Yeşilay Uyarıyor: Bebeğinize Sigara İçirmeyin!

Bebeğinize sigara içirmeyin! -2- – İsa Altun

Yeşilay Uyarıyor: Bebeğinize Sigara İçirmeyin!

*****

İSA ALTUN

Dizilerdeki Alkol sahneleri özendirici

Türk televizyonlarında yayınlanan dizilerde yer alan alkol sahneleri, toplumu olumsuz etkiliyor.  Yeşilay Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk dizilerdeki kanuna da aykırı olan alkol sahnelerinin gençler üzerinde özendirici etkisi olduğuna dikkat çekerek, sektörü duyarlı olmaya davet etti.

Türk televizyonlarında yayınlanan dizilerde yer alan alkol sahneleri için Yeşilay’dan uyarı geldi. Dünyanın en çok televizyon izleyen toplumlarından biri olan ülkemizde diziler çok seviliyor, izlenme rekorları kırıyor.

Televizyonun sosyal yaşantı üzerinde önemli bir güç olduğunu ve topluma etkisinin büyük olduğunu belirten Yeşilay Başkanı Prof. Dr.

Mücahit Öztürk, dizilerde alkol kullanımını özendirecek unsurların kullanılmaması konusunda senarist, yönetmen ve yapımcılara çağrıda bulundu.

Alkol bağımlılığa bir basamaktır

Özellikle çocuklar ve gençlerin dizi karakterlerini rol model aldığını belirten Öztürk, “Televizyon dizileri toplumun büyük kitlesi tarafından ilgi ile izleniyor. Üstelik bu kitle her sosyo-ekonomik çevreden, farklı bölgelerden, farklı eğitim düzeyinden oluşuyor.

Dolayısıyla, dizilerde aktarılan konular toplumun birçok kesiminin algısını çok kolay etkileyebiliyor. Toplum tarafından sevilen bir karakter dizide alkol tüketiyor ise, bu olumlu bir davranış olarak algılanıyor ve özellikle gençler tarafından taklit ediliyor. Bunun önüne geçmek için dizilerde alkol özendirici sahnelerin yer almaması gerekiyor.

Bu sahnelerin oldukça fazla olduğuna da dikkatleri çeken Öztürk açıklamasında; “Bu sahneler, alkolü özellikle gençler üzerinde normalleştiriyor; üzüldüğünde alkol, mutlu olduğunda alkol alan dizi sahneleri izleyicileri de bu şekilde yönlendiriyor. Marka verilmese dahi alt metinlerle alkol endüstrisi reklamlarını yapıyor.

Dünya Sağlık Örgütü bir kadehin dahi alkol bağımlılığına kapı araladığını belirtiyor. Bu sahnelerin önüne geçilmeli” şeklinde konuştu.

Dizilerin toplumu etkileme gücünün yüksek olduğunu belirten Öztürk; “Gençlerimize ve toplumumuza fayda sağlayacak, katkı sunacak ve insanlar arasındaki ilişkileri doğru davranışlar üzerinde güçlendirecek olumlu içeriklerin olduğu sahnelerin artırılması gerekiyor. Bu noktada Yeşilay uzmanları her zaman senarist, yapımcı ve yönetmenlerimize katkı sunmaya hazır” dedi.

Kanunlara aykırı uygulamalar kabul edilemez

4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu kapsamında televizyonlarda yayınlanan dizi, film ve müzik kliplerinde alkollü içkileri özendirici görüntülere yer verilemeyeceğini belirten Prof. Dr. Öztürk, sadece marka göstermemenin yeterli olmayacağını, tümüyle alkol sahnelerinin yer almaması gerektiğini söyledi ve bu konuda dizi sektörünü duyarlı olmaya davet etti.

RTÜK’e çağrı

Yeşilay Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk, dizilerin denetimi konusunda Radyo Televizyon Üst Kurulu’nun denetimlerini sıkılaştırarak, bu alandaki çalışmalarını artırmasının gerekliliğine de dikkat çekti.

Yine evlere ateş düştü. Yine hain eller çalıştı. Yine vatan evlatlarımız şehit oldu. Üzülmemek kahrolmamak elde değil.. Acımız gerçekten büyük..Türkiye olarak hedefe alınan ülke haline geldik maalesef.. İçerden dışardan bizi parçalamak istiyorlar..

Son olarak İstanbul’da bu yazıyı yazdığım sıralara kadar 30’u polisimiz toplam 38 kişi şehit edildi bu saldırıda.. Yaralılardan ağır olanlar kurtulsun bari demek istiyoruz.. Bu zamana kadar yapılan saldırılarda en fazla polisimizin şehit olduğu İstanbul vakası umarım son olur..

Hepsi gencecik olan ve özellikle güvenliğimiz açısından orada bulunan bu evlatlarımız şimdi aramızda yoklar.. Umarım bu saldırının arkasındaki gerçek güçler bulunur.. Umarım ülke olarak el ele verip terör belasında tek yürek oluruz..

Hiç değilse bu sefer birbirimizi suçlamaz, kamplara ayrılmaz tek bilek tek yürek oluruz..

ÇOK DİKKATLİ OLMALIYIZ     

Biliyorsunuz şehrimiz yine hedef kentler arasında gösterildi. Bunu özellikle terör örgütlerinin dışarıya sızan ve militanlarına verdikleri mesajlardan öğreniyoruz..

Gaziantep olarak Türkiye’de bir yıl içerisinde üç kez en fazla saldırı düzenlenen illerin başında gelme talihsizliğini yaşarken, bundan sonrası için çok sıkı tedbirler almak gerektiğini hatırlatıyorum. Burada görev sadece polisimize düşmüyor, bizlere de düşüyor elbette.

Şüpheli gördüklerimizi, komşularda veya çevrede şüpheli hareketlerde bulunanları mutlaka polise bildirelim.. Buna araçlar dahil. Sakın umursamazlık etmeyelim..

Bunu neden ısrarla söylüyorum, çünkü yapılabilecek olası saldırıda hepimiz içinde olabiliriz. Bu saldırı başkalarına olmuş diye, size olmayacak anlamına gelmez..O anda olay yerinde  bizlerde bulunabiliriz.. Onun için lütfen duyarlı olalım ve şüphemizi çekenleri mutlaka polise bildirelim..

PANORAMA MÜZESİ İÇİN SÖYLEYECEKLERİM VAR

Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin Gaziantep’in Panorama Müzesine kavuşması için attığı adımı başından beri destekliyorum.. Yıllar önce Ankara’da Anıt Kabirde gördüğümden beri Gaziantep’te yapılmasını arzu ettiğim Panorama müzesi için başta Sıtkı Severoğlu olmak üzere Dursun Bak Paşa ve arkadaşlarının büyük mücadele verdiğini biliyorum..

Önce Asım Güzelbey zamanında Tabakhanede Kalealtı civarında yapılacaktı, olmadı. Sonra Şehitkamil Belediyesinde Metin Özkarslı İpek yolu üzerinde arsa tahsis etti ama sonradan gelen belediye başkanı nedenini anlamadığım şekilde burasını tahsis etmekten vazgeçti. Oysa Ankara'da yaşayan hemşehrimiz Hilmi Barlas burasının yapımı için galiba 3 milyon TL hibe edecekti..

Sonra o parayı vermekten vazgeçti..

Neticede Sayın Fatma Şahin bu konuda duyarlı davrandı ve Tabakhanede boşalacak olan Jandarma Lojmanlarının yerine Panorama Müzesi yapılmasına karar verdi. Bu Proje çerçevesinde hazırlıklar yapıldı, hatta Gaziantepli mimarlardan oluşturulan bir komisyon hemen çalışmalara başladı. Bunu görünce gerçek projenin de Gaziantepli mimarlara yaptırılacağını sanıp çok sevinmiştim..

Sonra öğrendim ki, proje İstanbul firmasına verilmiş.. Hatta bir ara makamında Sayın Fatma Şahin ile Sezer Cihan bana panorama müzesini anlatırken, onlara projeyi neden İstanbul’daki firmaya yaptırıyorsun demiş, buna karşılık “Sıtkı Severoğlu bey ile bu konuda irtibat halindeyiz, hepsinden haberi var” cevabını almıştım..

Bende “madem Sıtkı beyin bilgisi dahilinde o zaman sorun yoktur”demiştim..

GÖRÜNTÜSÜ AVM GİBİ

Daha sonra yaptığımız görüşmelerde Panorama müzesiyle ilgili projenin 20 mt yükseklikte olacağını, gelen tepkiler üzerine bunun 16’ya düşürüldüğü ile çeşitli haberler yapmıştık.. Ne varki geçtiğimiz günlerde Panorama Müzesinin projesini görünce şaşırmadan edemedim..

Çünkü müzenin dış görüntüsü bir AVM görüntüsü gibiydi.. Üstelik yüksekti. Bulunduğu yer ile Kale’nin yakınlığı, uzaktan bakıldığında Kale’nin önüne adeta perdeleyecek şekildeydi.. Biliyorsunuz Tabakhane bölgesi Gaziantep için tarihi yönden çok değer taşıyor.

Kale, kalealtı, Keçehane yokuşu oradan Bakırcılar'dan Şırahanı'na kadar uzanan çok sayıda hanların ve camilerin bulunduğu mekanlar, Şehrüküstü ve Demirligane bölgelerinin hepsi buram buram tarih ve kültür kokuyor..

Özellikle Asım Güzelbey ve Mehmet Tahmazoğlu’nun adeta mucize yarattığı bu mekanların gün yüzüne çıkarılması, dekore edilmesi, yerli yabancı turistleri cezbedecek hale dönüştürülmesi, takdire şayandır..

YERİN ALTINA İNİLSE OLMAZ MI ?

Şimdi sıra Sayın Fatma Şahin’in bana göre tarih ve kültür adına en önemli projelerinden birisi olacak olan Panorama Müzesinde.. Ben Mimar filan değilim.. Teknik bilgileri onlar söyleyecektir elbette.. Ama bir vatandaş olarak, böylesine önemli projenin dış görüntüsü bir AVM havasında değilde, tarihi bir görüntü verilerek, hatta taş yapıdan oluşturulamaz mı diyeceğim..

Dahası yükseklik konusuna da değinmek istiyor ve Sayın Fatma Şahin’e soruyorum.. Kale ve o bölgenin görüntüsünü bozmayacak, gölgelemeyecek bir yöntem denense, örneğin yerin altına 2-3 kat inilse, üst kısıma da taş yapıyla daha etkili bir proje yapılsa  iyi olmaz mı? Elbette Mimar kardeşlerimiz daha iyi anlatacak ve izah edeceklerdir.. Ama ben yine de fikrimi ve düşüncemi burada aktarıp.

Tarihe not düşmek istiyorum..

HEPİNİZE İYİ HAFTALAR

Page 3

Bir gün önce 38 polis ve yurttaşımızın kalleş saldırı sonucunu hayatını kaybettiği İstanbul'da, ertesi gün maç oynamak kolay değildi..

Ama burası Türkiye idi ve teröre prim vermemek lazımdı.. İşte o anlayışla maç ertelenmeden oynandı.. Doğru da yapıldı..

Gaziantepspor 17 dakikada tam dört kez Galatasaray kalesinde pozisyon yarattı. Ama son vuruşlar yetersizdi. Sonra Galatasaray toparladı ve gözünü açtığı anda golü buldu..

Kırmızı siyahlılar hakim olduğu oyunda 1-0 mağlup duruma düşünce haliyle demoralize oldu ama ikinci yarıya toparlanmış çıktı.. Ancak son vuruşlar, gol bölgelerinde etkisiz kalışları yüzünden rakibini zorlayamadılar.. Zaten kaleci Muslera öyle büyük kurtarışlar filan yapamadığına göre, Gaziantepspor'un son vuruşlardaki etkisizliği ayan beyan ortadaydı..

Buna karşılık kaleci Gökhan tam 12 şut çıkardı. İnanılmaz işler yaptı. Galatasaraylı oyuncular ne yapsa topu -filelere yollayamıyordu. Çünkü karşılarında devleşmiş bir kaleci vardı..

GÖKHAN OLMASAYDI SKORU DÜŞÜNEMİYORUM BİLE

Burada şunu belirtmem gerekirse, eğer bir kaleci bu kadar kurtarışlar yapıyorsa, bu görüntü o takımın defansının yetersizliğini gösterir.. Gaziantepspor'un defansı da gerçekten yetersiz kaldı.. Oysa Galatasaray orta sahada geniş alan da bırakmıştı. Topa hakim olmak, rakip kaleye kolayca gidebilmenin yolları aranmalıydı. Kısa aralıklarla bunu yapabildik ancak sonunu getiremedik.

Attığımız gol rakibin defansta adam paylaşımında yaptığı hatadan dolayı gerçekleşti ve Elyasa antrenmanda bile böyle kolayca vuramayacağı topu filelere yolladı.

Şöyle maçın geneline baktığımızda pozisyon üreten Galatasaray, kurtaran Gaziantepspor'un kalecisi oldu.. Yine de en azından bir beraberlik kurtarabilirdik bu maçta.. Ama olmadı ve son saniyede gelen golle hiç de hakketmediğimiz skorla mağlup olduk..

Page 4

Son zamanlarda ABD Doları sürekli yükselişte.

Dolar yükseldikçe Türk Lirası ucuzluyor.

Türk lirası ucuzladıkça halkın alım gücü yıpranmakta.

Buna paralel olarak da ülkede üretilen mallar daha ucuza satılmakta.

Yani milli gelirimiz aşınmakta.

Eskiden bir kanun vardı.

Adı Türk Parasını Koruma Kanunu.

Bu kanun halen yürürlükte mi, bilmiyorum.

Ancak yürürlükte olsa bile uygulanmada dikkate alınmadığı görülüyor.

Çünkü devlet bile açtığı ihaleleri dolar bazında açmakta.

Devlet Türk Lirasını büyük ölçüde terketmiş durumda.

Hal böyle olunca doların oyuncağı olmamız kaçınılmaz…

Sayın RTE birkaç günden beri ekranlardan çağrı yaparak doları ve dövizi olanların bozdurarak Türk parası veya altın almalarını önermekte.

Faydası olur mu?

Bu çağrıya herkes uyar da gerekeni yaparsa faydası olur tabi.

Ancak sorunu çözmez.

Hastalığı tedavi etmez, geçici olarak ağrı kesici görevi yapar.

600 milyar dolar dış borcu, senede 40 milyar dolar cari açığı olan bir ülkede halkın dövizden Türk lirasına dönüşü ne kadar etkili olabilir ki?

Hazinedeki döviz rakamı bu tutarların ancak üçte birini karşılamakta.

Doların yükselişi önlenebilir mi?

Ülkemizde neredeyse KİT’lerin tamamı yabacılara satılmıştı. Yani yabancı sermayenin elinde.

Sanayi ve ticaret dünyasının dış borçları hayli yüksek.

Yurt dışından alışveriş yapan belediyelerin ve devletin borçlarını bunlara eklemek gerekiyor.

TSK’nin donanım araç ve gereçlerinin çoğunluğu ABD kaynaklı. Örneğin F 16 lar ABD kaynaklı.

Özetlersen savunma sistemlerimiz dolara endeksli. Son yıllarda yerli savunma sanayimizde önemli gelişmeler var ama bağımlılık yüksek düzeyde devam ediyor.

Yurt içinde holdinglerin, şirketlerin ve en küçük işletmelerin bile bütün alışverişleri dolar üzerinden yapılmakta. Mahalle kömürcüsü bile kömürü dolarla satmakta.

Yani biz Türk Lirasını terkettik. Dolar kullanıyoruz.

Bu kadar yüksek düzeyde bağımlı olduğumuz dolar azmaya başlayınca ekonomi dünyamızda depremler oluşması kaçınılmazdır.

Siyasiler, efendim, doların yükselmesi küresel bazda ekonomik depremler yaratıyor demekte.

Doğrudur.

Ancak bu depremleri etkisi dolara bağımlılık konusuyla doğru orantılı olarak değişmekte. Az bağımlı ülkelerde şiddeti  dört ise bizim gibi göbekten bağımlı ülkelerde dokuz veya ondur. Hangisi daha çok hasara neden olur, siz düşünün.

Tabi ki, ben ekonomist değilim. Yine de bazı önerilerde bulunmak isterim.

Dolar ve dövizle, yani başka bir ülkenin parasını kullanarak işleyen bir ekonomide kontrol zorlaşıyorsa dövizi terkedip yasaklamakta yarar vardır.

Önce devletimiz Türk Lirası kullanmaya başlamalı.

Ardından döviz büroları kapatılıp halkın ekonomik değer ölçüsü olarak döviz kullanması yasaklanmalı…

Misak-ı Milli sınırları içinde geçerli tek para Türk Lirası olmalıdır.

Böyle olduğunda küresel dalgalanmaları devletin kontrol etmesi daha kolay olacaktır.

Önce kapıdaki ekonomik kriz atlatılmalı. Ardından da tekrarını önlemek için gereken tedbirler alınmalı.

Yunanistan’da olduğu gibi ekonomik çöküşler devleti zayıf düşürür.

Osmanlı İmparatorluğunun en önemli çöküş nedenlerinden birinin de ekonomi ve dış borçlar olduğunu hatırlamalıyız.

Page 5

Источник: https://www.gaziantep27.net/bebeginize-sigara-icirmeyin-2-459719yy.htm

Çocuğumun Sigara İçtiğini Nasıl Anlarım

Yeşilay Uyarıyor: Bebeğinize Sigara İçirmeyin!
Çocuğumun Sigara İçtiğini Nasıl Anlarım

Ergenlik yıllarında, gençler nikotine bağımlılık göstermeye, diğer yaş gruplarına göre daha yatkındır. Sigara içenlerin %90’ı, sigaraya 19 yaşından önce başlıyor.

Bu nedenle sigara içmekten kaynaklanan kanser, kronik obstrüktif akciğer hastalığı, ve diğer kalp hastalıkları gibi zararları etkileri önlemek için, çocuğunuzun verdiği sinyallere karşı temkinli olmak çok önemli.

İşte çocuğunuzun sigara içip içmediğini anlamanız için bir kaç yöntem.

Bölüm1 : Fiziksel Semptomları Tanımak

1Sigaranın neden olduğu öksürüklerine dikkat edin. Sigaranın en yaygın ve en hızlı tespit edilebilen işareti sürekli tekrarlanan sigara öksürüğüdür.

Sigara içmeye başladıktan bir kaç gün sonra ve hatta arada sırada içilse bile hemen ortaya çıkabilir. Öksürükler genellikle sabahları en yoğundur ve gün içerisinde azalır.

Genellikle açık, sarı ve hatta yeşil renkli balgam meydana getirir.

2Sarı dişlere dikkat edin. Sigara içmek zaman içerisinde dişleri sarıya döndürebilir. Bu nedenle çocuğunuz dişlerinin son zamanlarda daha sarı görünüp görünmediğine dikkat edin.

  • Ayrıca, çocuğunuzun bir anda özel diş macunları ya da diş beyazlatıcı bantlar gibi dişleri beyazlatan ürünlerle ilgilenmeye başlayıp başlamadığını gözlemleyin.

3Çocuğunuzun parmaklarındaki sarı lekeleri inceleyin. Dişlerdeki sarılığın meydana çıkması biraz zaman alabilirken, sigara içmek neredeyse hemen parmaklarda ve tırnaklarda sarı lekelere neden olabilir.

4Çocuğunuzun çıkardığı hırıltılı seslere dikkat edin. Hırıltılı sesler çocuğunuzda bir çok fiziksel sıkıntıya işaret edebilir, ama bu sıkıntılardan bir tanesi sigaradan zarar görmüş solunum yolu ve akciğerdir.

5Nefes darlığına dikkat edin. Nefes darlığı bir sigara içicisinin en bariz sinyallerinden biridir. Eğer çocuğunuz aniden uzun süre boyunca aktif hareketlerin içinde bulunamıyorsa ya da fiziksel bir aktiviteden sonra nefesini toparlamakta daha uzun süre harcıyorsa, çocuğunuzun sigara içme olasılığını değerlendirmelisiniz.

6Ne kadar sık solunum yolu hastalığı geçirdiğini gözlemleyin. Sigara içenler, soğuk algınlığı, bronşit ve zatürre gibi solunum hastalıkları geçirmeye daha yatkındırlar. Eğer çocuğunuz birden bu tarz hastalıkları geçirmeye başlamışsa, bu hastalıkların nedeninin sigara içmenin bir yan etkisi olduğunu göz önüne alabilirsiniz.

Bölüm2: Diğer İşaretlere Bakmak

1Kıyafetlerinin ya da saçının sigara kokup kokmadığına dikkat edin. Sigara kokusu üste sinen ve kurtulması kolay olmayan bir kokudur. Eğer çocuğunuz sigara içiyorsa, büyük bir ihtimalle özellikle uzun saçlıysa, saçlarındaki ve kıyafetlerindeki kokuyu fark edeceksiniz.

  • Not: Bazen sigara içen gençler sigara kokusunu aşırı miktarda kolonya ve vücut spreyleri kullanarak bastırmaya çalışabilirler. Sigara kokusu bir miktar bastırılmış olsa da, kokuyu yine de fark edebilirsiniz.

2Odalarının penceresini açık bırakıp bırakmadıklarını gözlemleyin. Çocuklar genellikle sigara içtikten sonra odalarını havalandırmaya çalışırlar. Pencereyi açık tutmak istemek normal bir davranış olabilir, ancak özellikle çok soğuk, yağmurlu, kötü havalarda açık bırakmak isteyip istemediklerine dikkat edin.

3Halının, arabanın ve kıyafetlerinin üzerindeki sigara yanıklarını inceleyin. Ergenler sigara içme konusunda daha az tecrübelidirler ve el-göz koordinasyonları bir yetişkinin ki kadar gelişmemiştir.

Bu nedenle, sigara içmeye başladıklarında, yanlışlıkla etraflarındaki eşyaları yakabilirler. Odalarındaki halının ve kıyafetlerinin üzerindeki yanık izlerine dikkat edin.

Ayrıca bir çok genç arabadaki kokuyu odalarına göre daha kolay maskeleyebileceğini düşündüğünden, arabalarındaki sigara yanıklarına da dikkat edin.

4Odalarında ya da çantalarında kibrit veya çakmak olup olmadığına bakın.

Çakmak ya da kibrit gibi küçük objeleri fark etmek zor olabilir, ancak çocuğunuz çakmak, kibrit satın almaya ve yanında taşımaya başladıysa, bu sigara içtiğinin bir işareti olabilir.

Sadece mum yakmak için taşıdıklarını iddia etseler de eğer sigara içtiğinden şüpheleniyorsanız çocuğunuzun ne kadar sık çakmak ya da kibrit taşıdığını gözlemleyin.

5Sigara içen arkadaşları olup olmadığına dikkat edin. Ergenler oldukça ikna edici olabilirler, bu durumda çocuğunuz arkadaşlarının sigara içmek için yaptığı baskıya yenik düşebilir. Arkadaşları sigara içen gençler, içmeyenlere göre sigara içmeye daha yatkın olurlar.

6Ağız çalkalama suyu ve sakız kullanım sıklıklarını gözlemleyin. Sigara içenler, sigara içmenin ağız kokularının keskin bir sigara kokusuna sahip olduklarının farkındadırlar.

Bu yüzden, içiciler sigara içtikten sonra genellikle bu kokuyu ağız çalkalama suyu ve sakızla bastırmaya çalışırlar.

Eğer çocuğunuz nefesinin nasıl koktuğu konusunda endişeli görünüyorsa, sigara içtiğini sizden saklamaya çalışıyor olabilir.

7Ne kadar para harcadıklarına dikkat edin. Sigara içmek pahalı bir bağımlılıktır. Eğer ulaşım imkanınız varsa, banka hesaplarının hareketlerini ve ne kadar sıklıkla bakkallardan, marketlerden ve sigara satan yerlerden alışveriş yaptıklarını gözlemleyin. Eğer düzenli olarak sigara satın alıyorsa, harcamalarını izleyerek anlayabilirsiniz.

Kaynak:

  • https://www.dosomething.org/facts/11-facts-about-teen-smoking
  • http://www.parentfurther.com/high-risk-behaviors/tobacco/does-your-child-smoke
  • http://www.wikihow.com/Know-if-a-Teen-Is-Smoking

Источник: https://www.pekinasil.com/cocugumun-sigara-ictigini-nasil-anlarim/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.