Vücudun Sadece Bir Bölgesinin Uyuşturulması: Bölgesel Anestezi

içerik

Bölgesel Anestezi

Vücudun Sadece Bir Bölgesinin Uyuşturulması: Bölgesel Anestezi

Bölgesel anestezi, vücudun bir bölümünün duyusunun ortadan kaldırılmasıdır. Ameliyat olacak bölgenin ağrı duyusunu taşıyan sinirlerin yakınına bir iğne yardımı ile lokal anestezik madde verilmesi ile bölgesel anestezi sağlanır.Uygulanan lokal anestezik ilaç bu sinirlerin bir sureliğine işlev görmesini engeller ve böylelikle bu bölgelerde ağrı duyusu kaybolur.

Bölgesel anestezi hangi yöntemlerle uygulanır?

1- Sinir Blokları: Yalnız ameliyat edilecek bölgenin duyu hissini sağlayan sinirler lokal anestezik ilaçlarla bloke edilir.

Örneğin kolda ya da elde yapılacak bir cerrahi işlem için koltuk altından ele giden sinirlere lokal anestezik verilir ve 15–20 dakika bekledikten sonra bütün bir kolun uyuştuğu, ağrıyı hissetmediği teyit edildiğinde ameliyatın başlamasına izin verilir. Bu şekilde hastanın solunumu ve kalbi yapılan anestezi işleminden etkilenmez.

2-Spinal/Epidural Anestezi: Omurilikten çıkan sinirler lokal anestezik ilaçlarla bloke edilir ve uyuşturulan sinirin altında kalan vücut bölümlerinde ağrı duyusu ortadan kaldırılır.

Bu yöntem ağrısız doğum ve sezaryende yaygın olarak kullanılır; anne adayına belden ince bir iğne yapılır veya kateter yerleştirilir.

Böylece anne adayı ağrısız, endişeden uzak, bebeğinin ilk ağlayışını duyarak doğumunu gerçekleştirir.

Bölgesel anestezinin genel anesteziden farkı nedir?

Genel anestezide hastanın damar yolundan veya solunum yolundan verilen anestezik ilaçlar/gaz anesteziklere bağlı olarak bilinç kaybı gelişir ve hastanın solunumu baskılanır. Bu nedenle genel anestezide hastanın solunum cihazı desteğine ihtiyacı vardır.

Hangi ameliyatlar için uygundur?

Sinir blokları: Omuz cerrahisinde boyun bölgesinden yapılan bir iğne ile sadece omuz uyuşturulabilir; kalça ve diz ameliyatlarında kasıktan geçen sinire ve siyatik sinire lokal anestezik ilaç yapılarak ağrı duyusu engellenebilir.

Koltuk altından yapılan iğne ile bütün kol uyuşturulabilir ve bu yöntem, el-kol ameliyatlarının rahatlıkla yapılmasına olanak sağlar. Bunun gibi daha burada sayamadığımız pek çok ameliyatta bölgesel anestezi ile konforlu bir ameliyat süreci yaşanır.

Spinal/Epidural anestezi belden aşağı olan tüm ameliyatlarda kullanılır: sezaryan, kasık fıtığı, prostat, kalçadan ayağa kadar olan tüm ortopedi ameliyatları, vb.

Bölgesel anestezi sadece ameliyat boyunca değil aynı zamanda ameliyat sonrası ağrıyı gidermek için de kullanılan etkili bir yöntemdir.

Bloke edilmesi istenen sinirin komşuluğuna yerleştirilen bir kateter aracılığıyla aralıklı olarak ilaç verilir; bu şekilde, kullanılan metoda bağlı olarak ameliyat sonrası ağrısız dönem elde edilebilir.

Bölgesel anestezinin avantajları nelerdir? Genel anesteziye üstünlüğü var mıdır?

Bölgesel anestezinin en belirgin avantajı anestezinin ameliyat sahasına sınırlı kalmasıdır. Böylece genel anesteziye bağlı akciğer ve kalple ilgili riskleri ve yan etkileri belirgin şekilde azaltmış oluruz. Sadece el ameliyatı için neden bütün vücuda anestezi verelim?

Bölgesel anestezinin ikinci önemli avantajı ameliyat sonrası ağrı kontrolünde daha etkili olmasıdır. Genel anesteziyle yapılan ameliyatlardan sonra ağrı kontrolünde morfin ve türevleri temel ilaçlarımızdır.

Ancak biliyoruz ki bu ilaçlar her zaman yeterince etkili olamazlar ve uzun bir yan etki listesine sahiptir (örn. Şiddetli bulantı, kusma, vs.

) Bölgesel anestezide morfin ve benzeri ilaçlara ihtiyaç duyulmaz ve böylece hastalarımız ağrı ya da bulantı arasında bir tercih yapmak zorunda kalmazlar.

Bölgesel anestezinin diğer avantajları: kronik ağrı ihtimalinin azalması, ameliyat sahasından daha az kanama olması, vb.

Bölgesel anestezinin riskleri ve yan etkileri nelerdir?

Bütün anestezi yöntemleri (bölgesel anestezi, genel anestezi ya da sedasyon dediğimiz basit uyku hali) belli bir oranda risk taşır.

Bilinen bir komplikasyonun hastada gelişme ihtimali genellikle anestezi tekniğine, ameliyatın tipine ve hastanın sahip olduğu sağlık problemlerine bağlıdır (şişmanlık, sigara ve ilaç kullanma öyküsü,..) Günümüzde modern anestezi teknikleriyle ciddi bir komplikasyon ihtimali oldukça nadirdir.

Anestezi uzmanı hastanın ameliyat tipine ve tıbbi durumuna en uygun, ameliyat sonrası ağrı kontrolünü en iyi sağlayacak ve riskleri en aza indirecek anestezi yöntemini önerecektir.

Bütün bölgesel anestezi yöntemlerine ait ortak riskler lokal anestezik ilaçların toksisitesi (nöbet geçirme, bilinç kaybı, ritim bozuklukları, vs.

), enjeksiyon yerinde ağrı, morarma, sinir hasarı ve başarısız sinir bloğu olarak sayılabilir. Bu komplikasyonların gerçekleşme ihtimali oldukça düşüktür ama hiçbir zaman sıfır değildir.

Yine de kişiye özgü komplikasyonlar ve yan etkiler için en iyisi anestezi uzmanı ile görüşmektir.

Bölgesel anesteziden sonra sinir hasarı önemli bir komplikasyon olarak karşımıza çıkmakta ve sıklığının %1,5 civarında olduğu söylenmektedir.

Çoklukla sinir lifinde bir kopma olmaksızın, bası ya da bir başka faktöre bağlı olarak sinir iletiminin bozulmasından kaynaklanır.

Sinir hasarlarında zaman içinde %90 oranında tam düzelme görülür; ancak %10 kadar vakada ise kas güçsüzlüğü veya duysal kaybın kalıcı olduğu bildirilmektedir.

Bölgesel anestezi yapılırken ağrı duyulur mu?

Birkaç istisna dışında bölgesel anestezi genellikle hasta sedasyon dediğimiz uyanık ancak hafif uyku hali altındayken yapılır. Enjeksiyon yerini uyuşturmak için ince bir iğne ile lokal anestezik yapılır ve küçük iğne batması dışında ağrı duyulmaz. Hastaların büyük çoğunluğu bölgesel anestezi işleminin uygulanması sırasında rahatsızlık belirtmezler.

Cerrahi işlem sırasında uyanık olmak zorunda mıyım?

Çoğu hastanın ilk endişesi işlem sırasında uyanık olmak ve cerrahi sahayı görmektir.

Anestezi uzmanı sıklıkla ameliyat sonrası konforunuzu artırmak amacıyla ya da genel anestezi açısından normalden daha yüksek risk taşımanız nedeniyle bölgesel anesteziyi önermiş olabilir.

Her ne sebeple bölgesel anestezi uygulanmış olursa olsun hastalar cerrahi sırasında orta dereceli bir sedasyon altındadır ve olan biteni çok defa hatırlamazlar.

Bölgesel anestezi yapılamaması veya başarılı olmaması durumunda neler olabilir?

Bölgesel anestezi uygulaması yapılırken kullanılan ilaçlar ve aletler, hastanın anatomik yapısı, pozisyon ve uygulama tekniği gibi bazı nedenlere bağlı olarak belli oranlarda başarısızlık olabilir, bu durumda ağır sedasyon veya genel anestezi uygulanır. Ayrıca bölgesel anestezi teknikleri genel anesteziyle de birlikte kullanılabilir.

Prof. Dr. Müslüm Çiçek

Özel Gaziosmanpaşa Hastanesi

Ameliyathane ve Yoğun Bakımlar Koordinatörü

Источник: //www.gophastanesi.com.tr/saglik-rehberi/guncel-saglik/anestezi-ve-reanimasyon/bolgesel-anestezi/

Anestezi Nedir, Çeşitleri Nelerdir?

Vücudun Sadece Bir Bölgesinin Uyuşturulması: Bölgesel Anestezi

Sözlük anlamı; “canlı vücudunun tümünde veya bir bölgesinde ağrı, ısı, ışık ve dokunma gibi tüm duyuların ortadan kaldırılması, duyu yitimi” olan anestezi, insanoğlunun ağrıyla mücadelesinin bir yolu olarak yüzyıllardır var olmuştur. Her şeyin çaresini doğadan başka arayacak yeri olmayan insan, ağrıyla mücadelede de doğadan yardım almıştır.

Günümüzde geleneksel olarak hala yaygın olarak kullanılan bazı bitkilerin anestezik etkileri 2500 yıl önce keşfedilmiştir. Adamotu, banotu, haşhaş, lotus gibi bitkiler ağrıların giderilmesi ve uykusuzluk sorunu için çok eski çağlardan beri kullanılırlar.

Roma İmparatorluğu zamanında kullanılan ağrı giderici ve uyku verici pek çok uygulama, günümüzde kullanılan anestezi yöntemlerinin temelini oluşturur.

Yıllar geçtikçe ve bilimsel alanda yeni keşifler yapıldıkça, gözleme dayanan uygulamaların bilimsel temellere dayandırılması da mümkün olmuştur. Örneğin ilk çağlarda kullanılan boğma yöntemi, bugün biliyoruz ki oksijen yetersizliğine bağlı olarak geçici bilinç kaybına sebep olur.

Tıp ve kimya alanındaki ilerlemeler, insanda dolaşım ve solunum sistemleriyle doğadaki gazların keşfi anestezi yöntemlerinde de yeni buluşlara yol açmıştır. 1700’lü yıllarda Avrupa’da azot protoksit inhalasyonu ve eter, küçük operasyonlarda kullanılmaya başlamıştır.

Gazların solunun yoluyla alınmasına dayanan bu yöntemlerinin yıllar içinde geliştirilerek, anestezi bileşenlerinin damar yoluyla verilmesi demek olan intravenöz anestezinin ortaya çıktığını görürüz.

Ülkemizde 1956 yılından itibaren uzmanlık dalı olarak kabul edilen anesteziyoloji, değişik kimyasal maddelerle vücudun işlevlerini baskılayarak, hastanın özellikle ameliyat sırasında ağrı-acı hissetmesini engellemeyi hedef alan tıbbi bir bilim dalıdır.

Oksijenle birlikte solunum yoluyla ya da damardan enjeksiyon yoluyla verilen çeşitli ilaçlar sayesinde hasta, bilincini tamamen kaybetmiştir. Her hastanın durumuna ve alacağı tedaviye bağlı olarak, kişiye özel, çok değişik ilaçlar kullanılır.

En çok kullanılan anestezi yöntemi olmakla birlikte, hastaları en çok korkutan yöntemdir aynı zamanda. Günümüzde genel anestezi solunum yoluyla verilen gazlar ile uygulanmaz. Çağdaş anestezi uygulamalarında hasta, damardan enjekte edilen ilaçlar ile uyutulur.

Anestezi işlemi hastanın uyumasıyla bitmez elbette. Operasyon boyunca hasta anestezi cihazına bağlıdır ve operasyon anestezi uzmanının kontrolü altında sürdürülür.

Damardan sıvı anestezik ilaçlar verilirken, göğüs üzerine yerleştirilen transdüser yardımı ile sürekli olarak kalp elektrosu çekilir ve monitörde izlenir. Bir taraftan da diğer kola bağlanan tansiyon aleti tansiyon ve parmak ucuna bağlanan bir cihazla hastanın kanındaki oksijen miktarı ölçülür.

Operasyon sırasında hastanın solunumu tamamen anestezi uzmanının kontrolü altındadır. Bu kontrol, hastanın soluk borusuna yerleştirilen, endotrakeal tüp adı verilen küçük bir hortum
vasıtasıyla sağlanır. Bu işleme entübasyon adı verilir.

Operasyon boyunca hastaya oksijen ve anesteziyi sağlayan gazlar solutulmaya devam edilir. Bundan sonra ameliyatın gidişatına göre hastanın ihtiyacı olan ilaçlar, anestezi uzmanı ve teknisyenler tarafından verilmeye devam edilir. Ameliyat bittiğinde ise anestezi uzmanının hastayı uyandırma görevi başlar.

Anestezik ilaçlar kesilir, bunların etkisini ortadan kaldıracak ilaçlar verilmeye başlanır.
Hasta kısa bir sürede kendi kendine soluk alıp vermeye başlar, endotrakeal tüp çıkarılır. Hastanın refleksleri geri gelir, bilinci açılmaya başlar. Hasta tamamen kendine gelinceye, uyaranlara gereken cevapları verinceye kadar takip edilir.

Hastaların genel anesteziden tedirgin olmalarının bir sebebi, ameliyatın ortasında ilaçların etkisinin geçmesi ve acı hissetmektir. Oysa yukarıda bahsettiğimiz gibi, anestezi ameliyat boyunca uzman tarafından takip edildiği için bu mümkün değildir. Ameliyattan sonra ayılırken ağrı hissetmemeleri için, ameliyatın bitimine doğru hastalara ağrı kesici ilaçlar verilir.

Bazen bu ilaçlar, hastaların geç uyanmalarına sebep olabilirler. Bu yüzden bazı anestezi uzmanları, hasta tamamen uyandıktan sonra ağrı kesici vermeyi tercih ederler.

2. Bölgesel Anestezi

Vücudun bir kısmına ait duyunun bloke edilmesidir. Operasyon sırasında hastanın bilinci açıktır ama ağrı-acı hissetmez. İğne yapılarak ameliyatın yapılacağı bölüm uyuşturulur. Uygulandığı bölgeye göre;

a. Spinal Anestezi: Vücudun belden aşağısını uyuşturmak için, omurilik sıvısı içine lokal anestezi ilaçlarının enjekte edilmesidir. Hastanın bilinci yerindedir ama belden aşağısını hissetmez. Sezaryen doğumlarda çok tercih edilir.

Etkisini çok çabuk gösterir ve kullanılan anestezi ilacına göre 1 ila 4 saat arasında etkisini devam ettirir. Bazı hastalar ameliyattan sonra birkaç gün devam eden baş ağrılarından şikayet ederler. Bol sıvı alımıyla bu şikayetin önüne geçmek mümkündür.

b. Epidural Anestezi: Spinal anestezi gibi belden yapılan bir iğneyleve yine vücudun belden aşağısında kalan kısmını uyuşturmak için yapılır.

Spinal anesteziden farklı olarak, beyin omurilik sıvısının içine değil, omurilik boşluğunun etrafındaki “dura” denen zarların arasına verilir. Spinal anesteziden daha zor bir tekniği vardır ve çok daha deneyimli uzmanlar tarafından uygulanması gerekir.

Spinal anesteziye oranla daha fazla lokal anestezik madde kullanılır. Uzun süreceği anlaşılan operasyonlarda kateter kullanılarak arka arkaya bir kaç doz verilebilir.

c. Sinir Bloğu: Sadece operasyon yapılacak olan bölgede duyular bloke edilir. Özellikle kol ve bacak cerrahisinde tercih edilen bu yöntemle, bölgeye giden sinir uyuşturulur. Etkisini göstermesi 15-20 dakika sürer. Bu sürenin sonunda kol ya da bacak tamamen uyuşur. Hastanın bilinci yerindedir ve solunumu da yapılan işlemden etkilenmez.

3. Lokal Anestezi

Küçük cerrahi müdahalelerde sadece girişimin yapıldığı bölümün uyuşturulması için yapılır. Anestetik madde operasyonun yapılacağı bölgenin etrafına enjekte edilir enjekte, böylece buradaki sinir alanları uyuşturulur. Lokal anestetik madde 3-5 dakika içinde etkisini gösterir.

Diş çekimlerinde, kesilerin dikilmesi sırasında, küçük alanlarda etkili iltihapların temizlenmesinde bu yöntem kullanılır. Anesteziyi, operasyonu yapacak olan doktor da yapabilir.

Fakat yapılacak işlem, hayati fonksiyonların takip edilmesini gerektiren bir işlemse ya da hastanın sakinleştirilmesi gereken bir durum varsa, anestezi doktorunun da hazır bulunması yerinde olur. Etkisi diğer anestezi yöntemlerine göre daha kısa sürelidir.

Sprey ya da krem formunda olanları da, enjeksiyon korkusu olanlarda ya da çocuklarda yaygın olarak kullanılır. Bu şekilde yüzeysel olarak uyuşturulan bölgeye enjeksiyon yapıldığında acı hissedilmez. Sprey şeklinde olan lokal anestetikler ayrıca endoskopi ya da bronkoskopi sırasında boğazın uyuşması için de kullanılır.

Anestezi Çeşidine Nasıl Karar Verilir?

Anestezi, tıbbın çok geniş kapsamlı bir dalıdır. Tıp eğitimi aldıktan sonra, Anesteziyoloji ve Reanimasyon alanında uzmanlık eğitimi alan hekimler tarafından uygulanır. İsminden de anlaşılacağı gibi anestezistler, sadece hastaların ameliyat sırasında uyumasını sağlamazlar, ameliyat bittiğinde uyanmasını da sağlarlar.

Bunun yanı sıra herhangi bir sebepten yaşam fonksiyonlarını yitiren kişilerin hayatta kalmasını sağlamak ve sebep ortadan kalkıncaya kadar temel yaşam desteği vermek de anestezi uzmanlarının görevidir. Anestezinin temelinde ağrıyla ve acıyla mücadele vardır.

 Anestezi uzmanları da cerrahi müdahaleler sırasında hastanın ağrılarını ortadan kaldırmakta deneyim sahibi olduklarından, artık modern tıbbın bir dalı olan algoloji (ağrı) alanında da aktif ve öncelikli görev üstlenmişlerdir.

Ağrı kontrolü ve yeniden canlandırma (reanimasyon) konularında uzmanlaşmış olan anestezi uzmanları, kime hangi anestezi çeşidinin uygulanacağı konusunda da en yetkili kişilerdir. Hastaya uygulanacak işlemin çeşidi, hastanın yaşı, genel sağlık durumu ve tabi hastanın da tercihlerini göz önünde bulundurarak bir değerlendirme yapar ve hangi yöntemi kullanacağına karar verir.

Tıptaki tüm gelişmelere rağmen en basitinden en karmaşığına kadar, her operasyon kendi içinde bir risk taşır. Bu risklerin bazıları, anesteziye bağlı olarak tanımlanmıştır ama çok ender olarak görülürler.

Gerek iyi eğitim almış anestezi uzmanlarının sayılarındaki artış ve gerekse kullanılan teknolojik cihazlar ve daha az yan etkisi olan ilaçlar sayesinde, anesteziye bağlı komplikasyonlar her geçen gün daha da azalmaktadır.

Anesteziye bağlı riskler genellikle yaşlılığa bağlı olarak ortaya çıkar.

Источник: //evdesifa.com/anestezi-nedir-cesitleri-nelerdir/

Anestezi Nedir ve Hasta Nasıl Uyuşturulur?

Vücudun Sadece Bir Bölgesinin Uyuşturulması: Bölgesel Anestezi

Haber güncelleme tarihi 31.01.2019 09:28

Anestezi nasıl uygulanır ve anestezi türüne nasıl karar verilir? Anestezinin tehli olduğu durumlar var mıdır? Ameliyat olacak her hastanın merak ettiği bu soruların cevaplarını haberimizi okumaya devam ederek bulabilirsiniz.

Anestezi Nedir?

Kelime anlamı hissizleştirme olan anestezi, ameliyat sırasında ortaya çıkacak ağrı, çekiştirme ya da gürültü gibi olumsuz hislerin hasta tarafından hissedilmesini engellemek demektir. Farklı düzeylerde uygulanabilse de en bilineni genel anestezidir.

Genel anestezi, kas felci ve hiçbir şey hatırlamamak gibi bileşenleri içeren bir uyku halidir. Anestezi bölgesel olarak da uygulanabilir. Örneğin belden aşağısı gibi… Yerel olarak küçük bir bölge de uyuşturulabilir.

Amaç, hastanın en olumlu koşulda ameliyat geçirmesini ve ameliyattan sonra rahat bir iyileşme süreci geçirmesini sağlamaktır.

Genel Anestezi Nasıl Yapılır?

Kişinin şuurunun kapandığı genel anestezide bu farklı ilaçlarla sağlanır. Genel olarak ilk önce damardan verilen ilaçla başlar. Solunum yoluyla devam eder. Bunun yanı sıra çok güçlü ağrı kesiciler verilir. Ameliyatın tipine göre kaslarının felç edilmesi söz konusu olabilir.

Bu durumda hastanın nefes almasından kalp atışına kadar tüm yaşamsal fonksiyonları, anestezi uzmanı tarafından kontrol altına alınır. Aynı zamanda hastaneye giriş gibi kötü anıların, belli bir kısmı kapsayan hafıza kaybı yapma özellikli ilaçlar sayesinde unutturulması da mümkündür.

Genel anestezide uyuşturucu şu yollarla verilebilir:

  • solunum yoluyla
  • damardan iğneyle
  • bağırsaklar, yani rektum yoluyla  

Genel anestezide omurilik, beyin sapı ve beyin dış yüzeyindeki sinir hücrelerinin sinyal üretimlerini baskılayıp bunların bilinç düzeyine aktarılmasını engelliyor.

Lokal Anestezi Nasıl Yapılır?

Birkaç farklı şekli vardır. En sık uygulanan şekli, bel kemiğinden içeri girilip omuriliğin etrafındaki bir bölgeye uyuşturucu ilaçlar vermektir. Vücudun alt yarısındaki bir ameliyat bu şekilde gerçekleştirilebilir. Bunun da iki farklı türü vardır: spinal ve epidural anestezi. Bunlar arasında süre açısından fark vardır.

Epidural anestezi uzun sürelidir. Ameliyat sonrası ağrıyı kontrol etmek için etkin bir yöntem olan epidural anestezide omuriliğin etrafındaki boşluklardan birine ince bir boru yerleştirilir ve günlerce ağrı çekmeden ameliyat sonrası dönem atlatılır. Yerel anestezi, diğer bir yöntemdir. Sadece ameliyat edilecek bölgeye ilaç verilir.

Kısa süreli bir anestezidir.

Lokal anestezide ise uyuşturucu madde, doğrudan kalın bir sinir köküne şırınga edilir ve böylece bu kökten çıkan sinirlerin yayıldığı tüm bölgede geçici bir his kaybı gerçekleştirilir. Lokal anestezide genel olarak kullanılan kokain ve sonradan keşfedilen prokain dışında akupunktur ve elektrik akımı da uygulanmaktadır.  

Anestezi Almanın Riskleri Var Mıdır?

Anestezi, yani anesthesia, eski Yunanca'dan duyguların, hislerin kaybolması anlamına gelen bir kelimedir. Sağlık sorunu olmayan ve ameliyat olması gereken bir kişide anestezi riskiyle ölüm riski 100.000'de birdir. Aşağı yukarı uçakla seyahat etmekle aynıdır.

Ger girişim bir risk taşır fakat bu risk, sağlık durumuyla birlikte artar. Önemli olan bu riskin, hastanın sağlığı için alınmasının gerekli olup olmadığına karar vermektir. Öncelikle bu risk belirlenmelidir. Sonra da yapılacak ameliyatın bu riski alıp almamaya değer olduğuna hastayla birlikte karar verilmelidir.

Anesteziden Ayıldıktan Sonra Hastanın Dikkat Etmesi Gerekenler

Anestezi uzmanının gözetimi altındaki bir süreçtir.

Anesteziden birkaç saat sonra hastanın tamamen kendine gelmesi, yiyip içmesi söz konusu olabilir fakat genel olarak, bir genel anestezi uygulamasından sonra hastanın ilk 3-6 saat arası yiyip içmemesi gerekir.

Eğer ameliyattan sonra hasta hemen eve gidecekse mutlaka eve götürecek birisinin yanında olması gerekir. Hasta, o gün araç kullanamaz. Hastanın ameliyat sonrasında neleri yiyip yiyemeyeceği, anesteziden çok ameliyatla ilgilidir.

Örneğin karın ameliyatında doktorlar tarafından hastanın birkaç gün yemek yememesi istenebilirken; sindirim sistemini içermeyen ameliyatlarda birkaç saat sonra yemek mümkün olabilir. Genellikle ilk olarak sıvı gıdalar alınması sağlanır. Seyrek de olsa mide bulantısıyla karşılaşılabilir.

Hasta Anesteziye Rağmen Ameliyat Sırasında Uyanabilir mi?

Anestezi sırasında kullanılan ilaçların hepsi, merkezi sinir sisteminin farklı noktalarına etki ederek şuuru baskılar fakat nadir durumlarda hastanın ameliyat sırasında birtakım şeyleri hissetmesi söz konusudur.

Ancak bunlar ağrı hissetmek gibi değildir. Genellikle kişi bunu kendi kendisine hatırlamaz. Ameliyathane içindeki konuşmaları hatırlamak gibi şeylerdir…

İnsan beyninin bilmediğimiz bazı kıvrımları bazı hatıraları kaydetmeye devam ediyor fakat ameliyat acısını hissetmek gibi bir korku olmamalıdır.

Anestezi Çocuklarda Nasıl Uygulanır?

Çocuklarda da anestezi güvenle uygulanabilen bir girişimdir fakat anesteziyi tek başına değerlendirmemek gerekir çünkü ameliyat için anestezi uygulanır. Çocuğun sağlığı için anestezi alması gerekiyorsa güvenle uygulamak mümkündür.

Yine ameliyatın büyüklüğüne, yerine göre çocuğa uygun dozda ayarlanır.

Çocuk olmanın birtakım özellikleri nedeniyle dikkat edilmesi gereken konular dışında yetişkinlere uygulanan anesteziden pek farkı yoktur ve anestezi uzmanı bu konuda eğitim almaktadır.

Ameliyat İçin Hangi Anestezinin Uygulanacağına Nasıl Karar Verilir?

Ameliyatın yeri ve büyüklüğüne göre hangi anestezi uygulanacağı belirlenir. Örneğin karın, kafa, göğüs içindeki ameliyatlar için genel anestezi tercih edilmelidir.

Yerel anestezide ise anestezi türüne, hastanın isteği, tercihi ve hastanın sağlık durumu göz önüne alınarak anestezi uzmanıyla birlikte karar verilmesi mümkündür.

Anestezi uzmanı, en uygun anestezi yöntemini hastaya anlatmalı ve onunla birlikte bir karar almalıdır.

Anestezi Gerektiren Ameliyatlar Arasındaki Süre Ne Olmalı?

Tekrarlanan anestezi uygulamalarının tehli olup olmadığı tartışmalıdır. Cerrahi girişimler vücuda anestezinin verdiği yükten daha fazla yük bindirir. Onların toparlanması daha önemlidir.

Aslında anestezi uygulamasının tekrarlanmasında çok büyük bir sakınca yoktur. İkinci ameliyatın gerekliliği söz konusudur. Eğer gerekmiyorsa ertelenebilir. Ancak hastanın sağlığı için ameliyat gerekiyorsa gün içinde bile peş peşe anestezi verilebilir.

Anestezi uzmanı, cerrah ve hasta tarafından karar verilecektir.

Anestezi İnsanı Nasıl Uyuşturuyor? 

İnsanın aslında her durumda kendisine gülecek bir şey bulması gerekir. Bu her zaman mümkün olmuyor tabi ki fakat en azından basit ameliyatlarda bu yazıyı okuyan ve anestezi alacağı için gergin olan hastaların biraz rahatlaması için anestezinin tarihi hakkında da bilgi verelim istedik.

Eskiden haşhaş, Hint keneviri, esrar, alkol ile hastayı sarhoş edip; ağrılı bölgeyi ovarak ya da buz koyarak uyuşturmak gibi yöntemler uygulanırdı.

Joseph Priestley, kendi icadı olan oksijen gazını ilk keşfeden kişi olarak bilinir ve 2 yıl önce de 1772 yılında azot peroksit gazını keşfetmiştir. Zehirli bir gaz olmadığını anlamıştır fakat o gazı soluyanların davranışlarına anlam verememiştir. Kişiler şarkı söyleyip, kavga ediyor ve gülmeye başlıyordu.

 1799'da ise gazın güldürücü etkisini kendisi üzerinde deneyen kişi, İngiliz Humphrey Davy olmuştur. Geçici şuur ve his kaybı yaşatan bu gazın zehirleyici bir etkisi olmadığını ve tıbbi operasyonlarda kullanılabileceğini belirtse de dikkate alınmamıştır. Bu sebeple azot peroksit 19.yüzyılın başına kadar güldürücü bir gaz olarak bilinmeye devam etmiştir.

 1844 yılında ise tesadüfen yaşanan bir olay sonucunda bu görüş biraz daha ciddiye binmiştir. Gösterici Colton seyircilerden gazı solumak için gönüllü istedi. Genç bir adam olan Samuel Cooley, gazı koklayınca sinirlenip saldırganlaştı ve yere düştü. Bacağında derin bir kesik olmasına ve oluk oluk kan akmasına rağmen o bunu fark etmiyordu bile.

Soluduğu gazın etkisi geçtiğinde ise acı çekmeye başladı. Onunla gelen diş hekimi arkadaşı Horace Wells olayın farkına vardı ve bu gazı diş çekmede kullanmaya karar verdi.

Wells, başka bir diş hekiminden yardım istedi ve bu gazı soluduktan sonra kendi çürük dişini çekmesini söyledi. Wells hiç ağrı duymadı ve Boston'daki bir hastanede gösteri düzenlemeye karar verdi. Hasta sakin olsa da Wells heyecanlıydı ve gaz tam etkisini göstermeden hastanın dişini çekmeye çalışınca hasta acı içinde kıvrandı.

Bunun üzerine Wells, mesleğini bıraktı. İki sene sonra 1864'te diş hekimi William Norton eter ile aynı işlemi başarıyla gerçekleştirdi ve dört sene önce Dr. Crawford Long da eterin uyuşturucu etkisini fark etmişti. Eter kullanan kişiler düşünce Dr.

Long onların vücut fonksiyonlarının sağlıklı çalıştığını tespit etti. Ayıldıklarında da bir şey hatırlamıyorlardı. Dr. Long, bir hastasının çenesindeki tümörü de eter kullanarak almıştır ve iki sene sonra karısının eter ile bayıltılarak çocuk doğuran ilk kadın olmasını sağlamıştır. Ancak Dr.

Long, bu çalışmalarını bilimsel bir yayın olarak yayınlamadığından bilimsel kayıtlara geçmedi. Yine de anesteziyi bulan kişinin o olduğu kabul edilir.

Dr. James Y.

Simpson, kloroformla uyuşturmayı başardığında yıl 1847 idi ve bu yöntem 1852'de Edinburg'da Kraliçe Victoria'ya uygulanmıştır.

Bu sebeple bu yönteme Kraliçe Anestezisi dendi. Sadece ağrının olduğu bölgenin uyuşturulması, yani lokal anestezinin tarihi ise 1885'i bulmuştur. Kokain, lokal anestezinin temel maddesidir.

Önerilen İçerik;
► Anestezi Hakkında Sıkça Sorulan 18 Soru!

UYARI !

İçeriğimizde yer alan yazılı ve görsel içerikler farklı kaynaklardan derlenerek oluşturulmuş, öneri ve bilgilendirme yazısıdır. Kesin teşhis ve tedavi niteliği taşımamaktadır. Herhangi bir sağlık sorunu karşısında mutlaka doktorunuza başvurunuz.

 Unutmayın sağlık sorunlarında uygulanan tedavi yöntemleri bireylerin biyolojisi, kalıtsal özellikleri, yaş, boy, kilo farklılıkları, alerjik yönleri ve bunlar gibi onlarca farklı duruma göre değişiklik gösterebilir.

Sağlık sorunlarınızın tedavisinde size ancak ve ancak doktorunuz yardımcı olabilir.

NeOldu.com

Источник: //www.neoldu.com/anestezi-nedir-ve-hasta-nasil-uyusturulur-16144h.htm

Ameliyathanenin Gizli Kahramanları: Anestezi Uzmanları

Vücudun Sadece Bir Bölgesinin Uyuşturulması: Bölgesel Anestezi

Memorial Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon Bölümü doktorları, genel ve bölgesel anestezinin nasıl uygulandığı, hastanın sağlık durumu üzerindeki etkileri ve anestezinin ameliyat için taşıdığı önem ile ilgili bilgi verdi.

Anestezi uzmanları ameliyathane ekibinin en önemli parçası, hatta gizli kahramanları…

Çünkü hastaya anestezi verilmeden ameliyatın başlaması mümkün değil.

Hastanın ameliyat sırasında ağrı duymasını engellemek için kullanılan ilaçlar, anestezi ve reanimasyon hekimi tarafından belirlenerek uygulanıyor.

Anestezinin insan vücudu üzerindeki bazı olumsuz etkilerini en aza indirmek ve hastanın ameliyattan sonra hayati işlevleri etkilenmeden uyanmasını sağlamak da yine anestezi hekiminin en önemli sorumluluğu.

Genel anestezi nedir?

Yaşamsal fonksiyonlarda bir değişiklik olmaksızın, geçici bilinç kaybı ve refleks aktivitede azalma hali genel anestezi olarak adlandırılmaktadır.

Genel anestezi uygulaması; bilinç kaybına yol açarak, hastanın ameliyat sırasındaki farkındalığını önler, ağrıyı ortadan kaldırarak hastaya ameliyat sırasında konfor sağlar ve refleks aktiviteyi baskılayıp kas gevşemesi sağlayarak cerrahi müdahalenin yapılmasını kolaylaştırır.

Bu etkileriyle genel anestezinin amacı, uygun cerrahi koşullar sağlamaktır. Ancak bunun yanında hastanın ameliyat süresince sağlığını ve güvenliğini devam ettirmek de, anestezi hekiminin görevidir.

Kimler anestezi uygulayabilir?

Anestezi uygulaması tıp eğitimi üzerine anestezi ve reanimasyon uzmanlığı eğitimi yapmış olan doktorlar tarafından uygulanabilir. Anestezi hekimlerinin ameliyat boyunca yardımcılığını yapmak üzere eğitilmiş olan anestezi teknikerleri de anestezi ekibinin çok önemli bir parçasıdır.

Hangi hastalar genel anestezi almaya uygun değildir?

Her insan günün birinde hayati sebepler yüzünden ameliyat olmak durumunda kalabilir. Eğer ameliyat hastanın hayatını tehdit eden sebepleri ortadan kaldıracak zorunlu bir müdahale ise, her hasta anestezi alabilir.

Böylesi acil bir durumda hasta için en uygun ve tehsiz anestezi yöntemini, ilaçları ve gerekli monitörizasyonları belirlemek, anestezi doktorunun görevidir.

Ancak eğer ameliyat hastanın sağlığı için zorunlu değilse, o zaman hekim anestezi alması tehli olacak olan hastalarla konuşup durumu onlara açıklar ve ne yapılacağına birlikte karar verilir.

Örneğin; ileri derecede akciğer hastalığı olan ve genel anestezi alması tehli olan bir hasta eğer fıtık ameliyatı olacaksa, hastayla konuşup ameliyatın bölgesel veya lokal anestezi ile yapılmasının kendisi için daha güvenli olacağı konusunda bilgilendirilir.

Anestezi riski nedir, nasıl belirlenir?

Anestezi riskinden ziyade ameliyat sırasındaki riskten bahsetmek daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Çünkü ameliyat sırasında hastanın başına gelebilecek herhangi istenmeyen bir olayın anesteziye mi yoksa cerrahiye mi bağlı olduğunu ayırt etmek her zaman mümkün olmamaktadır.

Ameliyat sırasında risk oluşturan faktörler nelerdir?

  • Anestezi yöntemine ekipmanına ve ilaçlarına bağlı riskler
  • Cerrahi girişimin tipine büyüklüğüne ve uzunluğuna bağlı problemler
  • Hastanın fiziksel özelliklerine, genel durumuna ve yandaş hastalıklarına bağlı riskler

Tüm bu faktörlerin kombinasyonu ameliyata ait riski oluşturmaktadır. Anestezi hekimi tüm bu faktörleri birlikte değerlendirerek hastanın ameliyat riskini belirler ve hastaya gerekli açıklamalarda bulunur. Hekim, hasta için en uygun ve güvenli anestezi planını yaparak hastayı bilgilendirir.

Ameliyat hazırlığı nedir, neler yapmak gereklidir?

Cerrah tarafından hastaya ameliyat kararı verildikten sonra ameliyata hazırlık süreci başlar.

Planlanan ameliyatın hasta için güvenli ve konforlu bir şekilde geçebilmesi için gereken anestezi planını yapmak, anestezi yöntemini belirleyerek hastayı bilgilendirmek anestezi doktorunun görevidir.

Anestezi hekimi hastayı mutlaka ameliyat öncesinde görüp muayene ederek, gerekli görürse diğer branşlardan konsültasyon ister (kardiyoloji, solunum hastalıkları, nöroloji, kulak burun boğaz hastalıkları vb…) Bu konsültasyonlar hastanın ameliyat esnasında ve sonrasında güvenliğini arttırmak içindir. Bu konsültasyonların sonuçlarını değerlendirip gerekli görürse ameliyatı, düzenlenen tedavinin sonucunu alana kadar erteleyebilir. Amaç hastanın mümkün olan en iyi sağlık durumunda ameliyata girmesidir.

Anestezi hekimi anestezi öncesi hastaya ne gibi önerilerde bulunur?

Anestezi doktoru hastanın kullandığı ilaçları, alışkanlıklarını, eşlik eden hastalıklarını öğrenerek ameliyat için gerekli önerilerde bulunur. Bazı ilaçların ameliyattan bir süre önce kesilmeleri gereklidir. Örn: Aspirin gibi kan sulandırıcı ilaçlar…

Sigara alışkanlığı olan bir hastanın ameliyattan bir hafta önce bile sigarayı bırakması, ameliyat sonrasında solunum açısından çok daha rahat etmesini sağlayacaktır. Anestezi alacak hastanın ameliyat için mutlaka aç olması (6-8 saat açlık) gerekmektedir.

Çünkü dolu mideyle uygulanacak anestezi mide içeriğinin akciğerlere kaçmasına ve bu, hasta için çok tehli sonuçlar doğurabilir. Anestezi hekimi ameliyat sonrasında oluşabilecek ağrı ve bu ağrıyı giderme yolları konusunda da hastayı bilgilendirir.

Oluşabilecek bu durumla ilgili önerilerde bulunur.

Bölgesel anestezi yöntemleri nelerdir, ne tür ameliyatlarda uygulanabilir?

Bölgesel anestezi hastada bilinç kaybı oluşturmaksızın, ameliyat yapılacak olan bölgede duyuların bloke edilmesidir. Bölgesel anestezi “Omurilik düzeyinde blok” ve “Sinir ucu düzeyinde blok” olarak ikiye ayrılabilir.

Omurilik düzeyinde bloklar spinal, epidural ve kombine spinal-epidural anesteziyi kapsar ve özetle omurilikten çıkıp vücuda dağılan sinirlerin istenilen seviyede bloke edilmesidir. Bu yöntemler hastaya belden uygulanır ve hasta yan yatar veya oturur pozisyondayken yapılır.

Omurilik düzeyinde belden aşağı seviyedeki çoğu ameliyat başarıyla uygulanabilir. Hasta ameliyat süresince uyanıktır, ancak ameliyat bölgesinde ağrı duymayacağı için ameliyat rahatlıkla yapılabilir.

Özellikle epidural anestezide epidural aralığa ince bir kateter yerleştirerek ameliyattan sonra da hastanın ağrı duymaması sağlanabilmektedir. Uç sinir düzeyinde blok ise vücudun uç bölgelerinde yapılan ameliyatlarda o bölgeye giden sinirlerin lokal anestezik maddeyle uyuşturulmasıdır.

Uç sinir düzeyinde bloklarla elde kolda veya ayaklarda yapılacak ameliyatlar sadece o bölgeyi uyaran sinirlerin uyuşturulması ile rahatlıkla yapılabilmektedir. Anestezide son yıllarda ilaçların ve tekniklerin de gelişmesi ile beraber bölgesel yöntemler giderek artan bir popülerlik kazanmaktadır. Hekimler hastalara kesinlikle bölgesel yöntemleri önermektedir.

Hastaların anestezi hakkında sıkça sorduğu sorular:

1. Anestezi uygulaması nasıl yapılır ?

Hastalara, ameliyathaneye daha rahat gelmeleri için “Premedikasyon” denilen, genellikle ağızdan bir ilaç uygulanır. Ameliyathaneye alınan hastanın öncelikle damar yolu açılır. Ardından kalp, solunum ve tansiyon gibi hayati fonksiyonları izlemek için hasta monitörize edilir.

Bu hazırlıklar sonrasında genel anestezi için, sadece anestezi uzmanının yetkisindeki özel ilaçlar, takılan serum yoluyla hastaya uygulanır. Solunum yolu devamlılığı ve güvenliği için nefes borusuna özel bir tüp yerleştirilir. Güvenli anestezi derinliği sağlandıktan sonra anestezi uzmanının izniyle ameliyata başlanabilir.

Anestezinin devamlılığı, solunum yolu ve damardan verilen ilaçların beraberce ya da ayrı ayrı uygulanmalarıyla sağlanır. Ameliyat bitimini takiben kullanılan anestezi ilaçları sonlandırılarak anestezi uzmanı gözetiminde hasta uyandırılır ve uyanma odasına alınır.

Hasta burada ısıtılır, ağrısı dindirilir, bulantı ve kusmaya karşı önlemler alınarak, konforlu bir şekilde odasına gönderilir.

2. Ameliyat sırasında uyanır mıyım veya ameliyatı hisseder miyim?

Anestezi sırasında hastaların en büyük korkusu, uyanmak veya hissetmektir. Bu korku daha önce hiç genel anestezi uygulanmamış hastalarda daha yoğundur.

Ameliyatı hissetme olasılığı; tıbbi zorunluluklar nedeniyle yüzeysel anestezi uygulanması gerekliliği olan hastalar dışında çok enderdir.

Gelişmiş monitorizasyon yöntemleri sayesinde anestezi derinliliğinin yakından takip edilebilmesi sonucu korkulacak bir olasılık olmaktan çıkmıştır.

3. Ameliyatın sonunda uyanabilecek miyim?

Ameliyatın bitmesini takiben, uygulanan anestetik ilaçların etkilerinin ortadan kalkması ve etkilerinin ortadan kalkması ve etkilerinin sonlandırılmasına bağlı olarak hasta 5-10 dakika içinde uyandırılır. Erken dönemi çok iyi hatırlamasa da ameliyatın süresine ve ameliyatın büyüklüğüne bağlı olarak 2-4 saat içinde vücutta anesteziye ait bir etki kalmaz.

4. Ameliyathane ortamını görmemek için odamda uyutulabilir miyim?

Hastanın tamamen uyutularak odasından ameliyathaneye alınmasının, rutin anestezi uygulamasında yeri yoktur. Anestezi uygulamasında hasta için en üst düzeyde emniyetin sağlandığı ortam hiç şüphesiz ameliyathane ortamıdır.

Hasta odasında anestezi vermek yerine ağızdan, damar içerisine veya kas içine ilaç vererek yapılan premedikasyon uygulaması ile hastaların ameliyathane ortamından duyduğu rahatsızlığı tamamen ortadan kaldırmak ya da hastayı duyarsızlaştırmak son derece güvenli olarak sağlanabilir.

Güncellenme Tarihi: 30 Nisan 2009Yayınlanma Tarihi: 30 Nisan 2009

Источник: //www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/ameliyathanenin-gizli-kahramanlari-anestezi-uzmanlari/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.