Yüksek Riskli Gebelikler

Yüksek Riskli Gebelik Nedir ve Nedenleri Nelerdir?

Yüksek Riskli Gebelikler

Hamile kalmayı planlıyorsanız veya hamileyseniz, anne ve bebek sağlığı hakkında bilinçli olmalısınız. Bunun için de doktorunuzdan randevu alarak, soru ve endişelerinizi paylaşabilir, tavsiyeler alabilirsiniz.

Bu yazımızda yüksek riskli gebelik hakkında bilgiler ve alınması gereken önlemleri paylaşacağız. Yüksek riskli gebelik zor bir durum gibi görünse bile, sağlıklı bir bebek dünyaya getirmenin ve sağlıklı bir hamilelik dönemi geçirmenin çeşitli yolları vardır.

Yüksek Riskli Gebelik Nedir?

Gebelikte ortaya çıkan bazı komplikasyonlar endişe veriyorsa, doktorunuz durumu yüksek riskli gebelik olarak adlandırabilir. Komplikasyonlar anne sağlığı ve anne karnındaki bebeğin sağlığı ile olabilir. Bir kadın hamileyken yüksek riskli gebelik olarak kategorize edilirse, sürekli tıbbi gözetim altında olur ve böylece, gerektiğinde anne ve bebek için tüm gerekli tıbbi yardım sağlanır.

Yüksek Riskli Gebelik Nedenleri Nelerdir?

Doktorunuz aşağıda yer alan bazı risk faktörleri nedeniyle yüksek riskli gebelik tanısı koyabilir.

Hamile kaldığınız yaş, yüksek riskli gebelik ile normal ve sağlıklı bir gebelik arasındaki en önemli faktörlerden biridir. Eğer anne adayının yaşı 17’den küçükse veya 35’den yukarı ise, yüksek riskli gebelik olarak adlandırılır ve doğuma kadar gözetim altına alınacaktır.

Özellikle 40 yaşından sonra gebe kalındığında düşük yapma riski daha yüksektir. Genetik kusur riski de daha yüksek olur.

Yüksek gebelik riski için anne adayında bazı tıbbi durumların tanısı konmuş olabilir. Hamile kaldıktan sonra veya hamile kalmadan önce bu sağlık koşullarına sahip olabilirsiniz. Her iki şekilde de, sağlık koşullarının genel olarak gebelik üzerinde bir etkisi vardır ve henüz doğmamış bebeğin sağlığı için endişe kaynağı olabilir.

Yüksek riskli gebeliğe neden olan bazı tıbbi durumlar şunlardır: diyabet, cinsel yolla bulaşan hastalıklar (HIV gibi), yüksek tansiyon, solunum problemleri, böbrek sorunları, otoimmün hastalıklar, enfeksiyonlar ve kalp hastalıklarıdır. Tüm bu tıbbi durumlar hem anne hem de anne karnındaki bebek için sağlık riski oluşturabilir.

Eğer daha önceki hamileliğinizde düşük yaptıysanız ya da ailenizde düşük veya genetik doğum kusurları varsa, doktorunuz yüksek riskli gebelik olarak hamileliğinizi adlandırabilir.

Gebe kalmadan önce doktorunuza danışırsanız, yüksek riskli gebelik olasılığını düşürmek için baştan gerekli önlemleri almanız mümkün olabilir. Aşağıda yer alan sağlık sorunları yüksek riskli gebeliğe neden olabilir:

Genellikle kan basıncı seviyelerinde büyük bir artışa neden olan ve idrarda yüksek miktarda proteine yol açan tıbbi durumdur. Preeklampsi hastalığının yaşamını tehdit eden boyutlara ulaşması, hem anne hem de anne karnındaki bebek için çok büyük bir riske neden olabilir, çok ciddi bir durumdur.

Adından da anlaşılacağı gibi, gebelik diyabeti gebelik sırasında gelişen diyabet türüdür. Ayrıca ciddi bir sağlık sorunu olsa bile, eğer zamanında tedavi ve bakımı mümkün olursa, riski en aza indirmek mümkündür. Doğru bir tedavi planı ile bebeğinizi sağlıklı bir şekilde dünyaya getirebilirsiniz.

  1. Polikistik Over Sendromu:

Polikistik over sendromu olan hamile bir kadın için gebeliği devam ettirmek zor olabilir. Hamilelikte polikistik over sendromu düşük riskine neden olabilir. Çoğu durumda, düşük gebeliğin 20. haftasından önce olur. Erken doğum riski de vardır.

Otoimmün hastalıklar, Multipl Skleroz ve lupus gibi çeşitli hastalık gruplarını içerir. Otoimmün hastalıklar da gebelikte yeni sorunların ortaya çıkma riskini artırabilir.

Örneğin, lupus hastalığından muzdarip olan hamilelerde, erken doğum ve ölü doğum riski artar. Ayrıca tedavi için gerekli ilaçlar genellikle anne karnındaki bebek için zararlı olabilir.

Hamile iken otoimmün hastalıkları tedavi etmek zordur.

Eğer böbrek sorununuz varsa, hamile kaldıktan sonra pek çok sıkıntı ile karşılaşabilirsiniz. Hamile iken böbrek sorunlarının olması genellikle düşük riskini arttırır.

Hamileyken herhangi bir böbrek sorunu olan kadınların diyet planında değişikler ile birlikte ek tedavilerin de planlanması gerekir.

Bu gibi durumlarda, hamile bayanların doktorları tarafından düzenli olarak kontrol edilmesi gerekir.

Obezite genellikle hamilelikte çeşitli komplikasyonlara neden olabilir ve yüksek riskli gebelik nedenleri arasında yer alan başka bir tıbbi durumdur. Hamile kalmadan önce ya da hamile kaldıktan sonra obez iseniz, diyabet riskini arttırabilir ve doğum ile ilgili daha fazla komplikasyona yol açabilir.

Eğer hamile iken HIV veya AIDS gibi cinsel yolla bulaşan hastalık tanısı konursa, bağışıklık sistemindeki birçok hücreye zararla sonuçlanır.

Sonuç olarak, vücudunuzun enfeksiyon ve hastalıklarla mücadele etmesi mümkün olmayacaktır ve hamile iken çeşitli hastalıklara yakalanma riski daha yüksek olacaktır.

Bazı enfeksiyonlar ve tıbbi koşullara ek olarak, aynı zamanda bazı kanserlere yakalanma riski de artabilir. Bu aşamada, henüz doğmamış bebek de yüksek risk altındadır.

Daha önce kısırlık sorunları ile mücadele ettiyseniz, hamile kalmak için bazı özel tedavi ve doğurganlık ilaçları almak zorunda kalmış olabilirsiniz. Bu nedenle, hamile kalındıktan sonra bazı komplikasyonların görülme riski de artar. Aşırı kanama görülebilir.

Hamilelikte tiroid hastalıkları çeşitli komplikasyonlara neden olabilir. Tiroid bezi boyun bölgesinde yer alır, kalp hızı ve kan basıncını kontrolde tutmak için çeşitli hormonları üretmeye yardımcı olur. Hamilelikte tiroid sorunları doğum kusurları, kalp problemleri ve düşük doğum ağırlığı gibi bazı komplikasyonlara yol açabilir.

Eğer gebeliğin 37. haftasından önce doğum başlarsa, erken doğum olarak adlandırılır. Erken doğum riskini arttıran bazı faktörler vardır.

Daha önceki hamileliğinizde erken doğum yaptıysanız, yeniden hamile kaldığınızda erken doğum riski yüksek olduğu için yüksek riskli gebelik grubunda yer alırsınız.

Hamile iken bazı enfeksiyonların olması ya da rahim ağzının gerekenden daha kısa olması de erken doğum riskini arttırır.

Karnınızda birden fazla bebek taşıyorsanız, yüksek riskli gebelik olarak adlandırılır. Ayrıca yüksek tansiyon, diyabet gibi erken doğum riski ortaya çıkaran hastalıkların olasılığı da artar.

  1. Fetüs İle İlgili Sorunlar:

Bazen, fetüste ultrason testi yaparken bazı sorunlar görülebilir. Fetüste gelişim sorunları olduğunu doktorunuz düşünüyorsa, yüksek riskli gebelik olarak hamileliğinizi adlandırabilir ve gerekli tedbirler için sürekli kontrole çağırabilir.

Gebeliğiniz boyunca hem sizin hem de bebeğinizin sağlıklı olduğundan emin olmak için ekstra dikkatli olmak zorundasınız. Doktorunuzun tavsiyelerini takip edin ve herhangi bir rahatsızlık durumunda doktorunuza başvurun.

Yüksek riskli gebelik geçiren anneler, aşağıda yer alan yorum bölümünden kendi deneyimlerini, görüş ve önerilerini paylaşabilirler.

Источник: https://www.hamilelikbelirtileri.co/yuksek-riskli-gebelik/

Yüksek Riskli Gebelikler

Yüksek Riskli Gebelikler

Anne ve bebeğin gebelik süresince herhangi bir sağlık sorunu yaşama olasılığının yüksek olduğu durumlar riskli gebelik olarak tanımlanır.

Yüksek riskli gebe, gebelik sürecinde yoğun destek ve uygun izlem gerektirmektedir. Hamileliğin kendisi, kadın sağlığı açısından yüksek riskli bir durum olmayıp kadın yaşamının normal bir süreci olarak düşünülmelidir. Ancak bazı gebeliklerde anne adayının ya da karnındaki bebeğin sağlık durumu hatta hayatı tehye girebilmektedir.

Riskli gebeliklerin altında yatan nedenlerin gebeliğe özgü bir durum olabileceği gibi gebelik öncesinde de var olan, anne adayına ait bir hastalığın gebelik sırasında seyir değiştirmesinden de kaynaklanabileceği bilinmektedir.

Gebelikte yüksek risk yaratabilecek sorunlar tüm gebeliklerin yaklaşık % 6-8’inde karşımıza çıkar.

Buna karşılık var olan sorunun daha da kötüleşmesi ve ciddi teh yaratabilmesi olasılığı %50’nin üzerinde olduğundan yüksek riskli gebeliklerin takibinde özel ilgi gerekmektedir.

Gebelikte Yüksek Risk Nedenleri

İleri anne yaşı (35 yaş üstü gebelik), anne yaşının küçük olması (17 yaş altında gebelik), fazla kilolu olma (Vücut kitle indeksi 25-30 arası), ve şişmanlık (vücut kitle indeksi 30 üstünde) aşırı zayıf olma (Vücut kitle indeksi 18 altında olması) düşük sosyo-ekonomik seviye, daha önceki gebeliğin (veya gebeliklerin) ölü doğum ve anomali ile sonlanması, daha önceki gebelikte erken doğum, daha önceki gebelikte preeklampsi, ailede zeka özürlü ya da anomalili bebek olması, çok sayıda doğum veya sezaryen sayılabilir.

Anne de varolan hastalıklar da yüksek risk nedeni olabilir: Yüksek tansiyon, diyabet, hipo ya da hipertroidi, SLE gibi romatolojik hastalıklar, enfeksiyonlar (Vajinal enfeksiyon, idrar yolu enfeksiyonu, diş apsesi vb.

),CMV, Toksoplasmosis, Rubella (Kızamıkçık), Hepatit HIV, astım, epilepsi gibi nörolojik hastalıklar, annenin kardiyolojik hastalıklarının olması, genetik hastalıklar, bağışıklık sistemi hastalıkları, kan hastalıkları, karaciğer hastalıkları, böbrek hastalıkları.

Gebelik izlemi sırasında yüksek riskli gruba girmeyi gerektiren durumlar vardır: Bebeğin, anne rahminde anormal yatış biçimi, plasentanın rahim ağzını kapatacak şekilde aşağı yerleşimi, plasentanın gebelik sürecinde veya doğum anında bebek çıkmadan önce ayrılması, şeker hastalığının ilk defa gebeliğin 24.

haftasında ve sonrasında ortaya çıkması, yüksek tansiyon, fetal anomali, fetusta gelişme geriliği, bebeğin içinde yüzdüğü sıvının az veya fazla oluşu, gebede böbrek enfeksiyonları, erken doğum eylemi, zarların erken açılması ve bebeğin suyunun gelmesi, tahmini doğum tarihi geçmesine rağmen doğumun olmaması ve enfeksiyonlar olarak sıralanabilir.

Gebeliklerin yaklaşık %5’inde doğumsal anomalilere rastlanır. Bu anomaliler basit problemlerden yaşamla bağdaşmayacak kadar ciddi sorunlara kadar geniş bir yelpazede bulunabilirken bazıları genetik geçiş gösteriyor olabilir. Bu nedenle anne ya da baba adaylarında ve ailelerinde bilinen bir genetik hastalık öyküsü varsa en ideali doğumdan önce genetik danışmanlık almaktır.

Gebelik sırasında ise anne adayından alınan kanda yapılan bazı testler ve ultrason incelemeleri ile Down Sendromu başta olmak üzere pek çok anomali saptanabilir.

Ancak ultrason incelemesinin tüm anomalileri saptamada yetersiz kalabildiği de akılda tutulmalıdır. Çok büyük ya da küçük (gelişme geriliği gösteren) bebek varlığında özel dikkat gerekir.

Bu durumlar şeker hastalığı ya da yüksek tansiyon gibi durumların belirtisi olabilirler.

Yüksek Riskli Gebeliklerde Yaklaşım

İdeal olan anne adayına ait sağlık sorunlarının hamilelikten önce saptanması ve eğer mümkünse tedavi edilmesidir. Bu şekilde kadın hamileliğe sağlıklı bir durumda başlayabilir.

Bunu başarmanın en kolay yolu ise hamile kalmaya karar verildiğinde bir uzmana başvurarak danışmanlık almaktır. Bu danışmanlık kronik hastalıkları nedeni ile ilaç kullanmak zorunda olan kadınlar için çok daha önemlidir.

Böyle bir durumda doktor hastalığın tedavisinde gebelikte de kullanılabilen daha güvenli ilaçlara geçebilir.

Gebelik sırasında ortaya çıkan sorunlar arasında en sık karşılaşılanlar preeklampsi ve eklampsi, gebeliğe bağlı diyabet, erken doğum eylemi, suyun erken gelmesi, gebelikte risk oluşturacak kanamalar, tiroid hastalıkları, epilepsi ve çeşitli enfeksiyonlardır.

Oldukça riskli bir durum olan Preeklampsi’de anne adayında yüksek tansiyon, yaygın ödem ve idrarda protein bulunur. Bu tablo sadece gebelikte ortaya çıkar ve gebeliğin sonlanması ile birlikte ani ve hızlı bir düzelme gözlenir. Daha şiddetli durumlarda karaciğer fonksiyonları ve kanın pıhtılaşma mekanizması bozularak anne adayının hayatını tehye atabilir.

Eklampsi de ise tüm bunlara ek olarak anne adayında sara nöbetine benzer nöbetler görülür. Tüm gebelerin yaklaşık %5’inde ve genelde son 3 ayda ortaya çıkan preeklampsinin tek kesin tedavisi gebeliğin sonlandırılması yani bebeğin doğurtulmasıdır. Bu duruma neden olan faktörler tam anlamıyla bilinmemektedir.

Şeker hastalığı gebeliklerin %6’sında görülür ve iki şekilde olabilir; gebelik öncesi var olan şeker hastalığı ve gebelikte ortaya çıkan şeker hastalığı.

Gebelik öncesi var olan şeker hastalığı:

Şeker hastalığı olan kadınların mutlaka gebelik öncesi kadın doğum ve endokrinoloji doktoruna ve onun yönlendireceği diyetisyene kontrole gitmesi ve danışmanlık alması, bebekte sinir sistemi gelişimini desteklemek için folik asit desteği alması gerekmektedir.

Gebelik süresince düzenli kan şekeri takibi yaptırması, insülin tedavisi alanların ilaçlarını düzenli kullanmaları, 3 ana 3 ara öğün diyetlerine uymaları gerekmektedir.

Gebelikte ortaya çıkan şeker hastalığı (Gestasyonel Diyabet):

Gebelikte oluşan şeker hastalığı aslında gebelik süresince gelişen karbonhidrat alımına vücudun intoleransıdır. Bütün gebelerde rutin olarak 24-28. haftalar arasında diyabet taraması yapılmaktadır. Doğuma kadar düzenli kontrollere gelinmelidir.

40 haftaya kadar doğum olmazsa haftada 2 defa NST değerlendirmesi yapılır, ultrasonografi ile bebeğin ağırlığı ve boyutu ölçülür. Ortalama ağırlık 4000 – 4500 gr üzerinde olduğunda hasta sezaryenle doğum için değerlendirilir.

Doğumdan sonra bebekte oluşabilecek kan şekeri düşüklüğü, kalsiyum düşüklüğü ve sarılık için gerekli önlemler yeni doğan doktorlarıyla birlikte alınır.

Gebelere epilepsinin gebeliğe etkileri, gebeliğin epilepsiye etkileri ve epilepside kullanılan ilaçların gebeliği nasıl etkilediği, ilaç değişikliği gerekip gerekmediği, ilaç doz ve etkileşimleri konusunda bilgi verilmelidir. Düzenli takip yaptırması ve danışmanlık almasının önemi vurgulanmalıdır. Gebelik talebi olmaması halinde Aile Planlaması Kliniğine yönlendirilmelidir.

Gebelik mutlaka planlı olmalıdır. Gebelik öncesi, nöroloji uzmanı ile kadın hastalıkları ve doğum uzmanından mutlaka görüşü alınarak gebelik öncesi, sırası ve sonrasındaki takipleri de bu bölümler tarafından yapılmalıdır. İlaç değişim programları hasta gebe kalmadan en az 6 ay önce tamamlanmalıdır.

Tüm gebeliklerin yaklaşık % 4-8’inde astım görülmektedir. Astımın uygun tedavi ile kontrol altına alınması çok önem taşımaktadır. Kontrol altındaki hafif ve orta şiddetteki astım anne ve bebek sağlığı açısından önemli bir risk oluşturmaz.

Ancak kontrol altında olmayan astım ve ağır astım; çeşitli komplikasyonlara yol açabilir. Gebelik sırasında astım tedavisinin en temel amacı astım ataklarını önleyerek fetüsün yeterli oksijen almaya devam etmesini sağlamaktır.

Gebelik sırasında uygulanacak astım tedavisinin esasları gebelik dışı dönemdekinden farklı değildir. Bu süreç; hasta eğitimi, tetikleyicilerden kaçınma ve ilaç tedavisinden oluşur.

Gebelik öncesi, göğüs hastalıkları uzmanı ile kadın hastalıkları ve doğum uzmanından mutlaka görüş alınarak gebelik öncesi, sırası ve sonrasındaki takipleri de bu bölümler tarafından yapılmalıdır. Astım kontrol altındayken gebelik planlanmalıdır.

Gebelikte kısmi olarak iyot yetersizliği mevcuttur. Gebelikte oluşan aşırı bulantı ve kusma nedenleri arasında tiroid hastalıkları akla gelmelidir.

Hipertiroidi, tiroid bezinin aşırı çalışmasıdır. En sık nedeni graves hastalığıdır. Anne açısından en önemli riski kalp yetmezliği, tiroid fırtınasıdır. Belirtileri, kusma, sıcak tahammülsüzlüğü, titreme, avuç içi kızarıklık, kilo kaybı, tiroid bezinin büyümesi olarak sayılabilir.

Hipertiroidinin tedavisi gebelik öncesi ve gebelik sonrası olmak üzere iki ayrı yönetim biçimi mevcuttur. Gerekli tetkiklerle tanı konulduktan sonra tedavi için endokrinoloji hekimine mutlaka başvurulmalıdır. Hipotiroidi tiroid bezinin az çalışması olarak tanımlanır. En sık nedeni haşimoto hastalığıdır.

Belirleyici belirtileri, soğuk intoleransı, derin tendon reflekslerde azalma, nabzın yavaşlaması olarak sayılabilir.

Bebeğin beyin gelişimi için mutlaka tiroid hormonu belli bir düzeyde olmalıdır. Bu yüzden yeni doğan bebeklerde hipotiroidi açısından mutlaka tarama yapılmalıdır.

Enfeksiyonlar da gebelikte yüksek risk yaratabilirler. Soğuk algınlığı gibi yaygın görülen enfeksiyonlar anne ve bebek açısından genelde yüksek risk yaratmazlar. Ancak bazı enfeksiyonlar nadir görülmelerine rağmen gelişmekte olan bebeği olumsuz yönde etkileyebilirler.

Bu tür riskli enfeksiyonlar arasında parvo virus enfeksiyonları toksoplazma, rubella (kızamıkçık) sayılabilir. Bu tür hastalıklara karşı önlem alınması hastalığın tedavi edilmesinden çok daha kolaydır.

Gebelik öncesinde rubella (kızamıkçık) geçirilip geçirilmediğinin kontrol edilmesi ve aşı yapılarak koruma sağlanması enfeksiyonun yaratacağı büyük risklerin ortadan kalkmasını sağlar. Toksoplazma ise çiğ veya az pişmiş et yememek, çiğ yenilen salataları çok iyi yıkayarak yemek ve evde kedi varsa bunun kumunu değiştirmemek gibi basit önlemler ile engellenebilir.

Toksoplazma enfeksiyonu erken düşüklere, ölü doğuma ya da bebekte kalıcı anomalilere neden olabilir. İdrar yolu ya da vajina ile ilgili enfeksiyonlar ise erken doğuma neden olabilen diğer faktörlerdir.

Daha önceden erken doğum yapmış olma, birden fazla gebeliğin ortanca üç ayı düşüğü olma, çoğul gebelikler, plasenta anomalileri, rahimle ilgili anomaliler, gebeliğin ilk 3 ayı içinde olan vajinal kanamalar, amnion sıvısının fazla olması, genital sistem enfeksiyonları, sigara, düşük sosyo ekonomik durum erken doğum riskini artıran faktörlerdir.

Erken doğum tanısı, vajinal muayene ile rahim ağzı açıklığı ve uzunluğu saptanarak ya da vajinal ultrason yapılarak rahim ağzı uzunluğu ölçülmesi ile konulur. Erken doğum veya erken doğum tehditi tanısı alan bir hasta eğer 24 – 34 hafta arasında ise olası bir erken doğum için bebeğin akciğer gelişimini sağlamak amaçlı tedaviler yapılır.

Bu tedavinin etki etmesi için süre kazanmak ve bebeğin anne karnında gelişiminin devamı amaçlı erken doğum sancılarını durdurmak için serum ve ağızdan ilaç tedavisi başlanır.

Su kesesi, içindeki bebeği dış ortamdaki mikroplardan koruyan ve bebeğin anne karnında gelişimi için çok önemli olan suyu içinde barındıran dayanıklı bir zardır. Bu zarın doğumun başlamasından önce yırtılıp içindeki suyun boşalmasına suyun erken gelmesi denir ve gebeliklerin % 8- 10’ unda görülür.

Suyun erken gelmesinin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Ancak; genital kanal enfeksiyonları, çoğul gebelik, suyun normalden fazla olması, idrar yolu enfeksiyonu, çeşitli bağ dokusu hastalıkları, yakın zamanda gerçekleşen cinsel ilişki, annenin sigara içmesi ve travma neden olarak sayılabilir.

Suyun erken gelmesi sonucu doğum yolundaki mikroorganizmalar kese içine girer ve çoğalırlar, bunun sonucu olarak kese içinde enfeksiyon meydana gelir ve bu duruma koryoamniyonit denir ve bu enfeksiyonun yayılması sonucu anne ve bebekte ciddi enfeksiyonlar gelişebilir.

Özellikle bebeğin makat veya yan geldiği durumlarda ve suyun çok olduğu durumlarda su kesesi açıldığı zaman kordon sarkması görülebilir ve bu durumda acil olarak sezaryenle doğum yaptırılır.

Suyu erken gelen gebelerin çoğunda 24 saat içinde doğum sancıları başlar ve bu erken doğuma neden olur. Suyu erken gelen gebelerde tedavide en önemli nokta enfeksiyonların önlenmesidir. Bunun için rahim ağzından kültür alındıktan sonra antibiyotik tedavisine başlanır.

34 haftanın altındaki gebeliklerde bebeğin akciğerleri yeterince gelişmediği için akciğerini geliştirecek iğne yapılır.

Bebeğin eşinin önde gelmesi (Plasenta Previa):

Bebeğin eşinin önde gelmesi kendisini çoğu zaman ağrısız vajinal kanama ile gösterir. Tanısı ultrasonografi ile konulur. 24. gebelik haftasından önce görülen çoğu vakada bu durum 24 haftadan sonra düzelecektir. Bu nedenle tanı 24. haftadan sonra konur.

Doğum öncesi kanamaların en önemli sebepleri arasında olan bu durumda genelde sezaryen ile doğum yaptırılır. Bu durumun yarattığı riskler arasında erken doğum, bebekte gelişme geriliği, ani bebek ölümü, bebeğin başı ile gelmemesi durumları sayılabilir. Bu tanıyı almış anne adayı kanama açısından uyanık olmalı, herhangi bir kanama durumunda hemen tam teşekküllü bir hastaneye başvurmalıdır.

Bebeğin eşinin doğum olmadan önce yerinden ayrılması (Plasenta Dekolmanı):

Doğum öncesi kanamalar arasında yaklaşık %20 oranında görülür. Doğum öncesi görülebildiği gibi doğum sırasında da görülebilir. Gizli bir kanamadan aşikar kanamaya kadar kanama miktarı değişebilir. Kanamaya yoğun rahim kasılmaları (rahmin gevşeyememesi) ve ağrı eşlik etmesi uyarıcıdır.

Tanıda ultrasonografi yardımcı olabilir. Risk faktörleri arasında tansiyon yüksekliği, çok doğum yapmış olmak, sigara tüketimi, hipertansiyon, bebeğin suyunun fazla oluşu gibi nedenler sayılabilir. Mevcut koşullara göre acil sezaryen yapılması gerekebilir.

Kaynak: Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi/Başkent Dergisi/Sayı-31

Web: http://ankara.baskenthastaneleri.com/

Источник: http://bebekceee.com/yuksek-riskli-gebelikler/

Yüksek riskli gebelik nedir?

Yüksek Riskli Gebelikler

Gebelik doğal bir süreç olmasına karşın bazen anne ve bebek için riskli durumlar ortaya çıkarabilmektedir.

Anne adaylarında gebelik sırasında ve doğumdan sonraki ilk dört haftalık dönemde problemler yaşanabileceği gibi bebeğe ait hastalıklar, doğumsal anomaliler veya erken doğum, kanama gibi problemler de olabilir.

Bu riskleri erken öngörebilmek ve belli bir oranda engellemek Perinatoloji olarak bilinen “Gebelik ve doğum bilimi”nin görevidir. Perinatoloji Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalının bir üst uzmanlık dalıdır, Yüksek Riskli Gebelikler veya Maternal Fetal Tıp olarak da adlandırılır.

Perinatolojinin (Yüksek Riskli Gebelikler-Maternal Fetal Tıp) Amacı Nedir?

Perinatolojinin amacı ileri teknoloji ve klinik deneyimi kullanıp doğum öncesi tanı ve riskli durumlar için tedavi planları oluşturarak anneyi en sağlıklı biçimde bebeğine kavuşturmaktır.

Anne adayının gebelikten önce var olabilen ancak gebelik sırasında ilk şikayet ve bulguları oluşturan hastalıkları, anne adayının önceden bilinen kronik hastalıkları, sadece gebeliğe özgü olup devam eden bir hamilelik sırasında anne adayında ortaya çıkarak anne ve bebekte risk yaratabilen hastalıkları veya anne adayında herhangi bir sorun olmaksızın bebekte görülen hastalık veya sakatlıkları zamanında doğru olarak tanı koyarak gereken takip, tedavi ve tıbbi işlemleri yapmaktır.

Perinatoloji muayenesinde anne adayının genel sağlık durumu, önceki hastalıkları, geçirilmiş gebelikler ve bunların nasıl sonuçlandıkları ayrıntılı olarak sorgulanır.

Genel fizik muayene, tansiyon değerlendirmesi, kan testlerinin incelenmesinden sonra ultrasonografi ile bebeğin sağlık durumu incelenir.

Gebelik süresince yapılan ultrasonografi incelemeleri, bebek ve anne adayının durumu hakkında kesin tanı olmamakla birlikte hekimin izlemesinde yardımcı olabilecek bulguların elde edilmesini sağlar.

Ultrason muayenesinde bebeğin durumu, tek veya çoğul gebelik mi olduğu, dış gebelik olasılığı, gebelik yaşı, bebeğin büyümesi ve suyunun durumu, tahmini doğum tarihi saptanır.

Bebeğin anne karnında duruş şekli, plasentanın (bebek eşi) yerleşimi ve rahim ağzı uzunluğu, göbek kordonundaki damarların sayısı, bebeğin içinde bulunduğu amniyon suyunun miktarı, büyüme takibi için bebeğin ölçümleri (kafa çapı, kafa çevresi, karın çevresi, kemik uzunlukları), kafa içi yapılar, yüz şekli ve burun kemiği, üst dudak bütünlüğü, ense kalınlığı akciğerler, diyafram zarı, kalp odacıkları, kalbe giren ve çıkan büyük damarlar, mide, barsak yoğunluğu, böbrekler ve idrar torbası, omurga, kollar, bacaklar, eller, ayaklar, uzun kemikler değerlendirilir.

Uterin arter denilen rahime kan götüren ana atar damarların ve bebeğin göbek kordonundan geçen kan akımının renkli Doppler incelemesi yapılır. Uterin arter renkli Doppler incelemesi ilerleyen haftalarda gelişebilecek gebelik tansiyonu ve gebeliğin erken dönemlerinde (özellikle 20.

gebelik haftasından önce) anneden bebeğe geçen enfeksiyonlar (CMV, rubella, parvovirus enfeksiyonları), bebekteki kromozom bozuklukları (en sık trizomi 18 olmak üzere, trizomi 13, trizomi 21) ve doğumsal anomaliler, ikiz gebelik ve diğer çoğul gebelikler gibi gelişme geriliğine yol açabilecek durumlarda ön fikir verebilir.

Perinatolojiye (Yüksek Riskli Gebelikler – Maternal Fetal Tıp) Kimler Başvurmalıdır?

Anne adayının gebelik öncesi bilinen kronik hastalıkları veya gebelik sırasında ilk şikayet ve bulguları oluşturan hastalıkları durumlarında veya normal başlayan, hatta gebeliğin belli bir dönemine kadar da normal seyreden gebeliklerde anneden veya bebekten kaynaklanan sebeplerle oluşan riskli durumlarda Perinatoloji muayenesi için başvurmak gerekiyor.

Anneye Bağlı Durumlardan Ortaya Çıkan Riskler;

•İleri yaş gebeliği

•Sigara veya alkol kullanımı

•Gebede tiroid hastalıkları, kalp, şeker gibi daha önceden var olan kronik hastalıklarının bulunması

•Gebenin kullandığı bazı ilaçlar

•Gebenin çok zayıf veya çok şişman olması

•Önceki gebeliklerde düşük, ölü doğumlar veya erken doğum yaşanması

•Önceki gebeliklerde bebeğe ait kromozom anomalisi veya sakatlıkların bulunması,

•Önceki gebeliklerde gebelik şekeri

•Bazı genetik hastalıklar

•Anne ile baba akrabalığı

•Birinci dereceden yakın akrabalarda diyabet hastalığı olanları bulunması

•Bağışıklık sistemi hastalıkları, Kan hastalıkları, Diyabet (Şeker hastalığı), Kalp hastalıkları, Yüksek tansiyon, Enfeksiyonlar, Böbrek hastalıkları, Karaciğer hastalıkları, Akciğer hastalıkları, Nörolojik problemler, Tiroid bezi hastalıkları gibi gebenin sistemi hastalıkları

Gebeliğe Özgü Olup, Sadece Devam Eden Hamilelik Sırasında Ortaya Çıkan Sorunlar;

•Gebelik öncesi olmayan ancak gebelikte ortaya çıkan hipertansiyon (Preeklampsi ve eklampsi-halka arasında gebelik zehirlenmesi olarak da bilinir)

•Gebeliğe bağlı şeker hastalığı

•Gebelikte vajinal kanamalar

•Enfeksiyonlar

•Kan pıhtılaşma bozuklukları

•Bebeğin eşinin doğum kanalını kapatması

•Erken doğum eylemi

•Zarların erken açılması ve bebeğin suyunun gelmesi

•Gün aşımı (tahmini doğum tarihi geçmesine rağmen doğumun olmaması)

Bebeğe Bağlı Sorunlar:

•Bebeğin büyümesinin normalden yavaş olması

•Bebeğin boy ve kilo ölçülerinin beklenene göre daha fazla olması

•Bebeğin sıvısının az olması (oligohidamnios)

•Bebeğin suyunun normalden fazla olması (polihidramnios)

•Çoğul gebelikler

•Bebekte kan uyuşmazlığı

•Bebekte bulunan sakatlıklar (fetal anomali)

Peritonoloji tetkik ve uygulamaları nelerdir? Perinatoloji testi nedir?

Perinatolojinin en sık uygulaması gebeliğin 18-22. haftaları arasında bebekte normal dışı bir gelişim ve görünüm olup olmadığını belirlemek amacı ile detaylı veya ayrıntılı ultrasonudur. 2.

düzey ultrasonografi, Ayrıntılı fetal ultrason, Detaylı ultrason, Detaylı fetal ultrason, Renkli ultrason, Renkli Doppler ultrason, 4 boyutlu renkli ultrason, Fetal anomali taraması gibi farklı isimler de kullanılmaktadır.

Ortalama 40-45 dakika süren bu işlem sonucunda bebekteki tüm ölçüm sonuçlarını, bebeğin gelişimi, normal ve anormal bulguları ve bunlara ilişkin önerileri ve yorumlanan tüm görüntüleri içeren bir rapor verilir. Gebeliğin 18-22. haftalarında yapılacak ayrıntılı ultrasonografi incelemesi ile bebekte var olabilecek anormalliklerin %50-70’i saptanabilir.

Gebeliğin 11-14 haftaları içinde yapılacak ultrasonografi incelemesi ile ise doğumda görülebilecek bu anormalliklerin ancak %30-50’si saptanabilir. Vajinal yoldan inceleme yapılarak, bebek daha yakından ve daha detaylı olarak değerlendirilebilir. Gebeliğin 11-14. haftaları arasında yapılan bu inceleme Down Sendromu taramasının bir parçasıdır.

NT (“Nuchal Translucency”, Ense Saydamlığı) ve burun kemiği ölçümü gibi bazı tekniklerle kromozom hastalıkları ile ilgili ön değerlendirme yapılmaktadır. Ancak 11-14 hafta taraması anomalileri tanımada 18-22 hafta ultrasonografik incelemesinin yerini almamıştır.

Erken tanı koyabilme avantajını getirdiğinden 18-22 hafta ultrasonografisine alternatif olarak değil, ek olarak yapılması düşünülmelidir.

Kromozom anomalilerinin kesin tanısı ancak 11-14 haftalar arasında CVS (koryon villus örneklemesi) veya 15-22 haftalar arasında amniyosentez ile konulabilir. Amniyosentez ultrasonografi eşliğinde steril (mikropsuz) şartlarda ince iğne ile karından girilip rahim duvarından geçilerek bebeğin içinde bulunduğu sıvıdan bir miktar örnek alınması yöntemidir.

Bebeğe ait kromozomal problemlerin veya bulaşan enfeksiyon olup olmadığın tanısını koyma amacıyla yapılmaktadır. Gebeliğin 16-22. haftaları arasında genellikle kromozom anormalliği riski olan fetusların tanısı için uygulanır.

9-15 cm arasındaki iğneler ile fetusun içinde bulunduğu sıvı dolu amniyon boşluğundan en fazla 15-20 ml sıvı alınarak kromozom incelemesi yapılması için bu sıvı genetik laboratuvarına gönderilir.

Koryon villus örneklemesi işleminde gebeliğin 11. haftasından itibaren ultrason görüntülemesi yardımıyla iğne ile gebenin karın duvarından geçilerek plasentaya girilir ve plasentadan 10-30 mg villus örneği alınır. Plasentayı oluşturan koriyon villusları ve fetüs aynı ilk hücreden gelişirler.

Bu nedenle kromozom yapıları ve genetik yapıları aynıdır. Bu özellikten yararlanarak fetüsün kromozomların sayısı ve yapısı ile ilgili hastalıkların tanısı koyulabilir.

Ailede varlığı önceden bilinen genetik hastalıklardan (Akdeniz anemisi, Kistik fibrosis gibi) mümkün olabilenlerinin tanısı koyulabilir.

Koriyon villus biyopsisi hastaneye yatmadan, ayaktan yapılan bir işlemdir. Girişim sonrası üç gün kadar düşük tempolu ev yaşamı yeterlidir. Yatak istirahati gerekmez. Testlerin sonucu genellikle birkaç gün ile 2-3 hafta arasında çıkar.

Prof. Dr. Nilgün Turhan
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Web sitesi: http://www.nilgunturhan.com.tr/
: /drnilgunturhan/
Instagram: instagram/drnilgunturhan/

Temmuz ayında şaşırtan görüntü! Gören telefonuna sarıldıiPhone ile çekildiğine inanamayacağınız filmler!

Источник: https://www.mynet.com/yuksek-riskli-gebelik-nedir-1216177-mykadin

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.