Zinde Bir Mevsim Geçişi İçin Doğru Beslenin

Mevsim Geçişlerinde Doğru Beslenme Nasıl Olmalıdır?

Zinde Bir Mevsim Geçişi İçin Doğru Beslenin

Kış aylarının son günlerinde ilkbahar aylarının da ilk günlerindeyiz. Mevsim değişikliğinin ile birlikte halsizlik, isteksizlik ve yorgunluk hissi de kaçınılmaz oluyor ve bu sebeple Bağışıklık Sistemi her türlü saldırıya karşı var gücüyle savaşmak zorunda kalıyor.

Özellikle havaların bir soğuk bir sıcak olması beraberinde soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıkları da getiriyor. Bu tür hastalıklardan korunmanın en önemli yolu bağışıklık sistemini güçlendirerek vücudu koruma altına almaktır.

Bunu sağlayabilmek ise sağlıklı beslenmeden geçer.

Mevsim sebze ve meyvelerini tüketerek, düzenli beslenerek  ve beslenmede çeşitliliği sağlayarak hem mevsim geçişlerinin sebep olduğu tüm olumsuzluklardan hem de hastalıklardan kurtulmanın yollarını anlatıyor olacağız makalemizde.

Balık Tüketmek

Balıkların verimli olduğu bir ay değildir belki Mart ayı ancak yine de taze balık yeme şansınız olacaktır. Levrek, kalkan ve kefal balıklarının bol olduğu bir dönemdesiniz.

Bu durum da mevsiminde taze balık tüketebileceğiniz ve bu sayede de bağışıklık sisteminizi güçlendirebileceğiniz anlamına geliyor.

Balık çeşitlerinin içeriğinde bulunan OMEGA 3 yağ asitleri sayesinde bakterilerle savaşabilir ve bağışıklık sisteminize katkıda bulunabilirsiniz.

Ekstra Şekeri Azaltmak

Sağlıklı olmanın en önemli kurallarından biridir üç beyazdan uzak durmak. Un, tuz ve tabiki şeker. Aşırı miktarda şeker tüketmenin vücuda olumsuz etkilerinden biridir bağışıklık sisteminizin bakterilere karşı savaşan mekanizmasını durdurmak.

Yalnızca 75 ila 100 gram şeker tüketimi bile beyaz kan hücrelerinin bakterileri yok edecek gücünü azaltabiliyor. Bu nedenle doğal meyve suları, bitki çayları ve günde en az iki litre su içmeyi tercih ederek hücrelerinizi tazeleyebilirsiniz.

Sloganımız ” bağışıklık sisteminizi doğal vitaminlerle güçlendirin” olacaktır.

Doğal Vitaminler Almak

Değişmekte olan mevsimle beraber vücudun mineral ve vitamin ihtiyacı da artmaktadır. Özellikle de C ve B vitaminlerini içeren meyve ve sebzeleri tüketmek büyük ölçüde önem taşıyor.

Sarımsak ve Soğan

Soğan ve sarımsak da bulunan allilik sülfitler bağışıklık sisteminizi desteklemekte ve serbest radikallerin atılımını arttırmaktadır.

Yoğurt ve Kefir

Kefirin ve yoğurdun içeriğinde bulunan yüksek probiyotik sayesinde bağışıklık sisteminiz için faydalı oldukları yapılan bir çok araştırma neticesinde belirtilmektedir. Bununla birlikte doğal antibiyotik olarak da kabul edilen probiyotik bağışıklık sisteminizi de korumaktadır.

Çinko Açısından Zengin Besinler

Çinko özellikle vücudunuzun kendini yenilemesi ve iyileştirmesi durumlarında,  zihinsel fonksiyonlarda,   hormonların dengelenmesinde ve bağışıklık sisteminin gelişmesinde ayrıca önemli yer tutmaktadır. Karaciğer, et, süt, deniz ürünleri, yumurta ve kuruyemiş çeşitlerinde bol miktarda bulunmaktadır.

Mevsim Geçişlerinde Enerjinizi Yükseltecek Öneriler

Kış aylarının soğuk günlerinden ve rehavetinden yavaş yavaş sıyrıldığımız şu günlerde yorgunluk, halsizlik ve depresif hislerin kaçınılmaz olduğundan bahsettik makalemizin başında.

Ayrıca bu durumdan sıyrılabilmenin yolu olarak bağışıklık sisteminizi güçlendirmeniz gerektiği ve bu durumu atlatmanız için de hangi besinleri tüketmeniz gerektiğini anlattık.

Bu başlıkta ise ihtiyacınız olan enerjinizi yükseltebileceğiniz önerilerde bulunarak hayatınızı ve özellikle mevsim geçişlerindeki süreci daha sağlıklı ve huzurlu geçirmenizi sağlamak.

Kış mevsiminin karamsar ve rehavet içinde geçen bir dönem olduğunu hepiniz bilirsiniz. Ayrıca bu süre içerisinde ani yağmurlar, kapalı havalar, gri gökyüzü de işin içine girdiğinde karamsarlık, depresif haller ve ardından gelen zamansız yeme isteklerini önleyebilmek adına bazı önerilerimiz olacak size.

  • Beslenme programınızda her zaman sizi mutlu eden yiyecekler olmalı. Mutluluk hissi veren besinlerin başında çikolata, bitter çikolata, portakal, muz, hindi, somon, ceviz, havuç, koyu yeşil yapraklı sebzeler, zencefil, tarçın ve vanilya gelmektedir.
  • Vücudunuzu arındıran yemekleri ve çayları tüketmeye gayret sarfedin. Size bu konudaki önerimiz güne adaçayı içerek başlamanız. Kuşluk vaktinde beyaz ya da yeşil çay ikindi zamanından kuşburnu, nane, tarçın karışımı ya da naneli mate  içerek ıhlamur, yasemin ve papatya gibi sakinleştirici etkileri olan çayları da yatmadan önce tüketmeniz yönündedir. Arındırıcı yemekler kategorisinde ise öncelikli olarak öğünlerinizde çiğ mevsim sebzelerine mutlaka yer verilmesidir. öğle ve akşam yemeklerinden birinde de sebze çorbası tüketilmesine gayret gösterilmelidir.
  • Özellikle kayısı ve biberiye ile duş sonrasında kendinize masaj yapabilir hatta imkanınız var ise profesyonel bir masaj uzmanından yardım alarak haftada bir kez kan dolaşımını hızlandıran masaj uygulatabilirsiniz.
  • Mevsim geçişlerinde gece yemeleri en büyük kilo kabusu olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle gün içinde doğru ve sağlıklı beslenmeli, vücudunuzu aç bırakmamaya gayret etmelisiniz. Ayrıca öğünlerinizde tok tutan hacmi büyük ancak kalorisi düşük besinlere yer vermelisiniz. En dikkat edilmesi gereken husus ise yaşam alanınızdan sakıncalı ve muzur gıdaların uzaklaştırılmasıdır.
  • Gününüzü daha canlı geçirmek istiyorsanız kendinize yulaf ezmesi hazırlayıp içerisine kuru meyveler ilave edebilirsiniz. Standart kahvaltınıza alternatif olan yulaf ezmeli kahvaltıyı isteğe göre sütle pişirip sıcak olarak da tüketebilirsiniz. Ancak özellikle sıcak havalarda soğuk süt ve meyvelerle tüketiyor olmanız size kendinizi daha iyi hissettirecektir.
  • Eğer uyandığınızda vaktiniz oluyorsa ve tadını da seviyorsanız yorgun uyandığınız sabahlar dereotu, maydanoz ve birkaç ıspanak yaprağının suyunu sıkarak light kefirle ve dövülmüş çörekotu ile karıştırarak içebilirsiniz.
  • Diğer bir seçenek olarak yine bir bardak sıcak suyun içerisine bir çay kaşığı organik bal ve limon dilimi ile bekleterek içebilirsiniz.

Canlı Olmak için Enerji Veren Besinlere Yönelin

  • Gün içinde enerji çöküşlerini önleyebilmenin en basit yollarından biridir OMEGA-3 kaynağı olan besinler. Bu sebeple öğle yemeğinde yarım portakal ve ıspanak yaprağından oluşan bir salata hazırlamak ya da somon yemek harika bir tercih olacaktır. Özellikle de koyu yeşil yapraklı sebzelerin enerji veren klorofil desteği size acil servis gibi yetişecektir.
  • İkindi saatlerinde ortaya  çıkabilecek tatlı krizleriniz için çantanızda mutlaka “acil enerji kitleri” bulundurmalısınız. Bu kitler kuru erik, kuru kayısı, yaban mersini, kuru üzüm, kuru dut, altın çilek ve fındık, fıstık, badem, ceviz kombinasyonlarından oluşan besinlerden oluşabilir. Öğünler arasında geçen zamanda acıkmanız halinde özellikle kuru erik tükettiğinizde kan şekerinin düşmesini de engelliyor olacaksınız. Diğer taraftan kuru vişne de doğru bir alternatif olarak kabul edilebilir.
  • Akşamları tok olsanız bile bir  şeyler yemek isterseniz brokoli ve karnabahar gibi sebzeleri hafifçe haşlayarak yoğurtla tatlandırarak tüketebilirsiniz. Lif açısından zengin olan bu karışım ile uzun süre tokluk hissi yaşıyor olacaksınız. Diğer taraftan pul biber ve limonla tatlandırarak yemeniz de mümkün. Akşam saatlerinde sağlıklı atıştırmalık alternatifi olarak salatalığı ince dilimler halinde keserek üzerine bol dereotu serpebilir ya da limon sıkarak da tüketebilirsiniz.
  • Mevsim geçişlerinde gaz şikayetleri ve sindirim sorunları da artmaktadır. Bu nedenle günlük meyve tüketiminizde ananas terih etmenizi öneriyoruz. Ananas meyvesinin içeriğinde “bromelain” olarak adlandırılan protein sindirici bir enzim bulunmaktadır. Bromelain ayrıca vücudun sus tutmasını azaltmakta, sindirimi kolaylaştırmakta ve iltihapları da gidermektedir. Bu sebeple düğün öncesinde oluşabilecek ödemin dindirilmesinde tercih edilebilecek bir meyvedir ananas. Ayrıca kan şekerini dengelemek için beraberinde bir kibrit kutusu kadar yağsız peynir tüketimi de önerilmektedir.
  • Mutlaka açık havada yürüyüşe çıkılmasını öneriyoruz. Ağır spor programından kaçınmalısınız ve tempoyu düşürmelisiniz.
  • Su sadece mevsim geçişlerinde değil her zaman önerdiğimiz ve mutlaka tüketilmesi gereken bir doğal içecektir. Bu nedenle susuz kalmamaya dikkat etmelisiniz. Sıvı eksikliği dolaşımı yavaşlatmakta, organların çalışma temposunu düşürmelerine sebep olmaktadır. Bu sebeple susadığınızda değil her daim en az 8-10 bardak tüketilmeli ve bu alışkanlık haline getirilmelidir.

Kaydet

Источник: https://www.diyetixyen.com/mevsim-gecislerinde-dogru-beslenme-nasil-olmalidir/

Mevsim geçişlerinde sağlığı korumak için nasıl beslenmeli?

Zinde Bir Mevsim Geçişi İçin Doğru Beslenin

Sık sık değişen hava koşulları nedeniyle mevsim geçişlerinde sağlığı korumak için dengeli ve düzenli beslenmenin önemine dikkat çeken uzmanlar, beslenmede çeşitliliğin korunması gerektiğinin de altını çiziyor.

Hekim bulma ve randevu alma konusunu internet kullanıcıları için çok kolay bir hale getiren DoktorTakvimi.com sitesinin yaptığı ankete göre, internet kullanıcılarının daha sağlıklı yaşam için yapmayı planladıkları ilk şey sağlıklı beslenme.

Sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen ankette “Mevsim geçişlerinde daha sağlıklı olmak için neler yaparsınız?” sorusuna katılımcıların yüzde 39’u, “Bağışıklık sistemini güçlendirici yiyecekler yerim ” cevabını verdi. Ankete verilen cevaplarda sırasıyla öne çıkan başlıklar; Spor yaparım (yüzde 25), Kalın kıyafetler giyerim (yüzde 13), Kapalı ve kalabalık alanlardan uzak dururum (yüzde 11) ve Detoks diyeti (yüzde 3) oldu.

Dengeli beslenme, düzenli beslenme 

Beslenme Uzmanı Diyetisyen Tuğçe Sert, sosyal medya kullanıcılarının cevaplarından yola çıkarak İlkbahar’da daha sağlıklı olmak adına beslenme önerilerini paylaştı. Doğru beslenmenin, sağlıklı ve dinamik bir bedene sahip olmanın önemli bir adımı olduğunu belirten Sert, dengeli beslenmenin önemine dikkat çekti.

Sağlıklı beslenmenin, her besin grubundan dengeli bir şekilde tüketmek ve günde 5 – 6 öğün yemek olduğunu vurgulayan Sert, en önemli öğünün ise kahvaltı olduğunun altını çizdi.

Kahvaltının metabolizmanızın hızlanmasına ve gün içindeki kalori alımınızın azalmasına yardımcı olduğunu belirten Sert, güne mutlaka iyi bir kahvaltı ile başlanmasını önerdi.

 Diyetisyen Tuğçe Sert, gün içerisindeki yeme düzeni hakkında ise şunları söyledi:

“Ara öğün alışkanlığınız yoksa bundan sonra ara öğün yapmayı alışkanlık haline getirin. Çünkü ara öğün yapmak, kan şekerinizin dengelenmesini ve tok kalmanızı sağlar. Öğle yemeğinizi atlamayın.

Öğle öğününü tüketmek, akşam yemeğindeki porsiyonunuzun azalmasını sağlar. Günde 6 öğün beslenin ve öğünleriniz arasında 3 saati geçirmeyin.

Bu şekilde beslendiğinizde, daha kolay kilo verdiğinizi ve hiç aç kalmadığınızı hissedeceksinizdir.”

Beslenmede çeşitlilik gözetilmeli!

Sert’in dengeli beslenmeye yönelik önerileri de şöyle:

“Karbonhidratlar, yağlar ve proteinler dengeli bir şekilde her gün tüketilmelidir.

Karbonhidrat kaynağı olarak tam buğday ekmek, bulgur, yulaf tarzı tam tahıl ağırlıklı besinler, yağ grubundan sıvı yağları, ceviz, fındık, badem gibi yağlı tohumlar, protein kaynağı olarak ise yarım yağlı süt, yoğurt, yumurta, balık, tavuk veya yağsız etler tercih edilebilir.

Bunlar dışında günde 5-6 porsiyon meyve, sebze tüketilmeli. Ancak bahar aylarına doğru daha çok artan sebze, meyve çeşitliliği porsiyon kontrolünüzün kaçmasına neden olabilir. Bu nedenle porsiyonlar konusunda dikkatli olunmalı.

Haftada 1, en fazla 2 kez kırmızı et tüketmek yeterli olacaktır. Omega- 3 açısından çok zengin bir protein kaynağı olan balık tüketimi önemli.

Düzenli balık tüketimi kilo vermeyi kolaylaştırırken, kalp- damar hastalıklarına karşı da koruyucu etki gösteriyor. Özellikle somon, levrek, uskumru, tonbalığı, çupra gibi yağlı balıkları haftada 2 gün tercih etmek gerekiyor.

Elbette pişirme tekniği de önemli. Balığın da, etin de, kızartma şeklinde değil, fırında veya ızgarada pişirilmesi önem taşıyor.

Düzenli spor yapmayı hedefleyin!

Sağlıklı bir bedene sahip olmanın yollarından en önemlisi de, dengeli beslenmenin yanında şüphesiz ki düzenli spor yapmaktır. Spor, hem daha fit bir bedene sahip olmanızı hem daha iyi hissetmenizi sağlar. Ancak spor yaparken de bilinçli olmak gerekli.

Saatlerce spor salonunda kalıp, vücudu çok fazla yormak yerine, daha hafif ve düzenli egzersiz yapmak yaşam kalitesi için daha faydalı. Ayrıca çok yoğun egzersiz yapmak, bırakıldığında verilen kiloların tekrar geri dönmesine neden olabiliyor. Bu yüzden haftada 150 – 200 dakika arası spor yapmak, sağlıklı bir vücut için yeterli kabul ediliyor.

Özellikle bahar aylarında açık havada yürüyüş yapmak metabolizmanızın daha iyi hızlanmasını sağlayacaktır.

Detoks yaparak vücudunuzu toksinlerden arındırın!

Hava kirliliği, sigara dumanı, radyasyon, yağlı besinler tüketmek gibi durumlar vücuttaki serbest radikallerin artmasına neden olur. Bu durum bağışıklığın düşmesine, yorgunluğa, kilo alımına ve bazı hastalıklara da neden olabilir.

Detoks diyetlerinin amacı ise vücudu bu serbest radikallerin etkisinden kurtarmak ve toksinlerden temizlemektir.

Özellikle mevsim geçişlerinde, tatil dönüşlerinde veya çok fazla yemek yediğinizi düşündüğünüz bir haftanın ardından maksimum 5 gün uygulayabileceğiniz detoks kürleri, metabolizmanızın hızlanmasına yardımcı olur.”

GIDAHATTI DERGİSİNİ ÜCRETSİZ İNDİRİN

Источник: https://www.gidahatti.com/mevsim-gecislerinde-sagligi-korumak-icin-nasil-beslenmeli-45450/

Zinde bir mevsim geçişi için doğru beslenin

Zinde Bir Mevsim Geçişi İçin Doğru Beslenin

Herkes tarafından büyük bir hevesle beklenen yaz mevsimi, yerini artık sonbahara bırakıyor. Üstelik kasvetli ve kapalı havalar, daha Eylül ayında kendini hissettirmeye başladı.

Bu mevsim geçişlerinin şüphesiz en zorlu yanı da beraberinde getirdiği grip, bronşit ve soğuk algınlığı gibi hastalıklardır. Bu geçişi sağlıklı bir şekilde atlatabilmenin ve bütün kışı zinde geçirebilmenin en önemli yolu da doğru beslenmekten geçiyor.

Çünkü özenli ve doğru beslenme, bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalık ihtimalini azaltırken, mevcut rahatsızlıkların iyileşme hızını da arttırıyor.

Mevsim geçişi hastalıklarından korunmak için pratik çözüm önerileri

Sonbaharda hakim olan yağmurlu ve kapalı havalar bazı insanlar için mutsuzluk sebebidir. Bu kişilerin genellikle sonbahar aylarında şeker oranı yüksek gıdalarına tüketimine yöneldiğini gözlemliyoruz.

Bununla orantılı olarak doğru beslenmeden uzaklaşanların vücut direncinde de düşüş yaşanıyor.

Sonbahar mutsuzluğunu kontrol altına alabilmek için özellikle B vitamini bakımından zengin tam tahıllar, kuru baklagiller, yeşil yapraklı sebzeler, et ve süt ürünlerinin tüketilmesi gerekiyor.

Sonbaharda su içmeyi unutmayın

Sonbaharda beslenmeyle ilgili dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri de su tüketimidir. Çünkü artan yağışlar ve soğuyan havayla birlikte kişiler sıcak içeceklere rağbet ediyor. Bu durum da su tüketiminin unutulmasına neden olabiliyor. Ayrıca havaların serinlemesiyle yaşanılan susuzluk fark edilemeyebiliyor.

Çay, kahve gibi sıcak içecekler suyun yerini tutmadığı gibi, aksine vücuttan su atılmasına yol açarak daha fazla su ihtiyacı oluşturuyor. Eğer bu gibi içeceklerin tüketiminden uzak durulamıyorsa, daha fazla su içmeye dikkat edilmesi gerekiyor. Günde en az 1,5 litre su içilmesi uygundur.

Fakat çay, kahve gibi içeceklerin tüketimi fazla ise bu miktar arttırılmalıdır.

Güne taze portakal veya greyfurt suyu ile başlayabilirsiniz

Sonbahara geçerken insanların vücut direncinde ciddi bir düşüş görülür. Vücut ise halsizlik, yorgunluk ve baş ağrısının yanı sıra, soğuk algınlığı, nezle, grip, bronşit gibi gribal hastalıklara karşı daha açık hale gelir.

Bu sebeple, bağışıklık sisteminin de gribal hastalıklara karşı güçlendirilmesi büyük önem taşır. Bunun için de vitamin ve mineral değerleri yüksek yiyeceklerle beslenmeye özen gösterilmesi gerekir. Bilhassa et, süt, sebze, meyve ve tahıllardan oluşan besin grupları yenmelidir.

C vitamini vücutta bulunan zararlı maddelerin atılmasını sağladığı için sonbaharda bol bol C vitamini içeren meyve ve sebzeler tüketilmelidir. C vitamini kaybını önlemek için de taze sıkılmış meyve suları içilmelidir. Örneğin; güne taze portakal veya greyfurt suyu ile başlanabilir.

Ayrıca antioksidanlar da vücudun direncinin yükseltilmesinde büyük pay sahibidir.

Antioksidan özelliği taşıyan yiyecekler, bazı ciddi hastalıkların önüne geçebildiği gibi, vücuda serbest radikallerin girişini de önler. Bu yiyecekler ayrıca, vücutta mevcut olan radikallerin vereceği zararların önüne geçerek, onların vücuttan atılmasını sağlar. Sonbaharın en önemli antioksidan kaynakları ise şu şekildedir.

A vitamini: yeşil yapraklı sebzeler, havuç, bal kabağı, yumurta ve balık,

C vitamini: kuşburnu, maydanoz, yeşilbiber, karalahana, karnabahar, limon, mandalina ve greyfurt,

E vitamini: badem, ceviz, fındık gibi yağlı tohumlar ve bitkisel yağlar,

Magnezyum: badem, ceviz, fındık, fıstık, muz, kurubaklagiller, tahıllar, yeşil yapraklı sebzeler,

Selenyum: deniz ürünleri, et ürünleri ve sarımsak,

Çinko: badem, ceviz, kurubaklagiller, bulgur, süt, yumurta, balık ve et.

Bu antioksidan kaynağı gıdaların mutlaka beslenme alışkanlıkları arasına katılmasını sağlamak gerekir. Örneğin; sabah kahvaltısında yumurtanın yanında maydanoz, yeşilbiber ve tam tahıllı ekmek bulunmalıdır.

Ara öğünlerde ise meyvenin yanında küçük bir avuç badem ya da ceviz tüketilmelidir. Ayrıca tüketilen meyvenin yanı sıra sebzelerin de mevsimine ait olmasına özen gösterilmelidir.

Çünkü her meyve ve sebze insanları içinde bulundukları mevsimin hastalıklarına karşı koruyucu içeriklere sahiptir.

Vücut performansını arttırmak için balık ve kuru baklagil yenmeli

Sonbaharda aşırı üşümelerin önüne geçebilmek ve bağışıklık sistemine destek sağlayabilmek için zencefil, zerdeçal, kekik ve karabiber gibi baharatların da kullanımına özen gösterilmelidir.

Eğer bu baharatlar yemeklerde tüketilemiyorsa mutlaka çaylara eklenmelidir. Sonbaharda özellikle ara öğünlerde küçük bir avuç badem, fındık, mandalina gibi meyveler de tercih edilmelidir.

Haftada 2 kere balık, 1 kere de kuru baklagil tüketerek vücut performansı arttırılabilir.

Mevsim değişimlerinde bağışıklık sisteminizi bu gıdalarla destekleyebilirsiniz

Probiyotik gıdalar beslenme alışkanlığına eklenmeli

Probiyotikler, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde büyük öneme sahiptir. Bu nedenle mevsim geçişine ve beslenmeye bağlı olarak oluşan bağırsak problemlerini en aza indirebilmek için beslenme alışkanlığı içinde muhakkak probiyotik gıdalara yer açılmalıdır.

Yoğurt, kefir ve turşu önemli probiyotik kaynaklarındandır. Sütten daha fazla probiyotik içeren kefir, sindirim sisteminde bulunan bakteri ve mikropların temizlenmesine katkı sağlar.

Kefir ayrıca, antibiyotik özelliği taşırken, yüksek kalsiyum ve magnezyum içeriği ile kemik sağlığının korunmasına destek olur.

Sonbahar ayına girerken vücutta yorgunluk, halsizlik ve stres gibi çeşitli belirtiler ortaya çıkabilir. Bu dönemde yeterli uyku alınmadığında konsantrasyon ve performans düşüklüğü gibi durumlarla karşılaşılabilir.

Ayrıca vücut, mevsim değişikliği döneminde enerji gereksinimi duyar. Bu enerji ihtiyacını da yiyeceklerle karşılamaya yönelinir. Fakat enerji ihtiyacını kapatmak amacıyla genellikle karbonhidratlı yiyecekler tüketilir.

Böylece dengeli beslenemeyen vücudun bağışıklık sistemi zayıflar.

15-20 dakika güneşte durulmalı

Sonbahar ayı her zaman yağmurlu ve kasvetli olmuyor elbette. Güneşin yüzünü gösterdiği günlerde yazın vücudun depoladığı D vitamini seviyesini dengede tutabilmek için mutlaka güneş ışınlarından faydalanılmalıdır.

Bu dönemde yalnızca yüz ve kolların ön kısımlarının en az 15-20 dakika kadar güneşlendirilmesi yeterli olacaktır.

Küçük ama etkili bu uyarılar dikkate alınarak kontrol elden bırakılmadığında keyifli ve zinde bir mevsim geçişi sağlanabilir.

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/zinde-bir-mevsim-gecisi-icin-dogru-beslenin/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.