Vücutta Yara Oluşumu Önlenebilir

içerik

Dil Yarası : Neden Olur, Nasıl Geçer?

Vücutta Yara Oluşumu Önlenebilir

Hücrelerin görevlerini yerine getirmek adına ihtiyaç duydukları enerjinin büyük bir çoğunluğu dışarıdan alınan besinlerin sindirilmesiyle karşılanır. Bu açıdan sindirim sistemi vücudun hayati fonksiyonlarının gerçekleşebilmesi adına oldukça önemlidir. Bu sistemin içerisinde görevli ana organlarla birlikte sindirime yardımcı olan elemanlardan bir tanesi de dildir.

Dil, sindirim sisteminde oynadığı rolün yanı sıra kendimizi ifade ederken çıkardığımız seslerin yansımasını sağlar. Dilde zaman zaman meydana gelen hasarların başta sindirim sistemi olmak üzere vücuda birçok konuda olumsuz etkileri vardır. Bu hasarların en sık görüleni ise dil yarasıdır.

Pek çok sebebe bağlı olarak oluşan bu yaraların oluşum sebeplerine göre uygulanacak tedavi yöntemleri de farklılık gösterir.

Bir gelişim anomali olan bu hastalık dilin üzerinde bulunan sinirlerin ve almaçların zarar görmesine neden olarak dilde oluklu bir görüntü oluşturur.

Bu problemin ilk etapta anlaşılması her ne kadar zor olsa da, yani hiçbir şekilde rahatsızlık verici bir durum teşkil etmese de bakteriyel bir hastalık olduğunun bilinmesinde fayda var.

Bu durumun bakteriyel bir soruna dayandığının dilde çıkan kabarcıklar sonucu teyit edilmesi mümkündür ve mutlaka önlem alınması gerekir. Çünkü bakteriler zaman içerisinde dişlerinde ve ağız içerisindeki dokularına da olumsuz etkilenmesine sebep olabilir.

2. Gastrit

Gastrit bir mide rahatsızlığıdır ve genel anlamıyla mide iltihabı olarak tanımlanır. Midenin kapakçığı geriye doğru yapılan her hareket sonrası açılır ve burada bulunan kaslar gevşer.

Bu yüzden mide öz suyu yemek borusundan ağız içine ulaşarak ağız içerisinde yaraların oluşmasına neden olur.

Asidik bir yapıya sahip olan mide öz suyu dil üzerindeki dokuları yakarak yaraların oluşmasına uygun zemini hazırlar.

Gastrit Hastalığı Hakkında Daha Detaylı Bilgi İçin: Gastrit Nedenleri, Belirtileri ve Tedavisi

Vücudun tüm sistemleri birbirleriyle bağlantılı ve uyumlu bir şekilde çalışır. Bu uyum neticesinde herhangi bir organda meydana gelen olumsuzluk vücudun diğer fonksiyonlarına da yansır. Bağırsak hastalığı olarak bilinen çölyak ve bazı sindirim sistemi hastalıkları kimi zaman ağızda hassasiyet oluşturarak dilin üzerinde yaraların ortaya çıkmasına neden olabilir.

4. Diş hastalıkları

Dişler, dil ile birlikte sindirimin başlangıç aşamasında görev alırlar ve fiziksel sindirimin gerçekleşebilmesi için önem arz ederler.

Çeşitli sebeplerden ötürü çürümeye yüz tutan dişler ve diş etlerinde gelişen iltihaplanmalardan dil de olumsuz etkilenir ve dilin üzerinde yaralar oluşur.

İltihap ve çürüklere sağlıksız beslenme ürünleri ya da bazı ilaçların eşlik etmesi bu durumu tetikler.

 

Bağışıklık sistemini hedef alan behçet hastalığına sebep olan bakteriler zamanla vücudun gözle görülür alanlarında yaralar oluşmasına neden olur.

Bu yaraların en sık görüldüğü alanlardan biri de dildir.

Behçet hastalığı sebebiyle dilde meydana gelecek yaralar kimi zaman daha geniş alanlara yayılarak hem konuşmada zorluk çekilmesine hem de sindirim sisteminde yaşanacak olumsuzluklara sebebiyet verir.

6. Şeker hastalığı

Çağımızın en çok rastlanan hastalıkları arasında yer alan diyabet üzerine yapılan araştırmalar gün geçtikte genişlemekte. Bu araştırmalardan elde edilen bir sonuç ise diyabetin tüm vücudu etkileyen bir hastalık olduğu.

Diyabet hastalığı, tüm hücrelerin ve tabii dolayısıyla hücrelerin oluşturduğu dokuların beslenmesine engel olur.

Hücrelerin ihtiyacı olan besinlere ulaşamaması sonucunda da kimi zaman vücudun çeşitli bölgelerinde yaralar ortaya çıkar.

7. Kansızlık

Gün geçtikte gıdaların besin değerlerinin düşmesiyle beraber vücudun ihtiyaç duyduğu vitamin ve minerallere ulaşılması güçleşiyor. Bu durum ise en çok kansızlık hastalığını tetikliyor.

Demir eksikliğinin neden olduğu kansızlık bir süre sonra hücrelerin verimli çalışamamasına neden olur. Sonrasında da buna bağlı belirtiler görülür.

Dilde ve vücudun çeşitli yerlerinde ortaya çıkan yaralar bu belirtiler arasında en sık rastlanan problemdir.

Kansızlık Hakkında Daha Detaylı Bilgiler İçin: Kansızlık Nedenleri, Belirtileri ve Tedavisi

8. Hormonal değişiklikler

Özellikle kadınların adet dönemlerinde ya da gebelik süreçlerinde hormonlarında meydana gelen bozulmalar vücutta gözle görülür şikayetlerin ortaya çıkmasına neden olur. Bu şikayetler arasında dilde çıkan yaralar ve diş eti yaraları da vardır. Dönemsel olarak görülen bu yaralar hormon dengesinin yerine oturmasıyla birlikte ortadan kalkar.

9. Stres

Stresin sadece psikoloji etkilemediği, aynı zamanda fiziksel birçok probleme neden olduğu yağılan araştırmalar sonucunda elde edilen bulgularla birlikte kanıtlanmış durumda. Stresin yoğun olduğu dönemlerde bedende bazı değişimler meydana gelir.

Strese bağlı olarak görülen sivilceler ya da iştahsızlık gibi durumların yanı sıra dil üzerinde meydana gelen yaralar da stresten kaynaklanabilir. Aynı zamanda uykusuzluk, yorgunluk gibi durumların sonucunda da aynı belirtilerin yaşanması mümkün.

Dil Yarası İçin Hangi Doktora Gidilir?

Bunun için öncelikle genel bir sağlık testi yapılması ve sonrasında hastanın ilgili alana yönlendirilmesi gerekiyor. Ancak dil yaralarında genel olarak yardımına ihtiyaç duyulan ilk bölüm dahiliyedir.

1. Vitaminler

Eğer dilinizde oluşan yaralar vitamin eksikliğine bağlıysa, en kısa sürede bir vitamin testine tabi tutulmalısınız. Test sonucunda elde edilen bulgular sonucu eksik olduğuna kanaat getiren vitaminlere yönelik bir takviye programı oluşturulmalı.

2. Kremler

Vitamin takviyeleriyle sonuç alınamaması halinde dil yaraları için eczanelerde bulunan capcaicin kremlerinin yardımına başvurabilirsiniz. Bu kremleri düzenli olarak ve tabii ki doktor onayıyla birlikte kullandığınızda kısa süre içerisinde iyileşme görebilirsiniz.

Dilde Beyaz Yara Nasıl Geçer?

Dilde oluşan beyaz yara genelde aft adı verilen dil yarasıdır. Bu çeşit bir dil yarasının tedavisi için öncelikle bağışıklık sisteminin olabildiğince kuvvetlendirilmesi gerekir. Bunu da doğal yollarla yapmak en doğrusudur. Oluşturacağınız düzenli ve sağlıklı bir beslenme programıyla daha dinç bir vücuda sahip olabilir, bu gibi problemlerle karşı karşıya kalmanın önüne geçebilirsiniz.

Dil Yarasına Evde Ne İyi Gelir?

Dil yaraları için evde uygulanabilecek bazı tedavi yöntemleri de mevcuttur. Ancak bu tedavi yöntemlerini yine uzman bir doktora danıştıktan sonra uygulamalısınız.

  • Dil yarasına karbonat oldukça etkili bir yöntemdir. İçeriği bakımından dilde oluşan lezyonlara karşı ciddi bir etkileşim göstererek, kısa sürede yaraların iyileşmesine yardımcı olur. Bir miktar suyla beraber hazırladığınız karbonat macununu dildeki yaraya bastırın ve bekletin. Daha sonra ılık suyla beraber durulayın.
  • Tuz hem ağrılara hem de yaralara oldukça iyi gelir. Bakterilerin oluşumunu önler. Yine suyla beraber hazırladığınız karışımı gargara şeklinde bekletin, daha sonra tükürün. Oldukça etkili olduğunu göreceksiniz.

Источник: https://sebboy.com/dil-yarasi-neden-olur/

Cildinizde İyileşmeyen Yaralar Hastalık Habercisi Olabilir

Vücutta Yara Oluşumu Önlenebilir
Deri ve Zührevi Hastalıkları (Dermatoloji)
Memorial Ataşehir Hastanesi

Memorial Ataşehir Hastanesi Dermatoloji Bölümü Uzmanları “Ciltteki yaraların hastalıklarla ilişkisi” hakkında bilgi verdi.

6 Haftayı Geçen Yaralara Dikkat!

Cildin bütünlüğünün bir hastalık nedeniyle veya herhangi bir dış etkenden darbe alması, bozulması sonucunda yara oluşur. Yara iyileşmesi belli bir doğal süreci izleyip, yaklaşık 1 haftada tamamlanır.

Bazı durumlarda; yaraların geç iyileşmesi, kapanmaması ve kendiliğinden ortaya çıkması, çeşitli hastalıkların işareti olabilir.

Özellikle 6 haftayı tamamladığı halde yara kapanmazsa; kabuklanma, kaşıntı veya akıntıyla kendini belli eden deri değişiklikleri varsa, mutlaka dermatoloğa başvurmak gerekir.

Bir yaranın nasıl ortaya çıktığı, yeri, ne zamandır devam ettiği, ağrı varlığı, kanamanın olması önemli kriterlerdir. Bazı bulaşıcı hastalıklar, cilt kanserleri, cildin damarsal yapısının bozulmasına neden olan iç organ hastalıkları, sistemik hastalıklar, uzun süre devam eden allerjik durumlar, güneş hassasiyetine bağlı bazı hastalıklar, iyileşmeyen yaralarla kendini gösterebilir.

Cilt Kanseri Öldürücü Sonuçlar Doğruyor

Saçlı deri, yüz, dekolte bölgesi, eller gibi özellikle güneşe maruz kalan yerlerde, açık tenli kişilerde oluşan yaralar, vücutta alacalı renkli, kırmızı kabuklu alanlar, cilt kanserinin işareti olabilir. Düzensiz, sınırlı, arada kanayan ve kapanmayan yaralarda öncelikle cilt doktoruna başvurmak gerekir. Özellikle kenarları kabarık ve ortası çukurlanma şeklinde, krater gibi görülen yaralar risklidir.

Haftada Bir, Tüm Vücudunuzu Aynada Kontrol Edin

Vücudun kapalı bölgelerinden veya benlerin üzerinden başlayan renk ve şekil değişikliği gösteren yaralar “Melanom” ismi verilen tehli ve öldürü cilt hastalığının işareti olabilir. Bu nedenle mutlaka cilt doktoruna görünmeyi gerektirir. Dermoskopik, gerekirse patolojik incelemeyle tanı koyulur.

Cilt kanserlerinin başlangıç evresinde yakalanması, yaşam süresi ve tedavinin seyri açısından çok önemlidir.

Haftada bir, tüm vücudun tepeden tırnağa aynayla değerlendirilmesi; yeni çıktığı veya büyüdüğü, renginin koyulaştığı farkedilen benlerin, kabuklu, kanamalı iyileşmeyen yaraların mutlaka cilt doktoruna gösterilmesi gerekir.

Erken Tanı Tedaviyi Kolaylaştırıyor

Ağızda ve genital organlarda çıkan ağrısız yaralar “sifilis” ve AIDS başta olmak üzere cinsel yolla bulaşan hastalıkların belirtisi olabilir.

Bazen hafif ateş, yorgunluk gibi bulguların ayakta atlatılmasından sonra; beyaz renkte, zımbayla delinmiş gibi görünen, keskin sınırlı yaralar oluşabilir.

Bu yaraların farkedilmesi durumunda, enfeksiyon kökenli veya Behçet hastalığı gibi bağ dokusu kökenli hastalıklardan kaynaklanıp kaynaklanmadığının ayırt edilmesi gerekir. Bu amaçla; bazı kan tetkiklerine bakılması, yara yerinden kültür alınması uygundur.

İyileşmeyen yaralı alandan etrafa saçılan mikrobik etkenler, hastalığın başka insanlara geçmesine neden olabilir. Behçet hastalığı gibi bağ dokusu hastalıklarının tanısının erken dönemde yakalanması, hastalığın ilerlemesini ve iç organların tutulmasını önlemek açısından önemlidir.

“Eş, dost tavsiyesi ile ilaç kullanmayın, mutlaka bir cilt uzmanına başvurun”

Herpes virüsü başta olmak üzere diğer virüsler, mantar ve bakteriler; cildin direncini kırıp, sık tekrarlayan, ağız çevresini ve genital bölgeyi tutan yaralara veya kıl dibi iltihabı şeklinde oluşumlara neden olabilirler.

Mikrobik etkenler çoğu zaman birebir yarayı oluşturabilir veya varolan yaranın kapanmasını engeller. Etrafı kırmızı kabarcıklanmalar, çoğu zaman ağrılı sivilcelenmeler gibi kendini belli eden alanlar varsa; herhangi bir krem sürmeden, ilaç kullanmadan cilt doktoruna görünmek gerekir.

Sivilce gibi görünen veya kabarcık yapan yerlerden mikroskobik inceleme örnekleri veya kültür yapmak gerekir.

Şeker Hastalığı da Yara Oluşumuna Zemin Hazırlıyor

Şeker hastalığı, pek çok yönden organlarımızı olumsuz yönde etkilerken cildimizde yaralarla kendini gösterebilir. Hastalık, damar yapısına zarar vermesi nedeniyle yara oluşmasını kolaylaştırır.

Şeker hastalarında bakteri ve mantarlar daha kolay enfeksiyon oluşturdukları için yara iyileşmesi de gecikir.

Özellikle ayaklarda; iyileşmeyen ve 3 haftadan fazla bir süre kapanmayan yaralar varsa şeker hastalığı akla getirilmeli ve hekime başvurulmalıdır.

Derinin beslenmesini ve toksik maddelerden temizlenmesini sağlayan, sağlıklı kan dolaşımıdır. Damarların tıkalı olması, damar sertliği, varislerin varlığı, bacaklar başta olmak üzere tüm vücutta yaralar yapabilir. Sigara içilmesine bağlı olarak ortaya çıkan damarsal hastalıklar da ciltte yaralarla kendini gösterebilir.

Cildiniz İçin Sağlıklı Beslenin

Sağlıklı ve dengeli beslenme, yaralarımızın iyileşmesi için çok önemlidir.

Çinko, selenyum, B vitaminleri başta olmak üzere antioksidan desteğinin alınması, yara kapanmasını ve cildin kendini tamir etme sürecini hızlandırır.

Özellikle bebekler ve çocuklarda; ağız çevresinde ve bez bölgesindeki iyileşmeyen yaralar, çinko eksikliğinden kaynaklanabilir. Şüpheli durumlarda kanda çinko düzeyi bakılabilir.

Güncellenme Tarihi: 30 Nisan 2009Yayınlanma Tarihi: 30 Nisan 2009

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/cildinizde-iyilesmeyen-yaralar-hastalik-habercisi-olabilir/

Yara İzlerini Önlemek için Yaralar Nasıl Tedavi Edilmeli?

Vücutta Yara Oluşumu Önlenebilir

Çok az insan hiç yara izi bulunmayan bir cilde sahip olacak kadar şanslıdır. Çoğu zaman yetersiz veya kötü yara bakımı nedeniyle iyileşme süreci gereğinden uzun sürer ve zorlu geçer. Sonunda cildinizde gözle görülür ve estetik bakımdan rahatsız edici izler kalır. İşte bu yazımızda yara izlerini önlemek için yapabileceklerinizden bahsedeceğiz.

Yaraların iyileşme sürecinin kişiden kişiye farklılık gösterdiğini unutmamak gerekir. Ayrıca her yara aynı şekilde şekilde iyileşmez.

Çoğu zaman yara izlerini önlememiz mümkün değildir, çünkü bunlar cildin normal iyileşme sürecinin bir parçasıdır. Bu tamamen ne tür bir cilde sahip olduğunuza ve aynı zamanda yaranın büyüklüğüne ve derinliğine bağlıdır.

Ancak yara izlerinin olabildiğince az kalması ve estetik açıdan sorun oluşturmaması için bazı müdahalelerde bulunmak mümkün. Ne var ki ciddi bir yara söz konusuysa, bir tıp merkezine gitmenizi öneriyoruz.

Yaralanmalarda derhal müdahale etmek enfeksiyonları önlemek açısından çok önemlidir.

Yaranızın iltihap kapması durumunda, yara izi çok daha kötü olabilir. Bu nedenle, yaraları etkili bir şekilde tedavi etmek ve yara izlerini önlemek için aşağıdaki ipuçlarına göz atmanızı tavsiye ediyoruz.

Ayrıca bakınız: Yara İzlerini Soğanla Tedavi Edebilirsiniz

Yara İzlerini Önlemek İçin Tavsiyeler

  • Yaraların temizliği çok önemidir.  Yarayı temizlemeden önce temiz bir havluyla pansuman uygulayıp kanamanın durmasını bekleyin.  Ellerinizin temiz olduğundan emin olun ve dezenfektan kullanın. Dezenfektan yoksa su ve hafif bir sabun kullanarak bunu kendiniz de hazırlayabilirsiniz. Ama yara üzerinde asla alkol kullanmamalısınız.
  • Yarayı hafifçe dokunarak, kuru bandajla kurulayın. Pamuk kullanmaktan kaçının, çünkü pamuk parçaları yaraya takılabilir ve bu da iyileşmeyi zorlaştırır.
  • İyileşme aşamasındayken yarayı güneşten koruyun. Yarayı çok sıkı ya da gevşek olmayan bir bandajla örtün. Buradaki amaç yaranızı çevreyle doğrudan temas etmesi nedeniyle oluşabilecek herhangi bir enfeksiyonu önlemektir. Bandajı mutlaka her gün değiştirin. Ayrıca bandajın nemli olduğunu fark etmeniz durumunda da bandajı yenileyin.
  • Yaranın çevresine dairesel hareketlerle hafif bir şekilde masaj uygulamak bu bölgedeki kan akışını arttıracaktır. Bu da faydalı maddelerin bu bölgeye ulaşmasını ve iyileşme sürecinin hızlanmasını sağlayacaktır.
  • Kabuk bağlayan yarayla oynamayın. Bu yara izinin daha belirgin olmasına neden olur, o nedenle kabuğun kendi başına düşmesini bekleyin.
  • Kuşburnu çekirdeği yağı da iyileşme sürecinde oldukça faydalıdır. Bu yağı her gün yaraya uygulayabilirsiniz. Sonuç almak istiyorsanız tutarlı olmanız ve uygulamayı aksatmamanız gerekli.
  • Ayrıca eczanelerde de yaranızın iyileşmesine yardımcı olacak pek çok krem bulabilirsiniz.
  • Yaraların doğru şekilde iyileşmesinde beslenme de önemli bir role sahiptir. Yetersiz beslendiğiniz takdirde iyileşme süreci için gerekli olan besinleri edinemezsiniz.

Ayrıca bakınız: Hyaluronik Asit: Kendinizin Yaratabilecğei Güzellik

Yara İzlerini Önlemek İçin Başvurulacak Diğer Yöntemler

Unutmayın, bu öneriler sadece ufak yaralanmalarda oluşabilecek yara izlerini önlemek içindir. Eğer çok derin ve ciddi bir yara söz konusuysa veya kanama birkaç dakika geçmesine rağmen durmuyorsa vakit kaybetmeden hemen bir sağlık merkezine başvurmalısınız.

Ayrıca belirtmeliyiz ki ufak yaralar ciltte hiç iz bırakmayabilir. Ne var ki bu durum cilt tipinize bağlıdır. Yara ufak bile olsa bazı kişiler için iyileşme süreci zorlu geçebilir.

Yukarıda verdiğimiz tavsiyelere uyarak yara bakımı yaptığınız takdirde yara izlerinin önleyebilir ve aynı zamanda yaralarda enfeksiyon oluşumunun da önüne geçebilirsiniz. Yaranın iyileşmesi ne kadar uzun sürerse, kalan iz de o kadar belirgin olacaktır.

Yaralarınızın iyileşmesi konusunda aklınızı kurcalayan sorular için bir profesyonele danışmanızı öneririz. Günümüzde yara izlerini azaltmak için kullanılan pek çok yöntem mevcut.

Eğer eskiden kalmış yara izleriniz varsa, bunların daha az belirgin olmasını sağlamak için bazı çözümler bulabilirsiniz.

Bazı durumlarda, mesela çok belirgin yara izlerinde  cerrahi işlemlerden de faydalanılabilir.

Источник: https://sagligabiradim.com/yara-izlerini-onlemek-icin-yaralar-nasil-tedavi-edilmeli/

Kötü Yara İzleri Oluşumu, Önlenmesi, Tedavisi

Vücutta Yara Oluşumu Önlenebilir

20.04.2009 Bursa Hakimiyet Gazetesi Kötü yara izlerinin tedavisi estetik ve plastik cerrahinin en temel ve en çok zorluk arz eden konularından birisidir.

Yara izi, bütünlüğü bozulan yani yaralanan deri ve diğer dokuların yara kenarlarını birbiriyle bileştirmek yani kaynamasını sağlamak için vücudun ürettiği yeni bir dokudur.

Bu doku, bağ dokusu hücreleri ve liflerini (kolajen ve elastik lifler) içeren ve üzeri ince bir deriyle kaplı bir dokudur. Bölgenin orijinal deri dokusundan farklı karakterde bir doku olduğu içinde gören gözler tarafından fark edilir. Görüntü olarak kötü görünen ve hemen fark edilen yara izleri kötü yara izleridir.

Kötü görünmeyen ve kolayca gözle fark edilemeyen yara izleri ise iyi yara yani estetik yara izleri olarak tanımlanabilir.

Kötü yara izleri nasıl oluşur?

Parçalı, ezik, kirli, şekil ve yön olarak uygun olmayan estetik cerrahi kurallarına göre dikilmemiş, onarılmamış yaraların iyileşmesi sonucunda kötü yara izleri oluşur.

Ayrıca her hangi bir yara, yönü itibariyle vücudun doğal çizgilerine ve kıvrımlarına dik açıyla seyrediyorsa, yay biçiminde bir yaralanma ise, eklemleri(dirsek, el bileği, parmaklar gibi) boylamasına kat eden yaralar ise, bu yaraların iyileşmesi sonucunda da kötü yara izleri oluşur.

Bazen kat ettiği eklemlerin hareketlerini sınırlayıcı kasıntılar şeklinde de gözlenebilirler. Yaranın yer aldığı vücut bölgesinin de kötü yara izi oluşumunda rolü vardır. Örneğin omuz bölgesi, göğüs ön duvarı ortası(iman tahtası üzeri) bu açıdan en şanssız bölgelerdir.

Buna karşılık göz kapağı, yüz ve boyun bölgesi daha şanslı bölgelerdir.

Göz kapağı kenarı, burun kanadı kenarı, dudak ve kulak sayvanı kenarlarında ortaya çıkan yaralar bazen çentiklenme veya basamak oluşumu gibi deformiteler ile iyileşirler ve bunlarda kötü yara izleri olarak dikkat çekerler ve tedavileri için özel yöntemlere ihtiyaç vardır.

Yaralanmaya neden olan sebebin de kötü yara izi oluşumunda önemli rolü vardır. Örneğin derin yanık yaraları, ezilme yaraları, ateşli silah yaralanmaları, trafik kazaları sonucu oluşmuş yaralar, iyileşmeleri sonucunda kötü yara izleriyle sonuçlanırken; yüzeyel yanıklar ve kesici alet yaralanmaları daha iyi izlerle iyileşirler. Genetik faktörler ve ırk faktörü de yara iyileşmesi açısından önem arz eden diğer bir husustur. Bazı kişilerin dokuları doğuştan genetik olarak kötü yara izi oluşturmaya eğilimlidir. Özellikle Doğu Asya ve uzak doğulu esmer ırklarla zencilerde yara izleri genellikle kötü oluşur.

Kötü yara izleri önlenebilir mi?

Herhangi bir yaralanmada yara izinin daha iyi olmasını yani estetik şekilde oluşmasını sağlamak için estetik cerrahinin birçok imkânı mevcuttur. Asepsi-antisepsi kurallarına yani mikrop kapmasını önleyici tedbirlere azami derecede riayet etmek bunların başında gelir.

Yara ortamındaki ölü dokuları, varsa yabancı cisim kalıntılarını temizlemek, yara kenarlarını canlı ve düzgün kesiler haline getirmek, kanama kontrolü, yaranın yönünü vücut kıvrımlarına uygun hale getirmek, yay biçiminde ki yaraları düz çizgi ya da kırık çizgi haline getirmek, mümkün olduğu kadar gergin olmayacak şekilde ve vücudun fazla reaksiyon vermediği inert dikiş iplikleriyle yarayı dikmek, mümkünse gizli dikiş tekniği uygulamak bu önlemlerden başlıcalarıdır. Dikiş sonrası bakım ve takip de çok önemlidir. Dikiş ipliklerini lüzumundan daha geç almak dikişin girip çıktığı deliklerinde belirgin kalmasına neden olur. Dikişlerin alınabilmesi için yara dudaklarının gerilmeyle açılamayacak şekilde birbirine kaynaması gerekir ki buna biz gerilme direnci diyoruz. Gerilme direncinin yeterli düzeye ulaşması gene birçok faktöre bağlı olarak 5-15 gün arasında değişebilir. Yara dudaklarının birbirine kaynaması ve dikişlerin alınması, iyileşmenin tamamlandığı anlamına gelmez. Oradaki biyolojik ve biyokimyasal olaylar devam eder. Yara hattı önce kızarır, bir miktar kabarıklaşır ve sertleşir. Daha sonra giderek kızarıklığı soluklaşır ve normal ten rengini alır, kabarıklığı çöker, çevresindeki ciltle hemzemin hale gelir ve sertliği kaybolarak yumuşar. İşte o zaman yara maturasyonu(olgunlaşması) dediğimiz periyod tamamlanmış ve yara bir daha değişikliğe uğramayacak şekilde son halini almış olur. Bu süreç yaranın şekline, yönüne, bulunduğu vücut bölgesine ve kişinin genetik ve ırksal özelliklerine göre altı ay ile iki sene arasında değişebilir. Bu süreç içerisinde yarada oluşan sertlik ve kabarıklığın anormal şekilde aşırı geliştiği durumlarla da karşılaşabiliriz. Hipertrofik skar veya keloid adını verdiğimiz bu aşırı yara izleri estetik olmayan görünümün en önemli örnekleridir.

Bunların oluşumunu engellemek için uygulanabilen çeşitli alternatif yöntemler mevcuttur. Yara izi yüzeyine krem şeklinde veya içine enjeksiyon şeklinde kortizon uygulamaları, özellikle eklemleri kat eden boylamasına yaralarda bir süre hareketi kısıtlayıcı ateller uygulanması, yaranın çeşitli krem, slikon sheet vb uygulamalarla nemlendirilmesi, elastik bası uygulamaları yara yüzeyi ve çevresinin dermabrazyon dediğimiz yöntemle zımparalanması, düşük dozda radyoterapi ve bazı lazer uygulamaları bu amaçla uygulanan alternatif yöntemlerdir.

Kötü yara izleri tedavisi

Kötü yara izlerinin tedavisinde tam anlamıyla Estetik ve Plastik Cerrahinin genel prensipleri ve yöntemleri geçerlidir. Her hangi bir yaranın kötü yara izi bırakmadan iyileşmesi için de aynı husus geçerlidir.

Bu nedenle hem yaraların tedavisi ve hem de kötü yara izlerinin tedavisi deneyimli Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahlar tarafından yapılmalıdır.

Kötü yara izlerinin tedavisinde mevcut izin cerrahi olarak çıkarılması ve yeniden dikilirken;

  1. Yara dudaklarının gerginliğinden kaçınılması,
  2. Yaranın yönünün vücut çizgilerine ve kıvrımlarına uygun hale gelecek şekilde Z-Plasti W-Plasti uygulanması,
  3. Eklemleri kat eden yara izlerinde, kasıntıyı ve hareket kısıtlığını giderecek şekilde yara izini kırık çizgiler haline dönüştürmek ve yara izi boyunu uzatmak,
  4. Göz kapağı, dudak, burun kanadı ve kulak sayvanı kenarlarındaki çentikleşme ve basamak deformitelerini düzeltmek,
  5. Mümkünse yara dikiş hattını vücut doğal kıvrımları içerisine gizlemek,
  6. Hipertrofik skar ve keloid oluşması muhtemel bölgelerde yarayı dikmeden önce yara dudakları içine kortizon enjeksiyonları,
  7. Geniş yara izlerinde(örneğin yanık izleri) yara izi çevresindeki normal dokuyu doku genişleticilerle genişleterek çıkarılan geniş yara izi alanına yaymak,
  8. Mümkünse gizli dikiş tekniği uygulamak gibi başlıca yöntemler kullanılır.

Cerrahi onarım sonrasında, yukarıda önlemler bölümünde saydığımız uygulamalar yara izlerinin tekrar daha kötü oluşmasını önlemek için dikkate alınması gereken hususlardır.

Estetik cerrahi girişimlerinde ise kesiler bizzat estetik cerrah tarafından yapılır ve bu kesilerin yerleşimi, yönü, şekli vs. öyle planlanır ki bu operasyonların izleri gerçek anlamda estetik izler olarak gerçekleşir ve rahatsız edici olmazlar.

Oysa her kesilen-dikilen yerde mutlaka bir iz oluşması doğa kanunudur ve önlenemez. Önemli olan bu izin dikkat çekici ve rahatsız edici olmamasıdır.

Источник: https://mesutozcan.com/makaleler/kotu-yara-izleri-olusumu-onlenmesi-tedavisi.html

Ciltte Geçmeyen Yaralar

Vücutta Yara Oluşumu Önlenebilir

İnsan vücudunun en önemli dokularından biri cilt. Cilt yüzeyinde ortaya çıkan hastalık ya da herhangi bir dış etkenin ortaya çıkması, yani cildin darbe alması ya da bozulması sonucunda yara oluşur.

Cilt yüzeyinde ortaya çıkan yaranın nasıl oluştuğu, yeri, oluşum zamanı, ne kadar süre devam ettiği, ağrının ve kanamanın olup, olmaması gibi birçok faktör önem taşır.

Cilt yüzeyinde ortaya çıkan bazı bulaşıcı özellikte olan hastalıklar, cilt kanseri, cildin damar yapısının bozulmasına sebep olan iç hastalılar, sistemik hastalıklar, alerjik durumlar, güneşin hassasiyetine bağlı ortaya çıkan hastalıklar, aynı zamanda iyileşmeyen cilt yaralarıyla kendini gösterebilir.

Geçmeyen yaralar, daha çok saç, deri, yüz, dekolte bölgesi, eller başta olmak üzere güneşin zararlı ışınlarına çok fazla maruz kalan kısımlarda daha çok ortaya çıkar. Cilt yüzeyinde geçmeyen yaraların ortaya çıkması birçok farklı sebebe bağlı oluşur.

Ciltte geçmeyen yaraların ortaya çıkmasındaki en önemli sebep, hastalığın enfeksiyon kaparak, cilt yüzeyinin daha büyük alanına yayılması.

Eğer bir yara enfeksiyon kaparsa, insan vücudunun koruyucu kalkanı işlevine sahip olan bağışıklık sistemi, yaranın bulaşmasına ya da enfeksiyon kapmasına bağlı olarak bakterilerle mücadele eder.

Aynı zamanda cilt yüzeyinde yer alan yaranın içerdiği bakteri zararlı toksinler üretir. Toksinler bu durumda cilt yüzeyinde bulunan yaranın iyileşme sürecine engel olarak, uzun süreli bir tedaviye neden olur.

2. Kan Dolaşımı Bozukluğu

İnsan vücudunun birtakım ihtiyaçlarını karşılaması için sağlıklı olan besinleri tüketmesi gerekir. Ancak bu şekilde besinler ve oksijen, vücuda kan yoluyla ulaşır.

Cilt yüzeyinde ortaya çıkan yaralara kan ulaştığı zaman, bu alanda yer alan bakteri ve toksinleri insan vücudundan hızla atar.

İnsan vücudundaki kan akışı ve kan oksijenasyonunu azaltan durumlar ortaya çıktığı zaman cilt yüzeyinde ortaya çıkan yaranın daha geç bir sürede iyileşmesine neden olur.

3. Diyabet

Günümüzdeki en önemli hastalıkların başında diyabet gelir. Diyabet hastalığının yanı sıra, aynı zamanda yaşın ilerlemesi, obezite ve yüksek kan basıncı gibi faktörler sebebiyle insan vücudundaki kan dolaşım hızı azalır. Yaranın bulunduğu alana kan daha geç bir sürede ulaştığı için, yaranın iyileşme süreci artar

4. Yaranın Durumu

Cilt yüzeyinde ortaya çıkan ve geçmeyen özellikte olan yaraların durumu, konumu, tedavi edilme sürecini büyük oranda etkiler. Yaraya sürekli aşırı basınç uygulanması, iyileşme sürecini arttırır.

Aynı zamanda, insan vücudunda su kaybının yaşanması durumunda da hücreler kurur ve yaranın kabuklanmasına neden olur. Aksi bir durum olan, vücuda aşırı derecede su takviyesi yapmak da yaranın çok fazla nemlenmesine neden olur.

Bu durumda yara daha geç bir sürede iyileşir.

5. İlaç Kullanma

Bazı hastalıkları kontrol altına tutmak için düzenli bir şekilde ilaç kullanılması gerekir. Bu durum da cilt yüzeyinde geçmeyen yaraların ortaya çıkmasında etkili olabilir.

Cilt yüzeyindeki yaraların iyileşmesini düzenli ilaç kullanımı geciktirir. Özellikle çok ciddi ve önemli bir hastalık olan kanser tedavisinde, hastalara kemoterapi uygulandığı zaman hücrelerin çoğalması durur.

Bu durum ciltte ortaya çıkan yaranın iyileşme sürecinin artmasına neden olur.

6. Yaş

Geçmeyen yaraların oluşum nedenlerinden biri de yaş faktörü. Yani, ilerleyen yaşlarda ortaya çıkan yaraların iyileşme süreci, sağlıklı yetişkin ya da çocuklara göre daha uzun olur.

Çünkü ilerleyen yaşlarda insan vücudunun koruyucu kalkanı olan bağışıklık sistemi zayıflar ve vücut enfeksiyona, farklı hastalıklara daha açık bir hale gelir.

Belirli bir yaştan sonra insan vücudu antikor üretiminin yavaşlamasına neden olur. Bu durumda yaraların geç iyileşmesine yol açar.

7. Kötü Beslenme

İnsan vücudunun işlevini tam olarak yerine getirmesi ve sağlıklı bir yapıda olması tamamen sağlıklı, düzenli bir beslenme programına sahip olmakla sağlanır. Ancak bu sayede insan vücudu direnç kazanarak, hastalıklara ya da yaralara karşı kendini korumaya alır.

Cilt yüzeyinde ortaya çıkan yaraların iyileşmesi insan vücudu en çok için belirli bir oranda kalori, protein, A ve C vitamini, çinko mineraline ihtiyaç duyar. Aynı zamanda vitaminler de yaraların iyileşme sürecine katkıda bulunur.

Yaraların daha kısa sürede iyileşmesine yardımcı olur.

Ciltte Geçmeyen Yaralar Nasıl Tedavi Edilir?

Cilt yüzeyinde geçmeyen yaraların oluşumu birçok farklı sebebe dayanır. Bu nedenle yaraların iyileşme süreci de farklılaşır.

Genel olarak herhangi bir yaranın doğal süreci izleyip, yaklaşık 3 hafta içerisinde iyileşmesi gerekir.

Eğer cilt yüzeyinde 6 haftaya kadar geçmeyen yaralar ortaya çıkarsa, yara kapanmazsa ve buna ek olarak yaranın üzerinde kabuklanma, kaşıntı, akıntı gibi şikayetler varsa, mutlaka bir cilt doktoruna başvurmak gerekir.

Cilt yüzeyinde ortaya çıkan ve geçmeyen özellikte olan yaraların tedavisi için uygulanacak adımlar şunlardır:

1. Enfeksiyonu Önlemek İçin Doğal Antiseptikler Kullanın

Cilt yüzeyinde geçmeyen yaralar ortaya çıktığı zaman, yarayı sürekli olarak temizlemek ve mikroplardan arındırmak çok önemli. Yarada bulunan mikropları yok etmek için doğal bir antiseptik kullanmanız gerekir.

Yaraya doğal bir antiseptik uygulamak, mikropları kısa sürede yok ettiği için, yaranın iyileşme sürecini tamamen hızlandırır. Bunun için yaraya doğal antiseptik sürdükten sonra yaranın üzerini bantla kapatın. Çünkü yaranın üzerinin belirli bir süre kapalı olması, enfeksiyon kapmasını önler.

En iyi mikrop öldürücü özelliğine sahip olan bitkiler, fesleşen, mercan köşk, ekinezya, sarımsak ve nane.

2. Daha Çok Protein Tüketin

İnsan vücudunun yaşamsal fonksiyonunu devam ettirmek için belirli bir oranda proteine ihtiyacı var. Aynı zamanda insan vücudunun en önemli dokusu olan deri de proteinden oluşur. Cilt yüzeyinde geçmeyen yaraların ortaya çıkması durumunda bunun için ekstra bir protein takviyesi gerekir.

Özellikle cerrahi bir müdahale geçiren hastaların proteine daha çok ihtiyacı var. Çünkü ameliyat aynı zamanda protein ve kalori ihtiyacını da belirli bir oranda arttırır. Aynı zamanda protein cilt yüzeyinde ortaya çıkan yaraları onarmada ve iltihabı azaltmada çok etkili bir besin.

Eğer insan vücudunda yeterli miktarda protein yoksa, iyileşme daha geç bir sürede olur ve yaranın enfeksiyon kapma riski daha fazla artar.

3. Bitkileri Kullanın

Cilt yüzeyinde ortaya çıkan yaraların tedavisi için birçok bitkisel krem bulunur. Bitkisel kremlerin ilk sırasında zeytinyağının içine adaçayı, mercanköşk ve koyun kıran karışımı gelir. Bu tür bitkisel kremler enfeksiyonla savaşmak ve aynı zamanda yaraların iyileşmesi için etkili bir yöntem.

4. Aloe Vera Jeli Kullanın

Cilt yüzeyinde geçmeyen yaraların tedavisi için aloe vera jelini kullanabilirsiniz. Aloe vera jelinin içeriğinde yer alan vitamin ve mineraller sayesinde yaraya ihtiyacı olan nemi sağlar. Bu durumda yara daha hızlı sürede iyileşir.

Источник: https://evdesifa.com/ciltte-gecmeyen-yaralar/

Bası Yarası Nedir? – Sesan

Vücutta Yara Oluşumu Önlenebilir

Vücudun ağırlığı, yatar pozisyondayken yatak ile temas eden bölgelere basınç uygular. Yatağa ya da tekerlekli sandalyeye bağımlı olan kişilerde uzun süre aynı pozisyonda kalmak, vücut ağırlığının hep aynı bölgelere basınç uygulamasına neden olur.

Bu da basınç bölgelerinde kan dolaşımının ve doku beslenmesinin bozulmasına, deri ve deri altı dokusunun hasarına ve sonuçta yatak yaralarının açılmasına yol açar. Sürtünmeler de yatak yarasının oluşmasını kolaylaştırır.

Ayrıca idrar, ter ve dışkının cilt ile temas etmesi yatak yaralarının oluşmasını hızlandırabilir. Oluşan yaranın üzerinde enfeksiyon gelişmesi de sık görülen bir durumdur.

Bası yaraları kronik hastaların bir sorunu gibi görünse de, ülserlerin başlangıcı genellikle hastalıkların akut dönemine rastlar. Bunun nedeni akut hastalık sırasında dikkatlerin hastanın birincil sorununa yönelmesi ve ülser gelişme riskinin sıklıkla dikkate alınmamasıdır.

Ülserlerin % 63’ü hasta henüz hastanede yatmakta iken gelişmektedir. Kardiovasküler hastalıklar sırasında % 41, akut nörolojik bozukluklar sırasında % 27 ve ortopedik yaralanmalar sonrasında % 15 sıklıkta bası yarasının geliştiği gözlemlenmiştir.

Yatak yaraları kişinin konforunu bozar, hastalık ve ölüm riskini artırır, hastanede yatış süresini uzatır ve mali yükü artırır. Bu nedenle önemli bir sağlık sorunudur.

Oysa ki bu sorun, risk altındaki hastalarda çok basit yöntemlerle önlenebilir.

Kimler Risk Altındadır?

Yatağa ya da tekerlekli sandalyeye bağımlı kişiler, hareket kısıtlılığı olanlar, sinir hasarına bağlı his kusuru olanlar (omurilik zedelenmesi, diyabet vb. nedenlerle), dolaşım sorunu bulunan kişiler, yaşlılar, çok şişman ya da zayıf olan kişiler risk altındadır.

Çok şişman kişiler dokulara uygulanan basınç arttığı için, çok zayıf kişiler de yeterli cilt altı dokusu olmadığından yatak yarası oluşması bakımından risk taşırlar. İdrar ve dışkı kaçırma sorunu olanlar, beslenme bozukluğu ve sıvı alımında eksikliği olanlarda da bası yarası oluşumu kolaylaşır.

Bir bölgede yatak yarası oluşmuşsa, o bölgede ikinci defa yara oluşma riski daha yüksektir.

Nasıl Korunulur?

Yatak yarasının sık oluştuğu yerler, vücudun ağırlığını taşıyan bölgelerdir. Bunlar kuyruk sokumu, kalçalar, dirsekler, topuklar, omuz çıkıntıları, dizler, ayak bileklerinin çıkıntıları, kafanın çıkıntılı bölgeleri ve kulaklardır. Şişman kişilerde göğüs altları, karın bölgeleri ve vücut kıvrımlarının arası da yatak yarası için riskli bölgelerdir.

Bası yarasından korunmak, bası yarasını tedavi etmekten daha kolay ve ekonomiktir. Hastanın bası oluşan cilt yüzeyi her gün kontrol edilirse yaranın önlenmesindeki ilk adım atılmış olur.

Bu kontroller sırasında ciltte kızarıklık ve tahriş görülmüyorsa yara riski yok demektir. Ancak yine de hastanın pozisyonunun sık sık değiştirilmesi sağlanmalıdır. Bu sayede ciltte uzun süre bası oluşması engellenecektir.

Pozisyon değiştirme işlemi iki saatte bir yapılmalıdır.

Hastanın yatak çarşaflarının kuru, temiz ve kırışıksız olması sağlanmalıdır. Ayrıca hasta oturabiliyorsa, oturduğu yer de kuru ve temiz olmalıdır. Çarşaf ve çamaşır seçiminde teri, ıslaklığı emmeyen sentetik malzemeler kullanılmamalıdır.

Hastanın cildi de temiz ve kuru tutulmalıdır. Tuvalet sonrasında hasta, tahriş edici olmayan malzemelerle, aşırı sıcak olmayan suyla temizlenmeli ve hemen kurulanmalıdır.

Hastanın cildine alkol veya kolonya temas ettirilmemelidir.

Hastanın yeterli beslenmesi ve uygun miktarda sıvı alması yara oluşumunu engellemektedir. Hekim veya bir beslenme uzmanından bu konuda bilgi almak gerekir. Bir uzman bakış açısı ile hastanın o anki durumuna uygun beslenme programı uygulanırsa sağlık açısından en önemli adım atılmış olacaktır.

Hastanın vücudundaki kan akışını düzene sokmak için masaj ve egzersiz uygulanması gerekir. Hareketsiz bölgeye uygulanan masaj ve egzersiz, basınç altında kalan bölgedeki kan akışını hareketlendirerek yara oluşumunu engeller.

Pozisyon Aldıran Havalı Yatak
Yatan hastalarda bası yarasını önlemek için en iyi seçenek otomatik olarak pozisyon aldıran havalı yataktır.

Tüm alınan önlemlere rağmen, yine de yatak yarası oluşabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle olası yatak yarasına erken müdahale etmek için neler yapılabileceği önceden gözden geçirilmelidir.

Yatak Yarasının Oluşmaya Başladığı Nasıl Anlaşılır?

Yatak yarası oluşmaya başlayan bölgede sıcaklık artışı, sertlik, şişkinlik (ödem) ve üzerine bastırınca solmayan bir kızarıklık görülür. Ciltteki hasar başladığında sıcak olan bölge soğur. İlerleyen durumlarda ciltte mavi-mor renk değişimi ve su toplanması gözlenir.

Risk altındaki kişilerin yatak ile temas eden çıkıntılı vücut bölgelerindeki cilt renginin değişikliği, sıcaklık artışı veya sertlik fark edildiğinde derhal bir hekime başvurulmalıdır.

Bası Yarasının Sınıflandırılması

Bası yaralarında, yaranın derinliği açısından değişik sınıflandırmalar kullanılmakla birlikte en sık kullanılan sınıflandırılmaya göre 4 evre mevcuttur.

Evre 1: Deride bastırmakla geçmeyen ve solmayan kızarıklık veya ödem vardır. Bası ortadan kaldırılır ve iyi bakım yapılırsa hasar geri dönüşümlü olup, iyileşme çoğunlukla tamdır. Erken evre olarak da adlandırılır.

Evre 2: Deri altı doku içine doğru ilerlemiş yüzeysel doku ölümü mevcuttur. Cerrahi dışı tedavilerle iyileşme sağlanabilir.

Evre 3: Deride tam kat doku ölümü vardır. Hasar deri altı dokuya inmiştir. İkincil enfeksiyon eklenirse yara zorlu hale gelir. Geniş lezyonlarda cerrahi girişim gerekebilir.

Evre 4: Hasar kemik dokusunu da içine almış veya kemiğe kadar inmiştir.

Yatak Yaralarıyla Hangi Sağlık Uzmanları İlgilenir?

Yatak yaralarıyla başa çıkma işi yaraların oluşmasını engelleme, erken fark etme ve uygun biçimde tedavi etme ile olur. Bu da iyi iletişim halinde olan bir ekiple sağlanabilir.

Bu ekipte yer alan kişiler, hasta (bilinci açık ve kısıtlı da olsa hareket kabiliyeti olan hastalar), hasta yakınları, hemşireler, fizyoterapistler, cilt hastalıkları uzmanları ve plastik cerrahlardır.

İç Faktörler

  • Yaşlılık
  • Diyabet
  • Kronik hastalıklar
  • Kan basıncı
  • Yetersiz beslenme
  • Duyu kaybı ve hareketsizlik
  • Aşırı steroid kullanımı

Soru Sor & Yorum Yap »

Источник: http://sesanltd.com.tr/basi-yarasi-nedir/

Yara İzleri ve Yara Dokusu: Nedenleri, Sorunları ve Muhtemel Tedaviler » Bilgiustam

Vücutta Yara Oluşumu Önlenebilir

Vücudumuzun yaralı bölgelerinde yara dokusu oluşur. Vücudun içinde veya yüzeyinde belirir.
Cildimizdeki yara dokusu genellikle “skar” olarak adlandırılır.

Bazı insanların ciltlerinde hipertrofik skarlar görülür, bunlar normalden daha büyüktür ve topaklı bir görünüme sahiptir. Atrofik olanlar batıktır ve ciltte çöküntü oluşturur. Skar dokusu bariyer görevi görür ve yaralanan yeri korur.

Ancak orijinal dokunun eski işlevselliği kalmaz ve esnekliği düşüktür.

Lifli Bağ Dokusu

Yara dokusu lifli bağ dokusundan oluşur. Bu doku vücut yapısını destekler. Kolajen denilen bir proteinden yapılan lifler içerir. Ayrıca, kolajen, su ve karbonhidratlar yapan fibroblastlar olarak adlandırılan hücreleri içerir.

Lifli bağ dokusu yoğun bağ dokusu olarak da bilinir. Vücudun normal bir bileşenidir ve yaralanmamış alanlarında bulunur. Araştırmacılar skarlardaki bağ dokusunun, normal formdan biraz farklı bir yapıya sahip olduğunu keşfetmişlerdir.

Ciltte Yaralar

Nedenler

Yaralar, yanıklar, cerrahi kesikler, fiziksel yaralanma, kimyasal yaralanma, enfeksiyonlar, hastalıklar, iltihap ve akne gibi yaralanmalardan kaynaklanabilir. Yaraların tümü yara izlerine neden olmaz. Skar dokusunun oluşumu başlamadan önce, vücuda önemli bir hasar verilmelidir. Bununla birlikte, bazı insanlar diğerlerine göre daha kolay yara izi oluşturmaya eğilimlidir.

Görünüm

Yaradaki iyileşme sonucu artmış kan akışı nedeniyle ilk olarak ciltte yara izleri kırmızıdır. Zamanla, kan akımı azaldıkça yara izi de azalır. Yara izinin son halini alması için aylar hatta yıllar geçebilir. Yaralı alanlar genellikle etrafındakilerden daha kalındır ve saç, ter bezleri ve melanin (cildi ultraviyole radyasyondan korumaya yardımcı olan pigment) yoktur.

Yara İzi Oluşumunu Azaltma

İyi yara pansumanları, iyi beslenmeler ve uygun ilaçlar yaralı bir alanın korunmasına yardımcı olabilir. Yara izi miktarı ve bir yaranın son görünümü esas olarak genetik ve yaşa bağlıdır. Yaşlı insanlar, genç insanlardan daha kolay bir şekilde yara alma eğilimindedir.

Hipertrofik

Hipertrofik bir yarada çok fazla kolajen üretilir. Yara, cildin yaralı bölgesinden daha yüksek bir alan ya da yumru oluşturur. Yumru genellikle erken evrelerinde pembedir ve kaşıntılı olabilir.

Keloid

Keloid yara izleri büyür ve kırmızımsı bir tümör oluşturur. Bu tümör iyi huyludur ve çoğunlukla kolajen içerir. Keloid yara izleri, yaralanmaya bir cevap olarak oluşabilir. Ancak bazı kişilerde bilinen bir neden olmadan kendiliğinden de oluşabilir. Kaşıntılı olabilir ve yanma hissi yaratabilir.

Atrofik

Atrofik yara izleri deride çukurlara benzer ve akne, suçiçeği gibi problemler sırasında oluşabilir. Bu tür yaralarda, vücut yarayı doldurmak için yeterli bağ dokusu yapmaz.

Olası Tedaviler

Bir yara izinin görünümünü veya semptomlarını iyileştirmek isteyen herkes bir doktor tavsiyesi almalıdır. Doktorlar yara izlerini tedavi etmek için en güvenli ve en yeni teknikleri bilirler. Bir hastanın özel durumu için en iyi tedaviyi önerebilirler. Aşağıda verilen bilgiler sadece genel bilgi için sunulmuştur.

Genel olarak, ciltte yara izleri oluştuktan sonra izler tamamen ortadan kaldırılamaz, ancak daha az dikkat çekici hale getirmek için tedavi edilebilir. Tedaviler genellikle etkili olmak için haftalar veya aylar gerektirir. Çoğu yara izleri zaman geçtikçe kendi başına bir dereceye kadar azalır.Önerilebilecek bazı tedaviler arasında aşağıdakiler bulunmaktadır.

– Bölgedeki bir yara izine silikon tabakalarla uygulanan basınç genellikle görünümünü iyileştirir. Bu tedaviler, kabarık yaraları düzleştirir ve yara izlerini azaltır.– Doktorlar kolajen sentezini engellemek ve iltihabı azaltmak için kortikosteroid enjekte edebilirler.

– Cerrahi teknikler bazı yara izlerini giderebilir, ancak vücut, cerrahi yaradan kendini iyileştirdiği için yeni bir yara izi oluşturabilir. Ancak yeni yara eskiden daha iyi görünebilir.– Dermabrazyonda, yaralanmış cildin yüzey tabakası törpüleyici bir işlemle çıkarılır. Lazer cerrahisi, hipertofik veya keloid yaranın kabarık yüzeyini çıkarmak için kullanılabilir.

– Farklı bir lazer tedavisi türü, akne izlerinin görünümünü iyileştirebilir. Tedavi, çukurlu bölgeleri kısmen dolduran yeni kolajen oluşumunu uyarır.

-Cilt aşıları, yanıklar tarafından oluşturulanlar gibi bazı yaraları kapatmak için kullanılabilir.

Источник: https://www.bilgiustam.com/yara-izleri-ve-yara-dokusu-nedenleri-sorunlari-ve-muhtemel-tedaviler/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.