Zatürre Aşıları KOAH Hastaları İçin Hayati Önem Taşıyor

içerik

Zatürre Aşısı Nasıl, Ne zaman Yapılır? Yan etkileri ve Fiyatı Nedir?

Zatürre Aşıları KOAH Hastaları İçin Hayati Önem Taşıyor

Bağışıklık sistemi zayıf kişilerin zatürreye yakalanmasını önlemek amacıyla yaptırması uygun görülmektedir. 2011 yılında geliştirilen aşı ASM’de ücretsiz yapılır.

Zatürre akciğer iltihabına verilen isimdir. Kronik Obstruktif Akciğer Hastalığı (KOAH) ‘Streptococcus pneumoniae’ bakterisine bağlı zatürre risklidir ve erişkin yaşta zatürrenin en sık sebebidir.

Sağlıklı kişilerde bakteri burun, ağız ve yutak bölümüne yerleşir ve yakın temas ile bulaşıcılığı vardır. Akciğer enfeksiyonunun vücut için en riskli olanıdır.

Hastalığın ilerlemesi beynin zarı, karın zarı, eklem iltihabı, kemik zarı enfeksiyonu ve nadiren kalp kapakçığı enfeksiyonu ve ardından bozulmalara yol açmaktadır. 

İçindekiler

  • Zatürre Aşısı
  • Nasıl ve ne zaman yapılır
  • Yan Etkileri
  • Fiyatı Nedir

Zatürre Aşısı

Zatürre aşısı çeşitleri:

  • Polisakkarit Pnömokok Aşısı,
  • Konjuge Pnömokok Aşısı

Polisakkarit pnömokok aşısı zayıf bağışıklık oluşturması nedeniyle 5 yılda bir tekrarlanmalıdır. 2 yaştan önce uygulanmaz. Alerji geliştirmiyorsa 2 yaştan sonra her çocuğa da uygulanabilir. Bakteriyemiyi %80’e yakın ve penilisine dirençli olanların %80’ini önler.

Diğer bir adı da Pnömo 23  adı da verilen bir aşıdır. Bağışıklık sistemini baskılayan şeker, kalp böbrek hastalıkları olan kişiler, altta yatan kalp hastalığı olan, KOAH, sistik fibroz rahatsızlığı olan hastalar Pnömo 23 aşısını 5 yılda bir yaptırmaları gerekmektedir.

 

Konjuge pnömokok aşısı zayıf polisakkarit aşının proteinle birleştirildiğinden dolayı bağışıklığı arttırılmış halidir. Birincil bağışıklık sağlar. Çocuklarda sık rastlanan 7 serotipin antijenlerinden oluşturulan aşı, prevenar ve 10 serotipli synflorix vardır.

Aşı en yüksek ilk yaş gruplarında etkilidir. 2 yaşa kadar %80-90 etkiliyken 2 yaş üzerinde %40-50 etkilidir. Bunun sebebi ise yaş ve bedensel değişiklikten dolayı hastalık oluşturan bakteri ve virüslerin değişimi (serotipinin artması) olarak açıklanmaktadır.

Türkiye’de nisan 2008’den beri KPA-7 uygulanmaya başlanmıştır. Nisan 2011’den itibaren ise KPA 13 valanlı (prevenar)  uygulamaya koyulmuştur. 2011 yılında kullanılmaya başlanan aşı bağışıklık sistemi için daha geniş kapsamlı, daha fazla hastalık etkeni olan zayıflatılmış bakteri ve virüs barındırmaktadır.

Nasıl ve ne zaman yapılır

Pnömo aşıları mutlaka kas içine yapılır. Peki zatürre aşısı ne zaman yapılır, kimlere yapılır?

65 yaş üzeri herkese, 18-64 yaş arası KOAH hastalarına uygulanabilir. Uygulama önce Konjuge pnömokok aşısı sonra Polisakkarit pnömokok aşısı (bağışıklık sistem bozukluğu olanlarda en az 8 hafta ara ile, 65 yaş üzerine en az 1 yıl ara ile) yapılması şeklinde uygulanır. 

65 yaşından küçüklerde risk fazla ise 5 yıl ara ile 2 kez uygulanması ve üçüncü dozun 65 yaş sonrasında son dozdan 5 yıl geçtikten sonra yapılması önerilir. 65 yaş üzeri kişilerde tek doz polisakkarit pnömokok yapılması yeterlidir.

Eğer daha önce aşının nerede, ne zaman yapıldığıyla ilgili kesin bir bilgi, kayıt yok ise tavsiye edilen dozlarda yapılabilir. Yapılan aşıların fazla yapılmış olması halinde iki çeşit aşının yan etkisi yok denecek kadar azdır.

Bebekler  için zatürre aşısı ne zaman yapılır sorusunun cevabı ise; konjuge pnömokok aşısı 2-4-6-12 ve 15. aylarda 4 doz olarak yapılmaktadır. En küçük 1.5 aylıkken başlanan aşı, bebeğin kilosunun 1.5 kg altındaki çocuklarda doğum haftasına bakılmaksızın 6. ve 8. haftada başlanır. Düşük doğum ağırlığı olan bebeklerin bağışıklık sisteminin zayıflığından dolayı hastalığa karşı koruyucudur. 

6 aydan önce, 2 ay arayla 3 doz veya 4 doz, 12. ve 15. aylarda yapılmaktadır. 7-11 ay aralığında 2 ay ara ile 2 doz veya 3 doz, 12. ayda yapılmaktadır. 12 aydan büyük bebeklerde, 12. aydan önce yapılmış ise 1 doz, yapılmamış ise 2 ay ara ile 2 doz uygulanır. 12. aydan sonra yapılmış ise 1 doz daha yapılır ve aşılama işlemi tamamlanır. 

Yan Etkileri

Zatürre aşısı yan etkileri yok denecek kadar azdır. Aşıyı yaptırmak akciğer enfeksiyonuna yakalanmamak için önem teşkil eder. 

Pnömokok aşılarının yapılması için belirli bir tarih yoktur. Yılın her ayında güvenli bir şekilde yapılabilir. Fazla bir yan etkisi bulunmayan her iki zatürre aşıları ölü bakteri barındırmaktadır. Grip hastalığı da zatürreye neden olacağı için yıllık grip aşısı olmakta fayda vardır. 

Aşı yerinde ağrı, şişlik görülebilir ve bu çocukların yarısında görülebilen bir yan etkidir. Yaklaşık 48 saat sonunda yan etki kaybolur. Ateş ve kas ağrıları görülebilir.

Vücuda alınan zayıflatılmış bakterileri için vücut savaş yapacaktır. Bu nedenle ateş yükselmesi ve kaslarda güçsüzlük, yorgunluk belirtileriyle karşılaşmak mümkündür.

Ateş durumun ılık duş almak, ateş düşürücüler kullanmak bebeği ya da erişkini rahatlatacaktır. 

Alerji gelişebilir ve alerji nedeniyle şoka girilebilir. Bu nedenle aşının sağlık kuruluşunda yapılması, yapıldıktan 30 dakika sonra sağlık kuruluşunun terk edilmesi gerekmektedir. 

Fiyatı Nedir

Çocukluk döneminde yapılan, aşı takviminde bulunan tüm aşılar ücretsizdir. Aile Hekimleri ve Ebeler tarafından gebelik döneminin ve akabinde doğum sonrası bebeğin takibi yapılır. Yapılan takipte gebenin ve bebeğin aşıları ücretsiz olarak ASM ve TSM’ler tarafından yapılmaktadır. Zatürre aşısı fiyatı alınmamaktadır. 

65 yaş üzeri bireylerde her zaman yapılabilir. Doktorun belirlediği zaman aralığında yapılması uygundur. Prevenar yükseltiği için aşıların koruyuculuğu arttırılmıştır.

Zatürre hastalığına gribin de neden olduğu düşünüldüğünde her yıl grip aşısı yaptırmakta fayda vardır. Grip aşısı fiyatı ise; 2015 yılında 13.00 lira, 2016 yılında 15.00 lira, 2017 yılında ise 17.00 lira ortalama fiyatlara sahiptir. 

Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Kurumu tarafından yürürlüğe alınan Genişletilmiş Bağışıklama Programı kapsamında, 65 yaş üzerindeki herkese ve 18-64 yaş arasındaki KOAH, astım, diyabet, kronik kalp yetmezliği, kronik böbrek hastalığı, kanser gibi eşlik eden hastalığı olan risk gruplarına zatürre  aşılarının Aile Sağlığı Merkezleri’nde ve aşıya erişimin mümkün olduğu hastanelerde ücretsiz uygulaması başlamıştır.

(2 oy, ortalama: 3,00 puan
Loading…

Источник: https://akciger.info/zaturre-asisi.html

KOAH Hastalığı : Nedenleri, Belirtileri, Tedavisi

Zatürre Aşıları KOAH Hastaları İçin Hayati Önem Taşıyor

KOAH hastalığı, hayat kalitesini düşüren ve ölüme kadar gidebilme ihtimali olan bir hastalıktır.

Sigara kullanımının son yıllarda artmasıyla birlikte ile birlikte sigara içmeye bağlı olarak gelişen hastalıklara yakalanan kişi sayısı da artış gösteriyor.

Sigaraya bağlı gelişen hastalıkların başında gelen KOAH hastalığı, dünya üzerinde ölümle sonuçlanan hastalıklar arasında  AİDS’ten sonra 4. sırada geliyor.

Kronik obstrüktif akciğer hastalığının ilk harflerinin alınmasıyla isimlendirilir. Bu ifadede yer alan kronik obstrüktüf uzun süreli tıkanma anlamına gelir. Uzun süre devam eden ve başta akciğer olmak üzere solunum yollarında meydana gelen mikrobik olmayan iltihap olarak değerlendirilir.

İltihaplar, akciğerlerden gelen hava akımının tıkanmasına neden olur. Bu hastalığın devamında ise sadece akciğerler değil tüm organlar zarar görmeye başlar. Ortaya çıkma süreci oldukça uzundur. Fakat ortaya çıktıktan sonra da dönüşü olmayan bir hastalıktır.

 Birçok tedavi yöntemi olmakla birlikte uygulanan tedavinin sonuç vermeme ihtimali de bulunuyor.

Anfizem ve kronik bronşit hastalıkları,  KOAH hastalığına davetiye çıkaran iki sağlık sorunudur. Kronik bronşit akciğerlerde hava kesesi olarak bilinen alveollerin bulunduğu bronş çeperlerinin iltihaplanması durumudur. Günlük öksürük ve balgam çıkarma en belirgin belirtileridir. Anfizem ise alveollerin hasar görmesiyle görevinin yerine getirememe sonucu bu belirtiler oluşur.

KOAH hastalığını en çok tetikleyen etken sigaradır. Sigara dumanı ve bunun gibi diğer zararlı maddelere sıklıkla maruz kalan kişiler hastalık riskini daha çok taşır. KOAH hastalığının nefes darlığı, hışırtılı solunum gibi belirtileri de vardır.

1. Anfizem ve kronik bronşit

KOAH  bir akciğer hastalığıdır. Kırılgan çeperlerin ve alveollerın elastik liflerinin tahribata uğraması sonucu ortaya çıkar. Nefes verildiğinde küçük hava yolları çöker ve akciğerlerin hava akımı zayıflamaya başlar.

Kronik bronşit, bronşların iltihaplanması ve bunun sonucunda az hava akımı geçecek kadar daralması anlamına gelir. Bronşların daralmasıyla birlikte akciğerler normalden daha fazla mukus tabakası üretmeye başlar.

Oluşan fazla mukus nedeniyle bronşların daralıp tıkanmasıyla kronik bronşit oluşur.

Çok uzun yıllar sigara kullanmak akciğerlere oldukça zarar verir. Akciğerlerin zarar görmesiyle birlikte çeşitli hastalıkları gözlenmeye başlar. Fakat KOAH hastalığında sigara kadar genetik faktörlerin de önemi vardır. Ayrıca pasif içicilik durumu ve kirli havaya maruz kalınması hastalığın görülme ihtimalini artırır.

3. Alfa-1 anti-tripsin eksikliği

Hastaların çok az bir kısmı genetik bozukluklar nedeniyle bu hastalığa yakalanıyor. Bu bozukluğun sebebi alfa-1 anti-tripsin adı verilen proteinin düşük seviyelerde olmasıyla birlikte gelişir.

Bu protein türü ise karaciğerde üretilip kan dolaşımına katılarak akciğerlerin korunmasına yardımcı olur. Sonuç olarak bu proteinin eksikliği karaciğeri etkilediği kadar akciğerleri de etkiler.

Karaciğer hasarı, çocuklarda ve bebeklerde ortaya çıkabileceği gibi sigara kullanmayan yetişkinlerde de gözlenebilir.

1. Öksürük

Hastalığın en belirgin belirtisi uzun süreli ve şiddetli kronik öksürüktür. Öksürük yardımı ile mukus vücudun solunum yollarını temizler. Mukus genellikle açık renklidir. Ancak hastaların mukuslarının rengi genellikle sarıdır.

Sabahları uyanıldığında öksürük şiddetli ve ağrılı bir şekilde gözlenebilir. Sigara kullanımı da devam ederse öksürük zamanla şiddetlenir. Öksürük problemi herhangi bir soğuk algınlığı veya daha başka bir rahatsızlıkla ilgili olmayabilir.

KOAH hastalığı belirtisi olma ihtimali göz önünde bulundurarak doktora başvurulmasında fayda var.

2. Hırıltı

Hastalık belirtilerinden biri olan hırıltı nefes alıp verirken rahatsız etmeye başlar. Dar ve tıkanmış hava yolları ile nefes alışverişi esnasında, sık sık ıslık tarzında bir ses duyulur. Ortaya çıkan bu sese hırıltı denir.

Hırıltı genellikle mukusun solunum yollarını tıkaması sonucu oluşur. Ancak her zaman KOAH hastalığı belirtisi olarak sayılmaz. Hırıltı genellikle astım ve zatürre gibi hastalıklarda ortaya çıkar.

Nadir de olsa KOAH hastalığının bir belirtisi olarak da kendini gösterebilir.

 

Hastalığın bir başka belirtisi de nefes darlığı olarak karşımıza çıkıyor. Nefes darlığının bir diğer ismi dispnedir. Nefes darlığı belirtisi ciğerlerdeki solunum yollarının iltihaplanmış ve hasar görmüş olmasından dolayı ortaya çıkmaya başlar. Bu durumda nefes alışverişlerinde zorlanmalar gözlenebilir.

Bahsedilen bu nefes darlığı belirtisi genellikle herhangi bir günlük aktivite esnasında ortaya çıkabilir. Bu durumda rutin işler, basit ev işleri, ve yürüyüş yapmak gibi işlevler daha zor yapılmaya başlanır. Giyinmek, banyo yapmak gibi günlük işler hastaları daha da zorlamaya başlar. Nefes darlığı, dinlenme durumundayken bile rahatsız etmeye devam eder.

Bu nedenle nefes darlığı en rahatsız edici ve zorlayıcı belirti olarak görülür.

4. Yorgunluk

Yorgunluk da çoğunlukla karşılaşılan durumlar arasında yer alır. Solunum güçlüğü aynı zamanda kana ve kaslara yeteri kadar oksijen gitmediği anlamına gelir.

Vücudun yeteri kadar oksijen alamaması durumunda, vücutta yorgunluk belirtileri ortaya çıkmaya başlar ve gerçekleştirilen hareketlerde yavaşlamalar görülür.

Ayrıca akciğerlerin oksijen sağlamak için normalden daha çok çalışmaya başlaması da yorgunluğa sebebiyet verir.

5. Solunum yolu rahatsızlıkları

Hastaların sık sık solunum yoluyla ilgili hastalıklar geçirmesi de KOAH hastalığı belirtileri arasında yer alır.

Bu hastalığın ciğerleri oldukça fazla yıpratmasından dolayı bakteriler, virüsler, toz ve tahriş edici pek çok madde solunum yollarında yer edinmeye başlar.

Bunun bir sonucu olarak da soğuk algınlığı, grip ve pnömoni gibi akciğer enfeksiyonları görülebilir. Böylelikle KOAH solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanma oranı zamanla artış gösterir.

6. Kilo kaybı

Hemen hemen her hastalıkta ortaya çıkan kilo kaybı, KOAH hastalığında da gözlenir. Uzun süre KOAH hastası olan kişilerde ciddi kilo kayıpları meydana gelir.

Bunun nedeni ise vücutta akciğerlerin oksijen üretmek için sağlıklı halde olduğundan daha çok enerji tüketmesidir. Aynı zamanda bu fazla enerji tüketiminin yorgunluk olarak da geri dönüşü olur.

Ayrıca yorgunluk ve nefes darlığı sorunları da yemek yenmesini etkiler. Yeme düzeninin bozulması da kilo kaybı sürecini hızlandırır.

Bu belirtilere ek olarak ayak bileklerinin şişmesi, kalbin çok hızlı atması, dudak veya tırnakların gri bir renge ulaşması, özellikle sabahları yaşanan baş ağrıları, bel veya karında ağrıların yaşanması gibi belirtiler de gözlenebilir.

KOAH Tanı ve Tetkikleri

Yukarıda verilmiş olan belirtilerin birini ya da bir kısmını yaşıyorsanız tıbbi bir yardım almanız gerekebilir. Bunun için de göğüs hastalıkları uzmanına görünmeniz ve hastalığın teşhis edilmesi için belirli testler yaptırmanız gerekiyor.

  • Spirometri ismi verilen akciğer fonksiyon testini yaptırmakla işe başlayabilirsiniz. Bu test esnasında spirometriye bağlanmış olan geniş bir tüp içine hava üflemeniz gerekiyor. Daha sonra bu makine akciğerlerden ne kadar temiz hava geldiğini ve havanın ne kadar hızlı geldiğini hesaplar. Aynı zamanda bu test hastalık belirtileri görünmeden de hastalığın olup olmadığı belirlenebilir.
  • Göğüs röntgeni, amfem olup olmadığını gösterir. Ayrıca bu testle akciğerlerdeki diğer sorunlar veya kalp yetmezliği de saptanabilir.
  • Amfizem testine yardımcı olan bir diğer cihaz da bilgisayarlı tomografidir. Bu cihazla akciğer kanseri teşhisi de konabilir.
  • Atardamar kan gaz analizi testi ile akciğerlerin kana ne kadar oksijen getirdiği ve dışarı ne kadar karbondioksit atıldığını belirlenebilir.

KOAH Hastalığı Tedavisi Nasıl Yapılır?

KOAH hastalığının tanısının konması dünyanın sonu olduğu anlamına gelmez. Pek çok insan küçük bir tedavi yöntemi uygulayarak ve sigarayı bırakarak hastalığı çok hafif bir şekilde atlatır. Etkili bir tedavi yöntemiyle de hastalık semptomları kontrol altına alınıp hastalığın şiddetlenmesi engellenmiş olur. Böylece hasta normal hayatına devam edebilir.

1. Sigarayı bırakma

Tedavinin en önemli adımı sigarayı bırakmaktır. Bu durum sadece hastalığın kötüye gitmesini önlemez, aynı zamanda düzgün bir şekilde nefes alıp vermeyi de kolaylaştırır. Fakat uzun süre bağımlısı olunan bir şeyi bırakmak hemen olacak kadar kolay bir iş değildir. Ayrıca deneyip bırakamama gibi sorunlar da görülebilir.

Bunun için sigara içimini bırakıp, nikotin yerine geçecek ürünler ve ilaçlar kullanmaya başlayabilirsiniz. Bunun için de bir uzmana danışmanız gerekiyor. Böylelikle bu süreçte nasıl hareket edeceğiniz hakkında bilgi sahibi olmuş olursunuz.

Ayrıca pasif içici olarak rol alıyorsanız da bu tür ortamlardan uzak durmaya özen gösterin.

2. İlaç tedavisi

Doktorlar bazı belirti ve komplikasyonların geçmesi için ilaçla tedavi yöntemini kullanabilirler.

  • Bronkodilatör adı verilen ilaçlar solunum yolu etrafındaki kasların rahatlamasını sağlar. İlaç kullanımıyla aynı zamanda öksürme ve nefes darlığının etkilerini azaltılmaya çalışılır. Hastalığın şiddetine bağlı olarak bazı aktivitelerden önce bronkodilatör alımına ihtiyaç duyulabilir.
  • Soluma yoluyla kullanılan kortikosterid ilaçlar solunum yollarındaki iltihaplanmayı azaltıp şiddetlenmesini önleyebilir. Bu ilaçların yaralanma, ağız enfeksiyonu ve ses kısıklığı gibi yan etkileri olabilir.
  • Bazı ilaçlar bronkodilatör ve solunan steroidlerin birleşimi de olabilir.
  • Oral sterodiler, orta ve şiddetli derecede kısa süreli aralıklarla akut şiddetlenme yaşayan KOAH hastalarının daha kötüye gitmesini önlemeye çalışır. Fakat bu ilaçların uzun süre kullanımı kilo alımı, diyabet, katarakt gibi sorunlara neden olup, enfeksiyon riskini artırabilir.
  • Theophylline ilaçları nefes almayı geliştirerek hastalığın şiddetlenmesini önler. Yan etkileri arasında baş ağrısı, bulantı, titreme görülebilir. Aynı zamanda yan etkileri alınan doza bağlı olarak değişiklik gösterebilir.
  • Akut bronşit, zatürre ve grip gibi solunum yolları hastalıkları KOAH’ın şiddetlenmesine yol açar. Antibiyotik ilaçlar akut şiddetlenmesinin azalması için yardımcı olur.

3. Oksijen tedavisi

Genellikle doktorlar orta ve yüksek şiddetteki hastalara ek olarak oksijen tedavisi yöntemini kullanırlar. Eğer kanda yeteri miktarda oksijen bulunmuyorsa takviye oksijen alınması gerekir. Bunun için geliştirilen cihazlar bulunuyor.

Bu cihazlar taşınabilir ve hafiftir. Bazı hastalar sadece aktivite sırasında ve uyku esnasında bu cihazları kullanır. Bazı hastalar ise bu cihazları sürekli yanında bulundurmak zorundadır. Oksijen tedavisi hastanın yaşam kalitesini yükseltir.

4. Pulmoner rehabilitasyon programı

Bu program genelde eğitim, egzersiz, beslenme ve danışmanlık sistemlerinin birleşimidir. Bu programda hastane bakım süresi azaltılır. Hastaların günlük aktivitelerini yapmalarına yardımcı olunur. Yaşam kalitesini artırmak için çalışmalar yapılır.

5. Hastalık yönetimi

Tedaviler devam etmesine rağmen semptomlar günden güne daha kötü bir hal almaya başladıysa bu durum akut şiddetlenme olarak adlandırılır ve tedavi edilmediği zaman akciğer yetmezliğine yol açabilir.

Hastalığı şiddetlendiren faktörlerin başında solunum yolu enfeksiyonları, hava kirliliği gibi durumlar gelir. Bundan dolayı bu faktörlerden kaçınmak gerekiyor.

Bunun için yıllık grip aşısı yaptırmak, sigaradan ve kullanılan ortamlardan uzak durmak, ilaçları düzenli olarak kullanmak ve ilaçları kullanırken önerilen dozun dışına çıkmamak hastaların tedavi aşamasında üstlenmesi gereken görevlerdir.

6. Ameliyat

Eğer kullanılan ilaçlar yeterli olmamış ve hastalık ilerlemeye başlamışsa hastalığın tedavisi için cerrahi operasyona başvurulabilir. Bunun için iki farklı ameliyat yöntemi bulunuyor. İlki zarar görmüş akciğer dokusunu almak için akciğer hacmi küçültme ameliyatıdır. İkincisi ise akciğer naklidir. Fakat burada vücudun organı reddetmesi gibi riskler de görülebilir.

KOAH Hastalığı Öldürür Mü?

KOAH hastalığı tedavi edilebilir bir hastalıktır. Uygun tedavi yöntemleriyle hastalığın belirtilerini azaltmak ve semptomlarını kontrol altına almak mümkündür. Doğru tedavi yöntemiyle hastanın hayat kalitesi yükseltilmiş olur. Fakat hastalığın tanısı geç konmuş ve yanlış tedavi yöntemi uygulanmışsa hasta için kötü bir son yaşanabilir.

KOAH Hastası Ne Kadar Yaşar?

Bu soruya 3 ya da 5 yıl gibi net bir cevap verebilmek pek mümkün değildir. Hastanın ömrünü uygulanan tedavi yöntemi, hastalığın evresi ve hastanın tedaviye gösterdiği sonuçlar belirler. Kimi hastalar çok uzun yıllar yaşarken kimileri ise tedaviye olumlu yanıt vermesine rağmen başka nedenlerle ölebilir.

KOAH Hastalarına Öneriler

  • Çevrenizdeki insanlara KOAH hastalığı hakkında nelere dikkat edilmesi gerektiği hakkında bilgilendirme yapın.
  • Kendi sınırlarınızı doğru ayarlayın ve artık bu hastalıkla yaşamanız gerektiğini kabul edin.
  • Yapılması gereken işleri hızlı bir şekilde yapmaya çalışmayın.
  • Sizi nelerin iyi hissettirip nelerin kötü hissettirdiğini anlamak için günlük tutmaya çalışın.
  • Yeteri miktarda dinlenmeye özen gösterin. Hiçbir şey sizden daha değerli değil.
  • Evinizi her şeye kolay erişebilecek şekilde dekore edin.
  • Banyoda çok uzun süre kalmamaya çalışın.
  • Giyinirken fazla eğilip kalkmamaya çalışın. Ayakkabılarınızı bağlarken de yüksek bir yerde bağlamaya özen gösterin.
  • Sağlıklı beslenmeye özen gösterin ve düzenli olarak hareket edin.
  • Bu süreçte hasta bireylere yaklaşmamaya özen gösterin.
  • Hasta insanlarla el sıkıştıktan sonra ellerinizin temizliğine özen gösterin. Yanınızda antibakteriyel losyonlar taşıyabilirsiniz.
  • Grip veya soğuk algınlığı gibi üst solunum yolu hastalıklarından birine yakalandığınızda geçmesini beklemek yerine mutlaka bir doktora gidin ve verilen ilaçları düzenli olarak kullanın.
  • Soğuk ve rüzgarlı havalarda dışarı çıkmamaya özen gösterin. Dışarı çıkmanız gerekiyorsa mutlaka ağzınızı ve burnunu atkı gibi kalın bir şeyle kapatın.

Источник: https://sebboy.com/koah-hastaligi/

KOAH hastalarına aşı uyarısı

Zatürre Aşıları KOAH Hastaları İçin Hayati Önem Taşıyor

Dünya KOAH günü vesilesi ile KOAH hastalarına yönelik uyarılarda bulunan Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türk Toraks Derneği KOAH Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr.

Oğuz Kılınç, KOAH hakkında önemli bilgiler verdi ve KOAH hastalarının zatürreye yakalanma riskinin daha yüksek olduğunu ve bu nedenle aşılarını ihmal etmemeleri gerektiğini vurguladı. Prof. Dr.

Oğuz Kılınç zatürre aşısının risk grubundaki kişilere ücretsiz olarak uygulandığını hatırlattı. 

KOAH (Kronik Obstruktif Akciğer Hastalığı)halk arasında müzmin bronşit olarak bilinen; öksürük, balgam, nefes darlığı şikayetlerinin ön planda olduğu, akciğerdeki bronş denilen hava borularının ve akciğerin süngerimsi kısmının etkilendiği bir hastalık.

Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türk Toraks Derneği KOAH Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Oğuz Kılınç, KOAH konusunda şu bilgileri verdi: “Bu hastalığın oluşması için, bu yapısal farklılıkları oluşturan tahriş edici bir maddeye ihtiyaç vardır.

KOAH hastalarının %90'ınında da bunun sigara ve diğer tütün ürünlerin dumanı sebebiyle olduğunu biliyoruz.”

Türkiye'de her 10 kişiden biri KOAH hastası

Prof. Dr. Oğuz Kılınç KOAH'ın görülme sıklığı ve risk faktörleri konusunda şu bilgileri verdi: “Türkiye'de farklı bölgelerde yapılan çalışmalar sonucu sıklığının %10 ila %20 arası değiştiği bilinmektedir.

Yani Türkiye'de ve dünyada her 10 kişiden bir veya ikisinin KOAH olduğunu biliyoruz. Ama hepsine teşhis konulmuş durumda değildir maalesef. Erkeklerde KOAH daha yaygın görülüyor, lakin kadınlarda da son dönemde artmaya başladı.

Kadınlarda, sigara ve hava kirliliği dışında KOAH oluşturan sebepler arasında kapalı mutfaklarda çalı çırpı, tezek, odun, kömür yakarak yemek ve ekmek yapma gibi durumların KOAH'a sebep olduğunu biliyoruz.

Yani kırsal kesimlerde sigara kullanılmasa dahi, bu ortamlarda yemek pişiriyorlarsa, buralarda yakılan organik yakıtların dumanları da KOAH'a neden olmaktadır.”

Tütün mamulleri en büyük sorumlu

Prof. Dr. Oğuz Kılınç şöyle devam etti: “Risk faktörlerinin başında tütün mamulleri geliyor. Bunların her formu, ister duman ister buhar olsun elektronik sigara veya ısıtılmış tütün ürünleri de dahil olmak üzere KOAH'ın en sık gördüğümüz risk faktörüdür.

Buna temas eden kişilerin doğrudan KOAH olma riskleri artıyor. Bunun dışında hava kirliliği çok önemli. Kirli hava soluyan toplumlarda KOAH'ın gelişme riski çok yüksektir.

Dış ortam kirleticileri, yani fabrikalarda ya da termik santrallerde yakılan kömür, doğalgaz gibi fosil yakıtlar havayı kirletiyorlar, bu kirli havayı soluduğumuzda da akciğerlerimizin zarar görmesi ve KOAH gelişmesi riski daha fazla oluyor.

İç ortam hava kirliliğinde de, yine sigara nedeniyle pasif içime maruz kalma ve evin içinde ısınma ve yemek pişirme amacıyla organik yakıtların yakılması ve dumanının eve temas etmesi de KOAH'a zemin hazırlıyor.”

Öksürük balgam ve nefes darlığı KOAH'ı akla getirmeli

Prof. Dr. Oğuz Kılınç KOAH'ın belirtileri ve sonuçları konusunda şöyle konuştu: “Öksürük, balgam çıkarma ve nefes darlığı üçlü semptomdur. Bu üçü varsa ve söylediğimiz risk faktörlerine temas öyküsü söz konusu ise, biz hastada KOAH'ı ilk sırada düşünürüz ve bunun araştırmasını yaparız.

KOAH erken teşhis edilip, uygun tedavisine erken başlanırsa kötüye gidiş hızı yavaşlatılabilen bir hastalık. Ama bu hastalığın tamamen yok edilmesi, akciğerin KOAH'tan tamamen temizlenmesi şu an mümkün değil. Kötüye gidiş engellenebiliyor çünkü KOAH iyi tedavi edilmezse kısa süre içinde vücuttaki diğer organları da etkileyen bir yangına dönüşebiliyor.

Yani akciğerde aslında bir yangın başlıyor. Öncelikle akciğeri etkiliyor ama bu iyi kontrol edilmezse bu yangın kalbi, damarları, kasları, kemikleri bütün vücuttaki yapılara yayılarak o dokuların da bozulmasına neden oluyor. Bunun olmaması için KOAH'ın erken teşhis edilip, erken tedavisinin yapılması gerekiyor. Aksi takdirde ciddi öldürücü sonuçları olabiliyor.

Dünyada en çok öldüren hastalıklar arasında üçüncü sırada yer alıyor KOAH.”

KOAH zatürre riskini artırıyor

Prof. Dr. Oğuz Kılınç KOAH ile zatürre riski arasındaki ilişkiyi şöyle anlattı: “KOAH ağırlaştıkça zatürre gelişme riski artıyor.

Çünkü, akciğerin süngersi kısmı ve soluk borularında, bronşlarda hastalık ilerledikçe hem savunma mekanizmalarını yıpratıyor, hem de mikroorganizmaların yani mikropların akciğere ulaşması ver orada yerleşip iltihap oluşturma riskini artırıyor.

Bununla beraber KOAH tedavisinde kullanılan inhale kortikosteroidler de zatürre riskini artırır. Tüm bu nedenlerden ötürü, tümKOAH vakalarında zatürre görülmesi ihtimali çok yüksektir.

KOAH hastaları bir de üzerine zatürre olursa yani akciğerlerinde iltihap olursa durumları çok daha zorlaşıyor ve zatürre KOAH'ın kontrolünü zorlaştırıyor. Zatürre, KOAH'lı hastanın yaşam standardını daha da düşürüyor. Bunların olmaması için hastanın zatürre olmaması gerekiyor, bunun için de aşı olması gerekiyor.”

KOAH hastaları ücretsiz zatürre aşısı olabiliyor

KOAH'ın zatürreye zemin hazırladığını ve KOAH'lı hastalarda zatürrenin ölümcül sonuçlar yaratabildiğini belirten Prof. Dr. Oğuz Kılınç şöyle devam etti: “Dolayısıyla KOAH'lı hastanın zatürre olmasını engellemek lazım.

Neyse ki elimizde zatürre olma riskini azaltan aşılar var: Zatürreye karşı koruma sağlayan pnömokok aşıları. Aşılama, mikrobun kana karışarak enfeksiyon oluşma riskini %75, kana karışan mikroplarla zatürre olma riskini %45 azaltıyor.Yaşam boyu koruyuculuk sağlayabiliyoruz.

Bu aşılar erişkin aşılama takvimine girmiş durumda ve T.C. Sağlık bakanlığı halk sağlığı kurumu tarafından risk grubundaki hastalara ücretsiz olarak yapılıyor. Zatürre aşısı olmak isteyen KOAH'lıların, hizmet aldıkları Aile Sağlığı Merkezlerindeki hekimlerden talepte bulunmaları yeterli.

Ayrıca birçok sağlık kurumunda, üniversite hastanesinde ya da devlet hastanesinde de risk grubunda olan hastalar için ücretsiz olarak aşı yapılabiliyor.”
İlgili Galeriler

Источник: https://www.sonhaberler.com/saglik/koah-hastalarina-asi-uyarisi-h669430.html

KOAH Tedavisi, Nasıl Geçer?

Zatürre Aşıları KOAH Hastaları İçin Hayati Önem Taşıyor

Kronik obstrüktif akciğer hastalığı kısaca KOAH (COPD), kronik bir akciğer iltihaplanmasıdır ve akciğerlerden gelen hava akımının tıkanmasına neden olmaktadır.

Belirtileri arasında, nefes almada güçlük, öksürük, balgam çıkarma ve hırıltının olduğu KOAH, uzun süre boyunca, rahatsız eden gazlara ya da partiküler maddelere ve genellikle de sigara dumanına maruz kalınması sonucu oluşmaktadır.

KOAH hastaları, kalp hastalıkları, akciğer kanseri ve birçok hastalık bakımından risk grubundadırlar.

Anfizem ve kronik bronşit ise, KOAH hastalığına davetiye çıkaran iki sağlık sorunudur. Kronik bronşit, akciğerlerin hava kesecikleri olan alveollerin bulunduğu bronş çeperlerinde iltihaplanma yaşanmasıdır. Hastalık, günlük öksürük ve balgam çıkarma ile karakteristiktir. Anfizem ise, alveollerin hasar görmesi sonucu bozulmasıdır.

KOAH tedavi edilebilir bir hastalıktır ve uygun bir yönetim ile birçok KOAH hastası, hastalığın ilişkili olduğu diğer risklerin azaltılmasıyla, semptomlarını kontrol altına alabilmeyi başarmış ve hayat kalitesini artırmıştır.

Oluşum Nedenleri

Gelişmiş ülkelerde KOAH hastalığının ana oluşum nedeni tütündür. Gelişmekte olan dünyada KOAH genellikle, yanan yakıtların dumanına maruz kalan ve havalandırması iyi olmayan evlerde barınan kişilerde ortaya çıkmaktadır. Klinik olarak, kronik şekilde sigara kullananların sadece % 25’inde KOAH gelişmektedir.

Akciğerler nasıl etkilenir?

Hava, nefes borusundan aşağıya inerek ve iki büyük tüp olan bronşlardan geçerek, akciğerlere ulaşmaktadır. Akciğerlerin içinde, bu tüpler bir ağacın dallarında olduğu gibi, çok sayıda küçük tüplere (bronşiyol) ayrılmaktadır.

Bu küçük tüplerin yani bronşiyollerin uç kısımlarında ise küçük hava kesecikleri (alveoller) yer almaktadır. Alveollerin çeperlerinde ise, oldukça ince yapıda bir sürü damar (kılcal damarlar) bulunmaktadır.

Havanın solunmasıyla oksijen, damarlardan geçerek kan dolaşımına katılmaktadır. Aynı zamanda, karbondioksit de dışarı atılmaktadır.

Akciğerlerimiz, bronşiyal tüplerin doğal elastikliğine dayanmaktadır. KOAH geliştiğinde ise, akciğerler bu doğal elastikliğini kaybeder ve çok fazla büyür.

Solunum yollarının tıkanması;

Anfizem: Bu akciğer hastalığı, kırılgan çeperlerin ve alveollerin elastik liflerinin tahribata uğraması sonucu oluşmaktadır. Nefes dışarı verildiğinde, küçük hava yolları çöker ve akciğerlerin hava akımı zayıflar.

Kronik bronşit: Bu hastalık, bronşların iltihaplanması ve daralması ile akciğerlerin daha fazla mukus üretmesi sonucu, tüplerin (bronşların) daralıp ve tıkanması şeklinde gelişmektedir.

Sigara ve diğer zararlılar: Uzun zaman boyunca sigara kullanmak, akciğerlere sayısız zarar vererek, KOAH oluşmasına yol açmaktadır. Fakat, genetik faktörler de KOAH oluşmasında rol oynamaktadır.

Çünkü, sigara kullananların sadece % 25’inde KOAH geliştiği saptanmıştır.

Ayrıca pasif içicilik ve hava kirliliği de KOAH oluşmasına neden olmaktadır ve yoğun toz altında çalışılan meslek grubundaki kişiler de risk altındadır.

Alfa-1 anti-tripsin eksikliği: KOAH hastalarının yaklaşık % 1’i, genetik bir bozukluk olan bu sorun nedeniyle, KOAH olmuşlardır. Bu genetik bozukluk, alfa-1 anti-tripsin adı verilen bir proteinin düşük seviyelerde olması sonucu gelişmektedir.

Alfa-1 anti-tripsin (AAt) ise, karaciğerde üretilir ve kan dolaşımına katılarak, akciğerlerin korunmasına yardımcı olmaktadır. Bundan dolayı, bu proteinin eksikliği, karaciğeri etkilediği kadar, akciğerleri de etkilemektedir.

Karaciğer hasarı, bebek ve çocuklarda gelişebileceği gibi, sigara kullanmayan yetişkinlerde de gerçekleşebilmektedir. AAt eksikliği ile ilişkili KOAH hastalığı olan yetişkinlerde tedavi seçenekleri, KOAH’ın daha yaygın türlerindeki tedavi seçeneklerini de kapsamaktadır.

Buna ek olarak, bu tür KOAH hastalığı olan kişiler, akciğerleri daha fazla hasara uğramaması için, AAt proteini değişimi yapılarak tedavi edilmektedir.

Teşhis ve Testler

KOAH, genellikle tanısı konulamayan bir sorundur. Eğer KOAH belirtilerini yaşıyorsanız ve akciğer zararına maruz kaldığınız bir geçmişiniz var ise (özellikle sigara gibi), doktor aşağıdaki testleri yaptırmanızı tavsiye edebilmektedir;

Akciğer fonksiyon testleri: Spirometri yaygın olarak yapılan bir akciğer fonksiyon testidir. Bu test sırasında, spirometriye bağlı olan geniş bir tüp içine üflemek gerekmektedir. Daha sonra makine akciğerlerden ne kadar hava geldiğini ve havanın ne kadar hızlı geldiğini hesaplar. Ayrıca bu cihaz, henüz KOAH belirtileri ortaya çıkmadan da hastalığı belirleyebilmektedir.

Göğüs röntgeni: Bu röntgen, KOAH’ın temel nedeni olan amfizemi gösterebilmektedir. Ayrıca, akciğer sorunlarını ya da kalp yetmezliğini de bu cihazla tespit etmek mümkündür.

Bilgisayarlı tomografi (BT): Amfizem tespitine yardımcı olan bilgisayarlı tomografi, akciğer kanseri tespiti için de kullanılmaktadır.

Atardamar kan gaz analizi: Bu kan testi, akciğerlerin kana getirdiği oksijenin ve dışarı attığı karbondioksitin ne kadar iyi şekilde işleyip işlemediğini ölçmektedir.

KOAH Tedavisi Nasıl Yapılır?

KOAH tanısının konulması dünyanın sonu değildir. Birçok insan, ufak bir tedavi ve sigaranın bırakılması ile, hastalığı hafif şekilde geçirmektedir. Etkili bir tedavi ile, hastalık semptomları kontrol altına alınabilmektedir ve hastalığın alevlenmesi ile komplikasyon riski azaltılabilmektedir. Böylece hasta, aktif hayatına devam edebilir.

KOAH tedavisinde baz alınan yöntemler aşağıdaki gibidir;

1.Sigara Kullanımını Bırakma

KOAH tedavisinde en önemli adım, sigarayı bırakmaktır. Bu durum sadece KOAH hastalığının daha da kötüye gitmesini önlemekle kalmayıp, nefes alıp verme işlevini de rahatlatacaktır. Fakat sigarayı bırakmak kolay değildir ve bu görev zor görülebilmektedir.

Ayrıca deneyip de başarısız olmak da söz konusudur. Bundan dolayı, nikotin yerine geçebilecek ürünler ve ilaçlar hakkında doktora danışabilirsiniz. Böylece belki, nasıl nüksedeceği hakkında bilgi de almış olursunuz.

Ayrıca, dolaylı olarak (pasif içicilik) da olsa, sigara dumanından kaçınmak iyi bir yöntem olabilir.

2.İlaç Tedavisi

Doktorlar, KOAH tedavisinde, belirti ve komplikasyonlar için birkaç tür ilaç kullanabilmektedir. Buna göre, bazı ilaçlar düzenli olarak diğer bazıları da gerekli olduğunda kullanılabilmektedir. Bu ilaçlar şöyledir;

Bronkodilatörler: Bu ilaçlar, havayolu etrafındaki kasların rahatlatılmasını sağlamaktadırlar.

Aynı zamanda da öksürme ve nefes darlığını hafifletmeye yardımcı olan bu ilaçlar, daha kolay şekilde nefes alınmasını sağlamaktadır.

Hastalığın şiddetine bağlı olarak, aktivitelerden önce kısa etkili bronkodilatöre ihtiyaç duyulabilmektedir. Ya da her gün kullanılan uzun etkili bronkodilatör veya her ikisini kullanmak gerekebilir.

Solunan steroidler: Soluma yoluyla kullanılan kortikosteroid ilaçlar, hava yollarındaki iltihaplanmayı azaltabilmekte ve şiddetlenmeyi önleyebilmektedir. Bu ilaçların; yaralanma, ağız enfeksiyonları ve ses kısıklığı gibi yan etkileri olabilmektedir. Sık sık KOAH hastalığı artan hastalar için kullanışlı olan bu ilaçlar, Flovent ve Pulmicort gibi ilaçlardan oluşmaktadır.

Solunum ilaçlarının kombinasyonu: Bazı ilaçlar, bronkodilatörler ve solunan steroidler ile kombine edilebilmektedir.

Oral steroidler: Orta ve şiddetli derecede, kısa süren aralıklarla (5 gün gibi) akut şiddetlenme yaşayan KOAH hastalarının, daha da kötüye gitmesini önleyen ilaçlar, oral kortikosteroidlerdir. Ancak, bu ilaçların uzun süre kullanılması, kilo alma, diyabet, osteoporoz ve katarakt gibi ciddi yan etkilerin oluşmasına ve enfeksiyon riskinin artmasına neden olabilmektedir.

Fosfodiesteraz-4 inhibitörleri: Yeni bir tür olan bu ilaçlar, hava yollarındaki iltihaplanmayı azaltır ve hava yollarını rahatlatır. Bu ilaç daha çok, şiddetli KOAH yaşayan hastalar için uygundur. Genel yan etkileri ise, ishal ve kilo kaybıdır.

Theophylline: Bu ilaç, nefes almayı geliştirir ve hastalığın şiddetlenmesini önler. Yan etkileri ise, bulantı, baş ağrısı, hızlı nabız ve titremedir. Yan etkileri doz ile ilişkilidir ve düşük dozlarda alınması tavsiye edilmektedir.

Antibiyotik ilaçlar: Akut bronşit, zatürre ve grip gibi solunum yolları enfeksiyonları, KOAH semptomlarının şiddetlenmesine yol açmaktadır. Antibiyotikler ise, bu akut şiddetlenmelerin tedavi edilmesine yardımcı olur. Fakat genellikle önlenmesi için tavsiye edilmez.

3.Oksijen Tedavisi

Genellikle doktorlar, orta ve şiddetli KOAH hastalarında ek olarak bu tedaviyi kullanmaktadırlar. Eğer, kanda yeterli miktarda oksijen yok ise, vücut takviye oksijene ihtiyaç duyacaktır. Bundan dolayı geliştirilmiş olan bazı cihazlar vardır.

Bunlar taşınabilir ve hafif olabilmektedir. Bazı KOAH hastaları, sadece aktivite sırasında ya da uyurken oksijen cihazını kullanmaktadır. Diğer bazı cihazlar ise her zaman kullanılmaktadır.

Oksijen tedavisi yaşam kalitesini artıran bir tedavi yöntemidir.

4.Pulmoner Rehabilitasyon Programı

Bu program genellikle, eğitim, egzersiz, beslenme ve danışmanlık sistemlerinin bir kombinasyonu şeklindedir. Pulmoner rehabilitasyon programı, hastane bakım süresini azaltır, günlük aktivitelerin yapılmasına yardımcı olur ve yaşam kalitesini artırır. Bu konu hakkında doktordan referans alabilirsiniz.

5.Hastalık Yönetimi

Tedaviler devam etmesine rağmen, semptomlar, günden güne ya da haftalarca daha da kötüye gidiyor ise, bu durum akut şiddetlenmedir ve hemen tedavi edilmezse, akciğer yetmezliğine dahi yol açabilmektedir.

Hastalığı şiddetlendiren faktörler, solunum yolları enfeksiyonları, hava kirliliği ya da iltihaplanmayı tetikleyen diğer faktörler olabilmektedir.

Bundan dolayı, bu gibi faktörlerden kaçınmak, yıllık grip aşısını yaptırmak, sigaradan uzak durmak, ilaçları aksatmamak ve verilen dozunun dışına çıkmamak, hastalık yönetimini sağlayacaktır.

6.Ameliyat

Eğer ilaçlar tek başına yeterli olmamış ve hastalık ciddi şekilde şiddetlenmiş ise, ameliyat bir tedavi seçeneği olacaktır. Ameliyat tedavisi aşağıdaki şekildedir;

Akciğer hacim küçültme ameliyatı – zarar görmüş akciğer dokusu alınır.

Akciğer nakli – operasyonun organ reddi gibi önemli riskleri vardır.

Belirtileri

Genellikle KOAH belirtileri, akciğerlerde önemli bir hasar oluşmadıkça belli olmaz ve hastalık zamanla daha da kötüye gider, özellikle de sigara maruziyeti devam ediyorsa. Bir kronik bronşit hastasının yaşayacağı temel şikayet, iki yıl üst üste, en az üç ay boyunca yaşanan, her gün devam eden öksürük ve balgam çıkarma durumudur.

KOAH hastalığının diğer belirgin semptomları ise şöyledir;

  • Nefes darlığı, özellikle de fiziksel aktivite sırasında,
  • Hırıltı,
  • Göğüste sıkışma,
  • Sabahları uyanınca, akciğerlerde aşırı oranda biriken mukusa bağlı olarak, boğaz temizleme ihtiyacı yaşanması,
  • Kronik öksürük ve rengi şeffaf, beyaz, sarı ya da yeşilimsi olan balgam üretimi,
  • Dudaklarda ya da tırnak katmanlarında mavimsi renk oluşumu (siyanoz),
  • Sık sık solunum yolları enfeksiyonu yaşanması,
  • Enerji kaybı,
  • Kasıt olmaksızın yaşanan kilo kaybı (daha sonraki aşamalarda).

Risk Faktörleri

KOAH hastalığında risk faktörleri aşağıdaki gibidir;

  • Aşırı miktarda tütün tüketimi – KOAH’daki en önemli risk faktörüdür, özellikle de uzun bir periyot boyunca kullanılması ile dolaylı yoldan tütün, sigara ya da marijuana dumanına maruz kalınması, risklidir.
  • Astım hastası olunması ile birlikte sigara kullanımı,
  • Tozlara ve kimyasallara karşı mesleki maruziyet – uzun süre boyunca, kimyasal dumanlara, buharlara ve tozlara maruz kalınması.
  • Yaş – KOAH yıllarca yavaş şekilde gelişir ve 35-40 yaşlarında belirtiler başlamaktadır.
  • Genetik – alfa-1 anti-tripsin eksikliğinde olduğu gibi ender görülen genetik bozukluklar.

Komplikasyonlar

KOAH hastalığının yol açabileceği diğer sağlık sorunları şöyledir;

Solunum yolları enfeksiyonu: KOAH hastaları, soğuk algınlığı, grip ve zatürre gibi hastalıklara karşı daha duyarlıdır. Herhangi bir solunum yolu enfeksiyonu, nefes almada güçlük yaşanmasına ve akciğer dokularında hasara sebep olabilmektedir. Bir yıllık, grip ve düzenli olarak zatürreye karşı pnömokokal aşısı yaptırmak, bazı enfeksiyonların önlenmesine yardımcı olacaktır.

Kalp sorunları: Sebebi tam olarak anlaşılamamıştır ama KOAH, kalp hastalıkları ve kalp krizi riskinin artmasına yol açmaktadır. Sigarayı bırakmak ise bu riski azaltmaktadır.

Akciğer kanseri: Kronik bronşitli ve sigara kullananlar kişilerin, akciğer kanseri riski, sigara kullanan fakat kronik bronşit olmayan kişilere göre daha yüksektir. Sigarayı bırakmak, bu riski azaltmaktadır.

Hipertansiyon: KOAH akciğerlere kan getirerek, arterlerde yüksek kan basıncına neden olabilmektedir (pulmoner hipertansiyon).

Depresyon: Nefes darlığı ve ciddi hastalıklar ile mücadele etmek durumunda kalmak, depresyona yol açabilmektedir.

Yaşam Stili ve Evsel Çareler

Eğer bir KOAH hastasıysanız, bazı yöntemler yardımı ile, akciğer hasarını yavaşlatarak, kendinizi daha iyi hissedebilirsiniz;

  • Nefes kontrolü, nefes ve rahatlama teknikleri,
  • Bol miktarda su içerek ve hava nemlendirici kullanarak, hava yollarının temizlenmesini sağlamak ve mukus birikmesini önlemek.
  • Düzenli olarak egzersiz yapmak,
  • Sağlıklı beslenmek ve kiloya dikkat ermek,
  • Sigaradan, dumandan ve hava kirliliğinden kaçınmak,
  • Düzenli olarak doktor muayenesinden geçmek.
  • Alınacak önlemler
  • Diğer hastalıkların aksine, KOAH hastalığını önlemenin açık ve net bir yolu vardır; sigarayı bırakmak ya da sigara dumanından uzak durmak.
  • Ayrıca mesleki olarak, kimyasal duman ve tozlardan solunum koruma ekipmanları yardımıyla korunmak ya da bu konu hakkında işyerindeki sorumludan yardım istemek de önemli bir tedbir olacaktır.

Источник: https://evdesifa.com/koah-tedavisi/

Zatürre Nedir? Zatürre Belirtileri ve Tedavisi

Zatürre Aşıları KOAH Hastaları İçin Hayati Önem Taşıyor

Zatürre Bulaşıcımıdır? Zatürre Belirtileri Nelerdir? Zatürre Nedir? Akciğer dokusunda oksijeni alıp verme görevini yapan alveol adı verilen hava keseciklerinin iltihaplanması olan zatürre, her yaşta görülmekle birlikte bebek, küçük çocuklar ve ileri yaştaki kişileri daha fazla etkiler.

Mikroplar, normal koşullarda bağışıklık sistemi ve bronşlardaki önleyici mekanizmalar sebebiyle hava keseciklerine kadar ulaşamaz. Bağışıklık sisteminin zayıflaması halinde ise virüs ve bakteri gibi mikro organizmalar hava keseciklerine ulaşarak bu keseciklerin iltihapla dolmasına yol açar.

Akciğerde oluşan bu enfeksiyon, havayla dolu küçük akciğer keseciklerine iltihap hücrelerinin birikmesine ve buraya kan damarlarından gelen serumun dolmasına yol açar. İçleri serum sıvısı ve iltihap hücreleri ile dolan alveoller solunum fonksiyonlarını yerine getiremezler ve hastada solunum yetersizliği görülebilir.

Zatürre hastalığı, en çok  bebekler, 65 yaş üzerindeki kişiler, bağışıklık sistemi zayıflamış olanlar, doğuştan beyin ve solunum sistemi anomalileri ve müzmin akciğer ya da kalp hastalığı bulunanlarda görülmektedir.

Zatürre Belirtileri

Yüksek ateş, üşüme, titreme, iştahsızlık, öksürük, balgamda kan olması, paslı balgam, nefes almayla ve öksürmeyle artan şiddetli göğüs ağrıları, nefes darlığı, küçük çocuklarda kusma ve ishal gibi belirtilere yol açar.

Zatürre Tehlimidir?

• Zatürre hastalığı yaşlı kişilerde sinsi bir şekilde başlayabilir ve belirti vermeyebilir. Öksürük az olabilir, balgam çıkmayabilir ve ateş de yükselmeyebilir. Fakat hasta yorgun görünür veya bilinci bulanıklaşır. Vücut ısısı azalır ve şok tablosu oluşabilir.

• Zatürreye yol açan bakteriler, aynı zamanda kan ile tüm vücuda yayılarak bakteriyemi denilen tablo ve beyin zarında da menenjit gibi ciddi enfeksiyonlara sebep olabilirler.

• Küçük çocuklar, yaşlılar, kalp, diyabetliler, kalp ve akciğer hastalığı, kronik böbrek ve kronik karaciğer yetmezliği bulunanlar, KOAH hastaları, kemoterapi görenler, AIDS hastaları, doğumsal bağışıklık bozukluğu olanlar, dalağı alınmış olanlar ve alkolikler risk altındadır.

Zatürre Hastalığına Sebep Olan Etmenler Nelerdir?

• Pnömokok bakterisi, tüm zatürre vakalarının yarısından  sorumludur. Pnömokok bakterisi sebebiyle oluşan zatürre özellikle bağışıklık sistemini bozan herhangi bir hastalığı olan kişilerde, diyabet, böbrek ya da karaciğer sirozu olanlarda ve yaşlı kişilerde  ölümcül sonuçlara yol açabilir.

• Pnömokok türü mikroplar, kışın olduğu gibi yazın da zatürreye yol açabilirler. Uzun süre kullanılmayan klima ve benzeri cihazlar; Lejyonella pnömonisi adı verilen bir zatürre bulaşmasına sebep olabilir.

• Sıcağın etkisiyle bozulan besinler, kirli su ve içecekler de mikrop kaynağı olabilir. Sıcak sebebiyle tüketilen fazla miktardaki soğuk yiyecek ve içecekler, boğazdaki normal bakteri florasının bozulmasına neden olarak fırsatçı mikropların ortama hakim olmasına yol açar ve hastalık oluşturabilir.

• Egzoz gazı gibi çevreyi kirleten gazlar zatürre riskini artırabilir. Fosil yakıtların yakılmasıyla oluşan kükürt dioksit ve partikül madde denilen kirleticilerin yanı sıra, nitrojen oksitleri gibi otomobillerin çalışması sırasında egzozlarla havaya karışan çeşitli gazlar havayı kirleten maddelerdir.

• MacMaster Üniversitesi tarafından yapılan ve sonuçları “Journal of Respiratory and Critical Care Medicine” adlı derginin 2010 Ocak sayısında yayınlanan araştırmaya göre, endüstriyel baca ve egzoz gazlarına uzun süre maruz kalan yaşlılar, havası temiz ortamlarda yaşayanlara oranla 2 kat daha fazla zatürreye yakalanmaktadırlar. Araştırmacılar hava kirliliğinin, sülfür dioksit sebebiyle immün sistemi üzerinde de olumsuz etkide bulunduğunu belirtmişlerdir.

Zatürre Bulaşıcımıdır?

Hasta kişiyle yakın temas hastalığın bulaşmasına neden olur. Bakteriler tek başına ya da damlacıklar içinde solunum yoluyla vücuda girerler.

Mikrop içeren damlacıkların hasta kişinin öksürmesi ya da hapşırmasıyla havaya karışması ve kişinin bunu soluması ile bulaşır. Ayrıca, kişinin ağız, burun veya boğazında hastalık yapmadan bulunabilen bazı mikroplar, vücut direncinin düşmesiyle hastalığa yol açabilirler.  Zatürre, gripten sonra da gelişebilir.

Zatürre Teşhisi Nasıl Konur?

Zatürrenin teşhisinde, akciğer filmi, kan tahlili ve balgam incelemeleri yapılır. Tümöral etkenler de bazen bronşları tıkayarak zatürreye zemin hazırlayabilir. Bu yüzden özellikle ileri yaşta ve sigara içen hastaların bu yönden de incelenmeleri uygun olacaktır.

Zatürre Tedavisi Nasıl Olur?

Başlangıçta olası tüm etken mikroorganizmaları kapsayacak geniş etki spektrumlu antibiyotik tedavisi uygulanır. Ağır enfeksiyonlarda birden fazla antibiyotik beraber kullanılabilir.

Başka bir hastalığı olmayan, genç ve genel durumu iyi olan kişilerde zatürre ayaktan tedavi edilebilir, fakat 65 yaşın üzerindekilerin, altta yatan başka hastalığı olanların, solunum yetmezliği bulunanların veya ağır zatürresi olanların hastanede yatırılarak tedavi edilmeleri gerekebilir.

Zatürre Tedavisi Ne Kadar Sürer?

Tedaviye başlandıktan sonra genellikle birkaç gün içerisinde ateş düşer ve hasta kendini daha iyi hisseder. Muayene bulgularının ve akciğer filminin düzelmesi ise daha uzun zaman alır. Zatürrenin tedavisi 1 ila 3 hafta sürer.

Zatürre Aşısı Nedir?

Zatürreye yol açan bakterinin 90 tipi vardır. Ancak bunlar arasında hastalığa en çok sebep olan 23 tip bakteri bulunmaktadır. Pnömokok aşısı, hastalığa en çok neden olan 23 tip bakteri içerir.

Zatürre Aşısı Ne Zaman Yapılır?

Zatürre aşısının mevsimi yoktur. Aşı yıl boyunca her zaman yapılabilir.

Zatürre Aşısı Kaç Yılda Bir Yapılır?

Tek bir doz aşıyla yıllar süren bir bağışıklık kazanılır. Ancak 65 yaş üzeri kişilerde ve bağışıklık yetmezliği olanlarda ise 5 yıl sonra ikinci bir aşı gerekebilir.

Zatürre Aşısının Yan Etkileri?

Yan etkileri genellikle hafiftir. Aşı yapılan yerde küçük bir kızarıklık, şişlik ve ağrı oluşabilir. Aşı sonrası ilk bir gün içinde hafif bir ateş görülebilir. Ancak ateşli hastalıklar, enfeksiyonlar gibi aktif başka bir hastalık sırasında aşı uygulanmamalıdır.

Yukarıda yeralan metin haber ve bilgi amaçlı hazırlanmış olup, hekimin uygulayacağı teşhis ve tedavisinin yerine geçmez. Herhangi bir tedavi sürecine başlamadan önce mutlaka sağlık uzmanının görüş ve onayı alınmalıdır.

Источник: https://www.beslenmedestegi.com/hastaliklar/zaturre-belirtileri

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.