Yetersiz D Vitamini, Kemik Erimesi Riskini Artırıyor

KEMİK ERİMESİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR?

Yetersiz D Vitamini, Kemik Erimesi Riskini Artırıyor

Kemik erimesi, kemiklerin zayıflaması ve kırılgan hale gelmesi sonucu oluşmaktadır. Kemikler o kadar kırılgan hale gelir ki, herhangi bir eğilme, bükülme ya da öksürme sonucunda ya da hafif basınç altında kırılmakta ve hasar görmektedir.

Kemik erimesi, genellikle, kalça, bilek ya da omurgalardaki kırılma ve çatlaklar ile yakından ilişkili olarak gelişmektedir. Kemik dokusu canlıdır ve herhangi bir kırılma olduğunda yeniden kendini onarabilmektedir.

Kemik erimesi meydana geldiğinde ise, kemik tekrardan kendini yenileme yeteneğini kaybeder ve yeni kemik üretilemez.

Kemik erimesi tüm ırklarda hem kadın hem de erkeklerde yaşanabilmektedir. Fakat, beyaz ve Asya kadınlarında, özellikle menopoz sonrasında ve yaşlanmaya bağlı olarak ortaya çıkma ihtimali daha yüksektir. Bazı ilaçlar ve sağlıklı beslenme, ağırlık kaldırma egzersizleri, kemik erimesini önleyerek, zayıf olan kemiklerin güçlenmesine yardımcı olmaktadır.

Kemiklerimiz sürekli olarak kendini yenileyebilme özelliğindedir. Sürekli olarak yeni kemikler üretilir ve eski kemikler kırılarak, bu kemik oluşum döngüsü devam eder. Yaş henüz gençken, vücudumuz yeni kemik üretimini çok hızlı gerçekleştirir.

Yani vücut gençken, kemik üretimi, kemik bozulmasından ve kemik dokusunun azalmasından çok daha hızlı ilerlemektedir. Birçok insan 20’li yaşlarının başlarına kadar en yoğun kemik kütlesine ulaşmaktadır. İnsan yaş aldıkça, kemik kütlesi kaybı, kemik üretiminden daha hızlı ilerler.

Kemik erimesinin nasıl geliştiği, gençlikte mevcut olan kemik kütlesinin miktarına bağlı olarak değişmektedir. Eğer kemik dokusu fazla ise, bu bir depo görevi görür ve yaş ilerledikçe kemik erimesi ihtimali azalır.

Fakat eğer gençken kemik dokusu yoğunluğu az ise, yaş aldıkça kemik erimesinin oluşması riski daha fazladır.

Kemik erimesinin erken evrelerinde herhangi bir semptom genellikle gözlenmez. Fakat, kemik erimesinden dolayı kemikler zayıflamaya başladığında, semptom ve belirtiler ortaya çıkmaya başlar ve bu belirtiler genellikle şu şekildedir;

  • Sırt ağrısı,
  • Zamanla boy uzunluğunun azalması,
  • Eğik duruş,
  • Kemiklerin çok kolay kırılması ya da çatlaması.

1.Sırt Ağrısı

Kemik erimesinde yaşanan sırt ağrılarının nedeni, kırışmış ya da çökmüş olan omurlardır. Omurlarda yaşanan bu kemik dokusu kaybı, kişinin bazen şiddetli şekilde sırt ağrısı yaşamasına sebep olmaktadır.

Kemiklerde meydana gelen çatlaklar ve küçük çaplı kırılmalar kişinin boyunda bazı kısalmalara neden olmaktadır.

Kemik erimesi sebebi ile kütle kaybı yaşayan kemikler, iskelet yapısında bazı değişimler yaşanmasına ve bunun sonucu olarak da, normal boy uzunluğundan çok daha kısa bir boya sahip olmaya neden olmaktadır.

Genellikle kemik erimesi olan kişilerin boy uzunlukları çok fazla oranda kısalmaktadır ve bu kısalma beklenmedik şekilde olmaktadır.

3.Duruş Bozuklukları

Kemik erimesinin en belirgin bulgularından biri de duruş bozukluklarıdır.

Kemik dokusunda yaşanan hızlı kütle kayıpları ve bu durumun omurlara vermiş olduğu zararlar, birtakım duruş bozukluklarının yaşanmasına sebep olmaktadır.

Kemik erimesi olan kişilerde özellikle eğri ve iki büklüm şeklinde duruşlar yaşanması çok yaygındır. Omur kemikleri olumsuz etkilenen bu kişiler, ister istemez eğik durmak zorunda kalırlar.

4.Kolay Zarar Gören Kemikler

Herhangi basit bir hareket sonucu zarar gören ve hasara uğrayan kemikler, büyük ihtimalle kemik erimesinin bir işareti olacaktır.

Kemik dokusunun eskisi gibi sağlıklı bir şekilde kendini yenileyememesi sonucu, vücut yeni kemik dokusu üretmekte zorluk çeker.

Bu durum yeni kemik dokusunun üretilmesini engellediği için, kemiklerin çok daha kolay bir şekilde kırılmasına ya da çatlamasına neden olacaktır. Üstelik bu durum, kemiklerin çok daha uzun sürede iyileşmesine de neden olmaktadır.

Risk Faktörleri

Kemik erimesinin oluşmasına neden olan bir numaralı faktörler;

  • yaş,
  • hayat tarzı seçimleri,
  • bazı ilaçlar,
  • birtakım tedaviler,
  • ırk,
  • cinsiyet,
  • aile hastalık geçmişi,
  • vücut iskelet yapısı,
  • hormonlar,
  • beslenme alışkanlıkları.

Değişmeyen riskler: Bazı risk faktörleri kontrol dışıdır ve değiştirmenin yolu yoktur. Bu risk faktörleri; cinsiyet, yaş, ırk ve aile hastalık geçmişi gibi risk faktörleridir.

  • Cinsiyet: Kadınlarda kemik erimesi yaşanması riski erkeklerde kemik erimesi yaşanması riskinden çok daha fazladır.
  • Yaş: Yaşlanmak kemik erimesi açısından en büyük risklerden biridir.
  • Irk: Genellikle Asya kökenli ya da beyaz ırk kökenli olan kişilerde kemik erimesi yaşanması riski daha fazladır.
  • Aile hastalık geçmişi: Eğer annenizde, babanızda ya da kardeşlerinizde kemik erimesi vakası yaşanmış ise, sizin de kemik erimesi yaşama riskiniz yüksektir. Özellikle anne ya da babada yaşanan kemik erimesi sizi doğrudan risk grubuna dahil etmektedir.
  • Vücut iskelet yapısı: Erkek ya da kadın fark etmez, eğer bir insanın iskelet yapısı küçük ve ince ise o kişinin kemik erimesi yaşaması riski daha fazla olacaktır. Çünkü iskelet yapısının ince ve küçük olması, daha az miktarda kemik dokusu kütlesi anlamına gelmektedir.

Diğer risk faktörleri: Kemik erimesine zemin hazırlayacak olan diğer risk faktörleri ise; cinsiyetlere özgü hormonlar, tiroid problemleri, diğer bazı bezler.

  • Cinsiyetlere özgü hormonlar: Düşük cinsiyet hormonu seviyesi kemiklerin zayıflamasına sebep olabilmektedir. Özellikle kadınların menopoz döneminde azalan östrojen hormonu seviyesi, kemik erimesinin oluşmasına neden olan büyük bir risktir. Ayrıca daha önceden kanser tedavisi görmüş olan, kadınlarda bu tedavi sürecinde östrojen miktarı düşmektedir.

Bunlara ek olarak, prostat kanseri tedavisi gören erkeklerde, tedavi sürecinde yaşanan testosteron hormon seviyesinin azalması da, erkekler için kemik erimesi riski oluşturmaktadır.

  • Tiroid problemleri: Çok fazla miktarda tiroid hormonunun üretilmesi, kemik erimesine sebep olabilmektedir. Tiroid bezlerinin aşırı aktif çalışması sonucu gelişebilecek kemik erimesi, tiroid salgısını azaltmaya yarayan ilaçlar ile önlenebilmektedir.
  • Diğer bazı bezler: Özellikle paratiroid ve adrenalin bezlerinin çok fazla çalışması sonucu, kemik erimesi riski ortaya çıkabilmektedir.

Beslenme faktörü: Bazı gıdaların eksik ya da fazla alınması sonucu, kemik erimesi riski artmaktadır. Beslenme ile alakalı bu risk faktörleri; düşük miktarda kalsiyum alınması ve yeme bozuklukları gibi faktörlerdir.

Kalsiyum eksikliği: Uzun ve sağlıklı yaşamanın bir sırrı olan kalsiyum, kemiklerin yapısına katılarak onları güçlendirir. Çok uzun vadede yaşanmış olan kalsiyum eksikliği, kemik yoğunluğunun azalmasına, kırılma ve çatlama riskinin artmasına sebep olduğu gibi, kemik erimesi riskini de artırmaktadır.

Yeme bozuklukları: Özellikle anoreksi hastalarında ya da sürekli olarak iştahsızlık yaşayan kişilerde kemik erimesi yaşanması riski daha yüksektir.

Çünkü bu kişiler, kemik için gerekli olan protein ve kalsiyumu alamamaktadır. Menopoz dönemindeki kadınların iştahsızlık yaşaması ise kemikleri daha da güçsüzleştirmektedir.

Aynı şekilde erkeklerde de yeme bozukluklarına bağlı olarak gelişen hormon bozuklukları, kemik erimesi riskini yükseltmektedir.

Bazı ameliyatlar: Özellikle mide ameliyatı, bypass ya da bağırsakların cerrahi işlem görmesi, kalsiyum içeren besinlerin absorbe edilmesine sebep olmaktadır. Bu durum da, kemik erimesi riskini artırmaktadır.

Bazı ilaçlar: Uzun süre boyunca, kortizonlu ya da prednizon türünde ilaçlar kullanmak, kemik yenilenmesini önlediği için, kemik erimesi riskini artırmaktadır. Ayrıca;

  • nöbetleri önlemek ya da iyileştirmek için kullanılan ilaçlar,
  • gastrik reflü ilaçları,
  • kanser ilaçları,
  • vücudun organ nakli reddi durumu yaşamasında kullanılan ilaçlar, kemik erimesi riskini yükseltmektedir.

Sedentar yaşam: Sedentar yaşam yani, vaktin büyük kısmını oturma faaliyeti ile geçirme, kemik erimesi riskini artırmaktadır. Ağırlık kaldırma egzersizleri, özellikle yürüyüş, koşu, zıplama ve dans etme gibi fiziksel etkinlikler ise, kemik erimesi riskini azaltmaktadır.

Çok fazla miktarda alkol tüketimi: Sürekli olarak alkol tüketmek, kemik erimesi riskini artırmaktadır.

Sigara kullanmak: Sigaranın kemik erimesi oluşumundaki rolü tam olarak bilinmese de, kemiklerin yapısını zayıflattığı kesindir.

Komplikasyonlar

Kemik erimesinin en ciddi komplikasyonları, özellikle omurga ve kalça kemiklerinde gelişebilecek olan kırılmalardır. Kalça kemiği kırılmaları düşme sonucu gelişmektedir.

Zaten kemik erimesi nedeni ile zayıf olan kemikler, bir düşme sonucunda kolayca kırılabilmektedir. Bu nedenle, kemik erimesi sonucu bazı sakatlık durumları yaşanabilmektedir. Bazı durumlarda bu omurga kemikleri düşme olayı yaşanmasa bile gerçekleşebilir.

Bunun nedeni kemik erimesidir. Ayrıca kemik erimesi ciddi sırt ağrılarına ve kamburluğa sebep olmaktadır.

Tanı ve Testler

Kemik yoğunluğunun tespit edilmesi amacı ile düşük düzeyde röntgen cihazından yararlanılmaktadır. Böylece, kemiğin yapısında bulunan mevcut mineral miktarı belirlenmiş olur. Bu röntgen işlemi ağrısız ve acısızdır. Röntgen yöntemi ile, özellikle bilek, kalça ve omurga kemikleri kontrol edilmektedir.

Tedavi ve İlaçlar

Kemik erimesinde tedavi, kemik yoğunluğu testi gibi bilgiler kullanılarak, gelecek 10 yıl içindeki kemik kırılma riski tahmin edilerek bir tedavi önerilmektedir. Eğer bu risk yüksek değil ise, tedavi ilaçlar yardımı ile değil de, bunun yerine yaşam tarzındaki bazı değişiklikler ile yapılmaktadır.

İlaç tedavisi: Kemik erimesi tedavisinde kullanılan ilaçlar bifosfonat tabanlı ilaçlardır. Bu ilaçlar şu şekildedir;

  • Alendronat (Fosamax)
  • Risedronat (Actonel, Atelvia)
  • İbandronat (Boniva)
  • Zoledronik asit (Reclast)

Fakat bu ilaçların, bulantı, karın ağrısı, yutkunmada güçlük ve bazı mide sorunları gibi yan etkileri oluşabilmektedir. Bifosfonat tabanlı ilaçları 5 yıl süreden fazla kullanmak, uyluk kemiği ve kalça kemiğinde çatlaklar oluşmasına neden olmaktadır. Ayrıca bu ilaçlar çene kemiğini ve diş yapısını da etkilemektedir.

Hormon tedavisi: Özellikle menopoz sonrası kadınlarda östrojen takviye tedavisi, kemik yoğunluğunu korumak adına yardımcı bir tedavi olacaktır. Fakat bu östrojen tedavisi, kan pıhtılaşması, endometriyal kanser, göğüs kanseri ve bazı kalp hastalıklarının oluşmasına sebep olabilmektedir.

Raloxifene (Evista) adı verilen bir ilaç, östrojenin faydalı etkilerini taklit ederek, kemik yoğunluğunun korunmasına yardımcı olur. Fakat bu ilacın da, sıcak basması ve kan pıhtılaşması gibi etkileri ve riskleri vardır.

Erkeklerde kemik erimesi, testosteron seviyesinde kademeli olarak ve yaşa bağlı olarak düşüş yaşanması ile alakalıdır. Bundan dolayı takviye testosteron tedavisi, kemik yoğunluğunu artırmaya yardımcı olmaktadır.

Diğer bazı ilaçlar: Doktor hastalığın seyrine göre diğer bazı ilaçları tedavide kullanabilmektedir. Doktorun tavsiye edebileceği bu ilaçlar şu şekildedir; Denosumab (prolia) ve Teriparatid (Forteo).

Alternatif Tedaviler: Kemik erimesi sürecinde, doktorun uygun gördüğü ilaç tedavisi yanında, eğer bir sakıncası olmayacak ise bazı yöntemler kullanarak, kemik sağlığını korumak mümkündür. Bu yöntemler;

Sigara içmemek, çok fazla alkol tüketiminden kaçınmak, düşmemeye özen göstermek ve beslenmeye dikkat etmek gibi yöntemlerdir.

Alınacak Önlemler

3 faktör kemik erimesini önlemek ve kemik sağlığını korumak için çok önemlidir. Bu faktörler;

  • Yeterli miktarda kalsiyum almak,
  • Yeterli miktarda D vitamini almak,
  • Düzenli egzersiz.

Kalsiyum: 18 ile 50 yaş aralığındaki kadın ve erkekler için günlük alınması gereken kalsiyum miktarı 1000 miligramdır. Bu miktar, kadınların menopoz sonrası dönemlerinde, yani 50 yaşından sonra ve erkeklerde 70 yaşından sonra 1200 miligram değerlerine ulaşmaktadır. En iyi kalsiyum kaynağı olan besinler şu şekildedir;

  • Düşük yağlı süt ürünleri (günlük 200-300 miligram alınması yeterlidir),
  • Koyu yeşil yapraklı sebzeler,
  • Konserve somon ve kılçıkları ile birlikte sardalye,
  • Soya peyniri gibi soya ürünleri,
  • Kalsiyum ile desteklenmiş tahıllar ve portakal suyu.

Fakat, çok fazla miktarda kalsiyum tüketmek, böbrek taşı oluşumuna ve bazı kalp sorunlarına sebep olmaktadır. Bundan dolayı, günlük kalsiyum alımı, 2000 miligramı aşmamalı ve 50 miligramın altına da düşmemelidir.

D vitamini: D vitamini, vücuttaki kalsiyumun emilimini sağlamaktadır. Birçok insan vücudu için gerekli olan yeterli miktardaki D vitaminini  güneş ışığından almaktadır. Çünkü güneş ışığı çok iyi bir D vitamini kaynağıdır. Fakat çok uzun süreler güneş ışığı altında kalmak, içerdiği ultraviyole ışınlar nedeni ile, cilt kanseri riskini artırmaktadır.

Bilim insanları, günlük alınması gereken ideal D vitamini miktarını henüz belirlememiştir.

Fakat yetişkinler için günlük 600-800 IU (uluslararası birim) D vitaminini ihtiyacını, gıda ve takviyeler yardımı ile almak başlangıç için iyidir.

Eğer kandaki D vitamini seviyesi çok düşük ise doktor bu dozu artırabilir. Ergenlik dönemindeki gençler ve yetişkinler için ise günlük, 4000 IU değerine kadar D vitamini almak güvenlidir.

Egzersiz: Egzersiz, kemiklerin güçlenmesine yardımcı olur ve kemik erimesinin etkilerini yavaşlatmaya olanak sağlar. Özellikle; ağırlık kaldırmaya dayalı egzersizler, koşu, yürüyüş, merdiven tırmanma, ip atlama, kayak gibi egzersizler, bacak, kalça ve alt omurga kemiklerinin sağlığını korumaya yardımcıdır.

Источник: https://evdesifa.com/kemik-erimesinin-belirtileri-nelerdir/

Kemik Erimesi Tedavisi – Kemik Erimesi Belirtileri

Yetersiz D Vitamini, Kemik Erimesi Riskini Artırıyor

Kemik Erimesine Ne İyi Gelir? Kemik Erimesi Nedir? Düşük kemik yoğunluğuna bağlı olarak kemik direncinin azalması ve kırılma riskinin artması olarak tanımlanan kemik erimesi hastalığı (Osteoporoz) günümüzün en çok görülen kemik hastalıklarından biridir. Kemik erimesi tedavisi ‘ne yönelik ilaçlar olmakla birlikte bu tedavilerin bazı olumsuz yönleri de vardır. Bu yüzden bitkisel ve doğal ürünlerin bu hastalığa yönelik kullanımları da artmaktadır.

Çocukluk ve gençlik döneminde sürekli olarak yeni kemik yapımı olur. Otuz yaşına dek en yüksek kemik kitlesine ulaşılır. Otuz beş yaşından sonra insanlar  yıllık olarak kemik kitlelerinin yaklaşık olarak %1 ni kaybederler. Menopozdan sonra kadınlar yaklaşık olarak her yıl kemik kitlelerinin % 2-4 ünü kaybetmeye başlarlar ve on yıl kadar sonra düşüş durmaya başlar.

Osteoporoz ortaya çıktığında, kemikler hassaslaşır ve kırılma olasılığı artar. Başlangıçta sırt ağrısı, bel ağrısı, boyda kısalma, sırtta kamburlaşma olabilir fakat en korkulan sonucu kırıklardır.

Osteoporik kırıklar en çok el bileği, omurga ve kalçada görülür. Osteoporoz, en fazla süngersi bir yapısı olan ve bütün vücudun yükünü taşıyan omurgaları etkiler.

Kemik erimesi hastalığında kadınlar daha fazla risk altındadır. Her üç kadından birinin bu sorunla karşılaşabileceği belirtiliyor.

Kemik Erimesi Belirtileri

Sessiz bir hastalık olan osteoporoz da hastalar çoğunlukla sırt, bel ağrıları gibi şikayetlerle doktora başvururlar. Hatta ilk kırık meydana gelinceye dek herhangi bir bulgu vermeyebilir. İlk omurga kırığından sonra yeni bir kırık olma olasılığı 5 kat artar. Bu sebeden dolayı ilk kırık oluşmadan doktora gitmek çok büyük bir önem taşımaktadır.

Kemik Erimesinin Nedenleri

Kemik erimesinde kalıtsal etkenler yaş, cinsiyet, ırk gibi faktörler değiştirilemeyecek etkenler arasındadır.

Kişinin yaşam şekli, beslenme şekli ve östrojen hormonu eksikliği gibi faktörler ise değiştirilebilecek etkenler arasındadır. Bunlarla ilgili alınacak önlemler kemik erimesinin önlenmesine, ilerleyişinin yavaşlatılmasına ve şikayetlerin hafifletilmesine yardımcı olabilir.

Kemik erimesini önlenmeye yardım edebilecek faktörler;

• Düşük kalsiyum, fazla miktarda et yenmesi, düşük oranda sebze ve meyve tüketilmesi, yüksek oranda kafeinli içeceklerin tercih edilmesi kemik erimesine sebep olabiliyor.

• Sigara ve alkolün bırakılması önemlidir. Alkol kalsiyumun emilimini zorlaştırarak kemiklerin zayıf ve kırılgan olmasına neden olur. Sigara içinler içmeyenlerden daha fazla kemik erimesi riski taşırlar.

• Kemik yapısının güçlendirilmesi için düzenli egzersiz yapılması öneriliyor.

• D vitamini kalsiyum emilimini, kemiklerin gelişmelerini ve güçlü kalmalarını sağlayıcı özelliktedir.

• Yeterli oranda D vitamini yoksa yeterli kalsiyum emilemez. D vitamini kalsiyumla beraber verildiğinde kemik kaybını ve kırık riskini düşürür.

• D vitamini balık yağı, yumurta süt ve süt ürünlerinde bulunur. Günde 10- 15 dk güneş ışığı almak D vitamini eksikliğini önlemek için yeterlidir.

• Yetişkinler için günlük D vitamini ihtiyacı 400 IU dur. Günlük 1000 IU nun üzerinde kullanım toksik etki yapabileceği için dr gözetimi altında olmadıkça fazla kullanımdan kaçınılmalıdır.

• Çikolata, tatlılar, gazlı içecekler içerisinde bulunan basit şekerler vücuttan kalsiyum atılımını artırabilir.  Yine doymuş yağlar kalsiyum atılımını artırır.

• Son dönemlerde yapılan bir çalışmada kuru eriğin kemik sağlığının korunması ve kemik erimesinin önlenmesinde önemli rol oynadığı tespit edilmiştir.

Menopoz dönemindeki kadınlara 3 ay boyunca kurutulmuş erik verilmiş ve süre sonunda  serum kemik sağlığı göstergesi değerleri, toplam ve kemiğe özgün alkali fosfataz ve insüline benzeri büyüme faktörü-I değerlerinde iyileşmeler tespit edilmiştir.

• Omega-3 yağ asitleri kemiklerin tahribine neden olan sitokinlerin oluşumunu baskılayarak kemik erimesini azaltıcı etki gösterir. Bazı çalışmalar günde 4 gr Omega-3 yağ asitleri alımının  kemik kütlesini koruyucu veya artırıcı etkinin olabileceğini göstermiştir.

• Yapılan araştırmalar K2 vitamininin menopoz sonrası kadınlarda kemik yoğunluğunu artırdığı ve kemik kırıklarında azalma sağladığını göstermektedir.

Kemiklerin sağlam olması ve kalsiyumun kemik yapısına bağlanmasından sorumlu protein olan osteokalsinin aktive olması için K2 vitaminine gereksinim vardır.

K2 vitamini eksikliği eklem kireçlenmeleri, kemik yoğunluğunda azalma, kemik erimesi ve damarlarda kalsiyum birikmesi gibi sağlık sorunlarına yol açar.

• Araştırmalar isoflavonların kemik kaybının durdurulmasına yardımcı olabileceğini gösteriyor. Tofu, soya sütü, soya fasulyesi gibi besinler soya isoflavonların kaynağıdır.

• Soya ürünlerinde bulunan izoflavonlar östrojen hormonu gibi hareket ederler. Klinik çalışmalarda  izoflavonların osteoporoz hastalarında kemik mineral yoğunluğunda belirgin artışa neden olduğu gösterilmiştir.

• Genistein hormon benzeri bir isoflavondur ve esas kaynağı soya fasülyesidir. Çeşitli çalışmalar, genistein’in bitkisel hormon olduğunu ve vücuttaki ostrojen düzeylerinin etkilediği sorunların tedavisinde kullanılabileceğini göstermiştir.

24 ay süren çift kör plasebo kontrollü bir çalışmada; 389 orta derecede kemik kaybına uğramış postmenopozlu kadın günlük doz olarak 54 mg. genistein kullanmış ve plaseboya göre kemik yoğunluklarında büyük oranda gelişmeler tespit edilmiştir.

• Daidzein ve genisitein iki soya izoflavonudur. İzoflavonlar ağızdan alındığında sadece az bir bölümü vücutta doğrudan emilir ve kalın bağırsağa kadar gelir. Daidzein kalın bağırsaktaki mikroorganizmalar tarafından yapısal değişikliğe uğratılarak yüksek östrojenik aktivite gösteren equol maddesine dönüşür. Araştırmalar ekuolün izoflavonlara göre 100 kat daha etkili olduğunu göstermiştir.

• İnsanların bağırsaklarında bulunan mikroorganizmalar çeşitli nedenlerden ötürü kişiden kişiye değişebildiği için bağırsağında bu dönüşümü gerçekleştirecek mikroorganizmalar bulunmayanların izoflavon alımı beklenen etkiyi sağlamaz.

• Deneysel araştırmalar soya proteinlerinin de kemik erimesine karşı etkili olabilceğini göstermektedir. Hayvanlar üzerinde yapılan bir deneyde soya proteini kemik mineral yoğunluğunda belirgin artışı sağlamıştır. Soya proteini östrojen hormonu eksikliğinin, kemiklerde sebep olduğu mineral kaybını engelleyerek etki gösteriyor.

•Hayvanlar üzerinde yapılan bir deneyde yüksek kalsiyum içeren diyetin yanında günlük 5 gr üzüm çekirdeği özütünün verilmesi, kemik yoğunluğu ve kemik mineral içeriğinde belirgin bir iyileşme sağlamıştır. Üzüm çekirdeği özütü kemik erimesine neden olan proteolitik enzimleri de azaltıcı etki göstermektedir.

• Nattokinase enzimi, soya fasülyelerinden fermente edilen güçlü bir sistemik enzimdir. Natto’nun üretimi, soya fasülyesindeki özel bir bakterinin varlığı nedeniyle oluşan nattokinase enzimi ile sonuçlanır.

Birçok soya ürününde de enzimler olmasına rağmen, yalnızca natto’nun hazırlanması nattokinase içerir ve enzimin adını almasını sağlar. Zengin K2 vitamini içermesi sayesinde bu enzim, osteoporoza yakalanma riskinin yüksek olduğu kişilerde, hastalığın oluşumunu önleyebilir.

K2 vitamini eksikliği, kalsiyumun, ait olduğu yerde, kemiklerde depolanamamasına yol açar.

Yukarıda yeralan metin haber ve bilgi amaçlı hazırlanmış olup, hekimin uygulayacağı teşhis ve tedavisinin yerine geçmez. Herhangi bir tedavi sürecine başlamadan önce mutlaka sağlık uzmanının görüş ve onayı alınmalıdır.

Источник: https://www.beslenmedestegi.com/hastaliklar/kemik-erimesi-tedavisi

D Vitamini ve D Vitamini Eksikliği

Yetersiz D Vitamini, Kemik Erimesi Riskini Artırıyor

D vitamininin diğer tüm vitaminlerden farklı olduğunu öğrenmek sizi şaşırtacaktır.

Çünkü D vitamini aslında bir hormon. Güneş ışınları cildinize değdiği sırada kolesterolden üretilen bir steroid hormon.

Bu nedenle D vitaminine genellikle “güneş” vitamini nedir.

Ama ne var ki, bazı ülkelerde, özellikle de güneşi az alan ülkelerde ve kış aylarında güneşten alınan D vitamini çok yetersiz kalıyor ve bu da D vitaminini beslenme yoluyla almayı zorunlu hale getiriyor.

Bu çok önemli çünkü D vitamini sağlık için kesinlikle gerekli (1).

Ne yazık ki sadece birkaç gıda bu önemli vitamini içeriyor ve o yüzden D vitamini eksikliği çok sık görülüyor (2, 3).

Aslında, 2005-2006 verilerine göre ABD halkının %41,6’sı D vitamini eksikliği yaşıyor (4).

Bu yazıda D vitamini hakkında bilmeniz gereken her şeyi öğreneceksiniz.

D Vitamini Nedir?

D vitamini yağda çözünen vitaminlerden biridir (A, D, E ve K), yani yağda çözülebilir ve vücutta uzun süre depo edilebilir.

D vitamininin beslenme yoluyla alınan 2 formu bulunur (5):

  • Vitamin D3 (cholecalciferol): Yağlı balık ve yumurta gibi bazı hayvansal kaynaklarda bulunur.
  • Vitamin D2 (ergocalciferol): Bazı mantarlarda bulunur.

Bu ikisi arasından, bizi ilgilendiren D3. Çünkü kandaki D vitamini seviyesini yükseltmede D2’ye göre iki kat daha etkili (6, 7).

D Vitamini Ne İşe Yarar?

D vitamini vücuda girdikten sonra aktif hale gelmek için iki aşamadan geçer (8, 9).

Öncelikle karaciğerde calcidiol’a çevrilir. Bu vitaminin depolanma formudur. Daha sonra ise çoğunlukla böbreklerde calcitrioal’a dönüştürülür. Bu da D vitamininin steroid hormon yani aktif halidir.

Calcitriol vücut içinde dolaşır ve hücre nükleusuna girer. Burada hemen her hücrede bulunan D vitamini reseptörlerine bağlanır (10, 11).

D vitamini reseptörlerine bağlandıktan sonra, genleri “açık veya kapalı” hale getirir ve böylece hücrelerde değişim yaratır (12, 13). Diğer tüm steroid hormonlar buna benzer şekilde çalışır.

D vitamininin kemik sağlığıyla ilgili çeşitli hücreleri etkilediği, örneğin bağırsaklardaki hücrelere kalsiyum ve fosforu absorbe etmesini söylediği iyi bilinir (14).

Ama bilim adamları artık D vitamininin bağışıklık sistemi ve kansere karşı korunma da dahil her çeşit işlemde rol oynadığını anlıyor (15).

Yani D vitamini eksikliği yaşayan insanlar calcitriol eksikliği yaşar. Sonuç olarak vücut için çok kritik steroid hormonlarından biri eksiktir.

Güneş Işığı D Vitamini Almanın En İyi Yoludur

D vitamini, ciltteki kolesterol güneş ışınlarına maruz kaldığı zaman üretilir. Güneşten gelen UVB ışınları reaksiyonun ortaya çıkması için gerekli enerjiyi sağlar (16).

Eğer yıl boyunca yeterli güneşi olan bir yerde yaşıyorsanız haftada birkaç kez güneşe çıkarak yeterli D vitamini alabilirsiniz.

Unutmayın ki vücudunuzun büyük bir bölümünü güneşe maruz bırakmalısınız. Eğer sadece elleriniz ve yüzünüz güneşe maruz kalırsa çok daha az D vitamini üretirsiniz.

Ayrıca eğer camın arkasındaysanız veya güneş koruyucu kullanıyorsanız çok az veya hiç D vitamini üretemezsiniz.

Bu da cildi kansere karşı korumak için güneş koruyucu kullanımını hayli şüpheli hale getiriyor. Çünkü D vitamini eksikliği riskinizi artırıyor ve bu da çeşitli hastalıklara neden olabilir (17).

Eğer güneşten D vitamini almaya karar verirseniz sadece asla ve asla yanmamaya dikkat edin.

Güneş ışığı sağlıklıdır ama güneş yanıkları cildin erken yaşlanmasına neden olup, cilt kanseri riskini artırır (18, 19).

Güneş altında çok uzun süre kalıyorsanız ilk 10-30 dakika (cildinzin hassasiyetine göre) güneş koruyucu kullanmayın ama sonra mutlaka güneş koruyucu uygulayın.

Ama ne var ki herkes güneşın yıl boyunca güçlü olduğu yerlerde yaşamıyor. Bu durumda, özellikle de kışın D vitaminini gıdalardan veya takviyelerden almak kesinlikle gerekli hale geliyor.

D Vitamini Hangi Besinlerde Bulunur

İşte D vitamini içeren besinler (20):

  • Morina balığı karaciğer yağı, 1 yemek kaşığı 1360 IU (%227)
  • Somon, 85 gr. 447 IU (%75)
  • Ton balığı, 85 gr 154 IU (%26)
  • Dana karaciğer, 85 gr 42 IU (%7)
  • 1 yumurta 41 IU (%7)
  • 1 sardalya 23 IU (%4)

Somon, uskumru, kılıçbalığı, ton, sardalya ve alabalık gibi yağlı balıklar da iyi birer D vitamini kaynağı olsalar da, yeterli D vitamini almak için hemen hemen her gün yemeniz gerekir.

D vitamininin tek iyi gıda kaynağı balık yağıdır. Mesela Morina balığı karaciğer yağı bir yemek kaşığında günlük ihtiyacın 2 katını karşılar.

Ayrıca bazı süt ve buğday ürünlerine de genellikle D vitamini eklenir (21).

Bazı ender mantarlar ve yumurta sarısı da D vitamini içerir.

Günde Ne Kadar D Vitamini Alınmalı

ABD’de günlük tavsiye edilen miktar aşağıdaki gibi (39):

  • 400 IU (10 mcg): 0-12 yaş bebekler
  • 600 IU (15 mcg): Çocuk ve yetişkinler 1-70 yaş
  • 800 IU (20 mcg): Yaşlılar ve hamile ya da emziren kadınlar

Ne var ki pek çok uzman bu tavsiyelerin çok az olduğunu ve insanların optimum seviye için çok daha fazla D vitamini alması gerektiğine inanıyor (41).

Tıp Akademisine göre alınabilecek en yüksek güvenli doz ise günlük 4000 IU, yani 100 mikrogram (42).

Eksiklik yaşama riski olanlar için bu miktar gayet iyi. Ama alacağınız besin takviyesinin D3 formunda olmasına dikkat edin.

D Vitamini Eksikliği

D vitamini eksikliği en yaygın görülen besin eksikliklerinden biri.

Bazı insanlar diğerlerine göre daha büyük risk taşıyor. Daha kuzeyde yaşayanlar ve cildi daha koyu olanların eksiklik yaşama riski daha fazla.

Ayrıca yaşlı insanlar için de aynısı geçerli (22). Bazı hastalıklar da eksiklik riskini artırabilir. Kalp krizi geçiren hastaların %96’sında D vitamini eksikliği bulunuyor (23).

Araştırmalara göre D vitamini eksikliği yaşayanların aynı zamanda kalp hastalığı, diyabet, kanser, bunama ve multipl skleroz gibi hastalıklara yakalanma riski daha yüksek (26).

D vitamini eksikliği tüm nedenlerden ölüm riskini de önemli oranda artırıyor (27, 28, 29).

D Vitamini Eksikliği Belirtileri

D vitamini eksikliği ne yazık ki genelde sessizce ilerliyor. Belirtiler genellikle fark edilmiyor ve ortaya çıkması yıllar veya on yıllar sürüyor.

D vitamini eksikliğinin en bilinen belirtisi bir kemik hastalığı olan raşitizm. Özellikle çocuklarda çok sık görülüyordu. Ama artık alınan önlemler sayesinde gelişmiş ülkelerde bu sorun tamamen ortadan kalkmış durumda (24).

D vitamini eksikliği yaşlılarda kemik erimesi, mineral yoğunluğunun azalması ve daha yüksek kemik kırığıyla da bağlantılı (25).

D vitamini eksikliği nasıl anlaşılır

D vitamini eksikliği yaşadığınızı anlamanın tek yolu kan değerlerinizi ölçtürmek. Doktorunuz kanınızdaki calcidiol’u ölçecektir. 12 ng/ml altı eksiklik ve 20 ng/ml ise yeterli kabul edilir.

Her ne kadar sınır 12 ng/ml olsa da pek çok sağlık uzmanı optimum sağlık ve hastalıkların engellenmesi için 30 ng/ml ve üstü değerleri tavsiye ediyor (40).

D Vitamini Eksikliği Tedavisi

Ciddi D vitamini eksikliği yaşayan kişilere 2-3 ay boyunca haftada bir kez veya 1 ay boyunca haftada üç kez 50.000 IU D vitamini takviyesi verilir. Eksiklik daha azsa daha kısa süreli ve daha ufak dozlu takviyeler yapılabilir.

D Vitamininin Faydaları

D vitamini son yıllarda çok büyük ilgi görüyor. Çünkü D vitamini araştırmalarına çok büyük finansman sağlanıyor ve bu konuda yüzlerce çalışma yapıldı.

İşte yüksek miktarda D vitamini almanın faydaları:

  • Kemik erimesi ve kırıklar: Yüksek dozda D vitamini yaşlılarda kemik erimesi ve kırıklara engel olabilir (30).
  • Kuvvet: D vitamini takviyesi kol ve bacakların fiziksel kuvvetini artırabilir (31).
  • Kanser: D vitamini kansere engel olabilir. Bir araştırmaya göre günde 1100 IU D vitamini kalsiyumla beraber kanser riskini %60 azaltıyor (32, 33).
  • Depresyon: Araştırmalar klinik depresyon yaşayan kişilerde D vitamini takviyesinin hafif gelişmeler sağlayabileceğini gösteriyor (34).
  • Tip 1 Diyabet: Bebeklerde yapılan bir araştırmada günde 2000 IU D vitamininin Tip 1 Diyabete yakalanma riskini %78 azalttığı görüldü (35).
  • Ölüm: Araştırmalar D vitamini tüm sebeplerden ölme riskini azaltıyor. Yani D vitamini daha uzun yaşamanızı sağlayabilir (36, 37).

Bu liste aslında buzdağının sadece görünen yüzü.

Düşük D vitamini seviyesi hemen hemen her çeşit hastalıkla bağlantılı ve D vitamini takviyesinin çeşitli faydaları olduğu görülüyor.

Fakat unutmayın ki burada yazdıklarımın çoğu kesin olarak ispatlanmış değil ve daha çok araştırmaya ihtiyaç var (38).

A Vitamini, K2 Vitamini ve Magnezyum da Çok Önemli

Unutmamak gerekir ki besinler genelde tek başlarına çalışmaz.

Pek çok besin bir diğerine bağımlıdır ve bir tanesinden çok alırsanız, diğerinden de çok almanız gerekir.

Bazı araştırmacılar yağda çözünen vitaminlerin beraber çalıştığını ve D3 takviyesi alırken A vitamini ve K2 vitaminlerini de almak gerektiğini söylüyor (43, 44).

Bu özellikle de pek çok insanın eksik aldığı K2 vitamini için önemli (45). Magnezyum alımı da D vitamininin fonksiyonu için önem taşıyor. Magnezyum da modern beslenmede genellikle eksik alınan bir mineral (46, 47).

Çok Fazla D Vitamini Zararlı Mı?

D vitamini alımı yüzünden zehirlenme iddiaları aslında sadece efsane.

D vitamini yüksek dozu çok ender görülen bir durum ve aşırı yüksek dozları uzun bir süre boyunca alırsanız gerçek olabiliyor (48).

Pek çok insan günde 4000-5000 IU D vitaminini yıllardır kullanıyor ve hiçbir sorun yaşamıyor. Tam aksine bu sağlıklı yaşamın önemli bir parçası.

Источник: https://www.bodytr.com/d-vitamini-ve-d-vitamini-eksikligi

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.