edilmesi yöntemidir. Köpük skleroterapi için daha çok, 23-25 G kelebek iğneler kullanılmaktadır. Köpük skleroterapi sırasında hastalara tek seansta verilen hava miktarı 8 ml'yi geçmemelidir. Kullanılacak olan ilaç miktarı, hastanın vücut ağırlığına göre henüz işleme başlamadan önce planlanmalıdır.

Skleroterapi etkili ve kısa süren bir işlemdir.

Skleroterapinin Uygulanmasının Sakıncalı Olduğu Durumlar Nelerdir?

  • Gebelik veya emzirme dönemi; süt ve ilaç geçişi olan dönemler olduklarından, bu dönemlerde skleroterapi yöntemi uygulanması fetal hasar riski oluşturmaktadır
  • Ciddi alerjik veya bronşiyal astımı bulunan hastalar için sakıncalı bir yöntem olabilmektedir.
  • Yaşlı hastalarda; 70 yaşından büyük hastalarda uygulanması risk taşımaktadır.

Doğum kontrol hapı kullanan hastalarda tedavinin kullanılmasında bir sakınca görülmemektedir.

Ancak geçmişte pıhtılaşmayla ilgili sorun yaşamış kişilerin tedaviye uygun olup olmadığı, doktor tarafından yapılan tetkikler sonucunda belirlenebilmektedir.

Varis Tedavisinde Yapıştırma Yöntemi

Varis tedavisinde yapıştırıcı yöntemi; tıbbi bir yapıştırıcı madde olan siyanoakrilatın, varisli damarlara enjekte edilmesi yoluyla gerçekleştirilen yöntemdir.

Siyanoakrilat enjekte edilen varisli damarlar, bu tıbbi yapıştırıcı madde yoluyla birbirine yapışmakta ve ortadan kaldırılmaktadır.

Tıbbi yapıştırıcı madde, bir katater, yani ince bir tüp yoluyla varisli damar içine yerleştirilmekte, sonrasında damar kapatılmakta ve doğal olarak kan akışının bacaktaki diğer sağlıklı damarlara geçişi sağlanmaktadır.

Varis tedavisinde yapıştırma yöntemi sırasında anestezi kullanılmamakta, kesi ve dikiş yapılmamaktadır. Dolayısıyla hasta günlük hayat akışına kaldığı yerden devam edebilmektedir.
Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Источник: https://www.doktortakvimi.com/blog/variste-skleroterapi-ve-yapistirma-yontemi

Varis Ne Zaman Tedavi Edilmeli?

Varisler, Skleroterapi Yöntemiyle Bir Saat İçinde Tedavi Ediliyor!

Varis Ne Zaman Tedavi Edilmeli?

Yazımın konusu, sıcak havaların ve yaz mevsiminin adeta belalısı haline gelen varis. Ama bu sefer, varis ne zaman tedavi edilmeli konusuna yanıt vermeye çalışacağım.

  • Varis için ideal tedavi ne zaman?
  • Varis tedavisi her zaman, her mevsimde yapılır mı?
  • Varis tedavisinde, özellikle son yıllarda gelişen teknolojiler, tedavi zamanlaması konusunda etkili oldu mu?
  • Varis tedavisinde, mevcut tedavi seçeneklerinin uygulanması açısından, zaman, mevsim veya süre yönünden dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?

Bu liste böyle uzar, gider. Aklıma geliveren bu soruları, aslında siz ve hastalarım soruyor. Ben aklımda kalanları buraya yazdım. Bu yazıda da, aklımda kalan ve sizlerin sıklıkla varis ne zaman tedavi edilmeli ile ilgili soruları yanıtlamaya çalışacağım.

Bu sorunun yanıtını vermeden önce anlaşılır olması açısından bir konuya değinmek istiyorum. Hastalarımın kolay anlayabilmesi ve tedavi seçeneklerinin daha basit açıklanabilmesi açısından varis üç bölümde incelenir.

  1. Kozmetik Varis
  2. Kozmetik Olmayan Varis
  3. İkisi Beraber Olan Varis (karışık durum)

Kafanız karışır gibi oldu. Hiç duymadığınız kavram ve tanımlamalar olsa da bunlar, tedavi seçenek ve sürecinin kolay anlaşılabilir olması açısından, tamamen benim bulduğum bir sınıflama aslında.

1- Varis Ne Zaman Tedavi Edilmeli: Kozmetik Varis Tedavisi

Kolay anlaşılabilir olması açısından sınıflandırdığım varis hastalarımın büyük çoğunluğu kozmetik varis grubu içerisinde yer almaktadır. Bu hastaların ortak özellikleri arasında;

  • genç olmaları,
  • doğum yapmamış olmaları,
  • geçmiş veya yakın zamanda doğum kontrol hapı kullanma hikayelerinin olması bulunmaktadır.

Hastalarımın azımsanmayacak bir bölümünü oluşturan bu grupta; genellikle ilk başvuru nedeni kılcal damarların son zamanlarda birden arttığı ve bu durumun yarattığı endişedir. Her muayenede yaptığım gibi, detaylı bir hikaye ve hastalık geçmişinin sorgulanmasını takiben aslında, mevcut durum şekillenmektedir.

Venöz yetmezlik veya varise bağlı şikayetlerden daha çok kılcal damarların varlığı ön planda ortaya çıkmaktadır. Muayenenin tamamlanmasının ardından, istenen venöz doppler ultrasonografi ile son nokta konulmaktadır.

 Venöz yetmezliğin olmadığının saptanması, Safen toplardamar çaplarının normal sınırlar içerisinde olması kılcal damarların altta yatan ciddi bir venöz yetmezliğe bağlı olmadığını ortaya koymaktadır.

Kılcal damarların tedavisinde uygulanan seçenekler üzerinde biraz durmak ve bilgi vermek isterim.

  • Skleroterapi (sıvı veya köpük): Oldukça ince iğne yardımıyla, özel bir kimyasal sıvı (veya köpük) kılcal damar içerisine uygulanması yöntemidir. Halk arasında, iğne ile çekme yöntemi adı verilmektedir. Tecrübeli kişi ve merkezler tarafından yapılmasını şiddetle öneririm. Bu konu ile ilgili daha fazla bilgi için skleroterapi kılcal damar tedavisi başlıklı yazımı da okumanızı tavsiye ederim.
  • Ultrasonografi eşliğinde yapılan köpük skleroterapisi: Bu yöntemi, yukarıda bahsettiğim tedavi yönteminin, kılcal damarlardan daha büyük damarlar için, ultrasonografi eşliğinde yapılması olarak adlandırabiliriz. Köpük haline getirilen kimyasal madde, yine ince bir iğne ile ultrasonografi eşliğinde uygulanmaktadır.
  • Transkütan radyofrekans uygulaması: Kılcal damarların tedavisi için radyofrekans tedavi seçeneği, lazer gibi oldukça uzun zamandır uygulanmaktadır. Ses dalgası (radyofrekans) tedavi yönteminde, damar içerisine iğne ile enjeksiyona gerek kalmadan, damar büzüştürülmektedir. Bunun sonucunda, işlemin uygulandığı kılcal damar zaman içerisinde, kendi vücudunuz tarafından ortadan kaldırılmaktadır. Genellikle bu süre 2-3 ay kadar sürmektedir. Bu tedavi şekli ile ilgili detaylı bilgi için; kılcal damar radyofrekans tedavisi  ve kılcal damar tedavisi başlıklı yazılarımı kesinlikle okumanızı öneririm.
  • Transkütan lazer uygulaması (Nd-YAG): Kılcal damarların tedavisinde en az radyofrekans uygulaması kadar eski olan bir diğer yöntem ise; transkütan lazer tedavisi yöntemidir. Bu yöntemin; Türkiye’de ilk kullanıcılarından birisi idim. Lazer tedavisi için ilk başlarda 980 nanometre diod lazeri kullanıyordum. Oldukça ağrılı ve bir o kadar da iz bırakma potansiyeli olan bir yöntem idi. Son yıllarda, lazer teknolojisinin gelişmesine paralel olarak transkütan lazer uygulaması için Nd-YAG lazerler kullanıma girdi. Nd-YAG lazerleri, çok basit olarak epilasyon amacı ile kullanılan lazerlerdir. Ancak, uygulama bölgesinin farklılığı nedeniyle probe (uç) farkı mevcuttur. 980 nanometre diod lazer uygulamasına göre, Nd-YAG transkütan lazer uygulaması daha az ağrılı olmakta ve hastalar tarafından tolere edilebilmektedir.

Tüm uygulamaların kısa açıklamalarını yaptıktan sonra, gelelim kilit soruya: Kılcal damarların tedavisinde nelere dikkat etmeliyim? Bu sorunun yanıtını kolay olması ve akılda kalması açısından madde, madde vermek istiyorum.

  • Ne Zaman Yaptırmalıyım?: Skleroterapi uygulaması (sıvı veya köpük, farketmez) güneş ışınlarının en yoğun olduğu yaz döneminde yapılmamalıdır. Bu tedavi için en ideal dönem Ekim – Nisan ayları arasındadır.
  • Güneş – Solaryum ve Skleroterapi: Solaryum uygulaması sırasında, skleroterapi, transkütan radyofrekans ve lazer uygulaması yaptırmayınız. Ultraviyole ışınları (güneş veya solaryuma bağlı) ile bu tedavi yöntemleri arasında adeta şiddetli bir geçimsizlik mevcuttur. Uygulamalar sonrasında bu geçimsizliğe bağlı olarak, iz kalma riski oldukça yüksektir.
  • Doğum Kontrol Hapı ve Skleroterapi: Doğum kontrol hapı veya hormon tedavisi sırasında, skleroterapi işlemini yaptırmayınız. Doğum kontrol hapları, hem kılcal damar oluşumunu arttırmaktadır, hem de kanın pıhtılaşma riskini doğrudan arttırmaktadır.
  • Hassas Cilt, Açık Renk ve Skleroterapi: Hassas bir cilt yapısına sahip veya çok açık renkli iseniz skleroterapi uygulamasını önce gözle daha az görünen bir bölgenize yaptırın. Bu sayede, istenmeyen bir etki ortaya çıktığında daha az üzülürsünüz.
  • Skleroterapi Yapılmayacak Bölgeler: Yüz, el ve ayak sırtı bölgelerine skleroterapi asla yaptırmayın. Bu bölgelerde hem cilt yapısı gereği daha hassastır hem de ciltaltı yağ dokusu daha azdır. Buna bağlı olarak, yapılabilecek hatalı girişim tolere edilemez.
  • Kalpte Delik ve Skleroterapi: Kalpte delik varsa veya emziriyorsanız; skleroterapi uygulamasını yaptırmayınız. Uygulamayı, emzirme dönemi sonrasında yaptırınız. Kalpte delik durumlarında (atriyal septal defek – ASD, ventriküler septal defek – VSD, patent foramen ovale – PFO), paradoks emboli denen, skleroterapiye bağlı olarak ortaya çıkan kan pıhtısının veya kimyasal maddenin atardamarları (beyin, göz ve diğer organlar) tıkama riski bulunmaktadır.
  • Alerji – Ürtiker ve Skleroterapi: Ciddi ilaç alerjisi veya ürtiker hikayeniz varsa; skleroterapi uygulamasını yaptırmayınız. Skleroterapi için kullanılan kimyasal maddelere karşı çapraz alerji durumu ortaya çıkabilir.
  • Migren ve Skleroterapi: Eğer migren rahatsızlığınız varsa, skleroterapi sırasında kullanılan kimyasal maddenin migreni tetikleme riskinden dolayı, skleroterapi yapılması önerilmemektedir.
  • Cilt Rengi ve Skleroterapi: Çok koyu cilt rengi olan kişilerde skleroterapi, açık cilt rengi olanlara göre daha risklidir. Özellikle, skleroterapi için verilen kimyasal maddenin damar dışarısına kaçmasına bağlı olarak istenmeyen cilt lezyon ve görüntüleri ortaya çıkabilmektedir. Bu hastaların, özellikle daha dikkatli olmalarını öneriyorum.

Güneş ve Varis Tedavisi

2- Varis Ne Zaman Tedavi Edilmeli: Kozmetik Olmayan Varis Tedavisi

Kılcal damarların ciddi olarak gözlenmediği, venöz doppler ultrasonografik incelemede ileri derecede venöz yetmezlik veya varis saptanan hastalarım bu gruba girmektedir. Muayene ettiğim hastaların yaklaşık %50’si bu grupta yer almaktadır.

Venöz yetmezlik veya varisin saptandığı bu hasta grubu aslında, tıbbi varis grubunu oluşturmaktadır. Başka bir deyişle, kozmetik varisten daha ciddi hastalık durumu mevcuttur. Zaten bu hastaların bana geliş nedenleri de kılcal varis hastası grubundan oldukça farklıdır. Çoğu hastam; bacak şişmesi ve ağrısı tarif etmektedir.

Geceleri ortaya çıkan bacak huzursuzluğu ikinci en sık karşılaştığım nedenler arasındadır. Bu hasta grubu, ağırlıklı olarak, bacaklarında çok belirgin eğri – büğrü büyük yeşilimsi damarların ortaya çıktığını belirtmektir. Yapılan venöz doppler ultrasonografik incelemede, genellikle Safen ven (yüzeysel) sisteminde yetmezlik saptanmaktadır.

Kozmetik olmayan varis tedavisinde, tedavi seçeneklerini aşağıdaki gibi özetleyebilirim.

  • Klasik varis ameliyatı:
  • Endovenöz ablasyon yöntemleri:
    • Buhar tedavisi:
    • Farmako-mekanik tedavi (MOCA, ClariVein):
    • Endovenöz radyofrekans tedavisi:
    • Endovenöz lazer ablasyonu:
    • Endovenöz süper yapıştırıcı veya zamk tedavisi (Super Glue):

Kozmetik olmayan varis tedavisinde, dikkat edilmesi gereken noktaları sıralamak isterim.

  • Varis ameliyatı veya endovenöz tedavilerin uygulanmasında zamanlama oldukça önemlidir. Gebelik venöz yetmezlik ve varise bağlı olan yakınmaların en şiddetli olduğu dönemdir. Bu nedenle, varis ameliyatı planlanan hastaların gebelik sürecini (eğer planlanıyorsa) en azından 2 sene civarında geciktirmeleridir. İdeal olan, varis ameliyatı veya girişimi sonrasında tekrar gebe kalınmamasıdır. Gebelik ve venöz yetmezlik oldukça zor geçen bir dönemdir. Bu dönemde kadın doğum uzmanı tarafından takip edilirken, aynı zamanda da kalp ve damar cerrahisi uzmanından da destek almanızı öneririm. Gebelere özel olarak tasarlanmış varis çoraplarının kullanımı ilk yapılması gerekendir.
  • Hamilelik sırasında, asla varis ameliyatı veya endovenöz ablasyon tedavisi olmayın. Gebelik sırasında oldukça genişlemiş ve belirgin hale gelen damarlarınız için size özel olarak verilecek varis çorabını giyiniz. Bu çorap size sadece bir konfor sağlamakla kalmaz, aynı zamanda da toplardamar pıhtılaşması riskini azaltmaktadır.
  • Endovenöz ablasyon yöntemleri, kozmetik olmayan varis tedavisinde günümüzde tercih edilen yöntemlerin en başında yer almaktadır. Bu yöntemler içerisinde, son yıllarda giderek artan oranda kullanılanı ise; tümesan anestezi gerektirmeyen endovenöz süper yapıştırıcı veya bizde bilinen adıyla zamk tedavisidir. Bu tedavi yöntemi ile ilgili olarak, yazdığım varis tedavisinde tıbbi yapıştırıcı, zamk tedavisi başlıklı yazımı mutlaka okuyunuz.
  • Endovenöz ablasyon yöntemleri içerisinde yer alan buhar ve farmako-mekanik tedavi yöntemleri uygulamada karşılaşılan sorunlar ve sonuçların diğer yöntemler (lazer ve radyofrekans) tatminkar olmaması nedeniyle yaygın olarak kullanıma girmemiştir.
  • Kozmetik olmayan varis tedavisi için en çok kullanılan iki yöntem endovenöz radyofrekans ablasyonu ve endovenöz tedavi yöntemleri lazer. Her iki yöntemde de ısı ile varisli toplardamarın tedavi edilmesi temel prensiptir.

Endovenöz Süper Yapıştırıcı (Tıbbi Zamk) Tedavisi

3- Varis Ne Zaman Tedavi Edilmeli: İkisi Beraber Olan Varis (Karışık Durum) Tedavisi

Venöz yetmezlik ve varisin farklı nedenlere bağlı olmasından dolayı, varis hastalarının büyük çoğunluğu bu grup içerisinde yer almaktadır.

Belirgin genişlemiş (ameliyat veya girişim gerektiren) toplardamarlar yanında, adeta farklı yerlere (genellikle uyluk dış ve iç tarafı, diz arkası) serpiştirilmiş kılcal damarlar birlikte görülmektedir.

Bu hastalarda hem kozmetik hem de tıbbi yaklaşım gerektiği fizik muayene ve sonrasında yapılan venöz doppler ultrasonografi ile doğrulanmaktadır.

Peki gelelim önemli sorunun yanıtına; karışık durum varisleri bulunan hastalara yaklaşım ne olmalı? Bu hastalara ne zaman girişim yapılmalı?

Yanıt, aslında oldukça basittir. Ben, hastalarıma muayeneleri sırasında kendi yaptığım venöz doppler ultrasonografi ile hemen bir tedavi planı yapıyorum. Venöz yetmezlik ve varis tedavilerinde temel kural, eğer varsa ana (büyük) toplardamar içerisinde var olan kaçağın öncelikli tedavisinin yapılmasıdır.

Daha basit bir ifade ile bunu hastalarıma şu şekilde ifade ediyorum; evinizin bir odasında, tavan sıvasında bir kabarma mevcut. Ve siz bunu, belli aralıklarla badana – boya yaptırıyorsunuz. Ancak, sürekli bu durum tekrarlıyor. Oysa, sorun odanızın üst katında boru tesisatında olan bir sızıntı veya kaçağa bağlı.

Buradaki sorunu halletmediğiniz için sürekli kendi tarafınızda tavanda, boyama yapıyorsunuz. Varis veya venöz yetmezlikte de durum bundan farklı değildir. Eğer, safen ven sisteminde kasık veya diz arkası bölgede venöz doppler ultrasonografi ile saptanmış ciddi bir yetmezlik (kaçak) durumu varsa, öncelikli olarak bunun tedavisi tamamlanmalıdır.

Bunu, takiben de kılcal (kozmetik) damarların tedavisine başlanabilir.

Ancak, bu tedavileri uygulama dönemleri veya zamanları için belli dönemlerin ve şartların olması gerektiğini unutmayın. Kılcal damarların tedavisi için ideal uygulama daha öncede belirttiğim gibi Ekim – Nisan ayları arasındadır. Bu dönem dışında, uygulamaların yapılmasını doğru bulmuyorum.

Varis Ne Zaman Tedavi Edilmeli sorusuna yanıt vermeye çalıştım. Eminim, sormak istediğiniz sorularınız var. Ancak, soru sormadan önce lütfen bu yazıyı okuyunuz. Bana sorularınız için buradan ulaşabilirsiniz.

Bu arada, yazımın kapak resmi olan bacak – bacak üstüne atma gerçekten varise neden olur mu ile ilgili çok soru alıyorum. Bu sorunun yanıtını merak edenler için ilginizi çekecek bir diğer yazım burada.

Sağlıkla kalın…

Prof. Dr. Mehmet Ümit Ergenoğlu

Источник: https://mehmetergenoglu.com/varis-ne-zaman-tedavi-edilmeli/

Ameliyatsız En İyi Varis Tedavisi – Varis Tedavisi

Varisler, Skleroterapi Yöntemiyle Bir Saat İçinde Tedavi Ediliyor!

En iyi varis tedavisi nerede sorusunun cevabı tabiî ki nettir; sadece varisle ilgili tedavi yapan damar cerrahının olduğu ve tüm teknolojilere sahip kliniktir. Bu şartların olduğu yerde her çaptaki damarlar için ayrı bir yöntem veya teknoloji kullanılarak en iyi sonuç alınır.

Genel olarak düşünüldüğünde ameliyatsız varis tedavi yöntemlerinin hepsi ameliyatla yapılan tedavilerden daha üstündür. Lazerle de olsa, neşterle de olsa fark etmez ameliyatsız yöntemler ameliyatlara kıyasla her yönüyle daha üstündür.

Zaten bu sebeple varise ameliyat uygulaması artık sadece devlet hastanelerinde yapılmaktadır sadece varise özel çalışan kliniklerde pek ameliyat yapılmamaktadır.

Varisleriniz varsa şu yöntemleri ayrıntılı incelemeli ve tüm bu teknolojilerin olduğu kliniklerden hizmet almalısınız.

Ameliyat etmemiz gerekir denirse bunu bir daha düşünmeli ve fleboloji uzmanı görüşü almalısınız. Fleboloji uzmanları varis yoğunlaşmış kalp damar cerrhi uzmanlarıdır.

Lazer
Deri üzerinden uygulanan ve damar içine uygulanan yöntemler vardır.Radyo frekans; Lazer gibi hem deri üzerinden uygulanan ve damar içine uygulanan yöntemler vardır.

Skleroterapi
Likit olarak uygulanır, damarın içine verilen ilaç damarı sonsuza kadar yok eder.

Köpük tedavisi
Skleroterapiyle aynı madde köpürtülerek kullanılır, skleroterapiden daha başarılıdır.
Mikro skleroterapi
Kılcal damar çatlamaları için uygulanan köpük veya likid skleroterapidir.
Bu yöntemleri tümünü Idea klinik’in 6 şubesinde aynı titizlikle uygulatabilirsiniz. İdea Klinik 6 şubesinde de tüm bu teknolojiler ve bu teknolojiler konusunda tecrübeli kalp damar cerrahisi uzmanları hasta kabul etmektedir.

Tekrarı daha azdır çünkü inceler de yok edilirHasta günlük yaşamını sürdürürken tedavisini olabilmektedirKadınlar için diğer bir önemli avantajsa bacaklarda hiç iz kalmamasıdır0.1 mm kadar ince 2.

5 cm kadar kalın tüm varisler tedavi edilebilirAylarda bandaj veya çorap giymek gerekmezİş gücü kaybı olmazNarkoz gerekmez, hatta bölgesel uyuşturma bile gerekmez

Sadece bacak değil yüz bölgesindeki kılcallar da tedavi edilebilir

Ameliyatsız yöntemlerin olumsuzlukları ;Teknoloji bağımlıdırTürkiye de her yerde yapılmamaktadır

Tecrübe gerektirir

Bütün hastalıklarda olduğu gibi en iyi varis doktoru dendiğinde çalıştığı kliniğin teknolojiye sahip olup olmadığı ve bu teknolojilerin kullanımı konusunda yeterli birikimi olan tarif edilmiş olur, diğer taraftan teknoloji kullanımı yanı sıra kişisel beceri, damar hastalıkları konusundaki tecrübesi ve tedavi yöntemleri konusunda bilgisi önemlidir.

Diğer bir önemli husus ise doğru teşhis konabilmesidir çünkü doğru konmayan bir teşhisle doğru olan bir tedavi yapılamaz.

Örneğin var olan kılcal damar çatlamaları ve orta düzeyde genişlemiş toplar damarlar göz ardı edilirse veya görmezden gelinirse sadece kalın olanların tedavisiyle ilgilenildiği için var olan orta kalınlıkta olanlar ve kılcallar zamanla genişleyerek hastalığın tekrarlamasına sebep olur.

Bir çok hastalıkta olduğu gibi bu damar hastalıklarının tedavisinde de çok farklı yöntemler ve teknolojiler kullanılmaktadır.En iyi varis doktoru diyebilmek için tüm bu yöntemleri bilmeli ve teknolojilerin kullanımına hakim olmalıdır yoksa her gelen hastaya “senin ameliyat olman gerekir” diyerek hastayı ameliyata ikna etmeye çalışır.

Varisin kılcal, retiküler ve kalın olarak çeşitleri vardır. Doğal olarak bu kadar farklı olan bir hastalığın tedavileri de çok farklıdır.Bu kadar tedavi çeşitliği olan bir hastalık konusunda tecrübesi ve teknolojisi olan bir doktor ancak o hasta için en uygun tedaviyi seçebilir.

Şöyle ki ; sadece klasik cerrahi yapıyorsa hastasına radyo frekans,lazer, köpük gibi yöntemleri öneremez ve uygulayamaz.En iyi varis doktoru kadar çalıştığı kliniğin önemi de vardır, kliniğin şu özellikleri sonucu çok etkiler;Kurumun yapısıUzman sayısıDamar hastalıklarına özel çalışıp çalışmadığıKliniğin teknolojik birikimiFiyat politikası

Tedavi ettiği varis hastası sayıları

Resmi kurumlarla (SGK) anlaşması olup olmadığıUlaşımın rahat olmasıHastaya yakın ve yaygın şubelerinin olup olmadığıTedavide garanti uygulaması varlığıEn iyi varis doktoru (flebolog) dendiğinde göze çarpan kalp damar cerrahi uzmanları ;

iletişim bilgileri

Bakırköy: 0212 572 72 65 veya 0542 621 0888
Op. Dr. Orhan COŞKUN

İzmir: 0542 295 52 54 veya 0232 4221006
Op.Dr.Serkan AKARSU

Ankara: 0532 350 2587 veya 0312 431 75 47
Op Dr Nihat AYDIN

Kadıköy: 0542 231 2823 veya 0216 357 00 02
Prof.Hasan Berat CİHAN

Şişli: 0532 463 9682 veya 0212 247 10 04
Doç. Onur GÜRER

Bursa: 0532 152 26 75 veya 0224 2491006
Op.Dr.Eren ANĞ

Şubelerin hangisinde muayene ve tedavi olursanız olun devamı için istediğiniz şubede ek ücret ödemeden devam edebilirsiniz.

Hayatımızın bir çok kısmında aktif bir şekilde kendini gösteren ve hızla gelişmeye devam eden teknoloji sağlık alanında da aynı şekilde büyük değişiklikler olmasını sağlamıştır.
Bir çok rahatsızlığın gerek teşhisinde, gerekse tedavisinde kullanılabilen bir çok cihaz ile yöntem bulunmuş ve pahalı araçlar olduğundan nadir de olsa bazı tedavi merkezlerinde kullanılmaya başlanılmıştır.

Bu bahsettiğimiz gelişmiş uygulamalar konumuz olan varis rahatsızlığı içinde gelişme göstermiş, oldukça başarılı ve etkili çözümler getirmiştir.
Bu uygulamalar ameliyatsız yöntemler olup, hastalara herhangi bir narkoz, kesi, ya da dikiş uygulanmadan 10-15 dakika kadar kısa bir süre zarfı içerisinde gerçekleştirilerek avantaj sağlamaktadır.

Bu videomuzda köpükle varis tedavisi uygulamasını canlı olarak izleyebilir, fikir sahibi olabilirsiniz.

Biz idea klinik olarak 6 şubemizde de binlerce hastamıza şimdiye kadar ameliyatsız varis tedavisi yöntemlerini uygulamış ve uygulamaya dedam etmekteyiz. Dilerseniz tüm uyguladığımız teknikleri sırasıyla tanıyalım.

1- Lazerle Varis Tedavisi

Sadece kılcal damarlara uygulanabilmekte olan yöntemdir. Lazerle ışınlarının sağlamış olduğu 70-100 derecede ki ısıyla problem yaratan damarlar tahrip edilmektedir.Kılcal damarların şikayete yol açan tek sebebi özellikle kadınlar tarafından çirkin görüntüye neden olmasıdır.Bunun dışında çok ciddi şikayetlere maruz bırakmaz.

Özellikle gerek işi gerek özel hayatında etek ya da şort gibi giyimler seçen hanımlar kılcal varislerinden lazer yöntemiyle oldukça kolay ve pratik bir şekilde kurtulabilmektedir.

Böylece rahatsızlık veren kötü görünümde ortadan kalkmaktadır.

Lazer yöntemi soğuk jel ile birlikte uygulandığından kişi çok ciddi acı ya da ağrı hissetmemektedir.

2- Radyofrekans Varis Tedavisi

Lazer ile benzer bir yöntemdir. İğne gibi sivri ucu bulunan alet sorunlu damarlar üzerine temas ettirilerek bu damarlar tahrip edilir.
Bu yöntemde kılcal damarlar için oldukça etkili bir yöntem olup, orta varislerin bazı türlerine uygulanabilmektedir. Kalın varisler için herhangi bir etkisi bulunmamaktadır.

3- Skleroterapi Yöntemi

Varis sorununun oluşumuna yol açan damarların içerisine özel bir ilacın enjekte edilmesiyle uygulanan yöntemdir.Enjekte edilen bu ilaç sorunlu damarları tahrip ederek, kişinin rahatsızlığından kurtulmasına olanak tanır.

Oldukça etkili ve başarılı bir yöntem olan skleroterapi orta ve kalın varislerin tedavisi için uygulanabilmektedir.

4- Köpükle varis tedavisi

Kullanılan ilaç ve uygulama şekli birebir aynıdır. Fakat skleroterapi de kullanılan ilaç tamamen saftır, bu yöntemde ise ilaç hava ile karıştırılarak köpük şekline döndürülür.
Köpüğe benzediğinden dolayı köpükle tedavi ismi verilir. Etkisi ve başarılı çok yüksek olan bir yöntemdir. Yukarıda da hazırlanan video da bu yönteme aittir.

Ameliyatsız Varis Tedavisinin Avantajları

– Yöntemler oldukça etkili ve başarılı olduğundan hasta memnuniyeti tamdır.– Hastane de yatmak ya da evde istirahat etmek gerekmez.– Kişi tedavi biter bitmez iş, özel ve sosyal hayatına devam edebilir.– Ameliyatla tedavi edilebilecek tüm varislere bu yöntemler uygulanabilir.

– Ağrı ya da acı yok denilecek kadar azdır.

İstanbul da 3 olmak üzere Ankara, İzmir ve Bursa’da bulunan kliniklerimizin tümünde bu sıraladığımız ameliyatsız tedavi yöntemleri uygulanmaktadır.

Ücretsiz MuayeneYukarıda ki telefon numaralarımızdan size en yakın kliniğimizi arayarak, ücretsiz varis muayenesi olabilirsiniz.

Doktorlarımız sizin için uygulanabilecek olan tedavi yöntemleri ile fiyatlarını muayene sonrasında hemen ileteceklerdir.

Varis ameliyatı sonrası morluk

Varis bir damar hastalığıdır ve damara dokunmak az veya çok doku içine kan sızmasına ve buna bağlı olarak tedavi alanında morluklara sebep olabilir.
Doku tahribatı şeklinde yapılan tüm ameliyatlardan sonra ameliyat alanında morluklar olması olağandır. Her zaman görülmez ancak olsa da sorun yaratmaz.

Varis tedavisi sonrası morluklar da yine hasara bağlı küçük kanamalardır. Varis ameliyatı varis tedavisinde uygulanan en agresif ve en çok yan etkisi olan yöntemdir ve bu sebeple giderek uygulaması azalmakta hatta devlet hastaneleriyle sınırlı hale gelmektedir.

Doku içine kanama meydana gelirVaris ameliyatı sonrası morlukların en önemli sebebi damarların kesilmesi ve yer yer çekerek koparılarak alınmasından kaynaklanan can sıkıcı bir durumdur.Öyle ki haftalarca çok dramatik bir görünüme sebep olur.

Her ameliyatta çevresel kılcal damarların da kesilmesine bağlı olarak ameliyat alanına kan sızıntısı olur, her ne kadar kanamalar kontrol edilse de işlem bitişinde bir miktar daha sızıntı devam eder.Ameliyatın türü ve genişliğine göre bu kanamanın miktarı da farklı olur.

Çok kanaması beklenen girişimlerin sonunda o bölgedeki kanı emecek dren denilen alet konur.Varis ameliyatlarında da çok sayıda damar kesildiği, stripping ameliyatında çok sayıda yan dal damarların çekerek koparılması sebebiyle cilt altına abartılı düzeylerde kanama olur.

Çekme işleminden sonra tampon yapılsa da, işlem sonrası sıkı bandaj sarılsa da bu durum değişmez yani doku içine bol miktarda kanama olur. Damar boyunca uzun mesafeler olduğu için dren konması da mümkün olmaz ve doku içinde kalır.

Bir süre sonra morluklar kaybolur
Cildin altına akan bu kan sonraki 2-3 günde ezilmiş gibi morluk şeklinde görülür, 10-15 gün sonra bu morluk sarı ve yeşil hale döner, 2-5 ay sonra büyük oranda kaybolur. Kaybolma işi vücut tarafından yapılır, akmış olan bu kan vücut tarafından yeniden kan yapımında kullanılmak üzere taşınır.

Ameliyatsız tedavi yöntemlerinde çok daha az görülür ve hızlı kaybolur
Ameliyatsız yöntemler olan radyo frekans, lazer, skleroterapi ve köpük tedavisinden sonra da morluk görülebilir ancak ameliyatlardan sonra görülenlerle kıyaslanamayacak kadar azdır ve kısa sürede kaybolur. Buradaki morarmanın sebebi ise damara sokulan iğnenin çıktığı kısımdan birkaç damla sızıntı olmasıdır.

Ameliyat sonrası oluşan bu morluklar kendiliğinden emilerek kaybolur, dışarıdan sürme şeklinde uygulanan çeşitli merhemler önerilse de süreci pek değiştirmez.

Varisleriniz varsa ameliyat sonrası aylarca süren morluklara katlanmak istemiyorsanız çağdaş tedavi yani kesip dikmek gerektirmeyen yöntemleri araştırın, ameliyat oldunuzsa da morluklardan tedirgin olmayın 2-5 ayda %99 ihtimalle kendiliğinden geçecektir.

Şunu da bilmekte yarar var varis ameliyatı sonrası tekrar ihtimali oldukça yüksektir yani tekrarlarsa bu tür morlukları yaşamamak için ameliyatsız yöntemleri tercih edin.

Ameliyatsız tedavi yöntemlerinden sonra morluklar daha az görülür ve herhangi bir tedavi gerekmeden 1-2 haftada kendiliğinden düzelir.

Источник: https://www.medipratik.com/en-iyi-varis-tedavisi-nerede-ameliyatsiz-varis-tedavisi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.