Yaz Meyveleri Ağız Alerjisi Yapıyor

Alerjiye ne iyi gelir? Alerjiye İyi Gelen Bitkiler ve Evde Doğal Yöntemler

Yaz Meyveleri Ağız Alerjisi Yapıyor

Alerji en yaygın görülen kronik hastalıklardan biridir. Her yıl binlerce kişi çeşitli nedenlerle alerjik reaksiyon göstererek sağlık kuruluşlarına başvurmaktadır.

Alerji vücudun normalde zararlı olmayan bir şeye zararlıymış gibi tepki ve reaksiyon göstermesidir.

Peki alerjiye ne iyi gelir? Bu yazımızda evde alerjiye iyi gelen şeyler, alerjiye iyi gelen bitkiler ve doğal yöntemler hakkında detaylı bilgi bulabileceksiniz.

Bağışıklık sisteminin tepki gösterdiği alerjen adı verilen maddeler ilaçlardan yiyeceklere, tozda çevresel faktörlere kadar çok çeşitli olabilir. Bağışıklık sistemi bu alerjenlere aşırı tepki verir ve alerji belirtileri ve alerjik reaksiyon ortaya çıkaran bir kimyasal olan “histamin” maddesini üretir.

Alerjik reaksiyon hava yolları, burun, cilt, ağız ve sindirim sistemi gibi vücudun çeşitli organlarında ve kısımlarında gözlenebilir. Alerji yapan şeyler yaygın olarak şunlardır:

  • Havada bulunan alerjenler,
  • Hayvan salyası,
  • Böcek ısırıkları,
  • Gıda alerjileri,
  • İlaç alerjileri,
  • Metal/kimyasal alerjenler.

Alerjenlere verilen tepki her insanda aynı değildir. Ancak çoğunlukla bazı alerji belirtileri herkeste ortaktır. Örneğin havadaki alerjen maddeler hapşırık, burun kaşıntısı, burun akıntısı, öksürük, cilt döküntüsü veya kızarıklığı, nefes darlığı, gözlerin sulanması veya gözlerin kızarması gibi belirtilere yol açmaktadır.

Alerjik reaksiyonlar hafifle alınmamalıdır. Bazı kişilerde alerjiler anafilaksis adı verilen ölümcül bir duruma yol açabilir.

Anafilaksis şoka neden olur, kan basıncının aniden düşmesine ve nefes alıp verişin zorlaşmasına yol açar. Solunum yollarının ve hatta kalbin durmasına neden olabilir.

Siz veya yakınınızdaki biri anafilaksis belirtileri gösteriyorsa derhal ambulans çağırılmalıdır.

Alerjiye ne iyi gelir? Alerjiye İyi Gelen Şeyler

Hafif alerjik reaksyonlarda evde uygulanabilecek doğal ve bitkisel yöntemlerle çabuk bir rahatlama sağlanabilir. Aşağıda alerjiye iyi gelen şeyler hakkında detaylı bilgi bulabilirsiniz.

1 Ilık Duş veya Soğuk Kompres

Ciltte alerjik reaksiyon özellikle alerjen maddeye temas edilmesi halinde meydana gelir. Genellikle ciltte kırmızı lekeler, kaşıntı ve şişliklere neden olur. Bazı durumlarda alerjik reaksiyon görülen bölgede sıcaklık hissedilebilir.

Ciltte kızarıklık ve kaşıntıyı azaltmak için ılık bir duştan veya soğuk kompresten daha iyi bir şey yoktur diyebiliriz. Soğuk su kan damarlarını toparlayarak histamin maddesinin kan damarlarından dışarı çıkmasını engeller. Böylece alerjik reaksiyonun şiddeti azalır.

  • Alerjiye iyi gelen şeyler arasındaki soğuk kompres uygulaması için temiz bir bezi soğuk suya batırın ve 15-30 dakika boyunca reaksiyon görülen bölgenin üstünde bekletin. Bu işlemi istediğiniz kadar tekrarlayabilirsiniz.
  • Enflamasyonu azaltmak için günde 1-2 kere soğuğa yakın ılık bir duş alabilirsiniz.

2 Tuzlu Su

Havadaki alerjen maddelerden kaynaklanan hapşırık, burun kaşıntısı, burun akıntısı, öksürük gibi alerji belirtileri için tuzlu su etkili bir yöntemdir.

Alerjiye iyi gelen şeyler arasındaki tuzlu su burun kanallarındaki tahriş edici maddeleri temizleyerek alerji belirtilerini azaltır. Bakterileri öldürmeye yardımcı olur, mukusu inceltir ve burun akıntısını hafifletir.

2008 yılında World Mycotoxin Journal dergisinde yayınlanan bir araştırmada tuzlu suyun kronik rinosinüzit belirtileri ve reaksiyonlarında etkili bir yardımcı tedavi olduğu belirtilmiştir.

2012 yılında American Journal of Rhinology & Allergy dergisinde yayınlanan bir araştırmada ise izotonik su ile burnu temizlemek alerjik rinit tedavisi için destekleyici bir yöntem olarak vurgulanmıştır.

  1. 2 bardak suyun içerisine 1 çay kaşığı tuz ekleyin.
  2. Bu karışımdan az bir miktarda burun deliklerinizden içeri alın.
  3. Tek burun deliğinizden aldığınız tuzlu suyu diğer burun deliğinden boşaltmaya çalışın.
  4. Fazla suyu burnunuzdan atın.
  5. Aynı işlemi diğer burun deliği için de tekrarlayın.
  6. Bu işlemi günde birkaç kere tekrarlayabilirsiniz.

Dikkat: Her işlemde tuzlu su tekrar hazırlanmalıdır.

3 Sarımsak

Alerjiye iyi gelen bitkiler arasında ilk sırada sarımsak yer almaktadır. Kersetin adlı etken maddesiyle sarımsak anti-alerjen, antiviral ve mide koruyucu özelliklere sahiptir. Hücre zarlarını stabilize ederek histamin gibi enflamatuvar maddelerin salgılanmasını azaltır.

2012 yılında International Journal of Food Science and Technology dergisinde yayınlanan bir araştırmada taze sarımsağın beta-heksoamidaz adı verilen bir maddenin salgılanmasını azalttığı belirtilmiştir. Bu maddenin önlenmesi alerjik reaksiyonların azaltılması için önem taşımaktadır.

Ayrıca sarımsak bol miktarda C vitamini içerdiğinden bağışıklık sistemini destekler.

  • Çeşitli alerjik reaksiyon belirtilerini azaltmak için 1-2 hafta boyunca her gün 2-3 diş çiğ sarımsak tüketiniz.
  • 3-4 adet taze sarımsağı 1 bardak suyun içinde 10 dakika kaynatın. Süzün ve içerisine bal ekleyin. 1 hafta boyunca bu karışımı için.
  • Sarımsağın tadını veya kokusunu sevmiyorsanız doktorunuza danışarak sarımsak gıda takviyesi kullanabilirsiniz.

4 Zerdeçal

Alerjiye iyi gelen bitkiler arasındaki zerdeçal kurkumin etken maddesiyle güçlü bir antioksidan ve anti-enflamatuvardır. Alerji belirtilerini azaltmaya yardımcı olur.

Zerdeçal vücuttan alerjen maddelerin atılmasına yardımcı olarak rahatlama sağlar. Bağışıklığı da güçlendirir.

2008 yılında Molecular Nutrition & Food Research dergisinde yayınlanan bir araştırmada kurkumin maddesinin histamin salgılamasını azaltarak anti-alerjik özelliklere sahip olduğu vurgulanmıştır.

  • Bir bardak ılık sütün içine 1 çay kaşığı zerdeçal tozu ekleyin ve günde iki kere için.
  • Yemeklerinizde ve salatalarınızda bolca zerdeçal kullanabilirsiniz.

Dikkat: Kan inceltici ilaç kullanan kişiler zerdeçal tüketmeden önce doktora danışmalıdır.

5 Zencefil

Zencefil çeşitli alerjik reaksiyon türlerinde hızlı rahatlama sağlayan bir diğer doğal çözümdür. Alerjiye iyi gelen bitkiler arasında yer alan zencefil doğal bir anti-histamindir ve hatta ezcanelerde satılan anti-histamin ilaçlardan bile daha etkili olduğu belirtilmektedir.

Alerjiye iyi gelen şeyler arasındaki zencefil antiviral, antibakteriyel, anti-enflamatuvar ve bağışıklık güçlendirici özelliklere sahiptir. Alerji bağlantılı burun tıkanıklığı, burun akıntısı, öksürük ve baş ağrısı gibi problemlerin giderilmesinde etkilidir.

2016 yılında Journal of Nutritional Biochemistry dergisinde yayınlanan bir araştırmada zencefilin alerjik rinit belirtilerini azaltmaya yardımcı olduğu belirtilmiştir.

  • 1 yemek kaşığı rendelenmiş zencefili 1 bardak suya ekleyin. Kaynatın ve 5 dakika demlenmesini bekleyin. Süzün ve içerisine bal ve limon suyu ekleyin. Bu çayı alerji mevsimi süresince günde 2-3 kere içebilirsiniz.
  • Gün içerisinde küçük zencefil parçaları çiğneyebilir ve zencefili yemeklerinizde kullanabilirsiniz.

6 Isırgan Otu

Alerjiye iyi gelen bitkiler arasındaki ısırgan otu çeşitli alerjen maddelere karşı oldukça etkili bir bitkidir.

Doğal bir antihistamin olan ısırgan otu vücutta üretilen histamini azaltır. Burun tıkanıklığı, öksürük, hapşırık ve kaşıntı gibi belirtileri gidermeye yardımcı olur.

2009 yılında Phytotherapy Research dergisinde yayınlanan bir araştırmada ısırgan otundaki bioaktif bileşenlerin alerjik rinit bağlantılı reaksiyonları azaltmaya yardımcı olduğu belirtilmiştir.

Alerjiye iyi gelen bitkiler arasındaki ısırgan otu çayını günde 2-3 bardak içebilirsiniz. Isırgan otu çayı hazırlamak için 1 yemek kaşığı kurutulmuş ısırgan otu yaprağını 1 bardak sıcak suya ekleyin. Üzerini örtün ve 5 dakika bekleyin. Süzün. İçerisine bal ekleyerek için.

Dikkat: Isırgan otu hamileler ve küçük çocuklar için uygun değildir.

7 Doğal Bal

Evde bir kavonoz doğal bal bulundurmak alerji mevsimlerinde çok işinize yarayacaktır.

Doğal bal arı polenleri sayesinde havadaki alerjenlere karşı son derece etkilidir. Bağışıklık sistemini diğer polenlere karşı duyarsızlaştırır. Ayrıca içerdiği enzimler sayesinde genel olarak bağışıklık fonksiyonlarını iyileştirir.

2013 yılında Annals of Saudi Medicine dergisinde yayınlanan bir araştırmada yüksek dozda bal tüketiminin alerjik rinit belirtilerini azalttığı ve alerjik rinit tedavisinde tamamlayıcı olarak uygulanabileceği belirtilmiştir.

  • Günde 2 kere 1 çay kaşığı doğal bal tüketiniz.
  • Alternatif olarak 1 yemek kaşığı bal ile 1 limon suyunu bir bardak ılık suya ekleyin. İyice karıştırın ve günde 2 kere için.

8 Elma Sirkesi

Alerjiye iyi gelen şeyler arasındaki bir diğer yöntem organik elma sirkesi yöntemidir. Antihistamin özellikleri sayesinde doğal elma sirkesi hızlı bir rahatlama sağlar ve vücudun bağışıklık tepkisini düzenler. Alerji ile ilgili kaşıntı, cilt kızarıklığı, hapşırık, burun akıntısı gibi belirtileri azaltmaya yardımcı olur.

Elma sirkesi vücudun pH dengesini kurmaya yardımcı olarak bağışıklık sistemini doğru bir şekilde çalıştırır.

  • Bir parça pamuğun üzerine birkaç damla organik, süzülmemiş elma sirkesi damlatın ve alerjik reaksiyon görülen cilde sürün. Birkaç dakika bekleyip yıkayın. Bu işlemi ihtiyaç duydukça tekrarlayabilirsiniz.
  • Bir bardak suyun içine 2 çay kaşığı organik, süzülmemiş elma sirkesi ekleyin. Bu karışımı günde 2 bardak için.

9 Yulaf Banyosu

Alerjiye iyi gelen şeyler arasındaki yulaf banyosu enflamasyon, kızarıklık, ağrı, kaşıntı ve cilt kuruluğu gibi alerji belirtilerini yatıştırmak ve hafifletmek için etkilidir.

Yulaf banyosu cildi nemlendirmeye ve enflamasyonu azaltmaya da yardımcı olur.

  1. 1 bardak yulaf tozunu ılık suyla doldurduğunuz küvete ekleyin.
  2. İçine birkaç damla lavanta yağı ekleyin.
  3. 20-30 dakika boyunca küvette bekleyin.
  4. Ilık suyla durulanın ve kurulanın.
  5. Cildinize nemlendirici uygulayın.

10 Yağ Çekme

Yağ çekme daha çok ağız sağlığı ile ilgilidir. Ancak alerjik reaksiyonlarda da etkili olduğu bilinmektedir. Bu kadim tedavi yöntemi vücuttan tahriş edicilerin atılmasına yardımcı olur. Ayrıca bağışıklık sistemini güçlendirir.

  1. 1 yemek kaşığı doğal, organik elma sirkesi veya susam yağını ağzınıza alın.
  2. 15-20 dakika boyunca yağı ağzınızda gezdirin ve tükürün.
  3. Daha sonra ağzınızı ılık suyla durulayın.
  4. Bu işlemi her sabah dişlerinizi fırçalamadan önce yapabilirsiniz.

Dikkat: Bu işlem sırasında yağ yutulmamalıdır.

Alerjiye İyi Gelen İlave Öneriler

  • Alerjik reaksiyonları önlemenin ve gidermenin en iyi yollarından biri alerjiye neyin sebep olduğunu tespit edip bu alerjenden uzak durmaktır.
  • Çoğu hafif alerjik reaksiyon eczanelerde satılan reçetesiz antihistamin ilaçlarla tedavi edilebilmektedir. Hamileler ve karaciğer hastaları antihistamin ilaç kullanmadan önce doktora danışmalıdır.
  • Cilt alerjileri için zeytinyağı kullanılabilir. E vitamini ve antioksidan yönünden zengin olan zeytinyağı cildin yenilenmesini hızlandırır.
  • Düzenli olarak aloe vera jeli kullanımı da cilt alerjilerini azaltmaya yardımcı olur.
  • Kronik olarak kuru ciltler için havayı nemlendiren nem cihazı kullanabilirsiniz.
  • Hidrokortizon kremleri durmak bilmeyen kaşıntı vakalarında etkilidir.
  • C vitamini yönünden zengin yiyecekler birer doğal antihistamindir. Bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • Boğazda şişme, kalp atış hızında değişme, dil ve dudaklarda şişme, gözlerde şişme gibi şiddetli alerjik reaksiyonlarda acilen hastaneye gidilmelidir.

Источник: //www.iyibakkendine.com/alerjiye-iyi-gelen-bitikler-ne-iyi-gelir-nasil-gecer/

Kivinin ülkemizdeki geçmişi çok eskilere dayanmıyor. Eminim içinizde benim gibi, kivinin pahalı ve egzotik bir meyve olarak blindiği günleri hatırlayanlar vardır

Yaz Meyveleri Ağız Alerjisi Yapıyor
Oysa günümüzde, Çin kökenli bir meyve olan kivi, ülkemizde Karadeniz Bölgesi’nde bol bol yetiştiriliyor ve tezgahlarda sıkça karşımıza çıkıyor.

Kahverengi, tüylü kabuğunun altında kivinin siyah çekirdekli, parlak yeşil, etli kısım yer alıyor.

Kimileri bu meyvenin mayhoş tadından pek hazzetmese de kivi-muz ikilisi ya da kivili pasta gibi tatların da pek çok seveni olduğunu inkar edemeyiz.

Lezzetini bir yana bırakacak olursak kivi, özellikle C, E ve K vitaminleri ile potasyum açısından zengin bir meyve. Eğer beslenmenizde C vitamini ya da kalp ve kas sağlığını koruyan potasyum alımını arttırmak istiyorsanız, meyve tabağınıza rahatlıkla kivi ekleyebilirsiniz (1).

E ve C vitaminleri vücutta serbest radikallerin yol açtığı hasarı en aza indiren antioksidanlar.

(Serbest radikaller vücudun yaşlanma sürecini hızlandıran, kalp veya eklem hastalıklarının gelişiminde rol oynayan zararlı maddelerdir.

) Vücudun genelinde dokuların ve hücrelerin yenilenmesi, kolajen üretiminin desteklenmesi, kemik sağlığının korunması ya da yaraların kolay iyileşebilmesi için C vitaminine ihtiyaç duyuyoruz.

Özellikle sigara içen kişilerin vücudunda C vitamini oranı düşük olabileceğinden, antioksidan yönünden zengin besinlere yönelmeleri önemli(2).

Kısaca boyuna bakıp da kiviyi küçümsemeyin. Haftada bir iki gün kivi tüketerek, bu saydığımız konularda sağlığınıza epey katkıda bulunabilirsiniz.

Kivinin Sağlığa Faydaları

Kalp sağlığı: Kivi zengin lif ve potasyum içeriği ile kalp sağlığını koruyan bir meyve. Kalp damar hastalıklarını en aza indirmek için beslenmenizdeki sodyum miktarını azaltıp potasyum miktarınızı artırmanız, bu konuda karşılaşacağınız en yaygın tavsiyelerden biridir.

Eğer bu tavsiyeye uymaya karar verirseniz günde 2-3 adet kivi yemeniz potasyum seviyenizi arttırmak için yeterli olur.

Düzenli olarak kivi tüketmek kandaki yağ oranının düşmesinde önemli bir rol oynayabiliyor. Çeşitli araştırmalar sonucu, kivinin damarlarda plak birikimini önlemeye ve böylece damar tıkanıklığının önüne geçmeye de yardımcı olduğu belirlenmiştir (3).

Tansiyon: Potasyum içeriğiyle kivi, tansiyonun baş körükleyicisi sodyumun (tuz) kötü etkilerini elemeye yardımcı olabiliyor. Tıpkı fazla tuz tüketiminin yüksek tansiyon riski doğurması gibi, günlük beslenmede potasyuma yeterince yer verilmemesi de tansiyon açısından sakıncalı (4).

Ancak kividen söz ederken sadece potasyumu öne çıkarmak da haksızlık olur. Kiviye tansiyonu dengeleme özelliği veren, ‘lutein’ adlı bir başka antioksidan daha söz konusu. Ispanak benzeri koyu yeşil sebzelerde de bulunan lutein maddesi, tansiyonun yanı sıra ‘sarı nokta’ olarak bilinen göz hastalığına karşı da koruyucu.

Sindirim sistemi: Kivi sindirim sisteminizin sağlığını korumaya yardımcı meyvelerden biri. Bağırsakların çalışmasını ve hazmı kolaylaştıran, lezzetli bir lif kaynağı.

Bağırsakları çalıştırarak kabızlığı önlediği gibi proteinlerin hazmını ve sindirim sisteminin işini de kolaylaştırıyor. Bağırsaklarda sadece zararlı bakteriler bulunmaz. Sindirimi kolaylaştıran yararlı bakteriler de bulunuyor.

İşte kivi bu yararlı mikroorganizmaları besleyerek sindirime yardımcı oluyor.

Kabızlık: Yapılan birkaç klinik çalışma, kivinin bağırsakları çalıştırma yönünde orta şiddette bir etkisi olduğunu gösteriyor. Özellikle kabızlık sorunu olan yaşı geçkin kişilere düzenli olarak kivi yemeleri öneriliyor. Kivi bağırsakların gerektiği şekilde çalışmasını ve dışkının yumuşamasını sağlayabiliyor (5).

Ancak kivinin laksatif etkisi çok çok fazla değil. Kabızlık nedeniyle sıkıntılı bir süreç yaşıyorsanız, kayısı ya da kara erik meyvelerinde olduğu kadar etkili sonuçlar alamayabilirsiniz.

Bağışıklık sistemi: Kivinin içerdiği antioksidanlar, vitamin, mineral ve diğer besleyici maddeler bağışıklık sistemi üzerinde olumlu bir etki gösteriyor. Bu da önemli bir nokta çünkü güçlü bir bağışıklık sistemi, pek çok hastalığa karşı vücudun kendisini daha iyi savunabilmesi anlamına geliyor (6).

Soğuk algınlığı: Soğuk algınlığından korunmak için bol bol C vitamini almanız ve bunun için de kış aylarının gözde meyvesi portakala başvurmanız epey yaygın bir tavsiyedir.

Öte yandan kışın soğuk algınlığından korunmak için evden eksik etmemeniz gereken başka bir C ve E vitamini deposu meyvenin de kivi olduğunu unutmamak gerek.

Portakal-kivi ikilisi ile soğuk algınlığına karşı güçlü bir kalkan oluşturmak mümkün.

Astım: Yapılan bazı araştırmalar C vitamini bakımından zengin meyveleri tüketmenin, akciğer fonksiyonlarını geliştirdiğini öne sürüyor (7).

Bazı araştırmacılar C vitamininin, astımlı hastalarda akciğerlerdeki iltihaplanmayı önlediğini düşünüyor.

Aralarında turunçgiller ve kivinin de bulunduğu çeşitli meyveleri haftada birkaç gün tüketen astımlı çocuklarda, hırıltı şikayetinin daha az görüldüğüne dair bazı bulgular da elde edilmiş (8).

Elbette astım gibi bir rahatsızlıkta pek çok faktör astım belirtilerini etkileyebiliyor. Bu nedenle özellikle konu çocuk olduğunda, hastalık üzerinde sadece C vitaminin etkisinin ne kadar ölçülebileceği de bir başka soru işareti. Bu nedenle kivi ve benzeri gıdalar asla ilaç ya da doktor tedavisi yerine düşünülmemeli, destek olarak değerlendirilmeli.

Düşük kalorili ama yüksek enerji veren, antioksidan zengini kivinin içerdiği besin maddelerine ve bu maddelerin yararlarına biraz daha yakından bakalım:

C vitamini: Her bir kivi günlük önerilen C vitaminin neredeyse 2,5 katını içeriyor. C vitamini yaşlanmanın etkileriyle ve stresle savaşmakta yardımcı oluyor. Ayrıca bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

Lif: 2 adet kivi bir kase buğday kepeği gevreğinden daha çok lif içeriyor. Kalp sağlığının yanı sıra tansiyonu ve sindirimi düzenlemek adına bu, kayda değer bir oran.

Potasyum: Özellikle spor yapan kişiler kivi yemeyi ihmal etmemeli. Bir adet kivi bir adet muzdan daha çok potasyum içeriyor. Vücuttaki sıvı-elektrolit dengesini sağlamak için ideal bir besin.

Antioksidanlar: Kanser, kalp hastalığı ya da inme riskini azaltan antioksidanlar kivide bolca bulunuyor.

Düşük glisemik indeksi: Kivi yağsız, düşük karbonhidratlı, kan şekerini yükseltmeyen meyvelerden biri. Glisemik indeksi 52. Kilo vermek isteyenler veya diyabet hastaları için önerilebilecek bir meyve.

Magnezyum: 2 adet kivi 30 mg magnezyum sağlıyor. Magnezyum sinir ve kas fonksiyonlarını geliştiriyor, enerji seviyenizi yükseltiyor.

Lutein: Kivi sarı nokta hastalığı olarak bilinen göz hastalığının yanı sıra pek çok göz hasarına karşı da koruyucu etkisi olan lutein maddesini içeriyor.

Folat: Günlük önerilen folatın % 10’unu karşılayabilen kivi hamilelikte, hem annenin hem de bebeğin sağlığını korumaya yardımcı olabiliyor.

Çinko: Kivi çinko içeriği sayesinde sağlıklı saçlar, sağlıklı dişler ve parlak bir cilt için de öneriliyor.

E vitamini: Kolesterolü düşürmeye yardımcı, bağışıklık sistemini güçlendiren ve cildi güzelleştiren E vitamini açısından kivi önemli besin kaynaklarından biri (9).

1 adet orta boy soyulmuş kivi;

  • 46 kalori
  • 7 gram şeker
  • 1 gram protein
  • 2 gram besin lifi (günlük ihtiyacın % 9’u)
  • 66 IU A vitamini (günlük ihtiyacın % 1’i)
  • 70.5 mg C vitamini (günlük ihtiyacın % 117’si)
  • 1.1 mg E vitamini (günlük ihtiyacın % 6’sı)
  • 30.6 mcg K vitamini (günlük ihtiyacın % 38’i)
  • 19 mcg folat (günlük ihtiyacın % 5’i)
  • 25.8 mg kalsiyum (günlük ihtiyacın % 3’ü)
  • 0.2 mg demir (günlük ihtiyacın % 1’i)
  • 12.9 mg magnezyum (günlük ihtiyacın % 3’ü)
  • 25.8 mg fosfor (günlük ihtiyacın % 3’ü)
  • 237 mg potasyum (günlük ihtiyacın % 7’si)
  • 0.1 mg çinko (günlük ihtiyacın % 1’i)
  • 0.1 mg bakır (günlük ihtiyacın % 5’i)
  • 0.1 mg manganez (günlük ihtiyacın % 4’ü)
  • 31.9 mg toplam omega-3 yağ asitleri
  • 187 mg toplam omega-6 yağ asitleri içerir (10).

Kivi Ağızda Yara Yapar Mı?

Kivi ile ilgili çok merak edilen konulardan biri de kivinin aft (ağız yarası) sorunu olanlarda yaraların tetiklenmesine veya çoğalmasına yol açıp açmayacağı. Ağız yaralarının nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte belirtileri şiddetlendiren, tetikleyen gıdalar da kişiden kişiye değişiyor.

İnternette şöyle bir araştırdığınızda birkaç gün kivi yiyerek ağız yaralarını iyileştirdiğini söyleyenler kadar kivinin ağız yarasına neden olduğundan şikayet edenleri de görebilirsiniz (11, 12).

Kivide yüksek oranda bulunan C vitamini ve diğer besin maddeleri ağız yarasını iyileştirmekte rol oynayabilir ancak bilimsel olarak kivinin afta iyi geldiği kanıtlanmış değil. Öte yandan kivi asitli meyveler arasındadır ve asitli meyveler aft sorunu olanlara pek önerilmez.

Bu durumda kivinin ağız yarası yapıp yapmayacağı kişiden kişiye değişecektir diyebiliriz.

Kivi ve Ağız Alerjisi

Şeftali, elma, portakal, karpuzun da aralarında olduğu pek çok meyve bazı kişilerde ağız alerjisine yol açabiliyor. Bu meyveler arasında kivi de yer alıyor. Özellikle polen alerjisi olan kişilerde yaz meyvelerinin alerji yapma ihtimali daha yüksek çünkü polenler ile meyvelerde benzer alerjenler bulunuyor.

Kivi alerjisi ağızda ve boğazda kaşınma, karıncalanma, yanma gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Ayrıca gözlerde sulanma, hapşırma, burun akması gibi saman nezlesine benzer belirtiler de görülebiliyor (14).

İyi Kivi Nasıl Seçilir?

Kivi seçerken baş ve işaret parmaklarınızın arasında tutacağınız kiviyi parmaklarınızın arasında hafifçe sıkıştırın. Eğer kivi çok sert, taş gibi bir his yarattıysa o kivi ekşi demektir.

Aksine kiviye bastırabildiğinizi hissediyorsanız tatlı ve olgunlaşmış bir kivi demektir. Olgun kiviler hem tatlıdır hem de daha çok antioksidan içerir.

Ancak olgun ve çürük meyveyi ayırt etmeli, çok yumuşak, kararmış meyveler seçmekten kaçınmalısınız.

Kivinin büyük olup olmamasının ise meyvenin kalitesi ile ilgisi yoktur. Seçtiğiniz kivilerin biraz daha olgunlaşmasını isterseniz güneş ışığından uzak bir yerde, dolap dışında birkaç gün bekletebilirsiniz (15).

Источник: //club.goldmaster.com.tr/kivinin-faydalari/

Alerji Çeşitleri ve Belirtileri. Alerji Testi Nasıl Olur?

Yaz Meyveleri Ağız Alerjisi Yapıyor

Alerji Nedir? Alerji, solunan havadaki polenlerin, tozların, tüylerin ve çeşitli maddelerin vücuda girmesi ya da temas etmesi sonucunda vücuda zarar verecek şekilde reaksiyonların oluşmasıdır. Bu reaksiyon bağışıklık sisteminin bir tür yanılgısıdır.

Alerji Belirtileri

• Kaşıntı, hapşırma, burun akıntısı, geniz akıntısı, boğazda gıcık, öksürük ve burun tıkanıklığı alerjinin belirtileri arasındadır.

• Alerji alt ve üst solunum yolları da etkiler. Alt solunum yolunda astım, üst solunum yolunda ise alerjik rinite neden olabilir.

Polen, ev tozları ve bazı mantar türleri gibi alerjenler alt solunum yolunda astım, öksürük ve nefes darlığına, üst solunum yolunda ise  burun akıntısı, hapşırık gibi belirtilere neden olur.

Çocuklarda besin alerjilerine daha fazla rastlanır. Kontakt dermatit bebeklerde en çok görülen alerjidir.

• Alerjik kişilerde alerjik olmayanlara göre daha fazla sinüzit, burunda et büyümesi, astım ve cilt reaksiyonları görülmektedir.

• Polen, ev tozu, hayvan döküntüleri, böcekler, çimen ve çeşitli besinler alerjik iltihabı tetikleyen unsurlardır.

Alerji Nedenleri

Alerjik hastalıklar, genetik ve çevresel faktörlerin ortaklaşa etkileşimi sonucu ortaya çıkar. Alerji, özellikle anne tarafında olması halinde çocukta görülme olasılığı daha yüksektir. Hem anne hem babada olursa risk daha da artar.

Doğuştan genetik olarak alerjiye yatkın olma durumu atopi olarak adlandırılır. Atopinin ortaya çıkışında 11. kromozomun kısa kolundaki bir gen sorumlu tutulmaktadır.

Atopik kişi, sahip olduğu kalıtsal özellikler sebebiyle karşılaştığı bazı maddelere karşı immunoglobulin E sınıfı antikorlar üretir. Bu durumda o madde o kişi için artık herhangi bir madde olmaktan çıkar ve bir alerjen haline gelir.

Bir kimsenin alerjik reaksiyon meydana getirebilecek kadar IgE antikoru üretebilmesi için alerjenlere birkaç defa belirli aralıklarla maruz kalması gerekir.

Normalde bağışıklık sistemi vücudu bakteri,virüs, parazit gibi mikroorganizmalara karşı korumakla görevlidir. Bu amaçla antikor denilen bazı özel proteinler ya da özel savunma hücreleri üretir.

Alerjide ise  bağışıklık sistemi aslında kendisine zararı olmayan bazı maddeleri kendine zararlı, hastalık yapıcı mikroplar gibi görerek onu zararsız hale getirmeye ve vücuttan atmaya çalışır.

Bağışıklık sistemiyle, onun zararlı gördüğü ve yok etmeye çalıştığı madde arasındaki mücadele alerji olarak adlandırılan duruma yol açar.

Alerji Çeşitleri

Alerjik rinit, alerjik astım, alerjik dermatit, ürtiker, alerjik konjuktivit,besin alerjisi gibi çeşitleri vardır.

Deri Alerjisi

Deride ortaya çıkan alerjiler 2 türlüdür. Bir metal türüne veya kimyasal bir maddeye temas edildiğinde
oluşan temas alerjisi ciltte kızarıklık, kaşıntı ve kuruma gibi belirtilere yol açar. Deride oluşan diğer alerji türü ise ilaç kullanımıyla kendini gösterir. Antibiyotik benzeri ilaçlar kullanıldığında deride kurdeşen meydana gelebilir.

Alerjik Rinit

Bahar alerjisi, saman nezlesi veya yaz gribi olarak da bilinen alerjik rinit, kişinin duyarlı olduğu alerjenlerle teması sonrası ortaya çıkan bir hastalıktır. Polenler, küf mantarları, bazı besinler, ev tozu, kedi ve köpek gibi hayvan tüyleri ve ve çeşitli kimyasallar hastalığın oluşumunda rol oynar.

Alerjik bünyeli kişiler hiç tepki gösterilmemesi gereken, zararsız bu maddelere tepki gösterir. Polenler nefes yoluyla ağızdan, burundan girince vücut bunları zararlı madde gibi algılar ve reaksiyon oluşur. Çimen polenleri alerjik rinit hastalığında en çok görülen polenlerdir.

Zeytin ağacı polenleri de yaygın olarak alerjik bulgulara neden olmaktadır. Ayrıca ıhlamur ve servi polenleri de alerjiye sebep olabilir. Burunda kaşıntı, tıkanıklık, akıntı, hapşırma, kuru öksürük ve boğaz kaşıntısı gibi belirtiler gösterir.

Alerjik riniti olan kişilerde sinüzit, kulak hastalıkları ve geniz eti gelişimi daha fazla görülür.

Alerjik Astım

Genetik olarak alerjiye yatkınlığı olan kişilerin, duyarlı oldukları alerjene maruz kalmaları sonucu ortaya çıkan alerjik astım; hava yollarının, mikrobik olmayan iltihabına bağlı gelişen aşırı bronş duyarlılığıdır.

Bu kişilerin, duyarlı oldukları alerjenlerle temas etmeleri sebebiyle kuru öksürük, nefes darlığı, hırıltı, hışıltı ve göğüste sıkışıklık hissi gibi belirtiler meydana gelir. Şikâyetler tekrarlayan nöbetler halinde kendini gösterir. Hastanın yakınmaları geceleri ve sabaha karşı artar, alerjenden uzaklaşma veya ilaç kullanımı sonrasında ise azalır bazen de tamamen kaybolur.

Ev tozu, ağaç ve çimen poleni, kedi ve köpek tüyü, hamam böceği ve küf mantarı alerjik astımlı hastalarda en çok görülen alerjendir.

Allerjik Konjonktivit

Allerjik konjonktivit, göz kapaklarının içini ve gözün beyaz kısmını saran ve konjunktiva denilen zarın allerjiye bağlı olarak gelişen iltihabıdır.

Gözlerde kaşıntı, kızarıklık, yanma ve sulanma gibi belirtilere yol açar.

Mevsimsel allerjik konjunktivit, pereniyal allerjik konjunktivit, vernal keratokonjunktivit, atopik keratokonjunktivit ve dev papiller konjunktivit olmak üzere  5 farklı alt tipi vardır.

Ürtiker

İlaçlar, balık, kabuklu deniz ürünleri, yumurta, inek sütü, kuru yemişler, çikolata, mantar çilek, domates gibi besinler, hazır gıdalarda bulunan katkı maddeleri, polen, küf, ev tozları, hayvan tüyleri gibi solunum yoluyla alınan maddeler, enfeksiyonlar, böcek ısırmaları ürtikere neden olabilir. Ürtiker, kaşıntı, kabarıklık ve kızarıklık gibi belirtilere sebep olur.

Besin Alerjisi

Besin alerjilerinin sebebi, besinlerdeki kimyasal bileşiklere (proteine) karşı duyarlılıktır. O proteinin yer aldığı besin ilk kez yenildikten sonra bağışıklık sistemi buna bir tür antikor oluşturarak yanıt verir.

Bu besinin tekrar yenilmesi halinde, vücut tarafından istilacı olarak görülen proteinin vücuttan acilen atılması amacıyla IgE antikorlarının ve histamin dahil bazı kimyasalların salınımı tetiklenir.

Döküntü, kaşıntı, bulantı, mide ağrısı, ishal, nefes darlığı, göğüs ağrısı gibi yakınmalara neden olur.

Besin alerjisinde ortaya çıkan belirtilerin türü, histaminin vücutta nereden salgılandığına bağlı olarak değişir. Süt, yumurta, mısır, soya, ceviz, yer fıstığı ve kabuklu deniz hayvanları, çikolata, çilek ve buğday alerjileri en çok görülen besin alerjileridir.

Fıstık, yumurta ve kabuklu deniz hayvanlarının yol açabileceği alerji, diğer besinlere göre daha riskli olabilir. Bu besinlere alerjisi olan kişilerde, terleme, düzensiz kalp atışları, düşük tansiyon ve şok durumu görülebilir.

Bebeklerde inek sütüne karşı oluşan alerji bebeğe inek sütü ya da inek sütü bazlı bebek mamalarının verilmesi nedeniyle meydana gelir ve bebekte bulantı, kusma, ishal ve iştahsızlığa sebep olur.

Çocuklarda alerjik hastalıkların saptanmasında en önemli bulgu İmmün Globülün E proteini yüksekliğidir. Yeni doğmuş bir bebekte 2. haftadan sonra görülen ishal besin alerjisinin ilk belirtisi olabilir.

Atopik Dermatit

Çocuk egzaması olarak da bilinen genetik ve çevresel faktörlerin etkili olduğu atopik dermatit tedavi edilmediğinde, ilerleyen dönemde astım ve alerjik rinite yol açabiliyor.

Hastaların %50’den fazlasında astım, yaklaşık %75’inde ise alerjik rinit gelişebilmektedir. Hastalığın bulguları genellikle 6 ay ila 2 yaş arasında çıkar.

Özellikle yüzde başlayıp, eklem yerlerinde, kulak arkasında ve gövdede de beliren kaşıntılı, kuru, kırmızı lezyonlar şeklinde kendini gösterir.

Arı Sokması

Yaban arıları ya da bal arılarının sokması nedeniyle o bölgede ağrı, kızarıklık ve şişme gibi kendiliğinden gerileyen lokal bir reaksiyon ortaya çıkabileceği gibi, anaflaksi denilen ve ölümcül olabilen bir reaksiyon da oluşabilir.

Anafilaksi

Vücutta alerjik maddelere karşı oluşabilen en ciddi reaksiyon biçimi olan anafilaksi; nefes almada zorluk ve bilinç kaybıyla birlikte ölümcül sonuç doğurabilir.

Besinler, ilaçlar, aspirin ve NSAI, arı venomları, lateks, alerjen aşıları, hormonlar, hayvan ya da insan proteinleri, renklendiriciler, enzimler, polisakkaridler alerjik reaksiyona neden olabilir. Belirtiler, saniyeler ve dakikalar içinde kendini gösterebileceği gibi, bazen de bulguların ortaya çıkması 2 saati bulabilir.

Anafilaktik reaksiyon, kandan ve dokulardan histamin gibi kimyasal maddelerin ani salgılanmasıyla oluşur. Bu salgılanma alerjene karşı antikorların reaksiyonuyla tetiklenir. Anafilaktik şoklarda, bronşlar kabarır, kan basıncı düşer, boğulma ve çökmeye yol açar. Tedavide, anafilaksinin durumuna göre hastaya adrenalin ile birlikte sıvı ve oksijen de verilir.

Taburcu olduktan sonra 72 saat süreyle antihistaminik ve kortizonlu ilaçlar kullanılır. Anafilaksi öyküsü olan hastaların bir kısmında tekrarlama durumu olduğu için adrenalin otoenjektör kullanımı önerilebilir ve eğitimi verilebilir.

Süt, yumurta, fıstık, ceviz, fındık, deniz kabukluları, balık gibi besinler ağır anafilaksiye yol açabilir. Yaban arıları, bal arısı, ateş karıncaları gibi zehir bırakan böcekler birçok insanda rahatsızlık hissine sebep olurken, duyarlı kişilerde ölüme kadar ilerleyebilen reaksiyonlara neden olabilir.

Ameliyat sonrası kullanılan sıvılar, aşılar, kan ve kan ürünleri, epilepsi ilaçlarıyla diğer ilaçlar anafilaksi ya da anafilaksi benzeri reaksiyonlara sebebiyet verebilir. Lateks de alerjen etki gösterir. En şiddetli reaksiyonlar cerrahi sırasında iç organlara ya da mukozalara lateksin temasıyla oluşur.

Antibiyotikler ve ağrı kesiciler en çok ilaç alerjisine yol açan ilaçlardır.

Alerji Testi Nasıl Yapılır?

Alerjiden şüphesi olduğunda  kanda eozinofil düzeyi ve total Ig E incelemesi yapılır. Allerjenler, deri testleri ve kan alınarak yapılan testlerle saptanabilir. Deri testleriyle 20 dakikada, kan testleriyle 24-48 saatte sonuç alınabilir.

Prick Testi; Prick testiyle 20-30 çeşit alerjene bakılır. Allerjik rinokonjonktivit, bronşiyal astım, atopik dermatit, kontakt ürtiker, besin ve ilaç allerjilerinin tespitinde kullanılan ve kısa sürede sonuçlanan bir testtir.

  Solunum yolunu etkileyen maddeler solüsyonlar biçiminde hazırlanarak hastanın cildine damlatılır ve deri çizilir. 30 dakika beklendikten sonra kızarıklık veya kabartı meydanagelmişse hastada alerji olduğu tespit edilmiş olur.

Antihistamin ilaçlar, bazı antidepresanlar, gribal enfeksiyonlarda kullanılan ilaçlar ve bazı öksürük şurupları bu testin hatalı sonuç vermesine yolaçabileceği için testen önce hangi ilaçların kullanıldığı doktora söylenmelidir.

Patch Test; Kontakt dermatit olan hastalarda, egzamaya yol açan maddeleri tespit etmek amacıyla uygulanır. Bir bant üzerine çeşitli kimyasal maddeler yerleştirilerek bant hastanın sırtına yapıştırılır. 2 gün sonra bant çıkartılır ve hangi maddenin olduğu yerde ciltte kızarıklık, kabarma ortaya çıkmışsa o maddeye karşı alerji olduğu saptanmış olur.

Kan Testi (IgE antikoru) ; Kandaki IgE antikoru oranını ölçmek amacıyla yapılan bir testtir. Alerjiye neden olan antikor tipi İmmunoglobulin E’dir. IgE antikoru, sağlıklı insanlarda belirli bir miktarda sentezlenirken, alerjik reaksiyon gösteren kişilerde ise, IgE miktarı 10 kat fazla sentezlenir.

Alerji Tedavisi Nasıl Yapılır?

Tedavi, çevresel alerjenlerle temasın önlenmesi, ilaç tedavisi ve aşı tedavisiyle yapılır. Alerjik hastalıklardan korunmanın en iyi yolu alerjenlerden uzak durmaktır.

Ancak bu genellikle mümkün olmaz. Koruyucu tedbirlere rağmen sorun devam ediyorsa kortizon veya antihistaminik ilaçlar verilebilir.

Bu ilaçlar, mast hücrelerinden histamin salgılanmasını geçici olarak baskılayıcı etki gösterirler.

Aşı Tedavisi

Aşı tedavisinde alerjen, hastanın vücuduna düşük oranlarda verilir ve alerjenin dozu giderek artırılarak hastanın alerjene karşı duyarlılığının ortadan kaldırılması sağlanır.

Aşı tedavisi 2  türlüdür. Birinci yöntemde, alerjiye yol açan madde iğneyle deri altına enjekte edilir ve 6 ay ila 12 ay boyunca tedavi sürer. Dozların zamanla artırılmasıyla duyarlılıkta azalma meydana gelir. Diğer yöntemde ise, alerjen dil altından damla şeklinde verilmek suretiyle vücudun alerjene karşı duyarlılığının ortadan kaldırılması amaçlanır.

Yukarıda yeralan metin haber ve bilgi amaçlı hazırlanmış olup, hekimin uygulayacağı teşhis ve tedavisinin yerine geçmez. Herhangi bir tedavi sürecine başlamadan önce mutlaka sağlık uzmanının görüş ve onayı alınmalıdır.

Источник: //www.beslenmedestegi.com/hastaliklar/alerji-cesitleri

Kiraz Alerji Yapar mı? Belirtileri, Sebepleri, Tedavisi Nedir?

Yaz Meyveleri Ağız Alerjisi Yapıyor

Yaz meyvesi olan kirazın birçok yararı olduğu gibi bazı kişilerde alerji de yapabilmektedir. Alerji belirtileri meydana geldiğinde kiraz tüketimine son verilmelidir. Ayrıca uzman bir hekimden de konu ile ilgili destek alınması sağlıklı sonuç almanıza yardımcı olacaktır.

Kiraz Alerji Yapar Mı?

Alerjinin oluşma nedeni tam belirgin değildir. Fakat özellikle yaz aylarında, şeftali, çilek ve kiraz gibi meyvelere karşı, çoğu kişide hassasiyet oluşabilir. Alerji kendisini özellikle ağız bölgesinde gösterir.

Kiraz Alerjisi Neden Oluşur?

Kiraz, en çok alerjiye neden olan 8 meyve içerisinde yer almaktadır. Polene karşı alerjisi olan kişilerin, kiraza karşı alerjisi olma ihtimali yüksek çıkmaktadır. Her alerji ya da hastalık gibi, alerjinin şiddeti hafiften şiddetliye doğru artarak etki göstermektedir.

Önce ağızda başlayarak, cilde ve bağırsaklara doğru alerji etkisini göstermeye devam etmektedir. Kiraz protein bakımından zengin bir meyve olduğu için, bazen insan vücudu fazla proteini tehdit olarak görür. Ve bağışıklık sistemi devreye girerek, savunma mekanizması sonucu tepki vermeye başlar. Bunun sonucunda da vücudumuzda bazı etkileri görülür.

Aslında protein bakımından çok faydalı olan kiraz, protein konusunda hassas olan bünyelerde etki göstermektedir. Ve özellikle polen alerjisi olan kişilerin, kiraz alerjisi görülme riski yüksektir. Genellikle erişkinlerde ve yaşça büyük çocuklarda görülür.

Alerji sadece ciltte görülür diye bir sınıflama yapılamaz. İç organlarda da etkisi görülür. Özellikle, yaz meyveleri konusunda hangi meyvenin alerji yaptığı konusunda kesin bir şey söylenemez. Herkesin bünyesi birbirinden farklı olduğundan, bunu deneyerek, bünyede gösterdiği reaksiyona bakarak teşhis etmek mümkündür.

Kiraz Alerjisinin Belirtileri?

Kiraz alerji yapar mı? Demeyin. Küçük zararsız gibi görünen bu yaz meyvesi, aslında çok fazla proteine sahip olduğu için, bazı bünyelerde bağışıklık sistemi, fazla proteini tehdit olarak algılayıp vücutta bazı alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Öncelikle kiraz alerjisi ağızdaki belirtileriyle kendini gösterir.

En çok ağızda karıncalanma şeklinde kendini gösterir. Ağızda metalik tat hissi oluşur. Bulantı ve kusma eşliğinde devam edebilir. Alerjinin şiddetine göre çok farklı ve ağır semptomlar görülebilir. Alerjinin boyutu ilerledikçe, ses kısıklığı, ağız ve dudakta döküntü, kızarıklık ve kaşıntılar, giderek şiddetlenerek, nabız artışı, halsizlik, hatta bilinç kaybına kadar bünyeye etkisi vardır.

Kiraz alerjisinin belirtileri arasında, ağızda görülen etkileri dışında nadiren, ishal ve kusma olarak etkisini göstermektedir. Kimi alerji hastalarında, kiraza teması sonucunda, kaşıntı, kızarıklık ve hapşırma şeklinde belirtiler göstermektedir.

Bu alerji hemen kendini göstermez bazen saatler sonra ortaya kabarıklık, kaşıntı şeklinde çıkar. Eğer saatler sonra ortaya böyle bir alerjik surum çıktıysa, kimi zaman nedenini bulmak zorlaşır. Alerjiye hangi meyvenin neden olduğunu teşhis etmek zordur.

  • Deride kaşıntı, yanma ve kızarıklık varsa
  • Ağız bölgesinde kızarıklık, döküntü ve kaşıntı varsa
  • Sindirim siteminde, yanma, hazımsızlık ya da ishal gibi şikayetler varsa
  • Nefes darlığı ve bayılma hissi gibi şiddetli belirtiler görülüyorsa

Kiraz Alerjisi Nasıl Tedavi Edilir?

Gıda alerjisi, kişilerin kendi bünyelerinde, kendilerine özel gösterdikleri reaksiyonlardır. Bu yüzden tedavi konusunda, her kişiyi aynı alerjik gruba göre sınıflandırmak mümkün değildir.

Gıda alerjisi, anne karnında başlayabileceği gibi hayatın her döneminde de kendiliğinden ortaya çıkabilir.

 Böyle bir durumla karşılaşıldığında, gıdanın her alınışında, alerjik belirtilerden iki ya da üç tane belirtisi görünüyor mu, ona bakılır.

Eğer birden fazla belirti varsa, O gıdaya karşı alerji olduğu teşhisi konulur. Alerji yapan meyve tüketilmesi bırakılır. Uzman bir doktora görünerek, kan ve alerji testleri yapılır. Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte, protein bakımından zengin meyveler ortaya çıkar. İyice yıkamadan ve kabuğunu soymadan yenilen meyve, bünyeye zarar verebilir. Kirazda proteini yüksek meyvelerden  biridir.

Hemen en yakın bir sağlık kuruluşuna giderek, kan ve alerji testleri yapılmalıdır. Alerji durumu yaşandıktan sonra sadece o anlık rahatlatma  amaçlı çözümler bulunulabilir.

Onun dışında yapılacak tek şey alerji yapan meyveden uzak durmalı, gerekirse meyve pişirilerek tüketilmelidir. Az da olsa pişirilen meyvenin proteini düşeceğinden, çiğ olarak gösterdiği etkiyi göstermeyecektir.

Alerjen etkiler kimi meyvenin kabuğunda bulunur. O yüzden kabuğu soyularak yenilmesi gerekir.

(2 votes, average: 0,00 5)
Loading…

Источник: //alerjisebebi.com/kiraz-alerji-yaparmi

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.