Yazın Nükseden Hastalıklar

Yazın nükseden hastalıklar ve sıcak çarpmasının yarattığı sağlık sorunları

Yazın Nükseden Hastalıklar

Yrd. Doç. Dr. Aydın’a göre sıcaklar yaşlıları, gebeleri, kronik hastalığı olanları ve çocukları daha fazla etkiliyor. Hastalarda ve yaşlılarda zaten terleme fonksiyonu azalmış oluyor.

Çoğunda tansiyon yüksek ve bazal metabolizmaları yavaşlamış olduğu için dışarıya çok fazla nem atamıyor ve sıcaklardan çok çabuk etkileniyor. Önce sıcak çarpması meydana geliyor; ardından tansiyon yükselmesine bağlı fenalık hissi, bunalma gibi semptomlar orta çıkıyor.

Baş ağrısı, ense kökü ağrıları gibi ağrılarda bu belirtilerin ardından ortaya çıkan diğer belirtileri oluşturuyor.

Yaşlılarda tansiyon yüksekliğine bağlı olarak dört hayati organın etkilendiğini söylüyor. Hasta bunu fark etmeyebiliyor. Tansiyonun yükselmesi beyin damarı çatlaklarını; yani beyin kanamalarını ortaya çıkarabiliyor.

Böylece “inme” denilen hadise ortaya çıkıyor. Ayrıca tansiyon yüksekliğine bağlı olarak gözdeki hassas damarlar etkilenip gözün beyaz kısmında kanamalar oluşuyor. Bu kanamalar dikkate alınmazsa ani körlükler meydana geliyor.

Böyle durumlarda sıcakta yürürken hasta, “birden gözüme perde indi.

Diyaliz hastaları yazın nelere dikkat etmeli?

Yüksek sıcaklarda dolaşan yaşlılar zaten tansiyonları yükselirken bir de ağır, yağlı yiyecekler yerlerse kalp krizine de davetiye çıkarmış oluyor. Yaşlıların böbrek fonksiyonları da zayıfladığı ve böbreklerin idrar yapma özelliği azaldığı için yeterince sıvı almamaları durumunda böbrek yetmezliği riski artıyor.

Çocukların Derdi En Çok İsilik…

Çocuklarda yaz aylarında terlemeye bağlı olarak isilik ve pişik meydana geldiğini ifade ediyor. Dondurma yiyerek boğaz enfeksiyonları, beta virüsüne bağlı bademcik enfeksiyonları, çok terleyip çok koşturdukları için zatürree hastalığı daha fazla görülüyor.

Kirli ellerle yemek yemek çocuklarda rota virüsünün artmasına ve yaz ishallerine neden oluyor. Yüzmeye bağlı cilt hastalıkları ve gözde konjüktivit (göz nezlesi) gibi hastalıkların da fazlalaştığı gözleniyor.

Bu nedenle çocuklar için yaz aylarında gerekli önlemlerin alınması gerekiyor.

Astım, kronik bronşit, tansiyon, şeker hastalığı, böbrek ve kalp yetersizliği olan kişilerin güneş ve aşırı sıcaklarda daha fazla kendilerine dikkat etmeleri gerektiği konusunda uyarıyor. Güneşe çıkması gerekenlerin yanına şemsiye, sıvı ve kullandığı fısfıs ilaçlarını almayı ihmal etmemesi gerekiyor.

Şeker hastalarının, vücutlarındaki şeker oranını stabil tutmaları için insülin dışında sıvıyı da kullandıkları sebebiyle bol sıvı tüketmeleri gerekiyor. Yeterince sıvı almayan şeker hastalarının vücutlarındaki kan şekeri artıyor. Şeker hastası olanların ayrıca dışarı çıkarken yanlarında mutlaka ilaçlarını bulundurmaları gerekiyor.

Gebeler de En Çok Susuzluktan Etkileniyor

Gebelerin metabolizmaları hassas olduğundan susuzluktan ve aşırı sıcaktan çok fazla etkilenir.

Bu metabolizmaya adapte olmaya çalışan gebelerin bir de sıcaklarla boğuşmasının beyindeki termostat görevi yapan merkezin çok daha fazla çalışmasına sebebiyet veriyor.

Gebelerin bu nedenle yaşlılar gibi dikkatli olması, tansiyonlarını düşük tutması ve tiroitlerini düzgün çalıştırması gerekiyor.

  • Sağlıklı bireyler mümkünse güneş altında çalışmamalı.
  • Bol, açık renkli, rahat, sık dokunmuş giysiler giyinmeli. Bol dokunmuş kıyafetlerde güneş boşluklardan yine deriye nüfus ederek sizi rahatsız edebilir; bu nedenle kıyafetlerin sık dokunmuş olmasına dikkat edilmeli.
  • Geniş kenarlı şapka takılmalı. Sadece ön tarafı koruyan, kafayı açıkta bırakan şapkalar tercih edilmemeli.
  • Güneş gözlüğü kullanılmalı. Güneş ışığı altında sürekli gözlük kullanmayan kişilerin gözlerini kısması, akşamüstü baş ağrılarını ortaya çıkartıyor.
  • Bol sıvı tüketilmeli. Vücuttan ter ile tuz da atıldığı için sadece su değil, ayran ve soda gibi içerisinde tuz bulunan sıvılarda tüketilmeli.
  • Güneş altında alkollü içecekler ve asitli içecekler tüketilmemeli. Çünkü bu içecekler bilinç merkezi etkileyip sıcak çarpmasını maskeleyebilir, öldürücü sonuçlar ortaya çıkabilir.
  • Karpuz ya da dondurma tüketilebilir. Bu yiyecekler terle kaybedilen sıvıyı yerine koyuyor.
  • İş yerlerinde yazın klimalar 18–22 derece arasında kullanılmalı.
  • Arabalarda camlar kapalı tutulup klima çalıştırılmalı. Aksi takdirde ısı farkına bağlı olarak ‘kamyoncu hastalığı’ da denilen yüz felçleri ortaya çıkabiliyor. Camı açık tutup sağ taraftan sıcak hava sol taraftan ise soğuk hava geldiği zaman yüz felçleri görülüyor.

Yazın güneş çarpması ve böcek ısırmasına karşı acil müdahale yöntemleri

  • Güneş altında spor yapılmamalı. Güneş doğmasından hemen sonra, güneş batmasından hemen önce ya da sonrasında spor yapılmalı.
  • Her spor faaliyeti için her saat için dört bardak, yani bir litre sıvı tüketilmeli. İki saat spor yapıyor ise kişi ekstradan alması gereken sıvı iki litre. Bu, vücuda alınan sıvı günlük su tüketimi dışında tüketilmesi gereken miktar.
  • Çocukları, evcil hayvanları araba içerisinde yalnız bırakılmamalı. Araba içerisindeki ısı altmış dereceye kadar çıkabiliyor.
  • Yaz aylarında sıcak çarpmasını önlemek için gün içerisinde iki ya da üç kere ılık su ile duş alınmalı. İş yerlerinde bu mümkün olmadığı için gün içerisinde eller, ense kökü gibi bölgeler ılık su ile ıslatılmalı.
  • Sabah işe gitmeden önce vücut ısısını düşürmek için akşam ise bütün günün terini ve toksinlerin arınması için ılık su ile duş alınması gerekli.

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/yazin-nukseden-hastaliklara-karsi-dikkat/

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar (CYBH)

Yazın Nükseden Hastalıklar

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar (CYBH), veya cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar (CYBE) genellikle cinsel temas sonucu bulaşır. Cinsel yolla bulaşan hastalıklara neden olan organizmalar kişiden kişiye kan, meni, vajinal veya diğer vücut sıvıları aracılığıyla taşınır.

Bu tür enfeksiyonlardan bazıları cinsel olmayan yollar ile de bulaşabilir; örneğin gebelik ve doğum esnasında, anneden bebeğe geçebilir veya kan nakli ya da iğnelerin ortak kullanılmasıyla bulaşabilir.

Son derece sağlıklı görünen kişilerden, hatta enfeksiyon taşıdığından habersiz olan kişilerden cinsel yolla bulaşan hastalık kapmak mümkündür. Cinsel yolla bulaşan hastalıkların çoğu bazı insanlarda hiç bir semptoma neden olmaz, bu nedenle uzmanlar “cinsel yolla bulaşan hastalıklar” yerine “cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar” terimini tercih ederler.

Belirtileri

Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların çok çeşitli bulgu ve semptomları vardır. Bu sebeple komplikasyonlar oluşana kadar veya partnerlerden birine teşhis konana kadar fark edilmeyebilir. Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların bulgu ve semptomları şunlar olabilir:

  • Genital, oral veya rektal bölgede yaralar veya şişlikler
  • İdrar yaparken acı veya yanma
  • Peniste akıntı
  • Vajinada akıntı
  • Normalin dışında vajinada kanama
  • Özellikle kasıkta ancak bazen daha geniş alanda ağrılı, şişmiş lenf düğümleri
  • Alt karın ağrısı
  • Gövdede, ellerde ve ayaklarda kaşıntı

Bulgu ve semptomlar, organizmaya göre bulaştıktan günler ya da yıllar sonra ortaya çıkabilir. Birkaç hafta içinde tedavisiz bile çözülebilir ancak sonradan komplikasyonlar gelişebilir veya enfeksiyon bazen nüksedebilir.

Ne zaman doktora gitmelisinizŞu durumlarda acilen doktorunuza görünün:

  • Cinsel olarak aktifseniz ve cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyonununz olduğuna inanıyorsanız
  • Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların bulgu ve semptomları varsa

Doktorunuzdan cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar ve gerekiyorsa görüntüleme testleri için randevu alın:

  • Cinsel olarak aktif olduğunuzda veya 21 yaşına geldiğinizde – hangisi önce olursa
  • Yeni bir partnerle cinsel ilişkiye girmeden önce

Nedenleri

Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar şu sebeplerle oluşabilir:

  • Bakteri; gonore(bel soğukluğu), sifilis(frengi), klamidya
  • Parazitler; trikomonaz
  • Virüsler; insan papilloma virüsü, genital herpes (genital uçuk), HIV

Cinsel aktivite diğer birçok bulaşıcı ajanın yayılmasında rol oynar, bununla birlikte cinsel temas olmadan enfeksiyon bulaşması da mümkündür. Hepatit A, B ve C virüsleri, şigella, kriptosporidyum ve Giardia lamblia buna örnektir.

Tedavi ve ilaçlar

Bakterilerin neden olduğu cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların tedavisi genelde daha kolaydır. Viral nfeksiyonlar kontrol edilebilir ama her zaman tedavi edilemeyebilir. Eğer hamileyseniz ve cinsel yolla bulaşmış enfeksiyonunuz varsa, acil tedavi bebeğinizin enfeksiyon kapma riskini önler veya azaltabilir. Tedavi genellikle enfeksiyona bağlı olarak aşağıdakilerden birini içerir.

  • Antibiyotikler. Genelde tek doz antibiyotikler, cinsel yolla bulaşan gonore, sifilis, klamidya ve trikomoniyaz gibi bir çok bakteriyel ve parazitik enfeksiyonu tedavi eder. Genelde gonore ve klamidya aynı anda tedavi edilir çünkü genelde iki enfeksiyon birlikte etki eder.

Antibiyotik tedavisine başladığınızda devam ettirmek çok önemlidir. Eğer ilaçları reçete edildiği şekilde alamayacağınızı düşünüyorsanız doktorunuza söyleyin. Daha kısa süreli ve basit bir tedavi dozajı olabilir. Buna ek olarak, tedaviniz tamamlanana kadar ve yaralarınız iyileşene kadar cinsel ilişkiden uzak durmanız önemlidir.

  • Antiviral ilaçlar.Reçeteli bir antiviral ilaç ile günlük baskılayıcı tedavi alırsanız herpes enfeksiyonunuzun nüksetme sıklığı azalır, ama yine de partnerinize her an herpes bulaştırabilirsiniz.

Antiviral ilaçlar, HIV virüsünü yıllarca kontrol altında tutabilir ama virüs kalıcıdır ve iletilebilir. Tedaviye ne kadar erken başlarsanız o kadar etkili olur. Tedaviye başlayınca, eğer ilaçlarınızı tam olarak belirtildiği şekilde alırsanız, virüs sayımının neredeyse tespit edemeyecek seviyeye kadar indirilmesi mümkündür.

Partnerin bilgilendirilmesi ve önleyici tedavi

Eğer test sonuçları cinsel yolla bulaşmış bir enfeksiyonunuz olduğunu gösteriyorsa, mevcut partnerleriniz ve son 3 aydan 1 yıla kadar birlikte olduğunuz partnerler bilgilendirilmelidir ki test yaptırsınlar ve enfeksiyon varsa tedavi edilsinler.

Resmi, gizli partner bilgilendirilmesi, cinsel enfeksiyonların özellikle de sifilis ve HIV’nin yayılmasını etkili şekilde engeller. Uygulama ayrıca, risk altında olan kişileri uygun danışma ve tedaviye yönlendirir. Ve bazı cinsel enfeksiyonları birden fazla kez yakalanabileceğiniz için, partnerin bilgilendirmesi size tekrar enfeksiyon bulaşması riskini düşürür.

Korunma

Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan korunmanın ya da riski azaltmanın belli yolları vardır.

  • Kaçınma. Cinsel enfeksiyonları önlemenin en etkili yolu cinsel ilişkiden kaçınmaktır.
  • Tek hastalıksız partnerle kalmak. Cinsel hastalıktan kaçınmak için diğer uygulanabilir yöntem enfeksiyonlu olmayan partnerle uzun süreli tek eşli ilişkidir.
  • Aşı olmak. Cinsel aktivite öncesinde aşı olmak belli tür cinsel hastalıklardan korunmada etkilidir. Cinsel yolla bulaşan ve kansere neden olabilen iki viral enfeksiyon için mevcuttur: İnsan papilloma virüsü (HPV), hepatit A ve hepatit B. Hastalık Kontrol ve Engelleme Merkezleri (CDC) HPV aşısını 11-12 yaşlarındaki kız ve erkek çocuklar için öneriyor. Eğer 11-12 yaşlarında tam olarak aşı olmadılarsa hastalık kontrol merkezi, kadınların ve erkeklerin 26 yaşına doğru aşı olmasını önermektedir. Hepatit B aşısı genelde yeni doğmuşlara yapılmaktadır.
  • Bekle ve doğrula. Siz ve yeni partneriniz cinsel enfeksiyon testi yaptırana kadar vajinal ve anal ilişkiden uzak durunuz. Oral ilişki daha az risklidir ama lateks prezervatif veya ince silikondan yapılmış kare parçalı diş barajı kullanarak oral ve genital bölge hücrelerinin doğrudan temasını engellemeniz gerekir. İnsan papilloma virüsü (HPV) testinin erkeklere yapılamadığını ve genital herpes için iyi bir görüntüleme testi olmadığını aklınızda bulundurun. Yani, semptomlar ortaya çıkana kadar enfeksiyon kaptığınızı farketmeyebilirsiniz. Cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyona olmasına rağmen testin negatif çıkması mümkündür.
  • Sürekli ve doğru şekilde prezervatif veya diş barajı kullanın. Oral, vajinal veya anal cinsel hareket için her seferinde yeni lateks prezervatif veya diş barajı kullanın. Asla vazelin gibi yağ özlü kayganlaştırıcıyı lateks prezervatif veya diş barajıyla birlikte kullanmayın. Prezervatif çoğu cinsel enfeksiyonun bulaşma riskini azaltmasına rağmen, HPV veya herpes gibi açık genital yaralar içeren enfeksiyonlara karşı daha düşük koruma sağlar. Ayrıca, oral doğum kontrol ilaçları veya rahim içi araçlar gibi bariyersiz kontraseptifler cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara karşı koruma sağlamaz.
  • Aşırı alkol tüketmeyin veya uyuşturucu kullanmayın. Eğer etki altındaysanız, cinsel anlamda risk almanız daha olasıdır.
  • Tanımadığınız kişilerle rasgele cinsel ilişkiden kaçının.İnternet siteleri, barlar ve benzeri yerlerde cinsel partner aramayın. Partnerinizi tanımamak cinsel enfeksiyon bulaşma riskini arttırır.
  • İletişim. Herhangi bir cinsel temastan önce, partnerinizle güvenli cinsel ilişki için iletişim kurun. Hangi cinsel hareketleri yapıp yapmayacağınız konusunda kesin bir karara varın.
  • Çocuğunuzu eğitin.Genç yaşta cinsel olarak aktif olmaya başlamak, kişinin birlikte olduğu toplam partner sayısının artmasına neden olabileceği için cinsel enfeksiyon riskini de arttırabilir. Biyolojik olarak genç kızlar enfeksiyon kapmaya daha yatkındır. Çocuğunuzun hareketlerini kontrol edemeseniz de cinsel aktivitenin risklerini anlamasını ve cinsel ilişki için beklemenin yanlış olmadığını anlamasını sağlayabilirsiniz.
  • Erkeğin sünnet olmasını düşünün. Sünnetli bir erkeğe enfeksiyonlu bir kadından (heteroseksüel iletim) HIV virüsünün bulaşma yüzdesinin 50-60 oranında azaldığı kanıtlanmıştır. Erkeğin sünnet olması aynı zamanda genital HPV ve genital herpes enfeksiyonlarının önlenmesine yardımcı olabilir
  • İlaç kullanmayı düşünün. Temmuz 2012’de, yemek ve ilaç bakanlığı, cinsel yolla bulaşmış yüksek riskteki HIV virüslü kişiler için belirli bir ilacını kullanmasını onaylamıştır.( emtrisitabin / tenofovir disoproksil fumarat kombinasyonunun sabit dozu) Bu ilaç ayrıca HIV tedavisinde diğer ilaçlarla birlikte de kullanılmaktadır.

HIV enfeksiyonundan korunmaya yardımcı olması için kullanıldığına, bu ilaç sadece doktorunuz kesin olarak sizde henüz HIV veya hepatit B enfeksiyonunuz olmadığında kullanılır. İlaç günlük ve tam belirtildiği şekilde alınmalıdır. Ve her cinsel ilişkide prezervatif kullanmak gibi diğer korunma yöntemleriyle birlikte kullanılmalıdır.

Bu ilaç herkes için uygun değildir. Bu ilaçla ilgileniyorsanız muhtemel riskleri yararları ve sizin için doğru olup olmadığıyla ilgili doktorunuzla görüşün.

Источник: https://www.saglikveyasam.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-cybh

Karahumma hastalığına ne iyi kazanç? Karahumma nasıl geçer?

Yazın Nükseden Hastalıklar

Karahumma nasıl geçer? Karahumma hastalığına ne iyi kazanç? Karahumma hastalığı genellikle antibiyotik rehabilitasyonu ile zaferle rehabilitasyon edilebilir. Çoğu karahumma hadisesinde evde rehabilitasyon yeterli olabilmektedir, ancak vaziyet şiddetliyse hastanın sağlık kurumuna yatırılması gerekebilir. 1

Evde Tifo Tedavisi

Eğer tifo hastalığı erken aşamalarında teşhis edilirse, bir dizi antibiyotik tedavisi reçete edilebilmektedir. Tifo teşhisi konan çoğu hastanın 7 ile 14 gün boyunca bu ilaçları kullanmaya devam etmesi gerekmektedir.

Salmonella typhi bakterilerinin bazı antibiyotiklere karşı direnç geliştirmiş olduğu da bilinmektedir. Özellikle, Güneydoğu Asya kaynaklı tifo enfeksiyonlarında bu durum giderek bir sorun halini almaktadır. 2

Tanı sırasında alınan kan, dışkı ya da idrar örneği genellikle hangi antibiyotik tedavisinin uygun olacağını belirlemeye yardımcı olmaktadır. Belirlenen antibiyotik kullanıldıktan sonraki iki ile üç gün içinde hasta iyileşmeye başlamalıdır. Ancak bakterilerin vücudunuzdan tamamen atıldığından emin olmak için tedavi sürecini tamamen ve zamanında bitirmek çok önemlidir.

Dinlenmek, bol su içmek ve düzenli yemek yemek de tedavinin hızlı sağlanmasına destek olmaktadır. Gün içinde sadece üç ana yemek yemek yerine daha küçük porsiyonlarla yemek yemek hasta için daha kolay olabilmektedir. 3

Enfeksiyonun başkalarına yayılma riskini azaltmak için elleri sabun ve ılık su ile düzenli olarak yıkamak gibi kişisel hijyen standartlarını sağlamak son derece önemlidir.

Evde tedavi yöntemleri hastanın iyileşmesine yardımcı olmuyorsa hemen tıbbi bir yardım alınması gerekmektedir. Az sayıda hastada enfeksiyon ve tifo hastalığı belirtileri sonrasında tekrar ortaya çıkabilir. Bu durum nüksetme olarak da bilinmektedir. 4

İşten veya Okuldan Uzak Kalma

Çoğu kişi tifo hastalığının tedavisi sırasında daha iyi hissediyorsa okula ve işe geri dönebilir. Ancak, bununa beraber 5 yaşın altındaki çocuklar, yaşlılar ve sağlıksız olan insanlar doktorlar tarafından yönlendirilmelidir. 5

Hastanede Tifo Tedavisi

Sürekli kusma, şiddetli ishal veya karın şişliği gibi şiddetli tifo belirtileri varsa, genellikle hastanede tedavi önerilmektedir. Bir önlem olarak, tifo hastalığı gelişen özellikle küçük çocuklar hastaneye yatırılmaktadır. Hastanede, antibiyotik ve serum tedavisi uygulanmaktadır.

İç kanama veya sindirim sisteminizin bölünmesi gibi hayatı tehdit eden tifo komplikasyonları gelişmesi durumunda ameliyat gerekebilir. Bununla birlikte, bu antibiyotik tedavisi gören insanlarda çok nadir görülür. 6

Tifo Ameliyatı: Tifo ameliyatı genellikle bağırsak delinmesi vakalarında uygulanır. Çoğu cerrah, deliğin basit bir şekilde kapanmasını sağlamayı tercih etmektedir. Çoklu delikli hastalar için ince bağırsak rezeksiyonu yapılır.

Antibiyotik tedavisi taşıyıcılığı ortadan kaldırmazsa, safra kesesi ameliyatı gereklidir. Kolesistektomi safra kesesinin alınması, karaciğer enfeksiyonunun devam etmesi nedeniyle taşıyıcı durumun ortadan kaldırılmasında daima başarılı olamamaktadır. 7

Çoğu kişide hastane tedavisi oldukça iyi sonuç vermektedir ve üç ile beş gün içinde iyileşme sağlanmaktadır. Ancak, hastaneden ayrılmak için yeterince iyi olunması birkaç hafta kadar sürebilir. 8

Tifo Hastalığının Nüksetmesi

Bazı vakalarda tifo hastalığı ve belirtileri nüksedebilir. Bu durumlarda, belirtiler genellikle antibiyotik tedavisi bittikten yaklaşık bir hafta sonra geri gelir.

İkinci kez belirtiler genellikle daha hafiftir ve ilk hastalığa nazaran daha kısa sürer. Aynı şekilde yine antibiyotik tedavisi önerilir. Belirtiler tedaviden sonra geri dönerse doktorunuza başvurun. 9

Tifo Hastalığı Taşıyıcısı Olma Durumu

Belirtileriniz geçtikten sonra dışkıda hala Salmonella typhi bakterileri olup olmadığını kontrol etmek için başka bir dışkı testi yaptırmanız gerekebilir. Tifo enfeksiyonunun bir taşıyıcısı olabilirsiniz ve bakterileri tamamen temizlemek için yeni bir antibiyotik tedavisi sürecine başlamanız önerilebilir. 10

Tifo Hastalığından Korunma Yöntemleri

Aşağıdaki belirtilen önlemleri almak tifo hastalığının yayılmasını engellemeye yardımcı olmaktadır:

  • Yiyeceklere bakterilerin bulaşmasını engellemek için tuvaleti kullandıktan sonra ellerinizi iyice ve doğru şekilde yıkadığınızdan emin olun.
  • Özellikle halka açık yerlerde yüksek düzeyde temizlik ve hijyen standartlarının sağlandığından emin olun.
  • Sokak yemekleri gibi kirlenmeye daha müsait olan yiyecekler ve sulardan uzak durmaya özen gösterin.

Tifo hastalığının ana nedenleri olan sağlıksız koşullar ve bakterinin bulaşmış olduğu yiyecek ve suyun tüketimi gibi durumlarda gerekli önemleri almak hastalıktan korunmada ve yayılmasını önlemede bilinen en iyi yöntemlerdir. 11

Tifo için hangi doktora gidilir: Tifo tanısı ve tedavisi için aile hekimi, pediatri çocuk sağlığı uzmanı iç hastalıkları  dâhiliye ve enfeksiyon hastalıkları uzmanına başvurabilirsiniz. 12

Tifo, yüksek ateş ile karakterize edilen ve Salmonella typhi bakterilerinin neden olduğu bir hastalıktır. Sanayileşmiş ülkelerde tifo oldukça nadirdir. Bununla birlikte, gelişmekte olan ülkelerde, özellikle çocuklar için ciddi bir sağlık tehdidi olmaya devam etmektedir.

Tifo bakterilerinin bulaştığı yiyecekleri yemek ya da suyu içmek veya enfekte olmuş biriyle yakın temasta bulunmak hastalığı yaymaktadır. Belirtileri genellikle yüksek ateş, baş ağrısı, karın ağrısı ve kabızlık ya da ishal olarak bilinmektedir.

Tifo hastalığı olan çoğu insan, antibiyotik tedavisine başlandıktan birkaç gün sonra daha iyi hissetmektedir; ancak komplikasyonlar nedeniyle ölümler de yaşanmaktadır. Tifoya karşı aşılar mevcuttur, ancak bu aşılar kısmen etkili olabilmektedir. Aşılar genellikle hastalığa maruz kalmış veya tifo ateşinin yaygın olduğu bölgelere seyahat edenler için ayrılmıştır. 13

Tifo nasıl anlaşılır? Tifo başlangıcının ve ilerleyişinin ortak belirtilerinden bazıları şu belirtileri içerebilmektedir:

  • 39-40 C sıcaklığa ulaşabilen yüksek ateş
  • Baş ağrısı
  • Kas ağrıları
  • Karın ağrısı
  • Hasta hissetmek
  • İştah kaybı
  • Kabızlık veya ishal yetişkinler kabızlığa çocuklar ise ishale yakalanma eğilimindedir
  • Vücudun gövdesindeki küçük pembe lekelerden oluşan döküntü
  • Tükenme
  • Nerede olduğunuzu veya çevrenizde neler olup bittiğini bilmemek gibi kafa karışıklığı 14

Tifo neden olur? Salmonella typhi bakterisi yiyecek, içecek veya su ile yayılır. Bakterilerin bulaştığı bir şeyi yerseniz veya içerseniz, bakteriler kolayca vücudunuza girer. Bağırsağınızda, sonra kanınızda dolaşıyorlar. Bakteriler kan yoluyla lenf nodları, safra kesesi, karaciğer, dalak ve vücudun diğer kısımlarına yayılırlar.

Bazı kişiler Salmonella typhi bakterilerinin taşıyıcısıdır ve dışkılarındaki bakterileri serbest bırakmaya devam ederek tifo hastalığını yıllarca yaymaktadır.[affiliate_news id=”4203″]

Gelişmekte olan ülkelerde tifo oldukça sık yaşanmaktadır. 15

Источник: http://drsaglik.net/tifo-hastaligina-ne-iyi-gelir-tifo-nasil-gecer/

BEHÇET HASTALIĞI

Yazın Nükseden Hastalıklar

Ağzınızda senede 3’ ten fazla aft çıkıyorsa, Cinsel bölgenizde yaralar oluşuyorsa, Vücudunuzda sivilce benzeri lezyonlar, bacaklarınızda ağrılı kızarık şişlikler görülüyorsa; anlamlandıramadığınız bu şikayetler Behçet hastalığına işaret ediyor olabilir.

Tüm dünyada Türkçe olarak anılan tek hastalık olan Behçet hastalığı ilk olarak basit belirtilerle kendini gösterse de vücutta tüm sistemleri olumsuz etkileyerek ölümcül sonuçlara neden olabilir. Uz. Dr. Ayfer Aydın ,“ Ağız yaraları ve Behçet hastalığı ilişkisi” hakkında bilgi verdi.

Behçet Hastalığı, başlangıç aşamasında ağız içi ve cinsel bölgede yaralarla ortaya çıkan ;ancak bütün sistemleri tutabilen ve hastanın yaşam kalitesini ciddi bir şekilde etkileyebilen, hatta hastanın ölümüne neden olabilen bir hastalıktır. 1937 yılında bir cilt hastalıkları uzmanı olan Hulusi Behçet tarafından tanımlanmıştır.

Behçet Hastalığının nedenleri nelerdir?

Hastalığın tam olarak nedeni bilinmemekle birlikte, otoimmün (bağışıklık sistemini ilgilendiren )bir hastalık olarak tanımlamaktadır. Otoimmün hastalıklarda bağışıklık sistemi vücuttaki dokulara karşı savaşa geçer.

Hastalığın gelişiminde bakteri ve virüs enfeksiyonlarının rolü olabileceği de düşünülmektedir.

Genetik geçiş şekli tam olarak bilinmemekle birlikte, hastalığın ortaya çıkmasında kalıtımsal faktörlerinde rol oynadığı bilinmektedir.

Ağızda çıkan yaralar
Ağızda oluşan aftlar Behçet hastalarının hemen hepsinde vardır. Bu belirti, hastalığın diğer belirtileri ortaya çıkmadan yıllarca önce tek başına görülebilir.

Yaralar; yanak içi, dil, dudaklar, yumuşak damakta tek ya da çok sayıda ortaya çıkabilir. Yaraların ortası kirli beyaz, etrafı kızarık ve ağrılıdır. Genellikle 7 ile 14 gün içinde iyileşirler.

Bu ağız yaralarının en önemli özelliği, yıl içinde tekrar tekrar ortaya çıkmasıdır ancak; tekrarlama sıklığı hastadan hastaya değişir.

Genital bölgede görülen yaralar
Ağızdaki aftlara benzer şekilde genital bölgede de yaralar çıkabilir.

Diğer Deri Belirtileri

Ağız ve genital bölgede görülen aftlar dışında deride görülen belirtiler, hastalığın başlangıcında veya seyri esnasında sık görülür. Genelde bacakların ön yüzünde 1-5 santimetre çapında, kırmızı ve ağrılı sertlikler görülür. Bunlar nadiren gövdede düzensiz ve dağınık olarak ortaya çıkabilirler. Bu lezyonlar bir hafta-on gün içinde, yara haline dönmeden, çoğunlukla yerlerinde hafif bir leke bırakarak iyileşirler.

Sivilce benzeri belirtiler, sırt, yüz, göğüs, kasıklar, kalçalar, cinsel bölge, kol ve bacaklarda ortaya çıkan, mikropsuz; ancak iltihaplı görünümde lezyonlardır. Görünüm açısından sivilceden farklı değildirler. Bu nedenle hastalığın diğer belirtileri ile birlikte değerlendirmek bir anlam taşır.

Vücudun genellikle; koltuk altı, meme, ayak parmak araları ve cinsel bölge haricinde, ağız içindeki aftlara benzeyen yaralar görülebilir. Bunlar diğer belirtilere göre daha az ortaya çıkar.

Behçet hastalığı deri dışında hangi organları tutar?

Behçet Hastalığı Tüm organ sistemlerini tutabilen ve ciddi sonuçlar doğurabilen bir hastalıktır.

Göz tutulumu:

Bu, hastalığın en ciddi tablolarından biridir. Tutulum genellikle iki taraflıdır. Gözler hastalığın başlangıcından sonraki ilk 3 yıl içinde tutulabilir. Bu tutulum alevlenmelerle giden, tekrarlayıcı bir seyir gösterir. Gözün hem ön hem arka kamaraları tutulur. Her alevlenmeden sonra, giderek körlüğe neden olacak bazı yapısal hasarlar oluşturabilir. (Üveit)

Eklem tutulumu:

Genellikle, ayak bileği, diz, el bileği ve dirsek eklemleri etkilenir. Monoartiküler (tek eklem tutulumu ) ya da oligoartiküler (4 ya da daha az eklem tutulumu) gözlenir. Bu iltihap genellikle birkaç hafta sürer ve eklemde hasar bırakmadan düzelir.

Sara nöbetleri, artmış kafa içi basıncıyla ilişkili baş ağrısı ve beyin bulguları karakteristiktir. En ağır biçimi, erkeklerde görülür. Bazı hastalar, psikiyatrik problemler geliştirebilir.

Gastrointestinal tutulum:

Mide- bağırsak sisteminde de ülserler (yaralar) görülebilir.

Hastalığın Tanısı

Behçet hastalığı bir vaskülittir yani bir damar duvarı iltihabıdır. En önemli ve diğer belirtiler henüz ortaya çıkmadan kendini gösteren ilk bulgu: ağızda tekrar eden yaralardır(aftlar), Behçet hastalığında bütün bulgular bir arada olmadığında tanı koymak zor olabilir. Eğer hastada ağızda, cinsel bölgede, göz ve deride bulgular varsa tanı kolaylaşır.

Hastalığın tanısı aşağıdaki kriterlere göre konulur:
Yılda en az 3 kez ağızda tekrar eden aft ile birlikte aşağıdaki kriterlerden iki veya daha fazlasının bulunması:Cinsel bölgede yaralar

Göz tutulumu (Üveit ve retinada hasar)

Deri bulguları

Pozitif paterji testi (Behçet hastalığını tanımak için yapılan bir test)

Paterji (Derinin Özgün Olmayan Reaksiyonu) derinin aşırı duyarlılığını ortaya koyan bir testtir. Paterji testi, hastanın önkol derisine steril bir iğne batırılarak yapılır.

Reaksiyon 24 saatte belirginleşip 48 saatte maksimum seviyeye ulaşır. Önce kırmızı 1-2 milimetrelik bir kabarıklık iken steril cerahatli sivilce haline de dönebilir.

Paterji testinin pozitif olması Behçet hastalarında pozitif tanı kriteri olarak kabul edilir.

Tedavisi

Tedavinin seçimi hastanın klinik belirtilerine bağlıdır. Alevlenmeler ve düzelmelerle seyreden bu hastalık zaman içinde belirtilerinin hafiflediği veya kaybolduğu devreler gösterebilir. Tedavi lokal(haricen) ve sistemik olmak üzere iki kısımdan oluşur. Lokal tedavi deri, ağız içi ve cinsel bölge belirtilerinde uygulanır. Sistemik tedavi ise organ tutulumlarında kullanılır.

Behçet hastalığı bütün organları tutabilen bir hastalık olduğu ve sonuçları tutulan sisteme bağlı olarak (Örneğin göz tutulumu körlük ile sonuçlanabilir) hastanın yaşam kalitesini önemli ölçüde etkilemesinin yanı sıra hastanın ölümüne dahi neden olabilir. Bu nedenle hastalığın erken tanı ve tedavisi çok önemlidir. Hastalık tekrarlayıcı olması sebebiyle bir uzman tarafından düzenli takip gerektirir.

Uz.Dr. Ayfer AYDIN (Dermotoloji Uzmanı)
Amerikan Hastanesi 444 3 777Yazıları :

Dr. Ayfer Aydın Kimdir?

Canlı Cilt İçin
Behçet Hastalığı
Kışın Bakımlı Saçlar İçin İpuçları
Lazerle istenmeyen Tüylerden Kurtulmak
Kimyasal Peeling Nedir Nasıl Uygulanır?
Güneşin Aldatıcı Cazibesi

loading…

Yazar : XprodoksiT – Yazıları

Источник: https://www.xprodoksit.com/yazi/behcet-hastaligi

Sedef Hastalığı Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

Yazın Nükseden Hastalıklar

Sedef hastalığı, çok sık görülen deri hastalıklarından bir tanesidir. Ayrıca gereksiz bilgi kalabalığı olan hastalıkların başında gelir. Gereksiz bilgiler içinde bazı tedavi paylaşımları da bulunur ve birçoğunun da bilimsel olarak geçerliliği yoktur.

Çok alakasız belirtiler ve tedavisinin zorluğu gibi bilgiler yayılarak; bu hastaların psikolojik bakımdan daha da sıkıntı yaşamasına neden olur. Hastalık nedeni kişiden kişiye değişmekle birlikte genellikle psikolojik nedenlere dayandırılmaktadır.

Lupus Hastalığı Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

Sedef hastalığı genetik geçişli bir hastalıktır. Kişinin 7 kuşak akrabalarından taşınabilmektedir. Toplumda çok sık rastlanmakla birlikte birçok tip sedef bulunmaktadır. En çok bulunan sedef tipi Psoriasis Vulgaris, sağlam deriden net bir şekilde ayrılabilen, deriden kabarık kızarıklıkların üzerini kaplayan şekilde gözlenmektedir.

Sedef Hastalığı Nedir?

Sedef hastalığı (Psoriasis) cilt hücrelerinin değişmesi ile meydana gelen, yaygın bir cilt hastalığıdır.

Fazladan oluşan cilt hücreleri kalın, gümüş renkli pullar halinde, kaşındırıcı, kuru ve kırmızı lekeler şeklinde olup, kimi zaman acı verici olabilmektedirler.

 Bu hastalık ile cildin yüzeyindeki hücreler hızlı bir şekilde dağılmaya ve büyümeye başlar.

Sedef hastalığı kalıcı ve uzun süreler devam eden bir hastalık olma özelliğine sahiptir. Zaman içerisinde defalarca kez iyileşmesine rağmen, sedef hastalığının belirtileri iyileşme gösterirken, tekrarlaması an meselesidir. Kişinin yapabileceği en muhtemel davranış, ilaçlarına düzenli ve sadık kalmak ayrıca gün ışığından da kaçınmaktır.

Sedef Hastalığının Nedenleri Nelerdir?

Hastalığın nedeni ile ilgili şu ana kadar kesin olarak belirlenmiş bir madde yoktur. Psikolojik etkenler hastalık üzerinde çok etkilidir.

Sedef hastalığının herhangi bir organın işleyişiyle ilgisi yoktur.

Tüketilen besinler kesinlikle hastalığın görülmesinde etkili değildir ama halk arasında çok yenmek istenen ama yenmeyen bir besin olduğunda hastalığın görüldüğü yönünde bilgiler vardır.

  • Yaşanan ani kayıplar nedeniyle şoka girmek.
  • Günlük hayatta sorunlu yaşantısı olanlarda görülen sıkıntı ve gerginlik.
  • Aile içinde ya da çevrede sevgi eksikliği yaşanması.
  • Aile ile çocuk arasındaki olumsuz ilişkiler.
  • Dişlerde sürekli olarak görülen çürükler.
  • Boğazlarda, bademcikte kronik olarak görülen iltihap.
  • İdrar yollarında, bağırsaklarda görülen iltihaplar.
  • Ciltte kaşınma sonucunda oluşan zedelenmeler ve deri açıklıkları.

Sedef Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

Sedef hastalığı vücutta alarm vermeye başladığında gerekli önlemler alınarak hemen bir uzmana başvurulmalıdır. Sedef hastalığı kişinin psikolojisini de etkilediği için kişinin moralinin düzgün ilerlemesi iyileşme sürecinde çok önemlidir.

  • Deri üzerindeki farklılıklar genellikle pembe-kırmızı tonlarındadır.
  • Deri yüzeyinde kabarcıklar şeklinde görülür.
  • İri bir formda, parlak ve kurumuş cilt kepekleridir.
  • Yaralar 1 – 2 mm kadar küçük olabilirken; 40 cm kadar geniş bir alana da yayılabilir.
  • Şekil bakımından çeşit çeşittir ve sayıca birden fazla da olabilir.
  • Vücudun büyük alanlarını kapsaması durumu çok nadir görülür.
  • Yaralar genellikle kollarda, bacaklarda ve gövde de görülür ve görülür görülmez bir uzman tarafından kolayca anlaşılabilir. Bu bölgeler dışında saçta, avuçta, ayaklarda görülenler ise diğer birçok deri hastalığının benzeridir ve tespiti zorlaşabilir. Bazı durumlarda tırnaklarda da belirtiler görülebilir. Tırnakta kalınlaşma, renk farklılığı ya da çukurlar görülür.

Sedef Hastalığı Bulaşıcı mıdır?

Sedef hastalığı bulaşıcı bir hastalık değildir. Mikropla gelişen ve büyüyen bir hastalık olmadığı için temaslarda kişiden kişiye bulaşma söz konusu değildir. Sedefin ciltteki görünümü nedeniyle dokunulduğunda bulaşma hissi verebilir fakat dokunmayla kesinlikle bulaşıcı olmadığı kanıtlanmıştır.

Sedef Hastalığından Korunma Yolları Nelerdir?

Sedef hastalığından korunmak için cilt bakımına özen göstermelisiniz. Mutlaka düzenli olarak temizlemelisiniz ve nemlendirilmesine dikkat etmelisiniz. Ayrıca en temel nedenlerden olan psikolojik sorunlara çözümler aramalısınız. Stresli bir yaşantıdan uzak durmalısınız.

Sedef Hastalığının Tedavisi Nedir?

Nedeni konusunda tam bir netlik olmadığından etkili bir tedavisi yoktur ama görülen belirtilerin durumuna göre tedavi seçeneği belirebilir. En azından tekrar oluşmasının önüne geçilebilir.

Tedavi ile tam olarak iyileştirilemediğinden temel amaç yan etkilerin verdiği hasarı en aza indirmektir. Hastalar öncelikle iyileşeceklerine kendileri inanmalı ve hekimlerine güvenmelidirler.

Kesinlikle kulaktan dolma bilgilerle hareket edilmemelidir.

Genel olarak tedavi için deri üzerine sürülen losyonlardan faydalanılır. Losyon uygulaması öncesinde kepek döktürücü ilaçlarla cilt yüzeyi arındırılır. Böylece losyon etkisi daha iyi görülür. Böyle uygulamalarla genelde 1 ay içinde olumlu sonuçlar görülür.

Belirtiler çok ilerleme göstermişse; ultraviyole ışınlarla özel tedavi yöntemleri uygulanır. Bu tür tedavilerde gerekli olan süreç 1 aydan uzundur.

Türkiye’de 15 yıldır uygulanan bu yöntemlerle tedavide bir miktar ilerleme kaydedilmiştir. İyileşme göstermeyen durumlarda yan etkiler göz önünde alınarak; ilaçla ya da iğne ile tedavi başlar.

Tedavi ile beraber mutlaka psikoloji tedavisi de görülmelidir.

Gül (Roza) Hastalığı Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

İyileşme esnasında hastalığın tekrar nüksetmesi her şeyi başa sarar. Fiziki tedavi yanında psikiyatrisi ile beraber götürülen tedaviler daha etkilidir. Çünkü hastalığın temelinde psikolojik nedenlerde yatar.

Sedef hastalığı çok sık tekrar etme riski olan bir hastalıktır. Bu nedenle kişiler artık doğal yollara ya da kutsal olduğuna inanılan yollara başvururlar. Ayrıca kaplıca tedavilerinin etki gösterdiği görülmüştür ancak bilimsel bir açıklaması yoktur. İsrail’de Lut gölü, Balıklı kaplıcası gibi yerler sedef hastalığı turizminde gelişme göstermiştir.

Tüm hastalıkların nedeni ve tedavisi yeme düzeniyle de alakalıdır. Sedef hastalarının da tüketmemesi gereken gıdalar bulunmaktadır. Bu gıdalar; portakal suyu, greyfurt, limon, mandalina, turşu, sarımsak, yumurta sarısı, süt ve süt ürünleri, dana eti, alkollü içecekler, işlenmiş gıdalar, gluten içeren yiyecekler, alkollü içecekler gibidir.

Источник: https://bilgihanem.com/sedef-hastaligi-nedir/

Kronik Hastalıklar

Yazın Nükseden Hastalıklar

Sürekli olarak devam eden bir hastalığınız mı var? Hangi ilacı kullansanız da bu hastalıktan kurtulamıyor musunuz? Ya da yapılan tedaviler sonunda kısa süre sonra hastalığını yeniden mi başlıyor? Bu tür sorunları yaşayan bir kişi iseniz hastalığınız ”kronik hastalıklardan biri” olabilir.

Yaşlıca insanların sürekli şikayet ettiği, ilaçla tedavi ile iyi olmadığını belirtip doktora gitmek istediği bilinir. Bu durumun onların abartısı olduğunu düşünen bir grup var ise bu konuyu gözden geçirmeli. Keza bazı hastalıklar tedavi ile iyileşmiyor. Sürekli olarak devam ederek hastanın hayat kalitesini düşürüyor.

Bu hastalıklara ise ”kronik hastalıklar” adı veriliyor.

Kronik kelime anlamı ile bir durumun sürekli olarak devam etmesidir. Tıpta ise kronik kelimesi için bir hastalığın uzun süre devam etmesi ya da hiçbir zaman kesin iyileşme olmaksızın etkilerini sürdürmesidir.

Kronikleşen hastalıklar; tedavi edilse dahi sürekli nükseden, sakatlık veya özrün giderilememesi, tıbbi tedaviye cevap vermemesi, rehabilitasyon sürecine rağmen düzelmemesi gibi hastalıklardır. Bu hastalıklar kişilerin hayat kalitesini ve yaşam tarzını olumsuz etkiler.

Kişiler sosyal hayatta yeterince aktif olamaz, vücut fonksiyonlarını istediğince kullanamaz veya sürekli bakıma muhtaç kalırlar. Ayrıca kronik hastalık sahibi kişiler sürekli olarak tedavi olmak durumundadır.

Kronik hastalıkların belli başlı ortak özellikleri vardır. Bunlar; bir çeşit genetik hastalık türüdür. Bazıları anneden bebeğe geçerken bazısı ise genetik olarak nesilden nesile aktarılır. Kronik hastalıklar ”müzmin hastalık” denir. Bu hastalıklar oldukça yavaş seyreder.

Uzun süre hatta bir ömür devam eden hastalıklardır. Çoğu ölümcül değildir. Sürekli olarak devam eder. Mevsimsel değişikliklerden etkilenir. Günlük hayatın bir parçası haline gelir. Kronik hastalık sahibi olanlar bunun yaşamaya alışır. Birçok kronik hastalık vardır.

Bunlardan bahsedelim.

Kronik Hastalıklar Nelerdir?

  • Kronik diyabet hastalığı
  • Kronik farenjit
  • Kronik bronşit
  • Kronik astım
  • Kronik hipertansiyon
  • Kronik metabolik sendrom
  • Kronik obstrüktif akciğer hastalığı popüler olan kronik hastalıklardır.

Kronik Hastalıkların Sebepleri

Kronik hastalıkların belli başlı nedenleri bulunmaz. Fakat genetik faktörler , yetiştiğiniz sosyal ortam, maruz kalınan kötü hava ve yaşam koşulları ile beslenme şekilleri Kronik hastalıkların oluşmasına neden olur.

 Kronik hastalıklar insanları  kısa vadede öldürmeyen sadece hayat kalitesini düşüren bir durumdur. Uzun vadede tedavi edilmeyen kronik hastalıklar insan bedeni üzerinde öldürücü bir etkiye neden olur.

Birçok kronik hastalık önemsenmeyerek ileri durumlarda kanser ile savaşmada engelleyici rolde olur. Kanser insan bedeni için hayli ağır ve savaşılması zoru bir hastalık iken bir de kronik hastalık ile de baş etmeye çalışılır.

 Kronik hastalıklar genel olarak ilaç tedavisi ile geçirilmeye çalışır. Bu tedaviler ise uzun soluklu ve ömür boyudur. Bu yüzden Kronik hastalıklara neden olacak davranışlarda kaçınarak hastalıkların etkileri azaltılabilir.

Kronik Hastalıkların Belirtileri

Birçok kronik hastalık bulunuyor. Bu hastalıkların her biri ayrı ayrı belirtilere sahiptir. Bu yüzden hangi kronik hastalığa sahip iseniz o hastalığın belirtilerini gösterirsiniz. Genel olarak kronik hastalıklar mevsim değişiklikleri ve yer değişikliklerinden etkilenir.

Romatizmal hastalıklar başta olmaz üzere tüm kronik hastalıklar yaz ve kış mevsimi geçişlerinden oldukça kötü etkilenir. Bu mevsim geçişlerinde Kronik hastalıkların belirtileri daha net görülür. Yaz ve kış aylarına geçişlerde kronik hastalıklarda şiddetlenme ve tekrarlama görülür.

Bu zamanlarda vücut viral enfeksiyonlara açıktır. Bu yüzden hastalık kapıldığında kronik hastalık ile birleşerek daha kötü hale gelebilir. Örneğin; kronik astımı olan bir kişi, gribal enfeksiyon kaptığında kronik astımı da nüks ederek daha kötü hale gelebilir.

Bu yüzden dikkatli olmak gerekir.

Kronik Hastalıkların Tedavisi

Birçok kronik hastalık bulunuyor. Bu hastalıkların nedenleri farklı olmakla beraber her biri farklı zamanlarda etkilerini gösterir. Bu yüzden tedavi yöntemleri de birbirinden farklıdır. Şimdi sizler için belli başlı kronik hastalıklar hakkında bilgi vereceğiz ve tedavi yöntemlerinden bahsedeceğiz.

1. Kronik Astım Hastalığı ve Tedavisi

Kronik astım hastalığı bir çeşit solunum yolları ve akciğer hastalığıdır. Genetik faktörler, hava kirliliği ve yaşanılan ortama bağlı olarak oluşan kronik astım kişinin hayat kalitesini en aza indirir.

 Kronik astım hastalığında nefes borusu ve hava yollarında mikrobiyal etkilerden dolayı daralma meydana gelmesi ile ataklar halinde ortaya çıkan nefes alamama durumudur. Çeşitli nedenlerden dolayı hava yollarında iltihaplanmalar olur bu iltihaplanmalar şişer ve bronşları şişirir. Böylece kişi nefes darlığı çekmeye başlar.

 Kronik astım hastalığı sahibi kişilerde; öksürük nöbetleri olur ve bu nöbetler 20 gün dahi sürer. Soluk alırken zorlanma ve göğüs tıkanıklığı oluşur. Kronik astım hastalığı sonucunda ortaya çıkan nefes tıkanıklığı atakları genel olarak gece olur ve hastayı uykudan uyandıracak kadar şiddetli geçer.

Kronik astım hastalığını tetikleyen durumlar genel olarak; evde oluşan küfler, tozlar – polenler, böcekler veya tüylü pet hayvanları, parfüm, oda spreyi ve sigara dumanıdır.

Kronik astım hastalığı tedavisinde temel şey eğitimdir. Hasta kişi hastalığını iyi tanımalı ve doktoru ile sürekli iletişim halinde olmalı.

Çünkü hastalığını seyrini takip etmesi için doktor tarafından yapılması istenen; hasta günlüğü tutma ve PEF metre ölçümleri düzenli yapılmaz ise hastalığa etkin müdahale yapılamaz.

 Kronik astım hastalığında iki türlü tedavi vardır; Biri tedavi edici ilaçlar; bunlar kortizollü olmak üzere toz veya sprey şeklindeki ilaçlardır. Bu ilaçlar alerjik ve mevsimsel reaksiyona bağlı olarak nüks eden astım ataklarını tedavi eder.

Diğer yöntem ise rahatlatıcı ve bronş genişletici ilaçlardır. Bu ilaçlarda ise etkin içeriği ile bronşlarda biriken katı balgamı çözer ve bronşları genişletir. Ayrıca bronş kaslarının da gelişmesini sağlar. Tüm bu ilaçla kişiye özel ve doktorun talimatı ile kullanılmalıdır.

2. Kronik Hipertansiyon

Tansiyon denen şey damarlarda akan kanın damara uyguladığı basınçtır. Bu basınç beslenme şekli, yapılan iş ve harcanan efora göre artar veya azalır. Kan basıncının normal değeri olan 120-129/80-84 mmHg daha yüksek olması haline ”yüksek tansiyon ya da hiper tansiyon” denir.

Ülkemizde çok yaygın bir durum olan hipertansiyon kronik hastalıklar arasındadır. Hipertansiyon her yaşta görülebilen bir hastalıktır ve belirtileri ise pek yoktur. Kontrol altında tutulmayan hipertansiyon birçok hastalığa hatta ölüme neden olur.

Sürekli olarak tansiyona baktırarak hipertansiyonu kontrol altına alabilirsiniz.

Hipertansiyon tedavisi daha çok sağlıklı beslenme ile akabinde yapılır. hipertansiyonu kontrol altında tutma için verilen tansiyon ilaçlarının yanında, sağlıklı beslenme programı hazırlanır ve buna uyulmalıdır.

3. Kronik Diyabet Hastalığı

Şeker hastalığı olarak bilinen diyabet tedavisi zor olan hastalıklardan biridir. Vücutta şeker dengesini sağlayan insülin hormonunun iyi çalışmaması kaynaklı diyabet hastalığı oluşur.

2 çeşit diyabet vardır. Tip 1 ve Tip iki olarak adlandırılır. Diyabet oldukça tehli bir hastalıktır. Bugün dünyada 230 milyondan fazla diyabetli hasta bulunuyor.

Bu yüzden artan diyabet hastalığının tedavi edilmesi gerekir.

Kronik diyabet hastalığı; ilaçların düzenli kullanılması ile insülin hormonunun kontrol altına alması ile tedavi edilir. Bunun yanında kişiye özel diyetler, sağlık beslenme şekilleri ve egzersiz programı ile  diyabet hastalığı tedavi edilir.

4. Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı

Bu hastalık halk arasında KOAH olarak biliniyor. KOAH çoğu sigara tiryakisinin en büyük korkusudur.

Sigara içilmesi ve hava kirliliğine çok uzun süre temas eden ve soluyan kişilerde uzun süreli devam eden solunum yolları enfeksiyonudur. Bu kişiler kötü havaya maruz kaldıkça nefes alıp vermede zorluk yaşarlar.

KOAH hastalığı kişide nefes darlığı yapar, solunum kanallarında balgama neden olur. Ayrıca öksürük nöbetlerinin oluşmasına neden olur.

Kronik obstrüktif akciğer hastalığı yani KOAH tedavisi olan bir hastalıktır. Kronik obstrüktif akciğer hastalığı KOAH sigara içilmesinin bırakılması, oksijen cihazı ile nefes açma veya sağlıklı beslenme gibi yöntemler ile tedavi edilir.

Источник: https://evdesifa.com/kronik-hastaliklar/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть