Yaşlılıkta En Çok Etkilenen 5 Organ

Bizi Olduğu Kadar Onları da Üzüyor: Stresten En Fazla Etkilenen 8 Organ

Yaşlılıkta En Çok Etkilenen 5 Organ

Stres çağımızın yeni hastalığı ve ne yazık ki biz yaşam tarzımızı ya da bazı belli alışkanlıklarımızı değiştirmediğimiz müddetçe de geçmiyor. Aslında zaten stres de vücudumuzun farklı durumlar ya da duygular karşısında ortaya koyduğu fiziksel veya duygusal gerginlik olarak tanımlanıyor. Stresi tetikleyen en yaygın şeyler arasında hayal kırıklıkları, kızgınlık ve sinir var.

Belki inanmayacaksınız ama stres belli bir şiddete kadar iyi bir şey olarak düşünülüyor. Çünkü bu durumda vücudunuz teh ya da risklere karşı doğal olarak bir reaksiyon geliştiriyor. Yani bu vücudunuzda hala daha bazı şeylerin yolunda gittiğinin bir göstergesi.

Ancak stres sürekli hale gelince kişiyi çok büyük problemler bekliyor oluyor. Bu yalnızca duygusal anlamda değil aynı zamanda sağlık açısından da sizi kötü yönde etkiliyor.

Yani yoğun stres altındaysanız bu bir şekilde olumsuz olarak vücudunuzdaki çeşitli organlara yansıyor.

Günümüzde strese maruz kaldığımız pek çok an var. Güne işe ya da okula yetişme stresi ile başlayıp üstüne hemen trafik stresini ekleyip sonrasında da iş stresi ile devam ediyoruz. Tabii bu durum mesai saati bitiminde son da bulmuyor.

Biz eve gidene kadar hatta bazen yatıp uyuyana kadar stres sürekli olarak devam edebiliyor. Bu durumda da haliyle vücut bu kadar reaksiyona dayanamayıp olumsuz sinyaller vermeye başlıyor.

Üstelik stres ne kadar fazla tecrübe edilirse kontrolü de bir o kadar zorlaşıyor.

Yoğun stres uyku sorunundan sosyal ilişkilerin bozulmasına, depresyondan halsizliğe kadar pek çok istenmeyen duruma neden olabiliyor. Tabii bunlar sizin dışarıdan ilk etapta fark edebileceğiniz şeyler.

Ama bir de işin görünmeyen ve zaman içinde şiddetli bir biçimde ortaya çıkan kısmı var. Bu kısım ise organlarımızda yarattığı olumsuzluklar. Bu yüzden her şeyden önce stresi ortadan kaldırmanın yollarını aramamız lazım.

Kim bilir belki de bunun için hayatımızı tamamen değiştirmemiz gerekir. Ama sağlığımız için sizce de değmez mi?

O zaman öncelikle yoğun stres yüzünden fazlasıyla hasar gören 8 organımızı detaylı bir şekilde inceleyelim.

Cildimizde ortaya çıkan pek çok tahribatın nedeni stres. Çünkü stres yüzünden cildimizdeki gözenekler yavaş yavaş kapanmaya başlıyor. Bunun sonucunda da cildimizde yağ birikiyor, çeşitli kızarıklıklar ve iritasyonlar meydana geliyor. Hatta ciltte meydana gelen aknelerin büyük bir kısmının sebebi tam da o önemsemediğimiz stres işte. Yani stres en başında cildimizin güzelliğini bozuyor.

2. Akciğer

Stres, akciğer fonksiyonlarımızın zayıflamasına ya da yavaşlamasına da neden olabiliyor. Bunun yanı sıra bu durumdan tüm bağışıklık sistemimiz de olumsuz yönde etkileniyor. Yapılan pek çok bilimsel araştırma astım ile stres arasında güçlü bir ilişki bulunduğunu söylüyor. Yani eğer stres ile baş edemiyorsanız akciğer hastalıkları da kapıda diyebiliriz.

3. Kalp

Günümüzde pek çok kişi stres yüzünden ciddi kalp rahatsızlıklar geçiriyor. Pek çok kalp krizinin temelinde yoğun stres yatıyor. Stresin yarattığı bu gerginlik kolesterole, kan basıncına ve kan dolaşımındaki trigliserit seviyesine de yansıyor.

Yine, yayınlanan bilimsel bir makale kronik stresi olan kişilerin sağlıklı kalp atışlarına bir türlü sahip olamadıklarını belirtiyor. En azından kalp sağlığımız için stresten uzak durmalıyız.

Çünkü sağlıksız bir kalp genel sağlığımızı en çok tehdit edebilecek organlardan bir tanesi.

4. Göz

Bir göz enstitüsünde yapılan çalışma sonucunda fazla strese maruz kişilerde gözlerin çevresinde titremenin meydana geldiği ortaya konmuş.

Çünkü biz farkında olmasak da stres gözlerimizin etrafındaki göz kapaklarımızı açıp kapamamıza yardım eden kas gruplarını da etkiliyor. Bunun yanı sıra stres ile beraber gözde enflamatuvar adı verilen iltihaplanmalar ve flu görme durumları da meydana gelebiliyor.

Bunlar kesin belirti olarak gösterilmese de göz ile alakalı bir takım olumsuzlukları stresin tetikleyebileceği de bir gerçek.

5. Karaciğer

Stresin yaydığı hormonlar yüzünden karaciğer sağlığımızı koruyan hücreler de ortadan kaldırılabiliyor. Bu yüzden vücudumuz çeşitli karaciğer hastalıklarına karşı çok daha savunmasız bir hale gelebiliyor. Düşünsenize, vücudumuz karaciğerimizi korumak için yeni hücreler üretiyor ancak biz stres yüzünden onları kaybediyoruz. Gerçekten çok kötü bir durum bu.

6. Beyin

Stres yüzünden beynimizin çalışma fonksiyonları da çeşitli olumsuzluklara sahip oluyor. Bu durum da beynimizin karar alma ve hafıza ile alakalı mekanizmalarının hiç çalışmamasına ya da giderek daha az çalışmasına neden olabiliyor.

7. Böbrek

Vücudumuzdaki stres arttığı zaman böbreklerimiz direkt olarak fosfat salgılamaya başlıyor. Bunun sonucunda da kaslarımız zayıflıyor, kemik hastalıkları ortaya çıkıyor ya da raşitizm gibi olumsuz etkilerle baş başa kalıyoruz. Yani stres başta böbrekler olmak üzere bunun vasıtasıyla başka diğer organlara da etki ediyor ve hiç de beklemediğimiz hastalıklar yaşamaya başlıyoruz.

8. Bağırsak

Unutmayın, bağırsaklarımızın çalışma düzeni de stres ile direkt olarak bir ilişki içinde. Bu nedenle eğer yoğun stres altında olursak bağırsaklarımız ve tüm sindirim sistemimiz doğru bir şekilde ve yeteri kadar çalışmamaya başlıyor.

Yoğun stres altında olan kişilerde bağırsak problemi olan görülen rahatsızlıklar; kabızlık, gaz ve çeşitli kas ağrıları.

O yüzden eğer stresli anlarınızda bağırsaklarınızdaki sorunlardan da şikayetçi iseniz kesinlikle stresi azaltmak için mücadele etmeye başlamalısınız.

Stres ile Nasıl Mücadele Edilir?

Stres ile etkili bir şekilde mücadele etmek için öncelikle yoga, yüzme ya da dans gibi sizi rahatlamaya teşvik edecek bir aktiviteyle uğraşmanızı öneririz. Bunun yanı sıra düzenli olarak spor yapmanın da stresi azaltma üzerinde olumlu bir etkisi var.

Plan yapmak stres ile mücadele etmek için en iyi yöntemlerden bir tanesi. Kendinize ve yapmanız gereken işlere doğru zamanlar ayırırsanız stresten izole bir hayata geçiş yapmanız da kolaylaşır.

Özellikle çalışırken yoğun olarak stres altında kalan kişilerin zaman zaman temiz havaya çıkmaları ve oturdukları yerde esneme hareketleri yapmaları tavsiye ediliyor. Stresten kurtulmak için kendinizi mutlu etmekten çekinmeyin.

Kendinize ve sevdiğiniz şeylere biraz daha fazla zaman ayırarak stresi ortadan kaldırabilirsiniz. Çevrenizdeki negatif insanları hemen şimdi elemeye başlayın ve bir daha onlara zorunda kalmadıkça görüşmeyin.

Beslenme düzeninin ve sağlıklı beslenmenin de stres üzerinde çok olumlu bir etkisi olduğunu söylemek gerek. Aynı şekilde düzenli olarak bol miktarda su da içmelisiniz. Eğer sigara ya da alkol gibi kötü alışkanlıklarınız varsa işe bunları bırakmayla da başlayabilirsiniz. Fakat tüm bunlar yeterli olmuyorsa profesyonel bir destek almaya yönelebilirsiniz.

Источник: https://evdesifa.com/stresten-en-fazla-etkilenen-organlar/

Stresten En Çok Etkilenen Organlar

Yaşlılıkta En Çok Etkilenen 5 Organ

Stres vücudunuzun değişik durumlara ve duygulara karşı verdiği fiziksel ve duygusal gerginliklerin bütünüdür, genellikle hayal kırıklığı, sinir veya kızgınlık ile tetiklenebilir.

Belli bir seviyeye kadar stres pozitif bir şey olarak algılanabilir çünkü stres vücudun tehlerden ve risklerden kaçınmasına yardımcı olan doğal bir reaksiyondur.

Fakat bir çok insan hayatlarının belirli bir döneminde yüksek stres seviyelerine maruz kalmıştır, bu da fiziksel ve duygusal sağlık açısından ciddi problemler teşkil etmektedir.

Günümüz dünyası çok komp ve talepkar olduğu için, insanların yüksek strese maruz kalma olasılığı artmaktadır, ve bir insan stresi daha fazla tecrübe ettikçe kontrol etmesi daha da zorlaşan bir hal alır.

En endişe verici nokta şudur ki, stresten muzdarip olan insanlar bunu azaltmak için pek bir şey yapmazlar ve bu da stresin sağlıklarının önündeki en büyük engel haline gelmesine sebep olur.

Son dönemlerde Amerikan Psikoloji Birliği (APA) tarafından yapılan bir çalışmastrese maruz kalan yetişkinlerin %40’ının uyumakta zorlandığını göstermiştir.

Buna ek olarak, stresin vücudunuzdaki belli başlı organların fonksiyonunu değiştirmesine yol açtığını ve bu şekilde hayat kalitenizi azalttığını biliyor muydunuz?

Stresin hayatınızı nasıl etkilediği hakkında daha iyi bilgi verebilmek için, bugünkü yazımızda bu problemden etkilenerek en çok hasara uğrayan 8 organdan bahsedeceğiz.

Cilt

Stres vücudunuzun enflamatuvara uğramasına sebep olur, bu da cildinizin gözeneklerinin kapanması ile sonuçlanır. Bu kapanma ciltte kırmızılıklar ve iritasyon oluşturur, ciltte yağın birikmesine sebebiyet verir.

Toparlamak gerekirse, stres aknenin temel sebeplerinden birisi olabilmektedir.

Akciğerler

Akciğer fonksiyonunuz stres tarafından zayıflatılabilir, bağışıklık sisteminiz de çeşitli dışsal faktörlere cevap vermekte zorlanarak zayıflayabilir.

Brezilya’daki Sao Paolo Üniversitesi, astım ve stresin arasında bir ilişkinin olabileceğini ve sonuç olarak bunun akciğerlerinizin fonksiyonunun zayıflamasına yol açabileceğini bulmuştur.

Kalp

Yüksek stres seviyesinden oluşan gerginliğin devamı, kolesterolünüzü, kan basıncınızı ve kan dolaşımınızdaki trigliserit seviyesini arttırabilir.

Ulusal İlaç Kütüphanesi tarafından yayımlanan bir makalede, kronik stresten muzdarip olan insanların sağlıklı bir kalp atış hızı edinmekte zorlandıklarının görüldüğü açıklanmıştır.

Gözler

Baverya Klinik – Avrupa Göz Enstitüsü tarafından yürütülen bir çalışmada aşırı seviyedeki fiziksel ve duygusal stresin gözlerin etrafında titremeye yol açtığı söylenmiştir çünkü stres göz kapaklarını açıp kapatmaya yarayan küçük bir kas grubunu tetiklemektedir.

Buna ek olarak, stres gözlerin etrafındaki iltihaplanma (enflamatuvar) ve flu görüş ile de ilişkilendirilmektedir.

Karaciğer

Stres hormonlarının birikmesi karaciğer tarafından üretilen ve görevi karaciğerhastalığına yol açan karaciğer gözelerini yok etmek olan hücreleri değiştirebilir.

Beyin

Aşırı stres vücudun kortizol olarak bilinen hormonunun üretiminin artmasına yol açar. Aşırı kortizol seviyesi ise beynin frontal korteksini etkileyebilir, beynin bu bölümü de karar verme ve hafıza ile sorumludur.

Böbrekler

Kortizol seviyesi stres yüzünden arttığında, böbrekleriniz fosfat salgılar, bu da kas zayıflığına, raşitizm gibi kemik hastalıklarına ve daha fazlasına yol açabilir.

Bağırsaklar

Bağırsaklarınızın sağlığı vücudunuzun genel sağlığı ile doğrudan bağlantılıdır,bu yüzden de bağırsağınıza ve bütün sindirim sisteminize yeterince özen göstermeniz gerekir.

Stres olduğunuzda, bağırsaklarınızda oluşan problemler gaz, kas ağrıları ve enflamasyona sebep olur.

Aşırı stres ile nasıl savaşırsınız?

Günlük hayatınızın bir parçası haline gelen stresle savaşmak için, aşağıdaki önerileri uygulamayı deneyin. Bu şekilde stresin sağlığınızı negatif etkilemesinden kaçınabilir, stres seviyelerini azaltabilirsiniz.

Eğer yüksek seviyedeki stresten şikayetçi yüzlerce insandan biriyseniz, aşağıdaki önerilerden bir ya da bir kaçını denemekten korkmayın:

  • Yoga, dans, yüzme gibi rahatlama tekniklerini veya aromaterapiyi deneyin.
  • Her gün biraz da olsa spor yapın.
  • Aktivitelerinizi gerçekten size göre olan, uygun zaman dilimleri çevresinde planlayın.
  • Çalışırken, esneme hareketleri veya birazcık temiz hava almak için molalar verin.
  • Kendinizi şımartmaya zaman ayırın ve hoşlandığınız, ze aldığınız şeyleri yapın.
  • Negatif insanlardan uzak durmaya özen gösterin.
  • Beslenme düzeninizde olumlu değişimler yapın.
  • Daha fazla su içmeye özen gösterin.
  • Tütün kullanımı veya aşırı alkol tüketmek gibi kötü alışkanlıkları bırakın.
  • Reiki yapın
  • Sevdiğiniz arkadaşlarla görüşün
  • Ilık duş alın
  • Access bilinçaltı temizliği yapın
  • kaynak: sağlığa bir adım

Источник: https://anetteinselberg.com/2016/04/19/stresten-en-cok-etkilenen-organlar/

Yaşlılık dönemi, anne karnından başlayarak yaşamın sonlanmasına kadar devam eden doğal bir süreçtir.Yaşlılık, zamana bağlı olarak, vücut yapısının değiştiği, metabolizmada ve tüm organların fonksiyonlarında çoklu değişikliklerin olduğu dönemdir.

Yaşlılık döneminin yaşı 65 yaş ve üzeridir. Hastalıklara bağlı yada yanlış beslenme ile ilaç tüketiminin en sık olduğu zamandır.

 Yaşlılıkta Beslenme, ilaçla etkileşimler, ekonomik nedenler, psikolojik nedenler, kronikleşmiş hastalıklara bağlı değişmektedir.

Doktor kontrolünde bir beslenme modeli çizilen yaşlılık dönemi,  enerjik, yaşam dolu ve sağlıklı bir sürece dönüşebilir.

Yaşlılıkta Beslenme; hastalıkların önlenmesinde, geciktirilmesinde ve tedavi edilmesinde, sakatlıklardan korunmada ve kronik hastalıkların önlenmesinde önemlidir.

Yaşlılıkta beslenmede nelere dikkat edilmeli? | Yaşlanma dönemi bebeklikten başlar

Yaşlılıkta Beslenmeyi Etkileyen Etmenler Nelerdir?

Yaşlılıkta Beslenmeyi etkileyen vücuttaki bazı noktalarındaki değişikliklerdir. Bunların başında, tat ve koku duyusunda azalamalar, tükürük salgısının düşmesi, mide ve bağırsak organların işlevlerindeki yavaşlıktır.

Yaşlılarda hastalıklardan dolayı da beslenme şekilleri değişebilir. Bazı kronik hastalıklar neredeyse tüm yaşlılarımızda görülmektedir. Bunlar sırasıyla;

  • Hipertansiyon,
  • Romatizmal Hastalıklar, Osteoporoz,
  • Diyabet (şeker),
  • Kanser,
  • Prostat,
  • Alzheimer hastalığı, Unutkanlık ve bunama,
  • Solunum yolu problemleri
  • Kalp-damar hastalıkları,

Yaşlılıkta Beslenmeyi etkileyen diğer etmenler Sosyal ve Ekonomik durumlar, Fiziksel ve Psikolojik durumlardır.

Yaşlılık döneminde Yeterli ve dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite, alkol ve sigaradan kaçınma yaşam kalitesini artırır.

Yaşlılıkta Beslenmede Nelere Dikkat Edilmeli?

Öncelikle ve kesinlikle Yaşlılıkta Sigara ve alkol kullanılmamalıdır.

Yaşlıların eğer kronikleşmiş bir tedavi sürecinde ise beslenmesini doktoruna göre şekillendirmeli.

Şayet herhangi bir rahatsızlığı bulunmayan yaşlılarımızBesin çeşitliliği artırılmalıdır.

Yaşlının beslenmesi, ekonomik durumuna ve yeme alışkanlıklarına bağlı olarak olanakları ölçüsünde, dört besin grubundaki besinlerden her öğünde tüketilecek şekilde düzenlenmelidir.

Yaşlılıkta 4 ana besin grubundaki besinlerden almalıyız.

Yaşlılıkta mide fonksiyonları yavaşladığından beslenmelerini, az ve sık olmalıdır. Ana ve ara olmak üzere 6 öğün sayısına çıkarabilir. Her öğünde yenilen miktar azalır ve sindirim güçlüğü de böylece önlenebilir. Kahvaltı başta olmak üzere, iştah kaybına bakmaksızın beslenme zamanlarını es geçmemelidir.

Kilolar gitmeli!

Yaşlılarda dikkat edilmesi gereken öncelikle kilodur. Kilo var ise doktor kontrolü ile diet ve spor ile ilgili bilgiler alınmalı. Kilonun yaşlılıkta tam bir baş belası olduğunu unutmayalım. Yaşlılarımızın kilo alması gayet normaldir.Alınan kalorileri harcamak için gerekli metabolik faaliyetler maalesef azdır.

Bu yüzden hareket sayılarını ve sürelerini biraz arttırmalıyız. Mesela Yürüme, bahçe işleri ve yavaş tempoda koşma, yüzme, bisiklet, hızlı tempoda yürüme gibi günde 30 dakika süreyle yapılacak egzersizler, yaşlılık döneminde uygundur.

Günlük alınması gereken kalori miktarını hesaplayıp, normal vücut ağırlığını koruyacak şekilde ayarlanmalıdır.

Yaşlılıkta beslenmede nelere dikkat edilmeli? | Doğada bol oksijenli bir koşu yapmalı

Yaşlılarımızın özellikle su tüketiminde dikkatli olmalı. Tükürük bezlerindeki fonksiyon düşüklüğü nedeni ile, susama duygusuda değişmiş olabilir.

Yaşlılarda, günde en az 8-10 su bardağı su tüketilmelidir. Su içmek için susama hissi beklenmemelidir.

Günde 1 fincan ŞEKERSİZ çay ve kahve tüketimi yapabilir ama Taze sıkılmış meyve suları, ayran, süt ve bitki çayları (ıhlamur) tercih edilmelidir.

Tuz ve Şeker Yasaklı Maddeler

Yaşlılıkta Beslenme de dikkat edilmesi gereken şekerden sonra tuzdur. Tuz ve Tuzlu gıdalardan uzak durmalı. Böbrek fonksiyonları yavaşladığından, tuz ile daha da kötü hale getirmemek için tüketilmemeli.

Tuz seven yaşlılarımızın kereviz ile bu alışkanlıklarından vazgeçmelidir.Kavurmalar, tuzlanmış balık, salamura yaprak, turşu vb. tüketilmemelidir.Amaç burada tansiyon ve osteoporoz hastalıklarının önüne geçmektir.

yönünden önlem alınmış olur.

Yaşlılıkta beslenmede nelere dikkat edilmeli? | Sofradan tuz ve şekeri kaldırın

Yaşlılık döneminde beslenirken,  yağlı besinlerden kaçmalıyız. Doymamış yağları da kısıtlı tüketmeliyiz.

 Kırmızı et yerine beyaz et (balık, tavuk, hindi eti) tüketilmeli, hatta balık yiyebiliyorsa haftanın 3 günü buharlı yada ızgara şeklinde yemesinde de sakınca yoktur. Kırmızı et yiyorsa, yağlarından arındırılmalıdır.

Etli yemeklere ekstra yağ eklenmemelidir. Pişirme yöntemleri olarak suda, ızgarada veya fırında pişirme tercih edilmelidir.

Yaşlılıkta et tüketilmediği durumlarda yumurta her gün kahvaltıya eklenebilir.

Yaşlılıkta beslenmede her öğünde, taze sebze ve meyve alınabilir. Çiğneme ve yutma güçlüğü olan yaşlılarımızın, çorba ya da yumuşak ve sulu şekilde hazırlanmalıdır. Sebzeler çiğ yerine pişmiş olarak tüketilmelidir. Meyveler rendelenerek de tüketilebilir.

Yaşlılıkta beslenmede nelere dikkat edilmeli? | Taze sebze ve meyve her öğünde yenmeli

Yaşlılıkta yasaklı madde şeker ve tatlandırıcılardan uzak durmalı.Şekeri kuru meyvelerden yada taze meyvelerden almak daha sağlıklı. Şekerli tatlılardan da uzak durmalı.

Şeker yerine tarçını kullanmak daha sağlıklı. Yaşlılıkta, tat ve koku alma duyuları azaldığından yemeklere aşırı tuz ve şeker katma ihtiyacı duyulabilir.

Bu yüzden sofralarından kalkmalı ve kullandırılmamalıdır.

Yoğurt Candır!

Yaşlılarımızın sıklıkla kullanılacak besinlerden biri de yoğurttur. Yaşlılarımızın çoğu doğal yoğurt yapmayı bilir. Tatlı ihtiyacını tarçınlı yada mahlepli doğal yoğurt ile her gün 1 kase yenebilir. Doğal Yoğurtla, bağırsak fonksiyonlarına yardımcı olabileceksiniz.

Yaşlılıkta beslenmede nelere dikkat edilmeli? | Doğal Yoğurt yiyin!

Yaşlılıkta Beslenirken, Posa yani lifli gıdaların tüketimi artırılmalıdır. Yaşlılarda bağırsak fonksiyonları düştüğünden kabızlığa neden olur.

Bağırsağın hareketlerinin artırılması ve kabızlığın önlenmesi, kan şekerinin düzenlenmesi, kan kolesterolünün düşürülmesi ve bağırsak kanserinin önlenmesi için diyette yeteri kadar posa bulundurulmalıdır.

Posa kaynakları yönünden zengin; kuru baklagiller, tam tahıl unlarından yapılmış ekmek, kepekli tahıllar, taze sebze ve meyveler, kuru meyveler vb. besinler tüketilmelidir.

Yaşlılıkta Beslenme Kalsiyum içeren süt ve süt ürünlerinin tüketimi artırılmalıdır. Her gün 1 bardak içine yarım çay kaşığı bal ile kahvaltılara eklenebilir. Özellikle sütü bulabiliyorsak ilk elden almalı. Yoksa marketlerdeki günlük sütler kullanılabilir.

Yaşlılıkta beslenmede nelere dikkat edilmeli? | Doğal süt için!

Yaşlılarımızın Beslenmesi sadece gıda değil oksijen de tüketmesi gerekir. Yeşil bir alanda hem yürüyüş, hemde derin nefes alarak Oksijenle yaşamınıza renk katın.

Yaşlılıkta Beslenme sağlıklı ve dengesi için  Çiğneme ve yutma zorluğu, iştahsızlık gibi bazı sorunlara bağlı demir kaynaklarının yetersiz alımı, midenin asit salgısının azalması ve kansızlığa neden olur.

Demir kaynakları; etler, kuru baklagiller, yağlı tohumlar(çörek otu, keten tohumu), yeşil yapraklı sebzeler, yumurta, pekmez, kuru meyvelerdir. Yumurtanın özellikle sebze karışımı içerisinde tüketilmesi yararlıdır.

 Yumurta aynı zamanda iyi bir protein kaynağıdır.

Yaşlılıkta beslenmede nelere dikkat edilmeli? | Balıkları kendi yağında fırında bol sebzeyle pişirebilirsiniz

Besinlerden yemekler hazırlanırken, doğru yöntemlerle pişirilmelidir. Besinlerin pişirilmesinde; diyetin enerjisini artırıcı, sindirimi güçleştirici kızartmalardan kaçınılmalıdır. Hem yaşlılıkta hemde tüm yaş dönemlerinde yemekler suda, fırında veya ızgarada pişirilmelidir. çiğneme ve yutma güçlüğü olanlarda yumuşak ve sulu şekilde hazırlanmalıdır.

Источник: https://www.gelgez.net/yaslilikta-beslenmede-nelere-dikkat-edilmeli/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть